Askeri ve Diplomatik Haber Arşivi (Ocak 2019)

0

Stratejik Ortak olarak Ocak ayında yaşanan önemli askeri haberleri ve diplomatik gelişmeleri tek başlık altında derledik.

Hayat pahalılığının 2 haftadır protesto edildiği Sudan’da, Ocak ayından itibaren maaşlara 2 bin 500 cüneyhe (yaklaşık 50 $) varan zamlar yapılacak.

Fuar için gittiği Dubai’de gözaltına alınan Mersin Ülkü Ocakları eski Başkanı ve Bayırbucak Türkmen Dağı Derneği Başkanı Mehmet Ali Öztürk hakkında BAE mahkemeleri tarafından teröre destek iddiasıyla müebbet hapis cezası verildi.

Gabon Cumhurbaşkanı Ali Bongo, hastalandığı 24 Ekim’den bu yana ilk defa kameralar karşısına geçerek ulusa sesleniş konuşması yaptı. Suudi Arabistan başkenti Riyad’a gittikten sonra kendisinden haber alınamamıştı.

Sudan’da 23 parti, Devlet Başkanı Ömer el-Beşir’e ülkeyi yönetmek için “Geçiş Konseyi” kurulması çağrısı yaptı.

Somali, Birleşmiş Milletler Somali Özel Temsilcisi Nicholas Haysom’ı ülke iç işlerine müdahalede bulunduğu gerekçesiyle istenmeyen adam ilan etti.

Sudan Merkez Bankası, ekonomik kriz ve nakit sıkıntısının yaşandığı ülkede; 100, 200 ve 500’lük banknotlar piyasaya sürüleceğini açıkladı.

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, hiç kimsenin Tayvan’ın “Çin’in bir parçası” olduğu gerçeğini değiştiremeyeceğini söyleyerek, Pekin’in “yeniden birleşme” için bir seçenek olarak askeri güç kullanımından vazgeçmeyeceğini dile getirdi.

Irak Ortak Operasyonlar Komutanlığı Sözcüsü Tümgeneral Yahya Resul, Suriye’den çekilecek Amerikan askerlerinin Irak Kürt Bölgesel Yönetimi toprakları üzerinden ABD’ye döneceğini açıkladı.

Suriye rejimi lideri Esad’in amcasının karısına, ülkeye yapacağı yatırımlar karşılığında İngiltere’de yaşama hakkı verildi.

Rusya Savunma Bakanlığı, 400 YPG’li teröristin Münbiç’ten çekildiğini iddia etti.

Türkiye ile paralel politikalar izleyen Ulusal Kurtuluş Cephesi, İdlib’de muhaliflere saldıran HTŞ’ye karşı ‘genel seferberlik’ ilan edildiğini açıkladı.

ABD Başkanı Trump, “Suriye’den çekilsek bile Kürtleri (YPG) korumak istiyoruz” açıklamasında bulundu.

Venezuella Devlet Başkanı Maduro, ülkesinde barışın tesisi için bu yıl muhalefetin bütün unsurlarıyla verimli bir diyalog kurmaya çalışacağını söyledi.

ABD Başkanı Trump, Afganistan konusunda “Generallerimize istedikleri tüm parayı verdim ancak Afganistan’da iyi iş çıkaramadılar.” dedi.

Sudan’da iktidar partisi, Değişim İçin Ulusal Cephe Partisi’nin Devlet Başkanı Beşir’e ileteceğini belirttiği, “görevi bırakmasını da içeren belgenin” darbeyi çağrıştırdığını ve kabul edilemez olduğunu açıkladı.

BM Güvenlik Konseyi’nin beş yeni geçici üyesi olan Almanya, Belçika, Güney Afrika, Endonezya ve Dominik Cumhuriyeti 15 üyeli konseyde yerini aldı.

ABD, çekilmesinin ardından konuşlandırmayı planladığı Mısır ve BAE subayları Menbiç’te incelemelerde bulundu.

Irak Dışişleri Bakanı Muhammed Ali Hekim, Irak’ın ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarına bağlı kalmayacağını açıkladı.

Türkiye Maarif Vakfı, Pakistan’daki FETÖ okullarının yönetimini resmen devraldı.

Suudi Başsavcılığı, Cemal Kaşıkçı cinayetine karışan 11 zanlı ile ilgili ilk duruşmanın görüldüğünü ve Başsavcı zanlılardan 5’i için ölüm cezası istediğini duyurdu.

Fırat’ın doğusu konusunda Rusya ile mutabakata varıldığı belirtilirken, Rusların Esad güçlerinin Menbiç’e girmemesi konusunda uyardığı iddia edildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın davetlisi olarak Türkiye’ye resmi ziyarette bulunan Pakistan Başbakanı Imran Khan, Mevlana Müzesi’ni ziyaret etti.

Somali’de insani yardıma ihtiyaç duyanların sayısının 4,2 milyon kişi ve bunlardan üçte ikisinin çocuk olduğu bildirildi.

Ortadoğu’da milyonlarca insanı katleden ABD’nin Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Newsmax haber sitesine verdiği demeçte, “ABD, Türklerin Suriye’de Kürtleri kıyıma uğratmamasını güvence altına almaya çalışıyor” ifadelerini kullandı.

Sudan Devlet Başkanı Ömer el-Beşir, ülkenin durumunun düzelmesi ve gösterilerin son bulması için İsrail’le ilişkileri normalleştirme yönünde nasihatler aldıklarını söyledi. Fakat El-Beşir nasihati kimden aldığını açıklamadı.

ABD Dışişleri Bakanı Pompeo, “Arap ülkeleri ile İsrail arasındaki ilişkileri geliştirdik. Onları bir koalisyon geliştirmek için bir araya getirdik. Bu ülkelerin Orta Doğu’da şu anda birden fazla cephede birlikte çalıştıkları koşulları belirledik.” dedi.

İngiltere Dışişleri Bakanı Jeremy Hunt, Esad’ın Rusya’nın desteği ile bir süre daha iktidarda kalacağını belirterek, “Ancak ülkede kalıcı barışa ulaşılması için Esad’ın gitmesi gerekiyor” dedi.

Milli Eğitim Bakanlığı ile ASELSAN arasında yapılan görüşmeler sonucu nitelikli insan kaynağı oluşturulması adına ‘Savunma Sanayi Lisesi’ açılacağı duyuruldu.

ABD Başkanı Donald Trump, olağanüstü hal ilan ederek Kongre’nin iznine gerek duymadan Meksika sınırında “çok hızlı bir şekilde” duvar örebileceğini belirtti.

Reuters’ın haberine PYD Esad’la anlaşmaya varmaya yönelik yol haritasını Moskova’ya sundu. PYD’li yetkili Badran Jia Kurd, “Nihai kararımız, Şam’la anlaşmaya varmaktır; ne pahasına olursa olsun, ABD itiraz etse bile bu yönde çalışacağız” dedi.

Amerika kıtasındaki 14 ülkeden oluşan Lima Grubu’nun Meksika dışındaki üyeleri, Venezuella Devlet Başkanı Maduro’nun yeni hükümetini tanımayacaklarını açıkladı.

‘YPG sempatizanı’ Brett McGurk’ün istifası sonrasında boşalan IŞİD ile Mücadele Özel Temsilciliğine, halen ABD Suriye Özel Temsilciliği görevini yürüten James Jeffrey atandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün Vahdettin Köşkü’nde Ukrayna Devlet Başkanı Poroşenko ile bir araya gelerek kahvaltı yaptı.

Moskova Patrikhanesi, Fener Rum Patriği Bartholomeos’un Ukrayna Ortodoks Kilisesi’ne “otosefal” statü kazandıran “Tomos” isimli kararnameyi Ukrayna’ya vermesine tepki gösterdi.

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, üst düzey komutanlarıyla yaptığı toplantıda, ülkenin ordusunun acil durum duyarlılığını güçlendirmesi ve savaşa hazırlanmak için gereken her şeyi yapması gerektiğini söyledi.

Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Sina Yarımadası’nda teröristlere karşı İsrail ile yardımlaştıklarını, İsrail ordusuna hava müdahalesi için hava sahasını açtıklarını söyledi.

Venezuela Parlemantosu Maduro’nun 2. dönem başkanlığını reddettiğini duyurdu.

İçişleri Bakanlığı, geçen yıl 294 bin 480 Suriyelinin ülkesine döndüğünü belirtti.

Sudan Devlet Başkanı Ömer el-Beşir, görevi bırakmasını isteyenlere, yönetime gelmek için 2020’de yapılacak seçimlere hazırlanmaları çağrısında bulundu.

Özbekistan, turizmi canlandırmak adına 1 Şubat itibarıyla 45 ülkenin vatandaşına 30 günlük vize muafiyeti, 76 ülkenin vatandaşına da sadeleştirilmiş vize imkanı tanıdı.

İdlib’de birçok noktayı Zenki ve diğer gruplardan alarak kontrol sağlayan HTŞ, Fırat Kalkanı Harekâtı’na katılan bazı grupların İdlib’e dönüşlerini ‘yasakladı’.

Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı Bolton, YPG’yi kastederek, Amerika’nın Suriye’den çekilmesinin Türkiye’nin “Kürt savaşçıların” güvenliğini garanti etmesi koşuluna bağlı olduğunu söyledi.

İran’da Facebook, Twitter ve Telegram’ın ardından Instagram’ın da 2 Ocak’ta yasaklanması ülkede büyük tepki yarattı. İran Meclisi Sosyal İşler Komisyonu Üyesi Ahmed Bigdeli, sosyal medyanın sınırlandırılmasının yanlış bir uygulama olduğunu belirtti.

Suud destekli Yemen Cumhurbaşkanı Hadi, Türkiye ile Yemen arasında derin ilişkiler olduğunu söyledi.

ABD’nin İsrail Büyükelçisi, Trump tarafından ilan edilmesi beklenen ve “Yüzyılın Anlaşması” projesi olarak bilinen “Orta Doğu Barış Planı”nın ertelendiğini açıkladı.

“Türk ajanları beni öldürebilir” diyerek İngiltere’deki maça gitmeyeceğini söyleyen New York Knicks oyuncusu FETÖ’cü Enes Kanter’in, Londra’daki maçta forma giyemeyecek olmasının nedeninin güvenlik kaygısı değil, vize sorunu olduğu açıklandı.

Gazze’de Hamas’ın elinde tuttuğu İçişleri Bakanlığı, Filistin yönetimi tarafından çekilme kararı alınan Refah sınır kapılarında yönetimi yeniden ele aldı.

Gabon hükümeti, darbe girişiminde bulunan askerlerin tutuklandığını, ülkede kontrolün tekrar sağlandığını duyurdu.

Venezuela Yüksek Mahkemesi’nin yargıçlarından Christian Zerpa, Maduro’nun bir dönem daha göreve seçilmesini protesto ederek ABD’ye kaçtı.

Bangladeş’te 30 Aralık’ta yapılan ve meclisteki 300 sandalyenin 288’ini kazanan Büyük İttifak’ın lideri Şeyh Hasina, Başbakan olarak yemin ederek göreve başladı.

İsrail Başbakanı Netanyahu, Katar’ın Gazze Şeridi’nde çalışanların maaşlarının ödenmesi için gönderdiği fonların transferinin durdurulması için talimat verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘darbe yapılacağı iddia edilen’ Venezuela Cumhurbaşkanı Maduro ile telefonda görüştü.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, New York Times gazetesinde kaleme aldığı makalede, ‘Türkiye’nin Suriye’de barışı sağlamak için planı var’ ifadesini kullandı.

Fas’ın kuzeyindeki Meknes kentinde, “sarı yelek” giyen yüzlerce tüccar, vergilerde artış yapılmasını protesto etti.

IKBY’de, Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) ve Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ile yeni hükümetin kurulmasını görüşmek üzere planlanan toplantı iptal edildi.

Savunma Sanayi Başkanı İsmail Demir, S-400 sistemlerinin F-35’lerin uçuşunu engelleyeceği tezlerine karşı önümüzdeki haftalarda ABD’den bir ekip gelmesini beklediklerini açıkladı.

TBMM Başkanı Yıldırım, Suriyelilerin Türkiye’de kalıcı olmadığını belirterek, “Burada kaldıkları süre içinde suç teşkil edecek faaliyetlerin içine girmeleri halinde tutarız kulaklarından geldikleri yere göndeririz” dedi.

Rus askeri polisi temsilcisi Yusuf Mamatov, Suriye’de görev yapan bir Rus askeri polis birliğinin Menbiç’te devriyelere başladığını söyledi.

Macaristan’da hükümet, Macarların kökenini araştıracak bir enstitü kurdu. Macaristan Araştırma Enstitüsü’nün yapacağı çalışmalar sonucunda, Türklerle akrabalık bağının olup olmadığı yönündeki tarihsel kimlik bilmecesine açıklık getirilmesi amaçlanıyor.

Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri, Esad liderliğindeki Suriye’nin Arap Birliği’ne dönüş hazırlıklarına başlaması gerektiğini söyledi. Şukri, dönüşün Arap Birliği Konseyi’nin kararı ve mart ayındaki zirve sonuçları ile netleşeceğini söyledi.

Türkiye’nin İran’dan ham petrol alımını (günlük varil sayısını azaltsa da) yeniden başlattığı bildirildi. [Reuters]

Eski İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad, Tahran’da 20 Ocak’ta halkın da katılacağı bir gösteriyle “yetkililerin politikalarını ve ülkenin yönetilme biçimini protesto etmek” için ülke yönetiminden izin istedi.

Çin Dışişleri Bakanlığı, ABD heyetiyle başkent Pekin’de yürütülen ticari müzakerelerin tamamlandığını ve müzakerelerin olumlu sonlandığını açıkladı.

İsrail’de eski Enerji Bakanı Segev, “İran adına casusluk yaptığı” gerekçesiyle 11 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Irak Başbakanı Abdülmehdi, Kerkük’te (Kürt siyasi parti binaları dahil) binalara asılan IKYB bayraklarının derhal indirilmesini istedi ve Kerkük’ün IKBY coğrafyasına ait olmadığını söyledi.

Venezuella, 2018 yılını yüzde 1.7 milyon enflasyon oranıyla kapattı.

HTŞ’nin son 10 günde ele geçirdiği birçok noktanın ardından İdlib’deki 13 Türk askeri gözlem noktasının hepsi HTŞ kontrolündeki bölgelerde kaldı.

Venezuella lideri Maduro, ülkesinde ‘işleyen bir darbe planı olduğunu’ belirterek, başkanlığını tanımayacaklarını bildiren Lima Grubu üyesi ülkelere bu pozisyonlarını 48 saat içinde değiştirmeleri için nota verildiğini açıkladı.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Kasımi, ABD donanmasının eski mensubu Michael White’ın ülkenin doğusundaki Horasanı Rezevi eyaletinde tutuklandığını doğruladı.

Kazakistan Dışişleri Bakanlığı, Pakin hükümetinin “yeniden eğitim” adı altında kamplarda alıkonulan Müslüman nüfus içindeki etnik Kazakların Çin vatandaşlığından ayrılarak Kazakistan’a göç etmesine izin verdiğini açıkladı.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman’ın Pakistan’a gelecek ay yapacağı ziyarette iki ülke arasında 10 milyar dolarlık yatırım anlaşmaları imzalanacağı bildirildi.

İsrail İç İstihbarat Servisi Şin-Bet Başkanı Argaman, “Çin’in İsrail’de özellikle stratejik altyapı ve iç piyasadaki büyük şirketlere yönelik yatırımlarıyla oluşturduğu nüfuz tehlike oluşturuyor” dedi.

Rusya Merkez Bankası’nın, 2018’in ikinci çeyreğinde 100 milyar dolarlık rezervini yuan ve avroya çevirdiği bildirildi. Merkez Bankası, doların rezervlerindeki payını yüzde 46,3’ten yüzde 21,9’a düşürdü.

Rusya Savunma Bakanlığının bugün yaptığı açıklamada “İdlib, Suriye’nin en önemli terör üslerinden biri haline gelmiştir. Rusya, varlığına tehdit oluşturmaya başlayan bu konuda gerekli adımları atacaktır.” ifadeleri kullanıldı.

ABD’nin ‘yalnızlaştırma politikasına’ rağmen Venezuela’da Maduro’nun başkanlığının ikinci dönemi için yapılan törene 94 ülkeden lider ve temsilciler katıldı. Türkiye’yi törende Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay temsil etti.

ABD Dışişleri Bakanı Pompeo, Ortadoğu’da Mısır, Ürdün ve Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerini bir araya getiren “Orta Doğu Stratejik İttifakı”nı kurmaya çalıştıklarını söyledi.

Almanya Başbakanı Merkel, Yunanistan ziyaretinde ‘Türkiye’ye iade edilen mülteci sayısının artması gerektiğini’ belirtti.

Orta Afrika Cumhuriyeti (OAC) ordusuna tek desteği Rusya’nın verdiğini söyleyen OAC Savunma Bakanı Marie-Noelle Koyara, Rusya’nın Afrika’daki ilk askeri üssünü OAC’de açabileceğini söyledi.

ABD öncülüğündeki Koalisyonun Sözcüsü Albay Sean Ryan, Suriye’den çekilme sürecinin başladığını duyurdu.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, terörle nerede olursa olsun mücadele edeceklerini belirterek “Önümüzde Münbiç, Fırat’ın doğusu var” dedi.

ABD Dışişleri Bakanı Pompeo, “Suriye konusunda Rusya’nın bizimle iş birliği yapmasını ve Suriye’deki çatışmalara siyasi bir çözüm bulmaya yönelmesini istiyoruz. Bu konuda Moskova’nın yardımına başvuruyoruz” dedi.

Makedonya Meclisi, Yunanistan’ın baskıları nedeniyle ülkenin adının Kuzey Makedonya Cumhuriyeti olarak değiştirilmesini öngören anayasa değişikliğini onayladı.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in soru önergesine verdiği yanıtta, Türkiye’nin işlenebilir altın rezervinin 840 ton olduğunu belirtti.

Ukrayna Devlet Başkanı Poroşenko, Türkiye ile Bayraktar TB2 tipi insansız hava aracı satın almaya yönelik anlaşma imzaladıklarını duyurdu.

ABD Dışişleri Bakanı Pompeo, Çavuşoğlu ile yaptığı görüşmeye ilişkin, Suriye’deki durumla ilgili olarak olumlu bir sonuca ulaşma konusunda iyimser olduğunu belirtti.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Genelkurmay Başkanı Yaşar Güler, Kara Kuvvetleri Komutanı Ümit Dündar ve MİT Başkanı Hakan Fidan sınır hattında bir araya geldi.

Amerikan yönetimi, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu hedef alan eleştirilerinin dozunu artırarak ülkede yeni bir hükümet kurulmasının zamanının geldiğini bildirdi.

Fırat Kalkanı operasyonu ile temizlenen Cerablus’tan sorumlu Gaziantep Vali Yardımcısı Ahmet Turgay İmamgiller Cerablus’ta kaldığı odada ölü bulundu. Kalp krizi geçirdiği tahmin edilen Vali Yardımcısının kesin ölüm nedeni yapılacak otopsi sonrasında belirlenecek.

Suriye’de terörden temizlenen bölgelerde hayatın normalleşmesini sağlamak ve geri dönüşleri teşvik etmek için Çobanbey beldesinde 112 acil komuta merkezi telsiz sistemi hizmete açıldı.

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun Arap ülkeleri dışişleri bakanlarıyla birlikte ABD’nin Polonya’da düzenleyeceği (Pompeo’nun duyurduğu) İran karşıtı zirveye katılacağı bildirildi.

‘Şovmen’ Kanada Başbakanı Trudeau, ailesinden kaçan ve Bangkok’ta alıkonulan Suudi genç kadının sığınma talebini kabul etti.

20 ton altını işletmek için Türkiye’ye gönderdiği iddia edilen Venezuela’da Maduro’nun yardımcısının, altınların işlenileceği tesisleri görmek için Çorum’a geleceği öğrenildi.

İran, Polonya’nın Tahran Maslahatgüzarını, ABD’nin öncülük ettiği ve İsrail ile birlikte Arap ülkelerinin katılacağı Polonya’daki İran karşıtı zirve nedeniyle Dışişleri Bakanlığına çağırdı.

‘Amerika yanlısı’ yeni Brezilya hükümeti, Venezuela lideri Maduro’nun meşruiyetini kaybettiğini belirterek, bundan böyle Brezilya’nın Venezuela muhalefet lideri (Meclis Başkanı) Juan Guaido’yu bu ülkenin lideri olarak kabul edeceğini açıkladı.

Yunanistan’da 4. yılını tamamlayan radikal sol SYRIZA hükümetinin küçük ortağı ANEL Partisi Genel Başkanı ve Savunma Bakanı Panos Kammenos, hükümetten ayrılma kararı aldı.

İsrail Başbakanı Netanyahu, İsrail ordusunun Suriye’nin başkenti Şam’da İran ve Hizbullah’a ait noktalara hava saldırısı düzenlediğini ilk kez resmi olarak açıkladı.

Tunus Nahda Hareketi lideri Raşid el-Gannuşi, yıl sonunda yapılması beklenen Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlere hareketin katılacağını ancak kendisinin aday olmayacağını açıkladı.

Rus Dışişleri Sözcüsü Zaharova, Ukrayna’nın Türk yapımı İHA satın almasına ilişkin yaptığı açıklamada, “Kiev rejimine silah verilmesi Ukrayna’daki iç krizi kötüleştiren bir faktöre dönüşmemeli” ifadelerini kullandı.

İran Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Bakıri, “İran düşmanlarının, askeri bir adımın çok maliyetli olduğu sonucuna vararak ülkede iç karışıklık çıkarma ve paralı askerleri harekete geçirme planını devreye koyduğunu” ileri sürdü.

ABD Başkanı Trump, Türkiye’nin Suriye’de Kürtleri (YPG) vurması durumunda, Türkiye’yi ekonomik yıkıma uğratacaklarını ve bölgede 32 kilometrelik bir güvenli bölge oluşturacaklarını söyledi.

Rusya Duma Savunma Komitesi Başkanı Şamanov, Suriye’nin güneyindeki Tanf üssünün kontrolünün yakın zamanda Türkiye’ye devredilebileceğini veya özel askeri bir şirketin yönetiminde kalabileceğini bildirdi.

Pakistan, Çin yapımı LY-80 uzun menzilli hava savunma sistemini test etti.

HTŞ lideri Cevlani, PKK’nın Arap bölgelerini de işgal ettiğini belirterek Fırat’ın doğusuna yapılacak operasyonu desteklediklerini açıkladı.

Türkiye hariç 7 ülke (İsrail, Yunanistan, Mısır, İtalya, Ürdün, Filistin ve GKRY Enerji Bakanları), Mısır’ın başkenti Kahire’de altyapı maliyetlerini düşürmek ve rekabetçi fiyatlar sunmak için Doğu Akdeniz Enerji Forumu kurulmasını kararlaştırdı.

Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanı Muhammed Gargaş, YPG’ye destek çıkarak, ‘Örgütün rolünü Suriye’nin toprak bütünlüğü kapsamında korumak Arapların çıkarına’ dedi.

YPG komutanlarından Mustafa Bila, BAE’nin YPG desteği üzerine ‘Yeni Osmanlı İmparatorluğu planlarına karşı Araplar ile Kürtler Türklere karşı iş birliği yapmalı’ dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Suriye’de Türkiye sınırı boyunca güvenli bölge bizim tarafımızdan oluşturulacak.” dedi.

ABD Başkanı Trump, Beyaz Saray’daki bir kabulünde hükümetin kısmen kapanması nedeniyle yeterli mutfak personeli bulunmadığını gerekçe göstererek konuklarına dışarıdan söylediği hamburger, patates kızartması ve pizza sundu.

İngiliz parlamentosunda yapılan oylamada İngiltere Başbakanı Theresa May’in AB ile vardığı birlikten çıkış (Brexit) anlaşması 202 evet oyuna karşı 432 hayır oyu ile reddedildi.

Menbiç’te Amerikan askerlerinden oluşan delegasyonunun kenti ziyaret ettiği sırada bomba patladı. Yaşanan patlamada 5’i Amerikalı 20 kişi öldü.

Kenya Devlet Başkanı Kenyatta, Nairobi’de dün otele yapılan saldırıda 14 masum insanın hayatını kaybettiğini ve saldırganların tamamının etkisiz hale getirildiğini söyledi.

SDG/YPG’li teröristler, “Türkiye ile Suriye sınırında istikrarı sağlayacak anlaşma ve çözümlere ulaşmayı umuyoruz” açıklamasında bulundu.

ABD Başkan Yardımcısı Pence “Birliklerimizi eve getiriyoruz, IŞİD yenildi. Ancak IŞİD’in çirkin yüzünü yeniden göstermeyeceğinden emin olmak için bölgede kalacağız, mücadelenin içinde kalacağız.” dedi.

ABD Dışişleri Bakanlığı, Türkiye’ye yönelik seyahat uyarısını güncelledi. Türkiye’nin statüsü, “Seyahat etmeyi yeniden değerlendirin” anlamına gelen 3. seviyede, Irak ve Suriye sınırına yakın bölgeler ise “Seyahat etmeyin” anlamına gelen 4. seviyede tutuldu.

İsrail Enerji Bakanı Yuval Steinitz, İsrail’in birkaç ay içinde Mısır’a gaz göndermeye başlayabileceğini söyledi. [Reuters]

İran Dışişleri Bakanı Zarif IKBY ve merkezi Bağdat hükümetini, Genelkurmay Başkanı Bakıri ise Azerbaycan’ı ziyaret etti.

ABD’nin Afganistan Özel Temsilcisi Zalmay Halilzad, “Taliban eğer barış konusunda görüşmek isterse görüşeceğiz, savaşmak isterse savaşacağız.” dedi.

Venezeula’da Ulusal Meclis Başkanı Juan Guaido’yu kısa süreliğine hükümetten habersiz olarak gözaltında tutan 12 istihbarat ajanı tutuklandı.

Avrupa Birliği, Rusya tarafından Kerç Boğazı’nda gözaltına alınan Ukrayna askerlerinin ivedilikle ve şartsız serbest bırakılması çağrısında bulundu.

İtalya’nın eski başbakanı Berlusconi, 26 Mayıs’ta yapılacak Avrupa Parlamentosu seçimlerinde aday olacağını açıkladı.

Venezuella Devlet Başkanı Maduro’nun ekonomiden sorumlu yardımcısı Tareck Maddah, ülkesinin altınlarının işleneceği Çorum’a gelerek rafineriyi inceledi.

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, ülkesinin bu yıl Suriye ve Irak’ta askeri varlığını sürdüreceğini söyledi.

Pentagon’un yayımladığı Füze Savunma İnceleme Belgesi’nde, İsrail’e 2028 yılına kadar her yıl 500 milyon dolarlık bütçe desteği verileceği belirtildi.

Daha önce Rakka’daki yıkımı görüntüleyen Washington Post Beyrut Büro Şefi Sly, “YPG’nin PKK’nın uzantısı olduğu açık. ABD IŞİD ile mücadelede esasen PKK olan YPG ile çalıştı ve bunun Türk-Amerikan ilişkilerine negatif etkileri oldu.” dedi.

Kolombiya’nın başkenti Bogota’daki bombalı araçla düzenlenen terör saldırısında ölenlerin sayısının 21’e yükseldiği duyuruldu.

Rusya lideri Putin, Kosova’nın kendi ordusunu kurarak provokatif adımlar attığını, bu ülkenin Sırbistan ile olan tansiyonu artırmasının bölgenin istikrarına zarar verdiğini söyledi. Putin, Kosova’nın kuracağı ordunun yasal olmayacağını da öne sürdü.

Ukrayna Dışişleri Bakanı Pavel Klimkin, Kiev’in Rusya ile olan yaklaşık 50 anlaşmayı iptal etmeyi planladığını söyledi.

Japon Denizi üzerinde eğitim uçuşu yaparken çarpışan Rus Su-34’leri düştü. Uçakları kullanan pilotlar fırlatma sistemini kullanarak paraşütle denize indi.

Rusya’nın YPG’nin kurduğu Bab Askeri Meclisi flamalı araçlarla ortak devriye yaptığı belirtildi.

AB Komisyonu, ABD ile sanayi ürünlerinde gümrük vergilerini kaldırmak üzere ticaret müzakereleri yapmak için üye ülkelerden yetki talep etti.

Irak ve Afganistan’daki eylemleriyle sık sık gündeme gelen Blackwater’ın kurucusu Erik Prince, Suriye’den çekilecek ABD askerlerinin yerini alabileceğini belirtti.

Rusya Dışişleri Baknalığı, Moskova’nın Venezuela yönetimi ile muhalifler arasında arabuluculuk yapabileceğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fırat’ın doğusuna ilişkin, “Güvenli bölge sözünün birkaç ay içinde yerine gelmesini bekliyoruz. Aksi takdirde biz oluşturacağız.” dedi.

Almanya Dışişleri Bakanı Maas, diğer Avrupalı ülkeler gibi Venezuela’daki gelişmelere ilişkin, ”Tarafsız değiliz. Halk Meclisi’nin yanındayız. Maduro demokratik olarak meşru bir başkan değildir.” diyerek muhalif lider Guaido’yu desteklediklerini duyurdu.

Menbiç’te bin civarında YPG’li teröristin bulunduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Rusya da ABD de PYD/YPG’li’nin Menbiç’i boşaltılacağını söylüyorlar.” dedi.

ABD, Venezuela’daki 2. derecedeki diplomatlarının ülkeyi terk etmesini istedi.
Deyri Zor güneyinde tek bir yerleşim yerine sıkıştırılan IŞİD, dün ani bir saldırıyla onlarca YPG’liyi öldürerek bazı noktaları tekrar ele geçirdi.

İngiltere Dışişleri Bakanı Hunt, “İngiltere, Juan Guaido’nun Venezuela’yı ileriye götürecek doğru kişi olduğuna inanıyor. Bunun gerçekleşmesi için ABD, Kanada, Brezilya ve Arjantin’e destek veriyoruz.” dedi.

Rusya lideri Vladimir Putin, Venezüela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile yaptığı telefon görüşmesinde ülkenin meşru iktidarına destek verdiğini ifade etti.

Davos’ta konuşan İtalya Başbakanı Giuseppe Conte, “Fransa’nın BM Güvenlik Konseyindeki koltuğu AB’ye verilmeli. Eğer Fransa BM Güvenlik Konseyindeki yerini kullanılabilir bir hale getirmek istiyorsa bunu konuşalım” dedi.

ABD Temsilciler Meclisi, Suriye’deki Esad rejimine ve rejimle iş yapanlara yönelik sert yaptırımlar içeren yasa tasarısını oy birliğiyle onayladı.

Venezuela lideri Maduro’nun ABD diplomatlarına 72 saat süre vermesinin ardından kendisini başkan ilan eden Guaido diplomatlarının kalacağını duyurdu. ABD Dışişleri Pompeo da diplomatların orada kalacağını ve personeli korumak için tüm tedbirleri alacağını duyurdu.

AB Konseyi Başkanı Tusk, “Umarım tüm Avrupa Venezuela’daki demokratik güçlere destek verir. Maduro’nun aksine Ulusal Meclis ve Juan Guaido, vatandaşlarının verdiği demokratik yetkiye sahip” diyerek ABD paralelinde bir açıklamada bulundu.

Venezuela Savunma Bakanı Vladimir Padrino, ordunun ülkenin anayasasını ve milli egemenliğini savunacağını belirterek, ‘dayatılan bir Devlet Başkanını’ kabul etmeyeceklerini açıkladı.

Ekonomik sıkıntıların yaşandığı ve protestoların devam ettiği Sudan, Türkiye, Rusya ve BAE’nin buğday ve petrol gibi ürünlerden oluşan yardım teklifini kabul etti.

Rus Dışişleri, İdlib’deki durumun hızla kötüleştiğini, bölgenin neredeyse tamamen ‘Nusra’nın’ kontrolü altında olduğunu belirtti.

ABD Anayasa Mahkemesi, Başkan Trump’ın ‘ABD ordusuna trans bireylerin alınmasını yasaklayan Başkanlık Kararnamesi’nin yürürlüğe girmesini onayladı.

Meksika haricinde Amerikan kıtasındaki Honduras, El Salvador, Guatemala, Brezilya, Haiti, Dominik Cumhuriyeti, Kolombiya, Peru, Ekvator, Paraguay ve Kanada, tıpkı ABD gibi Venezuela Başkanı olarak Maduro yerine Juan Guaido’yu tanıdığını ilan etti.

ABD Başkanı Trump, Venezuela Ulusal Meclis Başkanı Juan Guaido’yu ülkenin “geçici devlet başkanı” olarak tanıdığını açıkladı.

Tayland’da Kraliyet, ülkede ordunun 2014’te iktidara gelmesinden bu yana ilk genel seçimin yapılacağını duyuran bir kararname çıkardı.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, İsviçre’nin Davos kasabasında ‘gayriresmi olarak’ bir araya geldi.

Afganistan’daki NATO kuvvetlerinden yapılan açıklamada, bir ABD askerinin uğradığı silahlı saldırı sonucu öldüğü duyuruldu. Öldürülen askerin ismi, ülkenin hangi vilayetinde ve nasıl öldürüldüğüne dair ise bilgi paylaşılmadı.

Bulgaristan Ekonomi Bakanı Emil Karanikolov, “Bizim muhteşem komşumuz Türkiye, Avrupa Birliği’nin stratejik ortağıdır.” dedi.

Kerç Boğazı yakınlarında iki gün önce, Maestro ve Candy adlı Tanzanya bayraklı iki gemide meydana gelen yangın felaketinde 4 Türk mürettebat hayatını kaybetti.

ABD Dışişleri Bakanlığı Avrupa ve Avrasya İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mitchell, görevinden istifa edeceğini duyurdu.
Yunanistan’da, Türkiye sınırındaki askeri bölgede fotoğraf çekerken yakalanan bir İngiliz vatandaşı ile Yunan ordusu mensubu bir başçavuş casusluk suçlamasıyla gözaltına alındı.

Zeytin Dalı Harekatı’nın ilk şehidi Piyade Astsubay Üstçavuş Musa Özalkan’ın şehadete ulaşmasının üzerinden bir yıl geçti.

PYD/PKK terör örgütü yöneticilerinden İlham Ahmed, özerkliklerini anayasal güvence altına alan bir anlaşmaya varılması durumunda, DSG’nin yeni Suriye ordusuna dahil edileceğini söyledi. İlham Ahmed, 2017 başında ABD’ye gitmiş ve bir ay boyunca yetkililerle görüşmeler yapmıştı.

PYD/PKK terör örgütü yöneticilerinden İlham Ahmed, özerkliklerini anayasal güvence altına alan bir anlaşmaya varılması durumunda, DSG’nin yeni Suriye ordusuna dahil edileceğini söyledi. İlham Ahmed, 2017 başında ABD’ye gitmiş ve bir ay boyunca yetkililerle görüşmeler yapmıştı.

İran’a yakın Bina Koalisyonu Milletvekili Mansur Buayci, “Yabancı güçlerin Irak topraklarından çıkarılması için hazırladığımız yasa tasarısının son aşamalarına gelindi.” dedi.

İtalya Başbakan Yardımcısı Maio’nun Fransa’yı Afrika’yı sömürmek ve göçü tetiklemekle suçlayan konuşmalarının ardından İtalya’nın Fransa Büyükelçisi Fransa Dışişleri Bakanlığı’na çağrıldı.

Almanya’da iç istihbarattan sorumlu Anayasayı Koruma Teşkilatı (BfV) Başkan Yardımcılığına Türk kökenli Sinan Selen getirildi.

Japonya, ABD’nin İran’a uyguladığı yaptırımlardan muaf tutulmasının ardından bu ülkeden ilk petrol ithalatını gerçekleştirdi. Fuji Petrol Şirketi yetkilileri, 2 milyon varil petrol yüklemesi yapılan tankerin pazar günü Basra Körfezi’nden ayrıldığını söyledi.

Katar Dışişleri Bakanı Al Sani, ülkesinin Lübnan ekonomisini desteklemek amacıyla devlet tahvillerine 500 milyon $ yatırım yapacağını açıkladı.
Günün en önemli haberi: Taliban’ın bir askeri üsse düzenlediği saldırıda 126 Afgan güvenlik gücü hayatını kaybetti. Saldırıyı düzenleyen 4 Taliban üyesinden biri üzerindeki bombayı patlattı ve ardından 3 militan askerlerle girdiği çatışmada öldü.

Haseke kırsalında ABD konvoyuna yapılan saldırıda 2 ABD askerinin yaralandığı, 8 PKK’lının da öldüğü belirtildi.

Rusya Ulusal Savunma Yönetimi Merkezi, Rusya donanmasına ait Boykiy ve Soobrazitelnıy isimli iki hafif savaş gemisinin, Baltık denizinde ABD’nin iki destroyer gemisine refakat ettiği açıklamasını yaptı.

Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, ortak şifreli para birimi oluşturmayı planladıklarını açıkladı.

ABD Başkanı Trump ile Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’nin kuzeydoğusu için karşılıklı olarak güvenlik endişelerini giderecek ve müzakere edilmiş bir çözümün aranmaya devam edilmesi konusunda mutabık kaldı.

Filipinler’de yapılacak referandum sonrası kapsamlı özerkliğe kavuşacak olan Moro Müslümanları, Türkiye ile temas halinde olacaklarını bildirdi. Moro İslami Kurtuluş Cephesi lideri Hacı İbrahim, “Türkiye’nin bu yeni süreçte desteğini artırmasına ihtiyacımız var” dedi.

İsrail istihbaratına yakın DEBKA ajansı, Menbiç’teki Amerikan askerlerinin öldüğü intihar saldırısının emrini İran Devrim Muhafızları’na bağlı Kudüs Gücü Komutanı General Kasım Süleymani’nin verdiğini yazdı.

Suriye’ye füze saldırısının ardından konuşan İsrail Başbakanı Netanyahu, İran’ın Suriye’deki varlığına karşı mücadelenin ülkesinin kalıcı politikası olduğunu belirtti.

Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde Anayasa Mahkemesi, seçimi ana muhalefet partisi UDPS’nin kazandığını onayladı. Artık KDC Cumhurbaşkanı Felix Tshisekedi. Vatikan’a bağlı Katolik Kilisesi, 40 bin gözlemcisi olduğunu iddia ederek seçimleri Fayulu’nun kazandığını ileri sürmüştü.

Komorlar Cumhurbaşkanı Assoumani, “Suudi Arabistan elçiliğinde bir Suudi vatandaşı suikaste maruz kaldığında yanlış olan nedir? Her gün dünyada yüzlerce insan ölüyor ve kimse bunu kınamıyor” yorumunu yaptı.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Kasımi, “İran, Washington’un yasa dışı müdahalelerine karşı Venezuela’nın meşru hükümetini ve halkını desteklemektedir” açıklamasında bulundu.

Akdeniz’in Libya açıklarında 120 sığınmacıyı taşıyan bir bot battı. İkisi bebek biri hamile kadın 117 kişi hayatını kaybetti.

Terör örgütü Eş-Şebab, Somali’nin güneybatısında 60 çocuğu kaçırdı.

ABD’li Senatör Graham, “Türkiye’yi korumalı ve Suriye’de Türkiye için ortaya çıkardığımız (YPG/PKK) sorunu çözmeliyiz.” dedi.

Sırbistan Devlet Başkanı Vucic, Moskova ve Belgrad yönetimlerinin Türk Akımı doğalgaz boru hattının Sırbistan’dan geçecek kısmını Rusya ile birlikte finanse edeceğini söyledi.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına hak kazanmış 53 bin 99 Suriyelinin 31 Mart seçimlerinde oy kullanabileceğini belirtti.

İran Haber Ajansı Press TV, Suriye’de 5’i ABD askeri 20 kişinin hayatını kaybettiği bombalı saldırının faili olarak, Polat Alemdar rolüyle ünlenen Necati Şaşmaz’ın fotoğrafını paylaştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD’li senatör Lindsey Graham ve beraberindeki heyeti kabul etti. Görüşme 2.5 saate yakın sürdü.

IŞİD, Rusya’nın Çelyabinsk bölgesindeki Magnitogorks kentinde 10 katlı bir binaya bomba yerleştirerek saldırdığını açıkladı. 39 kişi hayatını kaybetti, 79 kişi kayıp. Örgüt saldırıyı al Naba isimli sözde gazetesinde üstlendi.

Ukrayna Dışişleri Bakanı Pavel Klimkin, Kiev’in Rusya ile olan yaklaşık 50 anlaşmayı iptal etmeyi planladığını söyledi.

AB Komisyonu, ABD ile sanayi ürünlerinde gümrük vergilerini kaldırmak üzere ticaret müzakereleri yapmak için üye ülkelerden yetki talep etti.

Rusya’nın YPG’nin kurduğu Bab Askeri Meclisi flamalı araçlarla ortak devriye yaptığı belirtildi.

Japon Denizi üzerinde eğitim uçuşu yaparken çarpışan Rus Su-34’leri düştü. Uçakları kullanan pilotlar fırlatma sistemini kullanarak paraşütle denize indi.

Rusya lideri Putin, Kosova’nın kendi ordusunu kurarak provokatif adımlar attığını, bu ülkenin Sırbistan ile olan tansiyonu artırmasının bölgenin istikrarına zarar verdiğini söyledi. Putin, Kosova’nın kuracağı ordunun yasal olmayacağını da öne sürdü.

Kolombiya’nın başkenti Bogota’daki bombalı araçla düzenlenen terör saldırısında ölenlerin sayısının 21’e yükseldiği duyuruldu.

Daha önce Rakka’daki yıkımı görüntüleyen Washington Post Beyrut Büro Şefi Sly, “YPG’nin PKK’nın uzantısı olduğu açık. ABD IŞİD ile mücadelede esasen PKK olan YPG ile çalıştı ve bunun Türk-Amerikan ilişkilerine negatif etkileri oldu.” dedi.

Pentagon’un yayımladığı Füze Savunma İnceleme Belgesi’nde, İsrail’e 2028 yılına kadar her yıl 500 milyon dolarlık bütçe desteği verileceği belirtildi.

ABD Başkanı Trump, 35 gündür kapalı olan federal hükümetin yeniden açılması konusunda Kongre ile uzlaştığını açıkladı.

Sudan’da ana muhalefetteki Milli Ümmet Partisi lideri Sadık el-Mehdi, Sudan’da yönetimin idareyi bırakması ve bir geçiş hükümetinin kurulması için çağrı yaptı. Mehdi, göstericilerin El Beşir istifa edinceye kadar sokaklardan ayrılmamasını istedi.

Avrupa Birliği Komisyonu, Beşşar Esad’ın AB’li diplomatların Şam’a giriş ve çıkışını sağlayan çoklu vizeleri askıya aldığını duyurdu.

İran Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkanı Haşmetullah Felahetpişe, İsrail’in Suriye’ye saldırıları sırasında Rusya’nın S-300 sistemlerini devre dışı bıraktığını söyledi.

Venezuela Devlet Başkanı Maduro, ABD ile diplomatik ve siyasi ilişkilerin kesilmesinin iki ülke arasındaki petrol ticaretini etkilemeyeceğini söyledi.

Irak’ın Duhok bölgesindeki Türk askeri üssüne yapılan ‘saldırı’ ile ilgili yapılan farklı iddialar nedeniyle Milli Savunma Bakanlığı’nın resmi açıklamasını bekliyoruz.

Avrupalı liderler, Venezuela’da kısa süre içinde seçimler ilan edilmezse Maduro’yu kesin olarak tanımayacaklarını duyurdu.

Irak’taki olaya ilişkin resmi açıklama yayınlandı: “Irak kuzeyinde yer alan bir üs bölgemize PKK terör örgütünün provakasyonu neticesinde bir saldırı gerçekleşmiştir. Saldırıda kısmi araç ve malzeme hasarı oluşmuştur. Olayla ilgili gerekli tedbirler alınmaktadır.”

Amerika Birleşik Devletleri ile Taliban temsilcileri arasında Katar’ın başkenti Doha’da yapılan barış müzakereleri sona erdi.

ABD Dışişleri Bakanı Pompeo, “Bütün ülkelerin taraf tutma zamanı geldi. Ya özgürlüğü seçen güçlerin yanında olursunuz, ya da Maduro ve kargaşasını seçersiniz” dedi. Pompeo bütün ülkelere, Venezuela Devlet Başkanı Maduro ile ekonomik ilişkilerini bitirmeleri çağrısı yaptı.

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Ryabkov “İran ile Suriye’deki ilişkimize müttefiklik diyemeyiz. Suriye’de İsrail’in güvenlik ihtiyaçlarını göz ardı etmiyoruz” dedi.

IKBY hükümeti yaptığı yazılı açıklamada, Duhok’taki Türk askerine yönelik saldırı girişiminin perde arkasında “bir el” olduğunu ve bu nedenle olaylara ilişkin inceleme yapılacağını ve olaya karışanların cezalandırılacağını belirtti.

Hizbullah Genel Sekreteri Nasrallah, ABD’nin çekilme kararı sonrası Suudi Arabistan ve BAE’nin telaşa kapıldığını, bu iki ülkenin Türkiye’yi kendileri için Suriye’de en büyük tehdit olarak gördüğünü söyledi.

Venezuella’nın ABD’deki Savunma Ateşesi Albay Jose Luis Silva, kendisini ‘geçici başkan’ ilan eden muhalif lider Juan Guaido’yu devlet başkanı olarak tanıdığını söyledi.

IKBY Başbakanı Barzani, ‘Biz topraklarımızdan komşu ülkelere saldırılmasını kabul etmiyoruz. Sivil ölümlerinin sorumlusu PKK’dır. Yaşananlar PKK’nın bölgedeki varlığı nedeniyle olmaktadır’ açıklamasında bulundu.

ABD ile ilişkileri bitirme konusunda geri adım atan Venezuela lideri Maduro, ABD ile müzakere etme konusunda anlaştı.

Kuzey Irak’ta Türk üssüne saldırı yapıldığı sırada bölgede olan ve haberleri halkı TSK’ya karşı kışkırtarak yayınlayan NRT Kanalının Duhok’taki ofisi, emniyet güçleri tarafından kapatıldı.

Sudan Devlet Başkanı el-Beşir, Katar Emiri Al Sani ile görüştükten 5 gün sonra Kahire’de Mısır Cumhurbaşkanı Sisi ile görüştü.

Yunanistan Başbakanı Çipras, 5 Şubat’ta Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmek için Ankara’ya gelecek.

İsrail Başbakanı Netanyahu, Venezuella Ulusal Meclis Başkanı muhalif lider Juan Guaido’yu ülkenin ‘geçici devlet başkanı’ olarak tanıdığını duyurdu.

Suriye Dışişleri Bakanlığı gerekli koşullar oluştuğu takdirde Adana Mutabakatını uygulamaya hazır olduğunu açıkladı.

Avustralya Dışişleri Bakanı Payne, ülkesinin Venezuela Ulusal Meclis Başkanı Juan Guaido’yu seçim yapılıncaya kadar geçici devlet başkanı olarak tanıdığını ve desteklediğini belirtti.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Japonya’nın yaptırımları desteklemesinin barış anlaşması imzalanmasını engellediğini, artık 2. Dünya Savaşı’na son verip anlaşmaya varılması gerektiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şimdiye kadar yaklaşık 4 milyonu Suriyeli olmak üzere bütün mültecilere BM hesaplarına göre 35 milyar dolar kaynak aktardık.” dedi.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Türkiye ve Suriye’nin Adana mutabakatını sınır güvenliğinin sağlanması için kullanmasını mümkün gördüklerini söyledi.

Daha önce Şam ve Moskova’ya giden, ardından da Riyad’da muhalif liderler ile görüşen Birleşmiş Milletler Suriye Özel Temsilcisi Pedersen, bugün Ankara’da Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu ile bir araya gelecek.

Eski Suriye Ankara Büyükelçisi Nidal Kablan, Türkiye ve Suriye arasındaki Adana Mutabakatı’nın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın genişleme planlarının etkisini azaltmak için yeniden gündeme getirildiğini söyledi.

Rusya’ya ait Su-27 avcı uçağının Baltık Denizi üzerinde ABD’nin Poseidon P-8A denizaltısavar uçağına önleme yaptığı belirtildi.

Venezuela Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Birliği ülkelerinin ültimatomunu kınayarak, bu durumu sömürgeci ülkelerin eylemleriyle karşılaştırdı.

Kendisini geçici devlet başkanı ilan eden Amerikan destekli Juan Guiado, halkı sokağa çağırıp IMF ve Uluslararası İşlem Bankası’ndan ülkesine ambargo uygulamasını istedi.

Malezya Başbakanı Mahathir Muhammed, “İsrail, kınanmayı hak eden suçlu bir devlettir.” dedi.

İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Cihangiri, Suriye’nin yeniden imarında bu ülkenin yanında durmaya devam edeceklerini belirterek, Basra Körfezi ile Akdeniz’i demir yolu birbirine bağlayarak ticareti geliştirebileceklerini söyledi.

ABD ile Taliban arasında süren barış görüşmelerinde “Afganların topraklarında terörist barındırmayacağı garantisine karşılık ABD’nin de ülkeden tamamen çekilmesi” ilkesi kapsamında mutabık sağlandı.

Venezuella’da kendini geçici devlet başkanı ilan eden Ulusal Meclis Başkanı Juan Guaido, ABD’nin yaptırım uyguladığı Venezuella’nın petrol şirketleri PDVSA ve Citgo’nun hesaplarının kontrolünü aldığını öne sürdü.

‘Macron karşıtı sağcı Le Pen’i destekleyen’ İtalya’da İçişleri Bakanı Matteo Salvini, “İlk önce Fransa, yıllardır ağırladığı teröristleri ve katilleri iade etsin, daha sonra Macron’la konuşuruz” dedi.

Kırgızistan ve Türkiye, Kırgızistan’da yaşayan Türkler ve Türkiye’de yaşayan Kırgızlar için emeklilik haklarının ve yükümlülüklerinin oluşturulmasında eşit şartlar üzerinde anlaştı.

Kendisini Venezuela’nın geçici devlet başkanı ilan eden Guaido, Venezuela Meclisi’nden ABD, Kanada, Arjantin, Kolombiya ve diğer ülkelere diplomatlar atamak için izin istedi. Venezuela Meclisi ise Guaido’nun belirlediği 11 ülkeye yeni büyükelçilerin atanması kararını onadı.

ABD Savunma Bakan Vekili Patrick Shanahan, “IŞİD artık bir alanı yönetmiyor. IŞİD’in artık kuvvet toplama özgürlüğü yok. Suriye artık onlar için güvenli bölge değil. Onların lider kadrosunun çoğunu ortadan kaldırdık.” dedi.

‘ABD’nin Venezuela Başkanı’ Juan Guaido, Batı Sahra’yı devlet olarak tanımaktan vazgeçme karşılığında Fas’a kopuk olan ilişkilerin yeniden kurulması teklifinde bulundu. Fas, 2009’da Polisario Cephesi’ne verdiği destek nedeniyle Venezuela ile ilişkilerini kesmişti.

ABD tarafından Washington’a davet edilen ve Trump ile görüşen SDG’nin siyasi liderlerinden İlham Ahmed, Trump’ın ‘Kürtler için güvenli bölge’ kuracağını yinelediğini iddia etti.

Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin Kassam Tugayları, Gazze’ye destek amaçlı yollanan mali bağışın İsrail tarafından engellenmesinin ardından Filistin direnişine sanal para Bitcoin ile destek talebinde bulundu.

MGK bildirisi açıklandı: Kıbrıs, Doğu Akdeniz, Ege ve Karadeniz’deki hak ve menfaatlerin korunmasına yönelik bütün tedbirler devam edecek.

ABD Başkanı Trump, Afganistan’da Taliban ile süren barış görüşmeleri hakkında, “18 yıllık savaşın ardından yapılan görüşmeler iyi gidiyor. Afgan halkı barış istiyor. Yakında görüşmelerin ne kadar başarılı olduğunu göreceğiz.” dedi.

ABD Başkanı Trump’ın konvoyunun karıştığı trafik kazasında, biri protestocu diğeri gizli servis ajanı olmak üzere 2 kişi yaralandı.

Rusya’nın BM Daimi Temsilcisi Vasiliy Nebenzya, İdlib’in Şam hükümetinin kontrolüne geçmesinin komşu ülkelerin de yararına olacağını kaydetti.

Almanya Dışişleri Bakanlığı Asya ve Doğu Avrupa yetkilisi Mihael Zilberth, Rusya’nın kontrolündeki Kerç Boğazı’na ve Karadeniz’e Alman savaş gemilerini göndermeye hazır olduklarını açıkladı.

Venezuela Devlet Başkanı Maduro, “Biz dünyanın en çok petrol rezervine sahip ülkesiyiz. ABD, Libya ve Irak’ta yaptığı gibi bizim petrolümüze el koymaya çalışıyor.” dedi.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, “Bazı Batılı ülkeler İdlib Mutabakatı’nın bozulması için Heyet Tahrir-üş Şam’ı teşvik ediyor” açıklamasını yaptı.

Avrupa Parlamentosu Guaido’yu Venezüella Geçici Devlet Başkanı olarak tanıdı. Guaido’yu Venezuela’nın “Geçici Devlet Başkanı” olarak tanıyan Avrupa Parlementosu, Avrupa Birliği (AB) hükümetlerini de Guaido’yu tanımaya çağırdı.

Milli Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada “Suriye’de son dönem yaşanan gelişmelerle ilgili görüşmeler yapmak üzere Milli Savunma Bakanlığı’ndan Rusya’ya gönderilen heyet temaslarına başladı” denildi.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, “Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Anlaşması’nın (INF) olmadığı bir dünyaya hazırlanmalıyız” dedi.

Almanya, Fransa ve İngiltere’nin İran ile ticaret yapmak amacıyla ortaklaşa “Instex” adlı bir ödeme mekanizması kurduğu duyuruldu.

Fransa Ulusal Meclisi, protesto gösterilerinde maske takılmasını yasakladı.

Lübnan Cumhurbaşkanlığı, yeni hükümetin kurulduğunu duyurdu. Ülkede 24 Mayıs 2018’den bu yana partiler arasında yaşanan kriz nedeniyle hükümet kurulamıyordu.

BAE Dışişlerinden sorumlu devlet Bakanı Enver Muhammed, ülkesinin Suriye’de Kürtlere (YPG’ye) büyük sempati duyduğunu ve BAE hükümetinin Kürtleri koruması gerektiğine inandığını söyledi.

ABD Senatosu, Cumhuriyetçi Senatör Mitch McConnell tarafından hazırlanan Suriye ve Afganistan’dan çekilme karşıtı tasarıya 68’e 23 oyla onay verdi. Tasarının bağlayıcılığı bulunmuyor.

ABD Savunma Bakanlığının, yasa dışı göçmenlerin ülkeye girişini engellemek için Meksika sınırında 3 bin 500 asker daha konuşlandıracağı bildirildi. Ek sevkiyatla sınırdaki asker sayısı 5 bin 800’e ulaşacak.

ABD’nin Kuzey Kore Özel Temsilcisi Stephen Biegun, Pyonyang yönetiminin tüm nükleer malzeme zenginleştirme tesislerini yok etme taahhüdünde bulunduğunu söyledi.

Çin ile ABD arasındaki ‘ticaret savaşı’ nedeniyle ilan edilen 90 günlük ‘ateşkes’ sona yaklaşırken ABD Başkanı Trump, yeni ticaret anlaşması için Çin’e daha fazla zaman verebileceğini açıkladı.

İtalya Dışişleri, “Venezuela’daki muhalif lider Guaido’yu BM’nin içişlerine karışmama ilkesi gereği Başkan olarak tanımıyoruz. Başka bir ülkenin içişlerine karışmasına karşıyız.” açıklamasında bulundu. İtalya, Guaido’yu tanımadığını duyuran ilk AB üyesi ülke oldu.

ABD öncülüğündeki IŞİD ile Mücadele Koalisyonu;

2014 -2018 yılları arasında Irak ve Suriye’de en az 1190 sivili katlettiklerini, IŞİD mevzilerine de yaklaşık 32 bin 400 hava saldırısı düzenlediklerini duyurdu.

ABD, Türkiye’nin Venezuela ile ticaretini incelediğini ve yaptırımlar ihlal edildiğinde harekete geçeceklerini duyurdu. ABD, Venezuela’nın altın satışlarını durdurmak için 3 ay önce yeni yaptırımlar getirmişti. 2018’de Türkiye Venezuela’dan 20 tondan fazla altın ithal etti.

Avrupa Birliği ile Japonya arasındaki dünyanın en kapsamlı ticaret anlaşması yürürlüğe girdi. Serbest ticaret anlaşması karşılıklı gümrük vergilerinin yüzde 95 oranında indirilmesini öngörüyor.

ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, ”Venezüella için diyalog zamanı bitti, artık harekete geçme zamanı” açıklamasını yaptı.

İsrail, Türk vatandaşlarının Kudüs’ü yılda birden fazla ziyaret etmelerini 18 yaşından küçük Türk vatandaşlarının da velisiz şehre girişini yasakladı.

Avrupa Parlamentosu milletvekilleri, Pakistan Anayasa Mahkemesi’nin 13 Aralık 2018 tarihinde FETÖ’ye bağlı “Pak-Türk Uluslararası Çağ Eğitim Vakfı” kurumunu ve çalışanlarını “terörist” olarak ilan eden kararını kınadı.

Macaristan Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanı Szijjarto, “Çin ile iş birliği tüm Avrupa’nın çıkarına olmasına rağmen AB’nin Çin’e yaklaşımı ikiyüzlü” dedi.

Daha fazla ABD, Soğuk Savaş’tan bu yana nükleer silahların denetiminin temelini oluşturan Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Anlaşması’ndan (INF) resmen çekildiğini açıkladı. NATO’nun 29 üyesi, ABD’nin bu kararını destekleyerek Rusya’yı anlaşmayı ihlâl etmekle suçladı.

6 Bayraktar TB2 SİHA ile 3 Yer Kontrol İstasyonu, Katar’a gönderilmeden önceki testlerini başarıyla tamamladı. Bu anlaşma ile cumhuriyet tarihinde ilk kez gelişmiş hava aracı ihracatı yapıldı.

Muhalif lider Juan Guaido, yazdığı bir mektupla Meksika ve Uruguay devlet başkanlarının Venezuela Devlet Başkanı Maduro’yla kendisi arasında arabuluculuk yapma tekliflerini reddetti.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, AP’nin Guaido’yu tanıma kararına tepki göstererek “Dış müdahale çözüm getirmez, Veneuzuela’da iş savaşa bile neden olur” dedi.

Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Dündar ile Irak sınırının sıfır noktasında komandolarla bir araya gelen Milli Savunma Bakanı Akar, “Terörist ve destekçilerinin hiçbir kurtuluşu yok.” açıklamasında bulundu.

Musul’da Amerikan menşeli silahlara sahip Şii milislerle Amerikan askerleri aynı karede görüntülendi.

PKK/KCK terör örgütünün sözde yürütme konseyi üyesi Davut Baghestani ve beraberindeki 3 kişi Adana’da yakalandı.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Kurucu Cumhurbaşkanı merhum Rauf Denktaş’ın eşi Aydın Denktaş (86), solunum yetmezliği nedeniyle tedavi gördüğü hastanede vefat etti.

Venezuella Hava Kuvvetleri’nden Stratejik Planlama Direktörü General Francisco Esteban Yanez, Ulusal Meclis Başkanı Juan Guaido’yu ‘devlet başkanı vekili’ olarak tanıdığını açıkladı.

ABD’nin, Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Anlaşması’nı (INF) askıya aldıklarını duyurmasından sonra Rusya lideri Putin de INF’yi askıya aldıklarını açıkladı.

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, “Biz, Maduro’nun meşru hükümetini destekliyor ve Venezuela halkının hükümetle kenetlenerek öncekilerde olduğu gibi bu komployu da boşa çıkaracağına inanıyoruz” dedi.

Eski IKBY Başkanı Mesut Barzani ile Suriyeli muhaliflerin oluşturduğu Müzakere Yüksek Komitesi (MYK) Başkanı Nasır Hariri Suriye’deki gelişmeleri ele aldı.

ABD Ordusu: Irak’ta Kaybettik

Amerika Birleşik Devletleri Ordusu geçtiğimiz gün Irak Savaşı ile ilgili analizlerini dökümanlar halinde paylaştı.

Belgeler toplamda iki bölümden oluşuyor; “İşgal Direniş ve İç Savaş” kısmı 2003-2006 yılları arasını kapsarken, “Dalgalanma ve Geri Çekilme” bölümü ise 2007-2011 yıllarını ihtiva ediyor. Belgelerin hazırlanması 2013 yılında başladı ve tamamlanması yaklaşık 6 yıl sürdü. Buradan, ilgili çalışmanın detayı ve kapsamı hakkında ciddi ipuçları yakalayabilmek mümkün.

Rapora göre Irak İşgali’nin başlangıç sebebi Saddam Hüseyin‘in El Kaide‘ye silah ve lojistik destek sağlamasıydı. Amerikan Ordusu bugün, savaşın bitiminden sonra hem kendi düşmanlarının hemde Saddam Hüseyin’in düşmanlarının (İran ve IŞİD) avantajlı konuma geldiğini kabul etmiş durumda.

ABD Ordusu’nun Irak’ta kaybettik demesinin rapora göre çeşitli nedenleri mevcut. Bunlardan ilki işgal sırasında özellikle Irak İslam Devleti gibi selefi/cihadi örgütlere yapılan operasyonlarda gerçekleştirilen “bir takım stratejik hatalar” sonucu, Sünnilerin Irak Devleti’ne olan bağlılığının azalması ve bununla bağlantılı olarak IŞİD probleminin ortaya çıkması. İkinci sırada ise Kürtlerin merkezi yönetimden kopma noktasına gelerek bağımsızlık ısrarları (Bilindiği üzere Mesut Barzani geçtiğimiz aylarda bağımsız Kürdistan referandumu düzenlemeyi denemişti.) üçüncü sırada ise Şii bölgelerinde, yani ülkenin doğu ve güneyinde İran nüfusunun artışı. 

Bilindiği üzere, ABD bölgesel rakibi İran’ın desteklediği Haşdi Şabi milislerine, Musul ve diğer bölgelerde IŞİD’e karşı mücadelede yoğun hava desteği vermiştir. Bu durumda iki düşmanından birini tercih etmek zorunluluğu bile Irak Operasyonu’nun, itiraf edildiği gibi, ne kadar yanlış bir hamle olduğunu göstermektedir.

Bakalım Obama döneminde bölgeden çekilen ancak 2014 yılında bölgede askeri operasyonları yeniden başlatmak zorunda kalan Birleşik Devletler, bölgeden çekilecek mi? Çekilmeyecekse nasıl bir strateji izleyecek? Birlikte göreceğiz.

Merak Edilen Adana Mutabakatı Maddeleri ve Önemi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Aralık ayının başlarında yaptığı açıklamada Fırat’ın doğusuna yakın zaman içinde operasyon düzenleneceğini ifade etmişti. Bu açıklamanın ardından ABD Başkanı Donald Trump, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada ABD askerlerinin Suriye’den çekileceği mesajını vermişti. Bu açıklamalar karşısında terör örgütü PYD/PKK ise ABD askerlerini koruması altında bölgede tüneller kazmış, tahkimat yapmış ve en önemlisi de Türkiye’nin olası operasyonuna karşı Suriye rejimi ile “işbirliği” yapılabileceğini ifade eden açıklamalarda bulunmuştu. PYD/PKK yöneticilerinden İlham Ahmed, özerkliklerini anayasal güvence altına alan bir anlaşmaya varılması durumunda DSG’nin yeni Suriye ordusuna dahil edileceğini söyledi. Tüm bu gelişmeler yaşanırken Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’deki bir diğer önemli aktör olan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile 23 Ocak 2019 günü Moskova’da bir araya geldi. Görüşmenin en önemli sonuçlarından biri ise Putin’in “Adana Mutabakatı maddeleri ve Adana Mutabakatının önemini” ifade etmesi oldu.

Moskova’da gerçekleşen görüşme sonrasında yapılan ortak basın toplantısında Putin, Türkiye’nin PYD/PKK kaynaklı güvenlik çekincelerinden bahsederken Adana Mutabakatı‘nı dile getirdi. Türkiye-Suriye arasında 1998 yılında imzalanan Adana Mutabakatı’nı, Adana Mutabakatı maddeleri ve önemini, diğer yandan da gözden kaçan bir başka anlaşma olan 21 Aralık 2010 Türkiye-Suriye anlaşmasını sizler için haberimizde bir araya getirdik.

PKK elebaşı Abdullah Öcalan’ın Suriye’de çekilmiş bir fotoğrafı

Geçmişten Günümüze Suriye-PKK İlişkisi

Geçmişte Suriye’nin PKK terör örgütüne sistematik olarak vermiş olduğu destek, Türkiye-Suriye ilişkilerinde gerilime ve birçok krize sebep oldu. PKK, 15-25 Temmuz 1981 tarihinde Suriye topraklarından 60 terörist ile 1. PKK Kongresini gerçekleştirdi. Dönemin Suriye Devlet Başkanı Hafız Esad, PKK’ya Suriye-Lübnan sınırında yer alan bir bölgeyi tahsis etti, PKK da bu bölgede Helve Kampını kurdu. 1. PKK Kongresi ardından ise yine Hafız Esad’ın desteği ve baskıları ile KDP lider Barzani, Kuzey Irak’ta PKK’nın yerleşmesine izin verdi.

1984’te Suriye’nin başkenti Şam’da gerçekleştirilen 2. PKK Kongresinden sonra PKK silahlı eylem hazırlıklarını arttırma kararı aldı. İlk silahlı terör saldırısı ise aynı yıl Siirt ve Hakkari’de düzenlendi.

Yaşananların ardından Kasım 1984’te dönemin Cumhurbaşkanı Kenan Evren, Hafız Esad’a sınır güvenliğinin sağlanması ve terörist giriş çıkışına son verilmesini öngören bir teklif iletti. Hafız Esad’ın bu talebi olumlu karşılaması ile ilerleyen yıllarda iki ülke arasında birçok protokol imzalandı. Ancak Suriye tarafı bu protokollere uymayarak PKK’nın faaliyetlerini desteklemeye devam etti.

Suriye’nin PKK’ya devam eden desteği sebebiyle 1992 yılında iki ülke yeniden müzakerelere başladı. Türkiye’nin baskıları sonucu 1993 yılında Suriye, yapılan bir protokol ile PKK’yı terör örgütü olarak kabul etti. Protokole göre de Bekaa Vadisinde yer alan PKK kampının kapatılması kararı alındı.

Ancak Suriye’nin PKK terör örgütüne desteği son bulmadı. 24 Kasım 1995 tarihinde bir grup PKK’lı terörist Samandağı bölgesinden sınırı geçmiş ve askerimize saldırmıştır. Çatışmanın ardından teröristler püskürtülmüş ve sıcak takibe başlanmıştır. Takip edilen terörist grup, geldikleri yer olan Suriye topraklarına kaçmış, çatışmalar burada da devam etmiştir. Sıcak takiple başlayan operasyon genişlemiş ve zırhlı birliklerimizin Suriye’ye girmesi ve Suriye’deki terör hedeflerine topçu atışları yapılması ile sonuçlanmıştır. Yaşanan bu çatışma sonucunda Suriye’nin PKK’ya vermeye devam ettiği destek gün yüzüne çıkmış ve Türkiye, Suriye’ye sert bir nota vermiştir.

Orgeneral Atilla Ateş’in “Sabrımız Tükendi!” Açıklaması

Yukarıda anlatılan tüm bu süreç içerisinde önemli olan bir diğer nokta ise Abdullah Öcalan’ın bu dönemde Suriye’de olmasıdır. PKK elebaşı Öcalan, Suriye’nin koruması altında, 1993 yılında kapatılacağı vaad edilen Bekaa Vadisi’ndeki kamptan terör örgütünü yönetiyordu.

16 Eylül 1998 tarihinde dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı olan Org.Atilla Ateş Hatay’a gitti. Orgeneral Ateş yaptığı açıklamada “Bazı komşularımız bizim iyi niyetimizi, gösterdiğimiz yakınlığı yanlış değerlendirmişlerdir. Apo denilen eşkıyayı kendi ülkelerinde barındırıp, onu destekleyerek Türkiye’yi terör belasına bulaştırmışlardır. Türk Milleti artık bu konuda göstereceği sabrın sonuna gelmiştir. Sabrımız tükenmek üzeredir. Sabrımızı taşırmasınlar!” ifadelerini kullanmıştı.

Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ateş’in bu sert açıklamasını ardından Suriye Devlet Başkanı Hafız Esad, Türkiye’nin baskılarına daha fazla dayanamadı ve Abdullah Öcalan’ı alelacele sınır dışı etmek zorunda kaldı.

Adana Mutabakatı Maddeleri Nelerdir?

Orgeneral Ateş’in açıklamasından yaklaşık bir ay sonra 9 Ekim 1998 günü PKK elebaşı Öcalan Suriye’den çıkartıldı. Öcalan’ın Suriye’den çıkartılmasından sonra Türkiye ve Suriye arasında diplomatik görüşmelere hız verildi. 20 Ekim 1998 tarihinde Adana’da bir araya gelen Türkiye ve Suriye heyetleri arasında “Adana Mutabakatı” imzalandı. Türkiye tarafını temsilen Dışişleri Bakanlığı Müsteşar yardımcısı Uğur Ziyal ve Suriye tarafını temsilen Tümgeneral Adnan Badr al-Hasan’ın imza attığı Adana Mutabakatı maddeleri şu şekilde;

  • Suriye kendi topraklarından Türkiye’nin güvenlik ve istikrarını tehlikeye atacak eylemlere izin vermeyecek. Suriye, PKK’nın silah, lojistik ve mali destek sağlamasına ve propaganda faaliyetlerine izin vermeyecek.
  • Suriye, PKK’yı terör örgütü olarak ilan etmiştir. Suriye, diğer terör örgütlerinin yanı sıra PKK ve uzantılarının topraklarındaki faaliyetlerini yasaklamıştır.
  • Suriye, PKK’nın topraklarında eğitim kampı kurmasını ve ticari faaliyetlerde bulunmasını yasaklamıştır.
  • Suriye, PKK üyelerinin transit yollarla üçüncü ülkelere gitmesine izin vermeyecektir.
  • Suriye, PKK liderlerinin topraklarına girmesini engelleyecek ve gümrük yetkililerine bunun için talimat verecektir.

Adana Mutabakatı Geçerli Mi?

Putin’in 23 Ocak 2019’da Moskova’da Adana Mutabakatı’nı dile getirmesiyle birlikte mutabakat tartışılmaya başlandı. Bazı kesimler Adana Mutabakatı’nın Türkiye’ye doğrudan müdahale hakkı vermediğini belirtirken, bir kesim ise 21 yıl önce imzalanan bu mutabakatın artık geçerli ve işlevsel olamayacağı görüşünde.

Adana Mutabakatı maddeleri incelendiğinde, mutabakatın Türkiye’ye doğrudan bir müdahale hakkını açıkça vermediği görülüyor. Mutabakat, yaptırımlar içeren bir anlaşmadan ziyade tarafların mutabık kaldıkları hususların tutanak altına alınması niteliğindedir. Adana Mutabakatı, TBMM tarafından onaylanarak yürürlüğe girmiş bir anlaşma metni niteliğinde değildir. Ancak bu durum, Türkiye’nin Suriye’deki askeri varlığının hukuka aykırı olduğu anlamına gelmemektedir. Çünkü Türkiye, uluslararası hukuktan doğan hakları ile meşru olarak Suriye’de askeri faaliyet icra etmektedir.

Adana Mutabakatı’nın uygulanamayacağını iddia eden kesimlerin gözden kaçırdığı bir diğer önemli nokta daha vardır. 21 Aralık 2010 tarihinde Türkiye ve Suriye, Adana Mutabakatı’nı geliştirmeyi amaçlayan bir başka anlaşma daha imzaladı. Bu anlaşma ise TBMM tarafından onaylanarak 26 Nisan 2011 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlandı ve yürürlüğe girdi. Anlaşmada yer alan hükümlere göre de halihazırda yürürlüktedir.

26 Nisan 2011 Terör ve Terör Örgütlerine Karşı İşbirliği Anlaşması

1998 tarihli Adana Mutabakatı sonrasında iki ülke arasında terörle mücadele anlamından en önemli diplomatik icraatlardan biri bu anlaşmadır. dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve Suriye Dışişleri Bakanı Walid Mouallem tarafından Ankara’da imzalanan anlaşmanın hedefi, komisyon raporlarına şu şekilde yansımıştır;

“Sözkonusu anlaşma, Türkiye ile Suriye arasında 20 Ekim 1998 tarihinde imzalanan Adana Mutabakatı’nın geliştirilmesini, başta PKK olmak üzere, iki ülkenin güvenliğini ve istikrarını tehdit eden terör ve terör örgütlerine karşı ortak mücadelede kapsamlı çerçeve oluşturulmasını hedeflemektedir.”

2011 Tarihli Anlaşmanın Önemli Maddeleri

26 Nisan 2011 tarihinde yürürlüğe giren ve Adana Mutabakatı’nı geliştirmeyi amaçlayan bu anlaşmanın maddeleri, günümüzde tartışılan birçok konuya ışık tutmaktadır. Söz konusu anlaşmanın önemli bazı maddeleri şu şekildedir;

Madde 2) Bu anlaşma, tarafların terör ve başta PKK/KONGRA-GEL terör örgütü ve çeşitli adlar altındaki uzantıları olmak üzere diğer terör örgütlerine karşı ortak mücadelesinde güvenlik işbirliğini kapsamaktadır.

Madde 5) Taraflar, mevcut adları ve gelecekte alabilecekleri adlar dahil PKK/KONGRA-GEL ……………….. terör örgütleriyle mücadele etmeyi ve aşağıdaki maddeleri uygulamayı taahhüt etmişlerdir;

a) Taraflar, hiçbir terör örgütünün, özellikle PKK/KONGRA-GELterör örgütü ve uzantılarının/yan oluşumlarının, kendi topraklarını kullanmalarına, güvenlik ve istikrarını bozmalarına, bu örgütlerin;

  1. Kamp, eğitim merkezleri ve diğe tesisler kurmalarına,
  2. Militan toplama ve silah, patlayıcı madde, lojistik destek ve terörizmin finansmanının teminine,
  3. Terörizmin finansmanı kapsamında kaçakçılık ve ticaret yapmalarına,
  4. Eğitim ve propaganda faaliyetlerinde bulunmalarına,
  5. Yasadışı sınır geçişi yapmalarına,
  6. diğer tarafa ve üçüncü ülkelere militan, silah ve patlayıcı madde aktarmalarına,
  7. görsel ve yazılı basın faaliyetlerinde bulunmalarına,
  8. Bu faaliyetler için kaynak ve araç bulmalarına ve uygun ortam yaratmalarına müsaade etmeyecektir.

Madde 13) Taraflar………. 20 Ekim 1998 tarihli Adana Mutabakatı ile oluşturulan;

a) (Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanlığı ve Suriye Arap Cumhuriyeti Siyasi Güvenlik Dairesi Başkanlığı arasındaki) mevcut Güvenlik İşbirliği Komisyonu,

b) Üst Düzey Askeri Diyalog Toplantısı kapsamındaki Adana Mutabakatı Güvenlik İşbirliği alt Çalışma Grubu,

c) İki ülke Sınır Birlik Komutanları görüşmeleri,

d) Taraflardan her birinin kendi diplomatik temsilciliğine “Güvenlik Temsilcisi” sıfatıyla özel temsilciler/görevliler ataması ve bu temsilcilerin atandıkları ülkeye diplomatik Misyon Şefi tarafından takdim edilmesi,

e) Güvenlik İşbirliği Komisyonu Başkanları veya yetki verecekleri üst düzey temsilciler arasındaki “Doğrudan Telefon Hattı” (Sıcak Hat)

mekanizmaları ve yöntemleri vasıtasıyla, ortak, samimi ve kararlı işbirliği yürüteceklerdir.

Madde 23) Bu anlaşma üç yıl yürürlükte kalacaktır. ……………. diğer tarafa diplomatik kanallardan yazılı olarak bildirilmemesi halinde anlaşmanın yürürlük süresi üçer yıllık süreler halinde otomatik olarak uzayacaktır. (Anlaşmanın bu hükmüne göre 26 Nisan 2011 tarihli anlaşma 2020 yılına kadar yürürlüktedir. Çünkü anlaşmanın bittiği tarihler olan 2014 ve 2017 yıllarında diplomatik kanaldan yazılı bildirim yapılmamıştır ve anlaşma otomatik olarak 2020 yılına kadar uzamıştır)

Adana Mutabakatı Hakkında Hangi Açıklamalar Yapıldı?

Adana Mutabakatı konusunu gündeme getiren isim Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin oldu. Putin, Moskova’da Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptığı görüşmenin ardından düzenlenen basın toplantısında Türkiye’nin PYD terör örgütünden kaynaklı güvenlik kaygıları hakkında konuşurken Adana Mutabakatı’na değindi.

Putin’in açıklamalarında sonra gazetecilere konuşan Erdoğan, Adana Mutabakatı’na ilişkin; “Nitekim sayın Putin de bunu özellikle gündeme getirdi. Adana Mutabakatı önemli bir konu. Türkiye bunu işlemeli. Bunun Türkiye’nin bölgedeki ağırlığını hissettirebileceği önemli bir anlaşma olduğu kanaatimdeyim. ‘Türkiye’yi buraya kim davet etti?’ diyenlere karşı, o mutabakatı masaya getirmemiz lazım. Altında baba Esad’ın imzası var.” açıklamasını yaptı.

Erdoğan, Erzurum’da yaptığı bir başka açıklamada ise “Bu imza Türkiye’nin herhangi bir olumsuz gelişmede o topraklara girmesinin önünü açıyor. Adana Mutabakatı baba Esad döneminde atılmış imzalardır. Birinin bizi davet etmesine gerek yok. 1998’de imza attık.” ifadelerine yer verdi.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ise konuya ilişkin; ” Putin’in Türkiye müdahale edebilir anlamında söylediğini düşünüyorum, bu da önemli.” açıklamasını yaptı.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise Adana Mutabakatına ilişkin; “Anlaşma, Türkiye’nin güvenlik konusundaki endişelerini ortadan kaldırmaya yöneliktir. Suriye hükümeti belirli yükümlülükler üstlenerek bu anlaşmayı kabul etti. Biz bu anlaşmanın geçerli olduğu gerçeğinden hareket ediyoruz. Anladığım kadarıyla bu anlaşmanın tarafları olan ülkeler de aynı şekilde düşünüyor.” ifadelerini kullandı.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov ise Adana Mutabakatına yönelik; “Önemli olan bu uygulamanın hiçbir şekilde sınırda devlet dışı bölgesel oluşumların meydana gelmesine yol açmaması ve böylece Suriye’nin toprak ve siyasal bütünlüğünü tehdit etmemesi.” dedi.

Konuya ilişkin yeni bir açıklama daha yapan Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Adana Mutabakatının gündeme gelmesinin gerekçesi olarak ABD’nin Suriye’den çekilmesi kararı ve güvenli bölge planlarını gösterdi. Lavrov, Suriye hükümetinin de sınır güvenliğinin sağlanması için bu mutabakat temelinde çalışmaya hazır olduğunu söyledi.

Kaynak: StratejikOrtak.com

Duhok’taki Türk Askeri Üssünde Neler Oldu?

Kuzey Irak’ın Duhok kentinde yer alan Türk askeri üssünün önünde bir gösteri düzenlendi ve ardından üsse yönelik bir saldırı gerçekleşti. Terör örgütü PKK’ya yakın kaynaklar, saldırıyı düzenleyenleri “barışçıl siviller”, saldırıyı ise “yürüyüş ve protesto eylemleri” olarak lanse etti. Peki, Duhok’ta neler yaşandı? Türk askeri üssüne saldırı düzenleyip ambulansları ve askeri araçları ateşe verenler kimler? Duhok nerede yer alıyor? Duhok’un önemi nedir? Duhok Türk askeri üssü nde gerçekleştirilen saldırı hakkında merak edilenler ve olayın arka planını sizler için haberimizde bir araya getirdik.

Duhok Nerede? Duhok’un Önemi Nedir?

Irak’ın Kuzeyinde yer alan IKBY kontrolündeki Duhok kenti stratejik bir noktada yer alıyor. PKK’nın Kuzey Irak’ta yer alan 14 kampından birinin yer aldığı Duhok, ikinci Kandil olarak bilinen Sincar kampından sonra Suriye sınırına en yakın kamplardan biri. PKK kamplarının yer aldığı Duhok, Türk Hava Kuvvetleri’nin uzun zamandır hedefinde olan bir bölge.

Duhok Türk Askeri Üssü Önünde Gösteri Düzenlendi

TSK’nın hava harekatlarını protesto ettiği iddia edilen kalabalık, Duhok Türk Askeri Üssünün yer aldığı bölgeye doğru yaya olarak harekete geçti. Atılan sloganların ardından askeri üs bölgesinde yer alan ambulans, tank, zırhlı personel taşıyıcı ve çadırlar göstericiler tarafından ateşe verildi. PKK sempatizanları, halkın Duhok Türk Askeri Üssü önünde gösteri düzenlemesini ve ardından üsse saldırarak her yeri ateşe vermesini “barışçıl gösteriler” gibi göstermeye çalıştılar.

Kuzey Irak’ın Duhok kentinde ateşe verilen Türk askeri üssü.

Özellikle sosyal medyada terör örgütü sempatizanları tarafından üsse yapılan saldırının barışçıl olduğu ve bölgede sivillerin hayatını kaybettiği şeklinde algı oluşturulmaya çalışıldı. Ancak gün içinde Duhok Türk Askeri Üssüne yapılan saldırı sırasında herhangi bir sivil hayatını kaybetmedi.

Milli Savunma Bakanlığı Açıklama Yaptı

Yaşanan olayların ardından Milli Savunma Bakanlığı tarafından resmi açıklama yapıldı.

“Irak kuzeyinde yer alan bir üs bölgemize PKK terör örgütünün provakasyonu neticesinde bir saldırı gerçekleşmiştir. Saldırıda kısmi araç ve malzeme hasarı oluşmuştur. Olayla ilgili gerekli tedbirler alınmaktadır.”

Türk Savaş Uçakları Alçak Uçuş Yaptı

Askeri üsse saldırı yapılmasının ardından Türk Hava Kuvvetleri, Duhok kenti üzerinde alçak uçuş gerçekleştirdi. Bölgeden gün boyu canlı yayın yapan PKK’ya yakın haber ajanslarının kameralarına Türk savaş jetlerinin alçak uçuşu böyle yansıdı:

Sivil Teröristler Halka Slogan Attırdı

PKK’ya yakın NRT’nin gösterilerin başından itibaren görüntülediği olaylarda halkın önünde slogan atması için “sivil teröristlerin” direktif verdiği, üsse ilk girenlerin bu kişiler olduğu ve sistematik bir şekilde üste hareket edip araçları ateşe verdiği gözlemlendi.

Dikkatleri çeken bir başka nokta ise PKK’nın çoğu kez yaptığı gibi kadınları ve çocukları olaylar sırasında kullanması oldu. Üsse yürüyüşe geçen ve pankartlar taşıyan grubun önünde kadınları yer alması dikkat çekti. Ayrıca üsse saldırı anında araçları ateşe verenlerin arasında küçük çocukların olduğu da göze çarptı.

Duhok Türk Askeri Üssüne yürüyüşe geçen ve pankartlar taşıyan grubun önünde kadınları yer alması dikkat çekti. 

Duhok Türk Askeri Üssü Saldırı Anı ve Bölgedeki Çocuklar 

Erdoğan: “İHA’lar, Uçaklar Kalktı”

Duhok’ta yaşanan saldırıyı değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün yine Kuzey Irak’ta yanlış yapmak istediler. İHA’lar, uçaklar kalktı. Hepsi dağılmak durumunda kaldılar.” ifadelerini kullandı.

Saldırı Polislerin Gözü Önünde Oldu

Objektiflere yansıyan görüntülerde polis kuvvetlerinin bölgede yer aldığı ancak olaylara herhangi bir müdahalede bulunmadığı gözlemlendi. Polisin herhangi bir müdahalede bulunmadığı saldırıda ambulanslar dahil tüm araçlar ve çadırlar ateşe verildi. Polis ise olayları izlemekle yetindi.

10 NRT Çalışanı “Sözde Gazeteci” Gözaltına Alındı 

KDP’nin, PKK’ye yakınlığı ile bilinen ve üssümüze saldırı esnasında olayları canlı olarak yayınlayan NRT çalışanı 10 “sözde gazeteciyi” gözaltına aldığı belirtiliyor.

Öte yandan IKBY hükümeti yaptığı yazılı açıklamada, Duhok’taki Türk askerine yönelik saldırı girişiminin perde arkasında “bir el” olduğunu ve bu nedenle olaylara ilişkin inceleme yapılacağını ve olaya karışanların cezalandırılacağını belirtti.

Türk Askeri Neden Müdahale Etmedi?

Saldırıya uğrayan ve araçların yakıldığı Türk askeri üssünde en çok merak edilen soru; Türk askeri neden göstericilere ve ön saflardaki teröristlere müdahale etmedi? Konu hakkında birçok açıklama yapıldı ancak resmi açıklama henüz yayınlanmadı.

Twitter’da @StanteaR_ adlı kullanıcının paylaştığı bir görüntüde ilk etapta askerlerimizin göstericileri dağıtmak için üsten dışarı çıktığı görülüyor. Hatta olaya ilişkin olduğu belirtilen bu görüntüde yerel asayişe bağlı bir kişinin de askerler ile birlikte göstericileri dağıtmaya çalıştığı anlaşılıyor.

Yorum: Resmi açıklama olmadığı için bu konuda şunu söyleyebiliriz. Kadın ve çocukların ön saflarda olduğu gösteri, yukarıda da belirtildiği gibi sistemli ve planlı görülüyor. PKK’ya yakın TV ve gazetecilerin “Türk askeri sivilleri öldürüyor” algısını oluşturmak için canlı yayın yaptığı, ön saflardaki halkı kullanan sivil teröristlerin saldırıyı planladığını aşikar. Teröristler sivil kıyafet ile üsse girdiği için ortada tek ihtimal var: Sivil terörist ayrımı yapmadan onları vurmak. Bu konuda ‘Uluslararası yasalara göre Türk askeri ateş edebilirdi’ şeklinde yorumlar yapılsa da Türk askerinin bunu tercih etmediği söylenebilir.

Konuyla ilgili doğru cevabı almak için resmi açıklamayı beklemek gerekiyor.

Kaynak: StratejikOrtak.com

https://stratejikortak.com/2018/12/kandil-operasyonu-son-durum-haritasi.html

‘Sır’ İsrail Ordusu: Kara Kuvvetleri ve Envanteri

‘Sır’ İsrail Ordusu yazı dizisi devam ediyor. Daha önceki bölümde, ülkenin askeri personel sayısını ve hava kuvvetlerinin önemli envanterleriyle bu envanterlerin miktarı hakkında bilgi paylaşımında bulunmuştum. Şimdi  İsrail Ordusu’nun kara kuvvetlerini inceleyeceğiz:

Bölüm 2: İsrail Ordusu Kara Kuvvetleri

İsrail Ordusu’nun kara kuvvetlerini incelemeye başlayalım. Kara Kuvvetleri temel olarak, 10575 adet zırhlı araç, 2760 adet tank, 950 adet obüs/topçu, ve 148 adet mobil fırlatıcıdan oluşur.

Önemli modelleri incelemeye başlayalım. İlk sırada 2008 yapımı, İsrail üretimi Merkava Namer isimli zırhlı araç var.

Yerel üretim olan bir başka zırhlı ile devam ediyoruz. 2005 üretimi Hatehof Wolf tipi araç, görüntüsüyle oldukça heybetli durmakta.

Ortadoğu ile ilgilenenlerin yakından tanıdığı 1994 ABD yapımı Humvee ile devam ediyoruz.

Sırada ismini pek duymadığınız, yerel üretim bir zırhlı var. Achzarit’ten bahsediyorum. 1988 üretimi araç, orduda görevler almayı sürdürüyor.

1985 yerel yapım Merkava Sholef ve Soltam Rascal ordu tarafından geliştirilen ehemmiyetli obüs tipleri, Sholef projesi bir takım sebeplerden dolayı iptal olmuş olsa da Soltam Rascal orduda yerini alıyor. Telif hakları sebebiyle fotoğraflarını paylaşamıyorum. Fakat internette küçük bir arama ile ulaşabilirsiniz.

Bir zırhlı araç ile devam ediyoruz. 1984 yerel üretim, PUMA CEV tipi zırhlı araç karşımızda. Bu aracın yapımı, İngiltere Ordusu’nun savaş tecrübesinden faydalanarak gerçekleştirilmiştir.

1983 LAR-160 tipi, İsrail üretimi mobil roket fırlatıcı İsrail Ordusu Kara Kuvvetleri için epey önem arz etmektedir. Üretim sırasında Arjantin,Azerbaycan,Şili,Gürcistan,Kazakistan
Romanya ve Venezuela gibi ülkelerle işbirliği yürütülmüştür.

Konu mobil fırlatıcılardan açılmışken, en aktif ve başarılı araçlardan biri olan M270 MLRS tipi, 1983 ABD üretimi “savaş oyuncağını” unutmamak gerek. 12 roket kapasiteli bu fırlatıcı, güdümlü veya güdümsüz füze/roketlerin düşman hedeflerini imhası konusunda usta.

Yine oldukça gündemde olan bir askeri araçla devam edeceğiz. Bir hava savunma sistemi, MIM 104 Patriot 1981 ABD üretimi olan sistem, bugünlerde Türkiye’nin de gündeminde bulunuyor. İsrail bu envanteri, Saddam Hüseyin’in bölgeye gönderdiği SCUD füzelerinin yerleşim yerlerine düşmesinden sonra ABD’den aldı. Envanterle alakalı detaylara çok fazla girerek, konu dışına çıkmak istemem.

Bir başka meşhur envanter olan Merkava tankı ile devam edebiliriz. 1979’da İsrail’de üretilen tank, belki de Demir Kubbe hava savunma sistemlerinden sonra, en popüler araç.

Sırada tarihi biraz daha eski fakat aktif olarak kullanılan bir başka tank mevcut. 1960 ABD üretimi, M60 Patton..

Adını sıkça duyduğumuz hava savunma sistemi Demir Kubbe’ye bir göz atalım. 2010 yılında son testlerini tamamlayıp aktif olarak kullanılan sistem, özellikle Gazze’den El Kassam Tugayları tarafından ve IŞİD’in bölgedeki roket saldırılarından koruma niteliği taşıyor.

İsrail’in kuruluş yıllarında silah ticaretini aktif olarak sürdürdüğü SSCB yapımı T-62 tankı
ile devam ediyoruz. 1961 yılında üretilen tankın Afganistan’da bir askeri geçit töreninde görüntülenmiş hali:

İlginç bir askeri envanter ile kara kuvvetleri bölümünü bitireceğiz. İsrail üretimi, Pereh.. Görünümü M60’a benzeyen aracın namlu kısmı top ateşleyicisine benziyor ancak bu araç ATGM füzesi ateşliyor.

Pereh ile noktaladık.

Birinci bölüm olan İsrail Ordusu Personel Sayısı ve Hava Kuvvetleri isimli yazıya buradan ulaşabilirsiniz: ‘Sır’ İsrail Ordusu: Personel Sayısı ve Hava Kuvvetleri

Not: Makale başlığındaki fotoğraf www.novinite.com adlı internet sitesinden alınmıştır.

Maduro’ya Postmodern Darbe: 8 Başlıkta Venezuela’da Yaşananlar

Venezuela Ulusal Meclisi Başkanı Juan Guaido, düzenlediği bir mitingde yemin ederek kendini seçimlere kadar ülkenin Devlet Başkanı ilan etti. Guaido’nun bu açıklamasının ardından ABD Başkanı Donald Trump ise “Venezuela Ulusal Meclisi Başkanı Juan Guaido’yu ülkenin geçici devlet başkanı olarak resmen tanıyorum. Venezuela’nın meşru yönetim aracı olan Ulusal Meclis, Nicolas Maduro’nun meşru olmadığını ilan etmek üzere Anayasalarını harekete geçirmiştir ve bundan dolayı da şuan Venezuela Devlet Başkanlığı koltuğu boş durumdadır.” açıklamasında bulundu.

Venezuela’nın meşru devlet başkanı Nicolas Maduro ise bu açıklamalara sert tepki göstererek Venezuela halkını ülkedeki darbe tehlikesine karşı uyanık ve seferber olmaya çağırdı. Ayrıca Maduro, kendisine yönelik ABD destekli darbe tehdidi karşısında ülkesinde bulunan ABD’li diplomatlara ülkeyi terk etmesi için 72 saatlik süre tanıdı.

ABD Venezuela’yı Tehdit Etti

Maduro’nun bu kararına karşılık ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ise Maduro yönetimini meşru yönetim olarak görmediklerini, bu yüzden Maduro’nun Amerikalı diplomatlara ülkeyi terk etmeleri talimatına uymayacaklarını açıkladı. Pompeo açıklamasında alenen Venezuela’yı tehdit etti:

“ABD, Venezuela ile diplomatik ilişkilerini sürdürecek ve bu ilişkiyi bizim diplomatik temsilciliklerimizi ülkesine davet eden geçici Başkan Guaido hükümeti üzerinden sağlayacaktır. ABD, eski Başkan Nicolas Maduro rejiminin, ABD ile diplomatik ilişkileri koparma ya da diplomatlarımızı istenmeyen kişi lan etme konusunda yasal yetkiye sahip olduğunu düşünmüyor.”

Maduro hükümeti, ABD Büyükelçiliğinden ayrılmayacak olan diplomatlara müdahale ederse ABD’nin bunun savaş sebebi sayacağı belirtiliyor. Yaşanan tüm gelişmeler karşısında Venezuela halkı ise Juan Guaido ve Nicolas Maduro yanlıları olarak bölünmüş şekilde ülkenin farklı kentlerinde gösteri yürüyüşleri düzenlemeye devam ediyor.

Venezuela Ulusal Meclisi Başkanı Juan Guaido, düzenlediği bir mitingde yemin ederek kendini seçimlere kadar ülkenin Devlet Başkanı ilan etti.

Caracas’ta Ulusal Muhafız Birliğine mensup bir grup asker, 2 gün önce hükümete başkaldırmış ve yayımladıkları görüntülü mesajla halka ayaklanma çağrısı yapmıştı. Kentin Cotiza semtinde gerçekleşen olay sonrası bölgeye operasyon düzenlenmiş ve isyancı 27 asker teslim olmuştu.

Maduro İçin Dünya İkiye Bölündü

Venezuela’da yaşanan bu gelişmeler karşısında dünyadan bir çok farklı tepki geldi. Kimi güç merkezleri ve ülkeler Maduro’ya tam desteklerini açıklarken kimi ülkeler ise ABD’nin politikasına destek açıklamaları yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Maduro ile telefon görüşmesi gerçekleştirerek Maduro’nun yanında olduğunu ifade etti. Maduro, halka seslenişi sırasında “Türkiye Cumhurbaşkanı beni aradı. Türkiye halkı Venezuela’nın yanındadır. Bugün tarihi bir gün.” ifadelerini kullandı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, “Venezuela’daki olaylar, ilerici Batı toplumunun oradaki iktidarı elle değiştirerek uluslararası hukuka, egemenlik ve devletin içişlerine karışılmamasına nasıl baktığına örnektir.” açıklaması ile Maduro’nun yanında olduklarını ifade etti.

Maduro’yu tanıyan ve tanımadığını duyuran ülkeler: 

ABD Yanlısı Juan Guaido’yu Destekleyen Ülkeler: ABD, Kanada, Brezilya, Paraguay, Kolombiya, Arjantin, Peru, Ekvator -Kosta Rica, Şili, Guatemala, Kosova, Fransa, Polonya Nicolas Maduro’yu Destekleyen Ülkeler: Meksika, Bolivya, Küba, Türkiye, Rusya, Uruguay, İran, Kuzey Kore, Çin

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ise Venezuela ile ilgili gelişmeler hakkında “Son zamanlarda özellikle bazı Latin Amerika ülkeleri ve ABD sürekli Venezuela’nın içişlerine karışmıştır. (Venezuela’da) Seçimle gelmiş bir başkan var, meclis başkanı de facto olarak başkan ilan ediyor. Bu çok garip bir durum” ifadelerini kullandı.

Çin Halk Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, “Çin tarafı, Venezuela hükümetinin, ülkenin ulusal egemenlik, bağımsızlık ve istikrarını korumaya yönelik çabalarını destekliyor, Venezuela’ya dış müdahaleye karşı çıkıyor.” açıklamasında bulundu.

Fransa lideri Macron ise Venezuela lideri Maduro’nun yasa dışı seçimi kazandığını söyledi. Macron, Venezuela’daki olaylara ilişkin protestocuların “cesaretini” takdir ettiğini belirterek, “Mayıs 2018’de Nicolas Maduro yasa dışı şekilde seçildikten sonra Avrupa demokrasinin yeniden inşa edilmesini destekliyor.” dedi.

Venezuela’da yaşanan tüm bu dış müdahaleler karşısında etkili bir siyaset izlemeyen BM Genel Sekreteri Guterres, Venezuela’da taraflara tansiyonu düşürme, şiddeti ve gerginliği önleme çağrısında bulundu.

Sosyal Medyada da ‘Darbe’ Hissedildi

Dünyanın en popüler sosyal medya kanallarından Amerikan kuruluşlarından Instagram ve Facebook, Trump yönetiminin politikaları ile paralel olarak Venezuella lideri Maduro’nun “Onaylı Hesap” anlamına gelen “Mavi Tık” rozetini iptal etti. Bu gelişme sosyal medya kullanıcıları tarafından büyük tepki toplarken; “Özgür Ansiklopedi” mottosunu kullanan dünyanın en büyük sitelerinden Wikipedia, geçici Venezuela Başkanı olarak muhalefet lideri Juan Guaido’yu gösterdi.

Kendisini Venezuela Devlet Başkanı ilan eden Guaido’yu Wikipedia da ‘geçici başkan’ olarak gösterdi.

Venezuela Ordusu Kimin Yanında?

Kendisini geçici başkan ilan eden Juan Guaido liderliğindeki muhalefet tıpkı ABD gibi Venezuela ordusunun Maduro’ya karşı darbe çağrısında bulundu. Gözler Venezuela ordusuna çevrilirken, Maduro yaptığı balkon konuşmasında ordunun tarafını belli etmesi gerektiğini ima etti.

Venezuela Genelkurmay Başkanı Martnez (solda), Venezuela Ulusal Güvenlik Bakanı Vladimir Padrino (ortada)

Venezuela Ulusal Güvenlik Bakanı Vladimir Padrino ve Venezuela Genelkurmay Başkanı Manuel Bernal Martnez iki ayrı açıklama yaptı. Padrino, Guaido’nun kendisini “geçici devlet başkanı” ilan etmesini desteklemeyeceğini duyurdu. Genelkurmay Başkanı Martnez de kuvvet komutanlarıyla birlikte düzenlediği basın toplantısında, “Biz devlet başkanını halkının seçtiği demokratik bir ülkeyiz” diyerek Maduro’nun yanında olduğunu duyurdu.

Venezuela’da Bu Noktaya Nasıl Gelindi?

Bazı çevreler tarafından “üniversite eğitimi olmayan bir kamyon şoförü olduğu için” eleştirilen Maduro, Chavez’in en güvendiği adamların başında geliyordu. Chavez Maduro’yu “devrimci, gençliğine rağmen muazzam tecrübeleri olan, büyük bir fedakarlık ve çalışma kapasitesiyle en zor durumların dahi üstesinden gelebilecek bir adam” olarak nitelemişti.

50 yaşındaki Maduro, Chavez’in ölümünün ardından düzenlenen seçimlerde oyların 50,8‘ini alarak yeni devlet başkanı oldu. Maduro’nun rakibi, muhalefet partisi lideri Henrique Capriles ise oyların yüzde 49,1’ini aldı.

Aylardır devam eden gıda sıkıntısı ve hiperenflasyon beraberinde şiddet ve yağmalama olaylarını getirdi. ABD ile Avrupa ülkelerinin desteğinin alan muhalefetin seçim kazanmasının ardından Maduro daha sıkı politikalar izlemeye başladı. Hükümet, bazı muhalefet liderlerini ABD ile birlikte rejim değişikliği yapmak için ülkeyi karıştırmakla suçlarken, protesto gösterileri artarak devam etti.

CIA, Venezuela’da hükümeti devirmeye çalıştığını itiraf etmişti

Geçmişte CIA Direktörü olan Michael Pompeo, Venezuela hükümetini devirmeye çalıştıklarını ‘üstü kapalı’ bir şekilde itiraf etmişti. Bir düşünce kuruluşunda düzenlenen konferansta konuşan Pompeo, Venezuela’da bir geçiş olabileceği konusunda umut dolu olduklarını ve CIA’nın bölgedeki dinamikleri ‘anlamak’ için elinden gelenin en iyisini yaptığını söylemişti. Ülkedeki durumu Meksika ve Kolombiya hükümetleriyle de görüştüğünü ifade etmişti.

Geçtiğimiz dönemde gündeme bomba gibi düşen olay sonrası çarpıcı bir açıklamada bulunan Maduro, “Umutsuz olduklarını biliyorum, çünkü Meksika sadece beş yıllık petrole sahip, petrolü tükendi. Kolombiya’nın 6 yıllık petrolü kaldı ve Venezuella’nın petrolünün müttefikleri oligarşiler ile emperyalizme ait olduğuna inanmak istiyorlar” diyerek ülkesine yapılan müdahalelerin petrol için olduğunu işaret etmişti.

Maduro’ya Drone ile Suikast Girişimi

Geçtiğimiz Ağustos ayında ordunun kuruluş yıl dönümünde Maduro’ya bomba yüklü drone ile suikast girişimi düzenlendi. 7 askerin yaralandığı saldırıdan yara almadan kurtulan Maduro, yaptığı açıklamada ABD ve Kolombiya’yı suçladı ve saldırganlardan bazılarının yakalandığını söyledi. Saldırıyı kendilerine “T-shirt Giyen Askerler” adını veren bir grup üstlendi.

6 Ağustos 2017’de Venezuela’da ‘Darbe Girişimi’ Yaşandı

Silahlı bir grup askeri üniformalı kişinin Carabobo eyaletinde kalkışma başlattıklarını açıklayan bir video yayınlamalarının ardından ordu harekete geçti. Videoda, kendini Yüzbaşı Juan Caguaripano olarak tanıtan bir kişi, başkaldırı çağrısına uymayan birimlerin askeri hedef olarak belirleneceğini kaydetti. Daha önce Başkan Maduro’nun yanında olduklarını açıklayan Venezuela ordusu ve istibarata bağlı güçler derhal harekete geçti ve girişim ‘tam olarak başlamadan’ püskürtüldü.

Venezuela Savunma Bakanı Vladimir Padrino Lopez, askeri üsse saldıran küçük grubun, aralarında ordudan uzaklaştırılmış bir teğmenin dışında, asker üniforması giymiş sivillerden oluştuğunu açıkladı. Venezuela’da 2002’de de bir darbe girişimi yaşanmış; halkın müdahalesi sonucu darbe girişimi başarısızlıkla sonuçlanmıştı.

CIA’in daha önce dünyanın dört bir yanında ve bazı Güney Amerika ülkelerinde de yönetimleri devirmek için ekonomik veya askeri darbelere destek verdiği biliniyor.

Kaynak: StratejikOrtak.com

https://stratejikortak.com/2017/08/venezuela-neler-oluyor.html

Filipinler’deki Özerklik Referandumu ve Moro Müslümanları

0

Filipinler’de Moro Müslümanları, kapsamlı özerkliğe kavuşmak için bugün referanduma gitti. Filipinler’deki özerklik referandumunda halk, Devlet Başkanı Rodrigo Duterte’nin göreve gelmesinin ardından meclis ve senatodan geçen ve Ağustos 2018’de Duterte’nin imzaladığı Bangsamoro Organik Yasası’nı oyladı.

Maguindanao, Lanao Del Sur, bölgedeki adalar Basilan, Tawi-tawi ve Sulu ile mevcut özerk bünyede yer almayan Cotabato ve Isabela şehirlerinde yapılan referandumda; seçmenlere mevcut “Yeni kurulacak Müslüman Mindanao Bangsamoro Özerk Bölgesi’ne (BARMM) dahil olmak ister misiniz?” sorusu yöneltildi.

Resmi olmayan sonuçlara göre mevcut Müslüman Mindanao Özerk Bölgesi (ARMM) bünyesinde yer almayan ve kampanya boyunca kritik noktalar arasında gösterilen Cotabato ve Isabela şehirleri “Evet” yönünde oy kullandı. Seçimleri takip eden İHH Mütevelli Başkan Vekili Hüseyin Oruç, Twitter hesabından “Bangsamoro Referandumunda sonuç EVET. Müslümanlar sandıkta da zafer kazandı” notunu düştü.

İHH Mütevelli Başkan Vekili Hüseyin Oruç’un Filipinler’deki seçime ilişkin paylaştığı fotoğraf.

Düzenlenen referandum sonrası kendi başbakanlarını da seçecek olan Moro Müslümanları ile ilgili merak edilen 5 sorunun cevabı kısaca şöyle:

Moro Sorunu Nedir?

Morolar, 1946’da ABD sömürge yönetimi tarafından Hristiyan Filipinler idaresine bırakılınca bağımsızlıklarını kaybetti. Moro halkı sonrasında bağımsızlıklarını yeniden elde etmek için siyasi müzakere yollarını kullanmaya başladı.

Silahlı Mücadele Nasıl Başladı?

Bölgede Müslüman halkı hedef alan saldırıların etnik temizliğe dönüşmesi, Moroların kendilerini savunmak ve düzenli ordulara karşı mücadele etmek amacıyla 1970’lerde Moro Ulusal Kurtuluş Cephesi’ni (MUKC), daha sonra ise Moro İslami Kurtuluş Cephesi’ni (MİKC) kurarak silahlı mücadele kararı almasına neden oldu.

Moro İslami Kurtuluş Cephesi üyeleri

Ateşkes ve Sonrasında Barış Müzakereleri Süreci Nasıl Gelişti?

Taraflar arasında 1997’de ateşkes görüşmeleri başladı. 2012’de hükümet ile MİKC arasında ateşkes ilan edildi. MİKC ile Mindanao’da Bangsamoro adlı mutabakata varıldı.

Barış görüşmeleri, 2012’da yapılan devlet başkanlığı seçimini Rodrigo Duterte’nin kazanmasıyla ivme kazandı.

MİKC, 2017’de hükümet ile vardıkları barış anlaşması kapsamında yeni Bangsamoro Temel Tasarısı hazırladı ve bunu Devlet Başkanı Duterte’ye sundu.

Kongre, Mayıs 2018’de Müslüman nüfusunun yoğun yaşadığı Mindanao eyaleti ve çevresindeki adalara özerklik tanınmasını öngören yasayı onayladı.

Yasanın İçeriğinde Ne Var?

Müslüman nüfusun yoğun olarak yaşadığı Mindanao eyaleti çevresindeki adalara kapsamlı özerklik tanınacak.

Çoğunluğu Moro İslami Kurtuluş Cephesi’nden oluşacak 80 kişilik bir meclis, başbakanını da kendi içinde seçecek.

Peki Silahlı Cephe Ne Olacak?

Morolar yerel idareyi aldıkları zaman MİKC’in yüzde 30’un silahlarını bırakacak ve sivil hayata döndürülecek.

Seçilen yönetim 2022’ye kadar bölge idaresini yürütecek ve silahlı grup da silahlarını tamamen bırakmış olacak.

Bölge Müslümanlarının hukuki ve ekonomik kazanımları artacak. Bölgedeki idari yetkiler Manila hükümetinde kalmayarak Bangsamoro hükümetine devredilecek.

Kaynak: AA – StratejikOrtak.com

https://stratejikortak.com/2017/10/filipinlerde-isid-baskini.html

Trump’ın Güvenli Bölge Açıklaması Öncesi Suriye’de Neler Oldu?

Suriye’de sekiz yıl önce başlayan iç savaş 2019 yılına girerken ABD Başkanı Trump’ın Twitter üzerinden Türkiye’ye yönelik ekonomik tehdidi ve ’20 millik güvenli bölge’ açıklaması gündemi tekrar hareketlendirdi. Türkiye sınırının karşı tarafında YPG işgalindeki bulunan bölgede kurulacağı belirtilen bu alanın detayları açıklanmazken, hazırlanan haritalarda M4 otoyolunun sınır olacağı tahmin ediliyor.

Suriye son durum haritası üzerinde kurulması planlan güvenli bölgenin tahmini haritası

Bu açıklamalardan saatler sonra Trump ile telefon görüşmesi gerçekleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’de oluşturulması planlanan güvenli bölgenin kontrolünün Türkiye’de olacağını söyledi. Peki ‘güvenli bölge’ açıklamaları öncesi Suriye’de neler oldu?

BM Suriye temsilcisi değişti

8 yıldır süren Suriye İç Savaşı için Birleşmiş Milletler dördüncü temsilcisini atadı. Kofi Annan, Lahdar İbrahimi ve De Mistura’nın ardından yeni atanan temsilci Geir O. Pedersen, iç savaşın sona erdirilmesi ve taraflar arasından mutabakatı sağlamak için ‘yoğun mesai’ harcayacak. İlk iş olarak da gelecek hafta Suriye’nin başkenti Şam’ı ziyaret ederek Esad ile görüşecek.

BM Suriye Temsilcileri; Kofi Annan, Lahdar İbrahimi ve De Mistura

Beşir’in Esad Ziyareti ve Arap Ülkelerinin Büyükelçilik Kararı

Aralık ayının ortalarında Sudan Cumhurbaşkanı Beşir, Şam’a kısa bir ziyarette bulunup Esad ile görüştü. Beşir’in bu ziyareti, 2011’den bu yana ilk kez bir Arap liderin Esad ile görüşmesi anlamını taşıyordu. Şam rejimi ile normalleşme sürecinin başlayacağının ilk işareti olarak kabul edilen bu görüşme sonrası bir ilk daha yaşandı. Rejimin en büyük ‘düşmanlarından’ Birleşik Arap Emirlikleri, Şam’da yeniden elçilik binasının tekrar faaliyete geçeceğini duyurdu.

BAE’nin bölge adına dikkat çeken kararının ardından Suud etkisi altındaki küçük ada ülkesi Bahreyn de Şam’da büyükelçilik binasının yeniden açılacağını açıkladı. Konuyla ilgili Bahreyn Dışişleri Bakanı Şeyh Halid bin Ahmed el Halife şu ifadeleri kullandı:

“Suriye bölgede temel bir Arap ülkesi. Zor şartlara rağmen ilişkilerimizi onunla kesmedik, onlar da bizimle kesmedi. Egemenliğini ve toprağını her tür ihlalden korumak için yanında duruyoruz. Toraklarına istikrarı geri getirme, güvenliği sağlama ve kardeş Suriye halkını kalkındırma konularında yanında duruyoruz.”

Gözler iki ülkenin hamisi konumunda bulunan Suudi Arabistan’a çevrildi. İlk olarak Riyad yönetiminin de Şam’daki büyükelçilik binasını tekrar açacağı iddia edilmişti ancak Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı’nda üst düzey bir yetkili bu iddiayı yalanladı. İsrail ile ilişkilere göz kırpan Veliaht Prens Selman kontrolündeki Riyad’ın da Şam ile ilişkileri normalleştirme yönünde karar vermesi çok şaşırtıcı olmayacaktır.

Birleşik Arap Emirlikleri Şam Büyükelçiliği

ABD’nin ‘Arap NATO’su Planı

ABD Başkanı Trump’ın Sisi ve Selman ile birlikte küre etrafından verdiği o meşhur görüntü ile başlayan ve ABD Dışişleri Bakanı Pompeo’nun Ortadoğu turuna çıkmasıyla devam eden İran’a karşı ‘Arap NATO’su planı henüz hayata geçmedi. Körfez ülkeleri arasında yaşanan sorunların (Katar krizi) İran’a karşı mücadelede engel teşkil ettiğini belirten Pompeo, bazı çevrelerce ilk uygulama yerini Suriye olarak seçti. Pompeo, konuyla ile ilgili ABD’nin İran’a karşı “Ortadoğu Stratejik İttifakı”nı kurduğunu resmi olarak açıkladı ve Amerikan askerlerinin Suriye’den çekilmesiyle Ortadoğu ülkelerinden IŞİD’e karşı savaşta daha fazla sorumluluk almalarını istedi.

İsrailli istihbarat sitesi DEBKAfile Mısır ve BAE askeri yetkililerinin, Menbiç’e gidip konuşlanmak için incelemelerde bulunduğunu yazdı. Birçok iddiaya göre BAE ve Mısır askerlerinin ABD’nin çekilmesinin ardından Suriye’ye konuşlanacağı belirtiliyor. Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna yönelik açıklamalarına karşı en büyük muhalefeti gösteren BAE Dışişleri Bakanı Muhammed Gargaş, YPG’yi kastederek “Kürtlerin IŞİD terör örgütünü yenmekte oynadığı merkezi rol ışığında, onların geleceğine dair bölgesel ve uluslararası endişeler meşru. Bundan hareketle, Kürtlerin rol ve konumunu sadece siyasi çerçevede ve Suriye’nin toprak bütünlüğünü koruyacak şekilde ele almak Arapların çıkarına.” ifadelerini kullanarak YPG’ye olan desteğini yineledi.

HTŞ İdlib’de Muhaliflere Saldırdı

Türkiye’nin 13 gözlem noktasının bulunduğu İdlib’de, Ankara tarafından terör örgütü ilan edilen Heyetül Tahrir-i Şam (HTŞ) muhalif gruplara saldırdı. ‘Türkiye tarafından desteklenen’ Ulusal Kurtuluş Cephesi (UKC) bünyesinde yer alan Zenki Hareketi’ne saldıran HTŞ birçok stratejik noktayı ele geçirdi. Yaşanan çatışmalar hareketin dağılmasıyla son buldu.

Öte yandan Ahrar-uş Şam, HTŞ ile yaptığı anlaşma kapsamında Hama kuzeybatısındaki Gab düzlüklerinden çekildi ve bölgenin kontrolünü HTŞ’ye bıraktı. TSK’nın Fırat’ın doğusuna yönelik operasyonu öncesi yaşanan çatışmalar, İdlib’in garantörü olan Türkiye’yi Rusya karşısında zora sokacak gibi görülüyor.

Kaynak: StratejikOrtak.com

https://stratejikortak.com/2019/01/idlib-harita-son-haberler.html

Çoğu Kişinin Bilmediği ‘Ukrayna Krizi’ Nasıl Başladı?

Tarihi boyunca Avrupa ile Rusya arasında sıkışan Ukrayna, son zamanlarda bu stratejik konumunun bedelini kanlı bir biçimde ödüyor.

Ukrayna Devlet Başkanı Victor Yanukoviç’in Rusya ile olan yakınlığını arttırmak amacıyla AB ile olan Ortaklık ve Serbest Ticaret Anlaşmasını son anda askıya almasına tepki olarak Kasım 2013 de başlayan sokak gösterileri 2 günde yüze yakın can almıştır.

Göstericiler ile devlet yetkilileri, 21 Şubat’ta uzlaşmaya varmış olsalar da bu uzlaşı fazla sürmedi ve gösterilerin sonucunda Yanukoviç istifa etmeyeceğini söyleyerek Kiev’i terk etti. Yaşanan süreci kendisine yönelik bir darbe olarak nitelendiren Yanukoviç, muhaliflerin çoğunlukta olduğu parlamento tarafından görevden alındı. Bu dönemde Rusya’nın Yanukoviç’e destek çıkması Ukrayna’daki istikrarsızlığın kısa sürmeyeceğinin göstergesiydi.

Moskova’nın Kiev’i Batıya ‘kaptırmamak’ için kendi gümrük birliğine dahil etmek istediği bilinirken; AB ile Serbest Ticaret Anlaşması‘nın bozulması Ukrayna devlet yönetimindeki  Rus etkisini gözler önüne serdi.

Avrupa Birliği’nin Krize Yönelik Tutumu:

Yanukoviç’in anlaşmayı askıya alması, Brüksel’in Doğu Avrupa’da ki eski Sovyet ülkeleri ile yakınlaşma amaçlı ‘Doğu Ortaklığı Projesi’ için ağır bir darbe oldu. Ancak AB buna rağmen Kiev’e yaptırım uygulamak gibi keskin ve aceleci  tepkiler gösteremedi. Çünkü Rusya’nın 2009 yılında Batı yanlısı Yuşçenkov-Timoşenko hükümetini gerek siyasi gerekse ekonomik gerekçelerle cezalandırmak için kış ortasında Ukrayna’ya olan doğal gaz akışını kesmesi, bunun sonucunda Avrupa’da baş gösteren yakıt sıkıntısının henüz hafızalarda ki yerini koruması AB’nin daha ılımlı tepkiler vermesine sebep oldu.

Donetsk Halk Cumhuriyeti

Ukrayna’da yaşanan bu gelişmeler nüfusunun çoğunluğunu Rusların oluşturduğu Donetsk-Lugansk bölgelerini de etkiledi. 2014 yılının başlarından itibaren yaşanan şiddetli çatışmalar neticesinde bölgede tek taraflı bağımsızlık ilan edildi.

Kuruluş yıllarında Donetsk Halk Cumhuriyetinin ‘Halk Valisi Navorussiya Birleşik Silahlı Kuvvetleri‘ni kurdu. Bu silahlı kuvvetlerin kurulmasında, eğitilmesinde ve donatılmasında en büyük pay sahibinin Rusya olduğu aşikar olsa da, Rusya Federasyonu bu iddiaları kesin bir dille yalanlamıştır. Donbas Halk Cumhuriyeti’nin ( Donetsk ) bölgede askeri metodlar kullanarak etki alanını genişletmesi sonucunda, Ukrayna Silahlı Kuvvetleri bölgeye müdahalede bulunmuştur.

Bölgedeki durumun kör düğüm haline geldiği bir dönemde, Donetsk Halk Cumhuriyreti lideri Aleksandr Zaharçenko’nun bir suikast sonucu öldürülmesi gerilimi yeniden tırmandırdı. Rusya direkt olarak Ukrayna yönetimini suçlasa da somut delillerin olmayışı suikastin faillerin hakkındaki söylentilerin sadece birer komplo teorisi olarak kalmasına neden oldu.

Kerç Boğazı Gerilimi

25 Kasım 2018 tarihinde Ukrayna’ya ait iki adet savaş gemisi ve bir adet römorkörün Azak Denizi’nin Kerç Boğazı mevkiisinde taciz manevraları yapmaları bölgede stabil olan durumu yeniden alevlendirdi.

Rusya’nın ‘ Karasularımızı ihlal eden Ukrayna gemilerine müdahale edebiliriz. ‘ açıklamasının ardından SU-25 tipi Rus deniz uçaklarının ve KA-52 tipi taarruz helikopterlerinin Kerç Boğazı üzerinde alçak uçuş gerçekleştirmesi, Rus donanmasına ait karakol gemilerinin Ukrayna gemilerini çembere alması, gerilimi iyice tırmandırdı.

Bu noktadan sonra Rus deniz unsurlarının Ukrayna gemilerine ateş açması ve akabinde Rus Özel Kuvvetleri’nin (FSB) Ukrayna gemilerine indirme yapması sonucunda ikisi ağır olmak üzere altı Ukrayna denizcisi yaralandı ve Rus birlikleri gemilere el koyarak kıyıya çekti.

Bu sıralarda, Ukrayna Silahlı Kuvvetleri ve Hava Kuvvetleri operasyona hazır halde getirildi ve Ukrayna savaş kabinesi acil kodu ile toplandı. Sahada bu gelişmeler yaşanırken Ukrayna lideri Poroşenko AB liderleri ve NATO yetkilileri ile acil telefon görüşmeleri gerçekleştirdi ve NATO’yu desteğe çağırdı. Buna ek olarak BMGK’nın da gündeme ilişkin acilen toplanmasını talep etti. Bu durum Ukrayna’nın konuyu uluslararası alana taşıma isteğinin göstergesidir.

NATO’nun Krize Yönelik Tutumu

NATO bölgede tansiyonun düşürülmesi için, taraflara itidal çağrısında bulundu. Ayrıca karasularındaki seyir hatları da dahil olmak üzere Ukrayna’nın egemenlik ve toprak bütünlüğüne destek ve saygı açıklaması yaptı. Ek olarak Ukrayna’nın Azak Denizi’ndeki limanlarına erişiminin sağlanması için Rusya’ya çağrıda bulundu.

NATO’nun tutumunun söylemlerden ve çağrılardan ibaret kalması, bölgede ve bölge ülkeleri nezdinde NATO’nun güvenilirliğine ve işlevselliğine bir darbe daha vurabilir. Eğer NATO bu pasif tutumunu önümüzdeki günlerde de devam ettirirse Rusya NATO’nun bu ‘ sorunları geçiştirme ‘ tavırlarından daha fazla cesaret alacaktır. Bu durum bölgede Rusya’nın etki alanlarını genişletmesi için Rusya’ya kaçıramayacağı fırsatlar verecektir.

Karadeniz egemenliğini pekiştirmek isteyen Rusya, bölgedeki pro-aktif politikalarını sürdürecektir. Yakın zamanda yaşanan hadiseler, Rusya’nın gerek gördüğünde stratejik noktaların güvenliği için güç kullanmakta tereddüt etmeyeceğini göstermiştir.

Türkiye’nin Tutumu

Türk Dışişleri Bakanlığı krizin tırmandığı sıralarda yaptığı açıklamada Kerç Boğazı’ndaki hadiselerin yakından ve endişe ile takip edildiğini bildirmiş, Karadeniz’e kıyıdaş bir ülke olarak Kerç Boğazı’ndan geçişlerin engellenmemesi gerektiğini vurgulamıştır. Türkiye’nin son zamanlarda Rusya ile yürüttüğü stratejik ilişkilerin bu olayın yorumlanmasında etkili olup olmayacağı henüz muğlak bir konudur. Öte yandan yakın Türk-Rus stratejik ilişkilerinin, Karadeniz bölgesine olan etkisi başlı başına bir merak ve araştırma konusudur.

Misafir Yazar: Cengiz Fırat Birgin

Ukrayna’daki son durumu merak ediyorsanız aşağıdaki yazıyı inceleyebilirsiniz.

https://stratejikortak.com/2018/11/ukrayna-krizi-ukrayna-haritasi.html

Masada Dağı Efsanesi ve Yahudilerde Eğitim

”…Hatta dünya bile okuldaki çocuğun nefesi üzerinde durmaktadır. ”      

                                                                                   (Babil Talmudu: Shabbat 119b)

Milattan sonra 70 yıllarında Kudüs, Roma İmparatoru Herod tarafından işgal edilerek yağmalanır. Kutsallara dahi zarar vermekten imtina etmeyen Roma ordusu, dönemin Yahudi toplumunu da bu zulümlerden geri bırakmaz. İşte tam da bu yıllarda tarihteki en eski suikast örgütlerinden biri olan Yahudi Sicariiler ortaya çıkar. Vur kaç taktiğiyle eylemlerini gerçekleştiren Sicariiler, Kudüs sokaklarında kalabalıklar arasına girerek Romalıları ve dönemin egemen gücü olan Romalılara taraftar olanları hançerleyerek kalabalıklar arasında kaybolur ve mevcut ikametgahlarına çekilirlerdi.

Sicarii Örgütü Sembolü

Peki, mevcut ikametgahları neresiydi? İşte İsrail Milli Eğitim Bakanlığının ilkokuldan başlayarak müfredata kattıkları ve üniversitede hatta lisans üstü mecralarda bile konu edindikleri, okul çağına gelmiş tüm çocukların ziyaret ettiği ve Yahudi askerlerin yemin törenini gerçekleştirdiği yerin kaynağı olan söylence  buradan başlar. Masada Dağı Miti…

Efsaneye göre Masada Dağı, Haşhaşilerin üs bölgesi olan Alamut Kalesi’nde de olduğu gibi etrafı uçurumlarla çevrili doğal bir kale konumundadır. Kudüs’te ve kırsal bölgelerde Romalılara suikastlarda bulunan Sicariiler, eylemlerinin ardından buraya gelirler ve dağın konumundan dolayı da, düşman kuvvetleri çok sayıda olsa bile onlara karşı üstün bir konum edinirler. Zamanla Romalıların baskısından kaçan kadın ve çocuklarda buraya gelmeye başlar.Artık Masada Dağı, etrafı sarp kayalıklarla çevrili bir Yahudi kampı, minyatür bir Yahudi şehri görünümündedir. Romalıların gözünde suçlu olanların birer birer bu dağa sığınmaları bir süre sonra Herod’un ve dolayısıyla Roma Ordusunun da dikkatini çekecektir. Neticesinde dağ, sayıları on binleri bulan, dönemin en modern savaş aletleriyle teçhiz edilmiş Roma askerleriyle kuşatılır.

Dağı doğal savaş metotlarıyla  ele geçiremeyeceklerini gören Roma Ordusu, kuşatmayı aylarca uzatarak dağdakileri erzaksız bırakmayı amaçlamaktadır artık.Dağdaki Yahudilerin sayısı kaynaklara göre çeşitlilik gösterse de toplamlarının bini bulmadığı ortak kanısına karşın, Roma Ordusunun, dağdakilerin en az on katı olduğu bilinmektedir.Aradan aylar geçer, Roma Ordusunun bulunduğu yerden dağa sızarak erzak takviyesi yapmaya çalışan Yahudilerin başlarına gelenler de dağdakiler tarafından öğrenilince suikastçıların lideri Eleazar Ben Yair kaledeki herkesi toplayarak şu konuşmayı yapar: “Yahudileri, Romalıların elinde düşkün ve rezil şekilde göreceğimize, burada ölerek, hem Yahudilere onurlu bir hayat yaşamanın anlamını öğretebilir hem de onlara şanlı bir tarih bırakabiliriz.” der.

Masada Dağı

Bilinmekte olan bir şey vardır ki, Yahudi inancına göre her ne sebeple olursa olsun intihar haramdır.Bunun üzerine Yair: “…Bırakın kadınlarımız kötü yola düşmeden, bizden önce toprağa karışsınlar; bırakın çocuklarımız gömülsün, köleliğin acısını tatmadan… Onları öldürdükten sonra da karşılıklı olarak birbirimize çekelim kılıçlarımızı… Her şeyi yok edin,ama yiyeceklere dokunmayın, dokunmayın ki açlıktan değil, ölümü köleliğe tercih ettiğimiz için can verdiğimizi anlasınlar.” der. Aralarından on bir kişilik bir grup seçilir, bu grup dağda bulunan bütün herkesi kadın çocuk demeden kılıçtan geçirir, ta ki o son on bir kişi kalana kadar…Sonra gruptaki on kişide karşılıklı birbirini öldürür, son kişi ise kahramanlıklarını yaşayan bütün Yahudilere anlatmak için hayatta kalır…

Masada Dağı düşmüş, efsane bitmiştir. Ama okul çağına gelmiş bütün Yahudi çocuklarına, Eleazar Ben Yair’in de düşündüğü gibi, bu söylence şaşaayla anlatılır. Günümüz Yahudilerinin çoğunluğunun usunda ise, Büyük İsrail kurulmadığı müddetçe;  “Masada Dağı” üzerinde yaşadıkları İsrail toprakları olarak; Araplar ise, Masada Dağına benzettikleri İsrail Devletinin etrafını saran Romalılar olarak kalmaya devam edecek, bu tehlikeyi ise ancak “Büyük İsrail Devleti” bertaraf edecektir…

…Rab Abramla ahdedip dedi: Mısır ırmağından Fırat ırmağına kadar bu diyarı…senin zürriyetine verdim…

(Tevrat-Tekvin, 12: 7; 13: 15; 15: 18-21; 28: 13)

Peki, İsrail’de ilkokul çocuklarının dahi bildiği “Fırat Irmağı” nerededir?

Tehlikenin farkında mısınız?

 

Abdurrahman Topal 

       İAU Uluslararası İlişkiler ve İstihbarat İncelemeleri

Nusra Cephesi’nden HTŞ’ye: İsim Değişiklikleri ve Liderler

Suriye’de 2011 yılında başlayan iç savaş Esad rejimine karşı silahlanan Özgür Suriye Ordusu’nun (ÖSO) dışında birçok selefi ve farklı ideolojideki grupların ortaya çıkmasına sahne oldu. Bu örgütlerin en güçlü ve en tehlikelilerinden biri El Kaide’nin Suriye yapılanması olarak bilinen El Nusra. Örgüt 2012’de kurulmasının ardından birçok isim değişikliğine gitti ve son olarak kendilerini “Heyetül Tahrir-i Şam (Şam’ı Özgürleştirme Heyeti)” (HTŞ) adıyla duyurdu.

Nusra Cephesi, Nusra’dan ayrılıp kurulan IŞİD, Şam’ın Fethi Cephesi ve son olarak Heyetül Tahrir-i Şam…

HTŞ; Rusya, İran ve rejim güçlerinin operasyon düzenlemeyi planladığı ve birçok hava saldırısında bulunduğu, ‘rejim karşıtı grupların kalesi’ haline gelen İdlib’de en fazla sayıya sahip örgüt konumuna ulaştı. Peki Türkiye’nin de terör örgütü ilan ettiği HTŞ nasıl ve kim tarafından kuruldu? Hangi bölgeleri kaç militan ile kontrol ediyor? En önemlisi örgütün isim değişikliklerinin ve liderlerinin kronolojik sıralaması nedir?

HTŞ nasıl kuruldu?

Suriye’deki protestoların silahlı bir mücadeleye dönmesinin ardından ‘Irak El Kaide’si olduğu da iddia edilen ‘Irak İslam Devleti’ (IİD) Suriye’ye bir ekip gönderdi. Aralarında şu anki HTŞ’nin lideri Muhammed el Cevlani’nin de olduğu ekip, Nusra Cephesi’ni kurdu.

24 Ocak 2012: Nusra Cephesi’nin kurulduğu Muhammed el Cevlani tarafından duyuruldu.

Bir yılın ardından Suriye’de Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) Rakka dahil birçok bölgeyi kontrol altına almaya başladı. Bu dönemde IİD ile güç mücadelesi başladı ve Nusra Cephesi bünyesinden Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) ortaya çıktı. Nusra Cephesi ise El Kaide’ye biat ederek örgütün Suriye uzantısı olarak Suriye’de faaliyet göstermeye devam etti.

Nusra Cephesi’nden ayrılarak kısa sürede büyüyen IŞİD, Rakka’yı ÖSO’nun kontrolünden aldı ve daha sonra ABD destekli YPG güçleri şehri işgal etti.

28 Temmuz 2016: Nusra Cephesi’nin lider kadrosu El Kaide kolu olarak faaliyet gösteren el-Nusra’nın feshedildiğini ve Şam’ın Fethi Cephesi’nin(ŞFC) kurulduğunu duyurdu. Bu karar da ABD ve Rusya’nın El Kaide’yi terör örgütü kabul edip saldırılar düzenlemesi ile birlikte diğer ‘muhalif gruplarla birleşme’ umudu etkin rol oynadı.

Örgütün lideri Nusra Cephesi’nin lideri Ebu Muhammed el Cevlani oldu.

Şam’ın Fethi Cephesi lideri Cevlani’nin basına yansıyan ilk görüntüsü ( Temmuz 2016)

28 Ocak 2017: Halep’in rejim güçlerinin kontrolüne geçmesi ve Türkiye ve Rusya inisiyatifinde başlayan Astana Görüşmeleri rejim karşıtı gruplar arasında ayrışmalara neden oldu ve Şam Fetih Cephesi, Nurettin Zenki Hareketi, Ahrarü’ş-Şam hareketinden ayrılanlar ve bazı küçük gruplar Heyetül Tahrir-i Şam‘ı kurduklarını duyurdu.

Örgütün lideri Ebu Cabir künyeli Haşim Eş Şeyh oldu.

HTŞ’nin kurulduktan sonraki ilk lideri Ebu Cabir

Bu karardan birkaç gün önce ŞFC’nin ÖSO’ya bağlı gruplara saldırması, 6 örgütün (Sukur-el Şam, Fastakim, İslam Ordusu İdlib Kanadı, Mücahitler Ordusu, Şamiye Cephesi Batı Halep Teşkilatı, Şam’ın Devrimcileri) Ahraru’ş-Şam’a katılmasıyla sonuçlanmıştı.

19 Temmuz 2017: HTŞ, bünyesinde bulunan diğer gruplardan habersiz bir şekilde kendisinin en büyük rakibi olan Ahraru’ş-Şam hareketine karşı askeri operasyon başlattı.

21 Temmuz 2017’de Ahraru’ş-Şam kontrolündeki Cilvegözü sınır kapısının Suriye tarafı olan Bab El Hava sınır kapısı, HTŞ tarafından kontrol altına alındı. Burası İdlib’in dünyaya açılan tek noktası. Üç gün sonra da İdlib’in merkezindeki tüm Ahraru’ş-Şam kontrol noktaları HTŞ saldırısıyla örgütün eline geçti ve İdlib merkez tamamen HTŞ’nin hakimiyeti altına girdi.

Türkiye sınırı dahil birçok bölgeyi kontrol eden Ahraru’ş-Şam’ın, bu operasyonlar sonrasında gücünün neredeyse yüzde 50’sini kaybettiği belirtiliyor.

2 Ekim 2017: Örgütün genel lideri tekrar Ebu Muhammed el Cevlani olurken, eski lider Ebu Cabir Şura Meclisi emiri görevine getirildi.

HTŞ lideri Muhammed el Cevlani

HTŞ’nin Çözülme Aşaması

HTŞ’nin içerisindeki radikallerin Ahraru’ş-Şam’a ve diğer Astana gruplarına düzenlendiği operasyonlar HTŞ’nin çözülmesinin ilk adımı oldu. ‘Çatı örgüt’ içerisindeki en güçlü gruplardan olan ve sayısı 10 bine ulaştığı belirtilen Nurettin Zenki ve birçok farklı grup HTŞ’den ayrıldıklarını açıkladı.

Nurettin Zenki Hareketi militanları

El Kaide lideri Ayman Zevahiri, Nusra Cephesi’nin El Kaide ile olan ilişkisini kesmesini hiçbir zaman onaylamadığını açıklamasının ardından da HTŞ içerisinde ikinci çözülme safhası yaşandı.

27 Şubat 2018: El Kaide’ye biat eden ve HTŞ’den ayrılan üst düzey üyeler tarafından kurulan Hurras el Din (Dinin Muhafızları), henüz resmen El Kaide tarafından ‘Suriye kolu’ olarak tanınmadı. Hurras el Din’in kurulmasından sonra ise ülkedeki birçok El Kaide’ye yanlısı grup ve HTŞ içerisindeki üst düzey komutanlar örgüte katıldı. Pek kimsenin bilmediği bu örgüt resmi olarak liderlerini ve yönetici kadrolarını açıklamadı.

HTŞ’nin militan sayısı

HTŞ, birçok gruptan oluşan bir örgüt. İçerisindeki örgütler arasında yerel kaynakların bile isimlerini bilmediği grupların olduğu düşünülüyor. Bu nedenle örgütün militan sayısı konusunda kesin bir bilgi söz konusu değil. Kaynak taraması yapıldığında HTŞ’nin militan sayısı ABD kaynaklarına göre 10 bin civarındayken, genel kabul gören kanı örgütün 15-20 bin arasında militanı olduğu yönünde.

HTŞ’nin İdlib’de kontrol ettiği bölgeler

Konuyla ilgili Suriye Gündemi’nin hazırladığı İdlib’de muhaliflerin kontrol ettiği bölgeler adlı çalışmada HTŞ’nin hakim olduğu bölgeler gösterilmiş. Türkiye-İdlib sınırının tamamına yakınını kontrol eden örgüt, Hama’nın kuzeyi ve Halep’in batısında da toprakların yönetiminde söz sahibi.

İdlib son durum haritası: HTŞ kontrolündeki bölgeler

Rusya’ya göre İdlib’in yüzde 70’i teröristlerin kontrolünde bulunuyor. Bu konuda resmi açıklama yapmayan Moskova yönetimi, bilindiği üzere Astana Görüşmeleri sonuç bildirgelerinde de ifade edildiği gibi El Kaide, HTŞ ve IŞİD’i terör örgütü kabul ediyor. Türkiye’ye yakın olan Ulusal Özgürleştirme Cephesi, HTŞ’den sonra en fazla toprağı kontrol eden bir diğer grup.

İdlib’de Güncel Son Durum Haritası ve HTŞ’nin Kontrol Ettiği Bölgeler

Türkiye HTŞ’yi terör örgütleri listesine aldı

Türkiye ilk olarak Nusra Cephesi’ni Mayıs 2014’te Rusya’dan bile daha önce Bakanlar Kurulu kararı ile “el-Kaide ile Bağlantılı Tüzel Kişi, Kuruluş veya Organizasyonlar” listesine ekleyerek terör örgütü olarak kabul etmişti.

31 Ağustos 2018 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan kararda ise Heyet Tahrir Şam terör örgütleri listesine dahil edildi. Bu karar Resmi Gazete’de yayımlanan ‘DEAŞ ve El Kaide bağlantılı tüzel kişi, kuruluş ve organizasyonlar’ başlıklı maddenin ‘C’ fıkrasındaki El Nusra Cephesi’nin ismini güncellemesiyle gerçekleşti.

Kaynak: StratejikOrtak.com

https://stratejikortak.com/2019/01/idlib-harita-son-haberler.html

Dünyanın En Büyük Mülteci Kampı: Dadaab

7 ayrı kamptan oluşan Kenya’daki dünyanın en büyük mülteci kampı Dadaab’da, 600 bine yakın mülteci kalıyor. Bu mültecilerin neredeyse tamamı Eş-Şebab örgütünün Somali’yle yaşadığı savaştan kaçan Somalililerden oluşuyor. Somali sınırına sadece 90 km uzaklıktaki, çölün ortasında kumaş parçalarından yapılmış derme çatma barınaklardan oluşan bu kamp, 50 km2 alana kurulu. Afrika’daki sıcak ve çöl şartları düşünüldüğünde buradaki acının tarifi imkansız.

dadaab-multeci-kampi-nerede

Geçtiğimiz aylarda Kenya İçişleri Bakanı Joseph Nkaissery, Kenya halkının güvenliği nedeniyle bu kampın kapatılacağını, mültecilerin evlerine dönmeleri için de 10 milyon dolar fon ayrıldığını belirtmişti. Birleşmiş Milletler’in ve dünya ülkelerinin kendilerini yalnız bıraktığını söyleyen Nkaissery, Eş-Şebab militanlarının Kenya’yı hedef alan saldırılarında bu kampı üs olarak kullandıklarını tespit ettiklerini belirtmişti. Kampların hâlâ ne zaman kapatılacağı belli değil ancak Kenya hükümeti yine de uluslararası toplumdan destek alındığı takdirde bu kampların varlığına devam edileceğini açıkladı. Ancak Birleşmiş Milletler (BM) bu konuda sadece Kenya’dan ‘kampı kapatmamasını’ istedi. Yardım ve destek konusunda da açıklama yapmadı. BM’nin bu açıklaması dışında da uluslararası toplumdan hiçbir şekilde bir açıklama gelmedi.

SON BİLGİ: Kenya Yüksek Mahkeme, Dadaab mülteci kampının kapatılması kararının yasalara uygun olmadığına hükmetti.

dünyanın en büyük mülteci kampı

dünyanın en büyük mülteci kampı

afrikalı çocuk dünyanın en büyük mülteci kampı dadaab

buyuk-multeci-kampi

afrika futbol dünyanın en büyük mülteci kampı dadaab afrika hasta çocuk

dadaab-multeci-kampi

dünyanın en büyük mülteci kampı dadaab afrikalı aç çocuk afrikalı müslüman kız

dunyanin-en-buyuk-multeci-kampi

afikalı çocuklar afrika açlık afrikalı mülteciler

dadaab kampı

afrikada açlık afrikalı kadınlar dünyanın en büyük mülteci kampı afrikalı kadın

dadaab-multeci-kampi-somali

dünyanın en büyük mülteci kampı dünyanın en büyük mülteci kampı afrika namaz afrikalı çocuk dünyanın en büyük mülteci kampı dünyanın en büyük mülteci kampı dünyanın en büyük mülteci kampı

kenya-dadaab-multeci-kampi