Anlaşmanın duyurulmasından bu yana “Amaç İsrail olmalı, İran olmamalı” benzeri yorumlar yapılıyor. Öncelikle şunu söyleyeyim. Bu ittifakın amacı saldırıysa büyük hata ancak savunma ittifakıysa başarılı bir anlaşma. Türkiye’yi düşünen hiçbir hükümetin İran’a saldırmayı aklından bile geçirmemesi lazım. Bu durum kazananı olmayan bir savaş olacaktır. Mekke Anlaşması’ndaki Suud’un önceliği İran iken Türkiye’nin İsrail, Pakistan’ın ise İsrail ile müttefik olan Hindistan. Anlaşma konusunda çekinceler olabilir, pratiği görmek gerekiyor tabi ki ancak bu anlaşmayı doğrudan İran odağına çekmek bana mantıklı gelmiyor. Son savaşta da görüldüğü gibi İran ile dengeyi yıllardır koruyoruz. Parçalanmamasını da istiyoruz ama bölgede bu İran yönetimiyle mücadele etmek bize farz. Bu konuda hükümet de başarılı değil.
Bilmiyorum unutuluyor mu yoksa İran sevdası mı ağır basıyor?
Irak’ta Şii milisleri Türk üssü Başika’ya saldırtan, Suriye’de kendi mezhepsel çıkarları için Esad ile birlikte binlerce masumun ölümüne sebep olan, Lübnan’ı ve işgal sonrası Irak’ı yine kendi çıkarları için milis ülkesine çeviren, Afganistan’dan tutun da Yemen’e kadar gariban Şiileri kendi çıkarları için Suriye’de çatıştıran, Suriye’nin kuzeyinde 13 yıl boyunca PKK ile kol kola olan, ırkı geçtim kendi mezhebinden olmasına rağmen Azerbaycan’a karşı Ermenistan ile müttefik olan, Türkiye içerisindeki birçok Şii grubu kışkırtarak Cumhuriyet’in temellerine dinamit gibi yerleştirmeye çalışan bir İran var. Sayısız örnek mevcut.
İran bunları yaparken Türkiye’ye açık bir savaş ilan etmedi, bir kurşun sıkmadı. İran, Türkiye’ye karşı doğrudan savaşa girmeden vekil güçler, siyasi nüfuz ağları ve örtülü operasyonlarla gri bölge stratejisi yürüttü. Bunlar son 20 yılda olanlar, aklıma gelenler. İsrail ile olan savaşta İran’ın yanındayız ama İran’ı da biliriz. Mollanın imkanı olsa Türkiye’yi bir kaşık suda boğar. Bu nedenle İsrail faktörü var diye İran güzellemesi de yapılmasın. Ilık yorumlara gerek yok. Derdimiz Türkiye’nin çıkarları ise gerekirse her sahada ve masada öncelikli olarak İsrail ile sonra da (tıpkı molla rejimi gibi) İran ile mücadele etmeliyiz.
Mekke Anlaşması ABD Planı mı?
Öncelikle ben Suud’un Amerikan şemsiyesine güvenmeyip alternatif aradığını düşünsem de bunun dolaylı olarak ABD’nin çıkarına olduğunu düşünüyorum. Zaten Suud’un hiçbir zaman İsrail’e saldırmayacağı, buna ABD’nin izin vermesinin mümkün olmadığı ancak İran ile yaşanan gerginlikte ABD ile müttefik olan üç ülkenin yan yana durmasının Washington’ı rahatsız etmeyeceği aşikar. Çünkü onlar da artık bölgeyle uğraşmak yerine, müttefikleriyle bölgede olmak istiyor. İngiliz politikası gibi düşünebilirsiniz.
İsrail için aynı şeyi söyleyemeyiz. Bölgede hiçbir rakibinin güçlenmesini istemeyen İsrail’in bu anlaşmayı tehdit olarak görmesi muhtemel. Şubat ayında eski İsrail Başbakanı Naftali Bennett, “Türkiye, Suudi Arabistan’ı bize karşı çevirmeye çalışıyor ve nükleer Pakistan ile düşmanca bir ‘Sünni Ekseni’ kurmaya çalışıyor.” demişti. İçimizdeki İrancılar ise İran’ın kendi çıkarlarına uymayan her ittifakı Amerikancı olarak görüp algı yapıyor. ABD’nin her işine yarayan veya yarayabilecek şeyin ABD planı olarak sunulması kadar ahmakça bir söylem olamaz.
Pakistan, Çin ile her alanda neredeyse Rusya’dan daha yakın. Suudi Arabistan ise askeri olarak ABD korumasında ancak Çin ile onlarca alanda milyarlarca dolarlık anlaşmaları var. Türkiye’nin Rusya ile ilişkileri ortada. Hiçbiri ABD’nin işine gelmiyor ama oluyor. Doğrudan uydu devleti değilsen iş böyledir.

