Tanzimat ve Ermeniler: Tanzimat’ın İstanbul’un Ermeni Seçkinleri Üzerindeki Etkileri

535

19. yüzyıl Osmanlı İmparatorluğu’nda gerçekleşen büyük reformlar akademide geniş çapta incelenmiştir, ancak bu yüzyılın hak ettiği ölçüde keşfedilmemiş bazı yönleri vardır. Tanzimat döneminin Osmanlı İmparatorluğu’ndaki Hıristiyan azınlıklar üzerindeki genel etkileri hakkında çok şey yazıldı, ancak bu çalışmalar, imparatorluğun tamamındaki tüm toplulukları incelenerek, makro ölçekte yürütülmüştür. Ancak, sadece belirli bölge ve/veya şehirlerin azınlık topluluklarına odaklanan araştırmalar da vardır, örneğin bu araştırma belirli bir şehrin (İstanbul) belirli bir topluluğunun (Ermeniler) belirli bir sınıfını (elitlerini) incelemeye çalışacaktır.

Tanzimat politikalarını benimseyen İstanbul’daki Ermeni elitleri hakkında literatürün ne yazık ki kıt olduğunu söylemek üzücü. Bu (vaka) çalışmada, Tanzimat döneminin başlangıcında ortaya çıkan tanzimat politikalarının İstanbul’un seçkin Ermenileri üzerindeki etkileri üzerinde durulacaktır. Tanzimat’ın İstanbul’un Ermeni seçkinleri üzerinde ne gibi etkileri oldu? Tanzimat dönemi Osmanlı İmparatorluğu’ndaki tüm azınlıklara yönelik olsa da, bu araştırma ağırlıklı olarak İstanbul’daki Ermeni seçkinlerine odaklanacaktır. Öncelikle Tanzimat’ı tanıtmak önemlidir. Ardından, Tanzimat öncesi Ermeni elitinin yapısı ve sonrasında Tanzimat döneminde dinamiklerin nasıl değiştiği üzerinde durulacaktır. Son olarak, bir yanda muhafazakar Amira ve din adamları, diğer yanda seküler ve genç Ermeniler olmak üzere İstanbul’daki Ermeni seçkinleri içindeki bölünmeler tartışılacaktır.

Tanzimat

Osmanlı İmparatorluğu’nun yöneticileri, eski imparatorluğun yaklaşan çöküşünü kontrol etme konusundaki muazzam sorumlulukları nedeniyle olaylarla dolu bir 19. yüzyıla katlandılar. Bu görev, Osmanlı politika yapıcılarını önce imparatorluğu Avrupa standartlarına göre Batılılaştırmaya, nihayetinde Avrupalı ​​güçlerin doğrudan politik ve ekonomik etkisini reddetmeye ve bunun yerine imparatorluk içinde yeni bir güç ekseni bulmaya yöneltti. Reformların ilk aşaması, 1839’dan 1876’ya kadar süren Tanzimat dönemidir.

Tanzimat dönemi, yalnızca büyük ideolojik değişimleri nedeniyle değil, yani geniş ayrıcalıklara sahip yalıtılmış etnik ve dini topluluklardan oluşan bir imparatorluktan, her bireyin bir ‘Osmanlı’ vatandaşı olarak kabul edildiği bir (proto) ön-ulus devlete dönüşmesi nedeniyle değil, aynı zamanda Osmanlı devlet yapısındaki değişiklikler nedeniyle de çok önemli bir dönemdir. Daha da önemli bir mesele, Osmanlı politika belirleyicilerinin, imparatorluk halkının etnik, kültürel ve dini kökenleri ne olursa olsun bu yeni sisteme rahatça entegre olacağı beklentisiydi.

Daha milliyetçi ve vatansever bir imparatorluk yaratacak yeni bir Osmanlı kimliği yaratma girişimleri nedeniyle, imparatorluktaki pek çok azınlık etnik grup kendini devlete yabancılaşmış hissetmeye başladı. Azınlık grupları daha önceleri, her bir dini cemaatin dinini, kültürel geleneklerini ve yerel yönetim sistemlerini sınırlı bir yasal özerklik biçiminde sürdürmesine izin veren bir düzenleme olan Millet sistemi aracılığıyla merkezi Osmanlı hükümetinden görece özgürdü.[1]

Bununla birlikte, yeni Tanzimat hareketi altında, Osmanlı politika belirleyicileri, daha önce göreceli özerk olan bu azınlıkları  bir “Osmanlı” kimliği altında bütünleşmeye zorlamaya çalıştılar. Bu, Osmanlı ideologları tarafından dini, etnik veya ulusal kimlikleri ne olursa olsun İmparatorluğun tüm tebaasını kapsayacak bir kimlik yaratmayı umdukları Osmanlıcılık olarak teorize edildi.[2]

 

Tanzimat döneminin 1839’daki ilk aşaması, daha çok can, namus ve mülkiyetin korunması ilgili olduğu için, sosyal değişim açısından önemli ölçüde yetersizdi. 1856’daki Islahat Fermanı ile birlikteyse, öncelikli olarak, gayrimüslimlerin Osmanlı vatandaşlığına entegrasyonu olmuştur. Bu amaçla, Islahat Fermanı, gayrimüslimlere Osmanlı devletinin vatandaşları olarak eşitlik vaat ederken, aynı zamanda dini cemaatler olarak ayrıcalıklarının devam etmesini de garanti ediyordu. Islahat Fermanı, ilk olarak, zorunlu askerlik ilkesi ve gayrimüslimlerin devlet bürokrasisine dahil edilmesi de dahil olmak üzere, Müslümanlarla gayrimüslimleri eşit ilan etti. İkinci olarak, 1853 fermanında belirtildiği şekliyle gayrimüslim dini otoritelere tanınan imtiyazlar yeniden onaylanmıştır.[3]

İstanbul’daki Ermeni Cemaati İçindeki Sosyal ve Ekonomik Sınıflardaki Değişiklikler

19. yüzyıl boyunca İstanbul’daki Ermeni cemaati, Osmanlı İmparatorluğu genelinde Ermenilerin ekonomik, siyasi ve kültürel merkezi haline gelmiştir. 19. yüzyılın başında İstanbul’da yaklaşık 150.000 Ermeni yaşıyordu. 1844’te sayı yaklaşık 222.000’e ulaştı. Yüzyılın ikinci yarısında ise bu sayı 250.000 ile 300.000 arasına çıktı.[4] İstanbul’daki Ermeni nüfusunun artması, kentleşme olgusunun ve İstanbul’un önemli bir iş merkezi olarak ortaya çıkışının göstergesidir.

Ermenilerin yaşam tarzının kendine özgü özellikleri vardı ve onların kültürel ve eğitim işleri esas olarak seçkin seküler çevrelerin yardım ettiği din adamları tarafından yürütülüyordu. Osmanlı İmparatorluğu’ndaki Ermeni toplulukları, 1860 yılına kadar, halkın neredeyse hiç temsil edilmediği İstanbul Patrikhanesi tarafından yönetildi.[5]

İstanbul aynı zamanda varlıklı Ermeni Amira sınıfına da ev sahipliği yapıyordu.[6] İstanbul’daki Amira patrikhaneyi dolaylı olarak kontrol ediyordu, ancak bu Ermeni İstanbullular kendilerini imparatorluğun taşralarında kalan Ermeni nüfusunun refahından sorumlu görmediler ve bu yüzyılın büyük bir bölümünde böyle hissetmeye devam edeceklerdi.[7] İstanbul’un zengin Ermenileri – Amira sınıfı – 200’den az kişiden oluşan baskın ama son derece küçük bir sınıf oluşturuyordu.

İstanbul’daki Ermenilerin çoğunluğu tüccar, lonca ve işçi sınıfına mensuptu, ancak Ermeni cemaati açısından orantısız bir şekilde güçten yoksundu.[8] İstanbul Amira’sı ya imparatorluk/saray mimarları gibi yüksek rütbeli bürokratlardan/teknisyenlerden ya da daha sıklıkla zengin tüccar ve bankacılardan oluşuyordu. Amira içindeki Ermeni tüccarlar çoğunlukla saray ve ordunun tedarikçisiydi.

Amira’nın Ermeni bankacılarının vergi sisteminin (iltizam) sürdürülmesindeki rolü, müzayedede en yüksek teklifi veren olarak belirli bir bölgede (multezim) vergi toplama hakkını kazananlara borç para verdikleri için özellikle çok önemliydi.[9] Bununla birlikte, ekonomik etkilerinin siyasi güce dönüşmemesi nedeniyle Amira’nın konumunun oldukça kırılgan olduğunu da eklemek gerekir.

Ermeni bankacılar, hizmet ettikleri mültezimlerin gözünden sık sık düştüler ve hatta bazı Amira üyeleri, Osmanlı yetkililerine hizmet etmede birkaç başarısızlıktan sonra idam edildi. Aksine, Amira zenginlikleri, hükümet çevreleriyle bağları, hayır faaliyetleri ve İstanbul Ermeni cemaatinin kültürel canlanmasındaki rolleri nedeniyle İstanbul Ermeni toplumu içinde oldukça prestijli ve güçlüydü.

Amira’nın gücü, 19. yüzyılın ikinci yarısında Tanzimat döneminde çeşitli nedenlerle azalmaya başlamıştır. Birincisi, Tanzimat döneminin bir sonucu olarak, diğer Osmanlı bankacıları/sarrafları gibi Ermeni sarraflar, Tanzimat Fermanı ile tarım vergisinin (iltizam) kaldırılması nedeniyle büyük bir darbe almıştır. Osmanlı İmparatorluğu’ndaki bazı siyasi dönüşümler nedeniyle, hem İstanbul’daki Ermeni cemaati içindeki güç dinamiklerindeki değişiklikler hem de Tanzimat reformlarının etkisi nedeniyle, Ermeni Amira sınıfı, 19. yüzyılın ikinci yarısında önemli ölçüde geriledi.

İstanbul’daki Amira’lar böylelikle İstanbul Ermeni orta sınıfının temsil ettiği Ermeni esnafı, Ermeni tüccarlar ve yeni yükselişteki Ermeni burjuvazisi tarafından yerlerinden edildiler. İkincisi, Amira’lar, okumak için Avrupa’ya giden seküler Ermeni gençleri tarafından tasviye edilmişlerdir. Avrupa’da eğitim görmüş Ermeni gençlerinin 1840’lere doğru İstanbul’a geri dönüp, İstanbul’da değişim yaratma arzusuyla seküler ve devrimci bir Ermeni grubu ortaya çıktı ve bu grup genç Ermeniler, Amira sınıfının güç kaybetmesindeki ikinci büyük nedeni olmuştur.[10]

İstanbul’daki Ermeni Elitindeki Kutuplaşma

1840 ile 1850 arasındaki on yıl boyunca, altmıştan fazla Ermeni genci, Fransız üniversitelerinde eğitim görmüş ve İstanbul’a dönmüştür.[11] Fransız başkentinde, yalnızca Avrupa liberal ve ilerici ideolojilerine aşina olmakla kalmamış, aynı zamanda demokratik siyasi sistemin işleyişini büyük bir ilgiyle gözlemlemişlerdi. Çevredeki Ermeni cemaatinin durumu hakkında çok endişeliydiler. Amira sınıfı ile karşılaştırıldığında, bu seküler genç Ermeniler taşradaki Ermenilerin sesini yükseltmek için harekete geçtiler.

Bu devrimci genç entelektüellerin yanı sıra, İstanbul’da çoğu yazar ve/veya ideolog olmayan çok daha geniş bir Avrupa eğitimi almış Ermeni genç erkekler sınıfı oluştu. Bu gençlerin büyük çoğunluğu Amira üyelerinin oğulları ve akrabalarıydı. Yoksul ailelerden gelen, ancak eğitimleri Amira tarafından finanse edilen ve iyi eğitimli katiplere, teknisyenlere ve idari asistanlara ihtiyaç duyduklarını fark edenler de vardı. Bu, İstanbul’daki Ermeni işçi sınıfının da Avrupa üniversitelerinde eğitim görmüş gençlerle dolup taşmasını sağlamıştır.

Aynı zamanda, en başta Fransa olmak üzere, Avrupa üniversitelerinde okumak, bu genç öğrencilerin İstanbul’a devrimci ve laik fikirlerle dönmesi anlamına geliyordu ve bu durum İstanbul’daki Ermeni seçkinler arasında bir çatışmaya neden olmuştur.

Amira’nın düşüşüne ve daha kalabalık, daha genç ve daha az dindar zanaatkârların iktidara yükselişine, bir başka önemli olgu, yani yeni bir genç Ermeni aydın kuşağının ortaya çıkışı eşlik etmiştir. Artinian, amaç ve yöntemlerinin Yeni Osmanlılar ile benzerliklerinden dolayı bu aydınları Genç Ermeniler olarak adlandırır.[12]

Genç Ermeniler ile Amira arasındaki güç mücadelesi bağlamında; Genç Ermenilerin Amira tarafından finanse edilerek Avrupa üniversitelerine gönderilmeleri ve bu Ermeni mezunlarının İstanbul’a dönmeleriyle birlikte, Amira sınıfının İstanbul’daki Ermeni cemaati içindeki gücünün daha sonra gerilemesine sebep olan bir faktör olması da ayriyeten ironiktir. İstanbul’da farklı üniversitelerde eğitim görmüş genç Ermeniler, ama özellikle Amira’yı Avrupa’da okumaları için gönderen genç aydınlar, kendi toplumlarının muhafazakar bir elit tarafından kontrolüne müteşekkir ve hoşgörülü olmak istemiyorlardı. İstanbul’daki Ermeni Patrikhanesi’ndeki Amira’nın gücünü, tabiri caiz ise, ilhak etmeye çalışan da bu nesil genç Ermeni aydınlardı.

Genç Ermeni seçkinlerinin baskısı altında, Ermeni Ulusal Anayasası Osmanlı İmparatorluğu tarafından kabul edildi ve Ermeni Patrikhanesi ile yeni kurulan “Ermeni Ulusal Meclisi’nin yetkilerini tanımlamaya yönelik girişimlerde bulunuldu. Önceleri Ermeni Patrikhanesi aracılığıyla sadece dini konularda güç gösteren İstanbul’un Ermeni seçkinleri, yeni kurulan Ermeni Millet Meclisi aracılığıyla artık siyasi meseleleri de ele alabilir hale gelmiştir. Ermeni Ulusal Anayasası’na Ermenice “anayasa” adı verilirken, Osmanlı-Türkçe versiyonu bunun aksine Ermeni cemaati hakkında bir “yönetmelik” olarak adlandırılmıştır.[13] Bu reform, yeni seküler elitin Ermeni cemaatinin yönetimi üzerindeki etkisini kurumsallaştırırken, üst düzey Ermeni din adamlarının söz konusu anayasa üzerinde bir miktar nüfuz sahibi olmasına izin vermiştir.[14]

1860’da İstanbul’daki Ermeni seçkinleri, cemaat yönetimine ilişkin yeni kararnameye göre patrikhanenin yetkisi altında örgütlenen resmi bir organizasyon olan Ermeni Meclisi’nde bir araya geldi. Bu dönemde Ermeniler, Osmanlı hükümetine her türlü konuda takrir sunmak üzere resmi olarak rapor verebiliyorlardı. 1840 yılına kadar bu takrirler, esas olarak din adamlarının atanması ve görevden alınması veya kiliselerin restorasyonu gibi konularla ilgilendiler. Bu raporların birçoğu, yetkililer tarafından ilk olarak çevre illerdeki dindaşlarından alınan dilekçeleri özetlemektedir.[15]

Panosyan’ın Ermeni-Türk gazetelerinde eleştirel bir şekilde belirttiği gibi, İstanbul’daki Ermeni seçkinler, Amira’nın önderliğinde, 1860’lara kadar taşra Ermenilerinin durumuyla pek ilgilenmediler. Ermeni Apostolik Patrikhanesi’nin taşra dilekçelerine verdiği yanıt, takrirleri hazırlamak ve Osmanlı hükümetine sunmakla sınırlıydı. Ancak 1860’larda Genç Ermeniler, taşradaki Ermenilerin içinde bulundukları kötü durum hakkında makaleler yazarak İstanbul Ermenilerinin dikkatini duruma çekmeye başladılar. Bu, Ermeni seçkinlerinin taşradaki Ermeni meselelerine aktif olarak katkıda bulunacağını kesinlikle kesinleştirmiştir,

Sonuç

Bu makale, İstanbul’un Ermeni seçkinlerinin Tanzimat’tan ne ölçüde etkilendiğini analiz etmeye çalışmıştır. Tanzimat döneminde İstanbul’daki Ermeni seçkinlerinin büyük ölçüde etkilendiği kaydedilmiştir. Etkili Amira sınıfının yerini Avrupa’da eğitim görmüş genç ve seküler Ermeniler almıştır. Bu, İstanbul’daki Ermeni seçkinlerinin politika dolaşımlarında bir kaymaya yol açtı. Önceleri İstanbul’daki Amira ve ruhban sınıfının önderliğindeki Ermeni seçkinleri, imparatorluğun taşrasında yaşayan Ermenilere karşı kayıtsızdı. Seküler genç Ermeni seçkinlerinin idari görevleri üstlenmesinden sonra, İstanbul’daki Ermeni seçkinlerinin tavrı, Ermeni Meclisi’nin de çok önemli bir rol oynamaya başladığı daha müdahaleci bir modele dönüştü.

Bu yeni politikayla birlikte, İstanbul’da, Osmanlı hükümetiyle iyi ilişkiler peşinde koşmakla kalmayan, aynı zamanda hem İstanbul’da hem de taşrada Ermeniler için ayağa kalkmaya cesaret eden yeni, genç ve seküler Ermenilerin hakim olduğu seçkin bir Ermeni topluluğu ortaya çıkmıştır.

Yeni seküler genç Ermenilere kıyasla muhafazakar Amira sınıfı, merkezi Osmanlı hükümeti ile ilişkilerde avantajlı bir konuma sahipti. Prestijli Amira üyeleri, Osmanlı Padişahı ve hükümeti için doğrudan veya dolaylı olarak hizmette bulundular ve bu, Osmanlı saray çevreleri ile Amira arasında kırılgan bir ilişki yarattı. Yüksek rütbeli Osmanlı görevlilerine memur ve/veya danışman olarak çalışan Amira üyeleri, idam edilmeyi bile göze aldılar veyahut idam edilme riskine karşı bu hassas ve kırılgan hizmet ilişkini sürdürmüşlerdir. Bu şüphesiz Amira’nın ve İstanbul’daki Ermeni din adamlarının Osmanlı hükümetine sadakatle bağımlı olduklarını göstermektedir.

İstanbul’daki Amira ve Ermeni din adamlarının Osmanlı sarayı tarafından katı bir tebaa olarak görüldüğü de ayrıca buradan çıkarılacak ilave bir sonuçtur. Amira ve İstanbul’daki Ermeni din adamları, Osmanlı merkezi hükümetinin Hıristiyan nüfus üzerinde güç kullanması için önemli kanallardı. Merkezi Osmanlı hükümeti ile Ermeni seçkinleri arasındaki ilişkiler, Avrupa üniversitelerinden mezun olan Ermeni gençlerin Amira ve ruhban sınıfının gücünü kırması ve Ermeni seçkin topluluğunu laikleştirip liberalleştirmesinin ardından kırılgan hale geldi.

Ancak bu, İstanbul’daki Ermeni elitinin imparatorluktaki tüm Ermeniler üzerinde güç sağlamak için kontrol edilebilecek bir siyasi araç olmaktan çıkmasıyla ilgili. Yeni Ermeni eliti, imparatorluktaki Ermenilerin hak ve çıkarlarını korumaya başlayan bir modele dönüştü ve bu, kuşkusuz Osmanlı hükümetini memnun etmeyen bir şeydi.

Her halükarda, bu araştırmada, Osmanlı ve Ermeni tarihçiliği alanında daha sonraki araştırmalar için çok önemli olacak eksiklikler bulunmaktadır. Birkaç yeni çalışmaya devam etmek ve Tanzimat’ın diğer alanlarındaki iç neden ve sonuçları keşfetmek, mevcut akademik tartışmaya çok şey katacaktır. 19. yüzyılın ikinci yarısında, Tanzimat İstanbul’daki Ermeni seçkinlerine Osmanlı kamu işlerine geniş ölçüde katılma fırsatı verdiğinde, Türk-Ermeni uyumu daha kardeşçe ve incelikli olmak yerine şüphe ve düşmanlığa dönüştü.

Bu değişiklik nasıl oldu? Türkler ve Ermeniler arasındaki barış ve uyum bağları bir anda kopmamış, zamanla ve talihsiz olaylar nedeniyle azalmıştır. Ermenilere birçok alanda imtiyazlar tanıyan Tanzimat’ın kazanımları, ne yazık ki korkunç ve şiddetli olaylar silsilesine kaptırıldı. Seküler milliyetçi İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin yükselişi, Balkanlar ülkeleri ve Rusya ile savaşlar ve büyük güçlerin dış müdahaleleri ne yazık ki İstanbul’daki Ermeniler için (görünürde) barış dönemini sona yavaş yavaş erdirmiştir.

KAYNAK

KAYNAKÇA

Artinian, Vartan, The Armenian constitutional system in the Ottoman Empire, 1839-1863. A study of its historical development (Istanbul 1988).

Barsoumian, Hagop, The Armenian Amira Class of Istanbul (Yerevan 1980).

Barsoumian, Hagop, The Dual Role of the Armenian Amira Class (New Jersey 1982).

Barsoumian, Hagop, ‘The Eastern Question and the Tanzimat Era,’ in Richard G. Hovannisian (red.) The Armenian People from Ancient to Modern Times (New York 1997).

Strauss, Johann ‘A Constitution for a Multilingual Empire: Translations of the Kanun-ı Esasi and Other Official Texts into Minority Languages’, In Herzog, Christoph; Malek Sharif (red.) The First Ottoman Experiment in Democracy (Wurzburg 2010).

Gelvin, James, The Modern Middle East: A History (New York 2008).

Karpat, Kemal, An Inquiry into the Social Foundations of Nationalism in the Ottoman State: From Social Estates to Classes, From Millets to Nations (Princeton 1973).

Kılıçdağı, Ohannes, “Social and political roles of the Armenian clergy from the late Ottoman era to the Turkish republic.” Philosophy & Social Criticism 43: 4–5 (2017) 539–547.

Krikorian, Mesrob, Armenians In The Service of The Ottoman Empire 1860 – 1908 (London 1977).

Matossian, Bedross Der, “The Armenian Commercial Houses and Merchant Networks in the 19th Century Ottoman Empire.” Turcica. Revue d’Études Turques – Peuples, langues, cultures, États. 39 (2007) 147-174.

Ueno, Masayuki. “‘For the Fatherland and the state: Armenians negotiate The Tanzimat Reforms.” International Journal of Middle East Studies 45:1 (2013) 93–109.

Ueno, Masayuki, “Religious in Form, Political in Content? Privileges of Ottoman Non-Muslims in the Nineteenth Century.” Journal of the Economic and Social History of the Orient 59:3 (2016) 408-441.

[1] James L. Gelvin, The Modern Middle East: A History (New York 2008) 34.

[2] Kemal Karpat, An Inquiry into the Social Foundations of Nationalism in the Ottoman State: From Social Estates to Classes, From Millets to Nations (New Jersey 1973) 91.

[3] Ueno, Masayuki. “‘For the Fatherland and the state: Armenians negotiate The Tanzimat Reforms.” International Journal of Middle East Studies 45:1 (2013) 93–109, aldaar 95.

[4] Matossian, Bedross Der, “The Armenian Commercial Houses and Merchant Networks in the 19th Century Ottoman Empire.” Turcica. Revue d’Études Turques – Peuples, langues, cultures, États. 39 (2007) 147-174, aldaar: 149-150.

[5] Mesrob Krikorian, Armenians In The Service of The Ottoman Empire 1860 – 1908 (London 1977) 3.

[6] Hagop Barsoumian, The Armenian Amira Class of Istanbul (Yerevan 1980), 2

[7] Kemal Karpat, An inquiry into the social foundations of nationalism in the Ottoman state: from social estates to classes, from millets to nations (New Jersey 1973) 89.

[8] Ohannes Kılıçdağı, “Social and political roles of the Armenian clergy from the late Ottoman era to the Turkish republic.” Philosophy & Social Criticism 43: 4–5 (2017) 539–547, aldaar 542.

[9] Hagop Barsoumian, The Dual Role of the Armenian Amira Class (New Jersey 1982) 172.

[10] Hagop Barsoumian, “The Eastern Question and the Tanzimat Era,” in The Armenian People from Ancient to Modern Times, (red.) Richard G. Hovannisian (New York 1997) 189.

[11] Hagop Barsoumian, The Armenian Amira Class of Istanbul (Yerevan 1980), 186.

[12] Vartan Artinian, The Armenian constitutional system in the Ottoman Empire, 1839-1863. A study of its historical development (Istanbul 1988) 58.

[13] Johann Strauss, ‘A Constitution for a Multilingual Empire: Translations of the Kanun-ı Esasi and Other Official Texts into Minority Languages’, In Herzog, Christoph; Malek Sharif (red.) The First Ottoman Experiment in Democracy (Wurzburg 2010) 39.

[14] Ueno, Masayuki, “Religious in Form, Political in Content? Privileges of Ottoman Non-Muslims in the Nineteenth Century.” Journal of the Economic and Social History of the Orient 59:3 (2016) 408-441, aldaar 420-421.

[15] Ueno, Masayuki. “‘For the Fatherland and the state: Armenians negotiate The Tanzimat Reforms.” International Journal of Middle East Studies 45:1 (2013) 93–109, aldaar 96.

E-BÜLTENE ABONE OLUN

Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.

Abone oldunuz, teşekkürler.

Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

E-BÜLTENE ABONE OLUN

Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.

Abone oldunuz, teşekkürler.

Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

Yazarlık Başvurusu

Yorum Yaz

Lütffen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz