İnsani Yardımda Birinci Ülke: Türkiye

Türkiye gerek jeopolitik konumundan, gerekse toplumsal gelenekleri bakımından dünyada yaşanan acılara ve kıyımlara uzak durmamaktadır. Farklı kıtalarda meydana gelen insani trajedilerde ve zulme sadece uluslararası platformda sesini yükseltmekle kalmayıp, gerçekleştirdiği eylem ve yardımlar ile ‘insan diplomasisi’ konusunda dünyaya öncülük etmektedir. Yazımızda son dönemlerde en çok ses getiren insanlık suçlarının oluştuğu Suriye, Filistin, Somali ve Arakan’da neler yaşandığı ve Türkiye’nin bu olaylar karşısında neler yaptığı incelenecektir.

Türkiye, Gayri Safi Yurtiçi Hasıla bazında dünyada insani yardım birincisi, toplam genel insani yardımda ise ABD’nin ardından gelen ülke konumundadır. Yardımlar yapılırken ise din, dil, ırk ve bölge ayrımı gözetilmemektedir.

Suriye İç Savaşı

Coğrafya olarak en Türkiye’ye en yakında bulunan Suriye’de 2011 yılından bu yana iç savaş devam ediyor. Savaşın bilançosu ise artarak kötüye gidiyor.

-1 milyondan fazla insanın hayatını kaybettiği,

-2 milyondan fazla insanın yaralandığı savaşın ardından

-8 milyonu çocuk 13,5 milyon insan yardıma muhtaç hale geldi.

-Yaşamsal faaliyetlerini devam ettirme imkanı bulamayan 13 milyonun üzerinde insan ise yer değiştirmek ve göç etmek zorunda kaldı.

Suriyeliler için Kilis’te kurulan AFAD mülteci kampı

Türkiye, Suriye ve Suriyeliler için neler yapıyor?

-Suriye’de iç savaşın başlamasının ardından Türkiye’ye sığınan Suriyeli sayısı resmi kaynaklara göre 3,2 milyon. Gayri resmi kaynaklar ise bu sayının 5 milyon civarında olduğunu belirtiyor.

– Türkiye kabul ettiği ‘sığınmacıların tamamının’ eğitim ve sağlık başta olmak üzere tüm yaşamsal ihtiyaçlarını karşılıyor.

Türkiye tarafından Suriyeli sığınmacılar için yapılan harcama 30 milyar dolar civarında,

Türk okullarında yada açılan özel okullarda eğitim gören Suriyeli öğrenci sayısı 510 bin gibi bir rakama ulaştı.

-Türkiye’deki hastanelerde Suriyeli hastalar 26 milyondan fazla kez sağlık hizmeti aldı, resmi kayıtlar altında dünyaya gelen Suriyeli bebek sayısının ise 225 binin üzerinde olduğu biliniyor.

-2016 yılında Halep’ten 45 bin sivilin daha tahliyesini sağladı.

Sınır Ötesinde Türkiye: Fırat Kalkanı Operasyonu ve Bölgedeki Değişim

-24 Ağustos 2016’da başlayan ve 30 Mart 2017’de bittiği duyurulan Fırat Kalkanı Operasyonu ile, Azez-Cerablus-El Bab hattı terör örgütü DEAŞ’tan temizlendi. Bölgede huzur ve güvenin tesisi yeniden sağladı.

https://stratejikortak.com/2017/08/firat-kalkani-harekati.html

-Türkiye’nin kontrolünde savaşta yıkıma uğrayan kentlerde hayat yeniden normale dönmeye başlıyor.

Cerablus kentinde, hastane, okul ve tüm altyapı ve üstyapı çalışmaları yeniden inşa ediliyor.

-Bu gelişme sonrasında ise kente dönüş yapan Suriyeli sayısı 50 bini geçmiş bulunmakta.

Diplomaside Türkiye

-Suriye’de savaşın bitmesi için uluslararası ortamda Suriye meselesi sürekli gündemde tutuldu.

Astana barış görüşmelerinde aktif rol aldı.

Rusya, İran ve Türkiye Astana görüşmelerinin ardından Suriye’de çatışmasızlık bölgesi oluşturmak için garantörlüğü üstlendi.

İdlib operasyonu ile, bölgede barışın temini ve çatışmasızlık ortamının sürmesi için sınır ötesinde de aktif rol almaya devam ediyor.

Filistin-İsrail Çatışmaları

-Filistin 1948 yılından bu yana İsrail işgali altında yaşıyor,

-İsrail’in bu güne kadar 100 bin  ila 200 bin arasında Filistin vatandaşını katlettiği,

5,3 milyondan fazla Filistinliyi ise mülteci durumuna düşürdüğü biliniyor.

-Şuan 1 milyon 850 bin nüfusa sahip Gazze kentinde İsrail saldırıları ve ambargolar devam ediyor. Gazze halkı temel insani ihtiyaçlarını dahi karşılayamayacak durumda.

Türkiye Filistin’de neler yapıyor?

– Türk yardım kuruluşları TİKA, AFAD ve KIZILAY Filistinde koordineli olarak görev alıyor.

Hastaneler ve aşevleri başta olmak üzere tesisler kuruluyor,

– 2008-2017 yılları arasında Filistin’e yapılan yardım 450 milyon dolar civarında

-Sadece bu yıl ramazan ayında 10 bin ton insani yardım ve 15 bin gıda kolisi Filistin’e gönderildi.

Abluka altındaki Gazze’ye 2016 yılında 13,5 tonluk yardım taşıyan  yardım malzemesi gemileri gönderildi.

-Enerji Bakanlığı ve TİKA’nın ortak çalışması sonucunda Gazze’de kamu binalarına elektrik verilmeye başlandı ( hastane, okul,yönetim binaları)

– Ayrıca enerji krizine çözüm olması için 15 bin ton yakıt yardımı yapıldı. (2017)

TİKA Filistin’de

-Gazze’de yaklaşık 2,500 kişinin faydalanabileceği 20 bloktan oluşan konut projesi hayata geçirildi.

– 2014 yılında,  Batı Şeria (Tubas) Türk Hastanesi hizmete girdi. Yıllık 40 bin hastaya sağlık hizmeti verilen hastanede 6,500 ameliyat yapıldı.

-200 yatak kapasiteli ülkenin en büyük ve donanımlı hastanesi olma özelliğine sahip Türkiye-Filistin Dostluk Hastanesi ‘nin inşaatı da bitmek üzere.

Afika’nın Kanayan Yarası: Somali’de neler oluyor?

Türkiye’nin yardım elini uzattığı bir diğer ülke ise Afrika kıtasında yer alan ve 1991’de meşru hükümetin devrilmesiyle iç savaşın ve kaosun baş gösterdiği Somali.

1991’de hükümetin devrilmesinin ardından çıkan otoriter boşluk terör örgütlerinin gelişip yayılmasına neden oldu. 2006 yılından bu yana ülkenin büyük bir bölümü El-Şebab terör örgütü tarafından işgal edilmiş durumda.

https://stratejikortak.com/2017/09/somali-turk-askeri-us.html

-Ülke iç savaş ve terör dışında 2011 yılından bu tarihe kadar da kuraklık ile mücadele vermekte,  halk kıtlık tehlikesiyle karşı karşıya kaldı.

Türkiye Somali’de ne yapıyor?

-Bölgede yaşanan kuraklık ve kıtlıkla mücadele konusunda her türlü yardım ve destek sağlanıyor.

Çökmüş devlet sisteminin yeniden inşa sürecinde aktif rol oynuyor.

-Somali’ye AFAD koordinasyonu ile 456 milyon TL, özel şirketlerin yatırımları ile 100 milyon TL’den fazla yardım yapıldı.

Mogadişu Uluslararası Havalimanı, Türkiye’nin mali desteği ile yenilendi.

-Türkiye’den Somali’ye 2011 yılından bu yana 61 ton yardım ulaştırıldı. Bunun 44 bin tonluk kısmı ise gıda yardımı.

-Somalili öğrenciler devlet bursu ile Türkiye’de eğitim alıyor.

-Türkiye diplomatik ortamda da Somali’yi yalnız bırakmıyor. 2011 yılında Somali’yi ‘Başbakan’ sıfatı ile ziyaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkeye giden ilk üst düzey yetkili isim oldu.

Somali’nin en büyük ihtiyacı : Hastaneler

Somali iç savaş, terör ve kıtlık ile savaşırken aynı zamanda Afrika’nın eskimeyen sorunu olan salgın hastalıklar, çocuk ölümleri ve sağlık sektörünün çöküşü ile de karşı karşıya.

-Türkiye’nin desteği ile Somali’de; 200 yataklı Somali-Türkiye Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Mogadişu Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi ve Deva Uluslararası Eğitim ve Araştırma Hastanesi kuruldu.

Ayrıca Türkiye, “Somali’de devlet kurumlarının yeniden inşası ve işlevsel halini sağlamak, şehirlerin altyapısını yeniden tesis etmek ve ordu ve güvenlik güçlerinin kurulumuna destek vermek” konularında da aktif rol oynuyor.

Arakan’da Yaşananlar

Son dönemlerde yaşanılan vahşetin ivme kazanmasıyla ismini daha çok duymaya başladığımız Arakan’da 1948 yılından bu yana Myanmar ordusu ve Budist milliyetçiler tarafından Müslümanlara baskı yapılıyor.

-Geçtiğimiz Ağustos ayı itibarı ile yoğunlaşan saldırılarda 3 binden fazla Arakan’lı müslüman katledildi, yüz binlerce kişi ise Bangladeş’e kaçmak zorunda kaldı.

Dünya bu trajedi karşısında sınıfta kaldı, BM milletler ve uluslararası güçler yaşanan katliamlar karşısında sessiz kaldı.

Türkiye Arakan için  ne yaptı?

– Türkiye Arakan için katliamlar yoğunlaşmadan önce de   insanı yardımlarını ve kalkınma yardımlarını yapıyordu.

https://stratejikortak.com/2017/08/asyanin-kanayan-yarasi-arakan.html

– Son katliamların ardından ise uluslararası arenada yoğun bir insan diplomasisi trafiği başlatıldı.

İslam İşbirliği Teşkilatı Dönem Başkanı olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan 20’e yakın dünya lideri ile bir araya geldi, ayrıca konuyu BM Genel Kurulu’na da taşıdı.

Yardım Kuruluşlarımız Arakan’da

Son dönemde adından sıkça söz ettiren TİKA, bölgeye giden ilk yabancı yardım kuruluşu oldu.

TİKA, Kızılay, AFAD ve diğer yardım kuruluşlarından bölgeye yoğun yardım başladı.

-Şuan bölgede günde 60 binden fazla insana sıcak yemek dağıtılıyor.

-Bangladeş’e kaçan Arakanlılar için ise 100 bin kişilik bir kamp kurulmuş durumda.

-Arakan’dan kaçan müslümanlara sınırlarını açmak istemeyen Bangladeş’e Türkiye’den şu teklif geldi: “Sınırlarını bu insanlara aç, tüm masraflar bizim tarafımızdan karşılanacak.”

Gülay Kulaklı

StratejikOrtak.com MİSAFİR YAZAR

ABD ile Vize Krizinin Muhtemel Sebepleri

ABD Büyükelçiliği, Türkiye’den yapılan göçmen olmayanların vize başvurularının süresiz olarak askıya alındığını ve durdurulduğu yönünde bir açıklama yaptı. Vize uygulamasının askıya alınmasının kararına ise ‘personel güvenliği’ konusundaki duyulan endişe gerekçe olarak gösterildi.

İki ülke arasında son dönemde yaşanan diplomatik krizler göz önüne alındığında, bu kararın öngörülebilir bir tepki olduğunu düşünsek de, Türkiye-ABD arasında ilk kez vizenin kaldırılmış olması açısından oldukça önemli bir gelişmedir.

ABD Büyükelçiliği tarafından yapılan açıklama: “Türkiye’deki tüm ABD diplomatik misyonlarındaki göçmen olmayan vize hizmetleri askıya alınmıştır.”

ABD Ankara Büyükelçiliği resmi hesabından kamuoyuna duyurulan açıklama

Açıklamada net bir şekilde ifade edilen “göçmen olmayan vize hizmetleri” hangi alanları ifade ediyor?

ABD Ankara Büyükelçiliği resmi internet sitesinden alınan yukarıdaki görselde açık ve net bir şekilde anlaşılmaktadır ki ‘göçmen olmayan vize’ ifadesi ile, ABD’ye Türkiye’den “seyahat, turistik ,diplomatik, askeri, eğitim, sağlık hizmetleri, araştırma ve yayıncılık faaliyetleri, transit geçiş noktası” için vize verilmeyecektir.

ABD Ankara Bükelçiliği resmi sitesinde “Göçmen Olmayanlar”

Gerek basında gerekse sosyal medyada bu duruma tepkiler gecikmedi. Birçok sebep gösterildi. Gösterilen sebepler arasında en yaygın olanları ise geçtiğimiz günlerde tutuklanan FETÖ irtibatlı olduğu düşünülen konsolosluk çalışanının tutuklanması, Türkiye-Rusya-Suriye devletleri arasındaki anlaşmalar ve Türkiye’nin İdlib’e olan askeri operasyonu.

Bu 3 sebep arasında çıkarılan tartışmalara göz atalım.

1- Geçtiğimiz günlerde ABD İstanbul Başkonsolosluğu çalışanı irtibat görevlisi M. T.’nin tutuklanması iki ülke ilişkilerini oldukça germişti. Daha sonrasında konsolosluk tarafından yapılan açıklamaya göre öncesinde M.T.’nin bir suçunun olmadığı ve sonrasında M. T.’nin konsolosluk çalışanı olmadığı iddia edildi. Yaşanılan bu gerginliğin alınan vize kararında etkili olduğu söylenmekte.

2- Türkiye ve Rusya arasında Suriye konusunda anlaşıldığı iddia edilen konulardan ABD’nin rahatsız olduğu yönünde de bilgiler var. Özellikle 15 Temmuz darbe girişiminden sonra Türkiye ile Rusya arasındaki başlayan yakın ilişkilerden rahatsız olan ABD’nin, yine aynı şekilde bu durumdan rahatsız olduğu ve böylesine bir karar aldığı iddialar arasında.

3- Türkiye’nin geçtiğimiz günlerde başlayan İdlib operasyonu ile hemen hemen aynı zamana gelen vize krizi, yine gelen iddialar arasında. Türkiye için stratejik olarak önemli bir konuma sahip olan İdlib, ABD ve YPG teröristleri için de oldukça önemli bir konuma sahip. Vize krizi ile Suriye meselesinin arasında yakın ilişkiler olduğu yine iddialar arasında.

Amerikan kaynaklarından edinilen bilgilere göre, Türkiye’de tutuklanan konsolosluk çalışanlarına ülkede devam eden OHAL nedeni ile ABD’nin konsolosluk hizmeti verememesi, FETÖ soruşturması kapsamında yakalanan ve hapse atılan Amerika vatandaşlarının serbest bırakılmaması ve Türkiye’nin son dönemde Rusya ile artan işbirliği karşısında ABD kanadından farklı sesler yükseliyor.

ABD Ankara Büyükelçiliği

Bunlardan birincisi, ABD’nin müttefiki Türkiye ile ilişkilerini gözden geçirme ve yeniden düzenleme yoluna gidilmesi, müttefik Türkiye ile aradaki buzların eritilerek ikili ilişkilerin ‘olumlu havada’ devam etmesi için diplomatik adımlar atılmasının gerektiğini savunan siyasilerin açıklamaları. İkincisi ise Türkiye-Rusya krizi sırasında ekonomik yaptırım uygulayan Rusya’nın ‘Türkleri dize getirdiğini’ düşünen ve Türkiye’yi ancak yaptırımlar ile ‘yola getirebileceğini’ iddia eden siyasiler.

Bu tartışmaları yapan kişi, kişiler, kurum veya kurumların arasında geçen tartışmaların hepsi veya bir kısmı doğru olabilir. Ancak vize krizinden en çok etkilenenler şüphesiz öğrenciler ve iş adamlarıdır. Yaşanılan krizin ardından yükselişe geçen dolar ise yerel piyasayı daha şimdiden olumsuz etkiledi.

ABD’nin bu yaptırımına karşılık Türkiye cephesinden de ABD vizelerini askıya alma hamlesi geldi. Şuan Ankara-Washington hattında sıkı bir görüşme olduğu, ABD Türkiye Büyükelçisi ve müsteşarının Dışişleri Bakanlığı’na çağırıldığı ve görüşmelerin devam ettiği gelen bilgiler arasında.

[1 Ekim-7 Ekim] Askeri ve Diplomatik Haberlerin Arşivi

1 Ekim ile 7 Ekim arasında gözden kaçan bazı askeri ve diplomatik gelişmeleri “Dünyada neler oldu?” başlığı altında sizler için derledik.

– Suriye’nin İdlib kentine ÖSO grupları tarafından operasyon başlatıldı, TSK sınıra asker ve mühimmat intikali gerçekleştirdi. Mehmetçik, ateşkesi sağlama ve istikrarı koruma amacıyla yakın bir dönemde sınır ötesine geçebilir.

– Cumhurbaşkanı Erdoğan ” Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) İdlib sınırları içinde, Rusya Silahlı Kuvvetleri sınırların dışında görev yapacak” dedi.

Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçleri, Yemen’deki insan hakları ihlalleri ile “yaklaşık 700 çocuğun ölümüne ve sakatlanmasına neden olduğu” gerekçesiyle Birleşmiş Milletlerin (BM) kara liste taslağına dahil edildi.

– ABD’nin Las Vegas kentinde tarihinin en kanlı silahlı saldırılarından biri gerçekleştirildi 60 ölü ve 500 civarında yaralının olduğu bildirildi.

– Irak ordusu Kerkük’e bağlı Havice ilçesinin merkezini DEAŞ’tan kurtarma operasyonu başarıyla tamamladı.

– Cumhurbaşkanı Erdoğan İran’a gitti, Ruhani ile görüşmeden yeni anlaşmalar çıktı. IKBY’nin referandumunun gayrimeşru olduğu vurgulandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İran’lı lider Ruhani ile birlikte

– Kuveyt’in Irak’tan alacağı savaş tazminatının bir kısmına karşılık, ülkeye doğalgaz ihraç edilmesi teklifini onayladığı bildirildi.

– Suudi Arabistan Kralı Selman ve Rus lider Vladimir Putin bir araya geldi, Afrika ve Ortadoğu’daki sorunların yanı sıra S-400 füze savunma sistemlerini de görüştü.

– ABD Genelkurmay Başkanı Joseph Dunford, Pakistan Servislerarası İstihbarat’ın (ISI) terörist gruplarla bağlantıları olduğunu iddia etti.

– Irak Eski Cumhurbaşkanı ve KYB Genel Sekreteri Talabani, tedavi gördüğü Almanya’da 84 yaşında hayatını kaybetti.

Celal Talabani

– Filistin’de tarihi anlar yaşandı : Hamas Gazze’deki tüm yetkilerini Filistin’e devrediyor.

– Şii lider Sistani’nin Kuzey Irak lideri Barzani’ye yaptığı çağrı sonucu Irak hükümetinin Bağdat yönetimi ile müzakerelere açık olduğu belirtildi.

– Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, İranlı mevkiidaşı Muhammed Bakiri’nin davetlisi olarak İran’a gitti.

– Koalisyon güçlerinin Deyr ez Zor’daki hava saldırılarında 12 sivilin hayatını kaybettiği belirtildi.

– Barzani referandum sonrası yaptığı ilk açıklamada “Artık ölebilirim, bunu hissediyorum” şeklinde bir açıklamada bulundu.

– Merkel koalisyon hükümeti için Hür Demokratlar ve Yeşiller ile görüşme yapacağını bildirdi.

– Suudi Arabistan prensi, Rusya’ya uygulanan yaptırımların kaldırılması gerektiğini savundu.

– AB Komiseri Oettinger : “Avrupa’nın merkezinde iç savaş çıkabilir.”

– Alman aşırı sağcı parti AfD’nin lideri Meuthen, Katalonya’nın bağımsızlık kazanması durumunda Avrupa’da bir domino etkisi yaratabileceğinden endişe duyduğunu belirtti.

– Hollanda’da çalışma koşulları ve maaşların düzenlenmesini talep eden öğretmenler bir gün grev yaptı.

– Fransa’da Emanuel Macron ile görüşen Irak Başbakanı İbadi peşmergeye, Irak ordusu ile işbirliği yapma çağrısında bulundu.

– Alman ordusunun İncirik Üssü’nden taşınma işlemi sona erdi.

– Macaristan Dışişleri Bakanı Peter Szijjarto,  2019 yılı itibarıyla Türk Akımı’nın ikinci kolu üzerinden Rus gazı satın almayı planladıklarını açıkladı.

– Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde görev yapacak yeni Türk yargıcın seçimi için, Türk hükümeti tarafından AİHM’ye gönderilen liste ‘yetersiz bulunduğu nedeni’ ile reddedildi.

– İspanya Kralı Felipe’den Katalon Özerk Bölgesine: “Yasaları sistematik bir şekilde çiğnediniz!” Katalon Özerk Bölgesi lideri Puidgemont: “Birkaç güne kadar bağımsızlığı ilan edeceğiz!”

Bağımsızlık isteyen Katalanlar’ın yürüyüşü

– Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Alman Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel ile telefonda görüştü.

–  Kuzey Irak’tan Katalonya bağımsızlık referandumuna destek: “Milli iradeye saygı duyulmalı”.

–  Almanya’da Doğu ve Batı’nın birleşmesinin 27. yıl dönümü kutlandı.

–  Yunanistan’da gazeteciler sosyal fonların yetersizliği nedeni ile protestolara başladı.

İngiltere Dışişleri Eski Bakanı Jack Straw, Kıbrıs’ta iki toplum temelinde tek bir devletin kurulması amacıyla yürütülen birleşme görüşmeleri ‘saçmalığına’ bir son verilmesi gerektiğini ve ihtilafın çözümünün bölünmeden geçtiğini yazdı.

– Alman havayolu şirketi Lufthansa ve Avusturya firması Austrian Airlines IKBY’de Erbil’e olan uçuşlarını geçici bir süre için durdurduklarını açıkladılar.

– La Liga’nın güçlü Katalon ekibi Barcelona da bağımsızlık yanlısı girişimleri desteklediğini ve bağımsızlık ilan edilirse ligi bırakıp bırakmayacaklarına karar verileceğini açıklarken, Rusya’dan ilginç bir teklif geldi: “Rus Liginde futbol oynamak isterseniz seve seve kabul ederiz.”

Fransa’da kundaklama olduğu ihtimali olan yangında 3’ü Türk 5 kişi hayatını kaybetti.

– İspanyol yetkililer Katalonya’nın bağımsızlığını engellemek için tüm hukuki yetkilerini kullanacaklarını belirttiler.

– Katalonya Özerk Yönetimi lideri Puigdemont yaptığı açıklamalarda, Katalonya’nın bağımsız devlet olma hakkını kazandığını, artık bu meselenin bir iç mesele değil uluslararası mesele haline geldiğini, İspanya Kralı’nın milyonlarca Katalon’u yok saydığını belirtti ve Avrupa’ya şu şekilde seslendi ‘Eğer polis şiddeti Türkiye’de olsaydı tepki gösterirdiniz!’

– Fransa’nın Marsilya kenditinde bir tren garında bıçaklı saldırı sonucu iki kişi hayatını kaybetti, saldırı DEAŞ tarafından üstlenildi.

– İngiltere Dışişleri Bakanı Boris Johnson : “Anladığım kadarıyla İspanya’da yapılan referandum yasal değil.”

– İngiliz basını, Rusya’nın geliştirmekte olduğu radyoelektronik silah hakkında ‘nükleer silahtan daha tehlikeli’ yorumunu yaparak, dünyanın tehdit altında olduğunu iddia etti.

– İspanya’nın Katalonya Bölgesinde yapılan bağımsızlık referandumunun bilançosu : Sandıklar kapatıldı, 10.000 polis gücü bölgeye takviye gönderildi, 850 kişiden fazla yaralının olduğu bildirildi. Katalonya hükümeti sosyal medya üzerinden açıkladığı sonuçlarda %90 evet oyu çıktığını belirtti.

– Kuzey Kıbrıs Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu ABD’ye ziyarette bulundu. Türkiye’ye bağlı özerk bir cumhuriyet seçeneğinden bahseden Ertuğruloğlu, ‘Fransa-Monaco veya İngiltere-Cebelitarık modeli gibi bir yapı’ ifadesini kullandı.

Birleşmiş Milletler’den başarısız bir operasyon daha : 13 yıldır siyasi istikrarsızlığın ve felaketlerin devam ettiği Haiti’den geri çekiliyor.

– Venezüella Devlet Başkanı Maduro Türkiye’de :TBMM Başkanı İsmail Kahraman ile görüşmesinin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yapacağı görüşmede iki ülke ilişkilerinin ele alınacağı, bölgesel ve uluslararası sorunlar hakkında görüş alış-verişinde bulunulacağı bildirildi.

– Putin için ‘yeni dünyanın lideri’ sözlerini kullanan ve verdiği destek için teşekkürlerini sunan Venezüella Devlet Başkanı Maduro , ABD Başkanı Trump’ı sert bir dille eleştirmeye devam ederek, ‘coğrafya ve tarih bilgisinin çok zayıf olduğunu’ belirtti.

Venezüella Devlet Başkanı Maduro- Rus Lider Putin

– Kolombiya hükümeti ile Ulusal Kurtuluş Ordusu arasında eylül ayında imzalanmış olan anlaşma yürürlüğe girdi.

– Rus milletvekili Anton Morozov : “Kim Jong-un, ABD’nin batı kıyılarını vurabilecek bir füze denemesine hazırlanıyor” dedi.

– Pakistan’da Şii’lere yönelik bir saldırı düzenlendi. 20 kişinin öldüğü, 28’den fazla kişinin yaralandığı saldırıyı terör örgütü DEAŞ üstlendi.

– Ermenistan Parlamentosu, muhaliflerden oluşan ‘Yelk Koalisyonu’ tarafından meclise getirilen Avrupa Ekonomik Birliği’nden ayrılma talebini reddetti.

– Putin : “Kuzey Kore’yi vurmak mümkün fakat sonuçları tahmin edilebilir değil”.

Çin’de çalışan Kuzey Kore vatandaşları, Birleşmiş Milletler Genel Konseyince alınan kararların ardından uygulanan yaptırımlardan ve çalışma izni alamama nedeni ile ülkelerine geri dönmeye başladılar.

– Dünyada en fazla müslüman nüfusun bulunduğu ülkelerden biri olan Endonezya’da çok eşlilik için bir ‘arkadaş bulma uygulaması’ piyasaya sürüldü. Popüler arkadaş bulma sitesi Tinder ile çok benzediği söylenen bu uygulamanın, 1 haftada yaklaşık 60 bin kere indirildiği belirtildi.

Kral Selman’ın Rusya’yı ziyareti ve Putin

– 2014 yılında Kuala Lumpur’dan Pekin’e düzenlenen sefer sırasında kaybolan Malezya Hava yollarına ait uçağın hala bulunamamış olması Avusturalyalı araştırmacılar tarafından ‘bu çağda ve bu teknolojide akıl almaz bir durum’ olarak değerlendirildi.

– Mısır’dan gelen açıklamaya göre, Kuzey Kore’den gelen bir gemi Süveyş Kanalına girmeden önce durdurulup, içindeki tanksavar mermi yükü imha edildi.

– Çin’de ultra yüksek frekanslı dalgalar kullanan terahertz (T-radar) testleri yapıldığı belirtildi. T-radar, ‘herşeyi gören radar’ olarak anılıyor.

– Bangladeş yönetimi, Arakan bölgesinden saldırıya uğrayarak kaçmak müslümanların Myanmar tarafından geri alınmasını istedi.

– Çin’de Hong Kong Özel İdari Bölgesi’nde bağımsızlık yanlıları, hapisteki siyasi aktivistlere destek vermek için gösteri düzenledi.

– ABD Başkanı Donald Trump, Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’un Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ile iletişime geçmesini eleştirerek: “Tillerson, Küçük Roket Adam ile görüşerek boşuna vakit harcıyor, gereken neyse yapacağız” dedi.

– Çin, AB’nin yeni sahibi mi oluyor? : Alman merkezli Mercator Çin Araştırmaları Enstitüsü (MERICS) tarafından yapılan araştırmaya göre Çin, 2000 yılından bu yana Avrupa Birliği ülkelerine 100 milyar euroluk doğrudan yatırım gerçekleştirdi.

Çin’in AB ekonomisini elinde tuttuğunu gösteren bir karikatür

– Nijer’de ABD-Nijer ortak askeri konvoyun geçişi sırasında silahlı saldırı düzenlendi, saldırıda 4 ABD askeri ve 5 Nijer askeri hayatını kaybetti.

– Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH), İngiltere Dışişleri Bakanı Boris Johnson’ın Libya’nın Sirte kentinin ‘yeni bir Dubai’ olması için ‘tek yapılması gerekenin cesetleri ortadan kaldırmak’ olduğunu söylemesine tepki gösterdi ve konuya açıklık getirilmesi çağrısında bulundu.

– Sudan’da siyasi partiler ve silahlı gruplar ABD’nin 20 yıldır uyguladığı yaptırımları kaldırma çağrısında bulundu. ABD, Sudan’a uygulanan yaptırımların kaldırıldığını duyurdu.

– Libya’da adliye binasına yapılan, üç kişinin hayatını kaybetmesiyle ve onlarca kişinin yaralanmasıyla son bulan bombalı saldırıyı DEAŞ üstlendi.

Kamerun’lu Anglofonlar güvenlik güçleri tarafından gözaltına alınıyor.

– Kamerun’un İngilizce konuşulan Anglofon Bölgesi’nde yaşayan ayrılıkçı gruplar sembolik bir bağımsızlık ilan etti. Polis güçlerinin verdiği karşılıkta en az 7 kişinin öldüğü belirtiliyor.

Kaynak: StratejikOrtak.com , Sputnik News, BBC World

İdlib’in Önemi: TSK neden İdlib’de?

Geçtiğimiz haftalarda Türkiye, İran ve Rusya arasında Suriye’de çatışmasızlık bölgesi hakkında Astana’da anlaşmaya varılmıştı ve bu anlaşma kapsamında Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) bir süredir güney sınırına asker ve mühimmat sevkiyatına devam etmekteydi. Eylül ayının ortalarında operasyonun sinyalleri TSK tarafından verilmişti ve Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) birliklerine “İdlib için hazır olun” açıklaması yapılmıştı. Dün akşam saatleri itibarı ile ÖSO’nun Türkiye üzerinden İdlib’e girdiği ve ilerlemeye başladığı bildirildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaptığı açıklama sonrasında hareketlenmeye başlayan bölgede Rusya ile varılan anlaşmanın uygulama safhasına geçildiği belirtiliyor.

Suriye Haritası

TSK İdlib’de Ne Yapacak?

Türkiye, Rusya ve İran’la vardığı Astana anlaşmasınca Suriye’nin İdlib kentinde ateşkesi sağlama ve korumakla yükümlü.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin İdlib’teki rolünün ‘gerilimi azaltma’ olduğu belirtiliyor. Rejim güçleri ve yerel askeri unsurlar arasında sağlanan ateşkesin daha kalıcı ve güçlü olmasını sağlamayı görevini üstlenen Türk askeri, bölgede kontrol ve gözlem noktaları oluşturacak.

Akıllardaki Soru : Harekatı Kim Düzenliyor, Kime Karşı?

Türk askerinin harekat değil bölgeye intikal gerçekleştirdiği konusuna özellikle dikkat çekiliyor.

İntikalin sonrasında ve sırasında rejim güçleri veya bölgedeki yerel unsurlar ile TSK arasında bir çatışma hedeflenmediği açıklandı. Yerel unsurlardan ÖSO, TSK kontrolünde bölgede operasyonlara başlamış durumda.

Türk Silahlı Kuvvetlerine ait tanklar ve askeri personel

Bölgeye Geçiş İçin Ne Bekleniyor?

Bölgeye intikalin sorunsuz gerçekleşmesi ve tamamlanması için bölgenin nabzı kontrol ediliyor. Bölgedeki yerel silahlı unsurların durumları ve pozisyonları değerlendiriliyor.

İdlib’te şuan çok sayıda muhalif ve rejim karşıtı silahlı grup bulunuyor. Bu unsurların ise bölgeye ÖSO’nun gelişinden rahatsız olduğu ve çatışma çıkabileceği endişesi var. İdlib’e TSK’nın intikali için bölge güvenliğinin sağlanmış olması gerekiyor.

İdlib’in Önemi Nedir?

İdlib için Astana’dan çıkan ateşkes durumu korunamaz ise, Esed rejiminin, İran destekli grupların ve Rusya’nın bölgede yeni bir şiddet dalgası oluşturmasına kesin gözüyle bakılıyor.

Suriye’de yaşanan iç savaş sırasında en çok acı ve yıkımın en çok yaşandığı kentlerden biri de İdlib olmakla birlikte, savaşın daha şiddetli yaşandığı iç bölgelerden İdlib’e milyonlarca insan göç etti. İdlib’de çatışmaların yükselmesi ve ateşkesin bozulması durumunda Türkiye’ye yeni bir göç dalgası oluşturacağı düşünülüyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İdlib’de bir çatışma olması halinde savaştan kaçacak olan insanlara kapılarımızın açık olduğunu belirtmesiyle birlikte, TSK’nın İdlib’de oluşturacağı güvenlik koridoru nedeni ile büyük bir göç dalgasının önüne geçmesi planlanıyor.

İdlib-PKK/PYD İlişkisinin Boyutu Nedir?

İdlib’in kuzeydoğu sınırında yer alan Halep’e bağlı Afrin ilçesi, 2011 yılından bu yana PYD/PKK terör örgütünün elinde bulunuyor.

Irak’tan başlayıp Akdeniz’e uzanan bir koridor açma niyetindeki PYD’nin bu amacını gerçekleştirmesi için İdlib’in bir bölümü almak zorunda. TSK ‘nın bölgede olması, PYD/PKK terör örgütünün Afrin’den İdlib’e yayılmasını engellemeyi amaçlıyor.

Gülay Kulaklı

StratejikOrtak.com MİSAFİR YAZAR

https://stratejikortak.com/2017/10/idlip-son-durum-harita.html

İdlib Son Durum Haritası: İdlib Nerede?

Suriye’nin kuzeybatısında bulunan İdlib, Suriye’nin sahil şehri Tarsus ve Lazkiye’nin doğusunda, Halep’in batısında başkent Şam’ın ise kuzeyinde yer alıyor. Hatay iline komşu olan İdlib, stratejik konumuyla dikkat çekiyor. Suriye İç Savaşı’ndan önce ülkenin tarım merkezlerinden biri olarak öne çıkan şehrin ekonomisi de tarıma dayalı.

Mart 2015’de Ahraru’ş Şam, Nusra Cephesi, Aksa Askerleri (Cundu’l-Aksa), Sunne Ordusu (Ceyşu’s-Sunne), Feyleku’ş-Şam ve Hak Tugayı (Livau’l- Hak)’tan oluşan Fetih Ordusu koalisyonu tarafından 4 gün süren çatışmalar sonucu ele geçirilen İdlib Suriye’de muhaliflerin kontrolündeki en büyük toprak parçası olarak öne çıkıyor.

Eski adı Nusra Cephesi (El Nusra) olan Şam’ın Fethi Cephesi (ŞFC) başta olmak üzere bir çok grubun birleşmesi sonucu oluşan Şam’ı Özgürleştirme Heyeti [Heyetu Tahriru’ş Şam (HTŞ)] ile Ahraru’ş Şam, ÖSO gibi diğer büyük muhalif grupların ortak kontrol ettiği İdlib’te Ocak ayında yaşanan büyük bölünme sonrası yeni haritada ortaya çıktı.

CANLI SAVAŞ HARİTASI

07 Ekim 2017: Türkiye destekli muhalifler İdlib sınırında. Rusya’nın havadan destek vereceği iddia edilen İdlip operasyonunda son durum haritası:

İdlib’de son durum haritası – Harita: SuriyeGundemi.com – (7 Ekim 2017)

https://stratejikortak.com/2017/10/idlib-operasyonu-harita.html

İdlib’te HTŞ’nin ve Ahrar öncülüğündeki diğer grupların kontrol ettiği bölgeler ile birlikte Rusya’nın askeri üs ve hava üslerinin gösterildiği harita şöyle:

Temmuz 2017 harita…

İdlib’te son durum haritası (2017)

Birbirlerine karşı cephe alan HTŞ’nin(koyu yeşil) karşısında bulunan Ahrar-uş Şam öncülüğündeki cephede yer alan muhalif gruplar:

İdlib’te yer alan muhalif gruplar

Kaynak: StratejikOrtak.com

Suriye Son Durum Haritası (Ekim 2017)

Suriye’de Taraflar
Esad Rejimi  – Hizbullah, Rusya, İran ve Şii Milisler
Muhalifler – Ahrar uş-Şam, Şam’ın Fethi Cephesi, ÖSO vb.
PYD/YPG  – SDG çatısı altındaki küçük gruplar ve PKK
IŞİD – Örgüte biat eden yerel milis güçler ve aşiretler

Stratejik Ortak olarak Suriye’de son durum ve savaş haritasını Ekim 2017 itibariyle sizler için hazırladık. Rakka, İdlib, Deyri Zor ve Mayadin bölgelerinde çatışmalar devam ediyor.

İdlib’te Türkiye, Rusya ve İran’ın çatışmasızlık bölgeleri planları çerçevesinde Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) militanları operasyon için hazırla bekliyor.

Rakka’da ABD desteğiyle ilerleyen YPG unsurları, Suriye’nin petrol cenneti olarak bilinen Deyri Zor bölgesine operasyon başlattı. Bölgedeki petrol sahalarını ele geçiren örgüt, ülkenin en büyük rafinerilerinden bazılarını kontrolü altına aldı. Esad rejimine bağlı güçler ise şehrin güneyindeki kuşatmayı kırdı.

Rakka’da da YPG unsurları şehrin yüzde 75’inden fazlasını IŞİD’den ele geçirdi. Merkezde sadece stratejik tepeler IŞİD’in kontrolünde bulunuyor.

Suriye’de son durum haritası ise şöyle:

16 Ekim 2017: Suriye ve Irak’taki son durum tek haritada…

Suriye ve Irak’ta son durum haritası (16 Ekim 2017)

1 Ekim 2017:

Suriye son durum haritası – 1 Ekim 2017 (Harita: SuriyeGundemi.com – İdlib son durum)

Suriye ile ilgili geçen ayın bazı önemli başlıkları(yeniden eskiye):

– Tarihte ilk kez bir Suudi Arabistan Kralı Rusya’yı ziyaret etti ve Suriye’de iki ülke arasında (Esad gitmeli önceliği kalkarak) terörle mücadele konusunda anlaşma sağlandı.

– Suriye İnsan Hakları Ağı, Rusya’nın Sriye’de 2. yılını dolduran askeri müdahalesi sonucu en az 5 bin 233 sivilin öldüğünü bildirdi.

– Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, “Suriyeli misafirlerimiz kendileri gitse bile biz onları göndermeyeceğiz, bizim ihtiyacımız var” dedi.

– Suriye’de Fırat Kalkanı Harekatı‘ndaki bölgedeki MEB ve Türk yardım kuruluşlarınca onarılan 450 okulda eğitim 1 Ekim’de başladı.

– 26 ÖSO grubundan oluşan Sultan Murat Tugayı, Nasır ve Milli Ordu grupları birleşme kararı aldı. Genel Başkan Türkmen komutan Fehim İsa oldu.

Fehim İsa

– Hamaslı üst düzey bir yetkilinin 5 yıl sonra ilk kez Suriye’yi ziyaret ettiği ve Şam yönetimiyle temaslarda bulunduğu bildirildi.

– PYD’li komutanlardan Mazlum Kobane, “ABD’nin Suriye’de kalmasını istiyoruz, SDG’yi (PKK’nın çatı örgütü) beraber kurduk.” dedi.

– Suriye’de ABD desteğiyle ilerleyen YPG, petrol cenneti olarak bilinen Deyri Zor’daki petrol sahalarını ele geçirmeye başladı. Örgütün bölgedeki ilerleyişi sürüyor.

Deyri Zor haritası: YPG şehrin kuzey kırsalında ilerliyor, rejim güçleri Fırat’ın doğusuna geçti. – 20 Eylül 2017

– Rusya Savunma Bakanlığına göre IŞİD, Suriye’de kendi kontrolündeki toprakların 87’den fazlasını kaybetti.

– Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Irak ve Suriye tezkeresi kabul edildi.
Suriye’de Esad rejimine bağlı güçler, Fırat’ın doğusuna geçti.

– Genelkurmay Başkanı Akar, bir araya geldiği ABD Genelkurmay Başkanı Dunford’a, Türkiye sınırında terör kuşağına izin verilmeyeceğini söyledi.

ABD Genelkurmay Başkanı Dunford ile Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar

– Deyri Zor’daki IŞİD kuşatasını kıran Suriyeli rejim generali, PYD’nin kontrolündeki Kamışlı ve Haseke’de denetimi sağlayacaklarını söyledi.

– Rejim güçlerinin dün Deyri Zor’daki büyük ilerleyişine karşı ABD öncülüğündeki YPG saatler önce şehre operasyon başlattı.

Tarihte İlk: Suudi Arabistan Kralı Rusya’da

Tarihte ilk defa bir Suudi Arabistan Kralı, Rusya’ya resmî ziyaret gerçekleştirdi. Kral Selman’ı havalimanında Başbakan Yardımcısı Dimitriy Rogozin karşıladı. Kral Selman’a 100 kadar iş adamı da eşlik etti.

İki devletin şimdiye kadar uzlaştığı ana konular şu şekilde:

– İki devlet de Suriye’deki bütün muhalifleri bir çatı altında toplamak istiyor.

– İki devlet de petrol fiyatlarının dengelenmesi konusunda OPEC ve OPEC dışındaki ülkelerce yürütülen çalışmalarda işbirliği yapıyor.

4 gün sürecek olan ziyaret boyunca Vladimir Putin’le de görüşecek olan Kral’ın, petrol piyasası, 3 milyar dolarlık ticari anlaşma ve Ortadoğu ve Kuzey Afrika konularında da anlaşmaları bekleniyor.

Kral Selman’ın ziyaretini ilginç kılan detay ise, ziyaretin Suriye Krizi ve İran’ın nükleer programına dair anlaşmazlıkların ortaya çıktığı zamana denk gelmesi oldu. Ayrıca koalisyon güçlerinin Yemen’de 683 çocuğu öldürmesi yada sakat bırakması nedeniyle, Suudi Arabistan’ın Birleşmiş Milletler kara listesine alınması gündemde.

Suudi Arabistan ile Rusya arasında askeri sistemler için imzalar atıldı

Suudi Arabistan Askeri Sanayi şirketinden yapılan ve resmi haber ajansı SPA’da yer alan haberde, işbirliği anlaşması gereği TOS-1A Füze fırlatıcıları, Kornet-EM Roket fırlatıcıları, AK-103 saldırı tüfeği, S-400 Hava Savunma Sistemlerinin satın alınacağı ifade edildi.

Kaynak: StratejikOrtak.com

https://stratejikortak.com/2017/04/s-400-hava-savunma-fuzeleri-ise-yariyor-mu.html

Hollanda ‘da Kurulamayan Hükümet: ‘Aşırı Sağcılık’

2017 yılı Avrupa Birliği üyesi Hollanda için tabiri caizse “seçim yılı” olarak geçti.  Geçtiğimiz Mart ayında genel seçim için sandık başına giden Hollanda, Nisan ayında da anayasa referandumu için oy kullandı. 15 Mart 2017 tarihinde yapılan genel seçimin ardından 7 ay gibi bir süre geçmesine rağmen ise henüz hükümet kurulabilmiş değil.

Uzman görüşlerine göre Hollanda’da yaşanan bu açmazın nedeni ise ‘Avrupa’da yükselen mikro-milliyetçilik’ kavramının, aşırı sağın en güçlü olduğu ülke olan Hollanda seçimlerinde en belirleyici rol almasıdır. Üstelik seçmenlerin genel refleksinin aşırı sağ ve ırkçılığa evrilmiş olması, sadece ırkçı partilerin değil diğer partilerin söylemlerine de yansıdığını görüyoruz. Siyasilerin söylemlerinin aşırı sağa hizmet etmesi nedeniyle de ‘aşırı sağcılık toplumda meşru hale geliyor’.

The Economist dergisinde yayınlanan “Right” ( Sağ/Doğru) temalı karikatür,(Her yol sağcılık!)

Seçim Öncesi Yükselen ‘Türkiye’ Karşıtlığı

Seçim öncesi Hollanda’da yapılan propagandalarında açık bir şekilde Türkiye karşıtı söylemler tırmanışa geçmişti. İlk olarak 16 Nisan Referandum çalışmaları için Hollanda’da yaşayan seçmen ile bir araya gelmek isteyen Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun uçağına iniş izni verilmedi, daha sonra ise yine referandum çalışmaları kapsamında Hollanda’ya giden Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşe Betül Sayan Kaya, ‘persona non grata’ (istenmeyen kişi) ilan edilerek sınır dışı edildi. Daha sonra ise, dönem iktidarının önemli ortağı Liberal Sağ Parti lideri Zijlstra, ‘Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı lider olarak gören tüm Türklere ‘Ülkenize geri dönün!’ şeklinde bir açıklamada bulundu.

Hollanda Seçiminin Sonuçları ve Kurulamayan Hükümet

Hollanda’da seçim propagandaları tüm partiler tarafından, İslam karşıtlığı (İslamafobi), yabancı düşmanlığı (özellikle mülteciler) ve Türkiye aleyhtarlığı ekseninde yürütüldü. Fakat sandıktan çıkan sonuç, bir partinin hükümet kurmasına imkan vermedi. Seçim sonuçlarına göre hükümetin kurulması için en az 4 partinin koalisyon hükümeti kurması gerekiyor.

Hollanda’da siyasi partiler ve aldıkları oy oranları//Kaynak: BBC

Özgürlük ve Demokrasi için Halk Partisi (VVD) ve lideri Mark Rutte’de diğer tüm partiler gibi aşırı sağdan oy almak için popülist söylemlerde bulunmasına rağmen oy kaybı yaşadı ve parlamentoda 8 milletvekili temsilini kaybetti. Özgürlük Partisi’nin  (PVV) ise vekil sayısını 5 artırdığı görüldü.

 

Partiler ve liderleri//Kaynak: BBC

Oylar arasındaki bu değişim ise Avrupa ve İslam dünyası tarafından endişe ile karşılanıyor çünkü PVV’nin savunduğu görüşlerden bazıları ;

“Kur’an-ı Kerim’in yasaklanması, başörtüsünün kamusal alanda yasaklanması, tüm İslami okulların kapatılarak İslami eğitimin yasaklanması, AB’ye yeni üye olan ülkelerden ve İslam ülkelerinden göçmen alımının durdurulması, Türkiye ‘nin NATO ‘dan çıkarılması, Hollanda’nın AB’den ayrılması, Hollandalıların etnik kökenlerinin kaydedilmesi ve suç işleyen yabancı ülke vatandaşlarının ve çifte vatandaşlık sahibi kişilerin sınır dışı edilmesi” gibi aşırı sağdan ırkçılık eksenine kayan politikalar içermekte.

Mikro-milliyetçilik ve aşırı sağcılık, Avrupa’nın başlıca sorunu hale gelmeye başlıyor şeklinde nitelendirilen bu seçim sonuçlarının ardından, Almanya’da gerçekleştirilen seçimlerin de aynı etki-tepki mekanizması gözlemleniyor.

Gülay Kulaklı

StratejikOrtak.com MİSAFİR YAZAR

 

Türkiye ile İran Arasında İmzalanan 4 Anlaşma

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin daveti üzerine İran’ın başketi Tahran’a giden Cumhurbaşkanı Erdoğan resmi tören ile karşılandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde gerçekleşen Türk heyetinde, Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli’den Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Müsteşarı Hakan Fidan’a kadar birçok isim yer aldı.

Mevkidaşı ile birlikte ortak basın toplantısı düzenleyen Erdoğan, iki ülke ilişkilerine yönelik bazı açıklamalarda bulundu.

Daha önce belirlenen 30 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefinin 10 milyar dolarda kaldığını söyleyen Erdoğan, “Dördüncü yüksek düzeyli strateji konseyi de 30 milyar dolarlık bu hedef gündemimizin ana belirleyici maddesi oldu. Enerjiden turizme, karayolu taşımacılığına, savunma sanayine varana kadar her türlü konuda arkadaşlarımızı teşvik ettik.” ifadelerini kullandı.

Görüşmelerin ana gündem maddesi Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ndeki (IKBY) referandum ve Suriye’deki gelişmeler olsa da, İran ile Türkiye arasında 4 anlaşma gerçekleşti. Bunlar şöyle:

– Gerçekleştirilen törende Türkiye Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile İran Ekonomik İşler ve Maliye Bakanlığı arasında Mutakabat Zaptı imzalandı.

  • Artık İki ülke arasındaki ticaret milli para birimiyle gerçekleştirilecek.
  • Yarından itibaren ise İran ile olan iki gümrük kapısı 24 saat çalışmaya başlayacak. Yapımına devam edilen İran ile Türkiye arasındaki gümrük kapısı ise açıldıktan sonra 24 saat hizmet verecek.

– Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası ile İran Merkez Bankası arasında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptına ise Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya ve İran Merkez Bankası Başkanı Valiollah Seyf imza koydu.

– TRT ile İran İslam Cumhuriyeti Yayın Kurumu (IRIB) arasında Mutabakat Zaptı imzalandı.

– Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü ile İran Milli Kütüphane Arşivleri arasında işbirliği programına yönelik anlaşma imzalandı.

Görüşmelerde iki ülkenin Kuzey Irak yönetimine karşı alınacak ortak tedbirleri de görüştüğü bildirildi.

Genelkurmay Başkanı Orgenral Hulusi Akar, iki gün önce İran’a gitmiş, İran Genelkurmay Başkanı Bakıri ve Cumhurbaşkanı Ruhani ile görüşmüştü.

Kaynak: StratejikOrtak.com

Hayatını kaybeden Celal Talabani Kimdir?

Eski Irak Cumhurbaşkanı ve Kürdistan Yurtseverler Birliği Genel Sekreteri Celal Talabani, tedavi için gittiği Almanya’da hayatını kaybetti.

84 yaşında vefat eden Celal Talabani’nin siyasi hayatı kısaca şöyle:

Lise yıllarında KDP’nin lise teşkilatlanmasını kurdu ve teşkilatın başkanı oldu. Mesut Barzani’nin babası Mustafa Barzani tarafından, 1950’li yıllarda hukuk öğrenimi için Suriye’ye gönderildi. Irak’a döndükten sonra KDP ile yakın ilişkilere girdi. Turgut Özal döneminde Kuzey Irak-Türkiye ilişkilerinde önemli rol oynadı. Mesut Barzani ile yakınlığıyla tanınan Talabani, Almanya’da Rüdaw’ın muhabirliğini yapıyordu.

ABD’nin Irak’ı işgalinde ve Saddam’ın yakalanıp idam edilmesinde diğer Kürt unsurları gibi Talabani’nin de büyük rolü vardı. İşgalden sonra siyaset yıldızı parlayan Talabani, Irak meclisi tarafından ilk Arap olmayan Cumhurbaşkanı seçildi. Cumhurbaşkanlığı görevi 2 dönem sürdü.

18 Aralık 2012’de Mesut Barzani’yle görüşmek için Bağdat’a gelen Celal Talabani, zaten hasta olduğu için beyin kanaması geçirdi. Almanya’da yoğun fizyoterapi gören Talabani, yaklaşık 2 yıl sonra Süleymaniye’ye kaldırıldı. En son geçtiğimiz temmuz ayında Tahran’a ziyarette bulunan lider, bugün hayatını kaybetti.

https://stratejikortak.com/2017/06/ikby-bagimsizlik-referandumu.html

Yaşlı Katalanların Milliyetçiliği ve Bağımsızlık Referandumu

Avrupa’nın hemen hemen her yerinde milliyetçi duygular yaşlılarda daha kuvvetli iken gençlerde enternasyonal fikirler daha kuvvetli. Yani Türkiye’deki durumun tam tersi. Bunu Birleşik Krallıktaki Brexit referandumunda da görmüştük. Brexit referandumu sonrasındaki protestolar da gençler “ihtiyarlar giderayak son kazıklarını attı” diye tepki gösteriyorlardı.

Avrupa genelinde yaşlıların gençlere göre daha milliyetçi ve muhafazakar olmasının sebebi kuşkusuz 2. dünya savaşı kafası ve hemen sonrasında ki soğuk savaş zihniyetinin sürebilmesi. Fakat sevindirici haber şu ki; baby bum nesli olarak ifade edilen neslin yani 2. dünya savaşından sonraki yıllarda savaş yüzünden radikalleşmiş askerlerin evlerine dönmesiyle başlayan doğum patlamasının ve bu askerlerin yetiştirdiği şuan yaşlanmış haldeki bebeklerin nesli, artık sona yaklaşıyor. Bu nesil yok olduğunda tüm dünya veya en azından Avrupa ve çevresi rahatlayacak diye ümit ediyorum. Tabi göçmenler yüzünden yeni nesli de radikalleştirmezlerse.

Tüm Avrupa’da olduğu gibi İspanya’da da milliyetçilik oransal açıdan yaşlılarda daha yüksek ama bunun sebebi bu sefer 2. dünya savaşı değil. 42 yıllık falanjist yönetim sürecinin oluşturduğu kutupların bir etkisi bu. Aynı zamanda İspanya’nın vahşet dolu karanlık tarihinin halen zuhur eden bir yansıması.

İhtiyar Katalanlar haklı olarak Soruyorlar, “tekrar falanjist zihniyetin iktidara gelip bizi katletmeyeceğinin garantisini kim verebilir?” diyorlar. İşte bu yüzden bir devletlerinin olmasını, bu sayede İspanyol halkının yöneticisinin şanslarına iyi veya kötü biri çıkmasının bir önemi olmamasını arzuluyorlar. Bu ıraklı Kürtler içinde geçerli, onlar için Saddam Hüseyin neyse, Katalanlar içinde General Franco o. İşte bu ortak bağ Katalan ve Kürt halklarını birbirine yaklaştırıyor.

Elbette bir ülkenin bölünmesi çok acı bir durum. Fakat böyle bir karanlık tarihin üzerine, böyle bir ayrılık arzusu ile karşılaşmak kaçınılmaz bir durum.

Eğer İspanyol iç savaşını(1936-1939) falanjistler değil de komünistler kazansaydı bugün ki bölünmüşlük olur muydu acaba? Nede olsa sadece Sovyet desteği görebilen komünist cephenin zaferi; monarşinin yok edildiği, Sovyet sisteminde olduğu gibi her halkın kendi dilinin ve kültürünün de tanındığı ve varlığını idame ettirebilmesi için kendine ait sınırlarının olduğu bir sistem getirecekti. Bu bir varsayım değildir çünkü komünistlerin 1931-1939 yılları arasında kendi kontrollerindeki sınırlarda sosyal yaşantı bu şekildeydi. Ama ne oldu? Falanjistler Nazilerin, Portekiz’in ve İtalya’nın doğrudan askeri desteği sayesinde savaşı kazandılar ve sonuç olarak karşımıza, işçi emeğinin sömürüldüğü ve yok sayıldığı, kilisenin eğitimde tam egemenlik kurduğuı, İspanyolca dışında bütün dil ve kültürlerin yasaklandığı, Katolik olmamanın baskı sebebi olduğu, dünyadan soyutlanmış ve ülke imajı diğer dünya halkları gözünde yerlere serilmiş bir İspanya ortaya çıktı.

İşte bu Falanjizm örneğinden de anlaşılacağı üzere faşizmin bütün varyasyonları, egemenlik kurdukları toplumlara tek devlet tek millet tek dil dayatmasının aslında vaat ettikleri gibi bir sonuç ortaya çıkarmadığını, sadece bu amaç uğrunda günü kurtardıklarını gösteriyor. Asıl olansa insanları radikalleştirerek gücü kaybettikleri dönemlerden sonrası için tam bir parçalanmışlık meydana getirmeleridir. İspanya örneğinden de anlaşılacağı üzere bugünkü Avrupa’nın hem makromilletleri için hemde mikromilletleri için yarattığı halin kaynağı geçmişteki savaşları aşırı sağ zihniyetin kazanmış olması ve kontrollerindeki nesilleri kendi zihniyetleri ile eğitmiş olmalarıdır.

Muhammed Ali Çalışkan

StratejikOrtak.com MİSAFİR YAZAR

ABD Tarihinin En Kanlı Saldırısı: Las Vegas

ABD’nin Las Vegas kentinde düzenlenmekte olan Route 91 Harvest müzik festivali kapsamındaki bir konser sırasında, civarda bulunan Mandalay Bay Hotel’in 32. katından konser alanındaki insanların üzerine ateş açıldı.

Saldırının gerçekleştiği bölgenin haritası

Saldırı esnasında insanlar duydukları sesi önce  ‘havai fişek ya da devrilen şişelere’ benzettiklerini ve ne olduğunu anlamadıklarını belirttiler. Fakat saldırının bilançosu gittikçe artıyor.

Saldırganın Kimliği ve Saldırının Bilançosu

ABD resmi kaynaklarından yapılan açıklamalara göre, kanlı saldırıda hayatını kaybeden kişilerin sayısı 50’nin üzerinde ve yaralıların sayısı ise 200’ü geçmiş durumda. Las Vegas Emniyet Müdürü Lambardo tarafından saldırganın kimliği 64 yaşındaki Stephen Paddock isimli bir ABD vatandaşı olarak açıklanırken , saldırının bir “alone wolf” (yalnız kurt) vakası olduğu bildirildi. Saldırganın otel odasında etkisiz hale getirildiği ve yanında 8 adet daha otomatik silah bulunduğu belirtiliyor.

Saldırıyı gerçekleştiren ve ölü ele geçirilen Stephan Paddock

Saldırgana yardım ettiği ve ortak olduğu düşünülen Asya kökenli Marilou Danley isimli kadının da yerinin tespit edildiği gelen haberler arasında. Bu olay ABD tarihinin kayıtlarına en kanlı ve en çok kişinin hayatını kaybettiği silahlı saldırı olarak geçti.

Saldırgana yardım ettiği düşünülen ve aranan Marilou Danley

Olayın üzerine çevrede geniş çaplı güvenlik önlemleri alınarak, Las Vegas’tan uçuşlar kısa süreliğine durduruldu, olayın gerçekleştiği otel ve çevresi ise geniş ablukaya alındı. Soruşturmanın devam ettiği belirtilirken ölü ve yaralı sayısının artmasından endişeleniyor.

Saldırının ardından ABD Başkanı Donald Trump yaptığı açıklamada saldırıyı kınayarak, saldırının kurbanlarına ve ailelerine taziyelerini bildirdi. Dünya liderleri de yaptıkları açıklamalarda taziye ve geçmiş olsun dileklerini belirtiler.

ABD’de Bireysel Silahlanma ve Silahlı Saldırılar

ABD’nin Nevada eyaleti bireysel silahlanma konusunda en esnek kanunlara sahip eyaletlerden biri konumunda. Vatandaşlar silah edinip taşıyabiliyorlar ve bu silahları kayıt alma zorunluluğu da bulunmuyor.

ABD bireysel silahlanmanın ve bireysel silahlı saldırıların en fazla yaşandığı ülkelerden biri haline geldi. Herhangi bir örgütle ilişkisi bulunmayan vatandaşların “yalnız kurt” olarak en fazla bireysel saldırılar gerçekleştirdiği ülkelerden biri. İnsan hakları örgütleri bireysel silahlanma yasalarında düzenlenmeye gidilmediği sürece ABD’de bu saldırıların artacağından endişeli olduklarını belirtiyor.

Gülay Kulaklı

StratejikOrtak.com MİSAFİR YAZAR