Suriye’de Son Durum Haritası (Ocak 2016)

2015 yılında komşumuz Suriye dünya tarihinde yaşanmamış olaylara şahit oldu. Sayısız silahlı grup; din dil, ırk gözetmeden kendi davası için savaşıyor. Ülkenin asıl yada geçmişteki sahibi (ne derseniz artık) Esad rejimine ise İran’ın kara, Rusya’nın hava desteği var.

ESAD REJİMİ
Esad rejimi 2015 yılında toplam hakimiyet alanının % 16’sını kaybetti ama Rusya’nın da hava desteğiyle hakimiyet alanını genişletti ve ülkenin % 19.8’ini kontrol ediyor.

IŞİD
Çöl alanları dahil olmak üzere IŞİD ise, Suriye’nin % 40’ına yakın bir alana hakim. IŞİD genellikle en düşük nüfuslu alanları kontrol ediyor. Düşünün IŞİD 2015’de müthiş toprak kaybetmesine rağmen vaziyet bu.

PKK’nın Suriye kolu PYD
2015 yılının en çok kazananı PKK’nın Suriye kolu PYD oldu. PYD Suriye’nin kuzeyinde Türkiye sınır hattının üçte ikisini kontrol ediyor. IŞİD’in kaybettiği % 14 oranındaki alanı PKK’nın kazandığı ve kontrol alanını Suriye’nin % 25’ine çıkardı. PYD’nin 2014’e göre kontrol ettiği topraklarda % 186 oranında artış oldu ve bu bölgelerin çoğu Esad rejimi için de güvenli alan olarak görülüyor. Bilindiği gibi Suriye’de İç Savaşın başlamasından bugüne Esad güçleri ile PYD işbirliği içerisindeler.

MUHALİFLER 
Rusya’nın IŞİD’e karşı başlattığını söylediği hava operasyonları ise en çok Suriye’de muhalifleri vurdu. 2015 yılının Eylül ayına kadar oldukça verimli bir yıl geçiren muhalifler Suriye toplamında ülkenin % 15’lik bir kısmını kontrol ediyor.


SONUÇ 
Esad Rejimi Suriye’nin % 19.8’ini, IŞİD % 40’ını, PKK’nın Suriye kolu PYD % 25’ini ve muhalifler ise Suriye’nin % 15.2’lik kısmını yönetiyor. Şaşırtıcı ama IŞİD’den sonra en fazla alana hakim olan PYD; Esad rejiminden de, hep söylenen muhaliflerden de daha fazla alanı kontrol ediyor.

Suriye’de Son Durum Haritası (1 Ocak 2016)

suriye haritası

Alternatif Harita:
suriyede son durum haritası

Kaynak: 
http://www.timeturk.com/2015-yilinda-suriye-de-neler-yasandi/haber-110618
www.suriyegundemi.com

Japonya 70 Yıl Sonra Rusya ile ‘Barış’ İstiyor

Japonya Başbakanı Şinzo Abe, Rusya ile Japonya arasında hâlâ bir barış antlaşması bulunmamasının ‘normal olmadığını’ belirtti ve Rusya ile diyoloğu arttırmak istediklerinin mesajını verdi.

İkinci Dünya Savaşından günümüze yani 70 senedir Rusya ve Japonya arasında İkinci Dünya Savaşı’nı sona erdiren bir barış anlaşması imzalanmadı. Çünkü bu iki devlet arasında Kuril adaları meselesi söz konusu.

Japonya Rusya’ya karşı olumlu mesajlar verse de Rusya Eylül 2015’de, Tokyo yönetimi Kuril Adaları konusunda ‘tarihi gerçekleri’ kabul etmeli demişti. Asya’da ki bu gelişmelere farklı bir pencereden bakacak olursak; Japonya, 2016 mayıs ayında dönem başkanı olarak G7 zirvesine ev sahipliği yapacak. Acaba Kırım’ı ilhak ettiği için G8’den ‘atılan’ Rusya bu organizasyona davet edilecek mi? Japonya Rusya’ya bakalım ne kadar olumlu mesajlar veriyor, merakla bekliyoruz.

Kuril Adaları Sorunu ve Coğrafyası
Kuril Adaları meselesinin detayına inmeden anlatmak gerekirse;

1949’da Sovyetler Birliği’nin adaları işgal etmesi ve adalarda ikamet eden tüm Japon vatandaşlarını sınır dışı etmesiyle birlikte iki devlet arasında uzun yıllar sürecek olan bu anlaşmazlık başlamış oldu. Aslında 1855’te yapılan Shimoda Anlaşması’nda Rusya, şuan fiilen idaresinde olan ve Japonya’nın da hak iddia ettiği adaları Japonya’ya bırakmıştı. Sonra çeşitli gelişmeler yaşandıysa da sorun hâlâ devam ediyor.

Japonca’da Kuzey Toprakları ve Rusça’da Güney Kuriller olarak adlandırılan Kuril takım adaları Iturup, Kunashiri, Shikotan ve Habomai adalarından oluşmaktadır. Bu adalar zinciri Pasifik okyanusunda bulunuyor. Adaların etrafında zengin balık türleri bulunmaktadır ve bu adalar bölgenin balıkçılık ekonomisi açısından önemli bir yerde. Aynı zamanda adaların açıklarında petrol ve gaz rezervleri olduğu düşünülmektedir.

kuril adaları
Kuril Adaları: Rusya ve Japonya Sınırları

Kaynak: 
http://www.dw.com/tr/japonya-rusya-ile-bar%C4%B1%C5%9Fmak-istiyor/a-18957582
http://www.kureselcatismalar.com/japonya-ve-rusya-arasinda-kuril-adalari-sorunu/

İran-Suudi Arabistan Krizi ve Sonrasında Neler Oldu?

Her şey Suudi Arabistan’da ki Şii Din aliminin idamı sonrasında başladı. Suud yönetiminin bu kararı sonrası ülkedeki hatta bölgedeki Şiiler gösteriler düzenlemeye başladı ve Şii ülkelerin ‘lideri’ sayılan İran sert bit şekilde ‘Suudi yönetimi izlediği bu politika için ağır bedel ödeyecek’ dedi. Ardından Tahran’daki Suudi Arabistan konsolosluğu ateşe verildi. Bunların üzerine de Suudi Arabistan İran ile tüm diplomatik ilişkilerini kestiğini açıkladı ve İran’lı diplomatların 48 saat içinde ülkeyi terk etmesini istedi.

Şii-Sünni ayrışmasının iki lider ülkesi arasındaki bu kriz bölge ülkeleri için de önemliydi. Çoğu ülke ilk günden tarafını belli etti. Ürdün, Yemen Cumhurbaşkanı Abdurabbu Mansur Hadi İran’ı kınarken, Kuveyt Tahran’daki büyükelçisini geri çekme kararı aldı. Bu üç ülke de Suudi Arabistan’ın yanında olduklarını açıkladı. Birleşik Arap Emirlikleri ise İran ile ilişkileri maslahatgüzar seviyesine çekti. Yani büyükelçi yerine sıradan bir diplomat ile ilişkiler sürecek. Suudi Arabistan’ın himayesindeki Bahreyn’de İran ile diplomatik ilişkilerini kestiğini ve diplomatların ülkeden ayrılması için 48 saat süre tanındığını açıkladı. Bunların yanında Sudan da, İran büyükelçisini sınır dışı ederek İran’daki büyükelçisini geri çekti.

İran ile Suudi Arabistan arasındaki bu kriz öncelikle ABD ve Rusya’nın, hatta İsrail’in bile politikalarına fayda sağlayacaktır. Neden diye sorarsanız da Şii veya Sünni fark etmez. Müslüman coğrafyası diye adlandırılan bölgede bölgesel güçlerin ve ‘yancılarının’ kutuplaşması, her zaman küresel güçlerin faydasına olacaktır(Daha fazla silah satmak vs.). Müslüman dünyasına zerre kadar hayrı dokunmayan İran ve Suudi Arabistan arasındaki bu zıtlaşmanın hangi boyutlara geleceğini tahmin etmesi çok güç. Bu zıtlaşma savaşa götürür mü diye sorarsanız da, sanmıyorum. Ama bölgedeki silahlı güçler vasıtasıyla vekalet savaşı sertleşebilir. Şayet iki ülke arasında doğrudan bir savaş çıkarsa da, İran’ın askeri gücü Suudi Arabistan ve diğer bölge ülkelerini al aşağı edecek boyutta olduğunu söylemek gerekir.

İki ülke arasındaki krizi daha iyi analiz etmek için Suudi Arabistan ile İran arasındaki çekişmenin temel sebepleri adlı yazıyı okuyabilirsiniz.

Suudi Arabistan ile İran Arasındaki Çekişmenin Temel Sebepleri

Suudi Arabistan ile İran rekabeti Suriye ve Irak’tan Yemen’e kadar uzanıyor. Yemen’de Şii gruplara destek veren İran, Suudi Arabistan’ı köşeye sıkıştırmak için çabalıyor. Suud Yönetimi, petrol geçiş güzergahında stratejik konumda olan Yemen’de, Şiilerin başarı kazanması durumunda petrol sevkiyatının tehlikeye düşeceğini ve kendi ülkesindeki Şii nüfusun kontrol altında tutulmasının zorlaşacağını düşünüyor. Suriye’de yaşanan gelişmelerinin gölgesinde kalan Yemen’de Suud Yönetimi çok sayıda sivilin de ölmesine sebep oluyor.

İran Suudi Arabistan çekişmesi

Şuan Ortadoğu’da Bağdat’tan Basra’ya kadar gelişen olaylar İran yönetiminin lehine. Bu durum ise Suudi Arabistan’ın ‘himayesi’ altındaki Kuveyt ve Bahreyn üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor. Her iki ülke de Suudi Arabistan’la çok sıkı ilişkiler geliştirmek zorunda kalıyor ki, Birleşik Arap Emirlikleri de, Körfez girişindeki aidiyeti tartışmalı adalar yüzünden ihtilaf içinde olduğu İran’a karşı, Suudilerle askerî ilişkilerini sıkılaştırıyor.

İran’la Suudi Arabistan arasındaki güç mücadelesi tüm Orta Doğu’da hissediliyor. Bu gözle görünmeyen çatışma şimdilik vekaleten bir çatışma şeklinde yürüyor ama buna ‘İran-Suudi Arabistan Soğuk Savaşı’ diyenler de yok değil.

Kaynak:
Bu yazı bir nevi Prof. Dr. ÇAĞRI ERHAN’ın ‘İran ile Suudi Arabistan Arasındaki Rekabet’ adlı yazısının özetidir. Ayrıntılı ve tam metin için o yazıyı okuyabilirsiniz.

Suudi Arabistan’ın İdam Kararını Destekleyen Ülkeler (GÜNCEL)

Suudi Arabistan Şii din adamı en-Nemr’i idam etmesinden sonra, başta İran olmak üzere Şii devletler ve halklar bu olaya tepki gösterdi. Suudi Arabistan bu bizim iç meselemiz derken İran ile tüm diplomatik ilişkilerini kestiğini açıkladı. Aynı zamanda Suudi Arabistan’da ki İran Konsolosluğu’nda görevli İranlı diplomatların ve çalışanların 48 saat içerisinde ülkeyi terk etmesini istedi.

İran Suudi Arabistan’daki idam kararından sonra, “Bu kısır ve sorumsuz politikanın sonuçları, faillerine dönecek ve Suudi yönetimi izlediği bu politika için ağır bedel ödeyecek” demişti. 2 Ocak Cumartesi akşam saatlerinde de Suudi Arabistan’ın Tahran Büyükelçiliği ve Meşhed kentindeki konsolosluk binası ateşe verilmişti.

Bunun üzerine Suudi Arabistan’ın yanında politika izleyen Ürdün ve Kuveyt konsolosluk yakmayı kınarken, Birleşik Arap Emirlikleri İran’a protesto notası verdi. Bahreyn‘de Suudi Arabistan’ın yanında olduğunu açıkladı. İç savaşın olduğu, Suudi Arabistan’ın askeri müdahalesinin sürdüğü Yemen‘de Suudi Arabistan’ı desteklediğini açıkladı.
(İran ile bazı ülkelerin ilişkileri değişti: Sürekli güncellenen bilgiler aşağıda)

körfez ülkeleri

 

  • Ürdün, Kuveyt ve Fas merkezli İslami Eğitim, Bilim ve Kültür Organizasyonu (ISESCO) Şii din adamı Ayetullah Nemr Bakır en-Nemr’in idam edilmesinin ardından Suudi Arabistan’ın İran’daki büyükelçilik ve konsolosluk binalarının ateşe verilmesini kınadı. Ürdün, Suudi Arabistan’la dayanışma içinde olduğu ve terör ile radikalizmle mücadele konusunda yanında olduğunu açıkladı. (Güncel: İran’ın Amman Büyükelçisini bakanlığa çağırarak nota verdi.)
  • Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) İran’ın Abu Dabi Büyükelçisi Muhammed Rıza Feyyaz’ı çağırarak, Şii din adamı Nemr’in idam edilmesi konusunda ülkesinden yapılan açıklamalar nedeniyle protesto notası verdi. (Güncel: BAE ilişkileri maslahatgüzar seviyesine çekti)
  • Yemen Cumhurbaşkanı Abdurabbu Mansur Hadi, ülkesinin terörle mücadelede Suudi Arabistan’ın yanında yer aldığını ve yargı kararlarını uygulamasını desteklediklerini belirtti.
  • Kuveyt de Suudi Arabistan’ın İran’daki büyükelçilik ve konsolosluk binalarının ateşe verilmesini kınadı. (Güncel: Kuveyt, Tahran Büyükelçisi’ni çağırdı)
  • Bahreyn İçişleri Bakanlığı da resmi haber ajansında yayınlanan açıklamasında, Bahreyn’in, terör ve aşırılıkla mücadele konusunda Suudi Arabistan’ın yanında olduğu belirtildi. (Güncel: Bahreyn İran ile diplomatik ilişkilerini kestiğini ve diplomatların ülkeden ayrılması için 48 saat süre tanındığını açıkladı)
  • Fas‘ta İran’ı kınadı.
  • Cibuti Dışişleri Bakanı “Cibuti, Suudi Arabistan ile dayanışma içinde olarak İran ile diplomatik ilişkilerini kesmiştir” dedi.
  • Umman, yapılan saldırılardan üzüntü duyduğunu ve söz konusu durumun “kabul edilemez”
  • Katar Tahran büyükelçisini çekti
  • Sudan da İran büyükelçisini sınırdışı ederek İran’daki büyükelçisini geri çekti.
  • Somali ülkede istikrarı bozduğu gerekçesiyle İran ile diplomatik ilişkilerini kestiğini açıkladı ve İran’da bulunan büyükelçisini geri çağırırken, ülkedeki İranlı diplomatların ülkeyi terketmeleri için 72 saat süre tanıdı. (07.01.2016 – 19.00)
  • Fas’ın başkenti Rabat’ta bulunan İslami Eğitim, Bilim ve Kültür Organizasyonu (ISESCO), Suudi Arabistan’ın İran’daki büyükelçilik ve konsolosluk binalarının ateşe verilmesini kınadı.
  • Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK), Suudi Arabistan’ın İran’la diplomatik ilişkilerini kesmesini desteklediğini duyurdu.
    suudi arabistanı destekleyen ülkeler
    Görsel: AA (07.01.2016)

    Kaynak:
    http://www.gazetevatan.com/bae-ve-bahreyn-den-suudi-arabistan-a-destek-900779-dunya/
    http://www.ahaber.com.tr/dunya/2016/01/03/yemenden-suudi-arabistana-destek
    http://www.dunyabulteni.net/dunya/350772/bae-irana-nota-verdi

Çin’in Suriye ve Ortadoğu Politikası

Çin tarihinde ilk kez terörle mücadele yasasısını kabul etti. Bu karar sonrası Çin Suriye’ye asker gönderir mi sorusunun cevabı aranır oldu. Çünkü bu yasanın kabul edilmesi Çin’in yurt dışına asker gönderilmesinin önünü açması anlamına da geliyor.

çin suriye politikası

Çin bu yasayı Sincan Uygur Özerk Bölgesi yani Doğu Türkistan’daki El Kaide ile bağlantılı Doğu Türkistan İslami Hareketi gibi radikal islami gruplara karşı çıkarttı. Bu grupların Suriye ile ilişkileri ise bilindik bir gerçek. El Nusra ve IŞİD bağlantılı Uygurların Suriye’de ve Irak’ta kendilerine ait üs ve eğitim kampları olması ise Çin açısından bir tehdit oluşturuyor. Daha öncede medyaya düşen haberlerden de gördüğümüz kadarıyla, buradaki silahlı gruplardaki militanlar Suriye’ye savaşmaya gidiyor ve bu militanlardan bazıları da saldırı düzenlemek için geri Çin’e dönüyor.

Çin cephesindeki bu gelişmeler sonrasında uzmanlar ‘Çin Suriye’ye asker gönderir mi?’ sorusunun cevabını sorgular oldu. Ama genel kanı ‘Çin asker göndermeyecek’ yönünde. Daha öncede Çin’in bölgeye deniz filosu gönderdiğine dair haberler çıkmıştı ve bu haberler daha sonra Çin tarafından yalanlanmıştı. Konuya hakim bazı uzmanlar Çin’in yurtdışındaki terör hedeflerini yok etme isteğinin, ‘Doğu Türkistan İslami Hareketi’nin Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ni Çin’den ayırmakla tehdit etmesi ve burada İslami bir devlet kurmak istemesinden’ kaynaklandığını düşünüyor.

Aslında Çin’in bölgeye fiili müdahalesini engelleyen bazı nedenler var. Bunun başında Pekin Yönetiminin Türkiye ve Suudi Arabistan gibi Esad’ın gitmesini isteyen bölgesel güçlerle iyi ilişkileri bozma niyetinin olmayışı yatıyor.

Çin dış politikasının temelinde her ülkeye eşit mesafede durma politikası var. Suriye konusunda da özel bir çizgi izliyor.

Çin Dış Politikasındaki 3 ilke:

  • Siyasi yollarla uzlaşı
  • Terörle mücadele güçlerinin ortak hareket etmesi
  • İnsani yardım

Yani özetle Çin’in Suriye ve Ortadoğu’da etkin politika izlemeden önce, buradaki çıkarları etkilenecek mi onu düşünüyor. Çünkü Çin Halk Cumhuriyeti petrolünün çoğunu bölge ülkelerinden alıyor ve bölge ülkelerinde ciddi yatırımları söz konusu. Ek olarak da Çin için önemli bir proje olan Yeni İpek Yolu’nun Ortadoğu’dan geçmesi de, Çin’in bu bölgeye müdahalesini engelleyen önemli başlıklardan birisi.

çin ipek yolu güzergahı
Çin’in İpek Yolu Güzergahı

Liberland: 2015 Model Devlet

Avrupa’nın en genç ülkesi Liberland Cumhuriyeti 13 Nisan 2015’de ‘Yaşa ve yaşat!’ mottosuyla kuruldu. Resmi Dili Çekçe ve İngilizce olan bu ülke Hırvatistan ve Sırbistan sınırında, Tuna Nehri kıyısında 90’lı yıllarda Yugoslavya bölündüğünde kimse tarafından sahiplenilmeyen 7 kilometrekarelik alanda kuruldu. Troll haber gibi okuyup geçmişizdir belki ama böyle bir ülke var ve 40’ı aşkın ülkede büyükelçilik(temsilcilik) açtı. Çok küçük bir toprak parçasında olduğu için de ileride maksimum 5.000 insanın yaşayabileceği söylendi.

liberland türkiye

Ülke vatandaşlık başvurularını ise internetten online olarak alıyor. Liberland’e en fazla vatandaşlık başvurusu ise Mısır’dan geldi. Hatta Mısır Dışişleri Liberland’a akın edebilecek kaçak göçmenler konusunda kendi hükümetini uyarmıştı. Liberland’a en fazla başvuru yapılan ikinci ülke ise Türkiye. Liberland sivil toplum kuruluşları arasında şimdiden Katılım bankası, Fenerbahçeliler derneği, Galatasaraylılar derneği, Çarşı Liberland oluştu bile.

İnsanların isterse vergi vereceği istemezse vermeyeceği Liberland’da devlet, genel gelirin yüzde 2-3’ünü alarak yalnızca güvenlik, hukuk ve diplomasiyi yürütecek.

Liberland hakkında araştırma yaparken aklıma ‘Bu savunmasız ülke Avrupa’nın göbeği yerine Ortadoğu’da kurulsa nasıl olurdu?’ sorusu geldi. Sonra da tebessüm ettim. Çünkü cevabı belliydi. Bir gün için de silahlı gruplar tarafından işgale uğrardı.

En Yeni Ülke Liberland Hakkında Bilinmeyenler

Kansız, savaşsız, entrikasız, süper güç desteksiz; özgür, bağımsız ve liberal bir devlet. Avrupa’nın en genç ülkesi Liberland hakkında merak edilenleri bir konu altında topladım. Bu yazıda;

  • Liberland Ülke Profili
  • Liberland Nerede?
  • Liberland Nasıl Kuruldu?
  • Liberland Devlet Düzeni nasıl işleyecek?
  • Liberland’a Başvuru Nasıl Yapılıyor?
  • Liberland Türkiye İlişkileri
  • Liberland Devletinin Kurucu Lideri Vit Jedlicka kimdir?
  • Liberland nasıl bir ülke olacak?

adlı 8 başlık cevap bulacak. Merak ettiğiniz, sormak istediğiniz soruları konunun altında yorum olarak yazabilirsiniz.
Liberland Ülke Profili
Avrupa’nın en genç ülkesi Liberland Cumhuriyeti 13 Nisan 2015’de ‘Yaşa ve yaşat!’ mottosuyla kuruldu. Resmi Dili Çekçe ve İngilizce olan bu ülkede, daha belli değil ama ileride maksimum 5.000 insan yaşayabileceği söylendi. Kurucu ve şuan ki lideri, Vit Jedlicka, ülkenin özgürlük ve liberal politikalar üzerine kurulduğunu açıkladı.

liberland bayrağı

Coğrafi Konumu (Liberland Nerede?):
Liberland, Hırvatistan ve Sırbistan sınırında, Tuna Nehri kıyısında 90’lı yıllarda Yugoslavya bölündüğünde kimse tarafından sahiplenilmeyen 7 kilometrekarelik alanda kuruldu. Ülkenin iklimi ise kışları soğuk ve karlı, yazları sıcak ve kurak. Yağış en çok ilkbahar ve sonbaharda düşer. Liberland’da düşük rakımlı sahalarda çayırlar, tepelerde ise geniş yapraklı ormanlar var.

liberland nerede
Liberya nasıl bir ülke olacak? sorusunun cevabını bazı hayali tasarımlarla yazının altında bulabilirsiniz.

Liberland Nasıl Kuruldu?
Ülkeyi kuran Jedlicka’ya ilham birkaç yıl önce bir tren seyahatinde gelmiş:
“Etrafa baktım ve ne kadar çok kullanılmayan alan var diye düşündüm!” Önce bir arkadaşıyla oturup kuracakları ülkenin bayrak, arma, motto ve ideolojisini şekillendiriyorlar. Ardından kimsenin hak iddia etmediği bir araziyi aramaya başlıyorlar. Bu süreç iki yıl sürüyor. En sonunda Sırbistan ve Hırvatistan arasında kimsenin hak iddia etmediği 7 kilometrekarelik araziyi buldular. Jedlicka, burayı nereden bulduklarısorulduğunda gülümseyerek “Wikipedia’da gerçekten aradığınız her şey var!” diyor. “Sıfırdan devlet kurmak gerçekten harika bir his! Montevideo Anlaşması’na göre ülke olmak için illa başka devletler tarafından tanınmanız gerekmiyor. Arazinizi kimsenin sizden alma hakkı da yok.” diyor ülkenin kurucu lideri.

Liberland Devlet Düzeni nasıl işleyecek?
Devlet gönüllülük esasına dayanıyor. İnsanlar isterse vergi verecek ama başkalarını buna zorlayamayacak. Toplumsal projeler kitlesel fonlamaya dayalı olacak. Devlet, genel gelirin yüzde 2-3’ünü alarak yalnızca güvenlik, hukuk ve diplomasiyi yürütecek.

Dünyanın en genç ülkesi Liberland, 500 bini aşkın destekçisiyle İzlanda’dan daha büyük bir ülke ama dünyada ülke olarak sadece Kuzey Sudan tarafından tanınıyor. İlk dört ayda 40 büyük elçilik açarakda büyük başarı elde ettiler.

Liberland’a Başvuru Nasıl Yapılıyor?
Başvurular ‘www.liberland.org’ sitesinden online olarak alınıyor. Ülke kuruluş aşamasında olduğu için arazi şuan boş.

liberland bayrak

Liberland vatandaşlık başvuru formunda;
adres, dini inanç, aylık kazanç ve pasaportun taranmış hali gibi bilgiler isteniyor. Liberland’e başvurmak için en önemli şartların başında ise Komünist, nazi ya da diğer aşırı fraksiyonlarla ilgili geçmişinin olmaması, kriminal suçlardan hüküm giymemiş olmak, ayrımcılık yapmamak ve başta din ve ırk olmak üzere her şeye saygılı olmak var.
Bunlarla birlikte 11 soruluk da “Evet” ve “Hayır” seçenekli test karşınıza çıkıyor.

1.) Hiç tutuklandınız mı?
2.) Aşırı bir gruba üyeliğiniz var mı?
3.) Başkalarının dini görüşüne saygınız var mı?
4.) Başkalarının özel mülkiyetine saygınız var mı?
5.) Liberland’a yatırım yapacak mısınız? Olursa hangi alanda?
6.) Borcunuz var mı? Varsa ne kadar?
7.) Siyasi kariyeriniz var mı?
8.) Liberland’a yerleşmeyi düşünüyor musunuz?
9.) İşinizi Liberland’a taşımayı düşünüyor musunuz? Olursa hangi alanda?
10.) Ülkenin gelişimi için bağışta bulunacak mısınız?
11.) Liberland’ın oluşumunda herhangi bir alanda rol almak istiyor musunuz?

Liberland Türkiye İlişkileri
Liberland, 39. temsilciliğini Türkiye’de açtı. Türkiye’de ki Liberal Demokrat Parti(LDP) Genel Başkanı Cem Toker’le Liberland Devlet Başkanı Vit Jedlicka görüşme yaptı.
Liberland’e en fazla vatandaşlık başvurusu Mısır’dan geldi. Hatta Mısır Dışişleri Liberland’a akın edebilecek kaçak göçmenler konusunda kendi hükümetlerini uyarmıştı. Liberland’a en fazla başvuru yapılan ikinci ülke ise Türkiye.
Liberland sivil toplum kuruluşları arasında birçok Türk oluşum var. Bunlardan bazıları ise; Katılım bankası, Fenerbahçeliler derneği, Galatasaraylılar derneği, Çarşı Liberland.

Türkiye Temsilci: İstanbul Üniversitesi’nde diş hekimliği son sınıf öğrencisi Abdullah Yağız.

Liberland Türkiye facebook Sayfası

Liberland Devletinin Kurucu Lideri Vit Jedlicka kimdir?
Çek vatandaşı Vit Jedlicka, 6 Eylül 1983’te doğdu. 2001’de bir yıl Amerika’da okudu. 18 yaşında muhafazakâr liberal görüşlü Sivil Demokratik Parti’yle siyasete atıldı.  2009’da Liberal Özgür Yurttaşlar Partisi’nden milletvekili seçildi. 2013 ve 2014’te finansal pazarlama analisti olarak çalıştı. Yüksek lisansını ise geçen yıl Prag’daki CEVRO Enstitüsü’nde tamamladı. AB’ye ve ortak pazara karşı. Başkan Jedlicka’nın hedeflerinin başında Liberland’i Avrupa’da yeni bir Hong Kong yapmak var.
Telefon numarası: +420 608 131 130
E-mail adresi: president@liberland.org

Liberland nasıl bir ülke olacak?
Bu soruya bazı tasarımlarla cevap verilmiş. Hayali çizimlerden ikisi ise şöyle:

liberland neresi

liberland ülkesihayali liberland


Kaynak: 
http://www.milliyet.com.tr/yeni-bir-devlet-kuruldu-liberland/dunya/detay/2044638/default.htm 
http://tr.euronews.com/2015/07/22/balkanlarin-kalbindeki-yeni-devlet-liberland-saka-mi-modern-zaman-utopyasi-mi/ 
http://www.hurriyet.com.tr/burada-bir-toprak-var-ulke-yapalim-30123057 
http://onedio.com/haber/tasi-taragi-toplayip-liberland-e-yerlesmek-icin-sebepler-490986
http://www.haberturk.com/yasam/haber/1070248-liberlandin-kurucusu-vit-jedlicka-ulkeme-5-bin-kisi-alacagim
http://webrazzi.com/2015/09/16/liberland-bir-girisim-olarak-ulke-kurmak/
https://bitcointalk.org/index.php?topic=1026890.0;all

Çiçeği burnunda ‘ülke’ Liberland’ın ‘başkan’ı İstanbul’a geliyor

Suriye ile Türkiye Sınırının En Ateşli Bölgesi

Suriye ile Türkiye sınırının en ateşli bölgesi: Halep’in Kuzeyi Kilis’in karşısı.

Türkiye Azez-Cerablus arasında güvenli bölgeyi kurmayı düşünüyordu ve bu son haberlere göre hayal oldu. Rusya’da Türkiye ile arasındaki uçak krizinden sonra buradaki muhalif yerleşim yerlerini vurmaya başladı. Yer yer PKK’nın Suriye’de ki uzantısı PYD muhalif bölgelere küçük saldırılarda bulunuyor. Bölge ÖSO’nun elinde(yeşil alan). (https://www.armstone.com.au/) PYD, IŞİD ve havada Rus uçakları bölgeyi takip ediyor. Şuan için Suriye’deki en krtik bölge burası denebilir.

suriye azez haritası

İran ile Suudi Arabistan Arasındaki Rekabet [makale]

Suriye meselesinin çözümü için bugünlerde aynı masa etrafına zoraki otursalar da, İran’la Suudi Arabistan arasındaki gerilim hiç hız kesmeden büyümeye devam ediyor. Gerilimin son halkasını hac sırasında yaşanan facia oluşturuyor. İran yönetimi, yüzlerce İranlının da hayatlarını kaybettiği bu facianın büyümesinde Suudi istihbaratının rolü olduğu şeklinde açıklamalar yapmayı sürdürüyor.

Başından itibaren Baas’ın yanında yer alan İran, Devrim Muhafızlarına bağlı ‘gönüllü’ silahlı grupları ülkeye sokarak rejim muhaliflerine karşı çatışmaya girmekten çekinmemişti. Rejime bağlı güçlere silah ve mühimmat desteğini de devam ettiren İran, Rusya’nın bir ay önce denkleme dahil olmasıyla, Suriye’deki operasyonlarını Moskova’yla koordineli gerçekleştirmeye başladı. Viyana’daki Suriye Zirvesi’nde uzun yıllar sonra müzakere masasında bir araya gelen İran ve Suudi dışişleri bakanları, aralarındaki meselenin Suriye’den ibaret olmadığının farkındalar.

Tahran-Riyad rekabetinin diğer bir alanı Yemen. Suudi Arabistan’ın ‘yumuşak karnı’ niteliğindeki bu ülkede Şii gruplara verdiği destekle Tahran, kelimenin tam anlamıyla Riyad’ın nasırına basıyor. Yemen’de Şiilerin başarı kazanması durumunda bunun hem petrol sevkiyatını tehlikeye düşüreceğini hem de kendi ülkesindeki Şii nüfusun kontrol altında tutulmasını zorlaştıracağını düşünen Suudiler, bazı Arap ülkelerini de yanlarına alarak başlattıkları Yemen’e yönelik çok uluslu müdahalenin dozunu zaman zaman artırıyorlar. Suriye gelişmelerinin gölgesinde kalan Yemen müdahalesinde büyük miktarda sivil kayıp olduğu uluslararası ajanslar tarafından aktarılıyor.

İran Arabistan Rekabeti
Suudi Arabistan-İran Rekabeti: Suriye, Irak ve Yemen

Irak’taki İran-Suudi rekabetinin ana eksenini de Sünni-Şii ayrımı oluşturuyor. Şii partilerle organik ilişki içinde olan İran yönetimi, Bağdat’tan Basra’ya uzanan çok geniş bir alanda işlerin kendi istediği gibi gitmesinden memnun. Bu durum ise Suudi Arabistan’ın ‘himayesi’ altındaki Kuveyt ve Bahreyn üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor. Her iki ülke de Suudi Arabistan’la çok sıkı ilişkiler geliştirmek zorunda kalıyorlar. Keza Birleşik Arap Emirlikleri de, Körfez girişindeki aidiyeti tartışmalı adalar yüzünden ihtilaf içinde olduğu İran’a karşı, Suudilerle askerî ilişkilerini sıkılaştırıyor.

Son olarak Lübnan’da Hariri suikastından bu yana İran’la Suudi Arabistan sadece birbirine muhalif siyasal partileri değil, aynı zamanda birbiriyle çatışan silahlı örgütleri de desteklemeye devam ediyorlar.

 Dört ülkede yoğunlaşmış olsa da aslında İran’la Suudi Arabistan arasındaki güç mücadelesi tüm Orta Doğu’yu kapsıyor. Bu çıkar çatışması şimdilik vekaleten bir çatışma şeklinde yürüyor. Haklı olarak buna ‘İran-Suudi Arabistan Soğuk Savaşı’ diyenler var. ABD ile SSCB arasında yaklaşık yarım yüzyıl boyunca devam eden Soğuk Savaş’ta, taraflar birbirleriyle doğrudan silahlı çatışmaya hiçbir zaman girmemiş ama destekledikleri ülkeler ve gruplar üzerinden mücadele etmişlerdi. Kapitalizm ile komünizm arasında ideolojik bir çekişme görüntüsünde olsa da, ABD-SSCB arasındaki soğuk savaşın asıl sebebi her iki ülkenin de evrensel düzeyde çıkarlarını gerçekleştirme arzusuydu. İran-Suudi Arabistan soğuk savaşında da, öne çıkan unsur Sünni-Şii çekişmesi gibi gözükse de, mezhepsel farklılıklar sadece bölgede kendilerine hizmet edecek daha güçlü bir asabiyye oluşturmak için kullanılan araçtan ibaret.

1960’ların sonunda ABD Başkanı Richard Nixon Basra Körfezi’ni denetleyebilmek için ‘ikiz sütun politikası’ adıyla bilinen bir stratejiyi uygulamaya başlamıştı. Buna göre ABD Basra Körfezinin iki yakasındaki İran ve Suudi Arabistan ile ilişkilerini güçlendirecek, her iki ülkenin, SSCB’nin ve Batı karşıtı Arap milliyetçisi unsurların Körfez bölgesindeki faaliyetlerini durdurmak için iş birliği yapmalarını teşvik edecekti. Suudi Arabistan 1973 Arap-İsrail savaşından sonra Batı ülkelerine uygulanan petrol ambargosuna öncülük edince, İran ise 1979’daki “İslam İnkılabı”ndan sonra bu stratejinin dışında kaldı. 1980’lerde Washington-Riyad ilişkileri yeniden ısınmaya başladı. Bilhassa ailece petrol işiyle iştigal eden baba ve oğul Bush döneminde Suud ailesi tekrar ABD’nin en yakın müttefiklerinden biri haline geldi. İran karşısında Suudi Arabistan’ın en güçlü destekçisi -bu ülkeye milyarlarca dolarlık silah satan- ABD oldu.

Günümüzde eskiye nazaran daha karmaşık bir durumla karşı karşıyayız. ABD, nükleer anlaşmadan sonra uluslararası alana entegre etmeye çalıştığı İran karşısında Suudileri eskisi kadar iştiyakla desteklemeyebilir. Bu ise Riyad’ın hayati düşmanı olarak gördüğü Tahran’a karşı hiç de ‘geleneksel’ olmayan ittifak arayışlarına girmesine yol açabilir.

Suriye müzakerelerinin sonucu ne olursa olsun, İran-Suudi mücadelesi uzun yıllar daha sona ermeyecek gibi görünüyor.

Prof. Dr. ÇAĞRI ERHAN – Kemerburgaz Üniversitesi Rektörü – (29 Aralık 2015)

Irak’taki IŞİD Hakimiyeti Yüzde Kaç? [Harita]

IŞİD Suriye’de olduğu kadar, Irak’ta da etkin bir şekilde varlığını sürdürüyor. IŞİD deyince hep aklımıza Suriye geliyor ama, Irak’ta ne kadarlık bir toprağa sahip olduklarına çoğumuz dikkat etmiyor. IŞİD Irak’ın %40’ına sahipti. Irak ordusunun son olarak Ramadi’ye operasyon düzenlemesi ve IŞİD’den alınması, IŞİD için 2015 yılının son toprak kaybedişi oldu.

2015 yılında Irak’ın %40’ına sahip olan IŞİD’in, 2016’a girdiğimiz bu ilk gün itibariyle Irak’ta ki hakimiyeti %17’ye düştü.

IŞİD, elinde bulundurduğu ikinci büyük Sünni kenti Ramadi ile en büyük petrol rafinerisi ve gelirine sahip Beyci’yi Irak ordusuna; Musul’a bağlı Sincar’ı ise peşmergeye karşı 2015 yılı içerisinde kaybetti. Bu yıl da inşallah IŞİD için kayıp yılı olacaktır. IŞİD Irak ve Suriye’de toprak kaybettikçe devlet kurma hayallerinden vazgeçecek. Bitecek mi? Hayır. Ama El Kaide’den daha etkili global terör eylemlerinde bulunacaktır diye düşünüyorum.

Suriye ve Irak'ta IŞİD haritası
Harita: 22 Aralık 2015’e kadar. 28 Aralık’da  Irak’taki Ramadi’de IŞİD’den alındı.

Kaynak:
http://aa.com.tr/tr/dunya/irakta-daesin-toprak-kaybi-suruyor/498913
http://www.aljazeera.com.tr/haber/ramadi-isidden-kurtarildi

2015’de İsrail Filistin’de 170 kişiyi öldürdü! [Harita]

0

BM’ye göre, İsrail 2015 yılında 170 Filistinliyi öldürdü, 15 bin 377’sini yaraladı. İsrail son bir yıl içinde Batı Şeria ve Kudüs’te Filistinlilere ait 539 ev ve tesisi de yıktı.

israilin 2015 katliamları

1948’de Filistin topraklarında kurulan İsrail Devleti, Doğu Kudüs ve Batı Şeria’yı da 1967’den beri işgâl altında tutuyor. İşgâl altındaki Doğu Kudüs’te 200 bin, Batı Şeria’da ise 400 bin civarında Yahudi yerleşimci var. Uluslararası hukuka göre buralardaki Yahudi yerleşim birimleri yasa dışı ama buna müdahale edilmiyor. Gazze Şeridi ise 2006’dan bu yana İsrail tarafından abluka altında. Ayrıca İsrail inşa ettiği ayrım duvarı ile Batı Şeria’da yaşayan Filistinlilerin Kudüs’e girişlerini engelliyor.

Fotoğraftaki meşhur haritanın son durumunda ise, çok daha fazla Filistin toprağı işgal altında tutuluyor. Filistin en çok toprağı acı bir gerçektir belki ama Araplar İsrail’e her saldırdığında yaşadı. İsrail bunu bahane etti ve daha fazla Yahudiyi bölgeye yerleştirdi. Ve böylece de o meşhur resim ortaya çıktı.