İlk Uçuşunu Gerçekleştiren Akıncı T-İHA’nın Özellikleri

Baykar Makina tarafından üretilen İnsansız Hava Araçları’na bir yenisi daha eklendi. Takıma yeni katılan bu İHA, Taarruzi İHA olarak adlandırılıyor. Akıncı T-İHA ile Türkiye, bu özelliklerde İHA yapabilen 3 ülkeden biri oldu.

Akıncı T-İHA’nın ilk uçuşu bugün gerçekleştirildi ve tam 24 saat havada kaldı. 40.000 Feet’e çıkarak orta menzilli hava savunma sistemlerini etkisiz bıraktı. Havadan bombardıman icra edebileceği ifade edilen, savaş uçaklarının yükünü azaltacağı söylenen Akıncı TİHA, hava-hava füzeleriyle donatılacak. Uluslararası medya tarafından da dikkatle takip edilen Akıncı T-İHA’nın özellikleri şu şekilde;

  • 40.000 feet uçus irtifası,
  • 24 saat havada kalış süresi,
  • 1350 kg faydalı yük kapasitesi,
  • Çift yedekli SatCom + Çift yedekli Los 250 km haberleşme menzili
Akıncı Taarruzi İnsansız Hava Aracı (TİHA)

Donatılacak silah opsiyonları ise şöyle;

  • MAM-L
  • MAM-C
  • Cirit
  • L-UMTAS
  • Bozok
  • Mk-81,Mk-82, Mk-83
  • Kanatlı Güdüm Kiti-Mk-82
  • Gökdoğan ve Bozdoğan (Göktuğ)
  • SOM-A gibi füze ve mühimmatlar

[irp posts=”22778″ name=”Yerli Üretim Hava Savunma Sistemleri: Hisar Ailesi”]

AKINCI TİHA özellikleri [AA]

“Ortadoğu’nun Küba’sı” Yemen DHC’nin İktisadî Politikaları

1967–79 Yılları Arasında Yemen Demokratik Halk Cumhuriyeti’nin İktisadî Politikaları

Soğuk Savaş sürecinin kutuplaştırdığı ülkelerden birisidir Yemen. Kuzeybatıda Baasçı-milliyetçi Yemen Arab Cumhuriyeti, güney sahillerinde ve doğuda ise yönetimi elinde bulunduran sosyalist Yemen Demokratik Halk Cumhuriyeti. 1960’lardan 1990’a kadar Yemen’in durumu buydu. İşte bu bahsettiğim Yemen DHC farklı bir ülkeydi. ”Ortadoğu’nun Küba’sı” olarak anılıyordu. İşte size bu ilginç devletin kuruluş yılı olan 1967’den 1979’a kadar nasıl yepyeni bir ekonomi inşa etmeye çalıştığını, nasıl politikalar izlediğini anlatmak istiyorum.

Kuzey ve Güney Yemen’in Haritası

İngilizler henüz 1839 yılında Yemen’in güney ucundaki Aden şehrini işgal ettiler ancak kuzeydeki dağlık topraklarda ilerlemeye muvaffak olamadılar. Bu yüzden bugünkü Yemen topraklarının kuzeybatı bölgelerinde (hassaten Sanaa ve Saade) İngilizler kontrolü hiç sağlayamamışlardı. I. Dünya Savaşı’nın bitişiyle Yemen’de Osmanlı hakimiyetinin tamamen sona ermesiyle birlikte Yemenliler kendi topraklarını yönetme imkanı bulmuşlardı. Bu sayede Zeydî-Şiî nüfusun yoğun yaşadığı dağlık kuzeybatı coğrafyasında İmam Yahya bağımsızlığını ilan ederek Yemen İmamlığı devletini kurdu. Monarşiyle yönetilen bu devlette Eylül 1962 yılında radikal bir değişim yaşandı. Cumhuriyetçi subayların yaptığı darbe sonrasında imamlık yıkıldı ve İngiliz sömürgesi elinde olmayan topraklarda Yemen Arab Cumhuriyeti kuruldu (1).

DİRENİŞ VE YEPYENİ BİR DEVLETİN KURULUŞU

1945’ten itibaren limanı ekonomik olarak önem kazanan Aden şehri ise halen İngiliz işgali altındaydı. Mısır’ın popüler lideri Cemal Abdunnasır’ın etkisiyle Arap dünyasında ivme kazanan anti-emperyalizm ve Arab milliyetçiliği, haliyle toprakları halen daha işgal altında olan Güney Yemenlileri de harekete geçirdi. Milliyetçi ve cumhuriyetçi subayların darbesi sonucunda Eylül 1962’de Yemen Arab Cumhuriyeti’nin Sanaa’da kurulması da Güney Yemenliler için bir fırsat olmuştu. Çünkü Abdunnasır ve Abdunnasır ile müttefik olan Sanaa Hükûmeti Güney Yemenlilere işgale karşı direnmeleri için destek vermeye başlamıştı. Bu iki tarafın desteğiyle 1963’te Güney Yemen Milli Kurtuluş Cephesi kuruldu. Bu gerilla örgütü aldığı yoğun destek sayesinde İngilizlere karşı etkili silahlı bir mücadele yürütecek ve bu katı direnişin bir sonucu olarak da İngilizler kısa zaman içerisinde Güney Yemen’den çekilme kararı alacaktı.

Güney Yemen haritası (Kaynak: Robert W. Stookey, South Yemen: A Marxist Republic in Arabia, Colorado, Westview Press, 1982, s. 65)

1967’de Abdunnasır’ın İsrail’e karşı büyük bir hezimet alması üzerine Kuzey Yemen’den (o sıradaki iç savaşta cumhuriyetçileri desteklemek için gönderdiği) birliklerini çekmesi de bu süreci hızlandırdı çünkü Mısır birliklerinin Kuzey Yemen’deki mevcudiyeti İngilizleri ve Suudları Mısır’ın Güney Yemen’e bir müdahalesi olasılığı nedeniyle endişelendiriyordu fakat Abdunnasır birliklerini çekince haliyle İngilizler de rahatlamış bulundu. Aynı zamanda 1967’deki Arab-İsrail Savaşı’nın çıkması sonucu Abdunnasır’ın Süveyş Kanalı’nı kapatması nedeniyle de Aden Limanı’nın ekonomik önemi azalmıştı, bu da İngilizleri çekilmeye iten sebeblerden birisiydi. 19 Haziran’da Hariciye ve Koloni Sekreteri George Brown’un Avam Kamarası’nda yaptığı açıklamada İngilizlerin Güney Yemen’den çekileceği kesin olarak belirtildi. İngiliz kuvvetlerinin çekilişi ise 2 Kasım itibariyle başladı. 21–29 Kasım arasında İsviçre’nin Cenevre kentinde Millî Kurtuluş Cephesi delegeleriyle görüşmelerde bulunan İngilizler delegelerle anlaşmaya vardı ve 30 Kasım 1967 tarihinde tam bağımsız Güney Yemen Devleti’nin kuruluşu ilân edildi (2).

YENİ BİR EKONOMİ İNŞA ETMEK

Millî Kurtuluş Cephesi (MKC) iktidara geldiği an ekonomik bir krizle baş başa kalmıştı. Britanya’nın önceden Güney Yemen bütçesine yaptıkları yıllık bütçe katkısı 1966–67 yılları itibariyle 14 milyon Yemen Dinarı idi (ki YDHC’nin 1979 itibariyle yıllık geliri 9 milyon Yemen Dinarı’ydı) ve bu katkı kesilmişti. İngilizlerle maddî yardım üzerine yapılan görüşmelerin de sonuç vermemesi cabasıydı. Bu yüzden ekonomide bir çıkış yolu bulunmalıydı. Bu amaçla cephe, malî politikada radikal değişikliklere gitti. Bu reformların ilk ayağı olarak ülkedeki -Aden Limanı’na yakıt ikmali yapan şirketler haricinde-yabancı şirketler ve mülkler müsadere edilerek devletleştirildi. Aslında bu olay YDHC’nin en erken dönemden beri devlet yapısının, malî yapısının, toplum yapısının SSCB ve Doğu Avrupa’daki sosyalist devletlerden etkilenerek şekillendiğinin bir emâresi niteliğinde. 1972 yılına geldiğimizde ise bölge bir radikal değişime daha sahne oluyordu: Toprak Reformu. Hükûmet, tarıma elverişli arazileri devletleştirerek toprak sahiblerinin elinden aldı ve kooperatiflere verdi. Hind Okyanusu’ndaki balıkçılık faaliyetleri de hakeza, bir kooperatifin kontrolü altında yapılmaktaydı. Devlet ekonomik yapısını da sosyalistleştiriyordu.

ZİRAAT POLİTİKALARI

Güney Yemen topraklarının tarımsal potansiyeli ise sınırlıydı. Engebeli arazinin fazlalığı, tarıma elverişli toprak tiplerinin az olması ve sulama imkânlarının dar olması bunun nedenlerinden sayılabilir. Ülke topraklarının sadece 80 bin hektar kadarı tarıma elverişliydi ve bunun ancak %60’ında tarım yapılabiliyordu. Nüfusun yaklaşık %70’inin taşrada yaşayıp yine toplam nüfusun %40 kadarının tarım sektörüyle uğraşmasına rağmen mahsul üretimi, -1978 yılı verilerine göre- gayrısafi yurt içi hasılanın yalnızca %7’sini teşkil ediyordu ve ülke nüfusunun ihtiyaçlarını giderecek miktardan çok uzaktaydı. Bu yüzden de YDHC çay, şeker ve pirinç ihtiyacının tümünü, mısır ihtiyacının yarısını, buğday ihtiyacının %75’ini, et ve meyve-sebze ihtiyacının ise %45 kadarını ithal etmek zorunda kalıyordu. Bu ithalat ise yıllık 25 milyon Yemen Dinarı’na mal oluyordu (ki 1977 yılında 1 Yemen Dinarı 2.92 Amerikan Doları’na eşitti). Ülkedeki tarımın gelişmesi için de hükûmetin duruma el atması gerekiyordu. Bu amaçla 1971 ile 1977 yılları arasında devlet, tarım sektörüne 34 milyon Yemen Dinarı -bu miktar devletin gelişmek için yaptığı yatırımların tek başına %22’sini oluşturuyordu- yatırım yaptı ancak beklediği karşılığı alamadı. Ziraat alanında atılım yapabilmek için Sovyetler Birliği’nden getirilen uzmanlarla çalışıldı, bu uzmanlarla yapılan işbirliği sonucunda 9 tane baraj ve 100 km uzunluğa varan su kanalları şebekesi inşa edildi ve 70 bin hektar arazi ıslah edildi.

Yukarıdan aşağıya: Pamuk, susam, kahve, tütün ve buğday

Soldaki tabloda Dünya Bankası’nın 1979 yılında yayınlamış olduğu bir çalışmada hazırlanan, 1969–77 yılları arasında YDHC’deki tarımsal üretim istatistiklerini görüyorsunuz. Hükûmet yatırımı pamuk üretiminden hububat, sebze ve meyve üretimine kaydırdığı için pamuk hasılatı 1969–70 yıllarında 12,8 bin ton iken 1976–77’de 4,9 bin tona kadar düşüyor fakat bu çabalar istatistiklere göre 1977 yılına kadar buğday üretimine fayda sağlayamamış. Zira 1969–70’de 12 bin ton olan buğday hasılatı 1976–77’de 9,1 bin tona kadar gerilemiş (3).

YDHC EKONOMİSİNİN YAPITAŞLARINDAN: BALIKÇILIK

Güney Yemen sahilleri omurgalı balık ve kabuklu deniz canlıları çeşitliliği bakımından zengindir. Bu da bölgede balıkçılığın gelişmesinin ve balıkçılığının bölge ekonomisinin, iş gücünün mühim bir kısmını teşkil etmesinin temel sebeblerinden. 1969’taki Devletleştirme Kanunu pek tabiî balıkçılık sektörünü de tanzim edecekti. Balıkçılık faaliyetleri ve bu işi yapan tekneler, hükûmete bağlı Balık Varlığı Bakanlığı’na aid 14 ayrı kollektife bağlandı. Ayrıca hükûmet ülkede balıkçılığın önemini gözardı etmedi ve 1971–77 yılları arasında balıkçılığa 22,8 milyon Yemen Dinarı (YDHC’nin gelişmek için yaptığı harcamalarının %14’ü) yatırım yapıldı. SSCB ile ortak girişimlerin sonucunda balıkçılık için kullanılan tekneler yenilendi ve modernleştirildi. Bu yatırımların sonucunu ise istatistiklerde görebiliyoruz. Örneğin 1976’da balıkçılık endüstrisinde 15,6 milyon Yemen Dinarı’na tekabul eden bir üretim yapılmış ve 1977’de bu sektörün ihracatı, toplam ihracatın %59’luk oranına erişmiş ve devlete 5,9 milyon Yemen Dinarı kazandırmış. Bunun yanısıra Nichiro adlı Japon firmasına -özellikle mürekkep balığı avında- bir kâr payı karşılığında kapitülasyon verilmiş, hatta YDHC’nin 1976 yılında bu firmadan 2,6 milyon Yemen Dinarı kâr payı aldığı belirtiliyor.

EĞİTİMLİ BİR HALK YETİŞTİRME ÇABALARI

Aden’de bir okulda hastabakıcılık eğitimi gören kursiyerler (Fotoğrafın kaynağı: Robert W. Stookey, South Yemen: A Marxist Republic in Arabia, Colorado, Westview Press, 1982)

Yemen Demokratik Halk Cumhuriyeti kurulduğunda yöneticilerin karşılaştığı bir diğer sorun ise avam kesiminin eğitimsizliğiydi. Halkın sadece %18’lik kısmı okur-yazardı. Taşrada yaşayan insanların eğitime ulaşma imkânı epey düşüktü. Hükûmet, eğitim alanında şahlanmak amacıyla Küba modelini taşrada uygulamaya koymaya karar verdi ve büyük çabalar harcadı. Bu çabalar sonucunda eğitim ülkenin dört bir tarafına ulaştırıldı. Sağlık hizmetleri gibi eğitim de tamamen ücretsiz hâle getirildi. 1979’daki verilere göre ülke genelinde 250 binden fazla Yemenli okula gidiyordu, 1976–77 yılları verilerine göre YDHC’deki okuma yazma oranı %32’ye ulaşmıştı (4). 1970 senesinde ise Aden’de beş fakülteden müteşekkil bir üniversite açıldı ve büyüyen bu üniversitede 1977 yılında 1700 kadar Yemenli öğrenci eğitim görüyordu. Devletin eğitime yaptığı bu yatırımlar ise 1970’lerin ortalarında gayrısafi yurt içi hasılaya %7,4 katkı olarak geri dönecekti.

OLUŞTURULAN GENEL İKTİSADÎ YAPI

İngiliz sömürgesi altında Güney Yemen’de tek bir ekonomiden söz etmek mümkün değildi, federal bir hükûmet şeklinde şekillenmiş olan Aden Koloni’sinde 15 farklı ekonominin varlığından söz ediliyor. Yukarıda zikrettiğimiz gibi 1967’de kurulan yeni devlet, kuruluşundan kısa süre sonra merkezîleşmiş ve yerel üretime dayanan bir ekonomi te’sis etme girişimlerine start verdi. Bu sayede de 1970’li yılların ortalarında ve sonlarında iktisadî sahada %7’lik bir büyüme kaydedildi. Yemen Demokratik Halk Cumhuriyeti’nin iktisadî durumundan bahsederken 60’lı ve 70’li yıllarda yurt dışına çalışmak için giden kalabalık bir Yemenli kitlenin ülkelerindeki ailelerine gönderdikleri paraların etkisinden bahsetmeyi asla unutmamak gerekir. Bu paralar tek başına 1977 yılında brüt millî üretimin %30’luk kısmını oluşturuyordu ve gayrısafi yurt içi hasılanın %40’ına muadildi. Hükûmet, bu büyük iktisadî gelir kaynağını desteklemek için işçilerin dışarıya daha fazla gidebilmesini sağlamak amacıyla teşviklerde bulundu, bu işçilerin kanunî olarak önünü açtı. Tüm bunlara rağmen YDHC iktisadında sürekli bir bütçe açığı bulunduğunu görmekteyiz. Devlet, iktisadî yapıyı dıştan gelen yardımlar -bu yardımlar bazı Arab ülkeleri, SSCB, Çin, Doğu Almanya, Çekoslovakya, Bulgaristan ve Birleşmiş Milletler’den geliyordu- ve bankalardan borç alarak ayakta tutuyor ve bu paraları iktisadî yatırımlara harcıyordu. 1969’da bu harcamalar %40,47 iken 1977’de %56,2’ye yükselmişti. Ancak Yemenliler, ticaretin Hind Okyanusu’ndan döndüğü zamanlarda sahip oldukları iktisadî refah düzeyine çok uzak kalmışlardı ve ülkeleri, dünyanın en fakir ülkelerinden biri olarak addediliyordu, devlet şehirdeki nüfus ve kırsaldaki nüfus arasındaki büyük gelir eşitsizliği sorununu 1970’li yıllar boyunca çözememişti. Hatta Birleşmiş Milletler bu ülkeyi en fakir 20 ülkeden biri olarak tanımıştı (5).

Mezkur yıllara göre YDHC’nin (milyon $ üzerinden) gelirleri ve harcamaları(yukarıdan aşağıya): İhracat, İthalat, Ticaret Açığı, Hesaplarda Gözükmeyenler (İşçilerin Ailelerine Gönderdikleri Paralar ve Diğerleri), Mallar ve Hizmetler Arasındaki Denge, Resmî Döviz Transferleri, Resmî Borç Sermaye (Brüt Masraf ve Harcamalar), Muhtelif Sermaye, Ortalama Denge

Aşağıdaki tabloda da tiplerine göre çeşitli sektörlerde üretim dağılımını görmektesiniz. Yukarıdan aşağıya endüstri, tarım, hayvancılık, balıkçılık, ulaşım ve inşaat sektörlerinin (soldan sağa) şahsî, kooperatif, (devlet+şahsî) müşterek teşebbüs, devlet ve yabancı menşeili üretim tiplerinin dağılımına göre 1973 ve 1976 verileri tabloda zikredilmekte. Tablodaki verilerden de anlayabileceğimiz üzere endüstride şahsî üretim 1976’da bile büyük bir hacim kaplamış, 1973–76 arası sektöre devletin müdâhalesi artmıştır. 1979 itibariyle ülkede endüstri sektörünü küçük atölyeler haricinde sadece Aden Petrol Rafinerisi, bir tekstil fabrikası ve 30–40 fabrika teşkil ediyordu (6). Tarımda ise işler tamamiyle kooperatiflerin ve devletin kontrolü altında yürümektedir, tamamen millîleştirilmiş bir sektördür. Hayvancılıkta ise devletin etkisinin gayet az olduğunu ve hayvancılıkla uğraşan kimselerin yine çoğunlukla kendi başlarına işlerini yürüttüklerini söyleyebiliriz. Balıkçılık sektöründe ise 1973’te daha ziyade kooperatiflerin önemi fazlayken 3 yıl içerisinde kooperatiflerin payı takriben yarıya düşüyor, devletin direkt payı belirgin şekilde yükseliyor ve endüstri ile inşaat sektörlerine dâhil oldukları gibi balıkçılıkta da Rus ve Çin şirketleri (yukarıda bahsettiğimiz Nichiro adlı Japon firmasını haric tuttum) payını ciddi şekilde arttırıyor. Ulaşım sektöründe şahsî organizasyonlar 1976 itibariyle devlet organizasyonlarının %16 oranında üstüne çıkıyor ancak başka bir organizasyon tipinin sektörde payı yok. İnşaat sektöründe ise devlet, dominasyonunu 3 yılda ciddi biçimde hissettirmiş, şahsî organizasyon tipinin de yabancı menşeili organizasyon tipinin de iyice üstüne çıkmış. Bu verilerden çıkarabileceğimiz en basit sonuçlardan biri ise YDHC’nin kurulduktan sonra tarımda kooperatifleşmeye ve üretimde devlet desteğine önem vermesi ama bunu yaparken de şahsî mülkiyeti tamamen ortadan kaldırmaması ve çoğunluğu sosyalist olan ülkelerden gelen şirketlere ülkesinde yatırım imkânı sunması.

Kaynak: World Bank, 1979, People’s Democratic Republic of Yemen — Current economic position and prospects (English), A World Bank country study, Washington, D.C, s.9

EKONOMİK KALKINMA HAMLELERİ

Gelelim devletin ekonomide atılım yapabilmek için yaptığı planlamalara… YDHC, iktisadî bir atılım yapabilmek amacıyla 1971’de 1971–74 yıllarını kapsayacak üç yıllık bir kalkınma planı hazırladı. Hükûmetin planlarına göre kalkınma projeleri için yapılacak yatırım 40 milyon Yemen Dinarı’nı buluyordu. Ancak ekonominin dış kaynaklara bağımlı olması haliyle yatırım miktarının daha önceden öngörülemeyen bir seviyeye düşmesine sebeb oldu. Bu kalkınma yatırımlarına harcanabilecek paranın miktarı önce 32,4 milyon Dinar’a, ardından 25 milyon Dinar’a düştü. Bu sermayenin temininde ise dış kaynakların YDHC’ye büyük katkısı olduğunu görüyoruz. Bir grup Sovyet şarkiyatçı akademisyenin kaleme aldığı ‘’Muasır Yemen Tarihi’’ adlı eserdeki verilere göre bu sermayenin %78’lik kısmı dış yardımlardan geliyordu. Bu dış yardımların %61’ı sosyalist ülkelerden, %21’i Arab ülkelerinden, %6’sı uluslararası fonlardan geliyordu. 1974 yılına gelindiğinde hükûmet kalkınma çalışmalarına hız verdi ve 1974–78 yıllarını kapsayan ikinci bir kalkınma planı devreye sokuldu. Bu sefer işler tam tersi bir istikamette seyretmeye başladı. 75 milyon Dinarlık yatırım miktarıyla plan uygulanmaya başlandı fakat dış etkilerin ekonomiye bir yansıması olarak bu miktar hızlı bir şekilde arttı ve 1978’de bu miktar 276 milyon Dinar’a kadar ulaştı. Bu yatırımların hangi alana ne kadar yapıldığına dair 1977 yılından bir veri mevcud. Bu veriye göre Aralık 1977’ye kadar ikinci kalkınma planı kapsamında harcanan 136 milyon Yemen Dinarı’nın %13’ü endüstriye, %21’i tarıma, %15’i balıkçılığa, %25’i iletişim ve tesislere, %7’si jeoloji ve mineral araştırma çalışmalarına (bu çalışmalarda Sovyet jeologların ve diğer uzmanların büyük emeği olmuştur [7] ), kalan %19’u ise sosyal sektörlere harcandı. Askerî alanda yapılan harcamalar ise 1969–70 yıllarında devletin toplam harcamalarının %48,8’ini teşkil ederken bu oran 1977’de %18,6’ya kadar düştü (8). Bu veriler ışığında da bu dönemde devletin çeşitli sektörlere dengeli şekilde yatırım yaptığını söylemek mümkün. 1979 yılında tekrar toplanan Yemen Sosyalist Partisi Merkez Komitesi diğer bir 5 yıllık kalkınma planı daha tasarlayacaktı. 425,6 milyon Dinarlık bir yatırım üzerinden tasarlanan bu planda %32 oranında endüstriye, %22 oranında ziraat ve balıkçılığa, %13 oranında inşaat sektörüne, %17 oranında ulaşım ve iletişime ve yine %17 oranında eğitim ve kültüre yatırım yapılacaktı (9).

İşte, kuruluşundan 1979’a kadar Yemen Demokratik Halk Cumhuriyeti kendi ekonomisini böyle şekillendirmeye çalıştı. 1967’de sömürgeden yeni kurtulan bir ülkenin ve ciddî bir fakirlikle boğuşan bir halkın yönetimini ele alanlar, çözümü sosyalist bir ekonomi modelinde buldular. Yepyeni bir sistem inşa etmeye çalıştılar, diğer sosyalist ülkelerden büyük destek aldılar, ülkeyi fakirlikten kurtarmayı amaçladılar. Ben de sizlere bu yazımda bu insanların 1979’e kadar bunları ne kadar başarabildiğini ve neleri değiştirdiklerini bir özet olarak nakletmeye çalıştım. Okuduğunuz için teşekkürler.

Atakan Can

StratejikOrtak.com Misafir Yazar

DİPNOTLAR:

1- Paul Dresch, Tribes, Government, and History in Yemen, New York, Oxford University Press, 1989, s. 224, 243

2- Fred Halliday, Revolution and Foreign Policy The Case of South Yemen 1967–1987, Cambridge University Press, 1990, s. 8–14

3- Fred Halliday, Revolution and Foreign Policy The Case of South Yemen 1967–1987, Cambridge University Press, 1990, s. 17–20; Robert W. Stookey, South Yemen: A Marxist Republic in Arabia, Colorado, Westview Press, 1982, s. 80–83; Mecmu’atun mine’l-Mu’ellifîne’s-Sufyât, Tarihu’l-Yemeni’l-Mu’asir, Kahire, Mektebetu Medbûlî, 1990, s. 323

4- World Bank, 1979, People’s Democratic Republic of Yemen — Current economic position and prospects (English), A World Bank country study, Washington, D.C, s. 48

5- Robert W. Stookey, South Yemen: A Marxist Republic in Arabia, Colorado, Westview Press, 1982, s. 83–91; World Bank, 1979, People’s Democratic Republic of Yemen — Current economic position and prospects (English), A World Bank country study, Washington, D.C, s. 24, 41; Mecmu’atun mine’l-Mu’ellifîne’s-Sufyât, Tarihu’l-Yemeni’l-Mu’asir, Kahire, Mektebetu Medbûlî, 1990, s. 314

6- World Bank, 1979, People’s Democratic Republic of Yemen — Current economic position and prospects (English), A World Bank country study, Washington, D.C, s. 34

7- Mecmu’atun mine’l-Mu’ellifîne’s-Sufyât, Tarihu’l-Yemeni’l-Mu’asir, Kahire, Mektebetu Medbûlî, 1990, s. 323

8- World Bank, 1979, People’s Democratic Republic of Yemen — Current economic position and prospects (English), A World Bank country study, Washington, D.C, s. 9-15; Mecmu’atun mine’l-Mu’ellifîne’s-Sufyât, Tarihu’l-Yemeni’l-Mu’asir, Kahire, Mektebetu Medbûlî, 1990, s. 313

9- Mecmu’atun mine’l-Mu’ellifîne’s-Sufyât, Tarihu’l-Yemeni’l-Mu’asir, Kahire, Mektebetu Medbûlî, 1990, s. 313

KAYNAKÇA:

  • Fred Halliday, Revolution and Foreign Policy The Case of South Yemen 1967–1987, Cambridge University Press, 1990
  • Robert W. Stookey, South Yemen: A Marxist Republic in Arabia, Colorado, Westview Press, 1982
  • Mecmu’atun mine’l-Mu’ellifîne’s-Sufyât, Tarihu’l-Yemeni’l-Mu’asir, Kahire, Mektebetu Medbûlî, 1990
  • World Bank, 1979, People’s Democratic Republic of Yemen — Current economic position and prospects (English), A World Bank country study, Washington, D.C
  • Paul Dresch, Tribes, Government, and History in Yemen, New York, Oxford University Press, 1989

Libya Anlaşması 4 Partinin Oylarıyla TBMM’de Kabul Edildi

Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti ile imzalanan, Akdeniz’de deniz komşusu olduğumuzu vurgulama esasına dayalı anlaşma, saat 13.00 sularında TBMM’ye sunulduktan sonra AKP, CHP, MHP ve İyi Parti’nin oylarıyla mecliste kabul edildi.

[irp posts=”22686″ name=”Yunanistan’ın Doğu Akdeniz’de Sahiplendiği Libya Deniz Alanı”]

Teklifin görüşmelerinde söz alan İYİ Parti Aydın Milletvekili Aydın Adnan Sezgin, Türkiye ile Libya arasında imzalanan mutabakat muhtırasına destek verdiğini belirtti. Türkiye’nin, Doğu Akdeniz’de çıkarlarını koruması gerektiğini dile getiren Sezgin, “İktidarın ulusal çıkarlardan uzak politikaları sonucunda bölgedeki birçok aktör ve ülke karşımıza geçti. Mısır ile ilişkilerimizin hali ortada. Mısır politikasında çok yanlış yapıldı. İsrail ile ilişkilerimiz aynı şekilde iyi değil. Diplomatik maharet noksanlığı ve vizyonsuzluk söz konusu.” dedi.

İYİ Parti Aydın Milletvekili Aydın Adnan Sezgin

MHP Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir, Doğu Akdeniz’de yaşanan gelişmelerin Türkiye’nin egemenlik haklarını ihlal ettiğini, Libya ile imzalanan mutabakat muhtırasının tarihi öneme sahibi olduğunu, oldu bittilerin önünün kesildiğini vurguladı.

MHP Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir

Rum yönetiminin daha önce Mısır ve Yunanistan gibi ülkelerle yetki sınırlamasına ilişkin anlaşmalar yaptığını anımsatan Özdemir, “Libya ile vardığımız bu mutabakat, hakça ve adilce yapılmış bir sınırlandırma çabasıdır. Mutabakatla Doğu Akdeniz’de bulunan mavi vatanımızın batı hudutları çizilmiştir.” dedi.

Anlaşma Ne Zaman Yürürlüğe Girecek?

İki ülke arasında yapılan mutabakat maddelerinde belirtiği gibi iki ülke bürokratlarının diplomatik kanallar ile meclislerindeki onay süreçlerini karşılıklı bildirdiği an, anlaşma yürürlüğe girecek.

[irp posts=”23193″ name=”MEB: Türkiye ile Libya Deniz Sınırı Haritası Yayınlandı”]

MEB: Türkiye ile Libya Deniz Sınırı Haritası Yayınlandı

0

Türkiye ile Libya arasında Libya ile Türkiye’nin deniz komşusu olduğunu vurgulamak ve Yunanistan’ın işgal ettiği Libya deniz alanını saf dışı bırakmak adına yapılan 6 maddeden oluşan “Akdeniz’de Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası” imzalandı. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti Dışişleri Bakanı Mohammed Taher Sihala arasında imzalanan anlaşmaya göre iki ülkenin Münhasır Ekonomik Bölgelerinin sınır noktaları belirlendi.

İki ülke arasında “Akdeniz’deki Kıta Sahanlığı ve Münhasır Bölge sınırları “A Noktası”nda  başlayarak “B Noktası”nda son bulur.” ibaresi yer aldı.

  • A NOKTASI: 34° 16′ 13.720” K – 026° 19′ 11.640” D
  • B NOKTASI: 34° 09′ 07.9 K” – 026° 39′ 06.3” D
Türkiye ile Libya Arasında imzalanan mutabakat muhtarısında yer alan harita.

Coğrafi koordinatların “Dünya Jeodezik Sistemi” üzerinden belirlendiği vurgulandı.

6 Madde: Doğal Kaynakların Ortak İşletilmesi ve MEB Müzakerelerinde İş Birliği

Anlaşmada iki ülke arasında sınırlandırılan deniz alanları, doğal kaynak keşfedilmesi halinde iki ülkenin ortak çalışabileceği ve başka ülkelerle Münhasır Ekonomik Bölge anlaşması yapılması halinde karşı tarafı bilgilendirme gibi başlıklar yer alıyor.

Muhtıranın 3. maddesinde mutabakat muhtırasının Birleşmiş Milletler Şartı madde 102 uyarınca BM Sekreteryasına kayıt için bildirileceği ifade edildi.

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Libya Devleti Ulusal Mutabakat Hükümeti arasında Akdeniz’de Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası

Dördüncü maddede yer alan “Uyuşmazlıkların Çözümü” başlığında;

Libya ile Türkiye’nin, tarafların Münhasır Ekonomik Bölgesi’nde doğal kaynak bulunması halinde kaynakların işletilmesi amacıyla “moadeliye anlaşmaları” konusunda iş birliği yapabileceği vurgulandı. Öte yandan aynı maddenin üçüncü fıkrasında Libya ve Türkiye’nin Münhasır Ekonomik Bölge sınırlandırılması konusunda başka ülkelerle yapacağı görüşmeleri önceden birbirlerine bilgilendirmesi ve hangi devlet bu görüşmeleri yürütüyorsa, diğeri ile de müzakere etmesi gerektiği ifade edildi.

Anlaşmanın, iki ülke iç yasal yollarının (meclis + CB onayı) tamamlanmasının ardından yürürlüğe gireceği kaydedildi.

[irp posts=”22686″ name=”Yunanistan’ın Doğu Akdeniz’de Sahiplendiği Libya Deniz Alanı”]

Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki MEB Sınırları

Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de KKTC, Mısır ve Libya’dan oluşan deniz alanlarının sınırlarının gösterildiği haritada; 2011 yılında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ile yapılan kıta sahanlığı ve MEB anlaşması kapsamında A-B noktası, BM Deniz Hukuku gereği Türkiye ile Mısır ana karalar arası ortay hattı C-D-E noktası ve 27 Kasım 2019’da Libya ile yapılan anlaşmada yer alan deniz alanlarının sınırlandırılması anlaşması ile E-F noktası sınır kabul edilmektedir.

Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki MEB ve Kıta Sahalığı sınırları: KKTC, Mısır ve Libya. – Harita: AA

[irp posts=”3433″ name=”Libya Son Durum Haritası (2019)”]

Kaynak: StratejikOrtak.com

NATO’nun 70. Yıl Dönümü: Ortak Deklarasyon ve Öne Çıkanlar

0

NATO üyesi ülkelerin Devlet ve Hükümet Başkanları, İttifakın kuruluşunun 70. yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen NATO Liderler Toplantısı’na katılmak üzere Londra’ya geldi. Birçok ülke lideri ikili görüşmelerde bulunurken, liderlerin katıldığı zirve sonrası bir deklarasyon yayınlandı.

Zirvede 70. yıl kutlamalarına istinaden, konuşulacak konuların başında NATO’nun Baltık Planı ve Türkiye’nin güney sınırı konusunda NATO “müttefiklerinden” destek talebi yer aldı. Kuşkusuz dün gecenin baş aktörlerinden birisi Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’du. Kendisinin zirve öncesi dile getirdiği “NATO’nun beyin ölümü gerçekleşti.” sözleri NATO’ya üye Ülkelerin liderleri tarafından büyük tepkiyle karşılandı. Bu söze bir büyük tepki de Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan geldi. Kendisi Macron’un sözlerine karşılık olarak, “NATO’nun beyin ölümü gerçekleşti diyor. Sen önce kendi beyin ölümünü kontrol ettir. Senin beyin ölümün gerçekleşmiş.” şeklinde çok sert cevap verdi.

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, ABD Başkanı Trump ile görüşmesinde oturuşuyla dikkat çekti.

Öte yandan dün akşam saatlerinde ABD Başkanı Donald Trump basın toplantısı gerçekleştirdi. Trump, “Macron’un NATO’nun beyin ölümü gerçekleşti sözlerine ne diyorsunuz ?” sorusuna, “Evet Türkiye’de Macron’un kendi beyin ölümü gerçekleşti dedi.” şeklinde bir cevap verdi. Ardından sorulan başka bir soruya ise “Fransa NATO’dan çıkmayı çoktan aklına koymuş” ifadesini kullandı.

Donald Trump’a sorulan bir başka soru ise, S-400 ve F-35 meselesiydi. Bu soruya ise ABD Başkanı Trump, “Türkiye Obama döneminde Patriot almak istedi fakat Obama onlara Patriot satmadı ve onlar da S-400 aldılar. Hikayenin iki tarafı var. Şimdi biz onlara F-35 satmazsak, onlar başkasına yönelecekler buna bir dur demek lazım. Çalışmalarımız devam ediyor.” dedi.

Fransa Cumhurbaşkanı Macron ve ABD Başkanı Trump’ın basına açık görüşmesinden.

Liderlerin bire bir görüşmesinden sonra Almanya Başbakanı Angela Merkel, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, İngiltere Başbakanı Boris Johanson ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye konusunda dörtlü zirve gerçekleştirdi ve zirve yaklaşık 1 saat sürdü. Zirveyle ilgili bir basın açıklaması yapılmadı fakat bütün liderler olumlu geçtiğini açıkladı.

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, İngiltere Başbakanı Johnson, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Almanya Başbakanı Merkel’in Suriye konulu dörtlü görüşmesi.

Emmanuel Macron zirveden ayrıldığında gazetecilere verdiği röportajda, Türkiye ile sıkı ilişkilerinin olduğunu dile getirdi. Kendisinin zirve başlamadan önce Türkiye ile ilgili sert ifadelerde bulunmasının ardından bu şekilde bir açıklamada bulunması, kamuoyu tarafından çekimser karşılandı. Ayrıca kendisine sorulan F-35 ve S-400 sorusuna, “Türkiye hem NATO’da olup hem de S-400 kullanamaz.” demişti. Fakat zirveden sonra “O mesele ABD ve Türkiye arasında.” şeklinde açıklama yaparak bir kez daha önceki duruşunu değiştirmiş oldu.

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Londra’daki dörtlü zirvede çıkarken.

Liderler günün sonunda 70. yıl kutlamaları çerçevesinde Kraliçe Elizabeth’in bulunduğu Buckingham Sarayı’ndaki resepsiyona katılıp sonrasında aile fotoğrafı çektirdiler.

NATO Zirvesi öncesi liderler, Kraliçe Elizabeth’in bulunduğu Buckingham Sarayı’ndaki resepsiyona katılıp sonrasında aile fotoğrafı çektirdi.

Günün sonunda NATO Genel Sekreteri Jen Stoltenberg, “Suriye konusu hakkında Türkiye’nin ihtiyaçlarını karşılamak için gerekli adımları attık ve gelişme katediyoruz. Çalışmalarımız devam ediyor.” dedi.

Trump ile Erdoğan Görüşmesi Gerçekleşti

Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO Liderler Zirvesi kapsamında ABD Başkanı Trump ile yaklaşık yarım saatlik bir görüşme gerçekleştirdi. Trump, Türkiye için “NATO üyesi olarak oldukça iyi bir iş çıkarıyor” açıklamasında bulurken, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, “Cumhurbaşkanımız, ABD Başkanı ile NATO Zirvesi marjında son derece verimli bir görüşme gerçekleştirdi.” ifadesini kullandı.

Görüşme ile ilgili Beyaz Saray, “İki lider, Türkiye’nin ittifak taahhütlerini yerine getirmesi, ticaret hacminin 100 milyar dolara çıkarılarak güçlendirilmesi, bölgesel güvenlik sınamaları ve enerji güvenliği konularını ele aldı.” ifadelerini kullandı.

ABD Başkanı Trump ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Londra’daki görüşmesinden.

Liderler Zirvesi Sonrası Yayınlanan Ortak Deklarasyon

Nato ülkeleri liderler zirvesi sonrası ortak deklarasyon yayınlandı. Birçok farklı görüş ayrılığının olduğunu ancak 29 ülkenin bunun üstesinden geldiğini belirten NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, “Güvenlik ve savunmamızı borçlu olduğumuz NATO konuşup, karar alıp uygulayabildiğimiz tek platform olarak Avrupa ve Amerika kıtalarını birleştirmeye devam ediyor” dedi.

NATO Liderler Zirvesi (2019)

Deklarasyondan öne çıkan başlıklar şöyle:

  • Washington Antlaşması’nda “bir müttefike yöneltilecek saldırı hepimize yönelmiş bir saldırıdır” taahhüdünde bulunulan 5’inci maddeye olan bağlılık yinelendi.
  • NATO üşlkelerinin savunma harcamalarının arttığı belirtilirken, ABD dışındaki müttefiklerin savunmaya 130 milyar dolardan fazla yatırım yaptığını ve son 5 yıldır bu rakamın daha da arttığı vurgulandı. 
  • “Terörizm hepimiz için tehdit olmaya devam ediyor”
  • Rusya’nın saldırgan faaliyetlerinin Avro-Atlantik‘in güvenliğini tehdit ettiği belirtildi.
  • NATO’nun sadece savunma örgütü olduğu, hiçbir ülkeye yönelik saldırı amacı olmadığının altı çizildi.
  • Hava, kara ve denizde NATO ülkelerinin bağımsızlıklarının korunması için çalışmaların arttırıldığı ve nükleer silahlar var olmaya devam ettikçe, NATO’nun nükleer ittifak olmayı sürdüreceği kaydedildi.
  • Örgütün “açık kapı politikası” ile her ülkeye kapılarını açtığı, bunun örneği olarak da Kuzey Makedonya’nın yakında ittifakın 30’uncu üyesi olacağı anımsatıldı. 
  • 5G kapsamında müttefik ülkelerin güvenliklerine önem verdiği, siber ve hibrit tehditlere cevap verme yeteneklerinin geliştirildiği duyuruldu.
  • NATO’nun uzayı yeni harekat alanı ilan ettiği, bu çerçevede uluslararası hukuka saygı duyulacağı ifade edildi.
  • NATO deklarasyonlarında bir ilk gerçekleşerek, Çin’in yükselen gücüne değinildi. Pekin’in artan nüfuzu ve yükselişine yönelik gelişmeleri birlik olarak ele alınması gerektiğine dikkat çekildi.
  • “Çin’in artan nüfuzu ve uluslararası politikalarının ortaya çıkardığı fırsat ve sınamaları ittifak olarak birlikte ele almalıyız.” vurgusuna yer verildi. 
  • Son olarak da deklarasyonda, NATO liderlerinin 2021’de tekrar bir araya geleceği duyuruldu.

Kaynak: StratejikOrtak.com

[irp posts=”23180″ name=”NATO’nun 70. Yıl Dönümü: Ortak Deklarasyon ve Öne Çıkanlar”]

NATO Hakkında Merak Edilen 10 Soru ve Türkiye

0

70. yılını kutlayan NATO, Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un “NATO’nun beyin ölümü gerçekleşti” açıklamasıyla bir kez daha kendisini sorgularken, ABD Başkanı Trump’ın savunma harcamaları konusunda tüm yükü Washington’un yüklendiğini iddia etmesi, üye ülkeler içerisinde tartışmalara neden oldu.

3-4 Aralık’ta Londra’daki NATO Liderler Zirvesi öncesinde NATO hakkında bilinmeyenleri ve örgüt hakkında en çok merak edilen başlıkları hazırladık. Yazı içerisindeki soru başlıkları şu şekilde;

  1. NATO Nasıl Kuruldu?
  2. Türkiye Neden NATO’ya Üye Oldu?
  3. NATO’nun Kolektif Savunma Prensibi Nedir?
  4. Türkiye NATO’dan Çıkarılabilir mi?
  5. NATO’dan Ayrılmanın Yaptırımı Var mı?
  6. Yeni Üye Ülkelerin NATO’ya Katılması Kararı Nasıl Alınıyor?
  7. NATO’nun Baltık Planı’nı Türkiye Neden Veto Ediyor?
  8. NATO’nun Toplam Asker Sayısı Nedir?
  9. NATO’nun Toplam Savunma Bütçesi Ne Kadar?
  10. Türkiye’de Kaç NATO Üssü Var?

1.) NATO Nasıl Kuruldu?

İkinci Dünya Savaşı sonrası oluşan Sovyetler Birliği ve ABD liderliğindeki iki kutup, Soğuk Savaş’ın başlamasına neden oldu. Doğu Avrupa’da Sovyetlerin hakimiyet çabası, Çekoslavakya’da 1948 darbesine, aynı yıl Berlin’in SSCB tarafından abluka altına alınmasıyla sonuçlandı. Yaşanan gelişmeler Avrupa ülkelerinde ‘Sovyet İstilası’ korkusu yarattı. Bu tehditleri bertaraf etmek için Belçika, Fransa, Lüksemburg, Hollanda ve İngiltere, 1948 yılında Batı Avrupa Savunma Örgütü’nü kurarak aslında NATO’nun ilk adımını attı. Ortak bir savunma sistemi ve güvenlik kaygılarının giderilmesi için ortak bir savunma örgütünün kurulması amacıyla yola çıkılan Batı Avrupa Savunma Örgütü; ABD, Kanada, Danimarka, İzlanda, İtalya, Norveç ve Portekiz’in de müzakerelere katılmasıyla NATO’yu kuran Kuzey Atlantik Antlaşması’na evrildi.

NATO’nun 12 kurucu üyesi:

  • Belçika, Fransa, Lüksemburg, Hollanda, İngiltere, ABD, Kanada, Danimarka, İzlanda, İtalya, Norveç ve Portekiz.

1952: Türkiye ve Yunanistan

1955: Almanya

1982: İspanya

Soğuk Savaş sona erene kadar 16 üyeye sahip olan örgüt, Soğuk Savaş sonrasında ‘açık kapı’ politikasıyla üç genişleme yaşadı

Birinci genişleme (1999): Çek Cumhuriyeti, Macaristan ve Polonya

İkinci genişleme (2004): Bulgaristan, Estonya, Letonya, Litvanya, Romanya, Slovakya ve Slovenya

Üçüncü genişleme (2009): Hırvatistan ve Arnavutluk

2017: Karadağ

NATO’ya üye olan ülkelerin haritası (ABD ve Kanada haritada yer almıyor) 2019

29 NATO üyesi ülke:

Belçika, Fransa, Lüksemburg, Hollanda, İngiltere, ABD, Kanada, Danimarka, İzlanda, İtalya, Norveç, Portekiz, Türkiye, Yunanistan, Almanya, İspanya, Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Polonya, Bulgaristan, Estonya, Letonya, Litvanya, Romanya, Slovakya, Slovenya, Hırvatistan, Arnavutluk ve Karadağ.

NOT: 2019 itibariyle Makedonya, 29 ülkenin örgüte katılım protokolünü imzalamasının ardından NATO’ya üye olması için ilk resmi adımı attı ancak (henüz) resmen üye olmadı.

2.) Türkiye’nin Neden NATO’ya Üye Oldu?

Milli Mücadele sonrası 1925’te Sovyetler Birliği ile yapılan Türk-Sovyet Saldırmazlık paktının 1945 yılında SSCB tarafından feshedilmesi sonrası güvenlik bunalımı yaşayan Türkiye, Moskova’nın Türk boğazları ve Kars-Ardahan’da hak talebi üzerine Batı ile iyi ilişkilerini sürdürmek istedi.

ABD, İngiltere ve SSCB arasında 16-26 Aralık 1945’te Moskova’da düzenlenen Dışişleri Bakanları konferansında Stalin yönetimi, Türkiye’ye yönelik birinci hedeflerinin Boğazlar olduğunu, ikinci olarak ise “Kars ve Ardahan’ı Sovyet sınırları içerisine katmak istediklerini” ifade etmesi, resmi tutanaklara yansımıştı.

II. Dünya Savaşı’nda “Üç Büyük” olarak adlandırılan Müttefik Devletler’in liderleri Winston Churchill, Franklin D. Roosevelt ve Josef Stalin

İkinci Dünya Savaşı boyunca dengeli bir siyaset izleyerek savaşa müdahil olmayan Türkiye, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’ne (NATO) katılmak istedi.

Türkiye ilk olarak 11 Mayıs 1950’de, NATO’ya ilk başvurusunu yaptı ancak başvuru ABD tarafından reddedildi.

Üç gün sonra hükümeti kuran Demokrat Parti, 26 Haziran 1950’de Kore Savaşı’nın çıkması üzerine, seçim vaatleri arasında yer alan NATO üyeliği konusunda birçok adım attı. Öyle ki Kore Savaşı Uzak doğuda yaşanırken Türkiye, ABD’den sonra Kore’ye kara kuvveti göndereceğini bildiren ilk ülke olarak öne çıkıyordu.

Amerikalı Senatör Mc Cain’in Kore Savaşı’na destek vermek isteyen Türkiye’nin pakta girmesinin önünün açılacağını söylemesinden kısa bir süre sonra, 25 Temmuz 1950’de, Türk hükümeti Kore’ye asker göndermeye karar verdi.

Kore’deki Türk askerinin renklendirilmiş fotoğrafı.

Ağustos 1950’de NATO üyeliği talebi yenilenen Türkiye, Eylül 1951’de NATO’ya kabul edildi ancak 18 Şubat 1952’de TBMM’nin NATO anlaşmasını onaylamasının ardından Türkiye resmen NATO üyesi oldu.

Türkiye’de, “Türk ordusunun Kore’ye asker gönderdiği için NATO üyesi olduğu” yönündeki iddialara ilişkin Amerikan kaynaklarında birçok farklı bilgi yer alıyor. ABD’li bürokratlar, Türkiye’nin NATO üyeliğine ilişkin öne sürdüğü argümanlardan bazıları; “Türkiye’nin, Sovyetler ile mücadele etmek için ileri karakol görebileceği, SSCB ile sınırlarının varlığı nedeniyle paktın doğu kanadını güçlendirebileceği hatta Türkiye’nin nükleer bir üs olarak kullanılabileceği”

Türkiye’nin NATO’ya üye olmasının üzerinden bir yıl geçmişti ki SSCB lideri Josef Stalin öldü. Yeni Sovyetler hükümeti 1953’te Ankara’ya yeni bir nota vererek, “Sovyetler Birliği’nin Türkiye’ye karşı hiçbir toprak iddiasında olmadığını beyan ederiz” açıklamasında bulunarak Stalin’in Türkiye üzerindeki hak talebini reddetti.

3.) NATO’nun Kolektif Savunma Prensibi Nedir?

NATO’nun en önemli prensiplerinden kolektif savunma; dış tehditlere karşı örgüt üye ülkelerinin, tehditleri bertaraf etmek için ortak savunma mekanizması oluşturmasıdır.

NATO’nun kurucu belgesi Kuzey Atlantik Antlaşmasının 5. maddesinde NATO, üye ülkelere yönelik bir saldırı veya saldırı tehdidine karşı topyekün mücadele edecek ve diğer tüm üye ülkeler savunmaya geçecektir.

5. madde:
Taraflar, Kuzey Amerika’da veya Avrupa’da içlerinden bir veya daha çoğuna yöneltilecek silahlı bir saldırının hepsine yöneltilmiş bir saldırı olarak değerlendirileceği ve eğer böyle bir saldın olursa BM Yasası’nın 51. Maddesinde tanınan bireysel ya da toplu öz savunma hakkını kullanarak, Kuzey Atlantik bölgesinde güvenliği sağlamak ve korumak için bireysel olarak ve diğerleri ile birlikte, silahlı kuvvet kullanımı da dahil olmak üzere gerekli görülen eylemlerde bulunarak saldırıya uğrayan Taraf ya da Taraflara yardımcı olacakları konusunda anlaşmışlardır. Böylesi herhangi bir saldın ve bunun sonucu olarak alınan bütün önlemler derhal Güvenlik Konseyi’ne bildirilecektir. Güvenlik Konseyi, uluslararası barış ve güvenliği sağlamak ve korumak için gerekli önlemleri aldığı zaman, bu önlemlere son verilecektir.

4.) Türkiye NATO’dan Çıkarılabilir mi?

14 maddeden oluşan NATO Sözleşmesi, ülkelerin bağımsız iradeleriyle imzaladığı, uluslararası hukuk prensipleriyle taahhüt altına alınmış. Sözleşmede yer alan hiçbir maddede üye ülkelerin ortak kararı ile bir üyeyi (Türkiye’yi) örgütten çıkarma gibi bir hakkı bulunmuyor. Yani Türkiye’nin örgütten çıkarılması mümkün değil.

Türk askeri NATO tatbikatında.

5.) NATO’dan Ayrılmanın Yaptırımı Var mı?

NATO’dan ülkelerin çıkarılmasıyla ilgili maddenin olmaması gibi kendi kararı ile ayrılan üye ülkelere de hiçbir şekilde bir yaptırımda bulunma hakkı yok. Örgütten ayrılmak isteyen ülkeleri örgüt içerisinde tutmak için ayrıca bir madde de yer almıyor. 1966 yılında Charles de Gaulle yönetimindeki Fransa’nın NATO’nun askeri kanadından çekilmesi ve Kıbrıs Barış Harekatı sonrası Türkiye’yi durdurmadığı gerekçesiyle Yunanistan’ın NATO’dan ayrılması bunlara örnek. Bu iki ülke daha sonra tekrar örgüte katıldı.

6.) Yeni Üye Ülkelerin NATO’ya Katılması Kararı Nasıl Alınıyor?

NATO üyesi olan ülkelerinin tamamının ortak kararı ile yeni ülkeler örgüte dahil ediliyor. Herhangi bir ülkenin vetosu, sürecin olumsuz sonuçlanmasına neden olabiliyor.

  • Karar NATO Konseyi tarafından alınıyor.
  • Üyelerin kararları veto etme hakkı bulunuyor.
  • Danışma organı NATO Parlamenterler Asamblesi siyasi konularda tavsiyelerde bulunabiliyor.
  • Her üye ülke, askeri ve siyasi veto hakkına sahip.
NATO Parlamenterler Asamblesi

Yunanistan’ın 1974’ten NATO’dan ayrılması sonrası Türkiye’nin vetoları nedeniyle örgüte dönemeyen Atina, 1980 yılında Türkiye’nin NOTAM’ı kaldırdığını bildirmesi sonrasında tekrar örgütün askeri kanadına dahil olmuştu.

7.) NATO’nun Baltık Planı’nı Türkiye Neden Veto Ediyor?

Rusya’ya komşu Polonya, Litvanya, Letonya ve Estonya gibi Baltık ülkeleri’nin Moskova’dan gelebilecek her türlü tehdide karşı savunmalarının iyileştirilmesine yönelik hazırlanan NATO planının Türkiye tarafından reddedilme sebebi, Türkiye’nin diğer ülkelere yapılan ‘ortak savunma’ planlarının kendisine yapılmaması. Reuters’ta yer alan habere göre Türkiye, “YPG’nin terör örgütü kabul edilmesi” şartıyla bu plana olan vetosunu kaldıracak. Şu anda da konuyla ilgili görüşmelerin Londra’daki Liderler Zirvesi’nde masaya yatırılacağı belirtiliyor.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu

8.) NATO Ordusu Kaç Kişi?

NATO’nun askeri komitesini üye ülkelerin savunma bakanları oluşturuyor. Örgütün askeri açıdan en stratejik ayağı Belçika’nın Mons şehrinde bulunan Müttefik Harekat Komutanlığı ve ABD’de yer alan Müttefik Dönüşüm Komutanlığı. NATO’nun daimi olarak asker sayısı yok denecek kadar azdır. Örgüt, alınan karar sonrası yapılacak harekatlara üye ülkelerin asker göndermesiyle askeri gücünü oluşturur ve bu harekatlar sona erdiğinde askerler ülkelerine geri gönderilir.

NATO üyesi ülkelerin toplam asker sayısı 3.5 milyona yakındır. NATO’nun asker sayısı açısından en büyük ikinci ordusu Türkiye’dir.

Global Firepower’ın dünyanın en güçlü 15 ordusu listesinde yer alan NATO üyesi ülkeler sırayla; ABD, Fransa, İngiltere, Türkiye, Almanya, İtalya.

9.) NATO’nun Toplam Savunma Bütçesi Nedir?

NATO ülkeleri, 2014’teki Galler Zirvesi’nde Gayri Safi Yurt İçi Hasılaları’nın (GSYİH) en az yüzde 2’sini savunmaya harcama taahhütünde bulundu ancak çoğu ülke bu oranın altında harcama yapıyor.

Öyle ki 2018’de sadece 7 ülke (ABD, Yunanistan, İngiltere, Estonya, Polonya, Letonya ve Litvanya) GSYİH’nın yüzde 2 ve üstünü savunmaya ayırdı.

Türkiye bu dönemde GSYH’sinin yüzde 1,64’ünü savunmaya ayırdı.

NATO üyesi ülkeler, 2019 yılında toplam savunma harcamaları bir önceki yıla göre yüzde 3,9 oranında artarak 984 milyar 234 milyon dolar oldu. NATO’nun toplam savunma harcamasının yaklaşık yüzde 70’ini tek başına yapan ABD, 685 milyar savunma bütçesiyle öne çıkıyor. (AA)

  • ABD: 685 milyar dolar
  • İngiltere: 65 milyar dolar
  • Almanya: 49 milyar dolar
  • Fransa: 47 milyar dolar
  • İtalya: 23 milyar dolar
  • Kanada: 21 milyar dolar
  • Türkiye 19 milyar dolar

10.) Türkiye’de Kaç NATO Üssü Var?

NATO kapsamında Türkiye’nin birçok noktası askeri üs, lojistik merkez ve eğitim tesisi var.. Sputnik’in 2017 verilerine göre hazırladığı habere göre Türkiye’nin 10 şehrinde NATO adı altında askeri merkez bulunuyor. Bu şehirler;

İstanbul, Ankara, İzmir, Konya, Mersin, Adana, Kahramanmaraş, Malatya, Diyarbakır, Batman

Türkiye’de bulunan NATO askeri üsleri haritası (Sputnik)

1.) Kara Kuvvetleri Komutanlığı (İzmir)

  • Amerikan uçaklarının Türk hava sahasındaki hareketlerini koordine eden birim

2.) NATO Hızlı Dağıtım Kolordusu (İstanbul)

  • 2001 yılında NATO’ya tahsis edilen alan Amerikan askerleri de yer alıyor.

3.) Barış İçin Ortaklık Eğitim Merkezi (Ankara)

  • Resmi olarak tanınan ve akreditasyon verilen 6 NATO eğitim merkezi arasındaki ilk eğitim merkezi.

4.) Terörizmle Mücadele Mükemmeliyet Merkezi (Ankara)

  • NATO ülkeleri için belirli alanlarda profesyonel ve uzman kadroların hazırlanması amacıyla kurulan merkez, TSK personellerinin yanı sıra, ABD, İngiltere, Almanya, Romanya, Lüksemburg ve Macaristan’dan askeri barındırıyor.

5.) ABD Savunma İşbirliği Ofisi (ODC) (Ankara)

  • “ABD karargahı” olarak biliniyor ve bütün askeri koordinasyon burada sağlanıyor.

6.) Konya 3. Ana Hava Jet Üssü (Konya)

  • Irak Savaşı sırasında NATO’NUN Awacs uçaklarının üs olarak kullandığı nokta.

7.) Taşucu Limanı (Mersin)

  • Hem İncirlik Hava Üssü’nü desteklemesi hem de denizden taşınabilecek unsurlar ve mühimmat sevkiyatları için kullanılması itibarıyla büyük önem arz ediyor.

8.) İncirlik Hava Üssü (Adana)

  • Türkiye’deki en büyük Amerikan askeri varlığının bulunduğu nokta.

9.) SAMP/T Bataryası (Kahramanmaraş)

  • İtalya’ya ait hava savunma sistemi SAMP/T bataryasının konuşlandırıldığı alan. Barış Pınarı Harekatı sonrası İtalya, bataryaları geri çekme kararı aldı.

10.) Kürecik Radar Üssü (Malatya)

  •  ‘İsrail’in güvenliği için’ kurulduğu iddiasıyla kuruluş aşamasında çokça gündemi meşgul eden üs, NATO üssü olarak ifade edilse de Amerikan askerlerinin kontrolünde.

11.) Erhaç Hava Üssü (Malatya)

  • ABD öncülüğündeki koalisyon uçaklarının acil durumda inmeleri için tahsis edilmiş üste herhangi bir askeri varlık bulunmamaktadır. Üs, ‘yedek niteliği’ taşımaktadır.

12.) Diyarbakır Füze Savunma Radar Komuta Merkezi

  • Füzelerin komutasını sağlayan merkez olarak faaliyet yürütüyor.

13.) Diyarbakır Hava Üssü

  • Üste 500-1000 Amerikan askeri ile birlikte ağır silah taşıyabilen C-130 nakil uçağı gibi birçok askeri araç bulunuyor.

14.) Batman Hava Üssü

  • Tıpkı Malatya’daki Erhaç hava üssü gibi yedek niteliği taşımaktadır ve herhangi bir Amerikan askeri varlığı bulunmamaktadır.

Kaynak: StratejikOrtak.com

Rusya ile Çin’in Açtığı ‘Sibirya’nın Gücü Boru Hattı’nın Haritası

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in telekonferans ile açılış törenine katıldığı, 50 milyar euro’luk maliyetli “dünyanın en büyük inşaat projesi” Sibirya’nın Gücü doğal gaz boru hattı, toplam 3 bin kilometreden oluşuyor. Rusya’nın İrkutsk ve Yakutsk şehirlerindeki gazı Çin’e ve uzak doğu ülkelerine ulaştıracak olan hattın 2 bin 200 kilometrelik bölümü devreye alındı.

Rusya devlet petrol şirketi Gazprom’un açıklamasına göre 2020 yılında bu hat üzerinden 5 milyar metreküp, 2021 yılında 10 milyar metreküp, 2022 yılında 15 metreküp gaz sevkiyatı gerçekleşecek. Projenin kuruluşundaki ana hedef olan 38 milyar metreküp doğal gaz taşıması hedefine 2025 yılında ulaşılması öngörülüyor.

Sibirya’nın Gücü doğal gaz boru hattının haritası

İki ülkenin stratejik işbirliği açısından çok önemli bir proje olarak hayata geçirilen Sibirya’nın gücü, eksi 62 derece soğuğa dayanacak şekilde inşa edildi. Putin’e göre 400 milyar dolarlık anlaşma kapsamında iki ülke arasındaki ilk boru hattı olan proje “tarihi bir olay”.

İki ülke arasında yapılan anlaşmaya göre 30 yıl boyunca Rus gazı boru hattı üzerinden Çin’e sevk edilecek.

Sibirya’nın Gücü doğal gaz boru hattını besleyen diğer hatlar.

Gazprom’un yayınladığı haritaya göre 2014’te iki liderin imzaladığı anlaşma kapsamında çalışmalara başlanan projenin infografik üzerindeki konumlandırılması şöyle:

Kaynak: StratejikOrtak.com

Yerli Üretim Hava Savunma Sistemleri: Hisar Ailesi

Türkiye, son yıllarda bölgesinde artan tehditlere karşı ülke savunmasını arttırmak amacıyla birçok askeri projeyi başlattı. Bunun yanında dış alımlar ile de bazı sistemler TSK bünyesine entegre edildi-edilmeye devam ediliyor. Özellikle de ‘Yerli Üretim Hava Savunma Füze Sistemleri’ konusunda ciddi çalışmalar yapılmaktadır. Daha önce yazmış olduğum makalemde belirttiğim üzere  “Envanterde bulunan hava savunma sistemleri“  hem ömür olarak, hem de teknoloji olarak ihtiyaçları karşılamaktan uzaktır. Bunun neticesinde Rusya’dan S-400 Yüksek İrtifa HSS alımı yapıldığı gibi yerli üretim olarak Hisar-A, Hisar-O ve Siper HSS (Hisar-U) sistemleri geliştirilmektedir.

Ülkeler hava savunma sistemleri katman katman oluştururlar ve bu sistemler birbiri ile koordineli olarak çalışmaktadır. Bu sistemler Alçak, Orta ve Yüksek İrtifa olarak dizayn edilirler. Örneğin ülkenize yönelen bir balistik füze Yüksek İrtifa Hava Savunma Sistemi tarafından engellenemez ise devreye Orta ve Alçak İrtifa sistemleri devreye girmektedir. Bir nevi son umut olarak bu sistemleri de kullanmak gerekmektedir. 

Rusya’dan alınan S-400 HSS, yüksek irtifa sınıfına girmektedir. Yerli üretim Hisar-A alçak irtifa, Hisar-O orta irtifa ve Siper (Hisar-U) ise yüksek irtifa sınıfına girmektedir.

Türkiye’nin Alçak ve Orta İrtifa Hava Savunma ihtiyacını karşılamak için 20 Haziran 2011 tarihinde Savunma  Sanayi Başkanlığı tarafından Aselsan ve Roketsan ile anlaşma imzalanarak, Hisar-A ve Hisar-O projesine başlanıldı. Bu projenin ilk basamağını oluşturan Hisar-A’nın ilk atış denemeleri ise 2013 yılında gerçekleştirildi. HİSAR-A Projesi’nde, radar, komuta kontrol ve atış kontrol sistemleri ASELSAN tarafından, füze sistemleri ise ROKETSAN tarafından geliştirilmektedir. Proje’de ayrıca çok sayıda yurt içi sanayi kuruluşu da görev almaktadır. Örneğin Hisar-A,   FNSS savunma şirketi tarafından üretilen AKINCI ZPTP üzerine monte edilmiştir.  

Yukarıda da belirttiğimiz üzere ülkeler hava savunma sistemlerini katman katman yani Alçak-Orta-Yüksek olarak olarak dizayn ederler. Hisar-A alçak irtifa hava savunma sistemi, belirli bir alanı (hareket halindeki askeri birlik, vs.) korumak için dizayn edilirken, Hisar-O ise daha geniş bir alanı korumak için (askeri üs, meclis vs.) üretilmektedir. Siper  Yüksek İrtifa Hava Savunma Sistemi ise ülke savunması için dizayn edilmektedir.

Üretilen-Üretilecek bu sistemlerin birçok bileşeni(Radar, Atış Kontrol Merkezi vs.) yerli imkanlar kullanılarak üretilecektir.

HİSAR- A ALÇAK İRTİFA HAVA SAVUNMA SİSTEMİ

HİSAR-A, sabit ve hareket halindeki birliklerin; Savaş Uçakları, Helikopterler, İnsansız Hava Araçları, Seyir Füzeleri, Havadan-Karaya Füzelere karşı korumak için dizayn edilmiştir.

HİSAR-A Alçak İrtifa Hava Savunma Füze Sistemi

HİSAR-A, Füze Fırlatma Sistemi (FFS), Alçak İrtifa Füzesi ve Füze Taşıma ve Yükleme Sisteminden oluşuyor. HİSAR-A , dost düşman tanıma sistemi (IFF), çoklu angajman ve ardışık ateşleme, takım halinde görev yapabilme ve komuta kontrol, üst komuta kontrol unsurları koordinasyonunda görev yapabilme, gece/gündüz ve kötü hava koşullarında görev yapabilme, konumlama ve yön bulma sistemi, zırhlı mekanize birlikler ile hareket kabiliyeti nükleer, biyolojik ve kimyasal koruma, balistik koruma özelliklerine de içerisinde barındırmaktadır. 2019 Mart ayında yapılan bir testte sistem hareket halindeki uçağı başarılı bir şekilde imha etmiştir. Ekim 2019’da yapılan testlerin nihayete ermesiyle sistem seri üretime girmiştir. Hisar projesiyle Türkiye’nin alçak irtifa hava savunması sağlanmış olacaktır.

Teknik Özellikler

• Savaş Uçağı Takip Menzili : > 25 km
• Hedef Önleme Menzili : 15 km
• Atışa Hazır Füze : 4
• Azami Hız : 65km/h
• Dik Meyil Tırmanma : %60
• Yan Meyilde Hareket : %30

HİSAR- O ORTA İRTİFA HAVA SAVUNMA SİSTEMİ

Türkiye’nin orta irtifa hava savunma ihtiyaçlarını karşılamak üzere dizayn edilen hava savunma sistemidir. Hisar-A sisteminden geliştirilmektedir.

HİSAR-O Orta İrtifa Hava Savunma Füzesi

HİSAR-O, 25 km bir menzil ve 15 kilometre irtifaya sahiptir. Aynı anda 60’a yakın hedefi takip ederken, savaş uçağı tespit/takip menzili ise 40-60 kilometre arasındadır.

HİSAR-O, Atış Kontrol Merkezi,FFS (Füze Fırlatma Sistemi), Orta İrtifa Füzesi, Orta İrtifa Hava Savunma Radarı (100 km menzilli Kalkan Radarı), Elektro-Optik Sistem(EOS), Erken İhbar Merkezleri Arayüzü Link-16 Sistemi(Emiray) ve Füze Taşıma ve Yükleme Sisteminden oluşmaktadır.

HİSAR-O Orta İrtifa Hava Savunma Sistemi ve Bileşenleri

Hisar-O sistemi, ilk uçuşlu testini 23 Temmuz 2014 tarihinde, Aksaray’da başarıyla gerçekleştirerek hedefine kararlı bir şekilde ulaşmıştır. Sistemin ilk uluslararası satışı Bangladeş’e yapılacaktır.

Teknik Özellikler
• Sistem Önleme Menzili : 25 km
• Atışa Hazır Füze: :≥ 18 (Batarya Seviyesi)  ≥ 54 (Tabur Seviyesi)
• Savaş Uçağı Tespit&Takip Menzili : 40-60 km
• Takip Edilebilen Hedef Sayısı : > 60 hedef

Genel Özellikler
• Batarya ve Tabur seviyesinde hava savunma görev planlaması
• Komuta Kontrol enformasyonunun yönetimi ve dağıtımı
• Entegre hava resmi üretimi
• Çoklu angajman ve ardışık ateşleme
• Veri bağı ile ara safha güdüm
• Gündüz, gece ve kötü hava koşullarında görev yapabilme
• Konumlama ve yön bulma
• Uzaktan komuta
• Telli/Telsiz haberleşme
• Link 1/Link 11B/Link 16 taktik data link ve JREAP üzerinden,
Türk Hava/Kara/Deniz Kuvvetleri komuta kontrol unsurları ile
koordinasyon içinde çalışma
• Elektro-Optik sensörler üzerinden otomatik hedef takip
• Dost Düşman Tanıma (IFF)
• Tehdit değerlendirme ve silah tahsis
• Çoklu-Hedef Çoklu-Radar füzyonu
• Gömülü simülasyon
• Cihaz İçi Test
• Etkin lojistik destek ve bakım

HİSAR- U (SİPER) YÜKSEK İRTİFA HAVA SAVUNMA SİSTEMİ

Hisar ailesinin son üyesi olacak sistemdir. Sistem hakkında resmi bir açıklama olmamakla birlikte Türkiye’nin Yüksek İrtifa Hava Savunma ihtiyacının giderilmesi için üretilecektir. Gayri resmi bilgilere göre 70-90 km etkili menzile sahip olması bekleniyor. Sistemin hava soluyan bütün hedeflere karşı etkili olacağı, ancak balistik füzelere karşı etkili olmayacağı dile getiriliyor.(Eski Milli Savunma Bakanı Nurettin Canik’nin açıklaması). Sistemin prototip çalışması  2022’de, envantere girmesi ise 2025-2026 yılında tamamlanması bekleniyor.

ÇAFRAD (Çok Amaçlı Faz Dizinli Radar)

Siper HSS, Kara platformlarında radar olarak 600-700 km tespit menzile sahip Erken İhbar Radar sistemi (EİRS)‘yi , Deniz platformlarında ise  450 km menzile sahip Çok Amaçlı Faz Dizinli Radar (ÇAFRAD)‘ı kullanacaktır.

Erken İhbar Radar Sistemleri (EIRS)

KAYNAKLAR:

Aselsan, Roketsan, FNSS Savunma, Savunma Sanayi Başkanlığı, TRT, Kokpit, Aero

[irp posts=”13304″ name=”Türkiye’deki Hava Savunma Sistemleri”]

Barış Pınarı Harekatı Son Durum Haritası

Fırat’ın doğusuna başlayan Kıbrıs Barış Harekatı’nın ardından Cumhuriyet tarihinin en büyük harekatı olarak tarihe geçen ‘Barış Pınarı Harekatı‘, Suriye Milli Ordusu ve Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından başlatıldı. Bu başlık altında Barış Pınarı Harekatı son durum haritasını ve diğer tüm gelişmeleri paylaşacağız.

Operasyon alanı: Suriye sınırındaki Fırat’ın batısında kalan Menbiç ve Fırat’ın doğusunda yer alan Kobani, Tel Abyad, Resulayn, Kamışlı ve Malikiye.

Barış Pınarı Harekatı öncesi Suriye’nin kuzeyinde son durum haritası:

Fırat’ın doğusu, İdlib, Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekatı bölgelerini gösteren son durum haritası. (8 Ekim 2019) Harita: ISW/StratejikOrtak.com

Barış Pınarı Harekatı [TIMELINE]

1 Aralık 2019: Resulayn’ın güneyindeki Tel Temr’in batısında yer alan, M4 karayolunun güneyinde bulunan Aliye Siloları ve karayolundaki kontrol noktaları, Rusya ile Türkiye arasında yapılan anlaşma kapsamında Esad rejimi ve Rusya kontrolüne geçti. Aliye Siloları 17 Ekim’de, Suriye Milli Ordusu’nun YPG ile girdiği çatışmalar sonucunda ele geçirilmişti.

Barış Pınarı Harekatı son durum haritası – Aliye Siloları, anlaşma kapsamında rejime bırakıldı. – 1 Aralık 2019

24 Kasım 2019: Ayn İsa ilçesinin kuzeyindeki Ayn İsa kampı ve Sayda Köyü‘nü 23 Kasım’da kontrol altına alan Suriye Milli Ordusu askerleri, akşam saatlerinde YPG ve rejim güçlerinin saldırısı sonrası bu iki noktayı kaybetti. Barış Pınarı Harekatı’nın ilk günü Türk savaş uçaklarının çevresindeki PKK hedeflerini vurduğu Ayn İsa ilçesi, Türkiye sınırının 30 kilometre güneyindeki M4 karayolunun güvenliği açısından stratejik bir konumda yer alıyor.

Barış Pınarı Harekatı (24 Kasım 2019) – Ayn İsa kuzeyindeki iki nokta YPG tarafından ele geçirildi.

21 Kasım 2019: Milli Savunma Bakanı harekat ile ilgili son bilgileri paylaştı:

  • 145 km uzunluğunda 30 km derinlikte güvenli bölge sağlandı.
  • Uyuyan hücreler olmakla birlikte genel anlamda harekat bölgesi temizlendi.
  • Harekat bölgesinin doğu ve batısından gelen tacizleri Ruslar ve ABD’lilerle görüşüyoruz. İki ülke ile yapılan mutabakatın koşulları tam olarak sağlanmadı.
  • Harekat ne zamana kadar sürecek deniyor, en son terörist etkisiz hale getirilene kadar.

15 Kasım 2019: Barış Pınarı Harekatı’nda 9 Ekim’den bu yana TSK ile omuz omuza savaşan Suriye Milli Ordusu’ndan 224 asker şehit oldu, 692 asker yaralandı.

10 Kasım 2019: YPG’li teröristlerin Tel Abyad’ın güneyindeki Salık Atik köyünde bomba yüklü araçla düzenlediği saldırıda 8 sivil hayatını kaybetti. Teröristler, son 8 günde 3. kez bombalı saldırı gerçekleştirdi.

Barış Pınarı Harekatı son durum haritası (10 Kasım 2019) – @archicivilians

7 Kasım 2019: Harekatın 30. gününde Suriye Milli Ordusu 151 şehit verirken, 559 asker de yaralandı. Suriye son durum haritasında petrol ve doğal gaz kaynaklarını gösteren harita:

Suriye petrol ve doğal gaz haritası – 07.11.2019 – (Harita: Suriye Gündemi)

[irp posts=”20697″ name=”Suriye Son Durum Haritası (Kasım 2019)”]

3 Kasım 2019: Rejim güçleri, Resulayn’ın güneydoğusunda yer alan Tel Tamr’a çok sayıda tank ve ağır silah takviyesinde bulundu. YPG ile rejim güçlerinin başlattığı ortak saldırı ile Resulayn’ın güney doğusundaki 2 köyü ele geçirdi.

Barış Pınarı Harekatı 26. Gününde Son Durum Haritası (3 Kasım 2019) – Harita: Suriye Gündemi

Barış Pınarı Harekâtı’nın resmi açıklamalara göre son durumu;

  • 10 askerimiz şehit olurken 144 askerimiz yaralandı.
  • 900’ün üzerinde terörist etkisiz hale getirildi.
  • 4 bin 219 kilometrekare alan içindeki 558 yerleşim birimi (31 Ekim itibariyle) YPG’den ele geçirildi.
  • Suriye Milli Ordusu, 9 Ekim’den bu yana yürütülen operasyonlarda 137 şehit verirken, 508 personeli yaralandı.

31 Ekim 2019: Gün içerisinde 20’den fazla köyün YPG’den temizlendiği Suriye ile ilgili Rusya Savunma Bakanlığı bir harita yayınlandı. Moskova’nın haritasına göre Tel Abyad’ın batısında ve Resulayn’ın doğusunda Türkiye’nin kontrol ettiği alanın genişlediği gözlemlendi.

Rusya Savunma Bakanlığı’nın 31 Ekim 2019 tarihli yayınladığı Suriye son durum haritası.

30 Ekim 2019: Rus askeri polisi ve rejim güçlerinin, Resulayn kırsalının ardından şimdi de Derbesiye ve Amude’den çekildiği bildiriliyor.

Barış Pınarı Harekatı: Rus askeri polisi ve rejim birlikleri Amude ve Derbesiye’den çekiliyor. – Harita: SuriyeGundemi.com

28 Ekim 2019: Soçi mutabakatı kapsamında sınırın 30 KM derinliğine çekilmesi beklenen YPG’nin hala teröristlerini bu alanda tuttuğu bildirilmekle birlikte Tel Abyad-Resulayn arasında 40’tan fazla köy bugün TSK ve Suriye Milli Ordusu kontrolüne geçti.

26 Ekim 2019: Türk ordusu, harekat bölgesinde saldırılar düzenleyen Resulayn çevresindeki rejim ve YPG hedeflerini havadan ve karadan vurdu. Yerel kaynaklar 30’dan fazla rejim milisinin ve YPG’li teröristin öldüğünü, birçok zırhlı araç ve tankın da imha edildiğini belirtiyor.

Barış Pınarı Harekatı son durum haritası – Harita: TSKMap (26 Ekim 2019)

25 Ekim 2019: Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay: “9 gün devam eden operasyon, ABD ve Rusya ile varılan mutabakat sonucunda başarıyla sonuçlandırılmıştır”

23 Ekim 2019: Rusya Savunma Bakanlığının yayınladığı haritaya göre Esad rejimi, Barış Pınarı Harekatı bölgesinin batısında 5 doğusunda 10 olmak üzere (Türkiye sınırından 10 KM derinlikte) 15 kontrol noktası kuracak.

Rejimle doğrudan temasın olmadığını söyleyen Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Rusya ile yapılan anlaşmada yer alan Adana mutabakatını “(Rejim) istese de uygulama kapasitesi yok” ifadesiyle ‘geçersiz olduğunu’ söyledi.

Kremlin: “Kürtler Kuzey Suriye’den çekilmezse biz geri çekmek zorunda kalacağız ve kendilerini Türk ordusunun önünde bulacaklar”

22 Ekim 2019: Milli Savunma Bakanlığı, “Mevcut harekat alanımız dışında bu aşamada yeni bir harekat icra edilmesine gerek kalmamıştır, 120 saatlik sürenin sonunda ABD tarafından PKK/YPG’nin bölgeden çekilmesinin tamamlandığı bildirilmiştir.” açıklamasında bulundu.

Türkiye ile Rusya anlaşması:

Türkiye ile Rusya anlaşmasına göre 32 KM’ye kadar derinlikte YPG silahlarıyla birlikte çıkarılacak. Türkiye sınırından 10 KM derinliğe kadar Türk ve Rus askerleri ortak devriye yapacak ancak kontrolün kimde olacağı henüz belli değil.

Öte yandan Fırat’ın batısında ise Menbiç ve Tel Rıfat’taki YPG’liler de silahlarıyla birlikte çekilecek ki özellikle Tel Rıfat bölgesinden birçok kez saldırı yapılmış ve Türk askeri şehit olmuştu. Aşağıdaki kahverengi ile gösterilen bölge Esad rejiminin kontrolünde olacak. İki ülke sonrası oluşan harita:

Yeni ‘Güvenli Bölge’ haritası – Harita: TRT Haber (22 Ekim 2019)

Alternatif harita:

Türkiye ile Rusya anlaşması sonrası oluşan harita – 22 Ekim 2019 [Suriye Gündemi]
Haritada belirtilen numaralandırmalar;

1.) Menbiç ve Tel Rıfat’dan bütün YPG unsurları silahlarıyla birlikte çıkarılacaktır.

2.) Tel Abyad ve Resulayn’ı içine alan 32 KM derinliğindeki mevcut Barış Pınarı Harekatı alanındaki yerleşik statüko muhafaza edilecektir. Yani Türk askerinin 9 Ekim’den bu yana sürdürdüğü ve 5 gün ara verdiği harekat ile terörden temizlenen bölgeler tamamen Türk ordusunun kontrolünde olacak.

3.) Barış Pınarı Harekat alanı sınışlarının batısı ve doğusunda 10 KM derinlikte Kamışlı şehri hariç Türk-Rus ortak devriyeleri başlayacak.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Putin arasında yapılan Soçi Zirvesi sonrası anlaşma sağlanan mutabakatın 10 maddesi şöyle:

Yarbay Nadide Şebnem Aktop, Barış Pınarı Harekatı ile ilgili son bilgileri paylaştı:

  • PKK/YPG’li teröristler tarafından şu ana kadar 42 taciz/ihlal gerçekleştirilmiştir.
  • Bugüne kadar 7 asker şehit oldu, 90 asker de yaralandı. SMO’dan da 86 personel şehit olurken 324 personel yaralandı.
  • 775 terörist etkisiz hale getirilmiş, 2 bin 200 kilometrekarelik alan kontrol altına alındı.
  • 120 saatlik mutabakatın planlandığı gibi bugün saat 22.00’da sona ereceği ve bu sürenin uzatılmayacağı belirtildi.

21 Ekim 2019: Resmi rakamlara göre Barış Pınarı Harekatı’nda 765 terörist etkisiz hale getirildi. Bunların 111 yerleşim merkezi ile 1500 kilometrekarelik alan kontrol altına alındı. Harekatın ilk gününden bu yana;

  • 5 Türk askeri şehit oldu, 86 Türk askeri yaralandı.
  • Suriye Milli Ordusu’ndan 76 personel şehit oldu, 273 personel yaralandı.
  • YPG’nin havan ve roket saldırıları sonucu 20 vatandaş şehit oldu, 187 vatandaş yaralandı.

Milli Savunma Bakanı Akar, “Barış Pınarı Harekatı’nda 200 IŞİD militanı gözaltına alındı, 300’den fazlası da etkisiz hale getirildi.” ifadelerini kullandı.

20 Ekim 2019: Milli Savunma Bakanlığı, Resulayn’dan YPG’nin çıktığını açıkladı ve ilçe tamamen Türk ordusunun kontrolüne girdi: “Yaklaşık 55 araçlık bir konvoy Rasulayn’a giriş yapmış ve 86 araçlık bir konvoy Tel Tamir istikametinde çıkış yapmıştır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplamda 756 teröristin etkisiz hale getirildiğini açıkladı.

19 Ekim 2019:

Barış Pınarı Harekatı son durum – Harita: Suriye Gündemi (19 Ekim 2019)

18 Ekim 2019: Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın anlaşma ile ilgili yaptığı açıklamada önce çıkanlar:

  • Şu andan itibaren 120 saatlik bir süreç işliyor.
  • En batıdan en doğuya (Kobani’den Irak sınırına kadar) 444 KM’lik alan olacak.
  • Sayın Putin ile yapılacak görüşmeyi de adeta yine bu sürecin bir ayrı unsuru olarak kabul ediyorum.
  • Güvenlik güçlerimiz güvenli bölge alanını terk etmeyecek.
  • Güvenli bölgeye 1 ila 2 milyon arasında Suriyeli sığınmacının geri dönüşünü planlıyoruz.

2013’ten 2019 yılına kadar Suriye’nin kuzeyinde yaşanan değişimin haritası…

Suriye’nin kuzeyinde yaşanan değişimin haritası (2013-2014-2015-2016-2017-2018-2019) – Harita: Suriye Gündemi

 

17 Ekim 2019: ABD ile Türkiye Suriye’nin kuzeydoğusunda oluşturulmak istenen güvenli bölge konusunda 13 maddelik anlaşma sağladı.

  • İki ülkenin anlaşması kapsamında YPG 120 saat içerisinde Türkiye’nin güvenli bölge ilan ettiği bölgeden çekilecek. Bu süre zarfında 9 Ekim’de başlayan Barış Pınarı Harekatı’na ara verilecek, şayet teröristler bölgeden çekilmezse harekat kaldığı yerden devam edecek.
  • 120 saatin ardından çekilme gerçekleşirse, tamamen durdurulacak olan Barış Pınarı Harekatı sonrası ABD’nin uyguladığı ve uygulayacağı yaptırımlar tamamen kaldırılacak.
  • IŞİD karşı birlikte mücadele konusunda ortak hareket edecek olan iki ülke, IŞİD’li teröristlerin tutulduğu hapishaneler hususunda da eş güdümlü hareket edecek.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, 13 maddeden oluşan ABD-Türkiye ortak basın açıklamasını Twitter hesabından paylaştı:

ABD-Türkiye arasındaki 13 maddelik ‘anlaşma’ açıklaması
ABD-Türkiye arasındaki 13 maddelik ‘anlaşma’ açıklaması
ABD-Türkiye arasındaki 13 maddelik ‘anlaşma’ açıklaması

Resulayn: Şehrin güneyinde devam eden meskun mahal çatışmalarının ardından 7 köy YPG’den ele geçirildi.

Barış Pınarı Harekatı son durum haritası – 17.10.2019 (Harita: TSKMap)

16-17 Ekim Harita Farkları:

  • Resulayn’da meskun mahal çatışmaları devam ettiği için tam kontrolün sağlanmadığı belirtilmiş. (yukarıda)
  • İki yerleşim yeri arasında kalan boş araziler doğrudan TSK kontrolünde gösterilmiş. (yukarıda)

16 Ekim 2019: Barış Pınarı Harekatı’nın 8. günü kapsamında etkisiz hale getirilen terörist sayısı 653’e ulaşırken, tıpkı Menbiç’te olduğu gibi Aynel Arap’a da (Kobani) bugün rejim güçleri yerleşti. TSK ve Suriye Milli Ordusu, gün içerisinde 14 köyü YPG’den kurtardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Teröristler belirlediğimiz güvenli bölgeden çıksın, operasyon kendiliğinden sonlanır” dedi.

  • Resulayn: Alluk el-Şarki Hırbet Naime Aliye
Resulayn son durum haritası (Harita: Suriye Gündemi – 16 Ekim 2019)
  • Tel Abyad: Osmaniye, Mutakattile, Kandil, Tennura, El-Abo, Dimo, Tennuza, Kindaş, Katrana, Şuveyha ve el-Diyk köyleri YPG’den kurtarıldı.
Tel Abyad son durum haritası (Harita: Suriye Gündemi – 16 Ekim 2019)

15 Ekim 2019: Amerikan askerlerinin çekilmesinin ardından Esad rejimine ait birlikler ve Rus askerlerinin Menbiç kent merkezine geldiği bildirildi. Dün Rusya Genelkurmay Başkanı Gerasimov, ABD’li mevkidaşı Orgeneral Mark Milley telefon görüşmesi gerçekleştirmişti.

Barış Pınarı Harekatı son durum Haritası: Menbiç, Resulayn, Tel Abyad ve Rakka – Harita: Suriye Gündemi

YPG ile Esad rejimi arasında yapılan anlaşma kapsamında Menbiç’in kuzeyi ile Rakka’nın batısı ve Tabka rejimin kontrolüne geçti.

Rus askerli, rejim birlikleriyle birlikte Menbiç’te devriye attı.
  • Tel Abyad: Koa Şilah köyü Milli Suriye Ordusu kontrolüne geçti.
  • Resulayn: Amiriye, Leylan, Arbein, Menacir, Ceracir, Melha, Koa Şilah ve Ahras köyleri YPG’den kurtarıldı.

14 Ekim 2019: Suriye Milli Ordusu’nun Menbiç operasyonunu başlattığını duyurmasının ardından 4 köyü YPG’den ele geçirdi.

Türkiye sınırındaki Tel Abyad ve Resulayn merkezlerinde kontrol sağlanmasının ardından ilerleyişini sürdüren TSK ve Suriye Milli Ordusu (SMO), 13 köyü YPG’den ele geçirdi. Teyitli haritayı kısa bir süre sonra burada paylaşacağız.

  • Tel Abyad: Tel Abyad’ın güneyindeki Ayn İsa, Bedi, Cesim Ali, Anter, Ali Bacliye, Um İzam, Sahravat ve Doğaniye köyleri YPG’den kurtarıldı.
  • Resulayn: Resulayn’ın güneyindeki Kaşka, Heyla, Meşru el-Raid, Huveyş el-Nasır, Naim, Salihiye köyü ve bilimsel araştırmalar merkezi ile birlikte Salihiye, Libiya ve Tel Benet’te bulunan kamplar da YPG’den ele geçirildi.

13 Ekim 2019: YPG, Şam ile anlaştıklarını ve kontrollerindeki bölgeleri (sınır) rejim birliklerine teslim edeceklerini açıklarken; Suriye Milli Ordusu Sözcüsü Hamud, çok kısa bir süre sonra Milli Ordu’nun Menbiç’e gireceğini duyurdu.

18.40 itibariyle 1 ilçe, 1 belde ve 56 köy terörden temizlendi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, harekata ilişkin açıklamasında öne çıkanlar:

  • 30-35 kilometrelik derinliğe ineceğiz
  • 18 sivil, 2 Türk askeri ve 16 SMO askeri şehit oldu.
  • 109 kilometrekare alan temizlendi.
  • 24’ü teslim olan toplam 490 terörist etkisiz hale getirildi.
  • Türkiye’ye 652 havan/roket saldırısı oldu.

100 saat önce başlayan Barış Pınarı Harekatı kapsamında etkisiz hale getirilen terörist sayısı 525 oldu.

ABD Savunma Bakanı Esper, Trump’ın ABD askerlerini Suriye’nin kuzeyinden çekme emri verdiğini açıkladı. Karar, 1000 kadar askeri bağlarken, askerler ülkenin güneyine kaydırılacak, ülkeden tamamen çıkmayacak.

  • Tel Abyad: Resulayn’ın temizlenmesinin üzerinden 26 saat geçmişti ki Tel Abyad da YPG’den kurtarıldı.
Tel Abyad’da son durum haritası (13 Ekim 2019) – Harita: Suriye Gündemi
  • Resulayn: 9 köy YPG’den kurtarıldı.
Resulayn son durum haritası | Harita: Suriye Gündemi

Gelişmeleri Stratejik Ortak Twitter sayfasından takip edebilirsiniz.

12 Ekim 2019: Etkisiz hale getirilen terörist sayısı 459’a ulaştı.

Resulayn şehir merkezi YPG’den alınırken, Tel Abyad’da 4 köy YPG’den kurtarıldı. Yaklaşık 30 KM derinlikte olan M4 otoyolu, Milli Suriye Ordusu askerleri tarafından kesildi. Yolun YPG’nin en önemli ikmal hattı olduğu biliniyor.

  • Tel Abyad: Tel Abyad’da bugün Daba, Dadat, Saidah ve Doraliye köyleri YPG’den kurtarıldı.
Tel Abyad’da 4 köy YPG’den alındı. – Harita: Suriye Gündemi

(12.15) Harekatın 4. gününde Milli Savunma Bakanlığından yapılan açıklamaya göre Barış Pınarı Harekatının ilk hedef bölgelerinden olan Resulayn Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından kontrol altına alındı. Resulayn’ın terör örgütünden temizlenmesinden ardından Barış Pınarı Harekatı son durum haritası şöyle;

Resulayn’ın alınması ve M4 otoyolunun kontrol edilmesiyle oluşan Resulayn son durum haritası – Harita: Suriye Gündemi
  • Resulayn: Şehir merkezi, şehir merkezinin güneyi ve Türkiye sınırı kontrol altına alındı.
barış pınarı harekatı son durum haritası
Barış Pınarı Harekatı Son Durum Haritası – Resulayn

[irp posts=”20697″ name=”Suriye Son Durum Haritası (Ekim 2019)”]

11 Ekim 2019 (23.58): Harekatın 3. gününde ilk 56 saat itibariyle;

Bugün Resulayn’da 2, Tel Abyad’da bir köy YPG’den temizlenirken toplam 14 köy YPG’den kurtarıldı. (AA)

  • Resulayn: 4 köy
  • Tel Abyad: 10 köy

Etkisiz hale getirilen terörist sayısı 399 oldu.

İkisi Fırat Kalkanı bölgesinde olmak üzere 5 askerimiz şehadete ulaştı.

YPG’nin havan ve roket saldırıları sonucu Suruç, Nusaybin ve Akçakale’de 17 sivil şehit oldu.

Barış Pınarı Harekatı son durum haritası (11 Ekim 2019) – Harita: Suriye Gündemi

Harekat öncesi YPG’ye yapılan angajman ve lojistik ağının haritası.

Harekat öncesi YPG’ye yapılan angajman ve lojistik ağının haritası | Harita: Suriye Gündemi

Resulayn: Asfar Neccar, Tel Halef, Kişto ve Aşağı Kişto köyleri YPG’den kurtarıldı.

Resulayn son durum haritası | Harita: Suriye Gündemi

Tel Abyad: Halave, El Yabse, Tel Fander, Müşeyrfe, Dedat, Bir Aşık, Hamidiye, Berzan, Cüdeyde ve Gısas köyleri YPG’den kurtarıldı.

Tel Abyad son durum haritası | Harita: Suriye Gündemi
  • Gazeteci Levent Kemal’e göre Tel Abyad’ın doğu ve batısından ilerleyen TSK ve Milli Ordu, doğrudan şehir savaşına girmeyerek sınır hattındaki beldeleri ‘izole’ edecek.
Tel Abyad son durum haritasi (Harita: @leventkemaI)
Tel Abyad son durum haritası – Harita: Suriye Gündemi

10 Ekim 2019 – Saat 20:15 Harekat kapsamında Rasulayn’daki bir sığınağa düzenlenen hava harekâtında 19 PKK/PYD-YPG’li terörist etkisiz hale getirildi.

  • Etkisiz hale getirilen toplam terörist sayısı 174 oldu.

Saat 19:00 Barış Pınarı Harekatı kapsamında terör örgütünden temizlenen köy sayısı 11’e yükseldi.

İlk 24 Saatte Barış Pınarı Harekatı Son Durum Haritası ve Saha Bilgisi

barış pınarı harekatı haritası
Barış Pınarı Harekatı Son Durum Haritası ve Saha Bilgisi
  • Hava harekatları ve çatışmalar neticesinde 150+ terörist etkisiz hale getirildi.
  • Terör örgütü PYD/PKK’ya ait toplam 181+ hedef ateş altına alındı.
  • Terör örgütünün Akçakale’ye düzenlediği havan saldırılarında 1’i bebek 3 vatandaşımız şehit oldu.
  • İlk aşamada Fırat’ın doğusunda yer alan Rasulayn, Tel Abyad, Kamışlı ve Haseke bölgeleri, Türk Hava Kuvvetleri ve topçu atışları ile yoğun ateş altına alındı.
  • 10 Ekim 2019 saat 17:00 itibariyle Barış Pınarı Harekatı son durum haritası ve saha raporu ise şöyle; Tel Abyad-Resulayn arasındaki Tel Erkam köyüne yakın bağlantı yolunu kontrol altına aldı. Saat 10:00 itibariyle Tel Abyad ve Resulayn bağlantısı kesildi. Tabatin ve Meşrefe köyleri alındı. Tel Abyad doğusu Havi ve Bir Aşık köyleri alındı. El-Kasto köyü ve Tel Halaf köyü ele geçirildi. Rasulayn’ın batısındaki Kashtu Tahtani köyü PKK’dan alındı.  Böylece Barış Pınarı Harekatı’nın ilk 24 saatinde 8 köy terör örgütünden temizlenmiş oldu.

Barış Pınarı Harekatı Diplomasisinde Bugün

14:04 Harekatın ilk 21 saatinde 109 teröristin öldürüldüğü açıklanırken, teröristlerin havan saldırısı sonucu 17 vatandaşımızın yaralandığı bildirildi.

13.00: Yerel kaynaklardan gelen bilgilere göre Tel Abyad ve Resulayn’da son durum haritası.

  • Resulayn: Resulayn’da 2 köy YPG’den alındı.
barış pınarı harekatı son durum haritası
Barış Pınarı Harekatı: Resulayn’da son durum haritası (10 Ekim 2019) – Harita: Suriye Gündemi
  • Tel Abyad: El Yabse ve Tel Fander köyleri de terörden temizlendi. Rejim kaynaklarından alınan rapolara göre Tel Abyad’ın giriş ve çıkış yollarının İHA’lar tarafından kontrol edildiği ve desteğe gelen YPG araçlarının vurulduğu bildiriliyor.
barış pınarı harekatı son durum haritası
Barış Pınarı Harekatı: Tel Abyad’da son durum haritası (10 Ekim 2019) – Harita: Suriye Gündemi
barış pınarı harekatı son durum haritası
Barış Pınarı Harekatı: Tel Abyad’da son durum haritası (10 Ekim 2019) – Harita: Suriye Gündemi

Türk Silahlı Kuvvetleri, harekat kapsamında, hava ve kara unsurlarıyla birlikte şu ana kadar toplam 181 terör hedefini vurduğunu duyurdu. [MSB]

  • Akçakale’nin karşısındaki Tel Abyad’da 7 kilometre derinliğe inildiği belirtiliyor.

00.04: YPG’nin sınırda bulunan ilçelere yaptığı saldırıların bilançosu:

barış pınarı harekatı son durum

[irp posts=”20697″ name=”Suriye Son Durum Haritası (Ekim 2019)”]

9 Ekim: Harekatın başladığı ilk bir saat içerisinde Rasulayn’daki iki ayrı bölge, Tel Abyad ve Ayn İsa, Türk savaş uçakları ve topçuları tarafından vuruldu.

21.30: Terör örgütüne yönelik Barış Pınarı Harekatı’nın başlamasıyla birlikte terör destekçileri algı yönetimi operasyonlarına başladı. Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından imha edilen terör mevzileri ve mühimmat depoları, terör destekçileri tarafından sivil yerleşim olarak lanse ediliyor. Rasulayn bölgesinde vurulan terör mevzileri:

barış pınarı harekatı son durum haritası

21.00: Ayn el Arap (Kobani) bölgesi Türk silahlı Kuvvetleri tarafından yoğun ateş altına alındı. Ayn el Arap’ta yer alan Miştenur Tepesi başta olmak üzere bölge yoğun top ateşi altında.

barış pınarı harekatı son durum

Barış Pınarı Harekatı Son Durum

20.40: Türk Silahlı Kuvvetlerine ait tanklar Tel Abyad bölgesine giriş yaptı. Böylece hava harekatları ve topçu atışları ile yumuşatılan bölgeye kara harekatı başlamış oldu.

20.27: Kamışlı’da YPG’nin özel kuvvetleri HAT’a ait bina vuruldu.

Fransa Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada Barış Pınarı Harekatı’na karşı askeri operasyon dahil her türlü seçeneğin masada olduğu ve konuya ilişkin Avrupa’lı devletlerle görüşüldüğü bildirildi. Avrupa Birliği’nden ise “operasyonu durdurun” çağrısı yapılmak istendi. Ancak AB’nin, Türkiye’nin operasyon nedeniyle kınanmasına yönelik ortak açıklaması, Macaristan tarafından veto edildi.

Yunanistan’da iktidar partisi Yeni Demokrasinin Atina Milletvekili olan Uluslararası Hukuk Uzmanı Angelos Syrigos: “Fransa Suriye’de YPG yanında savaşa dahil olursa biz de bu koalisyonun içinde olabiliriz.” açıklamasında bulundu.

Kamışlı merkeze yapılan top atışları ile vurulan PYD/PKK mevzisinin, terör örgütünün özel kuvvet merkezlerinden biri olduğu iddia edildi.

Harekatın İlk İki Saatinde Yaşananlar

Hava harekatı ve topçu atışları ile başlayan Barış Pınarı Harekatı’nda öncelikli olarak PYD/PKK terör örgütüne ait mühimmat depoları hedef alındı. TSK tarafında topçu atışı ile Rasulayn’daki Silolar, Mahatta mahallesi ve Molla Derviş caddesi üzerinde yer alan terör mevzileri imha edildi.  

Barış Pınarı Harekatı kapsamında öncelikli olarak ateş altına alınan bölgelerden biri de Akçakale’nin karşısında yer alan Tel Abyad bölgesi. Türk Hava Kuvvetleri tarafından ve topçu birlikleri tarafından Tel Abyad ve Rakka’nın kuzeyinde yer alan Ayn İsa bölgeleri yoğun ateş altına alındı. Haseke kırsalı ve Tel Abyad bölgesindeki Badiva Köyü TSK tarafından başarıyla vuruldu. PYD/PKK terör örgütü, Türk insansız hava araçları ile savaş uçaklarının görüş alanını engellemek için sokaklarda ateş yakmaya başladı.

Tel Abyad, Ayn İsa ve Rasulayn bölgelerinin ateş altına alınmasıyla başlayan Barış Pınarı Harekatı sebebiyle PYD/PKK, ABD ve Koalisyon’un Suriye’nin kuzeyini “uçuşa yasak bölge” ilan etmesini istedi.

Hava harekatı ve topçu atışları ile bölge yumuşatıldıktan sonra kara harekatının başlaması bekleniyor. Buna ilişkin olarak hava harekatlarının akabinde TSK, Rasulayn bölgesinde sınır hattındaki beton blokları kaldırmaya başladı.

İlk Bilgilere Göre Barış Pınarı Harekatı Kapsamında Vurulan Bölgeler

Barış Pınarı Harekatı haritası üzerinde görüleceği üzere hava akınları ve topçu atışları ile Fırat’ın doğusunda hem sınır hattında hem de iç bölgelerde birçok terör hedefi imha edildi. İlk bilgilere göre hava akınları ve topçu atışları ile Barış Pınarı Harekatı’nda vurulan yerler şöyle;

  • Tel Abyad (Akçakale’nin karşısı)
  • Rasulayn (Ceylanpınar’ın karşısı)
  • Ayn İsa’nın batısı (Rakka’nın Kuzeyi)
  • Ayn İsa’da bir PYD/PKK konvoyu
  • Haseke/Derbesiye
  • Tel Abyad’da yer alan Badiva Köyü
  • Rakka’nın kuzeyinde yer alan Nastel Köyü
  • Kamışlı (Nusaybin’in karşısı)

Barış Pınarı Harekatı kapsamında Ayn İsa bölgesine düzenlenen hava harekatında ilk belirlemelere 6 PYD/PKK’lı terörist etkisiz hale getirildi.

barış pınarı harekatı son durum haritası
Barış Pınarı Harekatı Son Durum Haritası – Vurulan Yerler

Barış Pınarı Harekatı’nın Diplomatik Yansımaları

Milli Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre ABD, Rusya Federasyonu, İngiltere, Almanya, Fransa ve İtalya ile NATO ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterlikleri saat 14:00’ten itibaren Barış Pınarı Harekatı’na ilişkin bilgilendirildi.

Sahada bu gelişmeler yaşanırken ABD Büyükelçisi, Barış Pınarı Harekatı’na ilişkin olarak Dışişleri Bakanlığı’na çağrıldı.

Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Hami Aksoy, “BM Güvenlik Konseyi üyeleri Barış Pınarı Harekatı’yla ilgili olarak bilgilendirilmek amacıyla Bakanlığımıza çağrılmaktadır.” açıklamasında bulundu.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’dan ise SDG’ye bir destek açıklaması geldi. Macron, terör örgütü YPG’nin çatı örgütünü oluşturduğu SDG’nin sözcüsü İlham Ahmed ile Elysee Sarayı’nda görüştü ve Paris’in SDG’ye IŞİD ile mücadelede verdiği desteği yineledi.

Barış Pınarı Harekatına ilişkin Almanya ve Fransa’dan kınama haberleri geldi. Fransa, Türkiye’nin harekatını çok güçlü bir şekilde kınadığını ve olayı İngiltere ile birlikte Birleşmiş Milletlere taşıyacağını bildirdi.

Türk Yahudi Topluluğu ise, Barış Pınarı Harekatına destek vererek “Devletimizin ve şanlı ordumuzun terörle olan mücadelesinde başarılar diliyoruz” ifadelerini kullandı.

barış pınarı harekatı son durum haritası
Barış Pınarı Harekatı’nın ilk bir saatinde vurulan bölgelerin haritası [Suriye Gündemi]
barış pınarı harekatı vurulan yerler
PYD/PKK terör örgütü, Türk insansız hava araçları ile savaş uçaklarının görüş alanını engellemek için sokaklarda ateş yakmaya başladı.
  • Barış Pınarı Harekatı için yarın sabah namazında yurt genelindeki bütün camilerde Fetih Suresi okunacağı duyuruldu.

Milli Ordu, Fırat’ın doğusuna harekatına karadan dahil olmaya başladıklarını duyurdu.

barış pınarı harekatı son durum

16.10: – Cumhuriyet tarihinin en büyük harekatı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Twitter üzerinden 16:10’da paylaştığı “Türk Silahlı Kuvvetleri’miz Suriye Milli Ordusu’yla birlikte Suriye’nin kuzeyinde PKK/YPG ve Deaş terör örgütlerine karşı #BarışPınarıHarekatı‘nı başlatmıştır. Amacımız güney sınırımızda oluşturulmaya çalışılan terör koridorunu yok etmek ve bölgeye barış ve huzuru getirmektir.” tweetiyle harekat resmen başladı.

-Türk topçuları sınır hattındaki Resulayn’ı bombalamaya başladı.

SDG, ABD’yi “Uçuşa yasak bölge” ilan etmeye çağırarak uluslararası toplumdan yardım istedi.

Türk savaş uçakları, Rakka’nın kuzeyindeki Ayn İsa’yı bombaladı.

Gün içerisinde harekatın başladığı duyurulmadan önce yaşananlar:

  • 14 bin ÖSO askeri ağır silahlarıyla birlikte Türkiye’ye doğru yola çıktı.
  • TSK, Akçakale sınırına tank ve ZPT’ler dahil 150 araçtan büyük bir konvoy gönderdi.
  • Reuters’a konuşan Türk yetkililer, sınırdaki beton blokların kaldırıldığını söyledi.
  • Karkamış’tan Cizre sınırına kadar, 5 KM derinlikteki tüm alanlar “Özel Güvenlik Bölgesi” ilan edildi.

Harekat kapsamında ilk olarak belirlenen güvenli bölge alanı şöyle:

barış pınarı harekatı son durum haritası

[irp posts=”20647″ name=”Fırat’ın Doğusuna Yapılacak Operasyon Öncesi Gelişmeler”]

Fırat’ın Doğusu’nun Demografik Haritası

Suriye’de Fırat Nehri’nin doğusunda yaşayan Arap popülasyonunun Türkiye sınırı ve güneyindeki dağılımını gösteren harita “Arapların neredeyse olmadığı bölge” olarak renklendirilen alanlarda Kürt nüfusun fazla olduğu biliniyor.

Suriye’de Fırat’ın doğusunun demografik haritası – Harita: Suriye Gündemi

Suriye’deki Petrol Yataklarının Haritası

Suriye, kanıtlanmış 2.5 milyar varil petrol ve 240 milyar m³ doğalgaz rezervine sahiptir. İç savaştan önce ülke yılda 3 milyar dolarlık petrol ihraç etmekteydi.

Suriye petrol ve doğal az yataklarının haritası – Harita: MEPA News

Milli Ordu’nun (Ceyşül Vatani) Asker Sayısı

Fırat Kalkanı’ndaki operasyonlara katılan Milli Ordu’nun, Zeytin Dalı Harekatı’ndan 21 gün önce (30 Aralık 2017’de) kurulduğu duyuruldu. 3 kolordudan oluşan Milli Ordu, ilk etapta 22 bin askere sahipti. 1. Kolordu tamamen Türkiye’de eğitim alan askerlerden oluşurken, 2. ve 3. Kolordu farklı 30 gruptan oluşuyor. Geçtiğimiz günlerde İdlib çevresinde mücadele eden ve birçok muhalif gruptan oluşan Ulusal Kurtuluş Cephesi (UKC) ve Reuters’a göre 35 bin savaşçıdan oluşan Suriye Ulusal Ordusu, Milli Ordu (Ceyşül Vatani) adı altında birleşti.

  • Ulusal Kurtuluş Cephesi (UKC), Lazkiye, İdlib ve Hama’da faaliyet gösteriyordu. Yaklaşık 50 bin milis gücüne sahip olduğu düşünülüyor.
  • Suriye Ulusal Ordusu, Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekatı bölgelerindeki operasyonlara katıldı. Ayrıca Türkiye’nin destekleriyle kurulan ve birçok askerin eğitiminin Türk askerleri tarafından verildiği Suriye Ulusal Ordusu, Reuters’a göre 35 bin askerden oluşuyor.

Asker sayılarıyla ilgili birçok kaynakta farklı bilgiler yer alsa da UKC ve Ulusal Ordu’nun birleşmesiyle oluşan Milli Ordu’nun (Ceyşül Vatani) Sözcüsü Yusuf Hammud’un paylaştığı güncel verilere göre; birleşme sonucunda 100 bin kişilik düzenli ordu sistemine geçildi.

Barış Pınarı Harekatı’na Katılan Birlikler

Görsel: Suriye Gündemi

Suriye Geçici Hükümeti Başbakanı: Abdurrahman Mustafa

Savunma Bakanı Genelkurmay Başkanı: Selim İdris

Abdurrahman Mustafa (soldan üç) Selim İdris (soldan dört)

[irp posts=”20428″ name=”‘Barış Koridoru’ Planı: ABD ve Türkiye’ye Göre Güvenli Bölge Haritası”]

İtalyan Polisi Yeni Nazi Partisini Ortaya Çıktı

İtalyan polisi, uzun süredir takip ettiği, Nazi partisi kurma hazırlığındaki bir gruba yönelik ülke çapında bir operasyon düzenledi. 16 şehirde 19 haneye eş zamanlı olarak düzenlenen baskında dev silah depolarıyla birlikte birçok silah ve faşizm yanlısı materyallere ulaşıldı. Polis ekipleri, Nazi taraftarlarının kendileri gibi antisemik ve homofobik kişilerle birlikte büyük bir grup oluşturmadan etkisiz hale getirdiklerini duyurdu.

Adı “Nasyonal Sosyalist İtalyan İşçi Partisi” olduğu öğrenilen, kuruluş aşamasında dağıtıldığı belirtilen grubun ne kadar üyesi olduğu veya gözaltına alınan kişi sayısı hakkında açıklama yapılmadı. Operasyonda çok sayıda Adolf Hitler portreleri, gamalı haçlar, Nazilere ait birçok eşya ve silaha el konuldu.

Oluşumun Fransa, İngiltere ve Portekiz’deki Nazi taraftarı gruplarla da bağlantı halinde olduğu ortaya çıktı.

Temmuz ayında İtalyan polisi aşırı sağcılara ait havadan havaya füzelerin de bulunduğu dev bir silah deposu bulmuştu.

İtalyan polisi, ırkçılara yönelik düzenlediği operasyonda havadan havaya füze ele geçirmişti.

İtalya’da Musolini döneminin ardından “faşizmin savunulması ve “faşist siyasi parti kurmak” ağır suç olarak kabul ediliyor.

Nasyonal Sosyalizm Nedir?

Milliyetçilik fikrinin temel prensiplerini benimseyen, sosyalizmin ‘ulusal sınırlar içerisinde’ olduğu sürece kabul edilebileceği Fransız teorisyen Maurice Barres’in ortaya attığı bir doktrin. Avrupa’da Adolf Hitler’in “kolektif çalışan bir milliyetçilik sistemi” şeklinde yorumladığı nasyonal sosyalizm, etnik milliyetçilik ile sosyalizmi birleştiren, ırkçı ve anti-kapitalist bir dünya görüşü sunuyor. Avrupa’da İkinci Dünya Savaşı sonrası etkilerinin kaldığı, çoğu ülkede yasaklanan bu ideoloji, son zamanlarda Avrupa’nın birçok ülkesinde tekrar revaçta.

İtalyan polisinin baskınında basına servis ettiği görüntüler:

İspanya’da Basklar da Katalanlar Gibi Bağımsızlık Kararı Aldı

İspanya’nın özerk bölgesi Bask’ta parlamento Katalonya’da olduğu gibi bağımsızlık yanlısı bir karar aldı. İktidardaki Bask Milliyetçi Partisi (PNV) ve bölgedeki ikinci en büyük parti olan Eh Bildu koalisyonunun oylarıyla bölgenin “kendi geleceğine karar verme hakkı” olduğu savunuldu.

Kararda yer alan detaylar:

  • Merkezi Madrid hükümeti ile ilişkiler bundan sonra “eşitlik, iki taraflılık ve anlaşmaya” dayalı olacak.
  • “Kendi geleceğine karar verme hakkı”nın altı çizilerek bu haktan vazgeçilmeyecek.
  • Terör örgütü ETA mahkumları, Bask bölgesindeki cezaevlerine nakledilmeli.
  • Ağır hasta olan mahkumlar serbest bırakılmalı.

İspanya’da Katalonya ve Bas bölgeleri, yıllardır bağımsız mücadelesi veriyor. Katalonya mücadelesini siyasi olarak sürdürürken, Bask bölgesinde mücadele ETA’nın silahlı mücadelesiyle devam ediyordu.

Bask ve Katalonya bölgelerinin İspanya haritasındaki konumu.

Katalonya’daki Bağımsızlık Girişimine Baskların Tepkisi Ne Olmuştu?

Katalonya’nın 27 Ekim 2017’de ilan ettiği tek taraflı bağımsızlık kararı, Bask parlamentosu tarafından tanınmamıştı. Yerel parlamentodaki EH Bildu partisinin milletvekilleri karara ‘evet’, Bask Milliyetçi Partisi (PNV) ‘çekimser’, muhalefetteki partiler ise ‘hayır’ oyu kullanmıştı. Ancak İspanya merkezi hükümetinin Katalonya’daki bağımsızlık girişimlerini engellemek için anayasanın 155. maddesini uygulaması eleştirildi.

155. Madde, özerk bölgelerin merkezi hükümet tarafından askıya alınmasını içeriyor.

Konuyla ilgili Bask parlamentosunun önerisinde “Katalonya’nın demokratik ve barışçıl şekilde kendi geleceğine karar verme hakkı sadece Katalan halkında ve onun meşru kurumlarındadır” ifadeleri yer aldı.

Bask bölgesi 2005’te Katalonya gibi başvuruda bulunmuş, fakat İspanyol Parlamentosu tarafından reddedilmişti.

Katalonya’daki bağımsızlık yanlıları, İspanya genelindeki bağımsızlık arayışındaki tüm halkların bayraklarını gösterilerinde kullanıyor.

2018’de küçük bir bağımsızlık referandumu yapıldı

2018’de Bask bölgesinin en büyük 3 kentinden biri olan San Sebastian ile 4 küçük yerleşim yerinde bağımsızlık yanlısı bir halk oylaması yapıldı. Herhangi bir meşruiyeti olmayan halk oylamasına katılım sadece yüzde 12,46 olurken, oldukça düşük katılım sonucunda yüzde 97’den fazla “evet” çıktı.

Bask bölgesi bağımsızlık istiyor mu?

2018 9-26 Mayıs tarihlerinde Bask Üniversitesi tarafından yapılan bir ankette, Bask bölgesinin bağımsızlığını isteyenlerin oranının yüzde 9’a kadar düştüğü, özerklik haklarının genişletilmesi isteyenlerin oranını da yüzde 28 olduğu sonucu çıkmıştı.

Kaynak: StratejikOrtak.com