Güney Kıbrıs Liderinin BM’ye Sunduğu ‘Bencil’ Rapor

0

Kıbrıs Yakın Doğu Üniversitesi’nden Prof. Dr. ATA ATUN (Kıbrıs müzakereleri hakkında), Güney Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Anastasiadis’in Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-Moon’a sunduğu  raporun ayrıntılarını yazmış. Yazıda Kıbrıs müzakerelerinde son durumdan, Rumların Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden beklentilerine, kimin ne kazanacağından, ileriye dönük ‘olası’ Rum düşüncelerine kadar bilgilerin yer alıyor.

Rum Yönetiminin Kıbrıs Hayali
Rum’da oyun bitmez. ‘Ne de olsa Bizans’ın torunlarıyız’ diyorlar kendilerine, aralarında uzaktan yakından her hangi bir kan bağı olmasa da.

Rum lider Anastasiadis, müzakerelerin tamamlanmasını ve de olası referandumu 2018 yılına attıktan sonra döndü bir de Davos toplantısında tüm geleneklere aykırı olarak BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon’a kendi isteklerini içeren rapor sundu.

Anastasiadis herhalde biz “Kıbrıslı Türkleri “keriz”, Türkiye’deki yöneticileri de “aptal” sanıyor.

 Bakın raporunda neler yazmış bu aklı çok çalışan ve bizi de ahmak sanan Rum lider.

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin lideri Anastasiadis BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon’a sunduğu raporun ayrıntıları

 Kıbrıs müzakarelerinde son durum:
“Anlaşmaya yönelik yol uzun, belirsizlikler fazla. Yönetim, Güç Paylaşımı, Mülkiyet, Ekonomi ve AB başlıklarında önemli uzlaşı var ama somut bir sonuç yok” diyor (ve bu nedenle de müzakereler 2016 yılında sonuçlanamaz imasında bulunuyor.)

Daha görüşülmeyen konular:
Toprak düzenlemesi, güvenlik ve garantiler, yabancı askerlerin çekilmesi, anayasa ve yasaların yazımı, anlaşmadan sonraki uluslararası anlaşmalar listesi. (Güvenlik ve garantiler daha konuşulmamış ama garantörlüğün kaldırılmasına Türkiye’nin sıcak baktığı havasını yaratmaya çalışıyor Rum lider ve Rum siyasiler)

Önem arz eden konular:
Yeniden yerleşimin ve tazminatların maliyetleri ve kimin tazmin edeceği,

Federal ve kurumsal örgütlerin kurulması.

Çözümün ilk günü:
– Kapalı Maraş ayni gün iade edilecek,
– Büyük miktarda Türk askeri adayı terk edecek,
– Ara bölge Rumlara verilecek,
– KKTC sınırları içinde iskana açılmamış bölgeler (askeri bölgeler) derhal iade edilecek.

Bu listeye lütfetmiş Sayın Anastasiadis ve Kıbrıslı Türklerin de anlaşmanın ilk gününde nelerden yararlanabileceğini yazmış.

– Hükümete hemen katılacakmışız,
– Limanlar ve Hava limanları açılacakmış,
– Direkt ticaret de başlayacakmış.

Duyan da doğru olduğuna inanacak, egemen Rum yönetiminden böylesi izinlerin ve hoş görünün daha ilk günden çıkacağına.

Anastasiadis’in raporunda yazanlar tam bir hikaye.

Zannediyor ki, bizler bundan yaklaşık 120 sene evvel Girit’te tezgahlanan oyunu ve yaşananları unuttuk ve Batı Trakya’daki kardeşlerimizin durumunu hiç bilmiyoruz!

Anlaşmanın ertesi günü, adadaki Türk askerinin büyük bir kısmı, Anastasiadis’e göre yüzde 95’i gidecek ve Türkler kolay bir lokma sınıfına indirgenecek.

Maraş derhal iade edilecek ve Maraş’a geri dönüş sayısı içine dahil edilmemiş yaklaşık 60 bin Rum yerleşecek.

İade edilen topraklara 100 bin Rum göçmen, KKTC topraklarına da 60 bin Rum, Maraş’la birlikte toplamda 220 bin Rum şu anda KKTC’nin elinde olan topraklara yerleşecek…

Sonrası zaten malum.

Türkiye’nin garantisi sulandırıldıktan veya da ortadan kaldırıldıktan sonra bir daha adaya silahlı müdahale edemeyeceği garantili ve de kesin olarak belli olduktan sonraki ilk fırsatta da, aynen Makarios’un yaptığı gibi “Türkler isyan etti” bahanesi ile saldırılacak ve adanın tümü Rum idaresi altına alınacak.

Aslanım Anastasiadis, sen bu kafada gidersen müzakereler değil 2018’de, 2078’de de bitmez, bilgin ola.

Yazıya ek olarak Temmuz 2015 itibariyle Kıbrıs görüşmelerinde neler olmuştu?
Kıbrıs’ta Türk ve Rum kesimleri arasında süren müzakere görüşmelerinin en önemli başlıklarından biri olan toprak konusunda bazı değişiklikler düşünülüyor.

KKTC Kıbrıs adasının %35.4’ünü oluşturuyor. Annan Planı’nda Rumlardan adanın %29’unda Türk hakimiyetini kabul etmeleri istenmişti. Şuan Rumlar bu oranın %25’e kadar inmesini istiyor. KKTC’nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ise Kıbrıs adasında Türklerin toprak hakimiyetinin %30’dan aşağıya inmemesini söylüyordu.

Temmuz 2015 görüşmelerine göre Kıbrıs haritası aşağıdaki gibi olacaktı. Şuan görüşmelerde ki durum nedir tam olarak bilinmiyor.

kıbrıs haritası

Halep’in Kuzeyinde Olanlar ve ABD-Rusya Planları

0

Yazıyı okumadan önce; Yazı Kuzey Halep ve ABD-Rusya Planları diye iki ayrı başlıkta olacak. Sıkılmadan okumaya çalışırsanız, Suriye’nin geleceğine ilişkin bazı olası öngörüleri fark edebilirsiniz.

Kuzey Halep’te Neler Oluyor?
Muhalifler Suriye’nin kuzeyinde iki sıınır kapısını elinde bulunduruyor. Bu sınır kapılarından biri olan Halep’in can damarı olarak nitelenen Bab el-Selam sınır kapısı. Bu bölge Suriye muhalefeti açısından kritik bir öneme sahip. Üç yandan saldırılara uğrayan muhalifler; güneyde rejim, doğuda IŞİD ve Rus saldırıları sonrası batıda PKK’nın Suriye’deki silahlı uzantısı YPG saldırıları sebebiyle sıkışmış durumda. Tabiri caizse muhalifler ‘ölüm kalım savaşı’ veriyor.

IŞİD bu sıkışan muhaliflere darbe vurmak için bekliyor. Sık sık muhalifleri tehdit eden ve sürekli intihar saldırıları düzenleyen IŞİD bölgeyi ele geçirirse Suriye muhalefeti çökmenin eşiğine gelecek. Aslında bu ‘çökme’ Halep’ten muhaliflerin tamamıyla çıkarılması anlamına geliyor.

Son dönemlerde Rusya’nın bölgedeki muhalifleri vurmasıyla ve ABD’nin IŞİD’e karşı hava desteği vermesiyle, PYD’ye bağlı YPG bazı hamlelerde bulunmaya başladı. 2015’in son günlerinde Türkiye’nin kırmızı çizgisi olarak görülen Fırat’ın batısına geçilmeyecek söylemini es geçen YPG(bünyesinde ki diğer güçlerle yani SDG), Fırat’ın batısındaki Tişrin Barajı’nı ele geçirdi. PYD’nin yani YPG’nin amacı, Tişrin Barajından Afrin’e kadar olan bölgeyi birleştirerek bütün kantonların birleşmesi için çaba sarf ediyor.

Aslında Halep’in kuzeyinde rejim askerleri, Şii milisler, İran ve Rus ittifakıyla muhalif koridorun kapanması sonrası, bölge için değişik öngörülerde bulunuyor. Bölgede bulunan üç aktör yani Rejim, IŞİD ve YPG ilk hedef olarak kendilerine muhalifleri seçmişler. Burada rejim güneyden, IŞİD doğudan, YPG ise batıdan saldırarak muhalifleri bölgeden tümüyle çıkarmaya çalışıyor. Bunu yaparlarken de ne koparırsak kârdır mantığını hayata geçiriyorlar.

kuzey halep
Rejim yazan kırmızı bölgeyi Esad güçleri elde edince Türkiye ile Halep arasındaki ikmal yolu kapandı.

Muhalifler bu bölgeden çıkarılınca ne olacak derseniz de, tahminen IŞİD’in kontrolündeki bölgeler uluslararası koalisyon ile buralardan çıkarılacak. Bu senaryolar tutarsa da (ki tutması yüksek), IŞİD Deyr ez-Zor, Humus-Badiye ve ‘başkenti’ Rakka’de sıkıştırılacak. ABD Dışişleri Bakanı Kerry’in de dediği gibi de 2016 yılının sonlarına doğru da IŞİD buralardan silinecek. Her şey kağıt üzerindeki gibi olmaz, bunun farkında herkes ama en muhtemel senaryo bu gibi görünüyor.

ABD ve Rusya’nın Planları
Halep’in kuzeyi ile alâkalı senaryo sonrasında muhalifler İdlib vilayetinde sıkışmış olacak. ABD ile Rusya arasında Suriye temalı da olsa bu kadar sık görüşmelerin olması sonrasında, Rusya’nın yine de muhalifleri vurması aslında şaşırılacak bir durum değil. ABD Suriye’de iç savaş başlamasından bugüne dek, o kadar farklı politikalar izledi ki anlamak oldukça zor. Amerika Birleşik Devletleri ilk olarak açık açık Özgür Suriye Ordusu(ÖSO)’nu destekledi, eğit-donat programları uyguladı, muhalifleri birleştirmeye çalıştı… Hiçbiri tutmadı. ABD bu sefer de PYD’yi destekliyor. ABD’nin korkusu, muhalifler içerisindeki Nusra gibi El Kaide uzantısı örgütlerin olması. Aslında ABD muhaliflerin içerisinde en ılımlı sayılan ÖSO dışında diğer Ahrar’uş Şam, İslam Ordusu ve diğer küçük grupların ileride tehlike olabileceğini düşünüyor. Bunun için de tahminen Rusya ile bazı anlaşmalarda bulundu. ABD ile Rusya arasındaki görüşmeler sonrası da Suriye’de ki iç savaşta, bazı büyük değişikliklerin görüleceği aşikar.

ABD, PKK’nın uzantısı PYD’yi Suriye’nin kuzeydoğusunda IŞİD’e karşı destekliyor. Rusya ise PYD’yi Halep’in kuzeyinde destekliyor. ABD’de Rusya’da aynı örgütü, kendi amaçları için, farklı bölgelerde destekliyor. Tarihte böyle bir olaya şahit olamayız herhalde. Bunu bir köşeye yazmak gerekir. Yukarıda da belirtildiği gibi ABD, IŞİD’e karşı PYD’yi öne sürerken, Rusya’da Esad rejiminin kontrolündeki bölgeleri güçlendirmek ve genişletmek için muhaliflere karşı PYD’yi destekliyor. Rusya aynı zamanda Halep’in kuzeyinde muhaliflere karşı bir nevi IŞİD’i de destekliyor, çünkü IŞİD’i bu bölgede vurmuyor. Mevzileri vurulan muhalifler ise bölyece IŞİD saldırılarına uğrayarak kan kaybediyor. ABD hem ileride sorun teşkil edebilecek muhalif grupların Rusya eliyle temizlenmesini izliyor, hem de PYD’ye verdiği destekle IŞİD’i bölgeden çıkarmaya çalışıyor. Aslında makro boyutta baktığımızda, ABD ve Rusya gibi küresel güçler için müthiş kurgulanmış stratejiler bunlar. Okuyunca ve gelişmeleri takip ettikçe, ‘ne oluyor arkadaş, bu nasıl bir durum’ denilebilecek bir durum ama görünen köy misali, durum böyle gibi görünüyor.

Uzun ve karışık bir şekilde Kuzey Halep’te ki gelişmeleri ve senaryoları anlatmaya çalıştık. Yazıya kısa bir sonuç vermek gerekirse de, Şii milislerle asker ihtiyacını karşılayan Esad rejimi, Kuzey Halep’te ilerlemeye devam ediyor. Sıkışan muhaliflere, İdlib tarafından destek verilip, rejim ablukası kırılmassa buradaki muhalifler eriyecek. Önümüzdeki günlerde neler olacak merakla bekliyoruz.

Halep’in Kuzeyi Son Durum YPG ve Rejim İlerlemesi (1 Şubat-8 Şubat)

ABD’nin Rusya ‘Korkusu’: Avrupa Savunma Bütçesi 4 Kat Artıyor

0

Rusya’nın 2008’de ki Gürcistan saldırısı dünyanın dikkatlerini Rusya’nın üzerine çekmişti. Rusya’nın duracağını düşünen ABD ve Batı ülkeleri yanıldı ve 2014 yılında Rusya’nın Ukrayna müdahalesi ve Ukrayna’da ki ayrılıkçıları desteklemesi Batı ülkelerini korkuttu. Rusya’ya acilen bir şeyler yapılması gerektiğini fark eden başını Almanya’nın çektiği Batı ülkeleri, ilk iş olarak Rusya’yı G-8‘den tabiri caizse attılar ve Rusya’ya ambargo uygulama kararı aldılar. Bunun yanında Rus saldırganlığına karşı NATO’nun etkinliği artmaya başladı. 2014’ten günümüze Rus tehditi ABD ve Batı ülkelerini tehdit etmeye başladı.

abd bütçesi

Son olarak ABD, “Rus saldırganlığı” nedeniyle 2017’de Avrupa savunma bütçesini dört katına çıkaracağını açıkladı. Bununla birlikte Pentagon, IŞİD’le mücadele bütçesini de %50 oranında artıracağını duyurdu.

ABD Savunma Bakanı Carter, Irak ve Suriye’de koalisyon güçleri bünyesinde hava saldırıları düzenleyen Amerikan güçlerinin lazer güdümlü füze ve “akıllı bomba” stoklarının azaldığını söyledi. Bu nedenle de ABD, 1.8 milyar dolar değerinde 45 bin adet daha füze ve roket alacak.

ABD Savunma Bakanı Rusya konusunda, “Rus saldırganlığına karşı güçlü ve dengeli bir yaklaşım benimsiyoruz. Son 25 yıldır bunun için kaygılanmamız gerekmiyordu. Keşke böyle olmasaydı ama şimdi kaygılanıyoruz” dedi.

Amerika Birleşik Devletleri Batı ülkeleri gibi Rusya’yı tehdit görerek silahlanmayı arttırıyor. 2017’de de ABD savunma harcamalarının Avrupa ayağının bütçesini 789 milyon dolardan 3.4 milyar dolara çıkarmayı hedefliyor.

Suriye’de Son Durum Haritası (Şubat 2016)

0

Suriye’de son durum Şubat 2016 itibariyle daha da karıştı. Rusya’nın hava saldırıları ılımlı muhaliflerin ilerleyişinde büyük etki göstermedi. Esad rejimine ait güçler Rusya’nın desteğinin karşılığını en fazla Lazkiye’nin kuzeyinde, Türkiye sınırında aldı. Türkiye’de daha çok twitter’da konuşulan; Kürt Dağı ve Kızıl Dağ’ın olduğu bölgeyi ifade eden Türkmen Dağı‘nda rejim güçleri hakimiyetini genişletti.

Önümüzdeki günlerde Halep bölgesinde ki çatışmaların yoğunlaşacağı ve Suriye’de son 5 yılın en şiddetli savaşının Halep’te yaşanacağı söyleniyor. Muhalifler Halep’in güneyinde kayıplar yaşadı ve rejim güçleri bu bölgelerde ilerledi. Ama halen Halep vilayetin %55’i muhaliflerin elinde. Geçen sene İdlib vilayetinin tamamını ele geçiren muhalifler, Rus saldırılarına rağmen bu bölgedeki hakimiyetini korudu. Rusya’nın Suriye’de yaklaşık 4 aydır süren hava saldırılarında rejim güçleri, sadece yüzde 1,3’lük toprak kazanabildi.

Suriye’nin kuzeyinde ise PKK’nın Suriye’de ki uzantısı PYD; Türkiye’nin kırmızı çizgisi olan Azez-Cerablus hattında ki, muhaliflerin elinde bulunan Azez’e yakın köylere saldırılarda bulunuyor. Ama şuan için ABD ile Türkiye’nin anlaşması gereği hat halen IŞİD’in elinde bulunuyor.

Şuan son güncel bilgi olarak da Halep’in Kuzeyindeki (ayrı olan kırmızı alanlar) Esad rejiminin kontrolündeki bölgeler birleşti ve Halep-Türkiye bağlantısı kesildi. Ama sürekli bu hattın muhalifler ve Esad rejimi arasında el değiştirdiği söyleniyor.

Anlık olarak güncellenen interaktif suriye haritası, canlı olarak hangi bölge kimin elinde gösteriyor.

Halep’in kuzeyindeki son gelişmelerle birlikte Suriye’de son durum haritası Şubat 2016 itibariyle ise şöyle:

suriye son durum haritası 2016

Alternatif Harita:

suriyede son durum haritası şubat


Halep-Türkiye bağlantısı kesilmeden önceki harita:

Suriye son durum haritası 2016

Harita suriyegundemi.com’dan alınmıştır.

IŞİD’in Kontrol Ettiği Musul’dan 25 Fotoğraf

Nüfusunun çoğunluğunu Araplar, Kürtler ve Türkmenler’in oluşturduğu Musul, 9 Haziran 2014’de IŞİD’in eline geçmişti. IŞİD militanları bölgeyi terk eden Irak kuvvetlerinin arkalarında bıraktıkları çok sayıda silahı ele geçirdi, bankalardan yüz milyonlarca dolar yağmaladı, yüzlerce tutsağı cezaevinden çıkardı, keyfi idamlara ve kafa kesmelere başladı.

Irak’ın ikinci büyük şehri olan Musul’u IŞİD’den almak içinde Türkiye Başika üssüne takviye yapıp, Iraklı yerel milis ve askerleri eğitiyordu. Bu yıl sonuna kadar da büyük bir Musul operasyonu olacağı tahmin ediliyor. Bu operasyona da koalisyon uçakları, 2-3 bin kişilik ABD askeri, Iraklı askerler, Şii ve Sünni milisler ve peşmergeler katılacak gibi görünüyor. Daha önce de IŞİD’in kontrol ettiği bir başka bölge, IŞİD’in ‘başkenti’ Rakka’dan IŞİD kaynaklı fotoğraf paylaşmıştık. Aşağıdaki Musul ile alakalı fotoğrafların da IŞİD’e ait olduğunu unutmayalım. (Yani muhtemelen en güzel yer ve mekanlar kadraja girmiştir)
ışid musul

ışid musul

 

ışid musul

 

ışid musul

 

ışid musul

 

ışid musul

 

ışid musul

 

ırak musul

 

ırak musul

 

 

musul cadde

 

musul okul

 

musul okul

 

musul cadde

 

musul cadde

 

musul

 

ırak musul cadde

 

musul cadde

 

musul cadde

 

musul cadde

 

musul cadde

 

musul cadde

 

musul cadde

 

musul cadde

 

musul cadde

 

IŞİD’e Karşı Koalisyon’da Hangi Ülkeler Var?

Terör örgütü IŞİD’e karşı kurulan koalisyon ABD öncülüğünde Ağustos 2015’te kuruldu. 15 ülkeden oluşan bu koalisyon, Irak ve Suriye’de IŞİD’e karşı hava saldırıları düzenliyor, terör örgütüne karşı savaşan gruplara askeri danışmanlık ve insani yardım sağlıyor. Görseller Rusya’nın resmi haber ajansı sputnik’ten alındı. Haritadaki İDLİB vilayetinin yarısını boş göstermişler ama o beyaz bölge muhaliflere ait.

koalisyon askeri üsler

Irak ve Suriye’de IŞİD’e karşı mücadeleye katılan asker sayısı ve örgüte karşı kullanılan askeri araçların listesi

koalisyon ülkeleri

Rus Ekonomisi Nasıl Çöker?

Rusya Enerji Bakanlığı, ülkenin petrol fiyatı 20 doların altına inmesi halinde dayanamayacağını açıkladı. Rus petrol şirketlerinin mevcut durumu yatırımı azaltmak suretiyle idare ettiklerini ancak petrol fiyatlarının 20 doların altına düşmesiyle ekonominin çökeceği belirtildi.

putin

Rusya Enerji Bakan Yardımcısı Alexey Teksler, “Petrol fiyatlarındaki düşüşten en fazla bütçe etkilenmektedir. Batı Sibirya’daki petrol gelirlerinin yüzde 75-80’i bütçeye aktarılıyordu. Petrol varil başına 50 dolar olduğunda bu oran yüzde 30, 30 dolar olduğunda yüzde 12-13 oldu ve eğer petrol fiyatı 20 dolara inecekse yüzde 4 olacaktır.” dedi.

Rusya, ‘‘Dünya’nın en büyük petrol satıcısı ve çıkarıcısı’’ unvanlarına sahip ve ‘‘Dünya’nın en büyük petrol rezervlerine sahip ülkesi’’ unvanı da yakında Rusya’nın olabilir.

Dünyada 1 varil petrolün fiyatı şuan 28 dolardan 33,76 dolara çıktı. (01.02.2016) Rus şirketlerinin petrol üretim maliyeti varil başına 3-6 dolarken, genel üretim maliyeti ise varil başına 15-16 dolar. Yukarıda da belirtildiği gibi Rusya dünyanın en büyük petrol çıkarıcısı ve satıcısı. Petrol fiyatlarının düşüşünden de en çok Rusya Federasyonu etkileniyor. Ülkenin bütçe hesaplamalarına göre ise, bir varil petrolün 20 doların aşağısına inmesi ülke ekonomisinin çökmesine sebep olacak. En azından yetkili merciler bu öngörüde bulunuyor.

varil petrol

Kaynak: 
http://www.dunyabulteni.net/dunya/353387/petrolun-rusya-icin-dayanma-esigi-20-dolar
http://tr.investing.com/
http://tr.sputniknews.com/

İran’da Siyasi Yapı ve 26 Şubat Seçimleri

İran’da, 26 Şubat’ta Uzmanlar Meclisi ve parlamento seçimleri var. Seçimlere katılmak isteyen adayların yeterliliğini denetleyen Anayasayı Koruyucular Konseyi’nin (AKK) reformcu adaylardan sadece yüzde 1’ine adaylık izni verdi ve bu kararın İran’da seçim sonuçlarına muhtemel etkileri olacak. İran’da ‘reformcular ve muhafazakarlar’ diye iki ana kesim var.

iran cumhurbaşkanı ruhani
İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani

İran’ın en üst otoritesi olan dini lider Ayetullah Ali Hamaney ise Anayasayı Koruyucular Konseyi’ne (AKK) destek veriyor. İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ise AKK’nin kararlarını eleştiriyor.

(Birçok reformcu adayın reddedilmesinin yanında, İran devrim lideri Ayetullah Ruhullah Humeyni’nin torunu Ayetullah Hasan Humeyni de adaylık başvurusu reddedilenler arasında.)

Ayetullah Ali Hamaney, Anayasayı Koruyucular Konseyi’nin yıpratılmaması gerektiğini savunarak, “Dünyanın hiçbir yerinde karar verici merkezler, rejimin esaslarını kabul etmeyenlerin yolunu açmaz” ifadelerini kullandı. Yani Hamaney diyor ki, reformcular İran rejimi için tehlikeli, AKK’nin reformcuları engellenmesi doğrudur.

İran Cumhurbaşkanı Ruhani Anayasayı Koruyucular Konseyi’ni sert bir şekilde eleştiriyor ama AKK’nin kararlarını değiştirme gibi bir durum söz konusu değil.

İranlı gazeteci ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı Ali Efşari’ye göre Ruhani liderliğindeki reformcular mecliste çoğunluğu sağlasa bile, meclisin çıkardığı kanunları denetleyen AKK’nın, reformcuların geçirmek istediği kanunlara onay vermeyeceğini söylüyor.

İran’ın Dış Politikasını Kim Belirliyor?
İran’da Meclisin yapısı hangi kanat adına değiştirilirse değiştirilsin, İran’ın dış siyasetinin değişmeyeceği söyleniyor. İran’da dış politikadaki asli karar alıcı Dışişleri Bakanlığıyla birlikte Rehber (Dini lider Hamaney), Devrim Muhafız Kuvvetleri ve Milli Güvenlik Konseyi. Meclisin de Dışişleri Bakanlığı üzerindeki etkisi sınırlı. Ama dış politikada asıl belirleyici faktör dini lider Hamaney.

iranda siyasi yapı
Görsel: Anadolu Ajansı

Kaynak: 
http://www.dunyabulteni.net/dunya/353412/irandaki-secim-tartismalari-suruyor
http://aa.com.tr/tr/dunya/muhafazakarlardan-cumhurbaskani-ruhaniye-tepki/512956

IŞİD’in Kontrol Ettiği Bölgelerin Öncesi ve Sonrası

Suriye’de ki iç savaşta milyonlarca insan yerinden oldu, yüz binlercesi öldü ve ülke harabeye döndü.

Çeşitli silahlı grupların olduğu Suriye’de son iki yıldır da IŞİD faaliyette. IŞİD, Irak ve Suriye topraklarında ilan ettiği ‘devlet’ için ‘kalıcı ol ve genişle’ sloganını kullanıyor. Yayılmaya çalıştığı ya da etkisi altına almak istediği alanlarda da, etnik ve mezhebi ayrımları körükleme taktiği izliyor. IŞİD’in yaptığı katliamları ve infazları duyduk ve gördük. Peki IŞİD’in kontrol ettiği bölgelerin öncesi ve sonrasını gördünüz mü?

1.) Temple of Bel 

Önce:

Temple of Bel

Sonra:

Temple of Bel

2.) Temple of Baal Shamin

Önce:

Temple of Baal Shamin

Sonra:

Temple of Baal Shamin

3.) Irak Ramadi Olimpiyat Stadyumu 

Önce:

Ramadi Olimpiyat Stadyumu

 Sonra:

Ramadi Olimpiyat Stadyumu

4.) Halep

Önce: 

halep

Sonra:

halep sonra

5.) Kobani

Önce:

Kobani önce

Sonra:

kobani sonra

6.) Deyr ez Zor

Önce:

Deyr ez Zor önce

Sonra:

Deyr ez Zor sonra

7.) Humus

Önce:

Humus önce

 Sonra:

Humus sonra

Kaynak: indiatime – stratejikortak.com

Korkunun Hüküm Sürdüğü En Tehlikeli 10 Şehir

2

Meksika’da bağımsız bir araştıma kuruluşu dünyanın en tehlikeli kentlerini belirledi. Tehlikenin boyutları için çeşitli kıstaslar belirlerken, en önemli kıstas cinayet sayıları oldu.

1.) Caracas – Venezuela 
100 bin kişi başına düşen 120 cinayetle Venezuela’nın başkenti Caracas dünyanın en tehlikeli kenti unvanını aldı. Meksika’daki bağımsız araştırma kuruluşu “Kamu Güvenliği ve Ceza Hukuku Vatandaşlar Konseyi”nin raporunda dünyanın en tehlikeli 50 kentinin yarısından fazlasının Güney Amerika’da olduğu vurgulandı. Raporda, savaş bölgeleri dikkate alınmadı.

caracas

2.) San Pedro – Honduras
Dünyanın en tehlikeli 10 kenti sıralamasının ikinci sırasında Honduras’taki San Pedro kenti yer alıyor. San Pedro’da 100 bin kişi başına düşen cinayet sayısı 111.

san pedro

3.) San Salvador – El Salvador
Dünyanın en tehlikeli üçüncü kenti ise Orta Amerika’dan. El Savador’un başkenti San Salvador’da cinayet oranı yüz binde 108,54.

san salvador

4.) Acapulco – Meksika
Yaklaşık 638 bin nüfuslu Acapulco dünyanın en tehlikeli kentleri sıralamasında dördüncü sırada. Acapulco’da yüz bin kişi başına 104,73 cinayet işeniyor.

acapulco

5.) Maturin – Venezuela
Beşinci sırada ise yine bir Güney Amerika kenti var. Venezuela’nın Maturin kenti dünyanın en tehlikeli kentleri sıralamasında beşinci sırada. Kentte yüz bin kişi başına 86,45 cinayet işleniyor.

maturin

6.) Distrito Central – Honduras
Dünyanın en tehlikeli 10 kenti listesinin altıncı sırasında Honduras’tan bir kent yer alıyor. Bir Orta Amerika ülkesi olan Honduras’ın Distrito Central kentinde 100 bin kişi başına 73,51 cinayet işleniyor.

Distrito Central

7.) Valencia – Venezuela
Venezuela’nın üçüncü büyük kenti olan Valencia da dünyanın en tehlikeli kentleri arasında. Listenin yedinci sırasında yer alan kentte 100 bin kişi başına 72,31 cinayet vakasına rastlanıyor.

venezuela valencia

8.) Palmira – Kolombiya
Kolombiya’nın Palmira kenti de listedeki kentlerden. Sekizinci sırada yer alan kentte yüz bin kişi başına işlenen cinayet sayısı 70,88.

palmira

9.) Cape Town- Güney Afrika
Güney Afrika’nın üç büyük kentinden biri olan Cape Town, listenin dokuzuncu sırasında. Nüfusu yaklaşık 3,5 milyon olan kentte yüz bin kişi başına 65,53 cinayet işleniyor.

güney afrika cape town

10.) Cali – Kolombiya
Dünyanın en tehikeli 10 kenti sıralamasında sonuncu kent de yine Kolombiya’dan. Nüfusa göre ülkenin en büyük ikinci kenti olan Cali’de 100 bin kişi başına 64,27 cinayet vakasına rastlanıyor.

cali kolombiya

Rusya Suriye’de: Rusya’da ki Gizlilik, Rus Kayıpları ve Rejim Kazanımları

0

30 Eylül 2015’den beri Suriye’de olan Rusya, hava bombalamalarıyla Suriye’deki rejim ordusuna ve milislerine alan açmakta. Hava ile birlikte kara kuvvetleri olarak da Esad’a destek verdiği bilinen Rusya’nın ölen asker veya teçhizat kaybı konusunda bir bilgiye sahip olmak çok zor.

Bunun ise bazı nedenleri var. Rusya’da 2015 yılı Mayıs ayına kadar savaş zamanı hayatını kaybeden askerlerin ölüm nedenleri devlet sırrı olarak kabul ediliyordu. Yani nasıl öldü, kaç asker öldü vb. bilgilerin verilmesi yasaktı. Bu nedenle Rusya’da hayatını kaybeden askerlere ilişkin özel bilgilere dayanılarak haber de yapılamıyor. Geçtiğimiz sene (28 Mayıs 2015’de) askerler hakkındaki gizlilik daha da sertleşti. Vladimir Putin tarafından imzalanan yasa gereği, barış zamanında ve özel operasyonlarda hayatını kaybeden askerlerin ölüm nedenleri devlet sırrı olarak kabul edilecek. Rusya’da ki bu kısıtlamalar, Rus askerlerinin Suriye’de ki zaiyatı hakkında bilgi almayı da kısıtlıyor.
suriye halkı
Rus saldırılarının başlamasından sonra Suriye’de ne değişti?
11 Ocak tarihli araştırmaya göre, muhalifler Halep’in güneyinde kayıplar yaşadı. Yani rejim bu bölgelerde ilerledi. Ama halen vilayetin yarısından fazlası muhaliflerin elinde. Geçen sene İdlib vilayetinin tamamını ele geçiren muhalifler, bu vilayette ki kazanımlarını Rus saldırısına rağmen korudu. Rejim güçleri, Hama ve Humus’ta da ilerleme kaydedemezken, rejim güçleri yoğun bombardımana rağmen Şam’ın Doğu Guta bölgesinde büyük kazanımlar elde edemedi. (Harita en aşağıda)

rus askeri suriyede

Rusya’nın Suriye’de yaklaşık 4 aydır süren hava saldırılarına rağmen rejim, sadece yüzde 1,3’lik toprak kazanımı elde edebildi. Bu ilerlemeleri de Türkiye gündeminde çokça yer edinen Lazkiye’nin Türkmendağı bölgesinde yaşadı. Rus saldırılarının olduğu tarihler arasında rejim güçleri Hama’da Atşan ve Kefer Nabude köyü ile stratejik Morik beldesini de rejimden aldı.

Rusya sonrası esad rejiminin toprak kazanımları

4 ayda Suriye’de ne kadar Rus askeri öldü?
Esad rejime yakın kaynaklara göre Rusya’nın 30 Eylül 2015’ten bu yana Suriye’deki çatışma ve saldırılarında 109 askeri öldü. Doğruluğunu teyit ettirmenin imkansız olduğu bu haberde, kaynaklar Rus askerlerinin cephe hatlarında, özel birlik operasyonlarında ve timlerin sevkedildiği helikopterlerin düşürülmesi sonucu öldüğünü belirtiyor.

suriye son durum haritası

Kaynak: Londra merkezli IHS Jane araştırma merkezi / AA

Rusya Suriye’de Son 20 Günde Kime Saldırdı?

Rusya, Eylül 2015 itibariyle Suriye’de -IŞİD’e karşı- hava saldırılarına başladı. Başladığı günden itibaren dünya tarafından bu konuda eleştirilen Rus Hava Kuvvetleri nereyi bombalıyor, merak konusu. IŞİD’e karşı operasyonlar düzenleyeceğiz diye Suriye’ye müdahalede bulunan Rusya, daha çok muhalif alanlara saldırılarda bulunuyor.

İlk günden bugüne bu konuda eleştirilerin odağı haline gelen Rusya’nın hava saldılarını ISW mercek altına aldı. Düzenli olarak Rus uçaklarının hava saldırılarını raporlayıp dünyaya servis ediyorlar. Bu raporlamanın ise son 20 gününü burada paylaşmak istiyorum.

08-14 Ocak 2016 Rusya Hava Saldırıları

Rusya'nın Suriye'deki Hava Saldırıları

12-19 Ocak 2016 Rusya Hava Saldırıları

Rusya'nın Suriye'deki Hava Saldırıları

15-22 Ocak Rusya Hava Saldırıları

Rusya'nın Suriye'deki Hava Saldırıları

20-25 Ocak 2016 Rusya Hava Saldırıları

Rusya'nın Suriye'deki Hava Saldırıları