Rusya’nın En Güçlü Silahları

Rusya dünyanın en güçlü ikinci ordusuna sahip. Ülke’de herhangi bir savaş durumunda savaşa çağırılabilcek asker sayısı yaklaşık 70 milyon. Bu ülke nüfusunun nerdeyse yarısı. Rusya’nın envanterinde 3 bin uçak, 15 bin tank, 1 uçak gemisi ve 63 denizaltı bulunuyor. Ayrıca ülke yaklaşık 77 milyarı dolar savunma bütçesine ayırıyor. Peki Rus ordusu bu avantajlı duruma getiren modern silahlar neler?

TOS-1A, T-72 tank şasisi üzerine kurulu çok namlulu roketatar sistemi. Bu sistem hafif zırhlı araçların ve otomobillerin imhası, yapı ve binaların yakılması ve yıkımı için tasarlanmıştır. Sistem, güdümsüz termobarik ve yanıcı roketlerle yoğun saldırı sırasında hedef alanda meydana gelen şarapnel ve şok dalgası sayesinde açık alanda ve tahkimat içinde bulunan düşman askerlerinin yok edilmesinde etkili. İlk kez, 1988—1989’da Afganistan’da kullanıldı.


Buk-M1 adlı yarı aktif radar güdümlü orta menzil hava savunma sisteminin üretimine 1979’da başlandı. 1980’li yılların ortalarında Sovyet ordusu envanterine girdi. Mobil bir sistem olan Buk-M1 bataryası komuta aracı, hedef tespit radarı, her biri dört adet atışa hazır yarı aktif radar güdümlü 9M38M1 füzesi taşıyan altı adet atış birimi ve sekiz füze kapasiteli altı adet lojistik aracından oluşuyor. Menzili 45 km olan sistem 25.000 metre irtifada etkili olabiliyor.


11 bin kilometre menzilli RS-24 Yars füzesi katı yakıtla işleyen iki kademeli kıtalararası balistik füze. Katı yakıtla işleyen füze daha çabuk hız alıp füzesavar sisteminden daha kolay geçebilir. Bu füzenin yıkıcı gücü 1945’te Japonya’nın Hiroşima ve Nagasaki kentlerinde atılmış Amerikan atom bombalarının yıkıcı gücünden 40-50 misli büyük.


Rusya’nın 5. nesil savaş uçağı Sukhoi T-50, her türden gemiyi ve kara aracını yok etmek için geliştirildi. Uçağın silah donanımına X-35UE sınıflı yeni bir taktik füze dâhil edildi.Söz konusu füze, çıkarma botundan uçak gemisine kadar her türlü deniz hedefini, ayrıca lojistik depoları ve askeri araçlar gibi kara hedeflerini imha edebiliyor.


3.nesil T-90 tankı, günümüzde dünya ordularındaki tanklar içinde en modern tanklar arasında yer almaktadır. T-90 tankı yapılan bazı karşılaştırmalarda dünyanın en önemli tankları olan Abraham, Challengerve Leopard 2 tankları ile neredeyse aynı seviyede. Hatta bazı özellikleriyle artı avantajları da bulunan bu tank özellikle üretim maliyetinin düşük olması sebebiyle avantaj sağlayan bir tank olmuştur.


Mig-35 jet savaş uçağı it dalaşında ve hassas yer saldırılarında etkili. Saatte 2.400 km hıza ulaşabiliyor ve önceki modellerinden %30 daha hızlı. Keşif görevlerini idare etmesinin yanı sıra, hava savaşlarında ve uzun mesafeden denizdeki ve karadaki hedefleri vurmada etkili.


S-400 Triumf, S-300’den sonra geliştirilmiş, yeni nesil Rus yapımı bir hava savunma sistemi. Uzun menzilli olanı 400 km menzile sahiptir. Füzenin hedefleri, erken uyarı uçakları, sinyal karıştırıcı uçaklar ve balistik füzelerdir. Hızı 4.8 km/saniyedir.


Pantsir füze savunma sistemi 20 kilometre mesafeden, 10 kilometre yükseklikteki hedefi vurabiliyor. Güdümlü füzeler küçük, hızlı ve düşük seviyede ilerlediklerinden radarda görülmeleri de zor oluyor.


Rusya Hava Kuvvetlerinin ana taarruz helikopteri Mi-28 Gece Avcısı, 24 saat her türlü hava koşullarında görev yapar. Mi-28, ilk olarak 1983’te üretildi.


“Tank Katili” diye adlandırılan 2S35 Koalitsiya-SV kundağı motorlu top.Koalitsiya-SV’nin 152mm’lik kundağı motorlu topu 70 kilometrelik menziliyle düşmanların tanklarını, taktik nükleer silah sistemlerini, topçu ile havan topu bataryalarını, uçaksavar ile füze savunma sistemleri ve komuta kontrol tesislerini yok etmek için tasarlandı. Koalitsiya-SV dakikada 16 top mermisi atabiliyor. Kundağı motorlu topun mühimmat kapasitesi 50-70 arasında.


Ka-52 Alligator yeni nesil keşif ve saldırı helikopteri, her türlü hava koşulunda düşman tanklarını, zırhlı piyade araçlarını ve askeri teçhizatını imha etme becerisine sahip. Üstün manevra becerisi olan bu helikopterlerde ayrıca 30 milimetrelik otomatik silah donanımı bulunuyor.


NATO’da Blackjack kod adıyla bilinen Tupolov Tu-160, Sovyetler Birliği tarafından imal edilen en son stratejik ağır bombardıman uçağı olma özelliği taşıyor. Süpersonik ve değişken geometrik yapıya sahip olan uçak, Amerikan B-1 Lancer’e benzemesine rağmen ondan daha hızlı, daha büyük taşıma kapasitesine sahip.


T-14 Armata, Rusya’nın 5. nesil ana savaş tankıdır. Dünya basınında “Rus tehditi” olarak adlandırılan Armata sürekli donanımsal olarak zenginleştiriliyor. T-14 Armatalar hedeflerini uzaktan kumanda ile vurabiliyorlar. 2015’ten 2020’ye kadar Rusya 2300 T-14 üretmeyi planlıyor.


Rusya Stratejik Füze Kuvvetleri’ne ait ABD’nin füze kalkanını delecek yetenekteki hipersonik füze sistemi İskender-M.


Grad füzeleri bir çeşit füze topudur. Bu füzeler 218-240 cm uzunluğunda düz bir namludan oluşuyor. Bu namlunun içine üç kısımdan oluşan füze yerleştiriliyor: 25-30 kg ağırlığında bir başlık, füzeyi yönlendiren gövde ve füzeyi fırlatacak pervane şeklindeki taban. Bazen menzili artırmak için itici bir motor yerleştiriliyor. Bu füzenin çapı çeşidine göre 122 ile 230 mm arasında değişiyor. Füzenin boyu 3 metreye ağırlığı 77 kg’a ulaşıyor. Bu füzeler ya tekli ya da arabalara sabitlenmiş olarak toplu şekilde kullanılıyorlar. Füzelerin menzili kullanılan çapa göre 18-45 km arasında değişiyor.

Kaynak: Sputnik

BM’deki Aksaklıklar ve Bazı Reform Önerileri

Uluslararası Kamu Hukukun Uygulanabilirliğinin Arttırılması için BM’deki Aksaklıkların Genel Çerçevesi ve Bazı Reform Önerileri

Post Vestfalyan dönemde devletlerin temel amacının barış ve istikrar olduğu düşünülerek ve yeni kurulan düzenin korunması açısından uluslar üstü organizasyonlar geliştirilmiştir. 11 Eylül saldırılarının ardından ise çatışma ortamlarının artmasıyla kolektif güvenliğe duyulan ihtiyaç daha çok hissedilmiş ve Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası barışı ve istikrarı misyon edinmiş diğer uluslararası organizasyonlar kendilerini gözden geçirmiştir. En başta uluslararası kamu hukuku olmak üzere, BM’nin; yapısı ve organları, önleyici diplomasi (preventive diplomacy) mekanizması, barışı korumak (peacemaking) adına etkinliği ve yaptırım mekanizması ise hala tartışılmaktadır. Bu çalışmanın da amacı uluslararası hukukun temeli sayılan “Jus Cogens’in” (üstün hukuk kuralları) daha iyi uygulanması, uluslararası barışın korunması ve çatışma ortamlarının önlenmesi adına birincil yetkili olan Güvenlik Konseyi’ni genel olarak incelemektir. Ayrıca “Barış için Birlik Kararı” sonrasında Güvenlik Konseyi’nin çalışamaması durumunda yetkili hale gelen Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nu da bu açıdan değerlendirmeye çalışıp Birleşmiş Milletler’in yapısında gelecekte olabilecek değişikliklere dair fikir yürütmek ve öneriler sunmaktır:

Birleşmişler Milletler Antlaşmasının 24.maddesi barış ve güvenliği sağlamak adına “başlıca sorumluluğu” Güvenlik Konseyi’ne vermiştir. Güvenlik Konseyi’nin yapısını ise VII. bölümde düzenlemiştir. Yine BM sözleşmesinin 25.maddesinde ise BM’ye üye olan bütün devletlerin Güvenlik Konseyi’nde alacağı kararlara uyacağı belirtilmiştir. Günümüzde 5 daimi 10 geçici üyesi bulunan Güvenlik Konseyi’nde bir kararın alınabilmesi için oy çokluğunun yanı sıra daimi üyelerden herhangi birisinin olumsuz oy kullanmamış olması gerekmektedir.

Birleşmiş Milletlerin en önemli misyonlarından birisi olan barış düzenini ve istikrarı koruyabilmek adına Güvenlik Konseyi’ne çeşitli yaptırım mekanizmalarının önü açılmıştır. Bu yaptırım mekanizmaları başlıca diplomatik, ekonomik, finansal alanlarda olabileceği gibi BM Barış Gücü vasıtasıyla askeri önlem şeklinde de olabilmektedir. Birleşmiş Milletler sözleşmesinin 39.maddesinde barış ve istikrara yönelik tehdit ve ihlalleri tespit etme yetkisi Güvenlik Konseyine verilmiştir. Bu ihlallere yönelik yaptırım mekanizmaları ise sözleşmenin 41. ve 42. maddelerinde tahdit edilmeden (sınırlandırılmadan) düzenlenmiştir.(1)

Görüldüğü üzere daha çok 2. Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan düzenin istikrarını önceleyen bu sistem, çatışmaları engelleyebilme ve sonlandırma noktasında ise genel olarak başarısız bir tablo çizmiştir. Bosna, Irak, Ruanda, Somali, Suriye, Filistin, Ukrayna, Yemen gibi bölgelerde ve daha pek çok bölgede BM barışı koruma ve tesis etme noktasında etkili olamamıştır.(2) Bu noktada BM Güvenlik Konseyinin özellikle daimi üyelerinin reel politiğe uygun davranıp (3) siyasi çıkarlarını koruma güdüsüyle hareket ettiklerini ve bu sebeple küresel barışın sekteye uğradığını belirtmemiz gerekir. Ayrıca BM yapısının/organlarının veya uluslararası kamu hukukunun yaptırım mekanizmalarının dinamik bir yapıda olmaması, istikrar olarak 2.Dünya Savaşı sonrası düzeni anlayıp bunu sürdürmek istemesi(4) başlıca problemlerden birisidir.

Birleşmiş Milletler’in uluslararası düzeni sağlayıp koruma noktasında etkisiz olmasının en önemli sebeplerinden bir diğeri de güçlü devletlerin farklı hususlarda farklı tavırlar takınmalarıdır. Bunun en büyük örneklerinden birisi İsrail‘dir. İsrail’e yönelik 1983 yılında ve 2017 yılında alınan Genel Kurul’un tavsiye niteliğinde diplomatik ilişkilerin kesilmesi kararı uygulanmadığı gibi İsrail’in Güvenlik Konseyi’nin uyarılarına da kulak vermediği durumlarda da Güvenlik Konseyi hiçbir yaptırım mekanizmasını işletmemiştir. (5) İşte bu ve bunun gibi meselelerde çözüm arayışları için uluslararası barış ve huzur ortamının korunması adına Güvenlik Konseyi’nin yapısında reform istenmektedir. Ayrıca Güvenlik Konseyi dışında nasıl mekanizmaların işletilebileceği de tartışılmaktadır. Bu noktada ise akıllara ilk gelen mekanizma Kore meselesinde uygulanan ve “Barış için Birlik Kararı” ile meşrulaştırılan Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun alacağı karardır.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin Sovyetler’in muhalefeti sebebiyle karar alamadığı Kore meselesinde konu BM Genel Kurulu’na getirilmiş ve askeri müdahale “tavsiye” kararı alınmıştır. İşte bu karar ile birlikte “Barış için Birlik” adı verilen mekanizmada eğer BM Güvenlik Konseyi bir konuda barışın tesisini sağlayamıyorsa Güvenlik Konseyinden herhangi 9 üyenin veya BM Genel Kurulu’nda çoğunluğun istemiyle Genel Kurul meseleyi tartışmak üzere toplanır ve üçte iki çoğunlukla herhangi bir tahdit olmadan tavsiye niteliğinde yaptırım kararı alabilir. Ayrıca Güvenlik Konseyinden alınan askeri müdahalelerde de Barış Gücünü kurmak Genel Kurul’un görevlerindendir. İşte bu durum BM mekanizmalarının daha işlevsel olabilmesi noktasında farklı bir mekanizmanın işaretidir. Her ne kadar bu durumun BM’nin genel mantığına uymadığını belirten görüşler olsa da(6) BM Antlaşmasının 24.maddesinde “başlıca sorumlu” veya “birincil sorumlu” ifadesiyle Güvenlik Konseyine verilen görevin niteliğine atıf yapılmıştır.

Şu bir gerçektir ki post Vestfalyen süreçte devletlerin çıkar odaklı politikaları ve güvenlik sebebiyle güç kullanımı odaklı, sert politikaları (hard power) uluslararası kamuoyunda tartışılmaya başlanmıştır.(7) Bunun neticesinde ise devletler politikalarını uluslararası hukuka uygunlaştırma ihtiyacı hissetmişlerdir. Birleşik Devletler’in Afganistan’a yaptığı operasyonu veya Irak’a yaptığı operasyonu uluslararası hukuka uydurma çabaları buna örnek gösterilebilir. (8) Yine aynı örnekler güçlü devletlerin uluslararası hukuku ihlal ettiğinde yaptırım mekanizmalarının işletilemeyişine de birer örnektir. Nitekim BM Sözleşmesinin 51.maddesine (meşru müdafaayı düzenleyen madde) sığmayacak kadar geniş yorumlanan pek çok müdahale (Irak, Libya vb.) uluslararası kamuoyunu ikna edememiştir.(9)

Yakın zamanda gerçekleşen; BM Genel Kurulu’nun Kudüs kararına rağmen ABD’nin aldığı karar, ABD’nin uluslararası andlaşmalardan tek taraflı çekilişi, yine ABD’nin kendi politikalarına göre uluslararası düzeni tehdit eden yaptırım politikaları, küresel ve yerel ölçeklerde artan terörizmin engellenememesi ve terör örgütleriyle ortak ve etkin mücadele edilememesi, uluslararası ticaretin geleceğinin risk altında oluşu gibi pek çok olay ve olgu da uluslararası barış ve güven ortamının sağlanabilmesi adına Birleşmiş Milletler‘de reform yapılması gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Bu reformun en önemli unsuru ise küresel denge mekanizmasının korunması ve uluslararası ticaretin güvenliğinin sağlanmasıdır. Eğer bu bahsettiğimiz sağlanabilirse; global ölçekte krizlerin ve bu krizlerin doğuracağı siyasal ve toplumsal radikalleşme, istikrarsızlık, eğitimsizlik, açlık ve yoksulluk gibi önemli sorunların önüne geçilebilir. Aksi takdirde ise küresel ölçekte büyük krizlerin gerçekleşmesi sürpriz olmayacaktır.

Bu noktada bu gibi bir krizin engellenmesi ve BM’nin güçlenmesi için şu öneriler sıralanabilir:

-BM Genel Kurulu’nun kararlarının niteliği güçlendirilmelidir.

-BM’nin raporlarının daha adil ve etkili olabilmesi adına siyasileşmeden uzaklaştırılmalı ve uluslararası kamuoyuna etki mekanizmasının arttırılması için de çevirildiği dil sayısı arttırılmalıdır.

-BM’nin devletler üstü ve bağımsız yapısının ilerletilmesi için ve sağlamlaştırılması için finansal ve ekonomik kaynakları çeşitlendirilmelidir. Buna devletler dışındaki kaynaklar da dahil edilmelidir.

-Küreselleşen dünyanın en önemli dinamiklerinden olan uluslararası organizasyonların (AGİT, BRICS, OPEC vb.) etkinliğinin dengeleyici unsur olarak arttırılması ve BM’de temsil edilmesi önemlidir.

-Uluslararası dengelerin sağlanması ve sürdürülmesi noktasında finansal, ekonomik ve askeri olarak alternatif örgütlenmeler arttırılmalıdır.

-Yine Güvenlik Konseyi’nde daimi üyelerinin veto hakkı kaldırılıp Güvenlik Konseyi’nin coğrafi dağılımı güçlendirilmelidir. Ayrıca üyelerin, gelişmiş ekonomilerle paralellik göstermesi elzemdir. (G-20 ülkelerinin tamamının üye olarak alınması şeklinde karar alınabilir.) Ayrıca üye sayısının arttırılması da oldukça önemlidir.

Misafir Yazar: Haldun BARIŞ

—

Kaynaklar:

1)ARSAVA, A. Füsun, Prof. Dr; Uluslararası Hukukta Güç ve Hukuk İlişkisi; TAAD, Yıl:3 Sayı:10; (erişim: taa.gov.tr)
2)BİRDİŞLİ, Fikret; Birleşmiş Milletler’in Uluslararası Sorunları Önleyebilme Yeteneği; Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi; (erişim: dergipark.gov)
3)TOPAL, Ahmet Hamdi, Doç.Dr.; Uluslararası Barış ve Güvenliğin Sürdürülmesi Kapsamında Barış İçin Birlik Kararı’nın Uygulanabilirliği; TAAD, Yıl: 5 Sayı: 19; (erişim: dergipark.gov)
4)FLORE, Dumitrita, Ph.D.; CHIRTOACA, Natalia, Ph.D.; Sansctions In The International Public Law; The USV Annals Of Economics And Public Administraion, Volume: 13, Issue 1, 2013; (erişim: seap.usv.ro)
5) BM Genel Kurulu’nun En Önemli Kudüs Kararları; (bbc.com)
6) age 3.
7)ERGÜL, Nihal; Yeni Güvenlik Anlayışı Kapsamında Birleşmiş Milletlerin Rolü ve Uygulamaları; BİLGESAM
8)ÖZKAN, Ayşe, Av.; Uluslararası Hukukta Birleşmiş Milletler ve Afganistan Operasyonu; 21.Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
9)AYTOĞLU, Çağatay Oğuzhan; Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Kararları Doğrultusunda İnsani Müdehale; İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Y.Lisans Tezi

Ayrıca Bakınız:

AYDEMİR, Emrah; Birleşmiş Milletler Kamu Diplomasisi ve Üçüncü Dünya; İNSAN VE TOPLUM BİLİMLERİ ARAŞTIRMALARI DERGİSİ; Cilt: 7, Sayı: 2, 2018; (erişim: itobiad.com)

ARAL, Berdal; Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Eşitsizlik; SETA, 2013, Eylül, Sayı 72

ŞÖHRET, Mesut; BM Güvenlik Konseyinin Uluslararası Güvenlik Sorunlarının Çözümünde Rolü ve BM Teşkilatının Geleceği; BİLGESAM

TEKEL, Suna; Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Terörizm; (erişim: ayk.gov.tr, Ekim 2018)
Uluslararası Barış ve Güvenlik; THE UNİTED NATIONS TODAY; unicankara.org

ABD Baskısı Altındaki Venezuela’nın Askeri Gücü

ABD Başkanı Donald Trump’ın, kendisini geçici devlet başkanı ilan eden Juan Guaio’yu devlet başkanı olarak tanımasının ardından, halihazırda büyük bir iç karışıklık yaşayan Venenazuela’da savaş çanlarının çalınmasına sebep oldu. ABD’nin Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu devirmek için askeri seçenekleri değerlendirmesi, Kolombiya ve Brezilya’ya asker ve teçhizat sevkiyatı yapması bölgede bir savaşın ayak sesleri olarak yorumlanmakta. Bu noktada merak edilen hususlardan biri ise Venezuela’nın askeri gücü…

Devlet Başkanı Maduro ve ona destek veren Venezuela ordusu, 5 gün sürecek ülke tarihinin en büyük askeri tatbikatını yapma kararı aldı. İspanyol yönetimine karşı bağımsızlık hareketine liderlik eden ve Venezuela’ya adını veren Simon Bolivar’ın Angostura Konuşması’nın 200. yıl dönümünde başlatılan tatbikat öncesinde Maduro “İşte silahlı kuvvetler burada, 200 yıldır istikbali için savaşan bir vatanın onurunu ve haysiyetini savunan insanlar burada. Donald Trump da dışarı,tehditleri de dışarı.” ifadesinde bulundu.

Toplam Nüfus: 31 milyon±
Toplam Asker Sayısı: 123.000
Aktif Asker Sayısı: 115.000
Yedek Asker Sayısı: 8.000
Savunma Bütçesi: 4 milyar $

Bu yazıda siyaset ve politikaya girmeden, Venezuela’nın askeri gücünden ve ordunun kapasitesinden bahsedeceğim. Birçok kaynakta farklı sayılara yer verilse de ben en güvenilir rakamları paylaşmak için özen gösterdim. Yazının sonunda belirttiğim yararlandığım kaynakları incelemenizi tavsiye ederim.

KARA KUVVETLERİ
TANKLAR

ANA MUHARABE TANKLARI: 312 ADET

1-) TB-72 B1V (Rusya): 192
2-) AMX-30 (Fransa): 84
3-) AMX-13C 90 (Fransa): 36

HAFİF TANKLAR: 208 ADET

1-) BMP-3 (Rusya): 130
2-) SCORPİON FV-101 (İngiltere): 78

SCORPION FV-101

ZIRHLI PERSONEL TAŞIYICILAR: 944 ADET

KAMYONLAR VE TOP ÇEKERLER: 5000+

ÇOK NAMLULU ROKET ATARLAR

1-)BM 21 Grad (Rusya): 24
2-)BM 30 Smerç (Rusya): 12

BM-21-GRAD

OBÜSLER VE TOPLAR

1-) AMX-13 MLE F3 (Fransa): 134
2-) 2S19 Msta –S ( Rusya): 57
3-) OTO MELARA M-56 (İtalya): 40
4-) M101A1 (ABD): 40
5-) M114 (ABD): 12
6-) 2S23 (Rusya): 13
7-) 2S12 SANİ (Rusya): 48

HAVA KUVVETLERİ

UÇAKLAR

SAVAŞ UÇAKLARI: 55 ADET

1-) SUKHOİ SU-30(Rusya): 23

2-) F-16 FİGHTİNG FALCON (ABD): 23

3-) NORTHROP F-5 (ABD): 9

ELEKTRONİK HARP: 2 ADET

1-) DASSOULT FALCON C20 PROMETEO (Fransa)

2-) FAİRCAHİLD  C-26 METROLİNER (ABD)

TANKER UÇAK: 1 ADET (Boeing 707)

NAKLİYE: 29 ADET

EĞİTİM VE HAFİF SİLAHLI: 98 ADET

İNSANSIZ HAVA ARACI: 12 ADET

HELİKOPTERLER

SALDIRI HELİKOPTERLERİ: 10 ADET

1-) MİL Mİ-35(Rusya): 10

NAKLİYE VE GENEL MAKSAT: 92 ADET

HAVA SAVUNMA SİSTEMLERİ

S-300 Anti-Balistik Füze Sistemi (Rusya): Her biri 4 fırlatma rampası içeren 12 batarya mevcuttur.

BUK-M2 Füze Sistemi (Rusya):  7 batarya mevcuttur.

S-125 Pechora-2M (Rusya): 24 mobil füze sistemi mevcuttur.

ZU-23-2 (Rusya): 300 adet mevcuttur.

DENİZ KUVVETLERİ

FIRKATEYN : 3 ADET

1-) F-21 MARİSCAL SUCRE (İtalya)

2-)F-22 ALMİRANTE BRİON (İtalya)

3-) F-24 GENERAL SOUBLETTE (İtalya)

KORVET: 4 ADET

1-) PC-21 GUAİQUERİ (İspanya)

2-) PC-22 WARAO (İspanya)     

3-) PC-23 YEKUANA (İspanya)  

4-) PC-24 KARİNA  (İspanya)     

DENİZALTI: 2 ADET

1-) S-31 SABALO (Almanya)

2-) S-32 CARİBE (Almanya)

AMFİBİ ÇIKARMA GEMİSİ: 2 ADET

1-) T-61 CAPANA (Güney Kore)

2-)T-64 LOS LLANOS

SERVİS GEMİSİ: 3 ADET

DEVRİYE VE SAHİL GÜVENLİK GEMİLERİ: 10 ADET

Venezuela’nın asker sayısı, ordunun gücü ve kuvvetlerin bünyesindeki teçhizatları sizlere sunduk. Son olarak da geçtiğimiz yıl Venezuela’daki bağımsızlık yılı kutlamasında ordunun düzenlediği askeri geçit törenini incelemenizi öneririm.

KAYNAKLAR:

globalfirepower.com

armedforces.eu

globalsecurity.org

worldmilitaryintel.com

sipri.org

statista.com

https://stratejikortak.com/2019/01/maduroya-postmodern-darbe-venezuelada-neler-oluyor.html

Kronolojik Doğu Türkistan Tarihi

1

Çin Halk Cumhuriyeti yönetimindeki Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde yaşayan Türkler ve Doğu Türkistan tarihi, ilk Türk adını kullanan Göktürk Devleti’nin bu toprakları kontrol etmesinden, 2012’ye kadar süren kronolojik sırayla listelenmeye çalışılmıştır. Bu başlık Doğu Türkistan ve Doğu Türkistan sorunu hakkında araştırma yapanlar için faydalı bir kaynak olacaktır.

 – Doğu Türkistan Topraklarının Kronolojik Tarihi –

552-745: Göktürk Hakanlığı batıda Aral Denizi’nden doğuda Baykal Gölü’ne tüm Orta Asya’ya hâkim oldu.

Göktürk Devleti'nin Sınırları (552–744)
Göktürk Devleti’nin Sınırları (552–744)

732-734: Orhun Irmağı yakınlarında bugün Orhun Yazıtları ya da Göktürk Kitabeleri olarak bilinen Kül Tigin ve Bilge Kağan adına taş yazıtlar dikildi.

744-840: Göktürklerin dağılmasıyla birlikte Uygurlar Kutluk Bilge Kül Kağan önderliğinde Uygur Hakanlığı’nı kurdular. Karabalsagun merkezli Uygur Hakanlığı Altaylar’dan Gobi Çölü’ne kadar hâkim oldu.

751: Talas Savaşı ile Türk boyları, Arap-İslam ordularının yardımıyla Çin kuvvetlerini yenilgiye uğrattı. Çinliler Orta Asya’dan tamamen çekilerek kendi anavatanlarına kapandı.

850-1250: Turpan ve çevresinde Uygur İdikut (Koço) Devleti hâkim oldu.

850-1212: Karahanlı Devleti Orta Asya ve Maveraünnehir üzerinde hâkim oldu.

944: Karahanlı Hakanı Satuk Buğra Han İslamiyet’i kabul etti.

1069: Balasagun Uygurlarından Yusuf Has Hacip, Kutadgu Bilig adlı eserini Doğu Karahanlı kağanının naibi Tabgaç Buğrahan’a takdim etti.

1074: Kaşgarlı Mahmut Dîvânü Lugâti’t Türk adlı eserini Bağdat halifesi Muktedir’e sundu.

1212: Karahanlı Devleti Karahitayların saldırılarıyla dağıldı.

1219: Bugünkü Doğu Türkistan topraklarının tamamı Cengiz Han’ın önderliğindeki Büyük Moğol İmparatorluğu’na ilhak edildi.

Moğol İmparatorluğu topraklarının zamanla genişlemesi
Moğol İmparatorluğu topraklarının tarihlere göre genişlemesi (GIF)

1227-1370: Cengiz Han’ın oğullarından Çağatay Han’ın adını taşıyan Türkleşmiş Çağatay Hanlığı Maveraünnehir ve Altışehir çevresinde egemen oldu.

1271-1368: Cengiz Han’ın torunu Kubilay Han önderliğinde Moğol Yuan Hanedanlığı Çin topraklarını kontrol altına aldı.

1514-1678: Türkleşmiş son Çağatay hanlığı olan Seidiye Hanlığı Altışehir çevresinde egemen oldu.

1552: Rus Çarlığı Altın Orda Devleti’nden ayrılarak müstakil bir devlet hâline gelen Kazan Hanlığı’nı ele geçirdi.

1556: Rus Çarlığı 1466’dan itibaren müstakil olarak varlığını sürdüren Astrahan Hanlığı’nı ele geçirdi.

1556-1582: Rus Çarlığı Volga ve Ural nehirlerini ele geçirerek Hazar Denizi’ne ulaştı. Doğuya yayılması devam etti ve Sibirya’yı istila etti.

1678-1755: Altışehir’de Hocalar dönemi yaşandı.

1680: Mançu İmparatorluğu Tibet, Moğolistan ve tüm Çin kıtasına hâkim oldu.

1758-1760: Mançu İmparatorluğu Cungarya ve Altışehir’in tamamını işgal etti.

1760-1863: Doğu Türkistan Mançu İmparatorluğu’na bağlı bir müstemleke olarak kaldı.

1839-1842: Birinci Afyon Savaşı yaşandı. Mançu İmparatorluğu İngiltere karşısında büyük bir mağlubiyete uğradı. Savaş sonrasında yapılan anlaşmalar sonucunda da Batı’nın üstünlüğünü kabul etmek zorunda kaldı.

https://stratejikortak.com/2017/03/dogu-turkistan-sorumlulugumuz.html

1853: Rus Çarlığı Tatar Kırım Hanlığı’nın başkenti Akmescit’i
işgal etti.

1853-1876: Ruslar Fergana Havzası’nda Hokand Hanlığı’nı ortadan kaldırdı, Altay bölgesi ile Tanrı Dağları Havzası’nın batı kısımlarına kadar nüfuz etti.

1867: Rus Çarlığı’na bağlı olarak Türkistan Valiliği ihdas edildi.

1865-1877: Yakup Han Tarım ve İli havzalarında Çin ordusunu yenilgiye uğrattı ve geri çekilmeye zorladı. Çin asıllı Müslümanları kendisine tabi kıldı. Merkezîleşmeyi sağladı. Kaşgar’da hükümdarlığını ilan etti.

1873: Yakup Han’ı temsilen Seyyid Yakup Han Töre İstanbul’da Sultan Abdülaziz’e beyatını sunarak Rusya, Çin ve İngiltere’ye karşı himaye ve yardım talebinde bulundu.

Yakup Han ile ilgili önemli bir bilgi: 

Yakup Han ülkede istikrarı sağladıktan sonra tarihi ve kültürel bağları olan ve İslam dünyasının hamisi konumunda bulunan Osmanlı İmparatorluğu nezdine elçi göndermiş Sultan Abdulaziz Han’dan yardım ve himaye talebinde bulunmuş; devletinin Osmanlı İmparatorluğu’nun bir parçası olarak kabul edilmesini dilemiş ve kendisine biat ettiğini bildirmiştir. (ayrıntılı bilgi)

1877:  Aralık 1877’de Yakup Han vefat etti.

1878: Mançu ordusu batı sınırlarından girerek tüm Doğu Türkistan’a hâkim oldu ve Yakup Han Devleti’ne son verdi.

Yakup Han Devleti Sınırları
Yakup Han Devleti Sınırları

1884: Doğu Türkistan “müstemleke” statüsü kaldırılarak Sinjang adıyla Mançu İmparatorluğu’nun 19. eyaleti ilan edildi.

1911-1912: Çin’de 2000 yıl süren imparatorluk devri kapandı. Mançu İmparatorluğu dağıldı ve Nanking’de Sun YatSen’in başkanlığında Çin Cumhuriyeti’nin kuruluşu ilan edildi. Yeni cumhuriyet hem savaş beyleriyle hem de kuzey şehirlerinde güçlenen Komünist Parti’yle mücadele etti.

1911-1928: Doğu Türkistan’da Yang Zengxin’in valiliği dönemi yaşandı.

1917: Çin Almanya’ya savaş ilan ederek I. Dünya Savaşı’nda İtilaf Devletleri safında savaşa dâhil oldu.

1921: Çin’de aralarında Mao Zedong’un da bulunduğu tüm komünist grupların temsilcileri Şangay’da ulusal kongre düzenleyerek Çin Komünist Partisi’ni kurdular.

1928-1933: Doğu Türkistan’da Jin Shuren’in valiliği dönemi yaşandı.

1931-1945: Japonya Çin’i işgal etti.

1931: Kumul’da başlayan ayaklanmalar Turpan, Hoten, Altay ve Tarabagatay’a yayıldı.

Kasım 1933-Ocak 1934: Kaşgar’da kuruluşu ilan edilen Şarki Türkistan İslam Cumhuriyeti ancak üç ay dayanabildi.

1933-1943: Doğu Türkistan’da Sheng Shicai’in valiliği dönemi yaşandı. Bu dönemde bölge fiilen Rusya’nın etki alanına girdi.

12 Kasım 1944: Sovyet sınırına yakın İli, Altay ve Tarabagatay’da tarihe Üç Vilayet İnkılabı olarak geçen isyanlar sonucunda Ali Han Töre’nin liderliğinde Şarki Türkistan Cumhuriyeti ilan edildi.

Ağustos 1949: Şarki Türkistan hareketinin önde gelen siyasi liderleri ve ordu mensupları Ahmetcan Kasımi, Abdurreşit Eminov, Gani Kerimov, Osmancan Nasıri, İshakbey Mononov ve Abdülkerim Abbasov’u Pekin’e götüren uçağın Moskova’da düştüğü iddia edildi.

1949 Eylül: Komünist Parti ordusu Doğu Türkistan’a girdi.

Kominist Çin Ordusu1949

1949 Ekim: Mao Zedong Çin Halk Cumhuriyeti’nin kuruluşunu resmen ilan etti. Milliyetçi Cephe Tayvan’a çekildi ve kendi hükûmetini kurdu.

1952: Türkiye; Hindistan ve Pakistan’a göç eden yaklaşık 2.000 Uygur ve Kazak’ın sığınma başvurusunu kabul etti.

1953: Türkiye; Pakistan ve Keşmir’e sığınan 900 Doğu Türkistanlıya sığınma hakkı tanıdı.

1954: Mao’nun talimatıyla yarı askerî Sinjang Üretim ve İnşa Birlikleri/Bingtuan kuruldu.

Ekim 1955: Doğu Türkistan eyalet statüsünden çıkarılarak Moğol, Kırgız, Kazak ve Hui alt idari birimleriyle birlikte Sinjang Uygur Özerk Bölgesi adı altında doğrudan merkezî hükûmete bağlandı.

Sincan Uygur Özerk Bölgesi Başkenti Urumçi (Doğu Türkistan)
Sincan Uygur Özerk Bölgesi Başkenti Urumçi (Doğu Türkistan)

1958-1961: Mao’nun Büyük Atılım ekonomik planı ile tarım kolektifleştirildi, endüstriyel üretime ağırlık verildi. Yürürlükten kaldırıldığında 20 ila 30 milyon insan açlık ve kıtlık sebebiyle hayatını kaybetmiş bulunuyordu.

1959: Sovyet uzmanların yardımıyla Doğu Türkistan toprakları içerisinde bulunan Lop Nur’da nükleer deneme üssü kuruldu.

1959-1962: Binlerce Uygur, Kazak ve Kırgız, kitleler hâlinde başta Kazakistan olmak üzere Sovyet cumhuriyetlerine iltica etti.

29 Nisan 1965: Doğu Türkistan bağımsızlık hareketinin önde gelen isimlerinden Mehmet Emin Buğra Ankara’da vefat etti.

Mayıs 1966-Ekim 1976: Mao’nun mimarı olduğu Kültür Devrimi ile komünist rejime muhalif unsurlar siyasi, kültürel ve ekonomik bir tasfiye kampanyasıyla toplama kamplarına gönderildi.

Ağustos 1971: Diplomatik İlişki Kurulmasına Dair Ortak Bildiri anlaşmasının imzalanmasıyla Türkiye Çin’i resmen tanıdı.

1976: Mao Zedong öldü.

1979: Çin, reformist Deng Xiaoping’in başkanlığında ekonomik reformlarla başlayan süreçle birlikte izolasyonist politikasından vazgeçerek dış dünyaya açılmaya başladı. ABD ile ilk diplomatik ilişkiler kuruldu. Tek çocuk politikasını öngören nüfus planlaması yürürlüğe kondu.

Nisan-Haziran 1989: Komünist Parti’den tasfiye edilen reformist Hu Yaobang’a iade-i itibar isteyen binlerce işçi ve üniversite öğrencisinin Pekin’de Tiananmen Meydanı’nda yaptığı protestolar Çin ordusu tarafından kanlı bir şekilde bastırıldı. Yaklaşık iki ay süren ve 4 Haziran’da ordunun müdahale ettiği gösterilerde 1.000’i aşkın insanın öldürüldüğü tahmin ediliyor.

5 Nisan 1990: Barın katliamı: Kaşgar’ın güneyinde yaklaşık 20.000 nüfuslu Barın’da yaşanan ayaklanmaya karşı Çin ordusunun müdahale etmesiyle çok sayıda Uygur hayatını kaybetti.

Kasım 1991: Dönemin başbakanı Süleyman Demirel, Doğu Türkistan’ın en önemli siyasetçi ve yazarı olan İsa Yusuf Alptekin’le bir araya geldi. Görüşmede Demirel, “Çinlilerin Doğu Türkistan’daki kardeşlerimizi asimile etmesine izin vermeyeceği”ni belirterek konuyu BM gündemine getireceğini söyledi.

İsa Yusuf Alptekin; Süleyman Demirel, Erdal İnönü, Turgut Özal ve Alparslan Türkeş ile.
İsa Yusuf Alptekin; Süleyman Demirel, Erdal İnönü, Turgut Özal ve Alparslan Türkeş ile.

Mart 1992: İsa Yusuf Alptekin’i kabul eden dönemin cumhurbaşkanı Turgut Özal bağımsızlıklarını ilan eden Orta Asya’daki Türki cumhuriyetlerden sonra sıranın Doğu Türkistan’da olduğunu söyledi.

Mart 1992: Uluslararası Para Fonu (IMF) Çin ekonomisinin ABD ve Japonya’dan sonra en büyük üçüncü ekonomi olduğunu açıkladı.

17 Aralık 1995: İsa Yusuf Alptekin İstanbul’da vefat etti.

Nisan 1996: Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan Şangay’da Şangay Beşlisi Örgütü’nün kuruluş belgesine imza attı.

5 Şubat 1997: Gulca katliamı: Uygurların kültürel kimlikleri ve dinî yaşantıları üzerinde artan baskılar neticesinde 15.000-20.000 civarı Uygur ayaklandı. Dünya Uygur Kurultayı’na göre en az 100 Uygur öldürüldü, yüzlercesi yaralandı ve gösterilerin akabinde 4.000’e yakın Uygur gözaltına alındı.

19 Şubat 1997: Deng Xiaoping öldü.

Aralık 1998: Dönemin başbakanı Mesut Yılmaz’ın imzasıyla Türk devletinin tüm birimlerine gönderilen gizli genelge ile Doğu Türkistan’la ilişikli dernek ve vakıfların faaliyetlerine hiçbir bakan ya da devlet görevlisinin katılmaması istendi.

Nisan 2000: Çin Cumhurbaşkanı Jiang Zemin Türkiye’ye resmî bir ziyaret gerçekleştirdi. Üç gün süren ziyaret sırasında ekonomi, enerji, siyasi nitelikli anlaşmalar imzalandı. Jiang Zemin’e Türkiye Cumhuriyeti Devlet Liyakat Nişanı verildi.

Haziran 2001: Özbekistan Şangay Beşlisi Örgütü’ne katıldı. Örgütün ismi Şangay İşbirliği Örgütü olarak değiştirildi.

11 Eylül 2001: ABD’de sivil ve askerî binalar hedef alınarak bir dizi saldırı gerçekleşti.

Ağustos-Eylül 2002: ABD ve BM Doğu Türkistan İslami Hareketi’ni uluslararası terörle ilişkili gruplar listesine aldı.

Mart 2003: Hu Jintao 10 yıldır devlet başkanlığını sürdüren Jiang Zemin’den görevi devraldı.

Nisan 2004: Doğu Türkistan Millî Kurultayı ile Dünya Uygur Gençlik Kurultayı tek bir organizasyon altında birleşti ve Dünya Uygur Kurultayı kuruldu.

Mart 2008: 20 yıl aradan sonra Tibet’te en şiddetli Çin karşıtı gösteriler yaşandı. Pekin Olimpiyatlarına beş ay kala farklı ülkelerdeki Tibetli aktivistler dünyanın dikkatini bölgeye çekmek için çeşitli eylemlere imza attı.

Ağustos 2008: Pekin Olimpiyat Oyunları düzenlendi.

2009: Çin Halk Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 60. yılı törenlerle kutlandı.

24 Haziran 2009: Cumhurbaşkanı Abdullah Gül beraberinde bakanlar, iş adamları ve bürokratlardan oluşan bir heyetle Çin’e resmî bir ziyaret gerçekleştirdi.

https://stratejikortak.com/2017/01/uygur-turkleri.html

5 Temmuz 2009: Guangdong eyaletinde bir oyuncak fabrikasında çıkan kavgada Uygur işçilerin öldürülmesini protesto eden ve olayla ilgili bağımsız bir soruşturma açılmasını talep eden binlerce Uygur Urumçi’de sokaklara döküldü.

Mart 2010: İnternet arama motoru Google, sansür ve siber saldırılar sebebiyle Çin’den çekildi. Google, ocak ayında Çin’in önde gelen insan hakları aktivisitlerinin ve sivil toplum kuruluşlarının Gmail hesaplarına siber saldırılar yapıldığını açıklamıştı.

Kasım 2010: Nobel Barış Ödülü Çinli muhalif Liu Xiabao’ya verildi. Çin’in katılmasına müsaade etmediği törende Liu Xiabao’nun ödülünü sözcüsü Yang Jianli aldı.

Şubat 2011: Çin Japonya’yı geride bırakarak ABD’den sonra dünyanın en büyük ikinci ekonomisi oldu.

Mayıs 2011: İç Moğolistan’da iki Moğol’un Han Çinliler ta rafından öldürülmesinin ardından yüzlerce Moğol sokaklara döküldü.

18 Temmuz 2011: Hoten’de bir polis karakoluna saldırı düzenlendi. Öldürülen iki polis dışında olayı gerçekleşti renler dâhil kimsenin kimliği açıklanmadı.

30 Temmuz 2011: Kaşgar’da gece işlek caddelerden birinde bir kamyonu ele geçiren iki kişinin, aracı yolda yürüyen insanların üzerine sürdüğü ve 6 kişinin ölümüne, 28 kişinin yaralanmasına sebep olduğu açıklandı. Olaylar Sinjang Hükûmeti Basın Bürosu tarafından “terör saldırıları” olarak tanımlandı.

20-22 Şubat 2012: Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Başkan Yar dımcısı Xi Jinping, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün davetlisi olarak Türkiye’ye resmî bir ziyaret gerçekleştirdi. Yedi yeni anlaşmanın imzalandığı görüşmelerde 2012’nin Türkiye’de “Çin Kültür Yılı”, 2013’ün ise Çin’de “Türk Kültür Yılı” olarak kutlanacağı açıklandı.

Abdullah Gül Çin Ziyareti

7-11 Nisan 2012: T.C. Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, be raberinde Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nunda aralarında bulunduğu bakanlar, milletvekilleri,
bürokratlar, iş adamları, akademisyenler ve basın mensuplarından oluşan kalabalık bir heyetle Çin’e resmî bir ziyaret gerçekleştirdi. Çin Başbakanı Wen Jiabao’nun daveti üzerine gerçekleşen ziyaret 27 yıl aradan sonra başbakanlık düzeyinde yapılan ilk resmî ziyaret oldu.

19 Nisan 2012: Sichuan eyaletinin Ngaba bölgesine bağlı Barma kasabasında iki Tibetli rahip bir kamu binası ya kınlarında protesto amacıyla kendilerini ateşe verdi. 16 Mart 2011-19 Nisan 2012 tarihleri arasında kendini ateşe veren Tibetli rahip sayısı 35’e ulaştı.

Kaynak: Amine Tuna – DOĞU TÜRKİSTAN’DA ASİMİLASYON VE AYRIMCILIK

Bu yazı 21 Mart 2016’da yayına girmiş, 9 Şubat 2019’da güncellenmiştir.

https://stratejikortak.com/2017/04/dogu-turkistan-isim-yasagi.html

Doğu Akdeniz Haber Arşivi (Ocak 2019)

Kıbrıs adası ve Doğu Akdeniz’de Ocak 2019’da yaşanan askeri ve diplomatik gelişmeleri kronolojik olarak derledik.

1 Ocak: Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Fatih sondaj gemisinin ilk sondaj faaliyetine başladığını belirterek, “2-3 ay içinde ilk neticeyi almayı ümit ediyoruz.” dedi.

2 Ocak: Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu; (Yunanistan) Milli Savunma Bakanlarına öyle söylüyorlar, ‘Bizim bir şımarık çocuğumuz var’ diyorlar. ‘Şımarık çocuğunuza sahip çıkın da bizim güvenlik güçlerimizin elinden bir kaza çıkmasın’, bunu hatırlatıyoruz” dedi.

4 Ocak: Kıbrıs Rum Yönetimi adına Doğu Akdeniz’de bulunan 10’uncu parselde sondaj çalışmaları yapan Amerikan Exxon Mobil ile Katar Petroleum şirketine ait ‘Stena Icemax’ adlı sondaj gemisi arızalandı.

6 Ocak: Türkiye, Doğu Akdeniz’deki doğalgaz arama sahasını genişletti. Gemilerini seyir bilgilerini gösteren Navtex üzerinden, Meis adası güneyi ve Rodos doğusunu kapsayan geniş alanda araştırma yapılacağı duyuruldu. Barbaros Hayrettin Paşa sismik araştırma gemisi, refakatindeki Tanux-1 ve Apollo Moon gemileri ile birlikte Kıbrıs münhasır ekonomik bölgesinin büyük bir bölümünü de içerisine alacak şekilde araştırma yapmak üzere bölgede seyre başladı.

9 Ocak: Rusya, yayınladığı NOTAM’la Doğu Akdeniz’de Ocak ayı içinde dört kez fiili atış eğitimleri düzenleyeceğini duyurdu. İlki 9-10 ocakta düzenlenen eğitim, 16-17 Ocak, 23-24 Ocak ve 30-31 Ocak günlerinde devam edecek.

  • ABDli enerji şirketi ExxonMobil ve Katarlı Qatar Petroleum ortaklığından oluşan Konsorsiyum, Güney Kıbrıs sularındaki 10. parselde petrol arama için Kasım ayında başladığı ilk sondajını tamamladı.

10 Ocak: Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’na (TPAO) ait Fatih adlı sondaj gemisi ekim sonunda Alanya’nın 60 mil açığında petrol ve doğalgaz aramak üzere çalışmalara başladı.

14 Ocak: Doğu Akdeniz bölgesinde gaz üretimi, tüketimi ve geçiş ülkelerini bir araya getiren Doğu Akdeniz Gaz Forumu (DAGF) Mısır’ın başkenti Kahire’de kuruluyor. Güney Kıbrıs Rum Kesimi, Yunanistan, İsrail, İtalya, Ürdün, Filistin ve Mısır‘ın enerji bakanları forumun kurulması için toplandı. Kurulacak forum Türkiye’nin gaz arama faaliyetlerine karşı bir hamle olarak değerlendiriliyor. Yapılan açıklamada, forumun ana hedeflerinin, arz ve talebi sağlayarak üyelerin çıkarlarına hizmet edecek bölgesel bir gaz piyasasının kurulması olduğu kaydedildi.

Merkezinin Kahire’de olması kararlaştırılan Doğu Akdeniz Gaz Forumu‘nun (DAGF) yapısına ilişkin konuları görüşmek üzere üye ülkelerin enerji bakanlarının nisanda yeniden bir araya geleceği belirtildi.

DAGF’nin çıkar ve hedefleriyle anlaşan Doğu Akdeniz’deki üretici, tüketici yada geçiş ülkelerinden her hangi biri foruma daha sonra da üye olabilecek.

  • Rum Enerji Bakanı Lakkotrypis: Yeni uluslararası “East Mediterranean Gas Forumu” bizi hedefimize daha çok yaklaştırıyor” dedi.

15 Ocak: İsrail Enerji Bakanı Yuval Steinitz birkaç ay içinde Mısır’a doğalgaz satmaya başlayacaklarını açıkladı. Steinitz İsrail’in Mısır’a ihracatının 10 yıl içinde yıllık 7 milyar metreküpe ulaşmasının beklendiğini de söyledi. İhracatın yarısının Mısır’ın iç pazarında kullanılması, diğer yarısının ise sıvılaştırılıp tekrar ihracata sunulmasının beklendiğini sözlerine ekledi.

  • Milli Savunma Bakanlığı sosyal medya hesabından “Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanlarımızda bilimsel araştırma faaliyetlerine devam etmekte olan Barbaros Hayreddin Paşa Sismik Araştırma Gemimize Deniz Kuvvetlerimiz tarafından sağlanan refakat görevi kapsamında halen TCG BARBAROS fırkateyni de bölgede bulunmaktadır.” ifadeleri ile bir paylaşımda bulundu.
  • Aralık ayından bu yana Kıbrıs Rum Yönetimi için Akdeniz’de doğalgaz arama çalışmaları yapan Stena Icemax isimli sondaj gemisinin ilk denemesinden herhangi bir sonuç çıkmazken geminin aynı parselde ikinci sondaj merkezine hareket ettiği bildirildi.

17 Ocak: SAT/SAS timleri, Kara ve Hava Kuvvetleri unsurlarının da katılımıyla Ege ve Doğu Akdeniz’de Şehit Deniz Piyade Er Semih Akyıldız ve Şehit Deniz Piyade Er Emre Günalar tatbikatlarının icra edildiğini açıkladı.

19 Ocak: Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Kıbrıs açıklarında Türkiye’nin doğalgaz arama çalışmalarıyla ilgili, “Kıbrıs Rum Kesimi’ni bu vesileyle bir daha ikaz etmiş olalım. Biz kendi sahamızda, ekonomik bölgemizde istediğimiz sondaj ve çalışma hakkına sahibiz” dedi.

20 Ocak: Güney Kıbrıs Dışişleri Bakanı Nikos Hristodulidis, ABD ve bazı AB ülkelerinin Doğu Akdeniz’de oluşturulan ‘enerji ortaklığına’ katılmak istediklerini açıkladı.

25 Ocak: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, “Kıbrıs Türk tarafı, Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte doğalgaz alanındaki haklarını sonuna kadar savunmaya ve fiilen o konuda gereğini yapmaya da devam edecektir.” dedi.

26 Ocak: Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, “Türkiye Cumhuriyeti’nin Münhasır Ekonomik Bölge’de ve KKTC’nin Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’na (TPAO) verdiği ruhsatlar çerçevesinde, artık sadece sismik araştırma değil, sondajı da yapacağız” diye konuştu.

27 Ocak: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Dışişleri Bakanlığı, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Doğu Akdeniz’deki tek taraflı doğalgaz arama faaliyetlerine ilişkin, Rum tarafının, Türk tarafını yok sayarak attığı adımların hiçbirinin kabul edilemeyeceğini bildirdi.

28 Ocak: Yunanistan Enerji Bakanı Yorgos Statakis, ülkesinin East-Med olarak bilinen Doğu Akdeniz doğalgaz boru hattı inşasını yoğun bir şekilde desteklediğini vurguladı. Statakis, İsrail ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi arasında söz konusu proje için anlaşmaların önümüzdeki birkaç ay içinde Girit Adası’nda imzalanacağını bildirdi. Statakis, bölgede yeni doğalgaz projeleri için çalışmaların devam ettiğine dikkati çekerek, “Transatlantik Doğalgaz Boru Hattı (TAP) hızla devam ediyor ve Yunanistan-Bulgaristan boru hattının bu yıl içerisinde inşasına başlanacak.” diye konuştu.

30 Ocak:

  • Türk Silahlı Kuvvetleri’nin gözetiminde Türkiye’ye bağlı Barbaros Hayreddin Paşa sismik arama gemisi Kıbrıs açıklarında doğalgaz sondaj çalışmalarına başlayacak.

KKTC Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, geminin KKTC’nin F ve G ruhsat sahalarına intikal ettiğini açıkladı. Özersay “Biz daha önce ne söylediysek, şimdi onu yapıyoruz. Artık sondaj yapma aşamasına geldik, bunun için sondajın yapılacağı noktayı saptayacağız. Bu nedenle Barbaros Hayrettin Paşa gemisi KKTC tarafından daha önce ilan edilmiş olan F ve G ruhsat sahalarına sismik araştırma yapmak üzere intikal etti” diye konuştu.

KKTC Dışişleri Bakanı Kudret Özersay
  • Güney Kıbrıs ile Avrupa Birliği üyesi 7 Akdeniz ülkesinin oluşturduğu “MED 7” zirvesi Lefkoşa’da gerçekleşti. Güney Kıbrıs Rum Kesimi ev sahipliğinde yapılan zirveye, Fransa, İtalya, İspanya, Yunanistan, Portekiz, Malta katıldı.
  • Fransa cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Kıbrıs´ta düzenlenen Avrupa Birliği (AB) Üyesi Güney Avrupa Ülkeleri Zirvesi´nde (Med7) yaptığı konuşmada, Türkiye´nin muhalefetine rağmen, Kıbrıs’ın doğal gaz arama çalışmalarını desteklediğini belirtti.

https://stratejikortak.com/2018/12/dogu-akdeniz-haber-arsivi2018.html

Askeri ve Diplomatik Haber Arşivi (Ocak 2019)

0

Stratejik Ortak olarak Ocak ayında yaşanan önemli askeri haberleri ve diplomatik gelişmeleri tek başlık altında derledik.

Hayat pahalılığının 2 haftadır protesto edildiği Sudan’da, Ocak ayından itibaren maaşlara 2 bin 500 cüneyhe (yaklaşık 50 $) varan zamlar yapılacak.

Fuar için gittiği Dubai’de gözaltına alınan Mersin Ülkü Ocakları eski Başkanı ve Bayırbucak Türkmen Dağı Derneği Başkanı Mehmet Ali Öztürk hakkında BAE mahkemeleri tarafından teröre destek iddiasıyla müebbet hapis cezası verildi.

Gabon Cumhurbaşkanı Ali Bongo, hastalandığı 24 Ekim’den bu yana ilk defa kameralar karşısına geçerek ulusa sesleniş konuşması yaptı. Suudi Arabistan başkenti Riyad’a gittikten sonra kendisinden haber alınamamıştı.

Sudan’da 23 parti, Devlet Başkanı Ömer el-Beşir’e ülkeyi yönetmek için “Geçiş Konseyi” kurulması çağrısı yaptı.

Somali, Birleşmiş Milletler Somali Özel Temsilcisi Nicholas Haysom’ı ülke iç işlerine müdahalede bulunduğu gerekçesiyle istenmeyen adam ilan etti.

Sudan Merkez Bankası, ekonomik kriz ve nakit sıkıntısının yaşandığı ülkede; 100, 200 ve 500’lük banknotlar piyasaya sürüleceğini açıkladı.

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, hiç kimsenin Tayvan’ın “Çin’in bir parçası” olduğu gerçeğini değiştiremeyeceğini söyleyerek, Pekin’in “yeniden birleşme” için bir seçenek olarak askeri güç kullanımından vazgeçmeyeceğini dile getirdi.

Irak Ortak Operasyonlar Komutanlığı Sözcüsü Tümgeneral Yahya Resul, Suriye’den çekilecek Amerikan askerlerinin Irak Kürt Bölgesel Yönetimi toprakları üzerinden ABD’ye döneceğini açıkladı.

Suriye rejimi lideri Esad’in amcasının karısına, ülkeye yapacağı yatırımlar karşılığında İngiltere’de yaşama hakkı verildi.

Rusya Savunma Bakanlığı, 400 YPG’li teröristin Münbiç’ten çekildiğini iddia etti.

Türkiye ile paralel politikalar izleyen Ulusal Kurtuluş Cephesi, İdlib’de muhaliflere saldıran HTŞ’ye karşı ‘genel seferberlik’ ilan edildiğini açıkladı.

ABD Başkanı Trump, “Suriye’den çekilsek bile Kürtleri (YPG) korumak istiyoruz” açıklamasında bulundu.

Venezuella Devlet Başkanı Maduro, ülkesinde barışın tesisi için bu yıl muhalefetin bütün unsurlarıyla verimli bir diyalog kurmaya çalışacağını söyledi.

ABD Başkanı Trump, Afganistan konusunda “Generallerimize istedikleri tüm parayı verdim ancak Afganistan’da iyi iş çıkaramadılar.” dedi.

Sudan’da iktidar partisi, Değişim İçin Ulusal Cephe Partisi’nin Devlet Başkanı Beşir’e ileteceğini belirttiği, “görevi bırakmasını da içeren belgenin” darbeyi çağrıştırdığını ve kabul edilemez olduğunu açıkladı.

BM Güvenlik Konseyi’nin beş yeni geçici üyesi olan Almanya, Belçika, Güney Afrika, Endonezya ve Dominik Cumhuriyeti 15 üyeli konseyde yerini aldı.

ABD, çekilmesinin ardından konuşlandırmayı planladığı Mısır ve BAE subayları Menbiç’te incelemelerde bulundu.

Irak Dışişleri Bakanı Muhammed Ali Hekim, Irak’ın ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarına bağlı kalmayacağını açıkladı.

Türkiye Maarif Vakfı, Pakistan’daki FETÖ okullarının yönetimini resmen devraldı.

Suudi Başsavcılığı, Cemal Kaşıkçı cinayetine karışan 11 zanlı ile ilgili ilk duruşmanın görüldüğünü ve Başsavcı zanlılardan 5’i için ölüm cezası istediğini duyurdu.

Fırat’ın doğusu konusunda Rusya ile mutabakata varıldığı belirtilirken, Rusların Esad güçlerinin Menbiç’e girmemesi konusunda uyardığı iddia edildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın davetlisi olarak Türkiye’ye resmi ziyarette bulunan Pakistan Başbakanı Imran Khan, Mevlana Müzesi’ni ziyaret etti.

Somali’de insani yardıma ihtiyaç duyanların sayısının 4,2 milyon kişi ve bunlardan üçte ikisinin çocuk olduğu bildirildi.

Ortadoğu’da milyonlarca insanı katleden ABD’nin Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Newsmax haber sitesine verdiği demeçte, “ABD, Türklerin Suriye’de Kürtleri kıyıma uğratmamasını güvence altına almaya çalışıyor” ifadelerini kullandı.

Sudan Devlet Başkanı Ömer el-Beşir, ülkenin durumunun düzelmesi ve gösterilerin son bulması için İsrail’le ilişkileri normalleştirme yönünde nasihatler aldıklarını söyledi. Fakat El-Beşir nasihati kimden aldığını açıklamadı.

ABD Dışişleri Bakanı Pompeo, “Arap ülkeleri ile İsrail arasındaki ilişkileri geliştirdik. Onları bir koalisyon geliştirmek için bir araya getirdik. Bu ülkelerin Orta Doğu’da şu anda birden fazla cephede birlikte çalıştıkları koşulları belirledik.” dedi.

İngiltere Dışişleri Bakanı Jeremy Hunt, Esad’ın Rusya’nın desteği ile bir süre daha iktidarda kalacağını belirterek, “Ancak ülkede kalıcı barışa ulaşılması için Esad’ın gitmesi gerekiyor” dedi.

Milli Eğitim Bakanlığı ile ASELSAN arasında yapılan görüşmeler sonucu nitelikli insan kaynağı oluşturulması adına ‘Savunma Sanayi Lisesi’ açılacağı duyuruldu.

ABD Başkanı Donald Trump, olağanüstü hal ilan ederek Kongre’nin iznine gerek duymadan Meksika sınırında “çok hızlı bir şekilde” duvar örebileceğini belirtti.

Reuters’ın haberine PYD Esad’la anlaşmaya varmaya yönelik yol haritasını Moskova’ya sundu. PYD’li yetkili Badran Jia Kurd, “Nihai kararımız, Şam’la anlaşmaya varmaktır; ne pahasına olursa olsun, ABD itiraz etse bile bu yönde çalışacağız” dedi.

Amerika kıtasındaki 14 ülkeden oluşan Lima Grubu’nun Meksika dışındaki üyeleri, Venezuella Devlet Başkanı Maduro’nun yeni hükümetini tanımayacaklarını açıkladı.

‘YPG sempatizanı’ Brett McGurk’ün istifası sonrasında boşalan IŞİD ile Mücadele Özel Temsilciliğine, halen ABD Suriye Özel Temsilciliği görevini yürüten James Jeffrey atandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün Vahdettin Köşkü’nde Ukrayna Devlet Başkanı Poroşenko ile bir araya gelerek kahvaltı yaptı.

Moskova Patrikhanesi, Fener Rum Patriği Bartholomeos’un Ukrayna Ortodoks Kilisesi’ne “otosefal” statü kazandıran “Tomos” isimli kararnameyi Ukrayna’ya vermesine tepki gösterdi.

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, üst düzey komutanlarıyla yaptığı toplantıda, ülkenin ordusunun acil durum duyarlılığını güçlendirmesi ve savaşa hazırlanmak için gereken her şeyi yapması gerektiğini söyledi.

Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Sina Yarımadası’nda teröristlere karşı İsrail ile yardımlaştıklarını, İsrail ordusuna hava müdahalesi için hava sahasını açtıklarını söyledi.

Venezuela Parlemantosu Maduro’nun 2. dönem başkanlığını reddettiğini duyurdu.

İçişleri Bakanlığı, geçen yıl 294 bin 480 Suriyelinin ülkesine döndüğünü belirtti.

Sudan Devlet Başkanı Ömer el-Beşir, görevi bırakmasını isteyenlere, yönetime gelmek için 2020’de yapılacak seçimlere hazırlanmaları çağrısında bulundu.

Özbekistan, turizmi canlandırmak adına 1 Şubat itibarıyla 45 ülkenin vatandaşına 30 günlük vize muafiyeti, 76 ülkenin vatandaşına da sadeleştirilmiş vize imkanı tanıdı.

İdlib’de birçok noktayı Zenki ve diğer gruplardan alarak kontrol sağlayan HTŞ, Fırat Kalkanı Harekâtı’na katılan bazı grupların İdlib’e dönüşlerini ‘yasakladı’.

Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı Bolton, YPG’yi kastederek, Amerika’nın Suriye’den çekilmesinin Türkiye’nin “Kürt savaşçıların” güvenliğini garanti etmesi koşuluna bağlı olduğunu söyledi.

İran’da Facebook, Twitter ve Telegram’ın ardından Instagram’ın da 2 Ocak’ta yasaklanması ülkede büyük tepki yarattı. İran Meclisi Sosyal İşler Komisyonu Üyesi Ahmed Bigdeli, sosyal medyanın sınırlandırılmasının yanlış bir uygulama olduğunu belirtti.

Suud destekli Yemen Cumhurbaşkanı Hadi, Türkiye ile Yemen arasında derin ilişkiler olduğunu söyledi.

ABD’nin İsrail Büyükelçisi, Trump tarafından ilan edilmesi beklenen ve “Yüzyılın Anlaşması” projesi olarak bilinen “Orta Doğu Barış Planı”nın ertelendiğini açıkladı.

“Türk ajanları beni öldürebilir” diyerek İngiltere’deki maça gitmeyeceğini söyleyen New York Knicks oyuncusu FETÖ’cü Enes Kanter’in, Londra’daki maçta forma giyemeyecek olmasının nedeninin güvenlik kaygısı değil, vize sorunu olduğu açıklandı.

Gazze’de Hamas’ın elinde tuttuğu İçişleri Bakanlığı, Filistin yönetimi tarafından çekilme kararı alınan Refah sınır kapılarında yönetimi yeniden ele aldı.

Gabon hükümeti, darbe girişiminde bulunan askerlerin tutuklandığını, ülkede kontrolün tekrar sağlandığını duyurdu.

Venezuela Yüksek Mahkemesi’nin yargıçlarından Christian Zerpa, Maduro’nun bir dönem daha göreve seçilmesini protesto ederek ABD’ye kaçtı.

Bangladeş’te 30 Aralık’ta yapılan ve meclisteki 300 sandalyenin 288’ini kazanan Büyük İttifak’ın lideri Şeyh Hasina, Başbakan olarak yemin ederek göreve başladı.

İsrail Başbakanı Netanyahu, Katar’ın Gazze Şeridi’nde çalışanların maaşlarının ödenmesi için gönderdiği fonların transferinin durdurulması için talimat verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘darbe yapılacağı iddia edilen’ Venezuela Cumhurbaşkanı Maduro ile telefonda görüştü.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, New York Times gazetesinde kaleme aldığı makalede, ‘Türkiye’nin Suriye’de barışı sağlamak için planı var’ ifadesini kullandı.

Fas’ın kuzeyindeki Meknes kentinde, “sarı yelek” giyen yüzlerce tüccar, vergilerde artış yapılmasını protesto etti.

IKBY’de, Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) ve Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ile yeni hükümetin kurulmasını görüşmek üzere planlanan toplantı iptal edildi.

Savunma Sanayi Başkanı İsmail Demir, S-400 sistemlerinin F-35’lerin uçuşunu engelleyeceği tezlerine karşı önümüzdeki haftalarda ABD’den bir ekip gelmesini beklediklerini açıkladı.

TBMM Başkanı Yıldırım, Suriyelilerin Türkiye’de kalıcı olmadığını belirterek, “Burada kaldıkları süre içinde suç teşkil edecek faaliyetlerin içine girmeleri halinde tutarız kulaklarından geldikleri yere göndeririz” dedi.

Rus askeri polisi temsilcisi Yusuf Mamatov, Suriye’de görev yapan bir Rus askeri polis birliğinin Menbiç’te devriyelere başladığını söyledi.

Macaristan’da hükümet, Macarların kökenini araştıracak bir enstitü kurdu. Macaristan Araştırma Enstitüsü’nün yapacağı çalışmalar sonucunda, Türklerle akrabalık bağının olup olmadığı yönündeki tarihsel kimlik bilmecesine açıklık getirilmesi amaçlanıyor.

Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri, Esad liderliğindeki Suriye’nin Arap Birliği’ne dönüş hazırlıklarına başlaması gerektiğini söyledi. Şukri, dönüşün Arap Birliği Konseyi’nin kararı ve mart ayındaki zirve sonuçları ile netleşeceğini söyledi.

Türkiye’nin İran’dan ham petrol alımını (günlük varil sayısını azaltsa da) yeniden başlattığı bildirildi. [Reuters]

Eski İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad, Tahran’da 20 Ocak’ta halkın da katılacağı bir gösteriyle “yetkililerin politikalarını ve ülkenin yönetilme biçimini protesto etmek” için ülke yönetiminden izin istedi.

Çin Dışişleri Bakanlığı, ABD heyetiyle başkent Pekin’de yürütülen ticari müzakerelerin tamamlandığını ve müzakerelerin olumlu sonlandığını açıkladı.

İsrail’de eski Enerji Bakanı Segev, “İran adına casusluk yaptığı” gerekçesiyle 11 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Irak Başbakanı Abdülmehdi, Kerkük’te (Kürt siyasi parti binaları dahil) binalara asılan IKYB bayraklarının derhal indirilmesini istedi ve Kerkük’ün IKBY coğrafyasına ait olmadığını söyledi.

Venezuella, 2018 yılını yüzde 1.7 milyon enflasyon oranıyla kapattı.

HTŞ’nin son 10 günde ele geçirdiği birçok noktanın ardından İdlib’deki 13 Türk askeri gözlem noktasının hepsi HTŞ kontrolündeki bölgelerde kaldı.

Venezuella lideri Maduro, ülkesinde ‘işleyen bir darbe planı olduğunu’ belirterek, başkanlığını tanımayacaklarını bildiren Lima Grubu üyesi ülkelere bu pozisyonlarını 48 saat içinde değiştirmeleri için nota verildiğini açıkladı.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Kasımi, ABD donanmasının eski mensubu Michael White’ın ülkenin doğusundaki Horasanı Rezevi eyaletinde tutuklandığını doğruladı.

Kazakistan Dışişleri Bakanlığı, Pakin hükümetinin “yeniden eğitim” adı altında kamplarda alıkonulan Müslüman nüfus içindeki etnik Kazakların Çin vatandaşlığından ayrılarak Kazakistan’a göç etmesine izin verdiğini açıkladı.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman’ın Pakistan’a gelecek ay yapacağı ziyarette iki ülke arasında 10 milyar dolarlık yatırım anlaşmaları imzalanacağı bildirildi.

İsrail İç İstihbarat Servisi Şin-Bet Başkanı Argaman, “Çin’in İsrail’de özellikle stratejik altyapı ve iç piyasadaki büyük şirketlere yönelik yatırımlarıyla oluşturduğu nüfuz tehlike oluşturuyor” dedi.

Rusya Merkez Bankası’nın, 2018’in ikinci çeyreğinde 100 milyar dolarlık rezervini yuan ve avroya çevirdiği bildirildi. Merkez Bankası, doların rezervlerindeki payını yüzde 46,3’ten yüzde 21,9’a düşürdü.

Rusya Savunma Bakanlığının bugün yaptığı açıklamada “İdlib, Suriye’nin en önemli terör üslerinden biri haline gelmiştir. Rusya, varlığına tehdit oluşturmaya başlayan bu konuda gerekli adımları atacaktır.” ifadeleri kullanıldı.

ABD’nin ‘yalnızlaştırma politikasına’ rağmen Venezuela’da Maduro’nun başkanlığının ikinci dönemi için yapılan törene 94 ülkeden lider ve temsilciler katıldı. Türkiye’yi törende Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay temsil etti.

ABD Dışişleri Bakanı Pompeo, Ortadoğu’da Mısır, Ürdün ve Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerini bir araya getiren “Orta Doğu Stratejik İttifakı”nı kurmaya çalıştıklarını söyledi.

Almanya Başbakanı Merkel, Yunanistan ziyaretinde ‘Türkiye’ye iade edilen mülteci sayısının artması gerektiğini’ belirtti.

Orta Afrika Cumhuriyeti (OAC) ordusuna tek desteği Rusya’nın verdiğini söyleyen OAC Savunma Bakanı Marie-Noelle Koyara, Rusya’nın Afrika’daki ilk askeri üssünü OAC’de açabileceğini söyledi.

ABD öncülüğündeki Koalisyonun Sözcüsü Albay Sean Ryan, Suriye’den çekilme sürecinin başladığını duyurdu.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, terörle nerede olursa olsun mücadele edeceklerini belirterek “Önümüzde Münbiç, Fırat’ın doğusu var” dedi.

ABD Dışişleri Bakanı Pompeo, “Suriye konusunda Rusya’nın bizimle iş birliği yapmasını ve Suriye’deki çatışmalara siyasi bir çözüm bulmaya yönelmesini istiyoruz. Bu konuda Moskova’nın yardımına başvuruyoruz” dedi.

Makedonya Meclisi, Yunanistan’ın baskıları nedeniyle ülkenin adının Kuzey Makedonya Cumhuriyeti olarak değiştirilmesini öngören anayasa değişikliğini onayladı.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in soru önergesine verdiği yanıtta, Türkiye’nin işlenebilir altın rezervinin 840 ton olduğunu belirtti.

Ukrayna Devlet Başkanı Poroşenko, Türkiye ile Bayraktar TB2 tipi insansız hava aracı satın almaya yönelik anlaşma imzaladıklarını duyurdu.

ABD Dışişleri Bakanı Pompeo, Çavuşoğlu ile yaptığı görüşmeye ilişkin, Suriye’deki durumla ilgili olarak olumlu bir sonuca ulaşma konusunda iyimser olduğunu belirtti.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Genelkurmay Başkanı Yaşar Güler, Kara Kuvvetleri Komutanı Ümit Dündar ve MİT Başkanı Hakan Fidan sınır hattında bir araya geldi.

Amerikan yönetimi, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu hedef alan eleştirilerinin dozunu artırarak ülkede yeni bir hükümet kurulmasının zamanının geldiğini bildirdi.

Fırat Kalkanı operasyonu ile temizlenen Cerablus’tan sorumlu Gaziantep Vali Yardımcısı Ahmet Turgay İmamgiller Cerablus’ta kaldığı odada ölü bulundu. Kalp krizi geçirdiği tahmin edilen Vali Yardımcısının kesin ölüm nedeni yapılacak otopsi sonrasında belirlenecek.

Suriye’de terörden temizlenen bölgelerde hayatın normalleşmesini sağlamak ve geri dönüşleri teşvik etmek için Çobanbey beldesinde 112 acil komuta merkezi telsiz sistemi hizmete açıldı.

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun Arap ülkeleri dışişleri bakanlarıyla birlikte ABD’nin Polonya’da düzenleyeceği (Pompeo’nun duyurduğu) İran karşıtı zirveye katılacağı bildirildi.

‘Şovmen’ Kanada Başbakanı Trudeau, ailesinden kaçan ve Bangkok’ta alıkonulan Suudi genç kadının sığınma talebini kabul etti.

20 ton altını işletmek için Türkiye’ye gönderdiği iddia edilen Venezuela’da Maduro’nun yardımcısının, altınların işlenileceği tesisleri görmek için Çorum’a geleceği öğrenildi.

İran, Polonya’nın Tahran Maslahatgüzarını, ABD’nin öncülük ettiği ve İsrail ile birlikte Arap ülkelerinin katılacağı Polonya’daki İran karşıtı zirve nedeniyle Dışişleri Bakanlığına çağırdı.

‘Amerika yanlısı’ yeni Brezilya hükümeti, Venezuela lideri Maduro’nun meşruiyetini kaybettiğini belirterek, bundan böyle Brezilya’nın Venezuela muhalefet lideri (Meclis Başkanı) Juan Guaido’yu bu ülkenin lideri olarak kabul edeceğini açıkladı.

Yunanistan’da 4. yılını tamamlayan radikal sol SYRIZA hükümetinin küçük ortağı ANEL Partisi Genel Başkanı ve Savunma Bakanı Panos Kammenos, hükümetten ayrılma kararı aldı.

İsrail Başbakanı Netanyahu, İsrail ordusunun Suriye’nin başkenti Şam’da İran ve Hizbullah’a ait noktalara hava saldırısı düzenlediğini ilk kez resmi olarak açıkladı.

Tunus Nahda Hareketi lideri Raşid el-Gannuşi, yıl sonunda yapılması beklenen Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlere hareketin katılacağını ancak kendisinin aday olmayacağını açıkladı.

Rus Dışişleri Sözcüsü Zaharova, Ukrayna’nın Türk yapımı İHA satın almasına ilişkin yaptığı açıklamada, “Kiev rejimine silah verilmesi Ukrayna’daki iç krizi kötüleştiren bir faktöre dönüşmemeli” ifadelerini kullandı.

İran Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Bakıri, “İran düşmanlarının, askeri bir adımın çok maliyetli olduğu sonucuna vararak ülkede iç karışıklık çıkarma ve paralı askerleri harekete geçirme planını devreye koyduğunu” ileri sürdü.

ABD Başkanı Trump, Türkiye’nin Suriye’de Kürtleri (YPG) vurması durumunda, Türkiye’yi ekonomik yıkıma uğratacaklarını ve bölgede 32 kilometrelik bir güvenli bölge oluşturacaklarını söyledi.

Rusya Duma Savunma Komitesi Başkanı Şamanov, Suriye’nin güneyindeki Tanf üssünün kontrolünün yakın zamanda Türkiye’ye devredilebileceğini veya özel askeri bir şirketin yönetiminde kalabileceğini bildirdi.

Pakistan, Çin yapımı LY-80 uzun menzilli hava savunma sistemini test etti.

HTŞ lideri Cevlani, PKK’nın Arap bölgelerini de işgal ettiğini belirterek Fırat’ın doğusuna yapılacak operasyonu desteklediklerini açıkladı.

Türkiye hariç 7 ülke (İsrail, Yunanistan, Mısır, İtalya, Ürdün, Filistin ve GKRY Enerji Bakanları), Mısır’ın başkenti Kahire’de altyapı maliyetlerini düşürmek ve rekabetçi fiyatlar sunmak için Doğu Akdeniz Enerji Forumu kurulmasını kararlaştırdı.

Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanı Muhammed Gargaş, YPG’ye destek çıkarak, ‘Örgütün rolünü Suriye’nin toprak bütünlüğü kapsamında korumak Arapların çıkarına’ dedi.

YPG komutanlarından Mustafa Bila, BAE’nin YPG desteği üzerine ‘Yeni Osmanlı İmparatorluğu planlarına karşı Araplar ile Kürtler Türklere karşı iş birliği yapmalı’ dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Suriye’de Türkiye sınırı boyunca güvenli bölge bizim tarafımızdan oluşturulacak.” dedi.

ABD Başkanı Trump, Beyaz Saray’daki bir kabulünde hükümetin kısmen kapanması nedeniyle yeterli mutfak personeli bulunmadığını gerekçe göstererek konuklarına dışarıdan söylediği hamburger, patates kızartması ve pizza sundu.

İngiliz parlamentosunda yapılan oylamada İngiltere Başbakanı Theresa May’in AB ile vardığı birlikten çıkış (Brexit) anlaşması 202 evet oyuna karşı 432 hayır oyu ile reddedildi.

Menbiç’te Amerikan askerlerinden oluşan delegasyonunun kenti ziyaret ettiği sırada bomba patladı. Yaşanan patlamada 5’i Amerikalı 20 kişi öldü.

Kenya Devlet Başkanı Kenyatta, Nairobi’de dün otele yapılan saldırıda 14 masum insanın hayatını kaybettiğini ve saldırganların tamamının etkisiz hale getirildiğini söyledi.

SDG/YPG’li teröristler, “Türkiye ile Suriye sınırında istikrarı sağlayacak anlaşma ve çözümlere ulaşmayı umuyoruz” açıklamasında bulundu.

ABD Başkan Yardımcısı Pence “Birliklerimizi eve getiriyoruz, IŞİD yenildi. Ancak IŞİD’in çirkin yüzünü yeniden göstermeyeceğinden emin olmak için bölgede kalacağız, mücadelenin içinde kalacağız.” dedi.

ABD Dışişleri Bakanlığı, Türkiye’ye yönelik seyahat uyarısını güncelledi. Türkiye’nin statüsü, “Seyahat etmeyi yeniden değerlendirin” anlamına gelen 3. seviyede, Irak ve Suriye sınırına yakın bölgeler ise “Seyahat etmeyin” anlamına gelen 4. seviyede tutuldu.

İsrail Enerji Bakanı Yuval Steinitz, İsrail’in birkaç ay içinde Mısır’a gaz göndermeye başlayabileceğini söyledi. [Reuters]

İran Dışişleri Bakanı Zarif IKBY ve merkezi Bağdat hükümetini, Genelkurmay Başkanı Bakıri ise Azerbaycan’ı ziyaret etti.

ABD’nin Afganistan Özel Temsilcisi Zalmay Halilzad, “Taliban eğer barış konusunda görüşmek isterse görüşeceğiz, savaşmak isterse savaşacağız.” dedi.

Venezeula’da Ulusal Meclis Başkanı Juan Guaido’yu kısa süreliğine hükümetten habersiz olarak gözaltında tutan 12 istihbarat ajanı tutuklandı.

Avrupa Birliği, Rusya tarafından Kerç Boğazı’nda gözaltına alınan Ukrayna askerlerinin ivedilikle ve şartsız serbest bırakılması çağrısında bulundu.

İtalya’nın eski başbakanı Berlusconi, 26 Mayıs’ta yapılacak Avrupa Parlamentosu seçimlerinde aday olacağını açıkladı.

Venezuella Devlet Başkanı Maduro’nun ekonomiden sorumlu yardımcısı Tareck Maddah, ülkesinin altınlarının işleneceği Çorum’a gelerek rafineriyi inceledi.

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, ülkesinin bu yıl Suriye ve Irak’ta askeri varlığını sürdüreceğini söyledi.

Pentagon’un yayımladığı Füze Savunma İnceleme Belgesi’nde, İsrail’e 2028 yılına kadar her yıl 500 milyon dolarlık bütçe desteği verileceği belirtildi.

Daha önce Rakka’daki yıkımı görüntüleyen Washington Post Beyrut Büro Şefi Sly, “YPG’nin PKK’nın uzantısı olduğu açık. ABD IŞİD ile mücadelede esasen PKK olan YPG ile çalıştı ve bunun Türk-Amerikan ilişkilerine negatif etkileri oldu.” dedi.

Kolombiya’nın başkenti Bogota’daki bombalı araçla düzenlenen terör saldırısında ölenlerin sayısının 21’e yükseldiği duyuruldu.

Rusya lideri Putin, Kosova’nın kendi ordusunu kurarak provokatif adımlar attığını, bu ülkenin Sırbistan ile olan tansiyonu artırmasının bölgenin istikrarına zarar verdiğini söyledi. Putin, Kosova’nın kuracağı ordunun yasal olmayacağını da öne sürdü.

Ukrayna Dışişleri Bakanı Pavel Klimkin, Kiev’in Rusya ile olan yaklaşık 50 anlaşmayı iptal etmeyi planladığını söyledi.

Japon Denizi üzerinde eğitim uçuşu yaparken çarpışan Rus Su-34’leri düştü. Uçakları kullanan pilotlar fırlatma sistemini kullanarak paraşütle denize indi.

Rusya’nın YPG’nin kurduğu Bab Askeri Meclisi flamalı araçlarla ortak devriye yaptığı belirtildi.

AB Komisyonu, ABD ile sanayi ürünlerinde gümrük vergilerini kaldırmak üzere ticaret müzakereleri yapmak için üye ülkelerden yetki talep etti.

Irak ve Afganistan’daki eylemleriyle sık sık gündeme gelen Blackwater’ın kurucusu Erik Prince, Suriye’den çekilecek ABD askerlerinin yerini alabileceğini belirtti.

Rusya Dışişleri Baknalığı, Moskova’nın Venezuela yönetimi ile muhalifler arasında arabuluculuk yapabileceğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fırat’ın doğusuna ilişkin, “Güvenli bölge sözünün birkaç ay içinde yerine gelmesini bekliyoruz. Aksi takdirde biz oluşturacağız.” dedi.

Almanya Dışişleri Bakanı Maas, diğer Avrupalı ülkeler gibi Venezuela’daki gelişmelere ilişkin, ”Tarafsız değiliz. Halk Meclisi’nin yanındayız. Maduro demokratik olarak meşru bir başkan değildir.” diyerek muhalif lider Guaido’yu desteklediklerini duyurdu.

Menbiç’te bin civarında YPG’li teröristin bulunduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Rusya da ABD de PYD/YPG’li’nin Menbiç’i boşaltılacağını söylüyorlar.” dedi.

ABD, Venezuela’daki 2. derecedeki diplomatlarının ülkeyi terk etmesini istedi.
Deyri Zor güneyinde tek bir yerleşim yerine sıkıştırılan IŞİD, dün ani bir saldırıyla onlarca YPG’liyi öldürerek bazı noktaları tekrar ele geçirdi.

İngiltere Dışişleri Bakanı Hunt, “İngiltere, Juan Guaido’nun Venezuela’yı ileriye götürecek doğru kişi olduğuna inanıyor. Bunun gerçekleşmesi için ABD, Kanada, Brezilya ve Arjantin’e destek veriyoruz.” dedi.

Rusya lideri Vladimir Putin, Venezüela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile yaptığı telefon görüşmesinde ülkenin meşru iktidarına destek verdiğini ifade etti.

Davos’ta konuşan İtalya Başbakanı Giuseppe Conte, “Fransa’nın BM Güvenlik Konseyindeki koltuğu AB’ye verilmeli. Eğer Fransa BM Güvenlik Konseyindeki yerini kullanılabilir bir hale getirmek istiyorsa bunu konuşalım” dedi.

ABD Temsilciler Meclisi, Suriye’deki Esad rejimine ve rejimle iş yapanlara yönelik sert yaptırımlar içeren yasa tasarısını oy birliğiyle onayladı.

Venezuela lideri Maduro’nun ABD diplomatlarına 72 saat süre vermesinin ardından kendisini başkan ilan eden Guaido diplomatlarının kalacağını duyurdu. ABD Dışişleri Pompeo da diplomatların orada kalacağını ve personeli korumak için tüm tedbirleri alacağını duyurdu.

AB Konseyi Başkanı Tusk, “Umarım tüm Avrupa Venezuela’daki demokratik güçlere destek verir. Maduro’nun aksine Ulusal Meclis ve Juan Guaido, vatandaşlarının verdiği demokratik yetkiye sahip” diyerek ABD paralelinde bir açıklamada bulundu.

Venezuela Savunma Bakanı Vladimir Padrino, ordunun ülkenin anayasasını ve milli egemenliğini savunacağını belirterek, ‘dayatılan bir Devlet Başkanını’ kabul etmeyeceklerini açıkladı.

Ekonomik sıkıntıların yaşandığı ve protestoların devam ettiği Sudan, Türkiye, Rusya ve BAE’nin buğday ve petrol gibi ürünlerden oluşan yardım teklifini kabul etti.

Rus Dışişleri, İdlib’deki durumun hızla kötüleştiğini, bölgenin neredeyse tamamen ‘Nusra’nın’ kontrolü altında olduğunu belirtti.

ABD Anayasa Mahkemesi, Başkan Trump’ın ‘ABD ordusuna trans bireylerin alınmasını yasaklayan Başkanlık Kararnamesi’nin yürürlüğe girmesini onayladı.

Meksika haricinde Amerikan kıtasındaki Honduras, El Salvador, Guatemala, Brezilya, Haiti, Dominik Cumhuriyeti, Kolombiya, Peru, Ekvator, Paraguay ve Kanada, tıpkı ABD gibi Venezuela Başkanı olarak Maduro yerine Juan Guaido’yu tanıdığını ilan etti.

ABD Başkanı Trump, Venezuela Ulusal Meclis Başkanı Juan Guaido’yu ülkenin “geçici devlet başkanı” olarak tanıdığını açıkladı.

Tayland’da Kraliyet, ülkede ordunun 2014’te iktidara gelmesinden bu yana ilk genel seçimin yapılacağını duyuran bir kararname çıkardı.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, İsviçre’nin Davos kasabasında ‘gayriresmi olarak’ bir araya geldi.

Afganistan’daki NATO kuvvetlerinden yapılan açıklamada, bir ABD askerinin uğradığı silahlı saldırı sonucu öldüğü duyuruldu. Öldürülen askerin ismi, ülkenin hangi vilayetinde ve nasıl öldürüldüğüne dair ise bilgi paylaşılmadı.

Bulgaristan Ekonomi Bakanı Emil Karanikolov, “Bizim muhteşem komşumuz Türkiye, Avrupa Birliği’nin stratejik ortağıdır.” dedi.

Kerç Boğazı yakınlarında iki gün önce, Maestro ve Candy adlı Tanzanya bayraklı iki gemide meydana gelen yangın felaketinde 4 Türk mürettebat hayatını kaybetti.

ABD Dışişleri Bakanlığı Avrupa ve Avrasya İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mitchell, görevinden istifa edeceğini duyurdu.
Yunanistan’da, Türkiye sınırındaki askeri bölgede fotoğraf çekerken yakalanan bir İngiliz vatandaşı ile Yunan ordusu mensubu bir başçavuş casusluk suçlamasıyla gözaltına alındı.

Zeytin Dalı Harekatı’nın ilk şehidi Piyade Astsubay Üstçavuş Musa Özalkan’ın şehadete ulaşmasının üzerinden bir yıl geçti.

PYD/PKK terör örgütü yöneticilerinden İlham Ahmed, özerkliklerini anayasal güvence altına alan bir anlaşmaya varılması durumunda, DSG’nin yeni Suriye ordusuna dahil edileceğini söyledi. İlham Ahmed, 2017 başında ABD’ye gitmiş ve bir ay boyunca yetkililerle görüşmeler yapmıştı.

PYD/PKK terör örgütü yöneticilerinden İlham Ahmed, özerkliklerini anayasal güvence altına alan bir anlaşmaya varılması durumunda, DSG’nin yeni Suriye ordusuna dahil edileceğini söyledi. İlham Ahmed, 2017 başında ABD’ye gitmiş ve bir ay boyunca yetkililerle görüşmeler yapmıştı.

İran’a yakın Bina Koalisyonu Milletvekili Mansur Buayci, “Yabancı güçlerin Irak topraklarından çıkarılması için hazırladığımız yasa tasarısının son aşamalarına gelindi.” dedi.

İtalya Başbakan Yardımcısı Maio’nun Fransa’yı Afrika’yı sömürmek ve göçü tetiklemekle suçlayan konuşmalarının ardından İtalya’nın Fransa Büyükelçisi Fransa Dışişleri Bakanlığı’na çağrıldı.

Almanya’da iç istihbarattan sorumlu Anayasayı Koruma Teşkilatı (BfV) Başkan Yardımcılığına Türk kökenli Sinan Selen getirildi.

Japonya, ABD’nin İran’a uyguladığı yaptırımlardan muaf tutulmasının ardından bu ülkeden ilk petrol ithalatını gerçekleştirdi. Fuji Petrol Şirketi yetkilileri, 2 milyon varil petrol yüklemesi yapılan tankerin pazar günü Basra Körfezi’nden ayrıldığını söyledi.

Katar Dışişleri Bakanı Al Sani, ülkesinin Lübnan ekonomisini desteklemek amacıyla devlet tahvillerine 500 milyon $ yatırım yapacağını açıkladı.
Günün en önemli haberi: Taliban’ın bir askeri üsse düzenlediği saldırıda 126 Afgan güvenlik gücü hayatını kaybetti. Saldırıyı düzenleyen 4 Taliban üyesinden biri üzerindeki bombayı patlattı ve ardından 3 militan askerlerle girdiği çatışmada öldü.

Haseke kırsalında ABD konvoyuna yapılan saldırıda 2 ABD askerinin yaralandığı, 8 PKK’lının da öldüğü belirtildi.

Rusya Ulusal Savunma Yönetimi Merkezi, Rusya donanmasına ait Boykiy ve Soobrazitelnıy isimli iki hafif savaş gemisinin, Baltık denizinde ABD’nin iki destroyer gemisine refakat ettiği açıklamasını yaptı.

Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, ortak şifreli para birimi oluşturmayı planladıklarını açıkladı.

ABD Başkanı Trump ile Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’nin kuzeydoğusu için karşılıklı olarak güvenlik endişelerini giderecek ve müzakere edilmiş bir çözümün aranmaya devam edilmesi konusunda mutabık kaldı.

Filipinler’de yapılacak referandum sonrası kapsamlı özerkliğe kavuşacak olan Moro Müslümanları, Türkiye ile temas halinde olacaklarını bildirdi. Moro İslami Kurtuluş Cephesi lideri Hacı İbrahim, “Türkiye’nin bu yeni süreçte desteğini artırmasına ihtiyacımız var” dedi.

İsrail istihbaratına yakın DEBKA ajansı, Menbiç’teki Amerikan askerlerinin öldüğü intihar saldırısının emrini İran Devrim Muhafızları’na bağlı Kudüs Gücü Komutanı General Kasım Süleymani’nin verdiğini yazdı.

Suriye’ye füze saldırısının ardından konuşan İsrail Başbakanı Netanyahu, İran’ın Suriye’deki varlığına karşı mücadelenin ülkesinin kalıcı politikası olduğunu belirtti.

Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde Anayasa Mahkemesi, seçimi ana muhalefet partisi UDPS’nin kazandığını onayladı. Artık KDC Cumhurbaşkanı Felix Tshisekedi. Vatikan’a bağlı Katolik Kilisesi, 40 bin gözlemcisi olduğunu iddia ederek seçimleri Fayulu’nun kazandığını ileri sürmüştü.

Komorlar Cumhurbaşkanı Assoumani, “Suudi Arabistan elçiliğinde bir Suudi vatandaşı suikaste maruz kaldığında yanlış olan nedir? Her gün dünyada yüzlerce insan ölüyor ve kimse bunu kınamıyor” yorumunu yaptı.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Kasımi, “İran, Washington’un yasa dışı müdahalelerine karşı Venezuela’nın meşru hükümetini ve halkını desteklemektedir” açıklamasında bulundu.

Akdeniz’in Libya açıklarında 120 sığınmacıyı taşıyan bir bot battı. İkisi bebek biri hamile kadın 117 kişi hayatını kaybetti.

Terör örgütü Eş-Şebab, Somali’nin güneybatısında 60 çocuğu kaçırdı.

ABD’li Senatör Graham, “Türkiye’yi korumalı ve Suriye’de Türkiye için ortaya çıkardığımız (YPG/PKK) sorunu çözmeliyiz.” dedi.

Sırbistan Devlet Başkanı Vucic, Moskova ve Belgrad yönetimlerinin Türk Akımı doğalgaz boru hattının Sırbistan’dan geçecek kısmını Rusya ile birlikte finanse edeceğini söyledi.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına hak kazanmış 53 bin 99 Suriyelinin 31 Mart seçimlerinde oy kullanabileceğini belirtti.

İran Haber Ajansı Press TV, Suriye’de 5’i ABD askeri 20 kişinin hayatını kaybettiği bombalı saldırının faili olarak, Polat Alemdar rolüyle ünlenen Necati Şaşmaz’ın fotoğrafını paylaştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD’li senatör Lindsey Graham ve beraberindeki heyeti kabul etti. Görüşme 2.5 saate yakın sürdü.

IŞİD, Rusya’nın Çelyabinsk bölgesindeki Magnitogorks kentinde 10 katlı bir binaya bomba yerleştirerek saldırdığını açıkladı. 39 kişi hayatını kaybetti, 79 kişi kayıp. Örgüt saldırıyı al Naba isimli sözde gazetesinde üstlendi.

Ukrayna Dışişleri Bakanı Pavel Klimkin, Kiev’in Rusya ile olan yaklaşık 50 anlaşmayı iptal etmeyi planladığını söyledi.

AB Komisyonu, ABD ile sanayi ürünlerinde gümrük vergilerini kaldırmak üzere ticaret müzakereleri yapmak için üye ülkelerden yetki talep etti.

Rusya’nın YPG’nin kurduğu Bab Askeri Meclisi flamalı araçlarla ortak devriye yaptığı belirtildi.

Japon Denizi üzerinde eğitim uçuşu yaparken çarpışan Rus Su-34’leri düştü. Uçakları kullanan pilotlar fırlatma sistemini kullanarak paraşütle denize indi.

Rusya lideri Putin, Kosova’nın kendi ordusunu kurarak provokatif adımlar attığını, bu ülkenin Sırbistan ile olan tansiyonu artırmasının bölgenin istikrarına zarar verdiğini söyledi. Putin, Kosova’nın kuracağı ordunun yasal olmayacağını da öne sürdü.

Kolombiya’nın başkenti Bogota’daki bombalı araçla düzenlenen terör saldırısında ölenlerin sayısının 21’e yükseldiği duyuruldu.

Daha önce Rakka’daki yıkımı görüntüleyen Washington Post Beyrut Büro Şefi Sly, “YPG’nin PKK’nın uzantısı olduğu açık. ABD IŞİD ile mücadelede esasen PKK olan YPG ile çalıştı ve bunun Türk-Amerikan ilişkilerine negatif etkileri oldu.” dedi.

Pentagon’un yayımladığı Füze Savunma İnceleme Belgesi’nde, İsrail’e 2028 yılına kadar her yıl 500 milyon dolarlık bütçe desteği verileceği belirtildi.

ABD Başkanı Trump, 35 gündür kapalı olan federal hükümetin yeniden açılması konusunda Kongre ile uzlaştığını açıkladı.

Sudan’da ana muhalefetteki Milli Ümmet Partisi lideri Sadık el-Mehdi, Sudan’da yönetimin idareyi bırakması ve bir geçiş hükümetinin kurulması için çağrı yaptı. Mehdi, göstericilerin El Beşir istifa edinceye kadar sokaklardan ayrılmamasını istedi.

Avrupa Birliği Komisyonu, Beşşar Esad’ın AB’li diplomatların Şam’a giriş ve çıkışını sağlayan çoklu vizeleri askıya aldığını duyurdu.

İran Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkanı Haşmetullah Felahetpişe, İsrail’in Suriye’ye saldırıları sırasında Rusya’nın S-300 sistemlerini devre dışı bıraktığını söyledi.

Venezuela Devlet Başkanı Maduro, ABD ile diplomatik ve siyasi ilişkilerin kesilmesinin iki ülke arasındaki petrol ticaretini etkilemeyeceğini söyledi.

Irak’ın Duhok bölgesindeki Türk askeri üssüne yapılan ‘saldırı’ ile ilgili yapılan farklı iddialar nedeniyle Milli Savunma Bakanlığı’nın resmi açıklamasını bekliyoruz.

Avrupalı liderler, Venezuela’da kısa süre içinde seçimler ilan edilmezse Maduro’yu kesin olarak tanımayacaklarını duyurdu.

Irak’taki olaya ilişkin resmi açıklama yayınlandı: “Irak kuzeyinde yer alan bir üs bölgemize PKK terör örgütünün provakasyonu neticesinde bir saldırı gerçekleşmiştir. Saldırıda kısmi araç ve malzeme hasarı oluşmuştur. Olayla ilgili gerekli tedbirler alınmaktadır.”

Amerika Birleşik Devletleri ile Taliban temsilcileri arasında Katar’ın başkenti Doha’da yapılan barış müzakereleri sona erdi.

ABD Dışişleri Bakanı Pompeo, “Bütün ülkelerin taraf tutma zamanı geldi. Ya özgürlüğü seçen güçlerin yanında olursunuz, ya da Maduro ve kargaşasını seçersiniz” dedi. Pompeo bütün ülkelere, Venezuela Devlet Başkanı Maduro ile ekonomik ilişkilerini bitirmeleri çağrısı yaptı.

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Ryabkov “İran ile Suriye’deki ilişkimize müttefiklik diyemeyiz. Suriye’de İsrail’in güvenlik ihtiyaçlarını göz ardı etmiyoruz” dedi.

IKBY hükümeti yaptığı yazılı açıklamada, Duhok’taki Türk askerine yönelik saldırı girişiminin perde arkasında “bir el” olduğunu ve bu nedenle olaylara ilişkin inceleme yapılacağını ve olaya karışanların cezalandırılacağını belirtti.

Hizbullah Genel Sekreteri Nasrallah, ABD’nin çekilme kararı sonrası Suudi Arabistan ve BAE’nin telaşa kapıldığını, bu iki ülkenin Türkiye’yi kendileri için Suriye’de en büyük tehdit olarak gördüğünü söyledi.

Venezuella’nın ABD’deki Savunma Ateşesi Albay Jose Luis Silva, kendisini ‘geçici başkan’ ilan eden muhalif lider Juan Guaido’yu devlet başkanı olarak tanıdığını söyledi.

IKBY Başbakanı Barzani, ‘Biz topraklarımızdan komşu ülkelere saldırılmasını kabul etmiyoruz. Sivil ölümlerinin sorumlusu PKK’dır. Yaşananlar PKK’nın bölgedeki varlığı nedeniyle olmaktadır’ açıklamasında bulundu.

ABD ile ilişkileri bitirme konusunda geri adım atan Venezuela lideri Maduro, ABD ile müzakere etme konusunda anlaştı.

Kuzey Irak’ta Türk üssüne saldırı yapıldığı sırada bölgede olan ve haberleri halkı TSK’ya karşı kışkırtarak yayınlayan NRT Kanalının Duhok’taki ofisi, emniyet güçleri tarafından kapatıldı.

Sudan Devlet Başkanı el-Beşir, Katar Emiri Al Sani ile görüştükten 5 gün sonra Kahire’de Mısır Cumhurbaşkanı Sisi ile görüştü.

Yunanistan Başbakanı Çipras, 5 Şubat’ta Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmek için Ankara’ya gelecek.

İsrail Başbakanı Netanyahu, Venezuella Ulusal Meclis Başkanı muhalif lider Juan Guaido’yu ülkenin ‘geçici devlet başkanı’ olarak tanıdığını duyurdu.

Suriye Dışişleri Bakanlığı gerekli koşullar oluştuğu takdirde Adana Mutabakatını uygulamaya hazır olduğunu açıkladı.

Avustralya Dışişleri Bakanı Payne, ülkesinin Venezuela Ulusal Meclis Başkanı Juan Guaido’yu seçim yapılıncaya kadar geçici devlet başkanı olarak tanıdığını ve desteklediğini belirtti.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Japonya’nın yaptırımları desteklemesinin barış anlaşması imzalanmasını engellediğini, artık 2. Dünya Savaşı’na son verip anlaşmaya varılması gerektiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şimdiye kadar yaklaşık 4 milyonu Suriyeli olmak üzere bütün mültecilere BM hesaplarına göre 35 milyar dolar kaynak aktardık.” dedi.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Türkiye ve Suriye’nin Adana mutabakatını sınır güvenliğinin sağlanması için kullanmasını mümkün gördüklerini söyledi.

Daha önce Şam ve Moskova’ya giden, ardından da Riyad’da muhalif liderler ile görüşen Birleşmiş Milletler Suriye Özel Temsilcisi Pedersen, bugün Ankara’da Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu ile bir araya gelecek.

Eski Suriye Ankara Büyükelçisi Nidal Kablan, Türkiye ve Suriye arasındaki Adana Mutabakatı’nın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın genişleme planlarının etkisini azaltmak için yeniden gündeme getirildiğini söyledi.

Rusya’ya ait Su-27 avcı uçağının Baltık Denizi üzerinde ABD’nin Poseidon P-8A denizaltısavar uçağına önleme yaptığı belirtildi.

Venezuela Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Birliği ülkelerinin ültimatomunu kınayarak, bu durumu sömürgeci ülkelerin eylemleriyle karşılaştırdı.

Kendisini geçici devlet başkanı ilan eden Amerikan destekli Juan Guiado, halkı sokağa çağırıp IMF ve Uluslararası İşlem Bankası’ndan ülkesine ambargo uygulamasını istedi.

Malezya Başbakanı Mahathir Muhammed, “İsrail, kınanmayı hak eden suçlu bir devlettir.” dedi.

İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Cihangiri, Suriye’nin yeniden imarında bu ülkenin yanında durmaya devam edeceklerini belirterek, Basra Körfezi ile Akdeniz’i demir yolu birbirine bağlayarak ticareti geliştirebileceklerini söyledi.

ABD ile Taliban arasında süren barış görüşmelerinde “Afganların topraklarında terörist barındırmayacağı garantisine karşılık ABD’nin de ülkeden tamamen çekilmesi” ilkesi kapsamında mutabık sağlandı.

Venezuella’da kendini geçici devlet başkanı ilan eden Ulusal Meclis Başkanı Juan Guaido, ABD’nin yaptırım uyguladığı Venezuella’nın petrol şirketleri PDVSA ve Citgo’nun hesaplarının kontrolünü aldığını öne sürdü.

‘Macron karşıtı sağcı Le Pen’i destekleyen’ İtalya’da İçişleri Bakanı Matteo Salvini, “İlk önce Fransa, yıllardır ağırladığı teröristleri ve katilleri iade etsin, daha sonra Macron’la konuşuruz” dedi.

Kırgızistan ve Türkiye, Kırgızistan’da yaşayan Türkler ve Türkiye’de yaşayan Kırgızlar için emeklilik haklarının ve yükümlülüklerinin oluşturulmasında eşit şartlar üzerinde anlaştı.

Kendisini Venezuela’nın geçici devlet başkanı ilan eden Guaido, Venezuela Meclisi’nden ABD, Kanada, Arjantin, Kolombiya ve diğer ülkelere diplomatlar atamak için izin istedi. Venezuela Meclisi ise Guaido’nun belirlediği 11 ülkeye yeni büyükelçilerin atanması kararını onadı.

ABD Savunma Bakan Vekili Patrick Shanahan, “IŞİD artık bir alanı yönetmiyor. IŞİD’in artık kuvvet toplama özgürlüğü yok. Suriye artık onlar için güvenli bölge değil. Onların lider kadrosunun çoğunu ortadan kaldırdık.” dedi.

‘ABD’nin Venezuela Başkanı’ Juan Guaido, Batı Sahra’yı devlet olarak tanımaktan vazgeçme karşılığında Fas’a kopuk olan ilişkilerin yeniden kurulması teklifinde bulundu. Fas, 2009’da Polisario Cephesi’ne verdiği destek nedeniyle Venezuela ile ilişkilerini kesmişti.

ABD tarafından Washington’a davet edilen ve Trump ile görüşen SDG’nin siyasi liderlerinden İlham Ahmed, Trump’ın ‘Kürtler için güvenli bölge’ kuracağını yinelediğini iddia etti.

Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin Kassam Tugayları, Gazze’ye destek amaçlı yollanan mali bağışın İsrail tarafından engellenmesinin ardından Filistin direnişine sanal para Bitcoin ile destek talebinde bulundu.

MGK bildirisi açıklandı: Kıbrıs, Doğu Akdeniz, Ege ve Karadeniz’deki hak ve menfaatlerin korunmasına yönelik bütün tedbirler devam edecek.

ABD Başkanı Trump, Afganistan’da Taliban ile süren barış görüşmeleri hakkında, “18 yıllık savaşın ardından yapılan görüşmeler iyi gidiyor. Afgan halkı barış istiyor. Yakında görüşmelerin ne kadar başarılı olduğunu göreceğiz.” dedi.

ABD Başkanı Trump’ın konvoyunun karıştığı trafik kazasında, biri protestocu diğeri gizli servis ajanı olmak üzere 2 kişi yaralandı.

Rusya’nın BM Daimi Temsilcisi Vasiliy Nebenzya, İdlib’in Şam hükümetinin kontrolüne geçmesinin komşu ülkelerin de yararına olacağını kaydetti.

Almanya Dışişleri Bakanlığı Asya ve Doğu Avrupa yetkilisi Mihael Zilberth, Rusya’nın kontrolündeki Kerç Boğazı’na ve Karadeniz’e Alman savaş gemilerini göndermeye hazır olduklarını açıkladı.

Venezuela Devlet Başkanı Maduro, “Biz dünyanın en çok petrol rezervine sahip ülkesiyiz. ABD, Libya ve Irak’ta yaptığı gibi bizim petrolümüze el koymaya çalışıyor.” dedi.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, “Bazı Batılı ülkeler İdlib Mutabakatı’nın bozulması için Heyet Tahrir-üş Şam’ı teşvik ediyor” açıklamasını yaptı.

Avrupa Parlamentosu Guaido’yu Venezüella Geçici Devlet Başkanı olarak tanıdı. Guaido’yu Venezuela’nın “Geçici Devlet Başkanı” olarak tanıyan Avrupa Parlementosu, Avrupa Birliği (AB) hükümetlerini de Guaido’yu tanımaya çağırdı.

Milli Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada “Suriye’de son dönem yaşanan gelişmelerle ilgili görüşmeler yapmak üzere Milli Savunma Bakanlığı’ndan Rusya’ya gönderilen heyet temaslarına başladı” denildi.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, “Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Anlaşması’nın (INF) olmadığı bir dünyaya hazırlanmalıyız” dedi.

Almanya, Fransa ve İngiltere’nin İran ile ticaret yapmak amacıyla ortaklaşa “Instex” adlı bir ödeme mekanizması kurduğu duyuruldu.

Fransa Ulusal Meclisi, protesto gösterilerinde maske takılmasını yasakladı.

Lübnan Cumhurbaşkanlığı, yeni hükümetin kurulduğunu duyurdu. Ülkede 24 Mayıs 2018’den bu yana partiler arasında yaşanan kriz nedeniyle hükümet kurulamıyordu.

BAE Dışişlerinden sorumlu devlet Bakanı Enver Muhammed, ülkesinin Suriye’de Kürtlere (YPG’ye) büyük sempati duyduğunu ve BAE hükümetinin Kürtleri koruması gerektiğine inandığını söyledi.

ABD Senatosu, Cumhuriyetçi Senatör Mitch McConnell tarafından hazırlanan Suriye ve Afganistan’dan çekilme karşıtı tasarıya 68’e 23 oyla onay verdi. Tasarının bağlayıcılığı bulunmuyor.

ABD Savunma Bakanlığının, yasa dışı göçmenlerin ülkeye girişini engellemek için Meksika sınırında 3 bin 500 asker daha konuşlandıracağı bildirildi. Ek sevkiyatla sınırdaki asker sayısı 5 bin 800’e ulaşacak.

ABD’nin Kuzey Kore Özel Temsilcisi Stephen Biegun, Pyonyang yönetiminin tüm nükleer malzeme zenginleştirme tesislerini yok etme taahhüdünde bulunduğunu söyledi.

Çin ile ABD arasındaki ‘ticaret savaşı’ nedeniyle ilan edilen 90 günlük ‘ateşkes’ sona yaklaşırken ABD Başkanı Trump, yeni ticaret anlaşması için Çin’e daha fazla zaman verebileceğini açıkladı.

İtalya Dışişleri, “Venezuela’daki muhalif lider Guaido’yu BM’nin içişlerine karışmama ilkesi gereği Başkan olarak tanımıyoruz. Başka bir ülkenin içişlerine karışmasına karşıyız.” açıklamasında bulundu. İtalya, Guaido’yu tanımadığını duyuran ilk AB üyesi ülke oldu.

ABD öncülüğündeki IŞİD ile Mücadele Koalisyonu;

2014 -2018 yılları arasında Irak ve Suriye’de en az 1190 sivili katlettiklerini, IŞİD mevzilerine de yaklaşık 32 bin 400 hava saldırısı düzenlediklerini duyurdu.

ABD, Türkiye’nin Venezuela ile ticaretini incelediğini ve yaptırımlar ihlal edildiğinde harekete geçeceklerini duyurdu. ABD, Venezuela’nın altın satışlarını durdurmak için 3 ay önce yeni yaptırımlar getirmişti. 2018’de Türkiye Venezuela’dan 20 tondan fazla altın ithal etti.

Avrupa Birliği ile Japonya arasındaki dünyanın en kapsamlı ticaret anlaşması yürürlüğe girdi. Serbest ticaret anlaşması karşılıklı gümrük vergilerinin yüzde 95 oranında indirilmesini öngörüyor.

ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, ”Venezüella için diyalog zamanı bitti, artık harekete geçme zamanı” açıklamasını yaptı.

İsrail, Türk vatandaşlarının Kudüs’ü yılda birden fazla ziyaret etmelerini 18 yaşından küçük Türk vatandaşlarının da velisiz şehre girişini yasakladı.

Avrupa Parlamentosu milletvekilleri, Pakistan Anayasa Mahkemesi’nin 13 Aralık 2018 tarihinde FETÖ’ye bağlı “Pak-Türk Uluslararası Çağ Eğitim Vakfı” kurumunu ve çalışanlarını “terörist” olarak ilan eden kararını kınadı.

Macaristan Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanı Szijjarto, “Çin ile iş birliği tüm Avrupa’nın çıkarına olmasına rağmen AB’nin Çin’e yaklaşımı ikiyüzlü” dedi.

Daha fazla ABD, Soğuk Savaş’tan bu yana nükleer silahların denetiminin temelini oluşturan Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Anlaşması’ndan (INF) resmen çekildiğini açıkladı. NATO’nun 29 üyesi, ABD’nin bu kararını destekleyerek Rusya’yı anlaşmayı ihlâl etmekle suçladı.

6 Bayraktar TB2 SİHA ile 3 Yer Kontrol İstasyonu, Katar’a gönderilmeden önceki testlerini başarıyla tamamladı. Bu anlaşma ile cumhuriyet tarihinde ilk kez gelişmiş hava aracı ihracatı yapıldı.

Muhalif lider Juan Guaido, yazdığı bir mektupla Meksika ve Uruguay devlet başkanlarının Venezuela Devlet Başkanı Maduro’yla kendisi arasında arabuluculuk yapma tekliflerini reddetti.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, AP’nin Guaido’yu tanıma kararına tepki göstererek “Dış müdahale çözüm getirmez, Veneuzuela’da iş savaşa bile neden olur” dedi.

Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Dündar ile Irak sınırının sıfır noktasında komandolarla bir araya gelen Milli Savunma Bakanı Akar, “Terörist ve destekçilerinin hiçbir kurtuluşu yok.” açıklamasında bulundu.

Musul’da Amerikan menşeli silahlara sahip Şii milislerle Amerikan askerleri aynı karede görüntülendi.

PKK/KCK terör örgütünün sözde yürütme konseyi üyesi Davut Baghestani ve beraberindeki 3 kişi Adana’da yakalandı.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Kurucu Cumhurbaşkanı merhum Rauf Denktaş’ın eşi Aydın Denktaş (86), solunum yetmezliği nedeniyle tedavi gördüğü hastanede vefat etti.

Venezuella Hava Kuvvetleri’nden Stratejik Planlama Direktörü General Francisco Esteban Yanez, Ulusal Meclis Başkanı Juan Guaido’yu ‘devlet başkanı vekili’ olarak tanıdığını açıkladı.

ABD’nin, Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Anlaşması’nı (INF) askıya aldıklarını duyurmasından sonra Rusya lideri Putin de INF’yi askıya aldıklarını açıkladı.

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, “Biz, Maduro’nun meşru hükümetini destekliyor ve Venezuela halkının hükümetle kenetlenerek öncekilerde olduğu gibi bu komployu da boşa çıkaracağına inanıyoruz” dedi.

Eski IKBY Başkanı Mesut Barzani ile Suriyeli muhaliflerin oluşturduğu Müzakere Yüksek Komitesi (MYK) Başkanı Nasır Hariri Suriye’deki gelişmeleri ele aldı.

ABD Ordusu: Irak’ta Kaybettik

Amerika Birleşik Devletleri Ordusu geçtiğimiz gün Irak Savaşı ile ilgili analizlerini dökümanlar halinde paylaştı.

Belgeler toplamda iki bölümden oluşuyor; “İşgal Direniş ve İç Savaş” kısmı 2003-2006 yılları arasını kapsarken, “Dalgalanma ve Geri Çekilme” bölümü ise 2007-2011 yıllarını ihtiva ediyor. Belgelerin hazırlanması 2013 yılında başladı ve tamamlanması yaklaşık 6 yıl sürdü. Buradan, ilgili çalışmanın detayı ve kapsamı hakkında ciddi ipuçları yakalayabilmek mümkün.

Rapora göre Irak İşgali’nin başlangıç sebebi Saddam Hüseyin‘in El Kaide‘ye silah ve lojistik destek sağlamasıydı. Amerikan Ordusu bugün, savaşın bitiminden sonra hem kendi düşmanlarının hemde Saddam Hüseyin’in düşmanlarının (İran ve IŞİD) avantajlı konuma geldiğini kabul etmiş durumda.

ABD Ordusu’nun Irak’ta kaybettik demesinin rapora göre çeşitli nedenleri mevcut. Bunlardan ilki işgal sırasında özellikle Irak İslam Devleti gibi selefi/cihadi örgütlere yapılan operasyonlarda gerçekleştirilen “bir takım stratejik hatalar” sonucu, Sünnilerin Irak Devleti’ne olan bağlılığının azalması ve bununla bağlantılı olarak IŞİD probleminin ortaya çıkması. İkinci sırada ise Kürtlerin merkezi yönetimden kopma noktasına gelerek bağımsızlık ısrarları (Bilindiği üzere Mesut Barzani geçtiğimiz aylarda bağımsız Kürdistan referandumu düzenlemeyi denemişti.) üçüncü sırada ise Şii bölgelerinde, yani ülkenin doğu ve güneyinde İran nüfusunun artışı. 

Bilindiği üzere, ABD bölgesel rakibi İran’ın desteklediği Haşdi Şabi milislerine, Musul ve diğer bölgelerde IŞİD’e karşı mücadelede yoğun hava desteği vermiştir. Bu durumda iki düşmanından birini tercih etmek zorunluluğu bile Irak Operasyonu’nun, itiraf edildiği gibi, ne kadar yanlış bir hamle olduğunu göstermektedir.

Bakalım Obama döneminde bölgeden çekilen ancak 2014 yılında bölgede askeri operasyonları yeniden başlatmak zorunda kalan Birleşik Devletler, bölgeden çekilecek mi? Çekilmeyecekse nasıl bir strateji izleyecek? Birlikte göreceğiz.

Merak Edilen Adana Mutabakatı Maddeleri ve Önemi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Aralık ayının başlarında yaptığı açıklamada Fırat’ın doğusuna yakın zaman içinde operasyon düzenleneceğini ifade etmişti. Bu açıklamanın ardından ABD Başkanı Donald Trump, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada ABD askerlerinin Suriye’den çekileceği mesajını vermişti. Bu açıklamalar karşısında terör örgütü PYD/PKK ise ABD askerlerini koruması altında bölgede tüneller kazmış, tahkimat yapmış ve en önemlisi de Türkiye’nin olası operasyonuna karşı Suriye rejimi ile “işbirliği” yapılabileceğini ifade eden açıklamalarda bulunmuştu. PYD/PKK yöneticilerinden İlham Ahmed, özerkliklerini anayasal güvence altına alan bir anlaşmaya varılması durumunda DSG’nin yeni Suriye ordusuna dahil edileceğini söyledi. Tüm bu gelişmeler yaşanırken Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’deki bir diğer önemli aktör olan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile 23 Ocak 2019 günü Moskova’da bir araya geldi. Görüşmenin en önemli sonuçlarından biri ise Putin’in “Adana Mutabakatı maddeleri ve Adana Mutabakatının önemini” ifade etmesi oldu.

Moskova’da gerçekleşen görüşme sonrasında yapılan ortak basın toplantısında Putin, Türkiye’nin PYD/PKK kaynaklı güvenlik çekincelerinden bahsederken Adana Mutabakatı‘nı dile getirdi. Türkiye-Suriye arasında 1998 yılında imzalanan Adana Mutabakatı’nı, Adana Mutabakatı maddeleri ve önemini, diğer yandan da gözden kaçan bir başka anlaşma olan 21 Aralık 2010 Türkiye-Suriye anlaşmasını sizler için haberimizde bir araya getirdik.

PKK elebaşı Abdullah Öcalan’ın Suriye’de çekilmiş bir fotoğrafı

Geçmişten Günümüze Suriye-PKK İlişkisi

Geçmişte Suriye’nin PKK terör örgütüne sistematik olarak vermiş olduğu destek, Türkiye-Suriye ilişkilerinde gerilime ve birçok krize sebep oldu. PKK, 15-25 Temmuz 1981 tarihinde Suriye topraklarından 60 terörist ile 1. PKK Kongresini gerçekleştirdi. Dönemin Suriye Devlet Başkanı Hafız Esad, PKK’ya Suriye-Lübnan sınırında yer alan bir bölgeyi tahsis etti, PKK da bu bölgede Helve Kampını kurdu. 1. PKK Kongresi ardından ise yine Hafız Esad’ın desteği ve baskıları ile KDP lider Barzani, Kuzey Irak’ta PKK’nın yerleşmesine izin verdi.

1984’te Suriye’nin başkenti Şam’da gerçekleştirilen 2. PKK Kongresinden sonra PKK silahlı eylem hazırlıklarını arttırma kararı aldı. İlk silahlı terör saldırısı ise aynı yıl Siirt ve Hakkari’de düzenlendi.

Yaşananların ardından Kasım 1984’te dönemin Cumhurbaşkanı Kenan Evren, Hafız Esad’a sınır güvenliğinin sağlanması ve terörist giriş çıkışına son verilmesini öngören bir teklif iletti. Hafız Esad’ın bu talebi olumlu karşılaması ile ilerleyen yıllarda iki ülke arasında birçok protokol imzalandı. Ancak Suriye tarafı bu protokollere uymayarak PKK’nın faaliyetlerini desteklemeye devam etti.

Suriye’nin PKK’ya devam eden desteği sebebiyle 1992 yılında iki ülke yeniden müzakerelere başladı. Türkiye’nin baskıları sonucu 1993 yılında Suriye, yapılan bir protokol ile PKK’yı terör örgütü olarak kabul etti. Protokole göre de Bekaa Vadisinde yer alan PKK kampının kapatılması kararı alındı.

Ancak Suriye’nin PKK terör örgütüne desteği son bulmadı. 24 Kasım 1995 tarihinde bir grup PKK’lı terörist Samandağı bölgesinden sınırı geçmiş ve askerimize saldırmıştır. Çatışmanın ardından teröristler püskürtülmüş ve sıcak takibe başlanmıştır. Takip edilen terörist grup, geldikleri yer olan Suriye topraklarına kaçmış, çatışmalar burada da devam etmiştir. Sıcak takiple başlayan operasyon genişlemiş ve zırhlı birliklerimizin Suriye’ye girmesi ve Suriye’deki terör hedeflerine topçu atışları yapılması ile sonuçlanmıştır. Yaşanan bu çatışma sonucunda Suriye’nin PKK’ya vermeye devam ettiği destek gün yüzüne çıkmış ve Türkiye, Suriye’ye sert bir nota vermiştir.

Orgeneral Atilla Ateş’in “Sabrımız Tükendi!” Açıklaması

Yukarıda anlatılan tüm bu süreç içerisinde önemli olan bir diğer nokta ise Abdullah Öcalan’ın bu dönemde Suriye’de olmasıdır. PKK elebaşı Öcalan, Suriye’nin koruması altında, 1993 yılında kapatılacağı vaad edilen Bekaa Vadisi’ndeki kamptan terör örgütünü yönetiyordu.

16 Eylül 1998 tarihinde dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı olan Org.Atilla Ateş Hatay’a gitti. Orgeneral Ateş yaptığı açıklamada “Bazı komşularımız bizim iyi niyetimizi, gösterdiğimiz yakınlığı yanlış değerlendirmişlerdir. Apo denilen eşkıyayı kendi ülkelerinde barındırıp, onu destekleyerek Türkiye’yi terör belasına bulaştırmışlardır. Türk Milleti artık bu konuda göstereceği sabrın sonuna gelmiştir. Sabrımız tükenmek üzeredir. Sabrımızı taşırmasınlar!” ifadelerini kullanmıştı.

Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ateş’in bu sert açıklamasını ardından Suriye Devlet Başkanı Hafız Esad, Türkiye’nin baskılarına daha fazla dayanamadı ve Abdullah Öcalan’ı alelacele sınır dışı etmek zorunda kaldı.

Adana Mutabakatı Maddeleri Nelerdir?

Orgeneral Ateş’in açıklamasından yaklaşık bir ay sonra 9 Ekim 1998 günü PKK elebaşı Öcalan Suriye’den çıkartıldı. Öcalan’ın Suriye’den çıkartılmasından sonra Türkiye ve Suriye arasında diplomatik görüşmelere hız verildi. 20 Ekim 1998 tarihinde Adana’da bir araya gelen Türkiye ve Suriye heyetleri arasında “Adana Mutabakatı” imzalandı. Türkiye tarafını temsilen Dışişleri Bakanlığı Müsteşar yardımcısı Uğur Ziyal ve Suriye tarafını temsilen Tümgeneral Adnan Badr al-Hasan’ın imza attığı Adana Mutabakatı maddeleri şu şekilde;

  • Suriye kendi topraklarından Türkiye’nin güvenlik ve istikrarını tehlikeye atacak eylemlere izin vermeyecek. Suriye, PKK’nın silah, lojistik ve mali destek sağlamasına ve propaganda faaliyetlerine izin vermeyecek.
  • Suriye, PKK’yı terör örgütü olarak ilan etmiştir. Suriye, diğer terör örgütlerinin yanı sıra PKK ve uzantılarının topraklarındaki faaliyetlerini yasaklamıştır.
  • Suriye, PKK’nın topraklarında eğitim kampı kurmasını ve ticari faaliyetlerde bulunmasını yasaklamıştır.
  • Suriye, PKK üyelerinin transit yollarla üçüncü ülkelere gitmesine izin vermeyecektir.
  • Suriye, PKK liderlerinin topraklarına girmesini engelleyecek ve gümrük yetkililerine bunun için talimat verecektir.

Adana Mutabakatı Geçerli Mi?

Putin’in 23 Ocak 2019’da Moskova’da Adana Mutabakatı’nı dile getirmesiyle birlikte mutabakat tartışılmaya başlandı. Bazı kesimler Adana Mutabakatı’nın Türkiye’ye doğrudan müdahale hakkı vermediğini belirtirken, bir kesim ise 21 yıl önce imzalanan bu mutabakatın artık geçerli ve işlevsel olamayacağı görüşünde.

Adana Mutabakatı maddeleri incelendiğinde, mutabakatın Türkiye’ye doğrudan bir müdahale hakkını açıkça vermediği görülüyor. Mutabakat, yaptırımlar içeren bir anlaşmadan ziyade tarafların mutabık kaldıkları hususların tutanak altına alınması niteliğindedir. Adana Mutabakatı, TBMM tarafından onaylanarak yürürlüğe girmiş bir anlaşma metni niteliğinde değildir. Ancak bu durum, Türkiye’nin Suriye’deki askeri varlığının hukuka aykırı olduğu anlamına gelmemektedir. Çünkü Türkiye, uluslararası hukuktan doğan hakları ile meşru olarak Suriye’de askeri faaliyet icra etmektedir.

Adana Mutabakatı’nın uygulanamayacağını iddia eden kesimlerin gözden kaçırdığı bir diğer önemli nokta daha vardır. 21 Aralık 2010 tarihinde Türkiye ve Suriye, Adana Mutabakatı’nı geliştirmeyi amaçlayan bir başka anlaşma daha imzaladı. Bu anlaşma ise TBMM tarafından onaylanarak 26 Nisan 2011 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlandı ve yürürlüğe girdi. Anlaşmada yer alan hükümlere göre de halihazırda yürürlüktedir.

26 Nisan 2011 Terör ve Terör Örgütlerine Karşı İşbirliği Anlaşması

1998 tarihli Adana Mutabakatı sonrasında iki ülke arasında terörle mücadele anlamından en önemli diplomatik icraatlardan biri bu anlaşmadır. dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve Suriye Dışişleri Bakanı Walid Mouallem tarafından Ankara’da imzalanan anlaşmanın hedefi, komisyon raporlarına şu şekilde yansımıştır;

“Sözkonusu anlaşma, Türkiye ile Suriye arasında 20 Ekim 1998 tarihinde imzalanan Adana Mutabakatı’nın geliştirilmesini, başta PKK olmak üzere, iki ülkenin güvenliğini ve istikrarını tehdit eden terör ve terör örgütlerine karşı ortak mücadelede kapsamlı çerçeve oluşturulmasını hedeflemektedir.”

2011 Tarihli Anlaşmanın Önemli Maddeleri

26 Nisan 2011 tarihinde yürürlüğe giren ve Adana Mutabakatı’nı geliştirmeyi amaçlayan bu anlaşmanın maddeleri, günümüzde tartışılan birçok konuya ışık tutmaktadır. Söz konusu anlaşmanın önemli bazı maddeleri şu şekildedir;

Madde 2) Bu anlaşma, tarafların terör ve başta PKK/KONGRA-GEL terör örgütü ve çeşitli adlar altındaki uzantıları olmak üzere diğer terör örgütlerine karşı ortak mücadelesinde güvenlik işbirliğini kapsamaktadır.

Madde 5) Taraflar, mevcut adları ve gelecekte alabilecekleri adlar dahil PKK/KONGRA-GEL ……………….. terör örgütleriyle mücadele etmeyi ve aşağıdaki maddeleri uygulamayı taahhüt etmişlerdir;

a) Taraflar, hiçbir terör örgütünün, özellikle PKK/KONGRA-GELterör örgütü ve uzantılarının/yan oluşumlarının, kendi topraklarını kullanmalarına, güvenlik ve istikrarını bozmalarına, bu örgütlerin;

  1. Kamp, eğitim merkezleri ve diğe tesisler kurmalarına,
  2. Militan toplama ve silah, patlayıcı madde, lojistik destek ve terörizmin finansmanının teminine,
  3. Terörizmin finansmanı kapsamında kaçakçılık ve ticaret yapmalarına,
  4. Eğitim ve propaganda faaliyetlerinde bulunmalarına,
  5. Yasadışı sınır geçişi yapmalarına,
  6. diğer tarafa ve üçüncü ülkelere militan, silah ve patlayıcı madde aktarmalarına,
  7. görsel ve yazılı basın faaliyetlerinde bulunmalarına,
  8. Bu faaliyetler için kaynak ve araç bulmalarına ve uygun ortam yaratmalarına müsaade etmeyecektir.

Madde 13) Taraflar………. 20 Ekim 1998 tarihli Adana Mutabakatı ile oluşturulan;

a) (Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanlığı ve Suriye Arap Cumhuriyeti Siyasi Güvenlik Dairesi Başkanlığı arasındaki) mevcut Güvenlik İşbirliği Komisyonu,

b) Üst Düzey Askeri Diyalog Toplantısı kapsamındaki Adana Mutabakatı Güvenlik İşbirliği alt Çalışma Grubu,

c) İki ülke Sınır Birlik Komutanları görüşmeleri,

d) Taraflardan her birinin kendi diplomatik temsilciliğine “Güvenlik Temsilcisi” sıfatıyla özel temsilciler/görevliler ataması ve bu temsilcilerin atandıkları ülkeye diplomatik Misyon Şefi tarafından takdim edilmesi,

e) Güvenlik İşbirliği Komisyonu Başkanları veya yetki verecekleri üst düzey temsilciler arasındaki “Doğrudan Telefon Hattı” (Sıcak Hat)

mekanizmaları ve yöntemleri vasıtasıyla, ortak, samimi ve kararlı işbirliği yürüteceklerdir.

Madde 23) Bu anlaşma üç yıl yürürlükte kalacaktır. ……………. diğer tarafa diplomatik kanallardan yazılı olarak bildirilmemesi halinde anlaşmanın yürürlük süresi üçer yıllık süreler halinde otomatik olarak uzayacaktır. (Anlaşmanın bu hükmüne göre 26 Nisan 2011 tarihli anlaşma 2020 yılına kadar yürürlüktedir. Çünkü anlaşmanın bittiği tarihler olan 2014 ve 2017 yıllarında diplomatik kanaldan yazılı bildirim yapılmamıştır ve anlaşma otomatik olarak 2020 yılına kadar uzamıştır)

Adana Mutabakatı Hakkında Hangi Açıklamalar Yapıldı?

Adana Mutabakatı konusunu gündeme getiren isim Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin oldu. Putin, Moskova’da Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptığı görüşmenin ardından düzenlenen basın toplantısında Türkiye’nin PYD terör örgütünden kaynaklı güvenlik kaygıları hakkında konuşurken Adana Mutabakatı’na değindi.

Putin’in açıklamalarında sonra gazetecilere konuşan Erdoğan, Adana Mutabakatı’na ilişkin; “Nitekim sayın Putin de bunu özellikle gündeme getirdi. Adana Mutabakatı önemli bir konu. Türkiye bunu işlemeli. Bunun Türkiye’nin bölgedeki ağırlığını hissettirebileceği önemli bir anlaşma olduğu kanaatimdeyim. ‘Türkiye’yi buraya kim davet etti?’ diyenlere karşı, o mutabakatı masaya getirmemiz lazım. Altında baba Esad’ın imzası var.” açıklamasını yaptı.

Erdoğan, Erzurum’da yaptığı bir başka açıklamada ise “Bu imza Türkiye’nin herhangi bir olumsuz gelişmede o topraklara girmesinin önünü açıyor. Adana Mutabakatı baba Esad döneminde atılmış imzalardır. Birinin bizi davet etmesine gerek yok. 1998’de imza attık.” ifadelerine yer verdi.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ise konuya ilişkin; ” Putin’in Türkiye müdahale edebilir anlamında söylediğini düşünüyorum, bu da önemli.” açıklamasını yaptı.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise Adana Mutabakatına ilişkin; “Anlaşma, Türkiye’nin güvenlik konusundaki endişelerini ortadan kaldırmaya yöneliktir. Suriye hükümeti belirli yükümlülükler üstlenerek bu anlaşmayı kabul etti. Biz bu anlaşmanın geçerli olduğu gerçeğinden hareket ediyoruz. Anladığım kadarıyla bu anlaşmanın tarafları olan ülkeler de aynı şekilde düşünüyor.” ifadelerini kullandı.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov ise Adana Mutabakatına yönelik; “Önemli olan bu uygulamanın hiçbir şekilde sınırda devlet dışı bölgesel oluşumların meydana gelmesine yol açmaması ve böylece Suriye’nin toprak ve siyasal bütünlüğünü tehdit etmemesi.” dedi.

Konuya ilişkin yeni bir açıklama daha yapan Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Adana Mutabakatının gündeme gelmesinin gerekçesi olarak ABD’nin Suriye’den çekilmesi kararı ve güvenli bölge planlarını gösterdi. Lavrov, Suriye hükümetinin de sınır güvenliğinin sağlanması için bu mutabakat temelinde çalışmaya hazır olduğunu söyledi.

Kaynak: StratejikOrtak.com

Duhok’taki Türk Askeri Üssünde Neler Oldu?

Kuzey Irak’ın Duhok kentinde yer alan Türk askeri üssünün önünde bir gösteri düzenlendi ve ardından üsse yönelik bir saldırı gerçekleşti. Terör örgütü PKK’ya yakın kaynaklar, saldırıyı düzenleyenleri “barışçıl siviller”, saldırıyı ise “yürüyüş ve protesto eylemleri” olarak lanse etti. Peki, Duhok’ta neler yaşandı? Türk askeri üssüne saldırı düzenleyip ambulansları ve askeri araçları ateşe verenler kimler? Duhok nerede yer alıyor? Duhok’un önemi nedir? Duhok Türk askeri üssü nde gerçekleştirilen saldırı hakkında merak edilenler ve olayın arka planını sizler için haberimizde bir araya getirdik.

Duhok Nerede? Duhok’un Önemi Nedir?

Irak’ın Kuzeyinde yer alan IKBY kontrolündeki Duhok kenti stratejik bir noktada yer alıyor. PKK’nın Kuzey Irak’ta yer alan 14 kampından birinin yer aldığı Duhok, ikinci Kandil olarak bilinen Sincar kampından sonra Suriye sınırına en yakın kamplardan biri. PKK kamplarının yer aldığı Duhok, Türk Hava Kuvvetleri’nin uzun zamandır hedefinde olan bir bölge.

Duhok Türk Askeri Üssü Önünde Gösteri Düzenlendi

TSK’nın hava harekatlarını protesto ettiği iddia edilen kalabalık, Duhok Türk Askeri Üssünün yer aldığı bölgeye doğru yaya olarak harekete geçti. Atılan sloganların ardından askeri üs bölgesinde yer alan ambulans, tank, zırhlı personel taşıyıcı ve çadırlar göstericiler tarafından ateşe verildi. PKK sempatizanları, halkın Duhok Türk Askeri Üssü önünde gösteri düzenlemesini ve ardından üsse saldırarak her yeri ateşe vermesini “barışçıl gösteriler” gibi göstermeye çalıştılar.

Kuzey Irak’ın Duhok kentinde ateşe verilen Türk askeri üssü.

Özellikle sosyal medyada terör örgütü sempatizanları tarafından üsse yapılan saldırının barışçıl olduğu ve bölgede sivillerin hayatını kaybettiği şeklinde algı oluşturulmaya çalışıldı. Ancak gün içinde Duhok Türk Askeri Üssüne yapılan saldırı sırasında herhangi bir sivil hayatını kaybetmedi.

Milli Savunma Bakanlığı Açıklama Yaptı

Yaşanan olayların ardından Milli Savunma Bakanlığı tarafından resmi açıklama yapıldı.

“Irak kuzeyinde yer alan bir üs bölgemize PKK terör örgütünün provakasyonu neticesinde bir saldırı gerçekleşmiştir. Saldırıda kısmi araç ve malzeme hasarı oluşmuştur. Olayla ilgili gerekli tedbirler alınmaktadır.”

Türk Savaş Uçakları Alçak Uçuş Yaptı

Askeri üsse saldırı yapılmasının ardından Türk Hava Kuvvetleri, Duhok kenti üzerinde alçak uçuş gerçekleştirdi. Bölgeden gün boyu canlı yayın yapan PKK’ya yakın haber ajanslarının kameralarına Türk savaş jetlerinin alçak uçuşu böyle yansıdı:

Sivil Teröristler Halka Slogan Attırdı

PKK’ya yakın NRT’nin gösterilerin başından itibaren görüntülediği olaylarda halkın önünde slogan atması için “sivil teröristlerin” direktif verdiği, üsse ilk girenlerin bu kişiler olduğu ve sistematik bir şekilde üste hareket edip araçları ateşe verdiği gözlemlendi.

Dikkatleri çeken bir başka nokta ise PKK’nın çoğu kez yaptığı gibi kadınları ve çocukları olaylar sırasında kullanması oldu. Üsse yürüyüşe geçen ve pankartlar taşıyan grubun önünde kadınları yer alması dikkat çekti. Ayrıca üsse saldırı anında araçları ateşe verenlerin arasında küçük çocukların olduğu da göze çarptı.

Duhok Türk Askeri Üssüne yürüyüşe geçen ve pankartlar taşıyan grubun önünde kadınları yer alması dikkat çekti. 

Duhok Türk Askeri Üssü Saldırı Anı ve Bölgedeki Çocuklar 

Erdoğan: “İHA’lar, Uçaklar Kalktı”

Duhok’ta yaşanan saldırıyı değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün yine Kuzey Irak’ta yanlış yapmak istediler. İHA’lar, uçaklar kalktı. Hepsi dağılmak durumunda kaldılar.” ifadelerini kullandı.

Saldırı Polislerin Gözü Önünde Oldu

Objektiflere yansıyan görüntülerde polis kuvvetlerinin bölgede yer aldığı ancak olaylara herhangi bir müdahalede bulunmadığı gözlemlendi. Polisin herhangi bir müdahalede bulunmadığı saldırıda ambulanslar dahil tüm araçlar ve çadırlar ateşe verildi. Polis ise olayları izlemekle yetindi.

10 NRT Çalışanı “Sözde Gazeteci” Gözaltına Alındı 

KDP’nin, PKK’ye yakınlığı ile bilinen ve üssümüze saldırı esnasında olayları canlı olarak yayınlayan NRT çalışanı 10 “sözde gazeteciyi” gözaltına aldığı belirtiliyor.

Öte yandan IKBY hükümeti yaptığı yazılı açıklamada, Duhok’taki Türk askerine yönelik saldırı girişiminin perde arkasında “bir el” olduğunu ve bu nedenle olaylara ilişkin inceleme yapılacağını ve olaya karışanların cezalandırılacağını belirtti.

Türk Askeri Neden Müdahale Etmedi?

Saldırıya uğrayan ve araçların yakıldığı Türk askeri üssünde en çok merak edilen soru; Türk askeri neden göstericilere ve ön saflardaki teröristlere müdahale etmedi? Konu hakkında birçok açıklama yapıldı ancak resmi açıklama henüz yayınlanmadı.

Twitter’da @StanteaR_ adlı kullanıcının paylaştığı bir görüntüde ilk etapta askerlerimizin göstericileri dağıtmak için üsten dışarı çıktığı görülüyor. Hatta olaya ilişkin olduğu belirtilen bu görüntüde yerel asayişe bağlı bir kişinin de askerler ile birlikte göstericileri dağıtmaya çalıştığı anlaşılıyor.

Yorum: Resmi açıklama olmadığı için bu konuda şunu söyleyebiliriz. Kadın ve çocukların ön saflarda olduğu gösteri, yukarıda da belirtildiği gibi sistemli ve planlı görülüyor. PKK’ya yakın TV ve gazetecilerin “Türk askeri sivilleri öldürüyor” algısını oluşturmak için canlı yayın yaptığı, ön saflardaki halkı kullanan sivil teröristlerin saldırıyı planladığını aşikar. Teröristler sivil kıyafet ile üsse girdiği için ortada tek ihtimal var: Sivil terörist ayrımı yapmadan onları vurmak. Bu konuda ‘Uluslararası yasalara göre Türk askeri ateş edebilirdi’ şeklinde yorumlar yapılsa da Türk askerinin bunu tercih etmediği söylenebilir.

Konuyla ilgili doğru cevabı almak için resmi açıklamayı beklemek gerekiyor.

Kaynak: StratejikOrtak.com

https://stratejikortak.com/2018/12/kandil-operasyonu-son-durum-haritasi.html

‘Sır’ İsrail Ordusu: Kara Kuvvetleri ve Envanteri

‘Sır’ İsrail Ordusu yazı dizisi devam ediyor. Daha önceki bölümde, ülkenin askeri personel sayısını ve hava kuvvetlerinin önemli envanterleriyle bu envanterlerin miktarı hakkında bilgi paylaşımında bulunmuştum. Şimdi  İsrail Ordusu’nun kara kuvvetlerini inceleyeceğiz:

Bölüm 2: İsrail Ordusu Kara Kuvvetleri

İsrail Ordusu’nun kara kuvvetlerini incelemeye başlayalım. Kara Kuvvetleri temel olarak, 10575 adet zırhlı araç, 2760 adet tank, 950 adet obüs/topçu, ve 148 adet mobil fırlatıcıdan oluşur.

Önemli modelleri incelemeye başlayalım. İlk sırada 2008 yapımı, İsrail üretimi Merkava Namer isimli zırhlı araç var.

Yerel üretim olan bir başka zırhlı ile devam ediyoruz. 2005 üretimi Hatehof Wolf tipi araç, görüntüsüyle oldukça heybetli durmakta.

Ortadoğu ile ilgilenenlerin yakından tanıdığı 1994 ABD yapımı Humvee ile devam ediyoruz.

Sırada ismini pek duymadığınız, yerel üretim bir zırhlı var. Achzarit’ten bahsediyorum. 1988 üretimi araç, orduda görevler almayı sürdürüyor.

1985 yerel yapım Merkava Sholef ve Soltam Rascal ordu tarafından geliştirilen ehemmiyetli obüs tipleri, Sholef projesi bir takım sebeplerden dolayı iptal olmuş olsa da Soltam Rascal orduda yerini alıyor. Telif hakları sebebiyle fotoğraflarını paylaşamıyorum. Fakat internette küçük bir arama ile ulaşabilirsiniz.

Bir zırhlı araç ile devam ediyoruz. 1984 yerel üretim, PUMA CEV tipi zırhlı araç karşımızda. Bu aracın yapımı, İngiltere Ordusu’nun savaş tecrübesinden faydalanarak gerçekleştirilmiştir.

1983 LAR-160 tipi, İsrail üretimi mobil roket fırlatıcı İsrail Ordusu Kara Kuvvetleri için epey önem arz etmektedir. Üretim sırasında Arjantin,Azerbaycan,Şili,Gürcistan,Kazakistan
Romanya ve Venezuela gibi ülkelerle işbirliği yürütülmüştür.

Konu mobil fırlatıcılardan açılmışken, en aktif ve başarılı araçlardan biri olan M270 MLRS tipi, 1983 ABD üretimi “savaş oyuncağını” unutmamak gerek. 12 roket kapasiteli bu fırlatıcı, güdümlü veya güdümsüz füze/roketlerin düşman hedeflerini imhası konusunda usta.

Yine oldukça gündemde olan bir askeri araçla devam edeceğiz. Bir hava savunma sistemi, MIM 104 Patriot 1981 ABD üretimi olan sistem, bugünlerde Türkiye’nin de gündeminde bulunuyor. İsrail bu envanteri, Saddam Hüseyin’in bölgeye gönderdiği SCUD füzelerinin yerleşim yerlerine düşmesinden sonra ABD’den aldı. Envanterle alakalı detaylara çok fazla girerek, konu dışına çıkmak istemem.

Bir başka meşhur envanter olan Merkava tankı ile devam edebiliriz. 1979’da İsrail’de üretilen tank, belki de Demir Kubbe hava savunma sistemlerinden sonra, en popüler araç.

Sırada tarihi biraz daha eski fakat aktif olarak kullanılan bir başka tank mevcut. 1960 ABD üretimi, M60 Patton..

Adını sıkça duyduğumuz hava savunma sistemi Demir Kubbe’ye bir göz atalım. 2010 yılında son testlerini tamamlayıp aktif olarak kullanılan sistem, özellikle Gazze’den El Kassam Tugayları tarafından ve IŞİD’in bölgedeki roket saldırılarından koruma niteliği taşıyor.

İsrail’in kuruluş yıllarında silah ticaretini aktif olarak sürdürdüğü SSCB yapımı T-62 tankı
ile devam ediyoruz. 1961 yılında üretilen tankın Afganistan’da bir askeri geçit töreninde görüntülenmiş hali:

İlginç bir askeri envanter ile kara kuvvetleri bölümünü bitireceğiz. İsrail üretimi, Pereh.. Görünümü M60’a benzeyen aracın namlu kısmı top ateşleyicisine benziyor ancak bu araç ATGM füzesi ateşliyor.

Pereh ile noktaladık.

Birinci bölüm olan İsrail Ordusu Personel Sayısı ve Hava Kuvvetleri isimli yazıya buradan ulaşabilirsiniz: ‘Sır’ İsrail Ordusu: Personel Sayısı ve Hava Kuvvetleri

Not: Makale başlığındaki fotoğraf www.novinite.com adlı internet sitesinden alınmıştır.

Maduro’ya Postmodern Darbe: 8 Başlıkta Venezuela’da Yaşananlar

Venezuela Ulusal Meclisi Başkanı Juan Guaido, düzenlediği bir mitingde yemin ederek kendini seçimlere kadar ülkenin Devlet Başkanı ilan etti. Guaido’nun bu açıklamasının ardından ABD Başkanı Donald Trump ise “Venezuela Ulusal Meclisi Başkanı Juan Guaido’yu ülkenin geçici devlet başkanı olarak resmen tanıyorum. Venezuela’nın meşru yönetim aracı olan Ulusal Meclis, Nicolas Maduro’nun meşru olmadığını ilan etmek üzere Anayasalarını harekete geçirmiştir ve bundan dolayı da şuan Venezuela Devlet Başkanlığı koltuğu boş durumdadır.” açıklamasında bulundu.

Venezuela’nın meşru devlet başkanı Nicolas Maduro ise bu açıklamalara sert tepki göstererek Venezuela halkını ülkedeki darbe tehlikesine karşı uyanık ve seferber olmaya çağırdı. Ayrıca Maduro, kendisine yönelik ABD destekli darbe tehdidi karşısında ülkesinde bulunan ABD’li diplomatlara ülkeyi terk etmesi için 72 saatlik süre tanıdı.

ABD Venezuela’yı Tehdit Etti

Maduro’nun bu kararına karşılık ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ise Maduro yönetimini meşru yönetim olarak görmediklerini, bu yüzden Maduro’nun Amerikalı diplomatlara ülkeyi terk etmeleri talimatına uymayacaklarını açıkladı. Pompeo açıklamasında alenen Venezuela’yı tehdit etti:

“ABD, Venezuela ile diplomatik ilişkilerini sürdürecek ve bu ilişkiyi bizim diplomatik temsilciliklerimizi ülkesine davet eden geçici Başkan Guaido hükümeti üzerinden sağlayacaktır. ABD, eski Başkan Nicolas Maduro rejiminin, ABD ile diplomatik ilişkileri koparma ya da diplomatlarımızı istenmeyen kişi lan etme konusunda yasal yetkiye sahip olduğunu düşünmüyor.”

Maduro hükümeti, ABD Büyükelçiliğinden ayrılmayacak olan diplomatlara müdahale ederse ABD’nin bunun savaş sebebi sayacağı belirtiliyor. Yaşanan tüm gelişmeler karşısında Venezuela halkı ise Juan Guaido ve Nicolas Maduro yanlıları olarak bölünmüş şekilde ülkenin farklı kentlerinde gösteri yürüyüşleri düzenlemeye devam ediyor.

Venezuela Ulusal Meclisi Başkanı Juan Guaido, düzenlediği bir mitingde yemin ederek kendini seçimlere kadar ülkenin Devlet Başkanı ilan etti.

Caracas’ta Ulusal Muhafız Birliğine mensup bir grup asker, 2 gün önce hükümete başkaldırmış ve yayımladıkları görüntülü mesajla halka ayaklanma çağrısı yapmıştı. Kentin Cotiza semtinde gerçekleşen olay sonrası bölgeye operasyon düzenlenmiş ve isyancı 27 asker teslim olmuştu.

Maduro İçin Dünya İkiye Bölündü

Venezuela’da yaşanan bu gelişmeler karşısında dünyadan bir çok farklı tepki geldi. Kimi güç merkezleri ve ülkeler Maduro’ya tam desteklerini açıklarken kimi ülkeler ise ABD’nin politikasına destek açıklamaları yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Maduro ile telefon görüşmesi gerçekleştirerek Maduro’nun yanında olduğunu ifade etti. Maduro, halka seslenişi sırasında “Türkiye Cumhurbaşkanı beni aradı. Türkiye halkı Venezuela’nın yanındadır. Bugün tarihi bir gün.” ifadelerini kullandı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, “Venezuela’daki olaylar, ilerici Batı toplumunun oradaki iktidarı elle değiştirerek uluslararası hukuka, egemenlik ve devletin içişlerine karışılmamasına nasıl baktığına örnektir.” açıklaması ile Maduro’nun yanında olduklarını ifade etti.

Maduro’yu tanıyan ve tanımadığını duyuran ülkeler: 

ABD Yanlısı Juan Guaido’yu Destekleyen Ülkeler: ABD, Kanada, Brezilya, Paraguay, Kolombiya, Arjantin, Peru, Ekvator -Kosta Rica, Şili, Guatemala, Kosova, Fransa, Polonya Nicolas Maduro’yu Destekleyen Ülkeler: Meksika, Bolivya, Küba, Türkiye, Rusya, Uruguay, İran, Kuzey Kore, Çin

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ise Venezuela ile ilgili gelişmeler hakkında “Son zamanlarda özellikle bazı Latin Amerika ülkeleri ve ABD sürekli Venezuela’nın içişlerine karışmıştır. (Venezuela’da) Seçimle gelmiş bir başkan var, meclis başkanı de facto olarak başkan ilan ediyor. Bu çok garip bir durum” ifadelerini kullandı.

Çin Halk Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, “Çin tarafı, Venezuela hükümetinin, ülkenin ulusal egemenlik, bağımsızlık ve istikrarını korumaya yönelik çabalarını destekliyor, Venezuela’ya dış müdahaleye karşı çıkıyor.” açıklamasında bulundu.

Fransa lideri Macron ise Venezuela lideri Maduro’nun yasa dışı seçimi kazandığını söyledi. Macron, Venezuela’daki olaylara ilişkin protestocuların “cesaretini” takdir ettiğini belirterek, “Mayıs 2018’de Nicolas Maduro yasa dışı şekilde seçildikten sonra Avrupa demokrasinin yeniden inşa edilmesini destekliyor.” dedi.

Venezuela’da yaşanan tüm bu dış müdahaleler karşısında etkili bir siyaset izlemeyen BM Genel Sekreteri Guterres, Venezuela’da taraflara tansiyonu düşürme, şiddeti ve gerginliği önleme çağrısında bulundu.

Sosyal Medyada da ‘Darbe’ Hissedildi

Dünyanın en popüler sosyal medya kanallarından Amerikan kuruluşlarından Instagram ve Facebook, Trump yönetiminin politikaları ile paralel olarak Venezuella lideri Maduro’nun “Onaylı Hesap” anlamına gelen “Mavi Tık” rozetini iptal etti. Bu gelişme sosyal medya kullanıcıları tarafından büyük tepki toplarken; “Özgür Ansiklopedi” mottosunu kullanan dünyanın en büyük sitelerinden Wikipedia, geçici Venezuela Başkanı olarak muhalefet lideri Juan Guaido’yu gösterdi.

Kendisini Venezuela Devlet Başkanı ilan eden Guaido’yu Wikipedia da ‘geçici başkan’ olarak gösterdi.

Venezuela Ordusu Kimin Yanında?

Kendisini geçici başkan ilan eden Juan Guaido liderliğindeki muhalefet tıpkı ABD gibi Venezuela ordusunun Maduro’ya karşı darbe çağrısında bulundu. Gözler Venezuela ordusuna çevrilirken, Maduro yaptığı balkon konuşmasında ordunun tarafını belli etmesi gerektiğini ima etti.

Venezuela Genelkurmay Başkanı Martnez (solda), Venezuela Ulusal Güvenlik Bakanı Vladimir Padrino (ortada)

Venezuela Ulusal Güvenlik Bakanı Vladimir Padrino ve Venezuela Genelkurmay Başkanı Manuel Bernal Martnez iki ayrı açıklama yaptı. Padrino, Guaido’nun kendisini “geçici devlet başkanı” ilan etmesini desteklemeyeceğini duyurdu. Genelkurmay Başkanı Martnez de kuvvet komutanlarıyla birlikte düzenlediği basın toplantısında, “Biz devlet başkanını halkının seçtiği demokratik bir ülkeyiz” diyerek Maduro’nun yanında olduğunu duyurdu.

Venezuela’da Bu Noktaya Nasıl Gelindi?

Bazı çevreler tarafından “üniversite eğitimi olmayan bir kamyon şoförü olduğu için” eleştirilen Maduro, Chavez’in en güvendiği adamların başında geliyordu. Chavez Maduro’yu “devrimci, gençliğine rağmen muazzam tecrübeleri olan, büyük bir fedakarlık ve çalışma kapasitesiyle en zor durumların dahi üstesinden gelebilecek bir adam” olarak nitelemişti.

50 yaşındaki Maduro, Chavez’in ölümünün ardından düzenlenen seçimlerde oyların 50,8‘ini alarak yeni devlet başkanı oldu. Maduro’nun rakibi, muhalefet partisi lideri Henrique Capriles ise oyların yüzde 49,1’ini aldı.

Aylardır devam eden gıda sıkıntısı ve hiperenflasyon beraberinde şiddet ve yağmalama olaylarını getirdi. ABD ile Avrupa ülkelerinin desteğinin alan muhalefetin seçim kazanmasının ardından Maduro daha sıkı politikalar izlemeye başladı. Hükümet, bazı muhalefet liderlerini ABD ile birlikte rejim değişikliği yapmak için ülkeyi karıştırmakla suçlarken, protesto gösterileri artarak devam etti.

CIA, Venezuela’da hükümeti devirmeye çalıştığını itiraf etmişti

Geçmişte CIA Direktörü olan Michael Pompeo, Venezuela hükümetini devirmeye çalıştıklarını ‘üstü kapalı’ bir şekilde itiraf etmişti. Bir düşünce kuruluşunda düzenlenen konferansta konuşan Pompeo, Venezuela’da bir geçiş olabileceği konusunda umut dolu olduklarını ve CIA’nın bölgedeki dinamikleri ‘anlamak’ için elinden gelenin en iyisini yaptığını söylemişti. Ülkedeki durumu Meksika ve Kolombiya hükümetleriyle de görüştüğünü ifade etmişti.

Geçtiğimiz dönemde gündeme bomba gibi düşen olay sonrası çarpıcı bir açıklamada bulunan Maduro, “Umutsuz olduklarını biliyorum, çünkü Meksika sadece beş yıllık petrole sahip, petrolü tükendi. Kolombiya’nın 6 yıllık petrolü kaldı ve Venezuella’nın petrolünün müttefikleri oligarşiler ile emperyalizme ait olduğuna inanmak istiyorlar” diyerek ülkesine yapılan müdahalelerin petrol için olduğunu işaret etmişti.

Maduro’ya Drone ile Suikast Girişimi

Geçtiğimiz Ağustos ayında ordunun kuruluş yıl dönümünde Maduro’ya bomba yüklü drone ile suikast girişimi düzenlendi. 7 askerin yaralandığı saldırıdan yara almadan kurtulan Maduro, yaptığı açıklamada ABD ve Kolombiya’yı suçladı ve saldırganlardan bazılarının yakalandığını söyledi. Saldırıyı kendilerine “T-shirt Giyen Askerler” adını veren bir grup üstlendi.

6 Ağustos 2017’de Venezuela’da ‘Darbe Girişimi’ Yaşandı

Silahlı bir grup askeri üniformalı kişinin Carabobo eyaletinde kalkışma başlattıklarını açıklayan bir video yayınlamalarının ardından ordu harekete geçti. Videoda, kendini Yüzbaşı Juan Caguaripano olarak tanıtan bir kişi, başkaldırı çağrısına uymayan birimlerin askeri hedef olarak belirleneceğini kaydetti. Daha önce Başkan Maduro’nun yanında olduklarını açıklayan Venezuela ordusu ve istibarata bağlı güçler derhal harekete geçti ve girişim ‘tam olarak başlamadan’ püskürtüldü.

Venezuela Savunma Bakanı Vladimir Padrino Lopez, askeri üsse saldıran küçük grubun, aralarında ordudan uzaklaştırılmış bir teğmenin dışında, asker üniforması giymiş sivillerden oluştuğunu açıkladı. Venezuela’da 2002’de de bir darbe girişimi yaşanmış; halkın müdahalesi sonucu darbe girişimi başarısızlıkla sonuçlanmıştı.

CIA’in daha önce dünyanın dört bir yanında ve bazı Güney Amerika ülkelerinde de yönetimleri devirmek için ekonomik veya askeri darbelere destek verdiği biliniyor.

Kaynak: StratejikOrtak.com

https://stratejikortak.com/2017/08/venezuela-neler-oluyor.html

Filipinler’deki Özerklik Referandumu ve Moro Müslümanları

0

Filipinler’de Moro Müslümanları, kapsamlı özerkliğe kavuşmak için bugün referanduma gitti. Filipinler’deki özerklik referandumunda halk, Devlet Başkanı Rodrigo Duterte’nin göreve gelmesinin ardından meclis ve senatodan geçen ve Ağustos 2018’de Duterte’nin imzaladığı Bangsamoro Organik Yasası’nı oyladı.

Maguindanao, Lanao Del Sur, bölgedeki adalar Basilan, Tawi-tawi ve Sulu ile mevcut özerk bünyede yer almayan Cotabato ve Isabela şehirlerinde yapılan referandumda; seçmenlere mevcut “Yeni kurulacak Müslüman Mindanao Bangsamoro Özerk Bölgesi’ne (BARMM) dahil olmak ister misiniz?” sorusu yöneltildi.

Resmi olmayan sonuçlara göre mevcut Müslüman Mindanao Özerk Bölgesi (ARMM) bünyesinde yer almayan ve kampanya boyunca kritik noktalar arasında gösterilen Cotabato ve Isabela şehirleri “Evet” yönünde oy kullandı. Seçimleri takip eden İHH Mütevelli Başkan Vekili Hüseyin Oruç, Twitter hesabından “Bangsamoro Referandumunda sonuç EVET. Müslümanlar sandıkta da zafer kazandı” notunu düştü.

İHH Mütevelli Başkan Vekili Hüseyin Oruç’un Filipinler’deki seçime ilişkin paylaştığı fotoğraf.

Düzenlenen referandum sonrası kendi başbakanlarını da seçecek olan Moro Müslümanları ile ilgili merak edilen 5 sorunun cevabı kısaca şöyle:

Moro Sorunu Nedir?

Morolar, 1946’da ABD sömürge yönetimi tarafından Hristiyan Filipinler idaresine bırakılınca bağımsızlıklarını kaybetti. Moro halkı sonrasında bağımsızlıklarını yeniden elde etmek için siyasi müzakere yollarını kullanmaya başladı.

Silahlı Mücadele Nasıl Başladı?

Bölgede Müslüman halkı hedef alan saldırıların etnik temizliğe dönüşmesi, Moroların kendilerini savunmak ve düzenli ordulara karşı mücadele etmek amacıyla 1970’lerde Moro Ulusal Kurtuluş Cephesi’ni (MUKC), daha sonra ise Moro İslami Kurtuluş Cephesi’ni (MİKC) kurarak silahlı mücadele kararı almasına neden oldu.

Moro İslami Kurtuluş Cephesi üyeleri

Ateşkes ve Sonrasında Barış Müzakereleri Süreci Nasıl Gelişti?

Taraflar arasında 1997’de ateşkes görüşmeleri başladı. 2012’de hükümet ile MİKC arasında ateşkes ilan edildi. MİKC ile Mindanao’da Bangsamoro adlı mutabakata varıldı.

Barış görüşmeleri, 2012’da yapılan devlet başkanlığı seçimini Rodrigo Duterte’nin kazanmasıyla ivme kazandı.

MİKC, 2017’de hükümet ile vardıkları barış anlaşması kapsamında yeni Bangsamoro Temel Tasarısı hazırladı ve bunu Devlet Başkanı Duterte’ye sundu.

Kongre, Mayıs 2018’de Müslüman nüfusunun yoğun yaşadığı Mindanao eyaleti ve çevresindeki adalara özerklik tanınmasını öngören yasayı onayladı.

Yasanın İçeriğinde Ne Var?

Müslüman nüfusun yoğun olarak yaşadığı Mindanao eyaleti çevresindeki adalara kapsamlı özerklik tanınacak.

Çoğunluğu Moro İslami Kurtuluş Cephesi’nden oluşacak 80 kişilik bir meclis, başbakanını da kendi içinde seçecek.

Peki Silahlı Cephe Ne Olacak?

Morolar yerel idareyi aldıkları zaman MİKC’in yüzde 30’un silahlarını bırakacak ve sivil hayata döndürülecek.

Seçilen yönetim 2022’ye kadar bölge idaresini yürütecek ve silahlı grup da silahlarını tamamen bırakmış olacak.

Bölge Müslümanlarının hukuki ve ekonomik kazanımları artacak. Bölgedeki idari yetkiler Manila hükümetinde kalmayarak Bangsamoro hükümetine devredilecek.

Kaynak: AA – StratejikOrtak.com

https://stratejikortak.com/2017/10/filipinlerde-isid-baskini.html