Kerkük’te son durum: Irak güvenlik güçlerinin 16 Ekim gece saatlerinde başlattığı ‘Kerkük operasyonu’ ile kent tamamen Bağdat yönetiminin kontrolüne geçti. Tarihi kentte peşmerge ile Irak güvenlik güçleri arasındaki çatışmalarda PKK peşmergenin tarafında çatıştı.
Gece başlayan ve sabah saatlerine kadar devam eden çatışmalarda Irak güçleri hızlı bir ilerleyiş gösterdi. Türkmenlerin çoğunlukta yaşadığı stratejik konumuyla öne çıkan Tuzhurmatu ilçesi de Irak ordusunun kontrolüne geçti.
Kerkük’te bir günde nasıl kontrol sağlandı?
Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) topraklarında Süleymaniye (KYB) ve Erbil (KDP) merkezli iki peşmerge gücü var. Şehirde ağırlıklı olan KYB peşmergeleri ilk çatışmaların ardından çekilme kararı aldı. KDP peşmergelerinin direndiği söylense de KYB’nin kararından 2-3 saat sonra Barzani yönetimindeki KDP peşmergeleri de çekilme kararı aldı. IKBY yanlıları Süleymaniye’ye kaçtı.
IKBY yanlıları Kerkük’ü terk etti.
Kerkük kimin elinde? – Kerkük son durum haritası
Kerkük, Irak federal polis güçleri ve Irak ordusu kontrolünde. IKBY kontrolündeki kent meclisi ve Valilik binası Bağdat yönetimince geri alındı.
Irak ordusunun Kerkük’te kontrolü sağlamasından sonra oluşan yeni harita. – Kerkük son durum haritası (16 Ekim 2017)
Irak ordusunun resmen 2. ordusu olarak tanınan Haşdi Şabi’nin şehir merkezine girmediği iddia edildi.
Irak ve Suriye son durum haritası (16 Ekim 2017) – Kaynak: @arslankerim
PKK Kerkük’e nereden geldi?
Terör örgütü PKK, peşmerge güçlerine destek vermek amacıyla Kerkük’e geldi. Sosyal medyada teröristlerin buraya nasıl ulaştığı merak konusu oldu.
PKK peşmergeye destek vermek için Kerkük’e geldi.
PKK’nın merkez üssü olarak bilinen Kandil Dağı’ndan Süleymaniye-Kerkük yolu ile geldiği belirtiliyor. Diğer bir seçenek olarak ise IŞİD’in Irak’ı işgal etmesinden sonra kentin kuzeybatısında üs kurduğu akıllara geliyor. Buradan yüzlerce militanının olduğu iddia ediliyor. Halen bu üsssün varlığını koruduğu belirtiliyor.
Kerkük Hakkında Bilgi
Bir milyonu aşkın nüfüsa sahip olan Kerkük, petrol rezervleriyle dikkat çekiyor. 2010 yılında Irak kültürünün başkenti olarak isimlendirilen Kerkük’ün petrol rezervleri onlarca ülkeden daha fazla. 8,7 milyar varil rezerve sahip olan kent, eldeki verilerle Türkiye’nin 125 yıl petrol ihtiyacını karşılayabiliyor. Irak’ta savaştan önce ülke petrolünün üretiminin yüzde 40’ını gerçekleştiriyordu.
Yaklaşık 900 bini Kerkük’ün merkezinde olmak üzere kentin 1,4 milyon nüfusa sahip olduğu biliniyor. Arap, Kürt ve Türkmenlerin birlikte yaşadığı kent yıllardır tartışmaların odak noktasında. Kerkük’te siyasi dengeler değişiyor, değiştikçe daha da içinden çıkılmaz bir hal alıyor.
Kerkük’te bu duruma nasıl gelindi?
Saddam döneminde Arap nüfusunun göç ettirildiği, daha sonra ABD’nin 2003 yılında Irak’ı işgal etmesiyle birlikte Barzani liderliğindeki Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) tarafından göç politikasının uygulandığı kadim şehir, 2014 yılında IŞİD’in işgaliyle tekrar gündeme geldi.
IŞİD’in 2014’te Irak’ı işgaliyle birlikte ordunun çekildiği bölgelere yerleşen peşmerge güçleri, 2015 yılı itibariyle fiili olarak kenti yönetmeye başladı. Örgütün Telafer, Musul, Tikrit ve Kerkük’ün güneyindeki işgal ettiği bölgelerden sonra haritaların tekrar çizileceği iddiaları kamuoyunu meşgul etti.
Barzani’nin 2007 yılında yaptığı “Kerkük’ün Kürdistan’ın kalbi olduğuna inanıyoruz” açıklaması üzerine IŞİD sonrasında yaptığı Kerkük, “Kürtlerin Kudüs’ü tanımlaması dikkat çekmişti.
7 Ekim ile 14 Ekim arasında gözden kaçan bazı askeri ve diplomatik gelişmeleri “Dünyada neler oldu?” başlığı altında sizler için derledik.
– Kerkük’te Bağdat Yönetimi tarafından verilen süre sonra erdi, Irak Ordusu operasyona hazır, peşmergenin bir bölümü ise bölgeden çekilmiş durumda.
– Haşdi Şabi ve Irak ordusunun başlattığı Kerkük operasyonuyla şehrin batısındaki bazı petrol sahalarının kontrolü Bağdat’a geçti.
– Irak ordusunun Kerkük’ü boşaltması için süre vermesi üzerine ABD uçaklarının Kerkük’te alçak uçuş yaptığı bildirildi.
– İsrail, kendisini “işgalci” olarak ifade eden ve “İşgal edilmiş Filistin” raporunu hazırlayan UNESCO’dan ayrılacağını açıkladı.
İsrail Başbakanı Benjamin Netenyahu
– Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Valiler Buluşması”nda artık polis teşkilatında yabancı silahların kullanılmayacağını açıkladı.
– Rusya Ekonomik Kalkınma Bakanlığı, Türkiye’nin tek taraflı olarak Rus tarım ürünlerinin sevkiyat kurallarını sertleştirdiğini açıkladı.
– Irak’ın IKBY’yi bypass edecek, Kerkük-Ceyhan boru hattındaki günlük ihracatı 400.000 varile çıkaran petrol boru hattını onardığı bildirildi.
– Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz’in, ABD Başkanı Donald Trump’ın yeni İran stratejisini memnuniyetle karşıladığı bildirildi.
– İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun, ‘İran’ın anlaşma koşullarına uyduğunu’ kabul etmediğini açıklayan ABD Başkanı Donald Trump’ı tebrik ettiği bildirildi.
– ABD’li yetkililerin Associated Press’e (AP) yaptığı açıklamaya göre Filistin’in üyeliği konusundaki uzun süredir devam eden anlaşmazlığın ardından ABD, UNESCO’dan çekilme kararı aldı.
– ABD Savunma Bakan Mattis vize krizinin askeri operasyonları etkilemediğini belirtti ve “Türkiye ve ABD yakın çalışmaya devam edecek” dedi.
– ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’ın kendisine ‘moron’ dediği iddialarının ardından, “Sanırım IQ testlerini karşılaştırmamız gerekecek. Ve size kimin kazanacağını söyleyebilirim” diyen Başkan Donald Trump’a, dünyanın en prestijli IQ testini yapan Mensa’dan teklif geldi.
Tillerson-Trump
– ABD’nin askeri yardım paketi kapsamında Lübnan’a iki savaş uçağı hibe ettiği belirtildi.
– Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ABD’li mevkidaşı Rex Tillerson ile telefon görüşmesinde, Kore Yarımadası’nda gerilimi tırmandırmanın kabul edilmez olduğunu belirtti.
– Türkiye ile ABD arasında yaşanan vize krizi dolayısıyla Euroleague ve Uluslararası Basketbol Federasyonu’nun (FIBA) maçları için Türkiye gelecek takımların ABD’li oyuncuları, kararın değişmemesi durumunda ülkeye giriş yapamayacak.
– ABD tarafından İran Devrim Muhafızları’na terör örgütlerine destek verdiği iddiasıyla yaptırım kararı alındı. İran’dan gelen yanıt ise, ” ABD askerlerinin DEAŞ militanları gibi görülüp ona göre müdahalede bulunulacağı” yönünde.
– Türkiye’nin İdlib Operasyonu hakkında; ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) Ortadoğu Masası Sözcüsü Eric Pahon, Türkiyenin; Rusya ve İran’la vardığı anlaşma çerçevesinde, İdlib’de ateşkesin korunmasına yönelik hamlesi konusunda, “NATO müttefikimiz Türkiye’nin sınırlarını koruması ve terör örgütlerinin güvenli bölgeler oluşturmalarını engelleme çabalarını destekliyoruz” açıklaması yaptı.
-ABD ile Türkiye arasında “iki ülke tarihinin en ciddi diplomatik krizi” olarak kabul edilen “vizelerin askıya alınması” gündeme geldi.
– ABD, İran ile olan nükleer anlaşmanın iptal edilmesini gündeme getirdi, başta İran olmak üzere AB’den büyük tepki topladı. İngiltere Başbakanı Teressa May, Trump ile telefonda görüştü, Angela Merkel ise “İran ile olan nükleer anlaşma tek bir devletin iptal inisiyatifine sahip olduğu bir durum değildir.” diyerek ABD’nin kararına sert çıkışlarda bulundu.
– Almanya Başbakanı Angela Merkel, önümüzdeki Avrupa Birliği (AB) zirvesinde Türkiye’nin üyelik müzakerelerinin sonlandırılması yönünde karar alınmayacağını belirtti.
– Fransa Merkezi İstihbarat Servisi (SCRT) çalışanı, yanlışlıkla şüpheli cihatçıya onunla ilgili toplanan bilgileri gönderdi.
– Avusturya’da yapılan genel seçimleri muhafazakar Dışişleri Bakanı Sebastian Kurz’un partisi kazandı ancak koalisyon kurmak için seçimden güçlenerek çıkan aşırı sağcılarla ortaklık arayabilir. Koalisyon için aşırı sağcılara gidilirse uzun zaman sonra bir ilk yaşanacak.
Sebastian Kurz
– Fransa, terör eylemleri ardından başlattığı sıkı sınır güvenliği uygulamalarını 30 Nisan 2018’e kadar uzattı.
– Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras ilk kez bir F-16 savaş uçağına binerek, Kuzey Ege adaları üzerinde uçtu. Çipras’ın bu eylemi, Yunanistan’da ‘gövde gösterisi’ olarak değerlendirildi.
– Katalonya’nın bağımsızlık isteği, buna yönelik isyanlar ve bu konudaki beklentisinin askıya alınmasının 19. yüzyılda da yaşandığı, Osmanlı belgelerinde ortaya çıktı.
– Dışişleri Bakanlığı, “Danimarka’nın, bir terör eylemiyle doğrudan bağlantılı olduğu düşünülen şahsın DEAŞ ile mücadelede kilit konumda bulunan Türkiye’ye iadesini mesnetsiz iddialar öne sürerek reddetmesi, terörizme karşı uluslararası düzeyde yürütülen çabalara da bir darbe teşkil etmektedir” açıklamasında bulundu.
-Almanya’da Kürt siyasetçiler hakkında Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) için casusluk yapmakla suçlanan Mehmet Fatih S., 2 yıl tecilli hapis cezasına çarptırıldı.
– Fransa Ulusal Meclisi’nin aldığı kararla, ülkede petrol ve doğalgaz üretiminin 2040 yılında durdurulacağı belirtildi.
– İngiltere Başbakanı Theresa May ile ABD Başkanı Donald Trump telefon görüşmesi yaptı.
– Yunanistan Parlamentosu, 15 yaş üstündekilere cinsiyet değiştirme hakkı tanıyan ve Batı Trakya’da yaşayan Müslüman Türklerin dernek kurmasına yeşil ışık yakan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına ‘şartlı olarak’ saygı duyulmasını öngören yasal düzenlemeleri kabul etti.
-Katalonya Özerk Yönetimi Başkanı Carles Puigdemont, bağımsızlık ilanını askıya aldıklarını açıkladı. Puigdemont, halkın bağımsızlık ilan edilmesi yönünde oy kullandığını ancak bağımsızlık ilanının İspanya hükümeti ile yürütülecek müzakereler sonucu yapılması gerektiğini söyledi.
İspanya Başbakanı ve Katalonya Özerk Yönetimi Lideri Puidgemont
– İskoçya Ulusal Partisi (SNP) Genel Başkan Yardımcısı Angus Robertson, İskoçya’nın İngiltere’den ayrılması için yeni bir referandum yapılacağını söyledi.
– AB’den Katalonya’ya çağrı : “Diyaloğu imkansızlaştıracak bir karar ilan etmeyin.”
– Fransa’da 9 memur sendikasının çağrısıyla 5.4 milyon memurun önemli bir bölümünün yaptığı grev ve eylemler, hayatı olumsuz etkilemeye başladı.
– Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic tarafından resmi törenle karşılandı.
– Avusturya’da köpekbalığı kostümü giyen bir adam ‘burka yasağı’ kapsamında gözaltına alındı.
– Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (KGAÖ) ülkeleri, Ermenistan’da ‘İşbirliği-2017’ adı verilen bir tatbikat yapıyor.
– NATO, Rusya’ya karşı Romanya’ya çok uluslu yeni bir güç konuşlandırıyor. Bu güçler, Romanya’ya daha önceden konuşlandırılan 900 ABD askerine eklenecek.
– Fransa : “Katalonya’nın tek taraflı bağımsızlığını tanımayacağız.”
– Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye-Ukrayna Yüksek Düzeyli Stratejik Konseyi’nin 6. toplantısı vesilesiyle resmî ziyaretini gerçekleştirmek üzere Ukrayna’nın başkenti Kiev’e gitti.
– Hollanda’da 4 siyasi parti lideri, 15 Mart 2017’de düzenlenen seçimlerden tam 208 gün sonra koalisyon hükümeti konusunda anlaşmaya vardı.
Hollanda’da Seçimin Yüzleri
– Norveç futbol federasyonu , erkek ve kadın milli takımlarında oynayan futbolcularının eşit maaş alacağını açıkladı.
– İspanya’nın doğusundaki Katalonya özerk yönetimin bağımsızlık yanlısı girişimlerine karşı Barcelona’da binlerce kişi ulusal birliği ve birlikte yaşamı savunan gösteri düzenledi.
– HDP Diyarbakır Milletvekili Ziya Pir, Bükreş’te devam eden 2017 sonbahar oturumunda NATO Parlamenter Asamblesi Güvenlik ve Teknoloji Eğilimleri Üst Komite Başkan Yardımcılığı’na seçildi.
– Haiti’de 2004’ten bu yana görev yapan BM barış gücü birliğindeki askerler ülkeden çekildi.
– Venezüella Devlet Başkanı Nicolas Maduro, kendisini sürekli eleştiren ABD Başkanı Donald Trump’a teşekkür ederek, “Beni tüm dünyada meşhur etti” dedi. Maduro, “Demek ki bir şeyleri doğru yapıyorum” ifadelerini kullandı.
– Kırgızistan’da halk, 5. dönem devlet başkanlığı seçimlerinde oy kullanmak üzere sandık başına gitmeye başladı.
– Çin, terörle mücadele için saniyede 200 metre menzildeki hedefleri vurma kapasitesine sahip lazerli bir silah geliştirdi.
– Filipinler Devlet Başkanı Duterte,ülkesini ziyaret eden AB diplomatlarının, ekonomik yaptırımların olacağı yönündeki açıklamalarına tepki göstererek ülkeyi terk etmeleri çağrısında bulundu.
Filipinler Devlet Başkanı Ordusu ile birlikte
– Kuzey Kore, çizdiği “Yeni Dünya Haritası’nda” Kırım’ı Rusya toprağı olarak gösterdi ve referandumu tanıdığını bildirdi.
– Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres dünyadaki idamların yüzde 87’sininİran, Irak, Çin ve Suudi Arabistan’da gerçekleştirildiğini söyledi.
– Rusya, Kuzey ve Güney Koreli yetkilileri görüştürmek için bir ortam oluşturmaya hazır olduğunu açıkladı.
– Azerbaycan Devlet Başkan Yardımcısı Ali Hasanov, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nin (AKPM) ülkesiyle ilgili kabul ettiği kararın Avrupa Konseyi ile ilişkileri gözden geçirmelerine zorladığını belirtti.
– Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği (FIFA), Pakistan’ın üyeliğini askıya aldı.
– Avustralya’nın doğusundaki ada ülkesi Vanuatu, yaklaşık 44 Bitcoin karşılığı vatandaşlık hakkı verecek.
– Sürücüsüz araç teknolojisinde öne geçmeyi planlayan Japonya, uzaya yeni bir uydu fırlattı. 526 milyon dolarlık ‘Michibiki’ uydusu, sürücüsüz araçları yönlendirerek hataları en az düzeye indirecek ve olası kazaların önüne geçecek.
Michibiki uydusunun fırlatılma anı
-Kuzey Koreli bilgisayar korsanlarının Güney Kore’ye siber saldırı yaparak yüzlerce askeri belgeyi ele geçirdiği iddia edildi. İddiaya göre ele geçirilen belegelerde Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’a suikast planı da var.
– Japonya’da mahkeme, 2011’de Fukuşima Daiiçi Nükleer Santralinde yaşanan nükleer felakette Tokyo Elektrik Enerjisi Şirketi (TEPCO) tazminata mahkûm etti.
– Kim Jong-un : “Kuzey Kore ekonomisi yaptırımlara rağmen genişliyor.”
-Tayland’da Budist düşünür ve aktivist Sulak Sivaraksa hakkında, Tayland tarihinde anlatılan bir vakanın gerçekliğini sorguladığı gerekçesiyle adli kovuşturma başlatıldı. Dava 400 yıl önce kapanmıştı.
– Bangladeş’in Shah Porir Dwip bölgesinde, Arakanlı sığınmacıları taşıyan bot battı.
– FIFA 17 yaş altı Dünya Kupası’na ev sahipliği yapacak olan Hindistan oyunların açılış maçı için 27.000 bileti ücretsiz dağıttı. Karar, oyunlara ilginin az olması nedeniyle Yeni Delhi’deki 56.000 kişilik Cevahirlal Nehru stadyumunun tamamen dolmayacağı anlaşılınca alındı.
-Çinli bilim insanları, kablosuz internet ve veri aktarımında yeni bir aşama olan görünür ışık iletişimi (Light Fidelity) olarak tanımlanan Li-Fi’da kullandıkları nano karbon materyaller sayesinde daha hızlı ve güvenli veri aktarımı yapmayı başardı.
– Somali’nin başkenti Mogadişu’nun kalabalık bölgesinde bir otelin girişinde bomba yüklü kamyonetle yapılan saldırıda en az 300 kişi hayatını kaybetti. Ülkede üç günlük yas ilan edilirken hayatnı kaybedenlerin sayısının artmasından endişe duyuluyor.
Somali’nin Başkenti Mogadişu’daki patlama sonrası oluşan manzara
-Kenya’da hükümetin yasaklamasına rağmen seçim komisyonu karşıtı gösterileri düzenleyen muhalefet taraftarlarına polis, biber gazıyla müdahalede bulundu.
– Türk hükümeti, iş insanlarının Sahra Altı Afrika’daki yatırımlarını artırmak için düğmeye bastı. Buna göre kıtadaki Türklerin ekonomik varlığını artırmak amacıyla Afrika Fonu kurulacak.
– Kenya’da muhalefetin ortak devlet başkanı adayı Raila Odinga, 26 Ekim’de yapılacak olan başkanlık seçimlerine “usulsüzlüklerin değişmeyeceği” düşüncesiyle katılmayacağını açıkladı.
– Tunus Sağlık Bakanı Selim Şakir, sağlık için düzenlenen bir yardım koşusunda kalp krizi geçirerek öldü.
– Mısırlı arkeologlar Mısır’ın antik Luksor kentinde, Nil Nehri’nin batısında yaptıkları kazılarda yeni bir mezar buldu.
– Afrikalı sivil toplum kuruluşları, Libya’da insanlığa karşı savaş suçu işlemekten sorumlu tuttukları eski Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy hakkında Uluslararası Ceza Mahkemesine (UCM) suç duyurusunda bulundu.
-Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada Türkiye’nin, ABD’nin Sudan’a uyguladığı ticari yaptırımları kaldırma kararını memnuniyetle karşıladığı belirtildi.
ABD konsolosluğunda çalışan Metin Topuz’un FETÖ soruşturması kapsamında göz altına alınması, beraberinde ” Vize Krizini” doğurmuştu. Yaptığımız araştırmalara göre bu kriz Ankara-Washington hattındaki ilk diplomatik kriz değil. Yakın tarihe baktığımızda daha önce de önemli krizlerin ortaya çıktığı görülmektedir.
Ankara-Washington arasında çıkan önemli krizler:
1- Küba Füze Krizi:Soğuk savaşın iki süper gücü ABD ve Sovyetler Birliği arasında çıkan Küba Füze Krizi, neredeyse iki devlet arasında nükleer savaşa sebep oluyordu. ABD, Sovyetler’den Küba’daki füzelerini kaldırmasını istedi. Bunun üzerine Sovyetler, ABD’nin İtalya ve Türkiye’deki füzelerini kaldırmasında ısrarcı oldu. Türkiye’nin bu krize istemeden dahil olması ise iki ülkenin restleşmesine sonuçlandı.
Küba Füze Krizi’nin sebebi olarak gösterilen, Küba Füzelerinin menzilleri
2- 1964 Kıbrıs Sorunu: Türkiye-ABD arasındaki en büyük kriz.O dönemde Rumlarla ciddi sıkıntılar yaşayan Türk kesimine yardım etmek üzere, dönemin başbakanı İsmet İnönü tarafından çalışmalar başlatıldı. Bunun üzerine ABD Başbakanı Johnson tarafından Türkiye’ye bir mektup geldi. Türkiye’nin amacının ne olduğunu bildiğini belirten Johnson, Türkiye’yi açıkça tehdit etti. Türkiye bundan sonra NATO’dan daha az bağımlı çalışmaya başladı.
Ünlü “Johnson Mektubu” ve gazetelerdeki yeri
3- Haşhaş Üretimi Sorunu: Çin’de iç savaşa sebep olan haşhaş, Türkiye-ABD arasında büyük bir krize neden oluyordu. 1971’de Türkiye’de haşhaş ekimi yasaklandı. Buna eş zamanlı olarak ABD’de haşhaş üretimi hızla arttı ve ülke içinde krize neden oldu. Bu krizden Türkiye’yi sorumlu tutan ABD Başkanı Nixon, Türkiye’ye diplomatik bir cephe açtı. Yoğun baskılara rağmen 3 yıl üretim yapmayan Türkiye, yeniden üretim yaptı ve kriz son buldu.
Krizin ardından haşhaş ekiminin yedinden başlatılması ve gazete başlıklarından bir örnek
4- İncirlik Üssü’nün Kapatılması:Soğuk savaş döneminde İncirlik Üssü, ABD için hayati önem taşıyordu. Haşhaş meselesi sıcaklığını koruyorken, Kıbrıs Harekatı nedeniyle ABD Türkiye’ye ambargo uygulamaya başladı. Necmettin Erbakan döneminde İncirlik Üssü’nün kapatıldı ve bütün ABD üslerine el kondu. 1978’de ABD Kongresi ambargoyu kaldırma kararı aldı.
5- 1 Mart Tezkeresi: ABD’nin Irak’ı işgal ettiği yıllarda hazırlanan tezkereye göre, Türk askerinin yabancı ülkelere gönderilmesi ve yabancı askerlerinde Türkiye’de bulunması kararlaştırılacaktı. Yapılan oylamada çoğunluk sağlansada salt çoğunluk elde edilmediği için ret edildi. Türkiye-ABD arasında en derin izi bırakan bu krizin ayrıntılarını;1 Mart Tezkeresiadresinden bulabilirsiniz.
Amerika Birleşik Devletleri Afganistan’da savaşın yeni bir safhasına girerken, FDD’s Long War Journal Taliban’ın güç ve eğilimi hakkında yaptığı yenilenmiş değerlendirmesini bizlere sunuyor. Değerlendirmede ABD askerinin küçümsediği ancak isyan gücünün kilit kaynağı olan Taliban’ın kırsaldaki kontrolünün altını çiziliyor.
Koalisyon ve Afgan hükümetinin Taliban’ın kazançlarını engelleyemediği belirtiliyor. Öte yandan Taliban’ın kırsaldaki avantajlarını görmezden gelirken tam anlamıyla onlara karşı bir zafer de kazanamadığı vurgulanıyor.
“Afganistan’da Taliban Kontrolü”
Taliban’ın 41 bölgeyi kontrol etmekle beraber 118 bölgede de mücadele ettiğini tahmin ediliyor. Bu inceleme Afganistan’daki her bölge için kaynağı açık olan yerel değerlendirmelerle sentezlenmiştir. Kontrol edilen bölgeler Taliban’ın açık bir şekilde yönettiği, güvenlik hizmeti sağladığı, yerel mahkeme hizmetlerini yürüttüğü ve de şeriat hükümlerini uyguladığı yerler olarak biliniyor.
Afganistan eyalet haritası
Genel anlamda bakmak gerekirse, Afganistan’ın yüzde 45’inin Taliban tarafından kontrol ediliyor.
LWJ Taliban’ın iddialarını doğrulamak için, yerel raporlar ve tarihsel dinamiklerden faydalanan uzmanlara başvurmuştur. Taliban’ın iddiaları doğrulanamazken, LWJ bir bölgeyi henüz doğrulanmayan “Taliban’ın kontrol ettiği ya da mücadele verdiği bir bölge olarak iddia ettiği” yer olarak göstermiştir.
Bağımsız kaynaklar Taliban’ın kontrolünde olduğunu iddia ettiği 25 bölgenin olduğunu söylüyor.
Afganistan Yeniden Yapılanma Özel Müfettişliği(SIGAR)
Afganistan üzerindeki kongre yönetiminin himayesinde olan gözetim organı olan Afganistan Yeniden Yapılanma Özel Müfettişliği(SIGAR), isyancıların kontrolünde olan 11 bölge, isyan etkisi altında olan 34 bölge ve 119 yerde ise mücadele ve çekişme olduğunu rapor etmiştir.
Amerikan ordusu ve NATO’nun Afganistan’daki görevi için bilgi toplayan SİGAR buna rağmen bölgeye özgü değerlendirmeler yayınlamaz. SIGAR’ın Ağustos ayından kalma son raporu, haziranda sağlanan bilgi temellidir.
Amerikan ordusu: Taliban’ın kontrolü yüzde 40
Long War Journal gazetesi değerlendirmesinde hem Amerikan ordusu hem de Taliban’ın kendi değerlendirmesi ile örtüşmektedir.
Taliban ülkenin 407 bölgesinin %50 sinin kendi kontrolleri altında ya da buralarda mücadele ettiğini iddia etmektedir. Amerikan ordusunun tahmini ise %40 olduğudur.
Taliban’ın kırsaldaki gücü şehirleri besliyor
Amerikan ordusu ve Afgan güvenlik güçleri, Taliban’ın kontrol ettiği şehirlere odaklanmaya çalışmaktadır. Ve Taliban’ın şehir bölgesindeki kontrollerini önemsiz göstermektedir. Son SIGAR raporlarında, Amerikan ordusu, Taliban tarafından kontrol ya da mücadele edilen bölgeleri daha az stratejik öneme sahip olan, daha az hayati bölgeler olarak tanımlamıştır.
Bu kentsel odaklar Taliban’ı ve onun ‘şehir merkezlerine karşı saldırı başlatarak kırsal bölgelerin kontrolünü güçlendirmek’ amacını hafife almaktadır. Şehir merkezine gerçekleştirilen düzenli saldırılar Afgan hükümetinin meşruiyetini bozmaktadır. Ve bu durum Afgan ulusal güvenlik güçlerini yeniden düzenlenmeye zorlamaktadır. LWJ mücadele edilen şehir bölgeleri hariç, Talibanın kontrol ettiği her şeyi bölgelere ayırmıştır. Taliban bölge merkezi dışında 124 bölgede kırsalın kontrolünü kendi sağlamıştır.
Pakistan’daki sığınıkların güvenliği ve Pakistan devlet desteğine ek olarak, Afganistan’daki kırsal bölgelerde Taliban’ın direnci ve Afgan güçlerine sürekli zarar vermek Taliban’ın öncelikleri arasındadır. Taliban’ın diğer bölgeleri tehdit etmek için güney eyaletlerindeki iç kesimlere kadar yerleşme stratejisi güttüğü görülmektedir. Farahtan Paktia’ya doğu batı yönünde uzanan bölgelerin bu kesmi Taliban’ın şehir merkezlerine sürekli olarak saldırmasına olanak sağlar. Örneğin, Taliban bu söz konusu bölgeleri Laşhkar Gah, Kandahar, Farah ve Tarinkot şehirlerini tehdit etmek için kullanır. LWJ’nin haritalı değerlendirmesi açıkça bu güney kuşağını göstermektedir. Taliban daha az başarı sağlasa da kuzeyde de benzer kalkışmalarda bulunmuştur.
Taliban’ın kontrol ettiği bölgeler (LWJ)
Afganistandaki NATO misyonu bu kırsal bölgelerin önemini küçümsemesine rağmen Taliban onların çok önemli olduğunu düşünmektedir. Örneğin, Taliban Sangin bölgesinin merkezini ele geçirmeyi stratejik bir zafer olarak ilan etmiştir. Bu bölgeler NATO kuvvetleri için çöp ve enkazdan başka bir şeyi ifade etmezken Taliban için direnişin can damarıdır. Taliban nüfus merkezlerine saldırılar başlatmanın yanında para toplama, yeniden ikmal, asker alımı ve savaşçı yetiştirme için de kırsal alanlardan yararlanır.
Türk Silahlı Kuvvetleri, 08.10.2017 gecesi Hatay’ın Reyhanlı ilçesindeki askeri birliklere önemli bir sevkiyat daha gerçekleştirdi. 12 Ekim gecesi büyük bir askeri konvoy ile keşif ve gözetleme amacıyla İdlib‘e intikal gerçekleşti.
Peki, gerçekleşen bu sevkiyatın içeriği nedir? İdlib operasyonu için sevk edilen askeri araçların özellikleri nelerdir? Sizler için sevkiyatın askeri yönünü ve sevk edilen teçhizatın özelliklerini derledik.
Bölgeye sevk edilen askeri araçlar arasında en dikkat çekeni milli üretim olan, halk arasında “Türk Fırtınası” olarak adlandırılan T-155 Fırtına Obüsleriydi. Türk Fırtınaları TSK’nın en önemli ve etkili zırhlı araçlarından biridir.
T-155 Fırtına Obüsü
Teknik özellikleri şu şekildedir;
12 metre uzunluk
5 metre genişlik
Saatte 66 km hız
480 km hareket menzili
Namluya otomatik dolum kabiliyeti
MTU-881 KA 500 dizel 1000bg motor
155 mm namlu
Nesil gece görüş sistemi
Türk Fırtınaları 3 ana mühimmat kullanmaktadır. Bunlar;
18 km menzil aralığındaki hedefler için M107(HE) mühimmatı
18-30 km menzil aralığındaki hedefler için M549A1(RAP/HE) mühimmatı
40+ km menzil aralığındaki hedefler için ERFB/BB mühimmatı
Türk Fırtınaları kendi klasmanında dünyanın en önde gelen silah sistemidir. Benzerleriyle arasındaki bu farkı yaratan unsurlar ise şunlardır;
Obüs sınıfı içinde yer alan muadil silah sistemlerinin görev bölgesine sevk edilmesi için yardımcı taşıyıcı araçlar gerekir. ancak yerli üretim T-155’ler tanka benzer paletli yapısı ve güçlü motoru sayesinde 480 km hareket menziline sahiptir. Yani görev icra edeceği bölgeye kendisi intikal edebilmektedir.
Türk Fırtınaları sahip oldukları otomatik atış kontrol ve yönlendirme sistemi sayesinde çok başarılı atışlar yapabilmektedir. Otomatik doldurma özelliği sayesinde 15 saniye arayla mühimmat ateşleyebilmektedir. Özel teknik ve sistemlerle dakikada 6-8 mühimmat ateşleme kapasitesine sahiptir.
25 km menzil içindeki hedeflere “sıfıra yakın” hata ile atış yapabilmektedir. Bu özelliği sayesinde sınır savunmasının göz bebeğidir diyebiliriz.
155 mm çapında olan NATO standartlarına uygun her mühimmatı ateşleme kabiliyetine sahiptir.
Hareket kabiliyeti sayesinde atış gerçekleştirdikten sonra 30 saniye içinde düşmana hedef olmamak için yer değiştirebilmektedir.
Kısacası Türk Fırtınası T155 Obüsleri gerek atış kabiliyeti, gerek isabet oranı ve gerek hızı ve ani yer değiştirebilme özelliği ile sınır güvenliğinin sağlanması adına elimizdeki en etkili silah sistemlerindendir.
T-155 Obüs atışı
Bölgeye sevk edilen bir başka silahımız ise Alman Yapımı LEOPARD tanklarıdır. TSK envanterinde 171 adet LEOPARD 1T, 298 adet LEOPARD 2A4 model tank bulunmaktadır. Bu tankların özelliklerine geçmeden önce şunu söylemek gerekir ki; Şah-Fırat operasyonunda bu tankların kullanılması beklenirken TSK LEOPARD tanklarını kullanmamıştı. Bu tanklar daha ziyade Yunanistan sınırında görev icra etmektedir. 2005 yılında Almanya bu tankları bize “Güneydoğu’da kullanmamak şartı” ile satmıştı. Bu diplomatik engel yüzünden LEOPARD tanklarımızı bugüne kadar sahada görememiştik. Geçmişte güneydoğuda hendek savaşlarında da TSK, daha düşük özelliklere sahip olan M-48 ve M-60 serisi tankları kullanmayı tercih etmişti. (Bir önceki haberimizde bu konuya daha geniş değinmiştik)
Şimdi ise bölgeye LEOPARD tanklarının konuşlandırıldığı haberleri geliyor. Peki, bu tanklar TSK’ya ne gibi avantajlar sağlayacak? Bölgede konuşlu bu tankların teknik özellikleri ve gücü nedir?
Halen birçok Avrupa ülkesinin envanterinde olan bu tank 3. nesil bir ana muharebe tankıdır. Gururla söylemek gerekirse milli üretim ALTAY tankımız, dünyada Almanların öncü olduğu tank sanayisinde LEOPARD tanklarına rakip olarak gösterilmektedir. Kabaca iki tankı kıyaslayacak olursak;
ALTAY
Mürettebat: Dört Ana silah: 120 mm 55 kalibre yivsiz
Motor gücü: 1.500 beygir
Maliyet (tahmini): 5.4 milyon $
Azami hız: 70 km
Altay Tankı
LEOPARD
Mürettebat: Dört
Ana silah: 120 mm yivsiz
Motor gücü: 1.500 beygir
Maliyet: 5.7 milyon $ (2007)
Azami hız: 72 km
ASLESAN geçmişte LEOPARD tankları için modernizasyon projesi başlatmış ve Alman yapımı bu tankı üstün silah teknolojileri ile donatmıştı. Tanka ASELSAN’ın eli değdikten sonra tank, hareketli kara ve hava hedeflerini ilk seferde vurabilecek yeteneklere kavuştu. Ayrıca tanka uzaktan kumandalı silah sistemleri eklendi ve yeni nesil lazer uyarı sistemi ile desteklendi. Bu lazer uyarı sistemi ile tanka lazerli sistemle hedef alındığında otomatik olarak silah sistemleri hedefe doğrultuluyor ve sis havanları otomatik ateşleniyor. Tankın temel teknik özellikleri ise şu şekilde;
V12 MTU MB873 K-501 dizel 1479bg motor
120 mm L44 tipi yivsiz top
12,7 mm kule makinalı tüfek
7,62 mm makinalı tüfek
9,97 metre uzunluk(namlu dâhil)
60 ton ağırlık
72 km azami hız
450 km hareket menzili
Nesil kompozit zırh
Söz konusu İdlib operasyonu için bölgeye sevk edilen Türk Fırtınası T-155 Obüsleri ve dünyada sınıfında en iyi tankları arası gösterilen LEOPARD 2, daha doğrusu ASELSAN tarafından modernize edilerek daha da geliştirilen LEOPARD 2 NEXT GENERATİON, bölgede TSK’nın elindeki en etkili güçler arasındadır.
Son olarak, haber kanallarında sevkiyatına sıkça rastladığımız, İdlib operasyonu sevkiyatında da gördüğümüz bir araçtan bahsetmekte de yarar görüyorum. Yukarıdaki resimde görülen araç Türk savunma sanayisine yönelik ilk özel kuruluş olan FSNN Savunma Sistemleri AŞ. tarafından üretilmiş olan ZMA-15 serisi zırhlı muharebe aracıdır. Bu araçta 25 mm keskin nişancı kulesi mevcuttur ve komutan, nişancı ve sürücü dahil 11 personel taşıyabilmektedir. 65 km azami hıza ulaşabilen bu araç ayrıca 7,62 mm makinalı tüfeğe de sahiptir.
Bir operasyonun hedefi, operasyon bölgesine sevk edilen mühimmattan da anlaşılabilir. Sonuç olarak TSK, İdlib operasyonu için dün gece bölgeye yukarıda sizler için derlediğimiz silahları sevk etti. Tüm bu silah sistemleri muadilleri içinde üst sıralarda yer alan silah sistemleridir.
Türkiye gerek jeopolitik konumundan, gerekse toplumsal gelenekleri bakımından dünyada yaşanan acılara ve kıyımlara uzak durmamaktadır. Farklı kıtalarda meydana gelen insani trajedilerde ve zulme sadece uluslararası platformda sesini yükseltmekle kalmayıp, gerçekleştirdiği eylem ve yardımlar ile ‘insan diplomasisi’ konusunda dünyaya öncülük etmektedir. Yazımızda son dönemlerde en çok ses getiren insanlık suçlarının oluştuğu Suriye, Filistin, Somali ve Arakan’da neler yaşandığı ve Türkiye’nin bu olaylar karşısında neler yaptığı incelenecektir.
Türkiye, Gayri Safi Yurtiçi Hasıla bazında dünyada insani yardım birincisi, toplam genel insani yardımda ise ABD’nin ardından gelen ülke konumundadır. Yardımlar yapılırken ise din, dil, ırk ve bölge ayrımı gözetilmemektedir.
Suriye İç Savaşı
Coğrafya olarak en Türkiye’ye en yakında bulunan Suriye’de 2011 yılından bu yana iç savaş devam ediyor. Savaşın bilançosu ise artarak kötüye gidiyor.
-1 milyondan fazla insanın hayatını kaybettiği,
-2 milyondan fazla insanın yaralandığı savaşın ardından
-8 milyonu çocuk 13,5 milyon insan yardıma muhtaç hale geldi.
-Yaşamsal faaliyetlerini devam ettirme imkanı bulamayan 13 milyonun üzerinde insan ise yer değiştirmek ve göç etmek zorunda kaldı.
Suriyeliler için Kilis’te kurulan AFAD mülteci kampı
Türkiye, Suriye ve Suriyeliler için neler yapıyor?
-Suriye’de iç savaşın başlamasının ardından Türkiye’ye sığınan Suriyeli sayısı resmi kaynaklara göre 3,2 milyon. Gayri resmi kaynaklar ise bu sayının 5 milyon civarında olduğunu belirtiyor.
– Türkiye kabul ettiği ‘sığınmacıların tamamının’ eğitim ve sağlık başta olmak üzere tüm yaşamsal ihtiyaçlarını karşılıyor.
Türkiye tarafından Suriyeli sığınmacılar için yapılan harcama 30 milyar dolar civarında,
Türk okullarında yada açılan özel okullarda eğitim gören Suriyeli öğrenci sayısı 510 bin gibi bir rakama ulaştı.
-Türkiye’deki hastanelerde Suriyeli hastalar 26 milyondan fazla kez sağlık hizmeti aldı, resmi kayıtlar altında dünyaya gelen Suriyeli bebek sayısının ise 225 binin üzerinde olduğu biliniyor.
-2016 yılında Halep’ten 45 bin sivilin daha tahliyesini sağladı.
Sınır Ötesinde Türkiye: Fırat Kalkanı Operasyonu ve Bölgedeki Değişim
-24 Ağustos 2016’da başlayan ve 30 Mart 2017’de bittiği duyurulan Fırat Kalkanı Operasyonu ile, Azez-Cerablus-El Bab hattı terör örgütü DEAŞ’tan temizlendi. Bölgede huzur ve güvenin tesisi yeniden sağladı.
-Türkiye’nin kontrolünde savaşta yıkıma uğrayan kentlerde hayat yeniden normale dönmeye başlıyor.
–Cerablus kentinde, hastane, okul ve tüm altyapı ve üstyapı çalışmaları yeniden inşa ediliyor.
-Bu gelişme sonrasında ise kente dönüş yapan Suriyeli sayısı 50 bini geçmiş bulunmakta.
Diplomaside Türkiye
-Suriye’de savaşın bitmesi için uluslararası ortamda Suriye meselesi sürekli gündemde tutuldu.
–Astana barış görüşmelerinde aktif rol aldı.
–Rusya, İran ve Türkiye Astana görüşmelerinin ardından Suriye’de çatışmasızlık bölgesi oluşturmak için garantörlüğü üstlendi.
– İdlib operasyonu ile, bölgede barışın temini ve çatışmasızlık ortamının sürmesi için sınır ötesinde de aktif rol almaya devam ediyor.
Filistin-İsrail Çatışmaları
-Filistin 1948 yılından bu yana İsrail işgali altında yaşıyor,
-İsrail’in bu güne kadar 100 bin ila 200 bin arasında Filistin vatandaşını katlettiği,
–5,3 milyondan fazla Filistinliyi ise mülteci durumuna düşürdüğü biliniyor.
-Şuan 1 milyon 850 bin nüfusa sahip Gazze kentinde İsrail saldırıları ve ambargolar devam ediyor. Gazze halkı temel insani ihtiyaçlarını dahi karşılayamayacak durumda.
Türkiye Filistin’de neler yapıyor?
– Türk yardım kuruluşları TİKA, AFAD ve KIZILAY Filistinde koordineli olarak görev alıyor.
–Hastaneler ve aşevleri başta olmak üzere tesisler kuruluyor,
– 2008-2017 yılları arasında Filistin’e yapılan yardım 450 milyon dolar civarında
-Sadece bu yıl ramazan ayında 10 bin ton insani yardım ve 15 bin gıda kolisi Filistin’e gönderildi.
– Abluka altındaki Gazze’ye 2016 yılında 13,5 tonluk yardım taşıyan yardım malzemesi gemileri gönderildi.
-Enerji Bakanlığı ve TİKA’nın ortak çalışması sonucunda Gazze’de kamu binalarına elektrik verilmeye başlandı ( hastane, okul,yönetim binaları)
– Ayrıca enerji krizine çözüm olması için 15 bin ton yakıt yardımı yapıldı. (2017)
TİKA Filistin’de
-Gazze’de yaklaşık 2,500 kişinin faydalanabileceği 20 bloktan oluşan konut projesi hayata geçirildi.
– 2014 yılında, Batı Şeria (Tubas) Türk Hastanesi hizmete girdi. Yıllık 40 bin hastaya sağlık hizmeti verilen hastanede 6,500 ameliyat yapıldı.
-200 yatak kapasiteli ülkenin en büyük ve donanımlı hastanesi olma özelliğine sahip Türkiye-Filistin Dostluk Hastanesi ‘nin inşaatı da bitmek üzere.
Afika’nın Kanayan Yarası: Somali’de neler oluyor?
Türkiye’nin yardım elini uzattığı bir diğer ülke ise Afrika kıtasında yer alan ve 1991’de meşru hükümetin devrilmesiyle iç savaşın ve kaosun baş gösterdiği Somali.
–1991’de hükümetin devrilmesinin ardından çıkan otoriter boşluk terör örgütlerinin gelişip yayılmasına neden oldu. 2006 yılından bu yanaülkenin büyük bir bölümü El-Şebab terör örgütü tarafından işgal edilmiş durumda.
-Ülke iç savaş ve terör dışında 2011 yılından bu tarihe kadar da kuraklık ile mücadele vermekte, halk kıtlık tehlikesiyle karşı karşıya kaldı.
Türkiye Somali’de ne yapıyor?
-Bölgede yaşanan kuraklık ve kıtlıkla mücadele konusunda her türlü yardım ve destek sağlanıyor.
–Çökmüş devlet sisteminin yeniden inşa sürecinde aktif rol oynuyor.
-Somali’ye AFAD koordinasyonu ile 456 milyon TL, özel şirketlerin yatırımları ile 100 milyon TL’den fazla yardım yapıldı.
–Mogadişu Uluslararası Havalimanı, Türkiye’nin mali desteği ile yenilendi.
-Türkiye’den Somali’ye 2011 yılından bu yana 61 ton yardım ulaştırıldı. Bunun 44 bin tonluk kısmı ise gıda yardımı.
-Somalili öğrenciler devlet bursu ile Türkiye’de eğitim alıyor.
-Türkiye diplomatik ortamda da Somali’yi yalnız bırakmıyor. 2011 yılında Somali’yi ‘Başbakan’ sıfatı ile ziyaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkeye giden ilk üst düzey yetkili isim oldu.
Somali’nin en büyük ihtiyacı : Hastaneler
–Somali iç savaş, terör ve kıtlık ile savaşırken aynı zamanda Afrika’nın eskimeyen sorunu olan salgın hastalıklar, çocuk ölümleri ve sağlık sektörünün çöküşü ile de karşı karşıya.
-Türkiye’nin desteği ile Somali’de; 200 yataklı Somali-Türkiye Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Mogadişu Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi ve Deva Uluslararası Eğitim ve Araştırma Hastanesi kuruldu.
Ayrıca Türkiye, “Somali’de devlet kurumlarının yeniden inşası ve işlevsel halini sağlamak, şehirlerin altyapısını yeniden tesis etmek ve ordu ve güvenlik güçlerinin kurulumuna destek vermek” konularında da aktif rol oynuyor.
Arakan’da Yaşananlar
Son dönemlerde yaşanılan vahşetin ivme kazanmasıyla ismini daha çok duymaya başladığımız Arakan’da 1948 yılından bu yana Myanmar ordusu ve Budist milliyetçiler tarafından Müslümanlara baskı yapılıyor.
-Geçtiğimiz Ağustos ayı itibarı ile yoğunlaşan saldırılarda 3 binden fazla Arakan’lı müslüman katledildi, yüz binlerce kişi ise Bangladeş’e kaçmak zorunda kaldı.
–Dünya bu trajedi karşısında sınıfta kaldı, BM milletler ve uluslararası güçler yaşanan katliamlar karşısında sessiz kaldı.
Türkiye Arakan için ne yaptı?
– Türkiye Arakan için katliamlar yoğunlaşmadan önce de insanı yardımlarını ve kalkınma yardımlarını yapıyordu.
– Son katliamların ardından ise uluslararası arenada yoğun bir insan diplomasisi trafiği başlatıldı.
–İslam İşbirliği Teşkilatı Dönem Başkanı olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan 20’e yakın dünya lideri ile bir araya geldi, ayrıca konuyu BM Genel Kurulu’na da taşıdı.
Yardım Kuruluşlarımız Arakan’da
–Son dönemde adından sıkça söz ettiren TİKA,bölgeye giden ilk yabancı yardım kuruluşu oldu.
–TİKA, Kızılay, AFAD ve diğer yardım kuruluşlarından bölgeye yoğun yardım başladı.
-Şuan bölgede günde 60 binden fazla insana sıcak yemek dağıtılıyor.
-Bangladeş’e kaçan Arakanlılar için ise 100 bin kişilik bir kamp kurulmuş durumda.
-Arakan’dan kaçan müslümanlara sınırlarını açmak istemeyen Bangladeş’e Türkiye’den şu teklif geldi: “Sınırlarını bu insanlara aç, tüm masraflar bizim tarafımızdan karşılanacak.”
ABD Büyükelçiliği, Türkiye’den yapılan göçmen olmayanların vize başvurularının süresiz olarak askıya alındığını ve durdurulduğu yönünde bir açıklama yaptı. Vize uygulamasının askıya alınmasının kararına ise ‘personel güvenliği’ konusundaki duyulan endişe gerekçe olarak gösterildi.
İki ülke arasında son dönemde yaşanan diplomatik krizler göz önüne alındığında, bu kararın öngörülebilir bir tepki olduğunu düşünsek de, Türkiye-ABD arasında ilk kez vizenin kaldırılmış olması açısından oldukça önemli bir gelişmedir.
ABD Büyükelçiliği tarafından yapılan açıklama: “Türkiye’deki tüm ABD diplomatik misyonlarındaki göçmen olmayan vize hizmetleri askıya alınmıştır.”
ABD Ankara Büyükelçiliği resmi hesabından kamuoyuna duyurulan açıklama
Açıklamada net bir şekilde ifade edilen “göçmen olmayan vize hizmetleri” hangi alanları ifade ediyor?
ABD Ankara Büyükelçiliği resmi internet sitesinden alınan yukarıdaki görselde açık ve net bir şekilde anlaşılmaktadır ki ‘göçmen olmayan vize’ ifadesi ile, ABD’ye Türkiye’den “seyahat, turistik ,diplomatik, askeri, eğitim, sağlık hizmetleri, araştırma ve yayıncılık faaliyetleri, transit geçiş noktası” için vize verilmeyecektir.
ABD Ankara Bükelçiliği resmi sitesinde “Göçmen Olmayanlar”
Gerek basında gerekse sosyal medyada bu duruma tepkiler gecikmedi. Birçok sebep gösterildi. Gösterilen sebepler arasında en yaygın olanları ise geçtiğimiz günlerde tutuklanan FETÖ irtibatlı olduğu düşünülen konsolosluk çalışanının tutuklanması, Türkiye-Rusya-Suriye devletleri arasındaki anlaşmalar ve Türkiye’nin İdlib’e olan askeri operasyonu.
Bu 3 sebep arasında çıkarılan tartışmalara göz atalım.
1- Geçtiğimiz günlerde ABD İstanbul Başkonsolosluğu çalışanı irtibat görevlisi M. T.’nin tutuklanması iki ülke ilişkilerini oldukça germişti. Daha sonrasında konsolosluk tarafından yapılan açıklamaya göre öncesinde M.T.’nin bir suçunun olmadığı ve sonrasında M. T.’nin konsolosluk çalışanı olmadığı iddia edildi. Yaşanılan bu gerginliğin alınan vize kararında etkili olduğu söylenmekte.
2- Türkiye ve Rusya arasında Suriye konusunda anlaşıldığı iddia edilen konulardan ABD’nin rahatsız olduğu yönünde de bilgiler var. Özellikle 15 Temmuz darbe girişiminden sonra Türkiye ile Rusya arasındaki başlayan yakın ilişkilerden rahatsız olan ABD’nin, yine aynı şekilde bu durumdan rahatsız olduğu ve böylesine bir karar aldığı iddialar arasında.
3- Türkiye’nin geçtiğimiz günlerde başlayan İdlib operasyonu ile hemen hemen aynı zamana gelen vize krizi, yine gelen iddialar arasında. Türkiye için stratejik olarak önemli bir konuma sahip olan İdlib, ABD ve YPG teröristleri için de oldukça önemli bir konuma sahip. Vize krizi ile Suriye meselesinin arasında yakın ilişkiler olduğu yine iddialar arasında.
Amerikan kaynaklarından edinilen bilgilere göre, Türkiye’de tutuklanan konsolosluk çalışanlarına ülkede devam eden OHAL nedeni ile ABD’nin konsolosluk hizmeti verememesi, FETÖ soruşturması kapsamında yakalanan ve hapse atılan Amerika vatandaşlarının serbest bırakılmaması ve Türkiye’nin son dönemde Rusya ile artan işbirliği karşısında ABD kanadından farklı sesler yükseliyor.
ABD Ankara Büyükelçiliği
Bunlardan birincisi, ABD’nin müttefiki Türkiye ile ilişkilerini gözden geçirme ve yeniden düzenleme yoluna gidilmesi, müttefik Türkiye ile aradaki buzların eritilerek ikili ilişkilerin ‘olumlu havada’ devam etmesi için diplomatik adımlar atılmasının gerektiğini savunan siyasilerin açıklamaları. İkincisi ise Türkiye-Rusya krizi sırasında ekonomik yaptırım uygulayan Rusya’nın ‘Türkleri dize getirdiğini’ düşünen ve Türkiye’yi ancak yaptırımlar ile ‘yola getirebileceğini’ iddia eden siyasiler.
Bu tartışmaları yapan kişi, kişiler, kurum veya kurumların arasında geçen tartışmaların hepsi veya bir kısmı doğru olabilir. Ancak vize krizinden en çok etkilenenler şüphesiz öğrenciler ve iş adamlarıdır. Yaşanılan krizin ardından yükselişe geçen dolar ise yerel piyasayı daha şimdiden olumsuz etkiledi.
ABD’nin bu yaptırımına karşılık Türkiye cephesinden de ABD vizelerini askıya alma hamlesi geldi. Şuan Ankara-Washington hattında sıkı bir görüşme olduğu, ABD Türkiye Büyükelçisi ve müsteşarının Dışişleri Bakanlığı’na çağırıldığı ve görüşmelerin devam ettiği gelen bilgiler arasında.
1 Ekim ile 7 Ekim arasında gözden kaçan bazı askeri ve diplomatik gelişmeleri “Dünyada neler oldu?” başlığı altında sizler için derledik.
– Suriye’nin İdlib kentine ÖSO grupları tarafından operasyon başlatıldı, TSK sınıra asker ve mühimmat intikali gerçekleştirdi. Mehmetçik, ateşkesi sağlama ve istikrarı koruma amacıyla yakın bir dönemde sınır ötesine geçebilir.
– Cumhurbaşkanı Erdoğan ” Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) İdlib sınırları içinde, Rusya Silahlı Kuvvetleri sınırların dışında görev yapacak” dedi.
– Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçleri, Yemen’deki insan hakları ihlalleri ile “yaklaşık 700 çocuğun ölümüne ve sakatlanmasına neden olduğu” gerekçesiyle Birleşmiş Milletlerin (BM) kara liste taslağına dahil edildi.
– ABD’nin Las Vegas kentinde tarihinin en kanlı silahlı saldırılarından biri gerçekleştirildi 60 ölü ve 500 civarında yaralının olduğu bildirildi.
– Irak ordusu Kerkük’e bağlı Havice ilçesinin merkezini DEAŞ’tan kurtarma operasyonu başarıyla tamamladı.
– Cumhurbaşkanı Erdoğan İran’a gitti, Ruhani ile görüşmeden yeni anlaşmalar çıktı. IKBY’nin referandumunun gayrimeşru olduğu vurgulandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İran’lı lider Ruhani ile birlikte
– Kuveyt’in Irak’tan alacağı savaş tazminatının bir kısmına karşılık, ülkeye doğalgaz ihraç edilmesi teklifini onayladığı bildirildi.
– Suudi Arabistan Kralı Selman ve Rus lider Vladimir Putin bir araya geldi, Afrika ve Ortadoğu’daki sorunların yanı sıra S-400 füze savunma sistemlerini de görüştü.
– ABD Genelkurmay Başkanı Joseph Dunford, Pakistan Servislerarası İstihbarat’ın (ISI) terörist gruplarla bağlantıları olduğunu iddia etti.
– Irak Eski Cumhurbaşkanı ve KYB Genel Sekreteri Talabani, tedavi gördüğü Almanya’da 84 yaşında hayatını kaybetti.
Celal Talabani
– Filistin’de tarihi anlar yaşandı : Hamas Gazze’deki tüm yetkilerini Filistin’e devrediyor.
– Şii lider Sistani’nin Kuzey Irak lideri Barzani’ye yaptığı çağrı sonucu Irak hükümetinin Bağdat yönetimi ile müzakerelere açık olduğu belirtildi.
– Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, İranlı mevkiidaşı Muhammed Bakiri’nin davetlisi olarak İran’a gitti.
– Koalisyon güçlerinin Deyr ez Zor’daki hava saldırılarında 12 sivilin hayatını kaybettiği belirtildi.
– Barzani referandum sonrası yaptığı ilk açıklamada “Artık ölebilirim, bunu hissediyorum” şeklinde bir açıklamada bulundu.
– Merkel koalisyon hükümeti için Hür Demokratlar ve Yeşiller ile görüşme yapacağını bildirdi.
– Suudi Arabistan prensi, Rusya’ya uygulanan yaptırımların kaldırılması gerektiğini savundu.
– AB Komiseri Oettinger : “Avrupa’nın merkezinde iç savaş çıkabilir.”
– Alman aşırı sağcı parti AfD’nin lideri Meuthen, Katalonya’nın bağımsızlık kazanması durumunda Avrupa’da bir domino etkisi yaratabileceğinden endişe duyduğunu belirtti.
– Hollanda’da çalışma koşulları ve maaşların düzenlenmesini talep eden öğretmenler bir gün grev yaptı.
– Fransa’da Emanuel Macron ile görüşen Irak Başbakanı İbadi peşmergeye, Irak ordusu ile işbirliği yapma çağrısında bulundu.
– Alman ordusunun İncirik Üssü’nden taşınma işlemi sona erdi.
– Macaristan Dışişleri Bakanı Peter Szijjarto, 2019 yılı itibarıyla Türk Akımı’nın ikinci kolu üzerinden Rus gazı satın almayı planladıklarını açıkladı.
– Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde görev yapacak yeni Türk yargıcın seçimi için, Türk hükümeti tarafından AİHM’ye gönderilen liste ‘yetersiz bulunduğu nedeni’ ile reddedildi.
– İspanya Kralı Felipe’den Katalon Özerk Bölgesine: “Yasaları sistematik bir şekilde çiğnediniz!” Katalon Özerk Bölgesi lideri Puidgemont: “Birkaç güne kadar bağımsızlığı ilan edeceğiz!”
Bağımsızlık isteyen Katalanlar’ın yürüyüşü
– Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Alman Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel ile telefonda görüştü.
– Kuzey Irak’tan Katalonya bağımsızlık referandumuna destek: “Milli iradeye saygı duyulmalı”.
– Almanya’da Doğu ve Batı’nın birleşmesinin 27. yıl dönümü kutlandı.
– Yunanistan’da gazeteciler sosyal fonların yetersizliği nedeni ile protestolara başladı.
– İngiltere Dışişleri Eski Bakanı Jack Straw, Kıbrıs’ta iki toplum temelinde tek bir devletin kurulması amacıyla yürütülen birleşme görüşmeleri ‘saçmalığına’ bir son verilmesi gerektiğini ve ihtilafın çözümünün bölünmeden geçtiğini yazdı.
– Alman havayolu şirketi Lufthansa ve Avusturya firması Austrian Airlines IKBY’de Erbil’e olan uçuşlarını geçici bir süre için durdurduklarını açıkladılar.
– La Liga’nın güçlü Katalon ekibi Barcelona da bağımsızlık yanlısı girişimleri desteklediğini ve bağımsızlık ilan edilirse ligi bırakıp bırakmayacaklarına karar verileceğini açıklarken, Rusya’dan ilginç bir teklif geldi: “Rus Liginde futbol oynamak isterseniz seve seve kabul ederiz.”
– Fransa’da kundaklama olduğu ihtimali olan yangında 3’ü Türk 5 kişi hayatını kaybetti.
– İspanyol yetkililer Katalonya’nın bağımsızlığını engellemek için tüm hukuki yetkilerini kullanacaklarını belirttiler.
– Katalonya Özerk Yönetimi lideri Puigdemont yaptığı açıklamalarda, Katalonya’nın bağımsız devlet olma hakkını kazandığını, artık bu meselenin bir iç mesele değil uluslararası mesele haline geldiğini, İspanya Kralı’nın milyonlarca Katalon’u yok saydığını belirtti ve Avrupa’ya şu şekilde seslendi ‘Eğer polis şiddeti Türkiye’de olsaydı tepki gösterirdiniz!’
– Fransa’nın Marsilya kenditinde bir tren garında bıçaklı saldırı sonucu iki kişi hayatını kaybetti, saldırı DEAŞ tarafından üstlenildi.
– İngiltere Dışişleri Bakanı Boris Johnson : “Anladığım kadarıyla İspanya’da yapılan referandum yasal değil.”
– İngiliz basını, Rusya’nın geliştirmekte olduğu radyoelektronik silah hakkında‘nükleer silahtan daha tehlikeli’ yorumunu yaparak, dünyanın tehdit altında olduğunu iddia etti.
– İspanya’nın Katalonya Bölgesinde yapılan bağımsızlık referandumunun bilançosu : Sandıklar kapatıldı, 10.000 polis gücü bölgeye takviye gönderildi, 850 kişiden fazla yaralının olduğu bildirildi. Katalonya hükümeti sosyal medya üzerinden açıkladığı sonuçlarda %90 evet oyu çıktığını belirtti.
– Kuzey Kıbrıs Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu ABD’ye ziyarette bulundu. Türkiye’ye bağlı özerk bir cumhuriyet seçeneğinden bahseden Ertuğruloğlu, ‘Fransa-Monaco veya İngiltere-Cebelitarık modeli gibi bir yapı’ ifadesini kullandı.
– Birleşmiş Milletler’den başarısız bir operasyon daha : 13 yıldır siyasi istikrarsızlığın ve felaketlerin devam ettiği Haiti’den geri çekiliyor.
– Venezüella Devlet Başkanı Maduro Türkiye’de :TBMM Başkanı İsmail Kahraman ile görüşmesinin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yapacağı görüşmede iki ülke ilişkilerinin ele alınacağı, bölgesel ve uluslararası sorunlar hakkında görüş alış-verişinde bulunulacağı bildirildi.
– Putin için ‘yeni dünyanın lideri’ sözlerini kullanan ve verdiği destek için teşekkürlerini sunan Venezüella Devlet Başkanı Maduro , ABD Başkanı Trump’ı sert bir dille eleştirmeye devam ederek, ‘coğrafya ve tarih bilgisinin çok zayıf olduğunu’ belirtti.
Venezüella Devlet Başkanı Maduro- Rus Lider Putin
– Kolombiya hükümeti ile Ulusal Kurtuluş Ordusu arasında eylül ayında imzalanmış olan anlaşma yürürlüğe girdi.
– Rus milletvekili Anton Morozov : “Kim Jong-un, ABD’nin batı kıyılarını vurabilecek bir füze denemesine hazırlanıyor” dedi.
– Pakistan’da Şii’lere yönelik bir saldırı düzenlendi. 20 kişinin öldüğü, 28’den fazla kişinin yaralandığı saldırıyı terör örgütü DEAŞ üstlendi.
– Ermenistan Parlamentosu, muhaliflerden oluşan ‘Yelk Koalisyonu’ tarafından meclise getirilen Avrupa Ekonomik Birliği’nden ayrılma talebini reddetti.
– Putin : “Kuzey Kore’yi vurmak mümkün fakat sonuçları tahmin edilebilir değil”.
– Çin’de çalışan Kuzey Kore vatandaşları, Birleşmiş Milletler Genel Konseyince alınan kararların ardından uygulanan yaptırımlardan ve çalışma izni alamama nedeni ile ülkelerine geri dönmeye başladılar.
– Dünyada en fazla müslüman nüfusun bulunduğu ülkelerden biri olan Endonezya’da çok eşlilik için bir ‘arkadaş bulma uygulaması’ piyasaya sürüldü. Popüler arkadaş bulma sitesi Tinder ile çok benzediği söylenen bu uygulamanın, 1 haftada yaklaşık 60 bin kere indirildiği belirtildi.
Kral Selman’ın Rusya’yı ziyareti ve Putin
– 2014 yılında Kuala Lumpur’dan Pekin’e düzenlenen sefer sırasında kaybolan Malezya Hava yollarına ait uçağın hala bulunamamış olması Avusturalyalı araştırmacılar tarafından ‘bu çağda ve bu teknolojide akıl almaz bir durum’ olarak değerlendirildi.
– Mısır’dan gelen açıklamaya göre, Kuzey Kore’den gelen bir gemi Süveyş Kanalına girmeden önce durdurulup, içindeki tanksavar mermi yükü imha edildi.
– Çin’de ultra yüksek frekanslı dalgalar kullanan terahertz (T-radar) testleri yapıldığı belirtildi. T-radar, ‘herşeyi gören radar’ olarak anılıyor.
– Bangladeş yönetimi, Arakan bölgesinden saldırıya uğrayarak kaçmak müslümanların Myanmar tarafından geri alınmasını istedi.
– Çin’de Hong Kong Özel İdari Bölgesi’nde bağımsızlık yanlıları, hapisteki siyasi aktivistlere destek vermek için gösteri düzenledi.
– ABD Başkanı Donald Trump, Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’un Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ile iletişime geçmesini eleştirerek: “Tillerson, Küçük Roket Adam ile görüşerek boşuna vakit harcıyor, gereken neyse yapacağız” dedi.
– Çin, AB’nin yeni sahibi mi oluyor? : Alman merkezli Mercator Çin Araştırmaları Enstitüsü (MERICS) tarafından yapılan araştırmaya göre Çin, 2000 yılından bu yana Avrupa Birliği ülkelerine 100 milyar euroluk doğrudan yatırım gerçekleştirdi.
Çin’in AB ekonomisini elinde tuttuğunu gösteren bir karikatür
– Nijer’de ABD-Nijer ortak askeri konvoyun geçişi sırasında silahlı saldırı düzenlendi, saldırıda 4 ABD askeri ve 5 Nijer askeri hayatını kaybetti.
– Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH), İngiltere Dışişleri Bakanı Boris Johnson’ın Libya’nın Sirte kentinin ‘yeni bir Dubai’ olması için ‘tek yapılması gerekenin cesetleri ortadan kaldırmak’ olduğunu söylemesine tepki gösterdi ve konuya açıklık getirilmesi çağrısında bulundu.
– Sudan’da siyasi partiler ve silahlı gruplar ABD’nin 20 yıldır uyguladığı yaptırımları kaldırma çağrısında bulundu. ABD, Sudan’a uygulanan yaptırımların kaldırıldığını duyurdu.
– Libya’da adliye binasına yapılan, üç kişinin hayatını kaybetmesiyle ve onlarca kişinin yaralanmasıyla son bulan bombalı saldırıyı DEAŞ üstlendi.
Kamerun’lu Anglofonlar güvenlik güçleri tarafından gözaltına alınıyor.
– Kamerun’un İngilizce konuşulan Anglofon Bölgesi’nde yaşayan ayrılıkçı gruplar sembolik bir bağımsızlık ilan etti. Polis güçlerinin verdiği karşılıkta en az 7 kişinin öldüğü belirtiliyor.
Kaynak: StratejikOrtak.com , Sputnik News, BBC World
Geçtiğimiz haftalarda Türkiye, İran ve Rusya arasında Suriye’de çatışmasızlık bölgesi hakkında Astana’da anlaşmaya varılmıştı ve bu anlaşma kapsamında Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) bir süredir güney sınırına asker ve mühimmat sevkiyatına devam etmekteydi. Eylül ayının ortalarında operasyonun sinyalleri TSK tarafından verilmişti ve Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) birliklerine “İdlib için hazır olun” açıklaması yapılmıştı. Dün akşam saatleri itibarı ile ÖSO’nun Türkiye üzerinden İdlib’e girdiği ve ilerlemeye başladığı bildirildi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaptığı açıklama sonrasında hareketlenmeye başlayan bölgede Rusya ile varılan anlaşmanın uygulama safhasına geçildiği belirtiliyor.
Suriye Haritası
TSK İdlib’de Ne Yapacak?
Türkiye, Rusya ve İran’la vardığı Astana anlaşmasınca Suriye’nin İdlib kentinde ateşkesi sağlama ve korumakla yükümlü.
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin İdlib’teki rolünün ‘gerilimi azaltma’ olduğu belirtiliyor. Rejim güçleri ve yerel askeri unsurlar arasında sağlanan ateşkesin daha kalıcı ve güçlü olmasını sağlamayı görevini üstlenen Türk askeri, bölgede kontrol ve gözlem noktaları oluşturacak.
Akıllardaki Soru : Harekatı Kim Düzenliyor, Kime Karşı?
Türk askerinin harekat değil bölgeye intikal gerçekleştirdiği konusuna özellikle dikkat çekiliyor.
İntikalin sonrasında ve sırasında rejim güçleri veya bölgedeki yerel unsurlar ile TSK arasında bir çatışma hedeflenmediği açıklandı. Yerel unsurlardan ÖSO, TSK kontrolünde bölgede operasyonlara başlamış durumda.
Türk Silahlı Kuvvetlerine ait tanklar ve askeri personel
Bölgeye Geçiş İçin Ne Bekleniyor?
Bölgeye intikalin sorunsuz gerçekleşmesi ve tamamlanması için bölgenin nabzı kontrol ediliyor. Bölgedeki yerel silahlı unsurların durumları ve pozisyonları değerlendiriliyor.
İdlib’te şuan çok sayıda muhalif ve rejim karşıtı silahlı grup bulunuyor. Bu unsurların ise bölgeye ÖSO’nun gelişinden rahatsız olduğu ve çatışma çıkabileceği endişesi var. İdlib’e TSK’nın intikali için bölge güvenliğinin sağlanmış olması gerekiyor.
İdlib’in Önemi Nedir?
İdlib için Astana’dan çıkan ateşkes durumu korunamaz ise, Esed rejiminin, İran destekli grupların ve Rusya’nın bölgede yeni bir şiddet dalgası oluşturmasına kesin gözüyle bakılıyor.
Suriye’de yaşanan iç savaş sırasında en çok acı ve yıkımın en çok yaşandığı kentlerden biri de İdlib olmakla birlikte, savaşın daha şiddetli yaşandığı iç bölgelerden İdlib’e milyonlarca insan göç etti. İdlib’de çatışmaların yükselmesi ve ateşkesin bozulması durumunda Türkiye’ye yeni bir göç dalgası oluşturacağı düşünülüyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İdlib’de bir çatışma olması halinde savaştan kaçacak olan insanlara kapılarımızın açık olduğunu belirtmesiyle birlikte, TSK’nın İdlib’de oluşturacağı güvenlik koridoru nedeni ile büyük bir göç dalgasının önüne geçmesi planlanıyor.
İdlib-PKK/PYD İlişkisinin Boyutu Nedir?
İdlib’in kuzeydoğu sınırında yer alan Halep’e bağlı Afrin ilçesi, 2011 yılından bu yana PYD/PKK terör örgütünün elinde bulunuyor.
Irak’tan başlayıp Akdeniz’e uzanan bir koridor açma niyetindeki PYD’nin bu amacını gerçekleştirmesi için İdlib’in bir bölümü almak zorunda. TSK ‘nın bölgede olması, PYD/PKK terör örgütünün Afrin’den İdlib’e yayılmasını engellemeyi amaçlıyor.
Suriye’nin kuzeybatısında bulunan İdlib, Suriye’nin sahil şehri Tarsus ve Lazkiye’nin doğusunda, Halep’in batısında başkent Şam’ın ise kuzeyinde yer alıyor. Hatay iline komşu olan İdlib, stratejik konumuyla dikkat çekiyor. Suriye İç Savaşı’ndan önce ülkenin tarım merkezlerinden biri olarak öne çıkan şehrin ekonomisi de tarıma dayalı.
Mart 2015’de Ahraru’ş Şam, Nusra Cephesi, Aksa Askerleri (Cundu’l-Aksa), Sunne Ordusu (Ceyşu’s-Sunne), Feyleku’ş-Şam ve Hak Tugayı (Livau’l- Hak)’tan oluşan Fetih Ordusu koalisyonu tarafından 4 gün süren çatışmalar sonucu ele geçirilen İdlib Suriye’de muhaliflerin kontrolündeki en büyük toprak parçası olarak öne çıkıyor.
Eski adı Nusra Cephesi (El Nusra) olan Şam’ın Fethi Cephesi (ŞFC) başta olmak üzere bir çok grubun birleşmesi sonucu oluşan Şam’ı Özgürleştirme Heyeti [Heyetu Tahriru’ş Şam (HTŞ)] ile Ahraru’ş Şam, ÖSO gibi diğer büyük muhalif grupların ortak kontrol ettiği İdlib’te Ocak ayında yaşanan büyük bölünme sonrası yeni haritada ortaya çıktı.
İdlib’te HTŞ’nin ve Ahrar öncülüğündeki diğer grupların kontrol ettiği bölgeler ile birlikte Rusya’nın askeri üs ve hava üslerinin gösterildiği harita şöyle:
Temmuz 2017 harita…
İdlib’te son durum haritası (2017)
Birbirlerine karşı cephe alan HTŞ’nin(koyu yeşil) karşısında bulunan Ahrar-uş Şam öncülüğündeki cephede yer alan muhalif gruplar:
Esad Rejimi – Hizbullah, Rusya, İran ve Şii Milisler
Muhalifler – Ahrar uş-Şam, Şam’ın Fethi Cephesi, ÖSO vb.
PYD/YPG – SDG çatısı altındaki küçük gruplar ve PKK
IŞİD – Örgüte biat eden yerel milis güçler ve aşiretler
Stratejik Ortak olarak Suriye’de son durum ve savaş haritasını Ekim 2017 itibariyle sizler için hazırladık. Rakka, İdlib, Deyri Zor ve Mayadin bölgelerinde çatışmalar devam ediyor.
İdlib’te Türkiye, Rusya ve İran’ın çatışmasızlık bölgeleri planları çerçevesinde Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) militanları operasyon için hazırla bekliyor.
Rakka’da ABD desteğiyle ilerleyen YPG unsurları, Suriye’nin petrol cenneti olarak bilinen Deyri Zor bölgesine operasyon başlattı. Bölgedeki petrol sahalarını ele geçiren örgüt, ülkenin en büyük rafinerilerinden bazılarını kontrolü altına aldı. Esad rejimine bağlı güçler ise şehrin güneyindeki kuşatmayı kırdı.
Rakka’da da YPG unsurları şehrin yüzde 75’inden fazlasını IŞİD’den ele geçirdi. Merkezde sadece stratejik tepeler IŞİD’in kontrolünde bulunuyor.
Suriye’de son durum haritası ise şöyle:
16 Ekim 2017:Suriye ve Irak’taki son durum tek haritada…
Suriye ve Irak’ta son durum haritası (16 Ekim 2017)
1 Ekim 2017:
Suriye son durum haritası – 1 Ekim 2017 (Harita: SuriyeGundemi.com – İdlib son durum)
Suriye ile ilgili geçen ayın bazı önemli başlıkları(yeniden eskiye):
– Tarihte ilk kez bir Suudi Arabistan Kralı Rusya’yı ziyaret etti ve Suriye’de iki ülke arasında (Esad gitmeli önceliği kalkarak) terörle mücadele konusunda anlaşma sağlandı.
– Suriye İnsan Hakları Ağı, Rusya’nın Sriye’de 2. yılını dolduran askeri müdahalesi sonucu en az 5 bin 233 sivilin öldüğünü bildirdi.
– Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, “Suriyeli misafirlerimiz kendileri gitse bile biz onları göndermeyeceğiz, bizim ihtiyacımız var” dedi.
– Suriye’de Fırat Kalkanı Harekatı‘ndaki bölgedeki MEB ve Türk yardım kuruluşlarınca onarılan 450 okulda eğitim 1 Ekim’de başladı.
– 26 ÖSO grubundan oluşan Sultan Murat Tugayı, Nasır ve Milli Ordu grupları birleşme kararı aldı. Genel Başkan Türkmen komutan Fehim İsa oldu.
Fehim İsa
– Hamaslı üst düzey bir yetkilinin 5 yıl sonra ilk kez Suriye’yi ziyaret ettiği ve Şam yönetimiyle temaslarda bulunduğu bildirildi.
– Suriye’de ABD desteğiyle ilerleyen YPG, petrol cenneti olarak bilinen Deyri Zor’daki petrol sahalarını ele geçirmeye başladı. Örgütün bölgedeki ilerleyişi sürüyor.
Deyri Zor haritası: YPG şehrin kuzey kırsalında ilerliyor, rejim güçleri Fırat’ın doğusuna geçti. – 20 Eylül 2017
– Rusya Savunma Bakanlığına göre IŞİD, Suriye’de kendi kontrolündeki toprakların 87’den fazlasını kaybetti.
– Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Irak ve Suriye tezkeresi kabul edildi.
Suriye’de Esad rejimine bağlı güçler, Fırat’ın doğusuna geçti.
– Genelkurmay Başkanı Akar, bir araya geldiği ABD Genelkurmay Başkanı Dunford’a, Türkiye sınırında terör kuşağına izin verilmeyeceğini söyledi.
ABD Genelkurmay Başkanı Dunford ile Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar
– Deyri Zor’daki IŞİD kuşatasını kıran Suriyeli rejim generali, PYD’nin kontrolündeki Kamışlı ve Haseke’de denetimi sağlayacaklarını söyledi.
– Rejim güçlerinin dün Deyri Zor’daki büyük ilerleyişine karşı ABD öncülüğündeki YPG saatler önce şehre operasyon başlattı.
Tarihte ilk defa bir Suudi Arabistan Kralı, Rusya’ya resmî ziyaret gerçekleştirdi. Kral Selman’ı havalimanında Başbakan Yardımcısı Dimitriy Rogozin karşıladı. Kral Selman’a 100 kadar iş adamı da eşlik etti.
İki devletin şimdiye kadar uzlaştığı ana konular şu şekilde:
– İki devlet de Suriye’deki bütün muhalifleri bir çatı altında toplamak istiyor.
– İki devlet de petrol fiyatlarının dengelenmesi konusunda OPEC ve OPEC dışındaki ülkelerce yürütülen çalışmalarda işbirliği yapıyor.
4 gün sürecek olan ziyaret boyunca Vladimir Putin’le de görüşecek olan Kral’ın, petrol piyasası, 3 milyar dolarlık ticari anlaşma ve Ortadoğu ve Kuzey Afrika konularında da anlaşmaları bekleniyor.
Kral Selman’ın ziyaretini ilginç kılan detay ise, ziyaretin Suriye Krizi ve İran’ın nükleer programına dair anlaşmazlıkların ortaya çıktığı zamana denk gelmesi oldu. Ayrıca koalisyon güçlerinin Yemen’de 683 çocuğu öldürmesi yada sakat bırakması nedeniyle, Suudi Arabistan’ın Birleşmiş Milletler kara listesine alınması gündemde.
Suudi Arabistan ile Rusya arasında askeri sistemler için imzalar atıldı
Suudi Arabistan Askeri Sanayi şirketinden yapılan ve resmi haber ajansı SPA’da yer alan haberde, işbirliği anlaşması gereği TOS-1A Füze fırlatıcıları, Kornet-EM Roket fırlatıcıları, AK-103 saldırı tüfeği, S-400 Hava Savunma Sistemlerinin satın alınacağı ifade edildi.