Gölge Ordu “Blackwater” Gerçeği

        Blackwater projesinin fikir babası 2001-2009 yılları arasında ABD Başkan Yardımcılığı görevi yürütmüş olan Dick Cheney‘dir. 1996 yılında  “Amerikan Deniz Kuvvetleri Özel Birlikler” eski askerlerinden İslam düşmanı olarak bilinen, “Uluslararası Hristiyan Özgünlük Örgütü ”nün başkanı Erik Prince ve Al Clark tarafından kurulmuş, daha doğrusu kurdurulmuştur. Şirketin operasyonlardan sorumlu yetkilisi ise Cofer Black olmuştur.

    Her ne kadar özel güvenlik şirketi olarak gözükse de yaptığı eylemler, suikastler ve sabotajlar ile kendisini sorgulatır hale gelmiş, bunun neticesinde güvenlik şirketinden çok terör örgütü olarak anılmaya başlanmıştır.

     Şirket, Kuzey Kaliforniya’da 28 bin km² ‘lik alana ilk kurulduğunda daha çok güvenlik görevlileri için eğitim vermekteydi. Ayrıca bu bölge savunma şirketlerine yabancı olması nedeniyle kafalarda soru işareti bırakmıştır. İlk başlarda ABD sınırları içinde askeri eğitim ve donanımlı personeli ile koruma, polis eğitimi, polis köpekleri gibi hizmetler vermekle işe başlamıştır. Yemen’de El-Kaide   tarafından ABD savaş gemisi USS Cole’a  gerçekleştirildiği iddia edilen ve 17 Amerikan askerinin ölümüne neden olan saldırı ve 11 Eylül saldırısından sonra şirket, George W. Bush’un talimatı ile Abd’nin Irak ve Afganistan‘daki çok hassas bölgelerin korumasını üstlenmiştir. George W. Bush’un göreve gelmesinin ardından şirket çok büyük askeri eğitim ihalelerini almaya başlamıştır. Tabi bunda derin siyasi gücün ve kişilerin etkisi de yüksektir.

       Şirketin popülerliği Irak’ta Felluce katliamının ardından artıyor ve iş tanımı bir anda genişliyor. 31 Mart 2004 günü Felluceli direnişçiler ABD askerleri ve KBR personeline yemek taşıyan Eurest Support Services firmasını koruyan 4 Blackwater özel güvenlik görevlisine pusu kurar. Silahlı özel güvenlik görevlileri, araçlarının içine atılan el bombası ve ağır makinalı tüfek ateşi sonucu ölürler. Olay yerine gelen halk ve direnişçiler cesetleri araçtan çıkartarak yerlerde sürükledikten sonra Fırat Nehri üzerindeki bir köprüye asarlar. Olaya dair fotoğrafların dünya kamuoyuna yansıması üzerine ABD Ordusunda şehirde denetimi ele geçirmek için harekat planları yapılmaya başlanır. Nihayetinde başlayan I. Felluce Muharebesinde 17 sivil öldürülür.

      Şirket sadece Irak’ta değil Pakistan ve Afganistan’da da işler yapmıştır.   Peşaver’de cami ve pazaryeri bombacıları üçü ABD’li diplomat, altı kişi suikast silahlarıyla yakalanır. Pakistan polisinin, rutin bir kontrol sırasında durdurduğu şüpheli araçlardan birinde bulduğu silahlar sonrası altı kişiyi tutuklar. Tutuklananlardan üçünün ABD büyükelçilik çalışanı olduğu ortaya çıkar. Bu tür saldırılar genellikle El-Kaide ve Taliban’a mal edilerek asıl saldırıyı yapan kişiler gizlenir. Birgün Taliban lideri “Bazen bir saldırı oluyor ve biz bile medyadan ‘Taliban olayı üstlendi’ diye duyuyoruz. Kim üstlendi, ne zaman, nasıl, delili ne? Ancak medya taraflı davranıyor ve hemen bizi suçluyor” demiştir.

     Bölgede artan terör olayları sürekli Taliban’a bağlanırken, Taliban ise yapılan saldırıları şiddetle reddedmiştir. Bu saldırıların “haram” olduğu defalarca vurgulamış, bunu yapanların ise CIA ve Blackwater olduğunu ifade etmişlerdir. Daha önce de Pakistan’da Raymond Davis isimli bir CIA ajanı yakalanmış ajanın üzerinde bir çok silah, maske, GPS ve bazı sivil hedeflerin not alındığı dokümanlar bulunmuştu Raymon Davis, Pakistan’da aracına yaklaşan iki kişinin Taliban ya da El Kaide üyesi olduğunu düşünmüş ve panikleyerek bu iki kişiyi öldürmüştü. 2.3 milyon  dolar kan parası ödenerek olay örtbas edildi. Şirketin Benazir Butto suikastinde de parmağı olduğu Eski Pakistan Genelkurmay Başkanı General Mirza Aslam Beg tarafından dile getirilmiştir. Butto’nun o dönemde ki korumalığını Blackwater’ın hizmet sağladığı JSOC (Ortak Özel Operasyonlar Komutanlığı) yaptığını düşünürsek bu iddiayı kuvvetlendirmektedir. Hatta General Lübnan Eski Başbakanı Refik Hariri suikastini de bu şirketin planladığını söylemiştir.

       Kaos ve karışıklığın olduğu her yerde karşımıza çıkan bu şirket 2014 yılında bu kez Ukrayna’da kendini göstermiştir. Şirkete bağlı 400 paralı asker, gerilla operasyonlarını yönetmiş ve Rus yanlılarına büyük zarar vermiştir.

PKK Depolarından Çıkan Silahlar

        Şirket dönem dönem Türkiye’de de gündeme gelmiştir. Türkiye’nin sürekli ” ABD’nin silahları PKK’da çıkıyor” açıklamaları ve ABD’nin Irak’ta kaybettiği 190 bin silah göze alındığında, bu açıklamaları ciddi bir boyut kazanmıştır. Bu konuda, Irak’ta soruşturma yürüten savcılık, Irak’ta şirketin kaçak silah piyasası kurduğunu ve bu silahların ise Daeş, PKK gibi örgütlerin eline geçtiği tespit edilmiştir. Güneydoğu’da yapılan Hendek Operasyonları sırasında ele geçirilen bazı SNİPER keskin nişancıların yabancı uyruklu çıkması dikkatleri tekrar bu şirket üzerine çekmiştir.

      Dönem dönem basında Blackwater’ın PKK,  PYD/YPG, Daeş, DHKP-C gibi örgütleri desteklediği haberlerini okumaktayız. Suriye’de ise PYD/YPG komutanlarını ve PKK üst düzey yöneticilerinin korumalığını bu şirketin yaptığı bilinmektedir.  YPG/PYD teröristlerine her türlü silah eğitimi ve bomba eğitimi bu şirket tarafından verilmektedir. ABD’nin bölgede yürüttüğü gizli operasyonları YPG/PYD üniformaları altında bu şirket üzerinden icra etmektedir.

    Günümüz dünyasında büyük devletler operasyonlarını bu tür şirketler üzerinden yürütmeye başlamıştır. Dünya üzerinde 90 dan fazla askeri özel güvenlik şirketi bulunmakta ve bu şirketler 110 ülkede  faaliyet göstermektedir. ABD savunma harcamalarının 3’te 1’i bu tür şirketlere aktardığını düşünürsek, yeni savaş stili de bu yönde gelişme gösterecektir.

       Bu şirketler ile hedef ülkede gizli operasyonlar yürütmek, suikastlar, eylemler, vs daha kolay görülmektedir. Savaşın olduğu her ülkede bu şirketler aktif olarak rol almaktadır. Irak, Suriye, Afganistan, Pakistan, Yemen, Tunus, Libya, Mısır, Lübnan, Somali, Sudan şirketin operasyon yaptığı ülkelerin başından gelmektedir. 

      Şirket 2007’de Irak’ta  Nisur’da  yaptıkları  sivil  katliamının  sonrasında,  2009’da isimlerini değiştirmek (Xe Services) zorunda kaldılar. Bunun sonucunda Irak Hükumeti şirketin faaliyetlerini yasaklamıştır. 2011 yılında ise isimlerini Academi olarak değiştirmiştir.

[17 Aralık-24 Aralık] Askeri ve Diplomatik Haberlerin Arşivi

0

17 Aralık ile 24 Aralık arasında gözden kaçan bazı askeri ve diplomatik gelişmeleri “Dünyada neler oldu?” başlığı altında sizler için derledik.

-Doğu Kudüs’te gözaltına alınan 3 Türk vatandaşı, İsrail mahkemesince kefaletle serbest bırakıldı.

-BM Güvenlik Konseyi, ABD’nin Kudüs’ü ‘İsrail’in başkenti’ olarak tanıma ve büyükelçiliğini Tel Aviv’den Kudüs’e taşıma kararına karşı Filistin’in hazırladığı karar tasarısını görüşmek üzere toplandı. ABD, tasarıyı veto etti.

-Kuzey Kore lideri Kim Jong-un : “İsrail diye bir devlet var mı ki başkenti Kudüs olsun?”

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un

– Filistin yönetimi, ABD’nin Kudüs tasarısını veto etmesine tepki göstererek, bu durumu “uluslararası topluma saygısızlık” şeklinde niteledi.

– Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Birleşmiş Milletler’deki Kudüs oylaması için ABD’ye gitti. Kudüs oturumu, Türkiye ve Yemen’in talebi üzerine gerçekleşti.

– ABD’nin Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Nikki Haley’in, perşembe günü Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulunda yapılan Kudüs oylaması öncesi diğer diplomatlara e-posta göndererek karara karşı oy kullanmamaları konusunda üstü kapalı tehdit ettiği öne sürüldü. E-posta içeriğinde ise “Trump sizi izliyor!” yazdığı öne sürüldü.

BM Kudüs’ün İsrail’in başkenti olarak kabul edilmemesi hakkında tasarısı sırasında, ABD BM daimi temsilcisi Nikki Haley objektiflere böyle yakalandı.

– ABD Başkanı Donald Trump, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulunda perşembe günü görüşülen Kudüs tasarısına destek verecek ülkeleri “maddi yardımları kesmekle” tehdit etti.

-İsrail’den Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nda yapılacak Kudüs oylamasına saatler kala sert bir açıklama geldi. İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu BM’yi ‘yalanlar evi’ diye niteledi ve daha oylama yapılmadan kararı reddettiklerini açıkladı.

-BM Genel Kurulu’nda oylanan olan Kudüs’ün statüsü hakkındaki toplantıya saatler kala Bahreyn Dışişleri Bakanı Şeyh Halid bin Ahmed Al Halife’nın Twitter üzerinden paylaştığı yorumu dikkat çekti. Sosyal medyada geniş yankı bulan açıklamaya tepki gösterildi.

– Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, BM’deki Kudüs oylaması öncesinde konuştu. Bakan Çavuşoğlu, ABD’ye tepki göstererek “İsimleri alıp ne yapacaksınız? O ülkeleri cezalandıracak mısınız?” dedi.

– ABD Başkanı Donald Trump’ın tehditleri sonuç vermedi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yapılan oylamada, Trump’ın Kudüs’ü ‘İsrail’in başkenti’ olarak tanımasına ‘hükümsüz’ diyen karar ezici bir çoğunlukla, 9’a karşı 128 oyla kabul edildi. 35 ülke çekimser kaldı.

Oylamada ülkeler ve veriği oylar.

-BM Genel Kurulu’nda ABD Başkanı Donald Trump’ın Kudüs kararını eleştiren karar tasarısının oylamasında çekimser kalan Bosna Hersek’in Devlet Başkanlığı Konseyi’nin Boşnak üyesi Bakir İzetbegovic’in, ‘evet’ oyu kullanmayı önerdiği ancak diğer iki üyenin çekimser kalma kararı aldıkları belirtildi.

– ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Nikki Haley, BM Genel Kurulu’nda kabul edilen Kudüs kararına ‘hayır’ oyu veren, çekimser kalan ve oylamaya katılmayan ülke temsilcilerine resepsiyon davetinde bulundu.

– BM Genel Kurulu’nun Trump’a darbesinin ardından Paris’te Macron ile buluşan Abbas, Filistin halkının bundan böyle Washington’ın sunacağı hiçbir planı kabul etmeyeceğini söyledi.

– ABD Başkanı Trump’ın Kudüs kararını eleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Amerikan yönetimini bir an önce Genel Kurul’da oluşan dayanışma tablosunu doğru okuyarak hatasından dönmeye çağırıyorum” dedi.

BM Kudüs tasarısının dünya genelinde dağılımı; kırmızı bölgeler tasarı için “hayır” oyu kullanırken, yeşil bölgeler “evet” oyu kullandı. Griler ise “çekimser” oy kullanan ülkeler

-‘Vovan’ ve ‘Lexus’ olarak bilinen Rus komedyenler, kendilerini Polonya’nın yeni Başbakanı Mateusz Morawiecki olarak tanıttıkları ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Nikki Haley’e telefon şakası yaptı.

– ABD öncülüğündeki IŞİD karşıtı koalisyonun sözcüsü Albay Ryan Dillon, Rusya’nın ‘IŞİD’in Suriye’de bittiğine’ yönelik açıklamalarının doğru olmadığını savunarak, IŞİD tehdidinin sürdüğünü iddia etti.

–ABD Büyükelçiliği, Türkiye vatandaşlarının vize başvurusu yapabileceği en erken tarihin 1 yıl sonra, Ocak 2019 olduğunu açıkladı.

– ABD’de Korece konuşan iki öğrenciye “Dilinizi duymak istemiyorum” diyen ırkçı müşteri kendisini polis eşliğinde kapıda buldu.

-Birleşmiş Milletler (BM), Libya’da yaklaşık 400 bin göçmen arasında bulunan 36 bin çocuğun acil yardıma ihtiyacı olduğunu bildirdi.

–Çin’in adı, ticaret ve yatırım konusunda yakın ilişki kurduğu Zambiya’da “müdahale” ile anılıyor. Polis teşkilatında 8 yabancının göreve başlaması, üstelik Çinli olmaları halkı ayağa kaldırmaya yetti. 24 saat geçmeden Çinli polislerin görevine son verilirken yetkililer “ulusal kimlik” kavramına vurgu yaptılar.

Zambiya’da göreve başlayan Çinli polisler / Kaynak: Sputnik Türkiye

–Kuzey Kore’nin ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma kararını kınamasının ardından Gazzeli bir restoran sahibi kendince Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’a ‘sembolik’ teşekkürünü iletmek için Gazze’de hiçbir Kuzey Kore vatandaşı bulunmasa da restoran Korelilere yüzde 80 indirim yapan bir kampanya başlattı.

-ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin yeni ulusal güvenlik stratejisini açıklayan konuşmasında “Rusya ve Çin’i” ABD’nin ‘güvenlik ve refahını zayıflatmayı amaçlayan rakip ülkeler’ olarak niteledi.

– ABD’nin 68 sayfalık yeni ulusal güvenlik stratejisi belgesinde “Kuzey Kore nükleer silahlarla milyonlarca ABD’li öldürmek için imkânlarını arttırmak istiyor” deniliyor.

-Rusya ve Çin’i ‘ABD değerlerine meydan okuyan rakipler’ olarak tanımlamasına Pekin yanıt verdi: “Artık Çin’in yükselişini kabullenin.”

– Rusya Dışişleri Bakanlığı ise, ABD’nin yeni ulusal güvenlik stratejisinin, “diğer ülkelerle eşit koşullarda yapıcı işbirliği değil, çatışma çizgisini belirlediğini” belirtti.

– Pakistan, ABD’nin yeni Ulusal Güvenlik Stratejisi belgesinde yer alan, ‘terör örgütlerinin Pakistan topraklarında faaliyet gösterdiği’ iddiasını reddederek “Pakistan ordusunun ABD’den gelecek paraya ihtiyacı yok” denildi.

– İran: “Trump’ın güvenlik stratejisi, başarısızlıklarını perdeleme çabası” açıklamasında bulundu. Belgenin ‘Tahran’a odaklanan sahte tehditler üzerine kurulduğunu’ söyleyen İran Dışişleri, bunun ABD’ye uluslararası başarısızlık getirirken dünyayı daha fazla istikrarsızlığa, güvensizliğe ve terörizme sürükleyeceği uyarısı yaptı.

– Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Zeid Ra’ad El Hüseyin, Arakan Müslümanlarına yönelik zulmün boyutları karşısında Myanmar’ın fiili sivil lideri Aung San Suu Kyi ile ordunun başındaki General Aung Min Hlaing’in ‘soykırımla’ suçlanabileceğini iddia etti.

– ABD ile Kuzey Kore arasındaki gerginlik durulmazken Güney Kore lideri ev sahipliği yapacakları “2018 Kış Olimpiyat Oyunları” bitene dek ABD ile ortak tatbikatların ertelenmesi çağrısında bulundu.

– Kuzey Kore, ABD’nin ‘nükleer programı müzakere etme’ teklifini reddetti. Karara gerekçe olarak ise, müzakerenin BM Güvenlik Konseyi’nin Pyongyang üzerinde yeni yaptırımlar uygulamasına yönelik bir girişim olarak görülmesi olduğu belirtildi.

– Bangladeş temaslarını sürdüren Başbakan Binali Yıldırım, Arakanlı Müslümanların bulunduğu kampı ziyaret etti. Yıldırım, “Burası insanlığın artık yok olduğu bir yer. İnsanlık bugün harekete geçmeyecekse ne zaman harekete geçecek?” diye sordu.

– Ekranı kırık cep telefonlarını kullanmaktan bıkanları sevindirecek bir haber Japonya’dan geldi. Tokyo Üniveristesi’nde bir öğrenci yanlışlıkla, çatladığı ya da kırıldığı zaman kendini onaran yeni bir polimer cam tipini keşfetti.

– Kuzey Kore’den kaçan bir asker, askerden arındırılmış bölgeden (DMZ) geçerek Güney Kore’ye kaçtı. Bu yıl Güney Kore’ye kaçan 4. asker olan kişi, sorgulanmak üzere gözaltına alındı.

– Kuzey Kore, mayıs ayında dünya genelinde yüz binlerce bilgisayara bulaşan ‘WannaCry’ fidye yazılımının arkasında olduğuna yönelik ABD’li yetkililerden gelen suçlamalara ilk kez yanıt verdi. Kuzey Kore Dışişleri Sözcüsü siber saldırıyla ilgileri olmadığını açıkladı.

– ABD Savunma Bakanı Jim Mattis, Kuzey Kore’nin nükleer programıyla ilgili, “Fırtına bulutları Kore Yarımadası’nın üzerinde toplanıyor” dedi.

– Japonya’da Başbakan Şinzo Abe’nin kabinesi Kuzey Kore’de gelen tehditlerin gölgesinde ülkenin balistik füzelere karşı savunmasını güçlendirmek için, 46 milyar dolarlık (5.19 trilyon yen) rekor savunma bütçesini onayladı.

– Kazakistan Dışişleri Bakanlığı, Suriye Ulusal Diyalog Kongresi’nin 29-30 Ocak’ta Rusya’nın Soçi kentinde yapılacağını duyurdu.

– Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK), kıtalararası balistik füze denemesi yapan Kuzey Kore’ye oy birliğiyle yeni yaptırımlar getirdiği bildirildi.

– Filipinler’de etkili olan tropikal Tembin (Vinta) tayfununun neden olduğu sel ve heyelanlarda ölü sayının 120’yi geçtiği bildirildi.

– Orta Amerika ülkesi Honduras’ta 26 Kasım’da yapılan ve sonuçları tartışmalı olan devlet başkanlığı seçimini, kısmi yeniden sayımın ardından mevcut Devlet Başkanı Juan Orlando Hernandez’in kazandığı açıklandı.

– Güney Amerika’da sol yönetim kuşağının yerini muhafazakar yönetim kuşağı alıyor. Bu eğilimin son halkası olan Şili’nin tekrar sağa kırmasıyla milyarder iş adamı Sebastian Pinera devlet başkanlığına geri döndü.

– Rus petrol şirketi Rosneft, Venezüella’da bulunan iki sahada yıllık 6.5 milyar metreküp doğalgaz üretecek.

– Brezilya’da Latin Amerika’nın en büyük rüşvet skandalının odağındaki inşaat firması Odebrecht’in kurucusu ve eski üst düzey yöneticisi‘in cezaevinden çıkarıldığı bildirildi.

– Meksika Devlet Başkanı Enrique Pena Nieto, askerlere polis olarak da görev yapma yetkisi tanıyan yasayı onayladı.

-Politico, eski ABD Başkanı Barack Obama’nın İran’ın nükleer anlaşmadan vazgeçmemesi için Hizbullah’a yönelik uyuşturucu kaçakçılığı soruşturmasını örtbas ettiğini iddia etti.

ABD eski başkanı Barack Obama

– Rusya’dan ABD’ye çağrı: “Nükleer silahlarınızı Avrupa’dan çekin.”

– Pentagon’un UFO’ları araştırmak üzere gizli bir program yürüttüğünün anlaşılmasıyla, ABD ordusunun bazı uçan nesnelere denk geldiği ortaya çıktı. Bu nesneler arasında, hızıyla şaşırtan bir cisim de yer alıyor.

– İran, Yemen’deki Husi milislerinin Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’a fırlattığı balistik füzenin ‘İran üretimi’ olduğu yönünde olduğu Suudi Arabistan ve ABD’den gelen suçlamalara yanıt verdi. İran Dışişleri Sözcüsü “Yemen’le silah bağlantımız yok” dedi.

– ABD Savunma Bakanlığı’nın (Pentagon), ‘Rus saldırganlığını’ dizginlemek amacıyla Avrupa ülkelerindeki ABD hava üslerini genişletmek için 200 milyon dolardan fazla harcama yapmayı planladığı belirtildi.

– Musul’da ABD’nin havdan desteklediği Irak hükümet güçleri ile IŞİD arasındaki savaşta 9 bin ile 11 bin arası sivilin hayatını kaybettiği belirtildi. AP’nin araştırmasına göre Musul’da sivil can kaybı daha önce bildirilenlerin 10 kat fazlası.

– ABD Maliye Bakanlığı, aralarında Rusya Federasyonu’na bağlı Çeçenistan’ın başkanı Ramzan Kadirov dahil 5 Rusya vatandaşını daha Magnitskiy Listesi’ne dahil ettiklerini duyurdu. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova ise bu yaptırımın karşılıksız bırakılmayacağını belirtti.

Çeçenistan’ın Başkanı Ramzan Kadirov

– ABD’deki bir üniversitenin yaptığı bir anket ABD’li seçmenlerin çoğunluğunun 2018’de daha fazla savaş beklediğini ortaya koydu. Ankete katılan Cumhuriyetçiler ekonomide iyileşme beklerken, Demokratlar tam tersi fikirde.

– Pentagon, ilk kez Yemen’de hava operasyonlarının yanı sıra kara operasyonları da yürüttüğünü kabul etti.

–ABD’de İran’a yaptırımların delinmesi davasında tanık olan Rıza Sarraf’ın duruşmalar sırasında çizdiği şemalar dikkat çekiyordu. Jürinin üzerlerinde değerlendirme yapma isteği üzerine şemalar mahkeme sunumu olarak kayıtlara geçti. Jüri’nin ortak bir karara varamaması üzerine müzakerelere 3 Ocak’ta devam edilmesine karar verildi.

-Dünyanın önde gelen bilişim şirketlerinden Apple’a, eski model iPhone telefonlarını yavaşlattıklarını itiraf etmesinden bir gün sonra dava açıldı.

-Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Dışişleri Bakanı Abdullah bin Zayed’in sosyal medyada Fahreddin Paşa’yı ‘hırsız’ olarak gösterdiği paylaşım Türkiye’de büyük tartışma ve tepki yarattı. BAE Maslahatgüzarı Dışişleri Bakanlığı’na çağrılarak Türkiye’nin tepkisi iletildi.

Çöl Kaplanı lakaplı Fahreddin Paşa ve paylaşımı yapan Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Dışişleri Bakanı Abdullah bin Zayed

-Ankara Büyükşehir Belediyesince, Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Ankara Büyükelçiliğinin bulunduğu sokağın ismi “Fahreddin Paşa Sokağı” olarak değiştirilecek.

-Türkiye’nin siyasi kriz yaşadığı Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE), Körfez’de bir casus imparatorluğu kurmak için eski Amerikan casuslarını tuttuğu belirtildi. BAE’nin CIA’in yardımıyla kendi CIA’ini kurması amaçlanıyor. Hedef hem İran hem de İran ya da İhvan bağlantısıyla suçlanan muhalifler.

-ABD Dışişleri Bakanlığı, Ukrayna ordusuna “savunma amaçlı geliştirilmiş savunma kapasiteleri” temin edilmesine karar verildiğini açıkladı. Amerika’nın ABC kanalı ise, Dışişleri Bakanlığı kaynaklarına dayandırdığı haberinde, ABD’nin Ukrayna’ya anti-tank füzesi satacağını söyledi.

-ABD Başkanı Trump’ın 12 Aralık’ta Pentagon’un “Suriye’deki ortaklarına” gönderilmek üzere hazırladığı 393.3 milyon dolarlık silah listesini onayladığı ortaya çıktı. Savunma bütçesinde SDG yerine ‘incelemeden geçmiş Suriye muhalefeti’ ifadesi yer alırken ABD’nin 2018’de de binlerce ağır silahı Suriye’ye yollayacağı görülüyor.

–Afganistan’ın başkenti Kabil’de istihbarat binası yakınlarında bir saldırı düzenlendi. Çatışmalar hala sürerken saldırıyı IŞİD üstlendi.

-”Gerek İran gerek Rusya olsun Suriye’de sahada savaşı kazananlar tarafından korunduğundan Beşar Esad kalacak” diyen Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, savaş bittikten sonra Batı’nın Esad ve temsilcileriyle konuşmak zorunda kalacağını belirtti.

– Suriye’de savaşın sona ermediğini söyleyen Esad ABD destekli Kürt güçlerine ‘vatan hainleri’ dedi. Cenevre müzakerelerindeki sorunların altını çizen Esad, Soçi’deki kongerede yeni Anayasa ve seçimler konusunun ele alınacağını aktardı.

–İran, 25 Eylül’deki bağımsızlık referandumunun ardından kapattığı Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ne (IKBY) sınır geçişlerini yeniden tamamen açtığını duyurdu.

-Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nde (IKBY) maaşların ödenmemesi yüzünden birçok il ve ilçede halk sokağa döküldü. Süleymaniye’nin Dukan ilçesine bağlı Piremegrun kasabasında KDP’nin yanı sıra muhalif partiler KYB, Goran ve Komel’in binaları ile polisi noktaları ateşe verildi.

IKBY’de gösteriler sırasında polis merkezleri ve parti binaları halk tarafından ateşe verildi.

–Katar Emiri, Twitter hesabı açan ikinci Körfez lideri oldu. Emir Şeyh Temim bin Hamed Al Sani, Katar Milli Günü’nde resmi Twitter hesabı açarak, halkı kutladı.

-Suriye ordusunun, başkent Şam’ın güneybatısında Nusra hedeflerine karşı düzenlediği operasyonun başarıyla devam ettiği belirtildi.

-Eski İran Cumhurbaşkanı Ali Ekber Haşimi Rafsancani’nin kızı Faize Haşimi, ülkesinde başörtüsünün zorunlu kılınmasına karşı olduğunu belirterek, “İran devriminin üzerinden 40 yıl geçti. Başörtüsünün mecburi olması işe yaradı mı? Aksine, İslam’a uygun olmayan örtünme şekli arttı” dedi.

-Yemen’deki Husi hareketi Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’daki Kraliyet Sarayı’na balistik füze fırlattı. Suudi Arabistan füzeyi havada imha ettiğini açıkladı.

-İran’dan ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Haley’nin açıklamasına tepki: ABD’nin İran’daki diplomatik görevlerini yürüten İsviçre Büyükelçisi İran Dışişleri Bakanlığı’na çağrıldı.

-Batı Şeria’daki Kudüs protestolarında evinin girişine gelen İsrail askerlerini tokatlayan Ahed Tamimi sabaha karşı evine baskın düzenlenerek gözaltına alındı. ‘Filistin’in cesur kızı’ lakabıyla tanınan 16-17 yaşlarındaki genç kız için İsrail Eğitim Bakanı Naftali Bennett ”Hayatı hapishane hücresinde son bulacak” dedi.

-İsrail makamları, Mescid-i Aksa’nın batı duvarı olan Ağlama Duvarı’nın altında 12 yıl süren bir çalışmanın ardından yeni bir sinagog açtı.

-Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nde (IKBY) yer alan Süleymaniye kentinde hükümet karşıtı gösterilerde 5 kişinin hayatını kaybettiği, yaralı sayısının 93’e yükseldiği bildirildi. Irak Başbakanı Haydar İbadi ise, göstericilerin zarar görmesi halinde müdahalede bulunacaklarını açıkladı.

Süleymaniye’de gösteriler/ Kaynak: AA

-Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, Fransa’yı “Suriye’de akan kanı desteklemekle” suçlayarak barış konusunda konuşma hakkı olmadığını söyledi, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Esad’a yanıtı ise “Suçlamalar kabul edilemez” oldu.

–Suudi Kralı Selman, petrol fiyatlarındaki düşüşe rağmen, krallığın tarihindeki en büyük bütçeyi yaptıklarını duyurdu.

–Suudi Arabistan, Katar ile olan tek kara sınırı Selva Sınır Kapısı’nı nihai olarak kapattı.

–IKBY’de siyasi deprem: Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nde hükümete karşı protestolar devam ederken muhalefetteki Goran ile Komel partileri hükümetten çekilme kararı aldı. Goran üyesi olan IKBY Meclisi Başkanı Yusuf Muhammed de istifa etti.

-Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın akrabalarından bir kadın, Almanya’da sığınmacı statüsünü aldığı belirtildi.

-Suriye’deki ateşkesin garantörleri Rusya, Türkiye ve İran’ın Soçi’de yapılacak Suriye Ulusal Diyalog Konseyi’ne 23 Kürt temsilcinin katılması konusunda mutabakat sağladığı belirtildi.Konsey’de PYD’nin masada olmayacağı garantisi veriliyor.

-Rusya Parlamentosu’nun alt kanadı Duma, Rusya’nın Suriye’de bulunan Tartus’taki üssünün genişletilmesiyle ilgili anlaşmayı onayladı.

-İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü’ndeki (UNESCO) daimi temsilcisine İsrail’in UNESCO’dan çekileceğini resmi olarak bildirmesi talimatı verdiği bildirildi.

-Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye, ABD’nin Kudüs konusunda yeni açıklamalar yapabileceği yönünde bilgiler bulunduğunu söyledi.

-Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ülkesindeki nükleer santralleri kapatamayacağını söyledi.

-Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İngiltere Başbakanı Theresa May ile telefonda görüştü.

–MiG-29 tipi bir savaş uçağı, Polonya’nın  başkenti Varşova yakınlarındaki Minsk Mazowiecki askeri havaalanına dönerken yere çakıldı.

–Eski Yunanistan Maliye Bakanı Yannis Varufakis ile Alman parlamenter Fabio De Masi, 2015 yılında Yunan bankaları için hayati öneme sahip fonlamayı durdurma kararına zemin teşkil eden bir belgeye erişim elde edebilmek için Avrupa Merkez Bankası’nı (ECB) dava etti.

–İngiltere’nin Kraliyet Donanması’nın 4.1 milyar dolara mal olan, en büyük ve en güçlü uçak gemisi Queen Elizabeth’te, göreve başlamasından kısa süre sonra hasar oluştu. Geminin üzerindeki hasar nedeniyle saatte 200 litre su sızdırdığı belirtildi.

–İngiltere Kraliyet Donanması eski Komutanı Alan West, ülkenin deniz kuvvetlerinin ‘kritik düşük boyutları’ nedeniyle ‘dağılmanın eşiğinde’ olduğunu belirtti.

-İspanya’nın Katalonya Özerk Yönetimi’nde, yapılan ve ayrılıkçılar ile birlik yanlıları arasında geçen seçimde ayrılıkçı partilerin hükümeti kuracak çoğunluğa ulaşmasının ardından Eski Katalonya Özerk Yönetimi Başkanı Carles Puigdemont Brüksel’de zafer konuşması yaptı. Puigdemont, “Seçimleri Katalan Cumhuriyeti kazandı. İspanya devleti yenildi. İspanya Başbabakanı Mariano Rajoy ve müttefikleri kaybetti” dedi.

Carles Puigdemont Brüksel’de zafer konuşması yapıyor.

-Hakkındaki suçlamalar nedeniyle Belçika’nın başkenti Brüksel’de bulunan Eski Katalonya Başkanı Carles Puigdemont, Katalonya’da yapılan seçimlerde ayrılıkçı partilerin hükümeti kurmak için gerekli sayıya ulaşmasının ardından İspanya Başbakanı Mariano Rajoy’a İspanya dışında görüşme teklifinde bulundu. Rajoy ise teklifi reddetti.

-Avrupa Adalet Divanı, Uber’in teknolojik bir uygulama değil ulaştırma hizmeti sağlayan bir şirket olduğuna karar verdi. Bu kararla Uber, 28 üye ülkede ulusal düzenlemeler ile karşı karşıya kalacak.

-Gürcistan’ın eski Devlet Başkanı ve Ukrayna’nın Odessa şehrinin eski valisi Mihail Saakaşvili, Ukrayna Devlet Başkanı Pyotr Poroşenko’ya açık mektup yayımlayarak istifa çağrısı yaptı.

-Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, Polonya’daki yargı reformunun hukukun üstünlüğü prensibine aykırı olduğu gerekçesiyle, daha önce hiçbir üyeye uygulamadığı cezalandırma olan AB’de oy hakkının elinden alınması sürecini başlattı.

–Macaristan Başbakanı Viktor Orban, Polonya’nın, Avrupa Birliği’ndeki (AB) oy hakkının elinden alınması sürecini başlatan AB Komisyonu’na tepki gösterdi.

–İngiltere Başbakan Yardımcısı Green, bilgisayarında bulunan pornografik içerik nedeniyle istifa etti.

-DW Türkçe’nin görüştüğü Alman emniyet yetkilileri, HDP’li Garo Paylan’ın gündeme getirdiği Avrupa’daki bazı Türkiye kökenlilere suikast iddiasıyla ilgili “Tehlikeden haberdarız” açıklamasını yaptı.

-Avrupa Birliği (AB), Ukrayna’yı istikrarsızlaştırdığı gerekçesini ileri sürerek, Rusya’ya uyguladığı ekonomik yaptırımların süresini 6 ay uzatma kararı aldı.

–Eski Yugoslavya için kurulan Lahey’deki Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi (ICTY), 24 yıllık faaliyetten sonra kapılarını kapattı. Ama geride pek çok soru işareti bıraktı.

–Almanya Federal Emniyet Teşkilatı’nın resmi internet sayfasında ‘Türk mahkemelerinden gönderildiği iddia edilen bir mektupla‘ dolandırıcılık yapıldığına dair uyarı yayımlandı.

-İngiliz futbol takımı Manchester City’nin teknik direktörü Pep Guardiola hakkında “İspanya devletine isyandan” soruşturma başlatıldığı öğrenildi.

–Bulgaristan Başbakanı Boyko Borisov, Türkiye ile Avrupa Birliği arasında özel bir anlaşma imzalanmasından yana olduğunu belirterek, “Türkiye’nin AB’ye üye olacağı konusunda ikiyüzlülüğü bırakalım” dedi.

-Hollanda Başbakanı Mark Rutte, ülkesi ile Türkiye arasındaki ilişkilerin halen “soğuk” olduğunu belirterek, “İlişkilerin düzelmesinin iyi olacağını düşünüyorum” dedi.

–Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Rus subaylara Donbass’taki Ortak Kontrol ve Koordinasyon Merkezi’ne (JCCC) geri dönmeleri çağrısında bulundu.

-Rusya Devlet Başkanlığı Suriye Özel Temsilcisi Aleksey Lavrentyev, Soçi’de yapılması planlanan Suriye Ulusal Diyalog Kongresi’nde sadece Suriyeli katılımcıların konuşma yapabileceğini belirtti.

–Rusya’nın yeni savaş robotu ‘Nerehta’, Rusya’nın Vladimir bölgesindeki sahada kış şartlarında test edildi. Rus askeri televizyonu Zvezda, test sahasında yapılan çalışmalarla ilgili bir video yayınladı.

Rusya’nın yeni savaş robotu ‘Nerehta’

-Rusya parlamentosunun alt kanadı Duma’nın Güvenlik ve Yolsuzlukla Mücadele Komitesi Başkan Yardımcısı Anatoliy Vıybornıy, Türkiye’nin özellikle terörle mücadele konusunda olmak üzere yasalarını Rusya ile senkronize etmek istediğini söyledi.

–Rus hükümeti tarafından ilk kez teşvik kapsamına alınan Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) projesi için 76 milyar lira tutarında yatırım teşvik belgesi düzenlendi.

-Rusya: “S-400 anlaşmasının bir kısmının karşılanması için Türkiye’ye kredi vereceğiz.”

Kaynak: StratejikOrtak.com, CNN, BBC, Sputnik News

 

IŞİD Bitti: Irak Son Durum Haritası (Aralık 2017)

23

Irak’ta Taraflar
Irak Hükümeti  – Şii Haşdi Şabi örgütü ve yerel Sünni milisler -kırmızı-
IKBY (Kürt Bölgesi) – Peşmerge -yeşil-
IŞİD – Örgüte biat eden yerel milis güçler ve aşiretler -siyah-
* KCK/PKK çatısındaki YPG, YBŞ ve YPJ gibi gruplar Şengal başta olmak üzere bazı merkezleri peşmergeyle birlikte kontrol ediyor.

10 Aralık 2017: Irak’ta 2014 yılında başlayan IŞİD işgali son buldu. 9 Aralık 2017’de Irak Başbakanı İbadi IŞİD ile savaşın sona erdiğini duyurdu. Terör örgütü tamamen ülkeden çıkarıldı.

Irak son durum haritası (10 Aralık 2017)

 

29 Ekim 2017: Irak ordusunun tartışmalı bölgelerde ilerleyişi sürüyor. Irak Başbakanı İbadi, 2003 sınırlarına dönülmeden durulmayacağını açıkladı. Şu an için bölgedeki en güncel ilerleme haritası şöyle:

Irak ordusunun ilerleyişi – Kuzey Irak’ta son durum haritası (29 Ekim 2017) – Harita: ISW

16 Ekim 2017: Suriye ve Irak’taki son durum tek haritada…

Suriye ve Irak’ta son durum haritası (16 Ekim 2017)

15 Ekim 2017: Irak ordusunun Kerkük harekatından önceki Irak haritası…

Irak son durum haritası (15 Ekim 2017)

22 Eylül 2017: Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) 25 Eylül’de bağımsızlık referandumu düzenledi. Yüzde 92 ‘Evet’in çıktığı refarandum sonrası gözler Bağdat yönetimine ve bölge ülkelerinde. Türkiye ve İran’ın ağır yaptırım uygulayacağı söylenen Kuzey Irak yönetiminin önümüzdeki günlerde hangi politikaları işleyeceği merak konusu.

Ülkede Kerkük’ün güneyindeki Havice’ye Irak ordusunun operasyonu sürerken, IŞİD yer yer Ramadi kırsalında saldırılar düzenliyor. Kuzey Irak haritası ve bölgede son durum şöyle…

Irak son durum haritası (22 Eylül 2017)

16 Ağustos 2017: Musul’un tamamen Irak ordusunun kontrole geçmesinin ardından gözler IŞİD kontrolündeki Telafer’e çevrildi.

Irak son durum haritası – 16 Ağustos 2017

1 Temmuz 2017 tarihiyle Irak’ta son durum haritası:

Irak son durum haritası – 1 Temmuz 2017
  • Irak’ın Ağustos 2016’dan Mayıs 2017’ye kadar olan savaş haritalarının arşivi için burayı ziyaret edebilirsiniz.

Ağustos 2017’de Irak

Irak’ta son durum: ABD’nin Irak işgalinden sonra başlayan Şii-Sünni gerilimi, 2013 yılında IŞİD’in Musul işgal etmesiyle kendi içerisinde boyut değiştirdi. Topraklarının büyük çoğunluğu IŞİD tarafından işgal edilen Irak’ta vatandaşlar, yaklaşık bir sene süren Musul operasyonunun sona ermesiyle gün yüzü göreceklerini düşünüyor. Örgüt şu anda tam olarak Irak topraklarından çıkarılamadı. Ülkede hali hazırda Türkmenlerin yaşadığı Tel Afer, ülkenin batı kırsalındaki bazı bölgeler ve Kerkük’ün güneyi Havice IŞİD’in kontrolünde. Iraklı yetkililer Musul’un temizlenmesiyle örgütün Irak’taki en büyük ekonomik ve sosyolojik gücünü kaybettiği yorumlarını yapıyor.

Peşmerge Musul’un batısında Suriye yolu üzerinde bulunan Sincar’ı PKK ile birlikte kontrol ediyor. Ara ara küçük çaplı çatışmaların yaşandığı Sincar Dağı çevresi ‘İkinci Kandil’ olarak tabir ediliyor. Irak ordusu, Mayıs ayının sonunda 4 yıl sonra ilk kez (kuzeyden) Suriye sınırına ulaştı. IŞİD ile savaşan Irak Ordusu ve Şii Haşdi Şabi milisleri, yaklaşık iki yıldır Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) peşmergeleriyle koordineli olarak hareket ediyor.

Ülkenin IŞİD’den sonra en önemli sorunlarının başında ‘Kuzey Irak’ın ayrılma süreci’ geliyor. Erbil yönetimi, yıllardır dile getirdiği bağımsızlık referandumunu hayata geçirme kararı aldı. 25 Eylül’de Irak’tan ayrılmak için düzenlenecek olan referandum, Türkiye ve İran tarafından tepkiyle karşılanıyor. IŞİD’in Irak’ı işgalinden sonra ele geçirilen toprakların referandum kapsamına alınacağını ifade eden IKBY’li yetkililer, bağımsızlık sonrası bu toprakları IKBY ile Irak arasında sınır olarak kabul edeceklerini söylüyor.

Haziran-Temmuz arasında Irak’a dair dikkat çeken başlıklar:

-Irak’ta faaliyetlerine son verilen İran karşıtı Halkın Mücahitleri Örgütü’nün Paris’teki konferansına Suudi Prens Faysal da katıldı.

– Küçük bir bölge hâlâ IŞİD’in elinde olsa da Irak devlet televizyonu, Musul operasyonunun bittiğini ve IŞİD’in mağlup edildiğini ilân etti.

– Mısır’da Sisi ile ortak basın toplantısında konuşan Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Allavi, Katar’ın Irak’ı Şii ve Sünni olarak bölmek istediğini söyledi.

– Irak Başbakanı İbadi, ülkedeki Kürt azınlığın arzularına saygı duyduğunu ancak referandumun zamansız olduğunu ifade etti.

– Irak Ordusu 4 yıl sonra ilk kez (kuzeyden) Suriye sınırına ulaştı, Sincar’da PKK’ya ‘komşu’ oldu.

Kaynak: StratejikOrtak.com

Kuzey Irak’taki Petrol Boru Hatlarının Haritası

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) 25 Eylül’de düzenlediği bağımsızlık referandumundan 22 gün sonra Irak ordusunun Kerkük‘e düzenlediği operasyon ile tekrar gündeme gelen Irak petrolleri, düşünüldüğünden çok daha fazla ve birçok ülkeyi doğrudan etkileyebilecek potansiyelde. IKBY Irak’ın 143 milyar varillik petrol rezervlerinin üçte birine hakim. Bu petrollerin değeri ise 2 trilyon 688 milyar dolar civarında. Sadece Kerkük’ün ülke petrollerindeki payı ise yüzde 12.3’e denk geliyor.

Irak ordusunun Kerkük operasyonunun ardından peşmerge, IŞİD sonrası işgal ettiği bölgelerden çekilmişti. Peki asıl kavganın başladığı iddia edilen petrol, Kuzey Irak‘ta hangi bölgelerden çıkarılıyor?

Kuzey Irak’taki petrol boru hatlarının haritası:

Kuzey Irak’taki petrol boru hatları haritası

Kuzey Irak’taki petrol sahalarının ayrıntılı haritası:

Kuzey Irak’taki petrol sahaları

[11 Aralık-17 Aralık] Askeri ve Diplomatik Haberlerin Arşivi

0

11 Aralık ile 17 Aralık arasında gözden kaçan bazı askeri ve diplomatik gelişmeleri “Dünyada neler oldu?” başlığı altında sizler için derledik.

-Eski Gürcistan Cumhurbaşkanı ve eski Odessa Valisi Mihail Saakaşvili’nin yanlıları, Ukrayna’nın başkenti Kiev’in merkezinde bulunan Oktyabrskiy Sarayı’nı (Ekim Sarayı) ele geçirdi.

-Türkiye, Avusturya’da yeni kurulan hükümetin programında ‘Avrupa Birliği’nin (AB) Türkiye ile müzakereleri kesmesi ve bunun için müttefikler aranacağı‘ yönündeki ifadeyi ‘talihsiz’ ve ‘basiretsiz’ olarak nitelendirdi.

-Almanya’nın Düsseldorf Havalimanında İstanbul’dan gelen yolcuların valizleri polis köpekleriyle arandı.

-Eski Gürcistan Cumhurbaşkanı ve eski Odessa Valisi Mihail Saakaşvili’nin Ukrayna Devlet Başkanı Pyotr Poroşenko’ya barışma teklifi içeren bir mektup gönderdiği ileri sürüldü.

–Fransa’nın Marsilya İdari Mahkemesi, radikalliğin ve şiddetin teşvik edilmesini gerekçe göstererek kent merkezindeki ‘Es-Sunna’ adlı camiyi 6 aylığına kapattı.

-Avusturya’da aşırı sağ hükümete geri döndü; genel seçimden iki ay sonra muhafazakar Halk Partisi, aşırı sağcı Özgürlük Partisi ile koalisyon anlaşmasına vardı.

-Fransa: “Büyükelçiliğimizi Tel Aviv’den başka bir şehre taşıma niyetinde değiliz”.

-Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras, ülkesince atanan müftülerin Batı Trakya’daki azınlığın büyük bir kısmı tarafından tanınmadığını belirterek, “Bu konu, doğrudan Yunan vatandaşı Müslümanlarla ele alınmalı. Böylece bu konu bir an önce halledilsin ve kalıcı bir yasal düzenleme gerçekleştirilebilsin” dedi.

-AGİT’te FETÖ’ye yakın STK’ların toplantıya katılmasıyla başlayan gerilimin bir diplomatik krize dönüşmesi, dönem başkanı Avusturya’nın “çalışma grubu” formülüyle önlendi.

–AB liderleri, İngiltere’nin birlikten ayrılması için sürdürülen müzakerelerin Brexit sonrası geçiş süreci ve gelecekteki ticari ilişkiler konusundaki ikinci aşamasının başlaması için resmi onay verdi.

-Yunanistan Dışişleri Bakanı Kocyas, ülkesinin Türkiye ile olan sorunlarını, Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan başka kimsenin çözemeyeceğini söyleyip CHP’yi aşırı milliyetçilikle suçladı.

-Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerin liderleri toplandı ve toplantıda Rusya’ya uygulanan ekonomik yaptırımların süresini uzatma kararını aldı.

-İtalya’daki grev nedeniyle İstanbul-Roma-İstanbul ve İstanbul-Milano-İstanbul seferleri yapılmayacak.

-Dışişleri Bakanlığı : “Ermenistan Dışişleri Bakanı Eduard Nalbandiyan’ın protokollerin onaylanma sürecindeki gecikmenin sorumluluğunun Türkiye’ye ait olduğu iddiaları gerçeği yansıtmıyor. Uluslararası kamuoyunu yanıltmaya dönük bu ifadeleri esefle karşılıyoruz.”

-Kosova’da eğitimci olarak çalışan FETÖ şüphelisi Türk vatandaşı Uğur Toksoy’un Türkiye’ye iadesi delil yetersizliği nedeni ile gerçekleşmedi.

-AK Partili Külünk’ün para verdiği iddia edilen Almanyalı Osmanlılar çetesinin olası yurt dışı bağlantısına dair soruşturma açıldı. FDP’li Rülke ‘Erdoğan’ın Almanya’da paramiliter birlik kurduğu izlenimini taşıdığını’ söyledi.

-Macron’un Paris İklim Anlaşması’ndan çekilen Trump’ı davet etmeksizin topladığı ‘Tek Gezegen Zirvesi’, iklimin korunması için kamu ve özel sektör finansmanına odaklandı. Finans alemi bir dizi önemli karar alıp girişim üstlendi.

-Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Donald Tusk, zorunlu sığınmacı kotasının “oldukça bölücü” ve “etkisiz” olduğunu savunup kaldırılmasını isterken, AB Komisyonu üyesi Dimitris Avramopoulos ise bu yaklaşımın Avrupa değerleriyle bağdaşmadığını söyledi.

-Macaristan Parlamentosu’nda, Macar asıllı spekülatör George Soros’un sığınmacılara ilişkin ‘planına’ karşı karar tasarısı onaylandı.

-Fransa’da başkanlığını Marine Le Pen’in yaptığı aşırı sağcı Ulusal Cephe (FN) Partisi hakkında, Avrupa Parlamentosu (AP) üyesi milletvekillerinin usulsüz bir şekilde danışman çalıştırdıkları suçlamaları kapsamında adli soruşturma açıldı.

-İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) Başkanı Ayhan Zeytinoğlu, Türkiye’de yaptıkları son araştırmaya göre Türk halkının siyasi müttefik olarak 1. sırada Rusya’yı gördüğünü söyledi.

-Nicolas Sarkozy’nin istifası ile boşalan Fransız merkez sağ Cumhuriyetçiler Partisi’nin (LR) genel başkanlığına Laurent Wauquiez seçildi.

-Avrupa Birliği (AB) Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Christan Berger, Türkiye’deki Suriyeli sığınmacılar için sağlanan 3 milyar euro’luk anlaşmanın Ocak 2018’de sona ermesinden önce Brüksel–Ankara hattında yeniden müzakerelere başladığını açıkladı.

-İsveç’in başkenti Stockholm’de, 2017 yılı fizik, tıp, kimya, edebiyat ve ekonomi dallarındaki Nobel ödülleri törenle sahiplerine verildi.

-İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ı Tahran’a davet ettiği bildirildi.

-İngiltere’nin Beyrut Büyükelçiliğinde çalışan İngiliz diplomat, otoyol kenarında ölü olarak bulundu.

-Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin hafta başında Kudüs tasarını görüşeceği bildirildi. Tasarı, Kudüs’ün statüsü konusunda alınan herhangi bir kararın hükümsüz olduğuna dikkat çekiyor.

–Suudi Arabistan‘da gözaltına alınan Filistin asıllı milyarder iş adamı Sabih el Masri’nin serbest bırakıldığı belirtildi.

-İsrail’in başkenti Tel Aviv’de yaklaşık binlerce İsrailli, hakkında yolsuzluk soruşturması açılan Netanyahu’yu protesto etti.

-Ortadoğu’daki aşırıcılık yanlılarının faaliyetini gözlemleyen Directorate 4 adlı Telegram kanalı, IŞİD militanlarının dördüncü nesil mayın ürettiklerini bildirdi.

-ABD’den 2 üst düzey yetkili, İsrail ve Filistin arasında barış anlaşması imzalansa bile Kudüs’teki Ağlama Duvarı’nın İsrail denetimine bırakılabileceği mesajı verdi. Filistin yönetimi ise böyle bir durumu asla kabul etmeyeceklerini vurgulayıp ABD’nin barış sürecinin dışında olduğunun altını çizdi.

-Kerkük dahil statüsü tartışmalı tüm bölgelerde hakimiyet sağlayan Irak hükümeti, topraklarının tamamını baştan sona kat edecek yeni bir petrol boru hattı ağı planladığını duyurdu.

-ÖSO’ya bağlı Sultan Murad Tugayları komutanı Ahmed Osman: “Türkiye ile Afrin operasyonu için son hazırlıklarımızı yapıyoruz” dedi.

-İsrail’in Filistinli vatandaşların ölü bedenlerini dahi esir almasının yasa dışı olduğuna hükmeden Filistin Yüksek Mahkemesi ”Buna izin veren yasa çıkarın ya da ailelerine iade edin” dedi.

-İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, hakkındaki yolsuzluk soruşturması kapsamında polise 7. kez ifade verdi.

-AB Konseyi Başkanı Tusk, “AB liderleri iki devletli çözüme olan güçlü bağlılığı ve bu bağlamda AB’nin Kudüs’e ilişkin pozisyonunun değişmeyeceğini teyit etti” dedi.

–Suudi Arabistan Kral Abdullah Nükleer ve Yenilenebilir Enerji Merkezi ile Rusya Devlet Nükleer Enerji Kurumu’nun (Rosatom) nükleer enerjinin barışçıl amaçlı kullanımı alanında işbirliğine ilişkin bir yol haritası imzaladıkları duyuruldu.

-Suriye Ulusal Diyalog Kongresi’nin ocak ayında yapılmasının planlandığı belirtildi.

-İsrail İstihbarat Bakanı Yisrael Katz, Suudi medyasına demecinde, İran’ın Lübnan’da silah fabrikaları inşa ettiği, gelişmiş füze tesisleri kurduğunu iddia edip bunları vurmakla tehdit etti. Katz ‘‘2006’daki Lübnan saldırısı, bugün yapabileceklerimizin yanında piknik gibi kalır. Lübnan’ı taş devrine geri döndüreceğiz” dedi.

-Çin: “Başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız Filistin’i destekliyoruz.”

-Rusya Savunma Bakanlığı, Suriye’de teröristlere karşı görevlerini tamamlayan Su-34 bombardıman uçakları ve mürettebatının Rusya’daki üslerine döndüğünü duyurdu.

-ABD Başkan Yardımcısı Pence, İsrail ziyaretini erteledi.

–İsrail, Gazze Şeridi ile arasındaki Kerm Ebu Salim ve Beyt Hanun (Erez) sınır kapılarını kapatma kararı aldı.

-Yemen’de Şii Husiler, 2 hafta önce rehin aldıkları Sputnik muhabiri ve El Yaman el Yaum televizyon kanalının 40 çalışanını serbest bıraktı.

–‘İslami  Bitcoin‘ mi geliyor? Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Merkez Bankası, Suudi Arabistan ile ortak dijital para birimi çıkartma planını değerlendirdiklerini açıkladı.

-Netanyahu’dan İİT Zirvesi yorumu “Bu deklarasyonlar bizi etkilemez.”

-Cumhurbaşkanlığı Erdoğan İran Cumhurbaşkanı Ruhani ile bir araya geldi.

-İstanbul’da düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Olağanüstü Zirvesi’ne katılan Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas, Trump’ın Kudüs kararıyla başlayan kriz çözülmezse Oslo Barış Anlaşmaları dahil İsrail’le tüm anlaşmaları reddedeceklerini söyledi.

-Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, Soçi’de toplanacak Suriye Ulusal Diyalog Kongresi için yoğun hazırlıkların sürdüğünü, katılımcı listesinin de çeşitli taraflarla istişare edildiğini duyurdu.

-ABD Başkanı Donald Trump’ın Kudüs’ü ‘İsrail’in başkenti’ olarak tanımasının ardından İsrail İstihbarat Bakanı Yisrael Katz Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ı (MbS) ülkesine davet etti.

-İstanbul’da düzenlenen İİT Olağanüstü İslam Zirvesi’nde Doğu Kudüs, Filistin Devleti’nin başkenti ilan edildi. ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in başkenti kabul ettiği kararının ‘hukuken hükümsüz’ ilan edildiği sonuç bildirisinde ABD’ye bu beyanını geri çekmesi çağrısı yapıldı. Bildiride “BMGK harekete geçmezse BM Genel Kurulu’na gideriz” vurgusu yapıldı.

–Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon Yemen’de askeri polisin cezaevi merkezini vurdu ve saldırı sonrası yapılan açıklamada en az 39 kişinin öldüğü bildirildi.

–Afganistan’da FETÖ ile bağlantılı bir eğitim kurumunun 1 Afgan ve 3 Türk öğretmeni Afgan istihbarat yetkilileri tarafından gözaltına alındı.

-ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heather Nauert, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Rus askerlerini Suriye’den çekeceği yönündeki açıklamasına ilişkin, “Eğer Rusya çekilecekse bu onların seçimi fakat biz müttefiklerimizle ülkede istikrar sağlamaya devam edeceğiz” dedi.

-Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, Rusya’nın, başkent Sana’daki durum nedeniyle Yemen’deki diplomatik varlığını askıya almaya karar verdiğini söyledi.

-YPG’nin omurgasını oluşturduğu Demokratik Suriye Güçleri (DSG) ile işbirliği yapan ülkelere Irak da katıldı. Irak hükümet güçleri ile DSG arasındaki görüşmeden sınır güvenliği için ortak koordinasyon merkezi kurulması kararı çıktı.

-ABD merkezli Pew Araştırma Merkezi’nin Ortadoğu’da yürüttüğü son çalışmaya göre Türkiye etkisini en çok artıran bölge ülkesi, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da bölgede en olumlu lider olarak görülüyor.

-İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin, Filistin’deki siyasi tarafları, ABD’nin Kudüs’le ilgili kararına karşı birlik olmaya çağırdığı bildirildi.

–Hizbullah, Lübnan’ın başkenti Beyrut’un güneyinde yer alan Dahiye bölgesinde Kudüs’e destek mitingi düzenledi. Mitinge çok sayıda Lübnanlı ve Filistinli katıldı.

-Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Suriye Ulusal Diyalog Kongresi’ne Moskova ve Kahire platformları da dahil olmak üzere çeşitli muhalif grupları dahil etmeyi planladıklarını söyledi.

–Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Mısır ve Türkiye ziyaretlerinin öncesinde Suriye’nin Lazkiye kentindeki Hmeymim hava üssüne beklenmedik bir ziyaret gerçekleştirerek bu ilk ziyaretinde Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’la bir araya geldi.

-Irak’taki Sadr Hareketi’nin lideri Mukteda el Sadr, kendisine bağlı milis gücünden ‘silahlarını devlete teslim etmelerini’ istedi.

–Katar, İngiltere’den 24 adet Eurofighter Typhoon model savaş uçağı satın alımını içeren bir anlaşma imzaladı.

Eurofighter Typhoon

-Dışişleri Bakanlığınca, Irak’ın IŞİD’e karşı yürüttüğü mücadelenin başarıyla tamamlanmasından memnuniyet duyulduğu belirtilerek, Irak hükümeti tebrik edildi.

-ABD Savunma Bakanlığı’nın (Pentagon), Kongre’nin talimatıyla tanımlanamayan uçan cisimleri (UFO) araştıran özel programı olduğu ortaya çıktı.

-Conflict Armament Research (CAR) tarafından hazırlanan IŞİD’in silahlarıyla ilgili bugüne değinki en kapsamlı raporda Avrupa’da üretilip ABD’ye satılan gelişmiş tanksavar silahları dikkat çekti. Bunun CIA’in Esad’ı devirmek için cihatçıları silahlandırma programının parçası olduğu belirtildi.

-ABD Savunma Bakanı James Mattis, “IŞİD’in bittiğini söyleyenlere inanmayın. Onlarla mücadele etmeye devam ediyoruz” dedi.

-ABD’deki Lawrence Livermore Ulusal Laboratuvarı, 1945-1962 döneminde gerçekleştirilen nükleer denemelere ait 62 videonun gizliliğinin kaldırıldığını açıkladı.

–Kuzey Kore’yle koşulsuz olarak görüşmeye hazır olduklarını söyleyen ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson, yaptığı yeni açıklamada nükleer silahlardan arınana kadar Kuzey Kore’ye ekonomik ve diplomatik baskının sürdürülmesi gerektiğini söyledi.

-NATO, üye ülkelerin, Rusya’daki bir füze sisteminin Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Antlaşması’nı (INF) ihlal ettiğini tespit ettiğini iddia ederek, bu durumun ciddi endişeye neden olduğunu bildirdi.

–Hamas’ın kuruluşunun 30. yıldönümü dolayısıyla örgüt yönetimi tarafından yapılan açıklamada, geçen dönem içinde Filistin direnişinin İsrail için ‘daha acı verici’ olduğu belirtildi. Hamas 7 Aralık’taysa, ABD Başkanı Donald Trump’ın Kudüs’ün İsrail’in başkenti olarak tanınması kararının ardından 3. İntifada’yı başlattıklarını duyurdu.

-Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, ABD Adalet Bakanı Jeff Sessions’a ABD’de görülen ‘Rıza Sarraf ve Hakan Atilla davası’ ile ilgili mektup gönderdi.

-ABD’li savunma şirketi Raytheon, ikinci nesil güdümlü, yüksek hassasiyetli hava bombası SBD II’nin (Küçük Çapı Bomba II) ilk partisinin üretimini tamamladı.

-Bilim adamları tarafından ekim ayında keşfedilen ve Güneş sisteminin dışından geldiği bilinen ilk asteroid olan Oumuamua (Haberci) üzerinde yapılan dinleme çalışmaları sırasında hiçbir dünya dışı sinyale rastlanmadı.

Oumuamua (Haberci) Asteroidi

-ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımasının ardından Batı Şeria ve Gazze sınırında İsrail güvenlik güçleriyle Filistinliler arasında çatışmalarda 40’tan fazla kişi yaralandı.

-İngiltere Genelkurmay Başkanı Orgeneral Stuart William Peach, Rusya’nın, ABD ile Avrupa’yı birbirine bağlayan ve internetin temini için gerekli olan denizaltı kablolarının güvenliğini tehdit edebileceğini ileri sürdü.

-Rıza Sarraf’ın gözaltına alınan 14 çalışanı serbest bırakılırken, 3 çalışanın sorgusu devam ediyor. Sorgudan elde edilen bilgilere göre Sarraf, ‘ABD’li hakim ve savcıların ağzı ve gözünün bağlanması, hakim ve savcıların kendisi ne söylerse inanması’ için büyü yaptırmak için çalışanlarını Hatay, Fas ve Dubai’ye göndermiş.

-ABD’nin New York kentinde bir kadın, Bitcoin ve diğer sanal para birimleri üzerinden kara para aklamak ve bu parayı daha sonra IŞİD’e göndermeye çalışmakla suçlandı.

–Suudi Arabistan, ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Haley’in İran’la ilgili açıklamasını “memnuniyetle karşılayarak”, uluslararası toplumdan “İran yönetimini yargılamasını” istedi.

-ABD’nin Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Nikki Haley, “inkar edilemez” kanıtların, İran’ın Yemen’de Husilere füze tedarik ederek uluslararası hukuku ihlal ettiğini ortaya koyduğunu savundu.

Nikki Haley “inkar edilemez” kanıtları gösteriyor.

-Rusya Savunma Bakanlığı, Suriye’de ABD’ye ait F-22 jetlerinin Rus S-25 savaş uçaklarına önleme uyguladığı yönünde Batı medyasında çıkan haberleri yalanladı.

–Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, her yıl sonunda gerçekleştirdiği büyük basın toplantısında askeri harcamaların Rusya’nın sosyo-ekonomik programına olumsuz yansımayacağını ve ekonominin çökmesine neden olmayacağını belirterek silahlanma yarışına girmeyeceğini ifade etti.

-Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, İslam İşbirliği Teşkilatı’nın Doğu Kudüs’ü Filistin’in başkenti ilan etmesi kararıyla ilgili olarak, “Bu, Amerika’nın kararına bir misilleme olarak görülmemeli. Zaten birçok ülke, biz de dahil, fiilen Doğu Kudüs’ü Filistin Devleti’nin başkenti olarak tanır gibi muamele ettik şu ana kadar” dedi.

-ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), bugün Suriye hava sahasında Rus ve Amerikan uçaklarının birbirilerine aşırı yaklaştığını, fakat bunun olağanüstü bir durum olmadığını duyurdu.

–Suriye Dışişleri Bakanlığı, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) ve BM Genel Sekreterine, ABD’nin öncülüğündeki uluslararası koalisyon güçlerinin Deyr ez Zor bölgesinde sivillerin ölümüne yol açan bombardımanını kınayan birer mektup gönderdi.

-Genelkurmay Başkanı Akar’ın ev sahipliğinde Irak Genelkurmay Başkanı Ganimi, ABD Avrupa Kuvvetler Komutanı Scaparrotti ve ABD Merkez Kuvvetler Komutanı Votel’ın katılımlarıyla Genelkurmay Başkanlığı Karargâhı’nda üçlü bir zirve düzenlendi.

-Suriye ve Irak’ta elindeki bölgeleri kaybetmesine rağmen hala büyük bir tehdit olan IŞİD, ABD Başkanı Donald Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma kararı almasından sonra internet üzerinden ABD topraklarında saldırı düzenleme tehdidinde bulundu.

-Walt Disney, 21. Century Fox’u satın aldığını resmen açıkladı. 52.4 milyar dolarlık anlaşma, hem Hollywood hem de Silikon Vadisi’ni yeni bir dönüşümden geçirecek.

-Rus uzay aracı Soyuz MS-05, Uluslararası Uzay İstasyonu’ndan 3 kişiyi başarıyla Kazakistan’a indirdi.

-İş bağlantıları kurmak ve iş aramak için kullanılan profesyonel sosyal ağ LınkedIn, 11 Eylül saldırılarıyla bağlantılı olduğu belirtilen radikal İslamcı bir vaizin Müslümanları şehit olmaya çağıran ve şiddete teşvik eden konuşmalarına ev sahipliği yaptı.

-İsrail Parlamentosu Knesset’deki İsrail Siyonist Birlik Partisi’nden milletvekili Kseniya Svetlova, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “İsrail bir terör devletidir” açıklamalarının ardından İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’ya Türkiye ile diplomatik ilişkilerin seviyesini düşürme çağrısı yaptı.

-12 Aralık’ta Kuveyt’in başkenti Kuveyt’te Gulf Defense & Aerospace-2017 Uluslararası Savunma ve Güvenlik Fuarı kapılarını ziyaretçilerine açtı.

Gulf Defense & Aerospace-2017 Uluslararası Savunma ve Güvenlik Fuarı

–ABD Merkez Bankası’nın faiz toplantısından 0.25 puan artış kararı çıktı.

-ABD’de George Washington Üniversitesi Ulusal Güvenlik Arşiv’ndeki gizliliği kaldırılan bir dizi belge, ABD ve Batı Avrupa’dan liderlerin 1990’ların başında Sovyet ve Rus mevkidaşlarına NATO’nun Doğu Avrupa’ya genişlemeyeceğini sürekli olarak vaat ettiğini ortaya koydu.

-FBI’ın Türkiye’deki görevlisi, Emniyet Genel Müdürlüğüne çağrıldı.

-ABD Başkanı Donald Trump, 2018 yılında asker sayısını 7 yıl sonra ilk kez artıracaklarını söyledi.

-Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıması sonrası olağanüstü toplanan İslam İşbirliği Teşkilatı zirvesinde “Uluslararası hukuka, hakkaniyete sahip çıkan ülkeleri, Kudüs’ü Filistin devletinin işgal altındaki başkenti olarak tanımaya davet ediyorum” dedi.

-ABD Başkanı Donald Trump, 692.1 milyar dolarlık 2018 mali yılı Savunma Bakanlığı (Pentagon) bütçesini onayladı.

–İsrail vatandaşı Filistinliler, ABD’nin “Kudüs’ü İsrail’in başkenti” olarak tanıma kararının ardından Kudüs’e taşınması planlanan Tel Aviv’deki Amerikan Büyükelçiliği önünde protesto gösterisi düzenledi.

-ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Wess Mitchell, Senato’ya brifinginde, ‘‘Türkiye ile bir müttefikimiz olarak çalışmaya ve S-400 dahil birçok alandaki endişelerimizi dile getirmeye devam ediyoruz” dedi

-Jens Stoltenberg’in NATO Genel Sekreterliği’ne devam edeceği biliniyordu ama ne kadar süreyle sorusuna yanıt aranıyordu. NATO, Stoltenberg’in sözleşmesini 30 Eylül 2020’ye dek uzattı.

-ABD Başkanı Donald Trump, Uzay Politikası Yönergesi’ni imzalayarak, ABD’li astronotları tekrar uzaya yollayacağını açıkladı. Trump: “Ay’a bu sefer sadece bayrağımızı dikmeyeceğiz!” şeklinde bir açıklamada bulundu.

–Chicago merkezli CBOE, dünyada Bitcoin’le vadeli işlem yapan ilk borsa oldu. Wall Street’e giriş yapan ve meşruluk kazanan Bitcoin’in değeri yeniden artışa geçti.

-Dünyada silah satışları 5 yıllık gerilemeden sonra tekrar tırmanışa geçerken en büyük satıcılar listesinin ilk dördünde ABD ve İngiltere’nin dev şirketleri var. Rusya’nın bazı silah şirketleri de ABD’nin yaptırımları ve ekonomik sıkıntılara rağmen yükselişte.

-İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’de Brüksel ziyraetinde yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma ve büyükelçiliği bu kente taşıma kararını savundu. Netanyahu, Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin de Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıması gerektiğini söyledi.

–Avustralya’da Kuzey Kore lehine ekonomik casusluk yapmakla suçlanan Chan Han-choi isimli bir kişi gözaltına alındı.

-Filipinler Devlet Başkanı Rodrigo Duterte, eşcinsel evlilikleri onayladığını açıkladı.

–Pakistan’ın Belucistan eyaletinin başkenti Ketta’da pazar ayini sırasında bir kiliseye düzenlenen intihar saldırısında 5 kişi hayatını kaybetti, 16 kişi yaralandı.

-Afganistan’ın Türkmenistan sınırındaki Cüzcan ili Darzab ilçesinin kaymakamı Baz Muhammed Davar, yaklaşık 300 Afgan gencin IŞİD kampında silah eğitimi aldığını açıkladı. Kaymakam, örgütün yaşları 20’yi geçmeyen gençleri tercih ettiğini ve her birisine 30-40 bin afgani yani 434-580 dolar maaş verdiğini söyledi.

-Kuzey Kore yanlışlıkla ilk atom bombasının fotoğraflarını dünyaya sunmuş olabilir. Devlet televizyonunun yayınladığı yarım saatlik görüntülerde ülkenin eski lideri Kim Jong-il’in atom bombasına benzer bir cismi incelediği bir fotoğraf yer aldı.

-Rusya Savunma Bakanlığı’ndan bir heyet, ilk Rusya-Kuzey Kore askeri komisyonu toplantısı için Pyongyang’a gitti. Taraflar tehlikeli askeri eylemlerin önlenmesi konusunu görüştü.

– İslam İşbirliği Teşkilatı’nın (İİT) Kudüs konusundaki uluslararası topluma yaptığı çağrıya ilişkin, İslam ülkelerinin Kudüs ile alakalı endişelerini anlayışla karşıladıklarını belirten Çin: “Başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız Filistin’i destekliyoruz” açıklamasında bulundu.

–Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) Myanmar’da ağustos sonunda yaşanan şiddet olayları hakkında Myanmar hükümetinin verdiği rakamların gerçeği yansıtmadığını, şiddet dalgasının sadece ilk ayında ‘en az 6700’ Arakanlı Müslüman’ın öldürüldüğünü duyurdu.

-Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov, ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’ın Kuzey Kore’yle ön koşulsuz olarak masaya oturmaya hazır oldukları yönündeki açıklamasının pozitif bir sinyal olduğunu söyledi.

–Güney Kore, ülkedeki finans kurumlarının Bitcoin gibi sanal para birimleriyle ticaret yapmasına yasak getirdiğini duyurdu.

İsrail askerinin müdahale sonucunda göz altına aldığı down sendromlu Muhammed et-Tavil

-BM Siyasi İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Başyardımcısı Jeffrey Feltman geçen hafta gerçekleştirdiği Kuzey Kore ziyaretinin ardından Kuzey kore ile kapıların aralandığını ve Korelilerin savaş istemediğini söyledi.

-Vietnam Savaşı’nda çarpışmak istemediği için 1965’te Kuzey Kore’ye sığınan eski ABD askeri Charles Jenkins, bu ülkede 40 yıl yaşadıktan sonra Japonya’da 77 yaşında hayata gözlerini yumdu.

-ABD’ye nükleer silah ve balistik füze denemeleriyle rest çeken Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’un dolar kalpazanlığına soyunduğu iddia edildi. Güney Kore piyasasında gerçeğinden ayırt edilemeyen sahte 100 dolar dolaşması, Kuzey Kore’nin geçmişteki kalpazanlık operasyonlarına geri döndüğü şüphesi doğurdu.

–Almanya’da Anayasayı Koruma Federal Dairesi’nin (BfV), dün Çin istihbaratını sosyal medya platformu LinkedIn’deki sahte profillerle yaklaşık 10.000 Almanya vatandaşından ‘hassas bilgiler’ temin etmeye çalışmakla suçlamasına Pekin’den sert bir yanıt geldi ve Dışişleri Bakanı ‘iki ülke arasındaki bağlara zarar verecek açıklamalardan kaçınılmasını’ istedi.

-Kuzey Kore ile komşuları ve ABD arasında yaşanan nükleer krizin Japon kamuoyunda yarattığı olumsuz etki ülkenin en köklü geleneklerinden birine yansıdı. Japonlar 2017’yi en iyi tanımlayan kanji olarak ‘Kuzey’i seçti.

-James Martin Silahların Yayılmasını Önleme Araştırmaları Merkezi Doğu Asya Programı Direktörü Jeffrey Lewis, Kore Yarımadası’ndaki çatışmanın olası başlama senaryosunu yazdı.

– ABD, Japonya ve Güney Kore bölgede ortak askeri tatbikata başladı.

ABD-Güney Kore-Japonya ortak tatbikatında füze atışı denemesi

-ABD’li Washington Post (WP) gazetesi Kuzey Kore’nin son 10 yılda biyoteknoloji alanında geliştiğini ve biyolojik silah üretme kapasitesine sahip teknolojiyi elde etmek için titiz şekilde ilerlediğini yazdı.

-Kuzey Kore’de devletin resmi yayın organı Rodong Sinmun gazetesi, ABD tarafından uygulanabilecek olası bir deniz ablukasının savaş ilanı olarak değerlendirileceğini belirtti.

-Peru Devlet Başkanı Pedro Pablo Kuczynski, danışma şirketinin 2004-2007 yılları arasında Brezilya inşaat firması Odebrecht’ten aldığı ödemelerle ilgisi olmadığını ifade ederek istifa etmeyeceğini duyurdu.

-Venezüella’da yapılan belediye başkanlığı seçimlerinin galibi, iktidardaki Birleşik Sosyalist Partisi oldu. Devlet Başkanı Maduro, seçimi boykot eden 3 muhalefet partisinin de 2018’deki başkanlık seçimlerine katılmalarını yasakladı.

-Arjantin’de federal yargıç Claudio Bonadio, 23 yıl önce Buenos Aires’teki bombalı saldırıda İran’ın rolünü örtbas ettiği suçlamasıyla ülkenin eski lideri Cristina Fernandez Kirchner’in tutuklanmasına ve ‘vatana ihanetten‘ yargılanmasına Senato’nun izin vermesini istedi.

-İsrail hava kuvvetleri Gazze’den İsrail’in güneyine atılan rokete karşılık, Gazze’ye hava saldırısı yaptı. Saldırıda 3 Filsitinli hafif yaralandı. Diğer taraftan İsrail güvenlik güçleri Batı Şeria’da aralarında Hamas yöneticisi Hasan Yusuf’un da olduğu 30’dan fazla Filistinliyi gözaltına aldı.

–Kuzey Kıbrıs Başbakanı Hüseyin Özgürgün, ülkesinde yayınlanan bir gazetede Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alan karikatür için “Böyle bir şey ancak düşman devletler arasındaki bir ortamda belki yapılabilir. Onu da kabul etmiyorum” dedi.

Afrika Gazetesi tarafından yayınlanan karikatürde “Yunan gözüyle” ibaresi dikkat çekiyor.

-İsrail başta Suudi Arabistan olmak üzere ‘ılımlı Arapları’ yanına çekmeye çalışırken İran’dan Riyad’a ‘ilişkileri şartlı iyileştirme teklifi’ geldi. İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Yemen’e yönelik bombardımanı durdurması ve İsrail ile ilişkileri kesmesi karşılığında Suudi Arabistan’la ilişkileri düzeltmeye hazır olduklarını söyledi.

–Afrika Ulusal Kongresi (ANC) seçimlerinde başkanlığa, ülkenin en zengin iş adamlarından biri olan, Başkan Yardımcısı Cyril Ramaphosa seçildi.

–Rusya ve Mısır, 2 yıllık aradan sonra iki ülke arasındaki uçak seferlerinin yeniden başlamasını öngören anlaşmayı imzaladı.

–Tanzanya Devlet Başkanı John Magufuli, bağımsızlık günü vesilesiyle, yaşları 6 ile 8 arasında değişen 10 kız çocuğuna tecavüz etmekten müebbet hapse çarptırılmış şarkıcı bir baba ile oğlunu affettti.

–Uluslararası Af Örgütü, Avrupa Birliği hükümetlerini, Libya’da ‘göçmenlere ve sığınmacılara yönelik işkence ve her türlü kötü muameleye bile bile suç ortağı olmakla’ itham etti.

Kaynak: StratejikOrtak.com

“Ortak Türk Ordusu” Kuruldu (TAKM)

Yaklaşık bir ay önce “Türkiye’nin Üyesi Olduğu Askeri Yapılar” başlıklı haberimizde gözden kaçan bir detay olarak haberleştirdiğimiz “Ortak Türk Ordusu” TAKM hakkında geçtiğimiz hafta önemli gelişmeler yaşandı. Hiçbir ülke ya da oluşuma karşı kurulmamış olan, sadece barışa hizmet etmeyi ve vatandaşlarına insan odaklı çağdaş kolluk hizmeti vermeyi hedefleyen TAKM(Avrasya Askeri Statülü Kolluk Kuvvetleri Teşkilatı) hakkındaki gerçekler şu şekilde;

Öncelikle Türkiye’nin kurucu üye sıfatıyla yer aldığı TAKM, haber bültenlerine yansıyan şekliyle bir Ortak Türk Ordusu olmaktan ziyade kolluk hizmeti vermeyi amaçlayan bir yapıdır.

Teşkilat ismini kurucu üyeler olan Türkiye, Azerbaycan, Kırgızistan ve Moğolistan’ın baş harflerinden alıyor. Teşkilata yönelik ilk çalışmalar 2013 yılında başlamış olmasına rağmen Mart 2014 ayı içinde Moğolistan’ın askerî statülerini kaybetmelerini gerekçe göstererek Mutabakat Muhtırasını imzalamaması nedeniyle imzalanan anlaşma geçersiz olmuş, kuruluş süreci yeniden başlatılmıştı. Daha önceki çalışmaların tamamında yer alan ancak teşkilatındaki yapısal değişiklik ve iç prosedürlerini yetiştiremedikleri için Mutabakat Muhtırasını imzalayamayan Kazakistan teşkilata yeniden müracaat etmişti. Böylece TAKM teşkilatının Türkiye, Azerbaycan, Kırgızistan ve Kazakistan arasında yeniden oluşturulması planlanmıştı.

Türkiye’nin Üyesi Olduğu Askeri Yapılar İnfografik*

Teşkilatın amblemi de zannedildiği gibi yeni belirlenmiş değil. Ocak 2013 yılında teşkilat kuruluş toplantıları için bir araya gelen üye ülkelerin üst düzey askeri komutanları bir toplantı düzenlemişti. Bu toplantıda kurucu üye olan ve dönem başkanlığını üstlenen Türkiye’yi temsil eden dönemin Jandarma Genel Komutanı Bekir Kalyoncu’ya teşkilatın ambleminde yer alan at figürü takdim edilmişti.

Bekir Kalyoncu’ya Ortak Türk Ordusu TAKM’nin ambleminde yer alan at figürü takdim edildi.

2013 yılında konuyla alakalı olarak Yeditepe Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Mesut Hakkı Caşın şu ifadeleri kullanmıştı; “Avrasya’da organize suçlar dediğimiz ve kolluk kuvvetlerinin görevine giren terörle mücadele edecek, kaçakçılık, radikal grupların faaliyetlerine karşı oluşturulmuş yararlı bir yapılanma kuruldu. Herhangi bir düşmana, devlete, örgüte karşı değil. Uluslararası suçlarla mücadele etmek üzere bir araya gelindi. Ayrıca, bölgede enerji hatlarının da güvenliği sağlanmış olacak. Bu yapılanmanın benzerleri Avrupa Birliği, Şangay, Bağımsız Devletler Topluluğu içinde mevcut. Ülkeler arası suçluların hareketleri, Afganistan-Pakistan arası hassas bölgede yapılan kaçakçılığın ve sızmaların önlenmesi de amaçlanıyor.“


Üst düzey askeri yetkililer Ortak Türk Ordusu TAKM toplantısında.

Dünya’nın Gözünden Ortak Türk Ordusu TAKM

Toplamda 3 milyona yakın askeri gücü bünyesinde bulunduran Ortak Türk Ordusu TAKM hakkında dikkat çekilmesi gereken bir nokta da dönemin diplomatik havasıdır. TAKM’nin kuruluş çalışmasına başlandığı yıllarda Türkiye’de “Şangay Beşlisi” olarak anılan Şanghay İşbirliği Örgütü, Avrupa Birliği’nin alternatifi olarak gündemdeydi. TAKM kurulduğunda konuyla ilişkili devlet ve yapıların tepkileri ise şu şekilde olmuştu;

Avrupa Medyası

“Turan Ordusu kuruldu!”

“Pan-Türkist rüyaları gerçekleştirme çabaları…”

Rus Medyası

“Moğol Ordusu geri döndü.”

“İleride Tataristan bu birliğe katılmak isterse bu durum Rusya için sıkıntı doğurabilir.”

TAKM Kanadı “Teşkilatımız hiçbir ülke ya da kuruluşa karşı olarak oluşturulmamıştır.”
Türkiye  Dışişleri Bakanlığı “Teşkilatın ana kuruluş amacı jandarmalar arası işbirliğini arttırmaktır.”

Ortadoğu’da Birleşik Arap Devleti Denemeleri

Ortadoğu coğrafyası Osmanlı’nın sağladığı barış ve güvenlik döneminde göreceli de olsa uzun bir dönem bütünlük arz etmekteydi. 1.dünya savaşının ardından bölgeye müdahale eden emperyalist devletler sömürgeci amaçları doğrultusunda coğrafyayı cetvelle bölgelere ayırdılar ve onlara bir isim ve bayrak vererek kendilerine bağlı manda devletleri oluşturdular. 2.dünya savaşı Avrupa’nın sömürgeci devletlerinde ekonomik ve toplumsal bir yıkım meydana getirmesi manda devletlerin bağımsız olmalarını sağladı.

1950-60’lı yıllar ise Arap coğrafyasında İngiliz ve Fransız etkisinin kaybolduğu; sömürgecilerin iş başına getirdiği kralların, milliyetçi hür subaylar tarafından tahtan indirilip veya makamları sembolik hale getirerek yönetime el koydukları yıllardı. Cemal Abdülnasır’ın Süveyş kanalını millileştirmesi ve ardından gelen İngiliz-Fransız-İsrail müdahalesini Sovyetler’in desteği ile etkisizleştirmesi Arap toplumunun kendine güvenmesini sağlamıştı.O dönem Arap toplumunda Nasır’ın da başını çektiği bir kesim tarafından Birleşik Arap devleti fikri şiddetli bir şekilde savunulmaktaydı. Elbette ki bilinen anlamda bir devlet yapısını son 20 yıl içinde oluşturabilmiş ve tecrübeli kadrolardan mahrum olan bu devletlerin bunu gerçekleştirmesi pek mümkün gibi görünmüyordu. Yine bu amaçla 4 başarısız girişimde bulundular.

Birinci Birleşme Denemesi

1 Şubat 1958’de söz konusu olan ve Suriye ile birleşerek Birleşik Arap Cumhuriyeti adını alan Mısır ile birleşmeyi Suriye’de Salah Bitar ve Mişel Eflak’ın önderlik ettikleri Baas Partisi gerçekleştirmişti. Bir Suriye askeri heyeti 11 Ocak’ta birleşme görüşmelerinde bulunmak için Mısır’a gitmiş; Nasır’ın da beklenmedik bir şekilde acilen birleşmeye taraftar olmasıyla 5 Şubat’ta yasama organlarınca onaylandıktan ve 21 Şubat’ta eşzamanlı referandumlardan geçtikten sonra ordular Mısır komutası altında birleşmişti. Yemen’inde katıldığı federal yapıdaki Birleşik Arap Cumhuriyeti’nin devlet başkanlığına Nasır, başkent olarak da Kahire seçilmişti. Ancak 1961 Eylül’ünde Orta Doğu’da Mısır’ın önderlik ettiği bir birleşme hareketi Suriye’nin birlikten ayrılmasıyla son bulmuş, arkasından Yemen de birlikten ayrılmıştı.

Salah Bitar ve Mişel Eflak

İkinci Birleşme Denemesi

Baas’ın 1963’te Suriye ve Irak’ta iktidara gelmesiyle Mart-Nisan aylarında yapılan Mısır, Suriye ve Irak arasında tartışılmış ve bir birlik kurulması düşüncesi çerçevesinde Kahire, Şam ve Bağdat arasında yapılan temaslar sonucunda 7-17 Nisan 1963’te Kahire’de yapılan toplantıda Birleşik Arap Cumhuriyeti Federasyonu’nun 13 maddelik Anayasa taslağı hazırlanmıştı. Federasyonun başkanı aynı zamanda her üç devletin silahlı kuvvetlerinin de başkomutanı olduğundan askeri ittifaktan daha ileri bir durum doğmuştu. Ancak Federasyon sosyalist Arap ülkelerine acık olduğundan Ürdün ve Suudi Arabistan gibi geleneksel monarşiler isteseler de bu oluşum içinde yer alamadıkları için ortaya çıkan durum Araplar arası bir birleşmeden ziyade yeni bir ayrılık anlamına geliyordu. Nitekim Suriye’de Nasırcılar ile Baasçıların iktidar mücadelesinde Nasır’ın açıkça bu mücadeleye taraf olmamasının da etkisiyle bu federasyonu hayata geçirmek mümkün olmamıştır. Ağustos ayında yapılan açıklamayla bundan vazgeçildiği bildirilmiştir.

Üçüncü Birleşme Denemesi

Irak’ta Baasçıları tasfiye ederek denetimi ele alan Nasır yanlısı Arif kardeşler döneminde yine yeni bir birleşme denemesi daha söz konusu olmuş, Irak ve Mısır arasında Kahire’de 26 Mayıs 1964’te yapılan görüşmelerle 1966’da iki ülkenin birleşmesini öngören ekonomik ve askeri entegrasyona gidilmesi kararı alınmıştır. Bir ortak yönetimin öngörüldüğü bu yapı içinde de bir ortak komutanlık öngörülmüştü. Ayrıca oluşturulan Ortak Siyasi Komutanlık iki ülkenin anayasal birleşmesini sağlayacak ve ortak dış politika, savunma ve ekonomik planlama konularına nezaret edecekti. Ancak 1965 sonlarına doğru bu birleşmeden de vazgeçildiği açıklanmıştır.

Dördüncü Birleşme Denemesi

Suriye, Sudan Mısır ve Libya arasında 1971’de söz konusu olmuştur. Mısır, 1970 Kasımında Mısır, Libya ve Sudan ile Arap Cumhuriyetleri Federasyonu adı altında bir birleşme kabul edilmiş, federasyona 1971 Nisanında Suriye de katılmıştı. Fakat Libya’nın petrolünün kullanılarak Mısır ve Suriye’nin silahlandırılması düşüncesine pek sıcak bakmayan Albay Muammer Kaddafi’nin yan çizmesi üzerine bu konuda daha ileriye gidilememiştir.

Nasır’dan sonra göreve gelen Enver Sedat’ın İsrail ile anlaşma yoluna gidip Arap toplumundan uzaklaşması, Suriye’de Hafız Esad ile birlikte Nusayri klik bir yapının iş başına gelmesi ve Irak’ta uzun süre devam edecek Saddam iktidarının başlamasıyla birleşme denemeleri yerini üstünlük yarışına bırakmıştır.

Kazım Köprülü

StratejikOrtak.com MİSAFİR YAZAR

İİT’nin Kudüs Zirvesi’ne Katılmayan 8 Ülke

ABD Başkanı Donald Trump’ın Kudüs kararının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısıyla İstanbu’da olağanüstü toplanan İslam İşbirliği Teşkilatı kararını verdi. 57 ülkeli zirvede yer alan 49 ülke, Doğu Kudüs’ün Filistin’in başkenti olarak tanındığını duyurdu.

Sonuç bildirisinden öne çıkan maddeler:

  • Doğu Kudüs’ü Filistin’in başkenti olarak ilan ediyoruz.
  • Bütün ülkeleri Doğu Kudüs’ü Filistin’in başkenti olarak tanımaya davet ediyoruz.
  • ABD geri adım atmazsa tüm sonuçlardan sorumlu olacak.
  • ABD, barış sürecindeki rolünden çekilmeli.
  • ABD’nin Kudüs kararı, Filistin halkının haklarına saldırıdır.
  • ABD’nin Kudüs kararını kınıyoruz.

Suriye ile birlikte 7 ülke zirveye katılmadı

57 üyeli İslam İşbirliği Teşkilatı’nın Kudüs için toplanan İstanbul’daki zirvesine 7 ülke katılmadı. Bunlar; Benin, Guyana, Kamerun, Surinam, Güne Bissau, Mozambik ve Türkmenistan. 4. olağanüstü zirvede üyeliği askıya alınan Suriye de zirveye katılmayan ülkeler arasında gösteriliyor.

Venezuela Devlet Başkanı Maduro zirveye konuk oldu

Suudi Arabistan Kralı Selman’ın katılmadığı, Riyad yönetiminin en alt düzeyde bulunan teşkilat sorumlusuyla temsil ettiği zirveye sürpriz bir konuk katıldı. O isim, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini ölümle tehdit ettiğini öne süren Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro idi. Maduro başka bir toplantı için İstanbul’da bulunuyordu.

Venezuela Devlet Başkanı Maduro İİT Zirvesi’nde.

Doğu Kudüs neresi?

1917’de Osmanlı İmparatorluğu’nun hakimiyetinden çıkan ve İngiliz mandasına giren Kudüs, 1948’de şehrin İsrail tarafından işgal edilmesine sahne oldu.

Doğu Kudüs’ün çevresi ve İsrail’in işgal ettiği bölgeler [Harita: Yeni Şafak]

Hindistan’da Yükselen Hindutva Tehlikesi

Hatırlarsanız Hindistan’da 2014 yılındaki seçimlerde Bharatiya Janata Partisi’nin (BJP) adayı Narendra Modi başbakan seçilmişti(2019 içinde açık ara favori gösteriliyor). Yine bu yılın başında nüfusun altıda birinin yaşadığı Uttar Pradesh eyaletinin yerel seçimlerinde BJP beklenenin de üstünde bir oy oranıyla eyalet meclisindeki 403 sandalyeden 311’ini kazanmıştı. Hindu milliyetçisi bir sağ parti olan BJP, önemli bir Müslüman nüfusa sahip bu eyalette(en çok Müslüman’ın yaşadığı eyalet) seçimlerde tek bir Müslüman aday bile göstermedi. Yani anlayacağınız onlar Müslümanların oylarına bile talip değiller.

Günümüzde Hindistan nüfusunun maalesef %50’si artık BJP kontrolündeki eyaletlerde  yaşıyor. Onlara karşı direnen eyaletlerin ise çoğu doğudaki Komünist Parti eyaletleri. Fakat son birkaç seçimdir yıkılmaz dediğimiz Komünist kalelerimiz bile düşmeye başladı.

1947’de bağımsızlık mücadelesinin öncülüğünü yapan Mahatma Gandhi ve Jawaharlal Nehru’nun Kongre Partisi ülke siyasetinde yıllardır başat aktördü. 2014 yılındaki seçimlerde başbakanlığı BJP’ye teslim eden parti, eyaletlerde de ciddi kayıplar yaşadı. Görünen o ki bundan sonra da eski gücüne kavuşamayacak. Kongre Partisi BJP’ye ters olarak sürekli Hindistan’ın kültürel, etnik ve dini çeşitliliğine övgüler düzen bir liberal partiydi. BJP ise “Hindistan Hindularındır” ve “tek millet, tek kültür, tek din, tek dil” sloganlarını açık açık hiç çekinmeden kullanan bir yapının siyasi kolu. Nasıl? Size biryer den tanıdık geldi mi?

BJP’nin bu yükselişinde kuşkusuz Modi’nin karizması oldukça etkili fakat Hindu milliyetçiliğinin yükselişi daha da önemli. Çünkü Modi bütün milliyetçileri yerel ittifaklarla BJP arkasında birleştirmeyi başardığı için öne çıktı. Tabi ki 12 yıl yönettiği Gujarat eyaletinde gösterdiği ekonomik performansta unutulmamalı.

BJP 1980’de Rashtriya Swayam Sewak Sangh(RSS) adlı aşırı sağcı bir örgütün siyasi kolu olarak kurulmuştu. RSS ise Faşizmin oldukça revaçta olduğu 1920’li yılların ortasında 1925’te kurulan ve o zamandan bu yana Hindistan’da terör estiren bir yapı. RSS, Hindu milliyetçisi bir hareket ve Hindutva yani ‘Hindu olma’ ideolojisiyle yanıp tutuşuyor. Hindistan’ın asli unsurlarının Hindu dinine mensup kişilerden oluştuğunu iddia ediyorlar. RSS, İngiliz sömürge dönemiyle birlikte 400 yıllık Müslüman Mughal hakimiyetini de işgal dönemi olarak anlatıyor. RSS militanları Müslümanlara karşı fazla toleranslı buldukları  Mahatma Gandhi’nin 1948’deki suikastından da sorumlular.

RSS’nin Hindutva ideolojisi için en büyük tehdit olarak  gördüğü 3 kitle var. Bunlar Komünistler, Müslümanlar ve İseviler. Budistler, Jainistler, Sihler veya diğer dini gruplar fazla büyük nüfusa sahip olmadıkları için onların dikkatini pek çekmiyorlar. Yani batıdaki 3 kutup Hindistan’a gelince dörde çıkıyor.

Zaten hali hazırda Hindistan’da devlete karşı silahlı faaliyet gösteren örgütlerin hepsi ya Komünizm ya İsevilik yada İslam merkezli yapılanmalar.

Ömrü boyunca RSS’in aktif bir üyesi olan Narendra Modi 2001’de Gujarat eyaletinin başbakanı seçiliyor ve 2013’e kadar görevde kalıyor. 2002’de ise Gujarat’ta Hindistan tarihinin en büyük katliamlarından biri yaşanıyor. Bir Hinduist dini töreninden trenle evlerine dönen 58 Hindu yolcu vagonların içinde canlı canlı yakılıyor. Polis, treni bölgedeki Müslümanların yaktığını, Pakistan’ı ima ederek dış güçlerin de karışmış olabileceğini iddia ediyor. Bunun üzerine haftalarca eyaletteki Hindu milisler tarafından binlerce Müslüman’a yönelik linç ve katliamlar düzenleniyor. Canlı yakılmalar, tecavüzler, kılıçtan geçirmeler ve niceleri. En az bin kişi hayatını kaybediyor ve on binlerce insan yerinden ediliyor(Tabi nüfusa kıyasla bu rakamlar az gelebilir). Modi dahil, güvenlik ve idari görevlilerden kimse müdahale etmiyor, orada hedef olan insanlar korku içinde başına gelecekleri bekliyorlar. Tıpkı Nazi Almanya’sındaki “Kristal gece” olayı gibi veya bizdeki 1955’teki 6-7 Eylül Olayları gibi korkunç bir şey değil mi!

Modi’nin sicilinde birde başbakan seçildiği 2014’te meydana gelen Assam ve Andra Pradeş saldırıları var. Bu olaylarda Modi’nin “Müslümanlar Bangladeş’ten gelen yasadışı göçmenlerdir” ifadelerini kullanmasının ardından gerçekleşmişti. Hindu faşistler artık iktidar gücünün kendi yanlarında olduğu bilinciyle cesaret alarak Müslüman köylerine baskınlar düzenliyorlardı.

İşte Narendra Modi’nin sicili bu yüzden kabarık. Günümüzde de Bangladeş sınırlarına dev duvarlar inşa ederek kaçak girişleri önlemeye çalıştıkları malumunuz. Halbuki bu Bangladeş ekonomisine çok büyük zarar veriyor.

Modi, başbakanlığa seçildiğinden beri daha kapsayıcı bir dil kullansa da Modi dönemi, Hindistan’da ciddi ifade özgürlüğü ihlalleri, sansür uygulamaları ve üniversitelere müdahalelere sahne oluyor. Hindutva ideolojisini sorgulayanlar, dini azınlıklara yapılan ihlallere dikkat çekenler, hiyerarşik kast düzenine itiraz edenler, vahşi kapitalizme dur diyenler ve adil bir ekonomik düzen isteyenler ‘ulusal çıkarlara’ aykırılıkla suçlanıp anti-milli, komünist yada terörist ilan ediliyor ve kalkınma adına çevre katlini onaylayan projelere karşı çıkan aktivistlerin seyahat ve ifade özgürlükleri kısıtlanıyor. Yani dünyanın en kalabalık demokratik ülkesi yavaş ve emin adımlarla Faşizmin eline geçiyor ve bu durum sadece Güney Asya değil tüm dünya için büyük bir tehdit. Fakat kimsenin elinden bu gidişatı engellemek için bir şey gelmiyor.

Hindistan’da yeni yönetimden cesaret alanlar hayatın her alanında Hindistan’ın renkliliğine saldırıyorlar. Mesela Hindistan’da bu ay gösterime girmesi beklenen Padvamati filminin fragmanı ülkede büyük gürültü kopardı. Filmde Taç Mahal için Babürlülerin miras bıraktığı bir “leke” ifadesi kullanılırken her sene düzenlenen Tipu Sultan kutlamalarına da dil uzatılıyor. Bu tartışmalar ülkenin gündemine “Hintliler, geçmişte Hindistan’da asırlarca süren Müslüman hakimiyetine nasıl bakıyor” sorusunu akla getiriyor. Hele hele sembol haline gelmiş camilerin ve kiliselerin yıkılıp yerine tapınaklar inşa edildiği şu günlerde böyle Bollywood skandalları azınlıkları iyice endişelendiriyor. Açıkçası bende Tac Mahal için endişeliyim.

Tamam, şunu kabul ederim. Hindistan’da Evrengzib gibi,  Firuz Halaci gibi ve Tipu Sultan gibi Hindular için büyük acılara sebep olmuş Müslüman liderler çok ama onların gericiliğine cevap olarak faşizm ortaya konulacaksa bu aralarında hiçbir fark olmadığını gösterecek ve herkesi kendinden soğutacak.

Hindistan’da kutuplaşma hızla artıyor ve gidişat çok ürkütücü.

Hadi Nazilerin elinde Nükleer güç ve yeterli insan kaynağı yoktu ve haliyle başarılı olamadılar, bu Naziler için kaçınılmaz bir şeydi. Peki ya Hindistan? Hem Nükleer güçleri var hemde İnsan kaynakları konusunda dünyanın en avantajlı ülkesi durumundalar. Hatta Çin’den bile daha avantajlılar çünkü Çin’in Hindistan’dan biraz fazla olan Nüfusunun yaş ortalaması Hindistan’dan oldukça yüksek. Yani Hindistan hem kalabalık Hem genç hemde militarize edilmiş bir nüfusa sahip.

Birkaç on yıl sonra dünyanın en kalabalık ülkesi olacak olan ve elinde atom bombaları olan Faşist bir ülke doğuyor! Zaten 2 kutuplu dünyada kutupların sayısı giderek artarken şimdi de bunlara çok daha güçlü bir kutup ekleniyor.

Kendi sınırları içinde seri katliamlar düzenlense, kim çıkıpta Nükleer silahları olan kalabalık bir ülkeye rest çekip bunu engellemeye cesaret edebilir? Daha önce olduğu gibi sadece kınar ve izlerler.

Muhammed Ali Çalışkan

StratejikOrtak.com MİSAFİR YAZAR

https://stratejikortak.com/2016/05/nukleer-guc-hindistan-pakistan.html

Erdoğan’ın Yunanistan Ziyaretinde “Lozan” Gerginliği

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yunanistan’a tarihi bir ziyaret gerçekleştirdi. Celal Bayar’ın 1952 yılında gerçekleştirmiş olduğu ziyaretinden 65 yıl sonra, Erdoğan ilk defa Cumhurbaşkanı düzeyinde Yunanistan’a ziyaret gerçekleştirmiş oldu. Erdoğan’a eşi Emine Erdoğan ve Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’la beraber birçok bakan da eşlik etti.

Erdoğan, Yunanistan Cumhurbaşkanı Prokopis Pavlopulos tarafından Cumhurbaşkanlığı Sarayında resmi törenle karşılandı. Ziyaret öncesi Erdoğan bir Yunan TV Kanalı’na ”Lozan Antlaşmasının güncellenmesi gerektiğini ve bunun her iki ülkenin de faydasına olduğu” demecinde bulundu. Pavlopulos’unda karşılama sırasında Lozan’dan bahsetmesi her iki taraf arasında bir söz düellosuna neden oldu. Cumhurbaşkanlığının yanı sıra ülkenin önde gelen uluslararası hukuk uzmanlarından olan Pavlopulos, Lozan’ın müzakereye açık olmadığını belirterek, “Hiçbir hatası yoktur. Bu nedenle de gözden geçirilmesine ya da güncellenmesine gerek yoktur” dedi. Ayrıca Pavlopoulos, Erdoğan’ın gerçekleştirdiği ziyaretin tarihi nitelikte olacağına inandığını belirterek, Yunanistan olarak Türkiye’nin AB üyeliğini desteklediklerini de söyledi.

Bunun üzerine Erdoğan, ”Lozan konusunda zannediyorum hâlâ anlaşılmayan bazı incelikler var” dedi. Anlaşmanın 94 yıl önce imzalandığını hatırlatan ”Erdoğan, aradan geçen süre içinde Türkiye ile Yunanistan arasında bir çok şeyin değiştiğini” ifade etti ve sınırlarını belirleyen bir anlaşma olarak kabul ettiklerini fakat azınlık haklarının korunmadığını belirtti. Müslümanların inançlarını yaşayamadığını belirten Erdoğan, ”Müslümanlar bugün atanan bir başmüftü ile yönetilme gayretleri var. Türkiye’de ise patriğin “atanan bir patrik” olmadığını, patriğin seçilerek göreve geldiğini” sözlerine ekledi.

Bu tartışmaların kameraların önünde yapılması Yunan diplomasi çevrelerince yadırgandı ve bunun yanlış olduğu belirtildi.

Erdoğan, Pavlopulos’tan sonra Başbakan Çipras ile görüştü 

Çipras “Ben Türk-Yunan dostluğuna inanıyorum. İki ülke arasında duvar değil, köprülerin inşa edilmesini amaçladığını”  ve ”iyi komşuluk ilkelerine, toprak bütünlüklerimize ve uluslararası antlaşmalara saygı gösterilmesi gerekir” diyerek süreci yumuşatmaya çalıştı. Bunun üzerine Erdoğan sesini yumuşattı Çipras ile aynı görüşte olduğunu söyledi. Geçmişte yapılan hataların geçmişte kalması gerektiğini söyleyen Erdoğan, ”Türkiye’nin kimsenin toprak bütünlüğünde gözü yoktur” demesi tartışmaları yine alevlendirdi.

Lozan’ın güncellenmesine gerek olmadığını söyleyen Çipras, Erdoğan’ın ne istediğini anlayamadığını söyledi. Azınlık haklarının haklarına değinen Erdoğan Yunanistan’ın azınlıkların haklarını koruyamadığını söyledi. Azınlık haklarının korunması gerektiği konusunda hemfikir olan Çipras, ”Yunanistan’ın referandumu diğer ülkeleri ilgilendirmez” ifadelerini kullandı.

 Görüşmelerde Kıbrıs’a da değinildi

Kendisinin 43 yaşında olduğunu söyleyen Çipras, ”bu konunun 43 senedir tartışıldığını” söyledi. Bunun üzerine kendisininde 63 yaşında olduğunu söyleyen Erdoğan, çözüm yollarının aranması gerektiğini ve kendisininde bu konuda ciddi tecrübe sahibi olduğunu söyledi.

Türkiye-Yunanistan İlişkileri

Yunanistan 400 yıla yakın bir süre Osmanlı hakimiyeti altındaydı ve bu süre zarfında siyasi bir varlığı olmamıştır. Bazı batılı yazarlardan da okuduğumuz gibi, Yunanlıların kendi aralarında bile Türkler kadar hoşgörülü yöneticileri olmamıştır. Osmanlı döneminde Yunanlıların dilleri ve kültürleri kaybolmamıştır. Bunda Yunan dili ve uygarlığına yüklenen değer kadar Osmanlı yönetiminin asimilasyon politikası gütmemiş olmasının rolü vardır gerektir. Fakat diğer Balkan uluslarında olduğu gibi, Modern Yunan ulus kimliğinin inşasında da karanlık, işgalci ve ötekileştirilmiş ‘Türk’ imajı hakimdir.

KIBRIS SORUNU: Stratejik konumu nedeniyle Kıbrıs tarih boyunca büyük güçlerin üzerinde oynadığı çeşitli oyunlara sahne olmuştur. Kıbrıs, Yunanistan’ın da Megali İdea toprakları içinde yer alır. Bu fikri çerçevesinde adayı kendi topraklarına katmak istemesi ve adadaki Rumları tahrik ve kışkırtma çalışmaları Türkiye ile ilişkilerini şekillendirmiştir. Yunanistan’ın adadaki bu tutumu adada Kıbrıs sorunundan ziyade Yunan yayılmacılığı ve milliyetçiliği sorunu haline getirdi. Adaya barış, ancak Türk ve Rum tarafının ortak iradesi ile ve iki halkın da eşit olduğunun kabulü ile gerçekleşecektir.

KARASULARI:  Lozan Antlaşması ile Ege’deki karasuları, 3 mil olarak kabul edilmiştir. 17 Eylül 1936 tarihinde Yunanistan, bir yasa ile karasularını 6 mile çıkarmıştır. O dönemde iyi olan Türk-Yunan ilişkileri sebebiyle, Türkiye buna ses çıkartmamıştır. Bununla yetinmek istemeyen Yunanistan, karasularının 12 deniz miline çıkarmak istedi.  1982 BM Sözleşmesinin ‘karasularının azami sınırının 12 mil olabileceği’ maddesini kullanan Yunanistan ’12 mil’ konusunda ısrarcı davrandı. Fakat Türkiye’nin bu sözleşmeye taraf olmaması sebebiyle mesele hala tartışma konusudur. Karasuları 12 mile çıkarsa neredeyse bütün kaynaklar Yunanistan’a kalacak ve Türkiye Akdeniz’e çıkamayacak.

Suriye Son Durum Haritası (Aralık 2017)

Suriye’de Taraflar
Esad Rejimi  – Hizbullah, Rusya, İran ve Şii Milisler
Muhalifler – Ahrar uş-Şam, Şam’ın Fethi Cephesi, ÖSO vb.
PYD/YPG  – SDG çatısı altındaki küçük gruplar ve PKK
IŞİD – Örgüte biat eden yerel milis güçler ve aşiretler

Stratejik Ortak olarak Suriye’de son durum ve savaş haritasını Aralık 2017 itibariyle sizler için hazırladık. IŞİD’in tamamen yerleşim merkezlerinden temizlendiği Suriye’de geçtiğimiz ayın öne çıkan gelişmeleri ve haritadaki değişimler şöyle:

Rakka sınırlarından tamamen IŞİD çıkarıldı. ABD destekli savaş uçaklarının desteğiyle YPG unsuları şehir merkezinde ve kırsalda kontrolü sağladı. Güneydeki petrol şehri Deyri Zor’da ise ABD ve Rusya’nın farklı alanlarda YPG’ye hava desteği sağladığı gözlemlendi. Şu an Deyri Zor kuzey doğusu ve güneyindeki çöl bölgelerinde örgütün kontrol ettiği alanlar mevcut. Fakat bu alanlar içerisindeki yerleşim yeri sayısı çok az.

https://stratejikortak.com/2018/01/zeytin-dali-harekati-harita.html

Muhaliflerin kontrolündeki Dera, Doğu Guta ve İdlib‘te ise yer yer rejim güçlerinin savaş uçaklarıyla saldırı düzenlediği tespit edildi. Kasım ayı son bir yıl içerisinde ülkenin geçirdiği en sakin dönemlerden biri olduğu söylense de bine yakın sivilin saldırı ve çatışmalarda hayatını kaybettiği rapor edildi.

17 Aralık 2017: Suriye’de IŞİD’in kontrolünde hiçbir yerleşim yeri kalmazken, terör örgütü sadece bazı kırsal alanlarda (çöl bölgelerinde) işgali sürdürüyor. Bir diğer terör örgütü YPG ise Fırat Nehri’nin kuzey hattını (Deyri Zor şehir merkezi hariç) kontrol ediyor.

Suriye son durum haritası (17 Aralık 2017)

https://stratejikortak.com/2018/01/suriye-son-durum-harita-ocak.html

1 Aralık 2017:

Geçtiğimiz aya ait olan Suriye haritası için burayı inceleyebilirsiniz.

https://stratejikortak.com/2018/01/afrin-son-durum-haritasi.html

Suriye ile ilgili geçen ayın bazı önemli başlıkları(yeniden eskiye):

– İngiltere Savunma Bakanı Williamson, “Irak ve Suriye’de IŞİD’e katılan İngiliz vatandaşı sayısı en az 800. Bunların ise 130’u öldü” dedi.

– ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson, Suriye Devlet Başkanı Esad’ın Suriye’de çözüm görüşmelerine katılmasını önemli bulduklarını söyledi.

– YPG kontrolündeki Menbiç Askeri Meclisi’nin kadın militanlar için düzenlediği mezuniyet töreninde halayın başını ABD’li kadın asker çekti.

– ABD’de Yüksek Mahkeme, Suriye, Libya, Somali, İran, Yemen ve Çad vatandaşlarına yönelik ‘Trump’ın seyahat yasağını’ yürürlüğe sokma kararı aldı

– SDG’den kaçan sözcü Silo, “Birçok silah ve mühimmat Türk savaş uçakları hedef almasın diye ABD’lilerin olduğu (üslere) yerlere bırakılıyordu” dedi.

– Suriye’nin BM Daimi Temsilcisi Beşar Caferi, ‘Suriye’nin kuzeyindeki Kürt bölgeleri’ ifadesini kabul etmediklerini söyledi.

– Suriye’de başkent Şam’ın batı kırsalında ÖSO’ya bağlı Cebel Şeyh Kuvvetleri Birliği, rejime ait bir helikopteri düşürdü.

– Pentagon’un Ortadoğu Sözcüsü Pahon, “ABD, Türkiye’yi tehdit edebilecek tüm silahları YPG’den geri alacak. Envarterin listesi Türkiye’de var.” dedi.

– Suriye’de iç savaşın başladığı günden bu yana yapılan zirveleri, alınan kararları ve Suriye son durum haritalarını kronolojik olarak bir araya getirdik.

https://stratejikortak.com/2017/11/suriye-zirve-astana-cenevre-soci.html

– ABD, Rakka operasyonu için 6 Haziran’da Suriye’ye konuşlandırdığı 400 kişilik topçu birliğini geri çekeceğini duyurdu.

– Rusya Savunma Komitesi Başkanı Bondarev, ABD’nin Suriye’de kalma ve ülkede hava üstünlüğünü ele geçirme planlarına karşı olduklarını söyledi.

– Pentagon, ABD’nin YPG’nin de içinde olduğu SDG ile işbirliğini sürdüreceğini açıkladı.

– Suriye’de rejime bağlı Ulaştırma Bakanı Hamud, Irak, İran ve Ürdün’den sonra Türkiye’ye uzanan demiryolu hattı da inşa edebileceklerini söyledi.

– PTT, Fırat Kalkanı Harekatı bölgesinde Cerablus ve El Bab’ın ardından şimdi de Çobanbey’e (Rai) şube açma kararı aldı.

– Suriye’nin güneyindeki ABD destekli ÖSO grubunun lağvedildiği, böylece Washington yönetiminin ülkede sadece YPG’yi desteklediği bildirildi.

– Birleşmiş Milletler Suriye’nin resmi olarak Paris İklim Anlaşması’nı imzaladığını açıkladı. Böylece dünyada bu anlaşmayı imzalamayan tek ülke ABD kaldı.
– Suriye’nin Halep şehrinde Rus savaş uçaklarının pazar yerine düzenlediği hava saldırısında ölü sayısı 57’ye yükseldi.

– Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Koalisyonu üyesi Eliko, Rusya ve Türkiye’nin İdlib’deki El Nusra’ya karşı operasyon yapması gerektiğini söyledi.

– Rusya, ABD ve Ürdün, Suriye’nin güneyindeki gerilimi azaltma bölgesinde ateşkes sağlanması konusunda anlaşma imzaladı.

– Putin ile Trump görüşmelerinin ardından ortak açıklama yaparak Suriye’nin toprak bütünlüğü konusunda anlaşıldığını açıklandı.

Kaynak: StratejikOrtak.com

Trump’tan Skandal Kudüs Açıklaması ve Sonrasında Yaşananlar

ABD Başkanı Donald Trump Kudüs ile alakalı beklenen açıklamayı dün akşam saatlerinde yaptı. Tüm dünyanın dikkatle takip ettiği açıklamada Trump, “Artık Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma zamanı gelmiştir.” ifadelerini kullandı. Bu kararın ABD’nin çıkarına olduğunu düşündüğünü ve “gecikmiş bir karar” olduğunu ifade eden Trump’a “Terör devleti İsrail” ile alakalı bu açıklamasından dolayı dünyanın bir çok yerinden tepkiler yağdı.

Açıklamasında İsrail’in egemen bir devlet olduğunu ve her egemen devlet gibi başkentini belirleme hakkına da sahip olduğunu vurgulayan Trump, konunun ABD iç politikasıyla alakalı boyutu hakkında da “Daha önceki başkanlar Kudüs’ü resmen İsrail’in başkenti olarak tanımayı vaad etmiş ancak hiçbiri bu vaadini yerine getirememişti. Bense seçim kampanyamda da vaadetmiş olduğum gibi bunu gerçekleştiriyorum” dedi.

Ortadoğu coğrafyasında kan ve göz yaşının baş aktörü olan  siyonist İsrail’in 50 yıldır işgali altında olan, 3 semavi din için kutsal öneme sahip ve Müslümanların ilk kıblesi olan Kudüs ile alakalı bu skandal açıklamalarına “Dışişleri Bakanlığı’na talimat veriyorum. Taşınma işlemlerine biran önce başlanacak” sözleriyle devam eden Trump, hala İsrail ve Filistin arasında iki devletli çözümü desteklediklerini ve İsrailliler ve Filistinliler arasında güzel bir anlaşma temenni ettiğini beyan etti.

Hükümetten yapılan yazılı açıklamada ise Donald Trump’ın bu açıklamaları “sorumsuzca bir açıklama” olarak nitelendirildi. Açıklamada BM kararlarının ve uluslararası hukukun açıkça ihlal edildiğini vurgulanırken, “Filistin meselesinin ancak 1967 sınırları temelinde başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen ve coğrafi devamlılık içinde bir Filistin Devleti’nin vücut bulmasıyla çözülebileceği çeşitli BM Kararlarıyla defalarca vurgulanmıştır. BM Güvenlik Konseyi Daimi Üyesi ABD’nin bunu görmezden gelmesi kabul edilemez. Filistin’in bağımsızlığını kazanması tarihi, vicdani ve beşeri bir zorunluluktur. Türkiye bunun savunucusu olmaya devam edecektir.” ifadelerine yer verildi.

Hükümet tarafından yapılan bu sert açıklamanın devamında ise şu ifadelere yer verildi:

“Bölgede barış ve istikrar bakımından olumsuz yansımaları olacak bahse konu karar, barış zeminini tamamen yok etme riski taşımaktadır. ABD Yönetimi’ni son derece olumsuz sonuçlar doğuracak olan bu yanlış kararı gözden geçirmeye ve Kudüs’ün çok kültürlü kimliğine ve tarihi statüsüne halel getirecek hesapsızca adımlardan kaçınmaya çağırıyoruz. Kudüs’e ilişkin bu gelişmeler Sayın Cumhurbaşkanımızın İslam İşbirliği Teşkilatı Zirve Dönem Başkanı olarak yaptıkları çağrıya istinaden 13 Aralık 2017 tarihinde İstanbul’da düzenlenecek İİT Olağanüstü Liderler Zirvesi ve Dışişleri Bakanları Konseyi Toplantısı’nda kapsamlı şekilde ele alınacaktır.”

Açıklama Öncesi Süreçte Neler Olmuştu?

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump, Dünya’nın gündemine oturan bir açıklamada bulundu. Trump, Kudüs’ü İsrail’in Başkenti olarak tanıyacaklarını ve Tel Aviv’deki ABD Büyükelçiliğini Kudüs’e taşıyacaklarını duyurdu. Trump, Başkan olmadan 2 yıl önce bu konunun önemine değinmişti. Trump, yazdığı kitaplarda ve verdiği demeçlerde İsrail’in Ortadoğu’daki en önemli müttefikleri ve ABD’nin en büyük dostu olduğunu söylemiş, son yıllarda kadim dostlarının ihmal edildiğini açıklamıştı.

“Trump Siyonistin dostudur.”

Beyaz Saray’dan üst düzey 3  yetkili  “Başkan’ın görüşü, Kudüs’ün hem İsrail’in tarihi anlamda başkenti olduğu, hemde bugünkü pratikte İsrail’in birçok yönetsel organının halihazırda Kudüs’te bulunduğu gerçeğini tanımaktır.” açıklamasında bulunarak, Kudüs’ü Başkent olarak tanıyacaklarını ve Büyükelçiliğin taşınması için hazırlıkların başlayacağını söyledi. Yahudi Lobisi’nin etkisinde olan ABD Kongresi’nden bir bildiri gelmedi.

Trump’a Dünya’dan tepki yağdı

Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, Salı günü yaptığı açıklamada Kudüs’ün “Müslümanların kırmızı çizgisi” olduğunu belirterek durumun kabul edilemez olduğunu söyledi.  Ürdün Kralı ile görüşmesinden sonra “Tüm dünyaya şu çağrıyı yapmak istiyorum; Kudüs’ün Birleşmiş Milletler kararlarıyla da defalarca teyit edilmiş hukuki statüsünü değiştirecek her türlü adımdan uzak durulmalıdır. Hiç kimsenin kişisel hevesleri uğruna milyarlarca insanın kaderleriyle oynamaya hakkı yoktur” dedi. Ayrıca Türiye,  İİT Dönem Başkanı sıfatıyla bir açıklama yaptı ve konunun toplantıda ele alınacağını açıkladı.

İran, Irak, Suriye, Suudi Arabistan, Katar ve Sisi, “Bu durumun bölgede istikrarsızlığa neden olacağını ve atılacak hiçbir adımı kabul etmeyeceklerini’’  açıkladı. Ürdün, Arap Birliğine ve İslam İşbirliği Teşkilatına olağanüstü toplanma çağrısında bulunacaklarını duyurdu.

Avrupa Birliği yaptığı yazılı açıklamada, Kudüs’ün statüsünde değişikliğe neden olacak herhangi bir karar ya da bireysel eylemin ciddi sonuçları olacağını söyledi.  Papalık ve Birleşmiş Milletler bu durumdan büyük endişe duyduklarını, bunun bölgedeki savaşları artıracağını ve Amerika’nın derhal vazgeçmesi gerektiğini söyledi.

Fransa Cumhurbaşkanı  Macron, ABD’nin tek taraflı olarak, Kudüs‘ü İsrail’in başkenti olarak tanıma ihtimalinden duyduğu endişeyi dile getirdi ve Trump’ı telefonla aradı.  İsveç ve İngiltere’den de benzer  tepkiler  geldi.

 Kudüs, İsrail-Filistin çatışmasının en temel sebeplerindendir

1948 yılında kurulan İsrail Devleti, 2000 yıl aradan sonra kurulan ilk Yahudi Devleti oldu. Kurulduğunda  Mısır, Ürdün, Suriye ve Lübnan İsrail’e savaş açtı. İsrail saldırıları zor püskürtebildi. 1967 yılında 6 Gün savaşları yaşandı ve o zamandan beri Kudüs, İsrail’in işgali altına girdi. 1980 yılında İsrail, kabul ettiği kanunla Kudüs’ü bölünmez başkent ilan etti ve bölgedeki Araplara vatandaşlık verdi. Ancak uluslararası alanda hiçbir devlet bunu tanımadı ve hiçbir devletin İsrail temsilciliği Kudüs’te bulunuyor. 1993 yılında imzalanan Oslo Barış Anlaşmaları’nda Kudüs’ün nihai statüsünün barış görüşmelerinin ileri aşamalarında ele alınması öngörülüyor.

1995’te yapılan Kudüs Büyükelçilik Yasası’na göre, Tel Aviv’deki ABD  büyükelçiliğinin Kudüs’e taşınması öngörülüyordu. Ama  22 yıldır Clinton, George W. Bush ve Barack Obama’nın başkanlık dönemlerinde her 6 ayda bir “ulusal güvenlik” gerekçesiyle erteleniyordu.

Bugün, İsrail’e ait hükümet (meclis, cumhurbaşkanlığı, başbakanlık ve bakanlıklar vb.) Kudüs’te bulunuyor.

Kudüs’ün 3 Semavi Din İçin Önemi:

  • Kudüs, Müslümanlar için en önemli 3 kutsal mekandan biridir. Mescid-i Aksa ve Kubbet’üs Sahra’nın bulunduğu Harem-üş-Şerif, buradadır. Mescidi Aksa Müslümanların ilk kıblesidir. Hz. Muhammed (sav) buradan Miraç’a yükselmiştir.
  • Yahudiler için Mescid-i Aksa’nın hemen altında Ağlama Duvarı bulunur. Hz. Süleyman zamanında yapılan ağlama duvarı Yahudilik inancının en kutsal mekanıdır.
  • Hristiyanlar içinse Hz. İsa’nın burada çarmıha girildiğine ve kabrinin burada olduğuna inanılır.

Ayrıca Kutsal Emanetlerin de burada olduğu ve Mehdi’nin yine burada yeryüzüne ineceği inancı vardır.

Dünya kamuoyundan da açıklamalar ve sert tepkiler geldi. Hamas’ın öncülüğünde bu cuma günü, ‘Öfke Cuması’ ilan edildi. Cuma Namazı’ndan sonra İslam Ülkelerinden ve Türkiye’den açıklamalar ve yürüyüşler gerçekleşecek. Üniversitelerde de öğrenciler arasında konuyla ilgili benzer tutumlar var.