Devlet Terörü Kavramı ve Farklı Ülkelerden Emsaller

636

Devlet Terörü

1. Terör ve Terörizm Kavramları

Terör ve terörizm kavramları birbirlerine çok yakın iki kavram olarak görünse de aslında birbirlerinden farklı iki kavramdır. Terör kavramı, içerisinde şiddet ve korku barındırırken terörizm kavramı ise bu şiddetin ve korkunun uzun süre hissedilmesini ve sistematik bir şekilde ilerlemesini ifade etmektedir. Ayrıca terörizm kavramı siyasi bir amaç da taşımaktadır. Bu anlamlarıyla terör ve terörizm kavramları birbirlerinden farklı iki kavramdır.

Terör ve terörizm olguları hayatımızın her alanında karşımıza çıkabilecek ve çıktıktan sonra da insanlar üzerinde derin acılar bırakan iki eylemdir. İnsanlık tarihi boyunca terör ve terörizm olayları gelişim göstermiştir. Bu gelişim teknolojinin gelişmesiyle beraber kullanılan araçlarda da değişiklik göstermiştir.

Devletler, terörü ve terörizmi uzun yıllar boyunca kendi halklarına karşı kullanmışlardır. Bu durumun temel sebebi geniş veya dar bir kitlenin hakimiyetini elde tutmaktır. Nitekim farklı sebeplerden dolayı da devlet terörü uygulanabilmektedir. Örneğin Fransa’nın sömürgeleştirdiği topraklarda hakimiyeti sağlamak ve oradaki enerji veya hammadde yataklarını kontrol altına alabilmek için uyguladığı sert politikalar da devlet terörü kapsamında değerlendirilebilir.

Nitekim devletler kendi çıkarları doğrultusunda binlerce insanı katletmekten çekinmezler. Bu duruma da Fransa örneğini verebiliriz. Başta Mısır, Nijer, Fas, Tunus gibi ülkeler olmak üzere çok sayıda sömürgeleştirdiği topraklarda katliamlara sebep olmuştur. Devlet terörünün bir başka önemli yaklaşımından biri ise hedef olan grubun farklılıkları neticesinde, o grup üzerinde baskı ve şiddet uygulayarak hakimiyet kurmaya çalışması vardır. Nitekim bu açıklamaya örnek olarak ABD’yi örnek olarak gösterebiliriz. Geçtiğimiz yıllarda ırk ayrımcılığı yaparak bir insanın ölümüne sebep olmuştur. Terör ve terörizm kavramı yalnızca uluslararası ilişkiler alanıyla sınırlı kalmayıp farklı alanlarda kendini göstermeye başlamıştır.

2. Devlet Terörü

Devlet terörü veya terörizmi kavramının uluslararası ilişkiler alanında net ve kesin bir tanımlaması yoktur. Ancak genel kabul görmüş ifadeyle açıklayacak olursak devlet terörü, devletin bizzat kendisinin veya devletin araçlarını kullanan yandaşlar tarafından kendi halkına uyguladığı şiddettir. Bu şiddet eylemi yalnızca kendi halkıyla sınırlı değildir. Devletler sömürgeleştirdiği veya himayesine aldığı devletlerin halklarına da devlet terörü uygulayabilmektedir. Önceden tasarlanmış şiddet eylemleri olarak ifade edilmektedir. 7 madde ile devlet terörünü açıklayabiliriz;

  1. Devlet terörü sistematiktir.
  2. Şiddet ve şiddet tehdidi içermektedir.
  3. Politiktir.
  4. Devlet temsilcileri ya da devletin kaynakları ile çalışan yandaşlar tarafından uygulanmaktadır.
  5. Korku yaratmak amaçlanmaktadır.
  6. Mağdurdan daha geniş bir gruba mesaj iletmek amaçlanır.
  7. Söz konusu mağdur kitle silah veya örgütlenme yapısı içinde değildir. (Claridge, 1996: 52)

Devlet terörünün, devletin uyguladığı diğer şiddet biçimlerinden farkı vardır. Örneğin devlet terörünün hedef kitlesi sınırlı bir kesim de olabilir veya daha geniş bir kesime de hitap edebilmektedir. İkinci olarak mevcut hedef kitlesiyle beraber bir üst otorite de mevcuttur. Ancak devlet terörü, devlet dışı aktörler tarafından uygulanan teröre göre farklılıklar göstermektedir. Nitekim bu farklılıklarda bahsedecek olursak örneğin devletler, devlet dışı aktörler gibi reklam yapma amacı veya kendilerini tanıtma amacı gütmezler. Bunun sonucunda da gerçekleşen eylemin kim tarafından yapıldığı sorusu yanıtsız kalır.

Devletlerin teröre başvurmalarının altında birçok sebep yer almaktadır. Örneğin devletler nüfuslarını kontrol altına alabilmek veya fethettikleri bölgelerdeki sömürgecilik faaliyetlerini sorunsuz bir şekilde ilerletebilmek için teröre başvurabilmektedir. Nitekim uygulanan bu devlet terörünün sonucunda ise binlerce hatta belki milyonlarca insan hayatlarını kaybetmektedir. 20. Yy. boyunca devletler savaşlar dışında 170 milyondan fazla insanın ölümüne neden olmuşlardır. Bu terörlerin çeşitli nedenleri olduğu gibi devletlerin elinde bulundurdukları iktidarı bırakamama veya vazgeçememe durumları da bu nedenler arasında yer almaktadır.

3. ABD ve Devlet Terörü Politikaları

25 Mayıs 2020 tarihinde polis memuru tarafından öldürülen George Floyd, ABD’nin uygulamış olduğu devlet terörüne örnek olarak gösterilebilir. ABD’ nin gerçekleştirdiği devlet terörü kavramına birçok örnek verilebilir. Nitekim bu konu hakkında 1921 Tulsa katliamı da örnek verilebilir. Meydana gelen bu katliamda birçok siyahi insan polisler tarafından kurşuna dizilerek öldürülmüştür. Tulsa katliamı ABD tarihi boyunca meydana gelmiş olan en kanlı katliam olarak tarih sayfalarında yerini almaktadır.1 Nitekim bu kötü maziden kurtulmaya çalışan ABD’nin günümüzde siyahilere yönelik halen daha tam anlamıyla demokratik davrandığı söylenemez.

Tulsa katliamından biraz bahsetmemiz gerekirse tarihler 31 Mayıs 1921’i gösterirken 19 yaşında ayakkabı boyacılığı yapan siyahi genç Dick Rowland, bindiği asansörde beyaz bir kıza tecavüz ettiği gerekçesiyle gözaltına alındı. Nitekim gazetelerin en ön sayfalarında ‘zenci, asansörde kıza saldırdı’ başlıklarıyla yer almasının ardından haber kısa süre sonra tüm şehirde duyuldu. Bunun ardından beyazlar ve siyahlar arasında gergin bir ortamın başlaması da kısa sürmedi.

Ellerinde silah bulunan ve öfkeleri dinmeyen beyaz isyancı gruplar 300’e yakın siyahi insanı öldürdü. Bu katliamda 800’e yakın insanın yaralandığı ve on binlerce insanın da evsiz kaldığı kayıtlara geçmiştir. Nitekim bunlarla da sınırlı kalmayan öfkeli beyaz isyancılar, bölgede bulunan yüzlerce evi ve işyerini yağmaladı ve ardından kundakladı.2

Bu katliamda ölen insanların çoğunun kaydı bile tutulmadan yetkililerin cesetleri hızlı bir şekilde gömdüğü tespit edildi. Bu kanlı olay ABD tarihi boyunca meydana gelmiş en kanlı siyah-beyaz savaşı olarak tarihe geçmiştir. Günümüze gelindiğinde ise siyahi ayrımcılık konusunda ABD’nin halen tam anlamıyla demokratik ve adil davrandığını söyleyemeyiz. Nitekim az önce de bahsettiğimiz gibi George Floyd yakın zamanda bir Amerikan polisi tarafından boynuna dokuz dakika bastırılması sonucunda nefessiz kalarak öldürülmüştür. Milyonlarca insan protesto etmiştir ancak ne yazık ki ABD halen siyahilere yönelik devlet terörü uygulamaya devam etmektedir.

4. Libya ve Devlet Terörü Politikaları

Bildiğimiz gibi Arap Baharı’nın etkisiyle neredeyse tüm Arap coğrafyası bu durumdan etkilenmiştir. Libya da Arap Baharı sürecinden etkilenen ülkeler arasındadır. Demokrasi kavramı hemen hemen her dönemde insanların muhtaç olduğu ve her zaman hak, hukuk, adalet kavramlarını arayacakları temel haklar olarak yer almaktadır. Ancak her ülke kendisini demokratik olarak tanıtsa da derinlere inildiğinde durumun öyle olmadığı görülmektedir. Nitekim Libya devletini incelediğimizde ülkeyi 40 yıl yöneten Kaddafi, kendi halkına zulmeden ve terör uygulayan devletlerin başında gelmektedir. Kaddafi, kendi kişiliği bakımından da Batı tarafından pek sevilmeyen, katlanılmak zorunda olan bir kişiydi. 3 Aynı zamanda Kaddafi, araplar tarafından sevilmeyen bir kişiydi. Bu özelliği onu diktatör bir karakter olmaya itmiştir.

Kaddafi

Arap Baharı’nın esintileri Libya devletinde esmeye başlarken Kaddafi yönetimi daha olaylar henüz patlak vermeden sert bir dille koltuğunu bırakmayacağını ve asla devlet başkanlığı görevinden vazgeçmeyeceğini dile getirmiştir. Bunun ardından da olaylar büyümeye başlayınca Kaddafi yönetimi kendi halkına çok sert bir şekilde saldırmıştır. Tüm bunlarla yetinmeyen diktatör rejim, halka kimyasal silahlarla saldırmıştır.

Arap Baharı sürecinde Libya yönetimi kendi halkına çok sert bir şekilde devlet terörü uygulayan ülkelerin başında gelmektedir. Libya yönetiminin ağır baskılarından sonra BM Güvenlik Konseyi 18 Mart 2011 tarihinde ve 1973 sayılı kararında şu ifadeleri dile getirmiştir: ‘Libya sivil halka karşı insanlık dışı sayılabilecek suçlar işlemiştir ve insan haklarını çok ciddi şekilde ihlal etmiştir.’ Nitekim tüm bunların ardından kınamakla yetinen BM, olaya herhangi bir müdahalede bulunamamıştır ve Kaddafi yönetimi kendi ülkesinin insanına devlet terörü uygulamaya devam etmiştir.

Arap Baharı sürecinde Libya’daki olaylar, diğer ülkelere göre en ağır bilonçolara sebep olmuştur. Yüz binlerce insan diktatör Kaddafi rejiminin hedefinde olmuştur ve kimyasal silahlarla hayatlarını kaybetmişlerdir. Olaylar karşısında daha fazla direnemeyen Muammer Kaddafi çözümü memleketi olan Site’ye kaçmakla buldu. Ancak NATO güçlerine ve Ulusal Geçiş Konseyi’ne pek fazla direnemeyen Kaddafi, drenaj borusunda saklanırken yakalandı. Yaptığı onca işkencenin, zulümün ve acımasızlıkların karşılığında halkı onu linç ederek öldürmüştür. Devlet terörü kapsamında değerlendirecek olursak Kaddafi, devlet terörünü çok ciddi ve acımasız bir şekilde uygulamış bir devlet yöneticisidir.

5. Suriye ve Devlet Terörü Politikaları

Suriye devletli içerisinde etnik ve mezhepsel açıdan birçok farklı insanları barındırdığı için heterojen yapıda kabul edilen bir devlettir. Ülkede demokrasi var gibi görünse aslında tüm yetki devlet başkanında ve onun çevresindedir. Yani halk oy kullanma yetkisinde sahip ancak halkın ülke içerisinde yasal yollarla herhangi bir değişiklik yapabilmesi hakkı yoktur. Bu haktan yoksun olmaları Anayasaya eklenen bazı maddelerce belirtilmiştir.

Suriye yönetimi, azınlık kabul edilen Arap Alevilerinin (bir diğer adıyla Nusayri) elindedir. Ülkedeki yapılanma Baas Partisidir ve bu sebepten ötürü ülke Baas ideolojisine göre yönetilmektedir. Beşar Esad babasının ölümünden sonra başa geldiğinde ilk zamanlarda her kesim tarafından sevilen politikaları zamanlar içler acısı bir hal almaya başlamıştı. İlk ayaklanmalar 2011 yılında meydana gelmiştir ancak diğer ülkelere göre çok büyük ayaklanmalar olmamıştır. Daha sonra bir grup öğrencinin duvarlara ‘rejim yıkılsın istiyoruz’ yazmalarının ardından tutuklanmalarıyla beraber olaylar iyice büyümüş ve polis halka çok sert şekilde karşılık vermiştir. Suriye’de yönetim azınlık kesim olan Alevilerin elinde olması sebebiyle rejime karşı ilk ayaklananlar Sünni kesimler olmuştur. 4

Beşar Esad

Her ne kadar Aleviler de bazı durumlardan rahatsızlık duymuş olsalar da Radikal İslamcılara karşı Esad rejimini desteklemişlerdir. Suriye’deki muhalifler ülkedeki etnik yapı çeşitliliğine benzer bir şekilde farklı gruplara ayrılmıştır. Çatışmaların büyümesiyle beraber direnişçi gruplar Suriye’nin bazı bölgelerini ele geçirmeyi başarmıştır ancak Esad rejimini devirememiştir. Nitekim tüm bu olaylar yaşanırken Esad yönetimi ayaklananlara karşı çok sert bir politika izlemiş ve direnişçileri bastırmaya çalışmıştır. Esad rejimi de Arap Baharının etkileriyle kendi halkına devlet terörü uygulamış bir yöneticidir. Nitekim bu konu hakkında Recep Tayyip Erdoğan da Esad rejimini şu sözleriyle suçlamıştır: ‘Esed devlet terörü estirmiş bir teröristtir.’5 Şeklinde açıklama yaparak Esad rejimini devlet terörü uygulamasından dolayı suçlamış ve kınamıştır.

6. Çin ve Devlet Terörü Politikaları

Yüzyıllar boyunca dünyanın her bölgesinde soykırımlar, savaşlar, katliamlar meydana gelmiştir. Çin’in Doğu Türkistan’a yaptığı zulümler de bu acı durumun bir örneği olarak gösterilmektedir. Farklı iki devlet olarak görülse de 1949 yılından itibaren Doğu Türkistan, Çin Halk Cumhuriyeti’nin hakimiyeti altına girmiştir.6

Devlet terörü tanımında bahsettiğimiz üzere devletlerin kendi halkına veya himayesi altına aldığı devletin vatandaşlarına uyguladığı terördür. Nitekim bu tanımlamaya uygun olarak devlet terörü kapsamında Çin’in politikalarını da örnek vermemiz gerekmektedir. Doğu Türkistan bölgesi gerek zengin yeraltı kaynakları gerekse de konumu gereği stratejik bir öneme sahip olmasından dolayı her zaman farklı devletlerin hedefinde olmuştur. Çin bu bölgeyi himayesi altına almasından itibaren çok şiddetli bir asimilasyon politikası izlemiştir. Bölgede yaşayan Müslümanları yok etmeye çalışmışlardır.

Milyonlarca insan Çin’in uyguladığı işkenceler veya aç bırakılma sebebiyle hayatını kaybetmiştir. Yapılan zulümlere biraz daha örnek verecek olursak; Çift yönlü politika izlenmektedir. Doğu Türkistan’da yaşayan kızlar oradan alınarak Çinli erkeklerle, Çin’deki kızlar da Doğu Türkistan’a taşınarak evlilikler sağlanmakta ve nüfus değişimi amaçlanmaktadır. Bu nüfus değişim politikası çok ciddi sorunlara da neden olmaktadır. Türkler kendi anavatanlarında azınlık konumuna düşmüşlerdir.

Çin’in uyguladığı bir başka zulüm ise doğum yasağıdır. Bu yasak 1979 tarihinden itibaren uygulanmaktadır. Çin, Doğu Türkistanlı ailelerin köyde yaşayan insanlar için en fazla iki tane, şehirde yaşayanlar için ise en fazla bir çocuk yapabilme hakkı sunmaktadır.7 Bu yasağa uymayan kişiler de çok ciddi şekilde cezalandırılmaktadır. Örneğin bu yasak dışında daha fazla çocuğa hamile kalan kadınlar, hamileliklerinin kaçıncı ayında olursa olsunlar kürtaja zorlanmaktadır. Eğer bebek doğmuşsa da hastanede öldürülmektedirler.

Çin’in, Doğu Türkistan politikası devlet terörü kapsamında verebileceğimiz çok acı bir örnektir. Her ne kadar BM bu insanlık dışı durumda büyük bir sorumluluğa sahip olsa da bu zulmü engelleyememiş ve görevini yerine getirememiştir diyebiliriz. Birleşmiş Milletler Güvenlik Kurulunda Çin’in veto hakkının bulunması ne yazık ki Doğu Türkistan için gereğinin yapılmasına engel olmuştur.

7. Mısır ve Devlet Terörü Politikaları

Bilindiği üzere Mısır’da seçimle başa gelen ilk Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’dir. Fakat 2012 yılına gelindiğinde seçimin ikinci aşaması gerçekleşecekti ancak Muhammed Mursi’nin tekrar cumhurbaşkanı olmaması adına, Yüksek Askeri Konsey tarafından cumhurbaşkanının yetkilerini kısıtlayacak bazı önlemler alındı. Örneğin yeni yasalarla beraber artık cumhurbaşkanı, subayları ve başsavcıyı atayamayacaktı. Nitekim Muhammed Mursi yeniden seçilmesinin ardından o dönemde ülkede mevcut olan problemleri çözmesi adına askeri konsey tarafından 100 günlük bir süre verildi.

Muhammed Mursi
Tantavi

Nitekim Mursi’nin, Askeri Konsey Başkanı Tantavi’nin emekli olması gerektiğini vurguladıktan sonra bunu referanduma götürmesi ve referandum sonucunda da %64 evet oyuyla kabul edilmesinin ardından Mursi karşıtı protestolar kendini göstermeye başladı.8 Bu durumun ardından Tahrir meydanı göstericilerle dolup taştı. Tarihler 1 Temmuz 2013’ü gösterdiğinde ordu yönetime el koydu ve devletin başına geçti. Nitekim gelişen olaylarla birlikte Mursi yanlıları bu kararları kabul etmedi ve halk büyük bir direnişe başladı.

Bu direnişin ardından 8 Temmuz günü oturma eylemi gerçekleştiren halka, silahla karşılık verildi ve 100’den fazla insanın hayatını kaybetmesine sebep oldular. Ardından 17 Temmuz günü darbe karşıtı halk ile asker arasında Rabia Camii meydanında büyük bir çatışma yaşandı ve aralarında gazetecilerin, muhabirlerin de bulunduğu çok sayıda kişi hayatını kaybetti.

Öfkesi dinmek bilmeyen halka asker nota verdi ancak karşılığı olmayınca OHAL ilan edildi. Askerlerin OHAL ilan etmelerindeki en önemli amaç öldürdükleri halkın cesetlerini sokaktan toplamaktı. Nitekim öldürdükleri vatandaşlarını önce ezdiler daha sonra da yaktılar. 31 Aralık 2014 tarihinde bu olayda yaklaşık 3000’ yakın insanın hayatını kaybettiği tespit edildi ve çok sayıda gösterici idam kararına çarptırıldı. Mursi ise casusluk suçlamasından yargılandı ve ardından idam edildi. Bu yaşanan olaylarla birlikte Mısır eski kışına geri döndü. Devlet terörü kapsamında yaşanan gelişmeleri değerlendirmemiz gerekirse Mısır’da yaşanan olaylar devlet terörünün çok acı örneklerindendir.

Ece Hallum

Stratejik Ortak Misafir Yazarı

KAYNAK

KAYNAKÇA

Tuygan, Ali. ‘Arap Baharı ve Libya Örneği’. Serbest Kürsü, Yıl:2011, Cilt:XXXV, Sayı:272.

Acar, Harun. “Suriye Halkının Beşar Esad’a Direnme Hakkı: Üç Sözleşmeci Bakış”. Uluslararası İlişkiler, Cilt 10, Sayı 37 (Bahar 2013).

Acet İnce, Gül Seda. ‘ÇİN’İN VAHŞİ YÜZÜ: DOĞU TÜRKİSTAN ZULMÜ VE ULUSLARARASI TOPLUMUN SORUMLULUKLARI’. ASEAD CİLT 6 SAYI 4 Yıl 2019.

“Arap Baharının İlk Devriminin Üzerinden 10 Yıl Geçti”. Anadolu Ajansı. 25 Aralık 2022. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/arap-baharinin-ilk-devriminin-uzerinden-10-yil-gecti/2109556 (Erişim tarihi: 25 Aralık 2022).

“Beşar      Esad’ın       Yargılanacağı       Mahkeme      Kuruldu”.      BBC       Türkçe.      26       Aralık       2022.

https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-42493610 (Erişim tarihi: 26 Aralık 2022).

“ABD’de Etnik-Kültürel İrkçılık”. Anadolu Ajansı. 25 Aralık 2022. https://www.aa.com.tr/tr/analiz/abd- de-etnik-kulturel-irkcilik/1870540 (Erişim tarihi: 25 Aralık 2022).

Dipnotlar
1 “ABD’de Etnik-Kültürel İrkçılık”. Anadolu Ajansı. 25 Aralık 2022. https://www.aa.com.tr/tr/analiz/abd-de- etnik-kulturel-irkcilik/1870540 (Erişim tarihi: 25 Aralık 2022).
2 İbid.
3 Tuygan, Ali, ‘Arap Baharı ve Libya Örneği’, Serbest Kürsü, Yıl:2011, Cilt:XXXV, Sayı:272
4 Acar, Harun, “Suriye Halkının Beşar Esad’a Direnme Hakkı: Üç Sözleşmeci Bakış”, Uluslararası İlişkiler, Cilt 10, Sayı 37 (Bahar 2013), s. 117- 144.
5 “Beşar Esad’ın Yargılanacağı Mahkeme Kuruldu”. BBC Türkçe. 26 Aralık 2022. https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-42493610 (Erişim tarihi: 26 Aralık 2022).
6 Acet İnce, Gül Seda, ‘ÇİN’İN VAHŞİ YÜZÜ: DOĞU TÜRKİSTAN ZULMÜ VE ULUSLARARASI TOPLUMUN SORUMLULUKLARI’, ASEAD CİLT 6 SAYI 4 Yıl 2019, S 572-584.
7 İbid ss.577.
8 “Arap Baharının İlk Devriminin Üzerinden 10 Yıl Geçti”. Anadolu Ajansı. 25 Aralık 2022. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/arap-baharinin-ilk-devriminin-uzerinden-10-yil-gecti/2109556 (Erişim tarihi: 25 Aralık 2022).

E-BÜLTENE ABONE OLUN

Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.

Abone oldunuz, teşekkürler.

Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

E-BÜLTENE ABONE OLUN

Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.

Abone oldunuz, teşekkürler.

Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

Yazarlık Başvurusu

1 Yorum Var

Yorum Yaz

Lütffen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz