ABD Topraklarında Bağımsız Lakota Cumhuriyeti

Lakota Cumhuriyeti, Siyular tarafından Amerika Birleşik Devletleri’nin Kuzey Dakota, Güney Dakota, Nebraska, Wyoming ve Montana eyaletlerinde Viyana Sözleşmesi’ne dayanılarak resmen tasarlanmış bir cumhuriyettir.

Amerika kıtası’nın 15. yüzyılın sonlarında Kristof Kolomb tarafından keşfedilmesinden önce bu topraklarda yüzyıllar boyunca sadece Kızılderililer yaşamaktaydı. Keşiften sonra başta İspanya, Fransa ve Britanya olmak üzere aralarında Hollanda, İsveç ve Portekiz’in de dahil olduğu birçok Avrupa ülkeleri buralarda sömürgeler kurdular. Bu sömürgeler arasında Britanya’ya ait On Üç Koloni de vardı. Günümüzdeki ABD 18. yüzyılda Britanya İmparatorluğu’na ait bu sömürgelerin bağımsızlıklarını kazanması sonucu oluşmuştur.

lakota cumhuriyeti

ABD’nin bağımsızlığını kazandığında ki toprakları şuankinin üçte biri civarındaydı. Batıda ki topraklar Fransa’ya aitti. ABD’nin 3. başkanı Thomas Jefferson bu topraklar ABD için çok önemli dedi ve Fransa’nın başındaki Napolyon Bonapart para karşılığı bu toprakları istedi. Türkiye’nin neredeyse üç katı olan bu topraklar 1803 yılında 78 milyon Fransız Frankı (15 milyon ABD Doları) karşılığında ABD’ye satıldı.

ABD ve Lakota halkı arasında ilk anlaşma 1805 yılında “barış ve dostluk” içinde yaşama vaatleriyle yapıldı ama ABD’nin istilaları hep sürdü. Tam ölçekli savaşı önlemek için, Fort Laramiee Antlaşması ile 1851 yılında ABD ile anlaşma yapıldı. Bu anlaşmada Lakota açıkça bağımsız bir ülke olarak tanınıyordu. ABD vatandaşları anlaşma sonrasında altın ve maden yağması için Lakota’yı istila etti ve çıkan çatışmalara ABD askeri müdahale etti. Bölgenin 1874 yılında, ABD ordu komutanı George Custer tarafından istilası ile günümüze kadar süren inkar süreci başlamıştır.

1974 yılında ise ilk kez Uluslararası Kızılderili Konseyi tarafından Bağımsızlık bildirileri yayınlanmıştır.

IŞİD’e Afrika’da Destek Veren Örgütler

Beyrut, Ankara ve Paris’i kana bulayan IŞİD (DAEŞ) saldırılarının dünyanın farklı bölgelerinde planlanmış olabileceği iddiaları, gözleri örgütün küresel bağlantılarına çevirdi. IŞİD’e Şuan Afrika’da bir çok örgüt biat ediyor yada destekliyor. Bunların en güçlüsü ise Nijerya’da aktif olan Boka Haram terör örgütüdür.

IŞİD’le bağlantılı, IŞİD’e destek veren ve IŞİD’e biat eden örgütlerin Afrika’da ki listesi

Yeni Savaş Sebepleri Artık Belli: İklim Savaşları

Kağıt üzerinde görünmeseler de ABD’nin ve dünyanın en zengin ailesi Rockefeller’lar ve bu ailenin dünyaya bir uyarısı var:

”Gerekli önlemler alınmazsa önümüzdeki yıllarda petrol savaşlarının yerini iklim savaşları alacaktır”

Sadece New York’ta bu ailenin 1 trilyon dolarlık gayrimenkulü olduğu biliniyor ve kontrol ettikleri para 5 trilyon ile 15 trilyon arasında değişiyor.

Rockefeller ailesi ve savaş

Dünya Bankası’ndan kredi alan ülkelerin aynı zamanda Rockefeller ailesine borçlanıldığı bilinir ve Dünya Bankası, IMF gibi kuruluşlarda etkin rol oynarlar.

Rockefeller ailesi hakkında daha nice ilginç bilgiler internette yer alır ama önemli olan bilgi ise bu aile vakfından gelen açıklama. Amerikan İç Savaşın’dan 2. Dünya Savaşı’na kadar bir çok savaşın finansörü olduğu söylenen bu aile petrol savaşlarının artık geride kalacağını ve yeni savaşların sebepleri olarak ‘iklim’i gösteriyor.

”Kutuplar erir, aşırı hava değişiklikleri, kuraklık olur. Birçok hayvanın nesli tükenir. Milyarlarca insan yiyecek ve su sıkıntısı çeker. Kıyı şeridindeki şehirler sular altında kalır. Adalar haritadan silinir. İklim değişikliği yüz milyonlarca kişiyi göçe zorlar. Su ve gıda maddesi savaşları başlar. Petrol savaşlarının yerini iklim savaşları alır.” diyor.

Bu ailenin gizemli tarafını bir kenara koyup gücünün farkında olarak konuşursak söyleyecekleri sözlerin arka planını ve anlamını iyi bilmek gerekir. Bu gibi ailelerin dünyayı yönettiği, savaşları çıkarttığı bilindiğinden yeni savaşların sebeplerini şimdiden öngörmeleri de oldukça manidardır.

PYD’nin Gelişimi ve Amacı

2

Suriye’nin kuzeyine dair Türkiye ilk başlarda PYD’yi kontrol edip, orada kurulacak yönetime Türkiye güdümünde olursa izin verecekti. Türkiye ilk defa PYD ile görüşen devlet olarak bunu amaçladı ama olmadı. PYD Barzani gibi Türkiye’nin politikalarına uymadı. Esad’ın kuzeydeki ordularını çekmesiyle PYD bölgeye hakim oldu. Afrin, Kobani ve Cizire Kantonu (Haseke’nin olduğu bölge) PYD’ye kaldı. 2014’te IŞİD Kobani’ye saldırdı ve merkez dahil ele geçirdi. ABD’nin hava saldırılarıyla Peşmerge, ÖSO ve YPG karadan saldırdı. (Yakinen bildiğimiz gibi IŞİD’in Kobani saldırısı sonrasında Türkiye’de eylemler oldu ve 40’tan fazla kişi ölmüştü.) IŞİD bu saldırılar sonrasında Kobani’den çekildi ve Kobani PYD’nin 3. ve merkez kantonu ilan edildi. Çünkü bölge kantonların ortasındaydı. Koalisyon güçlerinin hava saldırıları sonrasında IŞİD’in eski kalesi Tel Abyad’da YPG’nin eline geçti ve kontrol sağlandı. Böylece Suriye’nin kuzeyinde Azez-Cerablus arası PYD’nin kontrolünde olmayan tek bölge olarak kaldı.

pyd salih müslim amacı

PYD’de ve kara gücü YPG bu bölgeye de hakim olup Suriye’nin kuzeyinde toprak bütünlüğüne sahip olmaya çalışıyor. Türkiye sınırı boyunca Suriye hattını kendi kontrolüne almak isteyen PYD’nin, kendilerinin de söylediği gibi ilk olarak özerk bölge, daha sonra da bağımsızlık hayali var. PYD’nin şuan Suriye’nin Kuzeyinde üç kantonu bulunuyor. En son olarak da IŞİD’in Rakka’dan sonra 2. kalesi sayılan Tel Abyad’ın kontrolünü ele geçiren PYD burayı Kobani kantonuna bağladı. Suriye’nin kuzeyinde Araplar, Kürtler, Türkmenler ve az sayıda Süryani mevcut. PYD buradaki bölgeleri kontrolü altına aldığında buradaki Arapların ve Türkmenlerin çoğuna İsrail’in yaptığına benzer bir şekilde göç politikası uyguladı ve buraya Kürtleri yerleştirdi. Bunun doğruluğunu Uluslararası Af Örgütü, BM kaynakları ve ABD’nin açıklamalarında teyit edebilirsiniz.

PYD ne Esad rejimiyle savaşmış ne de Suriye muhalefeti içerisinde yer almıştır. Bu durum Esad rejiminin elini kuvvetlendirmiştir. Çünkü Esad’ın Kürtlerle olan cephesi PYD/YPG’den dolayı kapatılmıştır. Başka bir ifadeyle, YPG’nin Esad rejimiyle çatışması gerekirken Özgür Suriye Ordusu ve diğer muhalif gruplarla çatışmaya girdiği unutulmamalıdır. (PYD’nin kaynakları dahil tüm ulusal ve uluslararası medyada bu bilgilere ulaşabilirsiniz.) Hatta PYD, Kuzey Irak Kürt Yönetimi Başkanı Mesud Barzani’nin desteğiyle kurulan Suriye Kürt Ulusal Konseyi’ne karşı da sert tutum sergilemiştir. PYD’nin 2011 yılının Temmuz ayında Erbil’de ve 2014 yılının Ekim ayında Dohuk’ta, Suriyeli Kürt partiler ile imzalamış olduğu deklarasyonun koşullarına uymadığı da söylenebilir.

PYD, Esad’a karşı Suriye muhalefetine destek sunan Kürt partilerinin yetkililerini zaman zaman tutuklamış veya kurduğu kantonlara üyelerinin girişlerini yasaklamıştır. PYD’nin bu bölgeleri kolayca ele geçirme sebepleri ise ilk olarak rejim askeri yani Suriye Ordusunun buralardan çekilmesi ve ABD’nin hava saldırılarıyla genişlemesidir. ABD hava saldırılarıyla PYD’ye destek vermeseydi PYD bu kadar geniş bir alana hakim olamayacaktı.

Sonuç olarak PKK/KCK’nın Suriye kolu olarak görev yapan, toplantılarda da KCK yöneticilerinin olduğu PYD ve silahlı gücü YPG bu bölgelerde kontrolü sağlayıp, etnik temelli bir Kürt devleti kurmak istediğini dile getiriyor ve bunu tüm dünya bildiği halde şuanki Suriye’nin durumundan dolayı net tavır koyamıyor/koymak istemiyor.

suriye son durum harita

Çin ile Anlaşılan Füze İhalesi İptal Edildi

NATO üyesi Türkiye’nin 2013’teki füze savunma sistemi ihalesini 3.4 milyar dolar veren Çin kazanmıştı. İhalenin içeriğinde ise Çin ve Türkiye ortak üretim yapacaktı. Yani Türkiye’nin yüzde 50 yerli üretim şartını Çin kabul etmişti. NATO ve ABD’den itirazlar geldi ve ihale iki yıldır askıda bekliyordu. Bugün açıklanan bilgiye göre ise ihalenin iptal olduğu ve Türkiye’nin milli füze üretim projesi başlatacağı açıklandı.

çin füze ihalesi

Devlet yetkilileri Çin ile teknoloji transferi gibi konularda yaşanan pürüzler nedeniyle müzakerelerin bu kadar uzun sürdüğünü ve bunlardan ötürü de ihalenin askıya alındığını söylüyor. Fakat en kabul edilir sonuç, bu ihaleyi ABD’nin istememesidir. Çin’in devlet firması CPMIEC, İran’a silah sattığı için uzun süredir Amerika Birleşik Devletleri’nin yaptırımlarına maruz kalmakta.

Tabi sonuç olarak Türkiye milli füze üretiminin daha önce de gördüğümüz gibi hakkını verebilir. Ancak Türkiye batıdan ve doğudan gelişmiş füze sistemleri ile çevrelenmiş durumda olmasına rağmen herhangi bir savunma sisteminin olmaması ve bu projenin ne zaman sonlanacağı ise merak konusu. Çünkü Ortadoğu hiç olmadığı kadar tehlikeli bir durumda ve ABD Hegemonyası maalesef yine kendini gösterdi diyebiliriz.

Türkiye’nin Hava Savunma Sistemi Var mı? ve Uçak Düşürme Ustası: S-300 Füze Savunma Sistemleri adlı iki yazıyı okuyarak Türkiye’nin ve komşu ülkeleri İran ve Suriye’de ki füze sistemleri hakkında ayrıntılı bilgi alabilirsiniz.

IŞİD Hakkında Bilinmesi Gereken 10 Başlık

0

IŞİD NE İSTİYOR? 
Irak Şam İslam Devleti, Irak ve Suriye’de faaliyet gösteren silahlı bir grup. Ancak Yemen, Tunus, Libya, Mısır ve hatta Filipinlerde bile kendisine biat etmiş başka silahlı örgütlerle de işbirliği içinde. 29 Haziran 2014’de hilafet ilan etti. Taraftarları, dünyada kendi anlayışlarına göre İslami bir düzen kurmak istiyor, bu konudaki bazı kehanetlere göre hareket ettiklerini düşünüyor. Ancak örgütün lider kadrosunun amaçları belli değil. Özellikle kuruluş aşamasında, Suriye ve İran istihbaratlarıyla en azından taktik işbirliği yaptığından şüpheleniliyor.

IŞİD NE ZAMAN KURULDU? 
Örgüt 2004 yılında ” Tevhid ve Cihat” adıyla Ürdünlü Ebu Musab Zerkavi tarafından Irak’ta kuruldu. Sonrasında Usame Bin Ladin liderliğindeki El Kaide’ye katıldı. El Kaide’ye katıldıktan sonra adını “Mezopotamya El Kaidesi” olarak değiştirdi.

ışid ne zaman kuruldu

İLK LİDERLERİ KİMLERDİ?
2005’de yayınlanan bir videoda Zerkavi, “Mücahitler Şurası Konseyi’ni kurduklarını açıkladı. Irak’ta Zerkavi 7 Haziran 2006’da ABD güçlerince düzenlenen bir operasyonda öldürüldü. Yerine Ebu Hamza El Mhacir geçti. 2006 yılının sonlarında El Kaide’ye yakın Ebu Ömer El Bağdadi ise liderliğini yaptığı ” Irak İslam Devleti”ni kurduklarını açıkladı.

ŞİMDİKİ LİDERİ KİM?
Nisan 2010’da ABD ve Irak güçleri Sisar bölhesinde Ebu Ömer El Bağdadi ve Ömer Hamza El Muhacir’in kaldıkları eve ortak operasyon düzenledi. Operasyonda her ikisi de öldürüldü. Ebu Bekir El Bağdadi örgütün yeni lideri oldu. Kendisini de halife ilan etti.

ışid lideri bağdadi

MALİ KAYNAKLARI NELER?
ABD Hazine Bakanlığı Terörizm ve mali İstihbarat Müsteşarı David Cohen’in geçen yıl verdiği bilgiye göre, IŞİD, sanıldığının aksine bağışçılardan çok fazla destek almıyor. Kendi mali kaynaklarını oluşturmuş durumda. Bu kaynakların başında da petrol satışı var. Tahminlere göre petrol satışından günde bir milyon dolarlık gelir elde ediyor. Tarihi eser kaçakçılığı da başka önemli bir gelir kaynağı. Musul’u ele geçirdiğinde de şehirdeki bankalardaki paralara el koydu. Yalnızca 2013 yılında rehinelerin serbest bırakılması karşılığında da 20 milyon dolar aldı.

IŞİD’İN TAKTİĞİ NE? 
IŞİD, Irak ve Suriye topraklarında ilan ettiği devlet için ‘kalıcı ol ve genişle’ sloganını kullanıyor. Yayılmaya çalıştığı ya da etkisi altına almak istediği alanlarda da, etnik ve mezhebi ayrımları körükleme taktiği izliyor.

ışid mali kaynakları

IŞİD EL KAİDE’NİN BİR KOLU MU?
Nisan 2013’te El Kaide, Suriye’deki IŞİD’i tanımadığını ilan etti ve örgütün Suriye’yi terk etmesini istedi. El Kaide, Suriye’deki temsilcisinin Nusra Cephesi olduğunu açıkladı. Nusra Cephesi ve IŞİD arasında birçok cephede çatışmalar yaşandı.

NERELERİ KONTROL EDİYOR? 
Irak ile Suriye’de çok büyük bir alanı kontrol altında tutuyor. Irak’ın en büyük ikinci kenti olan Musul örgütün kontrolünde. Suriye’nin kuzeyinde Amerikan’ın hava desteğini alan PYD’ye karşı gerileme yaşasa da hala çok geniş bir alan kontrol örgütün elinde.

ASKERİ GÜCÜ NE KADAR? 
Bu konuda net bir bilgi yok. Ancak CIA, 2014’de Irak ve Suriye’deki silahlı militan sayısının 31 bine yaklaştığını duyurmuştu. Bir kısmı yabancı savaşçı. Tahminler 80 değişik ülkeden geldikleri yönünde. Yerelde de IŞİD’e destek veren aşiretler ve kişiler var.

ışid askeri

SURİYE REJİMİ İLE İŞBİRLİĞİ VAR MI? 
Suriye muhalefeti IŞİD’in Suriye’de devrimin sabote edilmesi için Şam yönetimince desteklendiğini iddia ediyor. Şam rejimi Suriye’de muhaliflerin elindeki bölgelere düzenli olarak varil bombası atarken, IŞİD’in kontrolündeki bölgelere saldırmıyor. IŞİD, Rakka’da çıkardığı petrolü Suriye rejimine satıyor.

Kaynak: aljazeera

Doğu Akdeniz’de Türkiye Karşıtı İttifak

1950’li yıllarda ortak ekonomik çıkarlar üzerine inşa edilen Avrupa Birliği’nin doğuşuna benzer bir şekilde Doğu Akdeniz’de yeni bir stratejik ortaklığın tohumlarının serpildiği söyleniyor. Bu birlik Yunanistan, Güney Kıbrıs, İsrail ve Mısır arasında gerçekleşiyor. Daha önce de bu ortak ülkelerin yaptıklarıyla alakalı bir yazı paylaşmıştık. Bu ülkeler enerji anlaşmalarını başka sektörlerdeki işbirlikleriyle pekiştiriyor. Ülkede ki gündem doluluğu ve Suriye meselesi yüzünden de bu konu, Türkiye gündeminde yer edinemiyor.

israil yunanistan mısır

Kızıl Deniz’den Ege’ye uzanan yeni bir stratejik eksen Yunanistan-Kıbrıs-İsrail-Mısır bloğu ile Türkiye’nin liderliğine soyunduğu blok arasındaki çekişme, Washington’da dış politika ile ilgili ortak bir çizginin var olmaması, İngiltere’nin kendi çıkarlarının peşinden koşması ve Filistin Sorununun doğurduğu tehlikeler ise bu blok için büyük sorun teşkil ediyor.

Doğu Akdeniz’de Neden Türkiye Yok? adlı yazımızda bu stratejik eksenin neler yaptığını görebilirsiniz.

Türkiye’nin Nükleer Füzeleri: JÜPİTER

1961’de SSCB’ye karşı Türkiye’ye ABD nükleer füze yerleştirdi. 1962 yılı itibariyle de üzerine Türk bayrakları çizilen bu füzeler Türk ordusuna devredildi. Sovyetler Birliği ise bunun üzerine ABD’ye karşı bir hamle yaparak, Küba’ya nükleer başlıklı füze yerleştirdi. Tarihe ‘Küba Füze Krizi’ olarak geçen bu olay sonrasında SSCB Küba’dan, ABD ise (Türkiye Sovyet tehdidinden dolayı füzelerin sökülmesini istemese de) Türkiye’den nükleer füzelerini geri çekti.

İşte o (Hiroşima’ya atılan bombanın 100 katı gücünde olan) Jüpiter nükleer füzeleri

jüpiter nükleer füzeleri

ABD Hangi Ülkelere Askeri Yardım Yapıyor?

(function(d, s, id) { var js, fjs = d.getElementsByTagName(s)[0]; if (d.getElementById(id)) return; js = d.createElement(s); js.id = id; js.src = “//connect.facebook.net/tr_TR/sdk.js#xfbml=1&version=v2.3”; fjs.parentNode.insertBefore(js, fjs);}(document, ‘script’, ‘facebook-jssdk’));

ABD’nin dış yardım raporuna göre, 2014 yılında yapılan 5,9 milyar dolarlık askeri yardımın 3,1 milyar doları İsrail’e,…
Posted by Dünyada Neler Oluyor? on 12 Kasım 2015 Perşembe

Facebook’da sayfamızı beğenerek dünya gündemini ve dünya ülkelerinde ki gelişmeleri yakından takip edebilirsiniz.

Suudi Arabistan Yönetimi ve Suud Kralı

1932’den bu yana El Suud ailesi tarafından yönetilen Suudi Arabistan monarşi ile yönetiliyor. Ülkede kral, devlet ve hükümet başkanı olarak görev yapıyor. Hükümet fonksiyonları, tamamı kral tarafından atanan bakanlar kurulu aracılığıyla yürütülüyor.

Petrol ve doğalgaz üreticiliğinde ilk sırada yer alan Suudi Arabistan, dünyadaki petrol rezervlerinin yüzde 20’sini elinde bulunduruyor. Petrol, Suudi Arabistan’ın gelirinin yüzde 45’ini, ihracatının ise yüzde 90’ını oluşturuyor. Yani ülkede petrol dışında bir şey üretilmiyor denebilir. Ülkedeki petrol gelirlerinin de büyük bir kısmı kralın ailesine aktarılıyor. Kral Salman’ın ise 50 milyar dolara yakın şahsi serveti olduğu söyleniyor.

suudi arabistan kralı

Kral ve ailesiyle birlikte Suudi Arabistan’ın müthiş bir istihbarat ağının olduğunu söylemek gerekiyor. Arap Baharı’nın es geçtiği ABD’nin şemsiyesi altında ki Suudi Arabistan’da en küçük eylem büyümeden hızlı bir şekilde bastırılıyor ve anında tutuklamalar başlıyor. Tarihinde sadece iki kez yerel seçimlerin yapıldığı ve sadece erkeklerin oy kullanma hakkı olduğu ülkede, ‘özgürlük’ kelimesi lügatta yer edinememiş halde. Demokrasi kelimesinden de uzak olan Suud yönetimi, Mısır’da ki darbeyi desteklemiş ve darbeci Sisi’ye de müthiş derecede para desteği sağlamıştır.

Gelişen nüfus ile birlikte petrolden elde edilen verim ve petrol fiyatlarına geniş ekonomik bağımlılık gibi sorunlar Suudi yönetimine ekonomi de alternatif aramaya yönlendirmiştir. Ülke 2005’te Dünya Ticaret Örgütü’ne girerek krallık sınırları içerisinde yabancı yatırımları desteklemeye başlayarak, ekonomik reformlar ve ürün çeşitlendirme çabaları sürdürmeye çalışmaktadır.

Güncel ve magazinel bilgi olarak da, G-20 zirvesi için Antalya’ya gelen Suudi Kralı Salman, 16 milyon dolar karşılığında Mardan Palace’yi kapattı ve 65 adet özel yapım Mercedes ile birlikte 16 kamyon özel eşyasını getirdi. Akıl almayacak lüks içinde yaşayan kral ve heyeti için ise 546 oda hazırlandı.

Kaynak: al jazeera

Suriye’de Son Durum Haritası (Kasım 2015)

11 Kasım 2015 tarihi itibariyle Suriye Ordusu Rus hava desteğiyle birlikte hakimiyet alanını arttırırken, Rus hava saldırıları IŞİD ile birlikte muhalifleri de vurmaktadır. Kuzey’de ise PYD’ye koalisyon hava güçleri yani ABD’nin hava desteği sürmektedir. Suriye’de son durum haritada belirtilmiştir.

Suriye’de ki en güncel harita için tıklayın >> Suriye’de Son Durum Haritası (Ocak 2016)

suriye son durum harita

 

Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) ve Rusya’nın Politikası

0

Soğuk Savaş dönemindeki iki kutuplu dünyada Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) yani şuan ki Rusya bir kutbu, ABD liderliğinde Avrupa ülkeleri ise NATO ile diğer kutbu ifade ediyordu. SSCB’nin dağılmasıyla NATO’ya karşı kurulan SSCB liderliğindeki Varşova Paktı da dağıldı. SSCB dağıldıktan sonra Rusya dahil 15 yeni ülke bağımsızlığını ilan etti. Rusya ise bölge ve dünya siyasetindeki konumunu koruyabilmek için bu bağımsızlığını kazanan ülkeleri bir çatı altında toplamak istedi. Bu ülkeler de Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) çatısında toplanılmak istendi ve 15 ülkeden 12’si bu topluluğa katıldı.

BDT ve Rusya hakkında bilgi

Bu ülkeler: Azerbaycan, Belarus, Ermenistan, Moldova, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Gürcistan, Türkmenistan, Özbekistan, Rusya ve Ukrayna’dır. Bu topluluktan Türkmenistan 2005 yılında çıktı. Gürcistan ise 2008 Osetya Savaşı sonrasında, Ukrayna ise 2014’de Rusya’nın Kırım’ı ilhakı sonrasında topluluktan ayrıldı. Topluluk şuan 9 ülkeden oluşmaktadır ve dünyadaki toplam doğal kaynakların %25’ine sahiptir.

Ukrayna ve Gürcistan Batı odaklı politikalar izlemeye başlar başlamaz Rusya’nın bu ülkelere müdahalesi olmuştur. 2008’de daha önce de belirttiğim gibi Osetya Savaşı ile Rusya Gürcistan’a müdahil olmuş ve sonrasında Abhazya ve Osetya’nın bağımsızlıklarını tanımıştır. 2014’de ise sessizce Ukrayna’ya bağlı Kırım Rusya tarafından ilhak edilmiştir. Şuan ise Rusya Ortadoğu’da ki müttefiki Suriye’ye müdahale de bulunmuştur ve ABD’ye kendi varlığını hissettirmiştir. ABD ne kadar dünyanın neredeyse her ülkesinde kendini gösterse de, Rusya 2008’den 2015’e kadar dünyadan hiçbir tepki almadan kendi çıkarlarını korumasını bilmiştir. ABD ve Batı Ukrayna krizi sonrasında Rusya’ya ambargolar uygulamış ama Rusya yörüngesini hızlıca bir manevrayla Batıdan Doğu’ya çevirmiş ve Çin ile 500 milyar dolarlık enerji anlaşması imzalamıştır. Aynı şekilde İran ile çok büyük rakamlarda silah satışı yapmıştır. BRICS ülkeleriyle birlikte ekonomik anlaşmalarla Batı’ya alternatifler aramıştır ve bu alternatiflere çoğu zamanda ulaşmıştır.

Rusya 11 Kasım 2015 tarihi itibariyle de Ermenistan ile ortak hava savunma sistemi kurmak için çalışmalara başladı. Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) Savunma Bakanları Konseyi’ne göre, Doğu Avrupa, Kafkaslar ve Orta Asya’da ortak savunma sistemleri kurulması, BDT’nin ana hedefleri arasında yer alıyor.

Özetle Putin’li Rusya, Soğuk Savaş sonrasındaki ABD’nin tek kutuplu dünyasının kurallarını sessiz ve etkili bir şekilde değiştiriyor. Soğuk Savaş döneminde kutup liderliğinin zorluğunu anlayan Putin’in kutup anlayışı ise şöyle;

Putin çok kutuplu bir dünya istiyor. Kutuplar içerisinde ise tek lider değil, çok lideri öngörüyor. Yani şuan Putin’e göre Rusya, dünyadaki ‘Çin, Hindistan ve Rusya’ kutbunda kendine yer ediniyor.