Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın düşen doğum oranlarına ilişkin açıklaması… Olay çoktan milli güvenlik sorunu oldu ama daha yeni yeni dile getiriliyor. Koskoca 24 yıllık süreçte bu sinyallerini veriyordu ama adım atılmadı.
Gençlerin hepsini üniversite mezunu yapmak için taşradaki dağa, İstanbul’da ara sokağa betonarme üniversiteler açıldı. Gençler işsiz kalacağını, aile kurmakta zorlanacağını bile bile okumaya teşvik edildi. Bu kalitesiz üniversitelerle de övünüldü.
İş bulan gençler evlilik yoluna girmeye niyetlendi. Süreç çok masraflı olsa da bir şekilde altından kalktılar ama evli çiftlerin en temel sorunu barınmaydı ve ülkedeki en büyük kriz bu alanda oluştu. Yabancılara kapış kapış evler satılırken, Suriyeliler ile oluşan ev krizi gözardı edildi.
İki kişinin çalışmak zorunda kaldığı, bazı kesimlere ise dayatıldığı bir toplum oluştu. Evler, en temel ihtiyaç olan gıda enflasyonu ile bir darbe daha aldı. Et almanın zorlaştığı ülkeye alışmışken, sebze ve meyveyi eve sokmanın lüks haline geldiği/yaklaştığı bir duruma sürüklendi.
Kadın daha çok çalışmak zorunda kalsa da her şeye rağmen çocuk yapma kararı verildi. Kadın istihdamını artırmakla övünüldü ama evli çiftlerin çocukları için bir çözüm bulunamadı. Zor bela kreşe çocuğunu gönderen ebeveynler çocuklarına hasret, çocuklar onlara hasret kaldı.
Günümüz Türkiyesinde maalesef ki yukarıda yazdıklarım, milyonların kaderi haline geldi. Tabi ki mesele sadece ekonomi değil. Sorumluluk almaktan korkan, sosyal medya hayatlarının cazibesiyle rahatının bozulmasını istemeyen, saçma sapan feminist tavırdaki ahmakların popülist söylemlerine uyanlar da var. ‘Modernitenin’ aile kavramını yok etmesi başka bir yazının konusu. Ama yukarıdaki sebepler gerçek manada Türkiye’deki sorunun yüzde açısından en temelini oluşturuyor.
Artık büyük bir reform yapmanın vakti geldi de geçiyor. Bu mesele çok başlıklı, seferberlik halinde masaya yatırılması gereken bir konu. Burada birçok kez yazdım hatta son dergide röportajla da anlatmaya çalıştık. Bu yeni değil, hükümetin yeni ele aldığı bir konu. Çözüm lafla değil, icraatle olur. İşin kötüsü ise şu an adımlar atılsa, en iyi ihtimalle yıllar sonra sonuçlarını görebilecek olmamız.


