‘Barış Koridoru’ Planı: ABD ve Türkiye’ye Göre Güvenli Bölge Haritası

Amerika Birleşik Devletleri ile Türkiye arasında 5-7 Ağustos tarihlerindeki heyetlerin yaptığı görüşme sonrasında iki ülkenin ‘Barış Koridoru’ bir diğer adıyla ‘Güvenli Bölge’ konusunda anlaşma sağladığı açıklandı. Bu görüşmelerin ardından ortak kara ve hava devriyesinde bulunan iki ülke sahada somut adımlar atmak için harekete geçti. ABD, henüz bölgenin derinliği ile ilgili Türkiye ile aynı fikirde olmasa da Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM Genel Kurulu’nda yaptığı açıklamada Ankara’nın planını harita üzerinden anlattı. Medyaya yansıyan bilgilere göre Türkiye 30 KM derinliğinde bir güvenli bölge planı üzerinde duruyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın BM Genel Kurulu’nda gösterdiği Güvenli Bölge haritası. (Mavi noktalar ilçeleri gösteriyor.)

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sunduğu plan kapsamında konut, hastane, polis, hükümet ve okul binaları yapımına başlanacak.

Nüfus: 1 milyon kişi

Bütçe: 27 milyar dolar (152 milyar TL)

Yerleşim Yeri Sayısı: 10 ilçe 140 köy

Toplam Konut: 200.000

Köylerin İmarı:

  • Köylerde 2 cami, 2 okul, 1 gençlik merkezi ve bu merkez içerisinde kapalı spor salonu bulunacak. Her haneye arazinin büyüklüğüne göre 1 dönüm tarım yapılması için arazi verilecek.
  • Köylerde toplamda 1.000 konut olacak. 350 metrekare parsel büyüklüğüne oturan binalardaki daireler 3+1 evlerden oluşacak. Her apartmanın ahırı bulunacak.

İlçelerin İmarı:

  • 3+1 ve 2+1 dairelerden oluşan 6.000 konut, 1 merkez cami, 10 mahalle cami, 8 okul, 1 lise, 5 gençlik merkezi, küçük stad, 4 futbol sahası ve sosyal tesisler olacak. 8 ilçede 10 yataklı, 2 ilçede 200 yataklı hastane yapılacak. Teknik alt yapıya göre üniversite kurulumu da gerçekleşebilir.
  • 10 ilçe ve 140 köy oluşturulacak. Köylerin nüfusu 5 bin, ilçeler ise 30 bin kişiden oluşacak.

Güvenli Bölge Planı Proje Görselleri

[vc_images_carousel images=”20626,20627,20628,20629″ img_size=”700×500″ autoplay=”yes” hide_prev_next_buttons=”yes” wrap=”yes” title=””]

Ağustos 2019’da Yaşanan ABD-Türkiye Güvenli Bölge Görüşmeleri

Ankara’daki görüşmeler sonrasında Milli Savunma Bakanlığı ‘Güvenli Bölge’ ile ilgili şu detayları paylaştı:

  • Türkiye’nin güvenlik endişelerini giderecek tedbirlerin alınması konusunda mutabakat sağlandı.
  • Oluşturulması planlanan ‘güvenli bölge’nin yönetimi ve bu kapsamdaki iki ülke arasındaki koordinasyon için Türkiye’nin Şanlıurfa şehrinde ‘Müşterek Harekat Merkezi’nin kurulacağı belirtildi.
  • Güvenli bölgenin ‘Barış Koridoru’ olması için çaba sarf edileceği ve Türkiye’deki Suriyelilerin ülkelerine dönmeleri konusunda çalışmaların başlatılacağı bildirildi.

Detaylarda güvenli bölgenin alan uzunluğu ve KM derinliğiyle ilgili herhangi bir bilginin paylaşılmaması ve 3 maddenin de genel niteliklere sahip olması dikkat çekti. Öne çıkan noktalar ‘Barış Koridoru’ kavramı ve Suriyelilerin dönüşleri başlıkları oldu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kurban Bayramı için yayımladığı mesajda “İnşallah bu Ağustos’ta da tarihimizin zaferler halkasına bir yenisini daha ekleyeceğiz” dedi. (10 Ağustos)

ABD ile müşterek harekat merkezinin yakın zamanda kurulacağını söyleyen Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, “Herhangi bir aksilik çıktığı zaman bizim kendi planımızı devreye koyacağımızı belirttik. B ya da C planı, kendi faaliyetlerimiz de olacak” dedi. Bu açıklamadan saatler sonra 1’i albay 2’si binbaşının da aralarında olduğu 6 kişilik ABD askeri heyeti, Şanlıurfa’nın Akçale ilçesine geldi.

6 kişilik Amerikan heyeti Şanlıurfa’da

Türk heyeti ile görüşmelerini sürdüren Amerikan heyetinin derinlik dışında bazı konularda anlaştığı iddia edildi. Onlar ise şöyle:

  • Müşterek Harekat Merkezi’nin altyapı kurulum çalışmaları ile kritik fonksiyonlarının tesisi,
  • İki ülke askerlerinin yapacakları devriye görevi sırasında kullanacakları güzergahlar,
  • Zırhlı araçların Suriye’ye hangi noktalardan gireceği,
  • Suriye´nin Ayn-el Arap (Kobani) bölgesinden başlayıp Kamışlı kentine kadar uzanan yüzlerce kilometre uzunluğundaki sınır hattındaki ikmal ve lojistik hatları konusunda görüş birliğine varıldığı iddia edildi.

ABD, bu görüşmeleri sürdürürken Irak’ın kuzeyinden Suriye’deki YPG’nin işgal ettiği bölgelere 70 tırla askeri araç ve lojistik malzemesi sevk etti.

ABD ile Türkiye’nin anlaşamadığı en önemli başlık güvenli bölgenin derinliği konusu. Peki Türkiye ve ABD kaç kilometre derinlik istiyor?

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, TRT Haber’de katıldığı bir programda görüşmelerde tarafların güvenli bölgenin derinliği konusundaki isteklerinden bahsetti.

Türkiye ve ABD’nin İstediği Güvenli Bölge Derinlik Alanı

Türkiye: Fırat’ın doğusunda yer alan Türkiye sınırının 30-40 kilometre derinliğinde bir alan oluşturmak istiyor. Bu alan, YPG’den ve onun en önemli müttefiki ABD’nin terör örgütüne verdiği ağır silahlardan arındırılmış olacak. Türk Silahlı Kuvvetleri personelleri ve TSK’nın eğittiği muhalif gruplar, tıpkı Fırat Kakanı ve Zeytin Dalı Harekatı’nda olduğu gibi bu bölgede güvenliği sağlacak.

ABD: 2014’te Suriye’ye ‘IŞİD ile mücadele’ amacıyla müdahale eden ABD, 10-15 kilometrelik bir derinlik istiyor.

  • ABD, Türk heyeti ile görüşmeden önce 140 kilometre uzunluğunda 14 kilometre derinlikte bir alan teklifinde bulundu. Daha sonra Türkiye’nin harekat konusunda kararlılığını fark etmiş olacak ki bu isteklerini 140 kilometre yerine “Fırat’ın doğusunun tamamı” olarak değiştirmeyi kabul ettiği belirtildi. Ancak derinlik konusunda pek bir değişiklik olmasını istemediği bildirildi.

[irp posts=”18764″ name=”Fırat’ın Doğusunun Haritası ve Kronolojisi”]

5+9+4 KM’lik Güvenli Bölge Haritası

Habertürk’ten Muharrem Sarıkaya’nın haberine göre ABD, 5+9+4 KM’lik bir alanın ‘güvenli bölge’ olmasını istediği, bu 9+4 KM’lik alanda sadece Amerikan askerlerinin devriye gezeceği, Türk ordusunun kontrolündeki 5 kilometrelik alanda yer alan ilçe merkezlerinde Türk askerinin olmamasını talep etti. Kobani, Tel Abyad, Resulayn, Kamışlı gibi ilçelerin merkezlerinde Türk askerinin çıkmasını istediği kişi veya teröristler çıkarılacak ancak yönetimler sivil konseylere bırakılacak.

5 KM’lik alan: Amerikan ve Türk ordusu devriye gezecek.

9 KM’lik alan: Toplam 14 KM’lik alanda ağır silahlar bulunmayacak ancak bu 9 KM’lik alanda YPG’liler yer alabilecek.

4 KM’lik alan: Toplam 18 KM derinlikteki alan Türk İHA’ları tarafından kontrol edilebilecek.

Sözcü gazetesinde yer alan habere göre TSK Fırat’ın doğusunda Ayn-el Arap, Telabyad, Rasulayn, Kamışlı, Derbesiye, Amude başta olmak üzere (tahminen kırsal alanda) 10 askeri üs kurup, Türkiye’deki Suriyelilerin ülkelerine dönüşü için çalışmaları hızlandıracak.

Ocak ayında ABD Başkanı Donald Trump, “20 millik (32 km) güvenli bölge kuracağız.” ifadesini kullanmıştı. Bu alan Türkiye’nin de beklentisi olarak biliniyor.

[irp posts=”19473″ name=”Trump’ın Güvenli Bölge Açıklaması Öncesi Suriye’de Neler Oldu?”]

Öte yandan terör örgütü YPG’nin üst düzey yetkilileri çok küçük bir alan içerisinde güvenli bölgenin kurulmasını isterken, Washington Post’ta yer alan iddiada ise güvenli bölge Muharrem Sarıkaya’nın haberindeki gibi 15 KM derinliğinde ancak tüm sınır boyunca değildi.

3 Beklentiye Göre Güvenli Bölge Haritası

Güvenli Bölge konusunda şu ana kadar ortaya atılan iddialar ve beklentiler. (Harita: Levent Kemal – Düzenleme: StratejikOrtak.com

Türkiye ile ABD arasında yapılan görüşmeler uzmanlar tarafından ABD’nin yeni bir ‘oyalama stratejisi’ olarak yorumlanırken, Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu konuyla ilgili, “Suriye’de Amerika ile güvenli bölge oluşturmak için çalışıyoruz. Ama bu çalışma süreci Münbiç gibi olmayacak. Bir oyalama sürecine kesinlikle müsaade etmeyiz.” dedi. Bu açıklamadan iki gün sonra da Çavuşoğlu, “Nasıl Afrin’den temizlendiyse, nasıl Cerablus’tan DEAŞ’lılar temizlendiyse Fırat’ın doğusundan da YPG, PKK’yı temizleyeceğiz. Ne pahasına olursa olsun temizlenecektir. Burada kararlılığımızda hiçbir şekilde değişiklik yoktur.” ifadelerini kullandı.

Güvenli Bölge’nin derinliği konusunda henüz kesin açıklamalar yapılmazken, yeni gelişmeleri ve ortaya atılan haritaları bu başlık altında sizlerle paylaşacağız.

[irp posts=”20090″ name=”Suriye Son Durum Haritası (Mayıs 2019)”]

ABD-Türkiye Kara Devriyeleri ve Güzergâhı

Amerika Birleşik Devletleri ve Türkiye arasında Suriye’de Fırat’ın doğusunda kurulması planlanan ‘Güvenli Bölge’ kapsamında iki ülke askerlerinin hava ve kara devriyeleri ile devam ediyor. Bugün ikincisi gerçekleşen ortak devriye Suriye sınırının içerisindeki 25-30 KM içeriden (Akçakale karşısı) Suluk beldesine kadar olan hatta gerçekleşti.

Birinci ve ikinci devriyenin sınır hattı boyunca güzergahı şöyle oldu:

Türkiye ile ABD’nin Suriye’deki ortak kara devriyelerinin güzergahı

Birinci Ortak Kara Devriyesi (8 Eylül)

6 zırhlı araçla yapılan ilk ortak kara devriyesi yaklaşık 3 saat sürdü. Sınırın Suriye tarafına geçen askerlerimizi hava devriyesindeki ATAK helikopterleri karşıladı.

Milli Savunma Bakanlığı’nın “Suriye’nin kuzeyinde, Fırat’ın doğusunda Güvenli Bölge tesisi için TSK ve ABD personelinin ilk müşterek kara devriyesi planlandığı şekilde icra edildi.” açıklamasının ardından internet sitesinde basın açıklamasında da bulundu. “Suriye’nin kuzeyi Fırat’ın doğusunda teröristlere ait barınak, sığınak ve tahkimatın imha edilmesi, ellerindeki ağır silahların toplanması, teröristlerin bölgeden çekilmesi ve sonrasında Suriyeli kardeşlerimizin evlerine dönmesi için gerekli koşulların oluşturulmasını sağlamak” amacıyla devriyelerin gerçekleştiği vurgulandı.

İkinci Ortak Kara Devriyesi (24 Eylül)

Organizasyon ve harekat olmak üzere iki aşamadan oluşan ve 4 Türk zırhlısının katıldığı ikinci ortak kara devriyesi, 3.5 saat sürdü. Milli Savunma Bakanlığı, “Suriye’nin kuzeyinde, Fırat’ın doğusunda Güvenli Bölge tesisi için TSK ve ABD personeli, kara araçları ve İHA’ların da iştiraki ile ikinci müşterek kara devriyesini tamamladı.” tweeti devriyenin sonlandığını açıkladı.

Bugüne kadar iki ülke arasında 2 kara devriyesi ve 6 hava devriyesi düzenlenmiş oldu.

ABD’li Yetkililer Ne Diyor?

ABD Avrupa Kuvvetleri Komutanlığı’ndan, Türkiye ile yürütülmekte olan “güvenli bölge” çalışmalarında görev alan Tuğgeneral Christian Wortman, Türkiye’nin “Güvenli Bölge” olarak nitelendirdiği, ABD’nin ise “Güvenlik Mekanizması” olarak tanımladığı bölge ile ilgili şu ifadeleri kullanmıştı:

“Güvenlik mekanizması bölgesinin parametreleriyle ilgili detaya girmeyeceğim ama şunun altını çizeyim; şu an için Tel Abyad ve Raselayn [Akçakale ile Ceylanpınar’ın karşısında yer alan Suriye sınır bölgeleri] arasındaki bölgeye odaklanıyoruz. Bölgenin derinliği ise sivil nüfusun yoğunluğuna büyük önem verilerek sahadaki durumu yansıtacak şekilde dikkatle hesaplanıyor.”

[irp posts=”20428″ name=”‘Barış Koridoru’ Planı: ABD ve Türkiye’ye Göre Güvenli Bölge Haritası”]

El Kaide’nin Veliahtı: Hamza Bin Ladin

Tüm dünyanın adını 11 Eylül Saldırıları ile tanıdığı, bugünün cihatçı yapılanmalarının neredeyse tamamının o dönemde kendisine bağlılığının bulunduğu Usame bin Ladin’in oğlu, El Kaide’nin Veliahtı olarak görülen Hamza Bin Ladin‘in başına ABD tarafından 1 milyon dolarlık ödül konuldu.

Hamza Bin Ladin El Kaide kampında eğitimde.
Hamza Bin Ladin El Kaide kampında eğitimde.

Bugünlerde selefi cihatçılık denildiğinde dünya genelinde IŞİD/İD veya DEAŞ örgütlenmesi akla gelirken, önceden durum böyle değildi. Usame Bin Ladin’in liderliğinde, çok sayıda şiddet eylemi gerçekleştiren El Kaide, Ladin’in öldürülmesinden sonra, Zevahiri’nin tesiri altında kalmaya devam etmektedir. Zevahiri’nin El Kaide örgütünün lideri oluşundan sonra, ABD’nin Irak’ı işgalinden sonra Irak İslam Devleti olarak bilinen, lider kadrosunda tanınmış bir isim, Ebubekir el Bağdadi‘nin de aralarında bulunduğu Ebu Musab el Zerkavi, Ebu Hamza el Muhacir, Ebu Ömer el Bağdadi’nin ekipleri, özellikle Şii nüfusa, ABD ile anlaşmalı Irak güvenlik güçlerine sıkça saldırılar düzenliyordu.

Ardından Suriye konusunda başlayan anlaşmazlık, IŞİD’in Suriye’ye girerek hilafet ilan edişine, Eymen el Zevahiri‘nin bu hilafeti tanımayışına, El Nusra’nın isim değiştirerek El Kaide’den ayrılmasına, IŞİD’in El Kaide’yi, laik rejimlerle iş birliği yapan Muhammed Covlani’nin (HTŞ lideri) beyatını kabul etmesinden ve birtakım başka ideolojik/akidevi sebeplerle tekfirine ve sıçak çatışmaya kadar ilerledi. Şuan iki örgüt, Afganistan,Somali ve Yemen’de birbirleriyle çetin bir mücadele halindedir.

Hamza Bin Ladin konusuna geri döndüğümüzde, Zevahiri’nin, Usame bin Ladin’in oğlunu daha çocukluğundan itibaren El Kaide kamplarında yetişmiş ve hem ideolojik hemde silahlı eğitim almış Hamza için “ininden gelen bir aslan” olarak nitelendirmesi, Hamza Bin Ladin’in, selefi/cihadi görüşe sahip kişiler arasında El Kaide için yeni bir lider olabileceğine dair ihtimalleri arttırıyor.

Hamza Bin Ladin, babasının öldürülmesinin ardından bir süre ortadan kaybolmuştu. 2015 Ağustos ayında yeniden ortaya çıkan Hamza’nın batıya ve İsrail’e yönelik cihat çağrısında bulunması, ideolojik bağlamda en azından kendisinin bir değişikliğe uğramadığını gösteriyor. Bunun da, IŞİD karşısında tabiri caizse karizmasını yitiren El Kaide örgütünün kendini yeniden üretmesi konusunda bir hamle olarak görebileceği yorumu yapılabilir.

Hamza Bin Ladin, 2017'de 11 Eylül Saldırılarını düzenleyen saldırganlardan birisinin kızıyla evlendiği düğün görüntüsünden bir kare. Belge CIA tarafından paylaşılmıştır.
Hamza Bin Ladin, 2017’de 11 Eylül Saldırılarını düzenleyen saldırganlardan birisinin kızıyla evlendiği düğün görüntüsünden bir kare. Belge CIA tarafından paylaşılmıştır.

Hamza bin Ladin’in El Kaide’nin sembol isimlerinden Muhammed Atta‘nın kızıyla İran’da evlendiği CIA raporlarında bulunmaktadır.

Örgütün yeni lideri olma yolunda hızla ilerlediği rapor edilen Hamza Bin Ladin’in, Usame Bin Ladin’in oğlu olması dolayısıyla da, radikal cihatçı örgütler arasında, ittifak olmasa da, ateşkes için çalışmalarda bulunabileceği tahmin ediliyor.

Hamza ile ilgili ulaşabildiğimiz bilgiler oldukça sınırlı, bir hayalet gibi yaşayan Ladin’in 30 yaşlarında olduğu, çocukluğundan beri cihad eğitimi aldığı, güncel meseleler hakkında ses kayıtları yayınladığı, Suudi Arabistan’ın kendisini vatandaşlıktan çıkarttığı biliniyor. Lokasyonu, somut anlamda faaliyetleri, El Kaide için planı bilinmemektedir.

Kanaatimce, Hamza’nın El Kaide içinde güçlenmesi, IŞİD ile olan çatışmaları bitirmeyecektir. Çünkü İslami literatürde menhec olarak tanımlanan, yol/yöntem olarak adlandırabileceğimiz hususlardan ziyade, örgütlerin birbirlerinin inancı konusundaki düşünceleri oldukça farklı. El Kaide, IŞİD’i zamanın haricileri olarak görürken, IŞİD’in de kendilerini mürted (dinden dönmüş) olarak gördüğünü biliyoruz.

 

Putin: Rusya’nın Mutlak Gücü

Rusya Federasyonu, Sovyetler Birliği’nin yıkılmasından sonra (1991) yoluna yeni bir imaj ve sistemle devam etmiştir. SSCB sonrasında göreve gelen (1991- 2000) Yeltsin, Putin’in uzun süren -ve daha da uzayacak görünen- başkanlığının kilit sebebidir denilebilir.

Yeltsin, 1991-2000 yılları arasında yönettiği Rusya’da ekonomiyi düzeltememiştir. Önceki dönemde Sovyetlerde bir işte çalışanın otomatik olarak eğitim ve sağlıktan ücretsiz yararlandığı düşünüldüğünde, serbestleşme döneminde bunların olmaması ve büyük bir krize giriş, adeta çöküş, Yeltsin’in halka karşı imajını da günden güne azalmıştır. Bu imaj azalmasında büyük nedenlerinden biri de Yeltsin’in alkol problemidir.

Putin’in göreve geldiğinde masaya ilk yatırdığı problemlerden biri olan “Oligark Problemi” ise Yeltsin döneminde oluşmaya başlamıştı. Özellikle 80’lerin getirdiği “merkeziyetçi ekonomi” anlayışı, SSCB’nin yıkılmasıyla birlikte gelen Pazar ekonomisine geçişte adeta bir kargaşa haline dönüşmüştü. Sovyetlerden kalan bir çok devlet teşekkülü, bu kargaşada oligarklara ucuz fiyatlarla teslim edilmişti. Dönemin bir diğer sorunu ise yolsuzluk ve toplumun fakirleşmesi idi.

Putin’in liderliğini konuşurken, bir önceki lider olan Yeltsin’i de hesaba katarsak, Rus toplumunun Putin’e bakış açısını daha doğru ele alabiliriz. Yeltsin’in verdiği imajdan bıkan Rus halkı; güçlü -ormanda avlanan, kaplanlarla gezen, deniz ve göl diplerine dalan- genç ve dinamik lider olarak görünen Putin’i kolay bir şekilde benimsemiştir.

Putin, 2000 yılında göreve geldiğinde, devlet başkanlığı 4 yıl süreyle en fazla iki defa peş peşe seçilmek üzere yapılabiliyordu. 2008 yılında kendisinden daha Liberal çizgide olan Medvedev (Putin’in ilk döneminde GASPROM Genel Kurul Başkanı) ile bir nevi görev değişimi yaptı ve kendisi Başbakan, Medvedev’i de devlet başkanı yaptı. 2012 yılında seçime gitmeden önce ülkenin sisteminde bir değişiklik yaparak, devlet başkanının görev süresini 6 yıla çıkarttı. Böyle de 6+6 ile Putin, bir aksilik olmazsa 2024’e kadar Rusya’nın başında olacağını gösterdi.

Göreve gelmesinin hemen ardından meşhur “oligarklar toplantısı”nı yapan Putin’in, bu toplantıda “aldıklarınız sizin olsun, bundan sonra bana tâbi olacaksınız ve siyasetin dışında kalacaksınız, bunların dışında yatırımlarınız korunacaktır” şeklinde uyarılarda bulunduğu biliniyor. Bu oligarkların belki de en önemlilerinden biri olan Petrol devi YUKOS’un 40 yaşındaki CEO’su Mihail Hodorkovski idi. YUKOS da Yeltsin’in özelleştirme çalışmalarından biri olarak satılan, Hodorkovski ve arkadaşlarının devraldığı petrol şirketlerinden biriydi. Kendisi şirketin başına geçmesiyle, şirket toparlandı ve büyük gelişme kaydetti. Bir süre sonra Hodorkovski, bir çok petrol şirketini birleştirerek “mega petrol şirketi” kurmak istedi ve çeşitli şirketlerle bir nevi şirket evliliğine başladı. Sonrasında ise şirketin %25 hisselerini bir Amerikan şirketine satmak ve büyük bir gelir elde etmek istiyordu ancak bunun olması demek, ülkenin en büyük petrol şirketinde Amerikalıların da söz sahibi olması demekti. Bu da Putin’in pek razı olabileceği bir şey gibi durmuyordu. Zira petrol sektörü, petrol boru hatlarını da kontrol eden bir şekilde tasarlanmıştı. Bunun olması, Putin’in hayalindeki bir Rusya için oldukça kötü bir durum olurdu.

2003 yılı Şubat ayında Putin, oligarklarla bir toplantı daha gerçekleştirdi. Burada Hodorkovski, şirket satış planından bahsetti. Bu süreçten sonra Putin, ipleri tamamen eline alma vaktinin geleceğini anlamış olacak ki, oligarklara karşı çeşitli müdahaleler devreye girdi. (suikastler gerçekleşti, kurtulanlar ise soluğu yurtdışında aldı)

Hodorkovski, Avrupalı dostları ve Baba Bush ile münasebetleri, kendisini güçlü kılan bir etkendi. Putin’i desteklemese de kendisini alaşağı edeceğini pek düşünmediğini sonradan itiraf etmiştir.

2003’teki toplantıdan sonra çeşitli suikastler ve YUKOS’tan çeşitli tutuklamalar oldu. O günlerde Hodorkovski’nin, bu olaylarla mücadele edeceğini ve politikaya atılacağını açıklaması, fitili ateşleyen adımlar oldu. Kendisinin, ülkeden neden kaçmadığıyla ilgili söylenen teorilerde ise, “yozlaşmış bir oligarkın Kremlin’e kafa tutan birine dönüşüp, aklanma çabası” ön plana çıkmaktadır.

Hodorkovski, Ekim 2003’te vergi kaçırma ve dolandırıcılık suçlamaları ile tutuklandı. Putin’e muhalefet etmesi ve muhalif partilere ekonomik yardımlarda bulunması, Putin’in kabul edeceği bir şey değildi. Bu olaydan sonra diğer oligarklar, siyasal partilere yardımları kesti.

2005 yılında mahkeme, Hodorkovski davası için kararını açıkladı. Uzak Sibirya’da bir hapishanede cezasını çekmek üzere 9 yıla mahkum edildi. 2004 yılında YUKOS’un önemli petrol sahaları satıldı. İhaleye tek başına BAİKAL FİNANS katıldı. Neredeyse yarı fiyatına aldığı hisselerin ardından BAİKAL FİNANS, devlete ait şirket (ROSNEFT) tarafından satın alındı.

Hodorkovski için yeni davalar da açıldı 2009 yılında çıkması beklenirken o yıl içerisinde 14 yıla daha mahkum edildi.

Hodorkovski örneği, Rusya iç politikasını anlamlandırmak adına mühim bir örnektir. SSCB döneminden çıkış sürecinde Yeltsin ile gerçekleşen Pazar ekonomisine giriş, bu dönemde yönetimin ekonominin mimarları statüsündeki oligarklara teslimi ile sonuçlanmıştır. Bu oligarklar, merkeziyetçi bir devletin olmadığı Rusya topraklarında, Putin dönemine kadar rahat bir şekilde adeta at koşturmuştur. Putin’in ülkede yönetimi devralmasıyla beraber, SSCB dönemindeki merkeziyetçiliğe yakın ve baskın bir iç politika anlayışı, ülkede ne kendisine tâbi olmayan oligark bırakmış ne de tam manada karşısında durabilecek bir muhalefet.

Aslında Putin’in oligarkları ortadan kaldırdığı söylenemez. Devletin merkeziyetçiliğine –milli çıkarlara- ve kendi politikalarına karşı durmayan tüm oligarklar, -özellikle petrol şirketi sahipleri- siyasete girmeyerek, zenginliklerine zenginlik katmaya devam etti.

Russian Ark adlı eleştirel bir filmde tarihte yolculuk eden bir adam, Rusya’nın cumhuriyetle yönetildiğini öğreniyor ve ekliyor, “bu kadar geniş topraklar cumhuriyetle nasıl yönetilir?”


Kaynaklar

Al-Jazieere ve Orsam

‘El-Kaide’nin Yeni Lideri’: Hamza Bin Ladin

El-Kaide’nin eski lideri Usame bin Ladin’in ölümü sonrası onun soyundan el-Kaide’nin başına gelecek kişi olarak batı medyasında uzun zamandır adına birçok haberin çıkarıldığı, oğlu Hamza bin Ladin’in ses kaydı yine el-Kaide’nin propaganda videosunda yer aldı. Bu çalışmamda Hamza bin Ladin’in hayatını kısaca inceleyeceğim.
 Hamza bin Ladin, Usame bin Ladin’in 3. eşi olan Suudi kökenli Khairia Sabar’dan doğan tek çocuğu. Küçüklüğünden beri diğer çocuklardan daha farklı olarak yetiştirilmesi veya oynayacağı önemli rolün çok önceden belirlenmiş olduğu aynı babasının küçüklüğü gibi “cihada” ilgisinden ve Usame bin Ladin’in de onu propaganda videolarında bulundurması ve konuşturması ile belli oluyordu. Farklı kaynaklardan da görülen o ki Hamza bin Ladin en sevdiği çocuğu olarak biliniyormuş.

Hamza büyüdüğünde de diğer kardeşleri gibi olmadı ve el-Kaide’nin gözde ismi oldu. Kardeşleri ne babaları ne de Hamza gibi “cihada” katılmadı, ABD ve batıya karşı konuşmanın bir kazanç getirmediğini ve babasının başına gelenleri de göz önünde bulundurduklarında, el-Kaide’den uzak sessiz bir yaşam sürmeyi tercih etmenin daha mantıklı bir karar olduğunu fark etmiş olmalılar. Suriye, Katar, Suudi Arabistan ve diğer İslam ülkelerinde yaşam sürdürerek göz önünde olmadan işlerini yaparak hayatlarını sürdürüyorlar. Ek olarak Khalid bin Ladin’in, ABD’nin 2 Mayıs 2011’de ki “Neptün Mızrağı Operasyonu” sonucu babası ile beraber öldüğünü dile getirelim.

Fakat hepsinin ortak yanı babasından dolayı yaşamlarının ölümünden öncesinde ve sonrasında da tehlikede olduğuydu. Sadece çocukları değil eşleri de birçok zaman özellikle Pakistan ve İran’da kalmayı tercih ederek güvende kalmaya çalıştılar. Çoğu zaman gözetim ve tutukluluk altında süreçler yaşadılar.

Hamza tüm bunların yanında İslami bir eğitim sürecinden geçti. Elbette eğitimini sağlayanlar el-Kaide’nin bilinen isimleri oldu. Eğitimini Abu Muhammed el-Masri karşıladı. Sonrasında el-Masri’nin kızıyla evlenerek iki çocuk sahibi oldu ve adlarını “Usame” ve “Khairia” koydu. Aslında buradan da Hamza’nın ailesine olan sıkı bağları belli olurken, kendisinin özellikle babası hakkında birçok mektubu ve yazdığı şiirleri bulunuyor.

Babasının ölümü sonrası onun boşluğunu dolduran ve ona akıl hocalığı yapan iki isim vardı. Biri yukarıda da eğitimi sağlayan kişi olarak belirttiğim Abu Muhammed el-Masri iken diğeri de Sayf al-Adl idi.

Hamza günümüzde el-Kaide’nin medyada ki propaganda aracı As Sahba aracılığı yayınlanan videolarda şahsına ait ses kayıtları bulunmakta. Ses kayıtlarına vurgu yapmakta fayda var çünkü, küçükken propaganda videolarında kendisine ait videoları bulunuyordu. Fakat güvenlik tedbirleri nedeniyle el-Kaide ve birçok “cihatçı terörist” örgütlerin kullandığı bir yöntem ile sadece ses kaydını bulunduruyorlar. Bu sebepten dolayı Hamza’nın sadece küçüklük resimleri bulunurken, şimdiki zamana ait herhangi bir resmi bulunmamakta. ABD, Hamza’yı terör listesine eklerken hakkında rapor hazırladıklarında dijital yöntemlerle “yaşının büyütülmüş şekilde robot resmini” kullanmayı tercih ettiler.

Hamza videolarında babası gibi Taliban’a bağlılık yeminini etmişti. En önemli konulardan biri kendisinin şuan ki el-Kaide lideri Eymen ez-Zevahiri ile arasındaki farklılıkların vurgulanması oldu. Başka bir kaynak ez-Zevahiri’nin ABD’ye yönelik konuşmalarının kısıtlı olduğunu fakat Hamza’nın batıya ve Yahudilere, özellikle de diğer tüm cihatçıların istediği sert konuşmayı ABD’ye karşı yapması sebebiyle her daim ez-Zevahiri’den bir adım önde olduğu belirtiliyor. Ayrıca Usame bin Ladin’in oğlu olması sebebiyle cihatçılar arasında karizmasının daha yüksek olduğu belirtiliyor.

En son 14 Ağustos’ta el-Kaide, yeni videosunda Hamza’ya yer verdi. Her zaman olduğu gibi İsrail’e ve Yahudilere karşı konuşmak için Kudüs’ü kullandı. Şiilere karşı argümanlar kullanırken, önceden medyada yer alan, el-Kaide’nin IŞİD’in düşüşü ile Suriye’de kendilerini yükselttiğine dair haberler yazılırken bunu doğrular nitelikte Suriye’yi de vurguladı. Hamza’nın önceden de videolarında vurguladığı birlik olma arzusu yine bu ses kaydında da yer aldı. Heyet Tahrir Şam’ın, Şam Fethi Cephesi ile anlaşmazlıkları ve ayrılıkları dâhil bu tür ayrıştırıcı konulara girmeden konuşması, bunun bir sebebi olarak yorumlandı.
Ayrıca 11 Eylül saldırıları yıldönümü için resim paylaşan As Sahab medyası, ikiz kulelerin üzerinden Hamza’nın resmini kullanmıştı.

Hamza’nın Ünvanları

Tarih
Mayıs 2017 Hamza’ya “Şeyh” ünvanı verildi
Ocak 2017 ABD Dışişleri Bakanlığı Hamza’yı uluslararası teröristler listesine ekledi
Mayıs 2016 Hamza el-Kaide’nin kıdemli lideri olarak ilan edildi
Ağustos 2015 el-Kaide lideri Eymen ez-Zevahiri Hamza’yı grubun bir askeri olarak tanıttı

Hamza’nın Ses Kayıtları

Tarih Başlık Konu
20 Mayıs 2017 İnsanlığın Kutsal Evinde Yükselen Ümmetin Sahibi: Bölüm 2 Suudi tarihi/ Suudi rejiminin devrilişi
13 Mayıs 2017 Batıda Şehitlik Arayışında Olanlar için Tavsiyeler Batıda tek kişilik saldırı için çağrı
17 Ağustos 2016 İnsanlığın Kutsal Evinde Yükselen Ümmetin Sahibi Suudi Arabistan’ın ABD’den bağımsızlığı/ el- Kaide ile beraberlik
9 Temmuz 2016 Hepimiz Usame’yiz Usame bin Ladin’in ölümü için intikam
9 Mayıs 2016 Kudüs Kanımızın Çeyiz Olduğu Gelindir Batıya saldırılar/ Kudüs’ün özgürlüğü/ Birliğin önemi
14 Ağustos 2015 İslam’ın İnsanları Barışla Karşılaması Hamza’nın hakkında

 

* Misafir Yazar Melisa Çebi

Siyasal İletişim Işığı Altında 9/11 ve Falkland Savaşı

Siyasal iletişim, temelde bir ikna süreci ve karşı tarafa sesini duyurabilme sanatıdır. Siyasal iletişimin, sosyoloji, tarih, hukuk, felsefe gibi birçok disiplinle ilişkisi olmasına rağmen, günümüzde medyanın öneminden dolayı propaganda ve medyanın yönlendirme gücü önem kazanmıştır.

Siyasal iletişim ile propaganda arasında sıkı bir bağ vardır. Propaganda sözcük olarak, mesajların otoriter bir biçem(üslup) ile tek taraflı ve yoğun olarak hedef kitleye aktarılması olarak tanımlanabilir.[1] Burada iletişimden çok, objektif olmayan tek taraflı yani amaca yönelik hizmet eden bilgi akışı mevcuttur. Propaganda tarihi çok eskilere kadar gider ancak Hitler üzerinden örnek vermek gerekirse, Hitler Propaganda Bakanlığı adı altında bir bakanlık kurdurmuş ve başına da Joseph Goebbels getirmiştir. Propaganda ile ilgili şu sözleri önemlidir:

‘Propaganda yapmak, her yerde, hatta tramvayda bile düşüncelerinden söz etmektir. Propaganda çeşitleriyle de, durumlara uymadaki esnekliğiyle de, etkileriyle de sınırsızdır…’

Siyasal iletişim, mantıklı ve inandırıcı konuşma olarak özetlenebilecek ‘retorik’ ile de yakından ilişkilidir. Antik Yunan’da bireylerin ya da toplulukların bir konuda inandırılması için yapılan iletişim, akla ve mantığa uygun güzel konuşma ve ikna edici konuşma olarak bilinen ‘rhetoric’ konuşma şeklinde yapılırdı. Bu kavramı gün yüzüne çıkaran şey ise Aristoteles’in yazdığı Retorik adlı kitabıdır ve Aristoteles’e göre bu kavram: ‘Belli bir durumda, elde var olan inandırma yollarını kullanma yetisidir.’

Siyasal iletişimi iki olay üzerinden örneklendirmek gerekirse, ilk olarak 11 Eylül saldırıları ve daha sonra da Falkland savaşında medyanın önemini vurgulamak isterim.

11 Eylül 2001:

11-eylul-saldirilari

New York’ta ticaret kulelerine ve Washington DC’de Pentagon’a yönelik olarak gerçekleşen terör saldırıları olmakla beraber, tüm dünyanın da ilgisini kendisine çekmiştir ve saldırıları daha sonra El Kaide örgütü lideri Usame Bin Ladin üstlenmiştir. Asıl dikkat çeken ve üzerine gidilmesi gereken olay ise bu görüntülerin medya tarafından tüm dünyaya anında servis edilmesi ve bilinçsiz bir şekilde sunulmasıdır. Olayların arka planında ise El Kaide, Taliban gibi terör örgütlerinin tüm İslam alemini temsil ettiği fikri ortaya çıkmıştır ve de Müslümanlar, Amerika’nın ve Avrupa’nın gözünde potansiyel ‘terörist’ olarak varsayılmaya başlanmıştır. Benim kanaatimce 9/11 saldırılarını ve Samuel Huntington’un ‘Clash of Civilization’ tezini beraber değerlendirmek yerinde olacaktır. SSCB’nin çökmesinden sonra dünyada var olan iki kutuplu sistem son bulmuş ve Amerika tek süper güç olarak sahnedeki yerini almıştır. Fakat bu durum Francis Fukuyama’nın düşüncesinin aksine Batı’nın ortaya yeni bir düşman çıkarmasını gerektirmiştir.[2] İşte bu noktada ABD kendisine yeni bir tehlike unsuru olarak ‘İslami Terörizm’i bulmuştur. Bunun ardından hemen hemen bir ay sonra, önce Afganistan’a daha sonra da  ‘demokrasi’ çatısı altında Irak’a saldırmıştır. Bugün dahi Ortadoğu da hala devam eden çatışma ve güvensizlik ortamının kaynağını bulmak zor olmasa gerek. ABD bu medya gücüyle kamuoyunda kendine destek bulmuş aynı zamanda da uluslararası arenada ‘Terörizme Karşı Savaş’ı bir şekilde meşruiyet zeminine oturtabilmek için siyasal iletişim’in sınırlarını zorlamıştır.

Falkland Savaşı:

falkland-savasi

Bu adalar Arjantin’in Güneydoğusunda, Doğu ve Batı Falkland olarak anılan iki büyük ve birçok küçük adacıktan oluşur. Adalarda 3000’e yakın İngiliz kökenli insan yaşamaktadır ve adalar içişlerinde özerk bir İngiliz yönetimine sahiptir. Falkland Adaları Arjantin’e 480 km, İngiltere ye ise 12 bin km uzaklığındadır. Stratejik bir öneminin olmasından öte, petrol ve diğer yer altı kaynaklarından dolayı büyük bir öneme sahiptir. Bundan dolayıdır ki mesele bölgenin kimin himayesi altında olacağının kavgasıdır. Aslında adalar’ın kime ait olacağı 16. yüzyılda keşfedilmesinden sonra başlamış; Fransız, İspanyol ve İngiliz egemenliği altında uzun süreler kalmıştır. Arjantin de İngiltere de adalar üzerinde hak iddia etmekte ve bazı gerekçeler sunmaktadır.

Arjantin’e göre: Adalar’ın coğrafi yakınlığı, Arjantin’in kendisini eski İspanyol topraklarının halefi olarak görmesi ve 1833’de İngiliz hâkimiyetine giren adalardan Arjantinlilerin zorla göç ettirilmesi gerekçeleri arasındadır.

İngiltere ise: 1833 yılından beri Adalar üzerinde yönetimi sürdürdüğü, BM Antlaşması uyarınca ‘Self-Determination’ ilkesini savunmuş ve ada halkının kendi kaderini tayin etmesi konusunda uğraşmıştır.

Takvim 19 Mart 1982 tarihini gösterdiğinde önce Arjantin’in Falkland Adaları yakınında bulunan Güney Georgia Adasına çıkması daha sonra 2 Nisanda savaşın Falkland Adalarına sıçramasıyla 6 hafta süren savaşın sonunda Büyük Britanya etkisini hissettirmiş olsa da, savaşın sonunda İngiltere 255, Arjantin 650 kayıp vermiştir. Savaşın sonunda ‘The Iron Lady’, Margaret Thatcher’ın liderliğindeki Muhafazakâr Parti 1983 seçimlerinin galibi olarak çıkmış, savaş dönemimde ise Büyük Britanya’ya destek veren ABD’nin saygınlığı Latin Amerika’nın birçok ülkesinde giderek azalmıştır.

Soğuk Savaş döneminde, Vietnam Savaşı’ndan sonra çıkan Falkland Savaşı, Uluslararası siyasal iletişim bakımından önemi barizdir. Vietnam Savaşında ağzı yanan ABD, tahminimce medya gücünün farkına daha çok varmıştır. Vietnam da yaşanan şiddet ve vahşetin kameralara yansıması, çocukların napalm bombaları tarafından öldürülmesi gençler arasında savaş karşıtlığı yaratmakla beraber, ABD’nin kamuoyu desteğini de önemli derecede azaltmıştır. İngiltere de bundan dersini almıştır. Bu sebepledir ki Falkland Savaşı medyada hemen hemen hiç yansımamıştır. İngilizlerin askeri yenilgileri gösterilmezken, başarı görüntüleri haberler de sık sık yer edinmiştir. Medyaya sansür konulmuş, haber kaynakları kısıtlanmış, savaş sadece İngiliz Hükümeti’nin izin verdiği çerçeve içinde insanlara gösterilmiştir.

21. yüzyılda medyanın gücü inkâr edilemez bir gerçektir. Medyanın tarafsızlık ilkelerini bir kenara bıraktığı bu zamanlarda medyanın objektifliğinden şüphe etmemiz son derece akla uygundur ve öyle de olmalıdır. Milliyetçilik, din, laiklik ve özgürlük gibi kavramlar, toplumun hassasiyetleridir. Çoğu insan da bunun farkındadır. Ancak bununla birlikte medya da sürekli gündeme getirilen ya da bize unutturulmaya çalışılan bir tarih bilinci vardır ve her hükümet bunu öyle veya böyle hayata geçirir. Burada asıl önemli olan konu, toplumun medya kuruluşlarına ne kadar itibar edip etmediği konusudur ve siyasal iletişimin etkisi buna göre belli olur.


[1] Aysel Aziz,Siyasal İletişim(Ankara:Nobel Yayın Dağıtım,2007),15.

[2] Oya Tokgöz,Siyasal İletilimi Anlamak(Ankara:İmge Kitabevi Yayınları,2008),360.

http://akademikperspektif.com/2013/03/22/falkland-adalari-krizi/

Afganistan’da Barış Görüşmeleri ve IŞİD Tehdidi

Afganistan’da 18 yıldır NATO ve Taliban arasında süren savaş devam ederken, geçtiğimiz aylarda Donald Trump’ın bölgedeki çatışmaları bitirme politikasıyla barış görüşmelerine yönelik adım atması, bölge adına mühim bir gelişme oldu.

Katar aracılığıyla yürütülen ve artık sonuna yaklaşıldığı düşünülen barış görüşmeleri tüm hızıyla devam ederken, Afganistan abecesine hakim analistlerin, devlet yetkililerinin ortak bir endişesi ortaya çıktı; daha önce IŞİD’in Horasan Vilayeti adıyla kurduğu yapılanmanın ideolojik,stratejik ve askeri açıdan güç kazanması.

Bu konuda geçtiğimiz günlerde Afgan hükümetine bağlı Ulusal Güvenlik Konseyi Sözcüsü Kabir Haqmal Amerikalılarla görüşmenin, Taliban içindeki bazı militanlarda olumsuzca karşılandığını ve kendileriyle varılacak anlaşmanın mahiyetine göre örgütten IŞİD’e katılımların artabileceği vurgusunda bulundu.

IŞİD'in Horasan Vilayeti 2015'te ilan edilmişti.
IŞİD’in Horasan Vilayeti 2015’te ilan edilmişti.

Bölgedeki IŞİD yapılanmasına katılması muhtemel diğer cihatçı örgütlerin bazılarının isimleri şöyle:

Abdul Mennan Niyazi Grubu, Leşker Tayyibe, Mücahitler Hareketi, Sünnet ve Kuran Hareketi, Dava Cemaati, İslam Sarfaroş, Ceyşül Muhammed, Cundullah..

Burada önemli olan, bahsi geçen yapılanmalarının ve IŞİD’in militanlarının,ideolojik eğitmenlerinin Taliban hareketini oluşturan Peştun milletinden ziyade çevre ülkelerden hatta Arap Yarımadası’ndan gelişidir. Böylece, Taliban’ın medrese sistemine bir alternatif olarak planlandığı görülebilir.

Genelde Uygur bölgesinden, Çeçenistan’dan,Özbekistan’dan,Pakistan’dan,Türkmenistan’dan ve Kazakistan’dan gelen cihatçılar, Sovyetler Birliği’nin Afganistan’ı işgali sırasında Badakistan bölgesi üzerinden bölgeye giriş yapmış ve zamanla topluma entegre olmuşlardır.

Afganistan’da IŞİD’in varlığı ise tartışmalı, Rus istihbaratına göre militan sayısı 10.000’e ulaşmış örgüt için batılı analistler ortalama 2500 olarak sayı veriyor. Örgüt Nangarhar,Kunar,Nuristan,Zabul,Faryab,Cüzcan,Sar-e Pul gibi bölgelerde faaliyet gösterirken,özellikle ülkenin başkenti Kabil’de de bombalı eylemler gerçekleştiriyor. Keza yine Ebubekir el Bağdadi’nin liderliğini yaptığı yapılanma, Taliban’ı milliyetçi görüşlerinden ötürü için mürted (dinden dönmüş) ilan etmiş durumda ve bölgedeki tüm güçlere saldırılar düzenliyor. Taliban’ın da örgüte savaş ilan ettiği biliniyor.

Coğrafyanın abuhavasını soluyan bir kişi, bölgesel şartlar ve sosyolojik gelişmeler ışığında yorum yaptığında, şuan için Afganistan Savunma Bakanlığı Sözcüsü Ruhullah Ahmedzai’nin söylediği gibi, IŞİD yapılanmasının bölgedeki gücünün fazla olmadığını ancak, Taliban’ın Rusya ve İran ile yakın ilişkiler kurmaya başlamasını, ABD ile de barış görüşmelerini sürdürmesini, IŞİD’in canlı bomba eylemlerini kınadıktan sonra canlı bomba eylemlerini kendi örgütlerinin yapması gibi nedenlerle, IŞİD’i gelecekte Taliban’ın yerini alacak yeni düşman olarak yorumlayabilir. Öte yandan bu kez, gerilla savaşına hakim Taliban’ın, IŞİD’e karşı mücadelede şuanki Afgan hükümetinden daha başarılı olacağını öngörebilmek mümkün.

 

Suriye’de İdlib Açmazı: Türkiye ile Rusya Anlaşamazsa Ne Olur?

Geçtiğimiz yıl Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Rusya Devlet başkanı Putin arasında İdlib ve çevresinde gerçekleşen olaylar ile ilgili Rusya’nın Soçi kentinde bir dizi görüşme gerçekleştirildi. Görüşme sonrası Soçi Mutabakatı dediğimiz bir anlaşma gerçekleştirildi. Anlaşmaya göre;

  • Muhalif silahlı gruplar mevcut çatışma hattından 20 km geriye çekilecek oluşturulan silahsız bölgede Rus ve Türk ortak devriyesi güvenliği sağlayacak.
  • Lazkiye Halep ( M4) otoyolu ve Şam Halep (M5) oto yolu sivil trafiğe açılacak güvenliğini Rus ve Türk ortak görev gücü sağlayacak.
  • Gözlem noktalarının tüm lojistik hatları Rusya tarafından güvenlik altına alınacak ve herhangi bir hava ve kara saldırısı altına alınamayacak.

Kabaca anlaşma bu maddelerden oluşuyor idi. Ancak anlaşmayı şu an İdlib genelinde hâkimiyeti olan Heyet Tahrir Şam ve birkaç silahlı grup kabul etmedi ve o günden bugüne kadar cephe hattı devamlı sıcak kaldı.

Türkiye ve ABD Fırat Nehri’nin doğusunda bir güvenli bölge için prensip anlaşmasına ulaşınca Rus savaş uçaklarının büyük hava desteği ile Suriye ordusu Kuzey Hama operasyonunu 13 Ağustos günü başlattı. Yaklaşık 1 hafta içerisinde Han Şeyhun ilçesinde kontrol sağlandı ve Kuzey Hama cephesi bir cep içinde kaldı. O cep de 24 saat içerisinde kapanarak Morek ilçesi yakınlarında olan 9 nolu gözlem noktamızın kara yolu ile bağlantısı koptu.

İdlib’de silahsızlaştırılan bölge ve ‘güvenli bölge’deki silahlar (Harita: Suriye Gündemi)

Esas konu; şimdi ne olacak?

Erdoğan ve Putin’in 27 Ağustos günü Moskova’da gerçekleştireceği görüşmeye kadar sahada çok ciddi bir gelişme öngörmüyorum. Erdoğan ile Putin’inin önce telefonda görüşmesi ardından da Erdoğan’ının Moskova’ya gitmesi şu an için arada ciddi görüş ayrılıklarının olduğunu gösteriyor. Edinilen bilgiler Rusya tarafının muhalif güçlerin M4 ve M5 karayolunun kuzeyine çekilmesinin derhal başlamasını ve yolun güvenliğinin Rusya ve Suriye tarafından sağlanmasında ısrar ettiğini söylüyor. Türkiye’nin ise muhalefeti ikna etmek için süre istediği ve eski anlaşmaya bir süre daha şans verilmesini ve 9 nolu gözlem istasyonumuzun kara bağlantısının yeniden sağlanmasını istediğini biliyoruz.

Kremlin yönetiminin ABD ile yaptığımız prensip anlaşmasından rahatsız olduğu da iki liderin 27 Ağustos tarihli görüşmesinin zor geçeceği de aşikâr. Bir anlaşma olur mu diye sorarsanız; kendi fikrime göre yarı yarıya bir durum söz konusu

Peki, ortak fikir birliği olmaz ise ne olur?

Anlaşma olmaz ise Astana Anlaşması çöker ve Suriye ordusu operasyonlarına kaldığı yerden devam eder. İlk açacağı cephe 8 nolu Gözlem noktamızın olduğu Sorman’dan batıya Maarat El Numan kentine hücum etmek olur. Han Şeyhun’dan da Kuzey yönünde Maarat El numan kentine ilerlenerek “İkinci Cep” operasyonu yapılır. Sonuçta Türkiye yeni bir göç akını ile yüz yüze kalır ve bunu engellemek için İdlib alanına fiili olarak girerek sınırımızdan 20 km ileriye kadar olan bölgede bu göç akınını karşılamaya çalışır. Açıkçası Rusya ve Suriye ile bir sıcak savaş beklemiyorum ama bizi çok sıcak günlerin beklediğini görebiliyorum.

[irp posts=”18114″ name=”İdlib’de Son Durum Haritası: Türk Üssü ‘Kuşatma Altında'”]

Keşmir Sorunu: 370. Maddenin Kaldırılmasının Anlamı ve Yeni Harita

Pakistan, Çin ve Hindistan’ın taraf olduğu Keşmir’de “Cammu ve Keşmir’in Yeniden Yapılandırılması Yasası” kapsamında 370. maddenin anayasadan çıkarılması, 370. maddenin kapsamı, Keşmir’in ‘özel statüsünün’ kaldırılmasının karşılığı ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Daimi üyelerinin bu karar ile ilgili açıklamalarını inceledim. Bu başlıkları daha iyi yorumlamak adına da Keşmir Sorunu’nun temelini oluşturan 1947 yılındaki gelişmeleri kısaca ele aldım.

Keşmir’in Hindistan’a Bağlanma Süreci

Hindistan ile Pakistan’ın bağımsızlıklarını kazandıkları 1947 yılından bu yana anlaşmazlıkların odağındaki Keşmir bölgesi, Hindistan, Pakistan ve Çin’in kontrolünde. 222.236 km²’lik bölge yüz ölçümünün yüzde 45’lik kısmı Hindistan’ın kontrolündeki Cammu Keşmir, yüzde 35’lik kısmı Pakistan’ın kontrolündeki Azad Keşmir ve geriye kalan yüzde 20’lik kısım ise Çin kontrolündeki Aksai Chin ve Shaksgam Valley’den oluşmaktadır. Birinci Dünya Savaşı’nın devam ettiği sıralarda Hint yarımadasında esen bağımsızlık rüzgarında Müslümanların lideri olarak Muhammad Ali Cinnah, Hinduların lideri olarak da Mahatma Gandhi öne çıkıyordu. 1940’lı yıllara gelindiğinde iki lider de İngiliz sömürgesinden kurtulmak ve halkların bağımsızlığını elde etmek için birçok mücadele verdi.

keşmir son durum haritası
Yeni Keşmir haritası: 370. maddenin ortadan kaldırılmasının ardından ortaya çıkan 2 yeni eyalet: Cammu Keşmir ve Ladakh

İngiliz sömürgesi altındaki yarımadada 14 Ağustos 1947’de bağımsızlığını ilan eden Cinnah liderliğindeki Müslümanlar Pakistan adında yeni devletin kurulduğunu ilan etti. Bir gün sonra 15 Ağustos’ta da Hindular Hindistan’ın bağımsızlığını tüm dünyaya duyurdu. İngiltere, Pakistan ve Hindistan’ın ayrılarak iki devlet kurmasının ardından ‘tartışmalı eyaletlere’ iki ülkeden birini seçerken iki kritere göre hareket etmelerini öneriyordu. Buna göre, coğrafi yakınlık ve eyalette yaşayan halkın çoğunluğunun hangi dine mensup(Müslüman, Hindu veya Sih) oldukları dikkate alınmalıydı. Haydarabat ve Junagar bölgelerinde halkın çoğunluğu Hindu olmakla beraber yöneticileri Müslümandı ve Hindistan bu eyaletleri zor kullanarak da olsa kendisine katılmalarını sağlamıştı. Bununla beraber nüfusu 4 milyona yakın olan Keşmir’de durum farklıydı. Keşmir halkının büyük çoğunluğu Müslüman olmakla beraber başında Sih Maharaja Hari Sing bulunmaktaydı. O dönemde yüzde 80-90’ı Müslüman olan Keşmir, kendisini Müslüman Pakistan’ın bir parçası olarak görüyordu. Sih Sing, Hindistan ile katılım anlaşması imzaladı. Hindistan da bölgeyi yönetmesi için Kurucu Meclis oluşturdu ve bir Müslüman Başbakan atadı. Bu karar bölge halkının büyük tepkisiyle sonuçlandı ve Müslümanlar ‘isyan hareketi’ başlattı. İsyanı bastıramayan Sih, Hindistan’dan yardım istemesi sonucunda Hint ordusu Keşmir topraklarına girdi. Hint ordusunun Keşmir’de ilerlediğini gören Cinnah liderliğindeki Pakistan, halka destek vermek adına mücahitleri ve orduyu Keşmir’e yönlendirdi. İki ülke arasında ilk savaş böylece başlamış oldu.

[irp posts=”8″ name=”1947 Birinci Keşmir Savaşı”]

İki ülke arasında savaş Birleşmiş Milletler (BM) ara buluculuğu ile ateşkes ile sonuçlandı. Pakistan, kontrolü atındaki topraklarda Azad Keşmir ve Gilgit Baltistan adında iki özerk bölge oluştururken, Hindistan Müslüman nüfusun yoğunlukta olduğu tek eyalet olan Cammu Keşmir’i kendine bağladı.

5 Ocak 1949 tarihli BM kararı ile Keşmirliler’e ”Cammu ve Keşmir Devleti’nin Hindistan veya Pakistan’a bağlanması, halk tarafından Birleşmiş Milletler himayesi altında yönetilecek bir serbest ve tarafsız halk oylaması demokratik metodu ile kararlaştırılacaktır.” garantisi verildi. BM, Hindistan ve Pakistan tarafından kabul edilen bu karar için Keşmir’in tamamen askersizleştirilmesini ve böylece plebisit kararının daha sağlıklı uygulabileceğini açıklamasına rağmen Hindistan bunu kabul etmedi. Keşmir sorununu kendi BM’ye götüren Hindistan, bölgenin askersizleştirilmesini de plebisit kararını da kabul etmeyerek, Keşmir sorununun fitilini ateşlemekle kalmamış, günümüze kadar sorunun sürmesine neden olmuştur. Keşmir sorununun tarihinin kısaca ele alındığı bu bölümün ardından yazı, ‘Hindistan’ın 370. maddede yer alan Keşmir’in özel statüsünün kaldırması’ öncesi bölgede yaşananlar ve kararının ne anlama geldiğiyle devam edecektir.

370. Madde Kaldırılmadan Önce Keşmir’de Neler Yaşandı?

Şubat ayında Hindistan kontrolündeki Keşmir’de Hint askerlerinin bulunduğu konvoya düzenlenen bombalı saldırıda 44 asker öldü. Saldırıyı Pakistan merkezli Ceyş-i Muhammed örgütü üstlendi. Seçimlere sayılı günler kala yapılan bu saldırıyı ‘alçakça ve korkakça’ olarak nitelendiren Hindistan Başbakanı Narendra Modi, “Teröristler ve destekçileri çok ağır bedel ödemek zorunda. Bu saldırıya gerektiği gibi karşılık vereceğiz.” diyerek Cammu Keşmir’de askerlere, müdahale için karar alma yetkisi verildiğini açıkladı. Öte yandan bazı bölgelerde Pakistan ile paylaşılan suyun kesilmesi, Pakistan ile inşaat işi yapan Hintli şirketlerin yük gemilerini ve TIR’larını geri çağrılması ve Bollywood filmlerinde Pakistanlı oyuncularla çalışmanın yasaklanması gibi kararlar alındı.

Bölgede son 30 yılın en büyük saldırısı olarak kayıtlara geçen bu olaydan 12 gün sonra, 26 Şubat’ta, Hint savaş uçakları Pakistan’ın sınır eyaleti olan Hayber-Pahtunhva’daki Balakot kenti civarında ‘terör hedeflerini’ vurduğunu, 200’den fazla teröristin öldürüldüğünü duyurdu. Pakistan tarafından doğrulanan bu hava saldırı sonrası İslamabad yönetimi yaşanan olayı “sınırdan 5-6 kilometre içeri giren uçaklardan birinin Pakistan savaş uçaklarının müdahalesinin ardından Hint tarafına kaçarken aceleyle bomba bıraktı” şeklinde açıkladı. Herhangi bir can kaybının yaşanmadığını açıklayan Pakistan Dışişleri Bakanı Şah Mahmud Kureyşi, Hindistan’ın terör kamplarını hedef aldığına dair ifadeleri reddederek, Pakistan’ın Hindistan’ın eylemine karşılık vereceğini söyledi. Kureyşi, “Pakistan istediği zaman cevap verebilecektir” ifadelerini kullanarak cevap hakkının saklı olduğunu belirtti. Pakistan ordusu, Hint uçaklarının bombaladığı bölge ile ilgili ‘boş arazinin vurulduğunu’ öne sürerek bazı fotoğraflar servis etti.

Pakistan ordusu, Hindistan’ın vurduğu bölgenin fotoğraflarını paylaştı.

Yaşanan gerginlikte taraflara itidal çağrısı yapan Çin, Cammu Keşmir’deki son 30 yılın en büyük saldırısını gerçekleştiren Ceyş-i Muhammed örgütünün lideri Mesud Azhar’ın BM Güvenlik Konseyi’nin yaptırım listesine alınmasına karşı çıktı.

Keşmir’deki bombalı saldırı ve Balakot kentinin Hint uçakları tarafından bombalanmasının ardından artan gerginlik 27 Şubat’ta Pakistan hava sahasını ihlal eden 2 Hint uçağının Pakistan tarafından düşürülmesiyle farklı bir boyuta ulaştı. İkisi pilot olmak üzere 3 kişinin öldüğü olay sonrasında esir alınan Hint savaş uçağı pilotu, Pakistan Başbakanı Imran Khan’ın ifadesine göre “iyi niyet göstergesi” olarak sivil kıyafetlerle serbest bırakıldı.

Hindistan savaş uçağı pilotu serbest bırakıldı.

Uluslararası örgütler ve ülkeler, iki nükleer gücün doğrudan sıcak çatışmaya girmesinin bölgeyi felakete sürükleyebileceği uyarılarında bulunmaya devam ediyordu ki Pakistan’ın pilotu serbest bırakması gerginliğin azalmasında önemli bir adım olarak görüldü. Pakistan’ın uzattığı bu zeytin dalı iki ülke arasında gerginliği azalttı ancak Cammu Keşmir’de Hint ordusunun operasyonları devam ediyordu.

Operasyonların gölgesinde Hindistan’da, 11 Nisan itibariyle başlayan ve 19 Mayıs’a kadar süren dünyanın en uzun seçim süreci başladı. Seçim sonuçları açıklanmadan günler önce bir yüzbaşının öldürüldüğünü açıklayan Hindistan, Cammu Keşmir bölgesinde, güvenlik güçleriyle direnişçiler arasında çıkan iki çatışmada 5 direnişçi, 2 Hint askeri ve 2 sivilin yaşamını yitirdiğini açıkladı.

Dünyanın en uzun süren seçimi 39 günün ardından Başbakan Narendra Modi liderliğindeki Hindistan Halk Partisi’nin (BJP), Halk Meclisi’ndeki 543 sandalyeden 303’ünü kazanarak seçimlerden birinci parti çıkmasıyla sonuçlandı. Modi’nin bir önceki seçime göre meclisteki sandalye sayısını 21 sandalye daha arttırması; Pakistan ile yaşanan gerginliğin Modi’ye olumlu yansıdığı ve Modi tarafından gerçekleştirilen ekonomik reformların sonuçlarının tartışıldığı Hindistan’da, Modi ve iktidardaki BJP’nin güç tazelemesi anlamına geliyordu.

Hindistan Babaşkanı Modi’nin seçim kutlamasından.

Haziran ayında Keşmir’de yer yer direnişçiler ile Hint askerleri arasında yaşanan çatışmalar devam ederken, Temmuz ayının başında 776 kilometrelik Kontrol Hattı’nın Pakistan tarafından yaşanan bombalı saldırı sonrası iki ülke diplomatik açıdan tekrar karşı karşı geldi. Kontrol Hattı’nın Pakistan tarafına 50 metre kadar mesafeden yerleştirilen bombanın infilak etmesi sonucu 5 Pakistanlı asker hayatını kaybetti. Pakistan ordusu sözcüsü Tümgeneral Asıf Gafur, yaşanan patlamayla ilgili Hindistan’ı sorumlu tutarak, 3 Temmuz’da Keşmir’in Pakistan kontrolündeki bir noktasında yaşanan saldırıda el yapımı bomba kullanıldığını ve saldırının bölgede bir ilk olduğunu söyledi.

Seçim sonrasında da birçok çatışmanın yaşandığı Cammu Keşmir’de yılın ilk 6 ayında 43’ü sivil olmak üzere 271 kişinin öldüğü kaydedildi. BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği‘nin hazırladığı Keşmir Raporu‘nda halkın yaşama hakkı başta olmak üzere insan hakları ihlallerine maruz kaldığı belirtildi. Pakistan Dışişleri Bakanlığı raporun olumlu karşılandığını açıklarken, “Bir kere daha Cammu Keşmir’deki insan hakları ihlallerini tanınmıştır. Hint ordusunun orantısız güç kullanımı, savunmasız insanlara karşı silah kullanımı, yargısız infazlar, protestocu ve siyasilerin hukuksuz tutuklanması, Silahlı Kuvvetler Özel Yetki Kanunu ve Kamu Güvenliği Kanunu’ndan güç alan Hint askerlerinin işkenceleri, insan hakları ihlallerini denetleyecek bağımsız kuruluşların çalışmalarına izin vermeme ile basın ve ifade özgürlüğünün kısıtlanması hazırlanan raporla belgelenmiştir.” ifadelerini kullandı ve şöyle devam etti: “Cammu Keşmir’de yaşananlara benzer ihlaller, Azad Keşmir ve Gilgit Baltistan’da yaşanmamaktadır. Dünyanın en çok asker bulundurulan bölgesi olan Cammu Keşmir’in aksine Azad Keşmir ve Gilgit Baltistan tüm yabancı ziyaretçilere açıktır.”

370 Maddenin Kaldırılmasıyla Keşmir’in Özel Statüsünün Kaldırılması

370. maddenin kaldırılmasından önce 370. maddenin 3. bendinde Hindistan Devlet Başkanı’nın, 1957’de kendini fesheden Cammu Keşmir Kurucu Meclisi’nin onayı dışında değişiklik yapamayacağı ve kurulun lağvedilmeyeceği belirtiliyor. Bu maddeye rağmen Modi hükümeti, 2018 yılında ilk olarak ‘Kurucu Meclis’ ismini ‘Yasama Meclisi’ ile değiştiren bir karar çıkarttı. Daha sonra iktidardaki Hindistan Halk Partisi (BJP), yerel Keşmirli parti ile girdiği ittifaktan çekildi. BJP, Haziran 2018’de ismi değişerek yasama meclisi olan ‘Kurucu Meclisi’ feshedip Cammu Keşmir’e vali atadı. Aslında Hindistan 370. maddenin anayasadan kaldırılacağının sinyallerini bu şekilde vermişti.

370. maddenin kaldırılmasından üç gün önce hazırlıklarını ilk olarak askeri yığınak yaparak planlayan Yeni Delhi yönetiminin, NDTV’ye göre, Keşmir Vadisi’ne 10 bin paramilis güç göndermesine ek olarak 25 bin personel daha sevk edeceği bildirilmişti. Askeri sevkiyat ile birlikte eyaletteki telefon ve internet erişimi kesilerek eyaletin eski başbakanları dahil bazı politik isimler tutuklanmıştı.

Vali atamasının üzerinden bir yıl geçmişti ki İçişleri Bakanı Amit Shah’ın önergesi olarak meclise sunulan “Cammu ve Keşmir’in Yeniden Yapılandırılması Yasası” federal parlamentonun üst kanadı Eyaletler Meclisi’nden geçti. “Cammu Keşmir Birlik Toprağı” ve “Ladakh Birlik Toprağı” olarak ikiye ayrılması 370. maddenin kaldırılmasıyla gerçekleşti.

 “Cammu ve Keşmir’in Yeniden Yapılandırılması Yasası” nedir?

Hindistan’da “Birlik Toprağı” olarak tanımlanan eyalet modeli, kendine ait hükümeti olmayan, doğrudan merkezi hükümet tarafından yönetilen idari bölgelere denmektedir. Ladakh ve Cammu Keşmir’in yeni yapılanması ve “Birlik Toprağı” olarak nitelendirilmesi bu anlama gelmektedir. Yani yeni düzenlemeyle Cammu Keşmir ikiye ayrıldı ve eyaletin batısının (Cammu Keşmir) sınırlı yetkilere sahip sembolik yerel bir meclis ile yönetileceğine, Ladakh’ın ise sembolik bile olsa meclisinin olmayacağına karar verildi. (Cammu Keşmir’in nüfusu Müslüman, Ladakh’ın nüfusu Budist ağırlıklı)

370. Madde Neyi Kapsıyor?

Öncelikle 370. madde Hindistan’daki diğer tüm eyaletlerden farklı olarak Cammu Keşmir’e farklı haklar tanıyordu. Eyaletin kendi anayasası, bayrağı, dış işleri, savunma ve iletişim konuları ile birlikte birçok bağımsız politikaya sahip olma gibi birçok hak tanıyordu. Öte yandan demografinin korunması adına eyalet dışındaki Hindistan vatandaşlarının bölgeden toprak satın olmasını, kalıcı olarak yerleşmesini ve yerel eyalet binalarında memur olarak çalışmasını yasaklıyordu.

Resmi Cammu Keşmir Bayrağı (solda), Azad Keşmir bayrağı (sağda)

370. maddenin anayasadan çıkarılmasıyla birlikte Hindistan’ın Keşmir’in demografisini değiştirmek için çalışmalarda bulunacağı düşünülüyor. Çünkü “Birlik Toprağı” olan Keşmir’de artık Hindistan vatandaşları toprak satın alabilecek, süresiz yerleşim imkanına erişebilecek ve yerel hükümet binalarında çalışabilecek. [2011’deki son nüfus sayımına göre 12,5 milyon nüfusa sahip olan Cammu Keşmir’in yüzde 68,3’ü Müslüman, yüzde 28,4’ü Hindu ve yaklaşık yüzde 1’i Budistlerden oluşuyor.]

370. madde; 1949’daki katılım anlaşmasına göre kalıcı olmayacak, Keşmir’in geleceğini halkın karar vermesinin ardından ortadan kalkacaktı. Aynı şekilde 1949 yılındaki BM kararları da bu yönde ifadelerden oluştuyordu. Bu kararları tek taraflı reddeden Hindistanlı yetkililer, gelen tepkilere rağmen geri dönüş olmayacağını söylüyor. Kararın öncüsü Hindistan Başbakanı Modi, ‘özel statünün’ Cammu Keşmir’e terörizm ve ayrılıkçılıktan başka bir şey vermediğini ve son otuz senede 42 binden fazla kişinin hayatını kaybettiğini öne sürdü.

Uluslararası toplumun dikkatini çekmek için çeşitli açıklamalarda bulunan ve Keşmirli Müslümanların yanında olduklarını ifade eden Pakistan Başbakanı Han, “Dünya, Hindistan işgali altındaki Keşmir’de Müslümanlara yönelik Srebrenitsa benzeri bir diğer katliam ve etnik temizliğe sessizce tanıklık mı edecek? Uluslararası toplumu, buna izin vermesi halinde, gelişmelerin Müslüman dünyasında radikalleşme ve şiddet döngülerine yol açacak sert yankılar ve tepkiler doğuracağı konusunda uyarmak istiyorum.” ifadelerini kullandı.

Karara BM Güvenlik Kurulu’nun Daimi 5 Üyesinin Tepkileri

Suudi Arabistan’ın barış çağrısında bulunduğu, Türkiye’nin endişe duyarak sorunun BM kararları çerçevesinde çözülmesi gerektiğini söylediği, Birleşik Arap Emirlikleri’nin Hindistan’ı desteklediği ve İran’ın kararı kabul etmediği ‘370. Madde Krizi’ konusunda birçok ülke açıklamada bulunurken, uluslararası toplum açısından dikkat çekebilecek ve BM Güvenlik Kurulu’nda yaptırım gücüne sahip 5 daimi ülkenin yorumları dikkat çekiciydi. Çin yıllardır olduğu gibi Pakistan ile paralel bir politika izlerken, Rusya Hindistan’ın kararını destekledi. İngiltere, Fransa ve ABD ise ‘diyalog’ çağrısında bulundu.

Amerika Birleşik Devletleri

ABD Dışişleri Bakanlığı “Keşmir konusunda ABD, Hindistan ve Pakistan arasında direk diyaloğu destekliyor.” ifadesini kullandı. Temmuz ayında ABD Başkanı Trump iki ülke arasında ara bulucu olabileceğini açıklamıştı.

Rusya

Rusya, Keşmir’in statüsüyle ilgili Yeni Delhi yönetiminin aldığı kararın ‘anayasal’ olduğunu savunarak bir kez daha bölgede Hindistan ile aynı politikayı izledi. Moskova yönetimi Hindistan’ın en fazla silah ithal ettiği ülke olarak biliniyor.

Çin

Ekonomik açıdan Pakistan’da büyük yatırımları bulunan ve Keşmir Sorunu’nun bir tarafı olan Çin, Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla yaptığı açıklamada, “Hindistan tarafı, iç hukuk yasalarını tek taraflı olarak değiştirerek, Çin’in toprak egemenliğinin altını oymaya devam etti.” dedi. Çin, Birleşmiş Milletler Güvenlik Kurulu’nda (BMGK) Hindistan’ın kararının ele alınması için 3 kez mektup gönderen Pakistan’a destek olarak Çin, konuyu BMGK’da görüşmek üzere toplantı istedi.

İngiltere

İngiltere Dışişleri Bakanı Dominic Raab kararın üzerinden geçen ikinci günde yaptığı açıklamada, “Hindistan Dışişleri Bakanı ile konuştum. Durumla ile ilgili endişelerimizi dile getirdik ve sakinlik çağrısında bulunduk. Ancak aynı zamanda olayı açık bir şekilde Hindistan hükümetinin perspektifinden okuduk” ifadelerini kullandı.

Fransa

Hindistan’ın Keşmir kararı ile ilgili herhangi bir açıklamada bulunmayan Fransa, Pakistan’ın 2 Hindistan savaş uçağını düşürmesinin ardından iki ülkeyi de tansiyonu düşürmeye çağırmıştı. Fransa Dışışleri Bakanlığı, “Fransa, Hindistan’ın sınırda terörizme karşı güvenliğini sağlama konusunda meşruiyetini kabul ediyor ve Pakistan’ı ülkesindeki terörist grupların eylemlerine son vermeye çağırıyor.” ifadelerini kullanarak Hindistan’a yakın bir denge siyaseti yürütmüştü.

Bağımsızlıklarını kazanan iki ülkenin arasında en büyük sorun olarak devam Keşmir, Hindistan-Pakistan ve Hindistan-Çin savaşlarına sahne olmuştu. Çin ile uzun bir süredir sınır çatışması yaşamayan Hindistan’ın, Pakistan ile sınırında (Kontrol Hattı) iki taraflı yüzlerce ihlal gerçekleşiyor ve bunların çoğu ölüm ile sonuçlanıyor. SIPRI raporlarına göre Pakistan’ın 150-160, Hindistan’ın 130-140 ve Çin’in 290 nükleer bombaya sahip olması, en küçük kıvılcımın hızla büyüme olasılığı ve Hindistan Savunma Bakanı Rajnath Singh’in, ülkesinin “herhangi bir ülkeye karşı nükleer güç kullanan ilk taraf olmayacağını taahhüt ettiği” politikasında değişime gidebileceğini açıklaması gibi çıkışlar, bölgeyi olduğu kadar dünyayı da geri dönüşü olmayan bir felakete sürükleyebilir.

[irp posts=”1356″ name=”Keşmir Sorunu: Çin, Hindistan ve Pakistan Savaşı”]

Türkkaya Ataöv, Keşmir Meselesinin Önemi, Ankara Üniversitesi SBF Dergisi
https://aawsat.com/turkish/home/article/1849261/madde-370-ve-cammu-ke%C5%9Fmirde-pakistan-hindistan-gerilimi
https://www.bbc.com/news/world-asia-india-48315659?intlink_from_url=https://www.bbc.com/news/topics/c27kzzpqm7xt/india-elections-2019&link_location=live-reporting-story
https://www.aa.com.tr/tr/analiz/hindistanin-kesmir-karari-cozum-arayislarina-darbe/1553484
https://www.aa.com.tr/tr/dunya/hindistan-cammu-kesmirin-ozel-statusunu-ortadan-kaldirdi/1550255
stratejikortak.com/2016/02/1947-birinci-kesmir-savasi.html
stratejikortak.com/2016/02/hindistan-pakistanin-kurulusu.html
https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-49234725

İsrail Irak’ta İran’ı Vuruyor: ‘Düşmanı Yerinde Yok Et’

İran’da Şah rejiminin yıkılmasının ardından İsrail ile başlayan gerilim dalgalanarak sürüyor. Bazı zamanlar iki ülke arasında sıcak savaş tehdidinin yoğunlaştığı, bazen de büyük çıkar çatışmalarının gündem dışı kaldığını görmekteyiz.

İsrail’in bölgesel düşmanları olan Hizbullah ve Filistinli direnişçi grupların İran tarafından desteklenmesi iki ülke arasındaki temel sorunlardan birisiyken, Suriye İç Savaşı‘nda Esad rejiminin davetiyle İran’ın buradaki çatışmalara da dahil oluşu, iki ülke arasındaki ilişkileri oldukça kötü etkilemiş durumdaydı.

Hizbullah militanları, meşhur roketleri ile. Sputnik'ten alıntı.
Sputnik

İsrail, İran’ın Suriye İç Savaşı’na desteklediği milis grupları ve Amerika Birleşik Devletleri tarafından doğrudan terör örgütleri listesine alınan İran Devrim Muhafızları ile birlikte müdahil oluşuna, çeşitli “önlemler” alarak yanıt verdi. Bu önlemler temelde iki aşamadan oluşuyor.

  • Rusya ile diplomatik ilişkileri yoğunlaştırarak, İran’ın İsrail sınırından uzaklaştırılması
  • Suriye’de İsrail’e tehdit olabilecek, İran’a ait askeri hedeflerin hava operasyonları ile doğrudan yok edilmesi.
Al Arabiya'dan alıntıdır.
Al Arabiya

Bu bağlamda çeşitli tarihlerde gerçekleştirilen hava saldırılarının çoğunun başarılı olduğunu söylemek mümkündür. Bu saldırıların detaylı incelemesini bir başka yazıda gerçekleştirmeyi umduğum için, şimdilik vurulan yerleri göstermenin yeterli olacağı kanaatindeyim.

Suriye’de bu güvenlik operasyonları devam ederken, bugünlerde iki ülke arasındaki gerilim bambaşka bir boyuta taşınmış durumda… İsrail Irak’ta İran’ı vuruyor.

Amerika’nın Irak’ı işgalinin ardından, pek direniş göstermeyen, İran’a yakın Şii grupların ülkede tesirlerinin artışı ile birlikte, İran, Irak içinde oldukça etkili bir duruma geldi. Özellikle selefi-cihadi örgütlerle mücadelede İran, Irak’a Haşdi Şabi milisleri öncülüğünde büyük yardımlarda bulundu. Özellikle IŞİD’in Irak’ın üçte birini kontrol altına almasının ardından İran tarafından “Büyük Şeytan” olarak nitelendirilen Amerika Birleşik Devletleri ile Musul ve Felluce’de ortak operasyonlar düzenlendi.  Örgütün tekrar gerilla tipi saldırıları yönelmesi ve büyük şehirlerden çıkartılmasının ardından, iki ülke yeniden karşı karşıya geldi.

[irp posts=”19575″ name=”‘Sır’ İsrail Ordusu: Kara Kuvvetleri ve Envanteri”]

Amerika Birleşik Devletleri ile İran’ın arasındaki çıkar ortaklığı şimdilik rafa kaldırılmışken,  düşmanı yerinde yok et ilkesiyle operasyonlarını genişleten İsrail, geçtiğimiz günlerde, Irak’ta İran’a bağlı bulunan milislerin ve içlerinde Devrim Muhafızları’nın da yer aldığı üssü  havadan vurarak imha etti. Operasyonlardan birisi Selahaddin Vilayeti‘ne bağlı, Amirli üssüne gerçekleştirilirken diğeri ise Diyala Vilayeti’ne bağlı Ebu Muntazar el Muhammedavi üssüne gerçekleştirildi. Bu operasyonlarda çok sayıda milis yaşamını yitirirken, yoğun mühimmat da yok edildi.

Operasyonların tamamlanmasının ardından, üzerindeki şoku atlatan dünya medyasının aklında bazı sorular vardı. Operasyonlarda F-35‘ler mi kullanılmıştı? Irak buna neden müsaade etti?

Temelde akla gelen bu iki sorunun yanıtı verecek olursak, öncelikle F-35’lerin İsrail’den Irak’a havada ikmal yapmadan uçma imkanı bulunmuyor, bu sebeple hızlıca gerçekleştirilen operasyonların SİHA’larla yapılmış olma ihtimali daha yüksek.

İkinci sorunun yanıtı ise daha karmaşık.Bu konudaki temel değerlendirmem, hükümetin geçtiğimiz günlerde Haşdi Şabi’nin feshedilip Irak Ordusu‘na katılması talebiyle paralel. Irak, artık İran’ın etkisinden kurtulmak istiyor. Bu bağlamda gerçekleştirilen operasyonlara göz yumulduğunu düşünüyorum. Elbette, değerlendirmenin ilk bölümünde belirttiğim gibi, daha birçok faktör bulunuyor. Ferid Yasin’in ABD’deyken, İsrai ile ilişkilerin normalleştirmesini amaçladıklarını söylemesi, Suudi Arabistan-İsrail-ABD ortaklığında kendisine de yer verilmesini istemesi gibi…

Kayda değer son operasyon ile noktalayacağım. Bundan yaklaşık üç gün önce, Bağdat güneyinde Haşdi Şabi’ye ait büyük bir mühimmat deposu infilak etti, saldırı mı, kaza mı, ne olduğu bilinmiyorken, I.S.I Israel Scientific Instruments‘ın uydu görüntüleri ile paylaştığı iddia, bu saldırının da arkasında İsrail’in olduğunu gösterir nitelikte. Yapılan incelemede, hedef, etkilenen alan ve yayılan hasar incelendiğinde patlamanın hava saldırısı sonucu gerçekleşme ihtimalinin yüksek olduğu belirtilmiş durumda.. Önceki operasyonları ve İran istihbaratına yakın kişilerin beyanları da göz önünde bulundurulduğunda, saldırının Irak’ın başkentinin hemen güneyinde, rahat bir biçimde gerçekleştirildiğini söylemek mümkün.

Önümüzdeki günlerde bu tip saldırıların artacağını düşünüyorum. Çünkü İran’dan İsrail’e yönelik ciddi bir karşılık yok. Tehdit siyasetinin İsrail üzerinde etkili olacağını düşünmek yanlış olacaktır.

Kıbrıs Haber Arşivi: ‘Doğu Akdeniz’de Denge Kuruldu’ (Temmuz 2019)

Doğu Akdeniz ve Kıbrıs çevresinde yaşanan gelişmeleri ve haber değeri taşıyan olayları derlediğimiz “Doğu Akdeniz Haber Arşivi” serisinin Temmuz ayı bölümünde birçok kayda değer diplomasi trafiği gerçekleşti. Türkiye, iki sondaj gemisi ve bir sismik gemisiyle bulunduğu bölgeye dördüncü gemiyi göndereceğini duyururken, Avrupa Birliği’nin ‘küçük çaplı’ yaptırımı ile karşılaştı. Doğal gaz keşifleri, askeri tatbikatlar ve daha fazlası için arşivi inceleyebilirsiniz.

1 Temmuz: Rusya Dışişleri Bakanlığı, ABD Senatosunda onaylanan Doğu Akdeniz Güvenlik ve Enerji Ortaklığı tasarısının Rusya-Kıbrıs ilişkilerini bozmaya yönelik olduğunu vurgulayarak, yasalaşması halinde bunun sonuçlarını gözden geçireceklerini belirtti.

(ABD Senato Dış İlişkiler Komitesi, ‘2019 Doğu Akdeniz’de Güvenlik ve Enerji İşbirliği’ adlı yasa tasarısını, bölge ülkelerine Rus gemilerine liman hizmetleri sağlamama çağrısı da içeren revizyonlarla birlikte onaylamıştı.)

2 Temmuz: GKRY, ada çevresinde sondaj için Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) ile işbirliği yapan üç şirket hakkında yasal süreç başlattığını açıkladı.

6 Temmuz: Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez,”İnşallah bir hafta içinde Doğu Akdeniz’de, KKTC’den aldığımız ruhsat bölgesinde, Karpaz’da Yavuz gemisinin ilk sondajına başlamış olacağız. İlerleyen zamanlarda sonuçlarını kamuoyuyla da paylaşacağız.”dedi.

  • KKTC Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, Doğu Akdeniz’de denge kurulduğunu ve artık sahaya çıkıldığını belirterek, bölgede bir oldubittiye de izin vermeyeceklerini söyledi.
YAVUZ SONDAJ GEMİSİ

8 Temmuz: Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanlığı (Yavuz Sondaj Gemisinin Karpaz’a ulaşması sebebiyle) “Yapılması planlanan ikinci sondaj çalışması, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku ve Uluslararası Hukuk uyarınca Kıbrıs’ın sahip olduğu egemenlik haklarına yönelik Türkiye’nin tekrar eden ihlallerine bir yenisi olarak eklenmiştir. Bu Kıbrıs Cumhuriyeti’nin egemenliğinin açık bir ihlalidir.” ifadelerini kullandı.

  • Türkiye’nin Doğu Akdeniz’e yolladığı ikinci sondaj gemisi Yavuz’un Karpaz açıklarına ulaşması üzerine Avrupa Birliğinden tepki geldi. AB Dış Politika Yüksek Temsilciliği konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Türkiye’nin yasa dışı şekilde Kıbrıs’ın kuzeydoğusunda sondaj operasyonunun önemli bir endişe kaynağıdır. Kıbrıs’ın batısında süre giden sondaj operasyonlarının başlamasından iki ay sonra planlanan ikinci sondaj operasyonu, Kıbrıs’ın egemenliğini ihlal ediyor” ifadeleri kullanıldı.

İsrail’de doğalgaz arama faaliyetleri ile bilinen Yunan enerji şirketi Energean, İtalyan enerji şirketi Edison’un petrol ve doğalgaz birimini 750 milyon dolar karşılığında satın alacağını duyurdu.

10 Temmuz: Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki doğal gaz arama çalışmaları konusunda dile getirilen uluslararası tepkileri eleştirerek “Garantör ülkeler dışındaki ülkelerin açıklamalarını tamamen yersiz buluyoruz” dedi. Bu konuda Avrupa Birliğinin “Rum yanlısı tutum sergilediğini” belirten Çavuşoğlu, “AB’nin bize yönelik attığı adımın faydası olmaz, ters teper” ifadesini kullandı.

  • Doğu Akdeniz’e yollanan ikinci Türk sondaj gemisi Yavuz’un hedefine ulaşmasının ardından Rusya’dan “Bir başka Türk araştırma gemisinin de Kıbrıs’ın münhasır ekonomik bölgesine girdiği haberlerinin ardından, bölgedeki gelişmeleri kaygıyla izliyoruz. Kıbrıs’ın egemenliğinin ihlâl edilmesinin, Kıbrıs sorununa kalıcı, adil ve uygulanabilir bir çözüm için şartların sağlanmasına yardımcı olmayacağına inanıyoruz” açıklaması yapıldı.

Rum medyası, Fatih sondaj gemisi ve Barbaros Hayreddin Paşa araştırma gemisinin ardından Yavuz’un da bölgeye ulaşmasını, ‘kuşatma’ ve ‘Ada etrafında Türk üçgeni’ yorumuyla verdi. Gemilerin ada etrafındaki konumlarının gösterildiği haritayla desteklenen haberlerde gemilerin 9 İHA, savaş gemisi ve denizaltılarla korunduğu ifade edildi.

  • ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Morgan Ortagus “ABD, Türkiye’nin Kıbrıs açıklarında sondaj faaliyetleri yapmak için devam eden girişimlerinden ve son olarak sondaj gemisi Yavuz’un Karpas Yarımadası açıklarına sevk edilmesinden derin endişe duymaktadır.” açıklamasında bulundu.

Mısır Dışişleri Bakanlığı (Yavuz Sondaj Gemisinin bölgeye gelmesiyle ilgili olarak) “Türkiye’nin tek taraflı olarak yaptığı çalışmalar bölgedeki tansiyonu artırmaktadır.” açıklamasında bulundu.

  • İsrail Dışişleri Bakanı Sözcüsü Emmanuel Nahshon, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de attığı son adımları İsrail’in “endişeyle takip” ettiğini söyledi.

13 Temmuz: Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu “AB’nin saçma sapan bu dayanışma anlayışı (Türkiye’ye yaptırım kararı) ile yanlışların arkasında durmaması gerektiğini kendileri de biliyor. Beklentimiz son derece net: Kıbrıs Türk halkının hakları garanti altına alınsın ve paylaşmayı Rumlara öğretsinler. Bize karşı atacağı adımların kendilerine hiçbir faydası olmaz; ters teper. Oraya ilave adımlar atarız. AB, bugüne kadar Rum kesimini tatmin etmeye çalıştı. Sırf dayanışma adına bize yönelik bir adım olursa biz bunun karşılığını veririz, Kıbrıs’taki faaliyetlerimizi daha da artırırız. Zaten bizim kıta sahanlığımızdaki faaliyetlere yönelik kimsenin bir söz söyleme hakkı yoktur” dedi.

14 Temmuz: Güney Kıbrıs’ın en büyük gazetesi Phileleftheros’un haberine göre, Türkiye Doğu Akdeniz’de doğalgaz keşfetti. Brüksel’deki güvenilir kaynaklar, Fatih sondaj gemisinin BAF çevresindeki faaliyetleri sonucunda 170 milyar metreküp doğal gaz rezervi keşfettiğini iddia etti.

16 Temmuz: Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Doğu Akdeniz’deki sondaj gerilimi ve Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye karşı aldığı yaptırım kararlarına ilişkin ”Çok da ciddiye almaya gerek yok. Aldıkları kararların uygulanmasının mümkün olmadığını kendileri de biliyor.  Türkiye’ye yönelik böyle kararlar alırsanız faaliyetlerimizi artıracağız. Doğu Akdeniz’de üç gemimiz var, dördüncü gemiyi de göndereceğiz.” dedi.

 AB Dışişleri Bakanlarının uzlaştığı önlemler kapsamında,

*AB’nin Türkiye’ye sağladığı katılım öncesi fonlarda kesinti yapılmasına

*Avrupa Yatırım Bankasının Türkiye’deki kredi faaliyetlerinin gözden geçirilmesine

*Türkiye ile AB arasında devam eden havacılık anlaşması müzakerelerinin askıya alınmasına

*Ortaklık Konseyi ile üst düzey diyalog toplantılarına bir süreliğine ara verilmesine karar verildi.

Doğu Akdeniz ve Kıbrıs çevresinde yaşanan askeri ve diplomatik gelişmeler için Stratejik Ortak tarafından Twitter ve Instagram‘da faaliyet gösteren @AkdenizKibris hesabını takip edebilirsiniz.

18 Temmuz: TBMM’de grubu bulunan 4 siyasi parti (AKP,CHP,MHP ve İP), Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler Konsey Toplantısı Sonuç Bildirgesi’nde açıklanan Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de petrol, doğal gaz aramasını durdurmaya yönelik yaptırım kararını, yayımladığı bildiriyle telin etti. Bildiride, “Bizler TBMM’de grubu bulunan siyasi partiler olarak Doğu Akdeniz bölgesi hidrokarbon kaynaklarının paylaşımı konusunda, bir oldubittiye getirerek Kıbrıs Türkü’nün ve Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslararası hukuk temelindeki meşru hak ve çıkarlarını görmezlikten gelme, yok sayma, hesaba katmama yönündeki tüm girişimleri, hesapları şiddetle telin ediyor, bu yönde siyaset yürüten çevrelerin politikalarına her hal ve şartta karşı olduğumuzu en açık ifade ile ortaya koyuyoruz.” ifadeleri yer aldı.

19 Temmuz: Doğu Akdeniz’deki arama çalışmalarıyla ilgili bilgi veren Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Çin ve Rusya gibi ülkelerle işbirliği olasılığı hakkında, “Türkiye Petrolleri bazı şirketlerle görüşme yapıyor” dedi.

20 Temmuz: Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, “Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler Konseyi Toplantısı sonuç bildirgesinde açıklanan arama ve sondaj faaliyetlerimize yönelik yaptırımlar gibi baskılara asla boyun eğmeyeceğiz.” dedi.

21 Temmuz: Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, Doğu Akdeniz’de yaşanan enerji krizi ile ilgili olarak “Türkiye’yi Antalya Körfezi’yle sınırlamaya niyetlenenler bilmelidir ki kıta sahanlığımızda arama ve çıkarma faaliyetlerimizi kararlılıkla sürdüreceğiz.” dedi.

23 Temmuz: Milli Savunma Bakanlığı, Doğu Akdeniz’de görev yapan sondaj gemilerine refakat eden Deniz Kuvvetleri Komutanlığı unsurlarına ilişkin görüntüler paylaştı. İnsansız hava aracından alınan görüntülere yer verilen paylaşımda, “Deniz Kuvvetleri Komutanlığımız, Doğu Akdeniz’de sondaj çalışması yapan gemilerimize, havadan BAYRAKTAR TB-2 İHA, deniz karakol uçağı ve deniz helikopterleri, su üstünden fırkateyn, korvet ve hücumbotlar, su altından denizaltılar ile sürekli ve kesintisiz refakat ediyor.” ifadeleri kullanıldı.

24 Temmuz: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Doğu Akdeniz’de ve Suriye’nin kuzeyinde attığımız adımlar, milletimizin ve Kıbrıs Türklerinin hak, hukuk ve menfaatlerini koruma hususundaki hassasiyetimizi açıkça ortaya koymuştur. Örtülü veya açık hiçbir yaptırım tehdidi Türkiye’yi haklı davasından vazgeçiremeyecektir.” ifadelerini kullandı.

25 Temmuz: Doğu Akdeniz Gaz Forumu (DAGF), 2’nci Bakanlık Toplantısı İsrail, İtalya, Yunanistan, Mısır, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), Ürdün  ve Filistin’in  katılımıyla Mısır’ın başkenti Kahire’de düzenlendi. Toplantıya ABD Enerji Bakanı Rick Perry, AB Komisyonu Enerji Genel Müdürü Dominique Ristori ile Fransa ve Dünya Bankasından temsilcileri de katıldı. Yapılan açıklamada “Katılımcılar, üyelerin doğal kaynaklarındaki haklarının saygınlığı için forumu, uluslararası hukuka uygun uluslararası bir örgütlenme seviyesine yükseltme taahhüdünde bulundu” ifadeleri kullanıldı. Bir sonraki toplantının Ocak 2020’de Kahire’de yapılması kararlaştırıldı.

Mısır’da düzenlenen Doğu Akdeniz Gaz Forumu (DAGF), 2’nci Bakanlık Toplantısından bir kare

26 Temmuz: Rusya Enerji Bakanı Aleksandr Novak, “Eğer ticari açıdan tüm tarafların yararına projeler olursa, Rus şirketleri Doğu Akdeniz’de Türkiye ile iş birliğine yönelik kararlar alabilir” dedi.

27 Temmuz: Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Kıbrıs, Yunanistan ve İsrail‘den diplomatlar Doğu Akdeniz’de barış, güvenlik, istikrar, refahı sağlamak için ekonomik işbirliğinin önemini tartışmak için Washington’da bir araya geldi.Toplantıda taraflar ekonomi ve ilintili konularda ABD ile üçlü mekanizma arasındaki iletişim kanallarını açık tutma ve işbirliğini arttırma potansiyellerini araştırma konusunda anlaştı.

29 Temmuz: Yunanistan’ın yeni başbakanı Kiryakos Miçotakis, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki sondaj faaliyetlerinin Kıbrıs’ın egemenlik haklarını ihlal ettiğini söyledi.

  • Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Özersay, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile doğalgaz konusunu konuşmaya ve iş birliği yapmaya hazır olduklarını belirterek, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin gerçeklerle yüzleşmeye cesaret edemediğini söyledi. Özersay Uluslararası aktörler gerçekten yardımcı olmak istiyorlarsa doğalgaz konusunda inisiyatif alsınlar ve Rum lideri masaya oturtsunlar” dedi.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis’in Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de yürüttüğü faaliyetlere son vermesine yönelik açıklaması hakkında, Doğu Akdeniz’de yasa dışı faaliyet arayanların Kıbrıslı Rumların faaliyetlerine bakması gerektiğini söyledi.

30 Temmuz: Mısır Dışişleri Bakanı ile görüşen Yunanistan Dışişleri  Bakanı Nikos Dendias, “Türkiye’nin uluslararası hukuka meydan okuyan yasadışı eylemleri bölgenin güvenliğini riske sokuyor” açıklamasında bulundu. Mısır Dışişleri Bakanı Sameh Shoukry de Türkiye’nin ismini anmadı ancak, “Bölgedeki provokasyonları ve bu provokasyonların durması için uluslararası hukuka nasıl saygı duyulması gerektiğini görüştük” ifadelerini kullandı.

  • Milli Güvenlik Kurulu (MGK) Toplantısı yapıldı. MGK açıklamasında , ”Doğu Akdeniz’deki uluslararası hukuktan kaynaklanan hak ve menfaatlerimiz ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin hak ve menfaatlerinin korunmasına yönelik bölge barışı ve istikrarını esas alan, iş birliğinin gelişimine katkıda bulunan, kararlı ve ilkeli tutumumuzun sürdürülmesinin hayati önem arz ettiği kaydedilmiştir” ifadelerine yer verildi.

Rum kesimi, Kıbrıs’ın yedinci bloğunda sondaj çalışmalarının yapılması için İtalyan petrol ve doğalgaz şirketine (ENI) ve Total enerji şirketlerine onay verdi.

Doğu Akdeniz ve Kıbrıs çevresinde yaşanan askeri ve diplomatik gelişmeler için Stratejik Ortak tarafından Twitter ve Instagram‘da faaliyet gösteren @AkdenizKibris hesabını takip edebilirsiniz.

Haziran ayı arşivi:

https://stratejikortak.com/2019/07/akdeniz-haber-arsivi-yavuz-sondaj-gemisi-bolgede-haziran-2019.html

Askeri ve Diplomatik Haber Arşivi (Temmuz 2019)

Stratejik Ortak olarak Temmuz ayında yaşanan askeri ve diplomatik gelişmeleri özet ilgiler şeklinde sizler için derledik. Haberler tamamen arşiv amacıyla birleştirilip yayına alınmaktadır. Eksik gördüğünüz gelişmeleri yorumda belirtebilirsiniz.

Gürcistan’ın başkenti Tiflis’te İçişleri Bakanı Giorgi Gakharia’nın istifasını talebi eden yüzlerce kişi “Özgürlük Yürüyüşü” adlı protesto gösterisi düzenledi.

Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonunun (SMDK) eski Başkanı ve Türkmen siyasetçi Abdurrahman Mustafa, Suriye Geçici Hükümeti Başkanlığına seçildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Japonya’da FETÖ’ye bağlı okullar, dernekler ve şahıslar hala faaliyetlerini sürdürüyor. PKK neyse DHKP-C neyse FETÖ de odur, bunların birbirinden hiçbir farkı yoktur.” dedi.

ABD Donanmaına ait USS Carney isimli savaş gemisinin Sea Breeze tatbikatına katılmak için İstanbul Boğazı’ndan geçerek Karadeniz’e giriş yapmasının ardından, Rus ordusunun gemiyi izlediği belirtildi.

Libya’da Hafter güçlerinin Tükiye’ye yönelik sözlerine ‘karşılık veririz’ diyen Milli Savunma Bakanı Akar, “Hasmane tutum ve saldırıların bedeli çok ağır olacak. Düşmanca hareketlere karşı tedbirimizi aldık” dedi.

ABD Başkanı Trump ile Kuzey Kore lideri Kim, Kuzey ve Güney Kore arasında bulunan “silahsızlandırılmış bölge”de buluştu. Trump sınırın Kuzey Kore tarafına geçerek bu ülke topraklarına adım atan ilk ABD başkanı oldu.

Dışişleri Bakanlığı, 6 Türk vatandaşımızın Hafter ordusu tarafından alıkonulmasına ilişkin açıklama yaptı: “Vatandaşlarımızın derhal serbest bırakılmalarını bekliyoruz. Aksi takdirde Hafter unsurları meşru hedef haline gelecektir.”

Hafter’e bağlı milislerden oluşan Libya Ulusal Ordusu’nun Sözcüsü General Ahmed el-Mismari, “Türklerin alıkonmasından haberimiz yok” dedi.

S-400’lerin 10 gün içinde teslim edileceğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “S-400 üç Patriot’a bedel. Eğer şartlar, S-400 ile eşit bile olsa biz Patriot alırız ama eşit olmazsa biz de menfaatimizi düşüneceğiz” dedi.

Dışişleri Bakanlığı, Libya’da Hafter’e bağlı güçler tarafından alıkonulan 6 Türk vatandaşının serbest bırakıldığını duyurdu.

ABD Başkanı Trump, Amerikan askerlerini Afganistan’dan çekmek istediğini, ancak güçlü bir istihbarat ağı bırakmadan ayrılması durumunda, ülkede “terör unsurlarının” güçlenmesinden endişe ettiğini söyledi.

Irak Başbakanı Abdulmehdi, Haşdi Şabi güçlerinin ismini taşıyan tüm büroların kapatılması talimatı verdi.

ABD yönetimi, zenginleştirilmiş uranyum limitini nükleer anlaşmada belirtilen 300 kilogram stok limitinin üstüne çıkardığını duyuran İran’a sert tepki gösterdi. Beyaz Saray, “ABD ve müttefikleri İran’ın nükleer silah edinmesine asla izin vermeyecektir.” açıklamasında bulundu.

Hindistan yönetimi, Pakistan ordusunun 2019’un ilk 6 ayında ateşkes anlaşmasını bin 248 kez ihlal ettiğini öne sürdü.

Sri Lanka Devlet Başkanı Maithripala Sirisena, ülkede 21 Nisan’da Paskalya günü yaşanan ve 290 kişinin hayatını kaybettiği terör saldırılarının arkasında uluslararası uyuşturucu kaçakçılarının olduğunu düşündüğünü söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yeni bir dünya sisteminin kurulmasında Türkiye ve Çin’e büyük görevler düşüyor” dedi.

KKTC’deki Yeniden Doğuş Partisi lideri Erhan Arıklı, Türkiye ile yeni bir anlaşma imzalanarak KKTC hava sahasının kontrol ve güvenliğinin Türkiye’ye bırakılması gerektiğini, hatta ‘S-400 kalkanına’ KKTC’nin de dahil edilmesinin önemli olabileceğini söyledi.

Rusya Donanması adına okyanus tabanında araştırma yapmakla görevlendirilmiş, nükleer motora sahip olduğu iddia edilen denizaltı aracında çıkan yangında 14 denizci hayatını kaybetti.

Ülkesini ‘barış yanlısı’ olarak nitelendiren Meksika Devlet Başkanı Obrador, orduyu dağıtmak istediğini açıkladı ama ekledi: “Bunu yapamam çünkü buna karşı direnç var. Bir arzu edilen şey (hayaller) vardır, bir de mümkün olan(hayatlar)”

Türkiye ile İran emniyet teşkilatları arasında terör örgütleri, uyuşturucu ve kaçak göçle mücadelenin yanı sıra sınırlardaki güvenliğin sağlanmasında iş birliğine yönelik mutabakat metni imzalandı.

Çin devlet televizyonu, ülkenin devlet başkanı Şi Cinping ile Pekin’de bir araya gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Sincanlılar refah içinde mutlu” dediğine yer verdi.

AB liderleri, AB Komisyon Başkanlığına, Almanya Savunma Bakanı Leyen’in atanması konusunda uzlaştı.

ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi, ABD’nin BAE’ye sattığı silahların Libya’da Hafter’e bağlı güçlerin elinde çıkması konusunda soruşturma talep etti.

Arapça tabelaların Türkçe’ye çevrilme kararının ardından İçişleri Bakan Yardımcısı Çataklı, “Önemli konularda suç işleyen Suriyelilerin yasal kalış hakları sonlandırılıyor” ifadesini kullandı.

Kudüs’te yüzlerce kişinin katılımıyla düzenlenen zorunlu askerlik karşıtı gösterilere müdahale eden İsrail polisi, Ultra-Ortodoks (Haredi) Yahudiler’den 21’ini gözaltına aldı.

Rusya lideri Putin, denizaltı faciasına ilişkin açıklama yaptı: ”Bu kaza Rusya ve ordumuz için büyük bir kayıp. Kazanın meydana geldiği gemi sıradan bir gemi değildi. Hayatını kaybeden 14 kişi arasında 7 birinci seviye kaptan vardı ve 2’si Rusya Kahramanı ödülüne sahipti.”

ABD, Pakistan’ın Belucistan eyaletinde faaliyet gösteren ayrılıkçı Belucistan Kurtuluş Ordusu’nu (BLA) “küresel terör örgütü” ilan etti. Örgüt, Çin ile Pakistan arasındaki ticari süreci adaletsiz görerek yatırımlara sabotaj düzenliyor.

Londra polisinin yalanlamadığı iddiaya göre uyuşturucu partisinde ölen Birleşik Arap Emirlikleri şeyhi Halid bin Sultan El-Kasimi için BAE’de üç günlük ulusal yas ilan edilirken, Krallık’ın her noktasında bayraklar yarıya indirildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çinliler ve Türkler, İpek Yolu’nun koruyuculuğunu üstlenerek insanlığa büyük katkı sağladı. Bu iş birliği “Kuşak ve Yol” girişimi ile güçlenerek devam ediyor.” dedi.

Libya’da Halife Hafter’e bağlı savaş uçaklarının, UMH kontrolündeki Trablus’un doğusunda yer alan düzensiz göçmen merkezine düzenlediği saldırıda ölü sayısı 44’e çıktı.

Rusya lideri Putin, ABD’nin tek taraflı olarak çekildiği Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Anlaşması’nın (INF) askıya alınmasını öngören tasarıyı imzalayarak yasalaştırdı.

____________________

Washington Post’a yazan PKK lideri Cemil Bayık, Türkiye’deki siyasi krizin belirginleştiğini iddia ederek ‘çözüm sürecine hazır olduklarını’ ilan etti.

Dışişleri Bakanlığı, Washington Post gazetesinin, terör örgütü PKK’nın elebaşlarından Cemil Bayık’ın yazısını yayımlamasına tepki göstererek, “PKK’nın elebaşlarından biri, bugün Washington Post gazetesini kullanarak alenen terör propagandası yapmıştır.” ifadesini kullandı.

BM Güvenlik Konseyi, Libya’da Hafter’in düzenlediği 40’tan fazla göçmen ve mültecinin ölümüne neden olan hava saldırısını görüştüğü oturumunda, ABD’nin desteğini alamadığı için saldırıyı kınayamadı.

Savunma Sanayi Başkanı İsmail Demir, S-400’ler ile ilgili olarak “Haftaya göreceksiniz, faaliyetleri takip edeceksiniz.” dedi.

Beyaz Saray Ekonomi Danışmanı Larry Kudlow, “ABD ile Çin arasında ticaret görüşmeleri gelecek hafta başlayacak” dedi.

Pakistan Ulusal Hesap Verme Bürosu Başkanı İkbal, ülkede son 30 yılda yöneticilik yapanlara yönelik yolsuzluk operasyonu olacağını söyledi.

Enerji şirketi Gazprom, 95 milyar dolarlık piyasa değeri ile Rusya’nın en değerli şirketi oldu.

Trump ile görüşmesinden sonra yapılan açıklama göre Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Libya’da ülkesinin Halife Hafter’i desteklediğini vurguladı.

İran Devrim Muhafızları komutanlarından Murteza Reza, Suriye’ye ham petrol götürdüğü belirtilen, İran tankerini Cebelitarık’ta durduran İngiltere’nin gemilerine müdahale edebileceklerini söyledi.

Reyhanlı’daki araç patlaması ile ilgili ‘terör bağlantısı olabilir’ ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Suriyeli 3 kişi. Ama aracın içerisinde bomba olduğu belli. Onun patlaması neticesinde İçişleri Bakanımın verdiği bilgiye göre 3’ü de ölmüş.” dedi.

Tahran’ın Cuma İmamı Ayetullah Muvahhidi Kirmani, İsrail’i yok etmek istediklerinde bu ülkedeki nükleer santralleri hedef almalarının yeterli olacağını söyledi.

İspanya, Cebelitarık kıyısının tartışmalı sularında İran petrol gemisin el koyması sebebiyle İngiltere hakkında resmi şikayet başvurusunda bulunmayı planladığını açıkladı. İspanya, Cebelitarık üzerinde hak iddia ediyor.

Sudan’da muhalefet ile askeri yönetim arasında anlaşma sağlandı: Geçiş dönemi 3 yıl 3 ay sürecek. Seçim, bu süreç sonrasında gerçekleşecek. 21 ay asker, 18 ay ise bir sivil devlet başkanı olacak. Başkanlık konseyi, 5 sivil, 5 asker ve bir ortak ‘sivil’den oluşacak.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Libya’da son yaşanan gelişmelerin ardından sürpriz bir karar ile Dolmabahçe’de Ulusal Mutabakat Hükümeti Başkanlık Konseyi Başkanı Fayiz Mustafa es-Serrac ile bir araya geldi.

İsveç Dışişleri Bakanı Margot Wallström, “‘1915 Ermeni ve Süryani soykırımı’ iddialarını kabul etmemiz zor görünüyor. Bir ülkeyi soykırımcı ilan etmek için elinizde güçlü deliller olması lazım” dedi.

Bolu’da bir otomobilde nükleer silah başlıkları ve atom enerjisi santrallerinde kullanılan piyasa değeri 72 milyon dolar olan 18,01 gram kaliforniyum ele geçirildi.

KKTC Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, Doğu Akdeniz’de denge kurulduğunu ve artık sahaya çıkıldığını belirterek, bölgede bir ‘oldubittiye’ de izin vermeyeceklerini söyledi.

Gürcistan Ekonomi ve Sürdürülebilir Kalkınma Bakanı Natiya Turnava, Rusya ile ekonomik ve pragmatik ilişkilere sahip olmanın Gürcistan’a fayda sağlayacağını söyledi.

Enerji Bakanı Dönmez, “Yavuz Gemisi şu anda Mersin Taşucu’nda bazı ikmalleri ve son kontrolleri yapılıyor. İnşallah bir hafta içerisinde Doğu Akdeniz’de KKTC’den aldığımız ruhsat bölgesinde, Karpaz’da Yavuz Gemisi’nin ilk sondajına başlamış olacağız” dedi.

Mossad’ın eski başkanı Şabtay Şavit, “İsrail barış istemiyor, eğer isteseydi, çok zaman önce Filistin Yönetimi’yle barışırdı” açıklamasında bulundu.

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Abbas Arakçi, “(Nükleer anlaşmada) taahhüt ettiğimiz zenginleştirme oranı ve miktarına riayet etmeyeceğimizi ilan ediyoruz” dedi. Arakçi, zenginleştirilmiş uranyum sınırı olan yüzde 3.67’yi bugün aştıklarını duyurdu.

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey, Almanya’dan, Suriye’nin kuzeyine asker göndermelerini beklediklerini söyledi. Jeffrey, “Alman askerlerinin bizim bir kısım askerlerimizi ikame edebilmelerini istiyoruz” dedi.

Terör örgütü PKK/KCK’nın sözde başkanlık ve yürütme konseyi üyesi Diyar Garip Muhammed, MİT ve TSK’nin ortak operasyonuyla etkisiz hale getirildi. Operasyon, ‘Kandil’de ilk defa üst düzey bir PKK’lının etkisiz hale getirilmesiyle’ dikkati çekti.

Afganistan’ın Gazne vilayetindeki Milli İstihbarat Başkanlığı binasına bomba yüklü araçla yapılan saldırıda 12 kişi yaşamını yitirdi.

Sudan Askeri Geçiş Konseyi Başkan Yardımcısı Orgeneral Muhammed Hamdan Daklu Hmidti, Suudi Arabistan ve BAE’nin Sudan’a sunduğu 3 milyar dolarlık yardım paketine dokunulmadığını söyledi.

Hong Kong’da binlerce gösterici, suçluların Çin’e iadesini kolaylaştıran yasa tasarısının iptali için düzenlenecek protesto yürüyüşü için kent merkezinde toplandı.

ABD’nin Afganistan Özel Temsilcisi Halilzad, Katar’da Taliban ile yapılan görüşmelerde 4 konu üzerinde ilerleme kaydedildiğini söyledi:

– Terörle mücadelenin garanti edilmesi
– Ateşkesin sağlanması
– Yabancı güçlerin ülkeden çekilmesi
– Taliban’ın doğrudan Kabil ile görüşmesi

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, KKTC’ye giderek, Kapalı Maraş’ın da bulunduğu Gazimağusa şehrini ziyaret etti. Vatandaşlarla tokalaşan Oktay, “Birlikte olduğumuzu, Türkiye’deki herkesin sizi yürekten sevdiğini bilin.” dedi.

Yunanistan’da düzenlenen erken genel seçimin galibi Kiriakos Miçotakis liderliğindeki merkez sağ Yeni Demokrasi (ND) partisi oldu. Resmi olmayan sonuçlara göre;
– ND 39,8% (158 sandalye)
– SYRIZA 31,5% (86 sandalye)

Cumhurbaşkanı Erdoğan Miçotakis’i arayarak tebrik etti.

Batı Afrika ülkesi Nijerya’nın kuzeydoğusunda, Boko Haram terör örgütünün düzenlediği saldırıda 10 asker hayatını kaybetti.

Afrikalı liderler dünyanın en büyük serbest ticaret pazarlarından biri olacak AfCFTA anlaşması için Nijer’de bir araya geldi. Afrika’nın en büyük ekonomisi Nijerya ile Benin, zirvenin açılışında anlaşmayı kabul etti. 55 Afrika ülkesinden sadece Eritre anlaşmayı imzalamadı.

Umman Dışişleri Bakanı Yusuf bin Alevi, Suriye’nin başkenti Şam’a gerçekleştirdiği sürpriz ziyaret kapsamında Esad ile bir araya geldi.

ABD ile gerginliğe neden olan S-400’lerin bu hafta Türkiye’ye sevkiyatının başlaması planlanıyor. Böylece Türkiye, S-400 satın alan ilk NATO ülkesi olacak. 15 Temmuz sonrası “Mürted” olarak değiştirilen Akıncı Üssü’ne hangarlar ve rampa yerleri inşa edildi.

Ukrayna Genelkurmay Başkanlığı Sözcüsü Leonid Zalyubovski, “Rus gemiler onarım bahanesiyle, Türkiye’nin sorumluluğundaki İstanbul Boğazı’ndan geçiş konusunda, Montrö Anlaşması’nı ihlal ediyor” dedi.

Kıbrıs Rum yönetimi, Türkiye’nin Yavuz gemisini Kıbrıs kıyılarında sondaj çalışmaları için göndermesinin ardından yayınladığı mesajda “bunun Ada’nın bağımsızlığına yönelik en ciddi ihlal olduğunu” kaydetti.

Almanya, ABD’nin isteğini “Suriye’ye kara birliği göndermeyi düşünmüyoruz” diyerek reddetti.

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i Belarus’un başkenti Minsk’te Kırım ve Donbas’ı görüşmeye davet etti.

Libya’nın doğusunda alıkonulduktan sonra serbest bırakılan 6 Türk vatandaşımız İstanbul yolunda.

Katar Dışişleri Bakanlığı, Doha’da iki günlük Afgan taraflarının arasında düzenlenen Barış Konferansının Almanya’nın katılımıyla başarılı sonuçlandığını açıkladı. Konuyla ilgili detay verilmedi.

İran Genelkurmay Başkanı Muhammed Bakıri, İngiltere’nin Cebelitarık Boğazı’nda İran’a ait petrol tankerine el koymasına karşılık vereceklerini söyledi.

Gürcistan’da Rusya lideri Putin’e hakaret eden Rustavi2 televizyonunun sunucusu Giorgi Gabunia’nın bir süreliğine görevinden alındığı duyuruldu. Tiflis hülümeti, mecliste yaşanan gerginlik sonrası artan Rusya karşı protestolara rağmen Moskova ile ‘buzları eritiyor’.

AFP’deki iddialarından ardından Birleşik Arap Emirlikleri’nin, stratejik nedenlerden dolayı Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçleri bünyesinde Yemen’de savaşan askerlerini geri çekmeye başladığı belirtildi.

Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu II. Hrisostomos, “Türkiye’nin izlediği dış politikanın ilk defa bu kadar yanlış gittiğini ve Erdoğan’ın yaratmış olduğu İslami politika nedeniyle, dünyada kimsenin kendisini istemediğini” söyledi.

İran Hükümet Sözcüsü Ali Rebii, ülkesinin tarihi boyunca böylesi yaptırımlarla karşı karşıya kalmadığını belirtti. Başkent Tahran’da basın toplantısı düzenleyen Rebii, “ABD’nin İran’a yönelik şu anki yaptırımları önceki dönemlerle hiçbir şekilde kıyaslanamaz.” dedi.

İç güvenlik operasyonları kapsamında, Hakkari Merkez kırsalında devam eden operasyonda 3 Jandarma personeli şehit oldu, 1 Jandarma Astsubayçavuş ise yaralandı.

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Fransa ulusal bayramı Bastille Günü arifesinde, uzaya tahsis edilmiş bir askeri komutanlığın oluşturulacağını duyurdu.

Güney Kıbrıs’ın en büyük gazetesi Phileleftheros’un haberine göre, Fatih sondaj gemimizin Baf çevresinde sondaj faaliyetleri sonucunda 170 milyar metre küplük doğal gaz rezervi keşfettiği ve S400’lerin Kıbrıs’ı da koruyacağı iddia edildi.

İranlı mevkidaşı Zarif ile konuşan İngiltere Dışişleri Bakanı Jeremy Hunt, Tahran’ın Cebelitarık’ta el konulan petrol tankerinin Suriye’ye gitmeyeceği garantisini vermesi halinde tankerin serbest bırakılabileceğini söyledi.

ABD’nin Türkiye’nin S-400 alımına yönelik yaptırımları gelecek hafta açıklamayı planladığı belirtildi. [Bloomberg]

ABD’nin S-400 tepkisiyle ilgili konuşan Rusya Federasyon Konseyi’nin Uluslararası Komitesi Başkanı Konstantin Kosaçev, “ABD her açıklamasında bayağı bir şekilde kendi çıkarlarını öne sürüp müttefiklerine kendi silahlarını almasını dayatıyor.” ifadelerini kullandı.

Türkiye, KKTC’nin Kıbrıs Adası etrafındaki hidrokarbon kaynaklarının araştırılması ve işletilmesine yönelik Rum tarafına sunduğu yeni iş birliği önerisine tam destek verdi.

ABD Temsilciler Meclisi, Güney Kıbrıs Rum yönetimine uygulanan silah ambargosunun kaldırılmasını düzenleyen yasayı kabul etti.

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, nükleer enerji ile çalışan Barracuda sınıfı yeni denizaltı Suffren’i resmi olarak tanıttı.

Dün Trump’ın Başkanlık uçağı Air Force One’da bulunan Cumhuriyetçi Senatör Ron Johnson, “Yaptırımlar olacak. F-35 üretiminden (Türkiye’yi) hemen çıkaracağız. Yani Türkiye için iyi olmayacak. Gerçekten de talihsiz.” dedi.

Milli Savunma Bakanlığı, “Dün saat 22.00’de Irak’ın kuzeyinde teröristlerin yuvalandığı bölgelere karşı Pençe-2 Operasyon Planı çerçevesinde yeni bir harekat başlatıldı.” açıklamasında bulundu.

İngiltere’nin kolonisi olan Cebelitarık özerk yönetimin polisi, ‘Suriye’ye yönelik ambargoyu ihlal ederek petrol taşıdığı ‘gerekçesiyle 4 Temmuz’da el koyduğu İran tankerinde, gemi kaptanının da aralarında olduğu 4 mürettebatı tutukladı.

ABD Temsilciler Meclisi, Başkan Donald Trump’ın, İran’a karşı herhangi bir askeri müdahaleden önce Kongre onayı almasını öngören yasal düzenlemeyi oy birliğiyle kabul etti.

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Geng Shuang, Çin’in Taiwan’a silah satacak ABD şirketlerine yaptırım uygulayacağını belirtti. ABD kısa süre önce Taiwan’a 2.22 milyar dolar tutarında silah satmayı planladığını açıklamıştı.

Daha fazla CNN’e konuşan NATO yetkilisinin, “Hangi askeri teçhizatı aldıklarına karar vermek müttefiklere kalmış. Ancak, Türkiye’nin S-400 sistemini edinme kararının olası sonuçları konusunda endişeliyiz” dediği belirtildi.

Ankara’ya S-400 hava savunma sistemi malzemelerini getiren Antonov RA-76363 kodlu uçak ve ardından gelen 2 Rus uçağı Ankara Mürted Askeri Havaalanı’na iniş yaptı.

Sudan’da yeni bir darbe girişimi olduğu ve bunun engellendiği duyuruldu. Sudan’daki askeri yönetim, engellenen yeni darbe girişiminin muhalefetle varılacak nihai anlaşmayı baltalamayı amaçladığını ve girişimde bulunan bir komutan ve bazı subayların gözaltına alındığını açıkladı.

Milli Savunma Bakanlığı, S400 hava savunma sisteminin intikalinin bugün başladığını duyurdu. MSB: “S-400 Uzun Menzilli Bölge Hava ve Füze Savunma Sisteminin birinci grup malzemelerinin Mürted Hava Meydanı / Ankara’ya intikali 12 Temmuz 2019 tarihinden itibaren başladı.”

ABD, Venezuela’nın Askeri İstihbarat Direktörlüğüne yaptırım uygulanması kararı aldı.

Rusya Devlet Başkanı Putin ile Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, Ukrayna’nın doğusundaki krizin çözümü konusunda telefon görüşmesi gerçekleştirdi.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy, “Türkiye’nin kıta sahanlığı ile bazı adaların egemenliğini kaybettiği” iddialarının temelsiz olduğunu belirterek, “Hükümetimizin, Doğu Akdeniz’de meşru hak ve çıkarlarımızı koruma konusundaki kararlılığı tamdır.” dedi.

BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Spehar’la görüşen Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis, KKTC Cumhurbaşkanı Mustaf Akıncı ile görüşmeye hazır olduklarını söyledi.

Geçtiğimiz hafta sonu Gazimağusa’yı ziyaret eden Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından ‘makamı adına’ KKTC ile ilgili koordinasyon işlerini yürütmek üzere görevlendirildi.

Çin yönetimi, Uygurların derhal serbest bırakılması çağrısıyla 22 ülkenin imzaladığı mektubu gerçekleri yansıtmamakla eleştirdi. Pekin, mektupta yazılanları ‘iftira’ olarak niteledi.

Kuzey Kore, Güney Kore’nin F-35 savaş uçağı alımına tehditkar bir açıklamayla karşılık verdi. Pyongyang, Seul’un filosuna katacağı savaş jetlerine karşılık yeni silahlar geliştireceğini açıkladı.

Avrupa Birliği Komisyonu, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki sondaj faaliyetlerine karşı kısıtlayıcı tedbir seçeneklerinin AB Konseyine iletildiğini açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanı Pompeo, Srebrenitsa soykırımının 24. yılı dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada, “Avrupa tarihindeki bu acı dolu bölüm asla inkar edilmemeli veya unutulmamalıdır.” dedi.

Sudan Geçici Askeri Konseyi, BAE’nin çekileceği iddialarının ardından Suud öncülüğündeki Arap Koalisyonu güçleri bünyesinde bulunan Sudan askerlerinin Yemen’de kalmaya devam edeceğini söyledi.

İsrail Eğitim Bakanı Rafi Peretz, kabine toplantısında yaptığı konuşmada, diyasporadakilerin Yahudi olmayanlarla yaptıkları evlilikleri Yahudi Soykırımı (Holokost) ile kıyasladı.

BM Suriye Özel Temsilcisi Pedersen, “Suriye’de geniş kapsamlı bir siyasi sürecin önünü açacak Anayasa Komitesinin kurulmasına ilişkin bir anlaşmaya çok yakınız.” dedi.

Libya’da Hafter güçlerinin başkent Trablus’a yönelik taarruzda kullandığı üste ele geçirilen füzelerin, Fransız ordusuna ait ABD yapımı Javelinler olduğu teyit edildi.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, “Irak’la bir mutabakat imzalamadık ancak konuşmalarımızda PKK’nın bölgeden temizlenmesi konusunda mutabık kaldık.” dedi.

__________

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Abbas Mousavi, İran’ın, Avrupa Birliği’ne 2015 yılında imzalanan ‘İran Nükleer Anlaşması’na dair yükümlülüklerini yerine getirerek anlaşmayı kurtarma çağrısı yaptığını duyurdu.

Suriye’nin Moskova Büyükelçisi Haddad, S-400’ler ile ilgili, “Türkiye şu anda Rusya ile birlikte Astana sürecinin garantör ülkesi olduğundan ve adımlarını Rusya ile koordine ettiğinden, bu konu ilgi alanımızda bulunmuyor” dedi.

Pentagon Sözcüsü Sean Robertson yaptığı açıklamada, ”Suriye’nin kuzeyine (Türkiye tarafından) yapılacak tek taraflı bir saldırıdan endişe duyuyoruz. Özellikle ABD askerlerinin olduğu yere yapılacak böyle bir hamle kabul edilemez.” dedi.

Avrupa Birliği, Doğu Akdeniz’deki sondaj çalışmalarıyla ilgili Türkiye’ye karşı aldığı yaptırım kararını açıkladı. Karar kapsamında fon kesintisi ve üst düzey toplantıların şimdilik yapılmaması bulunuyor.

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Mogherini, “İran’ın nükleer anlaşmayı yeniden tam olarak uygulaması için çalışacağız” dedi.

Rus Dışişleri Bakan Yardımcısı Gruşko AB’nin, Doğu Akdeniz’deki sondaj çalışmaları nedeniyle Türkiye’ye yaptırım kararı almasını desteklemediklerini söyledi.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, AB’nin yaptırım kararı ile ilgili, “AB’nin bize ihtiyacı var. Aldıkları kararların uygulanmasının da mümkün olmadığını kendileri de biliyor. Rum kesimini tatmin etmek için kıytırıktan kararlar almak durumda kaldılar.” dedi. Çavuşoğlu, “Türkiye’ye yönelik böyle kararlar alırsanız faaliyetlerimizi artıracağız. Doğu Akdeniz’e dördüncü gemiyi de göndereceğiz. Rum kesimi de AB’yi arkasına almasın. Rum kesimini muhatabı KKTC’dir. Bir an önce akıllarını başlarına alsınlar.” ifadelerini kullandı.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Fatih, Yavuz ve Barbaros gemilerinin ardından MTA Oruç Reis Sismik Araştırma Gemisinin Marmara’daki faaliyetlerinin ardından Doğu Akdeniz’e gönderileceğini duyurdu.

AB’nin yaptırım kararının ardından açıklama yapan Çin, “Doğu Akdeniz’de olanları büyük bir dikkatle izliyoruz. Çin hem Kıbrıs, hem de Türkiye ile dostane ilişkiler sürdürmekte.” ifadelerini kullanırken, Türkiye’ye yaptırım kararı almasını desteklemiyoruz.

Kuzey Kore, ABD’nin Güney Kore ile ortak askeri tatbikat düzenlemeye devam etmesi halinde, Washington ile yeniden başlatılması yönünde mutabakata varılan çalışma düzeyindeki nükleer görüşmelerin etkileneceği uyarısında bulundu.

ABD Dışişleri Bakanı Pompeo, İran’ın ortak tehdit olduğunu savunarak “Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Arap ülkeleri, Yahudi devleti İsrail gibi, onlarda bizim gördüğümüz ortak tehdidi görüyor” dedi.

KKTC Başbakanı Ersin Tatar, son dönemde Doğu Akdeniz’de gerginliğin tırmanmasıyla ilgili, “Sıcak çatışmadan en fazla Güney Kıbrıs korksun. Herhangi bir gerilim veya Allah korusun, çatışma durumunda esas kaybedecek olan Güney Kıbrıs’tır” dedi.

Yeni Devlet Başkanı Zelenskiy’in Putin ile görüşmesine rağmen Ukrayna, Rusya’ya yönelik ekonomik yaptırımlarını (31 Aralık 2020) sürdürme kararı aldı.

Brezilya’da Yüksek Mahkeme, Devlet Başkanı Bolsonaro’nun oğlu Senatör Bolsonaro’nun hesabında şüpheli mevduat hareketlerine rastlandığı gerekçesiyle başlatılan soruşturmayı, soruşturmanın başlangıcında delillerin yargıç onayı olmadan toplandığını belirterek askıya aldı.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Morgan Ortagus, Türkiye’nin S-400 edinmesine yönelik, “Nasıl bir yaptırım uygulanacağı konusunda henüz bir değerlendirmemiz yok ve önceden de belirtemiyoruz” dedi.

Rusya Başbakan Yardımcısı Yuriy Borisov, “Türkiye’ye Rus yapımı savaş uçakları teslim edilmesini içeren bir anlaşma için görüşmeler yapılması olası ihtimaldir.” dedi.

Erbil Başkonsolosluğu’nda görevli bir Türk diplomat, sık sık Türk diplomatların yemek yemek için gittiği bir restoranda susturucu silahla düzenlenen saldırıda şehit oldu.

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Dışişleri Bakanı Nikos Hristodoulidis, “Türkiye ile iş birliği tüm tarafların faydasına olur.” dedi.

Sudan’da Askeri Geçiş Konseyi ile muhalefeti temsil eden Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri ittifakı arasında 39 aylık geçiş sürecini başlatacak ön anlaşma niteliğindeki siyasi belge imzalandı.

Filipinler Devlet Başkanı Duterte, İzlanda’nın kendisini BM’ye şikâyet etmesi hakkında ‘beyaz adamlar tarafından yargılanmak istemediğini, bunun aptallık olacağını’ söyledi.

ABD, resmi açıklama yaparak Türkiye’yi F-35 programından çıkardıklarını açıkladı. Öte yandan Beyaz Saray, F-35’lerin eğitimi için gönderilen Türk pilotların Türkiye’ye gönderileceğini belirtti.

ABD Temsilciler Meclisi, Başkan Donald Trump’ın iki kez veto ettiği ABD’nin Suudi Arabistan’a yapmayı planladığı silah satışını engelleyecek 3 tasarıyı tekrar onayladı.

Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin F-35′ kararına ilişkin, “ABD’yi ilişkilerimizde onarılmaz yaralar açacak bu hatadan geri dönmeye davet ediyoruz.” açıklamasında bulundu.

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, “Türkiye’nin NATO’ya katkısı ve NATO’nun Türkiye ile iş birliği, F-35’lerden çok daha derin ve kapsamlıdır. S-400 meselesini küçümsemiyorum, ancak bir NATO müttefiki olarak Türkiye S-400’lerden çok daha fazlasıdır.” dedi.

Rusya’ya ait sivil ve askeri silah teknolojileri şirketi olan Rostec’in Başkanı Chemezov, Rusya’nın Türkiye ile görüşmeye hazır olduğunu söyleyerek, Türkiye’ye SU-35 avcı uçağı satışı için yeşil ışık yaktı.

ABD, Suriye’nin güneyinde desteklediği, ancak bir süre önce yardımı kestiği Suriyeli muhaliflerin Özgür Suriye Ordusu’na yeniden eğitim vermeye başladı. Eğitimin IŞİD hücreleri ve İran destekli silahlı gruplara karşı olduğu belirtiliyor.

AK Parti, CHP, MHP ve İYİ Parti, Doğu Akdeniz’de hidrokarbon arama çalışmalarıyla ilgili ortak bildiri yayımladı. Bildiride, ”Devletimizin Doğu Akdeniz’deki arama çalışmalarını doğru ve yerinde buluyoruz” denildi.

Milli Savunma Bakanı Akar, beraberinde Genelkurmay Başkanı Güler ve Kuvvet Komutanları ile Suriye sınırındaki birliklerde denetlemelerde bulunmak üzere Hatay’da.

Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir ABD’nin F-35 kararıyla ilgili, “Askıya alma kelimesi kullanılıyor, çıkartılma kelimesi değil. Çıkartılmanın kendine has hükümleri olabilir, o devrede yok.” dedi.

Avrupa Birliği Komisyonu, Türkiye’deki mültecilere destek olmak üzere 1.410 milyar euro tutarında özel tedbiri kabul etti.

GKRY lideri Anastasiadis’in, ‘görüşme çağrısı’ yapan KKTC lideri Mustafa Akıncı’yla görüşmeye hazır olduğu açıklandı.

ABD Başkanı Trump, Türkiye’nin S-400 alımı ve F-35 programından çıkarılması sonrasında yaptığı açıklamada, “S-400 konusunda Türkiye’ye şu anda yaptırım arayışında değilim.” dedi.

Türk savaş uçaklarının Kerkük’ün kuzeybatısında yer alan terör örgütü PKK’nın kamplarını bombaladığı bildirildi.

Litvanya’ya iki adet F-35 beşinci nesil savaş uçağı teslim edildiği bildirildi.

Doğu Akdeniz’deki arama çalışmalarıyla ilgili bilgi veren Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Çin ve Rusya gibi ülkelerle işbirliği olasılığı hakkında, “Türkiye Petrolleri bazı şirketlerle görüşme yapıyor” dedi.

Bahreyn Dışişleri Bakanı Halid bin Ahmed El Halife, Washington’daki ‘Dinlerin Özgürlüğü’ adlı konferansta İsrail Dışişleri Bakanı Yisrael Katz ile bir araya geldi.

Fas’ta mahkeme, biri Norveç diğeri Danimarka vatandaşı iki kadın turistin çadırda öldürülmesiyle ilgili davada 3 sanığı idam cezasına çarptırdı.

KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı, Rum yönetimi lideri Nikos Anastasiadis ile görüşmesi öncesi, “Hepimiz Sayın Rum liderden açıklık istiyoruz. Sayın Rum lider ne istiyor? Amacı ne? Kıbrıs’ta nasıl bir gelecek öngörüyor? Farklı ortamlarda farklı söylemler dönemi artık bitmelidir” dedi.

________

ABD’de tutuklu bulunan Halk Bankası eski Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla tahliye edildi.

İran Devrim Muhafızları, İngiltere’ye ait petrol tankerine Hürmüz Boğazı’nda el koydu. İran’dan yapılan açıklamada, ‘Hürmüz Boğazı’nda İngiliz bandıralı bir tankere el koyduk’ denildi.

Kosova Başbakanı Ramush Haradinaj, Kosova Özel Savcılığı tarafından “şüpheli” sıfatıyla çağrıldığı için görevinden istifa ettiğini açıkladı.

Türk diplomatın şehit olduğu Erbil’deki saldırıyı düzenleyen 4 kişinin yakalandığı bildirildi.

Moldova’ya bağlı Gagavuzya Özerk Bölgesi Başkanı İrina Vlah, bölgeye yardımcı olmaya hazır tüm dış partnerlerle ilişkileri sürdürme niyetinde olduklarını belirterek Rusya ve Türkiye’den bu konuda yardım beklediklerini kaydetti.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ile F-35, S-400 ve Suriye konularını görüştü.

Kıbrıs Harekâtı’nın 45. yılı nedeniyle KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’ya kutlama mesajı gönderen Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Ada’nın ve bölgenin zenginliklerinin sadece kendilerine ait olduğunu zannedenler, karşılarında Türkiye ve KKTC’nin kararlılığını bulacaktır”

ABD Temsilciler Meclisi rahiplerinden Patrick Conroy, Başkan Donald Trump’ı ırkçılıkla suçlayan tasarının tartışıldığı oturumdan sonra, ‘tüm karanlık ruhları kovan’ duayı okudu.

Arjantin Dışişleri Bakanı Faurie, Hizbullah’ın terör örgütleri listesine alındığını bildirdi. Konuyla ilgili konuşan ABD Dışişleri Bakanı Pompeo, “Arjantin’i tebrik ediyoruz. Umarım bölgedeki diğer ülkeler de Arjantin’i örnek alır.” dedi.

Suudi Arabistan Kralı Abdulaziz, “bölgenin güvenliği ve istikrarının savunulması, barışın garanti altına alınmasında ortak çalışma düzeyinin yükseltilmesi” için ülkesine Amerikan askerlerinin girişini onayladı.

Birçok ülkeye ait havayolu şirketi, bir hafta boyunca güvenlik endişeleri nedeniyle Mısır’ın başkenti Kahire’ye yapılan seferleri durdurma kararı aldı.

Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis, Türkiye ile ilişkilere yönelik, “Cesur adımlar atacağımız ortak bir yaklaşım için Tayyip Erdoğan’a çağrıda bulunuyorum.” dedi. Miçotakis, “Bu coğrafyada birlikte yaşıyoruz. Gereksiz gerginlikler ve silahlanma yarışı iki ülkeyi de değerli kaynaklarından mahrum ediyor. Bunlar ülkelerimizin yararına kullanılabilir.” ifadelerini kullandı.

Yunanistan’ın yeni Dışişleri Bakanı Nikos Dendias, Washington’da Amerikan medyası üzerinden Türkiye’ye Doğu Akdeniz’deki doğalgaz krizinde uzlaşı teklifinde bulundu ve krizin aşılması halinde iki ülke arasındaki ticari ilişkilerde büyük ilerleme olacağını öne sürdü.

İçişleri Bakanı Soylu, “Türkiye oyalanacak bir ülke değildir. Tarihin en büyük göç dalgasıyla karşı karşıyayız. Bu konuda Avrupa’nın bizi yalnız bıraktığı aşikardır. Türkiye bu işi kararlılıkla yürütmezse Avrupa’daki hiçbir hükümet 6 ay dayanamaz. İsterlerse deneyelim” dedi.

Ukrayna milletvekili seçimlerinde Kırım Türklerinin lideri Mustafa Kırımoğlu ile birlikte (iki Türk daha) Ahtem Çigöz ve Rüstem Umerov Ukrayna milletvekili oldu.

İran Petrol Bakanı Bijen Namdar Zengene, “İran petrolünün yerini hiçbir ülke dolduramaz. Suudi Arabistan, Irak ve BAE gibi ülkelerin kendi pazarları var” dedi.

Japonya’da parlamentonun (Diet) üst kanadı Senato’nun 245 üyesinden 124’nün belirlendiği seçimlerin galibi Başbakan Abe Şinzo’nun liderliğindeki iktidar koalisyonu oldu.

CENTCOM Komutanı General McKenzie ve eski Suriye Büyükelçisi William Roebuck, Suriye’ye giderek YPG elebaşı Mazlum Kobane ve örgüt yetkilileriyle görüştü. Bugün ve yarın ABD’li heyet Suriye Çalışma Grubu Toplantısı kapsamında Türkiye’de olacak.

İstanbul Valiliği, İstanbul’da kaydı olmayan Suriyelilerin kentten ayrılması için 20 Ağustos 2019’a kadar süre verdi.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, ABD’li heyet ile Suriye görüşmesi öncesi, “ABD ile güvenli bölge konusunda anlaşamazsak Fırat’ın doğusuna operasyon kısa süre içinde başlayacak.” dedi.

İsveç (SAAB firması ile), teknik özellikleriyle F-35 jetlerini geride bırakma iddiasında olan lazer silahlı İngiliz yapımı 6. nesi Tempest savaş uçaklarının üretim projesine katılan ilk ülke oldu.

Türkiye’nin ilk süpersonik jet eğitim uçağı projesi Hürjet için kritik “Ön Tasarım Gözden Geçirme” aşaması başarıyla tamamlandı. Hürjet’in, 2020 yazında kritik tasarımının tamamlanması, 2022 yazında ilk uçuşa hazır hale getirilmesi hedefleniyor.

Pakistan Başbakanı Khan’ı ağrılayan Trump, “O savaşı bir haftada kazanırdım. 10 günde Afganistan yeryüzünden silinirdi. Ama o yolu seçmedim. 10 milyon insan öldürmek istemem” dedi.

Bugün YPG’li elebaşları ile Suriye’de görüşme gerçekleştiren CENTCOM Komutanı McKenzie, “Türkiye’nin, Suriye’nin kuzeyine müdahale etmemesini tercih ederiz. Eğer ederlerse sonuçları olur” ifadesini kullandı.

Katoliklerin ruhani lideri Franciscus, Esad’a gönderdiği ‘İdlib’deki siviller için derin endişe duyduğunu’ belirten mektubunda, Esad’dan, “Bu insani yıkımı durdurması için mümkün olan her şeyi yapmasını” talep etti.

Irak’ın Erbil kentinde Çarşamba günü bir restoranda Türk diplomatı şehit eden teröristlerin, idam ile yargılanacağı bildirildi.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu AB ile Geri Kabul Anlaşması’nın (Suriyelilerin Türkiye’ye geri gönderilmesi) askıya alındığını duyurdu. Çavuşoğlu Doğu Akdeniz gerilimiyle ilgili olarak ise “Almanya’nın bu konuda arabuluculuk yapma konusunu destekliyoruz” dedi.

Güney Kore hava sahasını ihlal eden bir Rus uçağına ateş açıldığı, hemen ardından Rus uçağına eşlik etmek için iki Çin askeri uçağının Güney Kore hava sahasına girerek hava sahasını ihlal ettiği bildirildi. [YONHAP]

Rusya Federal Askeri Teknik İşbirliği Servisi Başkanı Dmitriy Şugayev, Türkiye’ye S-400 sevkiyatlarının ilk etabının bu hafta (23 Nisan) tamamlanacağını söyledi.

Eski Dışişleri Bakanı Boris Johnson, Birleşik Krallık’ın yeni başbakanı oldu.

Pakistan lideri Khan, “ABD’den yardım istediniz mi?” sorusuna şöyle yanıt verdi: Ben ABD’den yardım değil, anlayış istiyorum. Yardım paketleri ülkeme yapılan en büyük kötülüktür. Pakistan artık yardım edilecek bir ülke değil, eşit şartlarda bağımsız bir ülke olarak görülecektir.

Rusya, İsrail’in işgal altındaki Doğu Kudüs’te Filistinlilere ait evlerin yıkımından vazgeçmesi çağrısında bulundu.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, ABD’nin güvenli bölge önerisi için, ” Oyalama olmaması gerekiyor. Çünkü bizim sabrımız tükendi.” dedi.

AB, ABD’nin Avrupa ülkelerinden ithal edilen arabalara ilave gümrük vergisi uygulaması halinde 35 milyar avroluk ticari misilleme yapılacağını bildirdi.

Güney Kore, Rusya’nın dün yaşanan hava sahasını ihlali nedeniyle ‘derin üzüntüsünü’ dile getirdiğini söyledi ve Moskova’nın, Seul ile yürüttüğü temaslarda olayın kasıtlı bir askeri manevra olmadığını ilettiği ifade edildi.

____

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın, yarın Kuzey Kıbrıs’a ziyarette bulunarak KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı ve Başbakan Tatar ile görüşeceği belirtildi. Akar’a Genelkurmay Başkanı Güler ile birlikte Kara, Hava ve Deniz Kuvvetleri komutanları eşlik edecek.

MİT ve TSK tarafından Kuzey Irak’ta iki ayrı noktada düzenlenen operasyonda, Erbil’de diplomatın şehit edilmesi olayını planlayan teröristler vuruldu.

Rusya Devlet Başkanı Putin, hususi ve hizmet pasaportuna sahip Türk vatandaşlarına yönelik vize uygulamasının kaldırılması talimatını verdi.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Azerbaycan’ın Türk vatandaşlarına yönelik vize uygulamasını 1 Eylül’den itibaren kaldıracağını açıkladı.

Azerbaycan ordusuna ait Rus yapımı Mig-29 savaş uçağının Hazar Denizi’ne düştü. Azerbaycan Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada pilotun kayıp olduğu aktarıldı.

Venezuela’daki ‘yetkisiz muhalif’ Ulusal Meclis, ülkenin 2012’de ayrıldığı Amerikalılar arası savunma paktına TIAR’a dönüş kararını onayladı.

ABD Savunma Bakanı Mark Esper, “İran’dan kaynaklanan tehdit” sebebiyle Hürmüz Boğazı’ndaki Amerikan bayraklı gemilere ABD Donanmasının eşlik edeceğini duyurdu.

BAE Eğitim Bakanlığı, gelecek yıldan itibaren ortaokul öğrencilerinin ders müfredatına Çince dersinin eklendiğini duyurdu.

İskoçya Bölgesel Yönetimi Başbakanı Nicola Sturgeon, İngiltere’nin yeni Başbakanı Boris Johnson’a “Brexit” konusundaki tutumunu sürdürmesi halinde İskoçya’nın bağımsızlık hazırlıklarını sürdüreceği uyarısı yaptı.

Afganistan’ın Nangarhar vilayetinde yol kenarına yerleştirilen bombanın infilak etmesi sonucu 10 kişi yaşamını yitirdi, 5’i yaralandı.

Rusya ve Esad rejimi, İdlib’de yerleşim yerlerine sabah saatlerinde düzenlediği şiddetli hava saldırılarında 12 sivili katletti.

ABD Senatosu, ABD Kara Kuvvetleri Komutanı olan Orgeneral Mark Milley’nin yeni Genelkurmay Başkanı olmasına onay verdi.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcülüğünden yapılan açıklamada “Türkiye bugüne kadar Suriye’de IŞİD’le mücadelede çok çaba sarfetti. NATO müttefikine yaptırım uygulamak ciddi bir adım. Bakan ve Başkan bu konuda bir karara vardığında açıklarız” denildi.

KKTC Başbakanı Ersin Tatar, Kapalı Maraş’ta ekiplerin envanter çalışmalarına devam ettiğini anımsatarak “Her ne kadar tarih veremesem de niyetimiz Maraş’ın Türk idaresinde yerleşime açılmasıdır.” dedi.

Fransa’nın Türkiye’nin güney sınırına SAMP-T füze savunma sistemleri yerleştireceği açıklandı. Milli Savunma Bakanlığı yetkilileri, batarya konusunda “Güneydoğu Anadolu bölgesinde keşif çalışmaları sürüyor. Güney sınırımızda olacak” dedi.

“İlk aşamada F-35 programından Türkiye’nin çıkarılmasını sağladık” diyen ABD Dışişleri Bakanı Pompeo, S-400’ler ile ilgili, “Daha fazla yaptırım gelebilir. Açıkçası S-400’lerin operasyonel hale getirilmemesini istiyoruz, amacımız bu.” dedi.

Pakistan’ın İslamabad, Karaçi, Lahor, Peşaver ve Ketta kentlerinde hükümet karşıtı protesto gösterisi düzenlendi. Başbakan İmran Han’in ekonomi politikalarını yetersiz bulan protestocular Han karşıtı sloganlar atıp yürüdü.

Tunus Cumhurbaşkanı Baci Kaid es-Sibsi’nin ölümünün ardından Anayasa gereği geçici Cumhurbaşkanı olan Tunus Meclis Başkanı Muhammed Nasır yemin ederek resmen görevine başladı.

Yunanistan Dışişleri Bakanı Dendias, “Bildiğiniz gibi komşunuzu seçemiyorsunuz.Bir Lüksemburg veya Belçika olsaydık her şey bambaşka olabilirdi.Tüm bu masraflardan kurtulabilirdik. Dışişleri Bakanlığı çok rahat bir yer olabilirdi. Savunma Bakanlığı ise belki de hiç olmazdı” dedi.

Şam Yönetimi, Türkiye ile ABD arasında güvenli bölge oluşturulması konusunda varılacak herhangi bir uzlaşmayı reddettiğini açıkladı.

BM İnsani Yardım Ofisi, Suriye’nin kuzeybatısında Şam yönetiminin isyancı gruplara karşı üç ay önce başlattığı askeri operasyonlar yüzünden 400 bin kişinin evini terk etmek zorunda kaldığını açıkladı.

Malezya Başbakanı Mahathir Muhammed, Türkiye’ye yaptığı ziyaretin önemine dikkati çekerek, “Türkiye ziyaretimizdeki temel vurgu, ekonomi başta olmak üzere savunma tedariki ve teknoloji alışverişi dahil çeşitli alanlarda iş birliğini geliştirmek.” dedi.

BM İnsani Yardım Ofisi, Suriye’nin kuzeybatısında Şam yönetiminin isyancı gruplara karşı üç ay önce başlattığı askeri operasyonlar yüzünden 400 bin kişinin evini terk etmek zorunda kaldığını açıkladı.

MiG-29 uçağının Hazar Denizi’nde düşmesinin ardından Azerbaycan Savunma Bakanlığı, tüm eğitim uçuşlarını askıya aldı.

Batı Afrika ülkelerinden Nijerya’da kimliği belirsiz silahlı kişilerin kaçırdığı 4 Türk vatandaşı operasyonla kurtarıldı.

ABD Başkanı Trump, Türkiye’nin Rusya’dan S-400 almasıyla ilgili olarak, “Rusya’dan füze sistemi aldığı için Türkiye’yi suçlamıyorum” dedi.

Irak’ın Erbil kentinde Türk Başkonsolosluğu görevlisinin şehit edildiği saldırının baş faili Mazlum Dağ, saldırı öncesinde Kandil’de 26 gün silah eğitimi aldığını itiraf etti.

Nobel Kimya ödüllü Prof.Dr. Aziz Sancar’ın eşi Prof. Gwen Sancar, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Miami Fahri Temsilcisi oldu.

ABD Yüksek Mahkemesi, Pentagon bütçesinden ABD Başkanı Trump’ın seçim vaadi olan Meksika sınırına duvar örülmesi için 2,5 milyar dolar fon aktarılmasını onayladı.

Cezayir geçici Cumhurbaşkanı Abdulkadir bin Salih’in, ‘gerginliğin azaltılması’ için ulusal diyalog heyeti tarafından kendisine sunulan ‘hükümetin feshedilmesi’ dışındaki tüm taleplere onay verdiği açıklandı.

Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de faaliyetlerini artırdığı dönemde ABD, İsrail, Yunanistan ve Kıbrıs Rum Yönetimi, ABD’de bir araya geldi. ABD öncülüğünde yapılan toplantıda Doğu Akdeniz’deki ekonomik iş birliği ele alındı.

Venezuela Devlet Başkanı Maduro; Venezuela ekonomisinin yeniden yapılandırılmasında emeği geçen Rusya, Çin,Hindistan ve Türkiye’ye minnettar olduğunu ifade etti. Maduro, ekonominin sadece petrol gelirlerine dayalı olmaması için yeniden yapılandırmaya gittiklerini belirtti.

Nijerya’da bir mahkeme, hükümetin Şii Müslümanların oluşturduğu Şii Nijerya İslami Hareketi (IMN) üyelerini terör örgütü ilan edebileceği hükmünü verdi. IMN, son beş gündür güvenlik güçleriyle girdiği çatışmalarda birçok polisi öldürdü.

Birleşik Arap Emirlikleri’nin, Sudan ve diğer Afrika ülkelerinden askerleri, Hafter milisleri saflarında savaşmaları için Libya’ya sevk ettiğine dair yeni belgeler ortaya çıktı.

Kuzey Kore, 17 mürettebatıyla birlikte alıkoyduğu Rus balıkçı gemisini serbest bıraktı.

Rusya’da Putin yönetiminin politikaları ile birlikte muhalif adayların seçime katılamayışını protesto eden 1000’den fazla kişinin gözaltına alındığı bildirildi.

İngiltere’nin, İran ile gerilim yaşadığı Hürmüz Körfezi’nde görevlendirdiği yeni savaş gemisi HMS Duncan bölgeye ulaştı. İran’ın İngiltere gemisini alıkoymasından 9 gün sonra bölgeye gelen İngiliz savaş gemisinin, İngiliz gemilerinin ‘güvenliğini’ sağlayacağı bildirildi.

İsrail Maliye Bakanlığı, Filistin hükümeti adına toplanan vergilerden 500 milyon şekelinin (800 milyon TL), İsrail Elektrik Şirketine aktarılmasına karar verdi.

Nijerya’nın kuzey doğusunda Çad ve Nijer sınırında yer alan Borno eyaletindeki bir cenaze törenine yapılan silahlı saldırıda en az 30 kişi hayatını kaybetti.

Irak’ın Süleymaniye kentinde, IŞİD, iki petrol kuyusuna saldırdı. IŞİD’in hezimete uğratıldığının duyurulduğu Aralık 2017’den beri ilk kez böyle bir saldırı düzenlemesi dikkati çekti.

Afganistan’da Cumhurbaşkanı Yardımcısı adayı Emrullah Salih’in seçim ofisine düzenlenen bombalı ve silahlı saldırıda 20 kişi hayatını kaybetti, 50 kişi yaralandı. Taliban, bir yandan ABD ile barış görüşmeleri yaparken ülke içerisinde saldırılarını arttırarak sürdürüyor.

Myanmar hükümetiyle Bangladeş’e sığınan Arakanlı Müslümanlar arasında yapılan görüşmelerde, vatandaşlık haklarının sağlanması konusunda anlaşma sağlanamadı.

Rusya Genelkurmay Başkanlığı Ana Harekat Dairesi Başkanı Rudskoy, ABD’nin Fırat’ın doğusunda petrol sahalarını yağmaladığını, petrol kaçakçılığı karşılında Kürt ve Araplara silah yardımı yaptığını söyledi.

İran Deniz Kuvvetleri Komutanı Tümamiral Hüseyin Hanzade, İran ile Rusya’nın Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı’nda ortak tatbikat düzenleyeceğini söyledi.

Rusya’da, ülkenin beşinci nesil savaş uçağı Su-57’nin seri üretimine başlandığı bildirildi. Uçaklardan ilkinin Rus ordusunun kullanımına bu yıl içerisinde girmesi bekleniyor.

Eskişehir’deki TUSAŞ Motor Sanayii A.Ş.’de Malzeme Test ve Araştırma Laboratuvarı’nın açılış törenine katılan Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir, “Türkiye’nin motor yolculuğu başlamış bulunuyor. Bu yolculukta da inşallah başaracağız” dedi.

Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis, “Amacım Türk-Yunan ilişkilerinde cesur bir yeni başlangıç için yollar bulmak. Ama bu adımların kademe kademe gerçekleştirilmesi gerek. Zaman ve güven inşası lazım” dedi.

Milli Savunma Bakanı Akar, ABD Savunma Bakanı Esper ile telefonda görüştü: “Beklentimiz, YPG’ye verdiğiniz desteğin tamamıyla sonlandırılması. Güneyimizde bir terör koridoru kurulmasına müsaade etmeyeceğiz. Kurulması planlanan güvenli bölge 30-40 km derinlikte olmalıdır.”

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, “NATO ile herhangi bir sorunumuz yok. Genel sekreterin, hatta genel sekreter yardımcısının, S-400’e dair açıklamalarına bakarsanız, bunun NATO için bir problem olmadığını görürsünüz.” dedi. Uygur Türkleri meselesine ilişkin Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, “Bizim beklentimiz esasen tek Çin çatısı altında Uygurlu kardeşlerimizin huzur ve barış içinde yaşamasıdır.” dedi ve ekledi: Yaklaşık 10 kişilik bir Türk heyeti Çin’e giderek oradaki durumu yerinde görecekler.

MGK Bildirisinde, Fırat’ın doğusuyla ilgili, “Bütün gücümüzle bir ‘Barış Koridoru’nun inşası için gayret sarf edileceği hususundaki kararlılığımız teyit edilmiştir” denildi.

Güney Kıbrıs’ı ziyaret eden Yunanistan Başbakanı Miçotakis, bir grup Kıbrıslı Türkle bir araya geldi. Toplantıya “Birleşik Kıbrıs – İki Toplumlu Barış İnisiyatifi” adına katılan Kıbrıslı bazı Türkler, Miçotakis’ten çözüm için iki tarafa da baskı yapmasını istedi.

Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkan Yardımcısı Şeyh Muhammed bin Raşit Al Maktum’un karısı Prenses Haya, sığındığı İngiltere’de kocasına karşı korunma davası açtı.

Nijerya’da faaliyet gösteren (Şii) Nijerya İslami Hareketi’nin (IMN) tüm faaliyetleri yasaklandı. IMN üyeleri, son 5 günde güvenlik güçleri ile girdiği çatışmalarda birçok polisi öldürmüştü.

Irak Ulusal Güvenlik Müsteşarı ve Haşdi Şabi Heyeti Başkanı Falih Feyyad, Haşdi Şabi’ye bağlı büroların tüm vilayetlerde kapandığını ancak teşkilatların birleştirilmesi için 2 aylık bir ek süreye ihtiyaç olduğunu belirtti.