Harita, yayımlanan Epstein belgelerinde ülkelerin adının kaç kez geçtiğini gösteriyor. Renk koyulaştıkça anılma sayısı artıyor. Bu anılma sadece kelime olarak geçme anlamına geliyor. Türkiye’nin adı 4000–4999 aralığında geçti.
En dikkat çeken ülke açık ara Amerika Birleşik Devletleri; en yüksek kategoride yer alıyor. Bu da dosyaların büyük ölçüde ABD merkezli bir ağ ve bağlantılar etrafında şekillendiğini gösteriyor.
Avrupa’da özellikle Birleşik Krallık, Fransa ve Almanya yüksek sayılara sahip. Orta Doğu’da İsrail ve bazı Körfez ülkeleri öne çıkarken; Rusya ve Çin de üst bantta görünüyor.
Afrika ve Latin Amerika ülkelerinin çoğunda ise anılma sayısı daha düşük.
Jeffrey Epstein’ın ziyaret ettiği tüm ülkeler de şu şekilde:
1980 ile 2025 yılları arasındaki 45 yıllık süreç, küresel ekonomik dengelerin köklü biçimde değiştiğini açıkça gösteriyor. 1980’de dünya ekonomisine ABD, Japonya ve Batı Avrupa ülkeleri yön verirken; 2025’e gelindiğinde Çin ve Hindistan gibi Asya ekonomileri küresel sıralamada üst sıralara yükseldi. Aynı dönemde bazı ülkeler ilk 20 listesinden tamamen çıkarken, bazıları ise büyük bir sıçrama yaparak küresel ekonomide daha güçlü bir konuma ulaştı.
Bu karşılaştırma; sanayiden teknolojiye, nüfustan üretim gücüne kadar birçok faktörün ülkelerin ekonomik büyüklükleri üzerindeki etkisini net biçimde ortaya koyuyor. Özellikle Türkiye’nin 2025 itibarıyla dünyanın en büyük 16. ekonomisi konumuna yükselmesi, bu dönüşümün dikkat çeken örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.
Listede Yükselen veya İlk Kez Giren Ülkeler
Çin: 1980’de 7. sıradayken, 2025’te dünyanın 2. büyük ekonomisi oldu. Sanayi, ihracat ve teknoloji yatırımları belirleyici oldu.
Hindistan: 1980’de alt sıralardayken 2025’te ilk 5’e girdi. Nüfus, hizmet sektörü ve dijitalleşme etkili.
Türkiye: 1980’de ilk 20’de yokken 2025’te 16. sıraya yükseldi. Üretim, iç pazar ve bölgesel güç etkisi öne çıktı.
Endonezya: Güneydoğu Asya’nın yükselen ekonomilerinden biri olarak listeye girdi.
Polonya: Doğu Avrupa’da sanayi ve AB entegrasyonu sayesinde ilk 20’ye dahil oldu.
Güney Kore: Teknoloji ve ihracat odaklı büyümeyle üst sıralara çıktı.
Listeden Çıkan veya Gerileyen Ülkeler
Arjantin: 1980’de ilk 10’dayken 2025’te listeden tamamen çıktı. Ekonomik istikrarsızlık belirleyici oldu.
İran: 1980’de 20. sıradayken 2025’te ilk 20 dışında kaldı. Yaptırımlar ve dış ticaret kısıtları etkiliydi.
Belçika, İsveç, İsviçre: Avrupa ekonomileri büyümeye devam etse de küresel sıralamada gerileyerek ilk 20 dışına çıktı.
Meksika: Listede kalmayı başarsa da sıralamada aşağı yönlü hareket etti.
Görsel, farklı sektörlerde “ilk milyarder” unvanını elde eden ve kendi alanlarının yönünü belirleyen isimleri bir araya getiriyor. Dikkat çeken nokta; servetin yalnızca teknolojiyle değil, eğlence, sosyal medya, dijital içerik, kripto para ve müzik gibi çok farklı alanlarda oluşmuş olması. Ayrıca yıllar ilerledikçe milyarder olma sürecinin ciddi şekilde hızlandığı da açıkça görülüyor.
1916’da sanayiyle başlayan bu yolculuk, 2020’li yıllarda YouTube ve müzik gibi bireysel üretime dayalı alanlara kadar uzanıyor. Bu tablo, klasik “şirket kur – büyüt” anlayışının yerini kişisel marka, dijital platform ve küresel erişim kavramlarının aldığını gösteriyor.
Sektörlere Göre İlk Milyarderler (İnfografik)
Sektörlerine Göre İlk Milyarderler
John D. Rockefeller (1916) – Tarihteki ilk milyarder Sektör: Sanayi / Petrol
Bill Gates (1987) – Teknoloji sektörünün ilk büyük milyarderi Sektör: Teknoloji
Jeff Bezos (1998) – İnternet ekonomisinin simge ismi Sektör: İnternet
Mark Zuckerberg (2008) – Sosyal medyada milyarder olan ilk büyük isim Sektör: Sosyal Medya
Cameron Winklevoss & Tyler Winklevoss (2019) – Kripto para alanında öne çıkan ilk milyarder ikili Sektör: Bitcoin / Kripto
Taylor Swift (2023) – Müziğiyle milyarder olan nadir sanatçılardan biri Sektör: Müzik
MrBeast (2024) – YouTube’dan milyarderliğe ulaşan ilk içerik üretici Sektör: YouTube / Dijital İçerik
Shah Rukh Khan (2025) – Bollywood’un ilk milyarderi Sektör: Sinema / Eğlence
Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2024–2025 verilerine göre hazırlanan nüfus değişim haritası, iller arasındaki demografik hareketliliği net biçimde ortaya koyuyor. Büyükşehirlerin yanı sıra bazı Anadolu illerinde dikkat çekici nüfus artışları görülürken, özellikle Doğu ve Kuzeydoğu Anadolu’daki bazı şehirlerde nüfus kaybı öne çıkıyor.
Bu tablo; göç, ekonomik imkanlar, deprem sonrası yer değiştirmeler ve istihdam gibi birçok faktörün nüfus dağılımı üzerindeki etkisini bir kez daha gözler önüne seriyor.
Haritaya göre 2024–2025 döneminde nüfusu en fazla artan 5 il ve nüfusu en fazla azalan 5 il şu şekilde sıralanıyor:
Türkiye’de Nüfusu En Fazla Artan/Azalan Şehirler (2025)
Nüfusu en fazla artan 5 il:
Antalya, İstanbul, Ankara, Gaziantep, Şanlıurfa
Nüfusu en fazla azalan 5 il:
Ağrı, Van, Kars, Erzurum, Sivas
Türkiye’nin yıllara göre nüfusu
Türkiye’nin yıllara göre nüfusu
2025 yılı itibariyle Türkiye nüfusu 86 milyon 92 bin 168 kişi oldu.
Biber gazı, gerek güvenlik güçleri gerekse siviller tarafından kişisel savunma amacıyla kullanılan, taşınması pratik ve etkisi yüksek bir savunma spreyidir. Türkiye’de özellikle Jenix, Delta ve NATO olarak bilinen markalar öne çıkar. Ancak “biber gazı gerçekten ne içerir, kullanımı kalıcı hasar bırakır mı veya biber gazı taşımak yasak mı?” gibi sorular yaygındır. Aşağıda, biber gazı nerede satılır sorusundan “biber gazı kör eder mi” endişesine kadar aklınızdaki tüm başlıkları tek tek ele alıyoruz.
Biber gazı içinde ne var?
Çoğu ürünün etiketinde “OC” veya “Oleoresin Capsicum” ibaresi görürsünüz. Aslında OC, acı biberin (Capsicum annuum) özünden elde edilen doğal bir reçinedir. Temel bileşenler şöyle sıralanabilir:
Oleoresin Capsicum (OC): Aktif yakıcı madde; Scoville ölçeğinde milyonlara ulaşabilen kapsaisin içerir.
Çözücü (solvent): İzopropil alkol, etanol veya su bazlı formüller, OC’yi sıvı hale getirir.
Itıcı Gaz (propellant): Aerosol kutu içinde genellikle azot, karbondioksit veya hidrokarbon gazları kullanılır.
Çoğu modern sprey; yanıcı olmayan propellant, çevre dostu çözücüler ve cilde yapışmayı artıran gıda sınıfı reçinelerle formüle edilir. Böylece ortam sıcaklığından bağımsız, öngörülebilir bir menzil (genelde 2–4 metre) sunar.
Biber gazı kör eder mi?
“Biber gazı kör eder mi?” sorusu, ilk defa savunma spreyi alacakların en büyük kaygısıdır. Kalıcı körlük vakaları, literatürde son derece sınırlıdır ve genellikle çok yakın mesafeden (30 cm’den az) uzun süreli püskürtme, göze ciddi travma yaratacak şekilde yüksek basınç veya altta yatan göz hastalıkları (örneğin kornea distrofisi) ile ilişkilidir. Yaygın etkiler şu şekildedir:
Şiddetli geçici yanma ve batma
Gözlerde yaşarma ve refleks kapatma
Konjonktival kızarıklık (kanlanma)
Bu reaksiyonların tamamı, klasik kullanımda en geç 30–45 dakika içinde geriler. Dolayısıyla biber gazı görme kaybına neden olmaz, ancak kısa süreli fonksiyonel körlük yaratır. Yine de yakın mesafe püskürtmeden kaçınmak, göz kapaklarının iç yüzeyine doğrudan temas ettirmemek ve kişiyi tıbbi yardıma erişemeyecek pozisyonda bırakmamak önemlidir.
Biber gazı etkisi ne zaman geçer?
Standart OC spreylerinde acı hissi saniyeler içinde başlar ve ilk 5 dakikada maksimum düzeye ulaşır. Göz yanması, burun akıntısı ve boğaz tıkanıklığı, maruziyet seviyesine göre 15 ila 45 dakika içinde büyük ölçüde azalır. Nadir durumlarda ciltte kızarıklık veya ödem birkaç saat sürebilir.
Biber gazı etkisi nasıl geçer?
Temiz hava: Önce maruziyet alanından uzaklaşıp temiz hava soluyun.
Bol su: Basınçlı içme suyu veya soğuk çeşme suyu ile gözleri 10–15 dakika yıkayın. Sabun ya da deterjan kullanmayın.
Nazik temizlik: Ciltteki OC kalıntısını pH nötr bebek şampuanı veya yoğurt-su karışımıyla hafifçe temizleyin.
Asla ovalamayın: Mekanik sürtme kapsaisini deriye daha çok yedirir, yanmayı uzatır.
Biber gazı taşımak yasak mı?
Türk Ceza Kanunu’nda biber gazı, ateşli silah veya patlayıcı sınıfına girmez. Ancak 6136 sayılı Kanun çerçevesinde “cebri kuvvet kullanmaya yarayan alet” kategorisinde değerlendirilir. Nefsi müdafaa amacıyla kullanımı serbesttir ancak mevcut düzenlemeleri de bilmeniz de fayda var:
Satın alma yaşı: 18 yaş ve üzeri.
Kullanım alanı: Kişisel savunma; saldırı veya toplu gösteri dağıtma gibi yetkiler kolluk kuvvetlerine ait.
Toplu taşıma/kapalı mekân: Uçağa bagajda dahi kabul edilmez; metro–otobüs girişlerinde güvenlik birimine bildirmeniz gerekir.
Okul–hastane gibi hassas alanlar: Taşımak disiplin suçu veya idari para cezası doğurabilir.
Kısacası “biber gazı taşımak yasak mı?” diye sorarsanız: Hayır, yasak değildir; fakat yaş sınırına, taşıma usulüne ve mekân kısıtlamalarına uymazsanız kanuni sorunlar yaşayabilirsiniz.
Biber gazı nerede satılır?
Profesyonel standarttaki OC spreylerini AskerMarketi.com üzerinden güvenle temin edebilirsiniz. Site, Türkiye distribütörü olduğu markaları orijinal hologramlı olarak sunar:
Marka
Hacim Seçenekleri
Tip
Öne Çıkan Özellik
Jenix
40 ml / 120 ml
Jet & konik sprey
Polis birimleriyle aynı formül, 2–4 m menzil
Delta
50 ml
Konik sprey
Ergonomik küçük boy, çantalık
Biber Gazı NATO
60 ml / 100 ml
Foam & jet
Yoğun köpüklü form, rüzgâra dayanıklı
Sitedeki filtreler aracılığıyla menzil, şişe boyu ve sprey tipi (jet, konik, köpük) seçebilirsiniz. Aynı zamanda askeri bot, taktik pantolon, hücum yeleği gibi tamamlayıcı savunma ve taktik giyim ekipmanlarını da tek seferde sepete ekleyerek hisse vakit kazanırsınız.
Özetle Biber Gazı Kullanım Tüyoları
Her zaman menzilin farkında olun. Etkili mesafe çoğu üründe 2–3 metredir.
Rüzgâr analizini ihmal etmeyin. Eğer rüzgâr yüzünüze esiyorsa hafif çapraz açıyla hedefin yanına nişan alın.
Tekrar dolum yapmayın. Basınç düşerse püskürtme gücü azalır; boş şişeyi yenisiyle değiştirin.
Eğitim spreyi edinin. Su bazlı, kapsaisinsiz “inert” spreylerle pratik yapın.
Yanlış kullanımın cezası var. Maksat savunmadır; saldırı niyetiyle kullanım Türk Ceza Kanunu’nda suç sayılır.
Biber gazı, kompakt boyu ve yüksek caydırıcılığıyla kişisel güvenlik dünyasının vazgeçilmezidir. İçeriğindeki doğal Oleoresin Capsicum, kısa süreli ama etkili bir yanma–göz yaşarması reaksiyonu oluşturur; doğru kullanıldığında kalıcı körlük riski son derece düşüktür. Yine de “biber gazı etkisi ne zaman geçer” ve “biber gazı kör eder mi” sorularının yanıtlarını bilmek, hem etik hem de hukuki sorumluluğunuzdur.
Yaş sınırına, toplu taşıma ve özel alan kurallarına dikkat ederek spreyinizi yanınızda taşıyabilirsiniz. Güvenilir, orijinal ve polisiye standartta ürünler için AskerMarketi.com’un Jenix, Delta ve Biber Gazı NATO seçeneklerini inceleyebilir, kendinizi ve sevdiklerinizi güvenle koruyabilirsiniz. Unutmayın, aracınızda reflektör bulundurmak kadar biber gazı taşımak da proaktif önlemdir; doğru bilgi ve bilinçle desteklendiğinde mahzurlu değil, hayati bir tedbirdir.
Suriye iç savaşının ilerleyen safhalarında Suriye Demokratik Güçleri (SDG) yani PKK, özellikle ülkenin kuzeyinde geniş bir coğrafyada kontrol sağlamıştı. Ancak 2018 yılından itibaren sahadaki askeri ve siyasi gelişmeler, SDG’nin bazı bölgelerde kontrolü kaybetmesine yol açtı.
Yukarıdaki harita;
SDG’nin 2018’den sonra kontrolünü kaybettiği alanları (kırmızı),
2026 itibarıyla fiilen kontrol ettiği bölgeleri (sarı),
Bu alanlar içinde Kürt nüfusun çoğunlukta olduğu yerleri (koyu sarı)
sade ve anlaşılır biçimde göstermektedir.
Güncel Suriye haritası:
20 Ocak 2026:
Suriye’nin kuzeyinde SDG, yeni yapılan ateşkes anlaşmalarına da uymadı ancak aşiretler ve Suriye ordusunun ilerleyişi durmadı. Aynen Arab (Kobani) güneyi, Süleyman Şah Türbesi ve Haseke güneyi örgütten alındı. Haritada mor renkte belirtiliyor.
Sarı renk SDG, yeşil Suriye ordusu.
20 Ocak 2026 Suriye’de SDG’nin toprak kayıpları
6 Ocak’ta Halep’teki iki mahallenin üç gün içerisinde temizlenmesinin ardından, 16 Ocak Cuma başlayan ve 17 Ocak Pazar saat 14.00’a kadar olan sürede Suriye ordusu Tabka çevresini (koyu yeşil) örgütten temizlerken; Fırat doğusunda Deyri Zor ve şehir kırsalındaki petrol tesisleri dahil Rakka dış mahallesine kadar olan bölge, Arap aşiretler tarafından SDG’den temizlendi. Anlaşma gereği Suriye ordusu henüz bu bölgelere giriş yapmadı. Aşiretler, Suriye ordusunu bekliyor.
15.30: Rakka şehrinin genelinde kontrol aşiretlerde.
16-17-18 Ocak 2026 Suriye’de SDG’nin toprak kayıpları
Sarı: SDG (Suriye Demokratik Güçleri) kontrolündeki alanlar
Açık Yeşil: Suriye Hükümeti kontrolündeki alanlar
Koyu Yeşil: Suriye hükümet güçlerinin girdiği / ilerlediği bölgeler
Mor (Pembe ton): Aşiret (yerel/tribal) güçlerinin kontrolündeki alanlar
Turuncu Çizgi: M4 Karayolu
Sarı Kalın Çizgi: Uluslararası sınır
Beyaz Kesikli Çizgi: İl (vilayet) sınırları
Suriye geneli son durum haritası:
Suriye son durum haritası (18 Ocak 2026) – Harita: AA
2018’den Bu Yana SDG’nin Kontrolünü Kaybettiği Bölgeler
2018 sonrası dönemde SDG’nin kontrolünden çıkan başlıca yerleşimler şunlardır:
Afrin (Zeytin Dalı Harekatı – 2018)
Tel Abyad (Barış Pınarı Harekatı – 2019)
Resulayn (Barış Pınarı Harekatı – 2019)
Tel Rıf’at (Suriye ordusu- 2024)
Münbiç (Suriye ordusu – 2024)
Şeyh Maksud (Suriye ordusu – 2025)
Suriye’de Kürt Nüfusun Haritası – SDG’nin (PKK) 2018’den Bugüne Kaybettiği Alanlar (Harita: Bilal Selim Filiz)
Bu bölgelerin önemli bir kısmı Türkiye sınır hattına yakın ve stratejik öneme sahip alanlardır. Özellikle sınır güvenliği, nüfus yapısı ve askeri dengeler, bu bölgelerde kontrol değişimlerini hızlandıran temel unsurlar olmuştur.
2026 itibarıyla SDG’nin kontrol ettiği alanlar, Arap nüfus ağırlıklı Haseke, Kamışlı, Rakka çevresi ve Deyrizor’un kuzey kesimleri ile sınırlıdır. Haritada sarı renkle gösterilen bu bölgeler, SDG’nin askeri ve idari varlığını sürdürdüğü sahaları ifade etmektedir. Koyu sarı alanlar ise bu coğrafya içinde Kürt nüfusun daha yoğun olduğu yerleri göstermektedir.
Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Körfez’de çoğu zaman aynı blokta anılsa da bölgesel krizler ve stratejik öncelikler söz konusu olduğunda belirgin görüş ayrılıkları yaşamaktadır. Bu ayrışma özellikle Yemen, Sudan, enerji politikaları ve bölgesel liderlik başlıklarında net biçimde ortaya çıkmaktadır.
Yemen Politikası
Yemen’de Suudi Arabistan, Riyad’a bağlı, tek ve birleşik bir devlet yapısını savunmaktadır. BAE ise güneydeki ayrılıkçı Güney Geçiş Konseyi’ni (STC) destekleyerek farklı bir yol izlemektedir. Bu durum, iki ülkenin sahadaki hedeflerinin örtüşmediğini göstermektedir.
Sudan’daki İç Savaş
Sudan krizinde Suudi Arabistan, resmî orduyu yani Sudan Silahlı Kuvvetleri’ni (SAF) desteklemektedir. Buna karşılık BAE’nin, Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) ile bağlantılı olduğu yönünde güçlü iddialar bulunmaktadır. Bu tablo, iki ülkenin Afrika’daki çıkar çatışmasını açıkça yansıtmaktadır.
Petrol ve OPEC Yaklaşımı
Enerji politikalarında da ayrışma mevcuttur. Suudi Arabistan, OPEC kapsamında daha derin petrol üretim kesintilerini savunurken; BAE, kendi üretimini sınırlamaya daha mesafeli yaklaşmaktadır. Bu fark, Körfez içindeki ekonomik rekabeti artırmaktadır.
Körfez Liderliği Rekabeti
Her iki ülke de Körfez’de liderlik iddiasındadır. Diplomasi, bölgesel nüfuz ve Körfez İşbirliği Konseyi içindeki ağırlık açısından Suudi Arabistan ve BAE arasında sessiz bir güç mücadelesi yaşanmaktadır.
Askerî ve Stratejik Öncelikler
BAE, deniz gücü, limanlar, Kızıldeniz ve Afrika Boynuzu üzerinden nüfuz alanı oluşturmayı hedeflemektedir. Suudi Arabistan ise sınır güvenliği, Husilerle mücadele ve İran tehdidinin dengelenmesine odaklanmaktadır.
İran ve İslamcı Hareketler
Her iki ülke de İran’ı bölgesel tehdit olarak görmekte, ancak bu tehditle nasıl mücadele edileceği konusunda farklı yöntemler benimsemektedir. Ayrıca İslamcı hareketler, özellikle Müslüman Kardeşler çizgisi, her iki ülke tarafından da monarşik düzen için risk olarak değerlendirilmektedir.
Ayrışmanın Netleştiği Alanlar
İsrail konusunda BAE ilişkileri normalleştirmişken, Suudi Arabistan daha temkinli bir tutum sergilemektedir. Yemen’de STC meselesinde de BAE destekleyici, Suudi Arabistan ise karşıt konumdadır. Katar konusunda ise iki ülke zaman zaman ortak bir duruş sergilese de her zaman tam uyum sağlanamamaktadır.
Suudi Arabistan–BAE ilişkisi, tam anlamıyla bir ittifaktan ziyade; ortak tehditler karşısında geçici iş birlikleri kuran, sahada ise çoğu zaman rakip stratejiler izleyen karmaşık bir güç mücadelesi olarak şekillenmektedir.
İspanya, tarih boyunca Avrupa, Afrika, Amerika ve Asya’da geniş bir sömürge ağı kurmuş; yüzyıllar içinde bu coğrafyalardaki hâkimiyetini kademeli olarak kaybetmiştir. Orta Çağ’dan 20. yüzyılın ikinci yarısına kadar uzanan bu süreçte çok sayıda ülke, farklı dönemlerde İspanya’dan ayrılarak bağımsızlığını ilan etmiştir. Bu tablo, İspanyol sömürgeciliğinin küresel ölçekte ne kadar geniş bir etki alanına sahip olduğunu ve çözülme sürecinin yüzyıllara yayıldığını göstermektedir.
İspanya’dan Bağımsızlığını Kazanan Ülkeler ve Yılları
Andorra (1278) Hollanda (1581) Malta (1530) Avusturya (1556) Portekiz (1640) Venezuela (1811) Paraguay (1811) Arjantin (1816) Şili (1818) Ekvador (1820) Meksika (1821) Guatemala (1821) El Salvador (1821) Honduras (1821) Nikaragua (1821) Kosta Rika (1821) Panama (1821) Peru (1821) Kolombiya (1813) Bolivya (1825) Uruguay (1825) Dominik Cumhuriyeti (1821) Küba (1898) Filipinler (1898) Fas (1956) Ekvator Ginesi (1968)
Bu liste, İspanya’nın tarihsel etkisinin yalnızca Latin Amerika ile sınırlı olmadığını; Avrupa, Afrika ve Asya’ya uzanan çok katmanlı bir imparatorluk mirası bıraktığını açık biçimde ortaya koymaktadır.
İspanya’dan Bağımsızlığını Kazanan Ülkeler (Harita)
Birleşik Arap Emirlikleri, İsrail ile kurduğu yakın ittifak doğrultusunda Ortadoğu ve Afrika genelinde meşru ve uluslararası alanda tanınmış hükümetleri zayıflatmayı hedefleyen ayrılıkçı ve silahlı gruplara açık veya örtülü destek sağlamaktadır.
Libya, Sudan, Somali, Yemen
Silah sevkiyatı, finansman ve paralı asker temini yoluyla yürütülen bu müdahaleler; Libya’dan Sudan’a, Yemen’den Afrika Boynuzu’na kadar geniş bir coğrafyada çatışmaları derinleştirmekte, devlet otoritesini aşındırmakta ve bölgesel istikrarsızlığı kalıcı hâle getirmektedir. Harita, bu müdahaleci politikanın sahadaki yansımalarını ve meşru yönetimler ile dış destekli milis yapılanmalar arasındaki ayrımı net biçimde ortaya koymaktadır.
Sarı renk: Birleşik Arap Emirlikleri tarafından desteklenen milis gruplar
Yeşil renk: Meşru ve uluslararası alanda tanınmış hükümetler
Kaynak: Açık kaynak harita verileri, saha raporları ve bölgesel güvenlik analizleri (Vista_CEO)
BAE’nin Desteklediği Milis Gruplar (Harita) – Libya, Sudan, Somali, Yemen
Türkiye’de doğurganlık hızı son yıllarda belirgin bir düşüş göstermektedir. 2009 yılında ülke genelinde yenilenme eşiği olan 2,1 seviyesinin üzerinde veya yakınında seyreden birçok il bulunurken, 2025 itibarıyla neredeyse tüm bölgelerde doğurganlık hızının bu seviyenin altına indiği görülmektedir. Batı ve İç Anadolu’da düşüş daha erken ve daha sert yaşanırken, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da görece yüksek oranlar korunmuş olsa da bu bölgelerde de gerileme dikkat çekmektedir.
Ortaya çıkan tablo, Türkiye’nin nüfus yenilenme hızını kaybettiğini ve demografik yapının hızla yaşlanma yönünde değiştiğini göstermektedir. Bölgesel farklar devam etse de genel eğilim, düşük doğurganlığın ülke geneline yayıldığına işaret etmektedir.
Kaynak: TÜİK (2009 ve 2025 Doğurganlık Hızı Verileri)
Türkiye, denizlerdeki askerî gücünü artırmak ve savunma sanayisinde tam bağımsızlık hedefini güçlendirmek amacıyla çok sayıda savaş gemisini eş zamanlı olarak inşa etmektedir. Yerli ve millî imkânlarla yürütülen bu projeler, Türk Deniz Kuvvetleri’nin hem açık deniz hem de kıyı operasyon kabiliyetini ileri bir seviyeye taşımayı amaçlamaktadır.
Bu kapsamda Milli Uçak Gemisi (MUGEM), Milli Denizaltı (MİLDEN), Hava Savunma Harbi Muhribi (TF-2000), Reis Sınıfı Denizaltılar, Hisar Sınıfı Açık Deniz Karakol Gemileri, İstif Sınıfı Fırkateynler, Yeni Tip Çıkarma Gemileri, Milli Hücumbot (TTH), Yeni Tip Mayın Arama Gemileri, Kıyı Römorkörleri ve Okul Gemisi projeleri farklı tersanelerde inşa edilmeye devam etmektedir.
Devam eden bu projeler, Türkiye’nin deniz gücünü nicelik ve nitelik açısından büyütürken, savunma sanayisinde sürdürülebilir üretim kabiliyeti ve stratejik caydırıcılık açısından da önemli bir eşik oluşturmaktadır.
Stratejik Ortak’ın 2020 yılından bu yana her yıl sınırlı sayıda hazırlanan ve kısa sürede tükenen dergisi, 6. sayısıyla yeniden okurlarıyla buluşuyor. Uluslararası ilişkiler, jeopolitik, güvenlik, dış politika analizleri ve dünyadaki güç dengelerine dair derinlikli dosyalarıyla bilinen Stratejik Ortak Dergisi, bu yıl da dopdolu bir içerikle karşınızda. Her sayıda olduğu gibi yine aylar süren titiz bir hazırlık, özgün konu seçimleri ve güçlü bir yazar kadrosu bu özel edisyonda bir araya geldi.
Geçmiş yıllarda ön satış döneminde dahi hızla tükenen dergimizin bu sayısı, hem kapsamı hem de ele aldığı güncel konularla daha çekici bir nitelik taşıyor. 2025 yılı uluslararası sistemde büyük kırılmaların yaşandığı, bölgesel ve küresel rekabetin yeni bir boyuta taşındığı bir dönem olarak öne çıkarken, bu sayı da tam olarak bu dönüşümün ruhunu yansıtıyor. Büyük güçlerin saflaşmasından Türkiye’nin iç dinamiklerine, küresel ekonomi-politik dengelerden jeostratejik risklere kadar geniş bir perspektif sunuyor.
Ancak siz değerli okurlarımıza önemli bir haberi de bu vesileyle duyurmak istiyoruz. Stratejik Ortak Dergisi’nin bu 6. sayısı, aynı zamanda yayınladığımız son edisyon olacak. Yıllardır büyük bir ilgiyle takip edilen, her yıl binlerce okura ulaşan bu özel yayın, bu sayı ile birlikte veda ediyor. Hem bizim için hem de okurlarımız için manevi değeri yüksek olan bu final sayı, arşiv niteliği taşıyan benzersiz bir koleksiyon parçası olma özelliği de taşıyor.
Bu nedenle Stratejik Ortak Dergisi’nin son sayısı, yalnızca bir yayın değil; beş yılın emeğini, okur desteğini ve Stratejik Ortak’ın kolektif hafızasını temsil eden özel bir kapanış niteliğinde. Sınırlı sayıda basılacak bu final sayı için ön satış dönemi başlamış durumda.
350 TL değerindeki ilk beş sayının e-dergi (PDF) versiyonları ücretsiz!
70×50 cm boyutlarında Mavi Vatan posteri hediye!
DERGİYİ SİPARİŞ VERİRSENİZ…
İlk beş sayının e-dergi (PDF) versiyonlarını anında indirebileceksiniz. Poster hediyeli dergiyi sipariş vermeniz halinde PDF versiyonları ile birlikte toplamda 42 yazı, 21 röportaj, 50’den fazla stratejik bilgi, onlarca infografik ve 6 yıllık askeri ve diplomatik gelişme arşivine ulaşmış olacaksınız. (Sipariş verdikten sonraki sayfada veya sipariş sonrası e-posta adresinizde indirme linkini göreceksiniz.)
Stratejik Ortak 6. Sayı İçeriği
18 Stratejik Bilgi – BAYDNO
Arazideki Colani’den Kürsüdeki Şara’ya
Afrika’da Değişen Silah Pazarı
Türkiye’nin Elindeki Güç: Nadir Toprak Elementi
Kıbrıs’ta İsrail’in ‘Emlak İşgali’ ve Chabad
Kefalet: Körfez Ülkelerindeki Yeni Kölelik
İsrail’in Gölge Ordusu Mista’arvimler
Joseph S. Nye’nin Ardından Kalan: Literatürde “Yumuşak Güç”
Hindistan: Dünyada En Fazla Müslümanın Yaşadığı 3. Ülke
Kısa Sürede NATO’nun Üçüncü Büyük Gücü Olan Polonya Ordusu
İsrail’in Kanlı Elması Dan Gertler
Tukididis Tuzağı: ABD-Çin ve Türkiye-İsrail Örneği
Trump ABD’sinin Kripto Para Stratejisi
Süregelen Zulmün Adresi Doğu Türkistan
Üçlü İttifakın Fotoğrafı: Çin, Rusya ve Kuzey Kore
Trump’ın ‘Bitirdim’ Dediği 8 Savaş
İsrail’in Samson Seçeneği ve Dahiya Doktrini “Ya Kendimi Ya Sizi Yok Ederim”
KKTC Seçimleri ve Kıbrıs’ta Yeni Dönem
Zengezur’dan “Trump Rotası”na ABD’nin Kafkasya Hamlesi, Türkiye ve Bölgeye Etkileri
Yazılar
‘Öfkenin Ekonomisti’ Javier Gerardo Milei – İsmail Vardi
Dünyadan Örnekler ve “Türk Milleti” – Muzaffer Çitçi
Yeni Yüzyılda Hava Kuvvetleri’nin Önemi – Arda Mevlütoğlu
Röportaj
Prof. Dr. Mehmet Ali Eryurt ile Türkiye’de düşen doğurganlık hızı ve nüfus krizine dair röportaj
Dr. Ece Aynur Onur ile olası gıda ve su savaşları ile susuz tarıma dair röportaj
İran’da yaşayan ve ismini vermek istemeyen akademisyen ile İran Türkleri üzerine röportaj
Gözden Kaçan Dev Arşiv Çalışması: 2025’te Yaşanan 25 Önemli Gelişme – BAYDNO
BAYDNO’dan Veda Yazısı: BAYDNO, veda yazısı niteliğinde Stratejik Ortak Dergisi’nin son sayısına özel, hem kendi hikayesini hem de Stratejik Ortak sürecini yazdı.
Sınırlı stokta basılan ve her yıl ön satışta tükenen dergimiz 8 Aralık’tan sonra MNG Kargo ile gönderilmeye başlayacaktır.
Dergi siparişi verdikten sonra herhangi bir sorun yaşarsanız e-posta üzerinden ulaşabilirsiniz: dergi@stratejikortak.com