1915 Olayları Gölgesinde Türkiye-Ermenistan İlişkileri

105

Fransız Devrimi’yle birlikte bütün dünyada ve Osmanlı İmparatorluğu’nda ‘milliyetçilik akımı’ ortaya çıkmıştır ve pek çok millet, 1. Dünya Savaşı sırasında bağımsızlık amacıyla hareket etmiş ve bu durum savaşın da temel sebeplerinden biri olmuştur. Osmanlı da bu savaşta fiilen yer almış ve 2 Ağustos 1914’te Almanya’yla ittifak imzalamış, 3 Ağustos’ta ülke içinde seferberlik ilan etmiştir. Ermeniler ise seferberlik kararına uymamış ve milliyetçilik akımının da etkisiyle isyanlar çıkarmıştır. Savaştan mağlup ayrılan Osmanlı, sonrasında İtilaf devletleriyle Mondros Ateşkes Antlaşması’nı imzalamıştır. Mondros Mütarekesi’ne giden süreçte; Anadolu’da ve Rumeli’de oluşan otorite boşlukları halkı kurtuluş, himaye, mandacılık, bağımsızlık gibi düşüncelere sevk etmiştir (Tunaya, 1985: II/4) O sırada Osmanlı bünyesindeki Ermeni, Kürt ve diğer azınlıkların büyük bir kısmı da bağımsızlık gayesiyle şiddet olaylarında bulunmuşlardır. Kürtler ve Türkler süreç içerisinde (1914-1923) ortak payda olan müslümanlık, toprak ve ortak geçmiş temelinde uzlaşmıştır fakat İtilaf devletlerince desteklenen Ermenilerle bir uzlaşma zemini sağlanamamıştır.

Ermeniler doğuda Ruslarla, güneyde İngiliz ve Fransızlarla işbirliği yaparak milli bütünlüğe karşı hareket ettikleri için göç ettirilmişlerdir. Hem ulus-devlet olma amacıyla hem de Hıristiyan kimlikleri nedeniyle bağımsızlık ve toprak talebinde bulunmuşlar ve isyanlar çıkararak Türk köylerini basmışlar ve bölgedeki Türk nüfusunu azaltmaya yönelik tacizlerde bulunmuşlardır. Bu olaylar neticesinde 24 Nisan 1915’te kısmen, 25 Nisan 1915’te ise resmen Ermeni tehciri başlamıştır. Ermeni sevkiyatı kararı İlber Ortaylı’nın da ifade ettiği gibi; olası bir isyan hazırlıklarına karşı alınmış bir tedbir niteliğinde olmayıp, Ermenilerin bizzat isyan etmeleri ve Türk-Müslüman halkı katletmeleri üzerine son çare olarak alınmıştır. Devlet, kendini koruma refleksiyle Ermenileri yine Osmanlı toprağı olan Suriye ve Kuzey Irak’a göç ettirmiştir. Çok milletli bir imparatorluk olan Osmanlı’nın diğer milletlere karşı böylesi bir tutuma sahip olmayışı ve 15.yy’dan 20.yy’a kadar Ermenilere ayrımcılık uygulanmamış olması da ırkçılık iddialarının asılsızlığını ortaya koyan başka bir dayanaktır. Tehcir sırasında ölen Ermeni sayısı Osmanlı kaynaklarına göre 85.000’dir ve bunun sebebi sistematik bir soykırımdan ziyade yeterli güvenliğin savaş sebebiyle sağlanamamasıdır. 25 Ekim 1915 tarihinde ise yaklaşan zorlu kış şartlarından dolayı Ermenilerin can kaybı yaşamaması için tehcir geçici olarak durdurulmuştur (Artuç,2008). Dolayısıyla uygulanan tehcir soykırım niteliğinde değildir ve 7 ayrı cephede savaşan Osmanlı Devleti’nin temel hedefi hayatta kalmaktır. Ortaylı’nın da ifade ettiği gibi; soykırım kavramı sistematik bir durum teşkil etmektedir ve her çatışma soykırım kapsamında kabul edilemez. Bu bağlamda meselenin çözümü için her iki milletin de dahil olduğu bir araştırma ekibinin kurulması ve tarihi incelemeleri tarafsızlıkla gerçekleştirmesi gerekmektedir.

Yeni Türk Devleti ve Ermenistan

Osmanlı, 30 Ekim 1918’de Mondros Ateşkes Antlaşması’nı imzalayarak yenilgisini kabullenmiştir ve aynı sene Gürcistan, Azerbaycan ve Ermenistan devletleri bağımsızlıklarını ilan etmişlerdir. Bundan sonra 4 yıl kadar sürecek olan Milli Mücadele dönemi başlamıştır (19 Mayıs 1919-24 Temmuz 1923). Türkler milli mücadeleyi sürdürürken, Ermeniler, Ruslar ve İngilizlerden aldıkları destekle doğu anadoluda işgal girişimlerinde bulunmuştur.

2 Aralık 1920’ye gelindiğindeyse Ermenistan işgal edilerek SSCB’ye katılmış ve 3 Aralık’ta Türkiye ile Gümrü Antlaşması imzalanmıştır ve böylece Türkiye’nin doğu sınırları da çizilmiştir. Fakat SSCB bir yandan Moskova Anlaşması’yla Türkiye’nin sınırlarını tanırken, diğer yandan Ermenistan’ın toprak taleplerini de desteklemiştir. Bu durum; Türk ve Rus tarafının karşılıklı temkinli davranmasını beraberinde getirmiştir (Kesgin,2017). 1991’de SSCB’nin yıkılışına kadar bu birliğin bünyesinde kalan Ermenistan’la Türkiye ilişkilerini SSCB ile ilişkiler kapsamında değerlendirmek görece daha uygundur çünkü bu dönemde Ermenistan ile Türkiye arasında doğrudan bir ilişki söz konusu olmamakla beraber; Sovyetler Birliği zaman zaman Türkiye aleyhine olabilecek bazı politikalarda Ermeni meselesini koz olarak kullanmıştır (M.Serdar Palabıyık). Kuruluşundan bu yana yakın çevresinde barışçıl bir politika izlemeyen Ermenistan önce Gürcistan’a (1918), sonra Azerbaycan’a (1920) saldırmıştır. Fakat 2 girişimden de yenilgiyle ayrılmıştır. Yakın coğrafyada ise ekonomik ilişkilerinin yüzde doksanını Rusya’yla gerçekleştirdiği için ekonomik, siyasal ve toplumsal olarak Rusya’ya bağımlı hale gelmiştir.

Ermeni tehciri 1915 ve 1917 yıllarında gerçekleşmiş olmasına rağmen Ermeniler soykırım terimini 1944’ten itibaren kullanmaya başlamıştır ve soykırım iddiaları da yine bu dönemlerde ortaya çıkmıştır. Günümüz itibariyle Ermenilerin dünyada başarılı bir lobicilik faaliyeti yürütmesi sebebiyle soykırımı tanıyan ülke sayısı 30’u bulmuştur ve Türkiye bu konuda kamu diplomasisi faaliyetlerini başarılı bir şekilde yürütememiştir. Buna çarpıcı bir örnek olarak; 1965 senesi Ermeni diasporasının girişimleri neticesinde ‘‘Ermeni soykırımının’’ 50. Yıldönümü olarak tanıtılmıştır (Palabıyık,2008). Ermeni meselesi Lozan’da çözüme kavuşmuş olsa dahi Ermenilerin lobicilik faaliyetleri sonucunda bu konu sıcak tutulmuş ve gündemde kalmıştır. Ermenistan sözde soykırım iddialarını ileri sürerek Türkiye’den tazminat ve toprak taleplerinde bulunmaya devam etmektedir. Bu meseleden dolayı iki ülkenin ilişkileri kısıtlı düzeyde devam etmektedir.

Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla yeni bir sürece giren Ermenistan-Türkiye ilişkileri geliştirilmeye çalışılmıştır ve bağımsızlığını ilan ettikten sonra Ermenistan’ı tanıyan ilk ülkelerden biri de Türkiye olmuştur. Bu tanıma sonrası ilişkiler; Türkiye Dışişleri Bakanlığı resmi sitesinde: ‘Türkiye, Ermenistan’ın bölgesel kuruluşlar, uluslararası toplum ve batılı kurumlarla bütünleşmesi yönünde çaba harcamıştır. Bu çerçevede Ermenistan, Türkiye tarafından Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’na kurucu üye olarak davet edilmiştir (Türkiye- Ermenistan Siyasi İlişkileri / T.C. Dışişleri Bakanlığı, n.d.). Ancak Ermenistan’ın Azerbaycan’a saldırmasıyla başlayan I. Karabağ Savaşı, Türkiye ve Ermenistan arasında diplomatik ilişkilerin tesis edilmesini ve ikili ilişkilerin gelişmesini engellemiş, Ermenistan’ın 1993 yılında Azerbaycan’ın Kelbecer bölgesini işgal etmesi üzerine Türkiye-Ermenistan sınırı kapatılmıştır.

2008’den sonra Avrupa Birliği’ne üyelik çalışmalarını hızlandıran Türkiye’nin önüne Ermeni meselesi getirilmiştir. Bu sebeple ilişkilerin normalleştirilmesi amacıyla Türkiye ve Ermenistan arasında görüşmeler başlatılmış ve 2009 yılında Zürih protokolleri imzalanmıştır. Türkiye’de meclis onayından geçen protokoller, Ermenistan tarafından önce askıya alınmış, 1 Mart 2018 tarihinde ise hükümsüz ilan edilmiştir. 27 Eylül 2020’de Azerbaycan-Ermenistan arasında yıllardır aralıklarla devam eden sınır çatışmalarının savaşa dönmesiyle birlikte Türkiye fiilen Azerbaycan’ın yanında yer aldı. Haklı gerekçelerinden ötürü dünya kamuoyunun, uluslararası örgütlerin ve pek çok devletin de manevi desteğini alan Azerbaycan Karabağ’ı işgalden kurtardı.

Bilahare İkinci Karabağ Savaşı sonrasında 2021’den sonra oluşan uygun siyasi konjonktür çevresinde, ilişkilerin kademeli olarak normalleştirilmesi için önkoşulsuz olarak Ermenistan’la doğrudan diyaloğa başlanmıştır. 2 Şubat 2022 tarihinden itibaren doğrudan uçuşlar başlamıştır ve 1 Temmuz 2022 tarihinde Türkiye-Ermenistan sınırının üçüncü ülke vatandaşlarına açılması ve iki ülke arasında havayolu kargo ticaretinin başlatılması kararı alınmıştır. Ülkemiz, Ermenistan’la iyi komşuluk ilişkilerinin tesisini matuf normalleşme sürecinin önkoşulsuz olarak, güven arttırıcı önlemler vasıtasıyla, kademeli ve bölgesel gelişmeler ışığında sürdürülmesini arzu etmektedir (Türkiye- Ermenistan Siyasi İlişkileri / T.C. Dışişleri Bakanlığı, n.d.).

Konuya Subjektif Bakış

Toprak taleplerini sözde Ermeni soykırımı ve eskiden yaşadıkları topraklar temelinde sürdüren Ermenistan; Azerbaycan’da Karabağ ve Nahçivan, Türkiye’de ise Erzurum, Sivas, Van, Elazığ, Bitlis ve Ağrı’da hak iddia etmektedir. Ermenistan da bastırılan haritaların ilk sayfasında Ağrı Dağı’nın fotoğrafına yer verilirken, Doğu Anadolu bölgesinin büyük bölümü de batı Ermenistan olarak gösterilmektedir. (OKTAY, 2015). Yine Ermenistan armasının ortasında ağrı dağının tasviri yer alır. Bu bağlamda Ermenistan ile siyasi ilişkilerin gerçekleştirilememesi de Türkiye nezdinde anlaşılabilir bir zemine (toprak bütünlüğünün tehdidi hasebiyle) oturmaktadır.

Ermenistan’la ilişkilerini iki temel gerekçeye bağlayan Türkiye için bunlardan ilki Türkiye aleyhindeki tarihsel yanlışlığın ortadan kaldırılması, ikincisi de bu ülkenin Azerbaycan ile uzlaşmaya varmasıdır. Fakat 2011 yılında Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan Ermeni dili ve edebiyatı yarışmasında öğrencilerden birinin: ‘‘Batı topraklarımızı Ağrı Dağı ile birlikte geri alabilecek miyiz?’’ sorusuna yanıt veren Sarkisyan: ‘‘Bu sizin neslinize bağlı, mesela benim nesil üzerine düşen görevi başarıyla yerine getirdi. Doksanlı yıllarda vatanımızın parçası Artsah’ı (Karabağ) düşmanın (Azerbaycan) elinden kurtardık. Her neslin bir görevi vardır. Sizin de ileride bizim gibi görevinizi yerine getirip getirmeyeceğiniz birlik ve beraberliğinize bağlıdır (Hacıoğlu,2011).’’ şeklindeki cevabı Türkiye’nin şartlarının yakın zamanda gerçekleşmeyeceğini düşündürüyor.

SONUÇ:

1915-1917 Olayları temelinde komşu iki ülke arasındaki diplomatik ilişkiler karşılıklı tanımayla sınırlı kalmıştır. Ermenistan Anayasası’nda Türkiye’nin toprak bütünlüğünü tehdit eden ibarelerin yer alması, Ermenistan eski cumhurbaşkanının söylem ve tutumları, I. ve II. Karabağ Savaşları’nın yaşanması ve Türkiye’nin Azerbaycan’ın yanında taraf olması, soykırım söylemleri, 1975 ASALA terör örgütünün kurulmasından sonra yaşanan terör olayları (Türk diplomatların ve sivillerin öldürülmesi, İstanbul Esenboğa Saldırısı, ASALA- PKK ortaklığı…) gibi sebeplerle 2 ülke arasında anlaşma ve uzlaşma ortamı sağlanamamıştır. Dolayısıyla 2 ülke arasındaki ilişkiler kuruldukları tarihten bu yana hiç normalleşmemiştir.

Fakat değişen dünya düzeni ve yakın coğrafyada hakim olan çatışma ortamı (İran-İsrail, İsrail-Filistin, Suriye) iki ülkenin uzlaşmasını ve bölgesel anlaşmalarla güvenliklerini sağlamalarını zorunlu kılıyor.

Sevtap Gökhan

Stratejik Ortak Misafir Yazar

KAYNAK

Tunaya, T. Z. (1985) Türkiye’de Siyasal Partiler Cilt 2: 1918-1922 Mütareke Dönemi. Hürriyet Vakfı Yayınevi.
I. DÜNYA SAVAŞI SIRASINDA ERMENİLERİN TÜRKLERE YAPTIĞI KATLİAM. (1984,
January 21). https://www.msb.gov.tr. https://www.msb.gov.tr/Content/Upload/Docs/askeritariharsiv/61-
%20bds_ermenilerin_katliam_fotograflari.pdf
Gazi Mustafa Kemal (Atatürk), Nutuk-Söylev, I. Cilt: 1919-1920 (Ankara: Türk Tarih Kurumu Basımevi, 1989): 508, 510.
Türkiye – Ermenistan Siyasi İlişkileri / T.C. Dışişleri Bakanlığı. (n.d.). Republic of Türkiye Ministry of Foreign Affairs. https://www.mfa.gov.tr/turkiye-ermenistan-siyasi-iliskileri.tr.mfa
OKTAY, A. (2015, April 23). Sözde soykırım müzesinde şoke eden harita. Sabah. https://www.sabah.com.tr/gundem/2015/04/23/sozde-soykirim-muzesinde-soke-eden-harita
Artuç, N. (2008).1915 Ermeni Olaylarına Farklı Bir Bakış.DergiPark,54-65 Istanbul.
Kesgin, S. (2017). TÜRKİYE-ERMENİSTAN İLİŞKİLERİNİN REALİST DIŞ POLİTİKA
BAĞLAMINDA İNCELENMESİ. DergiPark: https://dergipark.org.tr/en/download/article- file/923086
M.Serdar PALABIYIK, Y.D. (tarih yok). TÜRKİYE-ERMENİSTAN İLİŞKİLERİ 1918- 2009.
http://acikerisim.ybu.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/123456789/326/makale_c4.pdf?seq uence=1&isAllowed=y
Hacıoğlu, N. (2011, 7 26). Karabağ’ı biz aldık Ağrı’yı size bıraktık. Hürriyet.com.tr: https://www.hurriyet.com.tr/gundem/karabag-i-biz-aldik-agri-yi-size-biraktik-18338718

E-BÜLTENE ABONE OLUN

Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.

Abone oldunuz, teşekkürler.

Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

E-BÜLTENE ABONE OLUN

Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.

Abone oldunuz, teşekkürler.

Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

Yazarlık Başvurusu

Yorum Yaz

Lütffen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz