Afrin’de Son Durum: Harita ve Operasyonel Gelişmeler

Özellikle son bir haftadır askeri hareketliliğin üst düzeyde olduğu Afrin bölgesinde önemli gelişmeler yaşandı. Sosyal medyada Afrin Operasyonu hakkında teyitli-teyitsiz bir çok bilgi servis edildi. Peki an itibariyle Afrin’de son durum nedir ve Afrin son durum haritası ne şekilde? Kim, hangi bölgede konuşlanmış durumda? Dün yaşanan askeri hareketlilikler nelerdi ve bunlar ne anlama geliyor? Tüm ayrıntıları sizler için haberimizde derledik.

Afrin TSK’nın Yoğun Top Atışı Altında

Askeri Sevkiyat Uzun Zaman Önce Başladı

Afrin’deki PKK/PYD terör örgütü varlığından rahatsızlığını uluslararası camiada uzun zamandır dile getiren Türkiye bir yandan da terör ittifakına karşı askeri hazırlıklarını sürdürüyordu. Özellikle haziran ayından bu yana sıklaşan askeri sevkiyatlar “Afrin Operasyonu ne zaman başlayacak?” sorularını beraberinde getiriyordu. Birçok askeri uzmana ve politikacıya göre “kaçınılmaz” olan Afrin Operasyonu için İdlib’in kuzeyine, Afrin’in kuzeyindeki ve batısındaki Türkiye-Suriye hattına sevk edilen silahların özellikleri dikkat çekiyor.

Türkiye’nin bölgeye sevk ettiği askeri unsur ve envanter, muhtemel Afrin Operasyonu hakkında önemli fikirler vermekte. Bunun yanında ABD’nin bölgedeki terör unsurlarına vermiş olduğu silahların özellikleri de hayli dikkat çekici.

Fırtına Obüsleri, M-144’ler, M-60 ve Leopard Tankları

Yaz aylarından beri Türk Silahlı Kuvvetleri hem İdlib’deki varlığı için hem de Afrin’de konuşlu terörist unsurlara karşı bölgeye çok sayıda T-155 Fırtına Obüsü, M-114 Zırhlı Personel Taşıyıcı, M-60 ve Loepard tankları, tank kurtarıcı ekipman ve mühimmat sevkıyatı gerçekleştirdi.

Bunun yanında bölgede gözden kaçan yahut görmezden gelinen çok önemli bir mesele de MANPADS (Man-portableair-defensesystems) meselesidir. MANPADS, tek bir personel tarafından ateşlenebilen karadan havaya kısa menzilli savunma sistemlerine verilen genel isimdir. Hatırlanacak olursa Şubat 2017’de ortaya çıktığına göre ABD, PKK/PYD’li teröristlere “JAVELİN” sevkıyatı gerçekleştirmiş, bununla birlikte bu silah sistemini kullanacak teröristleri de eğitmişti.

Dün gece saatlerinde bölgeden rapor edilen bilgilere göre ABD, Afrin’de konuşlu teröristlere “saldırıya uğmadıkça kullanmamak kaydıyla” yeni MANPADS sistemleri sevketti. Mefhumu muhalifinden bakacak olursak ABD, teröristlere açık açık “saldırı olursa kullanın” demekte. Kara unsurlarından ziyade topçu ve hava unsurlarıyla gerçekleştirileceği dillendirilen Afrin Operasyonu için gözden kaçan bu silahlar büyük tehlike arz etmekte.

ABD’nin Terör Örgütü’ne verdiği JAVELİN Silahı Çatışmalarda Görüntülenmişti

Afrin Operasyonu Hangi Aşamada?

Şu ana kadar Fırat Kalkanı harekatında olduğu gibi kara unsurları ile kapsamlı bir harekat başlamış değil. Ancak Afrin son durum değerlendirmesi yapmak gerekirse askeri operasyonların hız kazandığı göze çarpıyor. Özellikle Türk Topçu Birlikleri Afrin’in güney ve güneybatı bölgelerini yoğun ateş altına almış durumda. Ayrıca Afrin kuzeyinde de bombardıman ve askeri sevkıyat tüm hızıyla devam ediyor.

Ancak göze çarpan bir başka detay ise Afrin’in doğusunda karşımıza çıkıyor. Kuzey, güney ve güneybatı yönlerinden ağır topçu ateşi altında olan teröristler, tüm gözler o bölgelere çevrilmişken karşı saldırıya Afrin’in doğusundan başladılar. Gece saatlerinde teröristlerce Fırat Kalkanı harekatında kontrol altına alınan bölgenin batısında bulunan TSK unsurlarına havan saldırısı gerçekleştirildi. Karşılık olarak ise TSK Kafr Jana, Qatmah ve Bafliyun bölgelerini top atışları ile vurdu. Ayrıca bölgeden gelen haberlere göre terörist unsurlar Tel Rıfat’ın kuzey ve kuzeybatı bölgelerinde mevzilenmeye çalışıyor ve savunma hattını bu bölgede kurmaya çalışıyor.

TSK, Havan Saldırısı Karşısında Bölgeyi Bombardımana Tuttu

Afrin’in Doğu Bölgesi Neden Önemli?

Afrin son durum haritalarını inceleyenlerin hemen gözüne çarpacağı gibi Tel Rıfat’ın kuzey batısında, yani halihazırda PKK/PYD unsurlarının savunma hatlarını kurmakta öncelik verdiği Afrin’in doğu bölgesinde çok stratejik bir alan bulunmaktadır.

2016 yılının Şubat ayı başlarında PKK/PYD’li teröristler Tel Rıfat’ın Kuzey Batısında yer alan “Menagh(Minnak-Minniğ) Askeri Havaalanı”nı ele geçirmiş ve buna karşılık olarak TSK topçu birlikleri bölgeyi yoğun ateş altına almıştı. Konuyla ilgili olarak dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu şu beyanlarda bulunmuştu; “YPG derhal, Azez ve çevresinden uzaklaşacak. Azez’in yakınına dahi yaklaşmayacak. Koridoru tekrar kırma çabalarında bulunmayacak. Minnak Havaalanı’nı, Türkiye’ye veya muhalefete karşı kullanma hevesine kapılmayacak, o havaalanını derhal boşaltacak.”

Türkiye sınırına 15, Halep’e 35 kilometre mesafede olan, Fırat Kalkanı harekatı ile bölgeyi hakimiyet altına alan TSK unsurlarının ise hemen sınırında bulunan Menagh Askeri Havaalanı, bölgedeki en stratejik noktalardan biri olarak kabul ediliyor.

Tel Rıfat’ın Kuzey Batısında Yer Alan Stratejik Askeri Üs*

Suriye Son Durum Haritası

https://stratejikortak.com/2018/01/suriye-son-durum-harita-ocak.html

Afrin Son Durum (Operasyona İlişkin Kısa Notlar)

  • Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yozgat’ta yaptığı açıklamalarda, “Önümüzdeki günlerde terörden arındırma operasyonunu Afrin’le devam ettireceğiz.” dedi. Erdoğan konuşmalarında şu önemli açıklamayı da kaydetti: “Fırat Kalkanı harekatında ne dedik? “Bir gece ansızın gelebiliriz.” Şimdi Afrin’de de aynı şeyi söylüyoruz. Bir gece ansızın gelebiliriz.” Erdoğan daha öncede “Artık bıçak kemiğe dayanmıştı. Ülke olarak milletimizi tehdit edenleri kaynağında bertaraf edeceğiz. Sınırımızın öte tarafında hakkından gelmeye hazırız.” demişti.
  • Dışişleri Bakanlığından da bölgenin Türkiye’ye tehdit oluşturduğu ve bu durumda istenildiği zaman müdahalede bulunabileceği açıklaması geldi.
  • TSK ve Türk Polisi tarafından sınınırda güvenlik üst seviyeye çıkarıldı. Halkın da TSK ve Polise desteği büyük.
  • Rusya, konuyla ilgili PYD(dolayısıyla ABD) ile Türkiye arasında kalmış durumda. Rusya’nın tutumuyla ilgili yetkililerden net bir açıklama gelmezken iki ihtimal düşünülüyor: 1- Suriye’de yeni bir döneme girilmişken Rusya’nın dengeleri değiştirecek olan bu gelişmede çekimser kalacağı. 2- Rusya’nın Afrin Operasyona kısmen rıza göstereceği.
  • ABD, 2017’nin sonlarında SDG’yi bölgedeki polis güç olarak tanıyacaklarını ve bunun için yardım edeceklerini duyurmuştu. İlerleyen zamanlarda de facto statüsünde bulunan Kuzey Suriye’yi, SDG/PYD öncülüğünde devlet olarak kabul edeceğini ilan etti. Bunun üzerine Türkiye, sınırda bir terör devletinin kurulmasına karşı kırmızı çizgisi kararlılıkla sürdürdü ve Afrin Operasyonu için hazırlıklara hız verdi. Tam bu noktada ABD, SDG’den oluşan 30.000 kişilik bir ordu oluşturma ve Türkiye sınırına konuşlandırma kararı aldı.

https://stratejikortak.com/2018/01/afrin-son-durum-haritasi.html

PKK/PYD Terör Örgütü Gözünden Afrin Son Durum

  • Uluslararası hiçbir gücün olası bir Afrin saldırısına sessiz kalmayacağını duyuran PYD Lideri ve Demokratik Halk Hareketi (TEV-DEM) Diplomasi Komitesi üyesi Salih Müslim, “Böyle bir saldırı gelişirse, savaşın Türkiye’nin içine sıçraması ve Türkiye’nin yıkılmaya başlaması anlamına gelir” dedi.
  • PKK/PYD kanadından ise bazı üst düzey teröristlerin yapmış olduğu açıklamalara göre devletleşme ve ordu kurma düşüncesi, örgütün öncelikli stratejisi haline geldiği anlaşılıyor. PYD/PKK, son zamanlarda Afrin üzerinden Azez’deki yerleşim birimlerine saldırılar düzenliyor. Saldırılara zaman zaman Suriye’nin Türkiye sınır hattındaki Fırat Kalkanı Harekatı alanı ve İdlib gerginliği azaltma bölgesinde konuşlu TSK unsurları müdahale ediyor.
  • PKK/PYD sempatizanlarının muhtemel Afrin Operasyon için endişeleri var fakat bunun yanında operasyonun başarılı olamayacağına dair umutları da var. Ayrıca terör örgütü sempatizanları Erdoğan’ın Afrin için kurduğu cümlelerin içinin boş olduğunu fakat yinede teyakkuzda olmaları gerektiğini söylüyorlar.
  • Salih Müslim; “Afrin hiçbir zaman Kobane’den az olmayacak. Saldırırlarsa belalarını bulacaklar! Sert kayaya çarparlar.” şeklinde tehditlerde bulunuyor.
  • PKK/PYD sempatizanları Afrin’in kurmak istedikleri terör devleti için çok kritik olduğunu ve gerekirse etten bir çemberle bölgenin korunması gerektiğini söylüyorlar.
  • PKK/PYD sempatizanları arasında Avrupa’ya çağrıda bulunanlar da mevcut. Özellikle sosyal medyada “Bölgenin istikrarı Avrupa’nın istikrarı” şeklinde beyanlarda bulunuyorlar. Ayrıca Afrin’e destek için Avrupa’daki terör örgütü sempatizanlarına gösteri yapmaları gerektiğini söylüyorlar.

Suriye Son Durum Haritası (Ocak 2018)

 

Suriye’de Taraflar
Esad Rejimi  – Hizbullah, Rusya, İran ve Şii Milisler
Muhalifler – Ahrar uş-Şam, Şam’ın Fethi Cephesi, ÖSO vb.
PYD/YPG  – SDG çatısı altındaki küçük gruplar ve PKK
IŞİD – Örgüte biat eden yerel milis güçler ve aşiretler

Stratejik Ortak olarak Suriye’de son durum ve savaş haritasını Ocak 2018 itibariyle sizler için hazırladık.

Suriye’de IŞİD’in kontrolünde hiçbir yer leşim yeri kalmazken, rejim güçleri ve Rusya’nın namluları tekrar muhaliflere çevrildi. Gerginliği azaltma bölgelerinin en büyük yüzölçümüne sahip bölgesi olan İdlib’de, rejim güçlerinin Ebu Zuhur’a ilerleyerek muhaliflerin kontrolünde bulunan vilayeti ikiye bölme harekatı gerçekleşti.

Bu ayın sonunda İran, Türkiye ve Rusya’nın liderliğinde toplanan Astana Görüşmeleri’nden önce çatışmaların yaşanması, Suriye’deki çözüm karşıtı grupların işi olduğu iddia edildi.
Bu iddianın temellendiren durum ise Rusya’nın açıklamasıydı. Moskova yönetimi, Suriye’deki üslerine yapılan İHA saldırısının arkasında iki ülke olduğunu, bu ülkeler arasında Türkiye’nin olmadığını duyurmuştu.

IŞİD’in tamamen yerleşim merkezlerinden temizlendiği Suriye’de geçtiğimiz ayın öne çıkan gelişmeleri ve haritadaki değişimler şöyle:

9 Ocak 2018:

Suriye savaş haritası (9 Ocak 2018)

İdlib’de rejim-IŞİD-muhalif çatışmasında son durum haritası

1 Ocak 2018:

Suriye son durum haritası (01.01.2018) Harita: suriyegundemi.com

https://stratejikortak.com/2018/01/afrin-son-durum-haritasi.html

 

Suriye ile ilgili geçen ayın bazı önemli başlıkları(yeniden eskiye):

ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson, Suriye Devlet Başkanı Esad’ın Suriye’de çözüm görüşmelerine katılmasını önemli bulduklarını söyledi.

– Hiçbir Suriyeli mülteciyi ülkesine kabul etmeyen Polonya’da Başbakan Beata Szydlo, “Bu iki yıl benim için olağanüstü bir dönemdi” diyerek istifa etti.

– Süleyman Soylu ile görüşen İran İçişleri Bakanı Fazli, “İran, Türkiye ve diğer bölge devletlerinin de işbirliği ile IŞİD’i yendiğimiz gibi, yeni fitneleri de ortadan kaldıracağız. Biz ve Türkiye güvenlikli ortak sınırlar istiyoruz.” dedi.

– Putin, Ulusal Diyalog Kongresi’ne Suriye muhalefetinden çeşitli grupları da dahil etmeyi planladıklarını belirtti.

– Rusya Savunma Bakanı Şoygu, çekilmenin başladığını ve ilk etapta Suriye’den çekilen ilk askerlerin Rusya’daki üslerine döndüğünü söyledi.

– Fırat Kalkanı bölgesinde TSK ve Türk polisinin verdiği 3 aylık eğitimi başarıyla tamamlayan 120 Suriyeli jandarma ve polisin atamaları gerçekleşti.

Rusya Devlet Başkanı Putin, Suriye’deki Rus üssünü (Hımeymim) ziyaret ederek Esad ile görüştü. Ardından Mısır’a uçtu ve sonrasında Türkiye’ye gelecek.

 

– Türkiye’nin en uzun sınırında yaklaşık 5 yıldır inşası süren güvenlik duvarı, Afrin hattındaki bazı bölgelerden kaldırılıyor. Uzmanlar bu işlemin olası operasyon için hazırlık olduğunu belirtiliyor.

– Danimarka, BM kotası nedeniyle 2016-2018 yıllarında kabul etmesi gereken bin 500 sığınmacıyı almamak için kanun çıkarttı.

– Kazakistan Dışişleri Bakanlığı, Suriye Ulusal Diyalog Kongresi’nin 29-30 Ocak’ta Rusya’nın Soçi kentinde yapılacağını duyurdu.

– Putin’in Suriye Özel Temsilcisi Lavrentyev, PYD’nin Soçi’de düzenlenecek Ulusal Diyalog Kongresi’ne katılmasına izin verilmediğini duyurdu.

– Kazakistan Dışişleri Bakanlığı, Suriye Ulusal Diyalog Kongresi’nin 29-30 Ocak’ta Rusya’nın Soçi kentinde yapılacağını duyurdu.

– Rusya, Suriye’deki Tartus ve Hımeymim üslerinde kalıcı olarak faaliyet gösterecek birliklere yönelik çalışmalara başladı. Rejim ile yapılan anlaşma çerçevesinde Rusya 49 yıllığına bu üslerde bulunacak.

– Rusya’nın Suriye’deki 2 yıl 2 ay süren operasyonuna 48 bin askerin katıldığı, resmi olarak da 41 Rus askerinin öldüğü bildirildi.

– ABD’nin SDG(PYD) kontrolüne giren bölgelere diplomatik statü kazandırmaya yönelik çalışmalar yürüttüğü belirtildi. Yani Washington yönetimi, PYD’yi ‘yavru devlet’ olarak tanıyacak.

– İsrail, Rusya’nın koruduğunu söylediği Suriye hava sahasını savaş uçakları ve karadan karaya füzelerle geçerek Şam yakınlarındaki bir bölgeyi vurdu.

– Pentagon ve CIA, Suriye’de “Sınır muhafızları” adı altında özel eğitim verdiği 400 PYD’liyi örgütün özel güçlerine kattı. Teröristler Türkiye sınırına konuşlanacak.

– Fransa Adalet Bakanı Belloubet, PYD kontrolündeki bölgeyi ‘bağımsız devlet’ olarak tanıdıklarını belirterek, Fransız IŞİD’lilerin Kuzey Suriye’de yargılanabileceğini söyledi.

– Türkiye; İdlib’te yaşananlar ile ilgili İran ve Rusya’dan Suriye’deki sorumluluğunu yerine getirmesini talep ederken; Rusya Savunma Bakanlığı da Türkiye’den aynı talepte bulundu. İran Dışişleri Bakanı Zarif ise konuyla ilhili “Rusya ve Türkiye ile işbirliğine bağlı kalacağız” ifadelerini kullandı.

– PYD elebaşlarından Effedili, ABD desteğiyle kontrol ettikleri bölgelerde, “Tehditlere cevap vermek için kendi ordumuzu oluşturuyoruz.” diyerek ordu iddialarını itiraf etti.

Kaynak: StratejikOrtak.com

Güncellendi: Suriye ve Irak Canlı Savaş Haritası

Suriye ve Irak’taki Savaşın Canlı İnteraktif Haritası

2011’de başlayan ve günümüze kadar süren iç savaşta Suriye çok fazla yabancı ülke ve yabancı militanın etkisinde. Sürekli ölüm haberlerinin geldiği ülkede her an dengeler değişebiliyor. Genel olarak Rusya-İran-Esad rejimi ile muhalifler arasında çatışmalar yaşanırken, ülkenin kuzeyinde Türkiye destekli ÖSO güçleri ve ABD destekli YPG güçleri ayrı ayrı bölgelerde IŞİD’e karşı savaşıyor.

Irak’ta durum Suriye’den biraz daha farklı. Merkezi Bağdat hükümeti, Kürt Bölgesine bağlı peşmerge ve IŞİD’in olduğu ülkede Şii militanlar Bağdat hükümeti ile hareket ediyor. Burada Tikrit, Felluce, Ramadi ve son olarak Musul operasyonu ile tüm güçlerin IŞİD ile savaşı söz konusu. 36’dan fazla ülkenin bulunduğu Irak’ta Türkiye’nin de başta Başika olmak üzere Kuzey’de birçok küçük çaplı askeri üssü bulunuyor.

Suriye’de Taraflar

Irak’ta Taraflar

Esad Rejimi  – Hizbullah, Rusya, İran ve Şii Milisler -kırmızı- Irak Hükümeti  – Irak Ordusu, Şii Haşdi Şabi örgütü ve yerel Sünni milisler -kırmızı-
Muhalifler – Ahrar uş-Şam, ÖSO vb. -yeşil-

(Fetih el Şam Cephesi -mavi-)

IKBY (Kürt Bölgesi) – Peşmerge -sarı-
PYD/YPG  – SDF çatısı altındaki küçük gruplar ve PKK -sarı- IŞİD – Örgüte biat eden yerel milis güçler ve aşiretler -siyah-
IŞİD – Örgüte biat eden yerel milis güçler ve aşiretler -siyah- *Mor renk çatışmaların yaşandığı bölgeleri göstermektedir.

Sürekli köy ve yerleşim yerlerinin el değiştirdiği Suriye ve Irak’ta canlı savaş haritası..

***Mobilden bağlanıyorsanız haritanın yüklenmesi için biraz beklemeniz gerekmektedir.

Bu haritanın güncel olmadığını düşünüyorsanız, farklı kaynaklar tarafından güncellenen Suriye ve Irak İnteraktif Haritayı inceleyebilirsiniz. (Alternatif harita #3)

Suriye‘de; Azez, Cerablus, El Bab, Menbiç, Halep, Rai, Lazkiye, Şam, Guta, Dera, İdlip, Rakka, Deyr Zor, Kamışlı, Haseke, Kobani, Humus, Hama ve Palmira..

Irak‘ta; Musul, Kerkük, Süleymaniye, Kayyarah, Bağdat, Ramadi, Felluce, Tikrit, Telafer, Dohuk ve Sincar..

Google SEO ilişkisi

0

SEO, sanal dünya kullanıcılarının tanınmasını amaçladığı için arama motoru hedefli çalışan bir sistemi vardır. Dünya üstünde en fazla kullanım gören arama motoru da Google olduğu için arlarındaki münasebet oldukça fazladır. İlişkileri de doğru orantılı olarak seyreder. Google yapısına ne kadar uygun olursa o kadar tanınmadan hareketle SEO, vazgeçilemez bir araçtır.

Dünyanın En Büyük Arama Motoru

Sanal dünya kullanıcılarının nerede ise yüzde doksanı arama motoru olarak Google kullanıyor. Durum böylece olunca da en büyük firmalardan tutun küçük çaplı işler yapan webmasterlere kadar herkes, Google odaklı SEO çalışmalar yapıyor. Zira bu piyasaya yön veren hiç şüphesiz ki Google’dır.

İnternet Sitesinin İlk Sırası

Sadece Google ve SEO ilişkisi temel taban alınarak internet sitesinin en ön plana çıkmasını temin etme düşünce yetersiz kalıyor. Asıl dikkat edilmesi gereken sanal dünyadaki internet sitenize gelecek misafirlerin hedef alınması olmalıdır. İnternet sitesi bir vitrin özelliği taşıyor. Bu vitrin ne kadar cazip hale getirilir ise o kadar ziyaretçi çekecektir. Ne kadar ziyaretçi gelir ise o kadar da Google tarafından ön plana çıkarılacaktır. Ziyaretçiyi tek başına ne Google ne de SEO internet sitesine çekmektedir. İlk etapta bu belki önemli gibi dursa da sonrası ziyaretlerin ayağının alışmasını temin etmek internet sitesinin SEO çalışmaları ile alakalıdır. Gelmek ya da getirmek ne kadar önemli ise orada tutmak ve aşina etmek de o kadar önemlidir. (Bknz: SEO Nedir?)

Google SEO İşbirliği

SEO’nun amacı Google arama motorunda ilk sıralara çıkılmasını temin etmektir. Google ile SEO kavramı arasında ki ilişkiye değinecek olursak, Google web sitelerinin ziyaretçi odaklı olup olmadığı ile ilgilenir. Bu arama motoru için önemli olan, web sitesine giren ziyaretçi girdiği o sitede aradığını bulabiliyor mu? Ne kadar süre o sitede kalıyor? Tabi bir de hangi siteler bu siteye referans oluyor(backlink) var ki bu da SEO için çok büyük önem arz ediyor. Sonuç olarak Google her gün milyonlarca kişiye ev sahipliği yapan büyük bir arama motorudur ve web siteleri de SEO çalışmalarını Google odaklı yapmak zorunda kalmaktadır.

İdlib Operasyonu Son Durum Haritası

İdlib operasyonu: 7 Ekim 2017 tarihinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamasıyla gözlerin çevrildiği İdlib’de, olası bir harekat planlanmıyor. Fırat Kalkanı’ndan farklı olarak ‘harekat’ yerine ‘intikal’ gerçekleştirileceği belirtiliyor. İdlib neredeİdlib kimin elinde ve İdlib’de son durum haritası nedir gibi soruların cevapları ve güncel haberler bu başlık altında güncellenecek.

Türkiye destekli Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ve diğer muhalif grupların sahada yer alacağı, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) seçkin birlikleri ve Özel Kuvvetler’e bağlı askerlerin destekleyeceği bir planın işleyeceği öngörülüyor.

https://stratejikortak.com/2018/01/afrin-son-durum-haritasi.html

Rusya, İran ve Türkiye’nin anlaşması kapsamında Türk askeri sınıra konuşlandı. TSK destekli muhalifler de operasyon dahilinde kara gücü olarak hareket ediyor. Rusya İdlib’in dışını, Türkiye ise şehrin merkezini kontrol edecek.

Aralık 2017 güncellemesi:

Hava saldırıları sonrası İdlib’de ilerleyişini sürdüren rejim güçleri, İdlib’in doğusunda yer alan Abu Zuhur’e yönelik operasyon düzenliyor.

İdlib Operasyonu [TIMELINE]

19 Ocak 2018: IŞİD, rejim güçlerinin kontrolündeki 3 köyü ele geçirdi.

17 Ocak 2018: IŞİD rejim güçlerinin ilerleyişini kesmek için saldırırken, rejim güçleri muhaliflerin kontrolündeki askeri üssü ele geçirmek iyi operasyonunu sürdürüyor. 

16 Ocak 2018: İdlib’de muhalif kontrolündeki doğu bölgesinin vilayet merkezinden ayırıp kuşatma altına almaya çalışan rejim güçlerinin ilerleyişi sürüyor.

16 Ocak 2018 tarihi itibariyle İdlib’de son durum haritası

13 Ocak 2018: Rejim güçlerinin İdlib operasyonuyla paralel bir şekilde IŞİD de muhaliflere saldırmaya başladı.

İdlib’de rejim güçlerine karşı başlatılan operasyondaki örgütler:

11 Ocak 2018: Rejim güçleri muhalif grupların çekilmesi sonrası Ebu Zuhur askeri hava üssünde kontrolü sağladı.

Ebu Zuhur askeri hava üssü

9 Ocak 2018: Muhaliflerin Abu Zuhur önündeki 30 köyden çekildiği, yakın bir zamanda bölgenin rejim güçlerince ele geçirileceği iddia edildi.

İdlib haritası [09.01.2018]
8 Ocak 2018: Rejim güçleri Abu Zuhur bölgesi yönünde ilerleyerek birçok bölgeyi muhaliflerden aldı.

25 Aralık 2017: 

https://stratejikortak.com/2017/10/m60t-sabra-idlib.html

14 Ekim 2017: Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Afrin’in güneyinde İdlib’e intikal ettiği ve gözlem noktaları oluşturduğu kontrolü altına aldığı bölgeler.

İdlib’de TSK’nın kontrol ettiği bölgeler.

12 Ekim 2017 – (23.51): Türk askeri, zırhlı birliklerle ile Afrin’in güneyine İdlib’e 60’ı aşkın tank ve zırhlı araç ile giriş sağladı. Şu an için HTŞ ile herhangi bir çatışma yaşanmadı. TSK’nın İdlib’e girdiği bölge…

TSK’nın İsmin’en girdiği bölge.

8 Ekim 2017: İdlib’de Heyetül Tahrir-i Şam (HTŞ) ve diğer muhalifler nereyi kontrol ediyor. İdlib kimin elinde? Eyaletin kontrol haritası…

Harita: SuriyeGundemi.com

7 Ekim 2017: Sabah saatlerinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın duyurduğu ‘İdlib intikali’ sonrasında güncel harita aşağıda yer alıyor. İdlib’te bulunan HTŞ’nin (El Nusra) Afrin’in güneyindeki bölgelerden çekilerek TSK’ya bırakacağı iddia edildi. Henüz bu bilgi teyit edilmedi.

İdlib’de son durum haritası – Harita: SuriyeGundemi.com – (7 Ekim 2017)

Geçtiğimiz ay Türkiye, İran ve Rusya’nın anlaştığı ‘İdlip çatışmasızlık bölgesi’ planının 3 ayrımlı olacağı ifade edildi. (Suriye güncel ‘Ekim 2017’ haritası)

İdlib planı

Türkiye’nin İdlib operasyonu ile birlikte TSK’nın asıl amacının terör örgütü PKK’nın Suriye uzantısı YPG tarafından kontrol edilen Afrin‘in güneyden kuşatılması olduğunu düşünenler var.

İlk etapta Afrin’in güneyinin (İdlib’in kuzeyi) TSK destekli muhalifler tarafından ele geçirileceği ve böylece Fırat Kalkanı Harekatı sonrası IŞİD’den kurtarılan bölgelerin birleşeceği tahmin ediliyor.

Bu yorumu yapanlar önümüzdeki günlerde şöyle bir haritanın ortaya çıkacağını söylüyor.

İdlib operasyonu ile birlikte TSK’nın amacının Afrin’i kuşatmak olduğu düşünülüyor.

İdlib nerede:

İdlib eyaleti ve HTŞ (eski El Nusra) hakkında hakkında bilinmesi gerekenler:

– Suriye’nin kuzeybatısında bulunan İdlib, Suriye’nin sahil şehri Tarsus ve Lazkiye’nin doğusunda, Halep’in batısında başkent Şam’ın ise kuzeyinde yer alıyor.

– Hatay iline komşu olan İdlib, stratejik konumuyla dikkat çekiyor. Suriye İç Savaşı’ndan önce ülkenin tarım merkezlerinden biri olarak öne çıkan şehrin ekonomisi de tarıma dayalı.

– Suriye’de bütünüyle Esad rejiminin kontrolü dışındaki tek eyalet olan İdlib, 2015 yılında El Nusra ve Ahrar-uş Şam gibi selefi gruplardan oluşan çatı örgüt Fetih Ordusu tarafından ele geçirilmişti.

– Zamanla Şam, Halep ve Hama eyaletlerinden ayrılan gruplarında eyalete gelmesiyle İdlib muhaliflerin kalesi haline geldi.

https://stratejikortak.com/2017/10/idlib-in-onemi.html

– İdlib, Afrin’in güneyinde Hatay’ın karşısında Halep’in batısında. Eyalet içerisinde öne çıkan en önemli grupların başında El Nusra ve Ahrar-uş Şam geliyor. Bu gruplar bazı açılardan fikir ayrılıklarına girdiği için zamanla birbirlerinin karşısında durmaya başladılar.

– Rusya ve ABD’nin saldırılarından ve olası müdahalelerin önüne geçmek için El Nusra (Nusret Cephesi) adını Şam’ın Fethi Cephesi olarak değiştirdi.

– 2016 yılının ikinci yarısından sonra İdlib’deki fikir ayrılıkları taraflar arasında çok daha sertleşmiş, Şam’ın Fethi Cephesi bazı gruplarla birleşerek Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) adını almıştır. Daha sonra geçtiğimiz Temmuz ayında Ahrar-uş Şam ile çatışmaya girmiş ve Türkiye sınırı başta olmak üzere çok önemli bölgelerde kontrolü sağlamıştır.

Kaynak: StratejikOrtak.com

İran’da Ne Oldu, Ne Bitti?

Geçtiğimiz yıl İran’da Hasan Ruhani %57 oyla yeniden Cumhurbaşkanı seçilmişti. Reformcu aday Hasan Ruhani’nin muhafazakar rakibi İbrahim Reisi’nin oy oranıysa %38’te kalmıştı. Reformculara karşı olan kanat, Ruhani’nin P5+1 ülkeleriyle varılan nükleer antlaşmanın ardından Ekonomide vaat ettiği iyileşmeyi, halka yansımış bir şekilde göremediği için bu durumun faturasını tabi ki Ruhani’ye kesiyorlardı.

Hem İşsizliğin hemde Enflasyonun tek haneli rakamlara indirilememesi, son 6 yılda bütçede %40 küçülme olması, içeride ve dışarıda vuku bulan çatışmalarda yitirilen maddi ve manevi kayıplar, tabi ki insanlarda soru işaretleri bırakıyor elbette.

Aslında ekonomik protestoların 28 aralık 2017’de başladığı düşünülse de, daha öncesinde 2017 yılı boyunca pek çok barışçıl ekonomik gösteri yaşanmıştı. Yani bu olaylar bir anda patlamadı.

Meşhed ve çevresinde(bu bölge aynı zamanda çok sayıda Afgan mülteci barındıran bir bölge) başlayan eylemlerin sebebi ekonomikti ve talepler barışçıl yollarla iletiliyordu. Asıl olaylar, bir gün sonra 29 Aralık’ta muhafazakar olmayan ve azınlıkların yoğun yaşadığı şehirlere eylemler taşınca başladı. Arapların çoğunluk olduğu Ahvaz, Kürtlerin yoğun olduğu Kirmanşah, Lurlar’ın yoğun olduğu Luristan ve uyuşturucu kartellerinin etkili olduğu sınır ve iç bölgelerde de eylemler yaşanmaya başlayınca eylemlerin seyri değişti. (İran, uyuşturucunun en çok kullanıldığı ikinci ülkedir. Yılda 3 binin üzerinde kişi uyuşturucudan kaynaklı olarak ölür, ayrıca Afganistan ve Pakistan sınırlarında her yıl uyuşturucu kaçakçılarıyla çıkan çatışmalarda 500 ile 1000 arası güvenlik görevlisi hayatını kaybediyor, bunun 3 veya 4 katı kadarı da yaralanıyor. İran hapishanelerinde bulunanların yarısı, idam edilenlerinse çoğu uyuşturucuyla ilgili suçlardan hüküm giyiyor.)

Daha muhafazakar olan kanat, başlamasına vesile oldukları şeyin ne raddeye varabileceğini görünce eylemlerini sonlandırdı ve gösterilerin boyutu bir anda küçülüverdi. Ardından sadece azınlıkların, kartellerin ve sekülerlerin eylemleri sürdürmeye çalıştığı görüldü.

İran’daki en büyük azınlık olan ve ülkenin çeyreğini oluşturan Türklerin yapacakları oldukça kilit bir noktaydı ama son zamanlarda başlayan Türkiye-İran yakınlaşmasının da etkisiyle, Türkiye’nin çabaları doğrultusunda Azeri yoğunluklu şehirlerdeki eylemler büyük ölçüde dizginlendi maalesef. Halbuki Güney Azerbaycan Türk Hareketinin eylemlere katılma kararı oldukça heyecan yaratmıştı. Azeriler, İran’daki Türk nüfusun çoğunluğunu oluşturuyorlar ve onların yapacakları, eylemlerin seyri açısından çok kritikti.

İran’daki protestolara bazı Türk gruplar da katıldı.

Son silsileler 2009’daki eylemlerle kıyaslansa da, aslında bu kıyaslama çok yersizdir. Çünkü 2009’daki protestolar, muhafazakar kanadın adayı Ahmedinejad’a karşı seçimleri kaybeden reformcuların, seçimlerde usulsüzlük yapıldı iddiasıyla, halktan tepki göstermelerini talep etmeleri üzerine ortaya çıkmıştı. Yani tetikleyici liderler ve olaylar vardı. Son gösterilerdeyse bir tetikleyici liderlik ve belirli bir olay yoktu ve liderlik olmadığı için tepkileri ortaya çıkaran fonksiyonlar çok çeşitlilik arz ediyordu. Bu fonksiyonlar azınlık hakları, laiklik, ekonomi, demokrasi diye sıralanabilir.

Her iki direniş arasındaki bir diğer önemli farksa, direniş gösterilen şehirlerdir. Seçim eylemleri çoğunlukla başkent Tahran’da yaşanırken son eylemler hep Tahran dışındaydı. Tahran’da sadece üniversitede küçük bir eylem ortaya kondu.

2009’da başlayıp 2010’da ancak bastırılabilen ve yüze yakın ölümle sonuçlanan olaylarda seçim usulsüzlüklerini protesto diye başlayıp, daha fazla demokrasi ve daha fazla özgürlük niyetiyle devam etmişti. Çünkü o zamanlarda da rejim karşıtları bu ortamı değerlendirdiler. Şimdi de Ekonomik diye başlayıp yine daha fazla demokrasi ve daha fazla özgürlük olarak seyir değişti. Zaten tek ortak noktada bu olsa gerek.

Batıda İran’daki her rejim muhalifini batı yanlısı zannetme gibi bir yanılgı var. 1953‘te İran petrollerini millileştiren Musaddık’a yönelik darbe ve ardından 1979’a kadar bu darbe sayesinde koltuğunu muhafaza eden Pehlevi hanedanlığının yaptığı icraatler, hem sosyalist hem milliyetçi hem de Dinci çevrelerce ortak bir şekilde tepki gösterilen bir durumdu.

1978’de başlayıp 1979’da neticelenen Şah karşıtı devrim sadece molla takımının değil milliyetçi ve Marksist kesimlerinde ortak bir şekilde katıldığı bir devrimdi. Tabi şahtan sonra oluşan boşluğu ilk dolduran mollalar diğer kesimleri de imha etmekten kaçınmayacaklardı.

İster rejim yanlısı ister muhalifi olsun İran halkı batının söylemlerinden etkilenmiyor. 1953’te Sovyetler Birliği yanlısı Musaddık’a yaşananları affetmeleri mümkün değil. Halen dahi ABD’nin tavrı eleştiri konusu.

Mollaların 1980’de diğer ideolojik kesimleri de tasfiye ederek tamamen tek egemen olmaları ve ardından yaşanan buhran, belki molla karşıtlığını güçlendiriyor ama bu halkta batı yanlılığını arttırmıyor.

İran-Irak savaşında Irak’ın desteklenmesi, İran vatandaşlarına vize yasağı uygulanması, etnik sorunların kışkırtılması ve en önemlisi 40 yıldır acımasızca uygulanan ambargoyu, molla rejimine inat olsun diye halkın görmezden gelmesi mümkün değil.

Bu yüzden İran’da yaşanan her eylemi batıya bağlamak, bu ülkedeki devrimci geleneğe bir hakarettir. Son protestolar, 2009’da ki gibi liberal bir şehir olan Tahran’da değil çoğunlukla etnik veya mezhepsel ayrımcılığa maruz kalan veya emekleri sömürülen işçi ve çiftçi sınıfın yoğunluklu olduğu şehirlerde meydana geldi.

Her ne kadar iktidarda yer alanlar, koltuklarını korumak amacıyla mağdur edebiyatı yapabilmek için her karşılarına çıkan tehdidi “Bunlar batının oyunları” diye yaftalamak isteseler ve buna, biz dahil tüm dünyayı inandırsalar bile, bu durum meşruiyet kazandırmıyor.

Başka emperyalistler sevinmesin diye mevcut anti-demokratik, totaliter, teokratik ve ayrımcı emperyalistlerin yaptıklarına göz yumulamaz.

Muhammed Ali Çalışkan

StratejikOrtak.com MİSAFİR YAZAR

Ege Adaları Meselesinin Geçmişi Nasıl Şekillendi?

19. yüzyılın başlarında Yunanistan devleti kurulurken bazı Batı Ege adaları bu devlete bağlanmıştı. Yunanistan diğer Ege adalarını da ele geçirmek için çalışmalar yapmış, Lozan Antlaşması’yla Ege Denizi’ndeki Türkiye’ye bırakılan Bozcaada, Gökçeada ve İtalya’nın sahip olduğu Meis ve On İki Ada dışında kalan diğer adalar Yunanistan’a bırakılmıştı. II. Dünya Savaşı sonunda galip gelen devletlerin İtalya’yla imzaladıkları Paris Antlaşması’yla Meis ve On İki Ada Yunanistan’a verildi (1947). Böylece Ege Denizi’nde bulunan Bozcaada ve Gökçeada dışındaki adalar Yunanistan’a bağlandı.

Yunanistan, Ege Denizi’nin doğusuna da yerleştikten sonra Türkiye’nin Ege Denizi’ndeki mevcut haklarını ortadan kaldırarak bu denizin tümüne egemen olmak istemiştir. 1974’ten itibaren bu amaçla yaptığı girişimler Türkiye-Yunanistan ilişkilerinde gerginliğin artmasına ve Ege Denizi sorununun ortaya çıkmasına sebep olmuştur.

Bu sorunlar Ege adalarının silahlandırılması, kıta sahanlığı, kara sularının 12 mile çıkarılması ve Ege hava sahası şeklinde sıralanabilir.

Ege Adalarının Silahlandırılması 

Yunanistan, özellikle 1963 Kıbrıs bunalımından itibaren Ege Denizi’nde Türkiye kıyılarına yakın olan adalarla birlikte 1947’de İtalya’dan aldığı Meis ve On İki Ada’yı, Lozan Antlaşması’na aykırı olarak gizlice silahlandırmaya başladı. Bunun üzerine Türkiye bu konuyla ilgili 1964’ten itibaren farklı zamanlarda Yunanistan’a nota vermiştir. 1974’ten itibaren Yunanistan, Ege adalarını açık olarak silahlandırmaya devam etti. Yunanistan adaları NATO tatbikatı kapsamına aldırtarak silahlanma faaliyetlerini meşrulaştırmak istemiştir.

kıta sahanlığı sorunu ile ilgili görsel sonucu

Kıta Sahanlığı Sorunu 

Yunanistan 1961’den itibaren şirketlere Ege Denizi’nin kuzey ve batı kıyılarında petrol arama ruhsatı vermeye başladı. 1970 başlarında arama ruhsat alanını Doğu Ege’yi kapsayacak şekilde genişletti. Böylece Yunanistan Ege Denizi’nde Türkiye ile deniz sınırlarını kendisine göre belirlemeye çalışması iki ülke arasında anlaşmazlığa sebep oldu.

Yunanistan’ın Ege Denizi’ndeki bu faaliyetleri üzerine Türkiye de 1973’te Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığına Ege’nin açık deniz sularında ve kendi kıta sahanlığında petrol arama ruhsatı verdi. Yunanistan’ın bu duruma itirazı iki ülke arasında ”Kıta Sahanlığı Sorunu”nu ortaya çıkardı. 1974 Kıbrıs Barış Harekatı‘nın gerçekleştirilmesi iki ülke ilişkilerini daha da gerginleştirdi.

1976’da Türkiye’nin Sismik-I adlı araştırma gemisi ile Ege Denizi’nde bir araştırma yapması üzerine Yunanistan BM Güvenlik Konseyi sorunun ikili müzakereler yoluyla çözümlenmesi kararı aldı. Uluslararası Adalet Divanı ise Yunanistan’ın Ege’nin uluslararası sularında Türkiye’nin petrol arama girişimlerinin durdurulması isteğini reddetti. BM Güvenlik Konseyi’nin ve Uluslararası Adalet Divanı kararlarından sonra iki ülke temsilcileri Bern’de bir araya geldi. Görüşmeler sonucunda imzalanan ‘Bern Deklarasyonu’ ile taraflar Ege Denizi’nde kıta sahanlığı ile ilgili hiçbir faaliyette bulunmamayı kabul etti.

Kara Sularının 12 Mile Çıkarılması 

Lozan Antlaşması’yla Ege Denizi’nde kara suları genişliği 3 mil olarak kabul edilmişti. Bu genişlik 1936’da Yunanistan 1964’te Türkiye tarafından 6 mile çıkarıldı. 1974’ten itibaren Yunanistan değişik dönemlerde kendi kara sularını 12 mile çıkaracağını ileri sürdü. Bu durum Türkiye tarafından tepkiyle karşılandı.

Ege Denizi’nin %49’unu tüm devletlerin kullanımına açık olan uluslararası sular, %43,6’sını Yunan kara suları, %7,4’ünü de Türk kara suları oluşturmaktaydı. Ege Denizi’nde kara sularının 6 milden 12 mile çıkması halinde uluslararası alan %27,3, Yunan kara suları %64,1,  Türk kara suları %8,5 şeklinde değişecekti. Böylece Yunanistan, Ege Denizi’nde -adaların çokluğu nedeniyle- büyük oranda egemenlik hakkına sahip olabilecek ve üstünlük sağlayabilecekti. Bu durum, Türk gemi ve uçaklarının Ege’den Akdeniz’e çıkışlarına büyük sınırlamalar getirecek, Batı Anadolu ve Boğazlar bölgesinin savunasını da olumsuz etkileyecekti.

Türkiye 1976’da Yunanistan’ın kara sularını 6 milin üzerine çıkarmasını hiçbir zaman kabul etmeyeceğini ve böyle bir uygulamanın savaş nedeni olacağını açıkladı.

ege hava sahası fır hattı ile ilgili görsel sonucu

Ege Hava Sahası (FIR Hattı – Uçuş Bilgi Bölgesi) Sorunu

1974’te kadar bir problem oluşturmayan FIR hattı, Kıbrıs Barış Harekatı sırasında Türkiye’nin güvenliğini tehdit etti. Türkiye 6 Ağustos’ta yayınladığı NOTAM(Havacılara İhtar Bildirimi) ile yeni bir FIR hattı oluşturdu. Bu hatta göre; Türkiye yönünde uçuş yapan her uçak Türk kıyılarına 50 mil kala durumunu ve uçuş planını Türk yetkililere bildirecekti.

Yunanistan ise Kıbrıs Barış Harekatı’ndan sonra, 16 Ağustos’ta Ege Denizi’nin tümünü ”tehlikeli bölge” ilan ederek ve bölgede FIR hizmetlerini durdurarak Ege semalarını uluslararası hava trafiğine dolayısıyla da Türk sivil ve askeri uçaklarına kapattı. Türkiye’nin Ege’deki haklarını zedeleyen bu durum, özellikle sivil havacılık yönünden çeşitli zorluklarla karşılaşılmasına ve iki ülke arasında da yeni bir sorunun ortaya çıkmasına yol açtı.

1977’de Türkiye’nin, Ege hava sahasını Yunanistan ile ortaklaşa kontrolü konusundaki girişimleri Yunanistan tarafından kabul edilmedi. NATO‘nun Türkiye ve Yunanistan ile yaptığı temaslar sonucunda her iki tarafın da daha önceden almış olduğu Ege hava sahası ile ilgili kararları yürürlükten kaldırmaları ile sorun çözüldü. Ege Denizi tekrar sivil havacılığa açıldı.

H. Anıl Tezsehen

StratejikOrtak.com MİSAFİR YAZAR


Kaynak: Kızıltan H. (2012). Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi

Referandumdan Sonra IKBY’de Neler Değişti?

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY), 25 Eylül’de düzenlenen bağımsızlık referandumu sonrası birçok sorun ile uğraşıyor. 16 Ekim’de Irak ordusunun Kerkük operasyonu sonucu IKBY’nin güvenlik gücü olan peşmerge, 2014’ten sonra işgal ettiği topraklardan çekilmek zorunda kalarak büyük hezimet yaşadı. Kuzey Irak yönetimi referandumun bedelini öyle ağır ödedi ki, bölgenin yegane lideri olarak kabul edilen Mesud Barzani, 12 yıl boyunca yürüttüğü görevinden istifa etti.

Referandumun üzerinden geçen 3 ayda IKBY’de neler oldu?

– Referandumdan 4 gün sonra Irak Sivil Havacılık Kurumu, Erbil ve Süleymaniye Havalimanlarındaki uluslararası uçak seferlerini askıya aldı. 28 Şubat 2018’e kadar sürecek olan yasağın daha da uzatılabileceği belirtiliyor.

Kerkük ve tartışmalı bölgelerin yüzde 95’inin kaybetti.

– Kerkük’ten çekilmeden önce günlük 550 bin varil petrol ihraç eden IKBY’nin şu andaki üretimi 250 bin seviyelerine kadar geriledi.

– Ekonominin can damarı petrol gelirlerinin azalması, maaşların ödenmesinde sıkıntı yarattı. Süleymaniye’de 18 Aralık’ta hükümet karşıtı büyük gösteriler düzenlendi. Halen maaşların her ay düzenli ödenmediği belirtiliyor.

– Bir diğer ekonomi kaynaklarından turizm büyük darbe yedi. Bölgedeki turist sayısında son üç ayda yüzde 90 düşüş yaşandı.

– Yaşanan siyasi kriz koalisyondaki muhalefet partileri Goran (Değişim) Hareketi ve İslami Toplum Partisi’nin (Komel), hükümetten çekilmesine neden oldu.

– Almanya ve Kanada gibi ülkeler, uluslararası alanda itibar kaybeden peşmergeye verilen eğitimleri durdurdu.

– Türkiye’nin Irak’a açılan ve Erbil yönetiminin kontrolünde olan sınır kapılarının kontrolünün Bağdat’a verileceği açıklandı. Hatta doğrudan Bağdat’a bağlanan yeni bir sınır kapısının kurulacağı bildirildi.

– İran, ilk etapta sınır kapılarını kapatsa da 18 Aralık’ta IKBY ile olan sınır geçişlerini yeniden tamamen açtığını duyurdu.

* Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) kontrolünde bulunan havalimanları ve sınır kapılarının yönetimini henüz merkezi hükümete devredildiği açıklandı ancak bu daha sonra yalanlandı. Bu iddianın Bağdat ile Erbil arasındaki görüşmelerde yer aldığı belirtildi. Erbil yönetiminin bunu metni imzalamak zorunda kalacağı için bu iddianın kesinmiş gibi medyaya yansıtıldığı öne sürüldü.

Kaynak: StratejikOrtak.com

https://stratejikortak.com/2017/12/ikby-petrol-boru-hatti-haritasi.html

Diplomaside Haklı Olmak Yeterli Mi?

Uluslararası arenada haklı olmak yoksa güçlü olmak mı iyidir?

Devletler BM’de, NATO’da veya başka mecralarda kendilerini savunurken, her zaman haklılıklarını dile getirmekte ve karşı tarafları haksız olmakla suçlamaktadırlar. Ayrıca devletler yaptıkları bu savunmaları kendi iç işlerinde de kullanmakta ve yönettiği insanlara haklı olduklarını iddia etmektedirler. Ancak bahsi geçen tartışmalarda güçlü olmak mı önemlidir yoksa haklı olmak mı?

Örneğin ABD’nin hemen hemen her arenada haksız olduğu neredeyse bütün ülkeler tarafından dile getirilmektedir. Dile getirenlerin arasında Rusya ve Almanya gibi güçlü devletler de bulunmakta. Düşünüldüğü zaman ABD’ye hesap sorduğunu sanan ülkeler ABD’ye ne ölçüde zarar vermiştir? Kim ABD’ye yaptığı işlerde haksız olduğu için hesap verdirmiş? Cevabı tabi ki hiç kimse. ABD yaptığı ile kalmıştır.

Diğer bir örnek ise İsrail. İsrail Devleti ilk kurulduğu günden bu yana skandal sayılabilecek birçok eyleme imza atmıştır. Burası tartışılmaz ancak yine düşünüldüğü zaman kim İsrail’e zarar vermiştir? Hangi batılı ülke İsrail’e yaptıkları için hesap verdirmiştir? Kim İsrail ile ilişkileri kesmiş ve kim ambargo uygulamıştır?

Yine bir örnek verecek olursak, Saddam Hüseyin, Kaddafi gibi diktatörler haklı haksız birçok noktada yaptıklarından dolayı hayatlarını kaybetmişlerdir. Neden? Haksız oldukları için mi?

Ya da Arakanlı Müslümanları düşünelim. 1 milyondan fazla Müslüman anayurtlarından ayrılmış ve mülteci konumuna düşmüş. Müslümanları katleden sözde Budistler skandallara imza atmıştır. Evet, Arakanlı Müslümanlar haklıdır ve seslerini Dünya’ya duyurmaktadırlar. Ancak Arakan güçlü olan kimsenin dikkatini çekmemektedir.

Dünya siyasi tarihinde bununla alakalı sayısız örnek verebiliriz. Gerek geçmişte gerekse günümüzde ise değişmeyen tek şey haklı olanın değil güçlü olanın kazandığıdır.

 

Örnekler tekrar değerlendirilecek olunursa, ABD Dünya siyasetinde en güçlü konuma geldiğinden beri kimseye hesap vermemekte ve güçsüz olanları ezmektedir. Yine İsrail’e gerçek anlamda güçlü bir devlet hesap sormadan İsrail yapacaklarından vazgeçmeyecektir. Ancak haklı olmak yerine güçlü olunursa sözümüz dinlenebilir. Dünya tarihinde aksini gösteren başka bir örnek bulunmamakta.

Yine yukarıda bahsi geçen Saddam ve Kaddafi gibi diktatörlerin devrilmesinin nedeni, onları devirenlerin haklı oldukları için değil güçlü oldukları içindir. Arakanlı Müslümanların durumunu düşündüğümüzde, Myanmar hükümetine haklılığımızı dile getirdiğimizde kim dinledi?

Konu veya ülke her ne olursa olsun, BM toplantılarında söz hakkı alıp konuşan ülke temsilcilerinin sözleri, güçlü ülkelere göre boş laftan başka bir şey değil. Şu ülke zulüm etti, şu ülke katliam yaptı demek boş iş. Bu yüzden Ermenistan gibi güçsüz bir ülke Dünya’nın en güçlü ülkesini kendi yanına çekmeye çalışıyor. Ermenistan kendi başına yaptığı söylemlerinin bir işe yaramayacağının farkında. Önemli olan ABD gibi güçlü devletlerin bunu kabul etmesi.

Yukarıdaki bilgilerin ve örneklerin ışığında, gerçekten de farkına varılması gereken tek bir husus var. O da haklı olmanın üste çıkmak için yeterli bir neden olmayacağı gibi.

[24 Aralık-31 Aralık] Askeri ve Diplomatik Haberlerin Arşivi

24 Aralık ile 31 Aralık arasında gözden kaçan bazı askeri ve diplomatik gelişmeleri “Dünyada neler oldu?” başlığı altında sizler için derledik.

İran’da enflasyonun, işsizliğin ve yolsuzlukların artmasını protesto amaçlı başlayan gösteriler hükümet karşıtı eylemlere dönüştü. Meşhed’de 52 kişinin gözaltına alındığı, başkent Tahran’da da gözaltılar olduğu bildirildi. Göstericiler, Cumhurbaşkanı Ruhani karşıtı sloganlar attı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, İran’daki gösterileri yakından takip ettiklerini açıklayarak, olaylar sırasındaki tutuklamaları kınadıklarını bildirirken “Bütün ülkeler İran’daki gösterilere açık şekilde destek vermeli” denildi.

Avustralya’nın kuzey sahilindeki Darwin kentinde bulunan hava üssünün, Endonezya kıyılarındaki tarafsız suların hava sahasında Rus TU-95MS stratejik bombardıman uçaklarının tespit edilmesi nedeniyle ‘alarm durumuna’ geçirildiği bildirildi.

Rusya ile Türkiye arasında hava savunma sistemleri S-400’e ilişkin nihai anlaşmanın imzalandığı öğrenildi.

-Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Sudan’ın başkenti Hartum’u ziyareti, Çad ve Tunus’u da içeren Afrika turunun ilk durağı oldu.

-Sudan’ın bağımsızlığından bu yana, Türkiye’den bu ülkeye “cumhurbaşkanı” düzeyinde yapılan ilk resmi ziyaret olması açısından tarihi öneme sahip. Ziyaretin en dikkat çeken yanı ise “Savakin Adası’nı bize tahsis edin tamamını restore edelim ve ülkemden buraya turist akınını göreceksiniz ve tarih yeniden ayağa kalkacaktır” diyen Erdoğan’ın teklifinin Sudan tarafından memnuniyetle kabul edilmesi oldu.

Savakin Adası ile ilgili tartışmaların nedeni, adanın stratejik konumu ve oluşturduğu “üçgen” Kaynak :CNN Türk

 

Sudan’ın Riyad Büyükelçiliği tarafından yapılan yazılı açıklamada Türkiye ile yapılan Savakin Adası anlaşmasının Arap ülkelerinin güvenliğini tehdit etmediği ifade edildi.

Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şükri, ülkesinin içişlerine müdahale edilmemesi ilkesine bağlı kalarak Türkiye’yle arasındaki her türlü gerginliğin aşılması konusunda istekli olduğunu belirtti.

Tunuslu kadınları uçuşlarına almayı reddederek ‘ayrımcılık’ yapmakla suçlanan Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Emirates havayolu şirketine ait uçakların başkent Tunus’a iniş yapması yasaklandı.

-Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘a Sudan’daki Hartum Üniversitesi tarafından fahri doktora takdim edildi.

Somali’deki IŞİD’ciler ilk kez yayımladıkları videoda “yalnız kurtlara” Noel ve yılbaşında çocukların olup olmadığına aldırmaksızın saldırı düzenleme çağrısı yaptı.

-Türkiye’den ilk kez bir cumhurbaşkanı Çad’ı ziyaret etti. Resmi temaslarda bulunmak üzere Çad’ın başkenti Encemine’ye giden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Çad Cumhurbaşkanı İdris Debi tarafından resmi törenle karşılandı.

-Çad’ın en işlek caddelerinden olan, aynı zamanda Valilik ve ABD Büyükelçiliğinin de yer aldığı “Devlet Caddesi”nin ismi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Çad ziyareti ve İstanbul-Encemine “kardeş şehir” ilişkisinin nişanesi olarak “İstanbul” şeklinde değiştirildi.

Encemine’de adı İstanbul olarak değiştirilen cadde. Kaynak: AA

Erdoğan: “Esed, devlet terörü estirmiş bir teröristtir” diyerek “Esed’le yürümek kesinlikle mümkün değildir. Ne için? 1 milyona yakın vatandaşını öldürmüş olan bir Suriye’nin başkanıyla nasıl olacak da geleceği kucaklayacağız?” açıklamasında bulundu.

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad için ‘Devlet terörü estirmiş bir teröristtir’ ifadesini kullanmasının hukuki bir temele oturmadığını söyledi.

Sudan Enformasyon Bakanı Ahmed Bilal Osman, ülkesinin, Türkiye ile yakınlaşmanın faturasını ödemeye hazır olduğunu söyledi ve “Sudan halkının aşağılanmasını kabul etmeyeceğiz” dedi.

Liberya’da devlet başkanlığı seçiminin galibi resmi sonuçlara göre eski futbol yıldızı George Weah oldu. Weah oyların yüzde 61.5’ini aldı. 1998’de “Yüzyılın Afrikalı Oyuncusu” ödülünü alan Weah, Afrika’nın yetiştirdiği en büyük futbolcu olarak tarihe geçti.

Trump’ın mülteci programını askıya almasına yargı engeline takıldı. Seattle Bölge Mahkemesi Federal Yargıcı James Robart, ABD Başkanı Donald Trump’ın 24 Ekim’de 11 ülkeden gelen mülteci kabullerine yönelik aldığı durdurma kararını kısmen askıya aldı.

ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıması sonrası bölgede yaşanan şiddet olaylarında ölen Filistinli sayısı 12’ye yükseldi.

-Suriye ve Irak’ta yenilgiye uğrayan IŞİD’in Afganistan’daki varlığını ciddi biçimde artırdığını belirten Kremlin’in Afganistan Özel Temsilcisi Zamir Kabulov, örgütün bu ülkedeki militan sayısının 10 bini aştığını söyledi.

İsrail hükümetinin, işgal atındaki Doğu Kudüs’teki Yahudi yerleşim birimlerine ek olarak 300 bin yeni konut inşa etmeyi planladığı bildirildi.

-Suriye hükümet güçlerinin Şam’ın güneybatısındaki Mogr el Mir yerleşiminde mevzilenen Fetih el Şam (Nusra Cephesi) militanlarını çembere aldığı duyuruldu.

-İsrail mahkemesi,‘Filistin’in cesur kızı’ lakabıyla tanınan 16 yaşındaki Ahed Tamimi’nin yargı sürecinde kefaletle serbest bırakılması teklifini reddetti.

Filistin’de direnişin sembolü haline gelen 16 yaşındaki Ahed Tamimi

Guatemala Devlet Başkanı Jimmy Morales, resmi Facebook hesabından yaptığı açıklamada İsrail Başbakanı Benyamin Netenyahu ile yaptığı görüşmeden sonra büyükelçiliği Kudüs’e taşımaya karar verdiğini söyledi.

-İsrail polisi, gözaltına alınan ve serbest bırakılan 2 Türk vatandaşını sınır dışı etmek üzere yeniden gözaltına aldı ve Abdullah Kızılırmak ve Mehmet Gargılı isimli iki Türk vatandaşını sınır dışı etti.

-Suriye Kürtleri Ulusal Konseyi (ENKS): “Suriye Ulusal Diyalog Kongresi’ne 24 Kürt yetkili katılacak, PYD olmayacak” dedi.

Suudi Arabistan 1 yıl önce kaçırılan Şii hakim Muhammed el Cirani’nin cesedini bulduğunu duyurdu.

Bitcoin inişli çıkışlı bir grafik eşliğinde kısa sürede değerini defalarca katlayarak gündemden düşmezken kripto para birimlerine bir yenisini İsrail’in eklemesi bekleniyor.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Soçi’de 29-30 Ocak’ta gerçekleştirilecek Suriye Ulusal Diyalog Kongresi’nin katılımcı listesinde yaklaşık 1700’den fazla ismin yer aldığını söyledi.

-Dünyanın en etkili genç insanları arasında gösterilen Grammy ödüllü şarkıcı ve müzisyen Lorde, İsrail’de vereceği konseri, İsrail’i boykot ettiğini belirterek, iptal etti.

Kuveyt’te aralarında akademisyen, diplomat ve siyasetçilerin de olduğu bir grup, imzaladıkları ortak bildiriyle Körfez ülkelerine krizi sonlandırma çağrısı yaptı.

‘Hanzala Cesaret Ödülü’ sahibi 16 yaşındaki Filistinli Ahed Tamimi ile annesi Neriman ve kuzeni Nur Naci Tamimi’nin gözaltı süreleri 4 gün daha uzatıldı.

İsrail Savunma Bakanı Avigdor Liberman, Filistinlilere idam cezası getirilmesini öngören yasa tasarısının İsrail Parlamentosu Knesset’te oylamaya sunulacağını bildirdi.

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Parlamentosu Başkanı Yusuf Muhammed, görevinden istifa ettiğini duyurdu.

IKBY parlamentosu eski başkanı Yusuf Muhammed

Suriye silahlı muhalefetinden yaklaşık 40 grubun Suriye Ulusal Diyalog Kongresi’ne karşı çıktığı ve Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın görevi bırakması talebine bağlılıklarını koruduğu belirtildi.

Mısır’da Sina Yarımadası’nda meydana gelen terör saldırıları nedeniyle yargılanan ve haklarında idam kararı verilen 15 mahkum İskenderiye ve Bahire kentlerinde idam edildi.

Fener Rum Patriği Bartholomeos, Kudüs’de statükonun korunması gerektiğini vurgulayarak Filistin halkının son yıllarda büyük haksızlıklara uğradıklarını söyledi.

İsrailli milletvekili Oren Hazan Filistinli tutuklu yakınlarına “Senin oğlun bir köpek!” diyerek hakaret etti.

-Trump’ın ‘derin devletle’ mücadele kapsamında özel bir istihbarat ağı kurmayı planladığı öne sürüldü. İddiaya göre savaş suçuyla itham edilen özel güvenlik şirketi Blackwater’ın kurucusu Prince ile İran-Contra skandalının başrolündeki North, toplayacakları istihbarattan sadece Trump ve CIA Başkanı Pompeo’yu haberdar edecek.

Eski Hamas Siyasi Büro Başkanı Halid Meşal, ABD’nin Kudüs kararına Arap ve İslam aleminin cesurca karşı çıktığını söyledi.

Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın yolsuzlukla mücadele gerekçesiyle gözaltına aldırdığı yaklaşık 200 üst düzey isimden 23’ü hükümetle anlaşmaya varmalarının ardından serbest bırakıldı.

-Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Dışişleri Bakanı’nın Fahrettin Paşa ile ilgili hakaretleri büyük eleştirilerin hedefi olurken, Suudi Arabistan’da yayınlanan bir programda Amid El-Şehri BAE Dışişleri Bakanı’na sahip çıkarak “Osmanlı teröristti” denildi.

Suriye’nin Hama kenti yakınlarında Suriye Hava Kuvvetleri’ne ait bir savaş uçağının teröristler tarafından vurulduğu belirtildi. Uçağın pilotunun yaşamını yitirdiği bildirildi.

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) unsurlarından oluşan yeni bir grubun Katar’ın başkenti Doha’nın 30 kilometre güneybatısındaki El Udeyd Hava Üssü’ne ulaştığı bildirildi.

Türk askeri Katar’da

-ABD’nin İsrail Büyükelçisi David Friedman’ın, ABD Dışişleri Bakanlığından, resmi belgelerde Batı Şeria için “işgal altında” ifadesini kullanmaya son vermesini istediği bildirildi.

-Ortadoğu turuna çıkan Japonya Dışişleri Bakanı: “Büyükelçiliğimizi Kudüs’e taşımayacağız.”

Başbakan Binali Yıldırım, Kudüs krizi sonrası resmi temaslarda bulunmak üzere Suudi Arabistan’a gitti.

İsrail Savunma Bakanı Avigdor Liberman, Batı Şeria’da 3 Yahudi yerleşimciyi öldüren Filistinli Ömer el Abd’in idam edilmesi çağrısında bulundu. Liberman “Yahudi kanı ucuz değildir. Teröristlere hapiste bile yer yok” dedi.

-Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, El Nusra Cephesi’nin (yeni adıyla Fetih el Şam) dış ülkelerden yardım aldığını gösteren verilere sahip olduklarını söyledi.

İsrail, Ağlama Duvarı yakınındaki tren istasyonuna Trump’ın adını verecek.

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Dışişleri’nden Sorumlu Devlet Bakanı Enver Gargaş, Araplara, İran ve Türkiye’nin liderlik edemeyeceğini söyledi. Gargaş ”Tahran ile Ankara’nın bölgedeki hırslarıyla mücadele etmek için Arap alemi birleşmeli” dedi.

İran meclisi Kudüs’ün tamamının Filistin’in ‘ebedi’ başkenti olarak tanınmasına yönelik karar aldı.

Kaynak: AA

ABD Başkanı Donald Trump, Pakistan’da İslamabad yönetimini ‘teröristlere sığınacak liman sağlamakla’ suçlayarak Pakistan’a yapılan dış yardımı kesme tehdidinde bulundu.

İran dini liderinin başdanışmanı Ali Ekber Velayeti, İİT’nin İstanbul zirvesinde Doğu Kudüs’ü Filistin Devleti’nin başkenti olarak tanıyan karara tepki gösterdi: ”Filistin topraklarını ve Kudüs’ü bölme anlamına geliyor. Bir Kudüs var, o da Filistin’in başkentidir” dedi.

Suriye’de hükümetin izni dışında operasyonlar yürüten ABD öncülüğündeki koalisyon, Suriye hükümet güçlerinin kontrolündeki bölgelerde operasyon yapmayacağını açıkladı.

Irak merkezi hükümetinin, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ndeki (IKBY) Erbil Uluslararası Havalimanına yönelik uluslararası uçuş yasağının süresini 2 ay daha uzattığı belirtildi.

İsrail makamları, Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC) üyesi, milletvekili Halide Cerrar hakkında İsrail mahkemesinin verdiği “idari tutukluluk” kararını bir kez daha uzattı.

Afganistan’ın başkenti Kabil’de bir kültür merkezinin hedef alındığı saldırıda en az 40 kişi hayatını kaybetti, 48 kişi de yaralandı. ‘Ekimde en az 69 kişinin öldüğü patlamalardan bu yana en kanlı saldırı’ olarak nitelendirilen saldırıyı IŞİD üstlendi.

İsrailli 63 genç, ‘İşgalin bir parçası olmayacağız’ başlıklı bir mektupla Başbakan Benyamin Netanyahu’ya orduya katılmayacaklarını yazdı.

-Amerikan aksanıyla İngilizce konuşan bir militan, IŞİD taraftarlarına ABD’de kontrolsüz silah edinmeye izin veren yasalardan faydalanıp saldırı düzenlemeleri çağrısı yaptı.

-IŞİD militanları ile ailelerinin ABD öncülüğündeki koalisyon ve YPG’nin başını çektiği Demokratik Suriye Güçleri’nin (DSG) ortak operasyonuyla Rakka’dan güvenli bir şekilde tahliye edilmesine ilişkin yeni görüntüler basına yansıdı.

İran’ın Ankara Büyükelçiliği, yeni yıl arifesinde Türkiye’deki güvenlik koşullarını gerekçe göstererek İran vatandaşlarına gerekli olmadığı takdirde Türkiye’ye seyahat etmemeleri uyarısında bulundu.

-Peşmerge Bakanlığı Sözcüsü Helgurd Hikmet, IŞİD’le savaş kapsamında hem ABD öncülüğündeki koalisyonun hem de Almanya’nın Peşmerge’ye eğitim-silah desteğine devam edeceğini söyledi.

Mısır’ın Ariş kentinde askeri araca düzenlenen saldırıda aralarında bir albay ile bir yarbayın da bulunduğu 7 asker öldü.

İran’ın başkenti Tahran’da İslami kıyafet kurallarına uymayan kadınların artık gözaltına alınmayacağı duyuruldu. Ancak yasayı ihlal kadınlar polis tarafından yapılan eğitimlere katılacak.

Mısır’ın başkenti Kahire’nin güneyindeki bir kilisede silahlı saldırı düzenlendi. Güvenlik kaynaklarının verdiği bilgiye göre en az 9 kişi hayatını kaybetti, yaralı saldırgan da gözaltına alındı. Saldırı IŞİD tarafından üstlenildi.

-Putin, Rusya’nın Tartus’taki üssünün genişletilmesiyle ilgili anlaşmayı imzaladı.

Tartus’ta Rus askeri

-Suudi Arabistan’da yolsuzluk iddiasıyla gözaltına alınan eski Kral Abdullah’ın oğulları Prens Meşal bin Abdullah ile Prens Faysal bin Abdullah’ın serbest bırakıldığı açıklandı.

300 El Nusra Cephesi (yeni adıyla Fetih el Şam) militanının aileleriyle birlikte Şam’ın Batı Guta bölgesine bağlı Beyt Cin kasabasından ayrılarak İdlib’e hareket ettiği belirtildi.

-ABD’li ve İsrailli yetkililerin, İran’ın Ortadoğu’daki faaliyetlerini engelleme planı üzerinde anlaştığı iddia edildi.

-Iraklı askerler, ABD yapımı Humvee zırhlı araçlarına Rus yapımı Kornet-E tanksavar füze sistemlerini yerleştirdi.

-Tarihçi ve akademisyen Prof. Dr. İlber Ortaylı, “Medine’den çekilmedik. İstediğin kadar mütareke imzala biz burayı terk etmeyiz. Fahreddin Paşa olayı da o. Fahreddin Paşa, ‘Ben burayı terk etmem’ dedi. ‘Burayı, bu İngilizlere verip gitmem, bu Araplar daha beter’ dedi. Etrafındaki askerler, ‘Biz buradan gitmeyiz’ dediler” şeklinde konuştu.

Filipinler felaketlerle boğuşuyor. Onlarca kişinin öldüğü tropikal fırtınanın ardından, ülkenin güneyinde yer alan Davao’daki alışveriş merkezinde çıkan yangında 37 kişi yaşamını yitirdi.

-Kuzey Kore: BMGK’nın yeni yaptırımları ‘savaş nedeni’

Çin’de üretilen ve dünyanın en büyük amfibi uçağı olarak bilinen AG600, ilk uçuşunu gerçekleştirdi.

Güney Koreli hükümet kaynakları, Kuzey Kore’nin üretimini tamamladığı Parlak Yıldız-5 uydusunu uzaya fırlatmaya hazırlandığı iddia etti.

Köpek Yılı’na hazırlanan Çinliler, Trump’ın da Köpek Yılı’nda doğmuş olmasını fırsata çeviriyor.

-ABD yönetimi, Kuzey Kore’nin nükleer silah faaliyetleriyle ilişkili oldukları gerekçesiyle Pyongyang rejiminin 2 üst düzey yetkilisi hakkında yaptırım kararı aldı.

Çin hükümeti, başkent Pekin dahil üç kent için 53 ülkeye 6 günlük vize serbestisi uygulayacağını açıkladı.

Japonya hükümetinin, Kore Yarımadası’nda geniş çaplı bir savaşın başlamasıyla ilgili senaryoları incelediği belirtildi.

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un yeni yıl mesajında ülkesinin nükleer ve balistik füze programlarından vazgeçmeyeceğini belirterek ‘nükleer düğmenin daima masasının üzerinde‘ olduğunu söyledi. Kim “ABD ana karasının tümü nükleer saldırı menzilimizde. ABD bana ve ülkemize karşı asla bir saldırı başlatamaz” dedi.

-Güney Kore’nin Chosun Ilbo gazetesi, Çin’in BM Güvenlik Konseyi kararlarını ihlal ederek Kuzey Kore’ye petrol sattığını öne sürdü.

-Ortadoğu’daki temaslarının ardından Türkiye’ye geçen mevkidaşı ile ortak basın toplantısı düzenleyen Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu: “15 Temmuz’dan sonra bize en güçlü destek veren ülkelerden bir tanesi Japonya’ydı” dedi.

-Kuzey Kore’de bir ay önce 29 Kasım’da gerçekleştirilen ‘Hwasong-15′ adlı kıtalararası balistik füze denemesi şerefine yeni posta pulları basıldı.

Venezüella, Brezilya’nın Caracas Büyükelçisi Ruy Pereira ile Kanada Maslahatgüzarı Craig Kowalik’i ‘istenmeyen kişi’ ilan etti.

Brezilya, Caracas Büyükelçisi Ruy Pereira’yı sınır dışı eden Venezüella’nın Brasilia maslahatgüzarını ‘persona non grata’ (istenmeyen kişi) ilan ederek diplomatik misilleme gerçekleştirdi.

Peru’da yolsuzluk ve insan hakkı ihlallerinden 25 yıl hapse mahkum edilmesine rağmen sağlık durumu nedeniyle affedilen eski devlet başkanı Alberto Fujimori, Peru halkından kendini affetmelerini istedi.

Kıbrıs’ta yeni gerilim: Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin ilan ettiği MEB’e Saipem 12000 isimli sondaj platformunun sabitlenmesi çalışmaları başladı. Türk savaş gemilerinin sessiz takipte olduğu iddia edildi. KKTC için ise Türkiye’nin yeni sondaj gemisi Deep Sea Metro II ise Yunanistan’ın güneyinden Ege Denizi’ne girdi.

Deep Sea Metro II

Avusturya Başbakanı Sebastian Kurz, Bild gazetesine verdiği röportajda “Türkiye’nin Avrupa Birliği’nde (AB) yeri yok” dedi.

Litvanya Devlet Başkanı Dalia Grybauskaitė, Rusya’yla savaşmak değil, işbirliği yapmak gerektiğini belirtti.

-ABD’nin Soğuk Savaş döneminde Grönland’da kurduğu nükleer üssün küresel ısınma yüzünden buzların erimesiyle denize tonlarca zehirli madde yayacağı uyarısı yapıldı.

WikiLeaks sitesinin kurucusu Julian Assange’ın Twitter hesabı bilinmeyen bir nedenle silindi.

İsviçre Konfederasyon Başkanı Doris Leuthard, ülkesinin AB ile ilişkisinde bazı belirsizliklerin giderilmesi için referanduma gidilmesinin yararlı olabileceğini söyledi.

ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Nikki Haley, 2018-2019 mali yılında ABD’nin BM için ayırdığı fonu 285 milyon dolar azaltacağını açıkladı. Bu durum “ABD’yi Kudüs konusunda yalnız bırakmak, BM’ye ‘285 milyon dolara mal oldu’” yorumunu gündeme getirdi.

Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel, Türkiye-Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinde alternatif yollar aranması gerektiğini belirterek, Brexit’in (İngiltere’nin AB’den ayrılması) Türkiye ve Ukrayna ile ilişkilerde yeni bir model oluşturabileceğini söyledi.

Atatürk Havalimanı saldırısının planlayıcısı olduğu belirtilen ve Gürcistan’da 17 saatlik operasyonun ardından öldürülen Ahmed Çatayev’in, Türkiye ve Gürcistan’da diplomatik misyonlara yönelik terör saldırısı planladığı belirlendi.

-Son dönemde Rus savaş gemilerini sıkı takibe alan İngiltere Savunma Bakanlığı, Kuzey Denizi’ndeki İngiliz karasularında seyreden Amiral Gorşkov’a, HMS St Albans isimli firkateyniyle refakat etti.

-1 Ocak’tan itibaren Avrupa Birliği (AB) dönem başkanlığını üstlenecek olan Bulgaristan’ın 6 aylık programında Türkiye’ye çok az yer vermesi, ‘dışlama’ yorumlarına sebep oldu.

-Alman basınına yansıyan bilgilere göre aylardır Türkiye’de tutuklu bulunan bir Alman vatandaşı daha serbest bırakıldı.

AK Parti, Erdoğan’ın talimatıyla Rusya dahil 7 ülkede temsilcilik açmaya hazırlanıyor. Listede ABD, Almanya, İngiltere, Fransa, Bosna Hersek ve Makedonya var.

Hollanda Savcılığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın engellenmesini protesto eden 6 kişi hakkında dava açtı.

Almanya Federal Anayasa Mahkemesi, ‘Auschwitz Muhasebecisi’ olarak bilinen 96 yaşındaki Oskar Gröning’in hapis cezasını erteleme talebini reddetti.

96 yaşındaki Oskar Gröning

Fransa Savunma Bakanı Parly, Doğu Akdeniz’de IŞİD’e karşı operasyonlarda kullandıkları Rafale tipi savaş uçaklarının ikisini Fransa’ya geri çektiklerini açıkladı.

Netflix’in Youtube kanalından yayınladığı ‘Black Mirror’ yeni yıl klibinde, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ABD halkına seslenerek onlara ‘parlak gelecek’ vaat ediyor.

-Domates üreticilerini denetlemek üzere Türkiye’ye gelen Rusya Tarım Ürünleri Denetim Ajansı (Rosselhoznadzor) uzmanları çalışmalarını tamamladı.

-Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, önümüzdeki mart ayında düzenlenecek başkanlık seçimlerinde aday olmak için gerekli belgeleri Merkezi Seçim Kurulu’na resmen sundu.

Samsunspor Dağılıyor Mu ?

0

Samsunspor Divan Kurulu, 3-10 Ocak tarihleri arasında acil ödemeler kapsamında futbolcuların 4 milyon TL tutarındaki alacakları ödenemezse 14 futbolcunun tamamen serbest kalacağını, daha sonraki süreçte de bütün futbolcuların serbest kalabileceğini açıkladı.

Samsunspor Haber – TFF 1. Lig takımlarından Samsunspor, sıkıntılı günler geçirmeye devam ediyor. Sezona şampiyonluk parolasıyla başlayan yönetim, alınan kötü sonuçların ardından olağanüstü seçimli kongre kararı almış, daha sonra da istifa etmişti. Futbolcular toplu olarak yaptıkları basın açıklamasında ise sezon başından beri kendilerine hiçbir ödeme yapılmadığını dile getirmişlerdi.

ORTALIK TOZ DUMAN

Divan kurulundan yapılan son açıklamada ise 3-10 Ocak tarihleri arasında futbolculara toplam 4 milyon TL ödenmediği takdirde 14 futbolcunun tamamen serbest kalacağı açıklandı.Samsunspor Divan Kurulu’ndan yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı: “Samsunspor Yönetim Kurulu kongre günü istifasını Samsun Valisi Osman Kaymak’a sunmuş, Vali Kaymak istifayı reddederek görevlerine devamını istemişlerdir. Buna rağmen yönetim kurulu üyeleri bu kararı geri almamışlar, dilekçelerini topluca Kulüp Başkanlık Divan Kurulu’na sunmuşlardır.

KRİTİK GÜNLER BAŞLADI

3 Ocak’ta başlayıp, 10 Ocak gününe kadar devam eden acil ödemelerde (4 milyon TL) kilitlenildiğini, içine düşülen bu kaos ve ödeme planı çözülmediği takdirde futbolculardan 14’ünün tamamen serbest kalacağını, yapılandırılmış borç nedeniyle SSK’ya olan borcun taksit tutarı 187 bin 710 TL’nin 2 Ocak 2018 günü ödenmediği takdirde tüm yapılandırmalar iptal edilerek, kulübün tüm borcu def’aten ödemek zorunda kalacağı, bu halde de mevcut borcun katlanarak faizleriyle artacağı, futbolcu borçlarının ödenmemesi durumunda tüm futbolcuların serbest kalacağı gibi gerçeklere çözüm aramaları yapılmıştır.

KONGRE KARARI ALINDI

Ayrıca Denetleme Kurulu üyeleri, tüzük gereği olağanüstü seçimli genel kurulu kararı almıştır. Kentimizin tüm mülki amirlerini, siyasetçilerini ve ilgilileri Samsunspor’a destek vermeye davet ediyoruz.” Samsunspor, tüzük gereği en geç 1 ay içerisinde tekrar seçimli olağanüstü genel kurul gerçekleştirecek.

Kaynak: Samsunspor Haberleri

Kepçe Kulak Estetiği Operasyonu Nasıl Gerçekleştirilir?

0

Teknolojinin her geçen gün gelişmesi ile birçok operasyonun kolaylaşması ve alternatiflerinin doğması söz konusudur ve böylece en basit bir kaş ekimi işleminden kimyasal peelinge kadar birçok çeşitli tedavi yönteminin de kolaylığı hastaların önüne sunulmaktadır. Bunlardan biri olan kepçe kulak hastalığı, bazı kişilerde genetik olarak doğumsal olan, bazı kişilerde ise sonradan gerçekleşen bir rahatsızlık türüdür. Kulakların normal oranından daha fazla dışarıda gözükmesi durumu olarak adlandırılan kepçe kulak deformilesi, kepçe kulak estetiği uygulanarak çözülmektedir. Tıptaki adı otoplasi olarak geçer ve hastanın yüzünün estetik açıdan bozuk görünmesine yol açar. Ancak çeşitli yöntemlerle çözülen bu rahatsızlık için hastanın yaşının on sekiz ve üzeri olması gerekmektedir.

Kulak gelişiminin tamamlanmasından sonra yapılan estetik operasyonu, genel anestezi ile uygulanmaktadır. Lokal anestezi de uygulanan kulak estetiği operasyonunda kulaktaki kıkırdak bölgesinin arkasına bir kesik atıldıktan sonra kıkırdak yapısına şekil verilir. Ardından dikişler sayesinde kulağın alacağı son şekil ayarlanır. Bir saat civarı süren kepçe kulak estetiği operasyonunda kulaktaki sütür maddeleri kendiliğinden eriyerek gizli dikiş halinde kapatılır.

Bunun yanında lazerle yapılan kepçe kulak operasyonu da mevcuttur. Son zamanlarda gündeme gelen lazerle kepçe kulak estetiği operasyonunda normal operasyondan farklı olarak kesikler lazer ile yapılmaktadır. Lazer teknolojisi sayesinde herhangi bir kesik izi ya da kanama olmaz. Sert kıkırdak dokuları da lazer teknolojisi ile yumuşatıldıktan sonra kıkırdağa belirli bir açı verilir ve kalıcı bir çözüm uygulanmış olur. Alternatif olarak iple yapılan kepçe kulak operasyonları da mevcuttur. Anestezinin ardından kulağa yerleştirilen iğne ile birlikte medikal ip yardımı sayesinde kulağa istenilen açı verilir ve ardından kepçe kulağı estetik operasyonu da tamamlanmış olur. Kepçe kulak estetiği kaş ekimi işlemi kadar kısa süreçli bir uygulama olmamasından dolayı hastaların bu süreçte kendilerine dikkat etmeleri gerekmektedir.

Kaynak: FBM