İran Olayları: Protestoların Yaşandığı Ülkede Neler Oluyor?

10

29.12.2017 Perşembe günü İran’ın en büyük ikinci şehri olan Meşhed’de başlayan olaylar halen devam etmekte. Protestonun temelini ise yolsuzluklar, sürekli yükselen enflasyon ve işsizlik oluşturmakta. Tüm bölgenin ve dünyanın kaygıyla takip ettiği İran olayları nedir? Nasıl başladı ve hangi noktaya evrildi?

Olaylar Meşhed’de Başladı ve Hızla Yayıldı

İran’ın ikinci büyük kenti olan Meşhed’de başlayan İran olayları daha sonra Reşt, Kirmanşah, İsfahan ve Kum şehirlerine yayıldı. Tahran Üniversitesinde de bazı küçük gruplar protestolara destek verdiler. Uzun zamandır izlediği politikalar yüzünden ambargo altında olan İran’da baş gösteren işsizlik, yolsuzluklar ve enflasyonun durdurulamayan yükselişi İran Olayları’nın başlangıcını tetikledi.

Resmi rakamlara göre bu yıl ülkede işsizlik oranı 12,4’e yükseldi. Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani her ne kadar kısa süre içinde ekonomideki bu kötü gidişin düzeleceğini söylese de halk Ruhani’yi sürekli kötüye giden ekonomik veriler yüzünden ağır bir biçimde eleştirmekte. Ayrıca bazı bölgelerde protestolar sırasında halk, hükümetten siyasi tutukluları serbest bırakmasını ve polis şiddetine artık son vermesini talep etti.

Günden Güne İran Olaylarının Yayılım Haritası

İran Sokaklarında Dikkat Çeken Sloganlar

Kötüye giden ekonomik durum yüzünden eleştirilen tek kişi Ruhani değil. Bu durumdan ülkenin dini lideri Ayetullah Ali Hamaney de nasibini aldı. Özellikle ülkede güçlü din adamlarının yoğunluklu olarak yaşadığı Kum şehrinde atılan bir slogan hayli dikkat çekici. Göstericiler Kum sokaklarında “Halk yalvarıyor, din adamları Allah gibi davranıyor!” şeklinde sloganlar atarak dini liderleri eleştirdiler.

Göstericiler İran’ın izlediği dış politikadan da rahatsız görünüyor. Malumunuz üzere İran halihazırda ağır ambargolar altındayken bir taraftan da Ortadoğu siyasetine dahil olmak adına sahada bir çok askeri operasyonun içinde aktif olarak yer alıyor. İran’ın izlediği bu politika karşısında ise halk Meşhed şehrinde attığı “Hayatım Gazze için değil, Lübnan için değil, İran içindir.” şeklindeki sloganla tepki gösteriyor. “Sert” sloganlar attıkları gerekçesi ile de toplam 52 kişi gözaltına alınmış durumda.

İran’ın Suriye politikasını eleştiren halk, “Suriye’yi bırak, bizi düşün!”  şeklinde sloganlar atıyor. Ayrıca Tahran her defasında bu iddiaları reddetse de protestocular sıklıkla Tahran’ı Yemen’de Şii Husi milislerine silah vermekle suçluyor ve bu politikayı eleştiriyor.

Rejim Olaylara Nasıl Bakıyor?

İran İçişleri Bakanı Abdülreza Rahmani-Fazli yaşanan yasa dışı gösteriler için halka “gösterilere katılmama” yönünde çağrıda bulundu. Gösterilerin devam etmesi halinde bu durumun kendilerine ve diğer halka olumsuz etkileri olacağını belirtti.

İran Resmi Televizyon Kuruluşu’nun (IRIB) aktardığına göre ise Cumhurbaşkanı yardımcısı İshak Cihangiri, yaşanan olayların arkasında muhaliflerin olduğunu iddia etti. Cihangiri Şu beyanlarda bulundu; “Bu ülkedeki bazı olaylar, ekonomik sorunlardan kaynaklanıyor ama bunların arkasında başka bir şey var gibi görünüyor. Bunu yaparak hükümete zarar vereceklerini düşünüyorlar ama karlı çıkanlar başkaları olacak“.

Arak Valilik binasını ele geçiren ve Hüramabad Belediye binasını ateşe veren göstericiler karşısında ise Tahran Valisi, göstericilere polisin müdahale etmesi gerektiğini söyledi.

Meşhed’deki hükümet yetkilileri ise gösterilerin devrim karşıtı unsurlar tarafından organize edildiğini söyledi.

Olaylarda “Sosyal Medya” Etkeni

Hükümetin Yayınladığı Tweet Kaynak Haritası

Ülkede gösterilerin devam etmesi halinde göstericilerin “demir yumruk” ile karşılaşacağını söyleyen hükümet yetkilileri, ülke çapında sosyal medyaya ve genel olarak internete erişimi kontrol altına almaya çalışıyor. Ancak Terör ve Güvenlik Uzmanı Abdullah AĞAR kişisel Facebook sayfasında yayınladığı analizde konuyla alakalı şu ifadeleri kullandı;

Öte tarafıyla İran’ın sosyal medya erişimlerine, iletişim ve etkileşime engel olmak amacıyla interneti askıya aldığı gözüküyor. Bununla birlikte, bunu öngören bazı ‘dış’ güç ve etki odaklarının uydu üzerinden bağımsız internet erişimi sağlayan (Suriye iç savaşında da sıkça görülen) binlerce teknolojik oyuncağı (!) (çanta internet sistemini) İran’a soktuğu ifade ve iddia ediliyor. Zaten ‘dış etkiye dair’ bu ve benzeri pek çok iddianın doğruluğu, İran’daki toplumsal gösteriler ve devamında derinleşen etnik-mezhebi-siyasi maniplasyonlara ve amaçlarına dair temel ispatları da ortaya koyuyor.”

Hükümetin paylaştığı verilerde dikkat çeken bir başka husus ise Twitter’da İran olayları ile ilgili atılan rejim karşıtı tweetlerin yüzde 27’si Suudi Arabistan’dan gönderilirken, sadece yüzde 26’sı İran’dan paylaşılması oldu.

Sosyal Medya’ya Yansıyanlar

“Rejimin yolsuzluklarından ve ülkenin varlığını yurt dışında terörizme harcamasından bıkmış olan İran vatandaşlarının barışçıl protestolarıyla ilgili bilgiler geliyor. İran yönetimi, kendini ifade hakkı da dahil kendi halkının haklarına saygı göstermelidir. Dünya bu süreci izliyor.

“İran’ın liderleri, zengin tarihi, kültürü olan varlıklı bir ülkeyi, şiddet, kan ve kaos ihraç eden ekonomisi bitmiş dolandırıcı bir ülkeye çevirdi. Başkan Trump’ın da söylediği gibi İran liderlerinden en çok zarar görenler İran halkıdır. ABD barışçıl göstericilerin tutuklanmasını sert bir şekilde kınıyor. Bütün ülkelere İran halkını ve onların temel haklarına sahip çıkma ve yolsuzluğa son verme çabalarını açıkça desteklemeleri çağrısında bulunuyoruz.”

https://twitter.com/MehmetY87286591/status/947491296092016641

Stratejik Ortak Haber Masası – Mahmut Nedim SUİÇMEZ, Nurullah ATİLLA, Cihan AKHAN 

 

 

 

Süveyş Krizi ve Dönemin Siyasi Havası

1952 yılında Mısır’da Krallığı yıkan bir darbe ile başa gelen Cemal Abdül Nasır’ın taraftarlarına göre bu bir ‘devrimdi’. Devrimin en önemli amacı Mısır toplumunu refaha ulaştırmak ve modernleştirmekti. Bu amacın en önemli düşü olarak da Nil nehri üstündeki Asvan’a bir baraj yapılmasına karar verildi. Çünkü İngilizler 1930’larda buraya bir baraj yapmış ve açılışını Kral’ın yaptığı baraj, İngiliz medeniyetinin Mısır’daki yansıması olarak tanıtılmıştı.

Yapılacak yeni ve daha büyük barajın, Mısır’a büyük ivme kazandıracağına inanılıyordu. Büyük su kapasitesi ile kurak topraklara derman olacak, hidroelektrik üreterek yok denilecek Mısır sanayisini canlandıracaktı. 1956 yılında ABD ve İngiltere barajı finanse etmeye karar verdi. Amaçları Dünya Bankası kanalı ile Mısır ekonomisini kontrol etmekti. Nasır, düşü için şartları kabul etmek zorunda kaldı. Ancak birkaç ay sonra finansörler Nasır’a ders verme amacıyla, Mısır’ın ülke ekonomisinin altından kalkamayacağı büyüklükte çekler imzaladığını, baraj yapımının ekonomiyi yıkacağını öne sürerek baraj projesini artık desteklemeyeceklerini açıkladılar.

Nasır, gerekçeleri komik bulduğunu sert sözlerle belirterek, İngiltere ve Amerika’nın beklemediği bir şekilde baraja kaynak yaratması için Süveyş Kanalı’nı millileştireceğini ilan etti. Bu tavır ”Süveyş Krizini” doğurdu.

”Mısırlılar, Süveyş Kanalı’nı kazdılar, inşa ettiler ve kanalın yapımı boyunca 120.000 Mısırlı öldü…

…Kanal Mısır’a aittir, Mısır’ındır…

Cumhurbaşkanı’nın Süveyş Kanalı Uluslararası Şirketi’ni millileştirme kararı:

Madde 1: Uluslararası Süveyş Kanalı Denizcilik Şirketi, Mısır Ortaklık Şirketi adıyla millileştirilmiştir.

Tüm finansal varlıklar, hak ve yükümlülükler devlete, Mısır Devleti’ne devredilecektir.”

-Cemal Abdül Nasır, (Süveyş Kanalı’nın millileştirildiğini duyurduğu konuşması)

Mısır Devlet Başkanı Nasır Süveyş Kanalı’nı millileştireceğini duyurduğunda, kanal bir Anglo-Fransız şirket tarafından işletiliyordu.Kanalın çok küçük bir hissesi Mısırlıların elindeydi. İngilizlerin, Fransızların tarih boyunca çok önemsediği ve onu korumak için her şeyi göz aldığı kanal, özellikle Basra Körfezi’ndeki petrolün Avrupa’ya taşınması nedeniyle çok büyük bir ticarete ev sahipliği yapıyordu. Bu ticaret ve kar, Mısır dışına akıyor, karşılığında ise hiçbir şey gelmiyordu.

Nasır, dünyanın kök salmış büyük güçlerine meydan okuyordu. Uluslararası hukuka göre bu meydan okuma tamamen yasaldı. Hatta Nasır kanalda hissesi olan devletlere tazminat ödemeyi bile teklif etmişti. Ancak tarihsel süreçte, artık alışılmış durumlara tersti. Nasır, Soğuk Savaş’ın en bilindik kartını oynuyordu. Krallık döneminden gelen tarihsel kin ve Aswan Barajı yapımına karşı çıkmaları sonucu Batı ile arası açılmış, daha önce Çekoslovakya üzerinden silah antlaşmaları yaptığı Sovyetler ile ise daha iyi ilişkilere girmeye başlamıştı. Bu durum Mısır’ın elini güçlendiriyor, Nasır’ın hedeflerine ulaşması için adımlarını daha sağlam atmasına neden oluyordu.

Nasır tarafından yapılan uzlaşma tekliflerine, İngiltere başbakanı Eden karşı çıktı. Nasır’ın sözüne güvenilmeyen birisi olduğunu söyleyerek onu kendi halkını ateşli sözlerle kandıran bir diktatöre benzetti. Batılılar Nasır’ı, Mussolini ve Hitler ile bir tutuyordu. Bir yandan da kendi ülkelerinde yapılacak bir konferans ile durumu çözmeye çalışıyorlardı. Ancak Nasır aleyhine söylenenler o kadar sertti ki bu sefer de Mısır konferansa katılmayı reddetti.

İngiltere’nin niyeti daha sonradan anlaşılacaktı. Onlar bir anlaşma istemiyorlar sadece kafalarında çizdikleri plana zemin hazırlıyorlardı.

İngiltere ve Fransa, kapalı kapılar ardında İsrail’le bir antlaşma yaptı. Bu ülkelerin tarihsel süreç içerisindeki beraberlikleri ile Mısır’ın Arap dünyasının liderliğine soyunması ve açıkça Filistin’e destek vermesi antlaşmayı daha kolaylaştırdı.

Antlaşmaya sonucunda İsrail, Mısır’a savaş açmayı kabul etti. Daha önceden alınan kararlara göre İngiltere ve Fransa’nın Süveyş Kanalı’nı korumak için asker sevk etmeye hakkı vardı.

Plana göre İsrail, Sina yarımadası üzerinden saldırıya geçecek İngiliz ve Fransız ordusu da kanalı, korumak bahanesi ile işgal edecekti. Bu olaylar sonucunda Nasır idaresi zayıflayacak, İsrail, Mısır ile barış antlaşması imzalayacak ve resmen varlığını kabul ettirecek, Filistin ve Cezayir halkları Mısır’dan açıkca destek alması son bulacak ve en önemlisi Kanal idaresi Batılılarda kalacaktı.

1956 yılı Ekim ayında İsrail ordusu Mısır sınırını geçti ve Süveyş kanalına doğru ilerlemeye başladı. Ertesi gün İngilizler ve Fransızlar her iki tarafa da bir ültimatom vererek savaşı durdurmalarını istedi, aksi halde müdahale edeceklerini bildirdiler. Savaşı başlatan taraf İsrail, hemen bu ültimatom kabul ederken, Mısır reddetti. Buna cevap ise sert bir şekilde Mısır’ı bombalamak oldu. Batılı devletler açıkca tarafını belli ediyordu. Kasım ayında karaya çıktıktan sonra hızlıca kanala doğru harekete geçip, kontrolü ele aldılar.

Tam bu dönemde beklenmedik bir karşı saldırı ile karşılaştılar. Bu saldırı Mısır birliklerinden değil, diğer Arap ülkelerinin petrol tankerlerinden geldi. Petrol ambargosu konulunca tarihte ilk kez Batı dünyası petrol kıtlığı ile karşılaştı. Bu sefer Doğu, Batı’nın günlük yaşamını etkiliyordu. İngiliz halkı yakıt karnesi ile tanışıyor, medya durumu eleştiren haberler yaptı.

Savaş açan İngiliz ve Fransızlar içte bu sıkıntılar ile uğraşırken, dışta ise -özellikle İngiltere- dünyanın tek hakimi oldukları dönemi mumla arıyorlardı…

1950’li yıllarda Ortadoğu’da baskın güç artık İngiltere değil ABD idi. Ülkelerle ilişkide yavaş yavaş İngiltere’nin yerini Amerika almaya başlıyordu. 1956 yılında İngiltere ve Fransa Süveyş’e asker çıkarmışken Amerika’da başkanlık seçimleri vardı. Başkan Eisenhower yeniden seçilmek için kampanya yapıyordu.

İngiliz ve Fransız kamuoyunun savaş ile ilgili görüşü ortadayken, Amerikan halkı da eski sömürgeci güçlerin kanaldaki emellerine karşıydı. Sonuçta bu Mısır’ın hukuki bir hakkıydı ve İngiliz-Fransız ortak tavrı Mısır’ı Batı bloğundan uzaklaştırıyordu. Amerikan politikacıları Arap halklarını Sovyetler Birliği’ne yaklaştıran her hamleyi hoş karşılamıyordu. İngiliz Başbakanı Eden ise İngiltere’yi canı ne isterse yapabilecek büyük bir güç olarak görüyordu.

Tam günlerde benzer bir olay daha yaşanıyor. Macaristan’da halkın değişim ve özgürlük talepleri Sovyetler tarafından bastırılıyordu. İlerleyen günlerde Amerika, İngiltere’yi Batı’nın yüksek ahlaki değerlerini ve çıkarlarını hiçe saymakla suçladı, peşi sıra BM İngiltere’nin tavrını kınayan bir açıklama yaptı. Sovyetler Birliği’nin ise tavrı netti. İngiltere ve Fransa’nın işgalini onaylamıyor açıkca Nasır’a destek veriyordu. ABD ve Sovyetler’in savaşa karşı ortak tavır koymaları, Soğuk Savaş’ın ender olaylarından biridir.

ABD İngiltere’ye ekonomik olarak saldırdı. Bazı yaptırımlar ile İngiltere’nin savaş sonrası refah durumunu sarstı. Kulislerde ise Sovyetler’in, Mısır’dan çekilmemeleri durumunda Paris ve Londra’ya nükleer saldırı yapma tehdidi dolaşıyordu. Açıkca iki ülke de ateşkese zorlandılar.

İşgal Nasır’ı koltuğundan etmeyi amaçlıyordu. Ancak yenilgi ile başladığı bir savaştan bütün dünyada ününü arttırarak çıkıyordu. Sahada kaybetmiş, ancak masada kazanmış, büyük asker kaybı vermiş olmasına rağmen Süveyş Kanalı üzerinde denetimini kurmuştu. Gücünün en doruk noktasındaydı. Mısır’da 1882 yılından beri var olan Britanya etkisi ortadan kaldırılmıştı. Beklentilerin tam tersine İngiltere başbakanı Antonny Eden, Süveyş Krizi sonunda koltuğunu bırakmak zorunda kalmıştı.

”Kardeşler, vatandaşlar, burada Port Said’de savaştınız, büyük ve güçlü ülkelerle Port Said’de savaştınız, bunların yanı sıra İsrail ile savaştınız ve siz, Port Said’de zafer kazandınız.

Ülkemizde ne kadar güçlü olursa olsun herhangi bir yabancının varlığı olmadığını yüksek sesle bildirdiniz.

Port Said Savaşı, Süveyş Kanalı’nı millileştirmenin değil özgürlük ve bağımsızlık adına uzun süren bir savaşın sonucuydu.

Hiçbir bayrak ülkemizde yükselmeyecek, bizimki hariç!
Hiçbir kelime ülkemizde duyulmayacak, bizimki hariç!
Ve hiç kimse bizim toprağımızda egemen olmayacak, biz hariç!”

-Cemal Abdül Nasır

Süveyş Krizi, Birleşik Krallık’ın Falkland Adaları Savaşı’na kadar ABD’nin desteği olmadan yaptığı son harekattır. Bu süre içinde Birleşik Krallık, askeri harekatlarında hep ABD’nin desteğini arayacaktır. Fransa’da ise General de Gaulle, Fransa’nın dış politika amaçları için ABD’ye güvenemeyeceğini anlamıştır. İlerleyen yıllarda iktidara geldikten sonra de Gaulle, Fransa’nın bağımsız bir politika izleyebilmesi için nükleer silah geliştirilmesine başlayacak ve Fransa’yı NATO’nun askeri kanadından çekecektir.

Savaş’ın sonlanmasıyla, Birleşmiş Milletler Barış Gücü kurularak Gazze Şeridi’ne ve Sina Yarımadası’na yerleştirildi. Birçok ülkenin katılımıyla oluşturulan bu gücün “barış sağlanıncaya kadar Mısır ve İsrail’in savaşmasını engellemek” sorumluluğunu üstlenmesi gerekiyordu.

1967’ye kadar bölgede kalan Barış Gücü, bu tarihte çekilmiş ve hemen ardından Altı Gün Savaşı çıkmıştır.

Şehmus Kızılkan

StratejikOrtak.com MİSAFİR YAZAR

Erdoğan’ın Çad Ziyaretinde Bilinmeyen Anlamlı Fotoğraf

Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 3 stratejik ziyaret gerçekleştirmişti. Bu ziyaretlerden biri de Afrika Ülkesi olan Çad’a idi. Ziyaretten yansıyan önemli gelişme, Çad Cumhurbaşkanı İdris Debi’nin, Erdoğan’ı havalimanında karşılayıp elini uzun süre bırakmayışı oldu.

Asıl önemli gelişme, medyaya yansımayan ama uzun zamandır MEB görevlisi olarak Çad’da bulunan bir yakınımın yolladığı fotoğraftan öğrendiğim gelişme oldu. Fotoğrafta Türkiye’ye olan saygısıyla tanınan İdris Debi, Erdoğan’ı ülkeden ayrılırken havalimanında uğurluyor ve uçak kalkana kadar yaklaşık yarım saat ayakta bekliyor. Haliyle devlet erkanı da havalimanında hazırol vaziyette bekledi. Zaman zaman yorulunca bastonuna dayanan İdris Debi, uçak havalanıp gözden kaybolana kadar hazırolda bekledi. Uzun bekleyiş resmi ve diğer yerel haber kanallardan canlı aktarıldığı için bütün Çad halkı şahit olmuş oldu. Spikerler de Türkiye ve Türk milletinden övgülerle bahsetti. Böylece İdris Debi ilk defa bir ülkeye karşı böyle bir saygı göstermiş oldu.

Türk medyasına yansımayan o kare…

Bölgede Osmanlı izlerine ve Türk geleneklerine rastlamakta mümkün (bölgedeki Abeşe Türkleri ve Türklerden kalma kırmızı tuğla üretimi vb.). Bölge insanı, Osmanlı ve Türk milletine karşı büyük bir sevgi besliyor. İdris Debi’nin Türk Milletine karşı saygı ve sevgi dolu bu bekleyişi de diplomatik bir tavır değildi, kardeşlikti… Bütün bunlar uzak diyarlardaki özlenen ve beklenen bir dostluğun yansıması oldu.

Bu fotoğraf, Türkiye-Çad ilişkilerinde hafızlarda kalacaktır.

https://stratejikortak.com/2017/07/afrika-maden-haritasi.html

Medeniyetler Beşiği “Kudüs”

Binlerce yıllık süre gelen mücadelelerin beşiği olan kadim şehrimiz Kudüs -ü Şerif uğrunda ‘Hak ile batılın mücadelesi ebediyete kadar devam edecektir. Tekrar Kudüs’ün statüsünü değiştirmeye çaba gösterenler, son günlerde yeniden sansasyonel bir şekilde kadim şehrimizi gündeme getirdi. Bu durum geçmişte ve günümüzde emperyalist güçlerin ekonomi ve dinsel bağlılığı ile devam ediyor olsa da aslında hedef Müslüman aleminin ta kendisi olduğundan şüphem yoktur.

Kadim şehrimiz Kudüs -ü Şerifin bugünkü esaretini anlayabilmemiz için geçmişi inceleyip biraz olsun ders almamız gerekmektedir. 5000 yıllık Kudüs tarihinde İslam’ın merkezi olan şehrimiz birçok peygamberimizin yaşanmışlıklarını içinde barındırıyor. Böylesine kutsal bir şehir gerek haçlı seferlerine gerekse İsrail’in baskı ve saldırılarına maruz kalması çağdaş – demokrasi diye geçinen bir avuç insani vicdan yoksunu sapkınlık içindedir.

Kudüs-ü şerif Selahattin Eyyubi dönemine kadar çeşitli medeniyetler tarafından fethedilmiş olsa da şehrin adaletini ve idaresini elden bırakmayan tek kişi yine Selahattin Eyyubi’dir. Haçlı seferleri kapsamında kurulan büyük ve güçlü ordular şehirde ki Müslüman ve Yahudi halkının birçoğunu katletmiştir. Selahattin Eyyubi sayesinde fethedilen kadim şehir Yahudi ve Müslüman halklarının yeniden evlerine dönmelerini sağlamıştır. Bu adaletli yönetim şekli Osmanlı devleti döneminde de devam etmiştir. Birinci dünya savaşından sonra Osmanlı devleti önce parçalanmış ardından yıkılmıştır… Emperyalist güçler yeniden gözünü kadim şehrimize dikmişlerdir. Bunun en bariz örneğini şu sözlerden yola çıkarak bulabiliriz, Osmanlı ordusunu yenerek Kudüs’e giren İngiliz Orduları Komutanı Orgeneral Edmund Allenby, Selahaddin Eyyubi’nin mezarına ayağıyla vurarak; “Kalk Selahaddin biz yine geldik”

Balfour Deklarasyonu

Böylesine sert mücadelenin fiili adımı İngiltere’nin öncülük ettiği Balfour deklarasyonu ile farklı bir boyut kazanmıştır. Ardından İkinci Dünya savaşı sırasın da Adolf Hitler tarafından dünya kamuoyunda mağduriyet kisvesi adı altında oluşturulan ve onlara göre Yahudi kesimine bir hediye verilmesi gerekiyordu. Buna öncülük edecek olan İngiltere, Osmanlı topraklarının parçalanmasının ardından Ortadoğu bölgesinin mandasını kontrol etmekteydi.

Kaynak: Anadolu Ajansı

‘Esaretin’ geçmişten günümüze çeşitli süzgeçlerden geçmiştir.  Balfour deklarasyonu ile başlayan İsrail devletinin kurulma süreci, İkinci Dünya savaşı sonrasında fiili olarak 1948’de tamamlanmıştır. Kudüs’ü bekleyen tehlike yaklaşmakta, Ortadoğu’yu kan gölüne çevirecek adımlar tek tek atılmaktaydı.

Dünya barışının ve Ortadoğu’nun istikrarı Kudüs’ü anlamaktan geçmektedir. Bu bağlamda terörizm ile mücadelenin barışa uluşabilmesi için Filistin halkının ve haklarının tanınmasından başka çözüm yoktur. Günümüz İsrail devletinin en büyük destekçisi olan ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan etmiş olması ne dünya barışına nede Kudüs sorununa çözüm teşkil etmektedir. ABD uluslararası çıkarları uğruna ,Trump’un eliyle gelecek adına Ortadoğu stratejisini belirleyip bölge istikrarına ve demografisine dinamit yerleştirme gayesinden başka bir şey düşünmemektedir. Sözü bahis bu strateji kuzey Suriye’de oluşturulmak istenen sözde ‘Kürdistan’ devleti kurma gayesinden anlaşılmaktadır.

Trump’un almış olduğu bu skandal karar karşısında İslam dünyası ayaklanarak Türkiye’nin liderliğinde İslam İşbirliği Teşkilatı İstanbul’da olağanüstü toplantıya davet edilmiştir. Durumdan anlaşılacağı üzere Trump’un almış olduğu tek taraflı kararı yok hükmünde sayılmaktaydı, ayrıca İİT üye devletleri bu karara karşılık Ankara hükümeti öncülüğünde başkenti Doğu Kudüs olan Filistin devletini tanıdıklarını ilan etmişlerdir. Tarih sayfalarına Balfour deklarasyonuna karşılık İstanbul deklarasyonu olarak geçecek bu tarihi adımın mesajı açık açık belirtilmesi gerekmektedir. Öte yandan Trump’un tek taraflı kararı, ne Avrupa birliği üye devletlerinin nezdinde nede İngiltere nezdinde bir karşılık bulmuştur. Trump bu hususta Birleşmiş Milletler bünyesinde yalnızlığa mahkum edilmiştir.

ABD’nin bu skandal kararı karşısında İslam İşbirliği Teşkilatı sadece toplanmak ile yetinmeyip gerekli diplomatik adımları Türkiye’nin öncülüğünde tüm cesareti ile atması gerekiyor. Uluslararası mecralarda geniş çaplı desteğin bulunması gerek aksi takdir de mücadelesini verdiğimiz Kudüs meselesinin kaderi ‘KKTC’ gibi olacaktır.

Hatırlayacağımız üzere Türkiye, Kıbrıs barış harekatını icra ettikten sonra ada üzerinde 1983 yılında KKTC devletinin kurulmasına öncülük etmiş ve KKTC hükümetinin tanınması çerçevesinde uluslararası mecralara başvurmuştur. Pakistan ve Bangladeş gibi devletler, KKTC hükümetini tanıdıklarını açıkladıktan bir süre sonra BM’nin baskıları ve tehditleri neticesinde bu kararlarından vaz geçirilmişlerdir. Öngörüyorum ki İslam İşbirliği Teşkilatı üye devletleri Türkiye’nin aldığı ve alacak olduğu kararları dikkat almakta gecikirse ABD tehdidi ve baskıları ile karşı karşıya kalacaklardır. Durum daha da zorlaşmadan Kudüs için İstanbul deklarasyonunda da belirtildiği gibi;

  1. Başkenti Doğu Kudüs olan Filistin Devletini tanımak
  2. İİT üye devletlerinin Doğu Kudüs’e elçilik açmaya davet edilmesi gibi,

Kararların bir an önce almaları gerekmekte ve bu durumu fiiliyata dökmeleri elzemdir. Aksi takdir işleyen her süreç ABD’nin lehinedir. Arap devletlerine bu kararların alınmaması için şantaj, baskı, darbe ve ülke içi yeni saldırılar ile dolaylı yoldan mesaj verilmek istenebilir. Yine ABD öncülüğünde Katar’a izolasyon uygulamak için en önde gelen Suudi Arabistan, Mısır, BAE gibi devletlerin Kudüs konusunda üç maymun oynaması ne kabul edilebilir nede sineye çekilebilecek bir durumdur. Sözünü ettiğim devletler Suudi Arabistan, Mısır ve BAE yakın bir zamanda başkenti Kudüs olan İsrail devletini tanıyacak olursalar şaşırmamak gerek.

 

İsrail saldırganlığına maalesef şahit olma durumum oldu. Ocak 2016’da Kudüs’e yapmış olduğum bir ziyaret sırasında Mescid-i Aksa avlusundan, İsrailli askerler tarafından darp edilerek, işkence yapılarak elleri kelepçelenmiş bir şekilde tutuklanmış bir Filistinli genci gördüm. Maalesef durum içler acısı, İsrail askerleri Filistinlilere kan kusturur olmuş. İsrail’in Filistin halkından başka düşman göremeyecek kadar kör bir noktaya gelmiş olması mı yoksa güçsüze gücü yetiyor olması mı…  Neresinden bakarsak bakalım barbar zihniyetin açık bir emsalidir. Yine orada bir Filistinli büyüğümüzün evine misafir olma fırsatım oldu, içeride duvarda asılı Türk bayrağını farkettim insanı duygulandırır nitelikte ve sorumluluklarımızın ne kadar büyük olduğunun farkına vardırıyor insanı. İsrail askerleri bulunduğum eve baskın düzenledi ve ev sahibini sorgusuz sualsiz yargılamaya başladı ardından o bölgeden uzaklaştırıldık.

… özgürlük nedir, insan hakları nedir, terörizm ve zorbalık nedir orada farkına varıyorsun…

https://stratejikortak.com/2017/12/dunden-bugune-kudus-sorunu.html

John F. Kennedy Bilmecesi

 

CIA, Castro, Johnson, KGB, silah tüccarları, FBI ve mafya hipotezleriyle kafaların karıştırıldığı, Mossad’ın adının titizlikle gizli tutulduğu Kennedy suikastı bilmecesi… Oysa ABD’nin Siyonistlere karşı çıkan tek Başkanı John Fitzgerald Kennedy, İsrail Başbakanı Ben Gurion’a, İsrail’de yapılmakta olan Dimona Nükleer Santrali’ne, İsrail’in Ortadoğu politikasına, Siyonist silah tüccarlarına, mason danışmanlarına, Amerika’daki Yahudi lobisine, lobinin en güçlü ismi Rockefeller’a ve masonik örgütlere ters düşmüştü.

Kennedy’nin 1963 yılında Texas’ta öldürülmesinin ardından kurulan ve Warren Komisyonu olarak bilinen Senato Özel Soruşturma Komisyonu, cinayeti tek başına hareket eden Lee Harvey Oswald’ın işlediği sonucuna varmıştı. Ancak hem cinayetin sorumlusu olarak gösterilen Oswald‘ın hem de henüz mahkeme önüne çıkmadan onu öldüren Jack Ruby‘nin ve olaya adı karışan bazı kişilerin kuşkulu biçimde öldürülmeleri, öte yandan soruşturmanın yürütülmesindeki bazı kuşkulu noktalar, ABD kamuouyunda birçok spekülasyonlara yol açmıştı. Olayla ilgili olarak toplanan binlerce sayfalık belgenin bugüne dek gizli tutulması da ortaya birçok komplo teorisinin atılmasıne neden oldu: ”CIA, Oswald ve Oswald’ı öldüren Jack Ruby arasındaki ilişkileri araştıran Nelson Rockfeller’ın Başkanlık ettiği bir komisyonun kayıtlarının açıklanması isteniyor.”

Kennedy’nin devre dışı bırakılışının ardında bazı sorular zihinlerde kaldı: Cinayeti gören 47 şahit, kaza veya hastalık sebebiyle ya da intihar ederek(!) öldü. FBI’ya göre Oswald, cinayeti tek başına işlemişti. Tek silah kullanılmıştı. ABD gizli servisi olaya karışmamıştı. Olay basit bir bireysel terör hareketi olarak gösterilmek isteniyordu.

kennedy hd photos ile ilgili görsel sonucu
John F. Kennedy ve J. Kennedy Onassis

Warren ve Rockfeller Komisyonları Kuruldu

Olayı sözde araştırmak amacıyla iki komisyon kuruldu. 1964 ve 1975’de kurulan Warren ve Rockefeller komisyonlarında aynı sonuçlara ulaşıldı. Komisyonların raporlarına göre Ruby aşırı milliyetçiydi ve katil olarak tanıtılan Oswald’ı da Başkanını öldüren kişiden intikam almak amacıyla öldürmüştü. Oysa, Oswald ve Ruby’nin beraber hareket ettikleri ortaya çıktı.

Olayı gören birçok şahit Warren Komisyonu’nca dinlenmiyor, dinlenenlerin ifadeleri de değiştiriliyordu. Daha sonra, mason senatör Frank Church’ün Başkanlığını yaptığı Church Komisyonu‘nun hazırladığı raporda da hiçbir sonuca ulaşılamaması bu suikastın arkasındaki güçlerle ilgili önemli ipuçları veriyordu.

Ortada bir komplo düzenlenmiş olduğunu açıkça gösteren bazı gerçekler vardı. Dikkati dağıtmak için, Kennedy’i mafyanın öldürdüğü söyleniyordu. Acaba mafya tören güzergahını değiştirebilir miydi? FBI’yı, Dallas polisini, Warren Komisyonu’nu yönlendirebilir miydi? Otopsiye müdahale edip, medyaya yalan haber yazdırabilir miydi?

lee harvey oswald ile ilgili görsel sonucu
Lee Harvey Oswald

Kennedy’nin Otopsisi Kafaları Karıştırdı

Kennedy üç ayrı yerden gelen kurşunlarla vurulmuştu. Bu, otopside kanıtlanmış ama üstü örtülmüştü. Bazı polisler buna şahitti. Olayla ilgili ipuçları: Kennedy’nin yanında vurulan Texas Valisi Conoly‘nin kanlı üniforması temizleyiciye, Kennedy’nin limuzin arabası yıkamaya gönderiliyor. Başkanın beyninin ise kaybolduğu söyleniyordu!

Oswald’ın iki kurşunundan sekiz yara izi çıktığı söyleniyordu. Fakat otopsi gereğince yapılmıyor, askeri doktorlar tarafından örtbas ediliyordu. Ordudaki general ve amiraller otopsiyi yönetiyorlardı.

Birçok kaynak Oswald’ın Amerikan gizli servisi CIA’e kayıtlı olduğunu yazdı. Oswald bu tip bir iş için çok daha önceleri ‘hazırlanmış’ bir kişiydi. CIA, suikastten çok daha önceleri Oswald’ı Rusya’ya göndermişti. Oswald Rusya’da kendini bir vatan haini olarak gösteriyordu ama aslında CIA, onun oradaki durumunu en ince ayrıntısına kadar yönetiyordu. Daha sonra Rusya’dan ayrıldı. Küba’da bir delegasyonla görüştü. Bu arada CIA, hiçbir şey bilmiyormuş gibi davranıyordu. Oswald, ardından İsviçre’de bir üniversiteye yazıldı. Buradan İngiltere’ye gitti. Sonra Sovyet vatandaşı oldu. İki yıl sonra Henry Kissenger’in ileride ortağı olacak olan B. Classon, Oswald’ın ABD’ye dönüşünü ayarladı.

L. Harvey Oswald’ın Hayatı Senaryo İddialarını Güçlendirdi

FBI ve CIA tüm bu gelişmeleri denetliyordu. Oswald, 1962’de Pentagon’da çalışmaya başladı. 1963’de FBI aniden Oswald’ın KGB ajanı olduğu söylentilerini yaydı, bu konuyla ilgili Oswald’a ait sahte belgeler ortaya çıkarıldı. Böylece Kennedy suikasti öncesi Oswald’ı bir KGB ajanı gibi gösteren senaryo düzenlenmiş oldu. Kennedy suikastinden bir veya iki gün önce Oswald Küba’yı savunan Anti-Amerikan yazılar yazdı ve Dallas’da polislerin eline tehdit mektupları verdi ve bunu nedense CIA, FBI, ve Deniz Kuvvetleri haber alma binalarının bulunduğu bir meydanın ortasında yaptı! Bu senaryo, aslında olayın içine Küba ve KGB gibi değişik alternatifler sokmak için yapılmıştı. Kennedy’nin ölümünden sonra ise Oswald’ın CIA ajanlığıyla ilgili tüm belgeler yok edildi.

jack ruby ile ilgili görsel sonucu
Jack Ruby

Olayı ısrarla KGB’nin üzerine atanların başında ise CIA’in Mossad’la bağlantılarını gerçekleştiren eski CIA şefi James Jesus Angleton vardı: ”Angleton, Oswald’ın KGB ajanı olduğu tezinin ünlü savunucularındandı. Oysa Angleton, Oswald gibi CIA ajanları hakkında en çok bilgiye sahip kişiydi.”

Mossad İşin İçindeydi

Dikkati dağıtıp, Mafya-Küba teorileri ortaya çıkarmak için Mafya-Küba bağlantılı birçok CIA ajanı olayla ilgiliymiş gibi gösterilerek, dikkat başka yönlere çekiliyordu. Bu bir aldatmacaydı. Ayrıca mafya da zaten Mossad‘ın bir uzantısından başka bir şey değildi:

Kennedy suikastinde Mosssad’ın en büyük yardımcısı olan FBI şefi mason Hoover, Kennedy ile yaşadığı müddetçe ters düşmüştü. ABD mafyasının başı Yahudi mafya babası Meyer Lansky zaten Mossad’la doğrudan bağlantılı çalışıyordu. Mossad’ın bilgisi dışında eylem yapması mümkün değildi. Meyer Lansky, CIA ile de ortak çalışıyordu. Fakat olayın çok değişik boyutları vardı. Kennedy ölümünden önce, CIA Başkanı mason Allen Dulles’ı görevinden almaya karar vermişti. Oswald ve onu öldüren Ruby’nin Dallas’taki polis otoriteleriyle ve FBI’la yakın ilişkileri vardı. FBI Ruby’i birçok görevde kullanmıştı.

J. Ruby konuşmasını engellemek için hapiste kendisine kanser yapıcı ilaçlar verildiğini söyler ve esrarengiz bir şekilde kanserden ölür.

Kennedy suikastini soruşturan Warren Komisyonu, Oswald’ın suikastı tek başına işlediği sonucunu çıkardı fakat Amerikan halkının sadece yüzde 10’u buna inandı.

H. Anıl Tezsehen

StratejikOrtak.com MİSAFİR YAZAR

 

S-400 Satışı Ne Aşamada?

Rosteh’in Başkanı Sergey Çemezov Açıkladı

Türkiye’nin NATO üyeliği ve diplomatik konjonktür sebebiyle çok tartışılan S-400 meselesi ile alakalı önemli gelişmeler yaşandı. Gün içinde Rus haber ajansı Sputnik’in geçtiği habere göre Rus Savunma Sanayi Şirketi Rosteh’in başkanı Sergey ÇEMEZOV, Türkiye’nin Rusya’dan 4 adet S-400 füze savunma sistemi bataryasını 2.5 milyar dolar karşılığında satın aldığını açıkladı.

Yaptığı açıklamada siparişlerin 2019-2020 yılları arasında yerine getirileceğini söyleyen Çemezov, açıklamasının devamında anlaşmanın mali kısmı ile alakalı olarak şu beyanlarda bulundu;

  • Anlaşmanın toplam maliyeti 2.5 milyar dolardır,
  • Bu bedelin %45’lik kısmı Türkiye tarafından Rusya’ya ödenecek, geri kalan %55’lik kısım ise Rusya’nın Türkiye’ye açacağı kredi ile kapatılacak,
  • Her iki ülkenin Maliye Bakanları bu konuda zaten mutabakata varmış durumdadır.

Her ne kadar sistemin sayısı 4 adet olarak ifade edilse de bu konuyla alakalı gözden kaçan ve yanılgıya düşülen bir konunun daha altını çizen Çemezov, Türkiye’nin 4 Adet S-400 Bataryası almayacağını, 4 Bölük S-400 alacağını ifade ederek her S-400 Bölüğünün birden çok füze bataryası barındırdığının altını çizdi. Türkiye’nin 4 Bölük  savunma sistemi alması, toplamda 36 adet füze bataryasına sahip olacağı anlamına geliyor.

Konunun siyasi boyutuna ilişkin de açıklamalarda bulunan Çemezov şunları ifade etti;

  • Türkiye’nin Rusya’dan gerçekleştirdiği bu alım bir NATO ülkesi tarafından ilk defa yapılıyor,
  • Geçmişte Kıbrıs bizden S-300 sistemi satın almıştı ancak ada ükesi NATO üyesi sayılmadığı için Türkiye’nin bu alamı bu alanda bir ilk,
  • Ankara’nın atmış olduğu bu adım siyasi ve stratejik açıdan çok önemli ve ciddi bir adımdır.

Çemezov’un bu beyanlarının üstüne konuya ilişkin açıklamalarda bulunan  Milli Savunma Bakanı Nurettin CANİKLİ, anlaşmanın zaten sağlanmış olduğunu belirterek; “Kredi mi kullanalım, yoksa kendimiz mi finanse edelim’in sonunda, ‘Bir bölümünü kredili olarak kullanalım.’ şeklinde görüş ortaya çıktı.” ifadelerini kullandı.

 

https://stratejikortak.com/2017/12/s-400-hava-savunma-fuzeleri-ise-yariyor-mu.html

Stratejik Ortak Haber Masası – Mahmut Nedim SUİÇMEZ

S-400 Hava Savunma Füzeleri İşe Yarıyor Mu?

Özellikle son yaşanan olaylar dikkate alındığında bir ülkenin hava savunma sisteminin ne kadar önemli olduğu ortaya çıkmaktadır. ABD’nin Tomahawk  füzeleriyle Suriye’nin Humus vilayetinde ki Şaryat hava üssünü 59 füzeyle vurması, beraberinde Suriye’de bulunan hava savunma sistemlerinin yeterliliğini tartışmaya açmıştır. Özellikle insanlar sosyal medyada “S-400 ne işe yarar” gibi haklı sorular sormaya başlamışlardır. Bu gibi sorulara yanıt olarak bu yazıyı yazdım.

24 Kasım 2015 tarihinde Rusya’ya ait SU-24 tipi savaş uçağının Türk F-16 ları tarafından düşürülmesinin ardından Rusya; Lazkiyede ki Himeymim hava üssüne S-400 hava savunma sistemi yerleştirdi.

Peki neden ABD’nin saldırısında Rusya’nın o kadar övgüyle bahsettiği S-400 hava savunma sistemi karşılık vermedi veya veremedi?

İşte bu soruya yanıt verebilmek ve S-400 hava savunma sisteminin özelliklerini daha yakından tanımak için aşağıdaki tabloyu inceleyebilirsiniz;

Vurulan Hedef Türleri

Stratejik Uçaklar ABD’ye ait çok fonksiyonlu ağır uzun menzilli kıtalararası stratejik bombardıman uçağı; Boeing B-52 Stratofortress ABD’ye ait uzun menzilli süpersonik stratejik bombardıman uçağı Rockwell Internatıonal B-1 Lancer ABD’ye ait uzun menzilli stratejik bombardıman uçağı; General Dynamics F-111 Aardvark
Elektronik Harp Uçakları ABD’ye ait elektronik harp uçağı; GeneralDynamics/Grumman EF-111A Raven Grumman EA-6 Prowler elektronik harp ve istihbarat uçağı
İstihbarat Uçakları ABD’ye ait yüksek irtifa keşif uçağı; Lockheed U-2
Havadan erken uyarı ve kontrol uçakları ABD’nin havadan erken uyarı ve kontrol uçağı; Boeing E-3 Sentry ABD Hava Kuvvetleri ve Deniz Kuvvetleri’nin güverteli havadan erken uyarı ve kontrol uçağı; Grumman E-2 Hawkeye
Taktik Uçaklar ABD’ye ait ve her türlü hava şartlarında görev yapabilen 4.nesil avcı uçağı; McDonnell Douglas F-15 Eagle ABD’ye ait 4.nesil çok amaçlı hafif avcı uçağı; General Dynamics F-16 Fighting Falcon ABD’ye ait 5.nesil çok amaçlı avcı uçağı; Lockheed Martin Boeing F-22 Raptor
Hayalet Uçaklar ABD’ye ait ses hızından yavaş, radara yakalanmayan taktik taarruz uçağı; Lockheed F-117 NightHawk ABD’ye ait ağır radara yakalanmayan stratejik bombardıman uçağı: Northrop B-2 Spirit
Stratejik Seyir Füzeler Raytheon/McDonnellDouglas BGM-109 Tomahawk çok amaçlı, hassas ses hızından yavaş, uzun menzilli stratejik ve taktik seyir füzesi
Aerobalistik Füzeler Boeing AGM-69 SRAM (Short-RangeAttackMissile) kısa menzilli aerobalistik havadan karaya güdümlü füze
Orta Menzilli Balistik Füzeler Menzili 1000-1500 km olan ve nükleer başlıkta taşıyabilen füzeler
Taktik Balistik Füzeler

Yukarıdaki tablodan anlaşılacağı üzere S-400 ün birçok farklı uçak ve füzeleri vurabildiğini görüyoruz. Buna kırmızıyla işaretlenmiş ve ABD nin Suriye de kullandığı Tomahawk seyir füzeside dahildir. Rusya isteseydi ABD nin saldırılarını engelleyebilirdi. Teknik olarak S-400 bu saldırıları engelleyebilecek güçte. Neden engellenmediği sorusu ise ayrı ele alınması gereken bir konu.

S-400 ün teknik ve taktik özelliklerine bakalım:

Füze hızı: 4800m/s

Kuruluş süresi: 5 dk

Savaşa hazır duruma getirilme süresi: 3 dk

Aynı anda takip ettiği hedef sayısı: 300

Aynı anda vurulan hedef sayısı: 300

Yararlanılan kaynaklar: Sputnik

Mehmet Fehmi Karadağ

StratejikOrtak.com MİSAFİR YAZAR

https://stratejikortak.com/2015/12/israil-ile-rusya-anlasms-suriyedeki-s.html

Gölge Ordu “Blackwater” Gerçeği

        Blackwater projesinin fikir babası 2001-2009 yılları arasında ABD Başkan Yardımcılığı görevi yürütmüş olan Dick Cheney‘dir. 1996 yılında  “Amerikan Deniz Kuvvetleri Özel Birlikler” eski askerlerinden İslam düşmanı olarak bilinen, “Uluslararası Hristiyan Özgünlük Örgütü ”nün başkanı Erik Prince ve Al Clark tarafından kurulmuş, daha doğrusu kurdurulmuştur. Şirketin operasyonlardan sorumlu yetkilisi ise Cofer Black olmuştur.

    Her ne kadar özel güvenlik şirketi olarak gözükse de yaptığı eylemler, suikastler ve sabotajlar ile kendisini sorgulatır hale gelmiş, bunun neticesinde güvenlik şirketinden çok terör örgütü olarak anılmaya başlanmıştır.

     Şirket, Kuzey Kaliforniya’da 28 bin km² ‘lik alana ilk kurulduğunda daha çok güvenlik görevlileri için eğitim vermekteydi. Ayrıca bu bölge savunma şirketlerine yabancı olması nedeniyle kafalarda soru işareti bırakmıştır. İlk başlarda ABD sınırları içinde askeri eğitim ve donanımlı personeli ile koruma, polis eğitimi, polis köpekleri gibi hizmetler vermekle işe başlamıştır. Yemen’de El-Kaide   tarafından ABD savaş gemisi USS Cole’a  gerçekleştirildiği iddia edilen ve 17 Amerikan askerinin ölümüne neden olan saldırı ve 11 Eylül saldırısından sonra şirket, George W. Bush’un talimatı ile Abd’nin Irak ve Afganistan‘daki çok hassas bölgelerin korumasını üstlenmiştir. George W. Bush’un göreve gelmesinin ardından şirket çok büyük askeri eğitim ihalelerini almaya başlamıştır. Tabi bunda derin siyasi gücün ve kişilerin etkisi de yüksektir.

       Şirketin popülerliği Irak’ta Felluce katliamının ardından artıyor ve iş tanımı bir anda genişliyor. 31 Mart 2004 günü Felluceli direnişçiler ABD askerleri ve KBR personeline yemek taşıyan Eurest Support Services firmasını koruyan 4 Blackwater özel güvenlik görevlisine pusu kurar. Silahlı özel güvenlik görevlileri, araçlarının içine atılan el bombası ve ağır makinalı tüfek ateşi sonucu ölürler. Olay yerine gelen halk ve direnişçiler cesetleri araçtan çıkartarak yerlerde sürükledikten sonra Fırat Nehri üzerindeki bir köprüye asarlar. Olaya dair fotoğrafların dünya kamuoyuna yansıması üzerine ABD Ordusunda şehirde denetimi ele geçirmek için harekat planları yapılmaya başlanır. Nihayetinde başlayan I. Felluce Muharebesinde 17 sivil öldürülür.

      Şirket sadece Irak’ta değil Pakistan ve Afganistan’da da işler yapmıştır.   Peşaver’de cami ve pazaryeri bombacıları üçü ABD’li diplomat, altı kişi suikast silahlarıyla yakalanır. Pakistan polisinin, rutin bir kontrol sırasında durdurduğu şüpheli araçlardan birinde bulduğu silahlar sonrası altı kişiyi tutuklar. Tutuklananlardan üçünün ABD büyükelçilik çalışanı olduğu ortaya çıkar. Bu tür saldırılar genellikle El-Kaide ve Taliban’a mal edilerek asıl saldırıyı yapan kişiler gizlenir. Birgün Taliban lideri “Bazen bir saldırı oluyor ve biz bile medyadan ‘Taliban olayı üstlendi’ diye duyuyoruz. Kim üstlendi, ne zaman, nasıl, delili ne? Ancak medya taraflı davranıyor ve hemen bizi suçluyor” demiştir.

     Bölgede artan terör olayları sürekli Taliban’a bağlanırken, Taliban ise yapılan saldırıları şiddetle reddedmiştir. Bu saldırıların “haram” olduğu defalarca vurgulamış, bunu yapanların ise CIA ve Blackwater olduğunu ifade etmişlerdir. Daha önce de Pakistan’da Raymond Davis isimli bir CIA ajanı yakalanmış ajanın üzerinde bir çok silah, maske, GPS ve bazı sivil hedeflerin not alındığı dokümanlar bulunmuştu Raymon Davis, Pakistan’da aracına yaklaşan iki kişinin Taliban ya da El Kaide üyesi olduğunu düşünmüş ve panikleyerek bu iki kişiyi öldürmüştü. 2.3 milyon  dolar kan parası ödenerek olay örtbas edildi. Şirketin Benazir Butto suikastinde de parmağı olduğu Eski Pakistan Genelkurmay Başkanı General Mirza Aslam Beg tarafından dile getirilmiştir. Butto’nun o dönemde ki korumalığını Blackwater’ın hizmet sağladığı JSOC (Ortak Özel Operasyonlar Komutanlığı) yaptığını düşünürsek bu iddiayı kuvvetlendirmektedir. Hatta General Lübnan Eski Başbakanı Refik Hariri suikastini de bu şirketin planladığını söylemiştir.

       Kaos ve karışıklığın olduğu her yerde karşımıza çıkan bu şirket 2014 yılında bu kez Ukrayna’da kendini göstermiştir. Şirkete bağlı 400 paralı asker, gerilla operasyonlarını yönetmiş ve Rus yanlılarına büyük zarar vermiştir.

PKK Depolarından Çıkan Silahlar

        Şirket dönem dönem Türkiye’de de gündeme gelmiştir. Türkiye’nin sürekli ” ABD’nin silahları PKK’da çıkıyor” açıklamaları ve ABD’nin Irak’ta kaybettiği 190 bin silah göze alındığında, bu açıklamaları ciddi bir boyut kazanmıştır. Bu konuda, Irak’ta soruşturma yürüten savcılık, Irak’ta şirketin kaçak silah piyasası kurduğunu ve bu silahların ise Daeş, PKK gibi örgütlerin eline geçtiği tespit edilmiştir. Güneydoğu’da yapılan Hendek Operasyonları sırasında ele geçirilen bazı SNİPER keskin nişancıların yabancı uyruklu çıkması dikkatleri tekrar bu şirket üzerine çekmiştir.

      Dönem dönem basında Blackwater’ın PKK,  PYD/YPG, Daeş, DHKP-C gibi örgütleri desteklediği haberlerini okumaktayız. Suriye’de ise PYD/YPG komutanlarını ve PKK üst düzey yöneticilerinin korumalığını bu şirketin yaptığı bilinmektedir.  YPG/PYD teröristlerine her türlü silah eğitimi ve bomba eğitimi bu şirket tarafından verilmektedir. ABD’nin bölgede yürüttüğü gizli operasyonları YPG/PYD üniformaları altında bu şirket üzerinden icra etmektedir.

    Günümüz dünyasında büyük devletler operasyonlarını bu tür şirketler üzerinden yürütmeye başlamıştır. Dünya üzerinde 90 dan fazla askeri özel güvenlik şirketi bulunmakta ve bu şirketler 110 ülkede  faaliyet göstermektedir. ABD savunma harcamalarının 3’te 1’i bu tür şirketlere aktardığını düşünürsek, yeni savaş stili de bu yönde gelişme gösterecektir.

       Bu şirketler ile hedef ülkede gizli operasyonlar yürütmek, suikastlar, eylemler, vs daha kolay görülmektedir. Savaşın olduğu her ülkede bu şirketler aktif olarak rol almaktadır. Irak, Suriye, Afganistan, Pakistan, Yemen, Tunus, Libya, Mısır, Lübnan, Somali, Sudan şirketin operasyon yaptığı ülkelerin başından gelmektedir. 

      Şirket 2007’de Irak’ta  Nisur’da  yaptıkları  sivil  katliamının  sonrasında,  2009’da isimlerini değiştirmek (Xe Services) zorunda kaldılar. Bunun sonucunda Irak Hükumeti şirketin faaliyetlerini yasaklamıştır. 2011 yılında ise isimlerini Academi olarak değiştirmiştir.

[17 Aralık-24 Aralık] Askeri ve Diplomatik Haberlerin Arşivi

0

17 Aralık ile 24 Aralık arasında gözden kaçan bazı askeri ve diplomatik gelişmeleri “Dünyada neler oldu?” başlığı altında sizler için derledik.

-Doğu Kudüs’te gözaltına alınan 3 Türk vatandaşı, İsrail mahkemesince kefaletle serbest bırakıldı.

-BM Güvenlik Konseyi, ABD’nin Kudüs’ü ‘İsrail’in başkenti’ olarak tanıma ve büyükelçiliğini Tel Aviv’den Kudüs’e taşıma kararına karşı Filistin’in hazırladığı karar tasarısını görüşmek üzere toplandı. ABD, tasarıyı veto etti.

-Kuzey Kore lideri Kim Jong-un : “İsrail diye bir devlet var mı ki başkenti Kudüs olsun?”

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un

Filistin yönetimi, ABD’nin Kudüs tasarısını veto etmesine tepki göstererek, bu durumu “uluslararası topluma saygısızlık” şeklinde niteledi.

– Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Birleşmiş Milletler’deki Kudüs oylaması için ABD’ye gitti. Kudüs oturumu, Türkiye ve Yemen’in talebi üzerine gerçekleşti.

– ABD’nin Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Nikki Haley’in, perşembe günü Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulunda yapılan Kudüs oylaması öncesi diğer diplomatlara e-posta göndererek karara karşı oy kullanmamaları konusunda üstü kapalı tehdit ettiği öne sürüldü. E-posta içeriğinde ise “Trump sizi izliyor!” yazdığı öne sürüldü.

BM Kudüs’ün İsrail’in başkenti olarak kabul edilmemesi hakkında tasarısı sırasında, ABD BM daimi temsilcisi Nikki Haley objektiflere böyle yakalandı.

– ABD Başkanı Donald Trump, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulunda perşembe günü görüşülen Kudüs tasarısına destek verecek ülkeleri “maddi yardımları kesmekle” tehdit etti.

-İsrail’den Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nda yapılacak Kudüs oylamasına saatler kala sert bir açıklama geldi. İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu BM’yi ‘yalanlar evi’ diye niteledi ve daha oylama yapılmadan kararı reddettiklerini açıkladı.

-BM Genel Kurulu’nda oylanan olan Kudüs’ün statüsü hakkındaki toplantıya saatler kala Bahreyn Dışişleri Bakanı Şeyh Halid bin Ahmed Al Halife’nın Twitter üzerinden paylaştığı yorumu dikkat çekti. Sosyal medyada geniş yankı bulan açıklamaya tepki gösterildi.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, BM’deki Kudüs oylaması öncesinde konuştu. Bakan Çavuşoğlu, ABD’ye tepki göstererek “İsimleri alıp ne yapacaksınız? O ülkeleri cezalandıracak mısınız?” dedi.

– ABD Başkanı Donald Trump’ın tehditleri sonuç vermedi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yapılan oylamada, Trump’ın Kudüs’ü ‘İsrail’in başkenti’ olarak tanımasına ‘hükümsüz’ diyen karar ezici bir çoğunlukla, 9’a karşı 128 oyla kabul edildi. 35 ülke çekimser kaldı.

Oylamada ülkeler ve veriği oylar.

-BM Genel Kurulu’nda ABD Başkanı Donald Trump’ın Kudüs kararını eleştiren karar tasarısının oylamasında çekimser kalan Bosna Hersek’in Devlet Başkanlığı Konseyi’nin Boşnak üyesi Bakir İzetbegovic’in, ‘evet’ oyu kullanmayı önerdiği ancak diğer iki üyenin çekimser kalma kararı aldıkları belirtildi.

– ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Nikki Haley, BM Genel Kurulu’nda kabul edilen Kudüs kararına ‘hayır’ oyu veren, çekimser kalan ve oylamaya katılmayan ülke temsilcilerine resepsiyon davetinde bulundu.

– BM Genel Kurulu’nun Trump’a darbesinin ardından Paris’te Macron ile buluşan Abbas, Filistin halkının bundan böyle Washington’ın sunacağı hiçbir planı kabul etmeyeceğini söyledi.

– ABD Başkanı Trump’ın Kudüs kararını eleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Amerikan yönetimini bir an önce Genel Kurul’da oluşan dayanışma tablosunu doğru okuyarak hatasından dönmeye çağırıyorum” dedi.

BM Kudüs tasarısının dünya genelinde dağılımı; kırmızı bölgeler tasarı için “hayır” oyu kullanırken, yeşil bölgeler “evet” oyu kullandı. Griler ise “çekimser” oy kullanan ülkeler

-‘Vovan’ ve ‘Lexus’ olarak bilinen Rus komedyenler, kendilerini Polonya’nın yeni Başbakanı Mateusz Morawiecki olarak tanıttıkları ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Nikki Haley’e telefon şakası yaptı.

– ABD öncülüğündeki IŞİD karşıtı koalisyonun sözcüsü Albay Ryan Dillon, Rusya’nın ‘IŞİD’in Suriye’de bittiğine’ yönelik açıklamalarının doğru olmadığını savunarak, IŞİD tehdidinin sürdüğünü iddia etti.

ABD Büyükelçiliği, Türkiye vatandaşlarının vize başvurusu yapabileceği en erken tarihin 1 yıl sonra, Ocak 2019 olduğunu açıkladı.

– ABD’de Korece konuşan iki öğrenciye “Dilinizi duymak istemiyorum” diyen ırkçı müşteri kendisini polis eşliğinde kapıda buldu.

-Birleşmiş Milletler (BM), Libya’da yaklaşık 400 bin göçmen arasında bulunan 36 bin çocuğun acil yardıma ihtiyacı olduğunu bildirdi.

Çin’in adı, ticaret ve yatırım konusunda yakın ilişki kurduğu Zambiya’da “müdahale” ile anılıyor. Polis teşkilatında 8 yabancının göreve başlaması, üstelik Çinli olmaları halkı ayağa kaldırmaya yetti. 24 saat geçmeden Çinli polislerin görevine son verilirken yetkililer “ulusal kimlik” kavramına vurgu yaptılar.

Zambiya’da göreve başlayan Çinli polisler / Kaynak: Sputnik Türkiye

Kuzey Kore’nin ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma kararını kınamasının ardından Gazzeli bir restoran sahibi kendince Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’a ‘sembolik’ teşekkürünü iletmek için Gazze’de hiçbir Kuzey Kore vatandaşı bulunmasa da restoran Korelilere yüzde 80 indirim yapan bir kampanya başlattı.

-ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin yeni ulusal güvenlik stratejisini açıklayan konuşmasında “Rusya ve Çin’i” ABD’nin ‘güvenlik ve refahını zayıflatmayı amaçlayan rakip ülkeler’ olarak niteledi.

– ABD’nin 68 sayfalık yeni ulusal güvenlik stratejisi belgesinde “Kuzey Kore nükleer silahlarla milyonlarca ABD’li öldürmek için imkânlarını arttırmak istiyor” deniliyor.

-Rusya ve Çin’i ‘ABD değerlerine meydan okuyan rakipler’ olarak tanımlamasına Pekin yanıt verdi: “Artık Çin’in yükselişini kabullenin.”

– Rusya Dışişleri Bakanlığı ise, ABD’nin yeni ulusal güvenlik stratejisinin, “diğer ülkelerle eşit koşullarda yapıcı işbirliği değil, çatışma çizgisini belirlediğini” belirtti.

Pakistan, ABD’nin yeni Ulusal Güvenlik Stratejisi belgesinde yer alan, ‘terör örgütlerinin Pakistan topraklarında faaliyet gösterdiği’ iddiasını reddederek “Pakistan ordusunun ABD’den gelecek paraya ihtiyacı yok” denildi.

İran: “Trump’ın güvenlik stratejisi, başarısızlıklarını perdeleme çabası” açıklamasında bulundu. Belgenin ‘Tahran’a odaklanan sahte tehditler üzerine kurulduğunu’ söyleyen İran Dışişleri, bunun ABD’ye uluslararası başarısızlık getirirken dünyayı daha fazla istikrarsızlığa, güvensizliğe ve terörizme sürükleyeceği uyarısı yaptı.

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Zeid Ra’ad El Hüseyin, Arakan Müslümanlarına yönelik zulmün boyutları karşısında Myanmar’ın fiili sivil lideri Aung San Suu Kyi ile ordunun başındaki General Aung Min Hlaing’in ‘soykırımla’ suçlanabileceğini iddia etti.

– ABD ile Kuzey Kore arasındaki gerginlik durulmazken Güney Kore lideri ev sahipliği yapacakları “2018 Kış Olimpiyat Oyunları” bitene dek ABD ile ortak tatbikatların ertelenmesi çağrısında bulundu.

Kuzey Kore, ABD’nin ‘nükleer programı müzakere etme’ teklifini reddetti. Karara gerekçe olarak ise, müzakerenin BM Güvenlik Konseyi’nin Pyongyang üzerinde yeni yaptırımlar uygulamasına yönelik bir girişim olarak görülmesi olduğu belirtildi.

– Bangladeş temaslarını sürdüren Başbakan Binali Yıldırım, Arakanlı Müslümanların bulunduğu kampı ziyaret etti. Yıldırım, “Burası insanlığın artık yok olduğu bir yer. İnsanlık bugün harekete geçmeyecekse ne zaman harekete geçecek?” diye sordu.

– Ekranı kırık cep telefonlarını kullanmaktan bıkanları sevindirecek bir haber Japonya’dan geldi. Tokyo Üniveristesi’nde bir öğrenci yanlışlıkla, çatladığı ya da kırıldığı zaman kendini onaran yeni bir polimer cam tipini keşfetti.

Kuzey Kore’den kaçan bir asker, askerden arındırılmış bölgeden (DMZ) geçerek Güney Kore’ye kaçtı. Bu yıl Güney Kore’ye kaçan 4. asker olan kişi, sorgulanmak üzere gözaltına alındı.

– Kuzey Kore, mayıs ayında dünya genelinde yüz binlerce bilgisayara bulaşan ‘WannaCry’ fidye yazılımının arkasında olduğuna yönelik ABD’li yetkililerden gelen suçlamalara ilk kez yanıt verdi. Kuzey Kore Dışişleri Sözcüsü siber saldırıyla ilgileri olmadığını açıkladı.

– ABD Savunma Bakanı Jim Mattis, Kuzey Kore’nin nükleer programıyla ilgili, “Fırtına bulutları Kore Yarımadası’nın üzerinde toplanıyor” dedi.

– Japonya’da Başbakan Şinzo Abe’nin kabinesi Kuzey Kore’de gelen tehditlerin gölgesinde ülkenin balistik füzelere karşı savunmasını güçlendirmek için, 46 milyar dolarlık (5.19 trilyon yen) rekor savunma bütçesini onayladı.

– Kazakistan Dışişleri Bakanlığı, Suriye Ulusal Diyalog Kongresi’nin 29-30 Ocak’ta Rusya’nın Soçi kentinde yapılacağını duyurdu.

– Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK), kıtalararası balistik füze denemesi yapan Kuzey Kore’ye oy birliğiyle yeni yaptırımlar getirdiği bildirildi.

Filipinler’de etkili olan tropikal Tembin (Vinta) tayfununun neden olduğu sel ve heyelanlarda ölü sayının 120’yi geçtiği bildirildi.

– Orta Amerika ülkesi Honduras’ta 26 Kasım’da yapılan ve sonuçları tartışmalı olan devlet başkanlığı seçimini, kısmi yeniden sayımın ardından mevcut Devlet Başkanı Juan Orlando Hernandez’in kazandığı açıklandı.

– Güney Amerika’da sol yönetim kuşağının yerini muhafazakar yönetim kuşağı alıyor. Bu eğilimin son halkası olan Şili’nin tekrar sağa kırmasıyla milyarder iş adamı Sebastian Pinera devlet başkanlığına geri döndü.

– Rus petrol şirketi Rosneft, Venezüella’da bulunan iki sahada yıllık 6.5 milyar metreküp doğalgaz üretecek.

Brezilya’da Latin Amerika’nın en büyük rüşvet skandalının odağındaki inşaat firması Odebrecht’in kurucusu ve eski üst düzey yöneticisi‘in cezaevinden çıkarıldığı bildirildi.

– Meksika Devlet Başkanı Enrique Pena Nieto, askerlere polis olarak da görev yapma yetkisi tanıyan yasayı onayladı.

-Politico, eski ABD Başkanı Barack Obama’nın İran’ın nükleer anlaşmadan vazgeçmemesi için Hizbullah’a yönelik uyuşturucu kaçakçılığı soruşturmasını örtbas ettiğini iddia etti.

ABD eski başkanı Barack Obama

– Rusya’dan ABD’ye çağrı: “Nükleer silahlarınızı Avrupa’dan çekin.”

– Pentagon’un UFO’ları araştırmak üzere gizli bir program yürüttüğünün anlaşılmasıyla, ABD ordusunun bazı uçan nesnelere denk geldiği ortaya çıktı. Bu nesneler arasında, hızıyla şaşırtan bir cisim de yer alıyor.

– İran, Yemen’deki Husi milislerinin Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’a fırlattığı balistik füzenin ‘İran üretimi’ olduğu yönünde olduğu Suudi Arabistan ve ABD’den gelen suçlamalara yanıt verdi. İran Dışişleri Sözcüsü “Yemen’le silah bağlantımız yok” dedi.

– ABD Savunma Bakanlığı’nın (Pentagon), ‘Rus saldırganlığını’ dizginlemek amacıyla Avrupa ülkelerindeki ABD hava üslerini genişletmek için 200 milyon dolardan fazla harcama yapmayı planladığı belirtildi.

– Musul’da ABD’nin havdan desteklediği Irak hükümet güçleri ile IŞİD arasındaki savaşta 9 bin ile 11 bin arası sivilin hayatını kaybettiği belirtildi. AP’nin araştırmasına göre Musul’da sivil can kaybı daha önce bildirilenlerin 10 kat fazlası.

ABD Maliye Bakanlığı, aralarında Rusya Federasyonu’na bağlı Çeçenistan’ın başkanı Ramzan Kadirov dahil 5 Rusya vatandaşını daha Magnitskiy Listesi’ne dahil ettiklerini duyurdu. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova ise bu yaptırımın karşılıksız bırakılmayacağını belirtti.

Çeçenistan’ın Başkanı Ramzan Kadirov

– ABD’deki bir üniversitenin yaptığı bir anket ABD’li seçmenlerin çoğunluğunun 2018’de daha fazla savaş beklediğini ortaya koydu. Ankete katılan Cumhuriyetçiler ekonomide iyileşme beklerken, Demokratlar tam tersi fikirde.

– Pentagon, ilk kez Yemen’de hava operasyonlarının yanı sıra kara operasyonları da yürüttüğünü kabul etti.

ABD’de İran’a yaptırımların delinmesi davasında tanık olan Rıza Sarraf’ın duruşmalar sırasında çizdiği şemalar dikkat çekiyordu. Jürinin üzerlerinde değerlendirme yapma isteği üzerine şemalar mahkeme sunumu olarak kayıtlara geçti. Jüri’nin ortak bir karara varamaması üzerine müzakerelere 3 Ocak’ta devam edilmesine karar verildi.

-Dünyanın önde gelen bilişim şirketlerinden Apple’a, eski model iPhone telefonlarını yavaşlattıklarını itiraf etmesinden bir gün sonra dava açıldı.

-Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Dışişleri Bakanı Abdullah bin Zayed’in sosyal medyada Fahreddin Paşa’yı ‘hırsız’ olarak gösterdiği paylaşım Türkiye’de büyük tartışma ve tepki yarattı. BAE Maslahatgüzarı Dışişleri Bakanlığı’na çağrılarak Türkiye’nin tepkisi iletildi.

Çöl Kaplanı lakaplı Fahreddin Paşa ve paylaşımı yapan Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Dışişleri Bakanı Abdullah bin Zayed

-Ankara Büyükşehir Belediyesince, Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Ankara Büyükelçiliğinin bulunduğu sokağın ismi “Fahreddin Paşa Sokağı” olarak değiştirilecek.

-Türkiye’nin siyasi kriz yaşadığı Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE), Körfez’de bir casus imparatorluğu kurmak için eski Amerikan casuslarını tuttuğu belirtildi. BAE’nin CIA’in yardımıyla kendi CIA’ini kurması amaçlanıyor. Hedef hem İran hem de İran ya da İhvan bağlantısıyla suçlanan muhalifler.

-ABD Dışişleri Bakanlığı, Ukrayna ordusuna “savunma amaçlı geliştirilmiş savunma kapasiteleri” temin edilmesine karar verildiğini açıkladı. Amerika’nın ABC kanalı ise, Dışişleri Bakanlığı kaynaklarına dayandırdığı haberinde, ABD’nin Ukrayna’ya anti-tank füzesi satacağını söyledi.

-ABD Başkanı Trump’ın 12 Aralık’ta Pentagon’un “Suriye’deki ortaklarına” gönderilmek üzere hazırladığı 393.3 milyon dolarlık silah listesini onayladığı ortaya çıktı. Savunma bütçesinde SDG yerine ‘incelemeden geçmiş Suriye muhalefeti’ ifadesi yer alırken ABD’nin 2018’de de binlerce ağır silahı Suriye’ye yollayacağı görülüyor.

Afganistan’ın başkenti Kabil’de istihbarat binası yakınlarında bir saldırı düzenlendi. Çatışmalar hala sürerken saldırıyı IŞİD üstlendi.

-”Gerek İran gerek Rusya olsun Suriye’de sahada savaşı kazananlar tarafından korunduğundan Beşar Esad kalacak” diyen Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, savaş bittikten sonra Batı’nın Esad ve temsilcileriyle konuşmak zorunda kalacağını belirtti.

– Suriye’de savaşın sona ermediğini söyleyen Esad ABD destekli Kürt güçlerine ‘vatan hainleri’ dedi. Cenevre müzakerelerindeki sorunların altını çizen Esad, Soçi’deki kongerede yeni Anayasa ve seçimler konusunun ele alınacağını aktardı.

İran, 25 Eylül’deki bağımsızlık referandumunun ardından kapattığı Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ne (IKBY) sınır geçişlerini yeniden tamamen açtığını duyurdu.

-Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nde (IKBY) maaşların ödenmemesi yüzünden birçok il ve ilçede halk sokağa döküldü. Süleymaniye’nin Dukan ilçesine bağlı Piremegrun kasabasında KDP’nin yanı sıra muhalif partiler KYB, Goran ve Komel’in binaları ile polisi noktaları ateşe verildi.

IKBY’de gösteriler sırasında polis merkezleri ve parti binaları halk tarafından ateşe verildi.

Katar Emiri, Twitter hesabı açan ikinci Körfez lideri oldu. Emir Şeyh Temim bin Hamed Al Sani, Katar Milli Günü’nde resmi Twitter hesabı açarak, halkı kutladı.

-Suriye ordusunun, başkent Şam’ın güneybatısında Nusra hedeflerine karşı düzenlediği operasyonun başarıyla devam ettiği belirtildi.

-Eski İran Cumhurbaşkanı Ali Ekber Haşimi Rafsancani’nin kızı Faize Haşimi, ülkesinde başörtüsünün zorunlu kılınmasına karşı olduğunu belirterek, “İran devriminin üzerinden 40 yıl geçti. Başörtüsünün mecburi olması işe yaradı mı? Aksine, İslam’a uygun olmayan örtünme şekli arttı” dedi.

-Yemen’deki Husi hareketi Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’daki Kraliyet Sarayı’na balistik füze fırlattı. Suudi Arabistan füzeyi havada imha ettiğini açıkladı.

-İran’dan ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Haley’nin açıklamasına tepki: ABD’nin İran’daki diplomatik görevlerini yürüten İsviçre Büyükelçisi İran Dışişleri Bakanlığı’na çağrıldı.

-Batı Şeria’daki Kudüs protestolarında evinin girişine gelen İsrail askerlerini tokatlayan Ahed Tamimi sabaha karşı evine baskın düzenlenerek gözaltına alındı. ‘Filistin’in cesur kızı’ lakabıyla tanınan 16-17 yaşlarındaki genç kız için İsrail Eğitim Bakanı Naftali Bennett ”Hayatı hapishane hücresinde son bulacak” dedi.

-İsrail makamları, Mescid-i Aksa’nın batı duvarı olan Ağlama Duvarı’nın altında 12 yıl süren bir çalışmanın ardından yeni bir sinagog açtı.

-Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nde (IKBY) yer alan Süleymaniye kentinde hükümet karşıtı gösterilerde 5 kişinin hayatını kaybettiği, yaralı sayısının 93’e yükseldiği bildirildi. Irak Başbakanı Haydar İbadi ise, göstericilerin zarar görmesi halinde müdahalede bulunacaklarını açıkladı.

Süleymaniye’de gösteriler/ Kaynak: AA

-Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, Fransa’yı “Suriye’de akan kanı desteklemekle” suçlayarak barış konusunda konuşma hakkı olmadığını söyledi, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Esad’a yanıtı ise “Suçlamalar kabul edilemez” oldu.

Suudi Kralı Selman, petrol fiyatlarındaki düşüşe rağmen, krallığın tarihindeki en büyük bütçeyi yaptıklarını duyurdu.

Suudi Arabistan, Katar ile olan tek kara sınırı Selva Sınır Kapısı’nı nihai olarak kapattı.

IKBY’de siyasi deprem: Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nde hükümete karşı protestolar devam ederken muhalefetteki Goran ile Komel partileri hükümetten çekilme kararı aldı. Goran üyesi olan IKBY Meclisi Başkanı Yusuf Muhammed de istifa etti.

-Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın akrabalarından bir kadın, Almanya’da sığınmacı statüsünü aldığı belirtildi.

-Suriye’deki ateşkesin garantörleri Rusya, Türkiye ve İran’ın Soçi’de yapılacak Suriye Ulusal Diyalog Konseyi’ne 23 Kürt temsilcinin katılması konusunda mutabakat sağladığı belirtildi.Konsey’de PYD’nin masada olmayacağı garantisi veriliyor.

-Rusya Parlamentosu’nun alt kanadı Duma, Rusya’nın Suriye’de bulunan Tartus’taki üssünün genişletilmesiyle ilgili anlaşmayı onayladı.

-İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü’ndeki (UNESCO) daimi temsilcisine İsrail’in UNESCO’dan çekileceğini resmi olarak bildirmesi talimatı verdiği bildirildi.

-Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye, ABD’nin Kudüs konusunda yeni açıklamalar yapabileceği yönünde bilgiler bulunduğunu söyledi.

-Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ülkesindeki nükleer santralleri kapatamayacağını söyledi.

-Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İngiltere Başbakanı Theresa May ile telefonda görüştü.

MiG-29 tipi bir savaş uçağı, Polonya’nın  başkenti Varşova yakınlarındaki Minsk Mazowiecki askeri havaalanına dönerken yere çakıldı.

Eski Yunanistan Maliye Bakanı Yannis Varufakis ile Alman parlamenter Fabio De Masi, 2015 yılında Yunan bankaları için hayati öneme sahip fonlamayı durdurma kararına zemin teşkil eden bir belgeye erişim elde edebilmek için Avrupa Merkez Bankası’nı (ECB) dava etti.

İngiltere’nin Kraliyet Donanması’nın 4.1 milyar dolara mal olan, en büyük ve en güçlü uçak gemisi Queen Elizabeth’te, göreve başlamasından kısa süre sonra hasar oluştu. Geminin üzerindeki hasar nedeniyle saatte 200 litre su sızdırdığı belirtildi.

İngiltere Kraliyet Donanması eski Komutanı Alan West, ülkenin deniz kuvvetlerinin ‘kritik düşük boyutları’ nedeniyle ‘dağılmanın eşiğinde’ olduğunu belirtti.

-İspanya’nın Katalonya Özerk Yönetimi’nde, yapılan ve ayrılıkçılar ile birlik yanlıları arasında geçen seçimde ayrılıkçı partilerin hükümeti kuracak çoğunluğa ulaşmasının ardından Eski Katalonya Özerk Yönetimi Başkanı Carles Puigdemont Brüksel’de zafer konuşması yaptı. Puigdemont, “Seçimleri Katalan Cumhuriyeti kazandı. İspanya devleti yenildi. İspanya Başbabakanı Mariano Rajoy ve müttefikleri kaybetti” dedi.

Carles Puigdemont Brüksel’de zafer konuşması yapıyor.

-Hakkındaki suçlamalar nedeniyle Belçika’nın başkenti Brüksel’de bulunan Eski Katalonya Başkanı Carles Puigdemont, Katalonya’da yapılan seçimlerde ayrılıkçı partilerin hükümeti kurmak için gerekli sayıya ulaşmasının ardından İspanya Başbakanı Mariano Rajoy’a İspanya dışında görüşme teklifinde bulundu. Rajoy ise teklifi reddetti.

-Avrupa Adalet Divanı, Uber’in teknolojik bir uygulama değil ulaştırma hizmeti sağlayan bir şirket olduğuna karar verdi. Bu kararla Uber, 28 üye ülkede ulusal düzenlemeler ile karşı karşıya kalacak.

-Gürcistan’ın eski Devlet Başkanı ve Ukrayna’nın Odessa şehrinin eski valisi Mihail Saakaşvili, Ukrayna Devlet Başkanı Pyotr Poroşenko’ya açık mektup yayımlayarak istifa çağrısı yaptı.

-Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, Polonya’daki yargı reformunun hukukun üstünlüğü prensibine aykırı olduğu gerekçesiyle, daha önce hiçbir üyeye uygulamadığı cezalandırma olan AB’de oy hakkının elinden alınması sürecini başlattı.

Macaristan Başbakanı Viktor Orban, Polonya’nın, Avrupa Birliği’ndeki (AB) oy hakkının elinden alınması sürecini başlatan AB Komisyonu’na tepki gösterdi.

İngiltere Başbakan Yardımcısı Green, bilgisayarında bulunan pornografik içerik nedeniyle istifa etti.

-DW Türkçe’nin görüştüğü Alman emniyet yetkilileri, HDP’li Garo Paylan’ın gündeme getirdiği Avrupa’daki bazı Türkiye kökenlilere suikast iddiasıyla ilgili “Tehlikeden haberdarız” açıklamasını yaptı.

-Avrupa Birliği (AB), Ukrayna’yı istikrarsızlaştırdığı gerekçesini ileri sürerek, Rusya’ya uyguladığı ekonomik yaptırımların süresini 6 ay uzatma kararı aldı.

Eski Yugoslavya için kurulan Lahey’deki Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi (ICTY), 24 yıllık faaliyetten sonra kapılarını kapattı. Ama geride pek çok soru işareti bıraktı.

Almanya Federal Emniyet Teşkilatı’nın resmi internet sayfasında ‘Türk mahkemelerinden gönderildiği iddia edilen bir mektupla‘ dolandırıcılık yapıldığına dair uyarı yayımlandı.

-İngiliz futbol takımı Manchester City’nin teknik direktörü Pep Guardiola hakkında “İspanya devletine isyandan” soruşturma başlatıldığı öğrenildi.

Bulgaristan Başbakanı Boyko Borisov, Türkiye ile Avrupa Birliği arasında özel bir anlaşma imzalanmasından yana olduğunu belirterek, “Türkiye’nin AB’ye üye olacağı konusunda ikiyüzlülüğü bırakalım” dedi.

-Hollanda Başbakanı Mark Rutte, ülkesi ile Türkiye arasındaki ilişkilerin halen “soğuk” olduğunu belirterek, “İlişkilerin düzelmesinin iyi olacağını düşünüyorum” dedi.

Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Rus subaylara Donbass’taki Ortak Kontrol ve Koordinasyon Merkezi’ne (JCCC) geri dönmeleri çağrısında bulundu.

-Rusya Devlet Başkanlığı Suriye Özel Temsilcisi Aleksey Lavrentyev, Soçi’de yapılması planlanan Suriye Ulusal Diyalog Kongresi’nde sadece Suriyeli katılımcıların konuşma yapabileceğini belirtti.

Rusya’nın yeni savaş robotu ‘Nerehta’, Rusya’nın Vladimir bölgesindeki sahada kış şartlarında test edildi. Rus askeri televizyonu Zvezda, test sahasında yapılan çalışmalarla ilgili bir video yayınladı.

Rusya’nın yeni savaş robotu ‘Nerehta’

-Rusya parlamentosunun alt kanadı Duma’nın Güvenlik ve Yolsuzlukla Mücadele Komitesi Başkan Yardımcısı Anatoliy Vıybornıy, Türkiye’nin özellikle terörle mücadele konusunda olmak üzere yasalarını Rusya ile senkronize etmek istediğini söyledi.

Rus hükümeti tarafından ilk kez teşvik kapsamına alınan Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) projesi için 76 milyar lira tutarında yatırım teşvik belgesi düzenlendi.

-Rusya: “S-400 anlaşmasının bir kısmının karşılanması için Türkiye’ye kredi vereceğiz.”

Kaynak: StratejikOrtak.com, CNN, BBC, Sputnik News

 

IŞİD Bitti: Irak Son Durum Haritası (Aralık 2017)

23

Irak’ta Taraflar
Irak Hükümeti  – Şii Haşdi Şabi örgütü ve yerel Sünni milisler -kırmızı-
IKBY (Kürt Bölgesi) – Peşmerge -yeşil-
IŞİD – Örgüte biat eden yerel milis güçler ve aşiretler -siyah-
* KCK/PKK çatısındaki YPG, YBŞ ve YPJ gibi gruplar Şengal başta olmak üzere bazı merkezleri peşmergeyle birlikte kontrol ediyor.

10 Aralık 2017: Irak’ta 2014 yılında başlayan IŞİD işgali son buldu. 9 Aralık 2017’de Irak Başbakanı İbadi IŞİD ile savaşın sona erdiğini duyurdu. Terör örgütü tamamen ülkeden çıkarıldı.

Irak son durum haritası (10 Aralık 2017)

 

29 Ekim 2017: Irak ordusunun tartışmalı bölgelerde ilerleyişi sürüyor. Irak Başbakanı İbadi, 2003 sınırlarına dönülmeden durulmayacağını açıkladı. Şu an için bölgedeki en güncel ilerleme haritası şöyle:

Irak ordusunun ilerleyişi – Kuzey Irak’ta son durum haritası (29 Ekim 2017) – Harita: ISW

16 Ekim 2017: Suriye ve Irak’taki son durum tek haritada…

Suriye ve Irak’ta son durum haritası (16 Ekim 2017)

15 Ekim 2017: Irak ordusunun Kerkük harekatından önceki Irak haritası…

Irak son durum haritası (15 Ekim 2017)

22 Eylül 2017: Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) 25 Eylül’de bağımsızlık referandumu düzenledi. Yüzde 92 ‘Evet’in çıktığı refarandum sonrası gözler Bağdat yönetimine ve bölge ülkelerinde. Türkiye ve İran’ın ağır yaptırım uygulayacağı söylenen Kuzey Irak yönetiminin önümüzdeki günlerde hangi politikaları işleyeceği merak konusu.

Ülkede Kerkük’ün güneyindeki Havice’ye Irak ordusunun operasyonu sürerken, IŞİD yer yer Ramadi kırsalında saldırılar düzenliyor. Kuzey Irak haritası ve bölgede son durum şöyle…

Irak son durum haritası (22 Eylül 2017)

16 Ağustos 2017: Musul’un tamamen Irak ordusunun kontrole geçmesinin ardından gözler IŞİD kontrolündeki Telafer’e çevrildi.

Irak son durum haritası – 16 Ağustos 2017

1 Temmuz 2017 tarihiyle Irak’ta son durum haritası:

Irak son durum haritası – 1 Temmuz 2017
  • Irak’ın Ağustos 2016’dan Mayıs 2017’ye kadar olan savaş haritalarının arşivi için burayı ziyaret edebilirsiniz.

Ağustos 2017’de Irak

Irak’ta son durum: ABD’nin Irak işgalinden sonra başlayan Şii-Sünni gerilimi, 2013 yılında IŞİD’in Musul işgal etmesiyle kendi içerisinde boyut değiştirdi. Topraklarının büyük çoğunluğu IŞİD tarafından işgal edilen Irak’ta vatandaşlar, yaklaşık bir sene süren Musul operasyonunun sona ermesiyle gün yüzü göreceklerini düşünüyor. Örgüt şu anda tam olarak Irak topraklarından çıkarılamadı. Ülkede hali hazırda Türkmenlerin yaşadığı Tel Afer, ülkenin batı kırsalındaki bazı bölgeler ve Kerkük’ün güneyi Havice IŞİD’in kontrolünde. Iraklı yetkililer Musul’un temizlenmesiyle örgütün Irak’taki en büyük ekonomik ve sosyolojik gücünü kaybettiği yorumlarını yapıyor.

Peşmerge Musul’un batısında Suriye yolu üzerinde bulunan Sincar’ı PKK ile birlikte kontrol ediyor. Ara ara küçük çaplı çatışmaların yaşandığı Sincar Dağı çevresi ‘İkinci Kandil’ olarak tabir ediliyor. Irak ordusu, Mayıs ayının sonunda 4 yıl sonra ilk kez (kuzeyden) Suriye sınırına ulaştı. IŞİD ile savaşan Irak Ordusu ve Şii Haşdi Şabi milisleri, yaklaşık iki yıldır Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) peşmergeleriyle koordineli olarak hareket ediyor.

Ülkenin IŞİD’den sonra en önemli sorunlarının başında ‘Kuzey Irak’ın ayrılma süreci’ geliyor. Erbil yönetimi, yıllardır dile getirdiği bağımsızlık referandumunu hayata geçirme kararı aldı. 25 Eylül’de Irak’tan ayrılmak için düzenlenecek olan referandum, Türkiye ve İran tarafından tepkiyle karşılanıyor. IŞİD’in Irak’ı işgalinden sonra ele geçirilen toprakların referandum kapsamına alınacağını ifade eden IKBY’li yetkililer, bağımsızlık sonrası bu toprakları IKBY ile Irak arasında sınır olarak kabul edeceklerini söylüyor.

Haziran-Temmuz arasında Irak’a dair dikkat çeken başlıklar:

-Irak’ta faaliyetlerine son verilen İran karşıtı Halkın Mücahitleri Örgütü’nün Paris’teki konferansına Suudi Prens Faysal da katıldı.

– Küçük bir bölge hâlâ IŞİD’in elinde olsa da Irak devlet televizyonu, Musul operasyonunun bittiğini ve IŞİD’in mağlup edildiğini ilân etti.

– Mısır’da Sisi ile ortak basın toplantısında konuşan Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Allavi, Katar’ın Irak’ı Şii ve Sünni olarak bölmek istediğini söyledi.

– Irak Başbakanı İbadi, ülkedeki Kürt azınlığın arzularına saygı duyduğunu ancak referandumun zamansız olduğunu ifade etti.

– Irak Ordusu 4 yıl sonra ilk kez (kuzeyden) Suriye sınırına ulaştı, Sincar’da PKK’ya ‘komşu’ oldu.

Kaynak: StratejikOrtak.com

Kuzey Irak’taki Petrol Boru Hatlarının Haritası

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) 25 Eylül’de düzenlediği bağımsızlık referandumundan 22 gün sonra Irak ordusunun Kerkük‘e düzenlediği operasyon ile tekrar gündeme gelen Irak petrolleri, düşünüldüğünden çok daha fazla ve birçok ülkeyi doğrudan etkileyebilecek potansiyelde. IKBY Irak’ın 143 milyar varillik petrol rezervlerinin üçte birine hakim. Bu petrollerin değeri ise 2 trilyon 688 milyar dolar civarında. Sadece Kerkük’ün ülke petrollerindeki payı ise yüzde 12.3’e denk geliyor.

Irak ordusunun Kerkük operasyonunun ardından peşmerge, IŞİD sonrası işgal ettiği bölgelerden çekilmişti. Peki asıl kavganın başladığı iddia edilen petrol, Kuzey Irak‘ta hangi bölgelerden çıkarılıyor?

Kuzey Irak’taki petrol boru hatlarının haritası:

Kuzey Irak’taki petrol boru hatları haritası

Kuzey Irak’taki petrol sahalarının ayrıntılı haritası:

Kuzey Irak’taki petrol sahaları

[11 Aralık-17 Aralık] Askeri ve Diplomatik Haberlerin Arşivi

0

11 Aralık ile 17 Aralık arasında gözden kaçan bazı askeri ve diplomatik gelişmeleri “Dünyada neler oldu?” başlığı altında sizler için derledik.

-Eski Gürcistan Cumhurbaşkanı ve eski Odessa Valisi Mihail Saakaşvili’nin yanlıları, Ukrayna’nın başkenti Kiev’in merkezinde bulunan Oktyabrskiy Sarayı’nı (Ekim Sarayı) ele geçirdi.

-Türkiye, Avusturya’da yeni kurulan hükümetin programında ‘Avrupa Birliği’nin (AB) Türkiye ile müzakereleri kesmesi ve bunun için müttefikler aranacağı‘ yönündeki ifadeyi ‘talihsiz’ ve ‘basiretsiz’ olarak nitelendirdi.

-Almanya’nın Düsseldorf Havalimanında İstanbul’dan gelen yolcuların valizleri polis köpekleriyle arandı.

-Eski Gürcistan Cumhurbaşkanı ve eski Odessa Valisi Mihail Saakaşvili’nin Ukrayna Devlet Başkanı Pyotr Poroşenko’ya barışma teklifi içeren bir mektup gönderdiği ileri sürüldü.

Fransa’nın Marsilya İdari Mahkemesi, radikalliğin ve şiddetin teşvik edilmesini gerekçe göstererek kent merkezindeki ‘Es-Sunna’ adlı camiyi 6 aylığına kapattı.

-Avusturya’da aşırı sağ hükümete geri döndü; genel seçimden iki ay sonra muhafazakar Halk Partisi, aşırı sağcı Özgürlük Partisi ile koalisyon anlaşmasına vardı.

-Fransa: “Büyükelçiliğimizi Tel Aviv’den başka bir şehre taşıma niyetinde değiliz”.

-Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras, ülkesince atanan müftülerin Batı Trakya’daki azınlığın büyük bir kısmı tarafından tanınmadığını belirterek, “Bu konu, doğrudan Yunan vatandaşı Müslümanlarla ele alınmalı. Böylece bu konu bir an önce halledilsin ve kalıcı bir yasal düzenleme gerçekleştirilebilsin” dedi.

-AGİT’te FETÖ’ye yakın STK’ların toplantıya katılmasıyla başlayan gerilimin bir diplomatik krize dönüşmesi, dönem başkanı Avusturya’nın “çalışma grubu” formülüyle önlendi.

AB liderleri, İngiltere’nin birlikten ayrılması için sürdürülen müzakerelerin Brexit sonrası geçiş süreci ve gelecekteki ticari ilişkiler konusundaki ikinci aşamasının başlaması için resmi onay verdi.

-Yunanistan Dışişleri Bakanı Kocyas, ülkesinin Türkiye ile olan sorunlarını, Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan başka kimsenin çözemeyeceğini söyleyip CHP’yi aşırı milliyetçilikle suçladı.

-Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerin liderleri toplandı ve toplantıda Rusya’ya uygulanan ekonomik yaptırımların süresini uzatma kararını aldı.

-İtalya’daki grev nedeniyle İstanbul-Roma-İstanbul ve İstanbul-Milano-İstanbul seferleri yapılmayacak.

-Dışişleri Bakanlığı : “Ermenistan Dışişleri Bakanı Eduard Nalbandiyan’ın protokollerin onaylanma sürecindeki gecikmenin sorumluluğunun Türkiye’ye ait olduğu iddiaları gerçeği yansıtmıyor. Uluslararası kamuoyunu yanıltmaya dönük bu ifadeleri esefle karşılıyoruz.”

-Kosova’da eğitimci olarak çalışan FETÖ şüphelisi Türk vatandaşı Uğur Toksoy’un Türkiye’ye iadesi delil yetersizliği nedeni ile gerçekleşmedi.

-AK Partili Külünk’ün para verdiği iddia edilen Almanyalı Osmanlılar çetesinin olası yurt dışı bağlantısına dair soruşturma açıldı. FDP’li Rülke ‘Erdoğan’ın Almanya’da paramiliter birlik kurduğu izlenimini taşıdığını’ söyledi.

-Macron’un Paris İklim Anlaşması’ndan çekilen Trump’ı davet etmeksizin topladığı ‘Tek Gezegen Zirvesi’, iklimin korunması için kamu ve özel sektör finansmanına odaklandı. Finans alemi bir dizi önemli karar alıp girişim üstlendi.

-Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Donald Tusk, zorunlu sığınmacı kotasının “oldukça bölücü” ve “etkisiz” olduğunu savunup kaldırılmasını isterken, AB Komisyonu üyesi Dimitris Avramopoulos ise bu yaklaşımın Avrupa değerleriyle bağdaşmadığını söyledi.

-Macaristan Parlamentosu’nda, Macar asıllı spekülatör George Soros’un sığınmacılara ilişkin ‘planına’ karşı karar tasarısı onaylandı.

-Fransa’da başkanlığını Marine Le Pen’in yaptığı aşırı sağcı Ulusal Cephe (FN) Partisi hakkında, Avrupa Parlamentosu (AP) üyesi milletvekillerinin usulsüz bir şekilde danışman çalıştırdıkları suçlamaları kapsamında adli soruşturma açıldı.

-İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) Başkanı Ayhan Zeytinoğlu, Türkiye’de yaptıkları son araştırmaya göre Türk halkının siyasi müttefik olarak 1. sırada Rusya’yı gördüğünü söyledi.

-Nicolas Sarkozy’nin istifası ile boşalan Fransız merkez sağ Cumhuriyetçiler Partisi’nin (LR) genel başkanlığına Laurent Wauquiez seçildi.

-Avrupa Birliği (AB) Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Christan Berger, Türkiye’deki Suriyeli sığınmacılar için sağlanan 3 milyar euro’luk anlaşmanın Ocak 2018’de sona ermesinden önce Brüksel–Ankara hattında yeniden müzakerelere başladığını açıkladı.

-İsveç’in başkenti Stockholm’de, 2017 yılı fizik, tıp, kimya, edebiyat ve ekonomi dallarındaki Nobel ödülleri törenle sahiplerine verildi.

-İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ı Tahran’a davet ettiği bildirildi.

-İngiltere’nin Beyrut Büyükelçiliğinde çalışan İngiliz diplomat, otoyol kenarında ölü olarak bulundu.

-Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin hafta başında Kudüs tasarını görüşeceği bildirildi. Tasarı, Kudüs’ün statüsü konusunda alınan herhangi bir kararın hükümsüz olduğuna dikkat çekiyor.

Suudi Arabistan‘da gözaltına alınan Filistin asıllı milyarder iş adamı Sabih el Masri’nin serbest bırakıldığı belirtildi.

-İsrail’in başkenti Tel Aviv’de yaklaşık binlerce İsrailli, hakkında yolsuzluk soruşturması açılan Netanyahu’yu protesto etti.

-Ortadoğu’daki aşırıcılık yanlılarının faaliyetini gözlemleyen Directorate 4 adlı Telegram kanalı, IŞİD militanlarının dördüncü nesil mayın ürettiklerini bildirdi.

-ABD’den 2 üst düzey yetkili, İsrail ve Filistin arasında barış anlaşması imzalansa bile Kudüs’teki Ağlama Duvarı’nın İsrail denetimine bırakılabileceği mesajı verdi. Filistin yönetimi ise böyle bir durumu asla kabul etmeyeceklerini vurgulayıp ABD’nin barış sürecinin dışında olduğunun altını çizdi.

-Kerkük dahil statüsü tartışmalı tüm bölgelerde hakimiyet sağlayan Irak hükümeti, topraklarının tamamını baştan sona kat edecek yeni bir petrol boru hattı ağı planladığını duyurdu.

-ÖSO’ya bağlı Sultan Murad Tugayları komutanı Ahmed Osman: “Türkiye ile Afrin operasyonu için son hazırlıklarımızı yapıyoruz” dedi.

-İsrail’in Filistinli vatandaşların ölü bedenlerini dahi esir almasının yasa dışı olduğuna hükmeden Filistin Yüksek Mahkemesi ”Buna izin veren yasa çıkarın ya da ailelerine iade edin” dedi.

-İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, hakkındaki yolsuzluk soruşturması kapsamında polise 7. kez ifade verdi.

-AB Konseyi Başkanı Tusk, “AB liderleri iki devletli çözüme olan güçlü bağlılığı ve bu bağlamda AB’nin Kudüs’e ilişkin pozisyonunun değişmeyeceğini teyit etti” dedi.

Suudi Arabistan Kral Abdullah Nükleer ve Yenilenebilir Enerji Merkezi ile Rusya Devlet Nükleer Enerji Kurumu’nun (Rosatom) nükleer enerjinin barışçıl amaçlı kullanımı alanında işbirliğine ilişkin bir yol haritası imzaladıkları duyuruldu.

-Suriye Ulusal Diyalog Kongresi’nin ocak ayında yapılmasının planlandığı belirtildi.

-İsrail İstihbarat Bakanı Yisrael Katz, Suudi medyasına demecinde, İran’ın Lübnan’da silah fabrikaları inşa ettiği, gelişmiş füze tesisleri kurduğunu iddia edip bunları vurmakla tehdit etti. Katz ‘‘2006’daki Lübnan saldırısı, bugün yapabileceklerimizin yanında piknik gibi kalır. Lübnan’ı taş devrine geri döndüreceğiz” dedi.

-Çin: “Başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız Filistin’i destekliyoruz.

-Rusya Savunma Bakanlığı, Suriye’de teröristlere karşı görevlerini tamamlayan Su-34 bombardıman uçakları ve mürettebatının Rusya’daki üslerine döndüğünü duyurdu.

-ABD Başkan Yardımcısı Pence, İsrail ziyaretini erteledi.

İsrail, Gazze Şeridi ile arasındaki Kerm Ebu Salim ve Beyt Hanun (Erez) sınır kapılarını kapatma kararı aldı.

-Yemen’de Şii Husiler, 2 hafta önce rehin aldıkları Sputnik muhabiri ve El Yaman el Yaum televizyon kanalının 40 çalışanını serbest bıraktı.

‘İslami  Bitcoin‘ mi geliyor? Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Merkez Bankası, Suudi Arabistan ile ortak dijital para birimi çıkartma planını değerlendirdiklerini açıkladı.

-Netanyahu’dan İİT Zirvesi yorumu “Bu deklarasyonlar bizi etkilemez.”

-Cumhurbaşkanlığı Erdoğan İran Cumhurbaşkanı Ruhani ile bir araya geldi.

-İstanbul’da düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Olağanüstü Zirvesi’ne katılan Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas, Trump’ın Kudüs kararıyla başlayan kriz çözülmezse Oslo Barış Anlaşmaları dahil İsrail’le tüm anlaşmaları reddedeceklerini söyledi.

-Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, Soçi’de toplanacak Suriye Ulusal Diyalog Kongresi için yoğun hazırlıkların sürdüğünü, katılımcı listesinin de çeşitli taraflarla istişare edildiğini duyurdu.

-ABD Başkanı Donald Trump’ın Kudüs’ü ‘İsrail’in başkenti’ olarak tanımasının ardından İsrail İstihbarat Bakanı Yisrael Katz Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ı (MbS) ülkesine davet etti.

-İstanbul’da düzenlenen İİT Olağanüstü İslam Zirvesi’nde Doğu Kudüs, Filistin Devleti’nin başkenti ilan edildi. ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in başkenti kabul ettiği kararının ‘hukuken hükümsüz’ ilan edildiği sonuç bildirisinde ABD’ye bu beyanını geri çekmesi çağrısı yapıldı. Bildiride “BMGK harekete geçmezse BM Genel Kurulu’na gideriz” vurgusu yapıldı.

Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon Yemen’de askeri polisin cezaevi merkezini vurdu ve saldırı sonrası yapılan açıklamada en az 39 kişinin öldüğü bildirildi.

Afganistan’da FETÖ ile bağlantılı bir eğitim kurumunun 1 Afgan ve 3 Türk öğretmeni Afgan istihbarat yetkilileri tarafından gözaltına alındı.

-ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heather Nauert, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Rus askerlerini Suriye’den çekeceği yönündeki açıklamasına ilişkin, “Eğer Rusya çekilecekse bu onların seçimi fakat biz müttefiklerimizle ülkede istikrar sağlamaya devam edeceğiz” dedi.

-Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, Rusya’nın, başkent Sana’daki durum nedeniyle Yemen’deki diplomatik varlığını askıya almaya karar verdiğini söyledi.

-YPG’nin omurgasını oluşturduğu Demokratik Suriye Güçleri (DSG) ile işbirliği yapan ülkelere Irak da katıldı. Irak hükümet güçleri ile DSG arasındaki görüşmeden sınır güvenliği için ortak koordinasyon merkezi kurulması kararı çıktı.

-ABD merkezli Pew Araştırma Merkezi’nin Ortadoğu’da yürüttüğü son çalışmaya göre Türkiye etkisini en çok artıran bölge ülkesi, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da bölgede en olumlu lider olarak görülüyor.

-İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin, Filistin’deki siyasi tarafları, ABD’nin Kudüs’le ilgili kararına karşı birlik olmaya çağırdığı bildirildi.

Hizbullah, Lübnan’ın başkenti Beyrut’un güneyinde yer alan Dahiye bölgesinde Kudüs’e destek mitingi düzenledi. Mitinge çok sayıda Lübnanlı ve Filistinli katıldı.

-Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Suriye Ulusal Diyalog Kongresi’ne Moskova ve Kahire platformları da dahil olmak üzere çeşitli muhalif grupları dahil etmeyi planladıklarını söyledi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Mısır ve Türkiye ziyaretlerinin öncesinde Suriye’nin Lazkiye kentindeki Hmeymim hava üssüne beklenmedik bir ziyaret gerçekleştirerek bu ilk ziyaretinde Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’la bir araya geldi.

-Irak’taki Sadr Hareketi’nin lideri Mukteda el Sadr, kendisine bağlı milis gücünden ‘silahlarını devlete teslim etmelerini’ istedi.

Katar, İngiltere’den 24 adet Eurofighter Typhoon model savaş uçağı satın alımını içeren bir anlaşma imzaladı.

Eurofighter Typhoon

-Dışişleri Bakanlığınca, Irak’ın IŞİD’e karşı yürüttüğü mücadelenin başarıyla tamamlanmasından memnuniyet duyulduğu belirtilerek, Irak hükümeti tebrik edildi.

-ABD Savunma Bakanlığı’nın (Pentagon), Kongre’nin talimatıyla tanımlanamayan uçan cisimleri (UFO) araştıran özel programı olduğu ortaya çıktı.

-Conflict Armament Research (CAR) tarafından hazırlanan IŞİD’in silahlarıyla ilgili bugüne değinki en kapsamlı raporda Avrupa’da üretilip ABD’ye satılan gelişmiş tanksavar silahları dikkat çekti. Bunun CIA’in Esad’ı devirmek için cihatçıları silahlandırma programının parçası olduğu belirtildi.

-ABD Savunma Bakanı James Mattis, “IŞİD’in bittiğini söyleyenlere inanmayın. Onlarla mücadele etmeye devam ediyoruz” dedi.

-ABD’deki Lawrence Livermore Ulusal Laboratuvarı, 1945-1962 döneminde gerçekleştirilen nükleer denemelere ait 62 videonun gizliliğinin kaldırıldığını açıkladı.

Kuzey Kore’yle koşulsuz olarak görüşmeye hazır olduklarını söyleyen ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson, yaptığı yeni açıklamada nükleer silahlardan arınana kadar Kuzey Kore’ye ekonomik ve diplomatik baskının sürdürülmesi gerektiğini söyledi.

-NATO, üye ülkelerin, Rusya’daki bir füze sisteminin Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Antlaşması’nı (INF) ihlal ettiğini tespit ettiğini iddia ederek, bu durumun ciddi endişeye neden olduğunu bildirdi.

Hamas’ın kuruluşunun 30. yıldönümü dolayısıyla örgüt yönetimi tarafından yapılan açıklamada, geçen dönem içinde Filistin direnişinin İsrail için ‘daha acı verici’ olduğu belirtildi. Hamas 7 Aralık’taysa, ABD Başkanı Donald Trump’ın Kudüs’ün İsrail’in başkenti olarak tanınması kararının ardından 3. İntifada’yı başlattıklarını duyurdu.

-Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, ABD Adalet Bakanı Jeff Sessions’a ABD’de görülen ‘Rıza Sarraf ve Hakan Atilla davası’ ile ilgili mektup gönderdi.

-ABD’li savunma şirketi Raytheon, ikinci nesil güdümlü, yüksek hassasiyetli hava bombası SBD II’nin (Küçük Çapı Bomba II) ilk partisinin üretimini tamamladı.

-Bilim adamları tarafından ekim ayında keşfedilen ve Güneş sisteminin dışından geldiği bilinen ilk asteroid olan Oumuamua (Haberci) üzerinde yapılan dinleme çalışmaları sırasında hiçbir dünya dışı sinyale rastlanmadı.

Oumuamua (Haberci) Asteroidi

-ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımasının ardından Batı Şeria ve Gazze sınırında İsrail güvenlik güçleriyle Filistinliler arasında çatışmalarda 40’tan fazla kişi yaralandı.

-İngiltere Genelkurmay Başkanı Orgeneral Stuart William Peach, Rusya’nın, ABD ile Avrupa’yı birbirine bağlayan ve internetin temini için gerekli olan denizaltı kablolarının güvenliğini tehdit edebileceğini ileri sürdü.

-Rıza Sarraf’ın gözaltına alınan 14 çalışanı serbest bırakılırken, 3 çalışanın sorgusu devam ediyor. Sorgudan elde edilen bilgilere göre Sarraf, ‘ABD’li hakim ve savcıların ağzı ve gözünün bağlanması, hakim ve savcıların kendisi ne söylerse inanması’ için büyü yaptırmak için çalışanlarını Hatay, Fas ve Dubai’ye göndermiş.

-ABD’nin New York kentinde bir kadın, Bitcoin ve diğer sanal para birimleri üzerinden kara para aklamak ve bu parayı daha sonra IŞİD’e göndermeye çalışmakla suçlandı.

Suudi Arabistan, ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Haley’in İran’la ilgili açıklamasını “memnuniyetle karşılayarak”, uluslararası toplumdan “İran yönetimini yargılamasını” istedi.

-ABD’nin Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Nikki Haley, “inkar edilemez” kanıtların, İran’ın Yemen’de Husilere füze tedarik ederek uluslararası hukuku ihlal ettiğini ortaya koyduğunu savundu.

Nikki Haley “inkar edilemez” kanıtları gösteriyor.

-Rusya Savunma Bakanlığı, Suriye’de ABD’ye ait F-22 jetlerinin Rus S-25 savaş uçaklarına önleme uyguladığı yönünde Batı medyasında çıkan haberleri yalanladı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, her yıl sonunda gerçekleştirdiği büyük basın toplantısında askeri harcamaların Rusya’nın sosyo-ekonomik programına olumsuz yansımayacağını ve ekonominin çökmesine neden olmayacağını belirterek silahlanma yarışına girmeyeceğini ifade etti.

-Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, İslam İşbirliği Teşkilatı’nın Doğu Kudüs’ü Filistin’in başkenti ilan etmesi kararıyla ilgili olarak, “Bu, Amerika’nın kararına bir misilleme olarak görülmemeli. Zaten birçok ülke, biz de dahil, fiilen Doğu Kudüs’ü Filistin Devleti’nin başkenti olarak tanır gibi muamele ettik şu ana kadar” dedi.

-ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), bugün Suriye hava sahasında Rus ve Amerikan uçaklarının birbirilerine aşırı yaklaştığını, fakat bunun olağanüstü bir durum olmadığını duyurdu.

Suriye Dışişleri Bakanlığı, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) ve BM Genel Sekreterine, ABD’nin öncülüğündeki uluslararası koalisyon güçlerinin Deyr ez Zor bölgesinde sivillerin ölümüne yol açan bombardımanını kınayan birer mektup gönderdi.

-Genelkurmay Başkanı Akar’ın ev sahipliğinde Irak Genelkurmay Başkanı Ganimi, ABD Avrupa Kuvvetler Komutanı Scaparrotti ve ABD Merkez Kuvvetler Komutanı Votel’ın katılımlarıyla Genelkurmay Başkanlığı Karargâhı’nda üçlü bir zirve düzenlendi.

-Suriye ve Irak’ta elindeki bölgeleri kaybetmesine rağmen hala büyük bir tehdit olan IŞİD, ABD Başkanı Donald Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma kararı almasından sonra internet üzerinden ABD topraklarında saldırı düzenleme tehdidinde bulundu.

-Walt Disney, 21. Century Fox’u satın aldığını resmen açıkladı. 52.4 milyar dolarlık anlaşma, hem Hollywood hem de Silikon Vadisi’ni yeni bir dönüşümden geçirecek.

-Rus uzay aracı Soyuz MS-05, Uluslararası Uzay İstasyonu’ndan 3 kişiyi başarıyla Kazakistan’a indirdi.

-İş bağlantıları kurmak ve iş aramak için kullanılan profesyonel sosyal ağ LınkedIn, 11 Eylül saldırılarıyla bağlantılı olduğu belirtilen radikal İslamcı bir vaizin Müslümanları şehit olmaya çağıran ve şiddete teşvik eden konuşmalarına ev sahipliği yaptı.

-İsrail Parlamentosu Knesset’deki İsrail Siyonist Birlik Partisi’nden milletvekili Kseniya Svetlova, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “İsrail bir terör devletidir” açıklamalarının ardından İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’ya Türkiye ile diplomatik ilişkilerin seviyesini düşürme çağrısı yaptı.

-12 Aralık’ta Kuveyt’in başkenti Kuveyt’te Gulf Defense & Aerospace-2017 Uluslararası Savunma ve Güvenlik Fuarı kapılarını ziyaretçilerine açtı.

Gulf Defense & Aerospace-2017 Uluslararası Savunma ve Güvenlik Fuarı

ABD Merkez Bankası’nın faiz toplantısından 0.25 puan artış kararı çıktı.

-ABD’de George Washington Üniversitesi Ulusal Güvenlik Arşiv’ndeki gizliliği kaldırılan bir dizi belge, ABD ve Batı Avrupa’dan liderlerin 1990’ların başında Sovyet ve Rus mevkidaşlarına NATO’nun Doğu Avrupa’ya genişlemeyeceğini sürekli olarak vaat ettiğini ortaya koydu.

-FBI’ın Türkiye’deki görevlisi, Emniyet Genel Müdürlüğüne çağrıldı.

-ABD Başkanı Donald Trump, 2018 yılında asker sayısını 7 yıl sonra ilk kez artıracaklarını söyledi.

-Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıması sonrası olağanüstü toplanan İslam İşbirliği Teşkilatı zirvesinde “Uluslararası hukuka, hakkaniyete sahip çıkan ülkeleri, Kudüs’ü Filistin devletinin işgal altındaki başkenti olarak tanımaya davet ediyorum” dedi.

-ABD Başkanı Donald Trump, 692.1 milyar dolarlık 2018 mali yılı Savunma Bakanlığı (Pentagon) bütçesini onayladı.

İsrail vatandaşı Filistinliler, ABD’nin “Kudüs’ü İsrail’in başkenti” olarak tanıma kararının ardından Kudüs’e taşınması planlanan Tel Aviv’deki Amerikan Büyükelçiliği önünde protesto gösterisi düzenledi.

-ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Wess Mitchell, Senato’ya brifinginde, ‘‘Türkiye ile bir müttefikimiz olarak çalışmaya ve S-400 dahil birçok alandaki endişelerimizi dile getirmeye devam ediyoruz” dedi

-Jens Stoltenberg’in NATO Genel Sekreterliği’ne devam edeceği biliniyordu ama ne kadar süreyle sorusuna yanıt aranıyordu. NATO, Stoltenberg’in sözleşmesini 30 Eylül 2020’ye dek uzattı.

-ABD Başkanı Donald Trump, Uzay Politikası Yönergesi’ni imzalayarak, ABD’li astronotları tekrar uzaya yollayacağını açıkladı. Trump: “Ay’a bu sefer sadece bayrağımızı dikmeyeceğiz!” şeklinde bir açıklamada bulundu.

Chicago merkezli CBOE, dünyada Bitcoin’le vadeli işlem yapan ilk borsa oldu. Wall Street’e giriş yapan ve meşruluk kazanan Bitcoin’in değeri yeniden artışa geçti.

-Dünyada silah satışları 5 yıllık gerilemeden sonra tekrar tırmanışa geçerken en büyük satıcılar listesinin ilk dördünde ABD ve İngiltere’nin dev şirketleri var. Rusya’nın bazı silah şirketleri de ABD’nin yaptırımları ve ekonomik sıkıntılara rağmen yükselişte.

-İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’de Brüksel ziyraetinde yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma ve büyükelçiliği bu kente taşıma kararını savundu. Netanyahu, Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin de Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıması gerektiğini söyledi.

Avustralya’da Kuzey Kore lehine ekonomik casusluk yapmakla suçlanan Chan Han-choi isimli bir kişi gözaltına alındı.

-Filipinler Devlet Başkanı Rodrigo Duterte, eşcinsel evlilikleri onayladığını açıkladı.

Pakistan’ın Belucistan eyaletinin başkenti Ketta’da pazar ayini sırasında bir kiliseye düzenlenen intihar saldırısında 5 kişi hayatını kaybetti, 16 kişi yaralandı.

-Afganistan’ın Türkmenistan sınırındaki Cüzcan ili Darzab ilçesinin kaymakamı Baz Muhammed Davar, yaklaşık 300 Afgan gencin IŞİD kampında silah eğitimi aldığını açıkladı. Kaymakam, örgütün yaşları 20’yi geçmeyen gençleri tercih ettiğini ve her birisine 30-40 bin afgani yani 434-580 dolar maaş verdiğini söyledi.

-Kuzey Kore yanlışlıkla ilk atom bombasının fotoğraflarını dünyaya sunmuş olabilir. Devlet televizyonunun yayınladığı yarım saatlik görüntülerde ülkenin eski lideri Kim Jong-il’in atom bombasına benzer bir cismi incelediği bir fotoğraf yer aldı.

-Rusya Savunma Bakanlığı’ndan bir heyet, ilk Rusya-Kuzey Kore askeri komisyonu toplantısı için Pyongyang’a gitti. Taraflar tehlikeli askeri eylemlerin önlenmesi konusunu görüştü.

– İslam İşbirliği Teşkilatı’nın (İİT) Kudüs konusundaki uluslararası topluma yaptığı çağrıya ilişkin, İslam ülkelerinin Kudüs ile alakalı endişelerini anlayışla karşıladıklarını belirten Çin: “Başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız Filistin’i destekliyoruz” açıklamasında bulundu.

Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) Myanmar’da ağustos sonunda yaşanan şiddet olayları hakkında Myanmar hükümetinin verdiği rakamların gerçeği yansıtmadığını, şiddet dalgasının sadece ilk ayında ‘en az 6700’ Arakanlı Müslüman’ın öldürüldüğünü duyurdu.

-Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov, ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’ın Kuzey Kore’yle ön koşulsuz olarak masaya oturmaya hazır oldukları yönündeki açıklamasının pozitif bir sinyal olduğunu söyledi.

Güney Kore, ülkedeki finans kurumlarının Bitcoin gibi sanal para birimleriyle ticaret yapmasına yasak getirdiğini duyurdu.

İsrail askerinin müdahale sonucunda göz altına aldığı down sendromlu Muhammed et-Tavil

-BM Siyasi İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Başyardımcısı Jeffrey Feltman geçen hafta gerçekleştirdiği Kuzey Kore ziyaretinin ardından Kuzey kore ile kapıların aralandığını ve Korelilerin savaş istemediğini söyledi.

-Vietnam Savaşı’nda çarpışmak istemediği için 1965’te Kuzey Kore’ye sığınan eski ABD askeri Charles Jenkins, bu ülkede 40 yıl yaşadıktan sonra Japonya’da 77 yaşında hayata gözlerini yumdu.

-ABD’ye nükleer silah ve balistik füze denemeleriyle rest çeken Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’un dolar kalpazanlığına soyunduğu iddia edildi. Güney Kore piyasasında gerçeğinden ayırt edilemeyen sahte 100 dolar dolaşması, Kuzey Kore’nin geçmişteki kalpazanlık operasyonlarına geri döndüğü şüphesi doğurdu.

Almanya’da Anayasayı Koruma Federal Dairesi’nin (BfV), dün Çin istihbaratını sosyal medya platformu LinkedIn’deki sahte profillerle yaklaşık 10.000 Almanya vatandaşından ‘hassas bilgiler’ temin etmeye çalışmakla suçlamasına Pekin’den sert bir yanıt geldi ve Dışişleri Bakanı ‘iki ülke arasındaki bağlara zarar verecek açıklamalardan kaçınılmasını’ istedi.

-Kuzey Kore ile komşuları ve ABD arasında yaşanan nükleer krizin Japon kamuoyunda yarattığı olumsuz etki ülkenin en köklü geleneklerinden birine yansıdı. Japonlar 2017’yi en iyi tanımlayan kanji olarak ‘Kuzey’i seçti.

-James Martin Silahların Yayılmasını Önleme Araştırmaları Merkezi Doğu Asya Programı Direktörü Jeffrey Lewis, Kore Yarımadası’ndaki çatışmanın olası başlama senaryosunu yazdı.

ABD, Japonya ve Güney Kore bölgede ortak askeri tatbikata başladı.

ABD-Güney Kore-Japonya ortak tatbikatında füze atışı denemesi

-ABD’li Washington Post (WP) gazetesi Kuzey Kore’nin son 10 yılda biyoteknoloji alanında geliştiğini ve biyolojik silah üretme kapasitesine sahip teknolojiyi elde etmek için titiz şekilde ilerlediğini yazdı.

-Kuzey Kore’de devletin resmi yayın organı Rodong Sinmun gazetesi, ABD tarafından uygulanabilecek olası bir deniz ablukasının savaş ilanı olarak değerlendirileceğini belirtti.

-Peru Devlet Başkanı Pedro Pablo Kuczynski, danışma şirketinin 2004-2007 yılları arasında Brezilya inşaat firması Odebrecht’ten aldığı ödemelerle ilgisi olmadığını ifade ederek istifa etmeyeceğini duyurdu.

-Venezüella’da yapılan belediye başkanlığı seçimlerinin galibi, iktidardaki Birleşik Sosyalist Partisi oldu. Devlet Başkanı Maduro, seçimi boykot eden 3 muhalefet partisinin de 2018’deki başkanlık seçimlerine katılmalarını yasakladı.

-Arjantin’de federal yargıç Claudio Bonadio, 23 yıl önce Buenos Aires’teki bombalı saldırıda İran’ın rolünü örtbas ettiği suçlamasıyla ülkenin eski lideri Cristina Fernandez Kirchner’in tutuklanmasına ve ‘vatana ihanetten‘ yargılanmasına Senato’nun izin vermesini istedi.

-İsrail hava kuvvetleri Gazze’den İsrail’in güneyine atılan rokete karşılık, Gazze’ye hava saldırısı yaptı. Saldırıda 3 Filsitinli hafif yaralandı. Diğer taraftan İsrail güvenlik güçleri Batı Şeria’da aralarında Hamas yöneticisi Hasan Yusuf’un da olduğu 30’dan fazla Filistinliyi gözaltına aldı.

Kuzey Kıbrıs Başbakanı Hüseyin Özgürgün, ülkesinde yayınlanan bir gazetede Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alan karikatür için “Böyle bir şey ancak düşman devletler arasındaki bir ortamda belki yapılabilir. Onu da kabul etmiyorum” dedi.

Afrika Gazetesi tarafından yayınlanan karikatürde “Yunan gözüyle” ibaresi dikkat çekiyor.

-İsrail başta Suudi Arabistan olmak üzere ‘ılımlı Arapları’ yanına çekmeye çalışırken İran’dan Riyad’a ‘ilişkileri şartlı iyileştirme teklifi’ geldi. İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Yemen’e yönelik bombardımanı durdurması ve İsrail ile ilişkileri kesmesi karşılığında Suudi Arabistan’la ilişkileri düzeltmeye hazır olduklarını söyledi.

Afrika Ulusal Kongresi (ANC) seçimlerinde başkanlığa, ülkenin en zengin iş adamlarından biri olan, Başkan Yardımcısı Cyril Ramaphosa seçildi.

Rusya ve Mısır, 2 yıllık aradan sonra iki ülke arasındaki uçak seferlerinin yeniden başlamasını öngören anlaşmayı imzaladı.

Tanzanya Devlet Başkanı John Magufuli, bağımsızlık günü vesilesiyle, yaşları 6 ile 8 arasında değişen 10 kız çocuğuna tecavüz etmekten müebbet hapse çarptırılmış şarkıcı bir baba ile oğlunu affettti.

Uluslararası Af Örgütü, Avrupa Birliği hükümetlerini, Libya’da ‘göçmenlere ve sığınmacılara yönelik işkence ve her türlü kötü muameleye bile bile suç ortağı olmakla’ itham etti.

Kaynak: StratejikOrtak.com