Afrika Kıtasına Stratejik Bir Bakış: Afrika’nın 2019 Öncelikleri

Günümüzde tüm gözler Ortadoğuya çevrilmişken, dünya siyasetini Ortadoğuda atılan adımlar ve yapılan hamleler belirlerken gözlerden kaçan önemli bir bölge Afrika… Ekonomik potansiyeli göz önüne alındığında Afrika, birçok ülkenin hem diplomatik yollardan hem de sivil toplum kuruluşları aracılığıyla etkinlik sağlamaya çalıştığı bir bölgedir.

2019 başlarken Afrika’nın son yıllarda kaydettiği gelişmeyi sermayeye dönüştürme ve Kıta’nın büyük ekonomik potansiyelini daha ileri düzeye taşıma kabiliyeti konusunda iyimser olmak için sebepler mevcuttur. Kıta çapında en hızlı adımların atılması ve ekonomik büyümede beş yılın en yüksek seviyesine ulaşılması öngörülmektedir. Reform çabaları, liderlik ve kurumsallaşmanın Afrika’nın kalkınma gündeminde kendini daha fazla hissettirmesiyle iş ortamı giderek gelişmektedir. Bu çerçevede; kapsayıcılık ve verimliliği önceleyen “Adil ve Etkili Yönetim İnşası”; ekonomik büyümeyi sürdürmeye yönelik hassas dengeler üzerine kurulu “Borç Yönetimi ve Kaynak Seferberliği”; geniş ölçekli istihdama yeni bir yaklaşım getirmek üzere “Afrika’nın Genç Nüfus Payından İstifade”; özel sektör ve yerel kurumların rolünü güçlendirerek Afrika’da yapısal “Kırılganlığı Giderme”; ülke ve sektör bazlı stratejiler üzerinden “Afrika’nın El Değmemiş İş Potansiyeli”; bölgesel ve uluslararası angajmana yönelik yeni gündem çerçevesinde “Ticaret ve Yatırımı Geliştirme” başlıkları öne çıkmaktadır.

Adil ve Etkili Yönetim İnşası

(Kapsayıcılık ve Verimlilik)

Afrika’nın genel kamu yönetim performansı son on yıllık süreçte göreceli yükselen bir seyir izlemektedir. Bu performansa altyapı, sağlık ve cinsiyet konuları öncülük ederken, 54 Afrika ülkesinin 3/4’ü bu süreçte kamu yönetimi alanında gelişme göstermiştir. Ayrıca hukuk ve bağlılık ile düşük düzeyde de olsa şeffaflık ve hesap verebilirlik konularında gelişmeler kaydedilmiştir. Buna rağmen yönetimler nezdinde gençliğin ihtiyaç ve beklentileri gereği gibi karşılanamamaktadır. Hiç olmadığı kadar hızlı artan genç nüfusun eğitimi konusunda yönetimler gerekli imkânları sağlamakta yetersiz kalmaktadır. Son on yıllık süreçte katılım ve insan hakları başlıklarında gelişme kaydedilmiştir ancak bu gelişme Kıta nüfusunun 4/5’ini kapsamaktadır. Giderek artan serbest ve adil seçim uygulamaları ise toplumsal katılımın arttığı anlamına gelmemektedir. Bilakis Afrika’da sivil siyaset alanını giderek daraltmaktadır.

Diğer taraftan yine son on yıllık süreçte kaydedilen makroekonomik gelişme halk açısından sürdürülebilir bir ekonomik imkân olarak değerlendirilemez. Afrika’nın genel gayrisafi hasılası neredeyse %40 oranında artmasına rağmen sürdürülebilir ekonomik imkân kapsamındaki vatandaşlar açısından neredeyse sıfırdır. Ayrıca neredeyse durgun gidişat demografik gelişme ve gençliğin beklentileri arasında tezat oluşturmaktadır. Afrika’nın nüfusu son on yılda %26 oranında artış göstermiştir ve 1 milyon 250 bin civarındaki Kıta nüfusunun %60’ı 25 yaş altı gençlerden oluşmaktadır.

Diğer sorunların yanı sıra kötüleşen iş ortamı ve yüksek işsizlik Kıta’nın en büyük ekonomileri için bile bir felakete zemin teşkil eden kaçırılmış fırsat anlamına gelmektedir. Zira yüksek işsizlik oranı göç ve siyasi istikrarsızlıklara yol açma eğilimindedir.

Borç Yönetimi ve Kaynak Seferberliği

(Ekonomik Büyümeyi Sürdürmeye Yönelik Hassas Dengeler)

2019’da Sahraaltı Afrika’nın ekonomik görünümü; daha yüksek emtia fiyatı kombinasyonlarına, daha güçlü küresel ekonomiye ve daha destekleyici yerel politikalara bağlı olarak güçlenme eğilimdedir. Tahminler Bölge’nin son 4 yıldır ortalama %2,6 olan toplam gayrisafi hasılasının bu yıl %3,8’e yükseleceğini göstermektedir. Buna bağlı olarak 2023’e kadar bu gelişmenin %4 seviyesini aşması beklenmektedir. Fakat genel görünüm ülkeler arasındaki önemli farklılıkları örtmektedir. Bu farklılıkların göz ardı edilmesi Bölge hakkında olduğundan fazla iyimser bir tablonun ortaya çıkmasına yol açmaktadır.

Nijerya ve Güney Afrika gibi büyük ekonomiler hariç tutulursa Bölge ülkelerinin ülke bazlı ekonomik görünümü daha umut verici bir tablo sunuyor. 2019’da toplam büyüme %5,7 düzeyine yükselecek ve 2023’e kadar bu seviyelerde seyredecektir. Önümüzdeki beş yıllık süreçte, küresel ekonomi için %3,6 olan düzeyi aşarak ortalama %5 veya üzerinde büyümesi beklenen 20 ekonomi ile en hızlı gelişen ekonomilerin yaklaşık yarısı hâlen Afrika’da bulunmaktadır.

Göreceli olarak iyimser ekonomik beklentiler içeren bazı ülkeler aşağı yönlü hem iç hem dış risklerle karşı karşıyadır. Dış riskler arasında küresel büyümede piyasa gerilemesi veya ticari korumacılıkta artış olasılıkları vardır. Böyle bir durumda emtia fiyatları düşecek, Afrika ihraç mallarına talep azalacak ve borçlanma maliyetleri artacaktır. Başlıca iç riskler arasında ise hükümetlerin borç seviyelerinin yükselmesi ve bazı ülkelerde borç sürdürülebilirliğine ilişkin kaygılar yer almaktadır. Bu bağlamda 2019’da Sahraaltı Afrika politika tasarımcıları, borç yönetim çerçevesi ve stratejilerin borçlanmanın yeni yapısına güncellendiğinden emin olmak ve vergilerin toplanmasına yönelik yönetim mekanizmasının güçlendirilmesi için cesur adımlar atmak durumundadır.

Devlet Borçlanması

Finansmanın önemli bir ayağı olan devlet borçlanması, borçlanma hizmetleri maliyetiyle birlikte son yıllarda iyice artmıştır. Bunun sonucunda en az 14 ülke yani Bölge ülkelerinin üçte biri ya borç sıkıntısı içindedir ya da yüksek düzeyde borç riski ile karşı karşıyadır.

Hâlbuki bu rakam 2013’te altı ülkeden ibaretti. Bu gözlemler Bölge’nin, Ağır Borçlu Yoksul Ülkeler İnisiyatifi (HIPC) ve Çok Taraflı Borç Hafifletme İnisiyatifi (MDRI) gibi girişimleri akla getiren başka bir geniş tabanlı borç darboğazı yönünde ilerlediğine ilişkin kaygıları artırmaktadır. Borç sürdürülebilirliğinin her iki göstergesi  (HIPC/MDRI) 2013 itibarıyla önemli ölçüde kötüleşmiş; ortalama borç oranı 2017’de %57 öngörüsüne ulaşmıştır. Bu oranın oluşumunda dış borç payı baskındır. Fakat bunda ticaret payının da katkısı vardır.

Borç yapısındaki diğer önemli bir gelişme ise kredi sağlayıcı profilinin daha çeşitlendirilmiş bir tabana sahip olmasıdır. Özel kredi sağlayıcılarının giderek artan önemine ek olarak kreditör devletlerin sayısı da artmıştır. İki taraflı kredi sağlayıcılar arasında yer alan Paris Kulübü üyelerinin payı 2008-2017 döneminde yaklaşık %40’tan yaklaşık %23’e gerilemiştir. Buna karşın Kulüp üyesi olmayan Çin gibi kredi sağlayıcı ülkelerin payı önemli ölçüde artmıştır. Borcun yapısındaki bu değişiklikler, hükümetlerin ve kalkınma ortaklarının yeni ortamı yansıtacak şekilde borç yönetim yaklaşımları ve çerçevelerini uyumlandırmalarını gerektirmektedir. Afrika’nın borcunun sürdürülebilirliğine ilişkin tartışma henüz esaslı bir şekilde üzerinde durulmamış olan sürdürülebilir finansman meselesine dayanmaktadır. Bölge iyileşmeyen ülke içi düşük tasarruf oranlarının sıkıntısını çekmektedir. Tasarruf oranının önümüzdeki beş yıllık süreçte %18 düzeyinde olacağı öngörülmektedir. Bu oran ulaşılmak istenen hedefin yani gayrisafi hasılanın %30’una tekabül eden yatırım oranının oldukça altındadır. Bu aynı zamanda dış borçlanmadaki artışın da kısmi açıklamasıdır.

Vergi Gelirleri

Vergi gelirleri iç kaynakların en önemli bileşenidir. Vergi artırımı ise pek çok iç reformun, bölgesel ve uluslararası girişimin odağında yer alır. Bu yöndeki çabalar vergi tahsilatının 2000’lerin başı itibarıyla %11 olan oranını bugün %15 seviyesine çıkarmıştır. Fakat bu seviye hâlen dünyanın diğer bölgelerine kıyasla en düşük seviyelerden biridir.

Yönetime ilişkin göstergeler Bölge’nin yolsuzluk ve hesap verebilirlik konularında diğer ülkelere kıyasla en kötü durumda olduğunu ortaya koymaktadır. Politikacıların borçluluk ve ihtiyaçların finansmanı arasında denge kurmak üzere 2019’da vergi tahsilatına ilişkin idari mekanizmaları güçlendirmek üzere cesur adımlar atmaları gerekmektedir.

Borç durumu genel olarak henüz HIPC/MDRI öncesi bir düzeyde olmasa da borcun yapısındaki temel değişikliklerle birlikte artış hızı, özellikle daha yüksek ticari pay, kaygı vericidir. Ticari borçların görece kısa vadesi ve yüksek faiz oranları bu borçları özellikle altyapı gibi uzun vadeli ekonomik kalkınma projelerinin finansmanına uyumlu hâle getirilmesini zorlaştırmaktadır. Diğer taraftan geniş kredi sağlayıcı yelpazesi daha geniş bir kredi zemini ve Bölge’nin ekonomik geleceğine daha büyük bir güven sağlasa da borçlanmanın bu yeni özellikleri yeni sorunları beraberinde getirmektedir. Kaldı ki daha geniş kredi sağlayıcı spektrumu daha karmaşık sorunlara ve dolayısıyla daha karmaşık çözüm yöntemlerine gebedir.

Borçlanmanın sürdürülebilirliğine ilişkin tartışma Afrika’nın kalkınmasını sürdürülebilir bir şekilde finanse etme meselesinin hâlen çalışma konusu olduğunu göstermektedir. Vergi tahsilatına ilişkin idari mekanizmaların güçlendirilmesinin; kalkınma gündemini finanse etmek ve borçlanmayı yavaşlatmak üzere ek kaynakları harekete geçirerek kısa vadede bir çözüm olabileceği değerlendirilmektedir.

Ayrıca mümkün olan bölgelerde karma finans, kamu-özel ortaklığı ve diğer risk azaltıcı mekanizmalar gibi yenilikçi finans mekanizmalarına daha fazla başvurmak gerekebilecektir.  Bu ve benzeri tedbirlerin 2019 ve sonrasında ekonomik gelişmenin devamını sağlayabileceği öngörülmektedir.

Afrika’nın Genç Nüfus Payından İstifade

(Geniş Ölçekli İstihdama Yeni Bir Yaklaşım)

Bacasız sanayi, Afrika’nın genç işsizliği sorununa çözüm olabilir mi?  Bazı tahminlere göre Afrika’nın çalışan nüfusu 2015-2030 döneminde yılda yaklaşık %3’lük artışla 450 milyona ulaşması beklenmektedir. 2050’ye kadar ise 15-24 yaş aralığındaki nüfusun 362 milyon olması değerlendirilmektedir. Sorulması gereken soru; böylesine hızlı bir şekilde artan genç nüfusun istihdamının nasıl sağlanacağıdır. Geçmişte çözüm, artık çeşitli değişimlere uğrayan sanayi sektörü olmuştur. Bugün Afrika sanayisiz bırakılmıştır. Küresel üretimdeki payı 1980’lerin gerisindedir ve gayrisafi hasılasında üretimin payı, gelişmekte olan ülkelerin ortalamasının yarısından  düşüktür. Sonuç olarak Afrika’daki yapısal değişim, istihdamın büyük çapta tarımdan imalat sektörüne kaydığı Asya’dan son derece farklı durumdadır.

Afrika sanayileşme konusunda neden başarısız olmuştur? Birincisi; Doğu Asya’nın bir üretim merkezi olarak başarısı, Afrika’nın yüksek üretim kapasiteli ve görece düşük ücretli bir rakiple karşı karşıya kaldığı anlamına gelmektedir. İkincisi; son 4 yıllık süreçte kalkınmanın her düzeyinde sanayi, ürün ve istihdam payı olarak gerilemiştir. Bu durum Afrika’nın Asya’da olduğu kadar yapısal değişim noktasında sanayi sektörüne bel bağlayamayacağını göstermektedir. Üçüncüsü; küresel değer zincirinin gelişiminin sadece fırsatları değil sorunları da beraberinde getirmesidir. Son olarak; Afrika’nın toplam zenginliğindeki doğal sermaye payı dünyada ikinci sıradadır ve fakat kaynak-zengini ekonomiler sanayileşme sürecinde güçlü dalgalanmalarla karşı karşıyadır.

Afrika’nın kapasitesini sınırlayan bu faktörler turizm gibi pazarlanabilir hizmetler ve bahçecilik dahil olmak üzere tarım endüstrisi gibi sektörlerin gelişiminde imkan haline geliyor. Bunlar imalat sektörü gibi verimlilik artışı, ölçek ve yığılım ekonomilerinden yararlanıyorlar. Bu “bacasız sanayiler” Afrika ekonomisinin en dinamik sektörleri arasındadır. Öyle ki 2002-2015 döneminde pazarlanabilir hizmet ve tarım endüstrisi maden dışındaki ihracat payının yüzde 58’ine yükselmiştir.

Kırılganlığı Azaltma

(Özel Sektör ve Yerel Kurumların Rolü)

Toplumsal kırılganlık; parçalanmış toplumsal kimlik, idari meşruiyet ve idari kapasite eksikliği veya yokluğu, emniyetsiz toplumsal ortam, kurumsal yapılanma eksikliği ve şoklara karşı dayanıksızlık gibi unsurlardan oluşan karakteristik bir sendromdur. İçerdiği unsurlar kısır döngü hâlinde birbirlerini beslemektedir. Toplumsal kırılganlık hem konvansiyonel “kök sebep” hem de konvansiyonel “çözüme” karşı koyan bir sendromdur ki bunlar gelecek vizyonu ile hâlihazırdaki gerçeklik arasındaki farklardan gündem oluşturan OECD tarzı toplum vizyonuna dayanmaktadır.

Toplumun varoluş şartını göz ardı eden bu yaklaşıma alternatif bir yaklaşım ulusal egemenlik ve fırsat anlarının kritik önemini vurgulamaktadır. Eğer devletler ve niyetleri başarılı bir değişim için esas teşkil ediyorsa uzun vadeli kırılganlık durumlarında uluslararası toplumun gerçekçi olarak yapabilecekleri çok azdır. Esas olarak söz konusu devletlerin kırılganlığı sebebiyle krizler ve periyodik liderlik değişiklikleri değişimin mümkün olduğu anları belirleyen kritik süreçlerdir. Uluslararası destek bu tür anları zapt etmek üzere gereği gibi hızlı olmalıdır.

Afrika’nın El Değmemiş İş Potansiyeli

(Ülkeler, Sektörler ve Stratejiler)

Afrika’nın en büyük sorunlarının çözümünde dönüştürücü rol oynayacak iş potansiyeli gibi Kıta’nın büyüyen iş piyasası potansiyeli de doğru anlaşılamamakta ve azımsanmaya devam etmektedir. Afrika’nın hızla büyüyen nüfusu ve piyasaları, yavaşlayan küresel büyüme ortamında önemli iş fırsatları sunmaktadır.

Ayrıca iş kaynaklı gelişen inovasyon ve yatırım, Afrika’nın henüz karşılanmamış ürün ve hizmet talebini karşılama, altyapı açığını kapatma, istihdam oluşturma ve yoksulluğu azaltmada esas teşkil etmektedir.

Temel sektörlerde fırsatı kazanca ve sürdürülebilir teşebbüse dönüştürebilecek bazı adımların atılması mümkündür. Bu adımlar fırsat niteliğinde fakat cesaret gerektiren adımlardır. Ekonomik ivme ve gelişen iş ortamı, temel ekonomik sektörlerde dönüştürücü büyümenin önünü açacak beş temayül tarafından destelenmektedir.

Birincisi, hızlı nüfus artışı ve kentleşmeyle ilgilidir. İkincisi, sanayileşmeyle ilgilidir. Üçüncüsü, Afrika’nın altyapı açığını kapatma çabasıyla ilgilidir. Dördüncüsü, tarımsal ve madensel zenginliği erişime açacak inovasyonlarla ilgilidir. Beşincisi ise, artan dijital ve mobil erişim potansiyeliyle ilgilidir.

Ticaret ve Yatırımı Geliştirme

(Bölgesel ve Uluslararası Angajmana Yönelik Yeni Gündem)

Ticari kârlarla ilgili tartışma son on yıla damgasını vurmakla birlikte Afrika daha fazla ve daha iyi olacak şekilde tercihini kendi kendine ticaretten yana kullanmıştır. Mart 2018’de imzalanan Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Anlaşması, ilgili ülkelere; ürünlerin %90’ı üzerindeki gümrük vergilerini kaldırma, hizmetlerde ticareti giderek serbestleştirme ve gümrük tarifesi dışı diğer pek çok engel üzerine eğilme yükümlülüğü getirmektedir.

Eğer başarıyla uygulanırsa bu anlaşma 1 milyarın üzerinde bir müşteri kitlesine ve 3 trilyon doların üzerinde gayrisafi hasılaya sahip bir “Afrika tek pazarı” oluşturacaktır.  Bu ise Afrika’yı dünyanın en büyük serbest ticaret alanı hâline getirecektir.

Afrika Serbest Ticaret Anlaşması ile ilgili en az bilinen hususlardan biri; hizmet ticareti, yatırım, entellektüel mülkiyet hakları ve rekabet hukukunun yanı sıra muhtemelen e-ticareti kapsayacak şekilde genel olarak mal ticaretine odaklanan geleneksel serbest ticaret alanının sınırlarını aşan kapsamıdır.

Afrika Serbest Ticaret Anlaşması; serbest dolaşım, oturum ve kuruluş hakkı gibi protokollerin yanı sıra havacılık konusunda da tek pazarı hedefleyen diğer kıtasal hükümlerle bütünlenmektedir. Potansiyel etkisinin ölçeği, Anlaşma’nın temel dinamiklerini anlamayı ve imkânlarından istifadenin yanı sıra risk ve zorluklarının üstesinden gelmek üzere kullanılması gereken yöntemleri de son derece önemli hâle getirmektedir.

Afrika ülkeleri ticarete yönelik etkili politika ve stratejiler geliştirmeli; ekonomiyi çeşitlendirme, sanayileşme ve değer zinciri gelişimi için yeni fırsatları tespit etmelidir. Afrika Serbest Ticaret Anlaşması, Kıta’nın ekonomik çeşitliliği ve kapsamlılığında oyun değiştirici rol oynayabilir. Bu kaçırılmaması gereken bir fırsattır ve 2019 bu bakımdan belirleyici öneme sahiptir.

Bu çalışma Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) tarafından yayınlanmıştır.*

 

 

 

Türkiye’deki Üsler ve ABD İle İlişkisi


Giriş

  Her zaman için gündem olan ”Amerika Birleşik Devletleri’nin Türkiye’deki üsleri”, günlük hayatta tartışıldığı kadar kolay bir mesele değildir. Tarihsel yönü, NATO, diplomatik boyutu ve hukuk gibi faktörler göz önüne alındığında, konu bir hayli derinleşiyor. Yazımızda, üslerin diplomatik ilişkilerimizdeki yerine değinerek  ”Türkiye’deki ABD üsleri” meselesini ele alacağız.

 Üslerin Diplomatik ve Tarihi Boyutu

  1980 yılında Türkiye’de yaşanan askeri darbe, Türkiye-ABD ilişkilerinin seyrini değiştirdi. 2 devlet arasındaki ilişkilerde o zamana kadar biriken sorunlar, 1980 sonrası dönemde iyileşmeye başladı. İki ülkenin birbirine karşı izlediği politikalarda yumuşamalar başladı. Günümüzde, Türkiye ile ABD ilişkilerinin temelini oluşturan SEİA (Savunma ve Ekonomik İşbirliği Antlaşması) da bu dönemde yürürlüğe girdi. Antlaşma ile her iki ülke arasında savunma, ekonomik, bilimsel ve teknik işbirliği hedeflenmiştir. SEİA’nın dayandığı 2 temel faktör var. Bu faktörler, üsler meselesinin temelini oluşturuyor. Bu 2 faktör: 

  1. ABD’nin Türk ordusunu modernleştirip Türkiye’ye ekonomik destekte bulunması,
  2. ABD’nin Türkiye’deki üsleri kullanması.

Bu antlaşma ile ABD’nin Türkiye’ye yaptığı ekonomik yardımları arttı. Hatta bu antlaşmaya istinaden Türkiye, F-16 üretebilecek ve ürettiği F-16’ları ABD’nin onayı ile başka devletlere satabilecekti. Türkiye ise, Soğuk Savaş’ın getirdiği konjonktürde daha da önemli hale geldi. ABD, Sovyetler Birliği’ni çevreleme politikasında Türkiye’nin jeopolitik konumundan faydalanmak istedi. Buna amaca yönelik olarak, üslerin kullanılması ile alakalı iki ülke arasında  mutabakat sağlandı. Bu mutabakata göre:

  • Üs ve tesislerde aynı rütbede Türk ve Amerikan general görev yapacak,
  • Üs ve tesislerin çevre güvenliği Türk komutanlar tarafından sağlanacak,
  •  Amerikan karargahı olarak kullanılan birime Amerikan bayrağı çekilebilecek,
  • İki ülke arasında savunma işbirliği, NATO operasyonel alanı ile sınırlandırılacak. Böylece üsler, Amerika Birleşik Devletleri’nin özel çıkarları için kullanılmayacaktır.

Türkiye’de Bulunan Üsler

  2016 tarihine kadar Türkiye’de 12 üs kuruldu. Bu üslerin bazıları günümüzde faal iken bazıları Sovyetler Dönemi’nin  getirdiği konjonktür gereği kurulduğu için Sovyetler Birliği’nin dağılması sonrasında kapatıldı. Fakat, diplomasi ve tarihi boyutundan da anlaşılacağı üzere, bu üsler zannedildiği gibi ABD üsleri değildir. Üsler, NATO üsleridir. ABD, NATO’nun başta gelen ülkesi olduğu için uluslararası hukuk çerçevesinde bu üsleri en çok kullanan ülke konumundadır. Bunun yanında, Türkiye ile ABD arasında yapılan ikili antlaşmalar neticesinde ABD’nin bazı ayrıcalıklarının olduğunu söylemek mümkün.

Önemli bazı üsler:


  1- İncirlik Hava Harekat ve Destek Üssü (10. Tanker Üssü): İsmini, Adana’da bulunduğu ilçeden almıştır. Türkiye NATO’ya üye olmadan 1 yıl önce (1951) inşasına başlandı. Açılışı ise 1954 yılında yapıldı. Türkiye-NATO ilişkilerinde kritik bir öneme sahip olan Üs, kurulduğu günden beri çeşitli tartışmalara konu oldu (15 Temmuz Darbe Girişimi’nin bu Üs’te planlandığı, Üs ile alakalı güncel tartışma konusu.). Başlarda, ABD Hava Kuvvetleri’nin olağanüstü durumlarda konuşlanması ve uçakların bakım amacı güdülüyordu. Konuyla alakalı 1980 yılında ciddi yeniliklere gidildi.

İncirlik, tarih içinde Türkiye’nin önemli bir diplomatik kozu oldu. Örneğin, 1970’li yıllarda Kongre’nin Türkiye’ye yaptığı silah ambargosu sırasında Üs kapatıldı ve 1978 yılında ambargonun kaldırılmasıyla tekrar kullanıma açıldı. ABD açasından ise, Ortadoğu politikalarında Üs’sün önemli bir yeri var. Örneğin, 1990-1991 yıllarındaki Birinci Körfez Savaşı’nda ABD güçleri için kritik bir rol oynadı.

ABD Ordusu rakamlarına göre Üs’te 2500 ABD askeri bulunuyor. Bunun yanında, Üs’te bir Türk Timi görev yapıyor. Türk Hava Kuvvetleri 10. Ana Jet Üssü ve ABD Hava Kuvvetleri 39. Ana Jet Üssü burada görev yapmaktadır. NATO operasyonlarında, yabancı devletlerin askerlerinin konuşlandırıldığı da oluyor.

Fotoğraf temsilidir,askeri üsten çekilmemiştir.

  2- Pirinçlik Radar Uyarı ve Uzay Dinleme Tesisi: Tarih boyunca stratejik konumuyla ön plana çıkan Diyarbakır, Soğuk Savaş döneminde de stratejik konumuyla ön plana çıktı. Savaş yıllarında Ortadoğu’daki gelişmelerin takip edilmesi için Diyarbakır önemli bir rol oynadı. 1958 yılında, Ortadoğu ülkelerinin izlenmesi amacıyla Pirinçlik Mahallesine NATO savunma sisteminin bir parçası bu radarlar kuruldu. SSCB’den sonra, 1998 kapatılan Üs, geçtiğimiz yıllarda NATO Füze Savunma Sistemi erken uyarı radarlarının kurulması için gündeme geldi.

Fotoğraf temsilidir,askeri üsten çekilmemiştir.

  3- Sinop Elektromanyetik İzleme Tesisi: Soğuk Savaş Dönemi’nin getirdiği konjonktüre örnektir. SSCB’nin dinlenmesi için kurulan Üs, 1952-1992 yılları arasında faaliyet göstermiştir.

  4- Malatya-Kürecik: Çok tartışmalı olan Kürecik, Kisecik ve Keldağ hakkında buraya bakabilirsiniz: https://stratejikortak.com/2018/01/icimizdeki-truva-atlari-kurecik-kisecik-keldag.html

Diğer Üsler liste olarak şu şekildedir:

  5- Gemlik-Şahintepe 

  6- Ankara-Elmadağ Üssü

  7- Adana-Karataş Üssü

  8- Samsun-Mahmurdağ Üssü

  9- İstanbul-Alemdağ Üssü

  10- Belbaşı Sismik Bilgi Toplama Üs ve Tesisi

  11- Kargaburun Radyo Seyrüsefer Üs ve Tesisi

  12- İzmir-Yamanlar

  YARARLANILAN KAYNAKLAR

  1. Ömer Göksel İşyar, Türk Dış Politikası (Sorunlar ve Süreçler), Türkiye-ABD İlişkileri bölümü.
  2. https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-
  3. 38521914https://www.researchgate.net/publication/331346933_CIA_ARSIV_BELGELERINDE_DIYARBAKIR
  4. http://www.hurriyet.com.tr/gundem/pirinclikte-nato-ussu-tartismasi-18655827
  5. https://www.cnnturk.com/2005/turkiye/03/31/seia.anlasmasinin.detaylari/84483.0/index.html
  6. http://www.ayancikdogus.com/sinop-18-yil-once-kapanan-abd-radarinin-izlerini-tasiyor/217/
  7. https://www.dunyabulteni.net/t-genel/turkiye-de-kac-abd-ussu-var-neredeler-h426679.html
  8. https://stratejikortak.com/2018/01/icimizdeki-truva-atlari-kurecik-kisecik-keldag.html

    Not: Yazının kapak fotoğrafı insajderi.com adlı internet sitesinden alınmıştır.

Doğu Akdeniz ve Kıbrıs Haber Arşivi (Şubat 2019)

Kıbrıs adası ve Doğu Akdeniz’de Şubat 2019’da birçok askeri tatbikat gerçekleşti. En önemlisi de cumhuriyet tarihinin en büyük deniz tatbikatı “Mavi Vatan-2019”.

İşte geçtiğimiz ay yaşanan askeri ve diplomatik gelişmeler…

2 Şubat: Yunanistan Enerji Bakanı Yorgos Statakis, ülkesinin East-Med olarak bilinen Doğu Akdeniz Doğalgaz Boru Hattı inşasını desteklediğini açıklarken söz konusu proje için anlaşmaların önümüzdeki birkaç ay içinde imzalanacağını bildirdi.

4 Şubat: Barbaros  Hayrettin Paşa arama gemisi, 4 Türk savaş gemisi eşliğinde Güney Kıbrıs’ın “kendilerine ait deniz sahası”olarak ilan ettikleri sahaya girerek doğal gaz araması gerçekleştirdi.

– Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü  İbrahim Kalın, “Kim tarafından gelirse gelsin özellikle Doğu Akdeniz’de bir oldubittiye Türkiye’nin göz yummayacağını herkesin bilmesi gerekir.” dedi.

5 Şubat: Yunanistan Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Aleksis Çipras, 2 günlük çalışma ziyareti kapsamında Ankara’ya geldi.

– Yunanistan Başbakanı Çipras “Türkiye ile ile bölgemizdeki sorunlara mahkum olmak niyetinde değiliz. Sorunlara diyalogla çözüm bulmaya çalışıyoruz” dedi.

– Çipras’ı ağırlayan Erdoğan” Sorunların barışçıl şekilde çözülebileceğine inanıyorum” dedi.

6 Şubat: BM Özel Temsilcisi Jane Holl Lute’un,  Mustafa Akıncı’dan Rum liderin ikna edilmesi için siyasi eşitlik ve  garantiler konusunda  oluşturulacak ortak belgenin hayat bulması için geri adım atması baskısı yaptığı belirtildi.

7 Şubat: Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, İsrail’i, Lübnan karasularını ihlal etme ve petrol rezervlerini hedef almakla suçladı.

12 Şubat: Fransa, Doğu Akdeniz’de var olabilmek için Rumlarla, yeni bir anlaşma imzaladı. Fransız hükümeti yeni bir yasa tasarısı hazırlayarak, Kıbrıs’taki varlığını güncellemek üzere harekete geçti.

Yürürlükteki anlaşma; daha çok Rum silahlı kuvvetlerinin, Fransızlar tarafından eğitim ve donanımına odaklıydı. Anlaşmanın güncellenmiş hali ile iki yeni ek madde içeriyor

  • Enerji güvenliği, deniz emniyeti, erken uyarı, kriz anında Fransız uyrukluların Yakın Doğu ülkelerinden tahliyesi, kriz yönetimi, terör, korsanlık ve dışarıdan saldırıya karşılık verme ve doğal afetler konularında yardımlaşma ve enformasyon alışverişi
  • Silahlı kuvvetlere (özellikle de Fransız silahlı kuvvetlerine) “kolaylık sağlanması” ve “lojistik desteğin geliştirilmesi”

13 Şubat: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Ekonomi ve Enerji Bakanı Özdil Nami, daha önce Türkiye ile varılan mutabakatlar çerçevesinde, Türkiye’nin doğal gaz ve petrol arama gemisi Fatih’in şubatta Kıbrıs açıklarında arama faaliyetlerine başlayacağını belirterek, “Kıbrıs Türk halkının hak ve menfaatini doğal gaz konusunda diğer konularda olduğu gibi koruyacağız ve gerekli adımları atacağız.” dedi.

23 Şubat: Türkiye’nin ikinci Sondaj Gemisi Olan Deepsea Metro-1, Yalova’ya demir Attı. Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’na (TPAO) ait gemi bakım ve onarıma alındı.

24 Şubat: Mısır Petrol Bakanı Tarek el-Molla,  Kahire’nin  Kızıldeniz’de ilk kez petrol ve doğal gaz arama ihalesine çıkılacağını söyledi.

25 Şubat: NATO’nun denizaltılara karşı hava, su üstü ve denizaltı arasındaki iş birliğini geliştirmek ve eğitim sağlamak amacıyla düzenlediği “Dynamic Manta-2019” tatbikatı başladı.

İtalya Deniz Kuvvetleri’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek tatbikata NATO üyesi Türkiye, Kanada, Fransa, Almanya, Yunanistan, İtalya, Hollanda, İspanya, İngiltere ve ABD’den 3 binden fazla denizci ve hava personeli katılıyor.

27 Şubat: Aynı anda Karadeniz, Ege Denizi ve Akdeniz’de 08 Mart 2019’a kadar icra edilmesi planlanan MAVİ VATAN TATBİKATI-2019 başladı.

Cumhuriyet tarihinin en büyük deniz tatbikatı olarak başlayan harekat 10 gün sürdü. 3 ayrı denizde sürdürülen tatbikata; 13 fıkrateyn, 17 yardımcı sınıf gemi, 14 karakol gemisi, 6 korvet, 16 hücumbotu, 22 çıkarma gemisi, 1 eğitim gemisi, 7 denizaltı, 7 mayın avlama gemisi ile birlikte SAS, SAT ve Amfibi hücum timleri deniz karakıl uçakları, havadan ihbar kontrol uçağı ile deniz, genel maksat ve taarruz helikopterleri katıldı.

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Öğretim Üyesi Askeri tarih & Strateji Uzmanı A. Sefa Özkaya tatbikatla ilgili Önce Vatan’a verdiği röportajda Deniz Kuvvetleri’nin 15 Temmuz sonraki ihraçlardan dolayı vermiş olduğu personel açığını kapatmış olduğunu gösterdiğini belirterek, “103 geminin katıldığı bir tatbikat ile nicelik, günler boyu basına açık fiili atış tatbikatında tek bir hata yapmaksızın da nitelik olarak bunu yaptı.” ifadelerini kullandı.

28 Şubat: ABD’li Exxon Mobil şiketi, 10. Parselde (Glaucus-1 kuyusunda) 141 ila 226 milyar metreküp arasında gaz rezervi bulduklarını açıkladı.

https://stratejikortak.com/2019/02/dogu-akdeniz-haber-arsivi-ocak.html

Kim Jong Un’un Füze Kumarı

0

2018’den bu yana, ABD – Kuzey Kore diplomasisi açısından ilişkilerin yumuşama dönemine doğru ilerlediği yorumunu yapabileceğimiz bir sürecin içindeyiz.

Özellikle bazı nükleer başlıklı balistik füze rampalarının imhası, Güney Kore ile ileri seviye diplomasi başlıkları bu hususta anahtar iki nokta olarak görülmektedir.

Öte yandan ABD’nin önderliğinde, Birleşmiş Milletler’in Kim Jong Un rejimine yönelik yoğun ekonomik yaptırımların sürdüğü ve geçtiğimiz günlerde Vietnam’da Trump ile Kim Jong Un arasında gerçekleşen görüşmede yaptırımlar hususunda Amerika Birleşik Devletleri’nin “ikna edilemediği” meselesi kulislerden sızınca, beraberinde ilginç bir gelişme yaşandı.

Uydu fotoğraflarından ulaşılan bilgiye göre, başkent Pyongyang‘ın yakınlarında bulunan Sanumdong tesisi çevresinde balistik füze tesislerinde hareketlilik görüntülenmekte. Bazı raporlara göre bu hareketlilik, askeri bir amaç taşımaktan ziyade uzaya fırlatılacak bir füze için de gerçekleştiriliyor olabilir. Yine de, Kim Jong Un’un füze kumarı olarak nitelendirebileceğimiz bir durum mevcuttur. Bunun nedeni ise tuhaf Kuzey Kore liderinin geçtiğimiz aylarda Japonya üzerinden balistik füze denemeleri yapması ve benzeri birçok olayda “sabıkasının” bulunmasıdır.

İkinci fotoğraf ise aynı tesisin yakınlarında bulunan hareketliliğin bir başka yansıması olarak görüntüleniyor.

Kuşkusuz Kim Jong Un’un verdiği emirle gerçekleştirilen bu hareketliliğin kaynağı özellikle Amerikalılar, Japonlar ve Güney Koreliler tarafından tedirginlikle izleniyor.

Rasyonel olarak bakıldığında, yaptırımların sürdüğü bu dönemde, Kim Jong Un’un askeri gücünü bir koz olarak kullanmaya devam etmesi mantıklı görünüyor. İlaveten ülkenin ekonomik durumu hususunda bir takım sorunlar yaşansa da, “ideolojik aygıtlar” oldukça verimli çalışarak, halk üzerinde tam bir rıza sağlandığı için, protestoların bile yaşanmadığı bir bölgeden bahsediyoruz. Kim Jong Un, diplomatik açıdan başarılı bir süreç yönetiyor.

 

Askeri ve Diplomatik Haber Arşivi (Şubat 2019)

Stratejik Ortak olarak Şubat ayında yaşanan önemli askeri haberleri ve diplomatik gelişmeleri tek başlık altında derledik. Geçen ayın en dikkat çeken konularının başında Venezuela’daki gelişmeler ve Pakistan ile Hindistan arasında yaşanan askeri gerilim geliyor. İşte kısa maddeler halinde derlediğimiz haber arşivi:

Venezuela Devlet Başkanı Maduro, bu yıl içerisinde yeni bir Kurucu Meclis için parlamento seçimlerinin düzenleneceğini açıkladı.

Venezuela’da kendisini başkan ilan eden Guaido, ABD yardımlarının Kolombiya sınırından gireceğini açıklamasının ardından Kolombiya’da ABD askerlerini taşıdığı iddia edilen çok sayıda helikopter görüntülendi.

Kolombiya Devlet Başkanı Ivan Daque, “Maduro rejiminin artık saatleri var” dedi.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Irak’a en büyük taahhütte Türkiye’nin bulunduğunu belirterek, “5 milyar dolar kredi vereceğiz. Bu, 5 milyar dolarlık krediden iş adamlarımız istifade edecek.” dedi.

Husilerin geçen ay askeri üsse düzenlediği drone saldırısında yaralanan Yemen Genelkurmay Başkan Yardımcısı Tümgeneral Salih ez-Zindani, tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.

ABD Başkanı Trump, ABD’nin Suriye’den çekilme kararına ilişkin, “Zorunda kalırsak geri döneriz. Çok hızlı geri gelebiliriz ve ayrılmıyoruz.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, istihbarat birimlerinin Suriye ile alt düzeyde dış politika yürüttüğünü ifade etti.

İran’ın başkenti Tahran’daki Uzay Araştırmaları Merkezi’nde çıkan yangında üç bilim insanı hayatını kaybetti.

Papa Francis, ilk kez Körfez ülkelerinden biri olan Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) başkenti Abu Dabi’ye geldi.

İran, Irak’a son 10 aylık sürede 7 milyar 515 milyon dolar değerinde ihracat yaparken, Irak’tan 51 milyon dolar değerinde ithalat gerçekleştirdi.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, Kalın, Münbiç ile ilgili, “Amerikalılarla konuştuğumuz şekilde yol haritasının hayata geçirilmesi noktasında Ruslarla da mutabık kaldık.” dedi.

Venezuela Devlet Başkanı Maduro, Katoliklerin ruhani lideri Papa Franciscus’a bir mektup yazarak ülkedeki siyasi krizin çözümü için yardım talebinde bulundu.

Barbaros Hayrettin Paşa arama gemisi, savaş gemileri eşliğinde Güney Kıbrıs’ın “kendilerine ait deniz sahası” olarak ilan ettiği sahada petrol araması gerçekleştirdi.

Birleşmiş Milletler gözlemcilerinin hazırladığı gizli bir rapora göre, Kuzey Kore’nin nükleer programlarının sürdüğü ve yaptırımların ‘etkisiz’ olduğu belirtildi.

Macaristan’ın Moskova Büyükelçisi Norbert Konkoly, ülkesinin Rus gazını almak için Türk Akımı boru hattına katılmaya hazır olduğunu belirtti.

IMF, yeni ekonomik programın desteklenmesi amacıyla Mısır’a vermeyi taahhüt ettiği 12 milyar dolarlık kredinin beşinci diliminin ödenmesini (2 milyar $) onayladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Fırat’ın doğusunda Türkiye’nin desteğiyle bölge halkının kendi yönetimini tesisi birkaç ay içinde sağlanmazsa bekleme süremiz yine sona erer” dedi.

Kanada hükümeti, uluslararası yardım adı altında Venezuela halkına (Maduro karşıtlarına) destek için 53 milyon dolar göndereceğini duyurdu.

İran lideri Ali Hamaney’in Yüksek Askeri Danışmanı Tümgeneral Safevi, ABD’nin terör örgütü IŞİD militanlarını Afganistan’a naklettiğine ilişkin ellerinde “kesin istihbarat” olduğunu söyledi.

Yunanistan Başbakanı Çipras, “Türkiye ile bölgemizdeki sorunlara mahkum olmak niyetinde değiliz. Sorunlara diyalogla çözüm bulmaya çalışıyoruz.” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sorunların barışçıl yollarla çözülebileceğine inanıyorum.” ifadelerini kullandı.

Katolik dünyasının ruhani lideri Papa Francesco, Venezuella’da tarafların anlaşıp, talep etmeleri halinde arabuluculuk yapmaya hazır olduğunu bildirdi.

ABD Başkanı Trump, Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ile 27-28 Şubat’ta Vietnam’da görüşeceğini açıkladı.

2011’de ‘soykırım’ iddialarını oturdukları meclis koltuğunda kabul eden Fransa, Cumhurbaşkanı Macron’un açıklmasıyla 1915 olaylarının yıl dönümü olan 24 Nisan’ı “Ermeni soykırımını anma günü” ilan ettiğini açıkladı.

Rusya Federal Askeri ve Teknik İşbirliği Dairesi Başkanı Dmitriy Şugayev, S-400 füze savunma sistemlerinin anlaşmaya uygun olarak 2019 sonbaharında Türkiye’ye teslim edileceğini söyledi.

Venezuela’da Ulusal Meclis’in Mali Komisyon Başkanı ve mevcut hükümetin önde gelen muhaliflerinden Milletvekili Carlos Paparoni, Maduro hükümetinin geçen yıl Birleşik Arap Emirlikleri ile Türkiye’ye 73 ton altın sattığını söyledi.

Eski CIA Başkanı ABD Dışişleri Bakanı Pompeo’nun paylaştığı “muhalif lider Guaido’yi destekleyen ülkelerin gösterildiği dünya haritasında” Türkiye’yi ikiye böldü.

ABD Senatosu, ABD Başkanı Donald Trump’ın Suriye ve Afganistan’daki askerleri hızlıca çekmesine karşı çıkan bir maddeyi de içeren bir yasa tasarısını 23’e karşı 77 ile onayladı.

Bağdat hükümeti, peşmergenin Kerkük ve diğer tartışmalı bölgelere geri döneceği iddialarına ilişkin “asılsız ve gerçek dışı” yorumunda bulundu.

ABD Senatosu, İsrail mallarını boykot eden firmalarla mücadele edilmesini öngören yasa tasarısını oy çokluğu ile kabul etti.

Rusya’ya uygulanan yaptırımların 6 ay daha uzatılmasına karar veren AB Konseyi’ne, üye olmayan Norveç, Arnavutluk, Karadağ ve Ukrayna da destek verdi.

Venezuela Dışişleri Bakanı Jorge Arreaza, ülkesindeki krize ilişkin Uluslararası Temas Grubu kurulduğunu açıklayan AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini’nin Özel Temsilcisi Veronique Lorenzo’yu kabul etti.

Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah, ‘İsrail’e karşı Lübnan ordusu için İran’dan hava savunma sistemleri temin etmeye hazır olduğunu’ söyledi.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, Venezuela ordusuna, kendini geçici devlet başkanı ilan eden Juan Guaido’yı tanımaları durumunda yaptırımlardan muaf olabilecekleri teklifinde bulundu.

ABD Ordusu Merkez Komutanı General Joseph Votel yaptığı açıklamada “Orta Asya ülkelerini Rusya’dan askeri tedarikten uzaklaştırmaya çalışıyoruz” dedi.

BM Afrika Ekonomi Komisyonu Genel Sekreteri Songwe, “Asya ve Afrika kıtası dünyadaki mülteci nüfusun yüzde 97’sini barındırıyor.” dedi.

Duhok’daki askeri üssümüze saldıran 16 ‘sivil’ terörist, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) tarafından Türkiye’ye iade edildi.

İran Genelkurmay Başkan Yardımcısı Habibullah Sayari, gemi ve petrol tankerlerinin güvenliğinin temini için Türkiye ile Aden Körfezi’nde işbirliğine hazır olduklarını belirtti.

İtalya İçişleri Bakanı Matteo Salvini, “Fransa ile yeni sayfa açmaya, halklarımızın iyiliği için Macron ile görüşmekten mutluluk duyarım. Ama Fransa mültecileri sınıra itmeyi ve İtalyan katillere iltica hakkı vermeyi bırakmalı” dedi.

İngiltere Başbakanı May, “Brexit’i zamanında gerçekleştireceğim. Bunu Birleşik Krallık halkı için yapacağım. Önümüzdeki günlerde bunu yapmak için ciddi müzakereler yürüteceğim” dedi.

BAE destekli Hafter komutasındaki Libya Ulusal Ordusu’nun (LUO), ülkedeki aşırılık yanlısı gruplara destek verdiğini iddia ettiği Türkiye’ye yaptırım uygulanması talebiyle BM Güvenlik Konseyi’ne başvurdu.

ABD’nin Nisan ayının sonuna kadar tüm askerlerini Suriye’den çekeceği belirtildi.

Suriye merkezli ‘Snack Syria’ haber sitesi, Suriye istihbarat şefi Ali Memlük’ün, Ocak ayında Türkiye’yi ziyaret ettiğini ve Türk mevkidaşları ile çeşitli görüşmeler gerçekleştirdiğini iddia etti.

Bağdat’ta İran’ı eleştiren Şii milis gücü Ebu Fazıl Abbas Tugayı lideri Avs Havaci’nin, Irak Bağdat Operasyonlar Komutanlığı ve Haşdi Şabi Güvenlik Birimi’nden oluşan ortak askeri güç tarafından tutuklandığı bildirildi.

İran dini lideri Ali Hamaney, ABD yönetiminin kötülük ve şiddetin sembolü olduğunu ve Avrupa’ya güvenilmemesi gerektiğini söyledi.

ABD’li yetkililer, iki Amerikan askerini öldüren Adem Yılmaz adlı kişiyi Türkiye’ye teslim eden Almanya’ya tepki göstererek “derin hayal kırıklığına” uğradıklarını belirtti.

AB’nin Suudi Arabistan’ı kara para aklama ve terörizmin finansmanıyla mücadele standartlarına uymadığı için kara listeye alacağı belirtildi. [FT]

Yunanistan’ın, Kuzey Makedonya’nın NATO üyeliğiyle ilgili protokolü onayladığı bildirildi. Makedonya, Yunanistan’ın NATO ve AB üyeliği sürecini veto ettiği için ismini değiştirmişti.

Venezuela’da kendini geçici devlet başkanı ilan eden Guaido, ülkesine yönelik bir askeri müdahaleye yeşil ışık yakıp yakmayacağı sorusunu, muhalefetin “mümkün olan her şeyi yapacağını” belirterek cevapladı.

Yıllar önce Osmanlı pasaportuyla Güney Amerika’ya giden bir ailenin çocuğu olan Filistin kökenli Nayib Bukele, Orta Amerika ülkesi El Salvador’un yeni devlet başkanı oldu.

Türkiye’nin ilk istihbarat gemisi TCG UFUK denize indirildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan “UFUK korveti Türkiye’nin denizlerdeki gören gözü, duyan kulağı olacaktır” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tank palet fabrikasının satılmasının veya devrinin mümkün olmadığını, sadece fabrikanın işletme hakkının yüzde 50 Katar, yüzde 50 Türk ortaklı olan bir firmaya verildiğini söyledi.

Filipinler lideri Duterte, Papa Franciscus’un kiliselerde papazların rahibelere cinsel tacizde bulunduğunu kabul etmesinin ardından Katolik Kilisesi’nin reforma gitmesi gerektiğini söyledi.

Dışişleri Bakanlığı, Uygur Türklerinin halk ozanı Abdurrehim Heyit’in Çin’de bir hapishanede hayatını kaybettiğini öğrendiklerini belirterek, Çin’e ‘Uygur Türklerinin haklarına saygı gösterin’ çağrısında bulundu.

Azerbaycan vatandaşları, yapılacak yeni düzenlemeyle, Azerbaycan Devlet Sınav Merkezi tarafından yapılan sınav puanlarına göre Türkiye’de üniversite tercihlerini yapabilecekler.

Güney Kore ve ABD, Seul yönetiminin bu ülkede görev yapan ABD askerlerinin varlığı için yapacağı ödemeyle ilgili anlaşmaya vardı. Güney Kore’nin 2019’da ABD askerleri için 924 milyon dolar ödeme yapacağı iddia ediliyor.

Yunanistan Başbakanı Çipras, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Kıbrıs’ın kaynaklarının bütün Kıbrıslılara, Kıbrıslı Türklere ve Kıbrıslı Rumlara ait oluğuna inandığımı söyledim” dedi.

“ABD Ortadoğu’da önemli bir güçtür, öyle çekilemez” diyen PKK elebaşı Cemil Bayık, ‘Suriye’de çözümü engelleyen tarafın İran olduğu söylense de asıl sorun Türkiye’nin varlığıdır’ ifadelerini kullandı.

Çin resmi haber ajansı CRI, Doğu Türkistanlı halk ozanı Abdurrehim Heyit’in yaşadığını gösteren bir video yayınladı.

Pakistan Başbakanı İmran Han, ülkesinin ekonomik olarak yükselişe geçtiğini belirterek, “Pakistan’a yatırım yapmanın tam zamanı, gemiyi kaçırmayın” dedi.

Venezuela lideri Maduro, 5 gün sürecek ülke tarihinin en büyük askeri tatbikatını başlattığını duyurdu.

ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Orgeneral Joseph Votel, Suriye’deki ABD askerlerinin çekilmesinin haftalar içinde başlayabileceğini söyledi.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Adil Cübeyr, gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın cesedinin nerede olduğunu bilmediklerini söyledi.

İstanbul’un Çekmeköy ilçesinde zorunlu iniş esnasında düşen askeri helikopterde 4 askerimiz şehit oldu.

Çin, ABD’nin Güney Çin Denizi’ne iki savaş gemisi göndermesini öfke ile karşıladıklarını duyurdu. İngiltere ise ordunun “kağıttan kaplan” görülmemesi için “sert güç” kullanmaya hazır olması gerektiğini belirtti ve bir savaş gemisi ile F-35’lerin bölgeye gönderileceğini duyurdu.

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov, İsrail’in güvenliğinin Rusya için azami önem taşıdığını, ancak İsrail’in Suriye topraklarındaki saldırılrının gayrimeşru olduğunu açıkladı.

BM Genel Sekreter Yardımcısı ve Terörle Mücadele Dairesi Başkanı Vladimir Voronkov, farklı kaynakların verilerine göre IŞİD’in 50-300 milyon dolar arasında mali kaynağı kaldığını belirtti.

Irak Ortak Operasyonlar Komutanı Korgeneral Abdulemir Yaralla, “Kerkük’ün güvenliğini bir tek Federal güç sağlayacak. Kurulacak Kerkük Operasyonlar Komutanlığında Peşmerge olmayacak” dedi.

Fas’ta, Kral 6. Muhammed’i hedef alan ve ülkeyi istikrarsızlaştırmayı hedefleyen bir casus hücresi çökertildi. Hücrenin, BAE adına faaliyet gösterdiği belirtildi. BAE’ye ait hücre şebekesinin çökertilmesine paralel BAE, Fas’taki büyükelçisini geri çağırdı.

Kremlin Sözcüsü Dimitriy Peskov, Rusya’nın Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) ile resmi bir ortaklık kurmayı planlamadığını bildirdi.

ABD öncülüğündeki uluslararası koalisyon, Suriye’nin Deyrizor şehrine düzenlediği hava saldırısında çoğu çocuk ve kadın 50 sivili katletti.

Suriye’de rejim ve muhalifler, Astana süreci çerçevesinde ikinci kez alıkoydukları kişileri eş zamanlı salıverdi. Rusya ve Türkiye’nin garantörlüğündeki takas işleminde iki taraftan da 20’şer kişi serbest bırakıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, iddialara yanıt vererek, Venezuela altınının Çorum’da işleneceğini açıkladı.

Rusya Savunma Bakanı Şoygu ile MSB Akar görüşmesinin ardından Milli Savunma Bakanlığı açıklama yaptı: Fırat’ın doğusuna yönelik harekat planı TSK tarafından tamamlandı.

İçişleri Bakanı Soylu, “Öyle bir şey icat ettik ki teröristlerin bir adım atması, kafalarını bir daha bir yerden bir yere çıkarabilmesi mümkün değil. Havalar biraz daha düzelsin bak insansız hava araçlarımızla onlara ne numaralar çekeceğiz.” dedi.

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Rus gazını Almanya’ya taşıması planlanan “Kuzey Akım 2” projesinin Avrupa’nın enerji güvenliğini tehdit ettiğini söyledi.

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, Afrika Birliği’nin dönem başkanı oldu.

ABD’nin NATO Büyükelçisi Kay Hutchison, Türkiye’nin Rusya’dan S-400 almasının, NATO’nun ortak füze savunma sistemini akamete uğratabileceği uyarısında bulunarak “Tüm ittifak endişeli. Türkiye’nin doğru kararı almasını umuyoruz” dedi.

İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, bölge ülkeleriyle iyi ilişkilere sahip olduklarını ve aynı ilişkileri Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile de kurmak istediklerini söyledi.

İngiltere Başbakanı May, “AB ile görüşmelerin devamını temin ettik, şimdi bu süreci tamamlamak için biraz ek süreye ihtiyacımız var.” dedi.

Çin, Türkiye’deki vatandaşları ve Çinli turistler için Türkiye’ye yönelik seyahat uyarısı yayımladı. Uygur Türklerinin tanınan halk ozanı Abdurrehim Heyit nedeniyle Çin ile Türkiye arasında patlak veren kriz devam ediyor.

ABD ile Taliban temsilcileri 18 Şubat’ta Pakistan’ın başkenti İslamabad’da ‘barış müzakereleri’ için yeniden görüşecek. Öte yandan Amerikan ve Rus heyetlerinin Afganistan’ı görüşmek üzere 22 Şubat’ta bir araya gelecek.

Venezuela Devlet Başkanı Maduro, ‘Guaido er ya da geç mahkeme önünde hesap verecek’ açıklamasında bulundu.

ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Eliot Engel, ABD’nin Venezuela’ya askeri müdahalede bulunmayacağını söyledi.

HAVELSAN’ın simülatör alanında dünyadaki en büyük 5 firma arasında yer aldığı duyuruldu.

Fransa’nın başkenti Paris’te, Suriye istihbaratı için çalıştığı iddia edilen bir Suriyeli, insanlık suçu işlediği gerekçesiyle gözaltına alındı. Almanya’da da Suriye istihbaratı için çalıştığı iddia edilen 2 Suriyeli, aynı gerekçelerle tutuklanmıştı.

Soçi Zirvesi: Rusya lideri Putin, Türkiye ile yürütülen çalışmalar sayesinde Suriye’de önemli mesafe katedildiğini belirterek, “Türkiye ile birlikte Suriye’de taraflar arasındaki diyaloga yeni bir ivme kazandıracağımıza eminim.” dedi.

Venezuela lideri Maduro, ülkesinin Brezilya ile olan sınırının kapatılacağını duyurdu. Maduro, Kolombiya ile olan sınırın da kapatılmasının hükümet tarafından değerlendirildiğini söyledi.

Kazakistan’da Cumhurbaşkanı Nazarbayev’in ekonominin birçok alanında olumlu değişimlerin elde edilememesi nedeniyle hükümetin istifasını istemesinin ardından, Bakıtcan Sagintayev’in başkanlığındaki hükümet istifasını sundu.

Hindistan Su Kaynakları Bakanı Gadkari, “Hükümetimiz, Pakistan’la paylaştığı suyu kesme kararı aldı. Suyu Cammu Keşmir ve Pencap’taki vatandaşlarımıza vereceğiz.” dedi.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, “ABD’nin politikası Avrupa’nın güvenliğini rehin aldı” dedi. Lavrov, “NATO, genişleme politikasını uygulayarak, Makedonya, Ukrayna ve Gürcistan’ı kendisine çekmeye çalışıyor.” diye konuştu.

Pakistan İçişleri Bakanı Afridi, “Türkiye ve Pakistan, İslam dünyasında yaşanan bu zilleti ortadan kaldıracak ve ümmetin kurtuluşunu sağlayacak inşallah.” dedi.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, IŞİD ile ABD arasındaki anlaşma sonrası 2000 IŞİD üyesinin bölgeden çıkarıldığını bildirdi. Washington yönetiminin teröristleri nereye götürdüğü merak ediliyor.

Birleşik Arap Emirlikleri, Katar’a yönelik mal sevkiyatı yasağını hafiflettiğini açıkladı.

Maduro hükümeti, Venezuelalı şirketlere ‘Türkiye ve Rusya’da banka hesabı açın’ talimatı verdi. [Bloomberg]

İngiltere, Çinli teknoloji şirketi Huawei’nin casusluk yaptığına dair bir kanıtın olmadığını ve herhangi bir telekomünikasyon riskini yönetebileceklerini açıkladı.

Çin’in eski genelkurmay başkanı Fang Fenghui, yolsuzluk yaptığı gerekçesiyle ömür boyu hapis cezası aldı.

Avrupa Parlamentosu’nun (AP) Türkiye ile AB arasındaki üyelik müzakerelerinin askıya alınmasını öneren karar tasarısı, parlamentonun Dışişleri Komisyonu’nda oy çoğunluğuyla kabul edildi.

Milli Savunma Bakanlığı, Topçu ve Füze Okulu Komutanlığındaki ağır silah eğitim atışı esnasında meydana gelen kazada 5 askerimizin yaralandığını bildirdi.

İngiltere’de iktidardaki Muhafazakar Parti üyesi milletvekilleri Heidi Allen, Anna Soubry ve Sarah Wollaston, hükümetin Brexit politikasını gerekçe göstererek partilerinden istifa etti.

Irak’ın Tükrmen şehri Kerkük ile ilgili son kararın verildiği belirtildi. Şehri ordu, yerel polis ve Haşdi Şabi’den oluşacak “ortak gücün” koruyacağı bildirildi.

Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. İsmail Demir, S-400 ve Patriot hava savunma sistemleriyle ilgili açıklama yaptı.

S-400: Başlangıçta söyledik, Temmuz 2019’da teslimat başlayacak. Ekim gibi de sistem aktif olmuş olacak. İki sistem var, ikinci sistemin takvimi ötelenmiş durumda.

Patriot: İkiden fazla hava savunma sistemine ihtiyacımız olduğunu belirttik. Görüşmeler oldu bu yönde, milli çalışamalar da devam ediyor. ABD’den Patriot talebimiz vardı, 1.5 yıl sonra geri dönüş oldu. Görüşmeler devam ediyor. Teklifin içeriğini olduğu gibi kabul edemeyiz.

Venezuela Savunma Bakanı Vladimir Padrino Lopez, “Ordunun sadece bir başkanı var, Maduro. Ordu bir kukla hükümeti kabul etmeyecek. Herhangi bir yabancı güçten emir almayacak. Bunun için cesetlerimizi çiğnemeleri gerek” dedi.

Irak Savunma Bakanlığı, IŞİD üyelerinin geçiş noktalarından biri olan Suriye sınırına “takviye güç” gönderildiğini duyurdu.

Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, Soçi Zirvesi’nde Rusya ve Türkiye’nin, Adana Anlaşması’nı baz alarak Suriye sınırındaki teröristlerden gelen tehditlere karşı durma konusunda anlaştığını iddia etti.

Almanya, geçen yıl 294 milyar dolar ile art arda üçüncü kez dünyada en yüksek ödemeler dengesi fazlası (Cari hesap fazlası) veren ülke oldu.

Irak Başbakanı Abdulmehdi, “Irak’ta hiçbir yabancı askeri üs bulunmuyor. Üslerin hepsi Irak üsleridir.” dedi Abdulmehdi, ABD’li güçlerin durumuyla ilgili de şu an için bir değişiklik olmadığını söyledi.

Esad’ın danışmanı Buseyna Şaban, Kürtlere özerklik verilmesinin Suriye’nin bölünmesi anlamına geleceğini, dolayısıyla bunun mümkün olmadığını vurguladı.

Hindistan’ın ölen askerlerden sorumlu tuttuğu ve tehdit ettiği Pakistan’da Başbakan Imran Khan, Hindistan’ın ‘misilleme yapması halinde’ Pakistan ordusunun en sert şekilde karşılık vereceğini söyledi.

PYD Diplomatik ilişkiler sorumlusu Eldar Halil, Avrupa’nın Türkiye’nin tehditlerine karşı kendilerini korumaması halinde Suriye (Esad) ile askeri işbirliği yapacaklarını söyledi.

İran Meclisi, ülkedeki altyapı yatırımları ve projeler için hükümete yeni yılda Rusya’dan 5 milyar dolar kredi alma izni verdi.

Türkiye’nin Kişinev Büyükelçisi Gürol Sökmensüer, Türkiye ile Moldova arasında karşılıklı kimlikle seyahatin başlayacağını söyledi.

Hindistan ordusunun işgal altındaki Keşmir’de “Muhammed’in Askerleri” adlı örgüte düzenlediği operasyonlarda büyük kayıplar verdiği bildirildi. Çatışmalarda üst düzey asker olarak bir Tuğgeneral yaralandı, bir albay da hayatını kaybetti.

Rostek Başkanı Sergey Çemezov, Rusya´nın sene sonuna kadar Türkiye´ye S-400 kompleksinin sevkiyatını tamamlayacağını bildirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan da tahmini olarak S-400’lerin Temmuz ayında teslim edileceğini duyurmuştu.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman, Pakistan Başbakanı Khan’ın isteği üzerine hapishanelerdeki 2 bin 107 Pakistanlı mahkumun serbest bırakılması talimatını verdi.

Kremlin Sözcüsü Peskov, ‘Türkiye en büyük yükü taşıyan ülke. 3-4 ay evvel İstanbul’a gittim, uzun zamandır ziyaret etmemiştim. Gözüme bir şey çarptı. İstanbul Arapça konuşmaya başlamış’ ifadelerini kullandı.

Kosova’nın kuruluşunun 11’inci yıl dönümü kutlamaları için düzenlenen resmi geçit töreninde, geçtiğimiz Aralık ayı NATO ve Rusya’nın tepkilerine rağmen kurulması kararlaştırılan Kosova ordusunun ilk askerleri de görücüye çıktı.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman, resmi ziyaret için geldiği Pakistan’da 20 milyar dolar değerinde mutabakat zaptı imzaladı. Pakistan Milli Bankasına 3 milyar dolar yatıran Suudi hükumetinin, Gvadr iline 10 milyar dolarlık Aramco petrol rafinerisi inşa edeceği açıklandı.

İran’daki Türk takımı Tractor Sazi, Esteghlal’i 1-0 yendiği ve 100 bin seyircinin izlediği maç ile “Türk dünyasında tribünde en çok seyircinin izlediği takım” olarak tarihe geçti.

Pakistan, ülkeye milyarlarca dolar yardım ve yatırım yapacağı düşünülen Veliaht Prens Selman’ın uçağını 6 savaş uçağı ile havada karşıladı.

Beşar Esad, Suriye’nin kuzeyini kontrol eden PYD/PKK’ya, “Sizi devletinizden başka kimse korumaz. Eğer ülkeyi savunmak için kendinizi hazırlamazsanız, onların (Türklerin) kölesi olmaktan başka bir şey yapamazsınız” dedi.

Ukrayna Devlet Başkanı Poroşenko “Eğer Rusya ateş etmeyi bırakırsa barış başlar. Eğer Ukrayna ateş etmeyi bırakırsa Ukrayna diye bir şey kalmaz” dedi.

Avrupalı müttefiklerini İran ve Venezuela hususlarında uyaran ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, Almanya Başbakanı Angela Merkel’in, küresel meselelere Rusya’nın da dahil edilmesi önerisini reddetti.

Rusya devletinin sahip olduğu Gazprombank, Venezuela devlet petrol şirketi PDVSA’ya ait hesapları dondurma kararı aldı.
(Reuters)

Beşar Esad, ülkedeki son gelişmelere ilişkin düzenlenen toplantıda, “Amerikalılara güvenen gruplara, onların sizi korumayacağını söylüyoruz” dedi.

Venezuela Dışişleri Bakanı Arreaza, Venezuela’nın 27 Nisan’da OAS’den (Amerikan Devletleri Örgütü) tamamen ayrılacağını açıkladı.

İran, ilk füze yetenekli Fatih sınıfı denizaltısını resmi olarak hizmete soktu. İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani yaptığı açıklamada, “600 ton ağırlığında, deniz mayınları ve seyir füzeleri dahil olmak üzere son teknoloji silahlara sahip” dedi.

Kuveytliler, kredi borçlarının silinmesi talebiyle gösteri düzenlendi. Kuveyt’in İrade Meydanı’nda bir araya gelen yüzlerce gösterici, hükümetten çok sayıda Kuveytliyi ilgilendiren kredi borçlarının silinmesini istedi.

ABD’ye ait 2 uçak, “insanı yardım” adı altında Kolombiya’nın Venezuela sınırında bulunan Cucuta şehrine iniş yaptı.

Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, “AB üye ülkelerinin çıkarları, her zaman ABD’nin çıkarlarıyla aynı değil” dedi.

Almanya Başbakanı Angela Merkel, Kuzey Akımı 2 projesi nedeniyle Almanya’ya yöneltilen eleştirilere “Bir Rus gaz molekülü Ukrayna’dan da gelse, Baltık Denizi’nden de gelse yine bir Rus gaz molekülü” diyerek yanıt verdi.

Umman Dışişleri Bakanı Yusuf Alevi, “Biz İsrail’i bir Orta Doğu ülkesi olarak kabul ediyoruz ancak İsrail’in kendisi, Orta Doğu ülkesi olarak kabul edilmesi durumunda katlanacağı sonuçlardan endişeli olabilir.” dedi.

Irak İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, ABD öncülüğündeki uluslararası koalisyon güçlerinin 4 yıl içinde Irak ve Suriye’de düzenlediği hava saldırılarında yaklaşık 12 bin “sivilin” öldüğünü açıkladı.

Arnavutluk’ta hükümetin istifasını isteyen binlerce kişi, başkent Tiran’da erken seçim talebiyle sokaklara indi.

ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, Türkiye’nin Rusya’dan satın alacağı S-400 hava ve füze savunma sistemlerini kast ederek “NATO müttefikleri Doğu’dan silah alırken, ABD buna seyirci kalamaz” ifadelerini kullandı.

Lordlar Kamarası Uluslararası İlişkiler Komisyonu, İngiltere’nin Suudi Arabistan’a silah satışının yasalara uygun olmadığını bildirdi.

Soçi dönüşü gazetecilere değerlendirmelerde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İdlib’de Rusya’yla istişare halindeyiz. Gelişmelere göre her an ortak operasyon olabilir. Halk bölgede Türkiye’yi istiyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cemal Kaşıkçı cinayetini uluslararası mahkemeye taşıma noktasında kararlı olduklarını söyledi.

Suudi Arabistan’ın Yemen sınırında, Suudi askerleriyle Husiler arasında çıkan çatışmada en az 9 Suud askeri öldü.

Venezuella Sağlık Bakanı Carlos Alvarado, Rusya, Türkiye, Küba, Çin ve Filistin ile bir dizi uluslararası kuruluşun gönderdiği tıbbi malzeme ve ilaçların ulaştığını açıkladı.

44 Hintli askerin öldüğü son zamanların en büyük saldırısı sonrası konuşan Hindistan Başbakanı Modi, Keşmir’de askerlere, müdahale için karar alma yetkisi verildiğini açıkladı.

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ndeki Kürdistan Demokrat Partisi ve Kürdistan Yurtseverler Birliği, hükümetin kurulması, bölgesel başkanlık ve Kerkük meselesinde anlaşmaya vardı.

Rusya, nükleer bomba taşıma kapasitesine sahip uçaklarının Japon Denizi üzerinde uçtuğunu duyurdu.

Türkmenlerin yoğunlukla yaşadığı Irak’ın Kerkük kentinde Türkiye vizesi başvuru merkezi açıldı.

ABD Ankara Büyükelçiliği, Türk Dışişleri’nin ‘Çin’i eleştirmesine katıldıklarını’ belirten bir tweet paylaştı.

Venezuela Devlet Başkanı Maduro, kendisini geçici devlet başkanı olarak ilan eden Juan Guaido’yu “ABD ve Siyonistlerin çıkarlarına hizmet eden bir CIA ajanı” olarak nitelendirdi.

ABD Kongresi ve Temsilciler Meclisi, hükümetin kapanmasının önüne geçmek için harcama ve sınır güvenlik ödeneğini kapsayan bütçeyi onayladı. Bütçede Trump’ın duvar için talep ettiği ödenek yer almadı.

Bahreyn Dışişleri Bakanı Ahmed Al Halife, “Halihazırda İran tehdidiyle mücadele Filistin davasından daha önemlidir” diye konuştu.

ABD Başkanı Trump, “Suudi Arabistan’ı biz koruyoruz. Onların para dışında bir şeyleri yok” dedi.

Soçi Zirvesi’nde Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Putin ve İran Cumhurbaşkanı Ruhani’nin açıklamalarından öne çıkanlar:

Soçi Zirvesi’nde Cumhurbaşkanı Erdoğan:

-Yeni insani krizlerin yaşanmasını istemiyoruz.
-Bölgedeki provakatif girişimlere ortak mücadele etme kararımızı teyit ettik.
-ABD’nin çekilmesi boşluk yaratmamalı.
-Terör koridoruna izin vermeyeceğiz
-İdlip’te rejim ateşkese uymalı.
-Adana Mutabakatı çerçevesinde geleceği şekillendirmeye çalışıyoruz.
-Siyasi çözüm yolunda ciddi mesafe aldık.
-Suriye’de çözüm umudu hiç bu kadar filizlenmemişti.
-5. Suriye Zirvesini Türkiye’de yapacağız.
-AB’nin 3.3 milyar euro sözü vardı, 1.7 milyar euro geldi.
-Suriyeli kardeşlerimizin geri dönmesi konusunu da ele aldık.
-Geri dönüşleri kolaylaştıracak insani alt yapının hazırlanması için biz üzerimize düşeni yapmaya hazırız.

Soçi Zirvesi’nde Rusya Devlet Başkanı Putin:

-ABD askerlerinin çekilmesi olumlu, istikrara katkı sağlayacaktır.
-12. Astana toplantısı mart ayının sonunda yapılacak.
-Suriye Anayasa Komitesi listesi neredeyse tamamen onaylandı.
-Ateşkes terörle mücadeleye zarar vermemeli, teröristler cezasız kalmayacak.
-Çekilme kararı alan Trump, vaatlerini yerine getiriyor.

Soçi Zirvesi’nde İran Cumhurbaşkanı Ruhani:

-Ortak amacımız terör ile mücadele.
-ABD IŞİD militanlarını Afganistan’a kaydırıyor.
-Hem Suriye’nin toprak bütünlüğüne önem vermemiz lazım hem de Kürtlerin haklarına önem vermemiz lazım.
-BM, İsrail’in Suriye’ye karşı saldırılarına sessiz kalıyor.
-ABD bölgeden çekilse bile müdahaleye devam edecektir.
-İdlib’de garantörlerin varlığı geçici, teröristlerin çıkarılması gerekiyor.
-ABD’nin çekilmesi Suriye halkına mutluluk verir.
-ABD ne yaptığını bilmiyor.
-Fırat’ın doğusu da terörden temizlenmeli. Kürtler Suriye toplumu içerisinde temsil edilmeli.
-Mültecilerin dönebilmesi için teröristler temizlenmeli.
-Suriye’nin tamamı hükümetin (Esad) kontrolünde olmalı.

Hindistan Başbakanı Modi Rusya Devlet Başkanı Putin’le, Pakistan Başbakanı Han ise Cumhurbaşkanı Erdoğan ile telefonda görüştü.

Hindistan Başbakanı Modi “Pakistan, ülkemizi terör saldırılarıyla istikrarsızlaştırmaya çalışıyor. Bizim ilerleyişimizi durdurmak istiyorlar. Onların planlarının karşısında kaya gibi sağlam duracağız” dedi.

Pakistan Başbakanı İmran Han, Hindistan’la gerilimin azaltılmasında rol oynaması için Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı arayacağını açıkladı.

FETÖ’nün ‘Orta Asya’daki üssü olarak bilinen’ Kırgızistan’da Yüksek Mahkeme, FETÖ bağlantısı nedeniyle kayyuma devredilen Kaynak Holding’in ülkedeki varlıklarının TMSF’e devredilmesine hükmetti.

İran’ın başkenti Tahran’da Avrupa-Ermenistan-İran-Katar arasında telekomünikasyon ağı kurulmasına yönelik memorandum imzalandı. Proje çerçevesinde Türkiye ve Azerbaycan bypass edilerek Ermenistan’dan geçecek bir internet ağı kurulacak.

Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, ABD Başkanı Trump ve Kuzey Kore lideri Jong-Un arasında Vietnam’da yapılan görüşmelerde anlaşma sağlanamadığı belirtildi.

Pakistan Ordu Sözcüsü Gafur, “Hindistan düşürdüğüm dediği Pakistan F-16’sını ve öldürdüğü 350 teröristi ispatlasın.” dedi.

Venezuella Dışişleri Bakanı Jorge Arreaza, Rusya ile askeri birlikteliğin en üst seviyede olduğunu ve bundan memnun olduklarını söyledi. Arreaza, Venezuela Başkan Yardımcısı Rodriguez’in, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile bir araya geleceğini açıkladı.

Pakistan Ordu Sözcüsü Tümgeneral Asıf Gafur, Hindistan’la diyalog yolunu aradıklarını belirterek, “Savaş, siyasetin bittiği yerde başlar. Pakistan’ın amacı savaşacak pozisyona düşmemektir.” dedi.

Filipinler Devlet Başkanı Duterte, Myanmar’dan kaçan Arakanlı Müslümanlara Filipinler’de yaşama önerisinde bulundu.

Türk Deniz Kuvvetleri’nin üç denizde 103 gemi ile düzenlediği Cumhuriyet tarihinin en büyük deniz tatbikatı “Mavi Vatan-2019” bugün başladı ve 8 Mart’a kadar devam edecek.

Mısır’ın başkenti Kahire’deki tren istasyonunda bugün meydana gelen kazada, en az 25 kişinin hayatını kaybetmesi ve 50 kişinin de yaralanmasının ardından Mısır Ulaştırma Bakanı Hişam Arafat istifa etti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı ve başdanışmanı Jared Kushner’i kabul etti.

Pakistan Başbakanı Imran Khan yayınında Hindistan’a seslendi: “Sizde ve bizde olan silahları gözönünde bulundurursan (nükleer başlıklar) yanlış bir adımda bu işin nereye gideceği açık. Biz çözüm için diyaloga hazırız”

İran Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani, “Sayın Zarif, İran dış politikasının sorumlusudur. Dışişleri Bakanlığı’ndaki görev süresi boyunca daima başta Devrim Rehberi olmak üzere devletin en üst düzeyinde desteğe ve onaya sahip olmuştur.” dedi.

Pakistan Başbakanı Imran Khan, Hindistan’ı sorunları diyalog yoluyla çözmeye davet ederek, sağduyunun hakim olması gerektiğini söyledi.

Nijerya’da hafta sonu düzenlenen devlet başkanlığı seçimlerinde APC adayı mevcut Devlet Başkanı Muhammed Buhari yeniden başkan seçildi. 15 milyon oy alan Buhari’nin en büyük rakibi ana muhalefetteki PDP adayı Atiku Abubakar ise 11 milyon oya ulaştı.

Hindistan’a ait bir savaş uçağı Keşmir’de düştü. Aynı dakikalarda Pakistan’a ait 3 savaş uçağı sınırda engellendi.

– Hindistan basını: 2 pilot ve 1 sivil öldü.

– Pakistan: Hava sahamıza giren Hindistan uçaklarından 2’sinin vurulduğunu ve birinin düştüğünü açıkladı.

Hindistan’a ait bir savaş uçağı Keşmir’de düştü. Aynı dakikalarda Pakistan’a ait 3 savaş uçağı sınırda engellendi. Hindistan basını: 2 pilot ve 1 sivil öldü. Pakistan, hava sahasına giren Hindistan uçaklarından 2’sinin vurulduğunu ve birinin düştüğünü açıkladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S-400 füze savunma sistemleri konusunda “Artık geri dönülmesi söz konusu değil” dedi.

Fransa’nın, Hindistan’ın sınırda terörizme karşı güvenliğini sağlama konusunda meşruiyetini kabul ettiği ve Pakistan’ı ülkesindeki terörist grupların eylemlerine son vermeye çağırdığı bildirildi.

İran Cumhurbaşkanı Ruhani, Dışişleri Bakanı Zarif’in istifasını kabul etmediğini açıkladı.

Pakistan, Hint savaş uçaklarının Keşmir sınırından Pakistan hava sahasını ihlal ettiğini, sınırdan 5-6 kilometre içeri giren uçaklardan birinin Pakistan savaş uçaklarının müdahalesinin ardından Hint tarafına kaçarken aceleyle bomba bıraktığını açıkladı.

Pakistan Dışişleri Bakanı Şah Mahmud Kureyşi, Hindistan’ın terör kamplarını hedef aldığına dair ifadeleri reddederek, Pakistan’ın Hindistan’ın eylemine karşılık vereceğini söyledi.

ABD’nin Porto Riko ve Kolombiya’ya asker yığdığını belirten Rusya Güvenlik Konseyi Sekreteri Nikolay Patruşev, Washington yönetiminin Venezüella’ya askeri müdahale hazırlığı yaptığını ifade etti.

İran Cumhurbaşkanı Ruhani, silahlı kuvvetlerin ekonomiden ellerini çekmeleri ve ekonomiyi halka bırakmaları gerektiğini söyleyerek, “Devrim liderinin emri de bu yöndedir” ifadesini kullandı.

Antartika’daki Türk Bilim Üssü resmen kuruldu.

Sudan Dışişleri Bakan Vekili Bedreddin Abdullah, Türkiye ile Sudan arasındaki ikili ilişkilerin gelişmesini istediklerini belirterek, “Türkiye’yi örnek alıyoruz” dedi.

Hindistan, 40’tan fazla askerin öldüğü saldırının ardından Pakistan topraklarına hava saldırısı düzenledi. Saldırıda militan kamplarının vurulduğu öne sürüldü. Konuyla ilgili henüz Pakistan tarafından açıklama yapılmadı.

Orta Akdeniz’de dün başlayan DYNAMICMANTA-2019 Tatbikatına TCG GÜR Denizaltısı, 1 Deniz Karakol Uçağı ve NATO Daimi Deniz Görev Grubu-2’de görevli TCG GELİBOLU fırkateyni katıldı.

Venezuela’daki krizin masaya yatırıldığı Lima Grubu toplantısında, askeri müdahaleden kaçınılması çağrısı yapıldı.

Irak Cumhurbaşkanı Salih ile Ruhani görüşmesinde iki ülkenin bayrağı bulunurken, Esad ile Ruhani görüşmesinde sadece İran bayrağı yer aldı.

Rusya; Afganistan, Pakistan ve Çin ile sınırı olan, Orta Asya’daki en büyük askeri üssünün bulunduğu Tacikistan’a 9 milyon dolarlık askeri teçhizat hibe etti.

Arap Birliği ve Körfez İşbirliği Teşkilatı’nın 2016’da (Trump’dan önce) ilanın ardından İngiltere de Hizbullah’ı terör örgütü ilan etti.

Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Aleksey Yerhov, Türkiye ile Rusya arasındaki ikili ilişkilerin zirveye ulaşmak üzere olduğunu söyledi.

ABD destekli terör örgütü YPG’nin bir diğer terör örgütü IŞİD’in Suriye’de kalan kalesi Bağoz’u ele geçirmesinin ardından, IŞİD elebaşı Ebubekir Bağdadi’nin Irak’a kaçtığı iddia edildi. IŞİD’den kalan 50 ton altın da YPG’nin eline geçti.

Cezayir Devlet Başkanı Abdulaziz Buteflika’nın görevinde beşinci dönem için de adaylığını açıklamasının ardından başlayan protestolar ülkenin her tarafına yayılmaya başladı.

Mısır’ın turistik beldesi Şarm el-Şeyh’te başlayan “İstikrarda Yatırım” başlıklı Avrupa Birliği-Arap Birliği Zirvesine, Arap ülke liderlerinin yarısı katılmadı.

Birleşmiş Milletler Afganistan Misyonu, 2018 yılında 3 bin 804 sivilin hayatını kaybettiğini açıklayarak, savaşın başladığı 2001’den beri en yüksek sivil kaybın görüldüğünü kaydetti. Bu verilere rağmen ABD ile Taliban arasındaki görüşmelerin başarılı geçtiği belirtiliyor.

Yemen’in kuzeyindeki Sada kentinde Husilerin bir semt pazarına düzenlediği saldırıda 12 asker öldü, aralarında sivillerin de bulunduğu 50 kişi yaralandı.

İsrail Havacılık ve Uzay Sanayii ile Hindistan Savunma Bakanlığı arasında 500 milyon dolara 50 Heron insansız hava aracının satılması konusunda anlaşmaya varıldı.

Gabon Cumhurbaşkanı Ali Bongo’nun, ekim ayında geçirdiği felç sonrası tedavi sürecinin devam ettiği Fas’tan ayrılarak ülkesine döndüğü bildirildi. Bongo yurt dışındayken ülkede başarısız bir darbe girişimi yaşanmıştı.

Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, Suriye-Türkiye sınırına tampon bölge üzerinde görüşmelerin iki tarafın da pozisyonları göz önünde bulundurularak devam ettiğini söyledi. Lavrov sınıra Rus askeri polis birliklerinin konuşlandırılabileceğini belirtti.

Kolombiya Devlet Başkanı Duque, Venezuela’ya gönderilmek istenen insani yardımlara ilişkin “Bu süreçte yaşanacak her türlü şiddetin sorumlusu gaspçı Nicolas Maduro olacaktır.” dedi.

Çin’i ziyaret eden Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman, Pekin yönetiminin Doğu Türkistan’da inşa ettiği ve milyonlarca Uygur Türkünü asimilasyona tabi tuttuğu toplama kamplarını desteklediklerini söyledi.

Kazakistan Cumhurbaşkanı Nazarbayev, bugüne kadar tasarımında hem Kazakça hem de Rusçanın kullanıldığı banknotlar ve madeni paraların sadece ana dilde basılmasına ilişkin kararnameyi imzaladı.

ABD Başkanı Trump, “Diğer ortaklarımızla birlikte Suriye’de küçük bir grup askerimizi bırakabiliriz. Geri adım atmadım. Bunlar Suriye’deki insanlarımızın sadece küçük bir bölümünü oluşturuyor.” dedi.

Venezuela hükümeti, Brezilya sınırının kapatılmasının ardından Kolombiya’nın “ciddi ve yasa dışı tehditlerini” gerekçe göstererek bu ülkeyle olan sınırı da geçici olarak kapatma kararı aldı.

Sudan Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir, hükümetin feshedildiğini ve ülkede 1 yıl süreyle olağanüstü hal ilan edildiğini açıkladı.

Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, “Kıbrıs’daki garantörlük sistemi artık eskidi. Kıbrıs’ta yabancı garantileri bugünün gerçeğine cevap vermiyor. Mevcut garantörlük BM Güvenlik Konseyi garantileri ile değiştirilmeli.” dedi.

Suriye Son Durum Haritası (Mart 2019)

Stratejik Ortak olarak Şubat ve Mart ayı güncel Suriye son durum ve savaş haritasını sizler için hazırladık.

ABD ordusunun Suriye’den çekileceğini açıklamasının üzerinden aylar geçti. Washington kanadında çekilmeye ilişkin Türkiye ile görüşmelerin sürdüğü belirtilse de farklı taraflar farklı açıklamalarda bulunuyor. ABD Başkanı Trump, 250 kadar Amerikan askerinin Suriye’nin kuzeyinde kalacağını söyledi. Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov’un ise Türkiye’nin de çıkarları gözetilerek sınıra Rus askeri polisinin yerleştirilebileceğini ifade etmesi bölgenin geleceğinin nasıl şekilleneceğini akıllara getiriyor.

Öte yandan IŞİD’in Suriye’de kontrol altında tuttuğu son yerleşim bölgesi olan Bagoz’da çatışmaların sürdüğü, İdlib‘de ise rejim güçlerinin aylar sonra bölgeye ilk kez hava saldırısı düzenlediği ifade edildi.

İşte Suriye’de son durum haritası ve diğer gelişmeler…

1 Mart 2019:

Suriye son durum haritası (1 Mart 2019) – Kaynak: Jusoor for Studies

Alternatif harita: 1 Mart 2019

Suriye son durum haritası (1 Mart 2019) – Kaynak: Suriye Gündemi

1 Şubat 2019:

Suriye son durum haritası (1 Şubat 2019) – Kaynak: Jusoor for Studies

Suriye ile ilgili Şubat ayında yanan bazı önemli başlıklar:

ABD öncülüğündeki IŞİD ile Mücadele Koalisyonu; 2014 -2018 yılları arasında Irak ve Suriye’de en az 1190 sivili katlettiklerini, IŞİD mevzilerine de yaklaşık 32 bin 400 hava saldırısı düzenlediklerini duyurdu.

PKK/KCK terör örgütünün sözde yürütme konseyi üyesi Davut Baghestani ve beraberindeki 3 kişi Adana’da yakalandı.

Eski IKBY Başkanı Mesut Barzani ile Suriyeli muhaliflerin oluşturduğu Müzakere Yüksek Komitesi (MYK) Başkanı Nasır Hariri Suriye’deki gelişmeleri ele aldı.

ABD Başkanı Trump, ABD’nin Suriye’den çekilme kararına ilişkin, “Zorunda kalırsak geri döneriz. Çok hızlı geri gelebiliriz ve ayrılmıyoruz.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, istihbarat birimlerinin Suriye ile alt düzeyde dış politika yürüttüğünü ifade etti.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, Kalın, Münbiç ile ilgili, “Amerikalılarla konuştuğumuz şekilde yol haritasının hayata geçirilmesi noktasında Ruslarla da mutabık kaldık.” dedi.

ABD Dışişleri Bakanlığı, Suriye’de yakalanan yabancı uyruklu IŞİD üyelerinin vatandaşı oldukları ülkeler tarafından alınması için çağrı yaptı.

2014’te Kobani ile hava saldırılarına başlayan ABD öncülüğündeki koalisyonun, Suriye ve Irak’ta vurduğu noktaların hızlandırılmış hâli.

ABD Senatosu, ABD Başkanı Donald Trump’ın Suriye ve Afganistan’daki askerleri hızlıca çekmesine karşı çıkan bir maddeyi de içeren bir yasa tasarısını 23’e karşı 77 ile onayladı.

ABD’nin Nisan ayının sonuna kadar tüm askerlerini Suriye’den çekeceği belirtildi. [WSJ]

Suriye merkezli ‘Snack Syria‘ haber sitesi, Suriye istihbarat şefi Ali Memlük’ün, Ocak ayında Türkiye’yi ziyaret ettiğini ve Türk mevkidaşları ile çeşitli görüşmeler gerçekleştirdiğini iddia etti.

“ABD Ortadoğu’da önemli bir güçtür, öyle çekilemez” diyen PKK elebaşı Cemil Bayık, ‘Suriye’de çözümü engelleyen tarafın İran olduğu söylense de asıl sorun Türkiye’nin varlığıdır’ ifadelerini kullandı.

ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Orgeneral Joseph Votel, Suriye’deki ABD askerlerinin çekilmesinin haftalar içinde başlayabileceğini söyledi.

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov, İsrail’in güvenliğinin Rusya için azami önem taşıdığını, ancak İsrail’in Suriye topraklarındaki saldırılarının gayrimeşru olduğunu açıkladı.

SDH/PYD liderlerinden Eldar Halil:
– Şam ile diyalog henüz başlamadı.
– Rusya arabulucu olmalı.
– Bizim ihtiyacımız Türkiye ile aramıza hat çekilmesi.
– İlk kez bir NATO üyesi (Afrin’de) Rusya ile sahada iş birliği yaptı.
– Bazı Arap ülkeleri bizi destekliyor. [Al Monitor]

ABD öncülüğündeki uluslararası koalisyon, Suriye’nin Deyrizor şehrine düzenlediği hava saldırısında çoğu çocuk ve kadın 50 sivili katletti.

Deyrizor’da Son Durum Haritası: Çatışmalar ve Petrol Kuyuları

Suriye’de rejim ve muhalifler, Astana süreci çerçevesinde ikinci kez alıkoydukları kişileri eş zamanlı salıverdi. Rusya ve Türkiye’nin garantörlüğündeki takas işleminde iki taraftan da 20’şer kişi serbest bırakıldı.

Fransa’nın başkenti Paris’te, Suriye istihbaratı için çalıştığı iddia edilen bir Suriyeli, insanlık suçu işlediği gerekçesiyle gözaltına alındı. Almanya’da da Suriye istihbaratı için çalıştığı iddia edilen 2 Suriyeli, aynı gerekçelerle tutuklanmıştı.

Soçi Zirvesi: Rusya lideri Putin, Türkiye ile yürütülen çalışmalar sayesinde Suriye’de önemli mesafe katedildiğini belirterek, “Türkiye ile birlikte Suriye’de taraflar arasındaki diyaloga yeni bir ivme kazandıracağımıza eminim.” dedi.

Irak İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, ABD öncülüğündeki uluslararası koalisyon güçlerinin 4 yıl içinde Irak ve Suriye’de düzenlediği hava saldırılarında yaklaşık 12 bin “sivilin” öldüğünü açıkladı.

Soçi dönüşü gazetecilere değerlendirmelerde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İdlib’de Rusya’yla istişare halindeyiz. Gelişmelere göre her an ortak operasyon olabilir. Halk bölgede Türkiye’yi istiyor” dedi.

Beşar Esad, ülkedeki son gelişmelere ilişkin düzenlenen toplantıda, “Amerikalılara güvenen gruplara, onların sizi korumayacağını söylüyoruz” dedi.

PYD Diplomatik ilişkiler sorumlusu Eldar Halil, Avrupa’nın Türkiye’nin tehditlerine karşı kendilerini korumaması halinde Suriye (Esad) ile askeri işbirliği yapacaklarını söyledi.

Esad’ın danışmanı Buseyna Şaban, Kürtlere özerklik verilmesinin Suriye’nin bölünmesi anlamına geleceğini, dolayısıyla bunun mümkün olmadığını vurguladı.

Beşar Esad, Suriye’nin kuzeyini kontrol eden PYD/PKK’ya, “Sizi devletinizden başka kimse korumaz. Eğer ülkeyi savunmak için kendinizi hazırlamazsanız, onların (Türklerin) kölesi olmaktan başka bir şey yapamazsınız” dedi.

Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, Soçi Zirvesi’nde Rusya ve Türkiye’nin, Adana Anlaşması’nı baz alarak Suriye sınırındaki teröristlerden gelen tehditlere karşı durma konusunda anlaştığını iddia etti.

Irak Savunma Bakanlığı, IŞİD üyelerinin geçiş noktalarından biri olan Suriye sınırına “takviye güç” gönderildiğini duyurdu.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, IŞİD ile ABD arasındaki anlaşma sonrası 2000 IŞİD üyesinin bölgeden çıkarıldığını bildirdi. Washington yönetiminin teröristleri nereye götürdüğü merak ediliyor.

ABD Başkanı Trump, “Diğer ortaklarımızla birlikte Suriye’de küçük bir grup askerimizi bırakabiliriz. Geri adım atmadım. Bunlar Suriye’deki insanlarımızın sadece küçük bir bölümünü oluşturuyor.” dedi.

Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, Suriye-Türkiye sınırına tampon bölge üzerinde görüşmelerin iki tarafın da pozisyonları göz önünde bulundurularak devam ettiğini söyledi. Lavrov sınıra Rus askeri polis birliklerinin konuşlandırılabileceğini belirtti. (https://www.sharkclub.com/)

ABD destekli terör örgütü YPG’nin bir diğer terör örgütü IŞİD’in Suriye’de kalan kalesi Bağoz’u ele geçirmesinin ardından, IŞİD elebaşı Ebubekir Bağdadi’nin Irak’a kaçtığı iddia edildi. IŞİD’den kalan 50 ton altın da YPG’nin eline geçti.

Kaynak: StratejikOrtak.com

İsrail ve Suriyeli Muhalifler İlişkisi

Suriye İç Savaşı başladığından beri, yıllar içinde bölgede çok sayıda değişiklik meydana geldi. Dünya kamuoyunda Beşar Esad, iktidarı kaybetmek üzereyken bugün tekrar Suriye’nin meşru lideri olarak kabul ediliyor, IŞİD neredeyse ülkenin yarısını ele geçirmişken seneler süren savaşın ardından çöllere geri dönerek gerilla tipi saldırılara geçti, YPG/SDG sıfır noktasından rejimden özerklik isteyecek konuma geldi, Türkiye bölgeye dahil oldu, ABD askeri üsler açtı, Rusya Akdeniz’e indi vesaire…

Bugün yavaşlayarak devam eden Suriye İç Savaşı boyunca analistler kendi ideolojilerine göre tüm bu yaşananları farklı biçimlerde yorumladı. Bu görüşler temelde üç tanedir.

İlkine göre, ABD “büyük oyunu” kurmuş, planlamış ve uygulamış ya da başarısız olmuştur.

İkinci görüşe göre Rusya Esad’ı kurtarmış, Akdeniz’e inmiş ve başarılı olmuştur, radikal cihatçı grupları ABD beslemektedir.

Üçüncü görüşe göre ise Esad’ın baskıcı rejmine karşı başlatılan barışçıl protestolar provokasyon ve aşırı güç kullanımı sonucunda, Körfez Ülkelerinin ve halkın sosyolojik, psikolojik durumundan ötürü radikal,ayrılıkçı görüşlerin oluşmasına neden olmuş ve selefi/cihadi yapılarla birlikte Kürtlerin de bölgede farklı bir otorite olmaya çalışmasına sebebiyet vermiştir.

Bu üç görüşü kısaca aktardıktan sonra, Türkiye’de pek gündem olmayan bir konu ile devam edeceğim:

İsrail – Suriye muhalefeti ilişkisi… Çeşitli kaynaklardan derlemeler ile bir araştırmaya başlıyoruz:

Courtesty'den alınmıştır.
Courtesty’den alınmıştır.

İlk fotoğraf, İsrail gazetesi Jerusalem Post‘ta yayınlanmıştır. Fotoğrafta Likud Partisi üyesi Ayoub Kara ve Suriye Devrimi hareketinin fikir babalarından Dr. Kamal-Al-Labwani bulunuyor. 2011 yılında rejim tarafından hapse atıldıktan sonra çıkan Labwani, İsrail Amerikan Konsülü isimli kar amacı gütmeyen kuruluşta çalışmalarını sürdürmektedir. 2016 yılında İsrail Meclisi Knesset’i ziyaret eden Labwani, özellikle Hader bölgesinde İsrail’in Suriyeli muhalifleri İsrail içinde tedavi etmektense, Suriye içinde hastahaneler açarak daha efektif olabileceğini iletmiştir.

Fotoğraf Jerusalem Post'ta yayınlanan bir habere aittir. Hakları AFP,JP ve Jack Guez'e aittir.
Fotoğraf Jerusalem Post’ta yayınlanan bir habere aittir. Hakları AFP,JP ve Jack Guez’e aittir.
Netanyahu yaralı muhalifleri ziyaret ederken.
Netanyahu yaralı muhalifleri ziyaret ederken.

İkinci çalışmada yine Jerusalem Post’ta yer alan bir haber RT (Russia Today) isimli haber ajansında da yerini almıştır. JP’nin editörü David Brinn’in ilgili haberle bağlantılı olarak verdiği bilgilere göre, İsrail Ordusu özellikle Golan Tepeleri bölgesinden Suriyeli muhaliflere para ve silah desteğinde bulunmuştur.

Brinn’in yayınladığı haberin ardından kısa bir süre sonra “güvenlik gerekçeleri sebebiyle” yazı apar topar siteden kaldırılmışsa da, Russia Today konu hakkında araştırmasını genişletmiştir. İyi Komşu Operasyonu olarak bilinen proje hakkında daha fazla araştırma yaparak konu hakkında bilginizi genişletebilirsiniz.

Üçüncü kaynak doğrudan, MOSSAD‘ın eski çalışanı Efrahim Halevy’den. Al Jazeera, Tasnim News, Middle East Monitor gibi haber sitelerinde yayınlanan ropörtajda Halevy, şuan Türkiye’nin de terör listesinde bulunan, zamanın el Nusra’sı, bugünün HTŞ’si olarak bilinen Colani komutasındaki örgüt üyelerinin sınırda tedavi edildiğini açıklamıştır.

Al Jazeera muhabiri Mehdi Hasan’ın konuyla ilgili sorusunu doğru, bazen düşmanlara bile insani davranmak gerekir şeklinde yanıtlayan Halevy aynı soru Hizbullah için sorulduğunda ise, Nasrallah’ın militanları için aynı şeyi söyleyemem şeklinde bir yanıt vermiştir.

Dördüncü haber, İngiltere merkezli Foreign Policy dergisinin, internet yayınında görev alan Elizabeth Tsurkov’un raporunu ihtiva etmektedir. Habere göre, İran tarafından eğitilip,donatılan ve Suriye’ye gönderilen Şii milislerin İsrail’e yaklaşmaması için, bölgede bulunan 12 muhalif gruba silah ve lojistik yardımda bulunuldu.

Haberin detayına inildiğinde, her muhalif savaşçıya aylık 75 dolar ücret verildiği,önceki silah yardımlarının ağır silahlar, havan topları ve zırhlı araçlar şeklinde arttırıldığı belirtilmektedir.

İsrail – Suriyeli muhalifler ilişkisinin bir başka örneği de, geçtiğimiz yıl yaşanan ve Esad rejiminin zaferiyle sonuçlanan Daraa Savaşı idi. Bölgede rejim-muhalif savaşı alevlenmeden kısa bir süre önce, IŞİD’e bağlı Halid bin Velid Ordusu, bölgedeki muhaliflere yoğun bir saldırı başlattıktan kısa bir süre sonra İsrail tarafından muhaliflere İHA’larla bilgi paylaşımı sağlandığı raporlarına sosyal medya üzerinden ulaşmıştık.

Savaşın ardından Daraa’da bulunan muhalifler Idlib’e tahliyeyi kabul etmiş, IŞİD üyeleri de Suveyde doğusuna hareketlenerek bölgeden ayrılmıştır.

Tüm bunların haricinde, İsrail ile Suriyeli Muhalifler arasında ilişkiyi araştıran ve bu konuda haberler ile analizler gerçekleştiren bazı kuruluşlar şöyledir; Times of Israel, Haaretz, Voice of America, The Guardian, Wall Street Journal, Press TV..

Saha araştırmaları doğrultusunda, İsrail ile Suriyeli Muhalifler arasında bir ilişki olduğunu anlamak mümkündür. Bu ilişkinin sınırlı bir ilişki olduğu, muhalifler için İsrail askerlerinin feda edilecek noktaya gelmemesinden anlıyoruz. Öte yandan İsrail’in İran milislerinin sınıra yaklaşmaması konusunda, muhaliflerin bölgedeki etkinliğinin azalmasından sonra, doğrudan hava saldırıları ile keskin bir tavır çizdiğini görüyoruz. Rusya’nın bu konuda İsrail’e garanti verecek şekilde adımlar atması da İran’ı elbette kızdırmış durumda…

Kaynaklar

Inside Israel’s Secret Program to Back Syrian Rebels

https://www.timesofisrael.com/report-israel-armed-rebels-in-south-syria-for-years-in-effort-to-block-iran/

https://www.haaretz.com/middle-east-news/syria/in-syria-israel-secretly-armed-and-funded-12-rebel-groups-1.6462729

https://www.jpost.com/Arab-Israeli-Conflict/Foreign-report-Israel-aids-rebels-to-fight-Iran-proxy-and-Isis-566713

https://www.voanews.com/a/syria-rebels-surrender-frontier-with-israel/4490654.html

https://www.theguardian.com/world/2018/jul/20/assad-eyes-victory-as-syrian-rebels-poised-to-quit-golan-heights

https://www.aljazeera.com/programmes/upfront/2016/05/mossad-head-israel-medical-aid-al-nusra-front-160531081744269.html

Rusya’nın En Güçlü Silahları

Rusya dünyanın en güçlü ikinci ordusuna sahip. Ülke’de herhangi bir savaş durumunda savaşa çağırılabilcek asker sayısı yaklaşık 70 milyon. Bu ülke nüfusunun nerdeyse yarısı. Rusya’nın envanterinde 3 bin uçak, 15 bin tank, 1 uçak gemisi ve 63 denizaltı bulunuyor. Ayrıca ülke yaklaşık 77 milyarı dolar savunma bütçesine ayırıyor. Peki Rus ordusu bu avantajlı duruma getiren modern silahlar neler?

TOS-1A, T-72 tank şasisi üzerine kurulu çok namlulu roketatar sistemi. Bu sistem hafif zırhlı araçların ve otomobillerin imhası, yapı ve binaların yakılması ve yıkımı için tasarlanmıştır. Sistem, güdümsüz termobarik ve yanıcı roketlerle yoğun saldırı sırasında hedef alanda meydana gelen şarapnel ve şok dalgası sayesinde açık alanda ve tahkimat içinde bulunan düşman askerlerinin yok edilmesinde etkili. İlk kez, 1988—1989’da Afganistan’da kullanıldı.


Buk-M1 adlı yarı aktif radar güdümlü orta menzil hava savunma sisteminin üretimine 1979’da başlandı. 1980’li yılların ortalarında Sovyet ordusu envanterine girdi. Mobil bir sistem olan Buk-M1 bataryası komuta aracı, hedef tespit radarı, her biri dört adet atışa hazır yarı aktif radar güdümlü 9M38M1 füzesi taşıyan altı adet atış birimi ve sekiz füze kapasiteli altı adet lojistik aracından oluşuyor. Menzili 45 km olan sistem 25.000 metre irtifada etkili olabiliyor.


11 bin kilometre menzilli RS-24 Yars füzesi katı yakıtla işleyen iki kademeli kıtalararası balistik füze. Katı yakıtla işleyen füze daha çabuk hız alıp füzesavar sisteminden daha kolay geçebilir. Bu füzenin yıkıcı gücü 1945’te Japonya’nın Hiroşima ve Nagasaki kentlerinde atılmış Amerikan atom bombalarının yıkıcı gücünden 40-50 misli büyük.


Rusya’nın 5. nesil savaş uçağı Sukhoi T-50, her türden gemiyi ve kara aracını yok etmek için geliştirildi. Uçağın silah donanımına X-35UE sınıflı yeni bir taktik füze dâhil edildi.Söz konusu füze, çıkarma botundan uçak gemisine kadar her türlü deniz hedefini, ayrıca lojistik depoları ve askeri araçlar gibi kara hedeflerini imha edebiliyor.


3.nesil T-90 tankı, günümüzde dünya ordularındaki tanklar içinde en modern tanklar arasında yer almaktadır. T-90 tankı yapılan bazı karşılaştırmalarda dünyanın en önemli tankları olan Abraham, Challengerve Leopard 2 tankları ile neredeyse aynı seviyede. Hatta bazı özellikleriyle artı avantajları da bulunan bu tank özellikle üretim maliyetinin düşük olması sebebiyle avantaj sağlayan bir tank olmuştur.


Mig-35 jet savaş uçağı it dalaşında ve hassas yer saldırılarında etkili. Saatte 2.400 km hıza ulaşabiliyor ve önceki modellerinden %30 daha hızlı. Keşif görevlerini idare etmesinin yanı sıra, hava savaşlarında ve uzun mesafeden denizdeki ve karadaki hedefleri vurmada etkili.


S-400 Triumf, S-300’den sonra geliştirilmiş, yeni nesil Rus yapımı bir hava savunma sistemi. Uzun menzilli olanı 400 km menzile sahiptir. Füzenin hedefleri, erken uyarı uçakları, sinyal karıştırıcı uçaklar ve balistik füzelerdir. Hızı 4.8 km/saniyedir.


Pantsir füze savunma sistemi 20 kilometre mesafeden, 10 kilometre yükseklikteki hedefi vurabiliyor. Güdümlü füzeler küçük, hızlı ve düşük seviyede ilerlediklerinden radarda görülmeleri de zor oluyor.


Rusya Hava Kuvvetlerinin ana taarruz helikopteri Mi-28 Gece Avcısı, 24 saat her türlü hava koşullarında görev yapar. Mi-28, ilk olarak 1983’te üretildi.


“Tank Katili” diye adlandırılan 2S35 Koalitsiya-SV kundağı motorlu top.Koalitsiya-SV’nin 152mm’lik kundağı motorlu topu 70 kilometrelik menziliyle düşmanların tanklarını, taktik nükleer silah sistemlerini, topçu ile havan topu bataryalarını, uçaksavar ile füze savunma sistemleri ve komuta kontrol tesislerini yok etmek için tasarlandı. Koalitsiya-SV dakikada 16 top mermisi atabiliyor. Kundağı motorlu topun mühimmat kapasitesi 50-70 arasında.


Ka-52 Alligator yeni nesil keşif ve saldırı helikopteri, her türlü hava koşulunda düşman tanklarını, zırhlı piyade araçlarını ve askeri teçhizatını imha etme becerisine sahip. Üstün manevra becerisi olan bu helikopterlerde ayrıca 30 milimetrelik otomatik silah donanımı bulunuyor.


NATO’da Blackjack kod adıyla bilinen Tupolov Tu-160, Sovyetler Birliği tarafından imal edilen en son stratejik ağır bombardıman uçağı olma özelliği taşıyor. Süpersonik ve değişken geometrik yapıya sahip olan uçak, Amerikan B-1 Lancer’e benzemesine rağmen ondan daha hızlı, daha büyük taşıma kapasitesine sahip.


T-14 Armata, Rusya’nın 5. nesil ana savaş tankıdır. Dünya basınında “Rus tehditi” olarak adlandırılan Armata sürekli donanımsal olarak zenginleştiriliyor. T-14 Armatalar hedeflerini uzaktan kumanda ile vurabiliyorlar. 2015’ten 2020’ye kadar Rusya 2300 T-14 üretmeyi planlıyor.


Rusya Stratejik Füze Kuvvetleri’ne ait ABD’nin füze kalkanını delecek yetenekteki hipersonik füze sistemi İskender-M.


Grad füzeleri bir çeşit füze topudur. Bu füzeler 218-240 cm uzunluğunda düz bir namludan oluşuyor. Bu namlunun içine üç kısımdan oluşan füze yerleştiriliyor: 25-30 kg ağırlığında bir başlık, füzeyi yönlendiren gövde ve füzeyi fırlatacak pervane şeklindeki taban. Bazen menzili artırmak için itici bir motor yerleştiriliyor. Bu füzenin çapı çeşidine göre 122 ile 230 mm arasında değişiyor. Füzenin boyu 3 metreye ağırlığı 77 kg’a ulaşıyor. Bu füzeler ya tekli ya da arabalara sabitlenmiş olarak toplu şekilde kullanılıyorlar. Füzelerin menzili kullanılan çapa göre 18-45 km arasında değişiyor.

Kaynak: Sputnik

BM’deki Aksaklıklar ve Bazı Reform Önerileri

Uluslararası Kamu Hukukun Uygulanabilirliğinin Arttırılması için BM’deki Aksaklıkların Genel Çerçevesi ve Bazı Reform Önerileri

Post Vestfalyan dönemde devletlerin temel amacının barış ve istikrar olduğu düşünülerek ve yeni kurulan düzenin korunması açısından uluslar üstü organizasyonlar geliştirilmiştir. 11 Eylül saldırılarının ardından ise çatışma ortamlarının artmasıyla kolektif güvenliğe duyulan ihtiyaç daha çok hissedilmiş ve Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası barışı ve istikrarı misyon edinmiş diğer uluslararası organizasyonlar kendilerini gözden geçirmiştir. En başta uluslararası kamu hukuku olmak üzere, BM’nin; yapısı ve organları, önleyici diplomasi (preventive diplomacy) mekanizması, barışı korumak (peacemaking) adına etkinliği ve yaptırım mekanizması ise hala tartışılmaktadır. Bu çalışmanın da amacı uluslararası hukukun temeli sayılan “Jus Cogens’in” (üstün hukuk kuralları) daha iyi uygulanması, uluslararası barışın korunması ve çatışma ortamlarının önlenmesi adına birincil yetkili olan Güvenlik Konseyi’ni genel olarak incelemektir. Ayrıca “Barış için Birlik Kararı” sonrasında Güvenlik Konseyi’nin çalışamaması durumunda yetkili hale gelen Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nu da bu açıdan değerlendirmeye çalışıp Birleşmiş Milletler’in yapısında gelecekte olabilecek değişikliklere dair fikir yürütmek ve öneriler sunmaktır:

Birleşmişler Milletler Antlaşmasının 24.maddesi barış ve güvenliği sağlamak adına “başlıca sorumluluğu” Güvenlik Konseyi’ne vermiştir. Güvenlik Konseyi’nin yapısını ise VII. bölümde düzenlemiştir. Yine BM sözleşmesinin 25.maddesinde ise BM’ye üye olan bütün devletlerin Güvenlik Konseyi’nde alacağı kararlara uyacağı belirtilmiştir. Günümüzde 5 daimi 10 geçici üyesi bulunan Güvenlik Konseyi’nde bir kararın alınabilmesi için oy çokluğunun yanı sıra daimi üyelerden herhangi birisinin olumsuz oy kullanmamış olması gerekmektedir.

Birleşmiş Milletlerin en önemli misyonlarından birisi olan barış düzenini ve istikrarı koruyabilmek adına Güvenlik Konseyi’ne çeşitli yaptırım mekanizmalarının önü açılmıştır. Bu yaptırım mekanizmaları başlıca diplomatik, ekonomik, finansal alanlarda olabileceği gibi BM Barış Gücü vasıtasıyla askeri önlem şeklinde de olabilmektedir. Birleşmiş Milletler sözleşmesinin 39.maddesinde barış ve istikrara yönelik tehdit ve ihlalleri tespit etme yetkisi Güvenlik Konseyine verilmiştir. Bu ihlallere yönelik yaptırım mekanizmaları ise sözleşmenin 41. ve 42. maddelerinde tahdit edilmeden (sınırlandırılmadan) düzenlenmiştir.(1)

Görüldüğü üzere daha çok 2. Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan düzenin istikrarını önceleyen bu sistem, çatışmaları engelleyebilme ve sonlandırma noktasında ise genel olarak başarısız bir tablo çizmiştir. Bosna, Irak, Ruanda, Somali, Suriye, Filistin, Ukrayna, Yemen gibi bölgelerde ve daha pek çok bölgede BM barışı koruma ve tesis etme noktasında etkili olamamıştır.(2) Bu noktada BM Güvenlik Konseyinin özellikle daimi üyelerinin reel politiğe uygun davranıp (3) siyasi çıkarlarını koruma güdüsüyle hareket ettiklerini ve bu sebeple küresel barışın sekteye uğradığını belirtmemiz gerekir. Ayrıca BM yapısının/organlarının veya uluslararası kamu hukukunun yaptırım mekanizmalarının dinamik bir yapıda olmaması, istikrar olarak 2.Dünya Savaşı sonrası düzeni anlayıp bunu sürdürmek istemesi(4) başlıca problemlerden birisidir.

Birleşmiş Milletler’in uluslararası düzeni sağlayıp koruma noktasında etkisiz olmasının en önemli sebeplerinden bir diğeri de güçlü devletlerin farklı hususlarda farklı tavırlar takınmalarıdır. Bunun en büyük örneklerinden birisi İsrail‘dir. İsrail’e yönelik 1983 yılında ve 2017 yılında alınan Genel Kurul’un tavsiye niteliğinde diplomatik ilişkilerin kesilmesi kararı uygulanmadığı gibi İsrail’in Güvenlik Konseyi’nin uyarılarına da kulak vermediği durumlarda da Güvenlik Konseyi hiçbir yaptırım mekanizmasını işletmemiştir. (5) İşte bu ve bunun gibi meselelerde çözüm arayışları için uluslararası barış ve huzur ortamının korunması adına Güvenlik Konseyi’nin yapısında reform istenmektedir. Ayrıca Güvenlik Konseyi dışında nasıl mekanizmaların işletilebileceği de tartışılmaktadır. Bu noktada ise akıllara ilk gelen mekanizma Kore meselesinde uygulanan ve “Barış için Birlik Kararı” ile meşrulaştırılan Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun alacağı karardır.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin Sovyetler’in muhalefeti sebebiyle karar alamadığı Kore meselesinde konu BM Genel Kurulu’na getirilmiş ve askeri müdahale “tavsiye” kararı alınmıştır. İşte bu karar ile birlikte “Barış için Birlik” adı verilen mekanizmada eğer BM Güvenlik Konseyi bir konuda barışın tesisini sağlayamıyorsa Güvenlik Konseyinden herhangi 9 üyenin veya BM Genel Kurulu’nda çoğunluğun istemiyle Genel Kurul meseleyi tartışmak üzere toplanır ve üçte iki çoğunlukla herhangi bir tahdit olmadan tavsiye niteliğinde yaptırım kararı alabilir. Ayrıca Güvenlik Konseyinden alınan askeri müdahalelerde de Barış Gücünü kurmak Genel Kurul’un görevlerindendir. İşte bu durum BM mekanizmalarının daha işlevsel olabilmesi noktasında farklı bir mekanizmanın işaretidir. Her ne kadar bu durumun BM’nin genel mantığına uymadığını belirten görüşler olsa da(6) BM Antlaşmasının 24.maddesinde “başlıca sorumlu” veya “birincil sorumlu” ifadesiyle Güvenlik Konseyine verilen görevin niteliğine atıf yapılmıştır.

Şu bir gerçektir ki post Vestfalyen süreçte devletlerin çıkar odaklı politikaları ve güvenlik sebebiyle güç kullanımı odaklı, sert politikaları (hard power) uluslararası kamuoyunda tartışılmaya başlanmıştır.(7) Bunun neticesinde ise devletler politikalarını uluslararası hukuka uygunlaştırma ihtiyacı hissetmişlerdir. Birleşik Devletler’in Afganistan’a yaptığı operasyonu veya Irak’a yaptığı operasyonu uluslararası hukuka uydurma çabaları buna örnek gösterilebilir. (8) Yine aynı örnekler güçlü devletlerin uluslararası hukuku ihlal ettiğinde yaptırım mekanizmalarının işletilemeyişine de birer örnektir. Nitekim BM Sözleşmesinin 51.maddesine (meşru müdafaayı düzenleyen madde) sığmayacak kadar geniş yorumlanan pek çok müdahale (Irak, Libya vb.) uluslararası kamuoyunu ikna edememiştir.(9)

Yakın zamanda gerçekleşen; BM Genel Kurulu’nun Kudüs kararına rağmen ABD’nin aldığı karar, ABD’nin uluslararası andlaşmalardan tek taraflı çekilişi, yine ABD’nin kendi politikalarına göre uluslararası düzeni tehdit eden yaptırım politikaları, küresel ve yerel ölçeklerde artan terörizmin engellenememesi ve terör örgütleriyle ortak ve etkin mücadele edilememesi, uluslararası ticaretin geleceğinin risk altında oluşu gibi pek çok olay ve olgu da uluslararası barış ve güven ortamının sağlanabilmesi adına Birleşmiş Milletler‘de reform yapılması gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Bu reformun en önemli unsuru ise küresel denge mekanizmasının korunması ve uluslararası ticaretin güvenliğinin sağlanmasıdır. Eğer bu bahsettiğimiz sağlanabilirse; global ölçekte krizlerin ve bu krizlerin doğuracağı siyasal ve toplumsal radikalleşme, istikrarsızlık, eğitimsizlik, açlık ve yoksulluk gibi önemli sorunların önüne geçilebilir. Aksi takdirde ise küresel ölçekte büyük krizlerin gerçekleşmesi sürpriz olmayacaktır.

Bu noktada bu gibi bir krizin engellenmesi ve BM’nin güçlenmesi için şu öneriler sıralanabilir:

-BM Genel Kurulu’nun kararlarının niteliği güçlendirilmelidir.

-BM’nin raporlarının daha adil ve etkili olabilmesi adına siyasileşmeden uzaklaştırılmalı ve uluslararası kamuoyuna etki mekanizmasının arttırılması için de çevirildiği dil sayısı arttırılmalıdır.

-BM’nin devletler üstü ve bağımsız yapısının ilerletilmesi için ve sağlamlaştırılması için finansal ve ekonomik kaynakları çeşitlendirilmelidir. Buna devletler dışındaki kaynaklar da dahil edilmelidir.

-Küreselleşen dünyanın en önemli dinamiklerinden olan uluslararası organizasyonların (AGİT, BRICS, OPEC vb.) etkinliğinin dengeleyici unsur olarak arttırılması ve BM’de temsil edilmesi önemlidir.

-Uluslararası dengelerin sağlanması ve sürdürülmesi noktasında finansal, ekonomik ve askeri olarak alternatif örgütlenmeler arttırılmalıdır.

-Yine Güvenlik Konseyi’nde daimi üyelerinin veto hakkı kaldırılıp Güvenlik Konseyi’nin coğrafi dağılımı güçlendirilmelidir. Ayrıca üyelerin, gelişmiş ekonomilerle paralellik göstermesi elzemdir. (G-20 ülkelerinin tamamının üye olarak alınması şeklinde karar alınabilir.) Ayrıca üye sayısının arttırılması da oldukça önemlidir.

Misafir Yazar: Haldun BARIŞ

Kaynaklar:

1)ARSAVA, A. Füsun, Prof. Dr; Uluslararası Hukukta Güç ve Hukuk İlişkisi; TAAD, Yıl:3 Sayı:10; (erişim: taa.gov.tr)
2)BİRDİŞLİ, Fikret; Birleşmiş Milletler’in Uluslararası Sorunları Önleyebilme Yeteneği; Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi; (erişim: dergipark.gov)
3)TOPAL, Ahmet Hamdi, Doç.Dr.; Uluslararası Barış ve Güvenliğin Sürdürülmesi Kapsamında Barış İçin Birlik Kararı’nın Uygulanabilirliği; TAAD, Yıl: 5 Sayı: 19; (erişim: dergipark.gov)
4)FLORE, Dumitrita, Ph.D.; CHIRTOACA, Natalia, Ph.D.; Sansctions In The International Public Law; The USV Annals Of Economics And Public Administraion, Volume: 13, Issue 1, 2013; (erişim: seap.usv.ro)
5) BM Genel Kurulu’nun En Önemli Kudüs Kararları; (bbc.com)
6) age 3.
7)ERGÜL, Nihal; Yeni Güvenlik Anlayışı Kapsamında Birleşmiş Milletlerin Rolü ve Uygulamaları; BİLGESAM
8)ÖZKAN, Ayşe, Av.; Uluslararası Hukukta Birleşmiş Milletler ve Afganistan Operasyonu; 21.Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
9)AYTOĞLU, Çağatay Oğuzhan; Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Kararları Doğrultusunda İnsani Müdehale; İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Y.Lisans Tezi

Ayrıca Bakınız:

AYDEMİR, Emrah; Birleşmiş Milletler Kamu Diplomasisi ve Üçüncü Dünya; İNSAN VE TOPLUM BİLİMLERİ ARAŞTIRMALARI DERGİSİ; Cilt: 7, Sayı: 2, 2018; (erişim: itobiad.com)

ARAL, Berdal; Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Eşitsizlik; SETA, 2013, Eylül, Sayı 72

ŞÖHRET, Mesut; BM Güvenlik Konseyinin Uluslararası Güvenlik Sorunlarının Çözümünde Rolü ve BM Teşkilatının Geleceği; BİLGESAM

TEKEL, Suna; Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Terörizm; (erişim: ayk.gov.tr, Ekim 2018)
Uluslararası Barış ve Güvenlik; THE UNİTED NATIONS TODAY; unicankara.org

ABD Baskısı Altındaki Venezuela’nın Askeri Gücü

ABD Başkanı Donald Trump’ın, kendisini geçici devlet başkanı ilan eden Juan Guaio’yu devlet başkanı olarak tanımasının ardından, halihazırda büyük bir iç karışıklık yaşayan Venenazuela’da savaş çanlarının çalınmasına sebep oldu. ABD’nin Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu devirmek için askeri seçenekleri değerlendirmesi, Kolombiya ve Brezilya’ya asker ve teçhizat sevkiyatı yapması bölgede bir savaşın ayak sesleri olarak yorumlanmakta. Bu noktada merak edilen hususlardan biri ise Venezuela’nın askeri gücü…

Devlet Başkanı Maduro ve ona destek veren Venezuela ordusu, 5 gün sürecek ülke tarihinin en büyük askeri tatbikatını yapma kararı aldı. İspanyol yönetimine karşı bağımsızlık hareketine liderlik eden ve Venezuela’ya adını veren Simon Bolivar’ın Angostura Konuşması’nın 200. yıl dönümünde başlatılan tatbikat öncesinde Maduro “İşte silahlı kuvvetler burada, 200 yıldır istikbali için savaşan bir vatanın onurunu ve haysiyetini savunan insanlar burada. Donald Trump da dışarı,tehditleri de dışarı.” ifadesinde bulundu.

Toplam Nüfus: 31 milyon±
Toplam Asker Sayısı: 123.000
Aktif Asker Sayısı: 115.000
Yedek Asker Sayısı: 8.000
Savunma Bütçesi: 4 milyar $

Bu yazıda siyaset ve politikaya girmeden, Venezuela’nın askeri gücünden ve ordunun kapasitesinden bahsedeceğim. Birçok kaynakta farklı sayılara yer verilse de ben en güvenilir rakamları paylaşmak için özen gösterdim. Yazının sonunda belirttiğim yararlandığım kaynakları incelemenizi tavsiye ederim.

KARA KUVVETLERİ
TANKLAR

ANA MUHARABE TANKLARI: 312 ADET

1-) TB-72 B1V (Rusya): 192
2-) AMX-30 (Fransa): 84
3-) AMX-13C 90 (Fransa): 36

HAFİF TANKLAR: 208 ADET

1-) BMP-3 (Rusya): 130
2-) SCORPİON FV-101 (İngiltere): 78

SCORPION FV-101

ZIRHLI PERSONEL TAŞIYICILAR: 944 ADET

KAMYONLAR VE TOP ÇEKERLER: 5000+

ÇOK NAMLULU ROKET ATARLAR

1-)BM 21 Grad (Rusya): 24
2-)BM 30 Smerç (Rusya): 12

BM-21-GRAD

OBÜSLER VE TOPLAR

1-) AMX-13 MLE F3 (Fransa): 134
2-) 2S19 Msta –S ( Rusya): 57
3-) OTO MELARA M-56 (İtalya): 40
4-) M101A1 (ABD): 40
5-) M114 (ABD): 12
6-) 2S23 (Rusya): 13
7-) 2S12 SANİ (Rusya): 48

HAVA KUVVETLERİ

UÇAKLAR

SAVAŞ UÇAKLARI: 55 ADET

1-) SUKHOİ SU-30(Rusya): 23

2-) F-16 FİGHTİNG FALCON (ABD): 23

3-) NORTHROP F-5 (ABD): 9

ELEKTRONİK HARP: 2 ADET

1-) DASSOULT FALCON C20 PROMETEO (Fransa)

2-) FAİRCAHİLD  C-26 METROLİNER (ABD)

TANKER UÇAK: 1 ADET (Boeing 707)

NAKLİYE: 29 ADET

EĞİTİM VE HAFİF SİLAHLI: 98 ADET

İNSANSIZ HAVA ARACI: 12 ADET

HELİKOPTERLER

SALDIRI HELİKOPTERLERİ: 10 ADET

1-) MİL Mİ-35(Rusya): 10

NAKLİYE VE GENEL MAKSAT: 92 ADET

HAVA SAVUNMA SİSTEMLERİ

S-300 Anti-Balistik Füze Sistemi (Rusya): Her biri 4 fırlatma rampası içeren 12 batarya mevcuttur.

BUK-M2 Füze Sistemi (Rusya):  7 batarya mevcuttur.

S-125 Pechora-2M (Rusya): 24 mobil füze sistemi mevcuttur.

ZU-23-2 (Rusya): 300 adet mevcuttur.

DENİZ KUVVETLERİ

FIRKATEYN : 3 ADET

1-) F-21 MARİSCAL SUCRE (İtalya)

2-)F-22 ALMİRANTE BRİON (İtalya)

3-) F-24 GENERAL SOUBLETTE (İtalya)

KORVET: 4 ADET

1-) PC-21 GUAİQUERİ (İspanya)

2-) PC-22 WARAO (İspanya)     

3-) PC-23 YEKUANA (İspanya)  

4-) PC-24 KARİNA  (İspanya)     

DENİZALTI: 2 ADET

1-) S-31 SABALO (Almanya)

2-) S-32 CARİBE (Almanya)

AMFİBİ ÇIKARMA GEMİSİ: 2 ADET

1-) T-61 CAPANA (Güney Kore)

2-)T-64 LOS LLANOS

SERVİS GEMİSİ: 3 ADET

DEVRİYE VE SAHİL GÜVENLİK GEMİLERİ: 10 ADET

Venezuela’nın asker sayısı, ordunun gücü ve kuvvetlerin bünyesindeki teçhizatları sizlere sunduk. Son olarak da geçtiğimiz yıl Venezuela’daki bağımsızlık yılı kutlamasında ordunun düzenlediği askeri geçit törenini incelemenizi öneririm.

KAYNAKLAR:

globalfirepower.com

armedforces.eu

globalsecurity.org

worldmilitaryintel.com

sipri.org

statista.com

https://stratejikortak.com/2019/01/maduroya-postmodern-darbe-venezuelada-neler-oluyor.html

Kronolojik Doğu Türkistan Tarihi

1

Çin Halk Cumhuriyeti yönetimindeki Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde yaşayan Türkler ve Doğu Türkistan tarihi, ilk Türk adını kullanan Göktürk Devleti’nin bu toprakları kontrol etmesinden, 2012’ye kadar süren kronolojik sırayla listelenmeye çalışılmıştır. Bu başlık Doğu Türkistan ve Doğu Türkistan sorunu hakkında araştırma yapanlar için faydalı bir kaynak olacaktır.

 – Doğu Türkistan Topraklarının Kronolojik Tarihi –

552-745: Göktürk Hakanlığı batıda Aral Denizi’nden doğuda Baykal Gölü’ne tüm Orta Asya’ya hâkim oldu.

Göktürk Devleti'nin Sınırları (552–744)
Göktürk Devleti’nin Sınırları (552–744)

732-734: Orhun Irmağı yakınlarında bugün Orhun Yazıtları ya da Göktürk Kitabeleri olarak bilinen Kül Tigin ve Bilge Kağan adına taş yazıtlar dikildi.

744-840: Göktürklerin dağılmasıyla birlikte Uygurlar Kutluk Bilge Kül Kağan önderliğinde Uygur Hakanlığı’nı kurdular. Karabalsagun merkezli Uygur Hakanlığı Altaylar’dan Gobi Çölü’ne kadar hâkim oldu.

751: Talas Savaşı ile Türk boyları, Arap-İslam ordularının yardımıyla Çin kuvvetlerini yenilgiye uğrattı. Çinliler Orta Asya’dan tamamen çekilerek kendi anavatanlarına kapandı.

850-1250: Turpan ve çevresinde Uygur İdikut (Koço) Devleti hâkim oldu.

850-1212: Karahanlı Devleti Orta Asya ve Maveraünnehir üzerinde hâkim oldu.

944: Karahanlı Hakanı Satuk Buğra Han İslamiyet’i kabul etti.

1069: Balasagun Uygurlarından Yusuf Has Hacip, Kutadgu Bilig adlı eserini Doğu Karahanlı kağanının naibi Tabgaç Buğrahan’a takdim etti.

1074: Kaşgarlı Mahmut Dîvânü Lugâti’t Türk adlı eserini Bağdat halifesi Muktedir’e sundu.

1212: Karahanlı Devleti Karahitayların saldırılarıyla dağıldı.

1219: Bugünkü Doğu Türkistan topraklarının tamamı Cengiz Han’ın önderliğindeki Büyük Moğol İmparatorluğu’na ilhak edildi.

Moğol İmparatorluğu topraklarının zamanla genişlemesi
Moğol İmparatorluğu topraklarının tarihlere göre genişlemesi (GIF)

1227-1370: Cengiz Han’ın oğullarından Çağatay Han’ın adını taşıyan Türkleşmiş Çağatay Hanlığı Maveraünnehir ve Altışehir çevresinde egemen oldu.

1271-1368: Cengiz Han’ın torunu Kubilay Han önderliğinde Moğol Yuan Hanedanlığı Çin topraklarını kontrol altına aldı.

1514-1678: Türkleşmiş son Çağatay hanlığı olan Seidiye Hanlığı Altışehir çevresinde egemen oldu.

1552: Rus Çarlığı Altın Orda Devleti’nden ayrılarak müstakil bir devlet hâline gelen Kazan Hanlığı’nı ele geçirdi.

1556: Rus Çarlığı 1466’dan itibaren müstakil olarak varlığını sürdüren Astrahan Hanlığı’nı ele geçirdi.

1556-1582: Rus Çarlığı Volga ve Ural nehirlerini ele geçirerek Hazar Denizi’ne ulaştı. Doğuya yayılması devam etti ve Sibirya’yı istila etti.

1678-1755: Altışehir’de Hocalar dönemi yaşandı.

1680: Mançu İmparatorluğu Tibet, Moğolistan ve tüm Çin kıtasına hâkim oldu.

1758-1760: Mançu İmparatorluğu Cungarya ve Altışehir’in tamamını işgal etti.

1760-1863: Doğu Türkistan Mançu İmparatorluğu’na bağlı bir müstemleke olarak kaldı.

1839-1842: Birinci Afyon Savaşı yaşandı. Mançu İmparatorluğu İngiltere karşısında büyük bir mağlubiyete uğradı. Savaş sonrasında yapılan anlaşmalar sonucunda da Batı’nın üstünlüğünü kabul etmek zorunda kaldı.

https://stratejikortak.com/2017/03/dogu-turkistan-sorumlulugumuz.html

1853: Rus Çarlığı Tatar Kırım Hanlığı’nın başkenti Akmescit’i
işgal etti.

1853-1876: Ruslar Fergana Havzası’nda Hokand Hanlığı’nı ortadan kaldırdı, Altay bölgesi ile Tanrı Dağları Havzası’nın batı kısımlarına kadar nüfuz etti.

1867: Rus Çarlığı’na bağlı olarak Türkistan Valiliği ihdas edildi.

1865-1877: Yakup Han Tarım ve İli havzalarında Çin ordusunu yenilgiye uğrattı ve geri çekilmeye zorladı. Çin asıllı Müslümanları kendisine tabi kıldı. Merkezîleşmeyi sağladı. Kaşgar’da hükümdarlığını ilan etti.

1873: Yakup Han’ı temsilen Seyyid Yakup Han Töre İstanbul’da Sultan Abdülaziz’e beyatını sunarak Rusya, Çin ve İngiltere’ye karşı himaye ve yardım talebinde bulundu.

Yakup Han ile ilgili önemli bir bilgi: 

Yakup Han ülkede istikrarı sağladıktan sonra tarihi ve kültürel bağları olan ve İslam dünyasının hamisi konumunda bulunan Osmanlı İmparatorluğu nezdine elçi göndermiş Sultan Abdulaziz Han’dan yardım ve himaye talebinde bulunmuş; devletinin Osmanlı İmparatorluğu’nun bir parçası olarak kabul edilmesini dilemiş ve kendisine biat ettiğini bildirmiştir. (ayrıntılı bilgi)

1877:  Aralık 1877’de Yakup Han vefat etti.

1878: Mançu ordusu batı sınırlarından girerek tüm Doğu Türkistan’a hâkim oldu ve Yakup Han Devleti’ne son verdi.

Yakup Han Devleti Sınırları
Yakup Han Devleti Sınırları

1884: Doğu Türkistan “müstemleke” statüsü kaldırılarak Sinjang adıyla Mançu İmparatorluğu’nun 19. eyaleti ilan edildi.

1911-1912: Çin’de 2000 yıl süren imparatorluk devri kapandı. Mançu İmparatorluğu dağıldı ve Nanking’de Sun YatSen’in başkanlığında Çin Cumhuriyeti’nin kuruluşu ilan edildi. Yeni cumhuriyet hem savaş beyleriyle hem de kuzey şehirlerinde güçlenen Komünist Parti’yle mücadele etti.

1911-1928: Doğu Türkistan’da Yang Zengxin’in valiliği dönemi yaşandı.

1917: Çin Almanya’ya savaş ilan ederek I. Dünya Savaşı’nda İtilaf Devletleri safında savaşa dâhil oldu.

1921: Çin’de aralarında Mao Zedong’un da bulunduğu tüm komünist grupların temsilcileri Şangay’da ulusal kongre düzenleyerek Çin Komünist Partisi’ni kurdular.

1928-1933: Doğu Türkistan’da Jin Shuren’in valiliği dönemi yaşandı.

1931-1945: Japonya Çin’i işgal etti.

1931: Kumul’da başlayan ayaklanmalar Turpan, Hoten, Altay ve Tarabagatay’a yayıldı.

Kasım 1933-Ocak 1934: Kaşgar’da kuruluşu ilan edilen Şarki Türkistan İslam Cumhuriyeti ancak üç ay dayanabildi.

1933-1943: Doğu Türkistan’da Sheng Shicai’in valiliği dönemi yaşandı. Bu dönemde bölge fiilen Rusya’nın etki alanına girdi.

12 Kasım 1944: Sovyet sınırına yakın İli, Altay ve Tarabagatay’da tarihe Üç Vilayet İnkılabı olarak geçen isyanlar sonucunda Ali Han Töre’nin liderliğinde Şarki Türkistan Cumhuriyeti ilan edildi.

Ağustos 1949: Şarki Türkistan hareketinin önde gelen siyasi liderleri ve ordu mensupları Ahmetcan Kasımi, Abdurreşit Eminov, Gani Kerimov, Osmancan Nasıri, İshakbey Mononov ve Abdülkerim Abbasov’u Pekin’e götüren uçağın Moskova’da düştüğü iddia edildi.

1949 Eylül: Komünist Parti ordusu Doğu Türkistan’a girdi.

Kominist Çin Ordusu1949

1949 Ekim: Mao Zedong Çin Halk Cumhuriyeti’nin kuruluşunu resmen ilan etti. Milliyetçi Cephe Tayvan’a çekildi ve kendi hükûmetini kurdu.

1952: Türkiye; Hindistan ve Pakistan’a göç eden yaklaşık 2.000 Uygur ve Kazak’ın sığınma başvurusunu kabul etti.

1953: Türkiye; Pakistan ve Keşmir’e sığınan 900 Doğu Türkistanlıya sığınma hakkı tanıdı.

1954: Mao’nun talimatıyla yarı askerî Sinjang Üretim ve İnşa Birlikleri/Bingtuan kuruldu.

Ekim 1955: Doğu Türkistan eyalet statüsünden çıkarılarak Moğol, Kırgız, Kazak ve Hui alt idari birimleriyle birlikte Sinjang Uygur Özerk Bölgesi adı altında doğrudan merkezî hükûmete bağlandı.

Sincan Uygur Özerk Bölgesi Başkenti Urumçi (Doğu Türkistan)
Sincan Uygur Özerk Bölgesi Başkenti Urumçi (Doğu Türkistan)

1958-1961: Mao’nun Büyük Atılım ekonomik planı ile tarım kolektifleştirildi, endüstriyel üretime ağırlık verildi. Yürürlükten kaldırıldığında 20 ila 30 milyon insan açlık ve kıtlık sebebiyle hayatını kaybetmiş bulunuyordu.

1959: Sovyet uzmanların yardımıyla Doğu Türkistan toprakları içerisinde bulunan Lop Nur’da nükleer deneme üssü kuruldu.

1959-1962: Binlerce Uygur, Kazak ve Kırgız, kitleler hâlinde başta Kazakistan olmak üzere Sovyet cumhuriyetlerine iltica etti.

29 Nisan 1965: Doğu Türkistan bağımsızlık hareketinin önde gelen isimlerinden Mehmet Emin Buğra Ankara’da vefat etti.

Mayıs 1966-Ekim 1976: Mao’nun mimarı olduğu Kültür Devrimi ile komünist rejime muhalif unsurlar siyasi, kültürel ve ekonomik bir tasfiye kampanyasıyla toplama kamplarına gönderildi.

Ağustos 1971: Diplomatik İlişki Kurulmasına Dair Ortak Bildiri anlaşmasının imzalanmasıyla Türkiye Çin’i resmen tanıdı.

1976: Mao Zedong öldü.

1979: Çin, reformist Deng Xiaoping’in başkanlığında ekonomik reformlarla başlayan süreçle birlikte izolasyonist politikasından vazgeçerek dış dünyaya açılmaya başladı. ABD ile ilk diplomatik ilişkiler kuruldu. Tek çocuk politikasını öngören nüfus planlaması yürürlüğe kondu.

Nisan-Haziran 1989: Komünist Parti’den tasfiye edilen reformist Hu Yaobang’a iade-i itibar isteyen binlerce işçi ve üniversite öğrencisinin Pekin’de Tiananmen Meydanı’nda yaptığı protestolar Çin ordusu tarafından kanlı bir şekilde bastırıldı. Yaklaşık iki ay süren ve 4 Haziran’da ordunun müdahale ettiği gösterilerde 1.000’i aşkın insanın öldürüldüğü tahmin ediliyor.

5 Nisan 1990: Barın katliamı: Kaşgar’ın güneyinde yaklaşık 20.000 nüfuslu Barın’da yaşanan ayaklanmaya karşı Çin ordusunun müdahale etmesiyle çok sayıda Uygur hayatını kaybetti.

Kasım 1991: Dönemin başbakanı Süleyman Demirel, Doğu Türkistan’ın en önemli siyasetçi ve yazarı olan İsa Yusuf Alptekin’le bir araya geldi. Görüşmede Demirel, “Çinlilerin Doğu Türkistan’daki kardeşlerimizi asimile etmesine izin vermeyeceği”ni belirterek konuyu BM gündemine getireceğini söyledi.

İsa Yusuf Alptekin; Süleyman Demirel, Erdal İnönü, Turgut Özal ve Alparslan Türkeş ile.
İsa Yusuf Alptekin; Süleyman Demirel, Erdal İnönü, Turgut Özal ve Alparslan Türkeş ile.

Mart 1992: İsa Yusuf Alptekin’i kabul eden dönemin cumhurbaşkanı Turgut Özal bağımsızlıklarını ilan eden Orta Asya’daki Türki cumhuriyetlerden sonra sıranın Doğu Türkistan’da olduğunu söyledi.

Mart 1992: Uluslararası Para Fonu (IMF) Çin ekonomisinin ABD ve Japonya’dan sonra en büyük üçüncü ekonomi olduğunu açıkladı.

17 Aralık 1995: İsa Yusuf Alptekin İstanbul’da vefat etti.

Nisan 1996: Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan Şangay’da Şangay Beşlisi Örgütü’nün kuruluş belgesine imza attı.

5 Şubat 1997: Gulca katliamı: Uygurların kültürel kimlikleri ve dinî yaşantıları üzerinde artan baskılar neticesinde 15.000-20.000 civarı Uygur ayaklandı. Dünya Uygur Kurultayı’na göre en az 100 Uygur öldürüldü, yüzlercesi yaralandı ve gösterilerin akabinde 4.000’e yakın Uygur gözaltına alındı.

19 Şubat 1997: Deng Xiaoping öldü.

Aralık 1998: Dönemin başbakanı Mesut Yılmaz’ın imzasıyla Türk devletinin tüm birimlerine gönderilen gizli genelge ile Doğu Türkistan’la ilişikli dernek ve vakıfların faaliyetlerine hiçbir bakan ya da devlet görevlisinin katılmaması istendi.

Nisan 2000: Çin Cumhurbaşkanı Jiang Zemin Türkiye’ye resmî bir ziyaret gerçekleştirdi. Üç gün süren ziyaret sırasında ekonomi, enerji, siyasi nitelikli anlaşmalar imzalandı. Jiang Zemin’e Türkiye Cumhuriyeti Devlet Liyakat Nişanı verildi.

Haziran 2001: Özbekistan Şangay Beşlisi Örgütü’ne katıldı. Örgütün ismi Şangay İşbirliği Örgütü olarak değiştirildi.

11 Eylül 2001: ABD’de sivil ve askerî binalar hedef alınarak bir dizi saldırı gerçekleşti.

Ağustos-Eylül 2002: ABD ve BM Doğu Türkistan İslami Hareketi’ni uluslararası terörle ilişkili gruplar listesine aldı.

Mart 2003: Hu Jintao 10 yıldır devlet başkanlığını sürdüren Jiang Zemin’den görevi devraldı.

Nisan 2004: Doğu Türkistan Millî Kurultayı ile Dünya Uygur Gençlik Kurultayı tek bir organizasyon altında birleşti ve Dünya Uygur Kurultayı kuruldu.

Mart 2008: 20 yıl aradan sonra Tibet’te en şiddetli Çin karşıtı gösteriler yaşandı. Pekin Olimpiyatlarına beş ay kala farklı ülkelerdeki Tibetli aktivistler dünyanın dikkatini bölgeye çekmek için çeşitli eylemlere imza attı.

Ağustos 2008: Pekin Olimpiyat Oyunları düzenlendi.

2009: Çin Halk Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 60. yılı törenlerle kutlandı.

24 Haziran 2009: Cumhurbaşkanı Abdullah Gül beraberinde bakanlar, iş adamları ve bürokratlardan oluşan bir heyetle Çin’e resmî bir ziyaret gerçekleştirdi.

https://stratejikortak.com/2017/01/uygur-turkleri.html

5 Temmuz 2009: Guangdong eyaletinde bir oyuncak fabrikasında çıkan kavgada Uygur işçilerin öldürülmesini protesto eden ve olayla ilgili bağımsız bir soruşturma açılmasını talep eden binlerce Uygur Urumçi’de sokaklara döküldü.

Mart 2010: İnternet arama motoru Google, sansür ve siber saldırılar sebebiyle Çin’den çekildi. Google, ocak ayında Çin’in önde gelen insan hakları aktivisitlerinin ve sivil toplum kuruluşlarının Gmail hesaplarına siber saldırılar yapıldığını açıklamıştı.

Kasım 2010: Nobel Barış Ödülü Çinli muhalif Liu Xiabao’ya verildi. Çin’in katılmasına müsaade etmediği törende Liu Xiabao’nun ödülünü sözcüsü Yang Jianli aldı.

Şubat 2011: Çin Japonya’yı geride bırakarak ABD’den sonra dünyanın en büyük ikinci ekonomisi oldu.

Mayıs 2011: İç Moğolistan’da iki Moğol’un Han Çinliler ta rafından öldürülmesinin ardından yüzlerce Moğol sokaklara döküldü.

18 Temmuz 2011: Hoten’de bir polis karakoluna saldırı düzenlendi. Öldürülen iki polis dışında olayı gerçekleşti renler dâhil kimsenin kimliği açıklanmadı.

30 Temmuz 2011: Kaşgar’da gece işlek caddelerden birinde bir kamyonu ele geçiren iki kişinin, aracı yolda yürüyen insanların üzerine sürdüğü ve 6 kişinin ölümüne, 28 kişinin yaralanmasına sebep olduğu açıklandı. Olaylar Sinjang Hükûmeti Basın Bürosu tarafından “terör saldırıları” olarak tanımlandı.

20-22 Şubat 2012: Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Başkan Yar dımcısı Xi Jinping, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün davetlisi olarak Türkiye’ye resmî bir ziyaret gerçekleştirdi. Yedi yeni anlaşmanın imzalandığı görüşmelerde 2012’nin Türkiye’de “Çin Kültür Yılı”, 2013’ün ise Çin’de “Türk Kültür Yılı” olarak kutlanacağı açıklandı.

Abdullah Gül Çin Ziyareti

7-11 Nisan 2012: T.C. Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, be raberinde Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nunda aralarında bulunduğu bakanlar, milletvekilleri,
bürokratlar, iş adamları, akademisyenler ve basın mensuplarından oluşan kalabalık bir heyetle Çin’e resmî bir ziyaret gerçekleştirdi. Çin Başbakanı Wen Jiabao’nun daveti üzerine gerçekleşen ziyaret 27 yıl aradan sonra başbakanlık düzeyinde yapılan ilk resmî ziyaret oldu.

19 Nisan 2012: Sichuan eyaletinin Ngaba bölgesine bağlı Barma kasabasında iki Tibetli rahip bir kamu binası ya kınlarında protesto amacıyla kendilerini ateşe verdi. 16 Mart 2011-19 Nisan 2012 tarihleri arasında kendini ateşe veren Tibetli rahip sayısı 35’e ulaştı.

Kaynak: Amine TunaDOĞU TÜRKİSTAN’DA ASİMİLASYON VE AYRIMCILIK

Bu yazı 21 Mart 2016’da yayına girmiş, 9 Şubat 2019’da güncellenmiştir.

https://stratejikortak.com/2017/04/dogu-turkistan-isim-yasagi.html

Doğu Akdeniz Haber Arşivi (Ocak 2019)

Kıbrıs adası ve Doğu Akdeniz’de Ocak 2019’da yaşanan askeri ve diplomatik gelişmeleri kronolojik olarak derledik.

1 Ocak: Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Fatih sondaj gemisinin ilk sondaj faaliyetine başladığını belirterek, “2-3 ay içinde ilk neticeyi almayı ümit ediyoruz.” dedi.

2 Ocak: Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu; (Yunanistan) Milli Savunma Bakanlarına öyle söylüyorlar, ‘Bizim bir şımarık çocuğumuz var’ diyorlar. ‘Şımarık çocuğunuza sahip çıkın da bizim güvenlik güçlerimizin elinden bir kaza çıkmasın’, bunu hatırlatıyoruz” dedi.

4 Ocak: Kıbrıs Rum Yönetimi adına Doğu Akdeniz’de bulunan 10’uncu parselde sondaj çalışmaları yapan Amerikan Exxon Mobil ile Katar Petroleum şirketine ait ‘Stena Icemax’ adlı sondaj gemisi arızalandı.

6 Ocak: Türkiye, Doğu Akdeniz’deki doğalgaz arama sahasını genişletti. Gemilerini seyir bilgilerini gösteren Navtex üzerinden, Meis adası güneyi ve Rodos doğusunu kapsayan geniş alanda araştırma yapılacağı duyuruldu. Barbaros Hayrettin Paşa sismik araştırma gemisi, refakatindeki Tanux-1 ve Apollo Moon gemileri ile birlikte Kıbrıs münhasır ekonomik bölgesinin büyük bir bölümünü de içerisine alacak şekilde araştırma yapmak üzere bölgede seyre başladı.

9 Ocak: Rusya, yayınladığı NOTAM’la Doğu Akdeniz’de Ocak ayı içinde dört kez fiili atış eğitimleri düzenleyeceğini duyurdu. İlki 9-10 ocakta düzenlenen eğitim, 16-17 Ocak, 23-24 Ocak ve 30-31 Ocak günlerinde devam edecek.

  • ABDli enerji şirketi ExxonMobil ve Katarlı Qatar Petroleum ortaklığından oluşan Konsorsiyum, Güney Kıbrıs sularındaki 10. parselde petrol arama için Kasım ayında başladığı ilk sondajını tamamladı.

10 Ocak: Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’na (TPAO) ait Fatih adlı sondaj gemisi ekim sonunda Alanya’nın 60 mil açığında petrol ve doğalgaz aramak üzere çalışmalara başladı.

14 Ocak: Doğu Akdeniz bölgesinde gaz üretimi, tüketimi ve geçiş ülkelerini bir araya getiren Doğu Akdeniz Gaz Forumu (DAGF) Mısır’ın başkenti Kahire’de kuruluyor. Güney Kıbrıs Rum Kesimi, Yunanistan, İsrail, İtalya, Ürdün, Filistin ve Mısır‘ın enerji bakanları forumun kurulması için toplandı. Kurulacak forum Türkiye’nin gaz arama faaliyetlerine karşı bir hamle olarak değerlendiriliyor. Yapılan açıklamada, forumun ana hedeflerinin, arz ve talebi sağlayarak üyelerin çıkarlarına hizmet edecek bölgesel bir gaz piyasasının kurulması olduğu kaydedildi.

Merkezinin Kahire’de olması kararlaştırılan Doğu Akdeniz Gaz Forumu‘nun (DAGF) yapısına ilişkin konuları görüşmek üzere üye ülkelerin enerji bakanlarının nisanda yeniden bir araya geleceği belirtildi.

DAGF’nin çıkar ve hedefleriyle anlaşan Doğu Akdeniz’deki üretici, tüketici yada geçiş ülkelerinden her hangi biri foruma daha sonra da üye olabilecek.

  • Rum Enerji Bakanı Lakkotrypis: Yeni uluslararası “East Mediterranean Gas Forumu” bizi hedefimize daha çok yaklaştırıyor” dedi.

15 Ocak: İsrail Enerji Bakanı Yuval Steinitz birkaç ay içinde Mısır’a doğalgaz satmaya başlayacaklarını açıkladı. Steinitz İsrail’in Mısır’a ihracatının 10 yıl içinde yıllık 7 milyar metreküpe ulaşmasının beklendiğini de söyledi. İhracatın yarısının Mısır’ın iç pazarında kullanılması, diğer yarısının ise sıvılaştırılıp tekrar ihracata sunulmasının beklendiğini sözlerine ekledi.

  • Milli Savunma Bakanlığı sosyal medya hesabından “Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanlarımızda bilimsel araştırma faaliyetlerine devam etmekte olan Barbaros Hayreddin Paşa Sismik Araştırma Gemimize Deniz Kuvvetlerimiz tarafından sağlanan refakat görevi kapsamında halen TCG BARBAROS fırkateyni de bölgede bulunmaktadır.” ifadeleri ile bir paylaşımda bulundu.
  • Aralık ayından bu yana Kıbrıs Rum Yönetimi için Akdeniz’de doğalgaz arama çalışmaları yapan Stena Icemax isimli sondaj gemisinin ilk denemesinden herhangi bir sonuç çıkmazken geminin aynı parselde ikinci sondaj merkezine hareket ettiği bildirildi.

17 Ocak: SAT/SAS timleri, Kara ve Hava Kuvvetleri unsurlarının da katılımıyla Ege ve Doğu Akdeniz’de Şehit Deniz Piyade Er Semih Akyıldız ve Şehit Deniz Piyade Er Emre Günalar tatbikatlarının icra edildiğini açıkladı.

19 Ocak: Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Kıbrıs açıklarında Türkiye’nin doğalgaz arama çalışmalarıyla ilgili, “Kıbrıs Rum Kesimi’ni bu vesileyle bir daha ikaz etmiş olalım. Biz kendi sahamızda, ekonomik bölgemizde istediğimiz sondaj ve çalışma hakkına sahibiz” dedi.

20 Ocak: Güney Kıbrıs Dışişleri Bakanı Nikos Hristodulidis, ABD ve bazı AB ülkelerinin Doğu Akdeniz’de oluşturulan ‘enerji ortaklığına’ katılmak istediklerini açıkladı.

25 Ocak: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, “Kıbrıs Türk tarafı, Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte doğalgaz alanındaki haklarını sonuna kadar savunmaya ve fiilen o konuda gereğini yapmaya da devam edecektir.” dedi.

26 Ocak: Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, “Türkiye Cumhuriyeti’nin Münhasır Ekonomik Bölge’de ve KKTC’nin Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’na (TPAO) verdiği ruhsatlar çerçevesinde, artık sadece sismik araştırma değil, sondajı da yapacağız” diye konuştu.

27 Ocak: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Dışişleri Bakanlığı, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Doğu Akdeniz’deki tek taraflı doğalgaz arama faaliyetlerine ilişkin, Rum tarafının, Türk tarafını yok sayarak attığı adımların hiçbirinin kabul edilemeyeceğini bildirdi.

28 Ocak: Yunanistan Enerji Bakanı Yorgos Statakis, ülkesinin East-Med olarak bilinen Doğu Akdeniz doğalgaz boru hattı inşasını yoğun bir şekilde desteklediğini vurguladı. Statakis, İsrail ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi arasında söz konusu proje için anlaşmaların önümüzdeki birkaç ay içinde Girit Adası’nda imzalanacağını bildirdi. Statakis, bölgede yeni doğalgaz projeleri için çalışmaların devam ettiğine dikkati çekerek, “Transatlantik Doğalgaz Boru Hattı (TAP) hızla devam ediyor ve Yunanistan-Bulgaristan boru hattının bu yıl içerisinde inşasına başlanacak.” diye konuştu.

30 Ocak:

  • Türk Silahlı Kuvvetleri’nin gözetiminde Türkiye’ye bağlı Barbaros Hayreddin Paşa sismik arama gemisi Kıbrıs açıklarında doğalgaz sondaj çalışmalarına başlayacak.

KKTC Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, geminin KKTC’nin F ve G ruhsat sahalarına intikal ettiğini açıkladı. Özersay “Biz daha önce ne söylediysek, şimdi onu yapıyoruz. Artık sondaj yapma aşamasına geldik, bunun için sondajın yapılacağı noktayı saptayacağız. Bu nedenle Barbaros Hayrettin Paşa gemisi KKTC tarafından daha önce ilan edilmiş olan F ve G ruhsat sahalarına sismik araştırma yapmak üzere intikal etti” diye konuştu.

KKTC Dışişleri Bakanı Kudret Özersay
  • Güney Kıbrıs ile Avrupa Birliği üyesi 7 Akdeniz ülkesinin oluşturduğu “MED 7” zirvesi Lefkoşa’da gerçekleşti. Güney Kıbrıs Rum Kesimi ev sahipliğinde yapılan zirveye, Fransa, İtalya, İspanya, Yunanistan, Portekiz, Malta katıldı.
  • Fransa cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Kıbrıs´ta düzenlenen Avrupa Birliği (AB) Üyesi Güney Avrupa Ülkeleri Zirvesi´nde (Med7) yaptığı konuşmada, Türkiye´nin muhalefetine rağmen, Kıbrıs’ın doğal gaz arama çalışmalarını desteklediğini belirtti.

https://stratejikortak.com/2018/12/dogu-akdeniz-haber-arsivi2018.html