Avrasyanın Kalbinde Devletlerin Yarışı: Türk Dünyası

130

Türkistan coğrafyası büyüleyici bir bölge olarak tarih boyunca çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapmış ve zengin bir kültürel mirasa sahiptir. Bu bölge, tarihsel önem, çeşitliliği ve tabiatı ile dikkat çeker. Türkistan coğrafyası Asya kıtasının ortasında yer alır ve Avrasya’nın kalbi olarak anılır.

Türkistan geçmişten günümüze kadar önemli bir tarih sahnesi olmuştur. İpek Yolu’nun geçtiği yer olması nedeniyle, bölge birçok medeniyetin etkileşimine tanıklık etmiştir. Türkistan’ın tarihi ve coğrafi önemi, Avrupa ile olan ilişkilerinde temelini oluşturmuştur. İpek Yolu’nun Avrupa ile Asya arasındaki ticaretin önemli bir yolu olması, bölgenin Avrupa ülkeleriyle olan ilişkilerini derinleştirmiştir.

Özellikle bölgede yeraltı zengin kaynakları açısından en zengin devlet olan Kazakistan ile Avrupalı devletlerin üst düzey ilişkileri önem verilmesi gereken konulardan biridir. Buna takiben geçtiğimiz günlerde İngiliz Dışişleri Bakanı Türkistan devletlerine bir diplomasi turu düzenledi. Ve bu seyahat esnasında İngilizlerin bölgede aktif rol almak istediğini kültürel ve ticari antlaşmalar ile İngilizlerin niyetlerini açıkça göstermiş oldu. İngilizler açısından bu seyahat Yeni Bir Çağ olarak adlandırıldı.

Bölge’nin zor koşullar karşılığında bağımsızlığını ilan ettiği ve bu bağımsızlığa destek verilmesi gerektiği vurgulandı. Peki İngilizler Türkistan’da ne yapıyor? Gerçekten Türkistan’ın bağımsızlığı veya istikrarı çok mu önemli? Bu soruların cevabını elbette hepimiz biliyoruz! Bölgede şuan Rusya, Çin, Amerika, İngilizler ve Avrupalı devletler arasında bir güç yarışı bulunmakta. Çünkü bölge İpek Yolu’nun canlandırılmasıyla beraber büyük önem arz etmekte ve hammadde zengin kaynaklığı açısından oldukça elverişli bir konumda olduğundan bahsedebiliriz.

Ve bölgede Rusya ve Çin etkisini kırmak ve Batılıların bölgede daha fazla söz sahibi olmak istediğini görebiliriz. Ancak, Orta Asya’nın bağımsızlığı ve istikrarı için yapılan vurguların arkasında yatan gerçek aslında istikrarsızlığı ve bölgesel gerginlikleri artırma potansiyeline sahip olmasıdır. İngilizler ve Batı dünyasının bölgede etkin bir rol oynamak istemesi, Rusya ve Çin gibi büyük güçlerle yaşanan rekabetin yanı sıra, bölgedeki hassas dengeyi bozarak istikrarsızlık riskini artırabilir.

Peki biz Türk Dünyası Devletler Teşkilatı birliğinin bir üyesi olarak bölgede aktif miyiz? Türkiye Cumhuriyeti Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra Türkistan bölge ülkelerinin bağımsızlıklarını tanıyarak bölgeye olan ilgisini göstermiş oldu. Türk Devletleri ile farklı yatırım olanakları konuşuldu antlaşmalar yapıldı. Türkiye ve Türk Dünyası ülkeleri arasında yapılan antlaşmaların sadece kağıt üzerinde kalmaması ve gerçek anlamda başarıya dönüşmesi için daha fazla çaba sarf etmeliyiz. Bunun için, bölgede aktif bir rol almalı, yatırımlarımızı artırmalı ve kültürel çalışmalarımızı güçlendirmeliyiz. Ayrıca, dış politikamızı genişleterek ve güncelleyerek, bölgedeki etkimizi artırmalı ve Türk Dünyası ülkeleri arasındaki işbirliğini daha da güçlendirmeliyiz.

Batılılar yumuşak gücü etkin bir şekilde kullanıyorlar ve bu nedenle bizler de Türk Dünyası ülkeleri olarak kültürel çalışmalarımızı artırmalı ve öncelikle bölgede görev yapan üst düzey memurlarımızın Kazakça ve Rusça dil bilgisini geliştirmeliyiz. Bugün Batılılar, Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan ülkelerinde bu ülkelerin vatandaşların dan daha iyi yerel dilleri konuşabiliyorlar; bu durum, bizim memurlarımızın yetkinliğiyle karşılaştırıldığında maalesef bölgede yumuşak gücümüzü çokta iyi kullanamadığımızı görebiliyoruz.

Türkistan coğrafyası, Türk Dünyası için önemli bir rol oynamaktadır ve bu nedenle bu coğrafya ihmal edilmemelidir. Eğer gerçekten Türk Dünyası olmak istiyorsak, bölgedeki Türk Devletleri üyelerinin dışında başka devletlere uluslararası ilişkiler çıkarı haricinde söz hakkı verilmemelidir. Bu konular üzerine düzenli raporlamalar yapılmalı ve bu yönde somut adımlar atılmalıdır.

Türkistan coğrafyasının Türk Dünyası ve Avrasya için stratejik bir öneme sahip olduğunu ve bu bölgede daha etkin bir rol oynamamız gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. Kültürel çalışmalarımızı ve dış politikamızı geliştirerek, bölgedeki etkimizi artırabiliriz. Ancak bu hedefe ulaşmak için devlet olarak kararlı bir şekilde hareket etmeli ve bölgedeki işbirliğimizi güçlendirmeliyiz. Türk Devletleri arasında daha sıkı bir dayanışma sağlayarak, bölgenin geleceği konusunda ortak bir vizyon oluşturabiliriz.

Bu şekilde, Türkistan coğrafyasının Türk Dünyası için önemini koruyarak, bölgede daha sağlam bir varlık sergileyebiliriz. Unutmamalıyız ki; Eğer Türk Dünyasını göz ardı edersek bir gün batılı devletler ile Rusya ve Çin ile rekabet noktasında çok geride kalabiliriz.

                                                                                     Ahmet Arif ALAN

E-BÜLTENE ABONE OLUN

Stratejik Ortak yazarlarının makalesi ve haritalar ücretsiz e-postanıza gelsin.

Abone oldunuz, teşekkürler.

Bir şeyler yanlış oldu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

Yazarlık Başvurusu

Yorum Yaz

Lütffen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz