Musul: ‘Dünyanın Gördüğü En Şiddetli’ Savaş

16 Ekim 2016 – 20 Temmuz 2017 arasında tam 9 ay 4 gün süren savaş, II. Dünya Savaşı’ndan sonra dünyanın gördüğü en şiddetli savaş olarak kabul edilebilir. Irak Ordusu ve Iran destekli Haşdi Şabi milisleri, Peşmerge ve ABD öncülüğündeki 50+ koalisyon ülkesi ile IŞİD arasında gerçekleşti.

Irak hükümeti senelerce süren şiddet olaylarından sonra Musul’u kaybetmesinin ardından büyük bir şok yaşamıştı. Örgüt ise bölgeyi ele geçirir geçirmez (2014) savunma hazırlıklarına “ideolojik” yollardan başlayarak kendisine üye kazandırdı. Daha sonra teknik hazırlık başladı.

Irak devleti operasyondan önce “ajanlarını” kullanarak örgüt hakkında bilgi almaya çalıştı hatta Musul Operasyonu’ndan önce “IŞİD içinde bir darbe amacıyla” 58 kişi görevlendirildi. Hedef Ebubekir el Bağdadi yönetimini devirmek ve Musul’un kolayca teslimiydi.

4 Ekim tarihinde Irak devleti casuslarından birisi telefonla IŞİD’in silah depoları ve savunma pozisyonları hakkında bilgi verirken yakalandı ve örgüt tarafından konuşturuldu. Örgüt tarafından “mürted” ilan edilen casuslar şehir meydanında asılarak infaz edildi.

Yaşanan bu hadiseden sonra Musul’da yaşayan bir sivilin ifadesine göre Muhsin Abdülkerimoğlu (örgütün sniper tim lideri) ve Ahmed Halef Agab el Cuburi ( örgütün bölge vali yardımcısı) şehirde sorumluluğu alırken Bağdadi’nin yakınındaki ekip bölgeden ayrılarak uzaktan komuta etti.

Savaş başladığından Yaklaşık 60.000 Irak askeri, 14.000 Haşdi Şabi milisi, 40.000 Peşmerge ve 400 ABD askeri, yüzlerce hummer/humvee (ABD tarafından Irak ve Peşmerge’ye hibe edilmiş) ve onlarca savaş uçağıyla Irak karşısında yaklaşık 10.000 IŞİD militanı vardı.

Irak Ordusu savaşın ilk etabında Musul doğu kırsalını topçu atışlarıyla vurarak yumuşatma çalışması yaptı. Bu dönemde Musul halkına Irak Ordusu’nun galip geleceğine dair broşürler havadan atılıyordu. Bağdat ise çok sayıda terör saldırısı ile sarsılıyordu.

Operasyon başladığında Musul’da yaklaşık 1.5 milyon sivil yaşıyordu. Irak’ın başlattığı harekatı Amerikalı Brett McGurk kutluyor ve desteklerini esirgemeyeceklerini belirtiyordu. Musul’un yerleşimi iç içe olduğu için zor bir savaş olacağı tahmin ediliyordu.

Örgüt Musul’un doğu kırsalında direniş göstermeyerek merkeze çekilme ve dar alanda savaş stratejisi izleme kararı aldı. Irak Ordusu ve müttefikleri yoğun hava desteğiyle hızlı bir şekilde doğu kırsalında ilerledi.

Musul Savaşı’nda Irak Ordusu saflarında savaşan Sünni gençleri de vardı. Bu ilginç bir nottur. Harbin başlangıcı bölgedeki siviller için korkunç bir hal alabilir yorumları yapılıyordu. Bizzat BM Mülteciler Yüksek Komiserliği üyesi Filippo Grandi de bu konuya değindi.

İlk etapta Mesut Barzani komutasındaki peşmergeler Musul doğu kırsalında çoğu terk edilmiş yaklaşık 30 km bölgeyi (yirmi köy içerir) ele geçirdi. Ve Irak hükümeti ile ortak operasyondan memnun olduğunu duyurdu. Büyük savaş yaklaşıyordu.

Savaşın ikinci gününde Türkiye bölgede tarihi sorumluluğunu açıklayarak şehirde yaşayan Sünnilerin ve Türkmenlerin haklarının savunulması gerektiğini, operasyona dahil olabileceğini duyurdu. Irak ise bunu bir işgal hareketi olarak göreceğini ilan etti ve konuyu BM’ye taşıdı.
Bu bağlamda Türkiye operasyona fiilen dahil olmasa da 2000 askeri Başika’ya göndererek peşmergelere eğitim verilmesi konusunda karar aldı.

Savaş üçüncü gününe girdiğinde Irak Ordusu Kayyara güneyinden harekete geçmeye başladığında ilk ciddi direnişle karşılaşmaya başladı. Bubi tuzakları, bombalı araç saldırıları başlamıştı. Hamdaniye bölgesinde örgüt tarafından çok sayıda saldırı meydana geldi.

ABD Hamdaniye’nin Musul’a açılan bir kapı olduğunu düşünüyordu bu bağlamda ilgili bölgede çok sayıda hava harekatı düzenledi. Hamdaniye’de operasyondan önce 50.000 kişi yaşıyordu, bugün itibariyle çoğu mülteci kamplarında yaşamını sürdürüyor.

Musul’da bir başka önemli nokta örgütün kazdığı tünellerdir. İki insan boyutunda uzunluk ve genişlikte olan tünellerde her türlü yaşam malzemesi bulunmasının yanında şehirler ile kasabalar arasında da bağlantılar vardı. Bu hava saldırılarının etkisini azaltıyordu.

Ayrıca bu tüneller ani saldırılar için de kullanılıyordu. Ramadi Savaşı bunun iyi bir örneğidir.

Irak Ordusu savaşı bir cephe daha genişleterek peşmerge ile koordineli bir biçimde Bartella-Başika hattı üzerinden ilerlemeyi hedefledi.Savaşın dördüncü gününde Ebu Seyif isimli Musul’da yaşayan bir kişi şehrin dünyadan izole olduğunu ve temel gıdaya bile ulaşılamadığını söyledi.Bu tarihte ABD’li General Gary Volesky Apache tipi savaş helikopterlerinin de Musul Savaşı’nda Irak Ordusu’na destek için katıldığını duyurdu.

Bartella’daki sert çatışmaların ardından IŞİD sürpriz bir saldırı ile Kerkük’te bir dizi eylem düzenledi.Bu saldırılarda onlarca asker/sivil hayatını kaybetmişti. Örgüt Irak Ordusu’nun dikkatini dağıtmayı amaçlıyordu.

Savaşın altıncı gününde ilginç bir gelişme yaşandı. Bir tesiste meydana gelen patlama sonucu havaya sülfür yayılarak binden fazla kişi zehirlendi. ABD örgütü suçlarken Al Jazeera muhabirleri koalisyonun hava saldırısı olabileceğini raporladı.

Musul’da IŞİD’in ilk etapta savunması dört ana stratejiden oluşuyordu; Hava saldırıları için ve hızlı hareket amacıyla tüneller, Keskin nişancı saldırıları Bombalı araç ve bubi tuzaklamaları.

Türkiye Ekim ayının sonlarına doğru ilk kez Irak’ta IŞİD hedeflerini topçu atışlarıyla VE 4 adet F16 tipi savaş uçağıyla vurmuştur.

IŞİD Ekim sonunda Suriye ile yeniden bağlantıyı ve Irak Ordusu ile cepheyi genişletmek için Anbar’da bulunan Rutba iline saldırı düzenlemiş,şehri ele geçirmiştir.


Örgüt bu dönemde elindeki petrol kuyularını ateşe vererek ABD’nin hava operasyonlarının etkisini azaltmayı amaçlıyordu. Musul Savaşı’nın yalnızca ilk haftasında örgüt yüzden fazla bombalı araç saldırısı düzenlemişti. Bu dönemde harekatı yavaşlatan Irak Ordusu destek birliklerin operasyona dahil olması için sürenin de uzatılması konusunda karar aldı.

İlgili dönemde Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi Musul Savaşı ile alakalı harcamalardan ötürü ekonomik krizin eşiğine gelmiş, işsizlik artmış ve fiyatlar tavan yapmıştır.

Musul Savaşı’nın bitmesine rağmen Irak’ta şiddet olaylarının her hafta yeniden artışını, Musul’u anlamadan yorumlamak ciddi manada eksik kalır. Kasım ayına girildiğinde Gogjalı bölgesi ve çevresi savaşın yoğunlaştığı yer olmuştur. Burada karşılıklı havan topları da kullanılmaya başlanmıştır.

Bu dönemde yaşanan çatışmalarda Irak Ordusu Albayı Muhammet Abdülkadir örgütün EYPleri kablolu sistemle infilak ettirerek hemen her eve birbiriyle koordineli patlayıcılar yerleştirdiğini açıkladı.

Doğuda peşmerge güneyde Irak Ordusu, Başika ve Hammam el Ali bölgesinde yavaşta olsa ilerlemeyi sürdürürken sivillerden kırsalda yaşayanlar mülteci kamplarına harekete geçiriliyordu. Yaklaşık 15.000 sivil de Suriye’ye iltica etti.

IŞİD’in ilgili aylarda Ghabat Askeri Üssü’nde ve Hammam el Ali bölgesinde 120 kişiyi “casusluk” suçlamasıyla infaz ettiği tespit edilmiş, toplu mezarlara ulaşılmıştır. Ayrıca Irak Ordusu’nun Felluce’de 300 Sünni’nin kaçırılarak “kaybolmalarından dolayı” bir sabıkası vardı.

Irak Ordusu ve müttefiklerinin sıradaki hedefi Musul Havaalanı bölgesiydi. ABD’nin uydudan yaptığı çekimlerde örgüt militanlarının hava alanı çevresinde savunma pozisyonları oluşturdukları ve ehemmiyetli mühimmatları kaybetmemek için bölgeden tahliye ettiği biliniyordu.

25 günde 49.000 sivilin evsiz kaldığı Musul Savaşı’nda sosyolojik ve psikolojik krizin yanında bir de temel insani kaynaklara ulaşamama konusunda sorunlar artmıştı. Öte yandan 150’den fazla yerleşim yerinin yıkıldığı rapor ediliyordu.

Peşmergeler örgütten ele geçirdikleri Araplara ait yerleşim yerlerini yıkarak buradaki halkı göçe zorluyordu. Irak Ordusu Antik Nemrut bölgesine doğru yönelirken alandaki çatışmalarda sürekli el değiştirme yaşanıyordu.

Bir aylık savaşın sonunda Irak Ordusu’nun net bir kazanımı yoktu. Yoğun hava desteği ile birkaç mahalle kontrol altına alınmasına rağmen yüzlerce asker yaşamını kaybetmişti.

Bölgesel Kürt Yönetimi Başkanı Mesut Barzani, Irak Başbakanı Haydar el İbadi’nin Musul doğu kırsalından çekilme talebini, 11.000 peşmergenin kanıyla sulanan toprakları vermek istemeyiz diyerek reddetti.

Kasım ayının sonlarına gelindiğinde ilk kayda değer ilerleme Haşdi Şabi milisleri tarafından kaydedildi ve Tel Afer batısı yolu kontrol altına alındı böylece Musul artık dünyadan tamamen izole oldu. Haşdi Şabi bu dönemde PKK ile koordineli hareket etti. Alakalı dönemde Musul’da su bile bulunmuyordu. Halk çok zor durumda idi. Yaklaşık 650.000 kişiden bahsediyoruz.

Ayrıca Ocak ayı Musul Savaşı için bambaşka bir boyuta taşınıyordu. Örgüt bombalı İHA’lar geliştirmeye başlamıştı.

Musul Savaşı sırasında daha önce çekimlerde bolca kullanılan dronelara örgüt bomba yüklemeye başladı. Farklı tipteki dronelardan bazıları “intihar drone” modeli şeklinde bile kullanılarak Kamikaze’nin bir başka şeklini adeta insansız olarak tekrar etti.

Farklı tiplerdeki İHA’lar bir süre sonra YPG’ye karşı ve Deir Ez Zor’da Suriye Ordusu’na karşı kullanıldı. Tabi bu droneların patlayıcı gücü, ABD ve diğer ülkelerin füzeleri kadar olmadığından savaşı uzatmaya yetse de bir Predator etkisi yaratmadı.

Savaş ilerledikçe yıkım da artıyordu. BM’nin raporuna göre günde yaklaşık 2000 kişi evsiz kalıyor bunlardan bazıları da mülteci kamplarına kaçma fırsatı buluyor, bulamayanlar ise acı bir sonu paylaşıyordu.

Ocak ayının ortalarına gelindiğinde Irak Ordusu Musul doğusunun çoğunda kontrolü sağlamıştı. Musul Üniversitesi de bu dönemde kontrol altına alındı. Terörle mücadele komutanlarından Talib Şaghati artık örgüt üyelerinin zırhlı araçlar kullanamadığını iletiyordu.

Musul’un doğusu ve batısı arasında bağlantının kopması için köprüler bombalanmaya başlamış, gündüz ilerleme kaydedilmesinin çok zor olmasından dolayı yalnızca gece operasyonlar devam ettiriliyordu.

Şubat sonuna doğru Irak Ordusu şehrin batısına yönelik operasyon başlattı ve Musul Havaalanı bölgesini yoğun çatışmaların ardından ele geçirdi. Irak Ordusu yetkilileri ise bombalı araç saldırıları olduğunu onaylıyor ancak kayıp açıklamıyordu.

Musul’da “Mezhep Savaşı” korkusu senaryoları gerçekliğe kavuşmaya başlıyordu. Irak Ordusu üyeleri askerlik yaşı gelen her erkek sivil için “aşırıcı” şüphesiyle hareket ediyor ve “buna göre” davranıyordu.

Batı Musul ise tamamen yıkıcı bir savaşa şahit oldu. Temmuz sonuna kadar süren savaş, şehrin tamamen yerle bir edilmesiyle sona erdi. Binlerce sivil hayatını kaybetti, yaralandı ve evsiz kaldı. “Hayatta kalanlar” ise mülteci kamplarına sığındılar.

Haydar el İbadi Musul Savaşı bittiğinde “Hilafetin Yenildiğini” ilan etti. Bağdadi ve ekibi bölgeden ayrılmıştı. Çok sayıda örgüt üyesi etkisiz hale gelmişken, on binlerce Irak askeri de yaşamını yitirdi.Örgütün bu savaş esnasında 600’den fazla bombalı araç saldırısı rapor edildi.

Savaşta atlanmaması gereken bir başka nokta ise Fransız topçularının Musul Operasyonu sırasında Irak Ordusu’na verdiği destektir. Paris olayları bunun körükleyicisi olmuştu.

Savaştan sonra Musul.. Ya da arta kalanlar mı demeli? Bu hadiselerden sonra Musul halkı psikolojik ve sosyolojik olarak sarılamaz yaralar aldı ve Irak’ta seçimlere dahil bu bölgede neredeyse katılım olmaması bunun iyi bir örneğidir.

Musul’da değinmek istediğim son not “hareketli mayınlar” “Playstation kumandası ile komuta edilen makineli tüfek” ve örgütün kendi üretimi bazukalarıdır.


Musul’dan kalan bu fotoğraf, her şeyin özeti oldu.

 

 

Hayati Bir Detay: Trafik Sigortası

0

İnsanlar çoğunlukla trafik sigortası ya da kasko gibi sigorta çeşitlerinin önemini ta ki onlara ihtiyaç duyana kadar anlamazlar. Özellikle yeni araç sahibiyseniz ya da aracınızı alıp uzun süre kullanmış ve sigortalara çok da kafanızı yormadıysanız, bir kaza anında trafik sigortasının da en az neler yapmanız gerektiği konusunda detaylı bilgi sahibi olmanız kadar önemi olduğunu bilmeniz gerekiyor. Her zaman birbiriyle karıştırılan kaskolar ile trafik sigortası arasındaki keskin ayrımı anlayarak konuya bir giriş yapabiliriz. Kaskolar bir kaza anında sizin aracınızda bulunan hasarın tazminini sağlarken; trafik sigortası üçüncü kişilerin zararını karşılamak için vardır. Trafik Sigortası, aracınızı kullanırken herhangi bir kimsenin ölümüne, yaralanmasına veya herhangi bir şeyin zarara uğramasına sebep verilmesi halinde, Karayolları Trafik Kanunu’na göre her araç sahibinin hukuki bir sorumluluğu olmakla beraber, hasarı zorunlu sigorta limitlerine kadar karşılayan yasal bir sigorta çeşididir.

Eğer aracınızla bir kaza yaptıysanız sahip olduğunuz kasko sizin aracınızı en kısa sürede sizden ekstra bir ücret ödemeden tamir ettirmenizi sağlarken; trafik sigortası kaza yaptığınız diğer tarafın masraflarını karşılayacaktır. Bu gibi durumlarda en önemli olan şeylerden biri, her iki tarafında bu sigortalara sahip olmasının olası bir karmaşayı önleyecek olmasıdır. Eğer sizin ya da karşı tarafın sigortası yoksa bu durumda sigortası olmayan taraf hem bu sigortalar kanunen bir zorunluluk altında olduğu için cezaya tabii tutulur hem de hasarı cebinden ödemek gibi sevimsiz bir durumla karşılaşabilir.Peki, zor gün dostu olan sigortaların önemini anladıysak ikinci soru bu sigortaları nereden ve nasıl yaptırabileceğimiz olacaktır.

Trafik sigortanızı yaptırmak için bazı alternatifler bulunmaktadır. Bu alternatifler arasında akla gelen en iyisi ise Generali Sigorta. Generali, aracınızda ihtiyacınız olabilecek her türlü sigorta hizmetini sizler için uygun koşullar dahilinde karşılayacaktır. Zorunlu olan trafik sigortanızı yaptırırken Generali size ödeme konusunda da büyük kolaylıklar sağlayacaktır. Bunlardan biri yıllık olarak yenilemeniz gereken sigortanız için 4 taksit ve %10’luk bir indirim fırsatıdır. Sigortanızı yaptırmak için araç bilgileriniz, TC kimlik numaranız ve sigorta şirketinin sizden isteyebileceği ek belgelerle istediğiniz bir sigorta şirketine başvurmanız yeterli olacaktır.

Bir detayı da belirtmemizde fayda var; zorunlu trafik sigortası yalnızca araç sahibi adına yapılabilir. Bu yüzden eğer bir sigorta yaptırmak istiyorsanız ve araç sahibi değilseniz araç sahibiyle iletişime geçmeniz önerilir. Trafik sigortasının fiyatları sahip olduğunuz araca, aracınızın kayıtlı olduğu yer ve modeline göre çeşitlilik gösterecektir. Eğer hala trafik sigortası yaptırmadıysanız daha fazla beklemeden Generali Sigorta ile görüşebilir ve tüm detayları öğrenebilirsiniz.

Hayati Bir Detay: Trafik Sigortası

0

İnsanlar çoğunlukla trafik sigortası ya da kasko gibi sigorta çeşitlerinin önemini ta ki onlara ihtiyaç duyana kadar anlamazlar. Özellikle yeni araç sahibiyseniz ya da aracınızı alıp uzun süre kullanmış ve sigortalara çok da kafanızı yormadıysanız, bir kaza anında trafik sigortasının da en az neler yapmanız gerektiği konusunda detaylı bilgi sahibi olmanız kadar önemi olduğunu bilmeniz gerekiyor. Her zaman birbiriyle karıştırılan kaskolar ile trafik sigortası arasındaki keskin ayrımı anlayarak konuya bir giriş yapabiliriz. Kaskolar bir kaza anında sizin aracınızda bulunan hasarın tazminini sağlarken; trafik sigortası üçüncü kişilerin zararını karşılamak için vardır. Trafik Sigortası, aracınızı kullanırken herhangi bir kimsenin ölümüne, yaralanmasına veya herhangi bir şeyin zarara uğramasına sebep verilmesi halinde, Karayolları Trafik Kanunu’na göre her araç sahibinin hukuki bir sorumluluğu olmakla beraber, hasarı zorunlu sigorta limitlerine kadar karşılayan yasal bir sigorta çeşididir.

Eğer aracınızla bir kaza yaptıysanız sahip olduğunuz kasko sizin aracınızı en kısa sürede sizden ekstra bir ücret ödemeden tamir ettirmenizi sağlarken; trafik sigortası kaza yaptığınız diğer tarafın masraflarını karşılayacaktır. Bu gibi durumlarda en önemli olan şeylerden biri, her iki tarafında bu sigortalara sahip olmasının olası bir karmaşayı önleyecek olmasıdır. Eğer sizin ya da karşı tarafın sigortası yoksa bu durumda sigortası olmayan taraf hem bu sigortalar kanunen bir zorunluluk altında olduğu için cezaya tabii tutulur hem de hasarı cebinden ödemek gibi sevimsiz bir durumla karşılaşabilir.Peki, zor gün dostu olan sigortaların önemini anladıysak ikinci soru bu sigortaları nereden ve nasıl yaptırabileceğimiz olacaktır.

Trafik sigortanızı yaptırmak için bazı alternatifler bulunmaktadır. Bu alternatifler arasında akla gelen en iyisi ise Generali Sigorta. Generali, aracınızda ihtiyacınız olabilecek her türlü sigorta hizmetini sizler için uygun koşullar dahilinde karşılayacaktır. Zorunlu olan trafik sigortanızı yaptırırken Generali size ödeme konusunda da büyük kolaylıklar sağlayacaktır. Bunlardan biri yıllık olarak yenilemeniz gereken sigortanız için 4 taksit ve %10’luk bir indirim fırsatıdır. Sigortanızı yaptırmak için araç bilgileriniz, TC kimlik numaranız ve sigorta şirketinin sizden isteyebileceği ek belgelerle istediğiniz bir sigorta şirketine başvurmanız yeterli olacaktır.

Bir detayı da belirtmemizde fayda var; zorunlu trafik sigortası yalnızca araç sahibi adına yapılabilir. Bu yüzden eğer bir sigorta yaptırmak istiyorsanız ve araç sahibi değilseniz araç sahibiyle iletişime geçmeniz önerilir. Trafik sigortasının fiyatları sahip olduğunuz araca, aracınızın kayıtlı olduğu yer ve modeline göre çeşitlilik gösterecektir. Eğer hala trafik sigortası yaptırmadıysanız daha fazla beklemeden Generali Sigorta ile görüşebilir ve tüm detayları öğrenebilirsiniz.

Sincar Operasyonu: Son Durum Haritası ve Detaylar

2

IŞİD’in Irak’ta ortaya çıkmasının ardından PKK’nın yerleştiği, ‘İkinci Kandil’ olarak nitelendirilen Sincar Dağı’na yönelik Türk savaş uçaklarının operasyonu sürüyor. 25 Mart 2018’de Sincar Operasyonu‘nun başlatıldığı duyuran Cumhurbaşkanı Erdoğan, PKK’nın bulunduğu tüm noktaların imha edileceğini açıklamıştı. Sincar Dağı nerede, Sincar’ın önemi ve bölge hakkındaki güncel son durum bilgisi ve haritalar haberimizde.

Sincar Operasyonu’na ilişkin güncel haberleri ve haritaları bu başlık altında güncelleyeceğiz…

Sincar Operasyonu Son Durum Haritası [TIMELINE]

14 Aralık 2018: Irak, Türk savaş uçaklarının hava sahasını ihlal ettiği gerekçesiyle Türkiye’ye ‘nota’ vererek Bağdat Büyükelçisi Fatih Yıldız’ı Dışişleri Bakanlığına çağırdı.

  • Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, beraberinde TSK’nın komuta kademesi ile birlikte Sincar ve Karacak Dağı bölgelerine düzenlenen hava harekâtını Harekât Merkezi’nden izledi.

13 Aralık 2018: Türk savaş uçakları, Irak’ın kuzeyinde yer alan Sincar ve Karacak Dağı bölgelerindeki PKK noktalarını bombaladı. Türk Hava Kuvvetleri’nin sınırdan 165 KM uzaklıktaki PKK noktalarını vurması ‘vurulan en derin terör mevzisi’ olarak tarihe geçti.

İlk belirlemelere göre 11 teröristin öldüğü ifade edildi. Öte yandan PKK medyasının “Ezidi mülteci kampları vuruluyor” algısı oluşturmaya çalıştığı gözlemlendi.

15 Ağustos 2018: Kırmızı listede aranan PKK’nın Sincar Sorumlusu İsmail Özden, TSK-MİT ortak operasyonuyla öldürüldü. Operasyona Hakkari’de örgüt tarafından katledilen 11 aylık bebeğin ismi verildi: “Bedirhan Mustafa Karakaya Operasyonu”

Öte yandan etkisiz hale getirilen Mam Zeki Şengali kod adlı PKK/KCK Yürütme Konseyi Üyesi sözde Sincar sorumlusu İsmail Özden, yurt dışında etkisiz hale getirilen kırmızı listedeki ilk terörist oldu.

Mam Zeki Şengali kod adlı İsmail Özden (sağda)

13 Ağustos 2018: Irak’ın Sincar bölgesinde konuşlanan Haşdi Şabi’nin çekilerek yerini Irak ordusuna bıraktığı belirtildi.

Sincar’daki PKK Varlığına İlişkin Bilgiler

  1. 2014 yılında ABD-Peşmerge-PKK ortaklığı ile DEAŞ’ın bölgeden çıkarılmasıyla birlikte Sincar, PKK terör örgütünün Irak’ın batısındaki yönetim merkezi haline geldi. Sincar, stratejik öneminden dolayı “İkinci Kandil” olarak anılıyor.
  2. Konumundan dolayı Sincar, PKK için hem güvenli bir sığınak hem de Suriye ve Türkiye topraklarına sızabileceği bir geçiş noktası konumunda.
  3. Toplamda 3200 km2 ‘lik bir alan olan Sincar bölgesinde terör örgütü PKK’nın 12 adet kampı bulunuyor.
  4. Kandil ile Sincar arasında kalan bölgede terör örgütü PKK’nın 7 ayrı kampı bulunuyor.
Sincar Operasyonu Haritası – Sincar Dağı’nın Güney Doğusunda Yer Alan PKK Noktalarından Biri (36°19’55″N 42°4’12″E)

Sincar’da Neler Oldu?

Sincar Operasyonu Haritası – Sincar’da Neler Oldu – İnfografik*

Sincar Operasyonun Aşamaları

İddialara göre PKK terör örgütünün Irak’ın kuzeyinden temizlenmesi kapsamında Sincar’a yönelik yapılacak operasyon 4 aşamadan oluşacak;

  1. Irak merkezi hükümeti ile ortak hareket edilerek Sincar bölgesinden PKK’lı teröristler çıkartılacak, bölgedeki silahlı Ezidi gruplar Irak merkezi yönetimine bağlanacak.
  2. PKK terör örgütünün Mahmur bölgesindeki kampı teröristlerden temizlenecek.
  3. Sincar’dan başlanarak doğu istikametinde ilerlenecek ve Metina, Zap, Hakurk gibi PKK kampları bölgeden temizlenecek.
  4. Son aşamada ise Kandil’e operasyon düzenlenecek. Kandil’den Süleymaniye bölgesine kadar uzanan dağlık alandan teröristler temizlenecek.
Sincar Operasyonu Son Durum Haritası
Sincar Operasyonu Son Durum Haritası – Sinun Kasabası

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Sincar operasyonu sinyalinden sonra PKK terör örgütü bölgeden çekilmeye başlamıştı. Sincar Dağı’nın kuzeyinde yer alan Sinun Kasabası da PKK’nın çekildiği bölgelerden biri. Irak Ortak Operasyonlar Komutanlığı Sözcüsü Tümgeneral Yahya Resul, Anadolu Ajansına yaptığı açıklamada PKK terör örgütünün Sincar’da çekildiği noktalardan biri olan Sinun Kasabasına 15’inci Tugay’a bağlı birliklerin konuşlandığını belirtmişti.

Sincar Operasyonu Son Durum Haritası – Um-Al Jaris Bölgesi

Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, 26 Mart günü Irak-Suriye sınırında Musul Rabia istikametinden Sincar’ın batısındaki Um-Al Jaris’e kadar olan alanda Irak Merkezi Hükümeti’nin kontrolü sağladığını açıklamıştı. Um-Al Jaris bölgesi, Sincar Dağı’nın güneybatısında, Suriye-Irak sınır hattında yer alıyor. PKK terör örgütünün mevzilerinin ve kontrol noktalarının da yer aldığı bölge, MİT tarafından da teyit edilen bilgilere göre artık Irak Ordusu’nun kontrolünde.

Türkiye sınırında PKK’dan Temizlenen Bölgeler

Irak Ordusu tarafından Sincar’da operasyon yürütülürken Türk Silahlı Kuvvetleri de Irak’ın Kuzeydoğu bölgesinde terör örgütü PKK’ya karşı operasyonlarını sürdürüyor. Komandolar ve Özel Kuvvet askerleri ile yürütülen operasyonlar neticesinde Kuzey Irak’ta Siro, Kani Rash, Barmiza, Barazgr ve Masid bölgeleri terör örgütü PKK’dan temizlendi.

29 Mart 2018: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında toplanan Milli Güvenlik Kurulu sonrasında yapılan yazılı açıklamada “Sincar ve Kandil’deki faaliyetler Irak Hükümeti tarafından durdurulmazsa bunu Türkiye engelleyecektir.” denildi.

27 Mart 2018: Irak’ta Kerkük merkezli yayın yapan Türkmeneli Televizyonu, terör örgütü PKK’nın Musul’a bağlı Sincar’dan çekilmeden önce faaliyet gösterdiği kampları görüntüledi.

26 Mart 2018: Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, Sincar konusunda açıklamalarda bulunarak “Teröristlerin başka isimlerle gizlenmelerine Türkiye müsaade etmeyecektir.” dedi. PKK’nın Sincar’dan çekildiği iddialarına karşılık ise “Musul Sincar’ın kuzeyinden batıdaki Suriye sınır hattına doğru Arap nüfusunun çoğunlukta olduğu Fal köyüne kadar Irak ordusunun ilerlediği, ayrıca  Irak-Suriye sınırında Musul Rabia istikametinden Sincar’ın batısındaki Um-Al Jaris’e kadar olan alanın da Irak Hükümeti tarafından kontrol altına aldığına dair bilgiler var. Tüm bu bilgiler Milli İstihbarat Teşkilatımız tarafından teyit edilmiş bilgilerdir.” açıklamasında bulundu.

https://stratejikortak.com/2018/03/afrin-operasyonu-bitti-yeni-hedef-pkkyi-bitirmek.html

26 Mart 2018: Sincar’a operasyon yapılacağı sinyali verildikten sonra PKK’ya yakın kaynaklar örgütün Sincar’dan çekileceği yönünde açıklamalarda bulunmuştu. An itibariyle Irak Ordusu’nun PKK’nın çekildiği bölgelere konuşlandığı bildiriliyor. Irak Ortak Operasyonlar Komutanlığı Sözcüsü Tümgeneral Yahya Resul, Anadolu Ajansı’na yapmış olduğu açıklamada 15’inci Tugay’a bağlı birliklerin, Sincar ilçesi ve Sinun kasabasına geçip ağır silahlarla bölgede konuşlandığını ifade etti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın Irak merkezi hükümetinden gelecek bir yetkili ile görüşeceğini söyledi. Görüşmenin konusu Sincar olacak.

23 Mart 2018: Terör örgütü PKK’ya yakın haber ajanslarının aktardığı bilgiye göre Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Sincar’a operasyon sinyali vermesinin ardından teröristler bölgeden çekilme kararı aldı. Türkiye ve Irak’ın ortak operasyonundan çekinen KCK terör örgütü, Ezidilerin artık örgütlü bir toplum olduğu ve bölgede güvenlik sorunu bulunmadığı bahanesiyle bölgeden çekilme kararı aldıklarını açıkladı.

18 Mart 2018: Irak Meclis Başkanı Selim Cuburi, Ankara’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmüştü. Cuburi, yapılan görüşmede Irak’ta PKK gibi silahlı grupların istenmediğini, PKK’nın Irak güvenliğini tehdit ettiğini belirtti. Ayrıca Irak’ta PKK’ya yönelik operasyonlar için Türkiye ile işbirliğine hazır olunduğu mesajı verildi.

Sincar Operasyonu’na Giden Süreç

Beklenen Sincar Operasyonu başladı. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bölgede kurulmak istenen “terör koridoruna” karşı ilk hamlesini Fırat Kalkanı Harekatı ile yapmıştı. Başarıyla tamamlanan harekattan  tam 295 gün sonra Afrin’e Zeytin Dalı Harekatı adı altında operasyon düzenleyen TSK, yalnızca 58 günde Afrin kent merkezini teröristlerden temizledi.

Irak’ın kuzeyinde, Ninova ili sınırları içinde yer alan ve Ezidi nufüsun çoğunlukta olduğu Sincar, 2014 yılında terör örgütü DEAŞ tarafından işgal edildi. 13 Kasım 2015 tarihinde Peşmerge-PKK-ABD, Sincar’da DEAŞ’a karşı ortak operasyon düzenledi ve DEAŞ bir günde bölgeden geri çekildi. Terör örgütü DEAŞ’ın bölgeden çekilmesi ile birlikte Sincar’a yerleşen YBŞ-PKK terör örgütü (Yekîneyên Berxwedana Şingal – Şengal Direniş Birlikleri), halen bölgedeki varlığını sürdürmektedir.

Sincar Operasyonu yeni planlanmış değil. Fırat Kalkanı Harekatı’nın başarıyla tamamlandığı Başbakan Binali Yıldırım tarafından açıklandıktan 6 gün sonra, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 05 Nisan 2017 tarihinde “Terör örgütlerine karşı başka operasyonlar da planlıyoruz.” şeklinde açıklamalarda bulunmuştu. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da “Sincar üzerinde askeri seçenek  kullanacağız, terör örgütleri orada var oldukları sürece kullanacağız. Kandil neyse bizim için, Sincar da odur, bölgede PKK terör örgütü var.” açıklamasında bulunmuştu.

Sincar Operasyonu Haritası – Sincar Nerede?

Bölgedeki PKK varlığına karşı Sincar Operasyonu’nun başlatıldığı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından şu sözlerle ifade edildi: “Sincar’a da gireceğiz dedik. Şimdi oraya da operasyonlar başladı. İçeride teröristlerle mücadele, dışarıda da mücadele. Bizim derdimiz teröristler. Biz bir işgal devleti değiliz. Onun Batı’da örnekleri var. Bizim geçmişimizde böyle bir şey yok.”

8 Mart 2018 tarihinde de Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye ve Irak merkezi hükümetinin PKK terör örgütüne karşı Kuzey Irak’ta ortak operasyon düzenleyeceğini açıklamıştı. Yapılan açıklamada Zeytin Dalı Harekatı’nın mayıs ayına kadar tamamlanacağı ve akabinde de Kuzey Irak’a operasyon yapılacağı belirtilmişti.

Çavuşoğlu, Irak içinde de kanton benzeri yapıların oluşmaya başladığını ve bu terör varlığının hem Irak merkezi hükümeti hem de IKBY için bir tehdit olduğunu söylemişti. Tüm bu gelişmeler ışığından Sincar bölgesine bir askeri harekat herkes tarafından bekleniyordu.

Kobani ve Tel Abyad: Fırat’ın Doğusu ve Operasyonlar

0

PKK terör örgütü, 2014 yılının Ocak ayında Suriye’nin kuzeyinde “sözde” 3 kanton yönetim ilan etti. Fırat’ın Doğusu öncelikli hedef seçilmişti. Önce Kamışlı merkezli Cizire Kantonu ve Kobani merkezli Kobani Kantonu kuruldu. Ardından PYD’liler, PKK elebaşı Abdullah Öcalan’ın fotoğrafı altında saygı duruşunda bulunarak ve yemin ederek Afrin merkezli Afrin Kantonu’nu da kurdular.

Bu aşamadan sonra PYD’nin ana planı, bu kantonları birleştirerek Suriye’nin kuzeyinde geniş bir alanda özerk bir yapı oluşturmak oldu. Tüm bu plan içerisinde 2 kritik şehir vardı. İlki IŞİD saldırıları sebebiyle PYD/PKK tarafından bir sembol haline getirilen Kobani. Diğeri ise sözde Cizire Kantonu ile Kobani Kantonu’nu birleştirecek olan Tel Abyad.

Ocak 2014 Tarihinde Suriye’nin Kuzeyinde İlan Edilen Sözde Kantonlar*

Fırat’ın Doğusu Sorunu Nasıl Başladı?

12 Kasım 2013 tarihinde Fırat’ın Doğusunda “Kurucu Meclis” oluşturulduğu ilan edildi. Kurucu Meclisi ilan eden PYD/PKK, İngiliz BBC haber ajansı tarafından “Siyasi parti (PYD), demokratik kitle örgütleri ve aşiret temsilcileri” olarak dünyaya lanse edildi.

Bu gelişmeden 2 ay sonra, 21 Ocak 2014 tarihinde PYD/PKK Cizire kantonunda özerklik ilan etti. 28 Ocak 2014 tarihinde Kobani’de de özerklik ilan eden terör örgütü, bundan bir gün sonra 29 Ocak 2014 tarihinde Afrin’de özerklik ilan ederek Rojova Özerk Yönetimi’ni tamamlamış oldu.

IŞİD’in Kobani Saldırısı

2014 yılının sonlarında doğru IŞİD Kobani’ye operasyon başlatarak bölgeyi işgal etti. Uluslararası basında “demokratik” olarak lanse edilen terör örgütü PYD/PKK’ya başta ABD olmak üzere uluslararası koalisyon güçleri, IŞİD ile savaşında destek verdi. Bu yardımlar sonucu IŞİD bölgeden püskürtüldü ve PYD/PKK, IŞİD terör örgütünden boşalan alanlarda hakimiyet kurmaya başladı.

Tüm bunlar yaşanırken ABD, PKK ve PYD’nin birbirlerinden ayrı yapılar olduğunu iddia ediyor, Özgür Suriye Ordusu komutanları ise yıllardır Suriye’de kendilerine verilmeyen desteğin neden Kobani gibi küçük bir bölge için PYD/PKK’ya verildiğini sorguluyordu.

ABD her ne kadar PYD ve PKK’nın birbirinden ayrı yapılar olduğunu iddia etse de PYD, Afrin kantonunda özerklik ilan ederken PKK elebaşı Abdullah Öcalan’ın posterleri altında yemin etmişlerdi.

PYD’li Teröristler, 29 Ocak 2014 Günü Afrin’de Sözde Özerklik İlan Ederken PKK Elebaşı Abdullah Öcalan Posteri Altında Yemin Edip Saygı Duruşundan Bulundular*

PYD’nin Kantonları Birleştirme Planı

2015 yılının Mart ayında terör örgütü IŞİD, Kobani civarındaki tüm köylerden temizlenmişti. 16 Haziran 2015 tarihinde ise bir diğer kritik nokta olan Tel Abyad’daki hakimiyetini kaybeden IŞİD, hakimiyet alanlarını birleştirme planını gerçekleştirememiş oldu. IŞİD’den boşalan alanları ise bir diğer terör örgütü olan PYD/PKK dolduruyordu.

Kobani’nin doğusunda yer alan Tel Abyad, PYD/PKK açısından da oldukça önemliydi. Çünkü Tel Abyad’ın PYD/PKK tarafından işgal edilmesiyle Cizire ve Kobani kantonları arasında coğrafi bağlantı kurulmuş oldu. Bu aşamadan sonra ise Fırat’ın doğusu Afrin ile birleştirilerek Suriye’nin kuzeyinde özerk bir yapı kurulması planlanıyordu.

Koridor Planını Bozan Hamle: Fırat Kalkanı Harekatı

Batı ülkelerinin “bir terör örgütünü başka bir terör örgütü ile yenme” stratejisine rağmen Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bölgede bir terör koridoru kurulmasına asla müsaade etmeyeceğini vurgulamaktaydı. Bu çerçevede, 24 Ağustos 2016 gecesi saat 04:00’da TSK, terör koridorunun tam merkezine kapsamlı bir harekat başlattı. 216 gün süren başarılı harekat neticesinde 2.015 km²’lik alan terör örgütü PYD/PKK’dan temizlendi ve terör örgütünün kantonları birleştirme planı bozulmuş oldu.

Fırat Kalkanı Harekatı, Menbiç ve Afrin’in Terör Örgütü Tarafından Birleştirilerek Terör Koridoru Kurulması Planına Engel Oldu*

Koridora İkinci Darbe: Zeytin Dalı Harekatı

Tüm kamuoyu, Fırat Kalkanı Harekatından sonra sıradaki hedefin Menbiç olacağını tahmin ederken TSK, 20 Ocak 2017’de 17:00 itibariyle Afrin’e yönelik “Zeytin Dalı Harekatı”nı icra etmeye başladı.  İlk aşamada 72 savaş uçağının katıldığı operasyonda 113 hedefin 108’i başarıyla imha edildi.

Fırat Kalkanı Harekatı‘nın sona ermesinden tam 295 gün sonra Afrin’e yönelik başlayan harekatta terör örgütü PKK’nın Suriye uzantısı YPG’nin bölgeden tamamen temizlenmesi hedeflendi. Operasyon kapsamında birçoğu Türkiye’nin eğittiği gruplardan oluşan ve 15 bin kişilik gücü olduğu söylenen “Milli Suriye Ordusu” da ön saflarda yer aldı.

Fırat’ın Doğusu İçin Kritik Hedef: Menbiç

2016 yılının Haziran ayında Fırat’ın batısında yer alan Menbiç, ABD’nin lojistik ve mühimmat desteği sağladığı PYD/PKK tarafından işgal edildi.

Fırat Kalkanı Harekatı ile Menbiç’in kuzey ve batısını PYD/PKK’dan temizleyen Türk silahlı Kuvvetleri, ardından Zeytin Dalı Harekatı ile Menbiç’in batısında yer alan Afrin’i de teröristlerden temizledi. Afrin Operasyonundan sonra gözler yeni bir harekat için Menbiç’e çevrildi.

Ancak Türkiye, Menbiç’e yönelik Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekatlarında olduğu gibi bir operasyon başlatmadı. Türkiye ve ABD arasında gerçekleşen diplomatik görüşmeler neticesinde terör örgütünün bölgeden arındırılmasına yönelik bir plan ortaya koyuldu.

TSK ve ABD Askerleri, İki Ülke Arasında Varılan Mutabakat Çerçevesinde Menbiç’in Kuzeyinde Ortak Devriye Faaliyetlerine Başladı.

Menbiç’te TSK-ABD Ortak Devriye Planı

Türk askeri, 18 Haziran 2018 tarihinde ABD ile varılan mutabakat çerçevesinde kentin dış mahallelerine giriş yaptı.  Bazı kaynaklara göre kente giriş yapan Türk silahlı Kuvveleri’ne bağlı birliklere ABD helikopterleri de eşlik etti.

TSK resmi Twitter hesabından yapılan açıklamada “Daha önce mutabık kalınmış Münbiç Yol Haritası ve Güvenlik Prensipleri doğrultusunda, Fırat Kalkanı Harekât alanı ile Münbiç arasında kalan hatta TSK ve ABD Silahlı Kuvvetleri unsurları tarafından 18 Haziran 2018 tarihinden itibaren bağımsız devriye faaliyetlerine başlanmıştır.” ifadelerine yer verildi.

Bugüne kadar Suriye’nin kuzeyinde toplam 4.000 km²’lik alanı terör örgütlerinden temizleyen Türkiye, sınırlarından 30-40 km derinliğe kadar terör varlığını sona erdirmek istiyordu. Bu kapsamda Menbiç’teki hedef; bölgenin PYD/PKK’dan arındırılması, Menbiç’teki ağır silahların toplanması ve bölge halkının Menbiç yönetimine hakim olması idi.

Fırat’ın Doğusundan Türkiye’ye Saldırılar

Fırat’ın batısında tüm bu gelişmeler yaşanırken ve harekatlar devam ederken Fırat’ın doğusunda yer alan PYD/PKK da Türkiye’ye yönelik tehdidini sürdürüyordu. 19 Mart 2018 günü PYD/PKK kontrolündeki Rasulayn bölgesinden, Şanlıurfa Ceylanpınar’da TSK mevzilerine roketli saldırı gerçekleşti. Teröristlerin saldırısında yaralanan olmadı. Saldırıya anında karşılık veren TSK unsurlarının top atışları sonucunda 18 terörist etkisiz hale getirildi.

Gerçekleşen bu saldırı, Fırat’ın Doğusunu bir kez daha gündeme getirdi. Nehrin batısının TSK tarafından teröristlerden arındırılmasının ardından sıradaki hedefin Fırat’ın Doğusu olduğu anlayan PYD/PKK, 2018 Haziran ayından itibaren Türk silahlı Kuvvetlerinin olası bir harekatına karşı sınır bölgelerinde yeni mevziler inşa etmeye ve nöbet tutmaya başladılar.

Fırat’ın Doğusu Birçok Kez Vuruldu

PYD/PKK’nın son bir yıl içinde gerçekleştirdiği taciz ve saldırılar karşısında anında karşılık veren TSK, 28 Ekim 2018 günü Şanlıurfa ve Gaziantep sınır hattının karşısında yer alan terör mevzilerine operasyona başladı. Topçu birliklerimizin atışları ile Kobani’nin (Ayn el Arab) batısında yer alan Zur Maghar’da bulunan PYD/PKK’ya ait siper ve barınaklar imha edildi.

Geçtiğimiz yıl Fırat’ın doğusunda yer alan Suriye’nin Karakoç Dağı ve Irak’ın Sincar bölgesine 20 savaş uçağıyla operasyon düzenlenmiş ve vurulan terör mevzilerinde 70’e yakın YPG’li terörist etkisiz hale getirilmişti. Daha sonra savaş uçaklarının bombaladığı bölgeleri Amerikan askerleri ziyaret ederek YPG’nin yanında olduklarını ifade eden açıklamalarda bulunmuştu.

Amerikan askerleri, Türk savaş uçaklarının vurduğu Karakoç Dağı ve çevresini ziyaret etti.

Fırat’ın Doğusunun Önemi

Bu başlığı haber dilinden çıkarak yorumlayalım ve Fırat’ın doğusunun ilk önce Suriye için önemine değinelim. Birincisi bu bölge büyük su kaynaklarına ve barajlara sahip. Ortadoğu gibi bir bölgede bu suyun değeri bölge ülkeleri için paha biçilemez. İkincisi bölgede petrol ve doğal gaz kaynakları açısından belki de Suriye’nin başkenti olarak tanımlanabilen Deyri Zor şehri var. Türkiye sınır hattında kaynaklar zengin değil gibi görünse de petrol kuyularının kontrolü için Fırat’ın doğusu çok önemli. Üçüncüsü tarım alanları. Fırat Nehri boyunca verimli tarım arazileri bulunuyor ve bu araziler bölge halkının en önemli geçim kaynaklarından.

Suriye petrol ve doğal gaz haritası

Şimdi de bölge ülkeleri açısından “Fırat’ın doğusu neden önemli?” sorusunun cevabını verelim. Türkiye için YPG kontrolündeki bölge ulusal güvenlik meselesi. Suriye sınırının büyük bir hattını oluşturan YPG kontrolündeki Fırat’ın doğusu, Türkiye içerisine sızıp terör eylemi gerçekleştirilmesinin önünü açmak anlamına geliyor. Öte yanda yaklaşık 40 yıl boyunca yüzlerce askerimizi şehit eden PKK’nın ‘devlet’ kurma çalışmasının Türkiye’nin geleceği için hayati bir durum oluşturduğu bir kez daha hatırlatılabilir.

Rusya, İran ve ABD için Fırat’ın Doğusu Neden Önemli?

Rusya için birinci tehdit unsuru YPG değil; bu bölgede örgüte silah sevkiyatı yapan, donatan ve kendi üslerini kuran ABD. Esad rejiminin bir diğer müttefiki İran da ABD üslerini tehdit görüyor. Öte yandan Tahran yönetimi, topraklarında konuşlanan PKK’nın İran yapılanması PJAK ile mücadele ve terör devletinin olası etkileri nedeniyle YPG’nin kurduğu ‘de facto bölge’yi kabul etmeyecektir. Her ne kadar Suriye İç Savaşı boyunca iki taraf herhangi bir çatışmaya girmese de Tahran’ın bu politikası olduğu inkar edilemez.

YPG’yi dört yıldır fiilen destekleyen ABD, kara ordusu olarak sahada kullandığı YPG sayesinde bölgeye kalıcı askeri üsler kurarak yerleşmeyi planlıyor. Kuzey Irak’tan Akdeniz’e uzanan ‘koridor’ projesi ve kurulacak devletin ‘İsrail’in uydu devleti’ olacak iddiası ABD için bölgeyi çok değerli kılıyor.

https://stratejikortak.com/2018/12/firatin-dogusu-harita.html

Bizans İmparatorluğu Diplomasisi

Diplomasi, devletlerin dış politikada diğer devletlere karşı siyasi etki aracı mahiyetinde kullandığı, kültürel ve/veya ekonomik gibi her türlü uluslararası ilişkilerin, savaşı geri planda bırakıp, barışçıl bir yöntemle ele alınması gerektiği anlamına gelen bir kavramdır.[1] Bu anlamda diplomasi, huzurun istikrarı lehine çalışan, bir anlaşmazlık durumunda tehdit ve kuvvet kullanımından önce tercih edilen ve uzlaştırma konusunda oldukça başarılı bir araçtır. Bu doğrultuda, olağan dış siyasi düzeni korumak ve siyasi politikalar aracılığıyla ekonomik ve güvenlik gibi kazanımlar elde etmek için diplomasiyi etkin bir şekilde kullanan ilk devlete Bizans dememizde bir sakınca yoktur[2].

  “Sizi yere yıkan yumruk, sert olandan çok, geldiğini görmediğiniz yumruktur.”

 Jeo Torres

Bizans İmparatorluğu’da çeşitli amaçlarla müzakereyi kılıçtan üstün tutmuştur. Dolayısıyla, askeri önlemleri her zaman aklında bulundurup, aynı zamanda geri planda tutarak, tüm dünyada imparatorluğun etki alanını ve itibarını sağlamaya çalışmıştır. İmparatorluğun kuruluşundan parçalanışına kadar neredeyse bir an bile eksik olmayan birden fazla Barbar kavimlerle münasebetlerinde, uygun miktarda para ve hediyeler dağıtarak, onların dostane ilişkilerini ustaca bozmuş ve kendi egemenliği altına sokmuştur. Böylece, tarih sahnesinde çok tehlikeli bir görünüme sahip olan Barbar kavimler, oldukça zararsız bir hale getirilebilmiştir.[3]

Barbarlar kavimlerin kontrolünün sağlanmasında başvurulan bir diğer diplomatik zeka yöntemi, orduya asker olarak alınmalarında saklıdır. Öncelikle satın alınan barbarlar, imparatorluğun sınırlarında en tehlikeli işlerde kullanılıp, Bizans’ın menfaatlerini savunmak için birbirileriyle savaştırılmışlardır. Bu halkların liderlerini altın ve gümüş takılarla donatmakla kalınmamış, toprakla birlikte Bizans’a has ünvanlar da verilmiş ve böylece kendilerini imparatorluğa bağlı hissetmeleri sağlanmaya çalışılmıştır. Hatta kız alıp vererek akrabalık bağları kurmaktan bile çekinilmemiştir. Ancak tüm bunlara rağmen barbarlardan bu olanaklar aracılığıyla aklı kontrol edilemeyenler de olmuş, onlarla düşmanlık devam etmiştir.[4]

Bizans İmparatorluğu’nda din-diplomasi ilişkisi irdelendiğinde, dinin de yoğun bir şekilde araçlaştırıldığı ortaya çıkmaktadır. Din temelinde, Hristiyan Ortodoks söylemlerin yeri Bizans diplomasisinde bir hayli geniştir. Bu söylemlere örnek vermek gerek gerekirse;

“Roma İmparatorluğu Hz. İsa’nın dünyada yeniden zuhuruna kadar sürecektir. Ayrıca, Tanrı takdir ettiği için Batı’da kaybedilen topraklar, kaçınılmaz olarak imparatorluğa geri dönecektir. Tek bir imparator vardır, o da Konstantinopolis’te oturan Roma imparatorudur.” [5]

Esasen kullanılan söylemin mahiyeti ve neyin amaçlandığı çok açıktır. Bu gibi çeşitli söylemlerde bulunularak, dönemin çoğunluğunun eğitimsiz ve kitle psikolojisine göre hareket ettiği düşünüldüğünde, sosyolojik temelde algı yönetimi yapılmaktadır. Roma İmparatorluğu olarak kullanılan, ancak bizim anlamamız gereken ismiyle Bizans İmparatorluğu’na mecburen aidiyet, imparatoruna da sadakatle bağlılık oluşturulmaya çalışılmakta ve oldukça başarı sağlanmaktadır.

Diplomasiyi din mekanizması perspektifinde kullanma konusunda oluşturulan din heyetleri, Hristiyanlığı Karadeniz kıyılarından Mezopotamya topraklarına ve oradan da Sahra seraplarına ulaştırma konusunda Bizans diplomasisinin en başarılı vasıflarından biriydi. Mamafih imparatorluk, Suriye ve Yemen Arapları, Kuzey Afrika Berberileri, Ermenistan hattında Lazlar ve Tzanesler; Tuna boylarında Heru’ler, Gedip’ler ve Lombardlar kilisede Roma imparatoru için dua eder hale gelmiştir. [6]

Bizans’ın yaklaşık altı asırdır mücadele içinde olduğu Moravya Slavları’yla birlikte Bulgarlar’da din heyetleri sayesinde din değiştirmişler ve Çar Boris Konstantinopolis’te kendini Mihail kimliğiyle vaftiz ettirmiştir. Din üzerinden yürütülen diplomasi aracılığıyla Ortodoksluğun Bizans’la kaynaştırdığı Slavlar ve Bulgarlar, bir dönem imparatorluğun uyduları haline gelmişlerdir.[7]

Tüm bunların yanında Bizans’ta bulunan elit sınıfının da diplomasiye büyük katkıları olmuştur. Hemde bu katkı kazanım bakımından öylesine önemli bir hal almıştır ki, askeri komutanların savaşarak elde ettiği kazanımlardan hem daha yararlı, hem de daha uzun ömürlü olmuştur. Örnek vermek gerekirse, Araplar’la girişilen mücadele de karşısında kendisinden daha güçlü bir kuvvet olmasına rağmen, elit sınıfının Arap kültürünü de içinde barındıran yabancı kültürler ile ilgili bilgi sahibi olmasından dolayı, “Modus Vivendi” [8] politikasının fiiliyata geçirilmesiyle, bu tehlikenin bertaraf edilmesi sağlanabilmiştir.[9]

Bizans kurumları içinde yalnızca diplomasi konularıyla alakadar olmak üzere bir birim bulunmaktaydı. Hiyerarşi de en üst noktada bulunan Magister Officiorum, diplomasiyle ilgili konularda resmi törenlerin organizasyonu, ülke sınırları dışına gönderilecek elçilerin belirlenmesi ve yurt dışından gelen yabancı devlet elçisinin karşılanmasından, gezdirilmesine ve imparatorun huzuruna çıkarılmasına kadar, bu konuyla alakalı her şeyden sorumluydu. Yani tabloya bakıldığında Bizans’ta yerleşmiş bir diplomasi kültüründen söz etmek mümkündür. Ancak, tüm bu enstantanelerin akışı imparatorun menfaatleri doğrultusunda belirlenmektedir. Bu doğrultuda diğer ülkelerle yapılan anlaşmaların bağlayıcılığı da menfaatlere uygunluk noktasında şekillenmektedir. Bizans’ta, ülke çıkarları için gerektiğinde yalan söylemek ve anlaşmayı bozmak kanun gereğidir.[10]

Bizans İmparatorluğu’nda diplomasiyi genel hatlarıyla özetleyecek olursak; çok sayıda bulunan casuslar aracılığıyla iletişim ağı gelişmiştir. Dolayısıyla diğer devletler hakkında bilgi sahibi olma konusunda akranlarına göre üstün bir durumdadır. Bizans’ta diplomasi madalyonunun bir yüzü bol hediyeli ve altınlı, seromonili, kutlamalı yani oldukça ikna edici bir haldeyken, diğer yüzü menfaatçi, entrikalı ve kaypak bir haldedir.

Misafir Yazar: Emre Tetik

KAYNAKLAR

Argın, M. F. (2016). “Doğu ve Batı Toplumlarında Diplomasi Kültürünün Oluşması: Benzerlik ve Ayrılıklar”, http://www.ilimvemedeniyet.com/dogu-ve-bati-toplumlarinda-diplomasi-kulturunun-olusmasi-benzerlik-ve-ayriliklar.html , Erişim Tarihi: 05.05.2018.

Ataş, Z. (2007). Bizans İmparatorluğu’nda Saray Teşkilatı, Fırat Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Anabilim Dalı, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Elazığ

Avar, Y. (2018). “Devletler Arası İlişkilerin Gelişimi ve Diplomasi Tarihi”, 25 Kasım 2016, http://www.tuicakademi.org/devletlerarasi-iliskilerin-gelisimi-diplomasi-tarihi/ , Erişim Tarihi: 07.05.2018.

Bailly, A. Bizans Tarihi, (Çev: Haluk Şaman), Kervan Kitapçılık A.Ş., Cilt: 1.

Diehl, C. (2016). Bizans İmparatorluğunun Tarihi, (Çev: A. Gökçe Bozkurt), Olympia Yayınları, İstanbul.

Kaleli, E. (2011). Haçlı Seferleri Zamanında Bizans ve Batılılar (1096-1204), Süleyman Demirel Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Anabilim Dalı, Yayınlanmamış Doktora Tezi, Isparta.

Kodaman, T. ve Akçay, E. Y. (2010). “Kuruluştan Yıkılışa Kadar Osmanlı Diplomasi Tarihi ve Türkiye’ye Bıraktığı Miras”, SDÜ Fen Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi, Sayı: 22.

Potyemkin, V. (2009). Uluslararası İlişkiler Tarihi (Diplomasi Tarihi), (Çev: Attila Tokatlı), Evrensel Basım Yayın, Cilt: 1, İstanbul.

[1] Timuçin Kodaman, Ekrem Yaşar Akçay, “Kuruluştan Yıkılışa Kadar Osmanlı Diplomasi Tarihi ve Türkiye’ye Bıraktığı Miras”, SDÜ Fen Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi, Sayı: 22, Aralık 2010, s. 2.

[2] Mehmet Fatih Argın, “Doğu ve Batı Toplumlarında Diplomasi Kültürünün Oluşması: Benzerlik ve Ayrılıklar”, 8 Kasım 2016, http://www.ilimvemedeniyet.com/dogu-ve-bati-toplumlarinda-diplomasi-kulturunun-olusmasi-benzerlik-ve-ayriliklar.html , Erişim Tarihi: 05.05.2018.

[3] Charles Diehl, Bizans İmparatorluğunun Tarihi, (Çev: A. Gökçe Bozkurt), Olympia Yayınları, İstanbul, 2016, s. 39-40. 

[4] Vladimir Potyemkin, Uluslararası İlişkiler Tarihi (Diplomasi Tarihi), (Çev: Attila Tokatlı), Evrensel Basım Yayın, Cilt: 1, İstanbul, Eylül 2009, s. 223

[5] Yusuf Avar, “Devletler Arası İlişkilerin Gelişimi ve Diplomasi Tarihi”, 25 Kasım 2016, http://www.tuicakademi.org/devletlerarasi-iliskilerin-gelisimi-diplomasi-tarihi/ , Erişim Tarihi: 07.05.2018.

[6] Charles Diehl, Bizans İmparatorluğunun Tarihi, (Çev: A. Gökçe Bozkurt), Olympia Yayınları, İstanbul, 2016, s. 40. 

[7] Auguste Bailly, Bizans Tarihi, (Çev: Haluk Şaman), Kervan Kitapçılık A.Ş., Cilt: 1, s. 199.

[8] Bir çeşit dengeli, iyi ilişki modeli.

[9] Emrullah Kaleli, Haçlı Seferleri Zamanında Bizans ve Batılılar (1096-1204), Süleyman Demirel Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Anabilim Dalı, Yayınlanmamış Doktora Tezi, Isparta, 2011, s. 75.

[10] Zilhace Ataş, Bizans İmparatorluğu’nda Saray Teşkilatı, Fırat Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Anabilim Dalı, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Elazığ, 2007, s. 61-62.

Hürmüz Boğazı ve Önemi

19. yüzyılın öncesinde şimdilerde Umman’a bağlı ancak ana karasından kopuk olan Musandam vilayetinin kuzeyindeki kayalara oturduğunuzu hayal edin. Karşınızda İran anakarasına girinti yapmış u şeklinde bir su yolu, üzerinizde kuşların ve altınızda dalgaların huzur verici sesleri eşliğinde kafa dinliyorsunuz.

Biraz önce hayali olarak bulunduğumuz Hürmüz Boğazını, çoğunlukla İran’ın kriz zamanlarında yaptığı “Hürmüz Boğazını kapatırız” tehditlerine dair haberlerden biliyoruz. Lakin boğaz birkaç haber içeriğinden çok daha önemlidir. Bu yazımızda bu önemi yüksek geçidin ilk olarak coğrafi konumunu, ardından jeopolitik önemini, son olarak da günümüzdeki bağlamını, aktörlerin genel tutumlarıyla işleyeceğiz.

İlgili resimde görülebileceği üzere boğazın coğrafi bilgileri şöyledir: Kuzeyi İran, güneyi ise BAE ile çevrili Umman topraklarıdır. Boğaz, Basra Körfezi ile Umman Denizini birbirine bağlar. Genişlik en dar yerde 21 mil olmasına rağmen bu noktada gemilerin geçebileceği genişlik ise sadece 2 mildir (3,2 km). Boğazın bu karmaşık durumunun yanına, körfezin tek çıkış noktası olması gibi özellikler de eklenince boğazın hukuki statüsü tam bir muamma haline gelmiştir. Şu an pratikte uluslararası su statüsü uygulansa da İran, boğazın onun kontrolünde olması gerektiğini savunmaktadır.

Boğazın jeopolitik önemini daha anlaşılabilir ve kapsamlı anlatabilmek için iki kısımda incelememiz gerekir. Bunların ilki petrolden bağımsız olan jeopolitiği, ikincisi ise petrol ile alakalı jeopolitiğidir. Hürmüz boğazı coğrafi olarak kilit konumunda olduğundan önemi sadece petrole bağlı değildir. Basra körfezi Irak, Kuveyt, Bahreyn, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin açık denizlere ulaştıkları yegâne yerdir. (BAE’nin Umman denizine de kıyısı vardır ama Hürmüz boğazına, sınırları içerisinde kalır denilebilecek kadar yakındır.) Günün birinde bu ülkeler toplam ithalatlarının yaklaşık %50’sini kaplayan petrolün payını düşürmek isterlerse satacakları o yeni ürünleri de mecburen bu su yolu üzerinden taşımak zorundadırlar. Sonuç olarak sadece petrol değil bir başka mal ihraç etseler dahi, bu ülkelerin ekonomilerinin hatırı sayılır bir kısmı Hürmüz boğazının aktifliğine bağlıdır.

Kara altın; Ortadoğuyu ortadoğu yapan madde. Petrol, başta Arap yarımadası olmak üzere tüm ortadoğuyu dünya sahnesine çıkaran hammaddedir. Öyle ki, eğer geliri genellikle petrole dayalı olan bu ülkeleri konuşuyorsak, petrolün sayesindedir. Çünkü bu devletler petrol gelirleri sayesinde modern anlamda kurulmuşlardır. Bu devletlerin son yıllardaki petrole dayalı devlet olma halinden uzaklaşma arzuları yine petrol ve türevlerinden edinilen gelirlerin farklı yatırımlarda kullanılması ile hayat bulmuştur. İşte petrolün önemi bu kadar yüksekken ve bazı devletler sadece petrol ve türevlerinin gelirine bağlıyken; bir su yolu düşünün ki bir tarafında Basra körfezi ve körfeze kıyısı olan her ülkenin sahip olduğu devasa petrol rezervleri, öbür yanında başta Asya olmak üzere bu yakıta aç dünya sanayisi…

Dünya sanayisi 20. yüzyıl boyunca neredeyse tamamen, günümüzde de ağırlıklı olarak petrole dayalıdır. Bunun sonucunda petrole ve türevlerine olan talep hayli yüksektir. Petrole olan talep; “insana su, sanayiye petrol” şeklinde özetlenebilir. Bu talep altında dünyadaki petrol ticaretinin yaklaşık %60’nın deniz yoluyla yapıldığını ve bununda %30’nun Hürmüz boğazından geçtiğini düşünürsek boğazın önemi kavranmış olur.

Dünyanın petrole olan talebini 70lerdeki petrol krizleri ile daha iyi anlayabiliriz. Bu krizlerde çeşitli sebeplerle petrol fiyatları tavan yapmış bu durum sanayisi petrole bağımlı olan devrin gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerini etkili bir şekilde vurmuş başta ABD olmak üzere çoğu devlette stagflasyona (işsizliğin ve enflasyonun beraber artması durumu) sebep olmuştur. 1980-1988 arasında sürmüş olan Irak-İran savaşında dahi bu boğazın kapatılmayışı bize Hürmüz boğazının önemini anlatmaktadır.

Son olarak günümüzdeki bağlamı ve tarafların tutumunu inceleyecek olursak hem bu bölgenin hem de genelde Orta Doğu’nun bir tarafta Sünniler bir tarafta Şiiler olmak üzere iki kutuplu halini görürüz. Bu kutuplaşma Basra körfezinin iki tarafında da görülür. İsrail-İran sürtüşmelerinin ve İsrail-Amerikan dostluğunu da hesaba katarsak boğazda etkili olan aktörlerin ne kadar çok ve karmaşık yapıda olduğunu görürüz.

Yazımızın sonuna gelirken, tüm denklemlerde İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki coğrafi üstünlüğü sayesinde bu boğazı koz olarak kullanabileceğini düşünürüz. Lakin tarih, siyaset bilimi ve iktisat bilimlerinin bize sunduğu veriler bize boğazın gerek körfez ülkeleri kısmında gerek alıcı olan dünya sanayisi kısmında herkesin can damarı olduğunu göstermektedir. Yani üzerine yaptığımız inceleme de görüyoruz ki; Orta Doğu bir satranç ise Hürmüz Boğazı yerinden oynatılamayacak kadar etkili ve oyunu dengede tutan bir taştır.

Misafir Yazar: Mehmet Sami Boz

YARARLANILAN KAYNAKLAR

https://www.eia.gov/beta/international/regions-topics.php?RegionTopicID=WOTC 20.11.2018’de ziyaret edildi.
https://atlas.media.mit.edu/en/profile/country/bhr/ 20.11.2018’de ziyaret edildi.
https://data.worldbank.org 20.11.2018’de ziyaret edildi.
https://history.state.gov/milestones/1969-1976/oil-embargo  20.11.2018’de ziyaret edildi.
https://www.statista.com/statistics/264013/transport-volume-of-crude-oil-in-seaborne-trade/ 20.11.2018’de ziyaret edildi.
https://www.reuters.com/article/us-iran-nuclear-usa-oil/irans-rouhani-hints-at-threat-to-neighbors-exports-if-oil-sales-halted-idUSKBN1JT0NB  21.11.2018’de ziyaret edildi.
 http://www.marsecreview.com/2012/05/rethinking-the-strait-of-hormuz/ 21.11.2018 tarihinde ziyaret edilmiştir.

Türk Yapımı Enerji Silahı Wattozz’un Üretimi Tamamlandı

1

Güvenlik güçleri tarafından özellikle yurt dışında yoğun olarak kullanılan ABD yapımı uzaktan etkili kablolu elektroşok silahı Taser’e rakip olarak geliştirilen “Wattozz Milli Enerji Silahı” üretimi tamamlandı.

Tamamen yerli ve milli imkanlarla üretilen enerji silahı Wattozz, dünyada 1 milyondan fazla polis memuru tarafından kullanılan Taser karşısında üstün özellikleri ve düşük maliyeti ile ön plana çıkıyor. Milli Enerji Silahı Wattozz’un, dünya güvenlik piyasasında tekel konumunda olan ABD yapımı Taser karşısında güçlü bir rakip olacağı ve Taser’in tekelini sonlandıracağı öngörülüyor.

Türk Yapımı Silah Kablosuz Olarak Geliştirildi

ABD menşeili Taser silahı, eskiyen kablo teknolojisi ile ciddi yaralanmalara sebep olduğu gerekçesiyle son yıllarda çok tartışılıyordu. Uluslararası Af Örgütü’nün raporlarında da Taser’ın ciddi yaralanmalar oluşturduğu onlarca vaka bulunuyor. Söz konusu tabancanın aksine kablosuz olarak üretilen ve fazlasıyla üstün özelliklere sahip olan Türk yapımı enerji silahı Wattozz tüm Dünyanın dikkatini üzerine çekti.

Taser Silahıyla Hedef Alınamıyordu

Eskiyen kablo teknolojisi nedeniyle Taser silahını kullanmak çok fazla risk içeriyor, silahtan çıkan kablolara bağlı iki adet dart iğnesi havada 50 cm ve üzeri açılım yarattığı için doğru yere hedef almak mümkün olmuyordu. Bu yüzden ciddi yaralanmalar kaçınılmaz hale geliyordu.

Türk mühendisler Wattozz silahında kablo sistemini tamamen ortadan kaldırdı ve böylelikle istenilen noktaya ateş edilmesi mümkün kılındı.

Ayrıca Wattozz’un şoklama değerlerinin risksiz seviyede tutulması ve Radyo Frekansı ile şok süresinin ayarlanabilmesi dolayısıyla Wattozz silahı Taser’dan çok daha güvenli.

Wattozz Enerji Silahı Tanıtım Videosu

Wattozz, Rakiplerine Göre Daha Uygun Fiyatla Dünyaya Satılacak

Milli Enerji Silahı Wattozz tüm dünyaya Taser’ın altında bir fiyattan ücretsiz eğitim ve tam garanti desteği ile satılacak.

Taser silahına kamera taktırmak için ekstra para ödeniyor Wattozzz silahında ise Hd kamera dahili olarak ücretsiz mevcut. Ayrıca Taser silahının garantisi ve eğitimi de Axon firması tarafından ücret karşılığı verilmekte. Taser silahının pili şarj edilebilir değil ömrü çok kısa Milli Silahımız Wattozz ise şarj edilebilir uzun ömürlü batarya’ya sahip. Taser silahı nitrojen gazı ile çalışırken Wattozz Silahında gaz veya barut kullanılmıyor. Wattozz Silahının mermileri RF sistemi ile uzaktan kontrol edilebiliyor.

Wattozz’un Gelişmiş Özellikleri Şu Şekilde Sıralanıyor;

  • Uzaktan Kontrol Edilebilir Kablosuz Mermiler

  • Üst üste çift atış yapabilme özelliği

  • Anti Vibrasyon Sistemli Dahili HD Kamera

  • Yüksek Tetik Hassasiyeti

  • Barutsuz ve Gazsız Ateşleme Sistemi

  • Sessiz Ateşleme Sistemi

  • Dahili Hedef Lazeri ve Gece Aydınlatma Işığı

  • Kompakt Dizayn

  • Ergonomik Kabze

  • Direkt Temas Modu

  • Düşük, Orta ve Yüksek olmak üzere ayarlanabilir 3 Farklı Elektroşok Seviyesi

  • Şarj edilebilir Uzun Ömürlü Batarya

  • Opsiyonel İnsan Sesli Uyarı Sistemi

  • Opsiyonel Dataport Veri Bilgi Sistemi

 

G-20’de Veliaht Prens Selman ile Görüşen 10 Ülke

G-20 Arjantin Zirvesi‘ne Gazeteci Kaşıkçı cinayetinin baş şüphelisi Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman ve liderlerin onunla yaptığı görüşmeler damga vurdu. Kimi lider Putin gibi şakalaştı, kimi lider ise Erdoğan gibi hiç muhatap bile olmadı. En çok da Trump’ın Selman ile görüşmemesi dikkat çekti.

Şimdi asıl merak edilen soruyu soruyoruz. Hangi ülke liderleri Veliaht Prens Selman ile görüştü?

İngiltere
İtalya Rusya Güney KoreEndonezya Çin Güney Afrika Meksika Fransa Hindistan

NOT: Arjantin lideri de Selman ile görüştü fakat ev sahibi olduğu için listeye dahil edilmedi.

Kaynak:StratejikOrtak.com

Haber Arşivi (Kasım 2018): Avrupa Ordusu, Yeni Petrol Keşifleri

0

“Dünyada Neler Oluyor?” sorusunun cevabını Kasım ayı itibariyle en önemli askeri ve diplomatik gelişmeleri derleyerek veriyoruz. Avrupa Ordusu, Afrika’daki yeni petrol keşifleri, Moskova’daki Taliban ile barış görüşmeleri, Suriye’de son yaşananlar, Rusya ile Ukrayna arasındaki gerilim ve ülkeler arası füze savunma sistemleri ticaretindeki son durum…

Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, herhangi bir tehdit durumunda Mısır ordusunun Körfez’deki Arap ülkelerini savunacağını açıkladı.
 
Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Rusya tehlikesine dikkati çekerek, “Gerçek bir Avrupa ordusuna sahip olmadıkça Avrupalıları koruyamayacağız.” dedi.
 
ABD’nin yaptırımlarından muaf tutulmayan Avrupa Birliği, İran ambargosuna uymayacağını duyurdu.
 
Rusya, Türkiye, Almanya ve Fransa arasında yapılan İstanbul’daki dörtlü zirve sonrası görüşen Rus heyeti ve Esad, anayasa konusunda anlaştı.
 
Venezuella Devlet Başkanı Maduro, Türkiye’nin ‘onur konuğu’ olduğu Venezuella Uluslararası Kitap Fuarı’nın açılışında, “Türkiye’nin tarihini, halkını, kültürünü, güzelliğini ve çeşitliliğini seviyorum” dedi.
 
Irak’ta yeni Başbakan Abdulmehdi’nin 14 bakanından 5’inin internet üzerinden adaylık başvurusu yapan kişiler olduğu açıklandı.
 
ABD, elektriğinin büyük bir kısmını İran’dan sağlayan Irak’ı, -sadece elektrik alımı için- ‘yaptırımlardan muaf ülkeler listesi’ne dahil etti.
 
Moğolistan’ın başkenti Ulanbator’da bir Türk firması tarafından inşa edilen ülkenin ilk kapalı su arıtma tesisi tamamlandı.
 
Birleşmiş Milletler, Yemenli taraflar arasında bu ay yapılması planlanan barış görüşmelerinin ertelendiğini duyurdu.
 
Savunma Sanayii Başkanlığı ile BMC arasında Altay tankının seri üretim sözleşmesi imzalandı.
 
Kuzey Kore’nin, ABD Dışişleri Bakanı Pompeo ile üst düzey bir Kuzey Koreli yetkili arasında bu hafta yapılması planlanan görüşmeyi iptal ettiği bildirildi.
 
ABD Adalet Bakanı Jeff Session, Trump’ın isteği üzerine görevinden istifa etti.
 
Yunanistan Başbakanı Çipras, rahiplerin devlet memuru olmaktan çıkarılacağını açıkladı.
 

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey, YPG’yi PKK’nın aksine terör örgütü olarak tanımlamadıklarını ancak Türkiye’nin ikisi arasındaki bağa ilişkin güvenlik endişelerini anladıklarını söyledi.

ABD’nin Kabil Büyükelçisi John Bass, İran’a yönelik yaptırımlardan geçici olarak muaf tutulan ülkeler arasına Afganistan’ın da alındığını duyurdu.

 

Amerikan Büyükelçiliği, Murat Karayılan, Cemil Bayık ve Duran Kalkan‘ın başına sırayla 5, 4 ve 3 milyon dolar ödül koyduğunu duyurdu.

Rusya Başbakan Yardımcısı Yuri Borisov, Hindistan’ın Rusya’dan aldığı S-400 füze savunma sistemlerinin parasının ruble olarak ödeneceğini açıkladı.

Millî Savunma Bakanı Akar, beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler ile birlikte Libya’nın ardından Sudan’a ve ardından Somali’ye gitti.

Rusya, Türkiye, Almanya ve Fransa arasında yapılan İstanbul’daki dörtlü zirve sonrası görüşen Rus heyeti ve Esad, anayasa konusunda anlaştı.

Geçtiğimiz yıl darbe olan Zimbabve’de, Afrika kıtasının en büyük petrol ve doğal gaz rezervi keşfedildi.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Türkiye’nin Çin, Rusya, İran ve Ukrayna gibi ülkelerle ticarette milli para kullanımına geçmeye hazırlandığını söyledi.

Hamas yöneticilerinden Halil el-Hayye, Mısır, Katar ve BM’nin İsrail’in Gazze Şeridi’ne uyguladığı ablukayı kırma çabalarının başarıya ulaşmak üzere olduğunu belirtti.

Taliban’ın kurucusu Molla Ömer’in hocalığını yapmış olan ve ‘Taliban’ın babası’ lakabıyla tanınan Mevlana Samiul Hak, Pakistan’daki evinde uğradığı bıçaklı saldırıda hayatını kaybetti.

Pakistan’da İslam’a ve Hazreti Muhammed’e hakaret eden ancak serbest bırakılan Asya Bibi nedeniyle 3 gündür devam eden protestolarda hükümet ile göstericiler anlaşmaya vardı.

Rusya Uzay Ajansı Başkanı Rogozin, uzay çalışmalarında ABD’nin önüne geçme hedefini belirterek, Ay’da kalıcı üs kurma planlarının devam ettiğini söyledi.

İsrail Başbakanı Netanyahu, gazeteci Kaşıkçı’nın öldürülmesi konusunda, “Yaşananlar korkunç ama Suudi Arabistan’ın da istikrarı devam etmeli” dedi.

AB, Almanya, İngiltere ve Fransa yaptığı ortak açıklamada, ABD’nin İran’a tekrar yaptırım uygulama kararına ilişkin, “Derin üzüntü duyuyoruz.” ifadelerine yer verdi.

ABD, İran ambargosundan muaf tutulacak 8 ülkenin 5 Kasım’da açıklanacağını belirtirken, Enerji Bakanı Dönmez bu ülkeler arasında Türkiye’nin de olduğunu söyledi.

ABD Hazine Bakanlığı, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu‘nun yaptırım listesinden çıkarıldığını açıkladı.

Tel Abyad’da PKK’lı teröristlerle birlikte Türk topraklarını gözetleyen kişiler Türk keskin nişancıları tarafından vuruldu.

ABD Başkanı Trump, ABD’ye doğru ilerleyen göçmenlerin askerlere taş atması halinde ABD güvenlik güçlerinin ateşle karşılık verebileceğini söyledi.

Ürdün ve Mısır ile büyük ihracat anlaşmaları imzalayan İsrail, önümüzdeki dönemde Akdeniz’deki 19 yeni bölgeyi petrol ve gaz şirketlerine ihale edeceğini duyurdu.

Dünya Müslüman Alimler Birliği Başkanı Karadavi, “Tarihte önemli rol oynayan Türkiye’nin yeniden İslam dünyasının yönetim merkezi olması için dua ediyoruz.” dedi.

Ukrayna Devlet Başkanı Poroşenko’nun katılımıyla Ukrayna’nın Antalya Başkonsolosluğu açıldı.

Pasifik Okyanusu’nda yer alan Yeni Kaledonya adasında bugün düzenlenen bağımsızlık referandumunda halk, yüzde 60’la ‘Fransa’ya bağlı kalmaya devam’ dedi.

Fransa eski Cumhurbaşkanı Nikolas Sarkozy, “Rusya’yla ilişkileri düzeltmek gerekiyor. Şimdi Avrupa, Rusya ve Türkiye’yi biraraya getirecek uluslarüstü bir organizasyon düşünülmeli.” dedi.

Venezuela devlet şirketi PDVSA, petrol stoğunun düşmesi sebebiyle ikinci bir emre kadar ülkede bulunan 2700 benzin istasyonun satışlarını durdurma kararı aldı.

ABD’nin İran’a uyguladığı yaptırım paketinin ikincisi yürürlüğe girdi.

Yunanistan Başbakanı Çipras, Türk Akımı doğal gaz boru hattının Türk-Yunan sınırı üzerinden devam edip Avrupa’ya uzanması için Brüksel’de aktif şekilde çalışma yürüttüklerini söyledi.

Irak’ın Kerkük kentindeki kuyulardan çıkarılan ham petrol, yaklaşık 1 yıl aradan sonra yeniden Türkiye üzerinden ihraç edilmeye başlandı.

GKRY Enerji Bakanı Lakkotripis, Amerikan enerji şirketi ExxonMobil’in Doğu Akdeniz’de hidrokarbon arama çalışması yapmak için sondaja başladığını söyledi.

Rus tarım ürünleri denetim ajansı Rosselhoznadzor, Rusya’da kullanımı yasak olan zararlı maddeler bulunması nedeniyle Sütaş’tan süt ürünü alımını yasakladı.

Hollanda Savunma Bakanı Bijleveld, “Avrupa ordusu” kurulmasına karşı oldyklarını belirterek, “Bizim ülke olarak tek bir ordumuz var. Gerektiği zaman NATO ve Avrupa Birliği ile birlikte çalışır fakat bunlara bağlı değildir” dedi.

Rusya Dışişleri Bakanlığı, İdlib’de silahsızlandırılmış tampon bölgelerde ılımlı muhaliflerle radikallerin ayrıştırılmasının henüz başarıya ulaşmadığını duyurdu.

Bangladeş, Arakanlı mültecilerin yurtlarına geri dönüşü için Myanmar ile vardığı anlaşmayı uygulamaktan vazgeçti.

ABD öncülüğündeki koalisyon güçleri, Suriye’nin Deyrizor iline düzenlediği saldırıda aynı aileden çoğu kadın ve çocuk 17 sivili katletti.

Avrupa Adalet Divanı, PKK’nın AB’nin terör örgütü listesinde kalmasına hükmetti.

Filipinler Devlet Başkanı Duterte’nin, Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği Zirvesi’nde bazı toplantılara “şekerleme yapmak” için katılmadığı bildirildi.

Gabon Anayasa Mahkemesi, Suudi Arabistan’da öldüğü iddia edilen ve şu anda tedavi gören Cumhurbaşkanı Bongo’nun görevlerini geçici olarak yardımcısına verdi.

İran Bilim Araştırma ve Teknoloji Bakanı Mansur Golami, Tahran’daki Terbiyet-i Müderris Üniversitesi‘nin bir şubesinin Suriye’de açılacağını söyledi.

Milli Eğitim Bakanlığı, Suriye’nin kuzeyinde Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatlarının yapıldığı bölgelerde eğitim gören 360 bin öğrenciye 3 milyon 600 bin ders kitabı dağıtacak.

AB Konseyi Başkanı Tusk, “Brexit anlaşmasını tamamlamak ve resmi hale getirmek için 25 Kasım’da AB Liderler Zirvesi yapılacak” dedi.

Japonya Siber Güvenlik Strateji Bürosu’nun Başkan Yardımcısı Yoshitaka Sakurada, hiç bilgisayar kullanmadığını açıkladı.

Libya Ulusal Ordusu komutanı Hafter’in sözcüsü Ahmet Mismari, Türkiye ve Katar’ın İtalya’da düzenlenen Uluslararası Libya Konferansı’na katılmasına tepki gösterdi.

Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Piri, Türkiye ile AB arasında pratikte donmuş olan katılım müzakerelerinin resmen askıya alınması çağrısında bulunulacağını iddia etti.

Doğu Perinçek, “Yakın zamanda Türkiye ile Suriye arasında 6 görüşme oldu. En önemlisi de Tahran’daki bu görüşmeler Tayyip Erdoğan yönetiminin talebi üzerine oldu.” dedi.

Çin Devlet İstatistik Kurumu Sözcüsü Lu Aihua, ABD ile yaşanan ticaret savaşının Çin ekonomisini neredeyse hiç etkilemediğini söyledi.

İsrail Savunma Bakanı Liberman Gazze’de ateşkesi ‘teröre teslimiyet’ olarak görerek istifasını açıkladı.

Kremlin Sözcüsü Peskov, ABD’nin son dönemde öngörülemez hale geldiğini ve bunun herkesi ciddi şekilde endişelendirdiğini belirtti.

ABD’li üst düzey yetkili, “YPG ile ilişkimiz geçici, taktiksel” dedi.

Çin ve Türkiye adalet bakanlıkları arasında iş birliğinin geliştirilmesine yönelik mutabakat zaptı imzalandı.

Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, Yunanistan’ın ’12 mil kararına’ ilişkin, “75 yaşındayım, elim silah tutuyor. Gerekirse silahımı alır giderim” dedi.

İtalya Başbakanı Conte, Türkiye’nin İtalya’da düzenlenen Uluslararası Libya Konferansı‘ndan çekilmesinden dolayı üzgün olduğunu söyledi.

Filistinli gruplar 13 Kasım itibariyle Gazze’de ateşkesin sağlandığını duyurdu.

TSK’nın Kızıldeniz’deki stratejik Sevakin Adası‘na deniz üssü kurmak için çalışmalara başladığı iddia edildi.

Bulgaristan’ın BM’nin Küresel Göç Sözleşmesini imzalamayacağı bildirildi. Böylece sözleşmeyi imzalamayan ülkelerin sayısı (ABD, Polonya, Macaristan, Avusturya, Slovenya ve Hırvatistan) 7’ye yükselecek.

Çocuklarına Adolf Hitler’in adını veren İngiliz çift, aşırı sağcı terör örgütü Ulusal Eylem’e üye olmaktan suçlu bulundu.

Abluka altındaki Gazze’nin ‘can damarı’ tünellerini kapatan Sisi yönetimindeki Mısır, çatışmanın daha fazla büyümemesi için İsrail’e ateşkes çağrısında bulundu.

Yunanistan Cumhurbaşkanı Pavlopulos, ‘Karasuları sınırlarımızı genişletme halkına sahibiz, komşu ülkeler bunu inkar edemez’ şeklinde konuştu.

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, Avrupa’nın güvenliğini Türkiye gibi ülkeler olmadan sağlamanın mümkün olmadığını söyledi.

Gazze’de yaşananların özeti; 50 İsrail askerini taşıyan otobüs Hamas tarafından vuruldu, İsrail savaş uçakları, 100’e yakın hava saldırısı gerçekleştirdi, Hamas, İsrail bölgesine 400’den fazla roket attı, Aksa TV, İsrail askerlerinin vurulma görüntülerini yayınlayınca bombalandı.

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, Avrupa’nın güvenliğini Türkiye gibi ülkeler olmadan sağlamanın mümkün olmadığını söyledi.

Rusya, Amerikan askerlerinin Afganistan’dan çekilmesi koşuluyla Taliban’ın Kabil hükümetiyle görüşmeye hazır olduğunu söyledi.

Fırat Kalkanı bölgesinde yer alan Cerablus’ta polis karakoluna düzenlenen bomba yüklü araç saldırısında 3 kişi öldü, 10 kişi yaralandı.

İsrail’in 12 Kasım’daki saldırısında biri Hamas yöneticisi 6 Filistinli şehit olurken, bir İsrail yarbayının öldüğü duyuruldu.

İran, ikinci kez borsada satışa sunduğu petrolün varilini 64 dolar 97 sente düşürdü. İlk kez 28 Ekim’de borsadan petrol satan Tahran yönetimi, 700 bin varil petrolü 3 kişiye satmıştı.

IKBY Başbakanı Barzani, Billy Graham Evanjelist Derneği bünyesindeki heyeti Erbil’deki başbakanlık konutunda kabul etti.

YPG, Türkiye’nin Fırat’ın doğusunda bombardımana başlaması üzerine askıya aldığı IŞİD’e karşı operasyonlara yeniden başladığını açıkladı. [11 Kasım]

İsrail ordusunun Gazze Şeridi’nde düzenlediği saldırıda 6 Filistinli şehit olurken, Paris’te bulunan Netanyahu’nun Tek Aviv’e dönme kararı aldığı bildirildi. [11 Kasım]

Rusya lideri Putin, Macron’un kurulmasını önerdiği ortak Avrupa ordusu konusunda “Ortak Avrupa ordusu çok kutuplu dünya düzeninin pekiştirilmesine katkı sunacaktır” dedi.

Somali’nin başkenti Mogadişu‘da hükümet yetkililerinin sık sık gittiği bir otelin iki bombalı araçla hedef alındığını saldırıda ölü sayısı 53’e yükseldi.

Endonezya’da 29 Ekim’de düşen 189 kişinin bulunduğu yolcu uçağına ilişkin arama çalışmaları daha fazla cesede ulaşılamaması nedeniyle durduruldu.

Irak’ın kuzeyindeki Avaşin bölgesine yönelik hava harekatında üs bölgesine saldırı hazırlığındaki 14 terörist etkisiz hale getirildi.

Alman ordusundaki bazı askerlerin, sığınmacı kılığına girip siyasetçilere suikast düzenlemek için hazırlık yaptığı açığa çıkarıldı.

Almanya Dışişleri Bakanı Mass’ın Doğu Türkistan‘daki durum ile ilgili Çinli yetkililerle görüşeceği açıklandı.

Daha önce Kuveyt’i işgal etiği için Irak’ı tazminat ödemeye (1,24 milyar dolar) mahkum eden BM, Bağdat yönetiminin her yıl petrol satışlarının yüzde 1.5’ini Kuveyt’e ödemesini kararlaştırdı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hakkari’deki patlamada 7 askerimizin şehit olduğunu 25 askerimizin de yaralandığını açıkladı.

Senegal’de Türk firmalarınca yapımı 8 ayda tamamlanan Uluslararası Blaise Diagne Havalimanı ilk 11 ayında 2 milyondan fazla yolcuya hizmet verdi.

Norveç Dışişleri Bakanı Soreide, Yemen savaşını gerekçe göstererek, Suudi Arabistan’a silah ve askeri malzeme ihracatını durdurduklarını açıkladı.

Eski Suudi Arabistan İstihbarat Başkanı Prens Turki el Faysal, ülkesinin gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesi ile ilgili uluslararası bağımsız bir soruşturmayı asla kabul etmeyeceğini söyledi.

Birleşmiş Milletler, dünya genelindeki Venezuelalı mülteci ve göçmen sayısının 3 milyona ulaştığını duyurdu.

Yazar ve yorumcu Pepe Escobar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘anayasa darbesiyle’ görevden alınan eski Brezilya Devlet Başkanı Rousseff’e ‘Dikkat et, senin peşindeler’ diyerek uyardığını söyledi.

Azerbaycan lideri Aliyev, bu yıl Bakü’de düzenlenen askeri geçitlere Türk askerinin katılmasının tüm dünyada büyük ilgi uyandırdığını ve bir daha birliğimizi sergilediğini söyledi.

Venezuella Devlet Başkanı Maduro, kendisine yöneltilen ‘diktatör’ eleştirilerine, ‘Diktatör değilim, mütevazıyım’ şeklinde yanıt verdi.

ABD Dışişleri Bakanı Pompeo ile görüşen Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun S-400 anlaşmasına ilişkin, “Mevcut anlaşma tamamlandı, bunu iptal edemem” dediği bildirildi.

ABD’li yetkililer her ne kadar DSG ile ilişkimiz geçişi dese de, DSG Sözcüsü Kino, IŞİD’den sonrası dönemler için de koalisyonla bir takım anlaşmalarının olduğunu söyledi.

Almanya’nın Cemal Kaşıkçı cinayetine ilişkin yaptırım kararının ardından Fransa Dışişleri Bakanı Drian, “Biz de bildiklerimizle hızlı bir şekilde birçok yaptırım uygulayacağız.” dedi.

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, “Avrupa’nın savunma girişimlerinin NATO’ya alternatif olmaması gerektiğini açık şekilde ifade ettim. NATO, Avrupa güvenliğinin temel taşı.” dedi.

Milli Savunma Bakanı Akar ve MİT Müsteşarı Fidan, Rusya’ya giderek Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu ve diğer yetkililerle görüştü.

Rusya Kommersant gazetesi, Türk Akımı’nın deniz etabının açılışı için Türkiye’de bulunan Putin’in, Kremlin’de bile bu kadar alkış almadığını vurguladı.

Kuzey Kore’nin, Güney Kore sınırındaki Askerden Arındırılmış Bölgedeki 10 nöbet noktasını anlaşma kapsamında imha ettiği bildirildi.

Suudi Dışişleri Bakanı Cubeyr, CIA’in “Kaşıkçı’nın öldürülmesi talimatını Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın verdiğine yönelik” değerlendirmesinin yanlış olduğunu söyledi.

Cubeyr, “Erdoğan, Kaşıkçı talimatının Veliaht Prens’ten geldiğini kastetmedi” açıklamasında da bulundu.

ABD Savunma Bakanlığı Sözcüsü Eric Pahon, Kongre ile Türkiye’ye Rus S-400 füze savunma sistemine alternatif olarak ne sunabileceklerini görüştüklerini söyledi.

Cinayet ile ilişiği olan 18 kişiye ülkeye giriş yasağı getiren Almanya, şimdi de Suudi Arabistan’a silah ihracatını tamamen durdurdu.

Ürdün parlamentosunda farklı partilerden oluşan heyet, Esad’ı ziyaret etti ve açıklama yaptı: Suriye, Batı müdahalelerine karşı birincil savunma hattı olarak işlev görüyor

Türkiye, Rusya ve İran’ın 28-29 Kasım tarihlerinde Suriye konusunu görüşmek için Kazakistan’da bir araya geleceği açıklandı. BM yetkilileri ve Ürdün’ün, gözlemci olarak davet edildiği bildirildi.

Almanya, Suudi Arabistanlı gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetiyle ilişkisi bulunan 18 kişiye ülkeye giriş yasağı getirdi.

Afrin’de bozgunluk, yağma ve hırsızlık yapan ÖSO gruplarına yönelik helikopter destekli TSK ve ÖSO operasyonu devam erdi. İhtilaf çıkaran grubun Suud ve BAE destekli olduğu ileri sürülüyor.

Afganistan Yüksek Barış Şurası, Taliban ile ABD’nin yabancı güçlerin Afganistan’dan çekilmesi konusunda uzlaşma sağladığını açıkladı.

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, “Avrupa daha güçlü olmalı ve daha bağımsız hale gelmeli.” dedi.

Suriye Türkmenleri yeni bayrağını seçti.

Beyaz Saray’da ABD yönetiminin Suudi Arabistan’la ilişkilerini belirleyen politikaların yapımından sorumlu olan Kirsten Fontenrose istifa etti.

Irak Türkmen Cephesi Başkanı Salihi, Irak’ta kurulan yeni hükümet kabinesinde Türkmenlere yer verilmediği takdirde sokak gösterilerine başlayacaklarını açıkladı.

Anadolu Ajansı, “ÖSO’daki Türkmenler Fırat’ın doğusunu YPG’den temizlemek için hazırlanıyor” başlığıyla bu görüntüleri paylaştı.

ABD Başkanı Donald Trump, “Fethullah Gülen’in iadesi gündemimizde yok” dedi.

ABD, önceki senelerde çekimser kaldığı İsrail’in Golan Tepeleri’ni işgalini kınayan BMGK kararına bu yıl ilk kez karşı çıktı.

Macaristan’ın Ankara Büyükelçisi Gabor Kiss, “Macaristan olarak Türk Konseyi ülkelerine daha yakın olmak istiyoruz.” dedi.

Orta Afrika Cumhuriyeti’nde Hristiyan Anti-Balaka militanları ile çoğunluğu Müslümanlardan oluşan Barış İçin Birlik gurubu arasında yaşanan çatışmalarda 37 kişi öldü. 20 bin kişi şehri terk ederek ormana kaçtı.

Savunma Bakanı Hulusi Akar, “ABD’den söz verdiği gibi terör örgütü YPG ile işbirliğini kesmesini bekliyoruz. DEAŞ büyük oranda etkisiz hale getirilmesine rağmen ABD’nin terör örgütü YPG’ye kamyon ve uçaklarla silah ve mühimmat vermesi kabul edilemez.” dedi.

CIA, Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesi emrini Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman’ın verdiği sonucuna ulaştı. [WP]

Yunanistan Ortodoks Kilisesi, din adamlarının memurluktan çıkarılmasına yönelik Başbakan Çipras ve Başpiskopos İeronomios arasında varılan mutabakatı reddetti.

Geçen seneden bu yana Nijer-Cezayir sınırında yapılan petrol arama çalışmaları neticesinde bölgede ülkenin en büyük petrol yataklarından biri keşfedildi.

ÖSO, Afrin ve El Bab’ın ardından şimdi de Cerablus’ta çetelere karşı operasyon başlattı.

Teröristler, Suriye’nin Tel Abyad ilçesinde ABD’nin arananlar listesine eklediği üç PKK’lı elebaşı için destek gösterisi düzenledi.

Kommersant gazetesine göre Türk Akımı’nın Avrupa ayağının geçeceği ülkeler Bulgaristan, Sırbistan, Macaristan ve Slovakya. ABD’ye topraklarımızda üs kurun diyen, Türk Akımı’nın ülkemizden geçmesi için çabalıyoruz açıklamalarında bulunan Yunanistan saf dışı bırakılmış.

Danimarka, Kaşıkçı cinayeti ve Yemen’deki pozisyonu nedeniyle Suudi Arabistan’a gönderilen silah ve askeri teçhizatın durdurulmasına karar verildiğini açıkladı.

İngiliz istihbarat servisi MI5, 2017’de Manchester’da gerçekleştirilen bombalı saldırı için hatalı olduklarını kabul etti. İstihbarat ve Güvenlik Komisyonu raporunda “saldırganın ne kadar tehlike olduğunu tespit etmek için çok yavaş hareket edildi” ifadeleri yer aldı.

Türkiye ve AB, İran yaptırımlarının kaldırılması sonucunda İran’ın yararlanmakta olduğu ekonomik faydaların sürdürülmesi konusunda mutabık kaldı.

ABD, Avrupa ülkelerinin ‘Avrupa Ordusu’ oluşturma planını “NATO’nun onayı dahilinde, NATO’dan ayrı olmamak kaydıyla” yapması gerektiğini açıkladı.


Finlandiya, Yemen’deki insani krizden sorumlu oldukları gerekçesiyle Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne silah satışını durdurdu.

Hindistan ve Pakistan, Hindistan’dan Sih hacıların (Sihizm dinine mensup kişi) Pakistan’daki kutsal Gurdwara Darbar Sahib Kartarpur tapınağını ziyaret etmelerine izin verecek yeni bir sınır noktası ve yolu inşa etme konusunda anlaştı.

Orta Afrika’da git gide güç kazanan IŞİD, düzenlediği saldırılarda 100’e yakın Nijerya askerini öldürdü.

Kuzey Kore ve Güney Kore askerleri iki ülkeyi birleştirecek yolun yapımı için biraraya geldi. Güney Kore askerleri çelik yelek ve miğfer kullanırken, Kuzey Kore askerlerinde hiçbir şey olmaması dikkat çekti.

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey, Beyaz Saray yönetiminin Suriye’de iktidarı değiştirme amacı olmadığını ve siyasi sürece bağlılığını koruduğunu söyledi.

Dünyada benzer özelliklerde 5-6 gemi olduğu söylenen, Türkiye’nin petrol ve doğal gaz arayacak ikinci sondaj gemisinin aralık ayında çalışmalara başlayacağı bildirdi.

Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, Moskova yönetiminin Suriye’de (Esad dahil) hiçbir siyasi figürü desteklemediğini vurguladı.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Türkiye’nin ABD’den Patriot hava savunma sistemleri alabileceğini söyledi. Kalın, ayrıca Ankara’nın Rus S-400 hava savunma sistemlerinden de vazgeçmediğini belirtti.

Yemen’de binlerce insanı katleden ve açlığa mahkûm bırakan Suudi Veliaht Prensi Selman ile Birleşik Arap Emirlikleri Prensi Zayed, Dubai’de bir yat partisinde doyasıya eğlendi.

Suudi Veliaht Prens Selman ile BAR Prensi Zayed.

Afganistan’da, Kabil Alimler Şurası Başkanı Abdul Basir Hakkani, uğradığı silahlı saldırıda hayatını kaybetti. Hakkani, 20 Kasım’da gerçekleştirilen ve 50’den fazla kişinin yaşamını yitirdiği Mevlit Kandili saldırısının arkasında Kabil istihbaratı olduğunu ifade etmişti.

Türkiye’nin Sudan’ın Kızıldeniz eyaletinde altın aramak için anlaşma yaptığı bildirildi.

https://stratejikortak.com/2018/11/stratejik-turk-ucgeni-katar-somali-ve-sudan.html

Fransa’da, akaryakıt zamlarını ve reformları protesto etmek için toplanan “Sarı Yelekliler” hareketi üyeleri, polisin sert müdahalesiyle karşılaştı. Büyüyerek yayılan gösterilerde 2 kişi hayatını kaybetti, yüzlerce kişi yaralandı.

İran’da meclisin çıkardığı “emekli kişilerin devlet kurumlarında çalışmasının yasaklanması” yasasının ardından birçok üst düzey yetkili zorunlu olarak görevinden istifa etti. Cumhurbaşkanı Yardımcısı, 14 vali ve Türkiye’nin Ankara Büyükelçisi de istifa edenler arasında.

Rusya Savunma Bakanlığı Sözcüsü Konaşenkov, Rusya’nın militanların Suriye’nin Halep kentine klorin gazı yüklü havan mermisi ile düzenlediği saldırı konusunu Türkiye ile görüşme niyetinde olduğunu bildirdi.

OECD, nüfusuna oranla dünyada en fazla mahkuma sahip olan ülkeleri açıkladı. Listenin en başında (sırayla) ABD, Türkiye ve İsrail yer alıyor. Son sırada ise İzlanda bulunuyor.

AB liderleri, BREXIT anlaşmasını onayladı. – İngiltere, AB’ye 39 milyar dolar tazminat ödeyecek. – Ayrılış resmi olarak 29 Mart 2019’da başlayacak ve 21 aylık bir geçiş süreci olacak. – Anlaşmanın uygulanması için son sözü İngiltere parlamentosu söyleyecek.

‘Talabani’nin partisi’ KYB, Süleymaniye’deki tüm ofislerini kapatması için PKK’ya 24 saat süre verdi. [Rudaw]

İsrail Başbakanı Netanyahu, Batı Afrika açılımlarının ardından Körfez’de olduğu gibi İslam ülkeleri ile normalleşme ilişkilerini geliştireceklerini duyurdu.

Kerç Boğazı’nda yaşanan gerilimin ardından Rus Özel Kuvvetleri’nin 3 Ukrayna savaş gemisini ele geçirdiği iddia edildi.

https://stratejikortak.com/2018/11/ukrayna-krizi-ukrayna-haritasi.html

İstanbul’un Sancaktepe ilçesinde düşen helikopterde 4 askerimiz şehit oldu, 1 askerimiz yaralandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, G20 Liderler Zirvesi temasları kapsamında Hollanda Başbakanı Rutte’nin ardından Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile görüştü.

Sultan Murat Tugayı Komutanı Ahmed Osman, Fırat Nehri’nin doğusunda IŞİD’in bulunmadığı Tel Abyad, Rakka, Haseke gibi bölgelere operasyon düzenlemek için hazır olduklarını söyledi.

https://stratejikortak.com/2018/11/firatin-dogusu-harita.html

Venezuela’nın başkenti Karakas’taki iki FETÖ okulu, Türkiye Maarif Vakfına devredildi.

Ukrayna ile yaşanan gerilim sonrası Kırım’a dördüncü S-400 füze savunma sistemlerini yerleştiren Rusya, işgalini daha da güçlendirerek bölgeye Pantsir-S hava savunma kompleksleri konuşlandırdı.

Pentagon tarafından hazırlanan Türkiye raporunda, Rus S-400 füzesi alındığı takdirde Türkiye’nin F-35 savaş uçağı projesindeki ortaklığının bitirilmesi gerektiği ifade edildi.

Suudi Arabistan ve ABD, 15 milyar dolarlık THAAD hava savunma sistemi anlaşması imzaladı.

Suriye hava savunmasının, ülkenin güneyindeki el-Kisvi köyü üzerindeki hava sahasında bir İsrail uçağı ve 4 füzeyi imha ettiği belirtildi.

Gürcistan’da yeni seçilen ülkenin ilk kadın cumhurbaşkanı Zurabişvili, Rusya’ya karşı Avrupalı, Amerikalı ve NATO ortaklarından yardım istedi.

Ukrayna Deniz Kuvvetleri Komutanı Voronçenko, “Kerç Boğazı’nda ve Azak Denizi’nde kendimizi göstermeliydik ve botlarımızın neler yapabileceğini ortaya koymalıydık” dedi.

İsrail, Türkiye tarafından sınır dışı edilen büyükelçi Eitan Nehia’nın yerine geçecek bir büyükelçi tayin etmeyeceğini açıkladı.

Putin’in Suriye Özel Temsilcisi Aleksandr Lavrentyev, Türkiye’nin, askeri güçlerinin İdlib’de geçici olarak bulunduğu ve buradaki durum istikrar kazanınca güçlerini geri çekeceği konusunda Rusya’ya güvence verdiğini söyledi.

Suriye’nin BM Daimi Temsilcisi Caferi, “Türkiye Suriye’deki krizin çözümüne yardım etmek istiyorsa ülkedeki güçlerini çekmeli” ifadelerini kullandı.

3 yıl önce Malazgirt İlçe Jandarma Komutanı Binbaşı Arslan Kulaksız’ı şehit eden ve eşini yaralayan PKK’lı ‘Çektar Soro’ kod adlı Muhammed Kaya öldürüldü.

Dede Korkut, UNESCO’nun “Dünya Somut Olmayan Kültür Mirası Listesi”ne oy birliği ile kabul edildi.

Rusya Dışişleri Bakanlığı, Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye‘yi Moskova’ya davet etti.

Başkan Duterte’nin gerektiğinde şüphelileri bile vurun dediği Filipinler’de, güvenlik güçlerinin uyuşturucuyla mücadele kapsamında yürüttüğü operasyonlarda öldürülen şüpheli sayısı 5 bine dayandı.

Biz değil dolar bizden uzaklaşıyor diyen Rusya lideri Putin, Türkiye’ye S-400 hava savunma sistemi bataryaları satışı için yapılan anlaşmanın dolar üzerinden yapılmadığını söyledi.

Macaristan, ABD’nin iki şüpheli Rus silah tüccarını iade talebini reddederek, bu kişileri Rusya’ya gönderdi.

ABD Başkanı Trump’ın Arjantin’deki G20 Zirvesi’nde Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşeceği, Suudi Prens Muhammed bin Selman ile görüşme planının olmadığı bildirildi.

ABD, Türkiye sınırına kurmayı planladığı gözlem noktaları için “Türkiye’ye kaçmaya yeltenebilecek IŞİD militanlarının geçiş rotalarını engellemek” bahanesini kullandı.

Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian, “Suriye konusunda İstanbul’da Türklerle varılan anlaşma İdlib’de daha kötü sonuçları engelledi.” dedi.

Irak’ın Kerkük kentinde bulunan Kayseri Çarşısı’nda çıkan yangında 67 kuyumcu dükkanında bulunan 1 milyar dolarlık altın eridi.

Suudi Arabistan, İngiltere ile birlikte “Yeşik Bayrak” adı verilen askeri hava tatbikatına başladı.

BMGK’ya kasım ayında başkanlık eden Çin Temsilcisi, Kerç Boğazı’nda yaşananların görüşülmesi teklifi ile ilgili açıklama yaptı: “Teklifin görüşmeye alınmasına karşı 7 üye oy kullandı, 4 üye ‘evet’ oyu kullandı, 4 üye daha çekimser kaldı. Teklif kabul edilmedi.”

İsrail, GKRY, Yunanistan ve İtalya’nın, Doğu Akdeniz’de Kıbrıs üzerinden Yunanistan’a oradan da İtalya’ya doğal gaz boru hattı inşa edilmesi için anlaşma imzaladığı belirtildi.

Akdeniz’deki sondaj aramalarını Fatih sondaj gemisi ile sürdüren Türkiye, şimdi de Mersin’in yaklaşık 40 kilometre açıklarında sığ deniz sondaj faaliyetlerine başlıyor.

Rusya’ya bağlı Çeçenistan’ın Cumhurbaşkanı Kadirov, İsmailağa cemaati lideri Mahmut Ustaosmanoğlu’nu ziyaret etti.

Kaynak: StratejikOrtak.com

Ukrayna Krizi: Son Durum ve Ukrayna Savaş Haritası

Rus yanlısı güçlerin kontrolünde bulunan Lugansk ve Donetsk’deki son durum ile birlikte Ukrayna krizinin ortaya çıkışı, savaş mevzileri ve ayrıntılar timeline’ın sonunda yer alıyor.

İşte Kırım’daki Azak Denizi ve Kerç Boğazı’nda Rusya ile Ukrayna savaş gemileri arasında yaşanan gelişmeler…

Ukrayna’da Son Durum [TIMELINE]

Güncel Ukrayna son durum haritası için tıklayınız (2022)

15 Ocak 2018: Karadeniz’de Kerç Boğazı yakınlarında Rusya’nın el koyduğu Ukrayna savaş gemilerinin mürettebatı olan 20 askeri personelin tutukluluk süresi 24 Nisan’a kadar uzatıldı.

28 Kasım 2018: Ukrayna ile yaşanan gerilim sonrası ilk kez konuşan Rusya lideri Putin, Ukrayna Devlet Başkanı Poroşenko’nun önümüzdeki yıl düzenlenecek seçimlerden önce halk desteği azaldığı için gerilimi artırmak istediğini öne sürdü.

27 Kasım 2018:

NATO üyesi 29 ülke, Ukrayna’ya olan desteğini vurgularken, Rusya’ya Ukraynalı gemi ve denizcileri serbest bırakması çağrısında bulundu.

Rusya Federal Güvenlik Teşkilatı(FSB), gözaltına alınan Ukrayna Donanması’na ait botların, Rus sınırını gizlice geçme emri aldıklarını duyurdu.

Kırım’ın Simferopol kentindeki Kiev bölge mahkemesi, Rus karasularını ihlal ettiği gerekçesiyle gözaltına alınan Ukraynalı denizcilerden birinin 2 ay süreyle tutuklanmasına hükmetti.

Güncel Ukrayna son durum haritası için tıklayınız (2022)

26 Kasım 2018:

Ukrayna lideri Poroşenko’nun imzaladığı kararname parlamentoda onaylandı. Böylece Ukrayna’da 30 günlük sıkıyönetim resmen ilan edildi.

Ukrayna’nın sıkıyönetim uygulamasının sert olarak uygulanacağı bölgeler.
  • Rus Interfax haber ajansı, Kerç Boğazı’ndaki 24 Ukraynalı denizcinin Rusya tarafından gözaltına alındığını duyurdu.

25 Kasım 2018:

  • Ukrayna Cumhurbaşkanı Poroşenko, söz konusu kararın seferberlik içermeyeceğini, ancak “hazır olmak” amacı ile alınacağını dile getirdi ve kişi hak ve özgürlüklerinin de kısıtlanmayacağına dikkat çekti. Ukrayna basınında parlamentoda oylamaya sunulacak sıkıyönetim kararının 60 günlük bir süreyi içerdiği ifade edildi.
  • Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, “Haydut metodu ile önce provokasyon, sonra zorlayıcı baskı, ardından da saldırganlık suçlaması.” ifadelerini kullandı.
  • Rusya, alıkoyduğu Ukrayna savaş gemilerinin limanlarına döndüğünü duyurdu.
  • Ukrayna parlamentosunun sıkı yönetim ilanı (görüşmek) için yarın toplanacağı belirtildi.
  • Ukrayna Cumhurbaşkanı Poroşenko, Rus saldırılarına karşı koalisyon kurmak için uluslararası örgütlerin başkanlarıyla görüşmelerde bulunacak.
  • RSB, Rus sınır muhafızlarına ait geminin Ukrayna Deniz Kuvvetleri’ne ait gemilere yakınlaştığı anın videosunu yayınladı.

  • Şu ana kadar kesinleşen rakam: 6 Ukrayna askeri yaralandı.
  • NATO’dan ilk açıklama geldi: NATO, karasularındaki seyir hakları dahil olmak üzere, Ukrayna’nın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü destekliyor. Uluslararası hukuka uygun olarak Ukrayna’nın Azak Denizi’ndeki limanlarına engelsiz erişiminin sağlanması için Rusya’ya çağrıda bulunuyoruz.
    • Ukrayna ordusunun Rusya destekli ayrılıkçıların kontrolündeki Donbass bölgesine ağır topçu atışı yapmaya başladığı belirtildi. Haberler doğruysa bu ordunun son yıllardaki en büyük topçu atışı.
  • Ukrayna Donanması ve Savunma Bakanlığı siteleri çöktü.
  • Ukrayna Cumhurbaşkanı Poroşenko, askeri kabineyi topladı. Rusya ile savaş için ABD’den destek istendiği iddia edildi.
  • Ukrayna Hava Kuvvetlerine “harbe hazır ol” emri gönderildiği, ordunun Donetsk, Odesa ve birçok bölgede orduya ”hazır olun” talimatı verdiği belirtildi.
  • Rus Donanmasına bağlı özel kuvvetlerin Ukrayna Deniz Kuvvetleri’ne ait 3 gemiyi ele geçirdiği, Ukrayna Donanması’na ait iki geminin de hasar gördüğü duyuruldu.

Rusya mı doğru söylüyor yoksa Ukrayna mı?

Ukrayna’nın iddiası: Ukrayna Deniz Kuvvetleri KomutanlığıAzak Denizi’ndeki Kerç Boğazı civarında, FSB’ye ait sınır güvenliği teknesinden Ukrayna savaş gemilerine ateş açıldığını ve iki kişinin yaralandığını duyuruldu. Gemilerin Rus özel kuvvetler tarafından ele geçirildiği açıklandı.

Ukrayna Deniz Kuvvetleri’nin bir sonraki açıklaması Rusya’nın Ukrayna gemilerine eşlik ettiği ve 6 Ukrayna askerinin olayda yaralandığı yönünde oldu.

Rusya’nın iddiası: Üç Ukrayna gemisinin aşağıda da belirtilen gün içindeki yaşanan gelişmeler nedeniyle Kerç Boğazı’ndan geçmeye çalışması ile başladı. Rusya, izinsiz geçmeye çalıştığını iddia ettiği Ukrayna gemilerini alıkoyduklarını doğruladı ve daha sonra gemileri ‘serbest bırakarak’ limanlarına döndüğünü duyurdu.

Gün içinde yaşananlar:

Ukrayna’nın Rusya’ya bildirmeden Kerç Boğazı’ndan geçme girişimi nedeniyle bölgedeki köprünün altına kargo gemisi çekildi ve Azak Denizi’ne tüm girişler engellendi. Öte yandan Rusya’ya ait askeri savaş uçakları ile helikopterlerin devriye uçuşu yaptığı bilgisi verildi.

Kerç Boğazı Rusya tarafından kapatıldı.

Rusya’ya ait bir sahil güvenlik teknesi Karadeniz ile Azak Denizi arasındaki Kerç Boğazı’nda Ukrayna’ya ait bir römorköre çarptı.

Ukrayna ile Rus savaş askeri gemi ve botları karşı karşıya geldi.

BAŞLANGIÇ: Rusya Federal Güvenlik Servisinden (FSB) yapılan açıklamada, yerel saatle sabah 07.00’de Ukrayna Donanması’na ait 3 geminin Rusya’nın karasularına izinsiz giriş yaptığı belirtildi.

Azak Denizi’nde Ukrayna ile Rusya arasında gerilim yaşandı.

Ukrayna’da Rus nüfusun yoğun olarak yaşadığı alanlar ile Rusya’nın olası bir savaş sonrasında Ukrayna’yı böleceği iddia edilen harita karşılaştırılması.

Olası bir Rusya Ukrayna Savaşı sonrası ‘bölünecek’ Ukrayna’nın haritası

31 Ağustos 2018: Ukrayna’nın doğusunda Rusya destekli ayrılıkçıların tek taraflı ilan ettiği Donetsk Halk Cumhuriyeti’nde Cumhurbaşkanı Aleksandr Zaharçenko, Donetsk’teki bir restoranda bombalı saldırı sonucu öldü, Başkan Yardımcısı Timofayev de ağır yaralandı. Saldırıda toplam 11 kişi öldü.

Saldırıya ilişkin Zaharçenko’nun danışmanlarından Aleksandr Kazakov, ”Ev yapımı patlayıcı kafenin içinde kapının yakınına yerleştirilmişti. Katiller patlatmak için Zaharçenko’nun kafeye gelmesini bekledi” dedi.

Sürekli güncellenen gelişmeler:

– Donetsk Halk Cumhuriyeti Yeni lideri Denis Pushilin oldu ve ateşkesin bittiğini duyurdu. Bölgede sıkıyönetim ilan edildi.

– Donetsk Halk Cumhuriyeti Başkanlık Ofisi: Saldırıyı işleyenlerin kimliklerinin tespit edildiğini açıklanırken, zanlılara suikast siparişini Ukrayna Güvenlik Servisi’nin verdiği iddia edildi.

– Rus Dışişleri Bakanlığı, “Zakaharchenko’nun ölümünün arkasında Ukrayna olduğuna dair tüm deliller elimizde, bu durum çok ağır sonuçlar doğurabilir” açıklaması yaptı.

– Saldırı sonrası Ukrayna ordusunun savaşa hazır duruma getirildiğini söyleyen DHC Harekat Komutanlığı İkinci Başkanı Eduard Basurin, “Zaharçenko suikastı ABD’nin organizasyonudur.” iddiasında bulundu.

2 Şubat 2017:

Ukrayna Son Durum Haritası (2 Şubat 2017)

https://stratejikortak.com/2017/02/ukrayna-savasinin-3-yili.html

30 Ocak 2017:

Ukrayna Donetsk Son Durum Haritası (30 Ocak 2017)

12 Eylül 2016:

12 Eylül 2016 - Ukrayna Son Durum Haritası - (Ukrayna Savaş Haritası)
12 Eylül 2016 – Ukrayna Son Durum Haritası – (Ukrayna Savaş Haritası)

*** Kırım Rusya’ya bağlanmışken(!), Lugansk ve Donetsk’in Rusya’ya bağlanmadı. Bu bölgelerde Rus yanlısı güçlerin Ukrayna silahlı güçleriyle çatışması söz konusu.

Alternatif Harita:

8 Temmuz 2016 - Ukrayna Haritası
8 Temmuz 2016 – Ukrayna Haritası

Ukrayna Krizi: Neler Oldu?

Ukrayna’da 2004 yılındaki Turuncu Devrim ile ülke yönetimi Rus odağından batı odağına dönmeye başladı. Ukrayna’daki krizin başlangıcı ise 22 Kasım 2013’te Yanukoviç hükümetinin AB Ortaklık Anlaşması’nı imzalamayı reddetmesi üzerine ortaya çıktı. Bu karar sonrası Batı yanlısı muhalefet ve destekçileri sokaklarda ve meydanlarda gösteriler düzenlemeye başladı. Demokratik seçimlerle 2010’da iktidara gelen Yanukoviç, Rus yanlısı politikalar izleyeceğini hükümeti devralmadan önce belli etmişti ki Turuncu Devrim dönemi sabıkası ortadaydı. Rusya Yanukoviç yönetimindeki Ukrayna ile 17 Aralık 2013’te bir anlaşma imzalamıştı. Bu anlaşma gereği Rusya Ukrayna’nın 15 milyar dolar değerindeki devlet tahvillerini satın almayı kabul etti ve Ukrayna’ya satılan doğal gazın fiyatını da düşürdü. Bu batı yanlısı gösterilerin şiddet grafiğini artıran sebeplerden bir diğeri olmuştu.

Muhalefet İdare Organlarını Ele Geçirmeye Başladı!

Gösteriler tam gaz devam etti ve muhalefet, Kiev’in ana caddesi Khreschatyk’ta Kiev Belediyesi’nin de aralarında bulunduğu pek çok kamu binasını ele geçirdi ki, belediye binası vakası doğrundan bir yasa ihlaliydi. Ukrayna’nın bir çok bölgesinde mahalli idare organları muhalifler tarafından kapatıldı/ele geçirildi.

Yaşanan gelişmelerin ardından parlamento 16 Ocak’ta kabul ettiği ve şiddet eylemlerine katılıma, polise mukavemete, idari binalara el koymaya, halkı aşırıcılığa çağırmaya vb. para ve hapis cezası getiren bir takım yasayı kabul etti. Bu yasadan itibaren muhalefetin taarruzu, koordine bir kampanya halini aldı. Muhalefet15 bölgede idareyi ele geçirmeye çalıştı ve bunların 9’u 28 Ocak itibariyle muhalefetin eline geçti. Bunlarla birlikte muhalifler Kiev’de birçok bakanlığı da ele geçirmişti. (www.stratejikortak.com)Muhalefetin bölge idarelerini ele geçirme politikası Ukrayna krizi olarak bilinen ve istikrarın yönetimsel olarak sağlanamadığı bölge idare sorunu ile ülkeyi karşı karşıya getirmiş oldu.

Muhalefet idare organlarını ele geçirirken açıkladıkları bir eylem planı ile buraların yönetimlerine sahip olacaklarını açıkladı. Bu planda ülkede ‘halk konseyleri’ şeklinde alternatif bir yetki sistemi oluşturmak ve yapılan toplantılar sırasında kurulan bu ‘konseyler’, muhalefet partilerinin bölge şubelerinin liderlerinden ve yerel yönetimin muhalif üyelerinden oluşacaktı.

Yönetimi elinde bulunduran Yanukoviç tüm gösterilere rağmen direnmeye devam etti. Tarih 24 Şubat 2014’ü gösterdiğinde ülkenin batısında ve başkenti Kiev’de kontrolü ele geçiren muhaliflerden sonra Yanukoviç Rusya’ya kaçtı. (stratejikortak.com)Ukrayna’da geçiş hükümeti kuruldu. Daha sonra yapılan seçimlerde ise, Rusya karşıtı ve AB yanlısı söylemleriyle bilinen ve ülkesini AB ve NATO’ya üye yapmak istediğini kaydeden Ukraynalı işadamı Petro Poroşenko, ülkenin yeni Cumhurbaşkanı seçildi. Geçiş hükümetinin ardından ise Yanukoviç yanlıları ülkenin güney ve doğusunda düzenledikleri gösterilerde yerel yönetimler güvenliğin merkez Kiev yönetimi tarafından değil, kendileri tarafından sağlanacağını açıkladı. Rusya yanlısı ve Ukrayna’da Rusça konuşan ülkenin güneydoğusundaki Harkov, Donetsk, Lugansk, Dnepropetrovsk, Zaporojye, Herson ve Kırım otonomisinin katıldığı “Ukrayna Cephesi” adlı kongreden çıkan bildiride şöyle denildi:

“Bölgelerde güvenlik, şu andan itibaren yerel yönetimlerin eline geçiyor. Kongre’de temsil edilen bölge yöneticileri, emrindeki güvenlik güçleri ve halkla birlikte anayasal düzeni korumak için birlikler oluşturacak. Başkent Kiev’de oturumlar düzenleyen parlamentonun son iki günde aldığı tüm kararların baskı altında kabul edildiğini varsayıyoruz. Rusya’ya bölgelerimizde düzen ve huzurun muhafaza edilmesi için ayrıca yardım çağrısı yapıyoruz.”

Rusya’nın Kırım İlhakı

Yanukoviç’in kaçtığı açıklanmadan önce 23 Şubat’ta ise Kırım’ın güneyindeki Sivastopol’da Rus yanlısı gösteriler başlamış, üç dört gün sonrada Rus bayraklarını göndere çeken, Rusya destekli olduğu iddia edilen silahlı milis güçler bir çok bölgeyi ele geçirdi. 6 Mart’ta Kırım Yüksek Konseyi 16 Mart tarihinde Kırım’ın Rusya’ya katılıp katılmayacağını belirleyen referandum yapacaklarını açıklamıştır. 16 Mart 2014’de yapılan referandumda Kırım’da %96.77, Sivastopol’de ise %95.6 oranında Rusya’ya bağlanma yönünde oy çıkmış ve 17 Nisan 2014 tarihinde Rus lider Putin Rusya’nın Kırım’ı ilhakını onaylayan imza ile Kırım resmen Rusya’ya katılmıştır.

Ek olarak:

  • Ukrayna krizi sırasında yaşanan gelişmelerde Ukrayna Silahlı Kuvvetleri krize müdahale etmeyeceğini duyurmuş, Ukrayna Polis Teşkilatı da “Halkımızın yanındayız, değişim arzularını biz de paylaşıyoruz” açıklaması yapmıştı.
  • Ukrayna’da iş adamları yani ‘oligarklar’ büyük güce sahip. Hatta Ukrayna krizinin başlangıç aşamasında dönemin ABD Dışişleri Bakanı Yardımcısı Victoria Nuland Aralık 2013’te Kiev’de ülkenin en güçlü 4 iş adamıyla görüşmüştü. (stratejikortak.com)Hatta bu durumu Rus karşıtı, Batı yanlısı eski Ukrayna’nın Odessa Valisi ve Gürcistan eski Cumhurbaşkanı Mihail Saakaşvili’de dile getirmişti.

Rus yanlısı güçlerin olduğu Lugansk, Donetsk ve Rusya işgali altındaki Kırım:

ukrayna-siyasi-haritasi

  • Yanukoviç, son girdiği seçimlerde şuan Rus yanlısı güçlerin kontrolündeki Lugansk ve Donetsk bölgeleriyle birlikte en yüksek oy oranına Kırım’da (%52,34) erişmişti.

2012 Ukrayna’daki parlamento seçim sonuçlarında Yanukoviç yanlılarını gösteren harita (mavi)

ukrayna-secim


Yararlanılan Kaynaklar:
http://www.aljazeera.com.tr/gorus/ukraynadaki-siyasi-krizin-sebepleri-ve-one-cikan-ozellikleri
http://www.bbc.com/turkce/haberler/2014/01/140123_ukrayna_soru_cevap
http://ydemokrat.blogspot.com.tr/2015/05/ukrayna-krizi-ve-rusyann-bat-ile-satranc.html
http://www.sozcu.com.tr/2014/dunya/ukraynada-devlet-coktu-baskani-kacti-461250/
https://tr.sputniknews.com/avrupa/20150913/1017707445.html
https://tr.wikipedia.org/wiki/2014_K%C4%B1r%C4%B1m_krizi

Birleşik Krallık’ın Zor Seçimi

Geçtiğimiz günlerde Birleşik Krallık Başbakanı Theresa May’in ifadesiyle, AB ile ülkesinin “Brexit Anlaşması’’ konusunda anlaştığını duyurdu. Ertesi gün yapılan uzun bakanlar kurulu toplantısıyla da bakanların söz konusu anlaşmayı desteklediğini duyurdu. Ancak 15 Kasım’da gelen üç istifa, Başbakan May için durumun hiç de iç açıcı olmadığını ortaya koydu. İstifa eden bakanlardan biri BREXIT Bakanı Dominic Raab idi. Raab’ın istifası işlerin yolunda gitmediğinin en büyük göstergesi oldu. Aynı zamanda May’in parti liderliğinde potansiyel rakibi olan Raab’a göre anlaşma Birleşik Krallık’ın toprak bütünlüğünü tehlikeye atıyordu.

585 sayfalık Brexit Anlaşması sayfa sayısının kabarıklığı kadar açık görünen bir anlaşma değil. Özellikle de ‘’tedbir maddesi’’ İngilizleri ayağa kaldırmış durumda. Anlaşmanın en önemli konusunu Kuzey İrlanda ve Serbest Ticaret Anlaşması oluşturuyor. AB’nin Britanya hükümetine kabul ettirdiği tedbir maddesine göre de Birleşik Krallık’ın Serbest Ticaret Anlaşması imzalanana kadar belirsiz bir süre Gümrük Birliği içerisinde kalması öngörülüyor. Aynı zamanda Birleşik Krallık’ın tedbir maddesinden tek taraflı çekilemeyeceği de eklenmiş durumda. Yani Birleşik Krallık, Kuzey İrlanda sınır meselesini çözemediği her saniye kendi ülkesi içerisindeki bir bölgeyle yapacağı mal dolaşımında AB kurallarını uygulamak zorunda kalacak. Bu da AB’nin Kuzey İrlanda’yı Birleşik Krallık’tan fiili olarak kopardığını gösteriyor.

Öte yandan 585 sayfalık anlaşmanın belirsizlik içeren pek çok konusunda ‘’iki tarafın da ortak kararının’’ esas alınacağı belirtiliyor ancak en basitinden, Birleşik Krallık’ın AB’ye ödeyeceği tazminat dahi net değil. Ancak 39 milyar Sterlin kadar olduğu söyleniyor.

Anlaşma metninde ayrıca, Britanya’da yaşayan üç milyon AB vatandaşı ile AB’de yaşayan bir milyon Britanyalı’nın haklarının korunacağı hükmü de yer alıyor. Bu konuda iki tarafın da çok önceden anlaşmış olduğunu hatırlatalım.

Birleşik Krallık’ın AB’den resmen ayrılacağı 29 Mart 2019 tarihinden itibaren 21 aylık bir geçiş dönemi öngören anlaşma taslağına göre Britanya, geçiş döneminde AB üyeliğine özgü haklarını ve yükümlülüklerini devam ettirebilecek. Bu esnada da Serbest Ticaret Anlaşması imzalanması öngörülüyor ancak anlaşma taslağında bu belirtilmemiş. 585 sayfalık anlaşmada Birleşik Krallık’ı oluşturan unsurlardan İngiltere adı üç kez, Kuzey İrlanda adı ise 100 kez anılmış. Bu da bizlere, anlaşmanın daha çok Kuzey İrlanda Sorunu’na odaklandığını gösteriyor.

Önümüzdeki süreç belki de anlaşma metninden daha önemli. Anlaşma metninin ardından Sterlin’in dolar karşısında hızla değer kaybetmesi, şirketlerin gelecek endişesi ve Parlamento’nun ateşinin yükselmesi durumlarıyla karşılaşıldı. İç siyasette kendi partisi de dâhil birçok eleştirinin hedefi haline gelen Başbakan May, istifa etmeyeceğini ve anlaşmayı tüm kalbiyle desteklediğini söyledi. Ancak anlaşmanın Parlamento’da onaylanması pek de mümkün görünmüyor. 7 Aralık’ta yapılması beklenen oylamada kabul için 320 oya ihtiyaç var. Muhafazakârla ve Kuzey İrlanda Birlik Partisi’nin oluşturduğu koalisyon her ne kadar 326 milletvekiline sahip olsa da 10 vekilli Kuzey İrlanda Birlik Partisi, söz konusu anlaşmayı desteklemeyeceğini açıkladı. Muhafazakârlar içerisinde Sert Brexit yanlısı 58 vekilin de anlaşmayı desteklemesi beklenmiyor. Geriye kalan 258 vekilden 14’ü şimdiden May’e bayrak çekmiş durumda.

Ana muhalefetteki İşçiler ise anlaşmayı desteklemeyi planlamıyor ancak bazı vekillerin desteklemesi sürpriz olmaz. Yine 320’yi bulmaları pek de mümkün gözükmüyor. Peki Parlamento’dan ret yanıtı alması beklenen bu anlaşma, meclisten dönerse Birleşik Krallık’ı ne bekliyor?

Parlamento’dan ret yanıtı alınması halinde Birleşik Krallık’ı siyasi açıdan zor günler bekliyor. Bakanlar Kurulu’nu ve dahası Muhafazakar Parti’yi ikiye bölen anlaşmanın erken seçim getirmesi sürpriz olmayacak. Başbakan May’in istifa etmeyeceği göz önünde bulundurulursa erken seçim veya Muhafazakar’da lider değişikliği gündeme gelecek. Ancak olası bir erken seçimde iktidara gelmesine kesin gözüyle bakılan İşçi Partisi’nin iktidara gelmemesi için sorun, Muhafazakar Parti içerisinde de çözülebilir. 10 vekiliyle azınlık hükümetini dışarıdan destekleyen Kuzey İrlanda Birlik Partisi’nin Brexit Anlaşması’nı desteklemeyeceğini düşünürsek, hükümeti de düşürmek için desteğini çekebilir. Birlik Partisi’nin anlaşma için ‘’IRA’nın yapamadığını AB yaptı.’’ değerlendirmesi, son derece öfkeli olduklarını gösteriyor.

Tarih boyunca Avrupa’yı dışarıdan yönetmeye çalışan ve kıtada tek bir gücün egemenliğini her fırsatta engellemeye çalışan –ki bunun için iki kez Belçika’ya asker çıkardı- Birleşik Krallık siyaseti, AB içerisindeki üyeliğinde de her zaman en ayrıcalıklı üye olmayı başarmıştı. Ancak zaman içerisinde değişen dünya koşulları, İngilizleri de siyaset değiştirmeye zorladı ve AB’nin dağılması gerektiği fikri oluştu. AB’den çıkma siyasetinin fitilini ateşlediler ve Avrupa’da yükselen aşırı sağa güç verdiler. Aynı zamanda Avrupa’da yükselen aşırı sağa eleştiri getirmeyerek üstü kapalı destek de sundular. Bu geçici desteğin AB’nin dağılmasına kadar süreceği öngörüsünde bulunabiliriz ancak İngilizlerin bu anlaşmanın kabul olmasıyla birlikte AB’nin uydusu haline geleceği çok açık. Eğer Birleşik Krallık’ın anlaşma yapmadan AB’den çıkması halinde ise, ki ben böyle öngörüyorum, yine Birleşik Krallık’ı kolay günler beklemiyor ancak siyasi bağımsızlığını tam olarak korumuş olacak.