[24 Eylül-1 Ekim] Askeri ve Diplomatik Haberlerin Arşivi

24 Eylül ile 1 Ekim arasında gözden kaçan bazı askeri ve diplomatik gelişmeleri “Dünyada neler oldu?” başlığı altında sizler için derledik.

– İspanya hükümetinin uyarılarına ve engellemelerine rağmen Katalonya bağımsızlık referandumu için bugün sandık başına gitti. Gelen bilgiler arasında, İspanyol güvenlik güçleri ile referandum destekçileri arasında .çatışmalar çıktığı, yaralıların olduğu, sandıkların mühürlendiği ve oy pusulalarına el konulduğu yönünde açıklamalar var.

Katalonya Bağımsızlık referandumunda İspanya Polisinin müdahalesi

– İspanyol güvenlik güçlerinin Katalonya’daki referanduma müdahalesi sürüyor. Sandıklara el konuluyor, bazı bölgelerde internet kesildiği delen bilgiler arasında.

– ABD’den referandum açıklaması: “IKBY’de tek taraflı bir referandumu tanımıyoruz.”

– Iraklı yetkililer, İran ve Türkiye ile koordinasyonlu bir şekilde IKBY sınır kapılarının kontrolünü almayı planladıklarını açıkladı.

– İran, 25 Eylül’deki referandumun ardından Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ne (IKBY) yönelik petrol ürünü taşımacılığını yasakladı.

– Güney Kore Devlet Başkanı Moon Jae-in, Ordu Günü’nde yaptığı açıklamada, “Ordumuz Kuzey Kore’ye karşı misilleme yapmayı planlıyor.” dedi.

– Çin’deki 12 Eylül’deki BMGK kararının ardından bugün Kuzey Kore menşei şirketlerin 4 ay içinde kapatılacağını açıkladı.

– Türkiye, cuma gününden itibaren Erbil ve Süleymaniye’ye (IKBY) yapılan uçak seferlerini durdurma kararı aldı.

– Bağdat yönetimi Kuzey Irak’tan sınır kapıları ve havaalanlarının kontrolünü istedi fakat bu istek Kuzey Irak tarafından reddedildi. Bağdat’ın hamlesi ise uluslararası platformdan “Erbil’e uçuş düzenlenmemesini” talep etti.

– Irak Başbakanı İbadi, referandumun iptalini isteyerek, “Kürt liderlere söylüyorum, bize savaş isteyip istemediğinizi söyleyin” dedi.

İran, IKBY ile olan sınırını kapattı. Daha önce İranlı yetkililer IKBY’deki referandumun sonucunu bekleyeceklerini belirtmişti.

– Başbakan Binali Yıldırım, artık Irak ile olan sınır kapılarının kontrolünün ve petrol boru hattının Bağdat yönetimine ait olacağını söyledi.

– Geçtiğimiz hafta askeri tatbikatın başlatıldığı sınır bölgesinde yer alan Habur Sınır Kapısı’nın Kuzey Irak’tan geliş yönünde güvenlik önlemlerinin artırıldığı açıklandı.

– İtalya’dan açıklama : “Kuzey Kore Büyükelçisi ülkeden ayrılmak zorunda.”

– Fransa cumhurbaşkanı Macron, Irak Başbakanı Haydar El İbadi’yi Paris’e davet etti.

– Alman hükümeti Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ndeki (IKBY) bağımsızlık referandumu sonrası peşmergelere askeri desteğine devam edip etmeyeceğini gözden geçirme kararı aldığını duyurdu.

– Almanya’nın Ankara Büyükelçiliği’nce Türkiye’deki temsilciliklerinin, 3 Ekim-31 Ekim günlerinde kapalı olacağı duyuruldu.

– Katalonya’da İspanyol güvenlik güçlerinin oy pusulalarına el koyduğu bildirildi, ayrıca İspanya hükümeti Barcelona’nın hava sahasını küçük uçak ve helikopterlere kapattığını duyurdu.

– İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden (AB) ayrılmasına (Brexit) ilişkin müzakerelerin 4. turu sona erdi.

– Fransa’dan Kuzey Irak referandumu hakkında açıklama geldi: “Mümkün olan en kapsamlı özerklik verilmeli, bağımsızlık talebi bölgeyi istikrarsızlığa sürükler.”

– İtalya’dan sığınmacılara elektronik bileklik önerisi: Aşırı sağcı partiye mensup Rovigo Belediye Başkanı Bergamin, güvenlik için sığınmacılara elektronik bileklik takılmasını istedi.

Katalonya Özerk Bölgesi Başkanı Puigdemont, Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi lideri Barzani’yi gerçekleştirdikleri referandum için tebrik etti.

– IKBY referandumu sonucu İspanya’dan ise taraflara, ‘anayasal çerçevede, meşru zeminde tüm Iraklıları içine alan acil bir iyi niyet diyaloğu başlatma’ çağrısı yapıldı.

– Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, Yunan adalarına sefer yapan Türkiye bayraklı ticari yatların limandan çıkışlarını yasakladı.

– AB Bakanı Ömer Çelik, Türkiye il AB arasındaki üyelik müzakerelerinin dondurulması ya da askıya alınmasını müzakerelerin kesilmesi olarak algılayacaklarını söyledi.

– Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kuzey Irak’ta yapılan bağımsızlık referandumun  ardından önce telefonla görüştü, daha sonra ikili Türkiye’de bir araya geldi. Görüşmedeki en önemli başlıklar ise iki ülkenin Suriye’de işbirliğine devam etmesi ve S-400 hava savunma sistemleri olarak öne çıktı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin

– İsveç’in Örebro kentinde, aynı anda 250 kişinin ibadet edebildiği cami yakıldı.

– İsviçre’de kadınların emeklilik yaşının 65’e çıkarılmasını da öngören emeklilik reformu paketi referandumda reddedildi.

– Fransız aşırı sağcı lider Le Pen, seçimlerde meclise girmeyi başaran Alman aşırı sağının temsilcisi Almanya için Alternatif Partisini (AfD)  tebrik etti.

– Almanya’da federal meclis seçimi için sandık başına gitti.  Hükümet ortaklarının oyu düşerken, aşırı sağcı ‘Almanya için Alternatif’ (AfD) partisi 3. parti oldu. Sosyal demokratlar Merkel ile koalisyon kurmayacaklarını açıkladı. Seçim Merkel için ‘kazandığı en kötü zafer’ olarak nitelendirildi.

– Kırım ile Türkiye arasındaki feribot seferlerinin yeniden başlatılması için çalışmalara başlandığı duyuruldu.

– Yunanistan Savunma Bakanlığı, Sırbistan’ın Avrupa Birliği’nin (AB) Yunanistan, Bulgaristan, Kıbrıs Cumhuriyeti, Romanya ve Ukrayna’nın oluşturduğu HELBROC BG adlı savaş grubuna katıldığını belirtti.

HELBROC BG grubunda bir kumandan

– Rusya Savunma Bakanlığı, RS-12M Topol tipi kıtalararası balistik füzenin denendiğini açıkladı.

– Washington’ın Açık Semalar Anlaşması çerçevesinde Rus savaş uçaklarının ABD hava sahasındaki uçuşlarını kısıtlamayı planladığı belirtildi.

– Gazprom ve Botaş arasında ortak girişim kurulmasını onaylandı. Türk Akımı doğalgaz boru hattının Avrupa’ya uzanacak kısmının inşası için çalışmalar başladı.

Türk Akımı Projesi’nin güzergahı

– Rus Korgeneral Asapov’un Deyr ez Zor’un DEAŞ’tan temizlenmesi için yürütülen operasyonda hayatını kaybettiği bildirildi.

 

Rusya, ABD ‘yi mahkemeye vermeye hazırlanıyor: ABD’de bulunan Rusya’ya ait diplomatik mülklerine el konulması konusu iki ülke arasında yeni bir gündem oluşturdu.

ABD-Küba gerginliği devam ediyor : Daha önce diplomatlarının Küba tarafından sonik saldırıya maruz kaldığını iddia eden ABD, vatandaşlarına Küba’ya seyahat uyarısında bulunurken Küba hükümeti ABD ‘de bulunan diplomatlarını geri çağırıyor.

– Venezüella Turizm Bakan Yardımcısı Ali Padron, ülkesinin Türk ve Rus havayolu şirketleri temsilcileri ile turizmin geliştirilmesi yönünde işbirliği kurmak için görüşme gerçekleştirmeyi planladığını belirtti.

– ABD yönetiminin uyguladığı seyahat kısıtlaması Venezüella Dışişleri Bakanı Jorge Arreaza tarafından, ülkede “rejimi değiştirmeye yönelik bir strateji” olduğunu savundu.

– Türk askeri İdlib’e geri dönüyor, uzmanlar tarafından TSK ‘nın Suriye ‘ ye dönmesinin nedeninin Suriye ‘deki iç savaş değil, Kürtlerin siyasi ve askeri etkinliğinin artmasının olduğunu belirtiyor.

– Türkiye ‘nin yurtdışındaki en büyük üssü olma özelliğine sahip olan ‘Somali Üssü’ kullanıma açıldı.

– Mısır’da darbe karşıtlarının yargılandığı davada, aralarında Müslüman Kardeşler Rehberlik Konseyi Başkanı Muhammed Bedii‘nin de olduğu 16 sanık hakkında müebbet (25 yıl) hapis cezası verildi.

– Çin, Afrika Boynuzu’ndaki Cibuti’de kurduğu ‘ilk denizaşırı askeri üssünde‘ gerçek mermili tatbikata başladı.

– Paris Savcılığı , BNP Paribas Bankası’nın 1994’te yaşanan Ruanda soykırımındaki rolünü araştıracağını açıkladı.

Kaynak: StratejikOrtak.com

 

#Catalanreferendum: Katalonya’da Polis ‘Zor Kullandı’

İspanya’nın Katalonya özerk bölgesinde düzenlenmesi planlanan referanduma güvenlik güçleri müdahale etti. Sandıkları toplayan polisler, oy kullanmak isteyen Katalanları engellemeye çalıştı.

İspanya’dan ayrılmak için bağımsızlık referandumu düzenleyeceğini aylar önceden duyuran Katalan özerk yönetimi, bugün onlarca yerde sandık kurdu. Madrid hükümetinin yasa dışı olarak nitelediği, İspanya Anayasa Mahkemesi’nin de durdurduğu referandumun akıbeti belli değil.

Ayrılma taraftarları her yolu deneyeceklerini ve oy kullanana kadar direneceklerini söylüyor.

https://stratejikortak.com/2015/10/katalonya-neden-bagmszlk-istiyor.html

İspanya’nın doğusunda yer alan başkenti Barselona olan Katalonya özerk yönetimi, 7 buçuk milyon nüfusa sahip. Akdeniz’in en güçlü ekonomisine sahip şehirlerinden biri burada.

GSMH açısından AB’nin dördüncü büyük kenti olan Barselona, Katalonya, İspanya GSYİH’sinin yaklaşık yüzde 20’sini, ihracatın ise yüzde 26’sını karşılıyor.

Sosyal medyada #Catalanreferendum hashtagi altında gelişmeler paylaşılıyor.

Somali’de 200 Askerinin Konuşlandığı Türk Askeri Üssü Açıldı

Somali’deki Türk askeri üssü, Somali Başbakanı Hasan Ali Hayri ve ülkeyi ziyaret eden Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’ın katılımıyla hizmete açıldı.

Türkiye’nin yurt dışındaki en büyük askeri üssü Somali’nin başkenti Mogadişu‘da açıldı. Yapımına 2015 yılında başlanan askeri üste 1500 Somali askerine eğitim verilecek. 4 km2’lik alanda kurulan, Somali sınırları içerisindeki en büyük askeri üs olma özelliği taşıyan üste, Afrika Birliği askeri de olmak üzere bir senede toplam 10 bin askerin eğitileceği tahmin ediliyor.

İlk etapta 200 Türk askerinin konuşlanacağı üsle ilgili Somali Başbakanı Hayri, kurulan askeri üssün güçlü ve muktedir bir Somali ordusunun kurulmasının yolunu açacağını söyledi.

Somali’de askeri üssün kurulması, dünyanın birçok ülkesinde görevde olan Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kapasitesinin de arttırılması anlamına geliyor.

Somali Türk askeri üssünden görüntüler…

https://stratejikortak.com/2017/08/somali-turk-askeri-ussu.html

Kaynak: StratejikOrtak.com – Fotoğraflar: Reuters – AA

5 Bölüm: IŞİD Hakkında En Geniş Bilgi Arşivi

IŞİD hakkında bilgi edinebileceğiniz en geniş kaynaklardan birisi…

IŞİD nedir, ne yapar, amacı ne? Çoğumuz bir şeyler biliriz ama ne kadar? Bu yazı dizisinde örgütün; tarihini, gelişimini, dini görüşünü, yapısını, yöntemlerini, askeri ve ekonomik gücünü, devletleşme çabalarını, amaçlarını inceleyeceğiz ve kuruluşuyla ilgili bazı çarpıcı iddialara göz atacağız.

Bu yazıyı okuduktan sonra IŞİD hakkında birçok konuda bilgi ve fikir sahibi olacaksınız. Sizlerle A’dan Y’ye IŞİD’i 5 bölümde inceleyeceğiz.

IŞİD – Irak ve Şam İslam “Düşmanları”

Örgütün Adı ve Devletleşme Süreci

Örgütün adı konusunda alternatif basının hatta ana akım medyamızın her birinin her seferinde farklı adlar kullanması insanların kafasını karıştırıyor. Siyasiler de bu karışıklıktan nasibini almış olacak ki hepsi farklı adlar kullanıyor. Aynı haber veya aynı konuşma içerisinde bile farklı kullanımlar olabiliyor. Bu yüzden ilk önce bu konuyu halledeceğiz.

Bu başlık altındaki konular:

  • Örgütün Adı Sorunu
  • Kuruluş ve Bağdadi’ye Giden Süreç
  • Irak İslam Devleti’nden Irak ve Şam İslam Devleti’ne
  • Irak ve Şam İslam Devleti’nden İslam Devleti’ne
  • IŞİD’in Türkiye’ye Yönelik Eylemleri

IŞİD’in Dini Görüşü, Yapısı ve Yenilikçi Yöntemleri

IŞİD’i anlamak için ilk önce savunduğu görüşe bakmak gerekir. IŞİD, Selefi bir örgüttür. Ancak böyle deyip geçmeyeceğim çünkü örgütü anlamak için IŞİD’in dini temeli olan Selefilik nedir ona bakmak gerekiyor. Örgüt ideolojisinin ve yapısının anlatıldığı bu başlıkta ele alınan bir diğer konu ise IŞİD’in en önemli yenilikçi yöntemi sosyal medya.

IŞİD’in Ekonomik ve Askeri Gücü

Dünyada bugüne kadar hiçbir örgütünde bulunmayan militan sayısına ve askeri araç gerece sahip olan örgütü olan IŞİD’in militan sayısı hakkında hiçbir zaman net bİr bilgi olmadı. Farklı kişiler ve kurumlar tahminler açıkladı ancak tahminlerdeki bariz farklar bile örgütün militan sayısı hakkında çok sağlıklı bilgiler olmadığını ortaya koymaktadır. Ancak sayılar için “güvenilmez” diyemeyiz çünkü bu farklılıkların bir nedeninin de özellikle Irak’ta olmak üzere örgüte destek veren yerel aşiretlerin sayıya dahil edilip edilmemesinden kaynaklandığını belirtelim. Kafanızda bir profil oluşturmak amacıyla bu tahminleri sizlerle paylaşacağım.

Bu başlık altında konular:

  • IŞİD’in İnsan ve Askeri Gücü
  • IŞİD’in Ekonomisi
  • IŞİD’in Devletleşme Çabaları
  • IŞİD’e Katılan, Destek Veren ve Karşı Çıkan Örgütler

IŞİD’in İstihbarat Örgütleriyle İlişkileri: IŞİD Proje Mi?

Irak ve Şam İslam Devleti, bazılarına göre ABD İngiltere ve İsrail istihbaratlarının ortak projesi. İddiaya göre IŞİD’in bir görevi var. IŞİD’in bir proje olduğuna yönelik iddialar ve ortaya konan belgeler neler? Ebu Bekir el Bağdadi ile başlanan yazı örgütün istihbarat ilişkilerine değinerek devam ediyor.

IŞİD Bayrağının Anlamı ve Militanlar Tarafından Yapılan Tuhaf Açıklamaları

IŞİD, Müslüman bir örgüt olduğunu iddia ederek, cihat anlayışını benimsemiş ve kafirlere karşı savaştığını söylemiştir. Söylemle eylem birbirini tutuyor mu ona bakacağız. Öncelikle IŞİD’in bayrağının anlamının ifade edilmeye çalışıldığı bu yazıda diğer radikal örgütlerin bayrakları da incelemeye dahil edilmiş, örgüt militanlarının açıklamalarına yer verilmiştir.

Alihan Özsoy’un kaleme aldığı IŞİD hakkında bilgi edinebileceğiniz bu geniş yazı dizisi oluşturulurken yararlanılan kaynaklar aşağıda bulunuyor:

Kaynakça

Kitaplar
Gürson, A.P. (2016). Büyük Güçlerin Suriye Planı, 4. Baskı, Ankara: Kripto Yayınları

Makaleler

Acun, C. (2014). Neo-El-Kaide: Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD), Seta Perspektif Dergisi, S:53, s.1-6

Beşiroğlu, F. (2014). El Kaide – IŞİD Kopuşu ve Yeni IŞİD, http://www.21yyte.org/tr/arastirma/orta-dogu-ve-afrika-arastirmalari-merkezi/2014/02/20/7441/el-kaide-isid-kopusu-ve-yeni-isid

Beştaş, A. (2014). Bir IŞİD Panaroması, http://www.surecanaliz.org/en/node/2192
Chossudovsky, M. (2014). The Islamic State, the “Caliphate Project” and the “Global War on Terrosim”. www.globalresearch.ca

Cülük, A. (2015). IŞİD’in Dünden Bugüne Gelişimi ve Geçirdiği Dönüşüm, http://akademikperspektif.com/2015/01/21/isidin-dunden-bugune-gelisimi-ve-gecirdigi-donusum/

Erdoğan, Ş., Delizgöz, E. (2015). Irak Şam İslam Devleti (IŞİD): Gücü ve Geleceği, Savunma Bilimleri Dergisi, Cilt 14, Sayı 5

Özdemir, Ö.B. ve Gürler, R. T. (2014). El Kaide`den Post-Kaide`ye Dönüşüm: IŞİD, Türkiye Ortadoğu Çalışmaları Dergisi

Yavuz, C. (2014). IŞİD Terör Örgütü mü Devlet Modeli mi?, http://devlet.com.tr/makaleler/y61-ISID_TEROR_ORGUTU_MU_DEVLET_MODELI_MI.html
Wilson, L. (2016).

IŞİD İçin Savaşanlar Kimler, http://www.perspektif.eu/2016/03/01/isid-icin-savasanlar-kimler/

Terörün Ekonomisi: IŞİD’in Beşerî Temelleri Ve Finansal Kaynakları, Güldem Atabay Şanlı, http://www.paraanaliz.com/terorun-ekonomisi-isidin-beseri-temelleri-ve-finansal-kaynaklari-makale,1385.html

İnternet

IŞİD’in Ortaya Çıktığı ABD Hapishanesi: Bukka, https://tr.sputniknews.com/ortadogu/201511191019138272-isid-kamp-bukka-irak-bagdadi-abd/ E.T. 21.04.2017

IŞİD’in Doğuşunu Anlattı, http://www.aljazeera.com.tr/haber/isidin-dogusunu-anlatti E.T. 21.04.2017

IŞİD’in 10 Yıllık Geçmişi, Samet Doğan, Bülent Erdeğer http://aa.com.tr/tr/dunya/isidin-10-yillik-gecmisi/151622 E.T. 25.04.2017

IŞİD Coğrafyası, http://www.bbc.com/turkce/haberler/2015/06/150627_isid_cografyasi E.T. 27.04.2017

War With ISIS, http://www.independent.co.uk/news/world/middle-east/war-with-isis-islamic-militants-have-army-of-200000-claims-kurdish-leader-9863418.html E.T. 02.05.2017

IŞİD Projesinin Arkasındaki Jeopolitik Gerçek, Nejat Tarakçı, http://www.tasam.org/tr-TR/Icerik/5306/isid_projesinin_arkasindaki_jeopolitik_gercek E.T. 21.05.2017

Türkiye’nin Kuzey Irak’a Muhtemel Yaptırımları

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi lideri Mesud Barzani, 25 Eylül tarihinde çok konuşulan bir gelişme olarak ‘Kuzey Irak’ın bağımsızlığı’ için halk oylamasına gitmiş bulunuyor. Referandumun hukuksuz olduğu, başta Bağdat yönetimi olmak üzere bölgesel güçler tarafından kesin bir dille belirtilirken, uluslararası ve küresel güçler de referandumun ‘hukuki dayanağının bulunmadığını, ortaya çıkacak yeni dinamiklerin ortadoğuyu daha da istikrarsız hale getireceğini ve Kuzey Irak hükümetinin tehlikeli bir oyun oynadığını’ belirttiler.

Türkiye-Kuzey Irak İlişkilerinin Seyri

Türkiye-Kuzey Irak ilişkileri özellikle Körfez Savaşı’nın bitimiyle artarak devam etmiştir, hatta 1992’de Barzani’ye Türk hükümeti tarafından ‘diplomatik pasaport’ verildi. Bununla birlikte Barzani’ye ve bölgeye, siyasi, askeri ve ekonomik destek verilmeye devam edildi. Fakat Kuzey Irak’ın bağımsızlık referandumu ısrarı ve gerçekleştirilmesi iki taraf arasındaki ilişkinin tansiyonunu en yüksek noktaya getirdi ve ilişkilerin kopma sinyalleri alınıyor.

Türkiye’nin Referandum Sonrası Planları

Türkiye, planlanan referandumun iptal edilmesi için Kuzey Irak hükümetini ve Barzani’yi diplomatik açıdan en üst düzeyde defalarca uyardı. Başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere, Türkiye Cumhuriyeti hükümetinden yetkili merciler tarafından referandumun iptali için açıklamalar geldi. Fakat Barzani referandum konusundaki ısrarını devam ettirdi ve uluslararası hukuk tarafından  da ‘gayrimeşru olarak tanımlanan referandum’ gerçekleşti.

Türkiye hükümeti, referandumun gerçekleştirilmesi durumunda Kuzey Irak ile ilişkilerin eskisi gibi olmayacağını daha önce de belirtmişti ve referandumun ardından yapılan üst düzey açıklamalarda, ‘Kuzey Irak yönetimine yönelik yaptırımların belirlendiği ve bunların ekonomik, siyasi ve askeri operasyonlar adı altında üç ana başlıkta toplandığı’ açıklandı.

Söz konusu yaptırımların, sınır komşusu olmasının da büyük etkisi göz önünde bulundurularak, pek çok açıdan Türkiye’ye bağlı olan Kuzey Irak ve Barzani yönetimini son derece güç durumlara sokacağı belirtiliyor.

Kuzey Irak Türkiye’ye Neden Bağımlı?

Petrol ve Doğalgaz

Ortadoğu’nun en önemi gelir kaynağı petrol, Kuzey Irak için de hayati önem taşımakta. Bölgede üretilen petrolün yaklaşık %85-90 gibi bir bölümü ( neredeyse tamamı) Türkiye üzerinden gerçekleştiriliyor.

Üretilen petrol ‘Kerkük-Ceyhan boru hattı‘ ile Ceyhan Limanına ulaştırılıp buradan da  küresel pazara satılıyor. İkinci önemli transit geçiş ise ‘Habur Sınır Kapısı’. Petrol sevkiyatının ve ticaretinin aksamadan ya da kesilmeden yapılması ise Kuzey Irak için hayati öneme sahiptir.

Türkiye’nin referandum sonrası gündeminde olan ekonomik yaptırımların başında ise ;

– Petrol sevkiyatın yavaşlatılması

– Kerkük-Ceyhan boru hattında kapasitenin düşürülmesi ve hatta gerekli görülürse boru hattını tamamen kapatmak,

– 30 milyar dolarlık bütçesi ile hayata geçecek olan Erbil-Şırnak doğalgaz boru hattı projesini iptal etmek gibi yaptırımlar bulunuyor.

Kuzey Irak Ticareti ve Sınır Kapılarının Durumu

Kuzey Irak ve Türkiye petrol dışında yıllık yaklaşık 2,5 milyar dolar ticaret hacmine sahip olmakla birlikte, Kuzey Irak piyasasında satılan malların %50’si Türk malı üstelik bu malların büyük çoğunluğunu temel tüketim ve ihtiyaç ürünleri oluşturmaktadır. Ayrıca Kuzey Irak’ta yatırım yapan yabancı ülkeler arasında Türkiye ilk 5 arasında yer almaktadır. Veriler dikkatle incelendiğinde, Türkiye ile Kuzey Irak arasındaki ticari ilişkilerin, hayati önem taşıdığı görülmektedir.

Habur Sınır Kapısı’nın Önemi

Kuzey Irak yönetiminin ekonomik ve ticari can damarı olan Habur Sınır Kapısı 24 peron ile hizmet vermektedir. Yıllık yaklaşık 4 milyon yolcu, 1.4 milyon tır ve 2 milyon aracın Habur Sınır Kapsını kullandığı belirtilmektedir.

Referandum Sonrası Habur Sınır Kapısı’nda Neler Oluyor?

Irak yönünden gelen araçlara sıkı güvenlik ve kontrol uygulamaları başlatılmış durumda, geçişlerin kısıtlanabileceği hatta tamamen kapatılabileceği konusu ise gündemde bulunmakta. Diğer yaptırımlar ise geçiş şartlarının genişletilmesi ve geçişlerden elde edilen payın Kuzey Irak’a değil Irak merkezi yönetimine aktarılması.

Habur Sınır Kapısı dışında Kuzey Irak ile geçişi sağlayan diğer sınır kapıları ise Derecik, Üzümlü ve Gülyazı Sınır Kapıları.

Türkiye’nin sınır kapıları

Kuzey Irak’ a uygulanan ekonomik yaptırımların Irak ile yapılan ticareti etkilememesi için alternatif planlar devreye sokuluyor, bunlardan birincisi Kuzey Irak’ı by-pass edecek konumdaki Esendere Sınır Kapısının kullanımı, diğer seçenek ise Irak ile Türkiye arasında hava taşımacılığının payının artırılması  olarak belirlenmiş durumda.

Yaptırımlara konu olan bir diğer konu ise Türkiye’nin Kuzey Irak’tan kalkan uçaklara hava sahasını kapatması, bölgeden kalkan uçakların Balkanlar ve Avrupa’ya Türkiye üzerinden geçerek ulaşabiliyor yani Kuzey Irak yönetimi Türkiye’nin hava sahasına ihtiyaç duyuyor.

Bölgede Devem Eden Projelerin Durumu

Kuzey Irak’ta bu güne kadar hayata geçirilmiş altyapı ve üstyapı projelerinde Türkiye’nin ve Türk şirketlerinin payı oldukça büyük. Bu projeler kapsamında 450 milyon dolarlık Duhok ve 500 milyonluk bütçeye sahip Erbil Uluslararası Havalimanları gibi devasa projeler de dahil olmakla birlikte bölgede faaliyet gösteren Türk şirketlerinin sayısı yaklaşık 1300 civarında.

Referandum sonrası henüz bu projelerle ilgili kesin bir açıklama yapılmasa da, Türk şirketlerinin bu projelerden çekilmesi gündeme gelebilir.

Bölgedeki Diğer Tehdit: DEAŞ

Türkiye, terör örgütü DEAŞ’la bölgede mücadele edebilmesi için Kuzey Irak hükümetinin ve Barzani’nin peşmergelerine lojistik destek temin etmekle birlikte askeri eğitimler de verdi.

Yeni dönemde ise bu desteklerin kısıtlanması ya da tamamen sonlandırılması öngörülüyor.

Ayrıca, referandumun yapıldığı 25 Eylül gününde olağanüstü toplanan RTÜK, Erbil merkezli Rudaw, K24 ve Waar isimli 3 TV kanalını da TÜRKSAT’tan çıkardığını duyurdu.

Tüm bu gelişmeler ışığında, Türkiye tarafında masada siyasi ve askeri seçeneklerin varlığı da sürekli olarak vurgulanmaya devam ediyor.

Gülay Kulaklı

StratejikOrtak.com MİSAFİR YAZAR

 

[17 Eylül-24 Eylül] Askeri ve Diplomatik Haberlerin Arşivi

0

17 Eylül ile 24 Eylül arasında gözden kaçan bazı askeri ve diplomatik gelişmeleri “Dünyada neler oldu?” başlığı altında sizler için derledik.

– İran, Kuzey Irak’tan kalkan tüm uçaklara hava sahasını kapattığını duyurdu.

– Milli Güvenlik Kurulu: Kuzey Irak’ta referandumun yapılması halinde Türkiye ikili ve uluslararası anlaşmalardan doğan haklarını (Ankara Antlaşması) mahfuz tutar.

– Başbakan Yıldırım ve Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu tarafından yapılan açıklamalarda, referandumun yapılması halinde yapılacak olan yaptırımların belirlendiği ve bunların uygulanacağı belirtilirken, sınır ötesi operasyonun da seçeneklerden biri olduğu vurgulandı.

– ABD ile İsrail ilk kez İsrail topraklarında kurulan ‘ortak füze savunma üssü’ kurdu.

– Almanya’da genel seçimler yapılıyor. Seçimlerde en dikkat çekici parti ise ilk kez meclise girmesi beklenen aşırı sağcı AFD.

– Fransa Cumhurbaşkanı Macron, tartışmalı “Çalışma Yasası Reformu’nu” onayladı, ülkede uzun süredir devam eden protesto ve grevlerin devam edeceği öngürülüyor.

– Alman hükümeti, Türkiye’de faaliyet gösteren Alman firmalarına yönelik kredi ve yatırım garantilerini sınırlandırma kararı aldı

– Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) Cumhurbaşkanı Anastasiadis, temmuz ayında durdurulan müzakerelere hemen başlamaya hazır olduklarını açıkladı. Türk Hükümeti ise daha önceki tecrübeler nedeni ile temkinli yaklaşıyor.

– İran yeni bir balistik füze denemesi gerçekleştirdi. Aynı zamanda IKBY’de yapılacak olan referanduma her fırsatta karşı olduğunu belirten İran, Kuzey Irak sınırında askeri bir tatbikat başlattı.

– BM toplantısında konuşan Suriye Dışişleri bakanı Velid el Muallim, ‘ülkesinin toprak bütünlüğüne yönelik herhangi bir ihlal yaşanması durumunda, karşılık verme haklarının saklı olduğunu’ söyledi.

– ABD ‘den vatandaşlarına IKBY ve Irak’a seyahat uyarısı verildi.

– Irak Başbakanı Haydar el-İbadi, Kerkük’e bağlı Havice’yi DEAŞ’ten kurtarma operasyonunun ilk aşamasının başladığını açıkladı.

– ABD merkezli askeri dergi The National Interest (NI), ABD Genelkurmay Başkanlığı’nın Rusya’nın hibrid savaş taktiklerini ve ABD Silahlı Kuvvetleri’nin bu güce nasıl karşı koymaları gerektiğini anlatan bir ders kitabı yayınladığını yazdı.

– Küba Dışişleri Bakanı Parilla, ABD’nin Küba üzerindeki abluka politikasına tepki gösterdi:  “Bugün ablukayı sıkılaştırma önlemlerini tekrar kınıyoruz ve devrimi imha etmek niyetindeki herhangi bir stratejinin başarısız olacağını tekrar teyit ediyoruz” dedi.

– Çin’den Kuzey Kore’ye ambargo : Tekstil ithalatının yasaklandığı ülkeyle, petrol ihracatının da durdurulduğu bildirildi.

– Uluslararası Daimi Halk Mahkemesi Myanmar hükümetinin ülkedeki Müslüman azınlığa soykırım uyguladığına hükmetti.

– Rusya ve Çin kanadından, ABD-Kuzey Kore krizi konusunda benzer açıklamalar geldi : “Taraflar tansiyonu düşürmeli, histerinin yükselmesi ölümcül sonuçlara neden olabilir.”

– ABD ve Kuzey Kore arasındaki tansiyon düşmüyor: ABD Başkanı Trump’ın BM Genel kurulunda yaptığı konuşmada Kuzey Kore lideri Kim’e ağır eleştirilerde bulundu. Kuzey Kore kanadından ise yanıt gecikmedi, diplomatik jargonun dışına çıkan karşılıklı tehditlerde Trump Kim Jon-un’dan “deli” diye bahsederken, Kim Jong ise devlet televizyonundan “dengesiz” olmakla suçladığı  Trump’ın şahsına şöyle seslendi : ” O bunak Amerikalı’ya bunun bedelini ödeteceğim!”

– Rusya ve Mısır tarafından ortak düzenlenen ‘Dostluğun Koruyucuları 2’ adlı  askeri tatbikat sona erdi.

– Zimbabwe Devlet Başkanı Robert Mugabe, BM Genel Kurulu’na hitabında, kutsal metinlerde geçen Altın Dev Golyat’a benzettiği ABD Başkanı Donald Trump’ı ve açıklamalarını eleştirdi.

– İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Şemhani, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) Irak’tan ayrılması durumunda Erbil’le olan bütün anlaşmaları iptal edeceğini belirtti.

– Maduro’dan Trump’a sert çıkış : “Trump uluslararası siyasetin yeni Hitleri’dir.” ayrıca Trump’ın kendisini ölümle tehdit ettiğini de bildirdi.

– Kolombiya Devlet Başkanı Juan Manuel Santos, Latin Amerika ülkelerinin Nicolas Maduro yönetimini devirmek için Venezuella’ya harekat düzenlemeyi planlamadığını söyledi.

– Atlas okyanusunda Irma kasırgasının ardından Maria kasırgasının da 5. seviyeye ulaştığı belirtildi. Maria yüzünden büyük bir yıkım yaşayan Dominika’nın başbakanı Roosevelt Skerrit, “Parayla satın alınabilecek her şeyi kaybettik” dedi.

– ABD Başkanı Trump, Venezuela’ya uygulanan ekonomik yaptırımlara değinirken, Maduro’nun ‘otoriter yönetimi sürdürmesi halinde’ daha ciddi adımların atılabileceğini söyledi.

– Venezuella Devlet Başkanı Nicolas Maduro hükümetinin muhalefetle görüşmeye hazırlandığını açıkladı. Ülkede aylardır süren protestolar ve yaşanan can kayıplarına rağmen şiddetle karşı çıktığı görüşme için ılımlı yaklaşım sergiliyor.

– Myanmar’ın fiili lideri Aung San Suu Kyi, Arakan’da geçen ay başlayan insani krizin ardından ilk kez ulusa seslendi. Bölgedeki insan hakları ihlallerini kınayan ve ihlalllerden sorumlu olanların yargılanacağını söyleyen lider, “Kaçanlarla da, kalanlarla da konuşmak istiyoruz” dedi.

– Çin’de devlet ve askeri kurumlarının katılımı olmadan kurulan özel şirket Link Space, 2020 yılına kadar çok kullanımlık roket üretmeyi planlıyor.

– Japonya Kuzey Kore’den gelebilecek ‘provokasyonlara’ karşı ülkenin kuzeyindeki Hokkaido adasına Patriot (PAC-3) füze savunma sistemi konuşlandırdı.

-İspanya, ‘persona non grata’ (istenmeyen kişi) ilan edilen Kuzey Kore’nin Madrid Büyükelçisi’ni sınır dışı edecek.

– Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile ABD Başkanı Donald Trump telefonda görüştü. İki taraf da ABD-Çin ilişkilerinin gelişmesi konusunda mutabık kaldı.

Rusya ve Çin, ‘Ortak Deniz 2017’ donanma tatbikatını ikinci safhasına Kuzey Kore yakınında başladı.

– Güney Kore Savunma Bakanlığı ABD’ye ait 2 B-1B bombardıman uçağı ile 4 F-35B hayalet uçağının Kore yarımadası üzerinde tatbikat yaptığını açıkladı. Bu Kuzey Kore’nin 6. nükleer denemesinin ardından ABD’nin bölgede gerçekleştirdiği ilk uçuş olma özelliği taşıyor.

– Pakistan’ın görevden alınan Eski Başbakanı Navaz Şerif’ten boşalan meclis koltuğu için Lahor kentinde yapılan ara seçimi, Şerif’in eşi Gülsüm Navaz Şerif kazandı.

– ABD Başkanı Donald Trump, Güney Kore Devlet Başkanı Moon Jae-in ile yaptığı görüşmede Kuzey Kore lideri Kim Jong-un için ‘Roket Adam’ takma adını kullandı. Demokratların ABD Senatosu’ndaki lideri Chuck Schumer bu takma adın riskli olduğunu belirtti. Trump daha önce de Kim Jong-un için ‘tatlı bir kurabiyeye benziyor’ demişti.

– Filipinler Devlet Başkanı Rodrigo Duterte, uyuşturucu operasyonlarında 18 yaşından küçük çocukların ölmesini eleştiren ülkesinin İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Jose Louis Gascon’u, ‘bir pedofil gibi davranmakla’ suçladı.

– Kuveyt, Kuzey Kore’nin Kuveyt büyükelçisine ülkeden ayrılması için 1 ay süre tanındığını açıkladı. Kuveyt, Pyongyang ile diplomatik ilişkilerin seviyesini de düşürdü.

– BM Güvenlik Konseyi (BMGK) acil olarak toplandı ve  yaptırıma yönelik alınan kararlara rağmen Kuzey Kore’nin balistik füze denemesi yapmasını kınayarak yaptırım kararlarının derhal hayata geçirilmesini istedi.

– Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, son füze denemesi sırasında yaptığı açıklamada, ABD’nin ‘askeri seçenekten bahsetmeye cüret edemeyeceği’ bir güç dengesinin sağlanmasını hedeflediklerini açıkladı. Kısacası nükleer faaliyetlerin en az ABD seviyesine gelene kadar devam edeceğini belirtiyor.

– ABD Başkanı Donald Trump’ın yakın bir tarihte Japonya ve Güney Kore liderleriyle bir araya geleceği belirtildi.

– Azerbaycan’da ‘FETÖ bağlantısı’ suçlaması ile tutuklanarak 3 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılan önde gelen muahliflerden Faig Amirov serbest bırakıldı.

– Akdeniz’de can pazarı yaşanıyor : Libya açıklarında bir teknenin batması sonucu 100’den fazla göçmenin kayıp olduğu belirtildi.

– Mısır ordusunun, ABD ile gerçekleştirdiği ‘Parlak Yıldız 2017’ (Bright Star 2017) adlı ortak askeri tatbikatı tamamlandı.

– Libya sahil güvenlik güçlerinin Akdeniz’de 1047 sığınmacıyı kurtardığı bildirildi.

Kaynak: StratejikOrtak.com

Avrupa Birliği Ülkelerindeki Müslümanların Haritası

‘Gölge CIA’ olarak gösterilen Strafor tarafından 2012 verilerine göre hazırlanan Avrupa Birliği (AB) ülkelerindeki Müslümanların nüfus üzerindeki yoğunluğunun gösterildiği bu haritada en fazla Müslüman yoğunluğu Kıbrıs’ta görülüyor. Çünkü Kuzey Kıbrıs’ta sayılıyor.

Kıbrıs’tan sonra Türklerin yoğun olarak yaşadığı Bulgaristan’da Müslümanların ağırlığı hissedilirken, en az Müslüman yoğunluğunun Doğu Avrupa ülkelerinde ve Baltıklarda yer aldığı görülüyor.

Avrupa Birliği ülkeleri Müslüman haritası

Kuzey Irak Referandumunun Uluslararası Hukuk Boyutu

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) 25 Eylül 2017’de bağımsızlık referandumuna gideceğini duyurdu. Bölge devletlerinin tepkisiyle karşılaşan referanduma tek açık destek İsrail’den geldi. IKBY, bölgesel güçlerin tepkilerinin yanısıra küresel güçlerin de tepkisi ile karşılaştı. Özellikle Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) tüm üyelerin onayı ile kabul edilen basın bildirisinde şu ifadelere yer verilmiştir:

“BM Güvenlik Konseyi üyeleri, IKBY’nin bölgeyi istikrarsızlaştırma potansiyeli olan tek taraflı referandum planlarından endişe duyuyor. IŞİD ile mücadelenin sürdüğü bir dönemde alınan referandum kararının 3 milyondan fazla mülteci ve yerinden edilmiş kişilerin güvenli ve gönüllü bir şekilde dönüşüne gölge düşürecektir.

BMGK üyeleri Irak’ın egemenliği, toprak bütünlüğü ve birliğine saygı duymaya devam ediyor, merkezi hükümet ve IKBY arasındaki tüm sorunların taraflar arasında diyalog yoluyla çözülmesi çağrısı yapıyor.”

Bu yazıda, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin bildirisindeki ifadelerden yola çıkılarak tek taraflı referandumun ve olası sonucunun uluslararası hukuka uygunluğu ele alınacaktır.

Bu girişimin tek taraflı referandum olarak adlandırılmasının nedeni olarak merkezi hükümetinin yani Irak hükümetinin bu referandumu tanımaması, uzlaşma ortamının olmaması, Irak Anayasa Mahkemesi’nin referandumu durdurma kararı çıkarması ve Irak Parlamentosu’nun referandumu tanımama kararı almasıdır.

Söz konusu bölge için dillendirilen argüman, kendi kaderini tayin etme hakkı yani self- determinasyon (self-determination) ilkesinin varlığıdır. Bir insan topluluğunun haklarını, ‘‘halkların kaderlerini kendilerinin tayin etmesi hakkı’’ ya da kısaca Self- determinasyon hakkı diye anılan bir ilkedir.

Prof. Dr. Hüseyin Pazarcı Uluslararası Hukuk kitabında Self-determinasyon hakkında şu ifadelere yer vermektedir:

‘‘Self-determinasyon ilkesinin anlamı incelendiği zaman, iki yanı bulunduğu görülmektedir. Birinci yanı devletlerin iç örgütlenmelerine ilişkin olup bir halkın dilediği yönetim biçimini, herhangi bir dış baskı olmadan, seçmesi hakkı bulunduğunu belirtmektedir.

Self- determinasyon ikinci yanı, bir halkın bağımsız bir devlet kurmak dahil, dilediği devlete bağlı olmayı seçme hakkını belirtmektedir.’’

Konunun ana düşüncesi olan Self-Determinasyon ilkesinin ikinci yanında öngörülen hakkın kullanılması birtakım şartlara bağlanmıştır.

Bu kapsamda, bağımsız bir devlet kurabilmenin ana koşulunun sömürge altında bir halkın varlığı olduğu kabul edilmektedir. Böylece, bağımsız devletlerin kurulması konusunda uygulamada karşılaşılan yollardan yalnız sömürgelikten kurtulma durumunda Self-determinasyon ilkesine dayanılmasının kabul edildiği ve bir devletin tam bir parçasını oluşturan ülke üzerindeki toplulukların ayrılması yoluyla bir devlet kurulmasında bu ilkenin işlemediği anlaşılmaktadır. Yani IKBY’de uygulanacak olan bağımsızlık referandumunun temel argümanının Self-determinasyon çevresinde kurulması olanaksızdır.

Bu ilkeden yararlanması kabul edilen halklar ile devletin ülke bütünlüğü ilkesine zarar vereceği nedeniyle yararlanılması reddedilen haklar arasındaki ayrım BM Genel Kurulu’nun 24.10.1970 tarihli 2625 sayılı BM Andlaşmasına Uygun Olarak Devletler Arasında İşbirliğine ve Dostça İlişkilere İlişkin Uluslararası Hukuk İlkeleri Bildirisi’nde ele alınmıştır.

Ayrıca, bir devletin ülkesinin tümünde geçerli olan genel kurallara bağlı olup herhangi bir olumsuz ayrıma bağlı tutulmayan ülke parçalarında yaşayan azınlıklar gibi kimi toplulukların bir takım değişik özelliklere sahip olması, uygulanan uluslararası hukukta bunların Self-determinasyon ilkesinde yararlanabilecekleri anlamına gelmemektedir.

Birleşmiş Milletler Andlaşmasının 2. Maddesinde anılan devletin ülkesinin bütünlüğü ilkesine göre uluslararası hukuk kurallarına göre kurulmuş bir devletin ülkesi bu devletin rızası olmadan hiçbir biçimde bölünme, parçalanma eylemlerinin konusu olamaz ve öteki devletler bu bütünlüğe saygı göstermek zorundadır.

BMGK basın bildirisinde Self-determinasyon ilkesinin kullanılamayacağını, merkezi hükümet ile uzlaşı sonrası ayrılmaya gidilebileceğini ve devletin ülkesinin bütünlüğü ilkesine saygı gösterilmesini belirtmiş ve istemiştir.

Irak merkezi hükümeti ile Kürt yönetimi arasında bir uzlaşma olmaması, iki taraf arasında uzun süredir devam eden siyasi tartışmalar, Irak Anayasa Mahkemesi’nden referandumun durdurulması kararının çıkması, Irak parlamentosu da oylama sonucunda referandumu tanımama kararının alınmaması neticesinde uluslararası hukuka aykırı bu girişimin tepki alması ve tartışılması olağandır.

Söz konusu referandumun, anılan şartlar altında bağımsızlığa dönüşmesi uluslararası hukuka aykırı bir eylem olacaktır.

Ancak bu kararın arkasında hukuki nedenlerden ziyade siyasi nedenlerin varlığını belirtmek gerekmektedir. Barzani’nin siyasi gücünün zayıflaması ve varlığının sorgulanması, çevresindeki Arap duvarının yıkmak isteyen İsrail’in açık desteği, olası sınır güvenlikleri endişesini hisseden komşu ülkeler, petrol payındaki olası dalgalanmalardan rahatsız olabilecek güç odakları siyasi kaygıları, hukuki kaygıların üstüne yerleştirmiştir.

Abdullah Özdil

StratejikOrtak.com MİSAFİR YAZAR

IŞİD Bayrağının Anlamı ve Örgütün Tuhaf Açıklamaları (5. BÖLÜM)

IŞİD, Müslüman bir örgüt olduğunu iddia ederek, cihat anlayışını benimsemiş ve kafirlere karşı savaştığını söylemiştir. Söylemle eylem birbirini tutuyor mu ona bakacağız.

Öncelikle IŞİD’in bayrağını inceleyeceğim. IŞİD Proje Mi? bölümü ile de bağlantılı olan bu konu önemlidir. IŞİD’in bayrağında da Taliban, El-Kaide gibi örgütlerin kullandığı Kelime-i Tevhit yazılıdır. Bu bayraklar siyah renklidir çünkü Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v.) kullandığı “raye” isimli bayrak siyahtı. Yani bir atıf kullanıyor tüm örgütler. Ancak diğer örgütler ve IŞİD arasında önemli farklar vardır. Diğer örgütlerin bayrağı üzerindeki Kelime-i Tevhit sıradan bir yazı tipi ile yazılmıştır.

1996-2001 yılları arasında var olan Afganistan İslam Emirliği ülkesi Taliban lideri Ömer Muhammed’in ülkesiydi. Kasım 2001’de ABD işgaliyle Kabil’in düşmesi sonucu yıkılmıştır. Emirliğin bayrağında beyaz zemin üzerine siyah Kelime-i Tevhit yazılıdır.

Afganistan İslam Emirliği Bayrağı

Taliban’a El-Kaide lideri Zevahiri biat etmiş ve IŞİD’e karşı desteklemişti. El-Kaide bayrağında siyah zemin üzerine beyaz Kelime-i Tevhit yazılıdır.

El Kaide Bayrağı

El-Kaide’nin türevi olan diğer örgütler de benzer bayraklar kullanır. Irak El-Kaidesi, IŞİD’e dönüşmeden önce başka bir bayrak kullanıyordu. Irak El-Kaidesi bayrağında siyah zemin üzerine üstte sarı Kelime-i Tevhit, ortada sarı daire, dairenin üstü, sağı, solu ve altında “İki nehir arası El-Kaide” yazılıdır.

Irak El-Kaidesi Bayrağı

El Nusra bayrağı da yine El-Kaide bayrağının altına “Cem’atün-Nusra” yazısı eklenerek oluşturulmuştur.

El Nusra Bayrağı

IŞİD’in bayrağındaki Kelime-i Tevhit ise bambaşka bir yazı tipi ile oluşturulmuştur.

IŞİD Bayrağı

Üstte, siyah zemin üzerine beyaz “La ilahe illallah” ve altta beyaz daire içinde siyah “Muhammedün-rasulüllah” yazmaktadır. “La ilahe illallah” kısmında ilk bakışta bile “Lam”, “Elif” ve “He” harflerinin birden fazla geçmesine rağmen hiçbirinin aynı olmayışı bir bilgisayar yazı tipi olmadığını göstermektedir. Yani el yazmasıdır. Bu, yazının bir kâğıda yazılarak veya sert bir cisme kazınarak elde edilmiş olma olasılığını güçlendirmektedir. Daire içindeki “Muhammedün-rasulüllah” kısmı da aynı şekildedir. Ancak bu kısım etrafındaki daire ile bakıldığında bir mühre benzemektedir. Zaten zeminin beyazlığı kâğıdı, yazı da mürekkebi andırmaktadır.

Evet, bu Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v) mührüdür. 4 nüshası Topkapı Sarayı’ndaki Kutsal Emanetler Dairesi’ndedir.

Peygamberimizin Bir Mektubu ve Altında Mührü

İşte buradaki mühür direkt kopya edilerek bayrağa aktarılmıştır. Yani bayrağın tasarımcısı; İslam’ı çok iyi biliyor, Müslümanları nasıl kandıracağını çok iyi biliyor ve Topkapı Sarayı’ndaki bu mektupları veya mektupların fotoğraflarını görmüş.

IŞİD, Libya’da, Mısırlı 21 Kıpti Hristiyan’ı, Suriye’nin Karyatin kentinde 21 Hristiyan’ı, James Foley gibi birkaç kişiyi infaz etmiştir. IŞİD, binlerce Müslümanın ölümünden sorumlu olmasına rağmen sayısı 200’ü geçmeyen bir gayrimüslimi öldürmüştür. Bu cümlede anlatılmak istenen “IŞİD, neden Hristiyanları öldürmüyor onları öldürsün” değildir. Aksine anlatılmak istenen “cihat yapıyoruz” diyen bir örgütün gayrimüslim yerine Müslüman öldürdüğünü göstererek aslında “örgütün bahsettiği cihat anlayışına” ters hareket ettiklerini belirtmektir. Örgütün bahsettiği diyorum çünkü cihat, “önüne gelen gayrimüslimi kesmek” gibi anlaşılan ve lanse edilen bir kavramdır. Böyle olmadığı ise ayet ve hadislerle açıktır.

Taberanî’de bulunan ve IŞİD’e atfedilen edilen bir Hadis-i Şerif’te de şöyle buyruluyor:

“… Onların alametleri şudur: Saçlarını uzatırlar ve siyah giyerler. Onları desteklemek için oturmayın. Çarşılarda onlarla alışveriş yapmayın. Onlara yol göstermeyin ve onlara su vermeyin. Çünkü onların haykırdıkları tekbir ile sema ehli rahatsız olur.”

IŞİD’in faaliyetleri kısmına geçelim. IŞİD, cihatçı bir örgüt olarak bugüne kadar Irak ve Suriye’de hatta Batı Afrika Vilayeti (Boko Haram) ile Nijerya’da, Barka, Trablus ve Fizan Vilayetleri (Ensar el-Şeria) ile Libya’da, birçok Müslümanı öldürdü.

Sözde Müslüman örgütün, diğer Müslümanlara eziyeti ve onları öldürmesi hem Kur’an-ı Kerim’e hem de Hadis-i Şeriflere terstir. Hele bir Müslüman’a kâfir demek ise eğer söylenilen kişi Müslümansa söyleyeni dinden çıkartır. Bu da Hadis-i Şeriflerde geçmektedir. IŞİD’in önüne gelen devleti ve vatandaşlarını, Türkiye de dahil olmak üzere, “kâfir” olarak nitelemesi bunun en büyük örneğidir.

Bazı internet sitelerinde IŞİD’in Suriye ve Irak’taki Müslümanları öldürmek yerine neden İsrail’e saldırmadığı sorusu gündeme getirilmişti. IŞİD Twitter hesabından bir açıklama yaparak “İsraillileri ve Yahudileri öldürmek için emir almadık. Yakınımızdaki düşmanla savaşmak daha önemli. Allah, Kur’an’da münafıklarla mücadele etmemizi buyuruyor, çünkü onlar kâfirlerden daha tehlikeli” demişti. IŞİD’in İsrail yerine kendisiyle aynı dini paylaşan HAMAS, El-Kaide, Taliban gibi örgütlere meydan okuması da şaşırtıcıydı. IŞİD’e Katılan, Destek Veren ve Karşı Çıkan Örgütler bölümünden şu cümleleri tekrarlayalım:

IŞİD, 2014 yılında Suriye’deki eğitim kamplarında bulunan ve Gazzeli Mücahitler dediği grubun Şeyh Ebu Nur Makdisi Tugayı adı altında Gazze’de faaliyet göstereceğini açıkladı.

IŞİD, yayınladığı videoda HAMAS örgütüne “yüzleşeceğiz” diyerek HAMAS’ı tehdit etti ve “Gazze’nin sonu da Yermuk Mülteci Kampı gibi olacak” dedi.

IŞİD, yayınladığı videolarda Türkiye’yi ve Türk askerini kâfir ilan etmişti. Türkiye’deki sempatizanlarına Türkiye’yi kast ederek “Orayı yakın, yıkın, patlatın. Onları bıçaklayın. Kanlarını sokaklara akıtın. Ve ceset parçalarını etrafa saçın” demişti. Örgütün bu beyanları İslam’la uyuşuyor mu?

IŞİD, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) Kabri Şerif’i yani Mescid-i Nebevi yakınında bomba patlattı. Ramazan ayının son gününde, Peygamberimizin şehri Medine’de, Mescid-i Nebevi’nin yanı başında bomba patlatmak İslam’ın neresindedir?

Suudi Arabistan’ın Medine’de Mescid-i-Nebevi yakınlarında ve Katif kentlerinde bombalı saldırılarda 7 kişi öldü, 5 kişi yaralandı.

IŞİD, Suudi Arabistan’ın El-Anbar kentindeki çöllerden geçerek Arur şehrini fethedeceğini söyledi. Mekke’yi alacağız, Kâbe’yi yakacağız dediler. Bir IŞİD militanı Twitter hesabından örgütün Suudi Arabistan ile ilgili emellerini paylaşarak “Allah’ın izniyle Şeyhimiz El-Bağdadi önderliğinde Mekke’de taşlara ibadet edenleri (Hacıları) öldürecek ve Allah’ın yerine ibadet edilen Kâbe’yi de yıkacağız!” dedi. Hz. Âdem’den Peygamberimize, binlerce peygamberin görüp tavaf ettiği, Müslümanların kıblesi Kâbe’yi yakıp yıkmak İslam’ın neresindedir?

IŞİD’in bu söylemlerinin İslam’la ve Kur’an’la zıt olduğunu Kâbe ile ilgili şu ayetle açıklayalım:

“İnkâr edenler ile Allah’ın yolundan ve içinde, yerli, misafir bütün insanları eşit kıldığımız Mescid-i Haram’dan alıkoyanlar (azabı hak etmişlerdir.) Kim de orada zulmederek haktan sapmak isterse biz ona elem dolu bir azaptan tattıracağız.” (Hac Suresi, Ayet 25).

Görüldüğü gibi tarihin en kanlı sözde İslami terör örgütü, İslam’la tamamen zıt bir çizgide ilerlemektedir. Söylemleri ve eylemleri İslam’la bağdaşmamaktadır. IŞİD, yaptıklarıyla, benzeri diğer örgütler gibi tüm dünyada İslam korkusunu (İslamofobi) yaymaktadır. Ilımlı olanları İslamiyet’ten soğutmakta, karşı olanların ise düşmanlığını perçinlemektedir. Belki de örgütün görevi budur.

Son

Sürç-i lisan ettiysek affola. Sizlerle A’dan Y’ye IŞİD’i inceledik. Z’yi hep birlikte göreceğiz.

Yazının diğer bölümleri:

IŞİD – Irak ve Şam İslam “Düşmanları” (1. BÖLÜM)

IŞİD’in Dini Görüşü, Yapısı ve Yenilikçi Yöntemleri (2. BÖLÜM)

IŞİD’in Ekonomik ve Askeri Gücü (3. BÖLÜM)

IŞİD’in İstihbarat Örgütleriyle İlişkileri: Örgüt Proje Mi? (4. BÖLÜM)

Alihan Özsoy

StratejikOrtak.com MİSAFİR YAZAR

Ak Kaşık Güney Kore ve Günah Keçisi Kuzey Kore

Gün geçmiyor ki 7000 nükleer silah sahibi ABD, 10 tane bile sahip olduğu şüpheli olan Kuzey Kore’yi Nükleer silah geliştirmekle suçlayıp, onu dünya barışına en büyük tehdit olarak göstermeye çalışmasın!

Kore savaşından bu yana Kuzey Kore’nin hiçbir ülkeye direk veya dolaylı bir müdahalesi bulunmazken ABD’nin savaş, darbe, karşı devrim ve hileli seçim yoluyla karışmadığı ülke yok neredeyse.

Her ne kadar günümüzde Kuzey Kore’nin bir savaş başlatmasından endişe ediliyorsa da, aslında Kuzey Kore’nin yaptığı tek şey emperyalizme karşı caydırıcı olma amacı taşıyan bir savunmadır. Nükleer güç sahibi ve deli gibi gözüken bir lider sahibi olmak, düşmanda “Bunların ne yapacağı hiç belli olmaz, en iyisi karışmamak” tarzında bir düşünce yapısı oluşturmayı amaçlamaktadır. Tabi düşman ülkelerin liderleri de çılgın olursa şuan olduğu gibi bu işe yaramıyor.

2013 yılında Gallup tarafından yapılan global bir araştırma ülkelerin, dünya barışına en büyük tehdit olarak kimi gördüklerini konu alıyordu. Mesela Polonyalılar Rusya, Kenyalılar Somali, Hindistanlılar Pakistan, ABD’liler İran, Iraklılar İsrail, Türkiyeliler ABD cevabını veriyordu. Araştırmaya dahil edilen ülkelerin ezici bir çoğunluğu dünya barışına en büyük tehdit olarak ABD’yi gösterirken sadece Güney Kore cevap olarak Kuzey Kore diyordu.

Güney Kore’deki bu düşüncenin devlet yüzünden oluşması malum tabi ki. Nede olsa Güney Kore’deki egemen güçler 2011’de kurulan ve Kuzey Kore’nin mücadelesinin haklılığına vurgu yapan Anti-Emperyalist özellikli ve tek bir Kore’den yana olan Birleşik İlerici Partiyi 2014’te kapatmıştı ve bu parti kapatma olayı bizlere Güney Kore’deki özgürlüğün kimlere işlediğini ve bunun Kuzeye karşı iyi bir alternatif sunamayacağının bir göstergesi. Partiyi kapatmalarının en büyük sebebi sadece 3 yıl geçmesine rağmen iktidarı zorlayacak derecede seçmen desteği almasıydı. Bu konuyu daha önce “Kuzey Kore Yalanları ve Gerçekleri” isimli yazımda da işlemiştim.

Yarımadada saldırgan tarafın Güney Kore olduğunu söylemek için Kuzey Kore’nin üstüne atılan ve 13 şubat 2017 tarihinde cereyan eden Kim Jong-Nam suikastine bakmak bile yeterlidir. Sırf müttefiki ABD’nin yeni ve geçici liderinden şüphelendikleri için ve gerilimin sürdürülebilmesi için egemen medyanın da katkısıyla bu cinayeti işlediler. Bu suikastı ayrıntılı bir şekilde “Kim Suikasti ve Kuzey Kore Karşıtı Propaganda” isimli yazımda da anlatmaya çalışmıştım.

Şöyle bir oturup düşünmek lazım, acaba Grenada, Libya, Panama, Irak, Yugoslavya, Afganistan, Vietnam gibi ülkelerin nükleer güçleri olsaydı ABD yakın dönemde müdahale ettiği bu ülkelere saldırmaya cesaret edebilir miydi? Bence hayır çünkü kazansa bile sonuçları ağır olurdu. İşte bu yüzden saldırgan emperyalizme karşı istemeseniz bile kendi güvenliğiniz için Nükleer güç arzu ediyorsunuz. Aksi halde sonumuz, Nükleer güçten mahrum kalmış ve bu güçsüzlüğünden cesaret alınarak işgal edilmiş ABD kurbanı ülkeler gibi olurduk.

Elbette bizler her türlü koşulda nükleer silahlanmaya karşıyız ve küresel ölçekte karşı olmaya da devam edeceğiz, ancak yüzlerce hatta binlerce nükleer silaha sahip olan ülkelerin, bunu bizden önce düşünmesi ve ilk adımı bu yarışta önde olan ülkelerin atması gerekir. Onların silahsızlanma konusunda adım atmasını beklemek veya onlar silahlanırken ilkelerimize uymuyor diyerek silahlanmamak enayilik olur çünkü bu tutum ve davranışlar emperyalizmin işine gelir. Bu düşünce ilkesel bir paradokstan ziyade aslında amaca giden yolda kimi fedakarlıkları göze almaktır.

Tüm bu sorunlardan dolayı Kuzey Kore’yi suçlamak ve onları savaş çanlarını çalmakla itham etmek, aslında ABD’nin arzuladığı savaş öncesi dünya algısı hedefine büyük bir destektir. Kuzey Kore’yi Nükleer güç olma çabaları yüzünden kınayıp ambargo uygularken ABD’yi bu kadar nükleer gücüne rağmen haklı görüp ilişkileri sürdürmek büyük bir riyakarlıktır. Uygulanan ambargolar yüzünden mali bunalıma girmiş Kuzey Kore’yi, sistem üzerinden eleştirmek, fakat ambargonun önderi olan ABD’nin kendi sistemini nasıl ayakta tuttuğunu görememekte büyük bir mantıksızlık işaretidir. Aslı astarı olmayan “aslanlara yem etti”, “eski sevgilisini astırdı”, “üvey kardeşini zehirledi” gibi magazinsel iftiraların arkasına kapılıp bu propaganda savaşının mezelerinde kaybolmak, fakat bu iddiaların ortaya çıkış yerlerinin ABD merkezli medya kuruluşlarının olmasını ve iddiaların hiçbir kanıt ortaya sunulmadan, üstelik birkaç ay sonra yalan olduğu fotoğraflarla ortaya çıkmasına rağmen sahiplenmek ve her yerde komikmiş gibi anlatmak, medya tarafından ne kadar kolay kandırılabildiğimizin ve cahiliyetin en büyük örneğidir.

Kim Jong-nam

Kuzey Kore dünya barışına tehdit değildir, hatta dünya barışına tehdit olan ABD için bile tehdit değildir. Onlar sadece kendi iç işlerine karışılmamasını ve ülkelerinin güneyden işgal edilmemesini istemekte ve bu yüzden yarımadadaki ABD üslerinin kapanmasını arzulamakta. Yoksa Kuzey Kore’nin dünya devrimi için gerekli kaynağı sağlayacak ne mali gücü nede askeri büyüklüğü var. Tek olanaklı amaç ülkeyi savunmak, hayatta kalmak, köle/manda olmamak.

Onlarda bütün Korelilerin tek bir çatı altında barış içinde yaşamasını istese de Güney Kore’nin ev sahipliği yaptığı ABD üsleri sebebiyle, olası bir birleşmenin Güney Kore önderliğinde olması halinde oluşacak birleşmiş Kore’nin bağımsız bir devlet olmayacağı, bu yüzden birleşmenin Kuzey önderliğinde olmasını istiyorlar. İşte bu ABD üsleri meselesi yüzünden Çin, Kuzey Kore’yi destekliyor ya zaten. Çinliler her ne kadar Kuzey Kore sayesinde ABD’nin yarımadadan üslerini çekmesini umsalar da bu ABD’nin düşüncesiz saldırganlığı yüzünden pek mümkün görünmüyor ne yazık ki!

Bizlerde Kore halkının tek bir ülke halinde yaşamasını istiyoruz ama bu ülkenin tam bağımsız bir devlet olabilmesi Güney Kore’nin ABD ve Japonya ile olan ilişkilerinden ötürü tam bağımsız birleşmiş bir Kore şimdilik mümkün gözükmüyor. Yani sanıldığı gibi ulusal birleşmenin önündeki engel Kuzey değil Güneydir. Çünkü açık açık emperyal güçlere kucak açan odur.

Şimdi “Kuzey Kore’de bir başka emperyalist Çin ile ittifak halinde.” Diyebilirsiniz. Fakat Kuzey Kore ile Çin arasındaki ittifak Kuzey Kore’nin bağımsızlığına tehdit değildir. Kuzey Kore, Güney Kore’nin yaptığı gibi ülkesinin sınırlarını müttefiklerine açmamıştır. Yani Kuzeyde hiçbir Çinli asker yoktur. Buna rağmen Güney Kore’nin ABD’ye kapılarını cömertçe açması, Güney Kore’deki egemen gücün ulusal egemenlik konusunda ne kadar duyarsız olduğunun bir göstergesi. Güney Kore halkı bile ABD üslerinin savaşa davetiye çıkarması sebebiyle gitmesini isterken ve sık sık ABD askeri varlığına karşı gösterilere şahit olurken, hükumetin halkın tepkilerine ve isteklerine duyarsız kalıp üsleri muhafaza etmesi bizlere Güney Kore’deki egemen gücün halktan değil emperyalizmden yana olduğunu göstermez mi?

İşte bu yüzden Kore halkının bölünmüş kalmasının en büyük sorumlusu Kuzeymiş gibi gösterilse de aslında Güneydir. Gelin görün ki Kore yarımadasının bölücüsü dünyaya hep kuzey olarak sunuluyor. Güney Kore’ye laf eden yok, onlar sütten çıkmış ak kaşık, Kuzey Kore ise Günah keçisi olmuş, bütün kötülüklerin anası o.

Umuyorum ki bir gün Güney Kore’den ABD üsleri temizlenecek ve iki kardeş ülke tek bir çatı altında tam bağımsız bir devlet olarak yaşayacaklar. Yaşasın tam bağımsız Birleşik Kore…

Muhammed Ali Çalışkan

StratejikOrtak.com MİSAFİR YAZAR

‘IKBY’ye Mesaj’: TSK’dan Habur’da 100 Askeri Araçla Tatbikat

Genelkurmay Başkanlığından yapılan açıklamaya göre Irak sınırında bulunan Habur Sınır Kapısı-Silopi bölgesinde askeri tatbikat başlatıldı. Tatbikata çoğunluğu tank olmak üzere 100 askeri araç katılıyor. Bölgeden gelen görüntülerde obüs topları ve 4’lü füze rampaları taşıyan araçların olduğu göze çarptı.

Bu bölgeden yapılan bir askeri tatbikatın Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) 25 Eylül’de düzenlemeyi planladığı bağımsızlık referandumu öncesi manidar olduğu belirtildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçtiğimiz günlerde katıldığı bir televizyon programında IKBY’deki referandumdan dolayı 27 Eylül’de yapılacak Milli Güvenlik Kurulu toplantısının 22 Eylül’e çekildiğini söylemişti. Barzani yönetiminin referandumu bölge ülkelerinden gelen tepkilere ve merkezi Bağdat hükümetinin yasa dışı olarak duyurmasına rağmen ısrarla yapacağını ilan etmesi tartışma konusu olmayı sürdürüyor. Bu tartışmaların devam ettiği şu günlerde bu bölgede tatbikat yapılması Barzani yönetimine mesaj olarak yorumlanıyor.

TSK’nın Silopi/Habur bölgesinde 18 Eylül 2017 tarihli askeri tatbikatından görüntüler:

Silopi-Habur bölgesinde tatbikat başlatıldı, tatbikatla eş zamanlı, sınır bölgesinde terörle mücadele operasyonlarına devam ediliyor.
( Şimal Müldür – Anadolu Ajansı )

Kaynak: StratejikOrtak.com – Fotoğraflar: AA

Sayılarla Kuzey Kore’nin Nükleer Füze Kapasitesi

Kuzey Kore art arda gerçekleştirdiği füze denemeleri ile küresel gerilimi hızla tırmandırmaya devam ediyor.

Ülke bugüne kadarki en büyük nükleer füze denemesini 3 Eylül’de ve bu yılki ikinci balistik füze denemesini de 15 Eylül’de yaptı.

Peki Kuzey Kore’nin askeri kapasitesi, nükleer gücü ve geliştirdiği füzeler neler?

Füzeler

2017 yılındaki füze denemeleri, Kuzey Kore’nin ABD toprakları da dahil olmak üzere binlerce kilometre uzaklıktaki hedefleri vurma potansiyeli olduğunu gösterdi.

Mayıs 2017’de Kuzey Kore orta menzilli balistik Hwasong 12 füzesini fırlattı. Analistler bu füzenin 4 bin 500 kilometre menzili olduğuna ve Pasifik Okyanusu’nda ABD’nin toprağı Guam Adası’nı vurabileceğini inanıyor.

Temmuz ayındaki iki Hwasong-14 füze denemesi daha büyük bir potansiyele ve Kuzey Kore’nin ilk gerçek kıtalararası balistik füze (ICBM) kapasitesine işaret ediyordu.

Nükleer denemeler

Analistler Kuzey Kore’nin 3 Eylül’de gerçekleştirdiği denemenin 2006 yılından bu yana yaptığı altı nükleer deneme içinde en büyüğü olduğu konusunda hemfikir.

Son deneme 6.3 büyüklüğünde bir depreme neden oldu. Bu, Eylül 2016’da yapılan denemeden on kat daha güçlü.

Bu füzenin patlayıcı gücünün 100 ila 370 kiloton olduğu tahmin ediliyor. 100 kilotonluk bir güç, Hiroşima’ya 1945 yılında atılan atom bombasından altı kat daha fazla.

Askeri kuvvetler

Kuzey Kore’nin askeri bütçesi bilimese de, rejim silahlı güçlere sağlanan ödeneklere diğer hükümet bölümlerinden çok daha büyük öncelik veriyor.

Kuzey Kore asker sayısı bakımından dünyanın en büyük ordularından birine sahip olmasına karşın ordunun ekipmanlarının çoğu eski ve işe yaramaz.

Buna karşın konvansiyenel güçler Güney Kore’ye büyük zarar verebilir.

Ülkenin hazırda bir milyon askeri, beş milyon yedek askeri ve 200 bin kişilik özel güçleri bulunuyor.