En Fazla Silah Satan 5 Ülke

0
En Fazla Silah Satan ülkeler

Dünyada silah ticareti ile alakalı bağımsız bir çalışma yürüten Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü(SIPRI) veri toplamada güçlük çekildiğini belirtse de 2008-2012 yılları arasında en fazla silah satan ilk 5 ülkeyi raporlarında şöyle açıkladı:

ABD (%30): ABD’nin en fazla silah sattığı ülke yüzde 12’lik oranla Güney Kore oldu. Güney Kore için her alanda Amerika’nın çağdaş sömürgesi denebilir. Güney Kore’yi yüzde 10’la Avustralya ve yüzde 7 ile Birleşik Arap Emirlikleri takip etti.

RUSYA (%26): Dünyanın ikinci büyük silah ihracatçısı ise yüzde 26’lık oranla Rusya oldu. Rusya’dan silah satın alan ilk üç ülke ise, yüzde 35’le Hindistan, yüzde 15’le Çin ve yüzde 14’le Cezayir oldu.

ALMANYA (%8): Dünyanın üçüncü büyük silah satıcısı da Almanya oldu. Almanya’nın en fazla silah sattığı ülke ise, büyük bir ekonomik kriz yaşayan Yunanistan oldu. Almanya silah satışının yüzde 10’nu Yunanistan’a, yüzde 10’nu Güney Kore’ye ve yüzde 8’ini de İspanya’ya gerçekleştirdi. 

FRANSA (%6): Dünyanın en fazla silah satan 4 ülkesi yine bir Avrupa ülkesi olan Fransa. Dünya silah satışının yüzde 6’sını gerçekleştiren Fransa’nın en iyi müşterisi yüzde 21’le Singapur, yüzde 12 ile Çin ve yüzde 10 ile Fas.

ÇİN (%5): Bu yıl İngiltere’yi ilk 5’in dışına iten Çin, dünya silah satışının yüzde 5’ini gerçekleştirdi. Çin’in en iyi müşterileri ise sırasıyla yüzde 55’le Pakistan, yüzde 8 ile Myanmar ve yüzde 7 ile Bangladeş oldu.

BM’de veto yetkisi olan beş daimi üyenin 4’ünün silah ticaretinde ilk 5’te olması (diğer daimi üye İngiltere ise 6.) ve hâlâ bu ülkelerin tavsiye, yardım vs. diye dünyaya polyannacılık oynanması ne kadar da gerçekçi değil mi?

İran’da Yönetim ve ‘Dini Lider’

0

İran’da dini lider ülkenin en güçlü mevkisinde bulunuyor. Uzmanlar meclisindeki din adamları tarafından seçilen dini lider; yasama, yürütme ve yargı organlarıyla birlikte, ordu ve medya üzerinde anayasal yetkiye sahip. İşte İran’da böyle akıl almaz yetkileri olan dini lider 1989’dan beri Ayetullah Ali Hamaney.

iran yönetimi ve dini lider

Rusya Boğazlarımızdan Nasıl Geçiyor?

0

Suriye’ye 500 asker, 8 T90 tankı, 28 savaş uçağı ve saldırı helikopterleri gönderen Rusya, Esad rejimine hayat verdi denebilir. Batı ile büyük bir jeopolitik savaş içine giren, Akdeniz’i öncelikli hedef olarak açıklayan Rusya, yeni Deniz Kuvvetleri doktrini ile Suriye kıyısındaki üsleri genişletme ve geliştirme çabası içine girdi.

boğazlardan savaş gemisi geçişi

Bu büyük jeopolitik savaşta İstanbul ve Çanakkale Boğazları lojistik destek anlamında büyük önem kazandı. Çünkü NATO Bulgaristan ve Yunanistan’ı Rus uçaklarına hava sahalarını kapatmaları yönünde sürekli uyarılarda bulunuyor. Bu engellemeler ise Rusya’yı deniz yolunu tercih ettiriyor. Neredeyse her gün Rus savaş ve lojistik gemileri İstanbul Boğazı’nı kullanıyor.

Türkiye’de ki bu iki boğaz 1936 tarihli Montreux Boğazlar Sözleşmesi’ne göre yönetiliyor. Bu anlaşma da Karadeniz’de kıyısı bulunan ülkelerin haklarını korumakla birlikte, Türkiye’nin güvenlik endişeleri ve egemenliğini korumak arasında bir dengeye dayanıyor.

Buradaki kilit nokta şu ki; Türkiye barış döneminde Karadeniz’e kıyısı olan ülkelerin askeri gemilerinin geçişini durdurma yetkisine sahip değil. Ticari gemilerin de geçiş serbestliği söz konusu. Bu nedenle Türkiye ne kadar Esad’a karşı da olsa, Rusya’nın boğazları Esad’a destek için kullanmasına engel olamıyor. Olası Türkiye Rusya Savaşı‘nda ise boğazlar kapatılacak ve Rusya’nın Karadeniz’deki devasa deniz kuvvetlerinin gemilerini boğazlardan geçemeyecek.

Fransa’dan Mısır’a Savaş Gemisi ve Savaş Uçağı

1

Fransa, Rusya için ürettiği savaş gemilerini Rusya’nın Ukrayna krizindeki rolü gerekçesiyle Rusya’ya satmadı. Bu iki savaş gemisinin satışı için Mısır’la anlaştı. Nedense dünya ülkeleri de bu satışa pek şaşırmadı.

fransa mısır savaş gemisi satışı

Şaşırmadı çünkü Fransa’nın 1988 yılında üretimine başladığı ancak 27 yıldır hiçbir ülkeye satamadığı Rafale uçaklarından Mısır Şubat 2015’te 24 adet satın alma anlaşması yapmıştı. 24 uçağı 6 milyar dolar. Bu uçakların Mısır ordusunun mühimmatıyla uyumlu olmaması Mısır’ın darbe hükümetinin bu ticaretini sorgulatmıştı. Fransa şimdi ise Mistral tipi iki savaş gemisini Mısır’a 950 milyon Euro’ya sattı. Mısır’ın kötü ekonomisine rağmen bu alımlarındaki rahatlığı ise, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan’ın darbe ile yönetime gelen Mısır hükümetine sağladıkları ekonomik desteklerle yaptığı düşünülüyor.

(Ek olarak konuyla -uzaktan da olsa- alakalı bir şey paylaşmakta yarar var. Almanya Başbakanı Merkel daha önce “Mısır’da adil parlamento seçimleri yapılmadan darbeci Sisi’yle görüşmeyeceğim” demişti. Mısır ile Almanya arasındaki 8 milyar euroluk anlaşma sonrası bu sözünden döndü ve Sisi ile görüşmüştü. Batı ülkeleri kaba tabiriyle işin ucunda para varsa; demokrasi, darbe, eşitlik vs. tanımaz.)*

Sun Zi ‘Savaş Sanatı’ Kitabından Alıntılar

0

M.Ö. 6. yy.’da yaşayan Sun Zi döneminden bu döneme hiçbir şey değişmemiş. Savaşlarda değişen tek şey teknoloji ve onu kullanarak saldırılarda bulunmak. Onun dışında ‘savaş’ın mantığı ve şartları dünya aynı kaldıkça hep aynı olacak. Bunun göstergesi olarak Sun Zi ‘Savaş Sanatı’ kitabından bazı kesitler paylaşacağım. Bu kesitleri genellikle Türkiye ve PKK arasındaki çatışmalardan esinlenerek yazıyorum.

”Bir ordu harekata geçerken ilk önce yerel halkta ki beyleri, söz sahibi insanları tanımalıdır. Onlarla işbirliği yapmadan önce onların art niyetli olup olmadığını bilmesi gerekmektedir. Dağları, ormanları, engebeli yerleri, sulak alan, bataklık gibi arazi koşullarını bilmeden asker yola çıkarılmaz. Yerel rehberler olmadan arazi koşulları avantaja çevrilmez.”

”Askeri sevk ve idare yöntemine göre düşmanın üzerine gelmesini ummak güvenilir bir yöntem değildir, sürekli olan düşmanın üzerine gelebileceği olasılığı üzerinde durmak gerekir, düşmanın gelmemesi olasılığına rağmen hazırlıklı olmak en doğru yoldur. Düşmanın saldırmayacağını ummak doğru olmaz. Sadece düşmanın saldırma olasılığını hesaplamak, tam anlamıyla saldırıya hazırlıklı olmak ve saldırıya fırsat vermemek doğru olacaktır.”

”Düşman saldırısındaki en önemli husus ordunun zayiat vermeden başarı kazanmasıdır. İşte bu da taktik saldırı yöntemiyle olur.”

”Karşı taraf kalabalıksa ve zafer koşullarını sağlamak için, karşı tarafı tahrik etmeli, çıkış yolları gözetmeli, düşmanın hareketlerinden arazideki zayıf noktaları ve savaş gücü hesaplanmalıdır.”

ABD’nin Suriye Operasyonları Meşru mu?

0

Suriye ve Irak’ta ki IŞİD operasyonları bildiğiniz gibi işlemiyor. Bu ülkelerde IŞİD’e karşı yapılan operasyonların BM nezdinde resmiyeti yok. Bu da demek oluyor ki koalisyon uçakları ne kadar teröristlerle mücadele adında bunu yapsa da uluslararası hukuk çerçevesinde kabul görmüyor.

Irak’ta resmi devlet bu operasyonlara destek verse de Suriye’de durum aynı değil. Avustralya, Fransa, İngiltere ve bazı batılı devletler bu nedenle Suriye’deki operasyonlara destek vermiyor. Ama Türkiye bu gayrimeşru operasyonlara destek verdi, hemde Suriye’de.

Cahit Armağan Dilek’ten komplo teorisi şeklinde, pekte komplo gibi görünmeyen bir analiz…

Suriye’de ve Irak’ta teröristlerle mücadele adında Birleşmiş Milletler tarafından hiçbir şekilde meşru olmayan bir operasyon var. Türkiye’de Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgelerinde PKK’nın ‘ayaklanma’ girişimleri malum. Bu girişimlerle PKK, TSK’nın sivil insanları hedef almasını bekliyor ve dünya medyasının dikkatini ‘siviller öldürülüyor’ diyerek buraya çekmeye çalışıyor. Burada da Allah korusun Suriye gibi iç savaş çıkarsa Türkiye’nin ve ABD’nin Esad’a yaptığını ya (BM izni olmadan) batı ve ABD Türkiye’ye yaparsa?

Kendi hukuksuzluğu emsal gösterilerek Türkiye’ye müdahale olabilir ve bu durumla Türkiye kendi kuyusunu kazmış olur.

IŞİD’e karşı ‘Putin Planı’

0

IŞİD’e karşı Rusya’nın sunduğu ”Putin Planı” Ortadoğu ve Batı tarafından destek görmüyor. Çünkü bu planda IŞİD’e karşı başlatılan ABD liderliğindeki koalisyonun genişletilmesi, Irak ve Suriye ordusuyla birlikte bölgedeki silahlı güçler kullanılarak kara ordusu kurulması ve Esad’ın kalması öngörülüyor. Koalisyonun genişletilmesi olabilir ama bu koalisyonda planı Rusya sunduğu halde Rusya destek vermemeyi düşünüyor.

Bölgedeki en kilit ülke olan Türkiye ve İran uzlaşamıyor. Türkiye’nin Suriye politikası da IŞİD’in Türkiye içinde nüfuz etmesi ve PYD’nin yayılmacı politikaları sonucu değişti. Türkiye ABD, İran ise Rusya güdümlü politika izliyor. Putin’in Planı kağıt üzerinde işler ve olması gereken gibi görülüyor ama şuan ki koalisyon güçleri arasında bile uzlaşı sorunu varken, büyük bir koalisyonda ülkelerin ayrı ayrı çıkarları söz konusu olunca nasıl bir ‘koalisyon’ olacak düşünmek gerekiyor.

Son zamanlarda Moskova’nın Arap liderlerle ayrı ayrı sürekli görüşmesi ve Ortadoğu’ya yönelik politikaları, Moskova’nın Ortadoğu’daki politika eksikliğini kapatma girişimleri olarak da yorumlanabilir.

Suriye’de Güvenli Bölge Olursa Ne Olacak?

0

 Türkiye, IŞİD’e karşı operasyonlara destek için ABD ile anlaştı. Bu anlaşma sonrasında Türkiye’nin önerisi olan ”Güvenli Bölge” konusunda Türkiye çalışmalarına devam ediyor. Türkmen Ordusunu tekrar kuran ve orduya lojistik desteğin yanında silah yardımı yaptığını da saklamayan Türkiye, kurulması düşünülen güvenli bölgenin iç asayişini de kontrol etmek için Türkmenlere polislik eğitimi veriyor. 1500-2000 kişilik polis listelerinin de hazır olduğu söyleniyor. İnşallah Türkiye kötü giden dış politika hamlelerine bir yenisi daha eklemez.

Bu bölgenin kurulmasıyla Suriye’den gelen mülteciler burada barınacak ve Türkiye’de ki Suriyeli mültecilerin belli bir kısmı buraya yerleştirilecek. Bunun yanında asıl amaç PYD’nin Suriye’de ki kantonları birleştirip, Suriye sınırının tamamının PKK’ya bırakılmaması. Bu iki sorun ile birlikte Suriye’de unutulan Türkmenlere de bir nevi destek verilmiş olacak. Benim tahminim seçim sonrasında daha belirgin hamleler yapılacağı üzerine.
güvenli bölge ne demek

PYD Suriye’de Ne Yaptı?

0

PYD ne Esad rejimiyle savaşmış ne de Suriye muhalefeti içerisinde yer almıştır. Bu durum Esad rejiminin elini kuvvetlendirmiştir. Çünkü Esad’ın Kürtlerle olan cephesi PYD/YPG’den dolayı kapatılmıştır. Başka bir ifadeyle, YPG’nin Esad rejimiyle çatışması gerekirken Özgür Suriye Ordusu ve diğer muhalif gruplarla çatışmaya girdiği unutulmamalıdır. Hatta PYD, Kuzey Irak Kürt Yönetimi Başkanı Mesud Barzani’nin desteğiyle kurulan Suriye Kürt Ulusal Konseyi’ne karşı da sert tutum sergilemiştir. PYD’nin 2011 yılının Temmuz ayında Erbil’de ve 2014 yılının Ekim ayında Dohuk’ta, Suriyeli Kürt partiler ile imzalamış olduğu deklarasyonun koşullarına uymadığı da söylenebilir.

PYD, Esad’e karşı Suriye muhalefetine destek sunan Kürt partilerinin yetkililerini zaman zaman tutuklamış veya kurduğu kantonlara üyelerinin girişlerini yasaklamıştır. Ayrıca PYD’nin PKK’nın Suriye kolu olduğunu unutmayalım.

Tacikistan’daki Yasaklar ve Terör

1

Tacikistan’da 18 yaş altı gençlerin camiye ve eğitim için medreseye gitmesi yasak. Sadece devletin belirlemiş olduğu mekanlar dışında namaz kılma yasağı uygulanıyor. 2009’dan beri de kamusal alanda başörtü yasağının bulunduğu ülkede, 40 yaşından küçük olanların da sakal bırakmasının yasak olduğu söyleniyor.

1997’de muhalif gruplarla anlaşan Tacikistan hükümeti, son yıllarda dindarların üzerine çok geldiğini sürekli ajanslardan gelen haberlerden görüyoruz. Bu yasaklar ve baskıcı politikalar müslüman kesimler arasında huzursuzluğa sebep oluyor. Bu baskı siyasetlerinin en vahim sonuçlarından biri de Tacik gençlerin IŞİD saflarına katılmaları oluyor.

Unutmayalım! ‘İslami’ terör örgütlerine katılımların en temel sebeplerinden biri de insanların rahatça dinini yaşayamamalarıdır.

ABD Füze Savunma Sistemleri: AEGIS ve PATRIOT

1

”Patriotlar en fazla 300 km alanı, Aegis’ler ise 3000 km alanı görebiliyor.”

Türkiye’de ki görev süresi biten, başta Suriye’den gelen tehlikeleri engellemek amacıyla kurulan Patriotlar, Hollanda, ABD ve Almanya tarafından 2013 yılında Adana, Maraş ve Gazi Antep’e yerleştirilmişti. Yakın zamanda bu Patroitlerin kaldırılacağı söylendi. Ama bunun ardından ABD Akdeniz’e Aegis balistik füze savunma sistemleri yüklü gemiyi göndereceğini açıkladı.

Pentagon 6. Filo Sözcüsü Pam Rawe’a göre amaç; Türkiye ve Avrupa’yı, EPAA kapsamında Ortadoğu’dan kaynaklanan balistik füze tehditlerine karşı savunmak. Ama Emekli Subaylar Derneği Başkanı, emekli Hava Korgenerali Dr. Erdoğan Karakuş’a göre ise bu Aegis savunma sistemleri Türkiye’yi değil, ABD ve İsrail üslerini koruyacak. Türkiye füze savunma sistemleri konusunda çok yetersiz. Onun için ABD ve NATO’ya muhtacız. Bu konuda resmi kaynaklara bakacaksak olursakta, ABD’nin AEGİS’leri inşallah bizi koruyacak.

Suriye’deki İç Savaşın İnsanı Boyutu

0

Birleşmiş Milletler, Uluslararası Af Örgütü ve Suriye İnsan Hakları Gözlemevi raporlarına göre, Suriye’deki iç çatışmalardan ötürü krizin başından günümüze dek hayatını kaybedenlerin sayısı 200 bini aşmıştır. Diğer yandan 6 milyon 500 bin Suriyeli ülke içerisinde evlerini terk etmek zorunda kalmış, 4 milyon Suriyeli ise iç savaştan dolayı ülkelerini terk ederek başta Türkiye olmak üzere Irak, Ürdün, Lübnan, Mısır ve Avrupa’ya göç etmiştir.

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) tarafından, 2015 yılının Temmuz ayında Suriyeli çocuklarla ilgili olarak yayımlanan raporda İSE, uluslararası toplumun gerekli önlemleri almaması halinde Suriyeli mülteci çocukların ‘kayıp kuşak’ olma riski taşıdıkları belirtilmektedir. Örgüt raporunda 2,7 milyon Suriyeli çocuğun okula gidemediği vurgulanmaktadır.1 Öte yandan ülkedeki iç savaş sebebiyle 12 milyon Suriyeli insani yardıma muhtaçtır.

Ali SEMİN’in ”Suriye Krizindeki İç Dinamikler: ÖSO-IŞİD-PYD Denklemi” adlı makalesinden.