Osmanlı’nın Son Dönemi Ortadoğu

1914’te Ortadoğu’nun Görünümü
Coğrafi Keşiflerin başlamasıyla sömürgecilik dünya tarihinde yerini aldı ve Batı Avrupa ülkeleri Amerika kıtasından Hindistan’a kadar bir çok bölgede sömürge krallıklarını ilan etmeye başladı. Batı Avrupa ülkeleri Kuzey Afrika’da ki Arap devletleri ve Afrika dahil bir çok bölgeyi kendi aralarında bölüşerek sömürgelerine kattı ve zenginleşerek büyüdüler. İran’ın bazı bölgeleri hariç neredeyse tüm bölge Avrupalılar ya da Osmanlılar tarafından yönetiliyordu ve Arap yarımadası Avrupalıları tarafından paylaşılan “nüfuz alanları” haline geldi.

I. Dünya Savaşı’ndan bir kaç yıl sonra, mağlup Osmanlı İmparatorluğu’nun geri kalanı da Avrupalılar arasında pay edilecekti. Fransa, İtalya, İspanya ve İngiliz yönetimlerinin cetvelle çizdikleri sorunlu haritalarda o yıllardan bu zamana kadar geldi ve sorunlar hala bu ülkelerin etkileriyle devam eder oldu.

osmanlı ortadoğu

 

ABD’nin Hava Savunma Bölgeleri

0

ABD’nin Avrupa, Ortadoğu ve Pasifik Okyanusu’ndaki füze savunma sistemleri aşağıda ki görselde belirtiliyor. Ancak bunlara rağmen Amerika Birleşik Devletleri Avrupa’ya devasa ‘hava savunma bölgesi’ kurmak istiyor. ABD’nin balistik füzelere karşı hava savunma sistemini kurma planı, Rusya ile ilişkilerinde temel sorunu teşkil ediyor. Şuan ABD topraklarında 2 stratejik hava savunma bölgesine var. Biri Alaska‘da diğeri ise California‘da. Rusya ise sadece bir tane Moskova yakınlarındaki stratejik hava savunma bölgesine sahip.

ABD üçüncü hava savunma bölgesini kurmayı düşünüyor ve bunu Avrupa’ya kurmayı planlıyor. Bu ise ‘küresel’ hava savunma sisteminin kurulması anlamına geliyor ki bu dünyadaki güç dengesini değiştirebilecek bir hamle.

ABD ve Rusya’da ki hava savunma bölgelerini küçük çaplı bölgelerle kıyaslamayın. ABD ve Rusya’nın hava savunma bölgeleri devasa teçhizatlarla donatılmış, fotoğraflarını internette bulamayacağınız cinsten alanlardır.

BRICS Hakkında Bilinmesi Gerekenler

0

Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika Cumhuriyeti’nden oluşan BRICS, yeni bir kalkınma bankası kurdu. Bu banka ile IMF ve Dünya Bankası’nın benzeri bir uluslararası para fonu ve yardım fonu kurma kararı olarak okunuyor.

Bilindiği gibi BRICS kısaltması; beş önemli ülkenin İngilizce isimlerinin (Brasil, Russia, India, China, South Africa) baş harflerinden oluşan bir grubu ifade ediyor. BRICS ülkeleri dünya ekonomisinin yaklaşık beşte birini oluşturmaktadır. Üye ülkelerin nüfusu dünya nüfusunun yüzde kırkını yani 2,9 milyar insandan oluşuyor. Bu uluslararası grubun üye devletleri dünyadaki maden rezervinin de % 60’ına sahip. Tahıl ürünlerinin yüzde kırkını da bu ülkeler üretmekte ve dünyanın erzak deposu konumundalar.

Bankanın merkezinin Çin’in ekonomi başkenti Şanghay’da olması kararlaştırıldı. Bankanın başkanlığı ise beş yıllık bir süre için Hindistan’a bırakıldı. Her ülke, Maliye Bakanı’nı ya da Merkez Bankası başkanını bu bankaya temsilci olarak gönderecek.

Kuruluşundan altı yıl sonra ortak bir banka kurma gücüne kavuşan BRICS ülkeleri, bir çok konuda da işbirliği içerisinde olacak.

Rusya’nın Kırım’a müdahalesinin üzerine G8 zirvesinin Rusya’da yapılmama kararı, Rusya’yı BRICS’teki konumunu güçlendirmeye sevk etti. Bunun üzerine Ukrayna ve Ortadoğu gibi sorunlu bölgelerde ortak hareket etme kararı alındı. ABD Merkez Bankası’nın (FED) politikalarından olumsuz etkilenen BRICS ülkeleri bu etkiye karşı koymak için kendi finans sistemlerini oluşturmuş oldular. Yine bu banka gelişmekte olan ülkelerin IMF ve Dünya Bankası’na ilişkin şikâyetlerine de alternatif olması bekleniyor.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Temmuz 2015’te ki BRICS ülkeleri BRICS zirvesinin ardından yaptığı açıklamada, BRICS kapsamında yeni finansal bir yapı oluşturulduğunu söyledi. Geniş katılımlı toplantılarda toplam 200 milyar dolar hacimli yeni kalkınma bankası ve ortak döviz rezervi oluşturulması çalışmalarının tamamlandığını belirten Putin, yeni bankanın ulaşım, enerji, altyapı ve endüstriyel gelişim alanlarında kredi sağlayacağını aktardı.

Toplam sermayesi 100 milyar dolar olan BRICS ülkeleri döviz rezervleri havuzu, üye ülkelerde nakit dolar sıkıntısının oluşması durumunda mali istikrarı sağlamak amacıyla oluşturuldu. Ortak havuza Çin 41 milyar dolar, Brezilya, Hindistan ve Rusya 18’er milyar dolar, Güney Afrika Cumhuriyeti ise 5 milyar dolar katkı sağlayacak.

Rusya ve Çin merkezli bir kutup şekilleniyor. Brezilya ve Hindistan da o tarafa entegre olmaya çalışıyor. Asya’da Şanghay İşbirliği Örgütü ve BRICS yer alırken Türkiye ise bu kutbun dışında kalıyor. Bugünün güncel haberi olarak da İran’ın BRICS ülkeleri tarafından kurulan Yeni Kalkınma Bankası’na katılacağı açıklandı. Yeni dünya düzenindeki ABD hegemonyasındaki Batı bloğuna karşı oluşacak karşı bloğu, Suriye’de az çok fark ettik ki İran’ın bu son açıklaması da bunu teyit etti diyebiliriz.

Rusya Suriye’de Kime Saldırıyor?

0

Rusya Suriye’de Esad’ın kontrol ettiği alanı genişleterek ‘Esad’ı Koruma’ operasyonlarına devam ediyor. Rusya ABD gibi IŞİD’e karşı savaşıyoruz diye dünya medyasında meşruluk kazandığını hepimiz biliyoruz artık. Bazı Rus devlet adamları da ‘ÖSO terörist değildir’ dese de, Rusya’nın ÖSO ve diğer muhalif alanlara saldırılarına şahit olabiliyoruz. Rus ajansı Sputniknews’den alınan görselde de görüldüğü gibi Rus hava saldırıları, IŞİD’den çok diğer muhalif gruplarının hakimiyet alanındaki bölgelere saldırıyor. Reuters’ın haberine göre ise, Rusya Suriye’de ki hava saldırılarında vurduğu hedeflerin %80’inin IŞİD mevzileri olmadığı yönünde.

rusya suriye operasyonları

Rusya ve ABD’nin ayrı ayrı hava saldırıları incelendiğinde bu saldırıların ya Esad’a yada PKK’nın Suriye kolu PYD’ye fayda sağladığını da, bir sene önce ile kıyaslayınca anlayabiliyoruz. Maalesef ki yine Suriye halkı çaresiz, yine Suriye halkı mazlum olmaktan öteye geçemiyor, geçemeyecek gibi.

(Görsel: 23 Ekim’e kadarki Rusya Saldırılarını içeriyor)

Türkiye Doğalgazda Rusya’ya Muhtaç Mı?

0

Rusya Ortadoğu’da ki etkinliğini arttırdıkça Türkiye için tehdit oluşturmaya başlıyor demektir. Aynı şekilde Rusya Kırım’ı ilhak ederek Karadeniz’de ki askeri varlığını arttırmaya da başladı. Bunların yanında Suriye’de askeri üstlerini koruyan Rusya, Akdeniz’de de Rum-Mısır ilişkileriyle Türkiye’nin dikkatini çekmeye başladı. Rusya’nın hava sahamızı ihlalleri sonrasında ise Cumhurbaşkanı Erdoğan ‘Rus doğalgazına alternatiflerimiz var ve en çok doğalgazı Rusya’dan biz alıyoruz’ söylemlerinde bulunmuştu. Acaba bu doğru mu? Doğalgaz konusunda Rusya’ya muhtaç mıyız?

Rusya’nın toplam ihracat gelirinin %14’ünü doğalgaz satışları karşılıyor. Türkiye ise doğalgaz ithalatının %54’ünü Rusya’dan yapıyor. Rusya doğalgaz ihracatının %39’unu Almanya’ya, %27’isini Türkiye’ye yapıyor. Türkiye bu doğalgaz tüketiminin %48’lik en büyük kısmını ise elektrik üretiminde dönüşüm amaçlı kullanılıyor. (Doğa harikası bu topraklarda ki güneş ve rüzgarlara rağmen, maalesef ki daha güneş enerjisini ve rüzgar santrallerini fazlalaştırıp elektrikteki payını arttıramadık.)

Elektriğinin %48’sini doğalgazdan üreten Türkiye için Rusya çok ama çok önemli bir ticari ortak. Türkiye doğalgaz ithalatının yarısından fazlasını Rusya’dan yapıyorken, 2. ve 3. İran ve Azerbaycan’dan ise %30’ununu yapıyor. Rusya ile ticareti bitirirsek, Rusya’nın bölgedeki müttefiki İran ne kadar bizim yanımızda olur o da muamma.

Zaten şöyle de bir durum var. Rusya’dan doğalgaz almayı bırakırsak, diğer tüm ülkelerin bize yaptıkları ithalat miktarlarını %100 arttırması durumunda bile Türkiye’nin doğalgaz ihtiyacını karşılamak mümkün görünmüyor.

Sonuç olarak ne Rusya’dan en çok doğalgazı Türkiye alıyor, ne de Rusya’dan başka bir alternatifimiz var. Şimdilik ticari olarak Rusya’ya muhtacız diyebiliriz.

Dünyadaki Suriyeli Mültecilerin Sayısı

0

Suriyeli mülteciler hakkında Almanya Başbakanı ile görüşen Davutoğlu ve Erdoğan’ın, kapıları kapatmak için sunduğu maddeler ülkemizin yararına olacaktır. (Maddeleri ayrıntılı internette bulabilirsiniz.) Avrupa’ya mülteci akınının başlaması, görüldüğü üzere Avrupa’ya korku saldı ve bu konuda Avrupa’nın Türkiye gibi vizyonsuz olduğu ortaya çıktı. Avrupa’nın korkmasının sebebi, ülkelerinin geleceklerini, istihdamını ve ekonomisini düşündükleri kadar; gelen mültecilerin Müslüman oluşlarıyla da alakalı. Müslüman düşmanı haçlılar diye ithamlarda bulunmadan bazı şeyleri söylemekte yarar var.

Açık açık ‘mülteciler Hristiyan olurlarsa kapıları açarız’ söylemlerinde bulunan bazı Avrupalı başkanlar, Avrupa’nın Hristiyan yapısının bozulmamasından yana. Letonya gibi bir ülkenin 50 yıl sonra ‘Müslümanlaşacağı’ gerçeği önlerindeyken, bu büyük mülteci akınına dur demeleri kendi çıkar ve politikalarınca doğru. (insan hakları, BM mülteci yasaları onlara gelince sadece metinden ibarettir)

Bir kez daha fark ettiğimiz gibi Türkiye Avrupa için ne bir Avrupa ülkesi, ne de bir NATO ülkesi olarak kabul ediliyor. Herşey kağıtlarda ve haritalarda olduğu gibi değil. Türkiye AB için, Avrupa topraklarının Güneydoğusunda bir tampon bölge. Avrupa’yı korumak için Türkiye onlar için çok önemli. (Batı medyasında mülteci krizinden sonra ‘Sorunu Erdoğan çözer haberleri’ ve Erdoğan’ın parlatılması da bundan dolayı) Burada dikkat edilmesi gereken nokta, Avrupanın kendi demografik yapısını Türkiye ile anlaşarak korumaya çalışmasıdır.

Avrupa’nın derdi kabaca ‘parasını verelim, mülteciler sizde kalsın’. Türkiye’de bu durumdan kendi çıkarları adına faydalanma peşinde ki çoğu madde de çıkarlarımızı koruyor. Çünkü Türkiye’de ki Suriyeli sorunu halk için çok önemli konular arasında değil. Bunun ise çeşitli sebepleri var tabi ki.

Toparlayacak olursak, hükümet mülteci krizinden yararlanıp Avrupa’ya bazı şartlar sunuyor. Üzerindeki Suriyeli yükünü ekonomik olarak atmaya çalışıyor. Devlet çıkarları için güzel bir hamle fakat, Suriyelilerin ülkemizde başı boş, kamp dışında vs. barınması; hem Suriyeliler için, hem de ilerde Türkiye için büyük sorun teşkil edecektir.

dünyadaki suriyeli mültecilerin sayısı

 

Çift Başlı Yönetim: Libya

0

90’lı yıllarda dünyanın en zengin ülkelerinden sayılan, dünyanın onuncu en zengin petrol yataklarına sahip olan Libya’ya, Arap Baharını vuran ülkelerin çoğu gibi düzensizlik hakim. Diğer Arap ülkelerinden farklı olan Libya (Arap Baharının başlangıcı) 2011 yılında bile, Dünya Bankası listelerinde üst orta gelirli ülkeler arasındaydı.

52 yıllık Kaddafi iktidarı devrildiğinden beri iç savaşın sürdüğü Libya’da, kargaşa ve yönetim eksikliği gibi sorunlar devam ediyor. İkiye bölünmüş durumda olan ülkede, biri Tobruk’ta, diğeri ise Trablus’da olmak üzere iki ayrı yönetim var. Bu durum ülkede karmaşayı eksik bırakmazken, dünyanın da Libya’da ki hangi yönetimi dikkat alacağı ise merak konusu. (‘Batı’ Tobruk yönetimini muhatap alıyor.) Bu çift başlı yönetim ne tesadüftür ki -beklenildiği kadar- petrol üretiminde aksaklığa sebebiyet vermedi. Tıkır tıkır işleyen petrol ticaretini Kaddafi döneminde olduğu gibi Ulusal Petrol Şirketi yapıyor. Bu şirketin muhatabı olarak da Tobruk yönetimi gösteriliyor. Yani Batı böyle istiyor.

Anlayacağınız Libya’da durum diğer bahar ülkeleri gibi, karışık. 2011 yılında Ortadoğu’da ve Kuzey Afrika’da başlayan gösterilere o dönemde ‘Arap Baharı’ denmişti ama gidişatı gördükçe ‘Winter is Coming!’ demek daha bir anlamlı gibi.

Dünyanın En Ünlü Yamyam Lideri

0

Orta Afrika Cumhuriyetinin eski lideri Jean-Bédel Bokassa 1939’da Fransız ordusuna girmiş, misyoner okullarında eğitim görmüş, Fransız Ordusunda üstün başarılar kazanan başarılı bir askerdi.

Yüksek rütbeli bir asker olan Napolyon hayranı Bokassa, onu o mevkilere getiren Orta Afrika Cumhuriyeti Başkanı David Dacko’yu devirerek kendini cumhurbaşkanı ilan etti. 17 karısı ve 50 arası çocuğu olan bu liderin en önemli özelliği ise insan eti yemesiydi. Yani o bir yamyamdı.

Bokassa’nın en büyük oğlunun dediklerine göre ise Bokassa, 1970’lerdeki Moskova ziyaretinde Sovyetler’in en güçlü liderlerinden Brejnev’i yemeyi düşünmüş, yiyemediği için iştahı kaçmış ve çok üzülmüş.*

ABD’deki Yahudi Lobisinin Gücü

1

İsrail 1967’de Mısır karasularına yakın uluslararası sularda ABD istihbarat gemisine saldırıp 34 ABD askerini öldürmüştü.

Saldırıyı gerçekleştiren İsrailli pilotlar ile kontrol kulesi arasında yapılan konuşmalarda geminin Amerikan gemisi olduğu biliniyordu.

Kayıtlara göre o gün saat 14.00’da geçen konuşmada şu ifadeler yer alıyor:

Pilot: Amerikan mı?
2. Pilot: Ne demek Amerikan mı?
Kontrol kulesi: Neden bahsediyorsunuz?
Yorum yok.

Bu konuşmadan sonra İsrail jetleri gemiyi bombalıyor. Jetler çekiliyor ve üç adet İsrail hücumbotu gemiye yaklaşıyor.
Saat 14.12’de yapılan görüşmedeki konuşmada ise tam olarak şu ifadeler kullanılıyor:

Pilot: Gemi hangi devlete ait?
Kontrol kulesi: Amerika.

Bu olayın üstüne ABD hükümeti gidemedi, çünkü açık açık o zaman ki Yahudi lobileri ABD başkanı Johnson’ı desteklememekle tehdit etti. Örtbas edilen bu vahim olaydan sonra ABD’nin İsrail’e yardımları 4 katına çıktı.Yani dünya bir kez daha Yahudi lobisinin gücünü anlamış oldu.

Bizlerin hep dillendirdiği ‘Yahudi lobisi, Diaspora lobisi’ tabirlerinin içi boş değil. Çünkü ABD’de lobicilik legal ve illegal olmak üzere iki farklı şekilde yürütülür. Yahudi lobisi olduğu kadar, çok daha pasif bir şekilde olan Türk lobisi de mevcuttur.

Yukarıda ki olayda ABD’de ki Yahudi lobisinin gücünü gördüğümüz gibi, İsrail’in de -karşısında ABD bile olsa- hiçbir şekilde sınır tanımadığını görebiliyoruz.

Suriye İç Savaşı: Havada Rusya ve Çin, Karada Suriye Ordusu

0

Karadeniz’de Ukrayna tersanelerinde üretilen ve boğazlardan “Kumarhane” olacak gerekçesiyle geçirilip, 1 milyon turist sözü vererek uzun pazarlıkların ardından geçiş izni kopartılan Varyag, uçak gemisi olmuştu. Çin’in ilk uçak gemisi olan Varyag Ukrayna’da hurdaya çıkmıştı ve Çin 20 milyon dolara bu gemiyi satın alıp savaş gemisi haline getirmişti. Şimdi o gemiyi Rusya’ya destek vermek amacıyla Suriye’ye (Doğu Akdeniz’e) gönderdi.

çin rusya esad

Çin’in 306.5 metre uzunluğundaki ve 72 metre genişliğinde ki bu savaş gemisi dengeleri değiştirecek. Haber metni gibi ‘dengeleri değiştirecek’ dememde ki sebep ise Rusya ve Çin’in Suriye’de ki çıkarlarını korumak amacıyla bu denli riskleri göze alması.

Bunun yanında Rusya 1500 km öteden Hazar Denizindeki filosundan, Suriye’deki 11 hedefe 20 roket attığını bildirdi.

Rusya’nın hava operasyonlarıyla birlikte Esad güçleri ise (Suriye ordusu ve Hizbullah güçleri) Hama ve Humus’ta kara operasyonuna başladı.

Resimlerde ayrıntılarına ulaşabileceğiniz bu operasyonlar ve Çin’in hamlesini nasıl değerlendirmek lazım?

3. dünya savaşı çıkacak gibi söylemleri bir kenara koyup yorum yapacak olursak;

Rusya, Çin ve İran’ın amacı Suriye’nin batısında ki Esad bölgesini korumak. Haritada da göründüğü gibi Lazkiye, Tartus, Hama, Humus ve Şam hattında ki Esad yönetimindeki bölgeyi genişletip, bölge merkezlerini güvence altına almak; Rusya, Çin ve İran’ın temel amacı gibi görünüyor. ABD’nin ve Batının bu olanlara bir şey yapacağını ise düşünmüyorum, çünkü Suriye bölünecek. Bunu tüm dünya artık görüyor. Kartların açık oynandığı Suriye’de Rusya ise Esad yönetimindeki alanı daha da genişletmek için elinden geleni yapacak gibi. Çünkü bu zamana kadar ABD’nin çıkarları hep muhaliflerden yanaydı, Rusya’nın çıkarları ise Esad’dan. Büyük güçlerin bu çıkar çatışmaları savaşı getirir mi derseniz de; Rusya, Ukrayna ve Kırım derken Suriye’de de bir kez daha Batının sabrını deniyor ama ‘savaş kararı’ o kadar basitçe alınabilecek bir karar değil.

Çin Suriye’de..

0

Rusya’nın Suriye’de hava operasyonlarına başlaması sonrasında Çin’in J-15 uçaklarıyla Rus hava bombardımanlarına katılacağı söyleniyor.

çin suriyede

Çin, Suriye’ye askeri danışman gönderiyor. Çin savaş uçakları Irak Takaddum Üssü ve Tartus açıklarındaki Liaoning Uçak Gemisi’nden havalanarak Rus saldırılarına destek vereceği düşünülüyor.

Önümüzdeki haftalarda Çin’in ilk etapta elektronik haberleşme ve ve hava savunma sistemlerini personeliyle birlikte Suriye’nin bombalanmasına destek vermek için göndereceği belirtiliyor.

Ajanslara geçen bu haber Çin kaynakları tarafından da doğrulanır ve gerçekleşirse; en uzun sınıra sahip olan komşumuz Suriye’de ki gidişat, Türkiye için çok daha kötü bir hal alacak demektir.

Ortadoğu Ülkelerindeki Şii-Sünni Oranları

9

Dünya genelinde yaşayan müslümanların %85’i Sünni, geri kalan %15’lik kısmı ise Şii. Dünyada müslüman nüfusun yoğun olduğu Ortadoğu’da ise Bahreyn, İran ve Irak’ta Şii nüfusu çoğunlukta.

ortadoğu şii sünni nüfusları