TSK İlk Kez ‘İkinci Kandil’i Vurdu

TSK’dan yapılan açıklamaya göre harekat saat 02:00 sularında gerçekleştirildi.

TSK, son aylarda Kuzey Irak’ta Kandil’e çok sayıda hava harekatı düzenlemişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan daha önce bir televizyon programında Sincar’da ikinci bir kandil oluşturmanın gayretinin olduğunun altını çizerek, “Bu ikinci Kandil oluşturma gayretlerinde 2 bin 500 kadar orada PKK’lı var. Tümüne baktığımız zaman Irak’ta aslında mezhebe dayalı bir Pers milliyetçiliğine yönelik İran’a bir destek oluşturuluyor. Yayılmacılık hareketi Pers milliyetçiliği perspektifinde ama dayanağı temeli neresi o da mezhebi, bir mezhep anlayışı ile bunu yayıyorlar.”​ demişti.

Stratejik konumuyla dikkat çeken Sincar Dağı ve çevresine konuşlanan teröristlerin burayı ‘İkinci Kandil’ yapmalarının engelleneceği belirtildi. Burada yeni bir kamp kuran teröristlere, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, yeni harekatlar yapılacağını açıklamıştı. Bu kapsamda, bu gece TSK, Sincar’ı bombaladı.

TSK’NIN YAPTIĞI AÇIKLAMA

TSK’nın internet sitesinde de yayımlanan açıklama şöyle; “Bölücü terör örgütü PKK ve bu örgütün Suriye ve Irak’taki uzantıları tarafından, Suriye ve Irak kuzeyi, ülkemize terörist, silah, mühimmat ve patlayıcı madde aktarılması maksadıyla; özellikle son zamanlarda yoğun bir şekilde kullanılmaktadır.

Bu bölgelerden ülkemize sızdırılan teröristler ve aktarılan silah ve malzemeler, hudut karakollarımıza yönelik taciz ve saldırılarda ve son olarak da Diyarbakır’da tünel kazılarak toplu yıkım ve ölümleri amaçlayan bir terör eyleminde kullanılmıştır.

“SİNCAR VE KARAÇOK DAĞI TERÖR YUVASINA DÖNÜŞMÜŞTÜR”

BTÖ tarafından yurt içinde kahraman silah arkadaşlarımızın, güvenlik görevlilerimizin, güvenlik korucularımızın ve vatandaşlarımızın şehit olmasına ve yaralanmasına sebep olan terör eylemlerinin gerçekleştirilmesinde ve desteklenmesinde kullanılan Irak kuzeyi/Sincar Dağı, Suriye kuzeydoğusu/Karaçok Dağı bölgeleri tam anlamıyla birer terör yuvasına dönüşmüştür.

“HEDEFLER TAM İSABETLE VURULMUŞTUR”

Ülkemizin ve milletimizin birlik, bütünlük ve güvenliğine kast eden bu terör yuvalarının yok edilmesi maksadıyla; uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarımız kapsamında 25 Nisan 2017 günü saat 02.00’de, Irak kuzeyi/Sincar Dağı ve Suriye kuzeydoğusu/Karaçok Dağı bölgelerine hava harekâtı icra edilmiş ve belirlenen terörist hedefleri tam isabetle vurulmuştur.

Türk Silahlı Kuvvetleri ve güvenlik güçlerimizin tüm unsurları tarafından, bölücü terör örgütüne karşı gerek ülke sınırları içinde gerek sınır ötesinde etkin ve kapsamlı terörle mücadele harekâtı büyük bir azim ve kararlılıkla yürütülmektedir. Operasyonlar, bundan sonra da en son terörist etkisiz hale getirilinceye kadar aynı azim ve kararlılıkla devam ettirilecektir.”

https://stratejikortak.com/2017/03/sdg-gruplari.html

Rakka Operasyonu ve Son Durum Haritası

Ayn El Arap (Kobani)’ın DEAŞ tarafından ele geçirilmesine az bir zaman kala, ABD PYD/YPG’ye hava ve mühimmat desteği sağlamış ve şehir tekrar kurtarılmıştır. Daha sonra DEAŞ’ın muhaliflerden ve rejimden ele geçirdi ‘bölgeleri’, PYD ABD’nin yoğun desteğiyle DEAŞ’tan almaya başladı. Yani DEAŞ muhaliflerden, PYD DEAŞ’tan toprak kazandı. (bkz. IŞİD, Egemen Güçlerin Bir Projesi Mi?)

Rakka Operasyonu Tüm Haritalar İçin Tıklayın

 

2016’da En Fazla Askeri Harcama Yapan Ülkeler Belli Oldu

Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’nün (SIPRI) raporuna göre 2016’da en fazla askeri harcama yapan ülkeler belli oldu. İlk sıradaki ABD’de geçtiğimiz yılda olduğu gibi açık ara farkla birinci olurken, Rusya bir sıra üste çıkarak üçüncülüğe yükseldi.

ABD, kendisini takip eden 8 ülkenin toplamını geçerek 2016’da 611 milyar dolar askeri harcama yaptı. 2016’da bir önceki yıla göre yüzde 1,7 daha fazla askeri harcama yapan Washington, bu alandaki harcamalarını 2010’dan bu yana kısıyordu.

Rusya da 2015’e göre yüzde 5,9 artışla geçen yıl 69,2 milyar dolar tutarında askeri harcamada bulundu. Moskova, Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından gayrisafi yurt içi hasılasına oranla en fazla askeri harcamayı geçen sene yapmış oldu.

Riyad askeri harcamalarını kıstı

2015’te en yüksek harcamayı yapan üçüncü ülke olan, ancak petrol fiyatlarındaki düşüşten dolayı Suudi Arabistan Ortadoğu’daki askeri varlığına rağmen harcamasını 2016’da yüzde 30 oranında azalttı ve 63,7 milyar dolar seviyesine çekti.

En fazla askeri harcama yapan 15 ülke

Dünyadaki toplam askeri harcamaların ülkelere göre oranları (SIPRI)

1.) ABD – 611 milyar dolar

2.) Çin – 215 milyar dolar

3.) Rusya – 69.2 milyar dolar

4.) Suudi Arabistan – 63.7 milyar dolar

5.) Hindistan – 55.9 milyar dolar

6.) Fransa – 55.7 milyar dolar

7.) İngiltere – 48.3 milyar dolar

8.) Japonya – 46.1 milyar dolar

9.) Almanya – 41.1 milyar dolar

10.) Güney Kore – 36.8 milyar dolar

11.) İtalya – 27.9 milyar dolar

12.) Avustralya – 24.6 milyar dolar

13.) Brazilya – 23.7 milyar dolar

14.) Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) – 22.8 milyar dolar

15.) İsrail – 18 milyar dolar

Türkiye 14.9 milyar dolar askeri harcamayla iki sıra gerileyerek listede 17’nci oldu

Türkiye’nin askeri harcamalarının 2016’da yüzde 5,7 azalarak 14.9 milyar dolara gerilediği ifade edildi. İspanya ve Kanada, 2016’da iki basamak gerileyerek askeri harcama sıralamasında 17’nci sıraya gelen Türkiye’nin önüne geçti.

Türkiye’nin yıllara göre askeri harcamaları (Al Jazeera)

Kaynak: Al Jazeera – BBC – SIPRI 2016 RAPORU

Venezuela’da Neler Oluyor?

Neredeyse her ülkede bir karışıklık mevcut. Kutupların erimesiyle kutup bölgelerinde kapışma, Pasifik’te Çin-Japonya başta olmak üzere kıyısı olan ülkelerin çekişmeleri, petrol ve doğalgaz kaynaklarına erişmede rekabet yaşanması, Ortadoğu’nun çıkmazda olması, Avrupa’nın kendi içinde sorunlarla uğraşması, terörün -Çin hariç- dünyayı lanet gibi kaplaması, savunma harcamalarının ve silahlanma yarışının hızlanması, siber orduların kurulduğu dünya, kazan gibi kaynıyor.

Venezuela Yüksek Mahkemesi, iki hafta önce Kongre’nin yetkilerinin elinden alınması yönünde karar almış ve sonrasında hükümet karşıtı protestolar başlamıştı. Ülkenin başkenti Caracas’ta hareketlilik başladı. Protestoları görünce mahkeme, kararını geri çektiğini 1 Nisan’da açıkladı. Muhalif kesimin lideri olan Henrique Capriles’e 15 yıl seçimlere katılmama cezası verilmesi ortamı germişti. Chavez’in ölümünden sonra yapılan devlet başkanlığı seçiminde Chavez tarafından halef gösterilen Maduro yüzde 50,6; Henrique Capriles ise yüzde 49,1 oy oranına sahip olmuşlardı.

Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, hükümet karşıtı protestoların sorumlusu olarak Amerika’yı gösteriyor. Protestocular ‘Mother of All Protests’ olarak adlandırdıkları büyük bir eylem düzenleyeceği için Devlet Başkanı geniş çaplı önlemler aldı. 100 bin olan Bolivar Devrimi milislerinin sayısını 500 bine çıkarmayı planladıklarını açıkladı. Bolivar Milisleri, 2008 yılında Hugo Chavez tarafından iç ve dış tehditlere karşı kurulmuştu.

1998 yılında Devlet Başkanı olan Hugo Chavez döneminden beri ülke, zor durumlarla yaşamaya alışık. Petroleos de Venezuela S.A’ya 2001 yılında ham petrol arama ve çıkarma projelerinde son söz hakkını elde etmişti. Devlete ait olan bu şirket, 2002’de işçilerin greve gitmesi neticesinde Chavez görevinden üç gün uzaklaşmak zorunda kaldı ve destekçilerinin sayesinde yeniden koltuğuna oturdu. ABD’li şirketleri ülkesinden çıkartan Chavez, ülkesinin sahibi olduğu petrolün millileştirilmesini savunduğu için hep hedefte oldu. Buradaki petrolü kontrollerine almak isteyen ülkelerce Venezuela’da çıkan ayaklanmalar desteklendi.

Önemli yer altı kaynaklarına sahip olan ülkeler her zaman tehdit altındadır. Venezuela’nın petrollerinin olması, Ortadoğu’nun petrollerinin olması onlar için iyi olsa da petrolü ele geçirmek isteyenler için hiç de iyi değildir. Petrol sahibi olanlar, özellikle de petrolünü millileştirenler, siyasi istikrarsızlıklarla boğuşmak durumunda kalırlar.

NOT: Referandum yabancı basının da hayli ilgisini çekti. Birçok medya kuruluşu Türkiye’nin ayrıştığına vurgu yaptı. Gelecekte petrolün yerini BORun alacağı uzmanlarca dile getirilmekte. Türkiye, Bor, Toryum, Uranyum gibi stratejik madenlere ve Fırat ile Dicle gibi önemli su kaynaklarına sahip olması nedeniyle hedef ülke konumundadır. Bizim yapmamız gereken ise BİRLİK olmak.

Ünal G. Akman

StratejikOrtak.com MİSAFİR YAZAR

Yemen’de Son Durum ve Askeri Operasyon

22 Mayıs 1990 tarihine kadar  Yemen Kuzey ve Güney Yemen olmak üzere iki kısımdan oluşuyordu. Yemen’in devrik Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih 1978 ile 1990 arasında Kuzey Yemeni yönetmiş bu yıldan sonra ülke birleşince 2012 yılına kadar görevde kalmıştır. Yani toplamda ülkeyi 34 yıl yönetmiştir. Fakat 27 Ocak 2011’de Arap Halk Ayaklanmaları’nın etkisiyle Yemen Devrimi başlamış ve devlet Devlet başkanı Salih 23 Mayıs’ta dokunulmazlık verilmesi şartı ile istifa etmeyi kabul etmiştir.

Yemen tipik bir Güneybatı Asya ülkesi gibi kültürel çeşitliliğe sahip bir ülke. 25 milyonluk  nüfusunun yaklaşık %65’i Sünni Müslümanlardan, %35’i Şiiler’den oluşmakta. Bu da devrim sonrasında Yemen’de iç savaşın çıkmasında etkili oldu.

Devrilen eski cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih, Şii Ensarullah Hareketine destek vermeye başlamıştır. Yemen’de bir türlü sağlanamayan istikrar sonucu bir hükümet krizi oluşmuştur ve Husilerin başkent Sana’a’yı ele geçirerek, yönetimi devralmasıyla sonuçlanmıştır. Husiler, kısa sürede Taiz gibi büyük güney kentlerini ele geçirmeye başlamıştır.

Yemen Ordusu dağılmıştır. Husiler ikinci büyük kent olan Aden’i kuşatmıştır. Bunun üzerine Suudi Arabistan öncülüğünde koalisyon oluşturulmuştur. Koalisyon güçlerinin bombardımanları Husilerin ilerleyişini durdurmuştur. Ne var ki, bu durum Husileri geriletmeye de yetmemiştir. Öte yandan Arap Yarımadası el-Kaidesi ve diğer radikal gruplar ülkenin doğu bölgelerini ele geçirmeye başlamışlardır. Çatışmalar devam etmektedir.

 

Kaynak: Sputnik

Milli Savaş Gemisi TCG Bayraktar ile 10 Ülkeden Biri Olduk

Türkiye, milli savaş gemisi TCG Bayraktar ile dünyada milli savaş gemisinin tasarım ve inşasını gerçekleştirebilen 10 ülkeden biri oldu. 
Bugün düzenlenen tören ile Deniz Kuvvetleri Komutanlığına teslim edilen TCG Bayraktar savaş gemisiyle ilgili Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, Türkiye’nin halihazırda dünyada bir savaş gemisini milli olarak tasarım, inşa ve idamesini gerçekleştirebilen 10 ülkeden biri konumunda olduğuna dikkati çekerek, “Bu açıdan Türkiye, 2023 hedeflerini yakalamıştır.” ifadesini kullandı.
Milgem Projesi ise elde etikleri başarılar sonucunda, geçmişte neredeyse tamamıyla dışa bağımlı oldukları seviye ile bugün ulaştıkları seviye arasında gözardı edilemeyecek kadar büyük bir fark olduğunu dile getiren Işık, su üstü askeri gemi ihtiyaçlarını, yurt içi askeri ve özel sektör tersaneler ile karşılayabildiklerini söyledi. Bakan Işık, çok maksatlı amfibi hücum, sismik araştırma, denizaltı kurtarma, çıkarma, sahil güvenlik gemileri ve botlarla ilgili çalışmaların başarıyla yürütüldüğünü vurguladı.
 
– Türkiye’de özel sektör tarafından inşa edilen en büyük ve ileri teknolojiye sahip yerli ve milli amfibi tank çıkarma gemisi TCG Bayraktar, nükleer, biyolojik ve kimyasal saldırılar için tam personel korumasına sahip.

TCG Bayraktar Milli Savaş Gemisi’nin özellikleri

– Söz konusu gemi, Türkiye’de özel sektör tersaneleri tarafından inşa edilen en büyük ve ileri teknolojiye sahip harp gemisi özelliğini taşıyor.

Türk Loydu Askeri Gemi Kurallarına uygun olarak, SSM ve Türk Loydu denetiminde inşa edilen bu kapsamdaki gemiler, yine Türk Loydu tarafından sertifikalandırılacak.

– Gemide, bir adet 15 tonluk genel maksat helikopterinin iniş kalkışına olanak sağlayacak helikopter platformu yer alıyor. Yükleme ve boşaltma işlemlerini sağlayabilmek amacıyla geminin üç tarafında birer kapak bulunuyor.

– Gemide, ayrıca her biri 8 ton yük veya 40 kişi taşıyabilen, 20 knot sürat yapabilen 4 LCVP (Landing Craft, Vehicle, Personnel) çıkarma aracı yer alıyor.

[10-16 Nisan] Geçtiğimiz Haftanın Özeti: ‘Filistin devletinin kurulmasını destekliyoruz’

0

10 Nisan ile 16 Nisan arasında gözden kaçan bazı askeri ve diplomatik gelişmeleri “Dünyada neler oldu?” başlığı altında sizler için derledik.

– Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Katarlı mevkidaşı ile görüştü. Lavrov, “Silahlı muhalifler Astana görüşmelerine katılabilir.” dedi.

– Kosova Başbakan Yardımcısı Kuçi, Sırpların anayasal değişiklikleri onaylamaması halinde Kosova Ordusunun yasayla kurulacağını söyledi.

– ABD Hava Kuvvetleri, Nevada Eyaleti’nde, yeni tip 12. seri B61 nükleer bombayı ilk kez F-16 savaş uçağıyla başarıyla denediğini açıkladı.

– ABD’nin bugün vuracağı iddia edilen Kuzey Kore’nin tüm hava sahasının boş olduğu, kara sularından da hiçbir geminin geçmediği görüldü.

ABD, 6-10 gelişmiş F-35 savaş uçağını İngiltere’ye konuşlandırma kararı aldı. (Türkiye’de bu yıl içerisinde 2 F-35 uçağını teslim alacak.)

– Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, İran Dışişleri Bakanı Zarif ve Suriye Dışişleri Bakanı Muallim, Moskova’da üçlü görüşme gerçekleştirdi.

– Türkiye’nin acil füze savunma sistemine ihtiyacı olduğunu söyleyen Milli Savunma Bakanı Işık, “S-400 konusunda iş nihai aşamaya geldi” dedi.

– Pentagon, Afganistan’da cephanede bulunan ve nükleer olmayan(GBU-43) en büyük bombayı kullandıklarını açıkladı.

– Çin Dışişleri Bakanı Vang, “Doğu Kudüs’ün başkenti olduğu tam egemen Filistin devletinin kurulmasını destekliyoruz” dedi.

– Rusya BMGK’da Suriye’yi kınayan karar tasarısını veto etti. Ancak bu sefer bir ilk olarak -Trump ile görüşen- Çin oylamada ‘çekimser’ kaldı.

– Suriye’de rejimin 50 yerde kimyasal silah kullandığını belirten ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson, “Suriye’de ‘bütünlük’ istiyoruz” dedi.

– Fransa’nın 17 bin 393 kişiyi terörizm  şüphesiyle izlediği, 2 bin 46 Fransız’ın da Suriye ve Irak’ta ‘terörist savaşçı’ olduğu bildirildi.

– Trump, Tillerson’un Putin ziyaretinin ardından, “Suriye’de iç savaşı sona erdirmenin ve mültecilerin evlerine dönmesinin zamanı geldi” dedi.

– ABD’nin Suriye saldırısının ardından Rusya’nın iptal ettiği Suriye’deki hava sahası anlaşmasının tekrar yürürlüğe gireceği açıklandı.

– Musul Sincar’daki yaklaşık 500 Ezidi’nin PKK saflarını bırakıp, Peşmerge güçlerine katılmak için başvuru yaptığı açıklandı.

– Rus lider Putin, Suriye’deki yaklaşık 20 bin yabancı savaşçının 10 bininin BDT ülkelerinden, 9 bininin ise Rusya’dan olduğunu açıkladı.

– İlk kez yapılan Lavrov ile Tillerson görüşmesinde, “Çıkarlarımızı ve farklılıklarımızı netleştirmenin yolunu arıyoruz” açıklaması yapıldı.

– Dini lider Hamaney’in istememesine rağmen Ahmedinejad, sürpriz bir kararla 19 Mayıs’taki cumhurbaşkanlığı yarışı için adaylığını koydu.

– Çin, ‘Çin yanlısı’ bölgenin ilk kadın lideri Hong Kong Baş Yöneticisi Lam’ın kuracağı hükümeti tamamen destekleyeceklerini açıkladı.

– Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Nuceyfi, Türkiye’nin eğittiği Ninova Muhafızlarının ilerleyen zamanda Musul’un güvenliğini sağlayacağını açıkladı.

– Rusya, “kırmızı çizgimiz” açıklamasında bulunmuştu, Trump bugün Karadağ’ın NATO’nun 29. üyesi olmasının yolunu açan protokolü onayladı.

– İdlip’teki kimyasal saldırıyı ‘provakasyon’ olarak tanımlayan Putin, ABD’nin Şam’ı vuracağı yönünde duyum aldıklarını açıkladı.

– ABD Dışişleri Bakanı Tillerson, “Suriye’de yeni kimyasal saldırıya izin vermeyeceğiz. Esad ailesinin iktidarı sona yaklaşıyor.” dedi.

– İran’da Sünni Beluç’ların çocukluğundaki bir bölgede, üst düzey Devrim Muhafızı komutanı Ruhullah Ali suikast sonucu öldürüldü.

– Rusya ziyaretini iptal eden İngiliz Dışişleri Bakanı Johnson, “ABD Suriye’de oyunun kurallarını değiştirdi, yeniden rejimi vurabilir” dedi.

– Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, 23 Temmuz 2015’ten bugüne kadar 10 bin 91 PKK’lı teröristin etkisiz hale getirildiğini açıkladı.

– Savaş başlamadan önce Esad rejimi için reform taleplerini reddeden İran’dan, “Suriye’de reformlar yapılması gerekmektedir” açıklaması geldi.

– Cunta yönetiminin olduğu Mısır’da, 43 kişinin öldüğü dünkü 3 bombalı saldırıdan sonra 3 aylık OHAL ilan edildi.

– Rusya ve İran’ın ortak açıklamasına göre; ABD’nin çizgiyi aştığı belirtilerek, “Bundan sonra her türlü saldırıya karşılık vereceğiz” dendi.

Fransa’da Yarınki Seçim Öncesi Kısaca Adayların Görüşleri

0

Fransa, 11. kez cumhurbaşkanını seçmek için OHAL’in gölgesinde sandığa gidiyor. Cumhurbaşkanının 5 yıl görev süresinin olduğu Fransa yarı başkanlık sistemi ile yönetiliyor. 23 Nisan ve 7 Mayıs tarihleri arasında iki tur şeklinde gerçekleşen Fransa’daki seçimlerde, ilk turda mutlak çoğunluk sağlanırsa ikinci tura gerek kalmadan yeni Cumhurbaşkanı seçilecek.

Seçimlere saatler kala ülkedeki adayların hiçbirinin Türkiye’nin AB üyeliğini desteklemediğini vurgulayarak öne çıkan 4 adayı ve görüşlerini ksıaca sizler için derledik.

Ulusal Cephe’nin lideri Marine Le Pen

2004’ten bu yana Avrupa Parlamentosu milletvekili olarak görev yapan Pen’in, 8 yaşındayken Paris’teki evleri bombalandı, Ulusal Cephe’ye (FN) 1986’da katıldı.

2012’deki cumhurbaşkanlığı seçimi kampanyasında %17.9 oy ile üçüncü oldu. Mayıs 2014’te Avrupa Parlamentosu seçimlerinde FN, %24.9 oyla Fransa’da seçimleri kazanan birinci parti oldu.

Ağustos 2015’te kendi babasını kamoyunda tartışma yaratan bazı açıklamalarından ötürü partiden ihraç ettirdi. Kampanyasında cumhuriyetçilik ve laiklik gibi kavramları sıkça vurgulayan ve ekibinde eşcinsel bazı üyeleri de barındıran Le Pen, bir yandan da eşcinsel evliliklerin kaldırılmasını destekliyor.

Daha çok çalışan sınıf tarafından desteklenen Le Pen, dış ilişkilerde korumacılığı savunmakla birlikte Avrupa Birliği’nden de çıkmak istiyor. Pen’in seçimi kazanması sonucu İngiltere’dekine ve Brexit’e benzer bir Frexit referandumu gelebilir. Böyle bir şey gerçekleşirse de AB’nin sonu olabilir yorumları yapılıyor.

Eski bir Rothschild bankeri, Yürüyüş Hareketi’nin lideri Emmanuel Macron

Annesi ve babası doktor olan Macron, 16 yaşında kendisinden 24 yaş büyük olan tiyatro öğretmenine aşık olarak 2007’de onla evlendi. Yatırım bankası ve maliye müfettişi gibi görevlerde bulunan Fransa’nın genç cumhurbaşkanı adayı 2006’da Sosyalist Parti’ye (SP) katıldı.

Şu anda Fransa Cumhurbaşkanı olan Hollande’nin 2012-2014 yılları arasında genel sekreter yardımcılığı görevini yürüttü. 2014’te Ekonomi Bakanı olmasının ardından geçtiğimiz yıl “En Marche” (Yürüyüş) Hareketi’ni kurdu.

Eski bir Rothschild bankeri olan Macron Avrupa Birliği yanlısı. Protestanlığı benimseyen Macron, en büyük rakibi Le Pen ile doğrudan ters düşmekte.

Ağustos 2016’da bakanlık görevinden istifa eden Macron, “ne sağda ne de solda olduğunu” belirtiyor.

Eski Fransa Başbakanı François Fillon

Merkez sağ Cumhuriyetçiler partisi adayı Fillon, Eski Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy yönetimi altında 2007-2012 yılları arasında Başbakanlık yapan 62 yaşındaki Fillon, Avrupa Birliği yanlısı olmasıyla öne çıkıyor. Ailesinin yolsuzluk iddialarından dolayı anketlerde 3. sıraya gerileyen Fillon, katı Katolik kişiliği ile kürtaja, taşıyıcı anneliğe ve eşcinsel evliliklere karşı çıkıyor.

Fransa’yı NATO’dan çıkaracak olan aday Jean-Luc Mélenchon 

Jean-Luc Mélenchon, 30 yıl görev yaptığı Sosyalist Parti’den 2008’de istifa etti. 65 yaşındaki aday, Fransız Komünist partisi de dâhil geleneksel sol kesimin geniş desteğini de alarak kendi partisi France Insoumise’i (Boyun Eğmeyen Fransa) kurdu.

Rusya’nın Ukrayna ve Suriye’deki askeri operasyonlarını destekleyen Mélenchon, gerektiğinde AB’den ayrılmayı desteklerken, Fransa’yı NATO dışında tutacağını ifade ediyor.

Anadolu Ajansı’nın “Fransa’da seçim varsa, saldırı da var” temalı güzel bir çalışması:


Anadolu Ajansı

StratejikOrtak.com

Şerif Hüseyin ve Irak’ın Yakın Tarihi

Irak için devlet değil coğrafya olarak söz etmek gerekir. Tarihi boyunca güçlü devletlere bağlı olarak yaşamıştır. Müstakil bir devlet olduğu dönem yoktur. Irak olarak bahsettiğimiz coğrafya Osmanlı’nın Basra Musul Bağdat eyaletlerinin bir araya getirilmesiyle oluşturulan İngiliz manda yönetimidir. Irak’ın ilk kralı olan Faysal bin Hüseyin (Şerif Hüseyin) tahta İngiliz marşı eşliğinde oturtulur.

Ortadaki oturan: Şerif Hüseyin, solundaki: Kral Faysal

1922’de İngiltere’yle yapılan bir antlaşma neticesinde Irak içişlerinde serbest dışişlerinde İngilizlere bağlı yarı özerk hale gelir. Böylelikle Irak’ın suikast, darbe, iç isyanlar, etnik kıyımlar ve dış müdahalelerden ibaret olan dramatik yakın tarihi başlar.

Irak’ın dününü ve bugününü anlayabilmek için bu bölgenin İngilizler için önemini kavramak gerekiyor.

19.yüzyıl İngiliz İmparatorluğu’nun Ortadoğu politikasının temeli Hindistan ticaret yollarının güvenliğini sağlamaktı. 1819’da Süveyş kanalının açılmasıyla Akdeniz suyollarının güvenliğinin daha önemli hale gelmesi ve yeni keşfedilen enerji kaynağı olan petrolün bu bölgede önemli rezervlere sahip olduğunun anlaşılmasıyla İngiltere’nin bölge politikası değişmeye başladı.

Gertrude L.Bell kraliyet için hazırladığı Mezopotamya raporunda; Abadan rafinerini (bugün İran sınırları içerisinde kalan İngilizlerin 1908 yılında kurmuş olduğu dünyanın ilk petrol rafineri) korumak İngiliz gücünün birinci göreviydi, demek suretiyle petrolün İngilizler için önemini ortaya koydu.

Süveş Kanalı yapılırken 1869

İngiliz çıkarları doğrultusunda 19.yüzyıl boyunca Rusya’ya karşı tampon vazifesi gören Osmanlı bu misyonunu yerine getiremeyecek hale gelince bu bölgedeki boşluğu manda yönetimleri ve Fransa ile dolduracak yeni bir strateji geliştirildiBu doğrultuda İngiltere’nin stratejisi, ’’Fransız etki alanının Akdeniz kıyılarından doğuya, Rusların elinde olan bölgelere kadar uzanmasını; Fransız bölgesi İngiltere için Rusya’ya karşı bir kalkan vazifesi sağlayacak; Fransa ile Rusya birbirlerini dengeleyecekler ve Fransa Orta doğusu, Çin seddi gibi İngiliz Orta doğusunu kuzeydeki Rus barbarlarının saldırılarına karşı koruyacak’’ olarak şekillendi.

Büyük Britanya’nın dengeci politikalarının değişmeye iten diğer bir sebep de Almanya ve Osmanlı Devleti arasındaki yakınlaşma ve İngiliz çıkar bölgesi için tehdit oluşturan Bağdat Demiryolu projesiydi. Bu projenin gerçekleşmesi durumunda Alman ve Türk orduları birkaç gün içerisinde Suriye’den Hicaz’a nakledilebilir böylelikle Alman nüfuz alanı Basra ve Mezopotamya’ya sarkarak Süveyş kanalı ve petrol sahaları tehdit edebilirdi.

Bu bağlamda Bağdat Demiryolu projesi üzerine yapılan ciddi bir çalışmada şu ifadeler yer almaktaydı: İngiliz emperyalistleri, Osmanlı İmparatorluğu içinde kurulacak yeterli bir demiryolu ağının, sultanın gücünü ve etkinliğini artıracağını kesin olarak görüyorlar ve bundan korkuya kapılıyorlardı. Her şeyden önce, ulaşım kolaylıkları ile güçlenmiş olan sultanın öncülüğünde Müslümanlar uyanacaklar ve Hıristiyanlara kafa tutmaya başlayacaklardı.”

Böyle bir durum 1914 savaşından önce yaratılabilmiş olsaydı İngiltere’nin Yakındoğu’da tutunması son derece güçleşirdi. Güçlü bir Almanya tarafından desteklenen canlanmış bir Türkiye, İngiliz İmparatorluğu’nun “bel kemiği” Süveyş Kanalı’nı tehdit edebilir, Mısır, Hindistan ve Yakındoğu ülkelerinde İngilizlere karşı ayaklanmalar düzenleyebilirdi.’’

Mezopotamya (Irak) stratejik önemi yanında sahip olduğu geniş tarım arazileri ve petrol kaynaklarıyla İngiltere’nin iştahını kabartıyordu.

1907 yılında hazırlanan bir raporda bölgenin etkin sulama teknikleriyle dünyanın en büyük tahıl ambarı olabileceği ve bölgede bulunan petrolün işlenmesi halinde çok karlı bir yatırıma dönüşeceği vurgulanıyordu.

Tüm bunların yanında İngiltere, bölgenin en büyük ticari gücüydü ve 19.yüzyılın ikinci yarısından bu yana bölgede kurmuş olduğu şirketler vasıtasıyla Mezopotamya ticaretinin %65’lik kısmını elinde tutuyordu. İşte bütün bu noktalar hesaba katıldığında Irak’ın İngiltere için ne denli bir hayati öneme sahip olduğu kolayca anlaşılabilir. İngiltere bakımından Ortadoğu’da bir toprak parçasından çok öte anlam ifade eden Irak’ın herhangi bir şekilde kaybı, Ortadoğu ile mütemmim olan, Hint ticaret yolu başta olmak üzere tüm çıkarlarını kaybedeceği anlamına geliyordu.

Kazım Köprülü

StratejikOrtak.com MİSAFİR YAZAR

 

Venezuela Sokakta: Başkan Maduro Sert Önlemler Almaya Devam Ediyor

Venezuela’da muhalefet yanlısı yüz binlerce kişi sokaklara döküldü. Yaşananları darbe olarak niteleyen Devlet Başkanı Venezuela Nicolas Maduro, 2008’de Chavez’in rejimi koruması için kurduğu Bolivarci milislerin 100 bin olan sayısını 500 bine çıkaracağını açıkladı.

Güney Amerika ülkesi Venezuela’da ülke genelinde gerginlik had safhada. Venezuela Yüksek Mahkemesi, iki hafta önce Kongrenin yetkilerinin elinden alınması yönünde karar almış, ardından ülke çapında hükümet karşıtı büyük gösteriler patlak vermişti. 6 kişinin hayatını kaybettiği protestolarda 17 kişi yaralanmıştı.

MUHALİF LİDERE SİYASİ YASAK

Yaşanan olayların ardından mahkeme, 1 Nisan’da kararını geri çektiğini açıklamıştı. Öte yandan muhalif lider Henrique Capriles’e 15 yıl devlet başkanlığı seçimlerine katılmama cezası verilmesi olayların büyümesine neden olmuştu.

Muhalefet lideri

DEVLET BAŞKANI ABD’Yİ SUÇLADI

Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, ülkesinde devam eden hükumet karşıtı gösterilerden Amerika Birleşik Devletleri’ni sorumlu tuttu. Washington’ı kendilerine karşı darbe hazırlığında olmakla suçlayan Maduro, muhalifler tarafından düzenlenecek dev eylem öncesi güvenlik güçlerinin görev başında olacağını söyledi.

MADURO: DARBE KALKIŞMASI İLAN EDİLDİ

Kabinesine mensup bakanlarla birlikte televizyonda canlı yayında konuşan Nicolas Maduro, “ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklama ile Venezuela’da bu akşam saat 9’u 10 gece darbe kalkışması ilan edildi” ifadelerini kullandı. Maduro ayrıca, Bolivar Devrimi milislerinin sayısının 100 binden 500 bine çıkarılmasına yönelik planı onayladığını açıkladı.

ONBİNLERCE GÖSTERİCİ SOKAKLARA ÇIKTI

Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu protesto eden muhalifler ülke çapında ‘Tüm protestoların anası’ olarak adlandırılan dev protesto gösterileri düzenledi. Binlerce gösterici sokaklarda güvenlik güçleriyle çatıştı. Olaylarda ölü ya da yaralı sayısına dair henüz bir bilgi gelmedi.

 

Dünyanın En Ünlü Firarisi Artık Aranmayacak

ABD’nin ardından Uganda da, Afrika’da faaliyet gösteren Hristiyan Tanrı’nın Direnişi Ordusu’nun lideri Joseph Kony için sürdürdüğü arama faaliyetlerine son verdi. Dünyanın en ünlü firarilerinden biri olan Joseph Kony, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin de arananlar listesinde ilk sırada bulunuyordu.

Uganda ordusu adına açıklama yapan sözcü Richard Karemire, Tanrı’nın Direniş Ordusu’nun etkisiz hale getirildiğini ve bu örgütle mücadele için Orta Afrika’da bulunan Uganda askerlerinin ülkeye döneceğini açıkladı.

Geçtiğimiz ay ABD de, Tanrı’nın Direniş Ordusu’nun 100’den az üyesi kaldığını açıklayarak bölgedeki askerlerini geri çekmişti. Böylece örgütün liderin Joseph Kony’i arama çalışmaları da fiili olarak sona erdi.

Kony, 2 milyon insanın göç etmesine neden olan ve 70 bine yakın çocuğu kaçırıp seks kölesi haline getirdi. Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından adam öldürme, seks köleliği, tecavüz, işkence ve çocuk askerliğinden aralarında olduğu çok sayıda savaş suçundan aranıyor.

Libya: Bölünmenin Eşiğindeki Ülkede Son Durum

42 yıllık Muammer Kaddafi iktidarının Arap Baharı ile devrilmesiyle, petol zengini Libya bir daha kendini toparlayamadı ve o 2011 yılından günümüze kadar süren çatışmalarda ülke bölünmenin eşiğine geldi. Peki, ülkede son durum ne?

20 Şubat 2017 Libya’da son durum haritası
  • Libya’yı 42 yıl yöneten Muammer Kaddafi’nin devrilmesinin ardından, ülkedeki silahlı gruplar, kendi aralarında meşruiyet mücadelesi veren 3 farklı yönetim etrafında yer alarak etkinliklerini sürdürüyor.
  • Libya’da silahlı güçlerin hemen hepsi, savunma bakanlığı, içişleri bakanlığı ve genelkurmay başkanlığı gibi resmi kurumlar çatısı altında devlete bağlı olarak faaliyet gösteriyor.
  • Siyasi olarak bir tarafa yakın olan silahlı bir güç, yeri geldiğinde diğer taraf ile aynı doğrultuda tavır ve eylem içinde bulunabiliyor.

‘3 Başlı Yönetim’

  1. Temsilciler Meclisi (Tobruk): General Halife Hafter, Tobruk merkezli yönetimin en büyük destekçisi.
  2. Milli Genel Kongre (Trablus): MGK’ya bağlı hükümetin başındaki Guveyl, 2012’de seçimle göreve gelen MGK tarafından atanmasından yola çıkarak meşruiyet iddiasında bulunuyor.
  3. Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) (Trablus): Meşruiyetini BM gözetimindeki Libya’lı taraflar arasında yapılan Suheryat anlaşmasından aldığını iddia ediyor. BM ve birçok uluslararası aktör tarafından tanınıyor.

UMH’yi Destekleyen Silahlı Güçler


Caydırıcı Güç: Trablus’ta etkin.

Trablus Devrimcileri Tugayı: Ana karargahı Trablus’un doğusunda yer alıyor.

Ebu Selim Tugayı: Trablus’ta faaliyet gösteriyordu, ancak son zamanlarda varlıkları geriledi.

Bunyan El-Mersus Operasyonu Güçleri: Sirte’nin DEAŞ’ten temizlenmesi için oluşturuldu.

Halbus Tugayı: Misrata merkezli gruba Beşir Abdullatif liderlik ediyor.

Mahcup Tugayı: Halbus Tugayı’ndan sonra Trablus’taki en etkin Misratalı grup.

3. Güçler: Libya’nın güneyindeki Şerara petrol kuyularını koruyor ve Sebhe kentinde etkin olarak faaliyet gösteriyor.

El Buni: Mitiga havaalanının bir bölümünü kontrol ediyor.

Canzur Süvarileri: Trablus’un batısındaki Canzur bölgesinde etkin.

Tobruk’taki Yönetimi Destekleyen Güçler


Lİbya Silahlı Güçleri: Liderliğini Halife Hafter yapıyor, Libya’nın önceki rejiminden bazı subaylar ve askerlerde bulunuyor.

Ceyş El-Kabail: Trablus’un batısındaki Verşafene bölgesinde etkin.

Zintan Tugayları: Kaddafi’ye karşı savaşan Cebel Garbi bölgesinden gelen aşiretlerden oluşuyor.

Verşafene Güçleri: Verşafene bölgesinde etkin.

UMH’yi Destekleyen Hafter Karşıtı Güçler (MGK’ya Yakın)


Haras El-Vatani: Trablus’ta faaliyet gösteriyor.

Marsa Tugayı: Trablus Uluslarası Havalaanı’nı kontrol ediyor.

İhsan Tugayı: Liderliğini Tarık Durman yapıyor.

Tarafsız Konuma Yakın Hafter Karşıtı Güçler


Bingazi Savunma Seriyyeleri: TM’ye bağlı güçler tarafından kuşatılan Bingazi Devrimcileri Şura Konseyi unsurlarını kurtarmak için 2 Haziran 2016’da kuruldu.

Ömer Muhtar Tugayı: Devrimin bütün kazanımlarını korumak için hareket ediyor.

Bingazi Devrimcileri Şura Konseyi: Halife Hafter’e karşı savaşıyor.

Derne Devrimcileri Şura Konseyi: Derne devrimcilerinden oluşuyor.