Yazının temel araştırma konusu NATO’nun Suriye krizindeki rolünü incelemek ve bu bağlamda Suriye krizinin çözümünde yardımcı olabilecek NATO politikalarını ortaya koymaktır. NATO’nun bugün tek başına bir politika belirlemekten ziyade, ABD ve diğer Batılı devletlerin çıkarlarının örtüşmesi kapsamında NATO’nun Suriye Politikasının temel dinamikleri çoğunlukla ABD’nin ve daha az oranda ise diğer Batılı devletlerin genel Orta Doğu politikaları ile bağlantılı olarak belirlenmektedir. Çalışmada, bu açıklamalar ve Suriye politikaları analiz edilecektir.
NATO’nun Temel Suriye Politikaları
Nato’nun Suriye konusunda temel politikası,başlangıçta Esad yönetimine baskı oluşturarak demokratik hak ve özgürlüklerin artırılması, böylece olası bir iç savaşın önlenmesi yönünde olmuştur. Bu kapsamda uluslararası örgütlerin ve küresel güçlerin çabalarına destek vermiştir.
Suriye krizinin NATO’yu ilgilendiren önemli özelliği, NATO üyesi Türkiye’nin hemen güney sınırında olması ve bu krizin doğrudan doğruya NATO’yu ilgilendirmesidir.
Yaklaşık beş yıllık iç savaş süresince, Suriye krizi hem yayılma riski hem de sığınmacı sorunu nedeniyle bazı NATO ülkelerinin güvenliğini tehdit etmiştir. Ayrıca, ülkelerin ulusal güvenliği ile istikrarı için yeni önlemlere başvurmasına neden olmuştur. (Ambien Online)
İç savaşın şiddetlenmesi ve Türkiye’nin güvenliğini tehdit etmesi üzerine, NATO Türkiye’nin güvenliğini artırıcı tedbirler almıştır. Bu kapsamda NATO, 2012 yılında Türkiye’nin talebi üzerine kolektif savunma tedbirlerini uygulamaya koymuş ve “Patriot” hava savunma rampalarını ve füzelerini Türkiye’nin güneyindeki üç ilde konuşlandırma kararı almıştır.
2013 Yılında konuşlanan bu bataryalar, Suriye hükümetinin zayıflaması ve Suriye’den Türkiye’ye yönelik uzun menzilli füze tehdidinin ortadan kalkmasından sonra çekilmeye başlamışlardır. ABD, Almanya ve Hollanda füze bataryaları Ağustos 2015’te geri çekilmiştir. Mevcut durumda, sadece İspanya bataryası Türkiye’de görev yapmaya devam etmektedir.
Yine Türkiye’ye yönelik Suriye kaynaklı tehdidin artması üzerine 1 Aralık 2015 tarihinde NATO Savunma Bakanları toplantısında, Türkiye için ek kolektif savunma tedbirlerinin uygulanması kararı alınmıştır.
Özellikle Türkiye’nin hava savunmasının güçlendirilmesi bu tedbirlerin başındadır. Bu tedbirlerin, Türkiye’nin Rus savaş uçağını düşürmesinden sonra olası bir Rus tehdidine karşılık olarak alındığı değerlendirilmektedir.
Yine NATO, Şubat 2016’da, Türkiye-Suriye sınırında keşif ve gözlem görevlerinin arttırılması kararı almıştır.
NATO, Suriye krizinde bazen varlığı ile krizin daha da büyümesine veya şekil değiştirmesine neden olabilmektedir. 24 Kasım 2015’te Suriye’deki muhaliflere karşı bombardıman faaliyetine katılan ve Türkiye hava sahasını ihlal eden Rus savaş uçağının düşürülmesinden sonra Türkiye – Rusya ilişkileri olumsuz etkilenmiştir. Ancak, NATO’nun varlığı Rusya’nın krizi büyütmesine engel olmuş ve Türkiye’ye benzer bir yöntemle cevap ver(e)memesini sağlamış ve buna devam etmektedir.
Türkiye, Rus uçağını düşürmüştü.
Yukarıdaki açıklamalarda göründüğü üzere, NATO’nun Suriye krizine yönelik politikası aktif bir politikadan ziyade,uluslararası çabaları takviye edici yönde ve daha çok istihbarat,keşif,gözetleme ve bilgi paylaşımı ile sığınmacı akışının önlenmesi üzerinedir.
NATO’nun Suriye krizinde veya IŞID’e karşı yönelik operasyonlarda pasif bir politika izlemesinin nedenlerini şöyle sıralamak mümkündür.
NATO tek başına devletlerden ayrı karar alan bir örgüt değildir.
Üye ülkelerin oy birliği esasına göre karar alınan uluslararası kolektif savunma ve güvenlik teşkilatıdır.
Üye devletlerin iradeleri NATO’nun kararlarını belirlemektedir.
NATO mevcut yapısı ile ABD başta olmak üzere diğer Batılı Devletlerin (İngilitere,Almanya ve Fransa) ağırlığını hissettirdikleri bir ittifaktır.
NATO’nun uluslararası kadroları,üyelerin NATO’nun bütçesine katkıları oranında belirlenmektedir.
Bu devletler bütçenin büyük kısmını karşıladıkları için NATO içindeki karar mekanizmalarında önemli ağırlığa sahiptirler.
Diğer üye ülkeler, NATO Karargahında,tasarının onaylanması aşamasında ret veya kabul şeklinde sürece katılmakta ve sonucu etkileyebilmektedirler.
Dolayısı ile ABD’nin istemediği bir kararın, NATO tarafından kabul edilmesi zor olmaktadır. Bu kapsamda ABD; Suriye konusunda aktif bir politika izlemediğinden NATO’da aktif bir yaklaşım göstermemektedir.
Sonuç olarak nato türkiye ilişkileri, türkiye suriye politikası, nato suriye kararı esas olarak ABD’nin Suriye’de izlemiş olduğu politika çerçevesinde belirlenmektedir.
Türkiye’nin sığınmacılar için Suriye’nin kuzeyinde uçuşa yasak bölge veya güvenli bölge tesisi etme çabalarına ABD ve NATO’nun olumsuz yaklaşımı bu kapsamda değerlendirilmelidir.
Sonuca gelecek olursak;
NATO’nun Suriye krizine yönelik politikası aktif bir politikadan ziyade,uluslararası çabaları takviye edici yöndedir. Özellikle, istihbarat, keşif, gözetleme ve bilgi paylaşımı ile sığınmacı akışının önlenmesi üzerine yoğunlaşmıştır. Bunun nedenleri özetle, NATO; Suriye’deki karmaşık muhalif yapı, olası bir müdahalenin Rusya ile çatışma riski yaratması, BM Güvenlik Konseyi’nde müdahele için karar alma zorluğu, bazı üye ülkelerin Suriye konusunda isteksizliği, ABD’nin Suriye politikası ile uyum sağlama çabası, Esad’ın yerine geçebilecek alternatif bir otoritenin bulunmaması veya yaratılmaması, Esad rejiminin yıkılması sonucunda IŞID’in tüm bölgeyi kontrol etme riskidir.
Bu gerekçelerden dolayı NATO Suriye’de iç silahlı çatışmaya silahlı unsurları ile müdahale etme politikası izlemektedir.
BM Güvenlik Konseyi Kararı olmaksızın NATO dahil hiçbir örgütün Suriye’ye müdahele etmemesi yerinde ve doğru bir yaklaşımdır.
NATO’nun uluslararası meşruiyeti olmayan bir operasyona katılması, İttifakın kazanımlarına gölge düşürebilecektir.
Zeytin Dalı Harekatı hakkındaki gelişmeleri ve güncel haritaları ilk günden bu yana tek başlıkta toplamıştık. İkinci yılını dolduran harekat ile ilgili bilinmesi gereken önemli noktaları tekrar hatırlatmak ve Zeytin Dalı Harekatı’nın sonucunu öğrenmek adına bazı bilgileri sizler için derledik.
TSK, 20 Ocak 2018’de 17:00 itibariyle başlayan Afrin operasyonuna “Zeytin Dalı Harekatı” adı verildiğini duyurdu.
72 savaş uçağının katıldığı hava harekatı ile başlayan operasyonda 113 hedefin 108’i başarıyla imha edildi. Hava kuvvetleri, hedefleri yüzde 95.57 isabet oranıyla vurarak büyük bir başarıya imza attı.
Savaş uçaklarının harekatının ardından ÖSO karadan Afrin’e girdi.
Türk askeri ilk kez harekatın ikinci gününde Kilis’te bulunan Gülbaba köyünden Suriye’ye girdi.
Harekatın 58. gününde (18 Mart) Afrin şehir merkezinin kontrolü tamamen TSK ve ÖSO kontrolüne girdi.
Zeytin Dalı Harekatı’nın ilk şehidi: Harekatın üçüncü günü Kilis’in Gülbaba köyünün güneydoğusunda teröristlerle girilen çatışma sonucu Piyade Astsubay Üstçavuş Musa Özalkan şehadete ulaştı. Özalkan Evli ve 5 aylık bir kız çocuğu babasıydı.
Rusya ve ABD’nin harekata ilişkin yaptığı ilk açıklamalar: İtidal çağrısı yapan Rusya Savunma Bakanlığı, “Türkiye, ABD’nin desteklediği gruplara (YPG) kontrolsüz bir şekilde silah yardımı yapılması nedeniyle Suriye’deki operasyona başladı.” dedi. ABD ise Pentagon Sözcüsü Galloway aracılığıyla, Türkiye’nin PKK konusunda kaygılarını anladıklarını ifade ederek, “Taraflara IŞİD’i ortadan kaldırmaya yönelmeleri çağrısında bulunuyoruz” şeklinde bir açıklamada bulundu.
Zeytin Dalı Harekatı ve Fırat Kalkanı Harekatı ile terörden temizlenen bölgelerin haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
İkinci yılını dolduran Zeytin Dalı Harekatı’nın bilançosu
Zeytin Dalı Harekatında toplam şehit olan asker sayısı 55. Şehadete ulaşan askerlerimizin 46’sı 18 Mart’a kadar olan süreçte, daha sonra şehit olan 9 askerimiz ise EYP patlaması sonucu ve hastanede şehit oldu.
AA’dan alınan bilgilere göre 18 Mart’tan sonra bin 500’den fazla el yapımı patlayıcı ile yaklaşık 300 mayın imha edildi.
2 bin kilometrekareye yakın alanda kontrol sağlandı.
Fırat Kalkanı Harekatı‘nın sona ermesinden tam 295 gün sonra Afrin’e yönelik başlayan harekatta PKK’nın Suriye uzantısı YPG’nin işgali altındaki 200’den fazla meskun mahal terörden temizlendi.
Rus askerlerinin bulunduğu Tel Rıfat ve çevresi YPG’nin kontrolünde kaldı.
Zeytin Dalı Harekatı Son Durum Haritası [TIMELINE]
9 Kasım 2018: Milli Savunma Bakanlığı, Zeyin Dalı Harekatı ile ilgili genel kapsamlı bilgilendirmede bulundu. Afrin bölgesinde 20 Ocak 2018’de başlatılan Zeytin Dalı Harekatı kapsamında da 12 Temmuz 2018’den itibaren göreve başlayan Yerel Kolluk Kuvvetleri faaliyetlerine devam edildi.
– Toplam etkisiz hale getirilen terörist sayısının 4 bin 585 olduğu açıklandı.
– 293 adet mayın ve bin 639 adet el yapımı patlayıcı imha edildi.
20 temmuz 2018: Türk Silahlı Kuvvetlerince Zeytin Dalı Harekatı’nın başlangıcından bu yana etkisiz hale getirilen terörist sayısı 4545 oldu.
9 Nisan 2018: Zeytin Dalı Harekatı’nın 80. gününde Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ tarafından Zeytin Dalı Harekatı kapsamında etkisiz hale getirilen terörist sayısının 4044 olduğu açıklandı. Ayrıca Bozdağ, Afrin’in tamamen kontrol altına alındığını da ifade etti.
8 Nisan 2018: Zeytin Dalı Harekatı’nın 79. gününde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından harekatın başlangıcından bu yana etkisiz hale getirilen terörist sayısının 4017 olduğu açıklandı. Harekatın başlangıcından bu yana 11 hafta geride kalmışken Zeytin Dalı Harekatı kapsamında toplam 518 terör hedefi imha edildi, 311 nokta teröristlerden temizlendi, 102 mayın ve 739 EYP temizlendi. Harekat kapsamında toplam 52 Kahraman Türk askeri Şehit oldu, 232 Kahraman Türk askeri ise yaralandı.
7 Nisan 2018: Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından Zeytin Dalı Harekatı’nın başlangıcından itibaren 3991 teröristin etkisiz hale getirildiği bildirildi. TSK, Zeytindalı Harekatı kapsamında Afrin’i terörden temizlerken, İsmin ve çevresinde de çatışmazdık kapsamında gözlem noktaları oluşturuyor. Son olarak da Kuzey Hama Morek bölgesinde Türk ordusu nokta oluşturdu. Diğer noktalar ise şöyle; Dare’t İzze, Anadan, El Eys, Tel Tukan, Surman ve Zaytunah.
31 Mart 2018: Zeytin Dalı Harekatı’nın 71. gününde Türk Silahlı Kuvvetlerince harekatın başlangıcından itibaren 3820 teröristin etkisiz hale getirildiği bildirildi. İlerleyen saatlerde bu sayı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 3821 olarak güncellendi. Ayrıca Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, harekatın başından bu yana 650 civarında el yapımı patlayıcı ve 80 mayını etkisiz hale getirdiği bildirildi.
30 Mart 2018: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Zeytin Dalı Harekatı’nın 70. gününde harekatın başlangıcından bu yana etkisiz hale getirilen terörist sayısının 3800’ü bulduğunu açıkladı.
29 Mart 2018: Zeytin Dalı Harekatı’nın 69. gününde Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından, Zeytin Dalı Harekâtı kapsamında, Afrin bölgesinde EYP’nin infilak etmesi sonucu ağır yaralanan bir askerin tedavi gördüğü hastanede şehit olduğunu açıkladı. Bölgede arama-tarama faaliyetleri devam ediyor.
28 Mart 2018: Zeytin Dalı Harekatı’nın 68. gününde Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından, Afrin’in kontrol altına alındığı 18 Mart 2018’den bugüne, 95 adet mayın ve el yapımı patlayıcının imha edildiği bildirildi.
27 Mart 2018: Zeytin Dalı Harekatı’nın 67. gününde Rus güçlerinin Tel Rıfat bölgesinden çekilmeye başladığı yönünde bilgiler geliyor. Yerel halk, Tel Rıfat’ın da teröristlerden temizlenmesi için günlerdir bölgede gösteriler düzenliyor ve TSK’yı operasyona çağırıyordu. Yerel kaynaklar, Türk Özel Kuvvetler askerleri ve Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) güçlerinin Tel Rıfat için hazır durumda olduğunu bildiriyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da geçtiğimiz günlerde Sincar ve Tel Rıfat’a operasyon sinyali vermişti. Afrin’de devam eden arama-tarama faaliyetleri sırasında bir EYP’nin infilak etmesi sonucu iki Kahraman Türk askeri Şehit düştü.
26 Mart 2018: Zeytin Dalı Harekatı’nın 66. gününde Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ tarafından Zeytin Dalı Harekatı kapsamında etkisiz hale getirilen terörist sayısı 3755 olarak açıklandı. Afrin’de mayın ve EYP arama-tarama faaliyetleri devam etmektedir.
25 Mart 2018: Zeytin Dalı Harekatı’nın 65. gününde TSK, Afrin’de arama-tarama faaliyetlerine ve insani yardım çalışmalarına devam etmektedir. Bu kapsamda mayın temizleme faaliyetlerini sürdüren JÖH ve PÖH ekipleri Afrin merkez’de bir evin ahırında EYP imalathanesi tespit etti. Bölgede çalışmalar devam etmektedir.
24 Mart 2018:Zeytin Dalı Harekatı’nın 64. gününde TSK tarafından yapılan açıklamaya göre harekatın başlangıcından bu yana etkisiz hale getirilen terörist sayısı 3733’e ulaştı. Günün ilerleyen saatlerinde bu sayı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 3740 olarak güncellendi. Genelkurmay Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada “Afrin bölgesinde kontrolün tamamen sağlandığı, bölge halkının güvenle evlerine dönüşlerini sağlamak için arama tarama çalışmalarının devam ettiği” bildirildi. Ayrıca Genelkurmay Başkanı Org. Hulusi Akar: “Üç beş köy kaldı. Nubl Zehra dediğimiz Halep’in banliyösüne kadar varmış, bir bütün halinde Afrin’de kontrolü sağlamış olacağız.” dedi. Günün ilerleyen saatlerinde TSK tarafından yapılan açıklamaya göre Afrin’in Cinderes ve Arapuşağı köyünde yapılan arama tarama çalışmalarında 8 el yapımı patlayıcı ele geçirildi. Afrin’de arama-tarama faaliyetleri devam ediyor.
Zeytin Dalı Harekatı – Tel Rıfat Operasyonu Son Durum Haritası
23 Mart 2018:Zeytin Dalı Harekatı’nın 63. gününde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Zeytin Dalı Harekatı kapsamında etkisiz hale getirilen terörist sayısını 3731 olarak açıkladı. Afrin’de devam eden operasyonlarda 4 adet “Grad” füzesi ele geçirildi. TSK tarafından yapılan açıklamaya göre Afrin/Yukarı Korkan Köyü’nde yapılan köy araması faaliyetinde, teröristler tarafından tuzaklanmış 1 adet EYP kontrollü bir şekilde tespit edilip imha edildi. Bir yandan Afrin’de arama-tarama faaliyetleri devam ederken diğer taraftan da bölgedeki halka yardımlar devam ediyor. Gün içinde Türk Kızılayı, Zeytin Dalı Harekatı kapsamında terörden arındırılan Afrin’e bağlı Mabatlı beldesi ve bazı köylerdeki sivillere gıda kolisi, hijyen seti ve çocuk bezi dağıttı.
Zeytin Dalı Harekatı – Afrin ve Tel Rıfat Operasyonu Son Durum Haritası
Cinderes’in doğusunda yer alan Basufan, Burc Haydar, Kefr Nebu ve Ba’ay Köyleri teröristlerden temizlendi. Burj al Qas bölgesinde çatışmaların devam ettiği yönünde bilgiler var.
Zeytin Dalı Harekatı – Tel Rıfat Operasyonu Son Durum Haritası
22 Mart 2018: Zeytin Dalı Harekatı’nın 62. gününde, Afrin merkezinin teröristlerden temizlenmesinin ardından halkın can ve mal güvenliğinin korunmasına yönelik tedbirlerini arttıran TSK, kentte gece devriyesi görevlerine başladı.Afrin’deki yağma iddialarına karşı açıklamalarda bulunan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu “Halep’ten hırsızlık için Afrin’e gelenlere şahit olduk. Güvenlik güçlerimiz veya ÖSO hiç kimse PKK gibi olamaz, kimse buna müsaade etmez” dedi.
Zeytin Dalı Harekatı – Afrin ve Tel Rıfat Operasyonu Son Durum Haritası
22 Mart 2018 – Saat 16:00 : Başbakan Binali Yıldırım; “Zeytin Dalı başarıyla tamamlandı, temizlik devam ediyor. Maalesef terör unsurları giderken sağı solu EYP’lerle tuzaklamışlar. Maalesef 3 şehidimiz var” dedi. Gün içinde devam eden operasyonlarda Cinderes’in doğusunda yer alan Basufan, Burc Haydar, Kefr Nebu ve Ba’ay Köyleri teröristlerden temizlendi. Genelkurmay Başkanı Org. Hulusi AKAR’ın ifade ettiğine göre Afrin’de teröristlerden temizlenen bölgelere halk dönmeye başladı.
Zeytin Dalı Harekatı ve Fırat Kalkanı Harekatı ile Teröristlerden Temizlenen Toplam Alanın Haritası
Kuzey Suriye Son Durum Haritası;
21 Mart 2018:Zeytin Dalı Harekatı’nın 61. gününde TSK tarafından yapılan açıklamaya göre dün Afrin’de teslim edilen 3 teröriste ilave olarak 9 köyde 18 terörist, muhtarlar ve halk tarafından Türk Silahlı Kuvvetlerine teslim edildi. Ayrıca TSK, “Afrin bugün daha huzurlu” başlığıyla Afrin şehir merkezinden görüntüler paylaştı. Günün ilerleyen saatlerinde Zeytin Dalı Harekatı kapsamında teröristlerden temizlenen Afrin’deki arama-tarama çalışmaları sırasında teröristlerin mezarlığı bulundu. Afrin’in Mestura Köyünde ise TSK destekli ÖSO mensuplarınca yapılan aramada, teröristlere ait çok sayıda füze, havan mermileri, roket, el yapımı patlayıcılar ve ağır silah mühimmatı ele geçirildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamasına göre Zeytin Dalı Harekatı başladığından bu yana etkisiz hale getirilen terörist sayısı 3698’e ulaştı. Bölgedeki çalışmalar devam ediyor.
Zeytin Dalı Harekatı – Afrin ve Tel Rıfat Operasyonu Son Durum Haritası
20 Mart 2018:Zeytin Dalı Harekatı’nın 60. gününde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından bugüne kadar etkisiz hale getirilen terörist sayısı 3647 olarak açıklandı. Ayrıca TSK tarafından Afrin kent merkezine giriş çıkışlar kapatıldı. Günün ilerleyen saatlerinde etkisiz hale getirilen terörist sayısı 3655 olarak güncellendi. Ayrıca devam eden operasyonlarda Afrin’in Ayn Darah, Basutah ve Burj Abdallah Köyleri terör örgütünden temizlendi.
Zeytin Dalı Harekatı Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
19 Mart 2018: Zeytin Dalı Harekatı’nın 59. gününde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından bugüne kadar etkisiz hale getirilen terörist sayısı 3622 olarak açıklandı. Terör örgütü YPG/PKK’dan temizlenen Afrin ilçe merkezindeki 4 katlı binada meydana gelen patlamada ilk belirlemelere göre 7 sivil ile 4 TSK destekli ÖSO mensubu hayatını kaybetti.
Zeytin Dalı Harekatı Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
18 Mart 2018:Zeytin Dalı Harekatı’nın 58. gününde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından saat 08:30 itibarıyla tamamen kontrol altına alındığını bildirdi. TSK ve TSK destekli ÖSO güçlerince kontrolün sağlandığı Afrin şehir merkezine Türk bayrağı asıldı. Gün içinde devam eden operasyonlarda Afrin’de Mabatlı belde merkezi teröristlerden temizledi.
Zeytin Dalı Harekatı Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
Tüm belde merkezleri kontrol altına alındı. Günün ilerleyen saatlerinde ise Türk tankları Afrin Şehir merkezine giriş yaptı. Günün sonunda ise TSK ve TSK destekli ÖSO, Afrin’de 29 köyü daha teröristlerden kurtararak, ilçe merkezinin kuzey, doğu ve batı bölgelerini tümüyle kontrolüne almış oldu. Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından yapılan açıklamaya göre Zeytin Dalı Harekatı kapsamında bugüne kadar 3603 terörist etkisiz hale getirildi.Harekât kapsamında terör örgütü mensupları ile girilen çatışmalarda bugüne kadar 46 kahraman Türk askeri şehit oldu, 225 kahraman Türk askeri ise yaralandı.
Zeytin Dalı Harekatı Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
17 Mart 2018:Zeytin Dalı Harekatı’nın 57. gününde TSK tarafından harekatın başlangıcından bu yana etkisiz hale getirilen terörist sayısının 3567’a ulaştığı açıklandı.Afrin’in Hacı Kasımlı, Eşkanşarki, Astaro, Mirkan, Sino, Tatara, Çatalkapı ve Şeyh Obası terör örgütünden temizlendi. Afrin harekât alanında doğudan batıya ve batıdan doğuya ilerleyen birlikler Afrin kuzeyinde buluştular.
Zeytin Dalı Harekatı Haritası – Kaynak: Suriye GündemiZeytin Dalı Harekatı Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
16 Mart 2018:Zeytin Dalı Harekatı’nın 56. gününde TSK tarafından harekatın başlangıcından bu yana etkisiz hale getirilen terörist sayısının 3530’a ulaştığı açıklandı. Gün içinde devam eden operasyonlarda frin’in Yukarı Meski ve Aşağı Meski, Şeyh Bilal, Küçük Meydan, Kurdane, Aşağı Gulyan, Yukarı Gulyan, Kokan ve Darkir köyleri ve stratejik öneme sahip 801, 524 ve 544 rakımlı tepelerini terör örgütünden temizledi. Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından, dost ve kardeş Afrin halkına yönelik bildiri yazıldı. Bildiri Arapça ve Kürtçe olarak havadan atıldı.
Zeytin Dalı Harekatı Haritası – Kaynak: Suriye GündemiZeytin Dalı Harekatı Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
15 Mart 2018:Zeytin Dalı Harekatı’nın 55. gününde TSK tarafından harekatın başlangıcından bu yana etkisiz hale getirilen terörist sayısının 3524’e ulaştığı açıklandı. Gün içinde devam eden operasyonlarda Afrin’in Kafer Çil, Birka, Alicaro, Hamoraco, Korzlu, Çakur, Naz, Zerkanlı, Balal, Kelanlı, Barakaş, Kovanlı, Çalkama, Çarkatlı ve Çakanlı köyleri ile 883 rakımlı tepe terör örgütünden temizlendi.
Zeytin Dalı Harekatı Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
Afrin Merkez;
Zeytin Dalı Harekatı Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
14 Mart 2018:Zeytin Dalı Harekatı’nın 54. gününde TSK tarafından harekatın başlangıcından bu yana etkisiz hale getirilen terörist sayısının 3444’e ulaştığı açıklandı. Ancak günün ilerleyen saatlerinde bu sayı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 3486 olarak güncellendi.Gün içinde devam eden operasyonlarda Afrin’in Kori Gul, Şadir, Çolağan, Göz, Marratah, Şatiyan, Yukarı Kaferdel, Kuran, Gevrika, Gazaviye, Halilo ve Deyr Mışmış Köyleri olmak üzere toplam 12 köy terör örgütünden temizlendi. Böylede Zeytin Dalı Harekatı kapsamında Afrin’de 194’ü köy ve 32’si kritik nokta olmak üzere toplamda 226 nokta terör örgütü PYD/PKK’dan temizlendi. Zeytin Dalı Harekatı planlandığı şekilde başarıyla devam etmektedir.
13 Mart 2018:Zeytin Dalı Harekatı’nın 53. gününde TSK tarafından harekatın başlangıcından bu yana etkisiz hale getirilen terörist sayısının 3393’e ulaştığı açıklandı.TSK tarafından yapılan bir diğer açıklamaya göre 12 Mart tarihinden itibaren Afrin merkez TSK ve ÖSO tarafından kuşatılmıştır. Gün içinde devam eden operasyonlarda Afrin’in Mağaracık, Dermeşkanlı, Karabaş, Aşağı Kefer Dali, Şeyh Abdurrahman ve Kela Köyleri terör örgütünden temizlendi.
Zeytin Dalı Harekatı Son Durum Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
Bir taraftan da askeri sevkiyat gün içinde devam etti. Türkiye’nin çeşitli birliklerinden gönderilen askeri araçlar ile terör örgütünün kazdığı derin çukurları aşmak için kullanılacak köprüler sınıra sevk edildi. TSK tarafından yapılan açıklamaya göre Zeytin Dalı Harekatı kapsamında devam eden operasyonlarda gün içinde bir Kahraman Türk Askeri Şehit düştü. Böylece harekatın başlangıcından bu yana Şehit olan asker sayısı 43’e yükseldi.
Zeytin Dalı Harekatı Son Durum Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
Cinderes beldesine bağlı Celeme köyünde ise TSK tarafından arama-tarama faaliyeti icra edildi. Kefercenni beldesinde arama-tarama faaliyetleri devam ederken bir evde El Yapımı Patlayıcının (EYP) infilak etmesi sonucu 8 Türk askeri ile 2 ÖSO askeri olmak üzere 10 asker yaralandı.
Zeytin Dalı Harekatı Son Durum Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
12 Mart 2018: Zeytin Dalı Harekatı’nın 52. gününde TSK tarafından harekatın başlangıcından bu yana etkisiz hale getirilen terörist sayısının 3347’ye ulaştığı açıklandı. Gün içinde devam eden operasyonlarda Afrin’in Kibar, Zındıkan, Kile, Gümüşburç, Celeme, Hapol, Berlane Kuy ve Küçük Karkin Köyleri terör örgütünden temizlendi. Son gelişmelerle birlikte an itibariyle Afrin’de 5’i belde merkezi, 155’i köy ve 32’si kritik nokta olmak üzere toplamda 193 nokta terör örgütü PYD/PKK’dan temizlendi. Zeytin Dalı Harekatı planlandığı şekilde başarıyla devam etmektedir.
Afrin Merkez;
Zeytin Dalı Harekatı Son Durum Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
Kuzey Cephesi;
Zeytin Dalı Harekatı Son Durum Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
Cinderes Cephesi;
Zeytin Dalı Harekatı Son Durum Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
11 Mart 2018:Zeytin Dalı Harekatı’nın 51. gününde TSK tarafından harekatın başlangıcından bu yana etkisiz hale getirilen terörist sayısının 3291’e ulaştığı açıklandı. İlerleyen saatlerde bu sayı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 3300 olarak güncellendi. Ayrıca Erdoğan, Afrin’de terör örgütü PYD/PKK’dan temizlenen alanı da 950 km2 olarak açıkladı.
Zeytin Dalı Harekatı Son Durum Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
Gün içinde devam eden operasyonlarda Afrin’in Kastel Keçik, Kara Tepe, Halidiye, Culbul ve Kane Kauer Köyleri terör örgütünden temizlendi. Böylece an itibariyle Zeytin Dalı Harekatı’nın başlangıcından bu yana Afrin’de 5’i belde merkezi, 140’ı köy ve 31’i kritik nokta olmak üzere toplamda 176 bölge terör örgütü PYD/PKK’dan temizlendi. Zeytin Dalı Harekatı planlandığı şekilde başarıyla devam ediyor.
Zeytin Dalı Harekatı Son Durum Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
11 Mart 2018 – Saat 15:30 : TSK ve ÖSO. Afrin’de 8 köyü daha terör örgütünden temizledi. Terör örgütünde temizlenen yerler arasında stratejik öneme sahip Bableit Havaalanı da bulunuyor. Afrin’de çember gittikçe daralıyor. Son gelişmelerle birlikte an itibariyle Afrin’de 5’i belde merkezi, 148’i köy ve 32’si kritik nokta olmak üzere toplamda 185 bölge terör örgütü PYD/PKK’dan temizlendi. Zeytin Dalı Harekatı başarıyla devam ediyor.
Zeytin Dalı Harekatı Son Durum Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
11 Mart 2018 – Saat 19:45 : Afrin’de 3 köy daha teröristlerden temizlendi. Ayrıca stratejik bir nokta olan Bocite Dağı da terör örgütünden temizlenen yerler arasında. Yaşanan bu gelişmelerle beraber gün içinde terör örgütü PYD/PKK’dan temizlenen nokta sayısı 18’e ulaştı. 11 Mart 2018 saat 19:45 itibariyle Zeytin Dalı Harekatı kapsamında Afrin’de 5’i belde merkezi, 151’i köy ve 33’si kritik nokta olmak üzere toplamda 189 bölge terör örgütü PYD/PKK’dan temizlendi.
10 Mart 2018:Zeytin Dalı Harekatı’nın 50. gününde TSK tarafından devam eden operasyonlarda 46 PYD/PKK’lı teröristin etkisiz hale getirilmesiyle birlikte harekatın başlangıcından bu yana etkisiz hale getirilen terörist sayısı 3195’a ulaştığı açıklandı.Ancak günün ilerleyen saatlerinde bu sayı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 3213 olarak güncellendi.
Zeytin Dalı Harekatı Son Durum Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
Gün içinde devam eden operasyonlarda Afrin’in kuzeyindeki Korta, Koşa ve Babak Uşağı Köyleri terör örgütü PYD/PKK’dan temizlendi. Böylece Zeytin Dalı Harekatı’nın başlangıcından bu yana Afrin’de 5 belde merkezi, 131 köy ve 31 kritik nokta olmak üzere toplamda 167 bölge terör örgütü PYD/PKK’dan temizlendi.
Afrin Merkez;
Zeytin Dalı Harekatı Son Durum Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
10 Mart 2018 – Saat 14:23 : Türk Silahlı Kuvvetleri ve ÖSO, Afrin’in Kafar Rum, Kurt Kulak, Zellaka ve Kıfar Zeit Köylerini terör örgütü PYD/PKK’dan temizledi. Böylece saat 14:23 itibariyle Zeytin Dalı Harekatı’nın başlangıcından bu yana Afrin’de 5 belde merkezi, 135 köy ve 31 kritik nokta olmak üzere toplamda 171 bölge terör örgütü PYD/PKK’dan temizlenmiş oldu.
Kuzeybatı Cephesi;
Zeytin Dalı Harekatı Son Durum Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
TSK tarafından gün içinde yapılan açıklamaya göre Zeytin Dalı Harekatı’nda yaralanan 117 kahraman askerimizin tedavileri tamamlanmış ve görevlerine dönmüşlerdir.
Cinderes Cephesi;
Zeytin Dalı Harekatı Son Durum Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
Alternatif Harita;
Zeytin Dalı Harekatı Son Durum Haritası – Kaynak: @step_agency (Twitter)
09 Mart 2018:Zeytin Dalı Harekatı’nın 49. gününde TSK tarafından devam eden operasyonlarda 94 PYD/PKK’lı teröristin etkisiz hale getirilmesiyle birlikte harekatın başlangıcından bu yana etkisiz hale getirilen terörist sayısı 3149’a ulaştığı açıklandı.Ancak günün ilerleyen saatlerinde bu sayı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 3171 olarak güncellendi.
Zeytin Dalı Harekatı Son Durum Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
Gün içinde devam eden operasyonlarda Afrin merkeze bağlı Şavarighat el Caviz, Büyük Halobu, Merkiye, Anab ve Meryemeyn Köyleri ile Cinderes beldesine bağlı Kurt Farmez Köyü’nü teröristlerden temizlendi. Büyük Halobu Köyü’nün kontrol altına alınmasıyla birlikte Afrin ve Azez’e su sağlayan barajın kontrolü de TSK ve ÖSO’ya geçmiş oldu.
Cinderes Cephesi;
Zeytin Dalı Harekatı Son Durum Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
Yaşanan bu gelişmeler neticesinde Türk Silahlı Kuvvetleri ve ÖSO, Zeytin Dalı Harekatı kapsamında Afrin ilçe merkezinin sınırlarına kadar ulaşmış oldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan her an Afrin’e girilebileceğini açıkladı. Zeytin Dalı Harekatı planlandığı şekilde başarıyla devam etmektedir.
Kuzey Cephesi;
Zeytin Dalı Harekatı Son Durum Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
08 Mart 2018:Zeytin Dalı Harekatı’nın 48. gününde TSK tarafında yapılan açıklamaya göre devam eden operasyonlarda 94 PYD/PKK’lı teröristin etkisiz hale getirilmesiyle birlikte harekatın başlangıcından bu yana etkisiz hale getirilen terörist sayısı 3055’e ulaştı.
Zeytin Dalı Harekatı Son Durum Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
Kuzey Cephesi;
Zeytin Dalı Harekatı Son Durum Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
Dün akşam itibariyle Cinderes beldesi’nin çevresi 7 noktadan kapatılırken, 2 çıkış noktasından insani yardım için koridor açılması planlanmış ve askeri sevkiyat tamamlanmıştı. Gün içinde bölgeden gelenbilgilere göre Cinderes belde merkezi terör örgütünden temizlendi. Çatışmalar yer yer devam ediyor. Yaklaşık 15 zırhı personel taşıyıcısından oluşan konvoy, güvenlik önlemleri altında kent merkezine ulaştı.
Cinderes Cephesi;
Zeytin Dalı Harekatı Son Durum Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
07 Mart 2018:Zeytin Dalı Harekatı’nın 47. gününde TSK tarafında yapılan açıklamaya göre devam eden operasyonlarda 68 PYD/PKK’lı teröristin etkisiz hale getirilmesiyle birlikte harekatın başlangıcından bu yana etkisiz hale getirilen terörist sayısı 2940’a ulaştı.Gün içerisinde Afrin’in stratejik önemdeki Kafr Cenne köyü ve Maçale köyü teröristlerden temizledi. Böylece Zeytin Dalı Harekatı’nın başlangıcından bu yana Afrin’de 4 belde merkezi, 121 köy ve 30 kritik nokta olmak üzere toplamda 156 bölge terör örgütü PYD/PKK’dan temizlendi.
Zeytin Dalı Harekatı Son Durum Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
06 Mart 2018:Zeytin Dalı Harekatı’nın 46. gününde TSK tarafında yapılan açıklamaya göre 2872 terörist etkisiz hale getirildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise ilerleyen saatlerde bu sayıyı 2878 olarak güncelledi. Böylece harekatından başlangıcından bu yana etkisiz hale getirilen terörist sayısı 2878’e ulaştı.
Zeytin Dalı Harekatı Son Durum Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
Gün içinde devam eden operasyonlarda Afrin’in Harabat Çaranlı, Çaranlı, Tall Hamu, Matinli ve Şirkan köylerini kurtararak Şeran belde merkezini teröristlerden temizledi. Şeran beldesinin terör örgütü PYD/PKK’dan temizlenmesiyle Afrin’in merkezine olan mesafe 10 km’ye düştü.
Zeytin Dalı Harekatı Son Durum Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
Bölgeden gelen bilgilere göre kenti terketmek isteyen ailelerin bebeklerini ve çocuklarını zorla alıp mühimmat depolarının bulunduğu alanlara getiriyor.Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamasına göreAfrin’de 700 kilometrekarelik alan teröristlerden temizlendi.Zeytin Dalı Harekatı planlandığı şekilde başarıyla devam etmektedir.
Zeytin Dalı Harekatı Son Durum Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
05 Mart 2018: Zeytin Dalı Harekatı’nın 45. gününde TSK tarafında yapılan açıklamaya göre devam eden operasyonlarda 165 PYD/PKK’lı teröristin etkisiz hale getirilmesiyle birlikte harekatın başlangıcından bu yana etkisiz hale getirilen terörist sayısı 2777’ye ulaştı. Bu rakamlar Zeytin Dalı Harekatı kapsamında gün içinde etkisiz hale getirilen terörist sayısı anlamında en yüksek rakamlardan biri oldu. Devam eden operasyonlarda Afrin’in Beluşank ve Alıcı köylerini teröristlerden temizledi.
Zeytin Dalı Harekatı Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
Saat 16:00 : Hükümet sözcüsü Bekir Bozdağ’ın yaptığı açıklamaya göre Zeytin Dalı Harekatı kapsamında etkisiz hale getirilen terörist sayısı 2795’e yükseldi. Ayrıca Zeytin Dalı Harekatı ile bugüne kadar 112’si köy, 30’u kritik nokta olmak üzere toplam 142 bölge kontrol altına alındığı açıklandı.
Operasyon planlandığı şekilde başarıyla devam etmektedir.
Zeytin Dalı Harekatı Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
04 Mart 2018:Zeytin Dalı Harekatı’nın 44. gününde TSK tarafında yapılan açıklamaya göre devam eden operasyonlarda 96 PYD/PKK’lı teröristin etkisiz hale getirilmesiyle birlikte harekatın başlangıcından bu yana etkisiz hale getirilen terörist sayısı 2612’ye ulaştı. Devam eden operasyonlarda Afrin’in Hacı Halil, Bafliun Köyü ve dağı ile Halilo, Soğulcak ve Aranda köyleri, Şeyh Hadid belde merkezi terör örgütü PYD/PKK’dan temizlendi.
Zeytin Dalı Harekatı Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
Yaşanan son gelişmelerle birlikte Zeytin Dalı Harekatı kapsamında PYD/PKK terör örgütünden temizlenen nokta sayısı Afrin’de 3’ü belde merkezi, 102’si köy, 6’sı köy altı yerleşim yeri, biri PYD/PKK’ya ait üs ve 22’si stratejik dağ ve tepe olmak üzere toplam 134 oldu.
Zeytin Dalı Harekatı Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
Saat 19:00 : TSK tarafından Zeytin Dalı Harekatı’na ilişkin açıklama yapıldı. Açıklama şu şekilde; “Zeytin Dalı Harekâtında, Şeyh Hadid beldesi dâhil 7 yerleşim yeri ile Racu ve Cenderis’ten Afrin’e ulaşan yollar kontrol altında. Etkisiz hale getirilen terörist sayısı 2668.”
Zeytin Dalı Harekatı Haritası – Kaynak: Suriye GündemiZeytin Dalı Harekatı Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
03 Mart 2018: Zeytin Dalı Harekatı’nın 43. günü çok önemli gelişmelere sahne oluyor. Afrin’e açılan kapılardan ilki olan Raco belde merkezi gün içinde devam eden operasyonlarda teröristlerden temizlendi. Bölgede yoğun çatışmalar hala devam ediyor.Ayrıca Afrin’in Ramadiye, Hamilek, Çemenli, Alibezanlı, Badinli ve Karkin köyleri de teröristlerden temizlendi.
Raco Cephesi;
Zeytin Dalı Harekatı Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
TSK tarafından sabah saatlerinde yapılan açıklamaya göre Zeytin Dalı Harekatı’nın başlangıcından bu yana etkisiz hale getirilen terörist sayısı 2434 oldu. İmha edilen terör hedefi sayısı ise 924 olarak güncellendi. Ancak gün içinde devam eden operasyonlarda 82 teröristin daha etkisiz hale getirilmesiyle birlikte Zeytin Dalı Harekatı başladığından bu yana etkisiz hale getirilen terörist sayısı toplam 2516’ya yükseldi.
Kuzeybatı Afrin;
Zeytin Dalı Harekatı Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
Yaşanan son gelişmelerle birlikte Zeytin Dalı Harekatı kapsamında PYD/PKK terör örgütünden temizlenen nokta sayısı Afrin’de 2’si belde merkezi, 97’si köy, 6’sı köy altı yerleşim yeri, biri PYD/PKK’ya ait üs ve 21’i stratejik dağ ve tepe olmak üzere toplam 127 oldu. Zeytin Dalı Harekatı planlandığı şekilde başarıyla devam etmektedir.
Burseya Cephesi;
Zeytin Dalı Harekatı Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
Cinderes Cephesi;
Zeytin Dalı Harekatı Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
Afrin Genel;
Zeytin Dalı Harekatı Haritası – Kaynak: Suriye GündemiZeytin Dalı Harekatı İnfografik – Kaynak: Stratejik Ortak
02 Mart 2018:Zeytin Dalı Harekatı’nın 42. gününde TSK tarafında yapılan açıklamaya göre devam eden operasyonlarda 73 PYD/PKK’lı teröristin etkisiz hale getirilmesiyle birlikte harekatın başlangıcından bu yana etkisiz hale getirilen terörist sayısı 2295’ye ulaştı. Devam eden operasyonlarda Afrin’in Mesekanlı, Mamalı ve Atamanlı Köyleri PYD/PKK’dan temizlendi. Böylece Raco kenti girişine kadar ilerleme sağlanmış oldu. Ayrıca Afrin’in batısında tespit edilen PYD/PKK’lı 9 terörist ATAK helikopterleriyle yapılan atışlar sonucunda etkisiz hale getirildi. Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli, Zeytin Dalı Harakatı ile ilgili olarak “Maalesef 41 Türk Silahlı Kuvvetlerimizden, 116 ÖSO mensubu olmak üzere toplam 157 şehidimiz vardır” açıklamasını yaptı. Yaşanan son gelişmelerle birlikte PYD/PKK terör örgütünden temizlenen nokta sayısı Afrin’in 5 beldesinde biri belde merkezi, 91’i köy, 6’sı köy altı yerleşim yeri, biri PYD/PKK’ya ait üs ve 20’si stratejik dağ ve tepe olmak üzere toplam 119 oldu.
Zeytin Dalı Harekatı Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
01 Mart 2018:Zeytin Dalı Harekatı’nın 41. gününde TSK tarafında yapılan açıklamaya göre devam eden operasyonlarda 38 PYD/PKK’lı teröristin etkisiz hale getirilmesiyle birlikte harekatın başlangıcından bu yana etkisiz hale getirilen terörist sayısı 2222’ye ulaştı. Devam eden operasyonlarda Afrin’in kuzeybatısındaki Şeyh Mehmetli köyü teröristlerden temizledi. Böylece PYD/PKK terör örgütünden temizlenen nokta sayısı Afrin’in 5 beldesinde biri belde merkezi, 88’i köy, 6’sı köy altı yerleşim yeri, biri PYD/PKK’ya ait üs ve 20’si stratejik dağ ve tepe olmak üzere toplam 116 oldu. Ayrıca JÖH ve PÖH Timleri Afrin kırsalında operasyonlara katılmaya başladı.
Zeytin Dalı Harekatı Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
Gece saatlerinde TSK tarafından iki ayrı açıklama yapıldı. Yapılan ilk açıklamaya göre Afrin’de devam eden operasyonlarda 5 Kahraman Türk Askeri Şehit oldu, 7 Kahraman Türk Askeri ise yaralandı. Akabinde yapılan ikinci açıklamada ise 3 Kahraman Türk Askerinin Şehit olduğu, 7 Kahraman Türk Askerinin ise yaralandığı bilgisi verildi. Böylece 01 Mart 2018 günü toplamda 8 Kahraman Türk Askeri Şehit oldu, 13 Kahraman Türk Askerinin ise yaralandı.
Zeytin Dalı Harekatı kapsamında 20 Ocak 2018’den bu yana toplam 41 Kahraman Türk Askeri Şehit oldu.
Zeytin Dalı Harekatı Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
28 Şubat 2018: Zeytin Dalı Harekatı’nın 40. gününde TSK tarafında yapılan açıklamaya göre devam eden operasyonlarda 101 PYD/PKK’lı teröristin etkisiz hale getirilmesiyle birlikte harekatın başlangıcından bu yana etkisiz hale getirilen terörist sayısı 2184’e ulaştı.
27 Şubat 2018: Zeytin Dalı Harekatı’nın 39. gününde TSK tarafında yapılan açıklamaya göre devam eden operasyonlarda 24 PYD/PKK’lı teröristin etkisiz hale getirilmesiyle birlikte harekatın başlangıcından bu yana etkisiz hale getirilen terörist sayısı 2083’e ulaştı. Gün içinde devam eden operasyonlarda Afrin’in batı ve kuzey kırsalında yer alan teröristlere ait mevziler, obüs topları ve çoklu roketatarlarla vuruldu. Bölgeye destek amacıyla çok sayıda askeri araç gönderildi. Dün ve bugün devam eden operasyonlar sonucunda PYD/PKK terör örgütünden temizlenen nokta sayısı Afrin’in 5 beldesinde biri belde merkezi, 87’si köy, 6’sı köy altı yerleşim yeri, biri PYD/PKK’ya ait üs ve 20’si stratejik dağ ve tepe olmak üzere toplam 115 oldu.
Zeytin Dalı Harekatı Haritası – Kaynak: Suriye GündemiZeytin Dalı Harekatı Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
26 Şubat 2018: Zeytin Dalı Harekatı’nın 38. gününde TSK tarafında yapılan açıklamaya göre devam eden operasyonlarda 41 PYD/PKK’lı teröristin etkisiz hale getirilmesiyle birlikte harekatın başlangıcından bu yana etkisiz hale getirilen terörist sayısı 2059’a ulaştı. 58 terörist ise sağ olarak ele geçirildi. Gün içerisinde Zeytin Dalı Harekatı kapsamında görevli JÖH ve PÖH ekipleri, İslahiye ilçesinde kurulan İçişleri Bakanlığı Müşterek Görev Merkezinden yola çıktı. Devam eden operasyonlarda Karmanluk, Aşağı Sinara ve Yukarı Sinara Köyleri terör örgütü PYD/PKK’dan temizlendi. Böylece Afrin’deki teröristlerin Türkiye sınırıyla temasını tümüyle kesilmiş oldu. Afrin’deki stratejik hilal, İdlib ile Fırat Kalkanı bölgelerini de birleştirdi. Operasyon planlandığı şekilde başarıyla devam etmektedir.
25 Şubat 2018:Zeytin Dalı Harekatı’nın 37. gününde TSK tarafında yapılan açıklamaya göre devam eden operasyonlarda 87 PYD/PKK’lı teröristin etkisiz hale getirilmesiyle birlikte harekatın başlangıcından bu yana etkisiz hale getirilen terörist sayısı 2018’e ulaştı.Afrin’in kuzeybatısında yer alan Şeyh Muhammedli, Dudu, Semalık, Velikli, Kavanda Köyleri ve Umranlı, Meydan Ekbez, Bendirek Köyleri terör örgütü PYD/PKK’dan temizlendi. TSK tarafından yapılan açıklamaya göre Zeytin Dalı Harekatı kapsamında Afrin’de bir Kahraman Türk Askeri Şehit düştü. Yaşanan son gelişmelerle birlikte Zeytin Dalı Harekatı kapsamında harekatın başlangıcından bu yana 33 Kahraman Türk Askeri Şehit düştü, PYD/PKK terör örgütünden temizlenen nokta sayısı Afrin’in 5 beldesinde biri belde merkezi, 84’ü köy, 6’sı köy altı yerleşim yeri, biri PYD/PKK’ya ait üs ve 20’si stratejik dağ ve tepe olmak üzere toplam 112 oldu. Ayrıca terör örgütü PYD/PKK’nın kırmızı bültenle aranan elebaşı Salih Müslim, Çekya’nın başkenti Prag’da yakalandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ifade ettiğine göre harekatın başlangıcından bu yana 500 km2 alan terör örgütünden temizlendi ve 2021 terörist etkisiz hale getirildi.
Zeytin Dalı Harekatı Haritası – Kaynak: Suriye GündemiZeytin Dalı Harekatı Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
24 Şubat 2018: Zeytin Dalı Harekatı’nın 36. gününde TSK tarafında yapılan açıklamaya göre devam eden operasyonlarda 58 PYD/PKK’lı teröristin etkisiz hale getirilmesiyle birlikte harekatın başlangıcından bu yana etkisiz hale getirilen terörist sayısı 1931’e ulaştı.Ayrıca yapılan açıklamada Zeytin Dalı Harekatı’nın başlangıcından itibaren Hava Kuvvetleri tarafından düzenlenen operasyonlarda toplam 782 terör hedefinin başarıyla imha edildiği bildirildi. TSK tarafından yapılan açıklamadan sonra saat 17:30’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN, etkisiz hale getirilen terörist sayısını 1951 olarak açıkladı. Gün içinde devam eden operasyonlarda TSK ve TSK destekli ÖSO, Afrin’in güneybatısındaki Hacılar ve Ebu Kabe Köylerini ve Afrin’in batısında yer alan Dünbenli Köyünü teröristlerden temizledi. Harekatın başından beri siviller konusunda yüksek bir hassasiyet gösteren TSK, Afrin’de iki adet konvoy tespit etti, sivil unsurların yer aldığı konvoyu hedef almazken mühimmat yüklü araçların yer aldığı terör konvoyunu imha etti. Bu gelişmelerle birlikte harekatın başlangıcından bu yana PYD/PKK terör örgütünden temizlenen nokta sayısı Afrin’in 5 beldesinde biri belde merkezi, 76’sı köy, 6’sı köy altı yerleşim yeri, biri PYD/PKK’ya ait üs ve 20’si stratejik dağ ve tepe olmak üzere toplam 104 oldu.
Zeytin Dalı Harekatı Haritası – Kaynak: Suriye GündemiZeytin Dalı Harekatı Haritası – Kaynak: Suriye GündemiZeytin Dalı Harekatı Haritası – Kaynak: Suriye GündemiZeytin Dalı Harekatı İnfografik – Kaynak: Stratejik Ortak
23 Şubat 2018:Zeytin Dalı Harekatı’nın 35. gününde TSK tarafında yapılan açıklamaya göre devam eden operasyonlarda 44 PYD/PKK’lı teröristin etkisiz hale getirilmesiyle birlikte harekatın başlangıcından bu yana etkisiz hale getirilen terörist sayısı 1873’a ulaştı. Harekatın 35. günü çok önemli gelişmelere sahne oldu. Gece saatlerinde Genelkurmay Başkanlığı tarafından Afrin’de PKK/KCK/PYD-YPG ve DEAŞ terör örgütlerine ait 30-40 araçtan oluşan konvoyun vurulduğu bildirildi. TSK topçu birlikleri harp tarihine geçecek bir başarıya imza atarak dinamik hedefleri top atışları ile imha etmeyi başardı. Bu başarılı operasyonun ardından Güvenlik ve Terör Uzmanı Abdullah AĞAR’ın aktardığına göre operasyona katılan bir asker; “Biz Reyhanlı’da terörist roketiyle evinde şehit düşen 17 yaşındaki Fatma’nın topçusuyuz.” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN’ın açıkladığı verilere göre Zeytin Dalı Harekatı kapsamında terör örgütünden temizlenen alan toplam 415 km2 ‘ye ulaştı. Sabah saatlerinde Afrin’in güneybatısında yer alan Bafler Köyü’nün ve Afrin’in kuzeybatısındaki Maskah Köyü’nün terör örgütünden temizlenmesiyle birlikte Zeytin Dalı Harekatı kapsamında PYD/PKK terör örgütünden temizlenen nokta sayısı Afrin’in 5 beldesinde biri belde merkezi, 73’ü köy, 6’sı köy altı yerleşim yeri, biri PYD/PKK’ya ait üs ve 20’si stratejik dağ ve tepe olmak üzere toplam 101 oldu.
Zeytin Dalı Harekatı Haritası – Kaynak: Suriye GündemiZeytin Dalı Harekatı Haritası – Kaynak: Suriye GündemiZeytin Dalı Harekatı Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
22 Şubat 2018: Zeytin Dalı Harekatı’nın 34. gününde TSK tarafında yapılan açıklamaya göre devam eden operasyonlarda 49 PYD/PKK’lı teröristin etkisiz hale getirilmesiyle birlikte harekatın başlangıcından bu yana etkisiz hale getirilen terörist sayısı 1829’a ulaştı. Saat 11:20 itibariyle Afrin’in güneybatısında yer alan Tell Dilur Köyü terör örgütü PYD/PKK’dan temizlendi. Saat 12:00 itibariyle Afrin’in kuzeybatısında yer alan Mikdad ve Ali Racu Köyleri terör örgütünden temizlendi. Saat 16:00 itibariyle Afrin’in batısında yer alan Sarı UşağıveRahmanlı Köyleri terör örgütünden temizlendi. Sarı Uşağı Köyü’ne düzenlenen operasyonda Zeytin Dalı Harekatı’na katılan Türkmen birliklerden olan Muhtasır Billah Tümeni etkin rol oynadı. Saat 19:40 itibariyle Afrin’in batısında yer alan Zehra, Aşağı Korgan ve Yukarı Korgan Köyleri terör örgütünden temizlendi. Ayrıca Sultan Murat Tümeni’nden mayın temizleme uzmanı Albay Hasan Ahmet Deyir Savan kasabasında mayın imha ederken şehit düştü. Yaşanan son gelişmelerle birlikte Zeytin Dalı Harekatı kapsamında PYD/PKK terör örgütünden temizlenen nokta sayısı Afrin’in 5 beldesinde biri belde merkezi, 71’i köy, 6’sı köy altı yerleşim yeri, biri PYD/PKK’ya ait üs ve 20’si stratejik dağ ve tepe olmak üzere toplam 99 oldu.
Zeytin Dalı Harekatı Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
Kuzeybatı Cephesi;
Zeytin Dalı Harekatı Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
Batı Cephesi;
Zeytin Dalı Harekatı Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
Alternatif Harita;
Zeytin Dalı Harekatı Haritası
21 Şubat 2018:Zeytin Dalı Harekatı’nın 33. gününde TSK tarafında yapılan açıklamaya göre devam eden operasyonlarda 65 PYD/PKK’lı teröristin etkisiz hale getirilmesiyle birlikte harekatın başlangıcından bu yana etkisiz hale getirilen terörist sayısı 1780’e ulaştı. Cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim Kalın, Zeytin Dalı Harekatı’na ilişkin yaptığı açıklamada “Afrin’de rastlanan tünel, mühimmat ve tahkimata bakılacak olursa PYD/PKK terör örgütünün Afrin’i yeni bir Kandil yapmak niyetinde olduğu açıkça ortadadır. Bu durum da Zeytin Dalı Harekatı’nın meşruiyetini kanıtlar nitelikteki delillerden biridir.” ifadelerini kullandı. Saat 13:15 itibariyle Afrin’in kuzeydoğusunda yer alan Uverkan Köyü PYD/PKK terör örgütünden temizlendi. Saat 15:00 itibariyle Afrin’in kuzeybatısında yer alan Karababa Köyü PYD/PKK terör örgütünden temizlendi. Böylece an itibariyle Zeytin Dalı Harekatı kapsamında PYD/PKK terör örgütünden temizlenen nokta sayısı Afrin’in 5 beldesinde biri belde merkezi, 63’ü köy, 6’sı köy altı yerleşim yeri, biri PYD/PKK’ya ait üs ve 20’si stratejik dağ ve tepe olmak üzere toplam 91 oldu.
Zeytin Dalı Harekatı Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
Kuzeybatı Cephesi;
Zeytin Dalı Harekatı Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
Kuzeydoğu Cephesi;
Zeytin Dalı Harekatı Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
Alternatif Harita;
(Gün İçinde Teröristlerden Temizlenen Bölgeler Mor Renkle İşaretlenmiştir)
Zeytin Dalı Harekatı Haritası
20 Şubat 2018:Zeytin Dalı Harekatı’nın 32. gününde TSK tarafında yapılan açıklamaya göre harekatın başlangıcından bu yana etkisiz hale getirilen terörist sayısı 1715’e ulaştı. Gün içinde devam eden operasyonlarda Zeytune, Sorani, Heyyani, Çarkanlı, Arpaviran, Mervane, Heygece, Akanlı, Dayr Savvan Köyleri terör örgütü PYD/PKK’dan temizlendi. Dayr Savvan Köyü’nün terör örgütünden temizlenmesiyle birlikte Kilis ilinin karşısına düşen bölgede teröristlerin Türkiye sınırı ile bağlantısı kesilmiş oldu. Yaşanan bu gelişmelerle birlikte harekatın başlangıcından bu yana PYD/PKK terör örgütünden temizlenen nokta sayısı Afrin’in 5 beldesinde biri belde merkezi, 61’i köy, 6’sı köy altı yerleşim yeri, biri PYD/PKK’ya ait üs ve 20’si stratejik dağ ve tepe olmak üzere toplam 89 oldu. Ayrıcarejim yanlısı gruplar pikaplarla Afrin’e giriş yapmaya çalıştı ancak TSK topçu birliklerinin başarılı atışları ile geri çekilmek zorunda kaldılar.
Zeytin Dalı Harekatı Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
Kuzey Doğu Cephesi;
Zeytin Dalı Harekatı Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
Kuzey Batı Cephesi;
Zeytin Dalı Harekatı Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
Güney Cephesi;
Zeytin Dalı Harekatı Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
Batı Cephesi;
Zeytin Dalı Harekatı Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
Alternatif Harita;
(Gün İçinde Teröristlerden Temizlenen Bölgeler Mor Renkle İşaretlenmiştir)
Zeytin Dalı Harekatı Haritası
19 Şubat 2018: Zeytin Dalı Harekatı’nın 31. gününde TSK tarafında yapılan açıklamaya göre harekatın başlangıcından bu yana etkisiz hale getirilen terörist sayısı 1641’e ulaştı. TSK’nın etkisiz hale getirilen terörist sayısını açıklamasında sonra bölgeden gelen bilgilere göre Derviş Obası Köyü civarında keskin nişancı oldukları tahmin edilen 2 terörist SİHA ile etkisiz hale getirildi. Ayrıca Şeyh Hadid beldesine bağlı Bilal Köy’ün 1 km güneyinde 2 teröristin ve Cinderes beldesinin 2 km batısındaki 4 teröristin daha etkisiz hale getirilmesiyle birlikte Zeytin Dalı Harekatı başladığından bu yana etkisiz hale getirilen PYD/PKK’lı terörist sayısı an itibariyle 1649 oldu. Gün içinde devam eden operasyonlarda Afrin’in İkidam, Şeltah ve Mersava, Hantalli, Divan Tahtani Köyleri, Nebi Huri Tepesi, Sattuf Evleri, Kila Tepesi, Raco beldesinin batısındaki 687. Tepe ve terör örgütü tarafından üs olarak kullanılan Beyyada noktası terör örgütü PYD/PKK’dan temizlendi. Son gelişmelerle birlikte 19 Şubat 2018 saat 14:45 itibariyle harekatın başlangıcından bu yana PYD/PKK terör örgütünden temizlenen nokta sayısı Afrin’in 5 beldesinde biri belde merkezi, 52’si köy, 4’ü köy altı yerleşim yeri, biri PYD/PKK’ya ait üs ve 20’si stratejik dağ ve tepe olmak üzere toplam 78 oldu. Operasyon planlandığı gibi başarıyla devam etmektedir.
Kaynak: Suriye GündemiKaynak: Suriye GündemiKaynak: Suriye GündemiZeytin Dalı Harekatı İnfografik – Kaynak: Stratejik Ortak
18 Şubat 2018: Zeytin Dalı Harekatı’nın 30. gününde TSK tarafından yapılan açıklamaya göre operasyonun başlangıcından bu yana etkisiz hale getirilen terörist sayısı 1614’e ulaştı. Gün içinde devam eden operasyonlarda Yukarı Hacıkanlı, Aşağı Hacıkanlı ve Derviş Obası köylerinin PYD/PKK terör örgütünden temizlenmesiyle birlikte PYD/PKK terör örgütünden temizlenen nokta sayısı Afrin’in 5 beldesinde biri belde merkezi, 47’si köy, 3’ü köy altı yerleşim yeri ve 17’si stratejik dağ ve tepe olmak üzere toplam 68 oldu.
17 Şubat 2018: Zeytin Dalı Harekatı’nın 29. gününde TSK tarafından yapılan açıklamaya göre operasyon başladığından beri etkisiz hale getirilen PYD/PKK’lı terörist sayısı 1595’e ulaştı. Dün keskin nişancı birliklerinin Afrin’e sevk edilmesiyle birlikte yakında JÖH ve PÖH öncülüğünde başlaması planlanan meskun mahal operasyonuna bir adım daha yaklaşılmış oldu. Cinderes’te meskun mahal operasyonunun Güneydoğu Anadolu’da “Hendek Operasyonuna” katılmış JÖH ve PÖH birlikleri ile yapılması ve keskin nişancı birliklerinin de operasyona destek vermesi planlanıyor. Son verilere göre harekatın başlangıcından bu yana imha edilen hedef sayısı 674, etkisiz hale getirilen terörist sayısı 1595, PYD/PKK terör örgütünden temizlenen nokta sayısı Afrin’in 5 beldesinde biri belde merkezi, 44’ü köy, 3’ü köy altı yerleşim yeri ve 17’si stratejik dağ ve tepe olmak üzere toplam 65. Gün içinde devam eden operasyonlarda bir Kahraman Türk Askerinin Şehit olmasıyla Zeytin Dalı Operasyonu kapsamında toplam Şehit sayısı 32’ye yükselmiş oldu.
16 Şubat 2018: Zeytin Dalı Harekatı’nda ilk 4 hafta geride kaldı. Operasyonun 28. gününde saat 09:55 itibariyle Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından yapılan açıklamaya göre harekatın başlangıcından bu yana etkisiz hale getirilen terörist sayısı 1551’e ulaştı. Dün gerçekleştirilen operasyonlarda TSK 6 köyde hakimiyet sağlamıştı. Operasyon planlandığı şekilde başarıyla devam etmektedir. Saat 15:00 itibariyle Hatay’ın Reyhanlı, Kırıkhan ve Hassa ilçeleri karşısındaki terör mevzileri topçu birliklerince ateş altına alındı. Sınır birliklerine tank, zırhlı personel taşıyıcı ve hafif zırhlı araç sevkıyatı devam ediyor.
Harekatın 28. günüde devam eden operasyonlarda TSK ve ÖSO birlikleri Afrin’in Hasan Kelkavi ve Çeleme köylerini terör örgütü PYD/PKK’dan temizledi. Böylece Zeytin Dalı Harekatı başladığından beri Afrin’in 5 beldesinde biri belde merkezi, 44’ü köy, 3’ü köy altı yerleşim yeri ve 17’si stratejik dağ ve tepe olmak üzere toplam 65 nokta terör örgütünden temizlendi.
Batı Cephesinde Raco Yolu Üzerinde Yer Alan Hasan Kelkavi ve Çeleme Köyleri PYD/PKK’dan Kurtarıldı.
Alternatif Harita;
ABD’nin Terör Örgütüne 2018-2019 Yıllarında Vermeyi Planladığı Destek
2018 Mali Yılı Toplamı
500 Milyon $
Silah ve Ekipmana Ayrılan Bütçe
393 Milyon $
30 Bin Teröristin Eğitim Masrafına Ayrılan Bütçe
107 Milyon $
2019 Mali Yılı Toplamı
550 Milyon $
Silah ve Ekipmana Ayrılan Bütçe
250 Milyon $
Teröristlerin Eğitimine Ayrılan Bütçe
300 Milyon $
2018 Yılı İçinde Yapılması Planlanan Silah Yardımı
Kalaşnikof Piyade Tüfeği
12.000 Adet
Makineli Tüfek
6.000 Adet
Ağır Makineli Tüfek
3500 Adet
RPG_7 Mühimmatı
3.000 Adet
Havan Topu
235 Adet
AT-4 Tanksavar Füzesi( ABD Yapımı)
1.000 Adet
SPG-9 Tanksavar Füzesi(Rus Yapımı)
1.000 Adet
Keskin Nişancı Tüfeği
100 Adet
PV-7 Gece Görüş Dürbünü
450 Adet
Kızılötesi Lazer Aydınlatıcı Dürbünü
150 Adet
Zeytin Dalı Harekatı İnfografik*
15 Şubat 2018: Zeytin Dalı Harekatı’nın 27. günüde TSK’dan yapılan açıklamaya göre gün içinde düzenlenen operasyonlarda 43 teröristin daha etkisiz hale getirilmesi ile harekatın başlangıcından bu yana etkisiz hale getirilen terörist sayısı 1528’e ulaştı. Terör ve Güvenlik Uzmanı Abdullah AĞAR’ın ifade ettiğine göre bu rakam, oransal olarak Afrin bölgesinde olduğu tahmin edilen toplam terörist yükünün %15’ine karşılık geliyor. Yani TSK, Zeytin Dalı Harekatı kapsamında ilk 27 günde Afrin’de bulunan teröristlerin %15’ini etkisiz hale getirdi.
Kaynak: Suriye Gündemi
Dün Afrin’in kuzeybatısındaki Kude Köyü’nün, saat 12:00 itibariyle Bülbül bölgesinde Şeyh Horoz’un yakınlarındaki Durga Köyü‘nü, saat 14:00 itibariyle Raco güzergahındaki Şerabneli, Keri, Şediye Köylerini ve Keri tepesini saat 16:15 itibariyle Yukarı Divan ve Harab Summak köylerini bölücü terör örgütü PYD/PKK terör örgütünden temizlenmesiyle birlikte PYD/PKK terör örgütü işgalindeki Afrin’in 5 beldesinde biri belde merkezi, 42’si köy, 3’ü köy altı yerleşim yeri ve 17’si stratejik dağ ve tepe olmak üzere toplam 63 nokta terör örgütünden temizlendi.
Kaynak: Suriye GündemiKaynak: Suriye GündemiKaynak: Suriye Gündemi
Gün İçinde Terör Örgütünden Kurtarılan Yerler Mor Renkle İşaretli;
14 Şubat 2018: Zeytin Dalı Harekatı’nın 26. günüde TSK’dan yapılan açıklamaya göre gün içinde düzenlenen operasyonlarda 46 teröristin daha etkisiz hale getirilmesi ile harekatın başlangıcından bu yana etkisiz hale getirilen terörist sayısı 1485’e ulaştı. Saat 14:45 itibariyle bölgeden gelen bilgilere göre Afrin’in kuzeybatsındaki Kude Köyü terör örgütü PYD/PKK’dan temizlendi.
Kaynak: Suriye GündemiKaynak: Suriye Gündemi
Alternatif Harita;
13 Şubat 2018: Zeytin Dalı Harekatının 25. gününde TSK tarafından yapılan açıklamaya göre devam eden operasyonlarda etkisiz hale getirilen 70 PYD/PKK’lı teröristle birlikte harekatın başlangıcından bu yana etkisiz hale getirilen terörist sayısı 1439’a ulaştı. Farklı birliklerden gönderilen çok sayıda zırhlı araç ve personel Zeytin Dalı Harekatına katılmak üzere Hassa ilçesine ulaştı. Afrin kent merkezinden de görülebilecek kadar yakın bölgelerde bulunan PYD/PKK’ya ait mevzilerden oluşan hedefler Fırtına Obüsleri ve tanklarla tam isabetle vurularak imha edildi.
Kaynak: Suriye Gündemi
Zeytin Dalı Operasyonu’na katılmak için bölgeye sevk edilen tanklar Kırıkhan’da son hazırlıklarını tamamladıktan sonra operasyon bölgesine doğru yola çıktı. An itibariyle Zeytin Dalı Harekatı kapsamında Ömer Simo Köyü‘nün ve Afrin’in batısında yer alan Arşali Köyü‘nünde terör örgütünden temizlenmesiyle birlikte PYD/PKK terör örgütü işgalindeki Afrin’in 5 beldesinde biri belde merkezi, 35’ü köy, 3’ü köy altı yerleşim yeri ve 14’ü stratejik dağ ve tepe olmak üzere toplam 53 nokta terör örgütünden temizlendi.
Cinderes Bölgesi- Kaynak: Suriye Gündemi
Alternatif Harita;
12 Şubat 2018: Zeytin Dalı Harekatının 24. gününde TSK tarafından yapılan açıklamaya göre harekatın başlangıcından bu yana 31 Kahraman Türk Askeri Şehit oldu, 143 Kahraman Mehmetçik ise yaralandı. Durumu ağır olan yaralımız bulunmamaktadır. Zeytin Dalı Harekatı kapsamında bugüne kadar toplamda 1369 terörist etkisiz hale getirilirken terör örgütüne ait toplam 627 hedef başarıyla imha edildi. Gün içinde devam eden operasyonlarda Jinderes’in güneybatısında yer alan Muhammediye Köyü terör örgütü PYD/PKK’dan temizlendi.
Kaynak: Suriye Gündemi
TSK’ya ait savaş uçakları, tanklar ve Fırtına Obüs’leri ise Afrin’in birçok noktasında konuşlu terör mevzilerini gün boyu ateş altına almaya devam etti. Özellikle Kilis’in karşısında yer alan Şeyh Horoz bölgesindeki terör hedefleri Türk topçusu tarafından yoğun ateş altına alındı. Kırıkhan ve Hassa ilçelerinin karşı bölgeleri de ateş altına alınan yerler arasında. Öte yandan komando birliklerinin çatışma bölgelerine sevkiyatı gün içinde de devam etti. Zeytin Dalı Harekatı planlandığı şekilde başarıyla icra edilmeye devam etmektedir.
Kaynak: Suriye Gündemi
11 Şubat 2018: Zeytin Dalı Harekatının 23. gününde TSK tarafından yapılan açıklamaya göre harekatın başlangıcından bu yana etkisiz hale getirilen terörist sayısı 1266’ya ulaştı. Gün içinde devam eden operasyonlarda Kilis sınırında konuşlu bulunan ÇNRA sistemleri ile Afrin’deki terör hedefleri ateş altına alındı.
Kaynak: Suriye Gündemi
Ayrıca Türk Hava Kuvvetleri tarafından icra edilen hava operasyonu ile terör örgütü PYD/PKK’ya ait toplam 19 nokta başarıyla imha edildi. Afrin’in kuzeyindeki Serincek Köyü ve batısındaki Hacı İskender Köyü, harekatın 23. gününde terör örgütünden temizlendi.
Kaynak: Suriye Gündemi
10 Şubat 2018: Zeytin Dalı Harekatının 22. gününde TSK tarafından yapılan açıklamaya göre 105 PYD/PKK/DEAŞ mensubu terörist etkisiz hale getirildi. Böylece Zeytin Dalı Harekatı başladığından bu yana etkisiz hale getirilen terörist sayısı 1167’e yükselmiş oldu. Afrin’in batısındaki Deyr Ballut Köyü terör örgütü PYD/PKK’dan temizlendi.Türk Hava Kuvvetleri tarafında gerçekleştirilen hava harekatı ile terör örgütü PYD/PKK’ya ait sığınak, barınak, mühimmat deposu ve silah mevzii olarak kullanılan 36 hedef başarıyla imha edildi. Böylece Zeytin Dalı Harekatı ile bölgede imha edilen terör hedefi sayısı 598’e yükselmiş oldu.
Kaynak: Suriye Gündemi
TSK tarafından yapılan açıklamaya göre ATAK tipi askeri helikopterimiz kırıma uğrağı. Kazada 2 kahraman Türk askeri şehit oldu. Zeytin Dalı Harekatı’nın 22. gününde devam eden operasyonlarda toplam 12 kahraman Türk askeri şehit düştü.
Zeytin Dalı Harekatı Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
Alternatif Harita;
Zeytin Dalı Harekatı Haritası
9 Şubat 2018: Zeytin Dalı Harekatının 21. gününde gün içinde sürdürülen operasyonlarda 34 PYD/PKK/DEAŞ mensubu terörist etkisiz hale getirildi. Böylece Zeytin Dalı Harekatı başladığından bu yana etkisiz hale getirilen terörist sayısı 1062’ye yükselmiş oldu. Gece yarısından itibaren Türk savaş jetleri hava operasyonuna başladı. Hava harekatı ile imha edilen terör mevzileri Burseya Dağı’nın güneybatısındakiBafilun Dağı, Afrin Merkez, Minniği, Raco ve Kefr Cenne’ de bulunuyordu. Gün içinde imha edilen toplam 19 hedefle birlikte Zeytin Dalı Harekatı kapsamında imha edilen hedef sayısı 562’ye yükselmiş oldu.
Zeytin Dalı Harekatı Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
Operasyonun 21. gününde terör örgütü PYD/PKK’dan temizlenen bölgeler ise şöyle; Cindires bölgesinde İskan Garbi, Nasiriya, Dukkan, Safiriya, Şeyh Hadid bölgesinde ise Yukarı Çağla, Orta Çağla ve Aşağı Çağla. Bölgede halen Deyr Balut köyünde operasyonların sürdüğü ve çatışmaları devam ettiği rapor ediliyor. Zeytin Dalı Harekatı kapsamında bugüne kadar Afrin’in 5 beldesinde 1 belde merkezi, 29 köy, 3 köy altı yerleşim ve 13 stratejik dağ veya tepe olmak üzere toplam 46 nokta terör örgütünden temizlendi.
Zeytin Dalı Harekatı Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
Alternatif Harita;
Zeytin Dalı Harekatı Haritası
8 Şubat 2018: Zeytin Dalı Harekatının 20. gününde gün içinde sürdürülen operasyonlarda 29 PYD/PKK/DEAŞ mensubu terörist etkisiz hale getirildi. Böylece Zeytin Dalı Harekatı başladığından bu yana etkisiz hale getirilen terörist sayısı 1028’e yükselmiş oldu. Reyhanlı, Kırıkhan ve Hassa bölgelerinin karşısında yer alan Batı Afrin kırsalında terör örgütü PYD/PKK’ya ait mevziler Fırtına Obüs’leri ve havanlarla vuruldu. TSK ve TSK destekli ÖSO, harekatın başından bu yana PYD/PKK işgalindeki Afrin’in 5 beldesinde 1’i belde merkezi, 24’ü köy, 3’ü köy altı yerleşim ve 12’si stratejik dağ veya tepe olmak üzere 40 noktayı terör örgütünden temizledi.
8 Şubat 2018 – Zeytin Dalı Harekatı Son Durum Haritası
7 Şubat 2018: Zeytin Dalı Harekatının 19. gününde gün içinde sürdürülen operasyonlarda 52 PYD/PKK/DEAŞ mensubu terörist etkisiz hale getirildi. Böylelikle operasyon başladığından beri etkisiz hale getirilen terörist sayısı 999’a yükselmiş oldu. İmha edilen hedef sayısı ise toplamda 543. Bölgeden elde edilen bilgilere göre iyice köşeye sıkışmış olan PYD/PKK terör örgütü, kadın teröristlere “sivil kıyafetler” giydirerek operasyon bölgesine yolluyor ve uluslararası medyada “TSK ve ÖSO sivilleri hedef alıyor” algısı yaratmaya çalışıyor.
Zeytin Dalı Harekatı Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
Bölgede devam eden operasyonlarda PYD/PKK’lı teröristler ÖSO birliklerinin bulunduğu noktaya bombalı araçla saldırı girişiminde bulundu. Türk silahlı Kuvvetlerine ait tankların bombalı aracı imha etmesiyle saldırı engellenmiş oldu. Zeytin Dalı Harekatı’nın 19. gününde Şeyh Horuz dağı ve civar köyleri, Korne’nin güney bölgesi ve bölgedeki Haviz tepesi terör örgütünden temizlendi. Operasyon planlandığı gibi başarıyla devam etmektedir.
Zeytin Dalı Harekatı Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
6 Şubat 2018: Zeytin Dalı Harekatının 18. gününde gün içinde süren operasyonlarla birlikte etkisiz hale getirilen terörist sayısı 970’e ulaştı. PYD/PKK terör örgütünün Afrin bölgesinden İdlib’deki Atme sığınmacı kampına düzenlediği havan topu saldırısında 3 sivil hayatını kaybetti, 15 sivil yaralandı. Sivillere yönelik saldırılarına devam eden PYD/PKK’lı teröristlerin Atme sığınmacı kampına düzenledikleri bu saldırı ilk saldırı değil. Daha önce de 6 Ekim 2016 günü Hatay Reyhanlı’nın Bükülmez Köyü karşısında bulunan Atme sığınmacı kampına teröristlerce bombalı saldırı düzenlenmiş, 3 MİT mensubu saldırıda şehit olmuştu.
5 Şubat 2018: Zeytin Dalı Harekatı’nın 17. günüde gün içinde süren operasyonlarda 15 PYD/PKK terör örgütü mensubu etkisiz hale getirildi. Afrin’in batısındaki Surki Köyü, Racu beldesine bağlı Surkah ve Kırmızı Köyü, Burseya Dağı’nın kuzeyindeki Sakarya Dağı ve Dikmetaş Köyü terör örgütünden temizlendi. Dün yapılan operasyonlarda terör örgütünden temizlenen Şeyh Hadid ve Racu arasında kalan bölgede TSK ve ÖSO tam hakimiyeti sağladı.
Zeytin Dalı Harekatı Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
Kuzey Afrin;
Zeytin Dalı Harekatı Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
Zeytin Dalı Harekatı’nın 17. gününde yaşanan bu gelişmelerle birlikte harekatın başından beri etkisiz hale getirilen terörist sayısı 947, imha edilen hedef sayısı 543 oldu. Yapılan açıklamaya göre bugüne kadar PYD/PKK tarafından 60’ı Hatay’a, 34’ü Kilis’e olmak üzere gerçekleştirilen 94 roket saldırısında toplam 7 sivil şehit oldu, 113 kişi ise yaralandı.
Güney Afrin;
Zeytin Dalı Harekatı Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
Burseya Dağı Mevkii;
Zeytin Dalı Harekatı Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
4 Şubat 2018: Zeytin Dalı Harekatı kapsamında gün içinde 35 terörist etkisiz hale getirildi. Türk Hava Kuvvetleri tarafından gerçekleştirilen hava harekatında terör örgütü PYD/PKK’ya ait mühimmat deposu, sığınak ve silah mevzii olarak kullanılan toplam 5 hedef imha edildi. TSK ve TSK destekli ÖSO Afrin’in kuzeyinde yer alan Huruz Dağı’nı ve Afrin’in batısındaki Şeyh Hadid beldesine bağlı Hac Bilal köyünü teröristlerden temizledi.
Zeytin Dalı Harekatı Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
Zeytin Dalı Harekatı’nın 16. gününde yaşanan bu gelişmelerle birlikte harekatın başından beri etkisiz hale getirilen terörist sayısı 932, imha edilen hedef sayısı 543 oldu. Harekat kapsamında bugüne kadar Afrin’in 5 beldesinde 1’i belde merkezi, 21’i köy, biri köy altı yerleşim yeri, 10’u stratejik dağ ve tepe olmak üzere toplamda 33 nokta terör örgütü PYD/PKK’dan temizlendi.
Zeytin Dalı Harekatı Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
3 Şubat 2018: Zeytin Dalı Harekatı’nın 15. gününde PYD/PKK ve DEAŞ terör örgütüne üye 74 terörist etkisiz hale getirildi. Türk Hava Kuvvetleri tarafından gerçekleştirilen hava harekatında terör örgütüne ait sığınak, mühimmat deposu ve silah mevzisi olarak kullanılan 5 nokta imha edildi. Racu Dağı bölgesine yoğun Fırtına Obüsü ve tank atışları yapıldı. Gün içinde yaşanan gelişmelerle birlikte Zeytin Dalı Harekatı kapsamında etkisiz hale getirilen terörist sayısı toplam 899, imha edilen hedef sayısı ise toplam 533’e ulaşmış oldu.
2 Şubat 2018: Gün içindeki operasyonlarda toplam 12 PYD/PKK terör örgütü üyesi terörist etkisiz hale getirildi. TSK ve ÖSO, Afrin’in kuzeyinde yer alan Bülbül beldesi merkezini terör örgütünden temizledi. Türk Hava Kuvvetleri tarafından gerçekleştirilen operasyonda da toplam silah deposu, sığınak ve mevzi olarak kullanılan toplam 6 nokta imha edildi. Böylece Zeytin Dalı Harekatı başladığından bugüne toplamda Afrin’in beş beldesinde 21’i köy, biri köy altı yerleşim yeri ve 6’sı stratejik dağ ve tepe olmak üzere toplamda 28 nokta terör örgütü PYD/PKK’dan kurtarıldı. Etkisiz hale getirilen terörist sayısı 823, imha edilen hedef sayısı ise 518 oldu.
1 Şubat 2018: Zeytin Dalı Harekatı’nın 13. gününde Afrin’in kuzeydoğusundaki Eyn Batman dağı terör örgütünden temizlendi. Türk Hava Kuvvetlerinin düzenlediği hava harekatında terör örgütü PYD/PKK’ya ait toplam 18 sığınak, silah deposu ve mevzi imha edildi.
Zeytin Dalı Harekatı Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
Harekatın başından bu yana toplam 20 köy, 6 stratejik dağ ve tepe ve 1 köy altı yerleşim yeri olmak üzere toplamda 27 nokta terör örgütünden temizlendi. Bugün etkisiz hale getirilen 78 teröristle birlikte bugüne kadar etkisiz hale getirilen terörist sayısı toplam 800, imha edilen hedef sayısı ise toplamda 498 oldu.
Zeytin Dalı Harekatı Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
Stratejik Öneme Sahip Minnak Havaalanı Bombalandı
31 Ocak 2018: Zeytin Dalı Harekatı’nın 12. gününde Kuzey Afrin’de Bülbül beldesi civarında 3 köy PYD’li teröristlerden temizlendi. Bölgedeki Darmik Dağı Fırtına Obüsleri ile yoğun bombardıman altına alındı. Minnak Havaalanı, Maranez ve Bafelyum tepeleri de bombalanan yerler arasında.
Zeytin Dalı Harekatı Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
Türkiye-Suriye sınırında yer alan Pak Obası köyünün teröristlerden temizlenmesi ile harekatta 8. cephe açılmış oldu. Gün içindeki operasyonlarla birlikte Zeytin Dalı Harekatı kapsamında etkisiz hale getirilen terörist sayısı 712, imha edilen hedef sayısı 480’e yükselmiş oldu.
Zeytin Dalı Harekatı Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
30 Ocak 2018: Türk Hava Kuvvetleri tarafından gerçekleştirilen hava harekatı ile PYD/PKK terör örgütüne ait barınak, mühimmat deposu ve silah mevzii olmak üzere 3 hedef imha edildi. Böylece Zeytin Dalı Harekatı başladığından beri imha edilen hedef sayısı toplamda 458 oldu. Devam eden operasyonlarda 33 terörist daha etkisiz hale getirildi. Harekatın başlangıcından beri etkisiz hale getirilen terörist sayısı toplam 649 oldu.
Zeytin Dalı Harekatı Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
Zeytin Dalı Harekatı’nın 11. gününde 1 köy ve 1 stratejik tepenin daha ele geçirilmesiyle harekatın başlangıcından itibaren Afrin’in 5 beldesinde toplam 18 köy, 1 köy altı yerleşim yeri, 5 stratejik dağ ve tepe olmak üzere toplamda 24 nokra terör örgütünden temizlenmiş oldu.
Zeytin Dalı Harekatı Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
29 Ocak 2018: TSK tarafından yapılan açıklamaya göre gün içinde 9 terör hedefi imha edildi. Dün gece boyunca toplam 44 terör hedefi Türk Hava Kuvvetleri tarafından imha edilmiş ve 40 PYD/PKK terör örgütü mensubu etkisiz hale getirilmişti. Böylece harekatın başlangıcından beri etkisiz hale getirilen terörist sayısı 616 oldu.
Zeytin Dalı Harekatı Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
Düzenlenen hava harekatı kapsamında yerli üretim ATAK Helikopterleri de Afrin civarındaki PYD/PKK terör örgütü mevzilerini imha etti. Hatay sınırındaki Raco beldesinde yer alan 915. Tepede kontrol sağlandı. Harekatın başlangıcından itibaren Afrin’in 5 beldesinde toplam 15 köy, 1 köy altı yerleşim yeri, 5 stratejik dağ ve tepe olmak üzere toplamda 21 nokra terör örgütünden temizlendi.
Zeytin Dalı Harekatı Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
Burseya Dağı, Kilis ve Azez’i Gören Stratejik Bir Nokta
28 Ocak 2018: Burseya Dağı’nın ardından dağın eteklerinde bulunan Kestel Cindu köyü YPG’den kurtarıldı. (20:03)
Zeytin Dalı Harekatı Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
Stratejik konumu yüzünden Kilis ve Azez bölgeleri için önemli bir tehdit unsuru olan Burseya Dağı’nda savaş uçakları, obüsler ve tankların bombardımanından sonra komandoların operasyonu ile terör örgütünden temizlendi. Anadolu Ajansı’nın geçtiği bilgiye göre saat 14:27‘de dağ ele geçirildi.
Zeytin Dalı Harekatı Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
27 Ocak 2018: Harekatın 8. gününde Afrin’in kuzeybatısındaki Ali Bekki köyü, 740 dağları ve eğitim kampları bölgesi YPG’den kurtarıldı.
Zeytin Dalı Harekatı Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
Menbiç’e Hava Harekatı Yapıldı
26 Ocak 2018 : Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ABD Başkanı Donald Trump görüşmesi akabinde Menbiç’e hava harekatı yapıldı. Harekat öncesinde Rus hava unsurlarının operasyon bölgesini terk ettiği rapor edildi.
25 Ocak 2018 – 16:23: Zeytin Dalı Harekatı’nda son durum verileri şu şekilde;
An itibariyle 303 PYD’li terörist öldürülmüş durumda,
Türk Hava Kuvvetleri tarafından toplamda 131 hava harekatı gerçekleştirildi,
YPG terör örgütüne ait mevziler, cephanelikler, gözlem noktaları, yakıt depoları vb. toplam 251 hedef başarıyla imha edildi.
Harita: Suriye Gündemi – Zeytin Dalı Harekatı Son Durum Haritası
24 Ocak 2018 – 23.36: Burseya Dağı’nda kontrol tamamen sağlanırken, ÖSO’nun Afrin’e birçok koldan ilerleyişi sürüyor. Zeytin Dalı Operasyon Odası, resmi son durum haritasını yayınladı.
Zeytin Dalı Harekatı haritası (24 Ocak 2018)
23 Ocak 2018 / 21.03 : Afrin’in güneybatısında yer alanAl Hamam köyü kontrol altına alındı. Öte yandan Üsteğmen Oğuz Kağan Usta’nın şehit düştüğü Ömer Uşağı Köyü ile Burseya Dağı çevresindeki 5 stratejik tepe terör örgütünden kurtarıldı.
Zeytin Dalı Harekatı Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
22 Ocak 2018 / 20.03:
Zeytin Dalı Harekatı Haritası – Kaynak: Suriye Gündemi
Alternatif harita:
Burseya Dağı ve 15 noktada kontrol sağlandı. (22.01.2018- Zeytin Dalı Harekatı Haritası)
18.10: Saat 14:00’da Azez’den başlatılan kara harekatıyla birlikte TSK destekli Muhalifler kuzeyde de Şeyh Hrouz bölgesinden Afrin’e doğru ilerleme devam ediyor. Toplamda 15 nokta terör örgütünden geri alındı.
Azez’den başlatılan operasyonun ardından kuzey cephesinde de ilerleme devam ediyor. (Zeytin Dalı Harekatı Haritası)
22 Ocak 2018 – 14.00 : TSK, yıllardır muhaliflerin kontrolündeki Türkiye sınırında bulunan Afrin’in doğusundaki Azez’den operasyon başlattı.
11.09: Bugün sabah saatlerinde toplam 11 köyün YPG’li teröristlerden geri alındığı duyuruldu.
01.51: Zeytin Dalı Harekatı’nın 2. günü sonunda TSK kara harekatı ile 7 kasabayı terör örgütü PYD’den temizledi, biri teyit edilemedi. (Adah Manli, Balal Kuy, Shankil, Bali Kuy, Kurni, Hay Ughlu)
Muhaliflerin Afrin’de ele geçirdiği 7 köy (Zeytin Dalı Harekatı Haritası-22 Ocak 2018)(Zeytin Dalı Harekatı Haritası)
21 Ocak 2018: Muhalifler sınır hattında 3 bölgeden ilerleme sağlayarak 4 köyü terör örgütünden kurtardı.
Saat 11:05itibariyleTürk tankları Kilis üzerinden Afrin’e doğru giriş yaptı. TSK’da resmi internet sitesinden kara harekatının başladığını duyurdu. Başbakan Binali Yıldırım’ın açıklamasına göre harekat 4 safhadan oluşacak ve 30 km derinliğinde bir güvenli alan oluşturulacak. Gece saat 03:15 itibariyle Fırat Kalkanı Harekatı bölgesinden çekilen tank, fırtına obüsü ve topçu bataryalarının da bulunduğu toplam 150 araçlık Afrin’e doğru yola çıktı. Saat 12:10 itibariyle TSK Kara Kuvvetleri unsurları ÖSO birlikleri ile birlikte Afrin’e doğru ilerlemeye başladı. An itibariyle Suriye sınırından içeriye 5 km ilerleme katedildi. Askeri kaynaklar, kırsalda ciddi bir direnişle karşılaşılmadığını ve örgüt üyelerinin köy ve kasabalara çekildiğini belirtiyor. Kilis Valiliği ’Zeytin Dalı Harekatı’nın sürdüğü Suriye sınırındaki bazı bölgeleri, 15 gün süreyle ’özel güvenlik bölgesi’ ilan etti. Zeytin Dalı Operasyonu’nda kullanılan mühimmatın %70’inin yerli üretim olduğu ifade edildi. Başlayan kara harekatı ile 153 hedef ateş altına alındı. TSK Twitter hesabından teröristlere ait mevzilerin F-16 savaş uçakları ile ihma görüntülerini yayınladı. İddiaya göre Afrin’in batı kanadından da ÖSO birlikleri operasyon başlatmış durumda. Obüs atışları yoğun bir şekilde devam etmekte.
(Zeytin Dalı Harekatı Haritası)
20 Ocak 2018: 17:00 itibariyle TSK Afrin’De “Zeytin Dalı Harekatı”nı başlattı. 72 savaş uçağı hava operasyonuna katılırken, Türk topçuları da terör mevzilerini vurdu.
Türk savaş uçaklarının Afrin’de vurduğu noktalar. (Zeytin Dalı Harekatı Haritası)
Harekata neden “Zeytin Dalı” adı verildi?
Türkiye-Suriye sınırında yer alan Afrin, Halep’e bağlı bir ilçe konumunda. 2011’de başlayan Suriye İç Savaşı sonrası terör örgütü PKK’nın Suriye uzantısı PYD’nin kontrolüne geçen bölgenin temel geçim kaynağı zeytin. Hatta ilçenin sembolü bile zeytin ağacı.
TSK’nın harekatın ismine “Zeytin Dalı” adını vermesi ise çok manidar.
Zeytin dalının anlamı: Yüzyıllardır barışın simgesi olarak kabul ediliyor. Afrin’de halkın temel geçim kaynağı da zeytin ve zeytin yağı. Henüz harekatın adı ile ilgili resmi açıklama yapılmasa da tahminler bu yönde.
Zeytin Dalı Harekatından Önce Suriye’de Neler Yaşandı?
15-21 Ocak 2018 Suriye Saha Raporu:
15 Ocak 2018
Muhalefetin başlattığı karşı saldırıda Kuzey Hama’da Esad rejiminin eline geçen Atşan beldesi yeniden muhalefetin kontrolüne geçti
13-14 Ocak tarihlerinde Ebu Zuhur ve etrafında yaşanan çatışmalardan dolayı 8 bin kişi evlerinden edildi. Böylelikle çatışmaların başlamasında bu yana 317 bin kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı.
TSK’nın Suriye sınırına doğru askeri sevkiyat yaptığı iddia edildi.
Kuzey İdlib’de bulunan Dana beldesinde bombalı araç saldırısı meydana geldi.
16 Ocak 2018
Doğu İdlib’de muhalefete karşı ilerleyen Esad rejimi güçleri 22 köyün hakimiyetini DAEŞ teröristlerine kaptırdı.
İdlib güneyinde yapılan sortilerde Kuzey Hama’daki çatışmalardan kaçan 1 kadın ve 6 çocuğun hayatını kaybetti bildirildi.
Dara’nın doğusunda Esad rejiminin düzenlediği bombardımanda 4 ÖSO mensubu hayatını kaybetti.
HTŞ lideri Ebu Muhammed El Culani’nin yayımlanan ses kaydında Astana süreci ve Astana’ya katılan gruplar eleştirildi.
17 Ocak 2018
Dara’daki Nava beldesinde Esad rejimi tarafından atılan bombaların Pazar yerine düştüğü ve 3 kişinin hayatını kaybettiği iddia edildi.
YPG terör örgütü’nün sözde asayiş güçleri Haseke eyaletinde ve ona bağlı kasabalarda birçok baskın düzenleyerek tutukladığı gençleri zorla silah altına aldı.
Kuzey Humus’ta muhalefetin elinde bulunan Resten beldesinde rejim güçlerinin ateş açması sonucu 4 kişi hayatını kaybetti.
ABD öncülüğündeki Uluslararası Koalisyon, Haseke eyaletinde Suriye-Irak sınırında DAEŞ’in mevzilerini hedef aldığını duyurdu.
18 Ocak 2018
Doğu Deyr Ez Zor’da bulunan Bahra köyünde DAEŞ’li teröristler YPG’li teröristlere karşı bombalı araç saldırısı düzenledi.
TSK, Afrin yakınlarında bulunan YPG mevzilerini hedef aldı.
Dara’da muhalif güçler ile DAEŞ’e bağlı Halit Bin Velit ordusu arasında çatışma yaşandı.
İsrail’e ait uçakların Şam yakınlarındaki bir silah deposunu hedef aldığı öne sürüldü.
19 Ocak 2018
YPG’li teröristler Azez yakınlarında bir hastaneyi havan toplarıyla vurdu. 12 hasta yaralandı. Yaralılardan biri hayatını kaybetti.
Doğu Guta’da Ceyş’ül İslam grubu Esad rejimine ait bir tankı imha ettiğini duyurdu.
DAEŞ teröristlerinin 3 YPG’li teröristi Ebu Kemal yakınlarında kaçırdığı iddia edildi.
Lübnan’a kaçak yollardan girmeye çalışan çoğu çocuk ve kadın 12 Suriye’li soğuk havadan dolayı donarak hayatını kaybetti.
20 Ocak 2018
Zeytin Dalı Harekatı olarak adlandırılan Afrin Operasyonu’nun saat 17:00’da başlatıldığı TSK tarafından açıklandı.
Dışişleri Bakanlığı, İstanbul Temsilciliği vasıtasıyla Suriye’nin İstanbul Başkonsolosluğu’na Zeytin Dalı Harekatı ile alakalı nota verdiğini açıkladı. Rejim ise Türkiye tarafından bilgilendirilmediğini açıkladı.
Suriye resmi kaynakları, Suriye ordusu ve yanlı milisler İdlib’in doğusunda bulunan Ebu Zuhur askeri havaalanını ele geçirdiklerini duyurdu.
Esad rejiminin Doğu Guta’da gerçekleştirdiği hava saldırısında 4 sivil hayatını kaybetti.
21 Ocak 2018
Zeytin Dalı Harekatı’nın 2. gününde 45 terör hedefinin imha edildiği, Afrin’in doğusunda bulunan Şengel köyünün ele geçirildiği, Afrin’in batısında bulunan Cendaris(Jindires) beldesinin doğusunda çatışmalar yaşandığı rapor edildi.
PYD’li 3 teröristin ÖSO’ya teslim olduğu bildirildi.
Rejim’in açıklamalarına rağmen Ebu Zuhur ve etrafında çatışmaların devam ettiği bildirildi.
Yüksek Müzakere Heyeti Başkanı Nasır Hariri Riyad’ta Suudi Arabistan dışişleri bakanı ile bir araya geldi.
Harekatın ilk 8 saatinde neler yaşandı?
– Zeytin Dalı Harekatı’nın ilk aşamasına aynı anda katılan 72 savaş uçağının, belirlenen hedefleri %96 oranında başarılı ile imha ettiği belirtildi.
– TSK, 2 saatlik Afrin operasyonunun bilançosunu açıkladı: 7 bölgede 72 uçakla 108 ayrı hedef vuruldu.
– TSK, YPG’nin Şubat 2016’da ele geçirdiği (Afrin’in doğusundaki) bölgenin en stratejik üssü olan Minnağ askeri havaalanını vurduklarını duyurdu.
Zeytin Dalı Harekatı Haritası
– Diyanet İşleri Başkanlığı, Afrin operasyonundaki askerlerimiz ve milletimiz için yurt genelinde Fetih Suresi okunacağını duyurdu.
– Rus askerleri, Afrin’den çekilerek, beldenin doğusunda yer alan Tel Rıfat‘a konuşlandı.
– Başbakan Binali Yıldırım, harekatın ilk aşaması olarak hava operasyonu hedeflenen noktaları başarıyla tahrip ettiğini yarın ise (21 Ocak) kara unsurlarının harekata destek vereceğini söyledi.
Afrin Operasyonu uluslararası hukuk açısından meşru mu?
Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar, konuyla ilgili harekatı takip ettiği komuta merkezinden açıklamalarda bulundu.
Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar, Zeytin Dalı Harekatı ile ilgili açıklama yaptı.
Harekatın uluslararası hukuktan kaynaklanan haklar gereği icra edilmeye başladığını vurgulayan Akar şöyle konuştu:
“Harekat, bildiğiniz üzere ülkemizin uluslararası hukuktan kaynaklanan hakları, BM Güvenlik Konseyi’nin terörle mücadeleye yönelik olarak almış olduğu özel kararlar ve BM sözleşmesinin 51. maddesinde yer alan meşru müdafaa hakkı çerçevesinde fakat, Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygılı olacak şekilde bu faaliyet icra edilecektir.”
Harekatın amacı ve kapsamı ile ilgili de Akar şu ifadeleri kullandı:
“Harekatın planı ve icrasında sadece ama sadece teröristler ve bunlara ait barınak, sığınak, bina, silah, araç, gereç vs. hedef alınacak. Sivil ve masum kişilerin zarar görmemesi için her türlü dikkat ve hassasiyet gösterilecektir.”
ABD ve Rusya ne dedi?
– Açıklamasında “Endişeyle karşılıyoruz, itidal çağrısı yapıyoruz” ifadelerini kullanan Rusya Savunma Bakanlığı, “Türkiye, ABD’nin desteklediği gruplara (YPG) kontrolsüz bir şekilde silah yardımı yapılması nedeniyle Suriye’deki operasyona başladı.” dedi. Açıklama, ‘Rusya ile Türkiye Afrin konusunda anlaştı’ şeklinde yorumlandı.
– Pentagon Sözcüsü Galloway, Türkiye’nin PKK konusunda kaygılarını anladıklarını ifade ederek, Afrin’deki gelişmelere müdahil olma durumlarının olmadığını ima etti.
Açıklamada “Bütün taraflara gerilimi tırmandırmamaları ve en önemli görev olan IŞİD’i ortadan kaldırmaya yönelmeleri çağrısında bulunuyoruz” ifadesine yer verildi.
Josef Stalin, 6 Aralık 1878 tarihinde Rusya’nın 1801 yılında ilhak ettiği Gürcistan’ın Gori kentinde dünyaya geldi. Daha sonra resmi doğum tarihini 21 Aralık 1879 olarak değiştirdi. Ekaterina Georgievna Geadze (Keke) ve Vissarion Djugashvili (Beso) çiftinin 4 çocuğu oldu fakat Stalin bunların içinde bebekken ölmeyip yaşayan tek çocuktur. Stalin’in anne ve babası sık sık tartışırdı ve babası, annesini ve onu sürekli döverdi. Babasıyla annesinin kavgalarının kimisi de Stalin’in geleceği konusunda çıkıyordu. Babası işçi hayatının oğlu için yeterli olacağını düşünüyordu fakat annesi oğlunun son derece zeki olduğunu, iyi bir eğitim almasını ve onun Rus Ortodoks bir rahip olmasını istiyordu.
Stalin’in babası Beso, bir fabrikada iş bulup Gürcistan’ın başkenti Tiflis’e gitti. Oğlunun da o fabrikada ayakkabıcı çırağı olarak çalışmasını istiyordu. Sonrasında oğlunu da yanına almak için tekrar Gori’ye döndü. Bu olaylar Stalin henüz 12 yaşındayken gerçekleşiyordu ve annesi şiddetle kocasının bu tutumuna karşı çıkıyordu. Ekaterina, öğretmenleri ve arkadaşlarının yardımıyla oğlunu, babasının vizyonsuz düşüncelerinden kurtarıp ruhban okuluna yazdırmayı başardı. Bu olaydan sonra Beso, karısını ve oğlunu terk etti. Stalin artık babasızdı. Ekaterina bir çamaşırhanede çalışıyordu fakat daha sonra bir giyim mağazasında işe başladı ve bu şekilde geçiniyorlardı.
Stalin’in zekasını annesi Ekaterina gibi öğretmenleri de çok kısa bir sürede fark etti ve 1894 yılında Stalin Tiflis de ilahiyat eğitimini burslu olarak kazandı. Bu eğitime başlamadan önce Stalin kiliseyle pek alakası olmayan bir insandı ve hatta zalimliğiyle Gori sokaklarını rehin alan bir çetenin acımasız bir lideriydi Stalin.
Eğitim alırken Karl Marx’ın eserlerini keşfetti. Bu eserler onu derinden etkiledi. Yerel sosyalist partiye katıldı. Çar II.Nikolay’ı ve monarşik sistemi devirmek için kilise düşüncelerinden vazgeçip büyük bir devrimci olma yoluna girdi ve okuldan ayrıldı. Tarih 1900’ü gösterdiğinde Stalin halka ilk konuşmasını yaptı.
Devrim harekatına katıldıktan sonra Stalin “Koba” kod adını kullanarak gizlenmeye çalıştı fakat buna rağmen 1902 yılında polisler onu yakaladı ve 1903 senesinde Sibirya’ya sürgün edildi. Hapisten kurtulduktan sonra Stalin, Çar II.Nikolay’a karşı başlatılan 1905 Rus Devriminde köylüleri organize ederek devrime destek oldu. 1902-1913 yılları arasında Stalin 7 kez yakalanıp sürgün edildi ve 6 kez de kaçmayı başardı.
Stalin, 1904 senesinde sınıf arkadaşının kardeşi Ekaterine Svanidze ile evlendi. Çiftin Yacov adında bir oğlu oldu ve 1907 yılında Ekaterine tifüse yakalanıp hayatını kaybetti. 1921 yılında Stalin, oğluyla Moskova’da tekrar birleşene kadar Yacov’a annesinin ailesi baktı. Ama şu bir gerçek ki Stalin ve oğlu asla samimi bir ilişki kuramadı. Yacov, II.Dünya Savaşında Rusya’nın verdiği zayiyatlardan birisi olacaktı.
Stalin’in partiye olan bağlılığı, 1905’te Bolşeviklerin başında olan Vladimir Lenin’le tanşınca daha da arttı. Lenin, Stalin’in potansiyelini fark etti ve onu daha da cesaretlendirdi. Stalin parti için elinden geleni yapıyordu ve hatta yeri geliyordu partinin kasasını doldurmak için soygunlar düzenliyordu.
1912 yılında Lenin sürgünde olduğu için Komünist Parti’nin resmi gazetesi Pravda’nın editörlüğüne Stalin getirildi. Aynı yıl Stalin, Bolşevik Merkez Komitesi’nde görevlendirildi ve Komünist harekette anahtar bir figür olarak yerini aldı.
Lenin ve Stalin
Stalin sürgündeyken ‘’Stalin’’ adıyla ilk makalesini yazdı. Stalin “Çelik Adam” anlamına geliyordu. 1917 Ekim Devrimi’nden sonra soyadı olarak bu ismi kullanacaktı ve tüm dünya onu Joseph Stalin olarak tanıyacaktı. Fakat Stalin hayatı boyunca farklı takma adları kullanmaya devam etti.
Stalin, 1913-1917 yılları arasında Sibirya’da sürgünde olduğu için Ekim Devrimi’yle sonuçlanan çoğu eylemi kaçırmıştır.
Mart 1917’de serbest kaldıktan sonra Bolşevik lideri olarak rolüne devam etmiştir.Stalin’den birkaç hafta sonra Rusya’ya gelen Lenin, Stalin’le buluştuğunda Çar II.Nikolay çoktan tahttan çekilmişti ve geçiçi hükümet görev başındaydı.
Lenin ve Stalin geçici hükümeti devirmek ve onun yerine komünist bir hükümet kurmak istiyordu.Ülkenin bir başka devrime hazır olduğuna inanıyorlardı ve 25 Ekim 1917’de neredeyse hiç kan dökülmeyen bir darbeyle yönetimi ele geçirdiler.Sadece iki günde Rusya’nın başkenti Petrograd’ı aldılar ve ülkenin yeni lideri oldular.
Fakat herkes ülkeyi yöneten Bolşevikler’den memnun Ftdeğildi.Bolşeviklerden oluşan Kızıl Ordu ve Bolşevik karşıtı gruplardan oluşan Beyaz Ordu savaşırken Rusya 1921 yılına kadar sürecek olan bir iç savaşa girdi.
1921 yılında zafer Bolşeviklerin oldu.Lenin, Troçki ve Stalin önemli isimler olarak meydana çıktılar. Stalin ve Troçki çok farklı iki karakterdi fakat Lenin her ikisini de desteklemiştir.
Stalin, Lenin ve Troçki
Troçki Stalin’e göre daha popüler bir isimdi bu yüzden 1922’de Troçki’ye Komünist Parti’nin genel sekreterliğinde daha fazla rol verildi. Troçki zeki bir insandı ve bunu dış ülkelerle olan ilişkilerde çok iyi gösteriyordu.Çoğu insan tarafından varis olarak görülüyordu. Fakat Lenin ve Troçki, Stalin’in partideki görevinden dolayı parti içinde sadakati kazandığını fark edemediler.
Lenin hastalanmıştı ve bu hastalığı parti içinde kimin liderliği alacağı sorusunu gündeme getiriyordu. Lenin öldüğü tarihe kadar ortak yönetimi savundu. Fakat Lenin öldükten sonra, Stalin parti içindeki kazandığı güç ile yönetimi ele geçirdi ve partinin yeni lideri oldu. Bütün rakiplerini akıllı bir şekilde sürgün etti.
Stalin yönetimi ele geçirince iki tane beş yıllık kalkınma planı hazırladı. Sovyetler Birliği’ni sanayi çağına geçirmek istiyordu.Bunu yaparken sahip olduğu gücü acımasızca kullanmaktan çekinmedi. Kararlarına itiraz edenler itaat etmeyenler ya öldürülüyordu ya da sürgün kamplarına yollanıyordu. Komünizm adına Stalin, fabrikalara ve çiftliklere el koydu. Stalin’in ilk beş yıllık kalkınma planı (1928-1932) bir yıl erken bitti ve sonuçları felaket derecesindeydi. Stalin ihracatı sabit tutmak için gıdaları gemiyle ihraç ediyordu ve bu eylemin sonucunda kırsal kesimlerdeki binlerce kişi ölüyordu. Yaptığı ikinci kalkınma planı (1932-1937) da felaketle sonuçlanmıştı. Üçüncü beş yıllık kalkınma planıysa 1938’de başlasa da 1941 yılında II. Dünya Savaşı yüzünden kesintiye uğradı. Planlar felaketle sonuçlanmış olsa bile Stalin’in olumsuz tanıtımı yasaklayan politikası yüzünden bunlar gizli kalmış, sızdırılmamıştır.
Stalin halkın gözünde yüce bir lider olarak gözüküp adeta bir baba profili çizmek istiyordu. Stalin’in resimleri ve heykelleri onu halkın gözü önünde tutuyordu ve o da çocukluğundan ve devrim zamanlarından hikayeler anlatarak kendisini tanıtıyordu.
Stalin sadece farklı bir görüşe sahip olduğundan şüphelenilen herhangi birini tutuklamakla kalmadı, aynı zamanda Sovyetler Birliği’nin yeniden düzenlenmesi sırasında dini kurumları kapattı ve kilise topraklarına el koydu. Stalin’in standartlarına uygun olmayan kitaplar ve müzik de yasaklandı ve dış etkiler olasılığını neredeyse ortadan kaldırdı.
Hiç kimsenin Stalin’e, özellikle de basına karşı olumsuz bir şey söylemesine izin verilmedi. Kırsal kesimde ölüm ve yıkımla ilgili hiçbir haber halka sızdırılmadı; sadece Stalin’i gurur verici bir şekilde sunan haberlere ve görüntülere izin verildi. Stalin ayrıca, Rus iç savaşındaki rolü nedeniyle şehri onurlandırmak için Tsaritsyn şehrinin adını 1925 yılında Stalingrad olarak değiştirdi.
1919’da Stalin, sekreteri ve Bolşevik arkadaşı Nadezhda (Nadya) Alliluyeva ile evlendi. Çiftin iki çocuğu oldu, Vasily ve Svetlana.
Çift, ilişkilerine sevgiyle başlamıştı fakat Nadya’nın Stalin’in politikalarına olan eleştirisi Stalin’i kızdırıyordu. Stalin’in verdiği ağır tepkiler yüzünden bir akşam yemeğinden sonra Nadya’nın intihar ettiği söyleniyor.
Stalin’in muhalifleri ortadan kaldırma çabalarına rağmen parti içinde Stalin’in politikalarının yıkıcılığını fark edip ona güçlü bir muhalif olmaya çalışanlar oldu fakat Stalin 1934’de tekrar başkan seçildi. Bu seçim sayesinde Stalin muhaliflerini daha iyi tanıdı ve başta en büyük rakibi Sergi Kerov olmak üzere onları tek tek ortadan kaldırdı.
Kerov 1934’de suikaste uğradı ve bu suikastin arkasında Stalin’in olduğu düşünülüyor. Kerov suikastiyle Stalin, antikomünist hareketleri dizginledi ve Sovyet politikalarını daha da sıkılaştırdı. “Büyük Terör” dönemi başlamış oldu.
Büyük Terör döneminde asker, din adamı, hükümet yetkilisi bakılmaksızın şüphenilen herkes hedef alındı. Gizli polis tarafından ele geçirilenler işkence edilir sorgulanır ve öldürülürdü. Bu dönemde birçok devlet yetkilisi ortadan kaldırılmıştır. Stalin ayrıca askeri bir darbeyi en büyük tehdit olarak gördüğü için bu dönemde ordunun büyük bir bölümünü yok etmiştir.
Büyük Terör döneminde 20 milyon insanın öldürüldüğü tahmin ediliyor. Büyük terör, tarihteki devlet destekli cinayetin en büyük örneklerinden biri olmanın ötesinde, Stalin’in saplantılı paranoyasını ve bunun devlet çıkarlarının üzerinde olduğunu gösteriyor.
1939 yılında Hitler, Avrupa için büyük bir tehditti. Komünizme de karşı çıkan bir karakterdi fakat Stalin’in büyük bir gücü temsil ettiğini düşünüyordu.Bu yüzden herhangi bir gerginlikten kaçınmak için Stalin ve Hitler arasında Alman-Sovyet Saldırmazlık Paktı imzalandı.
Stalin, Hitlerin Sovyetlere saldıracağını aklından geçirmemiş, Baltık Bölgesi ve Finlandiya’ya odaklanmıştı.Fakat Hitler 22 Haziran 1941’de tam ölçekli bir saldırı operasyonu olan Barbarossa Operasyonu’nu başlattı.
Hitleri’n işgali üzerine Stalin, Büyük Britanya ve Birleşik Devletleri’nin olduğu bir ittifaka katıldı fakat bu ittifak komünist ve kapitalist düzeni bir arada bulundurduğundan yeterli güveni vermiyordu.
Churchill, Roosevelt ve Stalin.
Müttefiklerin yardımı yetişemeden Almanlar Sovyetleri işgale başlamıştı. Bazı kesimler bu işgalin Stalinizm üzerinde etkisi olacağını düşündüklerinden umutluydular fakat Almanlar girdikleri bölgeleri acımasızca tahrip ediyorlardı.
Stalin, Almanları engellemenin yolunun Alman güzergahındaki yerleşim yerlerinin yakılması olduğuna inanıyordu. Gıdasız bir ordunun dayanacak gücü kalmayacaktı.Bu politikayla Almanlar yavaşlatıldı fakat daha sonra Rus halkına çok zarar verdi.Halkı aç ve evsiz bırakıp mülteciliğe sebep oldu.
Alman ordusunu asıl yavaşlatan Sovyetlerin sert kışıydı. Fakat tam bir Alman geri çekilmesi için Stalin’in, müttefiklerinin yardımına ihtiyacı vardı. Her ne kadar ekipman yardımı gelse de Stalin Doğu Cephe’sine müttefik birliklerinin yerleştirilmesini istiyordu fakat bu hiçbir zaman olmadı. Stalin bu konuda öfkeliydi.
Stalin ve müttefikler arasındaki bir çatlak da ABD’nin nükleer bombayı gizlice geliştirip bunu Stalin’le paylaşmaması oldu. Bu yüzden Stalin kendi nükleer programını başlattı.
Müttefiklerin yardımıyla savaş Mayıs 1945’te sonlandı ve Alman Kuvvetleri Berlin’e geri gönderildi. Stalin Almanlardan temizlediği toprakları bırakmak istemiyor, o toprakları Sovyetlere katmak istiyordu. O bölgelerdeki Komünist Partiler yönetimi ele aldılar ve Batıyla olan iletişimi kestiler. Sovyetlerin bir parçası oldular.
Müttefikler Stalin’e karşı direkt bir savaş başlatmak istemiyorlardı fakat Stalin’in de kontrol edilemeyeceğini biliyorlardı. ABD Başkanı Truman, Stalin’in doğudaki hakimiyetine karşı olarak Truman Doktrini’ni yayınladı. Bu doktrinde komünist tehlikeyle karşı karşıya olan ülkelere yardım sözü veriliyordu. Stalin’i engellemek için bu doktrin, Soğuk Savaş boyunca tarafsız kalan Yunanistan ve Türkiye’de yürürlüğe girdi.
Stalin, müttefiklerine göz dağı vermek ve Berlin’deki tüm sermayeyi almak istiyordu ve bu yüzden Berlin Ablukası’nı başlattı. Bu abluka bir yıl sürdü. Müttefiklerin hava desteği sayesinde Stalin ablukayı kaldırmak zorunda kalmıştı. Bu bölünmeler daha sonra Berlin Duvarı’nın inşasına neden oldu.
Berlin Duvarı
Stalin son zamanlarında halk gözündeki imajını değiştirmek isteyip kendisini daha barışçıl göstermek istemiştir. Köprü ve kanal gibi birçok projeye başlamıştır, Sovyetleri bu projelerle geliştirmek istemiştir fakat bir çoğu tamamlanamamıştır. Yenilikçi bir lider olduğunu göstermek için 20Toplanan Eserler’i yazmıştır. Tarihler 1 Mart 1953’ü gösterdiğinde Stalin felç geçirmiş ve bu felçten üç gün sonra ölmüştür. Ölümünden sonra halk derin bir yas tutmuştur. Yaptığı eylemler uyguladığı politikalar yüzünden zamanla Stalin’e olan sevginin azalacağı düşünülürken günümüzde ona olan sadakat ve sevgi hala devam etmektedir. Şimdi soruyorum sizlere Stalin acımasız bir lider mi yoksa bir kurtarıcı mı?
Atalay Aydın
Stratejik Ortak Misafir Yazarı
Kaynaklar:
Biography of Joseph Stalin, Dictator of the Soviet Union by Stephanie L. McKinney
Rappaport, Helen. “Joseph Stalin: A Biographical Companion.” Santa Barbara, California: ABC-CLIO, 1999.
Radzinsky, Edvard. “Stalin: The First In-depth Biography Based on Explosive New Documents from Russia’s Secret Archives.” New York: Doubleday, 1996.
Service, Robert. “Stalin: A Biography.” Cambridge, Massachusetts: Belknap Press, 2005.
Bildiğiniz gibi John F. Kennedy suikasti yakın tarihin hala aydınlatılamamış gizemlerinden birisi, peki bu olay nasıl gerçekleşti? Nerede oldu veya kimler tanıklık etti? Ben de tam olarak bunları yazmaya çalıştım, hazırsanız başlayalım.
Bir yıl sonraki seçimler yaklaşırken parti içi çekişmeleri düzeltmek ve Demokrat Parti’nin yükselişini devam ettirmek amacıyla Texas’a bir gezi yapılması kararlaştırıldı. 18 Kasım günü konvoyun geçeceği yollar belirlendi ve ardından gezi ilan edildi. Konvoy yolu halkla olabildiğince fazla temas edilecek şekilde belirlenmişti. Carswell Hava Üssü’nden, Love Field Havalimanı’na olan kısa bir uçuştan sonra JFK’in Dallas’a varması planlandı.
22 Kasım günü 11.10’da hava üssünden kalkan uçak 15 dakika sonra iniş yaptı ve 11.40’da konvoy yola çıktı. Konvoyda gizli servisin ve polisin kullandığı üç aracın ikincisi üstü açılabilir 1961 model bir Lincoln limuzin olarak seçildi. İki ajan, vali, valinin eşi bay ve bayan Kennedy bu araçtaydı. Bu üç araç dışında ise 4 adet motorlu ajan konvoya eşlik edecekti. Güzergah üzerinde yaklaşık 150-200 bin kişi vardı ve J.F.K. iki kez konvoyu durdurup halkla konuştu. 10 dakikalık bir gecikmenin ardından hedefe 5 dakika kala 12.30’da Dealey Plaza’nın önüne ulaştılar.
Bu sırada kalabalığı gören valinin eşi J.F.K.’e dönüp “Sayın başkan Texas’ın sizden hoşlanmadığını asla söyleyemezsiniz” dedi. J.F.K da bunun üzerine yine esprili bir şekilde “Tabi ki de söyleyemem” diyerek cevap verdi ve bunlar son sözleri oldu. Bu andan itibaren olacaklar daha sonra “Zapruder Film” olarak adlandırılacak olan Abraham Zapruder’in çektiği kameraya saniye saniye yansıdı.
Houston sokağından Elm sokağına doğru dönüş yapıldı ve çok kısa bir süre sonra başkan halkı selamlarken silah sesi duyuldu. Kurşun başkanın sırtından girdi ve omurgasını parçalayıp sağ akciğerinin üzerinden geçerek tam kravat düğümünün yanından çıktı. J.F.K. elini yumruk yaparak boğazına götürdü. İnanması güç ancak aynı kurşun önde oturan valinin sağ koltuk altından girip 4. kaburgasını parçaladı ve meme ucunun altından geçerek sağ ön kol kemiğini 8 parçaya ayırdıktan sonra bacağına saplandı.
Gün başlamadan kaburga ağrıları olan Kennedy beline korse takarak yola çıkmıştı bu sebeple ilk kurşundan sonra aşağıya doğru eğilemedi ve atış için muazzam bir hedef oldu daha ne olduğu anlaşılamamışken duyulan ikinci silah sesiyle (filmde 313. kare) ikinci kurşun başkanın başının arkasından girdi, kafatası ve beyin parçaları ön cama kaputa, arka arabadaki şoförün koluna ve arabanın her iki yanındaki motorlu polislere saçıldı.
İkinci kurşundan hemen sonra limuzinin arkasındaki motorlu ajanlardan biri olan Clint Hill, Kennedy’yi korumak için motorundan atlayıp koşarak limuzinin üstüne çıktı. Bu sırada filmde Kennedy’nin eşinin limuzinin arkasına doğru hamle yapıp bir şeyler aradığı gözüküyor. Motorlu ajan Hill bu durumu muhtemelen saçılan kafatası ve beyin parçalarını toplamak amacıyla açıklıyor.
Araç hemen hastaneye gitmek için hızlanırken vali olaydan sonra verdiği ifadesinde yol boyunca Kennedy’nin eşinin “Kocamı öldürdüler beyni avuçlarımın içinde duruyor” diye sürekli söylendiğini belirtmiştir. Saat 13’de Parkland hastanesinde 1 numaralı acil odasında Kennedy’nin öldüğü daha doğrusu hastaneye zaten ölü olarak geldiği açıklandı. Her şey sadece 30 dakika içinde olup bitmişti herkes şok içindeydi.
13.33’de Beyaz Saray resmi olarak yazı yayınladı. 14’de naaş hastaneden çıkarılıp uçağa yüklendi ve 14.38’de hemen arkadaki 3. arabada bulunan başkan yardımcısı Johnson uçağın içinde yemin ederek yeni başkan oldu.
Lyndon B. Johnson
Kennedy’nin eski bir deniz subayı olması nedeniyle, otopsi eşinin isteğiyle Maryland’deki denizci hastanesinde yapıldı. Akşam 20’de başlayan otopsi gece yarısında son buldu.
Aynı gün içinde Lee Harvey Oswald suikast suçundan tutuklandı ancak henüz iki gün geçtikten sonra Oswald’ın kendisi de Jack Ruby isimli bir kişi tarafından Dallas polis karakolunun bodrum katında öldürüldü. Bugüne kadar cinayet aydınlatılamadı ve bilgisi olan herkes teker teker ortadan kaldırıldı. Kennedy suikasti yıllar geçmesine rağmen bütün gizemini korumaya devam ediyor.
Kürşat Kutluca
Stratejik Ortak Misafir Yazar
[irp posts=”14980″ name=”John F. Kennedy Bilmecesi”]
1 Ocak 2020’den itibaren Hollanda Krallığı, modernizasyon bağlamında uluslararası arenada İngilizce olarak kullanılan ‘Holland’ ismini geride bırakıp resmi olarak ‘The Netherlands’ adını kullanacaktır. Hollanda Dış Ticaret ve Kalkınma İşbirliği Bakanı Sigrid Kaag: “Ülkemizi yurtdışında modern, açık, her şeye çare bulan ve kapsayıcı olarak tanıtmak istiyoruz”dedi. Buna göre 1 Ocak 2020’den sonra resmi olarak Holland yerine The Netherlands kullanılacaktır. Nyenrode New Business Üniversitesi’nden Prof. Dr. Kitty Koelemeijer: “Holland adı peynir, takunya ve lale görüntülerini çağrıştırıyor. Hollanda’nın kendini teknolojide – örneğin tarım sektöründe – spor ve kültürde öncülük eden bir ülke olarak daha fazla markalaşmak istediğini hayal edebiliyorum.” şeklinde bir görüş beyanında bulunmuştur.
Sonuç itibariyle 1 Ocak 2020’den sonra; bakanlıklar, şirketler, elçilikler ve üniversiteler “The Netherlands” adını resmi olarak kullanacaklar. Peki, Türkiye’nin bu noktadaki tutumu ne olur? Resmi kullanım şeklimiz ‘Hollanda’ mı kalır yoksa The Netherlands’ın karşılığı olan ‘Alçak Ülkeler’ mi uygun görülecektir? Hollanda Krallığı hakkında yazarken yeni güncellemeye göre ‘Alçak Ülkeler Krallığı’ olarak yazmak isterdim fakat henüz Türkiye tarafından resmi bir girişim bulunmadığı için geleneksel hitabet şekli olan ‘Hollanda’ ad kullanımı ile devam etmek istiyorum.
Esasında diğer Avrupa ülkeleri tarafından kullanılan “Alçak Ülkeler” ve “Aşağıdaki Ülkeler” kullanımları göreceli olarak doğrudur. İngilizcede ‘The Netherlands’, yani ‘Alçak Ülkeler’ ya da Fransızcada ‘le Pays-Bas’ ve İspanyolcadaki ‘Países Bajos ‘yani ‘Alçak Ülke’ kullanımları terminolojik olarak doğrudur. Türkiye bu noktada belki de yüzyıllardır doğru kabul edilmiş bir hatayı esas almaktadır. Zira Hollanda sadece Kuzey Hollanda (Noord-Holland) ve Güney Hollanda (Zuid-Holland) olmak üzere iki ilin adıdır.
Bu konuya paralel olarak Hollandalı yetkililer; ‘Hollanda Krallığı’nı yurt dışında tanıtırken sadece küçük bir bölümünü tanıtmak biraz garip bir durum haline geliyor’ ifadelerini kullandılar. Bu sorun ayriyeten Birleşik Krallık için de geçerlidir. Birleşik Krallık bilindiği üzere 4 ülkeden oluşmaktadır. Bu ülkeler İngiltere, İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda şeklindedir. Aslen İskoçyalı olan bir Birleşik Krallık vatandaşına ‘İngiliz’ diye hitap ettiğiniz zaman garip bir durum söz konusu olur. İşte aynı sorun aslen Güney Hollanda ya da Kuzey Hollanda illerinden olmayıp, hatta söz konusu Hollanda illerinin dışında ikamet etmekte olan Frizya ilinde bulunan bir Frizyalının da başına gelebilmektedir. Hollanda; idari ve resmi bağlamda sadece iki ilin toplamına tekabül ediyor iken geride kalan 10 il, hatta Hollanda Krallığı’na bağlı diğer ülkelerdeki vatandaşlar doğal olarak dışlanmış olabilirler. Bu mantıkla Hollanda yerine ‘The Netherlands’ kullanımı daha yerinde gözükmektedir.
Hollanda Krallığı haritası
Hollanda Krallığı’nın İdari Yapılanması
Bu sorunu anlamamız için Hollanda Krallığı’nın idari yapılanmasına bakmamız gerekiyor. Hollanda Krallığı tıpkı Birleşik Krallık gibi 4 ülkeden müteşekkil. Fakat Hollanda Krallığı’nın Birleşik Krallık ile olan farkı, Hollanda Krallığı’nı oluşturan ülkelerden birinin Avrupa’da, diğer üç ülkenin ise Latin Amerika’daki Karayip Denizi’nde olmasıdır. Aruba, Curaçao ve Sint Maarten; Hollanda ile birlikte Hollanda Krallığı’nı meydana getiren 4 ülkelerdir. Hollanda’nın 12 ilden oluştuğunu biliyoruz. Bunun yanında Hollanda’yı oluşturan fakat doğrudan bağlı olmayan Özel Belediyeler (Special Municipality) statüsünde 3 ada bulunmaktadır (Taiwan usulü gibi). Bunlar yine Karayip Denizi’nde bulunan Bonaire, Sint Eustatius ve Saba adalarıdır.
‘Hollanda’ Kullanımı Dilimize Nereden Gelmiş Olabilir?
1581 Utrecht Birliği’nce kurulan Birleşik Yedi İller Cumhuriyeti, bir araya gelen 7 prenslik/eyaletten oluşan bir cumhuriyetti ve aralarındaki en prestijli prenslik/eyalet Hollanda Kontluğu idi. Eyalet başkanları çoğunlukla Hollanda Eyaleti sınırları içerisinde bir araya gelirlerdi ve esasında konfederasyonun başkenti de yine Hollanda Eyaleti’nin başkenti olan Amsterdam idi. Konfederasyonun merkezi olan Hollanda’nın diğer eyaletlere göre bir üstünlüğü vardı. Buradan yola çıkarak Hollanda kullanımının dilimize geçmesi olanaklar arasındadır. Zira Birleşik Yedi İller Cumhuriyeti’ni uluslararası anlamda tanıyan ilk egemen devlet Osmanlı İmparatorluğu olmuştur. Hangi sebepten ‘Hollanda’ kullanım şeklinin Türk literatürüne girdiği konusunda henüz bir netlik sağlanmamıştır. Zira Orta Çağın feodal yapısında hükümdarlar, ilhak ya da miras gibi çeşitli yollarla statüler, rütbeler ve unvanlar elde ederek birden fazla memleketin yöneticisi olabiliyorlardı.
Hollanda Türk ve Arap Dünyası Başkanı Dr. Mehmet Tütüncü’nün ‘400 Yıllık Hatır, Hollanda Ahitnamesinin tıpkıbasımı, metni, günümüz Türkçesine ve Hollandacaya tercümesi’ adlı eseri bulunmaktadır. Bu eser, 1612 yılında Birleşik Yedi İller Cumhuriyeti ile Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk resmi diplomatik temaslarını ve dostluğunu başlatan Ahitnamenin tercümesi niteliğindedir ve pek kıymetli bir eserdir. Eserde bizzat Sultan 1. Ahmet tarafından şu ifadeler kullanılmıştır:
‘’Nederlanda vilayetlerine tabi olan Ganderlanda ve Hollanda ve Zelanda ve Utraht ve Frizlanda ve Uvarsil ve Gruninga ve Gruncelanda ve dahi maşrık-i Hindistanun vilayetlerine tabi, nice memleketin Üstad-ı Ceneralleri ve Hâkimleri’’.
Sultan 1. Ahmet burada elbette o dönemlerde birden fazla prensliği ve devleti bir arada tutan ve konfederatif bir yapılanmaya sahip olan Birleşik Yedi İller Cumhuriyeti’ni yöneten Prens Maurits van Oranje-Nassau’yı kastediyordu.
Hollanda ad kullanımının literatürümüze geçmesinin diğer bir tezi ise Napolyon Bonapart’ın Hollanda’yı ilhak ederek 1806’dan 1810’a kadar faaliyet gösteren Hollanda Krallığı’nı (Royaume de Hollande) kurmasıdır. Bu Krallığın başkenti, Holland Eyaleti’nin başkenti olan Lahey olarak seçilmişti. Napolyon’un kurmuş olduğu bu devletin ömrü kısaydı fakat ilk defa Hollandalıların konfederatif devletlerine müsavi ‘Hollanda’ adında bir krallık kurulmuştu. Bundan önce, Hollanda adında 12’nci yüzyıllarda Hollanda Kontluğu kurulmuştu fakat kontluğun sınırları sadece bugünkü Kuzey Hollanda ve Güney Hollanda illerinden ibaretti ve Kutsal Roma İmparatorluğu’na bağlı bir kontluk statüsündeydi. Dolaysıyla Hollanda Kontluğunun diğer Felemenk prenslikler üzerinde herhangi bir üstünlüğü bulunmadığı gibi prestij ve güç bakımından da henüz geride olan bir devletçikti.
Türkiye Bu Güncellemeye Ayak Uydurur mu?
Sonuç olarak; bugünden sonra Holland yerine The Netherlands’ı kullanacak olan Hollanda Krallığı’na karşılık Türkiye Cumhuriyeti geleneksel hitabetiyle mi devam edecek yoksa Türk dış politika karar alıcıları ya da Türk dil bilimcileri yeni güncellemeye göre “Alçak Ülkeler/ Alçak Ülkeler Krallığı” ibaresini mi esas alacaklar? Bazı ülkelerin Hollanda Krallığı’nın resmi ad değişikliğine paralel olarak kendi dillerindeki ad kullanımlarına yönelik değişim sürecinin başlanıldığı gözlemlenmiştir. Bu ülkelerden biri de Çin Halk Cumhuriyeti’dir. Uzun yıllar boyunca Çin tarafından alışılmış olan ‘Holland’ kullanımının Çin’deki karşılığı ‘Helan’ ile yeni bir terim haline gelen ‘Netherlands’ kullanımının Çin’deki karşılığı ‘Nidelan’; Çin’deki uzmanların akıllarını karıştırdığı gibi, diğer ülkelerde de kafa karıştırıcı tartışmaların başlangıcını tetiklemiştir.
Türkiye’yi Libya’nın Trablus kentinde kurulu Ulusal Mutabakat Hükümetini (UMH) Tobruk merkezli General Halife Hafter güçlerine karşı koruma amacıyla askeri destek vermeye götüren süreç, 27 Kasım’da iki taraf arasında savunma ve güvenlik işbirliği ile deniz yetki alanlarının sınırlandırılması muhtıralarının imzalanması ile başladı.
Türkiye, Libya ile varılan deniz yetki alanlarının sınırlandırılması anlaşmasıyla ABD desteğiyle Yunanistan, Güney Kıbrıs, Mısır ve İsrail tarafından geliştirilen Doğu Akdeniz Doğal Gaz Forumu oluşumuna yanıt verirken, bölgedeki hidrokarbon paylaşım mücadelesinde önemli bir adım atmış oldu.
Ancak Türkiye açısından bu kazanımın korunması, Başbakan Mustafa Fayez al-Sarraj liderliğindeki UMH’nin varlığını sürdürmesine; yani, arkasına Rusya, Fransa, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan gibi önemli güçleri alan Hafter’e karşı Trablus’u savunmasına bağlı.
Hafter, son dönemde giderek artan askeri destek sayesinde Trablus hükümetine yeni ve kapsamlı bir operasyon daha başlattı.
Moskova’nın Ankara ile bir Libya barış anlaşması arayışındaki işbirliği, Rusya’nın Türkiye’nin tartışmalı Doğu Akdeniz deniz sınırı iddialarını kabul ettiği anlamına geliyor. Moskova’nın katılımı Putin’in Türkiye’nin Libya ile deniz anlaşmasını kabul ettiği açık bir işaret.
Türkiye’nin Libya’daki başarısı Rusya ile anlaşmasına bağlı.
Libya ihtilafında muhalif tarafların daha önceki destekçileri olan Rusya ve Türkiye, ülkede ortaklaşa barışı sağlayabilmeleri halinde her ikisinin de orada kalıcı bir hisse sağlanacağına açıkça karar verdiler. Bu, mücadeleyi kalıcı olarak denemeye çalışan ve sona erdiremeyen Libya, İtalya ve Fransa ile en yakın ilişkili Avrupa güçlerine bir darbe olacaktır.
Her iki ülke de genişlemek istedikleri Libya ile güçlü enerji bağlantılarına sahiptir. Şimdi Rus ve Türk firmalarının Libya’nın petrol ve doğal gaz rezervlerini göz önüne alma olasılığı var. Rusya geçmişte Türkiye ile enerji arama ve geliştirme konusunda birlikte çalışmakla ilgilendiğini söylemişti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a göre, Libya’da barışı sürdürmek için Rusya ile olan bağlantının bir başka büyük temettüsü daha var. Moskova’nın girişimde yer alması, Rus Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Türkiye’nin Libya ile yaptığı deniz anlaşmasını kabul ettiği açık bir işaret. Bu, kuzeyde Türkiye kıyısından güneyde Libya’ya kadar Doğu Akdeniz’in iki bitişik bloğunu oluşturur ve ikisi arasında ortak bir deniz sınırı vardır. Türkiye’nin iddia ettiği kuzey kısım, bazı Yunan adalarını ve Kıbrıs’ın ekonomik bölgesinin (MEB) bazı kısımlarını kapsamaktadır.
Erdoğan-Putin’in Libya politikasıyla ilgili mevcut anlaşmasının geçerli olduğunu varsayarsak, Türkiye lideri Erdoğan mevcut ikili hedefleri hakkında tekrar düşünmek için baskı hissetmeyecek(Libya’da bir yer edinme ve Moskova’nın harekete destek vermesi için). Türkiye’nin hareketi Doğu Akdeniz gaz üreticileri ile potansiyel üreticiler arasında uyum sağlama çabalarını büyük ölçüde karmaşıklaştırmaktadır. Daha da önemlisi, bölgeden Avrupa’ya gaz ihraç etmek için planlı bir boru hattı (2025 yılında tamamlanması planlanan 8 milyar dolara mal olan) için zaten iddialı görünen planları daha da karmaşık hale getirebilir.
Ocak ayı başında Kıbrıs, Yunanistan ve İsrail liderleri bu plana kendilerini adadılar. Her üç devlet de Mısır, Avrupa Birliği ve ABD ile birlikte Türkiye-Libya denizcilik anlaşmasını yasa dışı olarak reddetmiş olsa da Erdoğan, Rusya’yı kendi tarafında tutarak kendini güçlendirilmiş hissedecek. Erdoğan, Anlaşmanın Libya ile olan uluslararası eleştirilerini bir kenara bırakarak, “Kıbrıslı Rumlar, Mısır, Yunanistan ve İsrail Türkiye’nin rızası olmadan doğal gaz iletim hattı kuramaz” dedi. Bazı analistler, Erdoğan’ın Doğu Akdeniz deniz sınırı iddialarının özellikle boru hattı planını engellemeye çalışmak için tasarlandığına inanıyorlar. Ancak Türk hükümeti, ülkenin Trablus hükümeti ile yapılan deniz anlaşmasına ve Türk birliklerinin Libya’da kurulmasına izin veren anlaşmayı haklı göstermek için başka nedenler ortaya koydu.
‘Terörle Mücadele Gerekçesi’
Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de attığı adımlar ve Libya’da yaşanan sorunlar, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanlarının paylaşımı konusunda attığı adımlarla Yunanistan’ın ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nin Türkiye’yi saf dışı bırakmayı amaçlayan yayılmacı siyasetini engelledi. Türkiye’nin Libya ile yaptığı anlaşmalarla kendisini Ege ve Akdeniz’de köşeye sıkıştırmak isteyen aktörlere karşı bir hamle yaptı. Libya’daki meşru hükümeti yıkmaya çalışan Hafter’e uluslararası kamuoyunun bir tepki göstermediği, tam tersi bir tutum izlenerek bazı küresel aktörler tarafından Hafter’in desteklendiği, Trablusgarp’ın düşmesi durumunda Libya’da büyük bir insani krizin ortaya çıkabilecek. Türkiye Libya’da terör ortamını sonlandırıp istikrarı sağlamaya çalışıyor.
Libya’da Terhune, Misrata ve Trablus çevresinde son durum haritası (14 Ocak 2020)
Libya Türkiye’nin deniz komşularından biri, yani ülkede istikrarsızlık, terörizm, kitlesel göç ve insan kaçakçılığı Türkiye ile doğrudan bağlantılı. Ulusal güvenlik tanımını sadece kara sınırlarımızdaki teröristlerle sınırlamak, çağdaş ulusal güvenlik anlayışıyla senkronize değildir.
Kıbrıs bölünmüş ve Türkiye Doğu Akdeniz enerji kulübünün dışında kaldığı sürece Ankara, Kıbrıslıların ve diğerlerinin Avrupa’ya boru hattı ile gaz ihraç etmelerini durdurmak için ne gerekiyorsa yapacak. Erdoğan’ın bunu yapması gerekip gerekmediği, Doğu Akdeniz’in derin sularında gaz üretmenin yüksek maliyeti boru hattını halihazırda depresyonda olan Avrupa ve küresel gaz fiyat ortamında yine de bir başlangıç yapamayacağı başka bir hikaye.
Cemal Aslan
Stratejik Ortak Misafir Yazar
[irp posts=”24035″ name=”Doğu Akdeniz Boru Hattı (East-Med) Uygulanabilir mi?”]
[irp posts=”23751″ name=”Kıta Sahanlığı ve Münhasır Ekonomik Bölge: Farkları Neler?”]
[irp posts=”23520″ name=”Türkiye-Libya ‘Deniz Sınırları Anlaşmasının’ Hukuki Boyutu”]
Yeni dünya düzenine ve uluslararası sisteme entegre olabilmek için küresel sistemin perspektifine, dinamiklerine ve konjonktürüne uyumlu politikalar sergilemek gerekmektedir.
Günümüz dünyasında askeri ittifakların ve blokların uluslararası ilişkilerin belirleyici unsuru olma niteliği azalmıştır. Buna istinaden devletlerarası ekonomik işbirliği, karşılıklı çıkar ilişkileri, stratejik ortaklıklar, demokratik faaliyetler, teknik ve bilimsel ticaret unsurları uluslararası ilişkilerin, en önemli yapı taşını oluşturmuştur.
Türkiye, bu ilkeleri son zamanlarda dikkate alarak kendi parametrelerini oluşturmuş ve küresel politikalar paralelinde hareket ederek çok yönlü stratejik açılımlar gerçekleştirmiştir.(Asya, Afrika , Latin Amerika)
Bu açılımlardan en istikrarlı ve başarılı biçimde devam edeni Afrika açılımıdır. Afrika açılımının alt metnini bir çok kavram oluşturur. Bunlar; siyasi ilişkiler, ekonomik işbirliği, enerji yatırımları, ticaret köprüleri, askeri iş ittifaklar, kültürel projeler, dış yardım ve kalkınma projeleridir.
Bu açılım noktasında Türkiye ile Afrika arasında yüksek düzeyde ziyaretlerin gerçekleştirilmesi, uluslararası örgütler içinde yer alan ülkeler ile temasların olması, insani yardımların yapılması ve desteklenmesi, ekonomik, teknik-bilimsel ve ticari işbirliği anlaşmalarının imzalanması, karşılıklı iş adamları ziyareti ve iş konseylerinin tertiplenmesi ilkeleri kabul edilmiştir.*
Siyasi İlişkiler
Türkiye’nin Afrika ile siyasi ilişkileri günümüzden çok eskisine dayanmaktadır. Özellikle Osmanlı döneminde hem iktisadi hem de siyasi olarak ilişkiler artmıştır. Fakat 19. yüzyılda gerilemeye başlayan ve 2000’li yıllara dek durma noktasına gelen Afrika ilişkiler bu yıllardan sonra yeniden canlanma göstermektedir.
Afrika, günümüz itibariyle küresel siyasetin öbek taşlarından biridir.55 devleti ile BM toplantılarında diplomasi fili, kritik ve kayda değer ölçüde madenleri ile rekabet sahası, onca eksiğine rağmen gelişmeye başlamış ekonomileri ile yatırım alanı/Pazar ,1 milyarı aşkın nüfusu vb. özellikleri ile “kara kıta” olarak nitelendirilse bile 2000’li yıllardan itibaren dikkatleri üzerine çekmektedir.*
Türkiye ise son yıllarda bölgesinde ve küresel ölçekte dünya politikasında aktif rol alma isteği, yükselen güçler arasında olmasıyla yüzünü Afrika’ya dönebilmesine zemin hazırlamıştır. Çok taraflı dış politika çerçevesinde Türkiye sadece NATO,OECD ve AB gibi uluslararası örgütlerle değil; Artan bir şekilde İslam Konferansı Örgütü, Arap Ligi ve Afrika’daki uluslararası örgütler ile de ilişkilerini geliştirme çabası içine girmiştir.*
Türkiye’nin uluslararası platformlarda etkinliğini artırma çabası ,bu alanlarda önemli ve etkin olan Afrika ülkeleri ile ilişkilerini geliştirmeye öncelik sağlamıştır. Afrika kıtasına yönelik geliştirilen politikalar ve stratejiler, yükselen güç olan Türkiye’nin en önemli dış politika aracı olmuştur. Özellikle sömürgeci geçmişi olmayan, Müslüman devlet olan, insani ve arabuluculuk faaliyetleri ile ön plana çıkan Türkiye, Afrika kıtasında daha olumlu karşılanacak görüşünden hareketle, durumu fırsata çevirme anlayışıyla hareket etmiştir.*
Türkiye ve diğer ülkeler, Afrika ülkelerinin BM’de 55 sandalye ile çok önemli bir güç olduklarını yaşayarak görmüşlerdir. Bu çerçevede Türkiye’nin 2009-2010 dönemi BM Güvenlik Konseyi geçici üyeliğine seçilmesinde Afrikalı devletlerin tam desteğini alması verilecek en iyi örnektir.
Afrika ilişkilerinde işbirliğini ve çevreyi yerinde görmek, analiz etmek uygulanacak stratejilere ve atılacak adımlara gösterge, yön verici olmuştur. Bu çerçevede Afrika’daki diplomatik temsilcilik sayılarında önemli artışlar vardır. 2000’lerde 12 büyükelçilik varken bu sayı 2013’te 35, günümüzde ise 42 ye yükselmiştir. Buna bağlı olarak Afrikalı ülkelerinde Türkiye’de diplomatik temsilcilik açması olağan olmuştur. Günümüzde Ankara ‘da dış temsilcilik sayısı 36’ya çıkmıştır.
Gelişen siyasi ilişkilerde önemli bir atılım olan vize muafiyeti anlaşmalarıdır. Türkiye özellikle ekonomik ve ticari alanda Afrika ülkelerine gidecek olan vatandaşlara bürokratik engelleri kaldırarak yardımcı olmaya çalışmaktadır. Bugün itibari ile 16 Afrika ülkesi ile vize muafiyeti anlaşması uygulanmaktadır.
Ekonomik İlişkiler
Türkiye’nin Afrika açılımı ile ilgili en önemli ayağını ekonomik ilişkiler oluşturmaktadır. Türkiye gelişen sanayi, teknolojisine yeni pazarlar ve hammadde ihtiyaçlarını karşılamak için Afrika’ya ekonomi temelli fırsat penceresinden bakmaktadır.
Buradaki en önemli husus, Afrika ile ekonomik ilişkilerin sağlıklı gelişmesi ve sürdürülebilir kılınması için karşılıklı win-win (kazan-kazan) stratejisinin ortaya koyulmasıdır.
Ayrıca Türkiye’nin doğrudan yabancı sermaye (Foreign Direct İnvestment -FDI) çekme konusunda daha doğru stratejiler ve ekonomik dönüşüm gerçekleştirerek cazibe merkezi haline gelmesidir.
Türkiye’nin Afrika’ya yönelik ekonomik işbirliği konusunda en önemli gücü STK’lar ve şirketlerden oluşmaktadır. Bu noktada Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) ve Dış Ekonomik İlişkiler Konseyi (DEİK) önemli bir rol üstlenmektedir.
Ticari ilişkilerin özelinde Türkiye’nin Afrika’ya ihraç ettiği ürünler; demir-çelik, makine sanayi ürünleri , soğutucu ve dondurucu cihazlar, gıda ve tekstil ürünleridir. Afrika’dan ithal edilen ürünlerin içeriğinde ise petrol, doğalgaz, altın ve hammadde olarak enerji rezervleri göze çarpmaktadır.
Afrika ve Türkiye ikili ticarette pazarlanan malların farklılığı ortadadır. Türkiye’nin bu ticareti daha fazla çeşitlendirmesi lehine olacaktır. Çünkü Türkiye ile aynı kalemleri ihraç eden devletler kıtada sömürgeci faaliyetleri ile tanınmaktadır. Böyle bir algıya düşülmemesi için Türkiye’nin daha yapıcı, karşılıklı çıkara dayanan ilişkileri geliştirmesi önceliklidir.
İnsani ve Dış Yardımları
Türkiye’nin uluslararası alanda insani yardımlar çerçevesinde değişimi gözle görülür seviyede yaklaşık 30 kat artmıştır. Bu seviye dünya genelinde her ne kadar azalma gösterse de Türkiye için tam tersi durum ortaya çıkmıştır.
Bu çerçevede Türkiye’nin insani, vicdani ve değer odaklı yürüttüğü diplomasinin, dış yardımlarla birlikte gerçekçiliğini ve resmiyetini ortaya koymuştur. Ulusal çıkardan bağımsız, hiçbir etnik köken, ırk ve dini ayrımcılık gözetmeksizin yapılan yardımlar, Türkiye’nin nüfuz alanını küresel biçimde genişletmiş ve yumuşak gücünü artırmıştır.
Ülkemizin bu konuda en çok hasıl olduğu topraklar Afrika’dır. Afrika kıtasında yaşanan açlık, kıtlık, sefalet, salgın hastalık gibi evrensel sorunlarda sorumluluk üstlenen ve sadece devlet olarak değil, STK’lar ve insani yardım kuruluşları ile destek sağlayan birimlerin etkisi yadsınamaz ölçüdedir.
Bu yardım faaliyetlerinde en büyük sorumluluğu alan kuruluşlar Kızılay, TİKA, Yunus Emre Enstitüsü ve İHH olmuştur.
TİKA Afrika’ya yönelik kalkınma yardımlarının yürütülmesi ve danışmanlığı noktasında 11 bölgesel ofisler ve bürolarla destek sağlamaktadır. Özellikle uluslararası kalkınma işbirliği ve dış yardımlar çerçevesinde ekonomik ve sosyal altyapılar ile üretim ve diğer sektörlerde projeler gerçekleştirilmiştir. Bu projeler, Türkiye’nin uluslararası meselelerdeki girişimci ve insani dış politikasının bir yansıması olmuştur. Bölgede sağlık hizmetleri, su projeleri , tarım projeleri ve kültürel mirasımız olan eserlerin restorasyonu konusunda çalışmaktadır.
İHH ise bölgede en aktif olarak çalışan kurumların başında gelmektedir. 43 Afrika ülkesinde proje geliştirip; sondaj çalışmalarıyla, katarakt ameliyatlarıyla, gıda yardımı ve Bayram süreçlerindeki kampanyalarıyla faaliyet yürütmektedir.
Yunus Emre Enstitüsü ise Afrika’da 8 ülkede 10 şubesi ile hizmet vermektedir. Afrika’da kültürel, toplumsal ve okul projeleri ile faaliyet süreçlerine katkı yapmaktadır.
Cihangir Gör
Stratejik Ortak Misafir Yazar
Kaynakça:
ERMAĞAN İsmail, Dünya Siyasetinde Afrika 2
ÖZTÜRK Hasan, Türk Dış Politikasında Afrika Açılımı
Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle birlikte, Avrupa’da ortaya çıkan etnik temelli çatışmalar, azınlık meselelerinin ve azınlık hakları konusunun Avrupa için önemini ortaya koymuştur. Yaşanan gelişmeler Avrupa’yı etkilemiş ve Avrupa devletleri 1990’larda Balkanlarda ortaya çıkan etnik çatışmalar ile durumun ciddiyetinin farkına varmışlardır. Avrupa’nın heterojen bir yapıda olması ve Avrupa ülkelerinin farklı etnik, dini ve dilsel azınlıklara sahip olması Avrupa’da azınlık hakları konusunda adım atılmasının yolunu açmıştır.
Avrupa Birliği, Avrupa Konseyi ve AGİT gibi kurumlar azınlık hakları konusunda birçok çalışma yapmış ve üye olan ülkelerin yaptıkları anlaşmalarla azınlık hakları güvence altına alınmıştır.
Tarihsel Anlamda Azınlık Hakları
Avrupa 400’den fazla azınlık grubuna ev sahipliği yapmakta ve her yedi Avrupalıdan biri ya bir azınlık grubuna üye ya da bölgesel veya azınlık dillerinden birini konuşmaktadır.[1] Bu dinsel, dilsel ve etnik çeşitlilik zaman içinde dışarıdan alınan göçlerle artmıştır.
Tarihsel gelişim ele alındığında, Birinci Dünya Savaşı sonrası Avrupa azınlık haklarında bir takım önemli gelişmelere sahne olmuştur. Savaş sonrası galip devletler etnik memnuniyetsizliklerin, ulusal ve uluslararası çatışmalara dönüşme potansiyeli karşısında Polonya, Çekoslovakya gibi Orta ve Doğu Avrupa devletlerinin bağımsızlıklarını, bazı azınlıkların korunması koşuluyla kabul etmiş Arnavutluk, Litvanya, Irak gibi devletlerin Milletler Cemiyeti’ne üyeliklerinin kabulü, bir takım azınlık konulu yükümlülükleri üstlenmeleri koşuluna bağlanmış böylece Avusturya, Macaristan, Türkiye gibi savaştan yenik çıkan devletlere azınlıkların korunması barış için bir ön koşul olarak getirilmiştir.[2] Fakat bu dönemde uluslararası barış ve istikrara tehdit olarak görülen azınlık meseleleri, tüm Avrupa ülkelerinde eşitlik prensibi ile ele alınmamış, Fransa, İtalya ve hatta savaştan yenik çıkan Almanya gibi ülkelerde azınlıkların korunması konusu Milletler Cemiyeti’nde gündeme gelmemiştir. İkinci Dünya Savaşı sonrasından Soğuk Savaşın bitimine kadar olan dönemde, Avrupalı devletlerin azınlıklar ve azınlık hakları konusundaki yaklaşımları insan hakları rejimi çerçevesinde şekillenmiştir.8 Bu dönemde Milletler Cemiyeti’nin azınlıklar konusundaki başarısızlığı azınlık hakları meselesinin gündemden düşmesine neden olmuş, İkinci Dünya Savaşı süresince Orta ve Doğu Avrupa ülkelerindeki bazı azınlık liderlerinin Nazi suçlarına iştirakleri şüphesiyle azınlıklara kuşkuyla yaklaşılmaya başlanmış, sonuçta azınlık hakları uluslararası barış ve güvenliğe tehdit olarak algılanmıştır. [3] 1990’lara gelindiğinde bu yaklaşımın artık geçerli olamayacağı düşüncesi ortaya çıkmış ve azınlıklar ile azınlık hakları konusunda, Avrupalı devletlerarasında farkındalık artmıştır. Azınlıkların durumları Avrupa için potansiyel bir tehdit oluşturduğu görülmüş ve bu durum Yugoslavya’nın parçalanması sonucu Balkanlar’da ortaya çıkan çatışmalarla bir nevi doğrulanmıştır.[4] Sonuç olarak, Sovyetlerin dağılmasıyla ortaya çıkan “azınlık tehdidi” ile başa çıkabilmek adına, 1990’ların başından itibaren hem Avrupa devletleri hem de Avrupalı örgütler arasındaki mutabakat ile eski Sovyet devletlerinin azınlık politikalarına etki etmede en güçlü yaklaşımın minimum seviyede norm ve standartlar oluşturmak ile bu norm ve standartlara uyumu denetlemek için uluslararası mekanizmaların kurulması olduğuna karar verilerek, bu yönde adımlar atılmıştır.
Azınlık Tanımı
1990’larda azınlıklar ve azınlık hakları konusunda hızlanan bu sürece rağmen, günümüzde dahi hala azınlık kavramının tanımı konusunda uluslararası bir mutabakat sağlanamamıştır. Yine de ‘BM İnsan Hakları Komisyonu Ayrımcılığın Önlenmesi ve Azınlıkların Korunması Alt Komisyonu’ raportörü Francesco Capotorti’nin 1979 tarihinde hazırlamış olduğu Etnik, Dinsel ve Dilsel Azınlıklara Mensup Kişilerin Haklarına ilişkin BM raporundaki ‘azınlık’ tanımı uluslararası alanda ve dolayısıyla Avrupa’da görece kabul görmüş ve sonrasında yapılan ‘azınlık’ tanımlarına temel çerçeve oluşturmuştur. Capotorti’nin ‘azınlık’ tanımına göre azınlıklar dört temel özellik – bunlardan ilk üçü nesnel özellikler olup son özellik ise özneldir – çerçevesinde tanımlanabilir ki bir grubun azınlık olarak tanımlanabilmesi için “Çoğunluktan ırk, din ve dil temelinde farklı olan vatandaşlar grubu olmaları; görece sayıca az küçük bir topluluk olmaları; (toplumda) egemen konumda olmamaları; çoğunluktan farklı olan kimliklerini korumaya kararlı olmaları” gerekmektedir.[5]
Bu tanım ve onun üzerine kurulan literatürdeki diğer tanımlar ‘vatandaş’ olma şartı koştuğu için, Avrupa ülkelerinde vatandaşlıktan yararlanamayan göçmen ve mültecileri azınlık tanımı kapsamı dışında bırakmaktadır. Bu durum Avrupa ülkelerinde bulunan mülteci ve göçmen grupların azınlıklara sağlanan haklardan yararlanamamasına neden olmaktadır.
Sonuç olarak, Avrupa’da azınlık hakları meselesi öncelikle azınlık tanımı konusunda nesnel kriterler belirlenmesi ile ilerleme sağlandıktan sonra ancak masaya yatırılabileceği ve bir azınlık hakları rejimi oluşturulabileceği düşünülmektedir. Verilecek haklara kimlerin sahip olacağını belirlemeden, azınlık hakları konusunda gelişme sağlanmasını beklemek veya sağlansa bile bu hakların adilane bir şekilde azınlık gruplarına uygulanmasını sağlamak oldukça yüzeysel bir yaklaşım olarak atfedilebilir ki Avrupa’da ve hatta uluslararası arenada durum halen bu şekildedir.
Azınlık Hakları Çalışmaları
Avrupa’nın üç örgütünün – AK, AGİT ve AB – yoğun çabaları sayesinde yavaş yavaş azınlık çalışmaları şekillenmeye başlamıştır. Azınlık hakları konusunda Avrupa standartlarının belirlenmesi için özellikle AK ve AGİT’in çalışmaları öne çıkmıştır.[6] Bu örgütler birbirleriyle de yakın işbirliği içerisinde bir takım ortak standartlar ortaya konmuş ve örgütler arası işbirliği ile birbirlerinin oluşturmuş oldukları belgelere ve dolayısıyla standartlara referans vererek azınlık hakları rejimine giden yola zemin hazırlamışlardır. Sonuçta, 1990’lar öncesi ve sonrasında AK, AGİT ve AB’nin azınlık hakları konusundaki çalışmaları Avrupa’da gelişmekte olan azınlık hakları rejimi için oldukça önemlidir.
AK, 1990’lar öncesinde insan hakları konusunda aktif bir yaklaşım gösterirken, daha sonrasında azınlık hakları ve standartları konusuna odaklanmış ve bu doğrultuda 1994 yılında kabul edilen ve 1998 yılında yürürlüğe giren Azınlıkların Korunmasına İlişkin Avrupa Çerçeve Sözleşmesi’ni tesis etmiştir.[7] Sözleşme ulusal azınlıkları koruma konusunda Avrupa’da temel standartları oluşturmuş, sıklıkla referans verilen ve Avrupa’nın çoğu devletinin taraf olduğu bir doküman olarak azınlık hakları konusunda belirleyici olmuştur. Fransa ve Türkiye gibi bazı üye ülkeler Sözleşme’yi imzalamayı reddetseler de, Sözleşme Avrupa’da azınlıkları koruma konusunda öne çıkan en önemli belgedir.
AK’nin 1992 yılında kabul ettiği ve 1998 yılında yürürlüğe giren Bölgesel veya Azınlık Dilleri Avrupa Şartı azınlık hakları konusunda sıklıkla başvurulan ve referans gösterilen bir diğer belgedir. Avrupa Şartı’na taraf devletler azınlık dilleri konusundaki yükümlülüklerini ne derecede gerçekleştirdiklerini detaylandıran raporlar sunmakla sorumlu tutulmuşlardır. Fakat önemle belirtilmelidir ki Avrupa Şartı spesifik olarak bölgesel ve azınlık dillerini teşvik etmek ve korumayı hedeflemiş, fakat bu dilleri konuşanlara bireysel veya kolektif haklar getirmemiştir.[8]
Avrupa’da azınlıklar konusunda önde gelen bir diğer örgüt olan AB, azınlık hakları standartları konusunda Avrupa’daki en zayıf halkadır. AB iç müktesebatında azınlık konusunda herhangi bir standart bulunmamakla beraber, AB üye ülkelerinin de uyacağı herhangi bir standart belirlenmemiştir. Azınlık standartları konusunda etkinliği kısıtlı olan AB, yine de genişleme politikası vasıtasıyla azınlıkların korunması ve azınlık hakları konusunda Avrupa’nın önde gelen aktif aktörlerinden biri olmuştur. Azınlık hakları, 1993 Kopenhag Zirvesi ile birlikte genişleme konusunda başat kriter kabul edilen Kopenhag Kriterleri arasında sayılmış ve azınlıkların korunması açık bir şekilde genişleme kriteri olarak belirtilmiştir.
Toparlayacak olursak; Avrupa’da azınlıklar konusunda özellikle AK, AGİT ve AB’nin başını çektiği örgütler sayesinde adım adım bir azınlık rejimi oluşturulmaya çalışılsa da, tüm Avrupa tarafından kabul gören ve uygulanan Avrupa azınlık hakları standartlarından bahsetmek halen mümkün değildir. Bu durum Avrupa ülkelerinde azınlıkların yaşadığı farklı sorunlar ile de kendini belli etmektedir. Özellikle AB, NATO gibi Avrupa örgütlerinin genişlemesiyle azınlık hakları konusunda Batı Avrupa ve Doğu Avrupa arasındaki farklılıklar gün geçtikçe belirginleşmiş ve çeşitli eleştirilere neden olmuştur.
Birinci Dünya Savaşı sonrası, Preece tarafından dile getirilen, Milletler Cemiyeti tarafından uygulanan azınlık sisteminde eşitlik ilkesinin olmaması gibi – Batı Avrupa ülkelerinin azınlıkların korunması konusunda Orta ve Doğu Avrupa ülkelerine uygulanan koşullara tabii olmaması – nedeniyle Avrupa azınlık hakları meselesi eşitlik ilkesinden uzak bir şekilde ele alınmaktadır. [9]
Soğuk Savaş sonrası dünya düzeninin değişmesi ile birlikte, Avrupa’da bir azınlık hakları rejimi temellendirilmeye çalışılmış ve bu doğrultuda AK, AGİT ve AB gibi örgütlerin çalışmaları ile Avrupa azınlık hakları standartlarının belirlenmesi yönünde adımlar atılmıştır. Sonuçta tüm bu çabalara rağmen, halen Avrupa’da tüm ülkeleri kapsayan ve eşitlik ilkesi ile tüm ülkelere uygulanan azınlık standartlarına ulaşılamamıştır. Aksine Batı Avrupa devletlerinin egemenlik sınırlarında bırakılan azınlık hakları konusu, Doğu ve Orta Avrupa devletlerine AB gibi örgütlere giriş aşamasında bir ön koşul olarak uygulanmış ve bu durum da azınlık hakları konusunda Avrupa’da bir çifte standart olduğu eleştirilerini beraberinde getirmiştir. Bunun yanı sıra ‘azınlık’ tanımının gerek uluslararası alanda, gerekse Avrupa özelinde belirli standartlara bağlanamaması azınlık haklarının uygulanması konusunu daha da problemli bir hale getirmiş ve hâlihazırda ülkelerin iç hukukuna kazandırılan azınlıkları koruma konusundaki hakların kimleri kapsadığı konusunu gündeme getirmiştir. Açıktır ki azınlık tanımı olmadan azınlık hakları konusu uluslararası alanda ve özelde Avrupa’da muğlak bir alan olarak kalmaya devam edecektir.
Sonuç olarak; Avrupa azınlık hakları konusu hala gelişmekte olan ve dönüşümünü tamamlayamamış ve eşit standartların sağlanamadığı bir alan olarak kalmıştır. Fransa gibi Batı Avrupa devletlerinde süre gelen azınlık problemleri, bu sorunun ancak tüm Avrupa devletlerini kapsayan bir işbirliği içerisinde çözülebileceğini ve azınlık haklarının Avrupa devletlerinin fikir birliği ile egemenlik haklarının azınlık haklarıyla bir dengeye oturtulduğu takdirde ortak standartlara kavuşturulabileceğini göstermiştir.
Mesude Demir
Stratejik Ortak Misafir Yazar
KAYNAKÇA
Francesco Capotorti, Study on the Rights of Persons Belonging to Ethnic, Religious and Linguistic Minorities. United Nations, E/CN4/Sub2/384/Rev1, 1979.
Naz Çavuşoğlu “‘Azınlık’ Nedir?”, İnsan Hakları Yıllığı, Cilt 19-20, No. 1, 1998, 93-101.
Jennifer J. Preece “Minority Rights in Europe: from Westphalia to Helsinki”, Review of International Studies, Cilt 23, No 1, 1997, s. 75-92.
Hakan Taşdemir ve Murat Saraçlı “Avrupa Birliği ve Türkiye Perspektifinden Azınlık Hakları Sorunu”, Uluslararası Hukuk ve Politika, Cilt 2, No 8, 2007,s. 25-35
Carter Johnson, “The Use and Abuse of Minority Rights: Assessing Past and Future EU Policies towards Accession Countries of Central, Eastern and South-Eastern Europe”, International Journal on Minority and Group Rights, Cilt 13, 2006, s. 29.
Gözde Yilmaz, “Common, Double, or No Standards? How to Improve Minority Protection in Turkey through the Pressure of the EU”, Tanja A. Börzel ve Katrin Böttger (der.), Policy Change in the EU’s Immediate Neighbourhood: A Sectoral Approach, Baden-Baden, Nomos, 2012, s. 33- 55.
2011’den bu yana iç savaşın yaşandığı Libya’da kalıcı ateşkes ve istikrarın sürdürülmesi amacıyla düzenlenen Berlin Konferansı 19 Ocak’ta gerçekleşecek. Fransa, İtalya ve Rusya öncülüğünde taraflarla yapılan diplomasi trafiğinden herhangi bir netice alınamadığı için gözler 11 ülke lideri ve çeşitli birliklerin davet edildiği Berlin Konferansı’na çevrildi.
Konferansa Katılanlar
Berlin Konferansı’na katılan ülkeler: Türkiye, Rusya, İtalya, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Mısır, İngiltere, Fransa, Çin, Cezayir, ABD ve Kongo.
Diğer katılımlar: Birleşmiş Milletler, Afrika Birliği ve Arap Ligi.
Konferansa katılan Libya’daki taraflar Ulusal Mutabakat Hükümeti Başbakanı Fayiz es-Serrac ve General Halife Hafter.
@stratejik_ortak
Konferans Öncesi
Konferans öncesi 5 ön hazırlık toplantısı düzenleyen Almanya’nın, Libya’daki krize yönelik somut adımlar atmayan ABD ve Avrupa Birliği nedeniyle konferansın toplanacağı konusunda şüpheleri vardı. Ancak Rusya ve Türkiye’nin Moskova’da taraflar arasında başlattığı diyalog süreci, liderler arasında da telefon trafiğine sahne oldu. Böylece 19 Ocak’ta Berlin Konferansı’nın yapılması konusunda taraflar bilgilendirildi.
Almanya, konferans sonrasında ne olursa olsun koşulsuz ateşkes istiyor. 8 Ocak’ta Putin ile Erdoğan’ın da Libya’daki taraflara yaptığı ateşkes çağrısı 12 Ocak gece yarısı ile birlikte hayata geçmiş, ancak 15 Ocak’ın ilk saatlerinde Hafter’e bağlı Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih, “ateşkesin sona erdiğini, savaşın devam edeceğini” duyurmuştu.
Berlin Konferansı Giden Süreçte Yaşanan Diplomasi Trafiği:
8 Ocak: Türkiye’ye gelen Rusya lideri Putin ile Cumhurbaşkanı Erdoğan, 12 Ocak’ta Libya’da ateşkes sağlanması için çağrıda bulundu.
9 Ocak: Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şükri, Cezayir’e gitti.
11 Ocak: UMH’ye bağlı komutan Ammar, “(Erdoğan ve Putin görüşmesi sonrası) “Hafter saflarındaki bazı Wagner güçlerinin çekildiğini görüyoruz. Önemli bir kısmının cepheden ayrılarak Cufra askeri üssüne helikopterlerle gittiğini gözlemledik. Kalanlar sadece çekilme hattını tutuyor.” dedi.
Ammar’ın yaptığı açıklamadan saatler sonra Rusya lideri Putin, Libya’da bulunan Rus vatandaşı paralı Wagner personellerinin Moskova hükümetini temsil etmediğini ve paralarını hükümetten almadıklarını söyledi.
“Hafter’i yok saymamız mümkün değil, o da Libya’daki aktörlerden biri’ diyen Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Libya’daki kaosun sürmesinin nedeni olarak ise Fransa’yı gösterdi.
UMH Başbakanı Serraç, Roma’ya giderek İtalya Başbakanı Conte ile görüştü. Bir gün önce de General Hafter ile görüşen Conte, iki gün sonra Türkiye’ye gideceğini açıkladı.
12 Ocak: Cumhurbaşkanı Erdoğan, Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) Başkanlık Konseyi Başkanı Fayiz es-Serrac’ı Dolmabahçe’de kabul etti.
Mısır’a giden Hafter’e bağlı Temsilciler Meclisi Başkanı Akila Salih, Türkiye Libya’ya müdahale ederse Mısır ordusundan Libya’ya müdahale etmesini istemek zorunda kalabileceklerini söyledi.
13 Ocak: İtalya Başbakanı Conte, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmek için İstanbul’a geldi. Aynı saatlerde Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu ve Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Hafter ve beraberindeki heyetin de bulunduğu Moskova’da UMH Başkanı Serrac ile bir araya geldi.
14 Ocak: Moskova’da ateşkesi imzalamadan ülkeden ayrılan ve Mısır’ın başkenti Kahire’ye giden General Halife Hafter, ‘ateşkesi imzalamak için’ iki gün süre talep etti.
Halife Hafter kontrolündeki Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih, Rusya’daki ateşkesi Türkiye’nin katılımı nedeniyle imzalamadıklarını belirterek “ateşkesin sona erdiğini, savaşın devam edeceğini” duyurdu.
Kaynak: StratejikOrtak.com
[irp posts=”3433″ name=”Libya Son Durum Haritası (2020)”]
Etiyopya ile Sudan sınırında 2011’de yapımına başlanan, Afrika’nın en büyük dünyanın 10. büyük barajı olacak olan Hedasi (Rönesans) Barajı, Nil Nehri havzasının aşağı-kıyı ülkeleri Mısır ve Sudan krize neden oldu. 100 milyonu aşkın nüfusa sahip Etiyopya’nın önem verdiği proje ile üretilen elektrik hem Etiyopyalılara verilecek hem de bölge ülkelerine ihraç edilecek. Uğruna savaş çağrıları yapılan Hedasi Barajı ve bölge ülkelerinin yaşadığı sorunu sizler için hazırladık.
1.) Yapımına 2011 yılında başlanan 1800 metre uzunlukta, 140 metre derinlikteki Hedasi Barajı, açılması halinde Afrika’nın en büyük barajı olacak. Etiyopya ile Sudan sınırında yer alan Benishangul-Gumuz bölgesi yapımına devam edilen baraj, Nil’in kollarından biri olan Mavi Nil’in üzerine yapıldı.
Hedasi Barajı’nın yapılacağı alan.
2.) 5 milyar dolar maliyetiyle Etiyopya’nın en önemli yatırımları arasında yer alan projede, tutulacak 74 milyar metre küp su ile 6 bin 450 megavat elektrik üretilecek. 2020’de ilk üretimin yapılması, 2023’te de barajın tamamen yapılacağı düşünülüyor.
3.) 70 milyon Etiyopyalının elektrik ihtiyacına destek olacak olan barajın yapımını İtalyan Salini şirketi üstleniyor.
4.) Sudan ve Mısır’ın tarım arazilerini sulayan Nil Nehri’ndeki sorun, Türkiye ile Suriye arasında geçmişten bu yana devam eden su tartışmalarına benziyor. Hatta Etiyopyalı yetkilerin Türkiye’yi örnek vererek, Türkiye’de yapılan barajların komşu ülkelere hiçbir zararı olmadığı söylüyor.
Mısır yönetimi, Etiyopya’nın barajda tutacağı su miktarını ve nehre verebileceği zararı tartışırken, Etiyopya hiçbir şekilde barajın yapımı ile ilgili konuları pazarlık masasına getirmiyor.
Mısırlı yetkililerin çekince olarak öne sürdüğü durumlardan bazıları:
Baraj sonrası seyahat oldukça zor olacak.
Çevre kirliliği oluşacak. Bu nedenle hem insanlarımız hem de tarım mahsüllerimiz zarar görecek.
Nil Nehri’nin Mısır’a ulaşan su miktarı azalacak.
Balık çiftlikleri zarar görecek.
5.) Nil Nehri’nde yaşanan suların kullanım sorunu 1929 ve 1959’da İngiltere ve İtalya arasında yapılan bir dizi anlaşmaya dayanıyor. 1929’da yapılan ve üzerine 1959’da tesis edilen “Nil Sularının Tam Kullanımı” anlaşmasıyla, yukarı-kıyı ülkeleri dışarda bırakılarak, nehir yüzde 75 ve yüzde 25 oranlarıyla Mısır ve Sudan arasında paylaşıldı.
6.) Afrika’nın en önemli askeri gücü olan Mısır, İngiltere tarafından kendisine verilen haklar nedeniyle nehirle ilgili yapılan tüm görüşmelerde baskın güç olarak politika yürüyor.
7.) Nil Nehri havzasında Mısır, Sudan, Etiyopya, Eritre, Kenya, Ruanda, Brundi, Tanzanya, Uganda ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti yer alıyor. 2,9 milyon kilometrekarelik alanıyla Afrika kıtasının yüzde 10’unu oluşturan havza, susuzluk sorunu yaşayan bölge ülkelerinin en önemli kaynağı konumunda. Mısır dışındaki ülkeler de nehir üzerindeki paylaşım konusunda yeni anlaşmalar talep ediyor.
8.) 2013 verilere göre Nil nehrinin yıllık 84 milyar metreküp olan su kapasitesinin 55 milyar metreküplük yüzde 60′ını Mısır kullanıyor.
9.) Mısır’ın demokratik seçimle seçilen ilk Cumhurbaşkanı olan Muhammed Mursi’nin 2013 yılında “Uğruna kanımızı dökeriz” açıklamasının üzerinden 6 yıl geçmişti ki Mısır medyası da baraj ile ilgili “savaş çağırısı” yaptı. Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, “Mısırlı kardeşlerimizden gelen askeri tehdide ve onların asılsız korkularına bakmaksızın barajın inşasına devam edeceğiz. Kendimizi savunacak yeterliliğe sahibiz ama savaş bir çözüm değil.” İfadelerini kullandı.
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed
10.) Baraj ile ilgili ilk olarak Mısır, Sudan ve Etiyopya barajın etkilerinin araştırılması üzerine çalışmaların yürütülmesi için 2015 yılında İlkeler Deklarasyonu’nu imzaladılar. Bu deklarasyonda nihai anlaşma sağlanamadı ancak barajın üretitiği elektrikte önceliğin Mısır ve Sudan’a verilmesi, barajın dolumu sırasında Sudan ve Mısır’ın haklarının gözetilmesi ve olası olumsuz sonuçların çözümü için ortak yapının kurulması gibi noktalar yer aldı.
Mısır, Sudan ve Etiyopya liderleri.
11.) ABD Başkanı Trump ile Dünya Bankası’ndan temsilcilerin de katılımıyla Mısır, Etiyopya ve Sudanlı yetkililerin 6 Kasım’da Washington’da yaptığı toplantıda, 15 Ocak 2020’ye kadar barajın doldurulması ve çalıştırılmasına ilişkin anlaşmaya varılmasına karar verildi.
12.) Etiyopya Dışişleri Bakanı Gedu Andargachew, barajın açılışında ABD Başkanı Donald Trump’ın da kurdele kesmek istediğini söyledi.
Mete Han’ın Büyük Hun Devleti tahtına oturmasıyla birlikte teşkilatlanmasını zirveye çıkaran Hunlar, hızla büyüyerek Asya’nın en büyük devleti haline gelmişlerdir. Bu süreçte Hunlar, 26 devleti kendilerine bağlamışlar ve yay çekebilen bütün kavimleri tek bir aile halinde birleştirmişlerdir. Mete Han, üstün meziyetleriyle Çin imparatorunu mağlup etmiş ve bir antlaşmayla da onu kendisine bağlamıştır.
Asya’da Hunların üstünlüğüne dayanan statüko, M.Ö. 140 yılında Çin’de tahta çıkan İmparator Wu-ti (M.Ö. 140-87) ile bozulmaya başlamıştır. Onun döneminde Çin, Batı memleketlerinin önemini kavramış, askerî teşkilatını Hunlara benzeterek geliştirmiş ve Hunlarla olan münasebetlerini yavaş yavaş bozmaya başlamıştır. M.Ö. 120’li yıllarda başlayan Hun-Çin savaşlarıyla hem Çinliler hem de Hunlar oldukça yıpranmışlardır. Hunlara karşı toprak kazanımları elde eden Çin, barış zamanlarında da Hunları tahrik ederek savaşa zorlamıştır.[2] Çin sınırındaki verimli topraklarını kaybeden Hunlar, bu süreçte hem kuraklıklarla hem de salgın hastalıklarla mücadele etmişlerdir.
Hun-Çin savaşları bütün hızıyla sürerken Çinlilerin kendilerine olan güvenleri artıyor, Hunlar ise gerilemeye başlıyordu. M.Ö. 100’lü yıllarda başlayan Hunların Batıya kaymaları, bundan sonraki süreçte de devam etmiştir.[3]
M.Ö. 70’li yıllara gelindiğinde kıtlık ve fakirlik Hunları daha fazla vurmaya başlamıştı. Bu dönemde Hunların akınları güneyden batıya doğru kaymış, Hunlar artık Çin’e akın yapmamaya başlamışlardır. İktisadî olarak çıkmazda bulunan Hunlar, kurtuluşlarını Türkistan’da görmeye başlamışlardır. Nitekim bir ara Kuça, Aksu ve Turfan bölgeleri Hunlarla birleşmiştir (M.Ö. 72).[4] Çin, buralarda da Hunları rahat bırakmamış, Hunları bu bölgeden atmak için büyük bir akın düzenlemiştir. Fakat Çin ile Hunların arasındaki savaşların çoğu Çinlilerin Hunları aramalarıyla geçmiştir. Bu da Hunların sürekli yer değiştirmesine, insanların kaybolmasına, dağılmasına ve ölümlerine yol açmıştır.
M.Ö. 71 yılında Tanrı Dağları etrafındaki Wusunlara yaptığı akından dönen Hun Hakanı, yolda büyük bir soğukla karşılaşmış ve insanları donarak ölmüşlerdir. Yurtlarına ulaşanların sayısı ise onda biri geçmemiştir. Bu talihsiz yolculuk Hunlar için vahim sonuçlara yol açmıştır. Nitekim bundan sonra eskiden Hunlara bağlı olan Tinglingler kuzeyden, Wuhuanlar doğudan ve Wusunlar da batıdan hücuma geçmişlerdir. Hun ülkesinde on binlerce insanın ölümüyle sonuçlanan bu akınlarda, binlerce insan, at, sığır ve koyun da yağma ve esir edilmiştir.[5]
Bu dönemde Hunlardaki fakirlik ve açlık, ölümleri iki katına çıkarmıştır. Çin tarihlerinin ifadelerine göre insanların onda üçü ve hayvanların da yarısı yok olmuştur.[6] Görüldüğü üzere Hunlar, bölünmeye giden süreçte sadece savaşlarla yıpranmamışlar, aynı zamanda gerçekten de hayatta kalma mücadelesi vermişlerdir.
M.Ö. 68 yılında Hun tahtına Hsü-lu-kuan-chü Han çıkmıştır. Onun döneminde Hunlar, Türkistan’daki ziraat kolonilerine akınlar düzenlemişlerdir. Aynı zamanda Türkistan’da kendileri için tarım alanları oluşturmaya başlamışlardır. İktisadî durumları biraz düzelmiş olacak ki Hakan, emrindeki 100.000 atlıyla akın için güneye Çin sınırlarına inmiş fakat Çin’e sığınan Hun askerlerinin bunu haber vermeleriyle akın yarım kalmıştır.[7]
Wu-yen-chü-te Han
Hsü-lu-kuan-chü Han’ın M.Ö. 60 yılında ölümünden sonra eski Ulu Hatun[8] ve kardeşi birleşerek bir saray darbesi[9] ile Sağ Bilge Prensi’ni, Wu-yen-chü-te Han olarak tahta çıkarmışlardır. Wu-yen-chü-te Han, M.Ö. 105 yılında ölen Wu-wei Han’ın torunuydu.[10] Wu-wei Han’dan sonra gelen Hakanlarla yönetim kademelerinin, hanedanın bir kolunun elinde kemikleştiği düşünülebilir. Fakat bu taht değişikliğiyle birlikte hâkimiyet, hanedanın uzak bir koluna geçmiştir.
Wu-yen-chü-te Han, başa geçer geçmez sergilemeye başladığı acımasız ve zalim tavırlarla devlet içerisindeki kesimlerin tepkisini toplamaya başlamıştır. İlk iş olarak eski Hakana hizmet eden Prens Hsing-wei-ying[11] gibi soyluları öldürmüştür. Eski Ulu Hatun’un kardeşi Tu-ling-ch’i’yi devlet işlerini idare etmesi için görevlendirmiştir. Bundan sonra eski Hakanın ailesi ve yakın akrabaları devlet işlerinden uzaklaştırılarak yerlerine Wu-yen-chü-te’nin oğulları ve kardeşleri getirilmiştir.[12] Devletin üst kademelerinde gerçekleşen bu sert değişiklikler, Hunların yönetim mekanizmalarını kötü etkilemiş olmalıdır.
Tahta çıkması gereken Hsü-lu-kuan-chü Han’ın veliahdı olan Chi-hou-shan, devletin Sağ bölgesinde[13] oturan kayın babası Wu-shan-mo’ya sığınmıştır. Lakin bu bölgede veliahttan daha fazla saygı gören prensler de vardı. Bunlardan biri olan Jihchu Prensi Hsien-hsien-t’an, 12 bin kişi ve 12 küçük prens veya bey ile Çin’e sığınmış, bunun üzerine Wu-yen-chü-te Han Jihchu Prensliğine amcası oğlu Po-hsü-t’ang’ı tayin etmiştir. Ardından Hsien-hsien-t’an’ın kardeşleri ve yakınlarını öldürmüştür.[14] Hiç şüphesiz Çin, kendisine sığınan Hun prenslerini hem Hunları birbirine düşürmek hem de hakimiyetini genişletmek için kullanmaya çalışıyordu. Nitekim bu dönemde Türkistan’daki şehir devletleri, Çinlilerin yardımlarıyla Hunlardan bazı şehirleri almışlardır.
Wu-yen-chü-te Han’a karşı ilk isyan Ao-chien Prensi öldükten sonra çıkmıştır. Hakan bu prensliğe kendi oğlunu tayin etmiş fakat Prensliğin soyluları bunu kabul etmeyerek ölen prensin oğlunu başlarına geçirerek doğuya çekilmişlerdir. Bunun üzerine Wu-yen-chü-te, Sağ Başvekilini onları cezalandırmak için göndermiştir. Hakanın Başvekili bir başarı elde edememiş hatta birkaç bin kişisi ölmüştür (M.Ö. 58).[15] Bu noktadan sonra artık Wu-yen-chü-te’nin gelişmeleri kontrol edemediği ortadadır. Devletin Sol bölgesindeki bu hareketlilik, Hakanın kardeşi Sol Bilge Prensin, bu bölgenin soylularına iftiralar atmasıyla zirveye ulaşmıştır.
Büyük Hun Devleti’ndeki bu karışıklıklardan yararlanan sadece Çin değildi. Hunların doğusunda yaşayan Wuhuanlar, bu sıralarda saldırıya geçerek Hun topraklarında yağmalarda bulunmuşlardır.[16]
M.Ö. 58 yılında Wu-yen-chü-te Han’ın gücünü giderek artırdığı gerekçesiyle kızdığı Ku-shi Prensi, Sol bölgenin ileri gelenleri ve Wu-shan-mo birlik olarak eski Hakanın veliahdı Chi-hou-shan’ı, Huhanyeh Han unvanı ile tahta çıkarmışlardır.[17] Böylece birkaç yıl sürecek olan ve Hunların sürekli kardeş kanı akıtacakları taht kavgaları başlamıştır. Karışıklıkların bu seviyeye ulaşmasının sebebi Wu-yen-chü-te Han’ın sert ve acımasız politikalarıdır.
Bundan sonra Sol bölgenin soyluları 40 ya da 50 bin kişilik bir ordu ile Wu-yen-chü-te Han’ın üzerine yürümüşlerdir. İki ordu karşılaştığında Wu-yen-chü-te’nin askerleri dağılarak kaçmış ve Wu-yen-chü-te, kardeşi Sağ Bilge Prense haber göndererek yardım istemiştir. Sağ Bilge Prens ise ona “İnsanları sevmedin, kardeşlerini ve ileri gelenleri öldürdün. Neredeysen orada öl. Bana gelip adımı kirletme” diyerek ibretlik bir cevap yollamıştır.[18] Bu cevaba çok üzülen Wu-yen-chü-te Han kendisini öldürmüştür. Görüyoruz ki Hakanın politikaları, devletin üst kademelerine kendisinin getirdiği yakın akrabaları tarafından da tasvip edilmemiş ve sonucunda ordusu bile onu terk ederek yalnız bırakmıştır.
Wu-yen-chü-te Han döneminde Büyük Hun Devleti’nin geçirdiği evrim sonraki dönemde birçok Prensin kendisini Han ilan etmesine yol açmıştır. Bunun başlıca sebebi veraset hukukunun belirli bir kurala bağlanmamasıdır. Türk hâkimiyet anlayışı tahta çıkmada her hanedan üyesine aynı hakkı veriyordu. Bu da taht kavgalarına ve bu kavgalar da devletin zayıflamasına hatta bölünmesine yol açıyordu.[19] Bir başka sebep de Wu-yen-chü-te’nin başa geçmesiyle hâkimiyetin hanedanın uzak bir koluna geçmesidir. Çünkü bu, hanedanın diğer uzak kollarındaki Prenslerin Hanlık hırslarını uyandırmıştır.
Uygulanan sert ve acımasız politikalar sürekli baskı altında olan Prenslerin ya Çin’e sığınmalarına ya da merkezden uzaklaşarak Hakanın öfkesinden kurtulmaya çalışmalarına yol açmıştır. Bunun sonucu olarak Büyük Hun Devleti otorite kaybı yaşamıştır.
5 Ayrı Hakan
M.Ö. 58 yılında Huhanyeh Han tek başına ve meşru olarak Hun tahtını ele geçirmiştir. Devletin Orhun’daki merkezine yerleşen Huhanyeh Han, bir süre sonra karışıklıkların sona ermesi sebebiyle ordusunu terhis etmiştir[20]. Aslında ilk zamanlarında herkes onu desteklemiştir. Fakat aldığı kararlar Büyük Hun Devleti’ni tekrar iç karışıklıklara sürüklemiştir.
Huhanyeh Han, herhangi bir soyluluk unvanı olmayan ve Çin tarihlerinin halktan bir kişi dedikleri büyük kardeşi Hu-t’u-wu-szu’yu Sol Kuli Prensliğine tayin etmiştir[21]. Hu-t’u-wu-szu’nun önceki hayatına dair bir kayıt yoktur. Wu-yen-chü-te Han döneminde uygulanan devlet kademelerindeki kadrolaşma hareketi sırasında, elinden soyluluk unvanlarının alındığı tahmin edilebilir. Fakat Çin tarihlerinde onun neden halk arasından olarak tanıtıldığı karanlık bir noktadır.
Devleti bölünmeye kadar götürecek olan ilk büyük hata; Huhanyeh Han’ın, Sağ Bilge Prensi[22] hakkında ölüm kararı almasıdır. Bu kararı haber alan Sağ Bilge Prens eski Ulu Hatunun kardeşi ile ve diğer bazı prenslerle anlaşarak Jih-chu Prensi Po-hsü-t’ang’ı, T’u-ch’i Han (Gerçek ve doğru Han) unvanı ile tahta çıkarmışlardır (M.Ö. 58)[23]. Ardından Huhanyeh Han’ın üzerine ordu göndererek onu mağlup etmişlerdir.
Bundan sonra devlet kademelerini kendi adamlarıyla doldurmaya girişen Gerçek Han, büyük oğlunu Sol Kuli Prensliğine küçük oğlunu da Sağ Kuli Prensliğine tayin etti. Huhanyeh mağlup olmasına rağmen Gerçek Han, devletin merkezi Orhun’a yerleşmemiş ve M.Ö. 60 yılında Çin’e sığınan Jih-chu Prensinin kardeşini ve Sağ Ao-chien Prensini, yirmişer bin askerle doğuya Huhanyeh’e karşı korunmak için göndermiştir[24]. Gerçek Han’ın bu faaliyetlerinden anlıyoruz ki o, Sağ bölgede hâkimiyetini sağlama almaya çalışırken eski Jih-chu Prensinin kardeşi gibi Wu-yen-chü-te döneminde ellerinden soyluluk unvanları alınan Prensleri ve yakınlarını etrafına toplamak için de uğraşmıştır.
Gerçek Han’ın ülkeye iyice hâkim olmaya başladığı sırada Hu-chieh (Uygur?) ve Wei-li (İli?)[25] Prensleri, Sağ Bilge Prensinin kendisini Han ilan edeceğini söyleyerek Hakanı kandırmışlardır. Bunun üzerine Sağ Bilge Prensi ve oğlu öldürülmüş fakat ardından bunun doğru olmadığı ortaya çıkmıştır. Gerçek Han onları boş yere öldürdüğünü öğrenince Wei-li Prensini öldürmüştür. Hakandan korkan Hu-chieh Prensi de kaçarak kendisini Hu-chieh Han ilan etmiştir (M.Ö. 57)[26].
Gerçek Han tarafından Huhanyeh Han’ın saldırılarına karşı tedbir amaçlı gönderilen prensler, Hu-chieh Prensinin kendisini Han ilan ettiğini duyunca kendilerini Han ilan etmişlerdir. Bunlardan Sağ Ao-chien Prensi, Chü-li Han unvanıyla; eski Jih-chu Prensinin kardeşi de Wu-chieh Han unvanıyla tahta çıkmışlardır. Böylece ülkede bir anda 5 ayrı Hakan ortaya çıkmıştır[27]. Bu haberleri alan Gerçek Han ordusunu alarak Chü-li Han’ın üzerine yürümüş ayrıca Wu-chieh Han’ın üzerine de ordu göndermiştir. Bu arada hem Chü-li hem de Wu-chieh Hanlar yenilerek Hu-chieh Han ile birleştiler. Gerçek Han’a karşı birlik olmak gerektiğini düşünen Hu-chieh ve Wu-chieh Hanlar, Hakanlık unvanlarını bırakarak muhtemelen kendilerinden daha soylu ya da güçlü bir durumda olan Chü-li Han’a itaat göstermişlerdir.
Büyük (Asya) Hun Devleti bayrağı
Geriye 3 Hakan kalmıştı ve bunlar da bir an önce birbirlerini bertaraf edip tek başlarına ülkeye hâkim olmak için fırsat kolluyorlardı. İlk davranan Gerçek Han, Huhanyeh Han’a karşı korunmak için doğuya ordu göndermiş ve ardından Chü-li Han’ın üzerine yürümüştür. Ordusu bozulan ve yenilen Chü-li Han kuzey-batıya kaçarak meydanı Huhanyeh Han ve Gerçek Han’a bırakmıştır.
Bu zorlu taht mücadelesinin ardından Gerçek Han’ın karşısında sadece bir kişi kalmıştı. Gerçek Han’ın üst üste giriştiği savaşlar onu ve ordusunu yıpratmıştı. Bu sırada Huhanyeh Han, Gerçek Han’ın sınır garnizonlarına hücum etmiş ve onun on binden fazla askerini öldürmüş ya da esir etmiştir. Haberleri alan Gerçek Han 60.000 atlı ile doğuya hareket etmiş yaklaşık 1000 mil yol kat etmiştir.[28] Huhanyeh Han, rakibinin uzaktan geldiğini bildiği için hem savaş yeri seçme ayrıcalığına hem de dinç bir orduya sahipti. O, bu avantajlarını kullanarak 40.000 atlısıyla bir anda Gerçek Han’ın karşısına çıkmıştır. Meydana gelen savaşta Huhanyeh Han’ın ordusu üstün gelmiş ve Gerçek Han, üzüntüden orada kendisini öldürmüştür (M.Ö. 56)[29]. Batıda daha önce isyan eden prensler de Huhanyeh Han’a itaat etmişler ve ardından Hakan, tekrar devletin merkezine hâkim olmuştur.
Vuku bulan bu kardeş kavgaları hiç şüphesiz binlerce Hun askerinin hayatını kaybetmesine ve bu da Büyük Hun Devleti’nin güç kaybetmesine yol açmıştır. Aynı zamanda kut anlayışı çerçevesinde Hunlar, hangi Hakana itaat edeceklerini şaşırmışlar ve muhtemelen halk arasında Hakana veya Hakanlara karşı güvensizlik doğmuştur. Bu da tahta çıkan Hakanların özellikle Huhanyeh Han’ın otoritesini kuramamasına yol açmış olabilir. Nitekim kardeş kavgaları tam bitmiş gibi gözükürken, kendini öldüren Gerçek Han’ın yeğeni Hsiu-hsün Prensi Batı bölgesine geçerek kendisini Jen-chen Han unvanıyla tahta çıkarmıştır[30]
Görülüyor ki bütün bu Hun Prensleri, Orhun bölgesinde oturuyorlardı. Hanlıklarını ilan ettikten sonra ise batıya geçiyorlardı. Ancak doğudaki Hakanın batı sınırlarından da pek o kadar uzaklaşmıyorlardı[31].
Çiçi Han
Huhanyeh Han’ın ağabeyi Hu-t’u-wu-szu M.Ö. 56 yılında Sol Bilge Prensi olarak görülüyor[32]. Huhanyeh’in ağabeyini veliahtlığa kadar getirmesinin sebebini tam olarak bilemiyoruz ancak taht kavgaları sırasında yararlılıklar gösterdiğini ya da onun da Hakan olarak ortaya çıkmasının, kendisine çok yüksek bir mevki verilerek önlenmek istendiğini düşünebiliriz. Hu-t’u-wu-szu’nun, kendisini Han ilan etmesinin önlenmeye çalışılması ihtimali bizce daha yüksektir.
Çi Çi
Jen-chen Han’dan sonra Sol Bilge Prensi Hu-t’u-wu-szu da ayaklanmış ve kendisini Cici Kutuhou Han[33] unvanıyla tahta çıkarmıştır (M.Ö. 56).[34] Böylelikle ülkedeki Hakanların sayısı 3 olmuş ve yine kardeş kavgaları başlamıştır. Hanlar birbirlerine saldırmak için fırsat kolluyorlar ve muhtemelen bu sırada Hun Prenslerini kendi yanlarına çekmeye çalışıyorlardı. Çiçi Han ülkenin batı yanında oturuyordu bundan dolayı batıdaki öteki Hakanın komşusu olmalıydı.[35] Onun, kendini Hakan ilan ettikten sonra batı bölgesine geçtiği tahmin edilebilir.
M.Ö. 54 yılında, iyice güçlendiğini düşünen Jen-chen Han, ordusunu alıp Çiçi Han’ın üzerine yürümüş fakat hem mağlup olmuş hem de hayatını kaybetmiştir. Çiçi Han da onun askerlerini kendi ordusuna katmıştır. Askerleri birleştirme işi bu çağda birbirleri ile çarpışan Hun Prenslerinin savaşlarında sık sık görülüyor, Hun askerleri hangi prens üstün gelirse onun safına geçiyorlardı.[36] Hunların, bu savaşlarda üstün gelen prense bağlanmalarında kut anlayışının da etkili olduğu söylenebilir.
Artık ülkede tek Hakan kalması gerektiğini düşünen Çiçi Han, Huhanyeh’in üzerine yürüyerek onu da mağlup etmiş ardından devletin Orhun’daki merkezine yerleşmiştir.[37] Bu kardeş kavgası, belki de daha sonra bütün Türk milletini büyük bir kedere ve üzüntüye boğacak olan fırtınaların önünü açmıştır.[38]
Huhanyeh Han’ın Çin’e Bağlanması
Huhanyeh Han’ın mağlubiyeti, onun asker sayısının ve muhtemelen çevresindeki devlet adamlarının azalmasına yol açmış olmalıdır. Bundan sonra Sol I-chih-tzu Prensi, çözümün Çin’e bağlanmakta olduğunu, Huhanyeh’in Çin sarayını ziyaret etmesi gerektiğini öğütlemiş ve bu, devlet meclisinde sert tartışmalara yol açmıştır.[39] Hun soyluları bu teklife şiddetle karşı çıkmışlardır. Onların Türk tarihi, kültürü ve istiklal anlayışı çerçevesinde ibret verici uyarılarını Çin tarihlerine yansıdığı şekliyle aşağıda bir okuma parçası olarak sunuyoruz:
“-Bu olamaz! Hunların gelenekleri cesaret ve güçlülüğü, kök ve temel olarak bir üstünlük (ve bir onur meselesi olarak kabul eder)! Başkasına bağlanıp, ona hizmet etmek ise, aşağılıktır! (Hunlar), at üzerinde savaş verme yolu ile devleti derlemiş ve kurmuşlardır. (Hunlar, Çin’in dışında kalan) yüzlerce kavim arasında, ünlerini böyle yaparak kazanmışlardır, ölünceye kadar savaşmaya hazır yiğitler, bizde her zaman bulunur. Şimdi (devletimiz içinde) büyük ve küçük kardeşler, devleti ele geçirmek için uğraşıyorlar. (Devleti ele geçirmeyi), büyük kardeş yapamazsa, küçük kardeş başarabilir. (O) öldükten sonra ise bize, onun şerefi ve ünü kalır. Onun torunları ise, daima devletin başında kalarak, (devleti idare ederler).”
“-Çin, gerçi bugün bizden güçlüdür. Fakat Hunları kendisine bağlayıp, diz çöktüremez. Bize ta atalarımızdan gelen (devlet) idaresi ile yol ve yöntemlerini, niçin bozalım? Çin’e bağlanarak, Çin’e niçin hizmet edelim? Bazı eski Hun Hakanlarına kızdığımızdan dolayı, gülünç mü olalım? Biz, dirlik ve düzenimizi belki bu yolla (bir süre) kurabiliriz. Fakat yüzlerce kavim üzerindeki üstünlüğümüzü, yeniden nasıl kuracağız?”[40]
Bu konuşmalar üzerine fikrinde diretmek niyetinde olan Sol I-chih-tzu Prensi şöyle konuşur:
“Bu doğru değildir! (Bir devletin) güçlü veya güçsüz olması, zamanla değişir. Çin şimdi, en güçlü çağındadır. (Türkistan’daki) Wusunlar ile şehir devletlerinin hepsi, Çin’e bağlanmışlardır. Onlar âdeta, Çin’in bir cariyesi gibi oldular. Tsüti-hou Han (M.Ö. 101-96)’dan beri Hunlar, her gün bir yurt parçasını kaybediyorlar. Bunları, yeniden elde edemeyiz. Bu durumda, kuvvete boyun eğme zorundayız. Yoksa bir gün bile, rahat yüzü göremeyiz. Eğer biz şimdi, Çin’e bağlanıp, hizmet edersek, dirlik ve barış buluruz. Yoksa, tehlike içinde kalır ve yok oluruz. Bundan daha iyi bir şey yapabilir miyiz?” [41]
Huhanyeh Han bu tartışmalardan sonra birçok Hun soylusunun muhalefetine rağmen, daha önce hiçbir Hun Hakanının yapmadığı bir şey yapmış ve Çin’e sığınmaya karar vermiştir.[42] Hunların bölünmesine yol açan esas olay bu karardır.[43] Ayrıca bu karar, Çin’e bağlanmak istemeyen soyluların, Huhanyeh Han’dan ayrılmasına yol açmış olmalıdır. Bunlar arasında Çiçi Han’dan korkup Sağ bölgeye geçen soylular olduğu gibi onun tarafına geçenlerin olması da muhtemeldir.
Daha sonra halkıyla birlikte güneye inen Huhanyeh Han, daha önce görülmemiş bir şekilde oğlu Sağ Bilge Prensini Çin’e rehin göndermiştir.[44] Bunun üzerine Çiçi Han da oğlunu Çin’e göndermiş (M.Ö. 53)[45] ve bir denge kurmaya çalışmıştır. Böylelikle Büyük Hun Devleti, Çiçi’nin ölümüne kadar biri bağımsız diğeri de Çin’e bağımlı olmak üzere iki kısma ayrılmıştır.
Ufukcan Yaşa
Stratejik Ortak Misafir Yazar
[vc_toggle title=”KAYNAKLAR”]
AHMETBEYOĞLU, Ali, Sorularla Eski Türk Tarihi, Yeditepe Yay., İstanbul 2015.
ANADOL, Cemal, Orta Asya Türk Devletleri Tarihi, Kamer Yay., İstanbul 1996.
DURMUŞ, İlhami, “Vusunlar”, Türkler, I, Ankara 2002, s.782-788.
EBERHARD, Wolfram, Çin Tarihi, T.T.K. Yay., Ankara 1947.
ERCİLASUN, Konuralp, “Hunların Birinci Bölünüş Devresi Üzerine Bir İnceleme”, Gazi Türkiyat, 2014/15, Ankara 2014, s.13-32.
GÖMEÇ, Saadettin, Türk-Hun Tarihi, Berikan Yay., Ankara 2012.
GUMİLEV, L. Nikoloyeviç, Hunlar, çev. Ahsen Batur, Selenge Yay., İstanbul 2002.
İZGİ, Özkan, Orta Asya Türk Tarihi Araştırmaları, T.T.K. Yay., Ankara 2014.
KAFESOĞLU, İbrahim, Türk Milli Kültürü, Boğaziçi Yay., İstanbul 1984.
KOCA, Salim, “Büyük Hun Devleti”, Türkler, I, Ankara 2006, s.687-708.
KOCA, Salim, “Türklerin Göçleri ve Yayılmaları”, Türkler, I, Ankara 2006, s.651-663.
NÉMETH, Gyula, Attila ve Hunları, çev. Şerif Baştav, Ankara Üniversitesi D.T.C.F. Yay., Ankara 1982
ONAT, Ayşe, Çin Kaynaklarında Türkler: Han Hanedanı Tarihinde Batı Bölgeleri, T.T.K. Yay., Ankara 2012.
ONAT, Ayşe, “Hunların Doğuda Siyasal Üstünlük Dönemi (M.S. 25-46)”, Ankara Üniversitesi D.T.C.F. Dergisi, XXXI/1-2, Ankara 1987, s.383-395.
ÖGEL, Bahaeddin, Büyük Hun İmparatorluğu Tarihi, II, T.T.K. Yay., Ankara 2019.
ÖGEL, Bahaeddin, “Büyük Hun İmparatorluğu ve Daha Önceki Devletler”, Tarihte Türk Devletleri, I, Ankara 1987, s.7-21.
RÁSONYI, László, Tarihte Türklük, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü, Ankara 1971.
TAŞAĞIL, Ahmet, Çin Kaynaklarına Göre Eski Türk Boyları (MÖ III. – MS X. Asır), Bilge Yay., İstanbul 2017.
TEZCAN, Mehmet, “I-İ Chih-İ/I-İ-Fa-İ ve “Beş Tuzak” (Çinlilerin Hunları Yıkmak İçin Uyguladıkları Temel Stratejiler)”, Türkler, I, Ankara 2006, s.729-742.
UHLİG, Helmut, İpek Yolu – Çin ve Roma Arasındaki Eski Dünya Kültürü, çev. Alev Kırım, Okyanus Yay., İstanbul 2000.
[1] Selçuk Üniversitesi Tarih Bölümü 4. sınıf öğrencisi. ufuktarih0@gmail.com
[2] Bahaeddin Ögel, Büyük Hun İmparatorluğu Tarihi, II, Ankara 2019, s.70; Ali Ahmetbeyoğlu, Sorularla Eski Türk Tarihi, İstanbul 2015, s.66
[3] Ögel, a.g.e., s.74.
[4] A.g.e., s.119
[5] Ahmet Taşağıl, Çin Kaynaklarına Göre Eski Türk Boyları (MÖ III. – MS X. Asır), İstanbul 2017, s.36-37; Gyula Németh, Attila ve Hunları, çev. Şerif Baştav, Ankara 1982, s.46; Ögel, a.g.e., s.122; Ahmetbeyoğlu, a.g.e., s.67.
[6] Ögel, a.g.e., s.122; Ahmetbeyoğlu, a.g.e., s.68.
[7] A.g.e., s.123-125.
[8] Hsü-lu-kuan-chü Han’dan önceki Hun Hanı’ın Ulu Hatunu’dur. Hsü-lu-kuan-chü Han onu Ulu Hatun makamından aldığı için ona ve soyuna karşı kin tutmuş olmalıdır.
[9] Konuralp Ercilasun, “Hunların Birinci Bölünüş Devresi Üzerine Bir İnceleme”, Gazi Türkiyat, 2014/2015, s.15.
[10] Ögel, a.g.e., s.131.
[11] M.Ö. 60 yılında Hsü-lu-kuan-chü Han’ın hasta olduğu sırada, Lung-ch’eng’deki kurultayın ardından Ho-su Prensi Hsing-wei-ying, Hakanın hastalığı sebebiyle orada bulunan prenslerin ayrılmamaları için emir çıkarmıştır. Bu prens devlet bitikçisi gibidir. (gös.yer.)
[12] Gös. yer.; Ercilasun, a.g.m., s.14.
[13] Eski Türk devletlerinde ülke Sağ ve Sol olarak iki bölgeye ayrılırdı. Doğu, yani güneşin doğduğu taraf Sol; Batı ise Sağ bölgedir. Sol’un Sağ’a üstünlüğü söz konusudur. Nitekim Sol Bilge Prens olan kişi veliaht sayılır, Sağ Bilge Prens ise ondan sonra gelirdi.
[14] Ögel, a.g.e., s.133.
[15] Ögel, a.g.e., s.134; Ercilasun, a.g.m., s.16
[16] Ögel, a.g.e., s.134.
[17] Gös. yer.
[18] Ercilasun, a.g.m., s.18.
[19] Salim Koca, “Türklerin Göçleri ve Yayılmaları”, Türkler, I, Ankara 2006, s.654.
[20] Ögel, a.g.e., s.136; Saadettin Gömeç, Türk-Hun Tarihi, Ankara 2012, s.159.
[21] Ögel, a.g.e., s.136
[22] Bu prens Wu-yen-chü-te Han’ın yardım isteğini reddeden kardeşidir. Huhanyeh Han’ın devlete hâkim olmasında etkili olmuştur.
[23] Ögel, a.g.e., s.137; Gömeç, a.g.e., s.159.
[24] Ögel, a.g.e., s.137.
[25] Hu-chieh ve Wei-li kelimeleri hakkında daha fazla bilgi için bk. Ögel, a.g.e., s.137-138.
[26] Ögel, a.g.e., s.138; Gömeç, a.g.e., s.160.
[27] Németh, a.g.e., s.47; Ögel, a.g.e., s.138; Gömeç, a.g.e., s.160; Ercilasun, a.g.m., s.18.
[28] Ögel, a.g.e., s.139.
[29] L. Nikoloyeviç Gumilev, Hunlar, çev. Ahsen Batur, Ankara 2002, s.177; Ögel, a.g.e., s.139; Gömeç, a.g.e., s.161; Ercilasun, a.g.m., s.18-19.
[30] Ögel, a.g.e., s. 140, Gömeç, a.g.e., s.161; Gumilev, a.g.e., s.177.
[31] Ögel, a.g.e., s.140.
[32] A.g.e., s.141; Németh, a.g.e., s.47.
[33] Bundan sonra Çiçi Han diye yazılacaktır. Ayrıca unvanın anlamlarıyla ilgili bilgi için bk. Ögel, a.g.e., s.141-142.
[34] László Rásonyi, Tarihte Türklük, Ankara 1971, s.67; Ögel, a.g.e., s.143; Németh, a.g.e., s.47; Gumilev, a.g.e., s.177; Gömeç, a.g.e., s.161; Ercilasun, a.g.m., s.19.
[35] Ögel, a.g.e., s.142
[36] A.g.e., s.143.
[37] Gös. yer.; Gumilev, a.g.e., s.177; Ercilasun, a.g.m., s.19.
[38] Gömeç, a.g.e., s.162.
[39] Salim Koca, “Büyük Hun Devleti”, Türkler, I, s.704; Ögel, a.g.e., s.144; Gumilev, a.g.e., s.178.
[40] Ögel, a.g.e., s.144
[41] A.g.e., s.144-145.
[42] Wolfram Eberhard, Çin Tarihi, Ankara 1995, s.98; René Grousset, Bozkır İmparatorluğu, çev. Reşat Uzmen, İstanbul 1999, s.56; Mehmet Tezcan, “I-İ Chih-İ/I-İ-Fa-İ ve “Beş Tuzak” (Çinlilerin Hunları Yıkmak İçin Uyguladıkları Temel Stratejiler)”, Türkler, I, s.739; Ögel, a.g.e., s.145; Ercilasun, a.g.m., s.19; Gömeç, a.g.e., s.163.
[43] Ercilasun, a.g.m., s.19.
[44] Ögel, a.g.e., s.145; Németh, a.g.e., s.47; Gömeç, a.g.e., s.163; Gumilev, a.g.e., s.179.
[45] Ögel, a.g.e., s.145.
Türkiye, Bulgaristan Romanya, Ukrayna, Rusya ve Gürcistan’ın komşu olduğu Karadeniz’de münhasır ekonomik bölge (MEB) alanlarını gösteren harita. Kırım’ın işgali sonrası harita değişse de BM tarafından tanınan meşru deniz alanları haritası bu şekilde:
[irp posts=”24354″ name=”Kırım İlhakı Öncesi ve Sonrası Rusya ve Ukrayna’nın Değişen Deniz Alanları”]