[21 Ekim-28 Ekim] Askeri ve Diplomatik Haberlerin Arşivi

21 Ekim ile 28 Ekim arasında gözden kaçan bazı askeri ve diplomatik gelişmeleri “Dünyada neler oldu?” başlığı altında sizler için derledik.

-ABD öncülüğündeki IŞİD’le mücadele koalisyonu, Suriye ve Irak’taki operasyonun başından bu yana gerçekleştirdikleri hava saldırılarında 786 sivilin hayatını kaybettiğini itiraf etti.

-War Is Boring dergisi, peşmergenin yayınladığı videoyu analiz ettikten sonra, ABD yapımı M1A1 Abrams tankının Çin yapımı HJ-8 füzesiyle yok edildiği sonucuna vardıklarını belirtti.

M1A1 Abrams tankının Çin yapımı füzeyle vurulmuş hali

-Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Savunma Bakanı Muhammed bin Selman, Yemen’e yapılan askeri müdahalenin devam edeceğini, Katar ile yaşanan krizin ‘çok küçük bir problem’ olduğunu belirtti.

-ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson, Suriye’nin geleceğinde Devlet Başkanı Beşar Esad’ın bir rolü olmayacağını savunarak, “Esad ailesinin dönemi sona eriyor” dedi.

–BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Hüseyin, İsrailli 130 şirkete, yerleşim faaliyetlerine devam etmeleri durumunda “kara listeye” alınacakları uyarısı yaptı.

-ABD öncülüğündeki IŞİD karşıtı uluslararası koalisyonun Irak hükümeti ile Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) arasında arabuluculuk görevi üstlenmeyeceği belirtildi.

-Eski Katar Başbakanı Hamad bin Casim, Katar’daki Taliban ofisinin Doha’nın değil, ABD’nin inisiyatifiyle kurulduğunu söyledi.

-İbadi’den IKBY’ye: “Referandumun iptalinden başka bir şeyi kabul edemeyiz.”

-ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığının (CENTCOM) Yemen’in Beyda ilinde gerçekleştirdiği hava saldırısında dokuz IŞİD üyesinin öldürüldüğü bildirildi.

-Irak Başbakanı Haydar el İbadi, ABD ve İran’ın aralarındaki anlaşmazlığı Irak’a taşımamaları gerektiğini belirtti. İbadi, Bağdat’ın her iki ülkeyle işbirliği yapmak istediğini kaydetti

-Moskova’da Türkiye’nin Ortadoğu politikasını anlatan ve uzun zamandır beklenen İnessa İvanova’nın “Türkiye Cumhuriyeti’nin Ortadoğu Politikasının Evrimi (1923-2016)” başlıklı yeni kitabı yayınlandı.

İnessa İvanova’nın ofisinde çekişmiş bir fotoğraf. Kaynak: Sputnik News

–Irak güçlerinin, PYD’nin çekilmesinin ardından Suriye sınırındaki Rabia Sınır Kapısı’nda kontrolü sağladığı bildirildi.

-Irak’ta Hukuk Devleti partili milletvekili Abbas el Bayati, Irak Meclisi’nin Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) bağımsızlık referandumunun sonuçlarını ‘dondurma’ teklifine net açıklama beklediğini belirtti.

-ABD merkezli analiz sitesi The Hill’de yayınlanan bir makalede Irak ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) arasındaki gerilimi azaltabilecek tek kişinin Iraklı Şii lider Ayetullah Ali Sistani olduğu belirtildi.

-DSG’nin omurgasını oluşturan YPG’nin sözcüsü Nuri Mahmud “ABD’nin YPG’ye 1500 tır silah yardımı yaptığı doğru mudur?” sorusuna “Kaç tır silah geldiği konusunda sayı veremeyiz” diye yanıt verirken, kendilerine verilen silahların ‘az’ olduğunu savundu.

-Irak Cumhurbaşkanı Haydar el İbadi ile ortak basın toplantısı düzenleyen Başbakan Binali Yıldırım, Kerkük’ün geri alınmasının ve çok etnikli yapısının hayata geçirilmesinin önemli olduğunu söyledi. Yıldırım, “Türkiye, Irak’ın toprak bütünlüğünün ve siyasi birliğinin mutlak savunucusudur” diye konuştu.

–Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, askeri-teknik alanda iş birliğine yönelik bir anlaşma imzalamak için Katar’a gitti. Şoygu, böylece Katar’ı ziyaret eden ilk Rus savunma bakanı oldu.

-Irak ordusu IŞİD’in ülkede kontrol ettiği son bölgeye operasyon hazırlığında olduğunu duyurdu.

–Benyamin Netanyahu, referandum öncesi çok sayıda ülkenin karşı çıkmasında rağmen IKBY’ye yönelik açıkladığı desteği “Dünya Kürtlere gelecekleri için destek vermeli” sözleriyle sürdürdü.

–Suudi Arabistan Enerji Bakanı Halid el-Falih, gezegenin son petrol varilinin ülkesinde Saudi Aramco şirketi tarafından üretileceğini söyledi.

-IKBY’de başta etkili muhalif hareket Goran (Değişim) olmak üzere birkaç parti, Başkan Mesut Barzani idaresinin dağıtılmasını ve ulusal kurtuluş hükümetinin kurulmasını talep etti.

-Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY), Irak hükümeti ve dünya kamuoyuna ‘gayrimeşru referandumu’ dondurma teklifinde bulundu.

–İran’da, İsrail’e bilgi vererek birkaç üst düzey nükleer bilim insanının öldürülmesine yol açmaktan suçlu bulunan bir vatandaş idam cezasına çarpıtıldı.

–ABD Dışişleri Sözcüsü Heather Nauert, Türk bir gazeteci ile sözlü atışma sonrasında basın brifingini ağlayarak terk etti.

ABD Dışişleri Sözcüsü Heather Nauert

-ABD Kongresi, İsrail ve Ortadoğu’daki diğer müttefikler için riskleri değerlendirmeyi teklif etti. Bunun için ABD Dışişleri Bakanlığı ve Ulusal İstihbarat’a İran ve Rusya’nın Lübnan merkezli Hizbullah örgütüyle bağlantılarını analiz etme görevi verildi.

–Rusya, Suriye’de kimyasal silah kullanımını soruşturan BM misyonunun görev süresinin uzatılması talebiyle ABD tarafından hazırlanan karar tasarısını veto etti.

–Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdülaziz el Suud, ülkelerinin ‘ılımlı İslam’a döndüğünü’ belirterek, ‘aşırıcılığı’ yakında yok edeceklerini söyledi.

-Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY), Haşdi Şabi milislerinin Türkiye sınırı yakınlarında Kürtlerin kontrolündeki petrol boru hattının olduğu bölgeye saldırı yaptığını ve çatışmaların yaşandığını duyurdu. Bağdat ise iddiayı reddetti.

-Suriyeli Tuğgeneral Hasan Süheyl, Mayadin’de Suriye ordusu tarafından ele geçirilen IŞİD’e ait bir depoda NATO’nun en yeni silahlarının bulunduğunu söyledi.

Deyr-ez Zor’da ele geçirilen “NATO”nun en yeni silahları

-ABD Dışişleri Bakanı Tillerson Irak’ta: “IKBY ile diyalogdan yanayız” 

-Barış, Bakım ve Rahatlama için Uluslararası Organizasyon Başkanı Halid el-Hamidi’nin ailesinden 13 kişinin öldürülmesinin ardından Libya halkına karşı işlenen suçlar nedeniyle NATO’ya açtığı davanın duruşması 30 Kasım’a ertelendi.

-IKBY Başbakanı Barzani, Irak hükümeti ile aralarındaki sorunların çözümü için yeni bir sayfa açmaya ve Bağdat’a heyet göndermeye hazır olduklarını, ancak devam eden askeri operasyonların bunun önünde engel teşkil ettiğini söyledi.

-Demokratik Birlik Partisi’nin, (PYD) eski Eşbaşkanı Salih Müslim, ABD öncülüğündeki koalisyon güçleriyle birlikte IŞİD’e karşı yaptıkları ittifakın arka planına dair önemli bilgiler paylaştı.

-Suriye Uluslararası İlişkiler Komitesi Başkan Yardımcısı Amar el Asad, Rakka’nın kurtarılmasının Suriye hükümeti karşıtlarının morallerini yükseltmeye yönelik bir oyun olduğunu söyledi.

-Irak Başbakanı Haydar el İbadi, ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’ın “İranlı milisler ve yabancı savaşçılar Irak topraklarını terk etsin” açıklamasına ilişkin, “Hiç kimsenin Irak’ın içişlerine karışma hakkı yoktur” dedi.

-Suriye Enformasyon Bakanı Muhammed Ramiz Tercüman, Türk askerlerinin İdlib’e girmesi ve ABD’nin El Tanf’ta bulunmasını ‘düpedüz saldırganlık’ olarak gördüklerini ve bu durumun açıklanmaya muhtaç olduğunu söyledi.

-Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nde (IKBY) parlamento ve başkanlık seçimleri ertelendi. Ertelemenin partilerin aday belirlememesi nedeniyle yapıldığı açıklandı.

–Ürdün Kralı 2. Abdullah’ın, Irak Başbakanı İbadi ile iki ülke arasındaki ilişkiler ve bölgesel gelişmeleri görüştüğü bildirildi.

Ürdün Kralı II. Abdullah

–Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ve Ürdün Kralı 2. Abdullah, Hamas ile Fetih hareketleri arasında varılan anlaşmayı değerlendirdi. Filistin Devlet Başkanı Abbas: “Uzlaşı hükümeti Gazze’de de görevini yerine getirebilmeli” dedi.

-Irak’ın Kerkük kentini ziyaret eden Irak İçişleri Bakanı Kasım Muhammed el Araci, Iraklı güçlerin düzenlediği operasyonlar nedeniyle kenti terk eden ailelerin evlerine dönmelerini istedi.

-ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson, Irak’ta IŞİD’e karşı mücadelede sona doğru gelindiği için başta İranlı savaşçılar olmak üzere tüm yabancı savaşçıların ülkelerine dönmesi gerektiğini söyledi.

–İsrail polisi geçen hafta Facebook paylaşımında Arapça ‘günaydın’ diyen fakat paylaşımı İbraniceye otomatik olarak ‘Onlara saldırın’ diye çevrilen bir Filistinli’yi tutukladı.

-Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nde (IKBY) muhalefetin başını çeken Goran (Değişim) Hareketi, IKBY Başkanı Mesud Barzani ve Yardımcısı Kosret Resul’un istifa etmesi gerektiğini belirtti.

– Resmi temaslarda bulunmak üzere Suudi Arabistan’a giden Irak Başbakanı Haydar el İbadi’nin, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile görüştüğü bildirildi.

–Peşmerge güçlerinin, Musul’un Şengal ilçesi ile Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ndeki (IKBY) Duhok kentini birbirine bağlayan ana yolu kapattığı bildirildi.

–İran, Türkmenistan gazının İran üzerinden takas (swap) yöntemiyle Türkiye’ye ihraç edilmesine olumlu bakmadığını açıkladı.

-ABD Başkanı Trump, ABD’nin İran’a karşı yaptırımların genişletilmesi konusunda Avrupa Birliği’nin (AB) desteğine ihtiyacı olmadığını ve Avrupalıların İran ile ticari bağlantılardan ‘para kazanmaya devam edebileceklerini’ belirtti.

-ABD öncülüğündeki koalisyonun desteklediği Demokratik Suriye Güçleri (DSG), Deyr Ez Zor’da bulunan ve Suriye’nin en büyüklerinden biri olan El Ömer petrol sahasını IŞİD’den geri aldıklarını duyurdu.

-ABD Başkanı Donald Trump, Demokratik Suriye Güçleri (DSG) ve Suriye’de IŞİD’e karşı savaşan müttefiklerinin Rakka’yı başarılı bir şekilde geri aldığını belirtti.

-Rusya Dışişleri Bakanlığı, Irak Dışişleri Bakanı İbrahim el-Caferi’nin önümüzdeki pazartesi günü Moskova’da Rus mevkidaşı Sergey Lavrov ile Irak ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimi ile ilgili (IKBY) durumu görüşmek üzere bir araya geleceğini duyurdu.

-Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yaptıkları telefon konuşmasında ikili ilişkilere ve Suriye konusuna değindi.

–İsrail, Suriye ordusunun düzenlediğini söylediği hava saldırısı sonrası Suriye’ye ait 3 askeri teçhizatı hedef aldıklarını açıkladı.

-Irak güvenlik güçleri ile Peşmerge arasında Kerkük-Erbil karayolunda yaşanan çatışmalarda Irak güçlerinden 150’den fazla kişinin öldüğü ve yaralandığı iddia edildi.

 

–Dışişleri Bakanlığı’ndan Katalonya’nın tek taraflı bağımsızlık ilanına ilişkin yapılan açıklamada “İspanya’nın toprak bütünlüğü ile anayasaya ve İspanya halkının iradesine saygıyı esas olarak görmekteyiz” denildi.

-İspanya Başbakanı Mariano Rajoy, Katalonya Özerk Yönetimi hükümetini feshedip bu bölgede 21 Aralık’ta erken yerel seçime gitme kararı aldıklarını açıkladı.

-Avrupa Parlamentosu (AP) Başkanı Antonio Tajani, Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerin Katalonya’nın İspanya’dan tek taraflı bağımsızlık ilanını tanımayacağını bildirdi.

–İspanya Senatosu, Katalonya’nın tek taraflı bağımsızlık ilan etmesinden dakikalar sonra Katalonya’nın özerklik yetkilerini büyük oranda Madrid’e verecek Anayasa’nın 155. maddesini yürürlüğe sokma teklifini onayladı.

–Katalonya Özerk Yönetimi parlamentosu İspanya’dan tek taraflı bağımsızlığını ilan etti.

-Katalonya Özerk Yönetimi Başkanı Carles Puigdemont, bağımsızlık yanlısı siyasi partilerin ve sivil toplum kuruluşlarının baskısı nedeniyle erken seçime gitme kararından vazgeçti.

-İngiliz dergisi The Economist, Ekim Devrimi’nin 100. yıldönümüne ayırdığı yeni sayının kapağına, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in çar biçimindeki portresini yerleştirdi.

The Economist dergisinin, Ekim Devrimi’nin 100. yılında yayınladığı sayının kapak fotoğrafı

–Hollanda’da dört parti tarafından kurulan yeni koalisyon ile seçimlerden 225 gün sonra hükümet resmen kuruldu.

-Türkiye’deki projelere yılda ortalama 2 milyar euro’nun üzerinde finansman sağlayan Avrupa Yatırım Bankası, bu yıl finansman hacminin geçmiş yıllara göre büyük ölçüde daha düşük olmasının beklendiğini söyledi.

-Donald Trump yönetiminin açıkladığı yeni tedbirler, ABD vatandaşları da dahil olmak üzere yolcuların yeni bir ‘testten’ geçmesini gerektiriyor. Ek tedbirler ülkeye yapılacak tüm uçuşları kapsıyor.

–Ukrayna Devlet Başkanı Pyotr Poroşenko, serbest bırakılan ve Türkiye’ye teslim edilen Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkan Yardımcıları Ahtem Çiygöz ve İlmi Umerov’u telefonla arayarak tebrik etti.

–Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini, Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkan Yardımcıları Ahtem Çiygöz ve İlmi Umerov’ün serbest bırakılmasını ‘iyi haber’ olarak değerlendirdi.

-Büyükada’daki toplantıya ilişkin davada 8’i tutuklu 11 sanığın tahliyesinin ardından Berlin, kararı memnuniyetle karşıladı. Tahliye edilenlerin arasında bulunan Alman bilişim uzmanı Peter Steudtner ülkesine dönüyor.

–TIR şirketleri, uzun yıllar haksız geçiş ücreti alan AB’ye dava açacak. UND İcra Kurulu Başkanı Şener, “Avrupa Adalet Divanı lehimize karar verdi. Ancak bugüne dek oluşan zararın tazminini talep edeceğiz” dedi.

-İspanya’nın doğusundaki Katalonya Özerk Yönetim hükümeti, İspanya Senatosunun 155. maddeyi oylayacağı 27 Ekim Cuma günü, Katalonya yerel parlamentosunda bağımsızlık ilanını oylamak için hazırlık başlattı.

Bağımsızlık yanlısı Katalonlar meydanlarda, “We are ready!” (Biz hazırız!)

-Alman ZDF kanalında yayınlanan Frontal 21 programının haberine göre, Almanya’daki sığınmacıları kabul ve geçici barınma merkezlerinde çalışan güvenlik görevlileri ergin olmayanlar dahilinde sığınmacıları fuhuşa yönlendiriyor.

-Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rusya ve Almanya liderinin tüm siyasi engellere rağmen ikili ilişkileri geliştirme konusu üzerinde çalışma niyetinde olduğunu belirtti.

-Avrupa Parlamentosu, Schengen Bölgesi’ne giriş ve çıkış yapan üçüncü ülke vatandaşlarına ait bilgilerin elektronik ortamda kaydedilip saklanması ve üye ülkelerin ortak kullanımına açılması yönündeki yeni sınır kontrol sistemini kabul etti.

-İtalyan futbol kulübü Lazio’nun Başkanı Claudio Lotito, taraftarlarının ırkçı tezahürat ve eylemlerinin tepki çekmesinin ardından her yıl 200 taraftarı ünlü Polonya’daki Auschwitz toplama kampına götürüp bilinçlenmelerine yardım etme kararı aldıklarını söyledi.

–Katalonya’nın Girano kentinde yerel meclis, bağımsızlık referandumunun ardından Katalonya özerk yönetimini anayasayı ve demokrasiyi ihlal etmekle suçlayan İspanyol Kralı 6. Felipe’yi ‘istenmeyen kişi’ (persona non grata) ilan etti.

İspanya’nın bütünlüğünü savunan İspanyollar da meydanlarda, bağımsızlık yanlısı Katalonlara ithafen; “Stop national populism” (ulusal popülizm yapmayı bırakın)

–Almanya’da koalisyon ön görüşmelerine Türkiye konusunda anlaşmazlık yaşanıyor. Hristiyan Sosyal Birlik Partisi (CSU), Türkiye ile AB müzakerelerinin durdurulmasında ısrarcı olacağını vurgularken, Yeşiller Partisi ‘bunun yanlış sinyal olacağı görüşünü’ yineledi.

–Almanya Başbakanı Merkel, Türkiye’de sekiz aydır tutuklu bulunan gazeteci Deniz Yücel’in eşi Dilek Mayatürk Yücel’i ofisinde ağırladı, Yücel’in durumu hakkında bilgi aldı.

-Tarifeli uçakla Türkiye’ye gelen bazı yolcuların valizleri, Atatürk Havalimanı Dış Hatlar Geliş Terminali’ndeki uygulama kapsamında narkotik köpeğiyle arandı.

–Ukrayna Devlet Başkanı Pyotr Poroşenko, vatandaşlarını Birleşmiş Milletler Günü ile tebrik ederek bu bayramın doğrudan ülkesiyle ilgisi olduğunu belirtti.

–Avrupa Birliği (AB) ülkeleri, birlik içerisinde ucuz işçiliği engellemeye yönelik düzenleme üzerinde uzlaşı sağladı.

-Yunanistan Dışişleri Bakanı Kocias: “AB üyeliği konusunda Türkiye’ye çifte standart uygulanmamalı” açıklamasında bulundu.

–İngiltere parlamentosu, İngiltere hükümetinin Suriye ve Irak’ta IŞİD’le mücadele eden Kürtlere sunduğu yardımlara ilişkin koşulları belirlemek için bir soruşturma yapacak.

–Macaristan Başbakanı Viktor Orban, milyonlarca sığınmacı ve göçmenin Avrupa’yı istila ettiğini savunarak, “Güvenli, adil, sivil, Hristiyan ve özgür Avrupa istiyoruz” dedi.

-Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nde (IKBY) yapılan bağımsızlık referandumu sonrası Peşmerge’ye askeri desteği kesen Almanya, eğitimlerin tekrar başlatıldığını açıkladı.

Peşmerge eğitimine Almanya Savunma Bakanı Ursula von der Leyen de katılmıştı. Kaynak: NTV

–Belçika federal hükümetinin aldığı tasarruf tedbirleri doğrultusunda Kraliyet Darphanesi, itibarıyla madeni para basımına son verdi.

–Avrupa Parlamentosu (AP) Başkanı Antonio Tajani, Katalonya’daki bağımsızlık girişimini hiçbir Avrupa Birliği (AB) ülkesinin tanımak istemediğini belirterek “AB bölünmekten korkmalı ve korkuyor” dedi.

–Türkiye’nin Almanya’dan 81 kişiyi iade etmesi istediği öğrenildi. Darbe girişiminden sonra iadesi istenen 81 kişinin kaçının terör şüphesi ile istendiği ise belirtilmedi.

-Almanya’nın başkenti Berlin’de, “aşırı sağcı” Almanya için Alternatif (AfD) partisinin Federal Meclis’e girmesi protesto edildi.

–İspanya hükümetinin, Katalonya Özerk Yönetim hükümetini feshetme ve erken yerel seçime gitme kararı, Başkan Carles Puigdemont tarafından tepkiyle karşılandı.

-Eski Gürcistan Devlet Başkanı ve eski Odessa Valisi Mihail Saakaşvili, Ukrayna parlamentosu Yüksek Rada’yı ekran olarak kullanarak ’70 günde Ukrayna’yı kurtarma planı’nı anlattı.

-İtalya’nın ekonomik açıdan zengin bölgelerinden Lombardiya ve Veneto’da merkezi yönetimden daha geniş haklar almak için referandum düzenlendi. Referanduma katılım Lombardiya’da yüzde 40, Veneto’da 59,7 olurken, resmi olmayan ilk sonuçlara göre ‘Evet’ açık ara kazandı.

-ABD Savunma Bakanı James Mattis, Pyongyang tarafından ABD’ye veya müttefiklerine yapılacak her türlü saldırıya güçlü, etkili ve yıkıcı askeri cevap verileceğini söyledi.

-ABD Kongresi için hazırlanan bir raporda, Kuzey Kore’nin muhtemel nükleer saldırısı sonucunda oluşacak elektromanyetik darbenin ABD nüfusunun yüzde 90’ını ölümüne yol açabileceği belirtildi.

-Kurumların kredi değerliliğine ilişkin açık bilgi sisteminin sitesinde yayınlanan bilgilere göre, ABD’li fast food devi McDonald’s’ın Çin’deki restoranlarının ismi ‘Altın arklar’ (Jingongmen) olarak değiştirildi.

–Azerbaycan Devlet Güvenlik Teşkilatı (SGB), güvenlik güçlerinin terörle mücadele operasyonu çerçevesinde Suriye ve Irak’ta çatışmalara katılan 4 aşırıcılık yanlısının gözaltına alındığını duyurdu.

–Pakistan’ın Belucistan vilayetinde bir yolcu treninin geçişi sırasında raylara konulan bombanın patlatılması sonucu 6 kişi yaralandı.

–Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev, Latin harflerinin kullanıldığı yeni Kazak alfabesini onayladı.

Kiril alfabesi kullanan Kazakistan, aldığı kararla Latin alfabesine geçiş yapıyor.

-Avustralya Yüksek Mahkemesi Avustralya Başbakan Yardımcısı Barnaby Jones ile 4 diğer senatörün ‘çifte vatandaş’ oldukları gerekçesiyle göreve uygun olmadıklarına karar verdi.

–ABD Savunma Bakanı James Mattis Güney Kore’ye bir ziyaret gerçekleştirdi. Kuzey ve Güney Kore arasındaki askerden arındırılmış bölgeyi ziyaret eden Mattis, “Amacımız savaş değil, Kore Yarımadası’nın tamamen, kanıtlanabilir ve geri dönüşü olmayan şekilde nükleer silahlardan temizlenmesi” dedi.

-Passport Index adlı internet sitesi dünyanın en güçlü pasaporta sahip ülkesinin, vatandaşları 159 ülkeye vizesiz gidebilen Singapur olduğunu duyurdu. Türkiye ise listede 44. sırada yer aldı.

–Tayland’da, geçen yıl 13 Ekim’de vefat eden eski Kral Bhumibol Adulyadej onuruna 5 günlük cenaze töreni düzenlendi.

–Pakistan Ulusal Yolsuzlukla Mücadele Mahkemesi (NAB), eski Başbakan Şerif hakkında tutuklama kararı aldı.

Pakistan eski Başbakanı Navaz Şerif

-Çin’deki Zhejiang Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim görevlileri, şiddetli yanık tedavisinde kullanılabilecek eşi benzeri olmayan yapay deri dokusu ile ilgili deneylerin başarılı şekilde tamamlandığını duyurdu.

-ABD Başkanı Donald Trump’ın Amerikan vatandaşlarına Kuzey Kore’ye seyahat sınırlaması getirmesi, Pyongyang’da üniversitelerin eğitim kadrosunu olumsuz yönde etkiledi. Üniversiteler, Asya ve Avrupa’dan ABD vatandaşı olmayan gönüllü öğretim görevlisi aradığını duyurdu.

-Çin Komünist Partisi’nin 7 kişilik Politbüro Yürütme Komitesi belli oldu. Komitede Devlet Başkanı Şi Cinping ile Başbakan Li Keqiang dışında diğer tüm isimler değişti.

-Manila ile Moskova arasında askeri teknik alanda imzalanan ilk anlaşmanın ardından Rusya, Filipinler’e silah sevkiyatı yaptı.

Rusya Başkanı Putin ve Filipinler Devler Başkanı Duterte

–Harvard Üniversitesi nezdindeki araştırma merkezi Belfer, Kuzey Kore’nin nükleer silahın yanı sıra, biyolojik silah üzerinde de çalışıyor olabileceğini ileri sürdü.

–ABD, Arakanlı Müslümanlar’a yönelik şiddet olaylarına karışmış Myanmarlı askeri birlikler ve yetkililere olan askeri desteğini durdurduğunu açıkladı.

–19. Ulusal Kongresi’ni yapan Çin Komünist Partisi (ÇKP), Devlet Başkanı Şi Cinping’in adını ve yeni açıkladığı ideolojisini Çin Komünist Parti Tüzüğü’ne dahil etti. Böylece Şi, komünist Çin’in kurucusu Mao Zedong’un ardından yaşarken adı belgeye giren ilk Çinli lider oldu.

–Birleşmiş Milletler (BM) Komitesi, nükleer program ve füze denemeleri gerekçesiyle yaptırım uygulanan Kuzey Kore’ye 32 ürününün daha satışını yasakladı.

–Filipinler’de Mindanao eyaletine bağlı Marawi kentinde IŞİD bağlantılı “Maute” örgütünün son kalesi konumundaki bir binanın ele geçirildiği bildirildi.

–Japonya Başbakan Şinzo Abe’nin eylül sonunda parlamentonun alt kanadı Temsilciler Meclisi’ni feshederek erken seçime gidilmesi kararı alması üzerine ülkede genel seçimler düzenlendi.  Başbakan Abe liderliğindeki Liberal Demokratlar, parlamentonun alt kanadı Temsilciler Meclisinde üçte iki çoğunluğu geçti.

–Hindistan Yüksek Mahkemesi, Müslüman kadınlarının uzun zamandır eşitlik haklarını çiğneyen tartışmalı boşanma yasasını, anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle yürürlükten kaldırdı. Artık erkeklerin üç kere “Boş ol!” demesi ile evlilikler düşmeyecek.

-ABD’de Meksika sınırına örülmesi planlanan duvar için prototipler hazırlandı. Örnek bloklar çeşitli testlere tabi tutulacak.

ABD-Meksika sınırına örülecek yeni duvar daha yüksek ve dayanıklı olması ile göze çarpıyor

–Kıbrıs medyası, Barbaros Hayrettin Paşa sismik araştırma gemisinin ada çevresinde yaptığı araştırmalar sonucunda İskenderun Körfezi ile Kuzey Kıbrıs’ın Karpaz yarımadası arasında doğalgaz yatağı tespit ettiğini ileri sürdü.

-Somali’nin başkenti Mogadişu’daki otele yönelik iki intihar saldırısının ardından saldırganlarla güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmaların sonlandığı açıklandı. Somalili yetkililer 29 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Saldırıyı El Kaide bağlantılı El Şebab örgütü üstlendi.

–Kenya’da yeniden düzenlenen devlet başkanlığı seçiminde çatışmalar çıktı. Polis çıkan olaylarda en az 3 kişinin öldüğünü açıkladı. Kenya seçim komisyonu muhalafetin güçlü olduğu 4 bölgede seçimin 28 Ekim’e ertelendiğini duyurdu.

-ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Nikki Haley, Güney Sudan’da ziyaret ettiği bir kampın yakınlarındaki protesto çatışmaya dönünce ülkeden tahliye edildi.

-Almanya bandıralı yük gemisinin, Nijerya’da korsanlar tarafından kaçırıldığı bildirildi.

Kaynak: StratejikOrtak.com, Anadolu Ajansı, BBC News, Sputnik, Reuters

 

Katalonya’nın Bağımsızlık İlanına İspanya Müdahalesi

Katalonya Özerk Bölgesi, 1 Ekim’de düzenlediği refendum sonrası bugün tek taraflı bağımsızlık ilan ettiğini duyurdu. Başta Avrupa olmak üzere dünya gündemine bomba gibi düşen açıklama sonrası gözler İspanya’ya çevrildi.

İspanya Senatosu, bağımsızlık ilanının hemen ardından saatler içinde anayasanın 155. maddesi gereği Katalonya’nın özerkliğini elinden aldı. Katalonya Özerk Bölgesi yönetimini görevden alarak parlamentoyu fesheden İspanya merkezi yönetimi, 21 Aralık’ta seçim yapılması yönünde karar aldı.

Katalonya Özerk Yönetimi Başkanı Carles Puigdemont

Başbakan Rajoy, “Hükümet, 155. maddeyi uygulamaya başladı. Katalonya Özerk Yönetimi Hükümeti Başkanı Carles Puigdemont, Başkan Yardımcısı Oriol Junqueras ve diğer hükümet üyeleri ile Katalonya özerk yönetimi İçişleri Bakanlığına bağlı olarak çalışan tüm polis müdürleri görevlerinden alındı.” diye konuştu.

ABD ve Avrupa Birliği İspanyol yönetiminin yanında olduğunu, Katalonya’nın İspanya’nın vazgeçilmez bir parçası olduğunu vurgulayarak Madrid hükümetini desteklediklerini bildirdi. Türk Dışişleri Bakanlığı’nın yaptığı açıklamada da Katalonya’nın kararının doğru bir adım olmadığını ifadelerine yer verildi.

Katalonya Hakkında Bilgi

– İspanya’nın doğusunda yer alan Katalonya özerk yönetimi 7 buçuk milyon nüfusa sahip.

Katalonya neresi? İspanyanın kuzey doğusunda yer alan Katalonya.

– 4 şehirden oluşan özerk bölgenin başkenti Barselona, 50 İspanyol ilinden daha kalabalık bir şehir.

– Barselona, sadece Akdeniz’in en girişimci metropollerinden biri değil aynı zamanda GSMH açısından AB’nin dördüncü büyük kenti.

– Katalonya, İspanya GSYİH’sinin yaklaşık yüzde 20’sini, ihracatın ise yüzde 26’sını karşılıyor.

Katalonya haritası: İspanya’nın kuzey doğusunda yer alan Katalonya Özerk Bölgesi 4 şehirden oluşmaktadır.

– Katalanlar İspanya’nın yükünü çektiklerini ve tüm İspanyol halklarının vergilerini ödemek istemediklerini belirtiyor.

– 6 Eylül 2017’de Katalonya özerk yönetimi parlamentosu, Referandum Yasası’nı kabul ederek, 1 Ekimde bağımsızlık referandumuna gidilmesi kararını onayladı.

Kaynak: StratejikOrtak.com

https://stratejikortak.com/2017/10/katalonya-referandumu.html

Kuzey Suriye’deki ABD Askeri Üsleri ve Koordinatları

Askeri üs, herhangi bir askeri birliğin ekipmanlarının ve personelinin barındığı, personelinin eğitim aldığı ve operasyonları gerçekleştirdiği tesistir. Aslında bu sadece söz konusu devletlere bağlı askeri kuvvetlerin mevcut sınırlar içerinde yapmış olduğu askeri faaliyetlere verilmiş bir tanımdır. Fakat sizlerin de bildiği üzere küresel bazda cereyan eden mevcut gelişmelerde bu üslerin sınırlar içerisinde değil de daha çok sınırlar dışındaki faaliyetleri gözler önündedir. Peki, bir devletin neden sınırları dışında bir üssü olsun ki? Bu soru sorulduğunda söz konusu devletlerin savunmaları kendilerine tehdit olarak gördüğü unsurlara karşı “savunma amaçlı” masumane bir cevap olacaktır. Aslında bu verilen cevap, son yüzyıl içerisinde gayet doğal ve tutarlı olarak kabul edilmektedir. Elbette bir devletin kendine tehdit olarak gördüğü unsurlara karşı kendini savunması en doğal hakkıdır ama son yüzyıl içerisine bu “doğal hak” kılıfı adı altında küresel çapta potansiyel kuvvete sahip devletler, kendi menfi çıkaraları doğrultusunda bu durumu çok kullanışlı bir hale getirmişlerdir.

Malesef bu kılıf altında devletlerin iç işlerine karışılır olunmuş ve hatta çıkarlarına ters mevcut yönetimler bu şekilde terbiye edilmek istenmiştir. Buna direnen ve karşı bir adım atan yönetimlere ise çeşitli yollar vasıtası ile işgal girişimleri gibi darbe operasyonları gerçekleştirilmiştir. Bu son cümleyi çok değil yaklaşık bir sene önce bizzatihi yaşadığımız 15 Temmuz gecesini söylememiz yanlış olmayacaktır. Bu hatırlatmaları yapmamdaki kasıt bir askeri üssün ne kadar etkili olduğunu gözler önüne sermek için kısa bir zihin tazeleme idi. Konumuza, asıl meselemize dönecek olur isek;

ABD ve Rusya’nın Suriye’deki Askeri Etkinlik Yarışı

Türkiye ile Suriye arasında 911 km’lik bir kara sınırı bulunmaktadır. Suriye sahasında son dönemde IŞİD’e karşı bütün cephelerden topyekün bir mücadele verilmektedir. ABD ve Rusya, bu mücadelede karşıt grupları bile tek hedef doğrultusunda toplayabilmeyi başarmıştır. IŞİD’e karşı bu mücadele verilir iken söz konusu devletler destekledikleri unsurlara askeri ikmal sağlayabilmek için üs kurma çalışmalarına gitmiştir. Rusya, 2015 Eylül’ünden beri bir çöküşün eşiğinden döndürdüğü rejimin üzerinde ciddi bir etki sağlamış ve kontrolündeki alanlarda askeri varlığını artırmıştır. Nitekim; Rusya Parlamentosu’nun alt kanadı Duma, Rusya’nın Suriye’deki Himeymim Üssü‘nü “süresiz” kullanmasını öngören antlaşmayı onaylamış idi.[1] Bu bağlamda ABD ise sahadaki askeri varlığını kalıcı hale getirebilmek ve etkinliğini artırmak için bazı oluşumlara gitmiştir. ABD’nin asıl hedeflediği; “..öyle bir oluşum kurmalı idi ki küresel bazda destek bulmalı ve bunun üzerinden sahadaki hedeflerine ulaşmalı”[2] bağlamı idi. ABD, geçtiğimiz süreç içerisinde bir seçim yaşamış ve önceki yönetim birnevi bu seçimin gelişini bahane göstererek sahada bu bağlamda değil de Türkiye’nin ve kendisin terör örgütü olarak kabul ettiği bir örgütü açık bir şekilde destekledi ve bu örgüte sahada ciddi yatırımlarda bulundu. Türkiye, bu tutuma karşı küresel bazda ciddi bir tavır sergileyince yeni yönetimin bu tavrı değiştirilmesi beklenirken bu destek artrak devam etti. Yönetimin değişmesi Pentagon’un “ABD Ulusal Askeriye Strateji” belgesini değiştirmeye yetmedi. Bilakis yeni yönetimin askeri kuvvetleri sahaya inerek PYD-YPG terör örgütlerine mevcut ismlerinin değiştirilmesi ve yeni izleyecekleri yol için birebir görüşmeler gerçekleştirdi. [3] Yeni bir oluşum “SDF – [Suriye Demokratik Güçleri]” kurularak; bu oluşum adı altında askeri ve lojistik destekler artarak devam etti.

Bu askeri yardımlar küresel bazda doğal ve normal olarak lanse edilse de ABD’nin sahada özellikle Kuzey Suriye’de tespit edilebilen üslerinden sonra bu yardımların boyutu ve anlamı IŞİD ile mücadele dışında bir sürece evrildiği gözlemlendi. Bu sürecin kullanılan örgütün sahada uzun vadeli olarak bir yer edinmesi olarak tanımlamak yanlış olmayacaktır.

ABD, bir yandan PKK terör unsurlarına dış müdahalelerin zorlaşması için üs çalışmalarını artırarak devam ettirirken bir yandanda ileride bu topraklarda yer edinmesini sağlamak için askeri eğitmenleri tarafından “SDF” oluşumu adı altında PKK militanlarını eğitip teçhizatlandırmaya devam etmektedir. Bu askeri eğitim ve teçhizatlandırma süreci, mevcut üsler üzerinden sağlanmaktadır. General Josep Votel’in “Şu anda ulaştıkları savaş kapasitesinden memnun kaldım. Kendilerine sağladığımız askeri destek ve eğitim sonrasında sergiledikleri bu kapasite, bizim, yerel unsurlarla işbirliği stratejimizin doğruluğunu bir kez daha gösterdi…”[4] sözü askeri boyutun ne kadar ileri seviyeye taşındığının ve PKK teröristlerine sağlanan desteğin seviyesini anlamamıza yardımcı olacaktır. Askeri kapasite olarak PKK’nın SDF oluşumu adı altında 54 bin eğitilmiş militanı yerel kaynaklara göre bulunmaktadır. ABD’nin Suriye’de izlediği yol haritası özellikle Türkiye’nin saha stratejilerine farklı boyutlar kazandırmıştır. Nitekim; Rusya ve İran ile yapılan anlaşma ve ittifaklar buna delil teşkil etmektedir.

CENTCOM’un komutanı General Joseph Votel

ABD Hava Üsleri

1.) Kuzey Suriye – Septé Köyü 24.09.2017 – Uydu Görüntüleri – ABD Hava Üssü

Kuzey Suriye – Septé Köyü 24.09.2017 – Uydu Görüntüleri – ABD Hava Üssü
Kuzey Suriye – Septé Köyü 24.09.2017 – Uydu Görüntüleri – ABD Hava Üssü

ABD’nin Suriye’deki askeri üssü – lokasyon 1

2.) Kuzey Suriye – Tell Beydar Beldesi 24.09.2017 – Uydu Görüntüleri – Tell Bider Askeri Hava Üssü

Kuzey Suriye – Tell Beydar Beldesi 24.09.2017 – Uydu Görüntüleri – Tell Bider Askeri Hava Üssü
Kuzey Suriye – Tell Beydar Beldesi 24.09.2017 – Uydu Görüntüleri – Tell Bider Askeri Hava Üssü

ABD’nin Suriye’deki askeri üssü – lokasyon 2

3.) Kuzey Suriye – Kharab Hisaq Beldesi 24.09.2017 – Uydu Görüntüleri – ABD Kharab Hisaq Askeri Üssü

Kuzey Suriye – Kharab Hisaq Beldesi 24.09.2017 – Uydu Görüntüleri – ABD Kharab Hisaq Askeri Üssü
Kuzey Suriye – Kharab Hisaq Beldesi 24.09.2017 – Uydu Görüntüleri – ABD Kharab Hisaq Askeri Üssü

ABD’nin Suriye’deki askeri üssü – lokasyon 3

4.) Kuzey Suriye – Ayn İssa 24.09.2017 – Uydu Görüntüleri – ABD, Fransa ve PKK Ortak Askeri Üssü

Kuzey Suriye – Ayn İssa 24.09.2017 – Uydu Görüntüleri – ABD, Fransa ve PKK Ortak Askeri Üssü
Kuzey Suriye – Ayn İssa 24.09.2017 – Uydu Görüntüleri – ABD, Fransa ve PKK Ortak Askeri Üssü

ABD’nin Suriye’deki askeri üssü – lokasyon 4

5.) Kuzey Suriye – Al Jafal 24.09.2017 – Uydu Görüntüleri – Rumelan ABD Hava Üssü

Kuzey Suriye – Al Jafal 24.09.2017 – Uydu Görüntüleri – Rumelan ABD Hava Üssü
Kuzey Suriye – Al Jafal 24.09.2017 – Uydu Görüntüleri – Rumelan ABD Hava Üssü

ABD’nin Suriye’deki askeri üssü – lokasyon 5

6.) Kuzey Suriye – Usariye Kasabası 24.09.2017 – Uydu Görüntüleri – ABD Askeri Üssü

Kuzey Suriye – Usariye Kasabası 24.09.2017 – Uydu Görüntüleri – ABD Askeri Üssü
Kuzey Suriye – Usariye Kasabası 24.09.2017 – Uydu Görüntüleri – ABD Askeri Üssü

ABD’nin Suriye’deki askeri üssü – lokasyon 6

ABD’nin Kuzey Suriye sahasında tespit edilebilmiş üs ve askeri nokta sayısı toplam 10 olarak belirlenmiş idi. Bunların; ikisi hava üssü, geriye kalan sekizinin de ikmal, yakın destek ve operasyon üsleri oluşturmuştur. 2017 Temmuz’undan sonra tespit edebildiğimiz kadarı ile bu üslerin sayısı; çok farklı ve çok amaçlı şekilde sahadaki konumuna göre arttığını ve şekillendiği gözlemlendi. Hava üslerinin sayısı üçe çıkmış ve askeri noktaların sayısında ise iki kat artış olmuştur.

2014 sonlarından günümüz 2017 senesine kadar ABD’nin sadece Kuzey Suriye’de bu kadar askeri varlığını artırması söylediğimiz gibi sadece IŞİD ile mücadele için değil daha çok Suriye’nin kuzeyinde oluşturulmak istenen bir devlet için olduğu açık ve nettir. Bu üsler, oluşturulmak istenen devletin tesisi için ana komuta merkezi halini aldı. Sahadaki askeri, siyasi oluşumlar buradan yönetilecek ve yönlendirecektir. Geçmişe biraz baktığımızda “Komünist” bir ideoloji üzerine kurulmuş ve ABD’ye karşı eylemlerde bulunmuş vahşi, barbar ve çetleşmiş bir örgütün benim nezimde ABD’nin bir farkı olmasa da “Kapitalist” bir yönetim ile kısa bir süre içerisinde bu kadar kolay bir şekilde anlaşılması ve desteklenmesi elbbetteki büyük bir vaad için olması gerekmektedir. 2014 senesinden bu yana sahada aktif rol alan PKK’nın günümüze kadar verdiği kayıplar 10 bine varmış iken ABD talimatları doğrultusunda hareket etmenin elbette bir bedeli veya kazancı olması gerekmektedir. Bu ve benzeri söylemlermizi kanıtlar ve begeler eşliğinde artırabilir, çoğaltabiliriz. ABD üslerine ait mevcut servis ettiğimiz görüntüler ve lokasyonlarda vermek istediğimiz mesaj analizimizin başından beri ifade ettiğimiz şekilde anlaşılacağı gibi açık ve nettir.

Ne demişler; görünen köy kılavuz istemez..

Şehmuz Karadeniz

StratejikOrtak.com MİSAFİR YAZAR

KAYNAKÇA:

[1] – http://www.milliyet.com.tr/rus-ucaklari-suriye-de-suresiz-dunya-2323286/

[2] – https://www.criticalthreats.org/analysis/americas-way-ahead-in-syria

[3] – https://tr.sputniknews.com/ortadogu/201702251027384095-abdli-general-voteden-suriyeye-gizli-ziyaret/

[4] – http://www.internethaber.com/abdli-generalin-suriye-ziyareti-pkk-mini-ordu-kurdu-1596545h.htm

2014’ten Bu Yana Kerkük’te Ne Oldu?

IŞİD’in 2014 yılında Irak’ı işgaliyle başlayan Kerkük’teki ‘peşmerge serüveni’, Irak ordusunun Kerkük operasyonuyla son buldu. Sizlere, hızlı ve kısa bir şekilde son 3 seneyi şöyle anlatayım.

ABD’nin Irak işgalinden sonra 2005 yılında hazırlanan anayasada Kerkük “tartışmalı bölgeler” arasında yer aldı. Kentin statüsü için referandum düzenlenmesi planlandı fakat bu referandum kararı hiçbir zaman uygulamaya geçmedi.

Saddam’ın devrilmesinden sonra Kerkük’e Kürt göçleri yaşandı. Bağımsız kaynakların raporlarında da yer alan bilgilere göre IKBY politikası gereği Kerkük’ün demografik yapısı değiştirildi. Yapının değiştirilmesiyle şehirdeki Kürt nüfusu arttı. 2011 yılında KYB’li bir Kürt olan ve PKK sempatizanı olarak medyaya yansıyan Necmeddin Kerim vali olarak atandı.

Kaosun hiçbir zaman bitmediği ülkede bombalar patlamaya devam etti. Mezhepçi politikalarıyla bilinen Başbakan Maliki’nin uyguladığı ‘yeni siyaset’ ile ülkede kutuplaşma evresi yaşandı. Tam da bu dönemde Irak El Kaidesinden kopan ve ilk olarak Suriye’ye saldıran IŞİD, 2014 yılının Haziran ayında Musul’a saldırdı ve 3 gün içinde vilayette kontrolü sağladı.

Peşmerge Kerkük’ü işgal etti

IŞİD’in işgalinden sonra Irak ordusunun başkent Bağdat’a kaçması üzerine Barzani yönetimindeki peşmerge bunu fırsat bildi ve Kerkük’ü kontrol altına aldı. Peşmerge tarafından tamamen kontrol alınan Kerkük’e giden Barzani şöyle bir açıklama yapmıştı:

“Kerkük’ü huzurlu ve güzel günler bekliyor. Kerkük, Kürdistan bölgesi sınırlarına geri döndüğünde, Kürtlerin ne kadar cömert ve dürüst olduklarını herkes görecek.”

Daha sonra Barzani “Peşmerge hiçbir zaman Kerkük’ten çıkmayacağız, Kerkük Kürtlerin Kudüs’üdür” şeklinde bir açıklama yaparak niyetlerini belli etti.

Öte yandan IKBY, Kerkük’teki petrol satışını da kontrol altına alındı.

2 senelik işgal sonrası devlet dairelerine IKBY bayrağı çekildi

Yukarıda da bahsettiğim gibi 2011 yılında vali olarak atanan Necmettin Kerim, 24 Mart 2017’de Arap ve Türkmen üyelerin boykot ettiği bir toplantıda Kerkük’teki tüm devlet dairelerine Irak bayrağının yanında Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin bayrağının da asılması talimatını verdi.

Merkezi Bağdat yönetimi, İran ve Türkiye’nin tepkilerine rağmen bu karardan dönülmedi. Kentteki binalara IKBY bayrağı asıldı.

IKBY’de “bağımsızlık referandumu” düzenlendi

Irak’ın en büyük ikinci şehri Musul’da hala IŞİD varken, ülkede istikrar henüz sağlanmamışken IKBY Başkanı Mesud Barzani bir açıklama yaptı. Barzani bölgedeki siyasi partiler ile yaptığı toplantı sonrası 25 Eylül’de IKBY’de bağımsızlık referandumunun düzenleneceğini açıkladı.

[Bu açıklamanın ardından “Bağımsızlığa Giden IKBY’nin Genişleyen Sınırları ve 140. Madde” adlı bir yazı yazmıştım. Onu da inceleyebilirsiniz.]

IŞİD sonrası peşmergenin kontrol sağladığı bölgelerde referandum düzenleneceği Barzani’nin Haziran ayında yaptığı açıklamadan 25 Eylül’e kadar netlik kazanmadı.

Tarihler 25 Eylül’e geldiğinde ise bölge genelinde ve peşmergenin işgal ettiği “tartışmalı bölgelerde” referandum düzenlendi. Erbil’in açıklamalarına göre sandıktan yüzde 90’dan fazla ‘Evet’ oyu çıktı.

Irak ordusu Kerkük’ü geri aldı

16 Ekim günü Irak ordusunun Kerkük’e başlattığı harekat sonrası peşmerge direnemeden çekildi. Yaklaşık 12 saatte tamamen kontrol Irak güvenlik güçlerinin eline geçti. Daha sonra Irak ordusu, peşmergenin işgali altında bulunan diğer “tartışmalı bölgelere” operasyon düzenledi.

Operasyonun 1. gününde; Kerkük kent merkezi ile birlikte Kuzey Petrol Şirketi, Baba Gurgur Petrol Yatakları, K1 Askeri Üssü, elektrik santrali, Molla Abdullah Rafinerisi, Kerkük Havaalanı, Tuzhurmatu karargahı, Leylan, Dakuk, Yaycı, Tirkalan kasabaları ele geçirildi. Ayrıca Tikrit Köprüsü ve Kerkük’ün güneyindeki ana kara yolunun tamamında da kontrol sağlandı.

Operasyonun 2. gününde; Sincar, Mahmur, Başika, Irak-Suriye arasındaki Rabia Sınır Kapısı, Musul Barajı, Diyala’nın Hanakin ilçesi ve ona bağlı Karatepe ve Celavla kasabaları Irak ordusunun kontrolüne geçti.

Bölgeden gelen son haberlere göre Bağdat yönetimiyle diyalog kurmak için IKBY’nin referandumu dondurma kararı alacağı söyleniyor. Fakat Irak güvenlik güçleri referandumun tamamen iptal edilmeden görüşmelerin olmayacağını belirtiyor.

https://stratejikortak.com/2017/10/irak-pesgerge-savasi-harita.html

PKK’ya Suikast Düzenleyen Örgüt: Kıyam Hareketi

1

Geçtiğimiz günlerde bir video mesajla isimleri açıklanan ve kuruluşu ilan edilen Kıyam Hareketi (Qeyam Movement حركة القيام) adlı grup,  ülkenin toprak bütünlüğünden yana olduğunu bildirerek ‘ayrılıkçı gruplara’ karşı savaşma sözü vermişti.

PKK‘nın Suriye yapılanması ve onunla bağlantılı YPG terör örgütünü işaret eden silahlı grup çeşitli bölgelerde teröristlere karşı suikastlar düzenliyor.

(İsimlerini ve amaçlarını açıkladıkları video – Tarih: 15 Ekim 2017)

Geçtiğimiz Pazar günü bir video mesaj yayınlayan Kıyam Hareketi, “Bizler, Kıyam Hareketi olarak, terörist ayrılıkçılar ve onların projelerine karşı durmaları için Kürt, Türkmen, Arap, tüm Suriyelilere harekete geçmeleri çağrısında bulunuyoruz. Herhangi dış destek olmaksızın ülkenin birliğini ve bütünlüğünü savunuyoruz.” ifadelerini kullandı.

Açıklamalarını ve suikast görüntülerini sosyal medya aracılığı ile yayınlayan Kıyam Hareketinin an itibariyle Twitter’da 1870 takipçisi, YouTube kanallarında ise 181 aboneleri var ve bu sayılar giderek artıyor. Bölgeyi takip edenlerin merak ettiği Kıyam Hareketi adlı örgüt hakkında olduğu belirtilen ilginç bilgiler öne sürüldü.

Peki, yeni kurulan Kıyam Hareketi hakkındaki iddialar nelerdir?

• Halep’in kuzeyinde halkın başlattığı bir hareket olduklarını iddia eden Kıyam Hareketi, yaptığı suikastların profesyonelliği ile dikkat çekiyor. Özellikle “kevatim” adı verilen susturuculu operasyonların ancak konu hakkında özel eğitim almış kişiler tarafından gerçekleştirilebileceği konuşulanlar arasında.

• Eylem tarzları, bir dönem Türkiye’de faaliyet gösteren ve “Beyaz Toroslular” olarak anılan kişi ve grupların eylem tarzıyla benzeştirilen Kıyam Hareketi için “Suriye’nin Beyaz Torosluları” benzetmesi yapılıyor.

• Beyaz Toroslular benzetmesinin altında yatan önemli bir sebep de Kıyam Hareketinin faaliyet tarzının halk tarafından kurulmuş bir askeri örgütten ziyade, gayrinizami harp yürüten istihbarat birimleriyle benzerlikler göstermesinden kaynaklanıyor.

Kıyam Hareketi logusu

• Kıyam Hareketi kurulalı ve faaliyete geçeli bir haftadan fazla oldu. Ancak şimdiye kadar hiçbir Kıyam Hareketi mensubu ele geçirilebilmiş değil. Faaliyet icra ettikleri bölge göz önüne alındığında bu durum hareket adına büyük bir başarı ve hareketin ne kadar profesyonel ve gizlilik esasını benimsemiş şekilde çalıştığının da bir kanıtı.

• Dile getirilen en ilginç iddialardan birisi de Kıyam Hareketinin arkasında MİT’in olduğu iddiaları. Hatırlarsanız Bahoz Erdal kod adlı teröriste suikast düzenlediğini açıklayan “Tel Hamis Tugayları” da zamanında MİT ile ilişkilendirilmiş, örgütün MİT’in sahadaki gizli organlarından biri olduğu iddia edilmişti. PYD/YPG’yi açıkça hedef alan ve suikastlar düzenleyen Kıyam Hareketinin amaç ve çıkarlarının Türkiye ile paralellik göstermesi sebebiyle bu gibi iddialar normal olarak dile getiriliyor.

• PYD/PKK terör örgütünün Türkiye’deki yandaşlarının da özellikle sosyal medya hesaplarından Kıyam Hareketine hakaretler ederken, yapılan suikastlardan MİT’i sorumlu tutan paylaşımlar yapmaları dikkat çekiyor.

İşte Kıyam Hareketi’nin bugüne kadar sosyal medya hesaplarında yayınladığı PYD/YPG terör örgütünü hedef alan suikastleri;



Kaynak: StratejikOrtak.com

[14 Ekim-21 Ekim] Askeri ve Diplomatik Haberlerin Arşivi

14 Ekim ile 21 Ekim arasında gözden kaçan bazı askeri ve diplomatik gelişmeleri “Dünyada neler oldu?” başlığı altında sizler için derledik.

-İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, İran’ın Suriye’de askeri üs kurmasına asla izin vermeyeceklerini söyledi.

-Filistin’in, İsrail’in kendileriyle yeniden barış görüşmesine başlamak için sunduğu şartları kabul etmediği bildirildi.

-Bağdat, İngiliz British Petroleum’den (BP) Kerkük’teki petrol yataklarını geliştirmesini talep etti.

-Katar Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman El Sani, Suudi Arabistan’ın Katar’ı istikrarsızlaştırmaya çalıştığını ve Katar’da iktidar değişikliğini körüklediğini söyledi.

-Suudi Arabistan’ın Flynas Havayolu şirketi, başkent Riyad’dan Bağdat’a uçuş başlatarak, 2 ülke arasında 1991 Körfez Savaşı’ndan beri ilk kez direkt uçuş gerçekleştirmiş oldu.

-Libya’nın devrik lideri Muammer Kaddafi’nin oğlu Seyfulislam Kaddafi, Libya’yı kurtarmak için siyasete geri dönme kararı aldı.

Muammer Kaddafi’nin oğlu Seyfulislam Kaddafi

-Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB), KYB’li Peşmergelerin Kerkük başta olmak üzere statüsü tartışmalı bölgelerden çekilmeleri nedeniyle yaşadığı karışıklıktan Mesut Barzani başkanlığındaki Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) sorumlu olduğunu savundu.

-Kazakistan Dışişleri Bakanlığı, Astana’daki Suriye barış görüşmelerinin bir sonraki turunun 30-31 Ekim’de yapılacağını duyurdu.

–ABD petrol şirketi Chevron’un Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ndeki (IKBY) faaliyetine ara verdiği belirtildi.

–Rus petrol şirketi Rosneft ile Erbil, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ndeki (IKBY) bir petrol boru hattını birlikte çalıştırmaya yönelik bir proje başlattıklarını duyurdu. Rosneft’in projedeki payı, yüzde 60 kadar olabilir.

-Irak Petrol Bakanlığı, yabancı şirketlere Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) ile petrol ve doğalgaz anlaşması yapmaktan kaçınma çağrısı yaptı.

-Suriye’nin en büyük yerleşim yelerinden biri olan ve terör örgütü DEAŞ tarafından başkent ilan edilen Rakka, Öcalan posteri açan işgalcilerin eline geçti.

Rakka’da açılan terörist elebaşı Öcalan’ın posteri ve önünde poz veren YPG’li kadın teröristler

-Irak yargısı, Bağdat’a bağlı birliklere yönelik ‘işgal güçleri’ ifadesini kullandığı gerekçesiyle Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkan Yardımcısı Kosret Resul hakkında tutuklama kararı çıkardı.

-Suudi din adamı Ahmed bin Saad el Karni, erkeği tecavüze, tacize ve aldatmaya yöneltenlerin yine kadınlar olduğunu savundu.

-Afganistan’da, başkent Kabil’deki bir camiye yönelik gerçekleştirilen ve 39 kişinin yaşamını yitirdiği intihar saldırısının ardından, ülkenin batısındaki Gur vilayetinin Doline ilçesindeki bir camide de intihar saldırısı düzenlendi. Saldırıda 30 kişi hayatını kaybetti.

-Suriye devlet haber ajansı SANA, DEAŞ’ın Meyadin’de bırakıp kaçtığı İsrail ve NATO yapımı muhtelif tür silahların gösterildiği videoyu yayınladı.

-ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson, Rakka’nın IŞİD elinden alınmasına ilişkin Demokratik Suriye Güçleri’ni (DSG) tebrik etti.

–İsrail, Suriye ordusunun düzenlediğini söylediği hava saldırısı sonrası Suriye’ye ait 3 askeri teçhizatı hedef aldıklarını açıkladı.

-Teknoloji dünyasında yazılımdan robotlar dahil tüm cihazlara yerleşmeye başlayan ‘yapay zekâ’nın artık bakanlığı bile oldu. Omar Bin Sultan Al Olama, Birleşik Arap Emirlikleri’nde ‘yapay zekâdan sorumlu’ bakan olarak atandı.

‘Yapay Zekadan Sorumlu Bakan’ Omar bin Sultan al Olama

–Mısır İçişleri Bakanlığı, başkent Kahire’nin batısındaki el Vahat bölgesinde operasyon düzenleyen güvenlik güçlerinin yoldayken uğradığı saldırıda 16 polis görevlisinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

-Alman ordusunun Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ne bağlı Peşmerge güçlerine verdiği askeri eğitim desteğini durdurduğu öğrenildi. 2014’ten beri IŞİD’e karşı Peşmerge’yi eğiten Alman askerler geri çağrılacak.

-İspanya hükümeti kararını verdi: İspanya kabinesi olağanüstü toplandı, Katalonya meclisi feshedilecek, 6 ay içinde seçim yapılacak. Katalonya cephesi ise bu yönetimin feshedilmesinin ‘fiili bir darbe’ olduğunu vurguluyor.

-DEAŞ’ın sürekli saldırıları yüzünden bir yıl boyunca kapalı duran Deyr ez Zor hava üssü, dün Suriye ordusuna silah ve gerekli ekipmanı getiren ilk iki uçağı kabul etti.

Deyr-ez Zor Hava Üssü’nün son hali

-Danimarka Başbakanı Lars Løkke Rasmussen’in Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) üyeleri arasında yeri olmadığını, ancak üyelik müzakerelerine devam edilmesi gerektiğini söylediği belirtildi.

-Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ABD Başkanı Donald Trump’ın dış politikası konusundaki ‘tereddütün’, Avrupa ülkelerini birbirine yakınlaştırdığını söyledi.

-İspanya’nın Katalonya’daki bağımsızlık referandumunun ardından alınacak önlemler kapsamında özerk bölgede ocakta yerel seçimlerin yapılması için muhalefetteki Sosyalist İşçi Partisi (PSOE) ile anlaştığı açıklandı. PSOE, Katalonya krizinde iktidara destek veriyordu.

–Hollanda hükümetinin, 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin ardından Türkiye’den kaçan ve FETÖ’ye bağlı olduğu iddia edilen kişilerin sığınma başvurusunu kabul ettiği belirtildi.

-Hristiyan Birlik (CDU/CSU) partilerinin, Hür Demokrat Parti’den (FDP) sonra Almanya’da koalisyon hükümeti kurulmasına ilişkin Yeşiller ile yaptıkları ilk ön görüşme sona erdi. Koalisyon adayı partilerin oluşturacağı hükümet, partilerin renklerinin Jamaika bayrağını çağrıştırmasından dolayı “Jamaika koalisyonu” olarak adlandırılıyor.

-Fransa’da Olağanüstü Hal uygulaması (OHAL) kalktıktan sonra yürürlüğe girecek terörle mücadele yasa tasarısı Senatoda oylanarak kanunlaştı.

-Hollanda’nın Lahey kentindeki Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICTY), aralarında Srebrenitsa soykırımının da bulunduğu birçok faklı suçtan yargılanan eski Sırp komutan Ratko Mladiç hakkındaki kararını 22 Kasım’da açıklayacağını duyurdu.

–Portekiz İçişleri Bakanı Constança Urbano de Sousa, geçen hafta sonu ülkenin orta ve kuzey bölgelerinde çıkan ve 41 kişinin ölümüne neden olan orman yangınlarının ardından kendisine yöneltilen eleştiriler üzerine istifa etti.

-İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, ABD Başkanı Donald Trump’ın iptal edebileceğini söylediği nihai nükleer anlaşmaya ilişkin olarak “Anlaşmaya imza atan ülkelerden biri çekilene dek biz de çekilmeyeceğiz” dedi.

-Almanya ile Türkiye arasında artan gerilime rağmen Almanya’dan Türkiye’ye silah sevkiyatı devam ediyor.

Son 3 yılda Almanya’dan yapılan silah ithalatı ve içeriği

-İngiliz İç İstihbarat Servisi’nin (MI5) Başkanı Andrew Parker, ülkesinin şu ana kadarki en ciddi terör tehdidi ile karşı karşıya olduğunu söyledi. Parker yeni saldırılar için ‘kaçınılmaz’ ifadelerini kullandı.

-Avrupa İstatistik Ofisi’nin (Eurostat) araştırması, Avrupa Birliği’nin (AB) en yoksul ülkelerinin sırasıyla Bulgaristan, Romanya ve Yunanistan olduğunu gösterdi.

-ABD Başkanı Donald Trump ile Beyaz Saray’da görüşen Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras, Türkiye’nin NATO’da kalması gerektiğini ve AB ile müzakere sürecinin devam etmesini desteklediğini açıkladı.

Çipras ve Trump

-Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Alman polisinin sosyal medya hesabından paylaşılan Abdullah Öcalan mesajına ‘müflis zihniyet’ diyerek tepki gösterdi.

-Türkiye, 5 yılda oluşturduğu iş imkanıyla Avrupa’da en fazla istihdam yaratan ülke oldu.

-İspanya Anayasa Mahkemesi, Katalonya yönetiminin 1 Ekim’deki bağımsızlık referandumunu yapabilmek için yerel parlamentodan 6 Eylül’de geçirdiği referandum kanununu ‘geçersiz’ ilan etti.

-Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Polonya’da: Polonya Cumhurbaşkanı Andrzej Duda tarafından resmi törenle karşılandı

-Türkiye’nin AB üyeliği ile ilgili önem taşıyan toplantı gerçekleştirildi, Lüksemburg Dışişleri Bakanı Jean Asselborn, Avrupa Birliği’nde (AB) hâkim olan olan görüşün ‘köprüleri yıkmamak’ yönünde olduğunu belirtti ve AB’nin tek taraflı olarak Türkiye’yle üyelik müzakerelerini sonlandırmaya hazır olmadığını söyledi.

-Fransa’da yapılan bir araştırmaya göre Fransızların yüzde 38’inin otoriter bir hükümetten yana olduğu ortaya çıktı.

-Katalonya İçişleri Bakanı Joaquim Forn, Madrid ve Barcelona arasında diyalog sağlanamazsa bağımsızlıklarını 25 Aralık’ta ilan edebileceklerini duyurdu.

–600’den fazla Türk memurun yıl başından bu yana Almanya’da siyasi sığınma için başvuruda bulunduğu belirtildi.

-Alman Göçmen ve Mülteci Dairesi bünyesinde çalışan bazı Türk görevlilerin, iltica başvurusunda bulunan Türk vatandaşlarının bilgilerini Türk hükümetine yakın medya kuruluşlarına ilettiği öne sürüldü.

-Fransa resmi haber ajansı AFP’nin Paris’teki merkez binasını işgal eden PKK üyeleri Abdullah Öcalan’ın posterini binaya astı.

–ABD, Rus yapımı savaş uçaklarını satışa çıkardı: “İsteyen herkese” tamamen çalışır durumda olan Sovyetler Birliği yapımı MiG-21 ve MiG-29 tipi savaş uçakları teklif ediliyor. İlgili ilan, Raptor Aviation adlı şirketin internet sitesinde yer alıyor.

ABD’nin satışa çıkardığı Sovyet yapımı uçaklar

-Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Rusya ile tarım ürünlerinde kısıtlamaya tabi hiçbir ürün kalmadığını belirterek, “Ekim sonu itibarıyla gerek domateste gerekse diğer tarım ürünlerinde Türkiye ürünleri Rusya’ya gelmeye başlayacak.” dedi.

-Rusya Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) başkenti Erbil’deki Rus başkonsolosluğunu tahliye etmeye yönelik planları olduğunu, ancak bu yönde bir kararın olayların gidişatına bağlı olarak alınacağını söyledi.

–Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, nükleer silah ve füze denemeleri nedeniyle Kuzey Kore’ye yönelik birtakım kısıtlamalar içeren BM Güvenlik Konseyi kararının uygulanmasını öngören kararnameyi imzaladı.

-İsrail Altyapı, Enerji ve Su Kaynakları Bakanlığı Danışmanı Dror Cohen “Türkiye ve İsrail arasında çatı anlaşmanın imzalanması için istekliyiz ancak herkesi memnun eden bir orta yol bulmak için çabalıyoruz. Ana meselemiz, İsrail’den getirilecek gazın fiyatı ve rotası” açıklamasında bulundu.

-Rusya’da Parlamentolararası Birlik (PAB) Genel Kurulu’na katılan TBMM Başkanı İsmail Kahraman, Güney Kıbrıs ve Ermenistan temsilcilerinin iddialarına ilişkin açıklama yaptı. Türkiye’nin Kıbrıs’ta ‘bir işgalci olmadığını’ söyleyen Kahraman 1915 olaylarına ilişkin ise “Herhangi bir soykırım mevzubahis değildir” dedi.

-Venezüella’daki seçimin kazananı Maduro oldu. 22 eyalettin 17’sinde sosyalistler oyların çoğunluğunu alarak seçimi kazandılar.

-Kuzey Kore Dışişleri Bakanlığı yetkilisi Nam Hyok-Tsen, “Yüzlerce deneme yapan ülkeleri kimse eleştirmiyor, ülkemiz eleştiriliyor. Bu adil değil ve çifte standardın apaçık tezahürü” dedi.

-Yeni Zelanda’da İşçi Partisi ve First Partisi, 23 Eylül’de yapılan genel seçimlerin ardından koalisyon hükümetini kurmak için yaptıkları görüşmelerde anlaştıklarını açıkladı. Yeni başbakan ise 1856 yılından bu yana ‘en genç başbakan’ ünvanına sahip oldu.

-Çin Devlet Başkanı ve Çin Komünist Partisi (ÇKP) Merkezi Komitesi Genel Sekreteri Şi Cinping, 2035’e kadar Çin Halk Kurtuluş Ordusu’nun yeni silahlarla donatılacağını, 2050’ye kadarsa Çin’in dünyanın en güçlü ordusuna sahip olacağını söyledi.

-FETÖ’cü Mesut Kaçmaz ve ailesinin Türkiye’ye iade edilmesi Pakistan’ı karıştırdı. Pakistan Yüksek Mahkemesi bu gelişmenin ardından çok tartışılacak bir karara imza attı. Mahkeme ülkedeki FETÖ şüphelilerine polis koruması verilmesine hükmetti.

–Uluslararası Af Örgütü, Arakanlı Müslümanlar’la ilgili yeni bir rapor yayınladı. Raporda, Myanmar güvenlik güçlerinin çok sayıda vakada işlediği cinayet, işkence, sürgün ve tecavüz suçları belgelendi.

-Taliban Afganistan’da Gardez kentinde polis eğitim merkezine saldırı düzenlendi 33 kişi hayatını kaybetti. Kandahar şehrindeki bir askeri üssü hedef alan bomba yüklü araçlı saldırıda 43 askerin öldüğü belirtildi. Saldırıyı yine Taliban üstlendi.

Afganistan’da son dönemlerde saldırılarını artıran Taliban’ın ABD konvoyuna EYP ile düzenlediği saldırıdan bir kare.

-Filipinler Devlet Başkanı Rodrigo Duterte, Marawi City kentinin, kent merkezine 148 gündür hakim olan IŞİD bağlantılı Maute militanlarının elinden kurtarıldığını açıkladı.

–Pakistan Seçim Komisyonu (ECP), aralarında Senato, Ulusal ve Eyalet meclis üyelerinin olduğu 261 siyasinin milletvekiliğini, mal bildiriminde bulunmadıkları gerekçesiyle askıya aldı.

-ABD Başkanı Donald Trump’ın, 3 ila 14 Kasım tarihleri arasında Japonya, Güney Kore, Çin, Vietnam, Filipinler ve Hawai’yi ziyaret edeceği bildirildi.

–ABD ve Güney Kore, Kore adası suları çevresinde 5 gün sürecek ortak askeri tatbikata başladı.

ABD-Güney Kore ortak tatbikatından görüntüler

-Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Lu Kan, düzenlenen haftalık basın toplantısında konuştu. Lu Kang, yaptığı açıklamada prensip olarak Irak’ın toprak bütünlüğüne destek verdiklerini ifade etti.

-Rusya Filipinler’e 5 bin adet Kalaşnikof’u (AK-100 de dahil) ücretsiz olarak gönderdiğini duyurdu.

-Pakistan’da geçen ay başlarına çuval geçirilerek evlerinden alınan PakTürk okullarının müdürü Mesut Kaçmaz ve ailesinin sınır dışı edildiği ve İstanbul’a geldikleri belirtildi.

-Kırgızistan’da yeni devlet başkanı Sosyal Demokrat Partinin adayı Sooronbay Ceenbekov oldu.

-ABD Dışişleri Bakanı Tillerson “İlk bomba düşene kadar Kuzey Kore krizini diplomatik yollarla çözmeye çalışmaya devam edeceğiz” dedi.

-Japonya Başbakanı Şinzo Abe, Rusya ile barış anlaşması imzalamaları halinde bunun iki ülke için de faydalı olacağını belirtti.

–Somali hükümetinin geçen hafta 300’den fazla kişinin hayatını kaybettiği bombalı saldırılardan sorumlu tuttuğu terör örgütü El Şebab’a karşı savaş hali ilan edeceği açıklandı.

-Somali’nin başkenti Mogadişu’da, binlerce kişi terör saldırılarını kınadı. Somali ve Türk bayrakları taşıyan Somalililer, saldırılara karşı birlik mesajı verdi.

Somali-Türkiye teröre karşı ortak protestosu

-Afrika ülkesi Çad, ABD’nin seyahat kısıtlaması getirdiği ülkelerden biri oldu. Seyahat kısıtlamasının gerekçesi olarak ise ‘Çad’ın pasaport kağıdının bitmesi‘ gösterildi.

-Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, İran nükleer anlaşmasının gerekli ve muhafaza edilmesinin çok önemli olduğunu söyledi. AB üyeleri ve kurumlarının ardından BM’den de bu açıklamada bulunması Trump’ı bu politikasında yalnız bırakıyor gibi görünüyor.

IŞİD Filipinler’de: Marawi’de Son Durum ve Harita

Filipinler’de geçtiğimiz günlerde Devlet Başkanı Rodrigo Duterte’nin yurt dışında olduğu zaman da IŞİD bağlantılı gruplar Marawi kentinde bazı bölgelerde kontrolü sağladı. Çeşitli kontrol bölgelerini oluşturan IŞİD bağlantılı Maute üyelerinin kontrolündeki bölgelerde 2 bine yakın sivilin olduğu belirtilirken, Filipinler lideri Duterte Mindanao’nun Marawi kentinde 60 günlük sıkıyönetim ilan ettiklerini açıkladı.

Duterte, IŞİD bağlantılı mitiltanların saldırılarının ardından askerlere yaptığı konuşmada “Sizin için hapse girerim. Eğer biriniz üç kadına tecavüz ederse suçu şahsen üstlenirim” dedi. Bu açıklamalar sonrası uzmanlar Duterte yönetiminin terörle mücadelede anti-demokratik yöntemler kullanacağı yorumunda bulundu.

Şehirde 23 Mayıs’tan 31 Mayıs’a kadar en az 27 sivilin hayatını kaybettiği, 60’dan fazla IŞİD üyesinin de öldürüldüğü belirtildi.

SON DURUM [TIMELINE]

Filipinler’de Marawi şehrinin bazı bölgeleri IŞİD tarafından kontrol ediliyor. Savaşın başlamasının ardından sert geçen çatışmalarda onlarca sivilin hayatını kaybettiği ve şehrin harabeye döndüğü belirtiliyor. Marawi kentinde IŞİD (Maute) ile devam eden çatışmalarda şimdiye kadar 2 bin sivilin öldüğü iddia edildi.

23 Ekim 2017: 5 ay önce kuşatma altına alınan Filipinler’in Marawi kentinde IŞİD’in bölgedeki lideri dahil yüzlerce terörist öldürüldü. Filipinler yetkilileri şehirde bir tek militanın bile kalmadığını bildirdi.

2 Temmuz 2017: Savaş öncesi ve sonrası şehrin uydu görüntüleri şöyle:

4 Haziran 2017: Filipinler’de IŞİD ile ordu arasında 4 saat ateşkes ilan edildi. 10 gündür süren çatışmalarda 120 militan öldü, 38 asker hayatını kaybetti. (20 sivil yaşamını yitirdi.)

31 Mayıs 2017 (16:51): IŞİD Marawi şehrinde Filipinler Ordusuna saldırdı. Ordu güçlerinin yoğun hava saldırılarına rağmen şehrin tamamının kontrolünün IŞİD de olduğu iddia edildi.

Marawi kenti nerede?

Bölgeden gelen ilk iki görüntü:

IŞİD’in bölgeden paylaştığı ilk görüntüler…

Dün Filipinler güvenlik güçlerinin düzenlediği IŞİD operasyonundan görüntüler…

Gücün Avrupa’dan Uzaklaştığının Kanıtı: Süveyş Krizi

Gücün, bir daha dönmemek üzere Avrupa Kıtasından uzaklaştığının son kanıtı; Süveyş Krizi

Cemal Abdülnasır Mısır’ın başına geçtiğinde doğudaki daimi düşmanı İsrail’den üstün duruma gelmek için Soyvet Bloğuna yakınlaşmaya ve silah almaya başladı. Aswan Barajını (İngiltere ve Amerikanın istememesine rağmen) bitirip ülkenin kalkınmasını sağlamak amacındaydı. Fakat tüm bunlar için ihtiyaç duyduğu kredi ilk olarak başvurduğu Amerika ve Birleşik Krallık tarafından sağlanabilirdi. Mısırın İsrail karşıtı silahlı grupları desteklediği bahanesi ile bu ülkeler tarafından Hahire yönetiminin teklifi reddedildi. Abdülnasır’ın önünde ihtiyacı olan mali gücü sağlayabilmek için tek bir yol kalmıştı, o da Süveyş Kanalı’nın millileştirilmesi idi ve öyle de oldu.

O yıllarda Süveyş batılı şirketler tarafından yönetiliyordu. İngiltere ile Fransa petrol ticaretini bu boğaz üzerinden yaptığından, Mısır, şirketin hisselerin değerlerini hak sahibi devletlere ödeyeceğini taahhüt etse dahi bu açıklama onların kuyruklarına basmak manasına geliyordu. Sonunda Birleşik Krallık, Fransa ve İsrail dostları Amerika’nın olayı diplomatik yollar ile çözülmeyeceğini anlayınca Mısır’a bir askeri harekat kararı aldılar. 29 Ekim’de İsrail’in Sina Çölü’ne girmesi ile harekat başladı.

Harita: Süveyş krizi ile patlak veren savaşta ülkelerin saldırı bölgeleri.

Anlaşıldığı üzere savaşa girme bahanesini yaratmak için Britanya ve Fransa Mısır devletine bir ultimatom gönderdi. Mısır’ın ultimatomu reddi ile Britanya ve Fransa da savaşa dahil oldu.

Harekatlar hızla ve koalisyon için başarıyla sürer iken uluslararası tepkiler gelmeye başladı. Birleşmiş Milletler’in harekatları durdurma çağrısına İsrail bir gün sonra cevap verirken, Birleşik Krallık ve Fransa harekata devam etti. Bunun karşısında Mısır ile bir süredir iyi ilişkilerde bulunan Sovyetler Birliği’nden açık tehdit geldi:

”Ya Mısır’dan çekilirsiniz, ya da Paris ve Londra’ya nükleer bomba atarız.”

Dünyanın iki süper gücünden biri olan bu devletten gelen uyarıya kayıtsız kalamayan Birleşik Krallık ve Fransa ateşkes ilan edip geri çekilmeye başladı. Amerika ise Sovyetlerin Doğu Avrupa’daki emperyalist yayılma politikasına karşıyken, kendi müttefiklerinin de böyle bir işe kalkışması kendisini zan altında bıraktı. İç siyaset açısından da tepkiyle karşılanan bu durum uluslararası medya tarafından da büyük tepki çekti. Daha sonra ABD harekata karşı bir tutum sergiledi. Bu şekilde Soğuk Savaş’ta ilk kez Amerika ve Sovyetler Birliği birlikte bir olaya karşı cephe aldılar.

Savaşın sonunda Mısır büyük asker kaybına rağmen amacına ulaştı ve Süveyş üzerinde hakimiyet kurdu Bu şekilde Mısır var olduğundan beri bulunan Britanya etkisini kaldırdı, hatta dönemin Britanya BaşbakanI Anthony Eden istifa etmek zorunda kaldı. Savaş sonucu Nasır, Arap dünyasının en güçlü lideri olarak öne çıktı. Mısır’ı kurtaran Sovyetler Birliği’nin prestiji bölgede hızla yayıldı.

Cemal Abdülnasır

Dış politikada Amerika’ya güvenemeyeceğini anlayan De Gaulle Fransayı NATO’nun askeri kanadından çekti. Birleşik Krallık ise Falkland Savaşı’na değin Amerika olmadan hiçbir askeri harekatta bulunmadı.

Savaş ile Fransa ve Birleşik Krallık’ın güçsüz durumu sömürgelerin bağımsızlık sürecinin hızlandırırken, tüm dünya artık devrin değiştiğini ve güç dengesinin Avrupa’dan çoktan uzaklaştığını kabul etti.

İhsan Akbel

Kaynakça:

Oral Sander, Siyasi Tarih, İmge Kitabevi, sayfa 301-305
Ahmet Kuyaş, Gençler için Çağdaş Tarih, Epsilon Yayınevi, sayfa 208-209

Taliban ile Barış Görüşmelerinde Pakistan ve ABD

Taliban ile Barış Görüşmelerinde Pakistan’ın Rolü ve ABD ile İlişkileri

Pazartesi günü “Dörtlü İşbirliği Grubu” adı altında ABD, Çin, Pakistan ve Afganistan görüşmelerde bulundu. Umman’da yapılan görüşmelerin ana konusu politik müzakereler yolu ile Afganistan’da barış sağlamak ve masaya Taliban’ı da bir aktör olarak eklemekti. Bu çabalar önceden de verilmiş fakat eski Taliban Lideri Molla Aktar Mansur’un ABD tarafından yapılan drone saldırısı sonucu öldürülmesi ile Taliban çekilmişti. Görüşmelerde her zaman olduğu gibi Taliban’ı masaya getirmede ana rolü alan Pakistan yine Taliban’ın üst düzey kişileriyle görüşmeler yapmaya devam ediyor.

Fakat Pakistan’ın bu görüşmelerde Afganistan üzerinden kendi ülkesine tehdit olarak gördüğü ve sadece bunla kalmayarak kendi ikili ilişkilerinde de bir hayli sorunlar yaşadığı Hindistan’ı vurguladı. Her zaman vurguladığı ve büyük bir endişe olarak gördüğü hatta ABD ile görüşmelerinde görüşmelerinde “kırmızı çizgi” olarak belirterek, Hindistan’ın Afganistan’da politik rolünün bulunmaması gerektiği, aksi takdirde hiçbir işbirliğine yardım eli uzatmayacağını belirtti. Bundan öncesinde Pakistan Dışişleri Bakanı Khawaja Asif “Hindistan’ın hiçbir askeri ve stratejik rolünü Afganistan’da görmüyoruz.” açıklamasında bulunmuştu.

Pakistan Dışişleri Bakanı Khawaja Asif

ABD ise Pakistan’ı bu yönden rahatlatmaya çalışıyor. Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’ın bu ayın sonlarında Pakistan’a ziyareti olacağı belirtiliyor. Gerçekleşecek bu ziyaret medyada “Tillerson’ın ziyareti önemli olacak çünkü Pakistan’ın yeni Afganistan stratejisine yönelik endişelerini azaltmaya istekli olduğu yönünde mesaj taşıyor.” diyerek yorumlandı. Bunların yanında ABD’nin çok yakın müttefiki olan Hindistan’ın bu tür gelişmelerde endişelerinin arttığını da söylemek yanlış olmaz.

Öte yandan Donald Trump’ın Güney Asya stratejisini açıklarken Pakistan’a yönelttiği suçlayıcı sözleri ile gergin şekilde devam eden ABD- Pakistan ilişkileri son dönemde iyileşmeye başladı. Aralarındaki diplomatik trafik son dönemlerde artmış en son gelişme olarak ise Taliban tarafından 5 yıldır esir tutulan Amerikalı Caitlan Coleman, Kanadalı eşi Joshua Boyle ve 3 çocuğu ABD- Pakistan ortaklığı sonucunda yapılan operasyon sonucu kurtarıldı.

Amerikalı Caitlan Coleman ve ailesi

Donald Trump esirlerin serbest bırakılması hakkındaki basın açıklamasında “Biz bu tarz işbirliği ve takım çalışmasında geri kalan esirlerin de serbest bırakılmasında yardım sağlanmasını ve önümüzdeki terörle mücadele operasyonlarında görmeyi umut ediyoruz.” diyerek kafalarda oluşan bu işbirliğinin kısa vadeli mi yoksa uzun vadeli mi olacağına dair sorulara yanıt olarak, geleceğe dönük açıklama üzerinden uzun vadeli bir işbirliği imkanının oluşabildiği bir ortamın sağlanmış olduğu görülüyor.

Melisa Çebi

KAYNAKÇA:

https://timesofislamabad.com/pakistan-draws-the-red-lines-with-us/2017/10/16/
https://timesofislamabad.com/india-perturbed-at-revival-of-pakistan-led-qcg-peace-process-in-afghanistan-feels-left-out/2017/10/14/
https://timesofislamabad.com/us-assures-pakistan-to-remove-concerns-over-trumps-south-asia-policy/2017/10/13/
http://www.hindustantimes.com/world-news/could-have-swapped-kulbhushan-jadhav-for-peshawar-attack-terrorist-pakistan-minister/story-635yllazMZQM43PYf4vKgP.html
https://www.longwarjournal.org/archives/2017/10/pakistan-announces-release-of-couple-held-captive-by-taliban-since-2012.php

https://stratejikortak.com/2017/10/taliban-kontrol-alanlari.html

D-8 Zirvesi 2017: Dönem Başkanlığı Türkiye’ye Geçti

Merhum Başbakan Necmettin Erbakan’ın öncülüğünde sekiz Müslüman ülkeden oluşan D-8 Zirvesi 2017’de Türkiye’de gerçekleşiyor. Bu yılki zirve ile dönem başkanlığı Türkiye’ye geçiyor. D-8 ülkeleri, zirvenin tanımı ve amaçları…

Türkiye’nin öncülüğünde kurulan D-8, bu yıl sonunda düzenleyeceği geniş katılımlı zirveyle üye ülkelerin en üst düzey siyasi ve ticari temsilcilerini İstanbul’da buluşuyor. D-8’in 9. Zirvesi öncesinde üye ülkelerin dışişleri bakanlarının katılımıyla, D-8 Teşkilatı Konseyi’nin 17. oturumu başladı.

D-8 bu sene “İş Birliğiyle Fırsatları Çoğaltmak” temasıyla düzenleniyor.

Toplu fotoğraf çekiminden sonra  açılış konuşmasını, son dönem başkanı sıfatıyla Pakistan Dışişleri Bakanı Khawaja Muhammad Asif yaptı. Asif konuşmasında, ” terör örgütlerine karşı sıfır toleransla mücadele ettiklerini” ve ”bu mücadeleyi aynı kararlılıkla sürdürülmesi gerektiğini” belirtti. Asif konuşmasının ardından dönem başkanlığını Türkiye’ye, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’na teslim etti. Türkiye, 16 yıl aradan sonra tekrar üstleneceği görev süresince kuruluşun yapısında reforma gitmeyi hedefliyor. 

Dönem başkanı sıfatıyla konuşan Çavuşoğlu, “Bu örgütün daha aktif olmasını hepimiz arzu ediyoruz. D-8 ülkeleri olarak dünyanın yüzde 15’ini oluşturan nüfuslara sahibiz. Dış dünyayla ticaret hacmimiz 1.5 trilyon seviyesini buluyor. Bugün yoksulluktan, ırkçılığa, kitlesel göçlerden kuraklığa kadar birçok sorunla karşı karşıyayız. Terör örgütleriyle  mücadelede daha iyi işbirliği yürütmeliyiz” dedi.

Türkiye’de düzenlenen D-8 Zirvesi 2017

D-8 Nedir?

D-8 ya da gelişmekte olan sekiz ülke, uluslararası bir kuruluştur. 1997’de dönemin hükûmet Başbakanı Necmettin Erbakan önderliğinde kurulan örgüt, İstanbul Deklarasyonu ile resmiyet kazanmıştır. Ekonomik, teknolojik ve diğer sektörlerde işbirliğine dayanan örgütün Türkiye’nin ikinci dönem başkanlığıyla yeni hedefler üzerine yoğunlaşacağı öngörülüyor.

D-8 Ülkeleri

İslam Konferansı üyesi Müslüman ülkelerden oluşan örgütün merkezi Türkiye’dedir. Üye ülkeler:

Türkiye, İran, Pakistan, Bangladeş, Malezya, Endonezya, Mısır ve Nijerya.

D-8’in Genel Amaçları:

– Üye ülkeler arasındaki ticareti ve işbirliğini artırmak.

– Üye ülkelerin dünya ekonomisindeki durumlarını güçlendirmek.

– Uluslararası düzeyde karar alma sürecine katılımı artırmak.

D-8 Hakkında Bilmeniz Gerekenler

– 8 üye ülkenin toplam nüfusu 1 milyarı aşkın.

– Örgüt içerisinde 8 ülkenin her birine belli sektörlerde görevler verildi:

  • Bangladeş: Kırsal kalkınma
  • Endonezya: Fakirlikle mücadele ve insan kaynaklarının geliştirilmesi
  • İran: İletişim/enformasyon ve teknoloji
  • Malezya: Finans-bankacılık-özelleştirme
  • Mısır: Ticaret
  • Nijerya: Enerji
  • Pakistan: Tarım
  • Türkiye: Sanayi, çevre, sağlık

– İslam Konferansı üyesi bu 8 ülkenin toplam ihracat hacmi 700 milyar dolar, toplam ticaret hacmi ise 120 milyar dolar.

– Gücünü tam kullanamayan D-8, toplamda 3,7 trilyon dolarlık ekonomik güce sahip.

– BM’nin “Gözlemci Statüsü” verdiği D-8, şu ana kadar 8 zirve, 37 komisyon toplantısı ve 16 konsey toplantısı düzenledi.

Kaynak: StratejikOrtak.com

Avrupa’nın ‘En Sevilmeyen Halkı’ Çingeneler

Katalonya’da gerçekleşen bağımsızlık referandumunun hemen ardından Macaristan’ın en büyük azınlığı olan Çingenelerin en önde gelen partisi Macaristan Romanları Demokrat Partisi (Opra Roma) ülkenin en doğusunda bulunan ve Romanların ağırlıklı olarak yaşadığı 4 ilde özerk bir Çingene bölgesi oluşturulması için referandum başvurusu yaptı.

Opra Roma lideri Istvan Kamaras, kendisine yönelik bölücülük suçlamalarına ise şöyle cevap veriyor, “Çingeneler uzun vadede neden Macaristan’dan kopmak istesinler ki? 50-60 yıl sonra nasıl olsa Macaristan nüfusunun % 70’i Çingene kökenli olacak” diyor. Biraz abartı içerse de dediklerinde haklılık payı da var, çünkü; bütün doğu Avrupa halklarının şikayet ettiği gibi Çingeneler, yerel halklara kıyasla çok daha doğurganlar. Özellikle doğu Avrupa gibi milliyetçiliğin tavan yaptığı ve düşük doğurganlık yüzünden varlık-yokluk endişesi içinde olan milletlerin Çingeneleri büyük bir tehdit olarak görmesi çok doğal.

Istvan Kamaras

Uzun vadede sadece Macaristan’ın değil Romanya ve Bulgaristan’ında demografik yapısının bugüne kıyasla tanınamaz hale geleceği sürekli dillendiriliyor. Hali hazırda bu ülkelerde %10 üzeri Çingene nüfus var. Tabi ki Avrupa Birliğine katılımla beraber serbest dolaşım fırsatı Çingenelerin maalesef daha fazla dağılmasına sebep oldu. Fakat ciddi azınlık tehdidi endişesi barındıran ulus devletlerin hemen hemen hepsinin istatistiksel verilerde, azınlıkları daha kolay dizginlemek amacıyla nüfus oranlarını az gösterdiğini düşünürsek, buda Çingene oranlarının daha yüksek olduğu yönündeki bir başka kuvvetli umut kaynağı oluyor.

Çingeneler İspanya’dan Ukrayna’ya, Çekya’dan Fransa’ya, Bulgaristan’dan Almanya’ya hiçbir yerde sevilmiyor ve hep ayrımcılığa maruz kalıyorlar. Hatta ve hatta kusura bakmayın ama Türkiye’deki durumlarının bile Avrupa’nın birçok ülkesine göre çok daha kötü olduğunu bile söyleyebiliriz.

Türkiye’de 500 veya 750 bin arası bir Çingene nüfus var. Tabi 80 milyonun içinde bu pek bir şey ifade etmiyor ama sosyal yaşantıdan oldukça kopuk oldukları bir gerçek. Çünkü bu vatandaşlarımız benim yaşadığım Çukurova bölgesindekilerde dahil olmak üzere geri dönüşü çok zor bir şekilde mimlenmişler. Akla gelebilecek her türlü suç unsurunun aktif katılımcısı olarak görülüyorlar ve bu yüzden güvenilmiyorlar. Güvenilmedikleri için daha da fazla toplumdan soyutlanıyorlar. Halbuki onların bu hali zaten bu soyutlanmışlıktan ötürü böyle. Benim yaşadığım bölgede bile pek çok Çingene dışlanmaktan korktuğu için etnik kimliğini gizleme ihtiyacı güdüyor. Tabi ne kadar saklasa da yaşam alanı, dış görünüşü falan yine kendini belli ediyor.

Bizde gene oransal olarak az oldukları için toplumsal bir gerilim atmosferine sebep olmuyorlar ama Avrupa’nın kimi ülkelerinde oransal olarak çok yüksek oldukları için anti-çingene fikirleri almış başını gidiyor. Avrupa’da da Çingeneler dilencilik, hırsızlık, kaçakçılık, fuhuş, uyuşturucu gibi her türlü suçlamaya maruz kalıyorlar ve güven vermedikleri için kamuda da özel sektörde de iş bulamıyorlar.

Yaşadıkları bütün Avrasya coğrafyalarında hep en alt statüde, en yüksek işsizlikte, en yüksek yoksullukta, en yüksek açlık sınırında, en yüksek eşitsizlikte, en yüksek evsizlik oranında olup, en fazla aşağılanıp, en az hak tanınan kesim Çingeneler oluyor.

Naziler işgal ettikleri bütün topraklarda sadece Yahudileri değil Çingeneleri de topluyorlardı. Yahudilerin bir devleti olduğu için Yahudi soykırımı çok konuşuluyor ama Çingenelerinki son derece örgütsüz yaşadıkları için çok az dile getiriliyor. Halbuki bu iki halk 1936’da Naziler tarafından birlikte Avrupa’nın parazitleri ilan edilmişlerdi.

Nazi Almanya’sında Çingeneler “iflah olmaz suçlular” olarak nitelendirilirlerdi. Hatta Nazilerin ve kuklalarının Yugoslavya’daki soykırımlarının en açık ve birincil öncelikli hedefi onlardı. Başta Çekoslovakya, Macaristan, Yugoslavya, Romanya, Bulgaristan, Polonya olmak üzere bütün Avrupa’da bir milyona yakın Çingene katledildi. Bu o dönem ki nüfusları açısından muazzam bir rakamdır(3 veya 5’te biri). Onlar için İkinci Dünya Savaşı, zaten acı dolu olan tarihleri için zirve noktasıdır.

Peki Naziler gidince refaha mı ereceklerdi? Tabi ki hayır.

Sadece daha az zulüm göreceklerdi. Mesela 2. Çekoslovakya’da(1948-1992) Çingene nüfusunun artışını önlemek için Çingene kadınların zorla kısırlaştırıldığı artık bir gerçek. Şuan sadece bunu devletin resmi bir politika olarak mı yürüttüğü yoksa bazı milliyetçi doktorların mı buna sebep olduğu tartışılıyor. Bu operasyonların emir kaynağı kesin değilse bile motivasyon kaynağı kesin, o da şu ki; bu operasyonlar bir önyargı ve korku sonucu yapıldı, o önyargı doğurganlık o korkuda bir halkın büyümesiydi.

Sadece Çekoslovakya değil elbet, özellikle balkanlarda ve falanjist İspanya’da çingeneler ezilmeye devam ettiler. Hepsinde onların isimlerinden başlayarak asimile edilmeye çalışıldığı görüldü ve dağınık bir şekilde üstelik örgütsüz olmalarından ötürü kendilerine yönelik baskı ve tehditlere cevap bile veremediler. Mesela Bulgaristan’da tek bir seferde tek bir yasayla hepsinin isimleri değiştirildi ama çıkıp bir şey diyemediler. Zaten ufak bir şey bile deseler hemen ya idama yada infaza götürülüyorlardı.

 

Soğuk savaşta bitti ama çile yine bitmedi, sadece biraz daha azaldı (O da birçok doğu Avrupa ülkesinin AB’ye girmesinden ötürü). Örneğin bugün Macaristan’da dazlak çeteler sık sık Çingene mahallelerinin içinden geçiyor ve tehditkar haykırışlarda bulunuyorlar hatta bazen sonu cinayet veya yağma ile sonuçlanan kavgalar yaratıyorlar, Romanya’da hepsi birer potansiyel torbacı olarak görüldüğü için sıkı polis baskısındalar, Bulgaristan’da hepimiz Bulgarların en çok Türklerle gerilim içinde olduğunu düşünürüz ama Bulgar çeteler en çok çingeneleri korkutup kaçırmakla meşgul. Yani Çingeneler her yerde diken üstünde ve korku içindeler. AB’nin Faşist egemenlere yönelik tehdit ve tavsiyeleri bile onların sosyal konumlarını bir türlü düzeltemedi.

Macaristan’daki bir Çingene mahallesi

Çingenelerin her yerde hep en büyük nefret kaynağı olmasının sebebi hep aynı; onların farklı olması. Malum faşistler farklılıkları sevmezler. Çingenelerse benim gibi kültürel çeşitliliği seven insanların aradığı bütün farklılıklara sahipler sağ olsunlar. Yaşam enerjileri, bakış açıları, zevkleri, alışkanlıkları her şeyleri olmasını istediğim gibi.

Onların farklılaşmadıkları tek bir nokta var, o da din. Çingenelerin günümüzde inançları bulundukları coğrafya ile alakalı. Hindistan’dakiler Hindu, Azerbaycan’dakiler Caferi, Yemen’dekiler Zeydi, Türkiye’dekiler Sünni, Ukrayna’dakiler Ortodoks, Polonya’dakiler Katolik, Almanya’dakiler Protestan’dır mesela. Sebepse hep aynı, her yerde üzerlerindeki baskıyı azaltabilmek için en kuvvetli damardan kendilerini kabul ettirme telaşındalar. Yani muhatapları her kimse onlara “beni dışlama, her şeyimiz farklı olabilir ama inancımız aynı” demek istiyorlar. Yoksa hiçbir inancın pratikte onların yaşamlarında yeri yok. Sadece güvenlik sigortası niyetine bir kimlik. Zaten hiçbiri onların yaşam enerjilerine ve alışkanlıklarına uygun değil ki.

Umarım Çingenelerin uzun vadede nüfusları oransal olarak en yoğun oldukları Macaristan, Romanya ve Bulgaristan’da yeterince artar ve iktidarda yerlerini alırlar. Böylece artık azınlık olmadıkları için baskı ve tehdide maruz kalmazlar. Hatta olası bir iktidar olmanın verdiği güçle eski faşistlere bir ders verseler işte o zaman tadından yenmez. Diğer Çingenelerinde güvenecekleri bir güç oluşuverir ayrıca. Umarım o günleri görecek kadar yaşarım.

Muhammed Ali Çalışkan

StratejikOrtak.com MİSAFİR YAZAR

Kerkük Operasyonu: Irak Ordusunun Geri Aldığı Bölgeler

Irak ordusunun Kerkük operasyonu ile başlayan ilerleyişi devam ediyor. Yaklaşık 14 saatte tamamen kentin kontrolünü ele geçiren Irak güvenlik güçleri, peşmergelerin 2014’te işgal ettiği bölgelere de operasyon düzenliyor.

Kerkük’te peşmerge güçlerinin çekilip, IKBY’nin başkenti Erbil’e kaçmasıyla başlayan süreç diğer bölgelerde de sürüyor.

Irak güvenlik güçleri çatısı altında hareket eden Haşdi Şabi’nin PKK’nın ‘ikinci Kandil’ kurmayı planladığı Sincar(Şengal) ilçesinde kontrolü sağladığı bildirildi.

Irak ordusunun Kerkük operasyonu sonrası peşmerge işgail altındaki Mahmur, Sincar, Kerkük ve Hanakin’de kontrol sağlandı.

Irak’taki “tartışmalı bölgeler” geri alındı

Irak ordusunun tartışmalı bölgelere yönelik operasyonunda, 3 yıl sonra kontrol sağlandı.

Operasyonun 1. Gününde;

Kerkük kent merkezi ile birlikte Kuzey Petrol Şirketi, Baba Gurgur Petrol Yatakları, K1 Askeri Üssü, elektrik santrali, Molla Abdullah Rafinerisi, Kerkük Havaalanı, Tuzhurmatu karargahı, Leylan, Dakuk, Yaycı, Tirkalan kasabaları ele geçirildi. Ayrıca Tikrit Köprüsü ve Kerkük’ün güneyindeki ana kara yolunun tamamında da kontrol sağlandı.

Operasyonun 2. Gününde;

Sincar, Mahmur, Başika, Irak-Suriye arasındaki Rabia Sınır Kapısı, Musul Barajı, Diyala’nın Hanakin ilçesi ve ona bağlı Karatepe ve Celavla kasabaları Irak ordusunun kontrolüne geçti.

Harita: AA

IŞİD’in Irak işgalinden önceki sınırlara geri dönüldü

Reuters’e konuşan üst düzey Iraklı komutan Peşmerge’nin IŞİD’in ülkenin batı ve doğusundaki bölgeleri ele geçirmesinden önce varolan Haziran 2014 sınırlarına geri çekildiğini söyledi.

Diyala’ya bağlı Hanekin, Celavla ile Musul’da Mahmur, Başika ve Musul Barajı, Uveynat Nahiyesi, Sincar ilçesi, Rabia ve Musul Ovası’nda bazı bölgelerde de kontrolün sağlandığı ve güvenlik güçlerinin buralarda yeniden dağılımının yapıldığı belirtilmişti.

Kaynak: StratejikOrtak.com

https://stratejikortak.com/2017/10/irak-son-durum-harita.html